The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.
Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by aliozdemirr50, 2022-05-09 09:04:51

İSLAM TARİHİ [TOPLUCA]

İSLAM TARİHİ [TOPLUCA]

Hz Muhammed Abdulmuttalib’in Yanında

✓ Annesinin vefatı üzerine Ümmü Eymen, Muhammed’i Mekke’ye götürüp dedesi

Abdülmuttalib’e teslim etti.

✓ Abdülmuttalib, Muhammed’e gereken ihtimamı gösterdi. Dârünnedve’deki toplantılara

başkanlık ederken yanına aldı, ona baba şefkatini ve sevgisini hissettirdi.

✓ Abdülmuttalib ölümünden önce, sekiz yaşında olan Muhammed’in bakımını oğlu Ebû

Tâlib’e vasiyet etti. [ö / 577]

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Hz Muhammed Ebû Tâlib’in Yanında

✓ Ebu Tâlib, 535 yılında doğmuştur. Hz. Peygamber’in babası Abdullah ile amcası

Zübeyr’in öz kardeşidir.

✓ Babası Abdülmuttalib ölümünden önce, sekiz yaşında olan torunu Muhammed’in

bakımını ve himayesini kendisine vasiyet etmişti.

✓ Ebû Tâlib, Muhammed’i çocuklarından daha fazla sevdi, onun uğurlu olduğuna inandı ve

iyi yetişmesi için gayret sarfetti.

✓ Ebû Tâlib nübüvvetten sonra da yeğeninin yanında yer aldı ve kendisini korumak için

elinden geleni yaptı.

✓ Hz. Muhammed, dokuz (veya on iki) yaşında iken ticaret amacıyla Suriye’ye giden

amcasına katıldı. Kervan Suriye topraklarındaki Busrâ’da konakladı.

✓ Hz. Muhammed’in burada rahip Bahîrâ ile görüşüp görüşmediği ve bu esnada aralarında

nelerin konuşulduğu hususu tartışmalı bir konudur.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Hz Muhammed’in Gençlik Yılları

✓ Hz. Muhammed’in 15 yaşlarındayken, Ficâr savaşlarının ilk grubunun dördüncüsüne

amcalarıyla birlikte katıldığı rivayet edilmektedir.

✓ Hz. Muhammed’in, kalabalık bir aileye sahip olan Ebû Tâlib’e yardım için on yaşlarında

iken onun veya başkalarının koyunlarını güttüğü bilinmektedir.

✓ Nübüvvetten sonra kendisine sorulan bir soru üzerine her peygamberin koyun güttüğünü

ifade etmiştir

✓ Bu savaşın hemen ardından da Hilfü’l-fudûl toplantısına iştirak etti. Bu hareket içinde yer

alanlar haksızlığa uğrayanları koruyacaklarına dair yemin etmişlerdi.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Hilfü’l-Fudûl (604)
Bazı Kureyş kabilelerinin, Mekke’de haksızlığa uğrayan insanlara yardım etmek amacıyla
yaptıkları Hz. Muhammed’in de katıldığı antlaşma.
Haram aylardan zilkadede vuku bulan bir olayın Hilfü’l-fudûl’e yol açtığı rivayet edilmektedir.
Zübeyd kabilesinden bir kişi Mekke’ye geldi ve Âs b. Vâil es-Sehmî, ile malların pazarlığını
yaptı fakat alıcı malların parasını yapılan pazarlık üzerinden ödemek istemedi.
Satıcı istediği parayı alamayınca kabilelerin bazı ileri gelenlerine gidip durumu anlattı; ancak
kendisine yardım etmediler. Bunun üzerine Tâcir, ertesi gün Ebû kubeys tepesine çıkıp yüksek
sesle mağduriyetini dile getiren bir şiir okudu.
Hz. Peygamber’in amcası Zübeyr b. Abdülmuttalib şehrin en zengin, yaşlı ve nüfuzlu kabile
reisi durumundaki Abdullah b. Cüd‘ân et-Teymî’ye başvurarak onu bu işin görüşülmesi için
bir toplantı yapmaya ikna etti.
Toplantıda hazır bulunanlar uzun tartışmalardan sonra haksızlığı önlemek için yemin ettiler ve
gönüllülerden oluşacak bir grup kurmayı kararlaştırdılar.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Hz Muhamemed’in Ticari Hayatı

✓ Mekke’deki Kureyş kabilesi mensuplarının ticaretle uğraştığı bilinmektedir. Kumaş ve tahıl

ticareti yapan Ebû Tâlib’e yardım etmek suretiyle ticaret hayatına başlayan Hz.
Muhammed amcasının yaşlandığı yıllarda kendisi ticarete devam etti ve Mekkeli bir zatla
ticarî ortaklık kurdu.

✓ Bu dönemde çeşitli yerlere ticaret amacıyla seyahat etti. Ergenlik çağında Hubâşe

panayırına, bir veya iki defa Yemen’e, ayrıca Doğu Arabistan’daki Muşakkar ve Debâ
panayırlarına, ve Habeşistan’a gittiği bilinmektedir.

✓ Böylece bir taraftan ticareti öğrenirken diğer taraftan Arabistan’ın çeşitli yerlerinde yaşayan

insanları yakından tanıma, onların dil ve lehçelerini, dinî, siyasî ve içtimaî durumlarını
öğrenme imkânını elde ediyordu.

✓ Hz. Muhammed yirmi yaşını geçtiği sırada ticarî seyahatlere çıkma teklifleri alıyordu.
✓ Hastalandığı için bizzat gidemeyen bir tüccarın mallarını götürüp başarılı bir sonuç elde

edince yeni teklifler aldı.

✓ Onun Hatice bint Huveylid ile evlenmesi de bu ticarî gelişmelerden sonra gerçekleşti.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Hz Muhamemed’in Hz. Hatice ile Evlenmesi

✓ Nesebi önceki kuşaklarda Hz. Muhammed’in nesebiyle birleşen, iki kocadan dul kalmış

olup zengin ve soylu bir hanım olan Hatice tavsiye üzerine Hz. Muhammed’e ortaklık
teklifinde bulundu.

✓ Yapılan anlaşmadan sonra Hz. Muhammed, Hatice’nin yardımcısı Meysere ile birlikte

Suriye’ye gitti ve kârlı bir yolculuğun ardından Mekke’ye döndü.

✓ Neticeden memnun kalan Hatice’nin Hz. Muhammed’e güveni arttı ve ona karşı olan

takdir hisleri güçlendi. Hatice bizzat kendisi Hz. Muhammed’e evlilik teklifinde bulundu,
Hz. Muhammed de bu teklifi kabul etti.

✓ Amcaları Hatice’yi onun amcası Amr b. Esed’den istediler; evlilik gerçekleşince Hz.

Muhammed Ebû Tâlib’in evinden Hatice’nin evine taşındı.

Bu evlilik sırasında Hz Muhammed 25, yaşında Hz. Hatice de yirmi sekiz yaşındadır.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Hz Muhammed’in Peygamberliği
Hz. Muhammed’in peygamberliği sadece Mekke veya Arap yarımadasının değil, büyün
dünya ve insanlık tarihi açısından son derece önemli hadiselerin başında gelmektedir.
610 yılında ilk vahyin gelişiyle başlayan süreç Mekkeli müşriklerin şiddetli karşı çıkışları
sebebiyle 622 yılında hicret edilen Medine’de devam etmiştir.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

a) İlk Vahiy
✓ Hz. Peygamber 30 lu yaşlarından itibaren sık sık inzivaya çekiliyor, uzun süre şehre

dönmeden münzevi bir hayat yaşıyordu.

✓ 35 yaşından itibaren bu münzevi hayat tarzı daha sıklıkla [Hira Dağı] Nur dağında daha

sonra adı Hira olarak anılacak olan mağarada devam ediyordu.

✓ Peygamberlikle görevlendirilmeden birkaç yıl öncesinden itibaren her yıl Ramazan ayında

dedesi Abdülmuttalib ve bazı Kureyşliler’in yaptığı gibi Nur dağındaki mağarada
tefekkür etmek üzere daha fazla vakit geçirmeye başladı.

✓ Aynı dönemde Hz. Peygamber “sadık rüyalar” görmeye başlamış, bir süre devam eden bu

zaman diliminde gördüğü bütün rüyalar aynen çıkmıştı. Buraya kadar anlatılanlar bir
bütünlük içinde değerlendirildiğinde, Hz. Muhammed’in vahye hazırlandığı söylenebilir.

✓ 610 yılı Ramazan ayında Hz. Peygamber’in Hira’da bulunduğu bir gece, muhtemelen 27.

gece, Cebrâil gelerek Allah tarafından peygamber olarak görevlendirildiğini haber verdi

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Bu ilk vahyi Hz. Peygamber şöyle anlatmaktadır:

“O gece Cebrâil bana gelerek “Oku!” (İkra’) dedi. Ben okuma bilmediğimi söyledim. Bunun üzerine melek
beni aldı; dayanabileceğim son noktaya kadar sıktı. Ardından beni bırakıp tekrar “Oku!” dedi. Cevaben yine
“Ben okuma bilmem” deyince tekrar son noktaya kadar sıktı ve “Oku!” dedi. Ben “Ne okuyayım?” diye cevap
verince melek beni üçüncü defa takatim kesilinceye kadar sıktı ve bıraktıktan sonra şu âyetleri okudu:
“Yaratan Rabbinin adıyla oku. O insanı bir embriyodan yarattı. Oku! Senin Rabbin en büyük kerem
sahibidir. Kalemle yazmayı öğreten, insana bilmediklerini belleten odur” (Alak Sûresi 96/1-5).

✓ İlk defa karşılaştığı bu olayın etkisiyle heyecan ve korku içinde evine dönen Hz.

Peygamber, yatağına yatarak eşinden üzerini örtmesini istedi ve uyandıktan sonra da
başından geçenleri anlattı.

✓ Sabah olunca, Hz. Hatice’nin amcasının oğlu Varaka b. Nevfel’in yanına gittiler. Kitâb-ı

Mukaddes’i iyi bilen bir Hıristiyan olan Varaka anlatılanları dinledikten sonra kendisine
görünenin vahiy getiren melek olduğunu ve kavminin kendisine kötü davranıp şehirden
çıkaracakları zamana erişirse kendisinin yanında olacağını söyledi.

✓ Bu görüşmenin ardından Hz. Peygamber kalben ferahlamıştı.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

b) Fetretü’l-Vahy

İlk vahyin ardından bir süre kendisine vahiy gelmedi. Kaynaklarda “fetretü’l-vahy” (vahyin
kesintiye uğraması) adı verilen bu dönem Hz. Peygamber için oldukça zorlu geçti.

✓ Fetretü’l-vahy birkaç ay sürdü [Bu dönemin üç yıl kadar sürdüğü yönünde farklı rivayetler

bulunmaktadır. Ancak bu rivayetlere ihtiyatlı yaklaşmak gerekir]

✓ Bu dönemde Hz. Peygamber Rabbinin kendisini terk ettiği endişesine kapılmıştı. Kendisine

gelen vahiy meleğini yeniden görebilmek için Hira mağarasına gidiyor ancak bir türlü
melek gelmiyordu.

✓ Hz. Peygamber bir gün Hira mağarasından dönerken Cebrâil’i yeniden gördü,korku ve

heyecanla evine gidip yatağına girdi.

✓ Hz Peygamber, Cebrâil’i evinde yeniden gördü. Bu defa kendisine Müddessir Sûresi’nin

ilk beş âyeti bildirilmekteydi.

✓ Bu âyetlerle artık ilahi mesajı insanlara ulaştırması ve bunu yaparken de Rabbine güvenmesi

istenmekteydi. [Tebliğ Dönemi bu ayetlerle başlamış oldu]

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Ey örtülere bürünen (insan)! Gece biraz “Sen ey (yalnızlığına) bürünmüş olan! Kalk
ilerleyince (namaz için) kalk; gece yarısı ve uyar! Rabbinin büyüklüğünü ve yüceliğini
(kalk) ve ağır ağır, duyarak Kur'an oku. Biz an! Öz benliğini temiz tut! Ve bütün
sana (sorumluluğu) ağır bir mesaj tevdi pisliklerden kaçın! İyilik yapmayı kendine
edeceğiz; (ve) gerçek şu ki, gece vakti zihin kazanç aracı kılma, ama sabırla Rabbine
daha zinde ve güçlü olur ve okuma daha da yönel.” (Müddessir/74: 1-7)
berraklaşır, halbuki gündüzleri seni meşgul
edecek yığınla iş var, ama (hem gece hem
gündüz) rabbinin adını an ve bütün varlığınla
kendini O’na ada. (O’dur) doğunun ve
batının rabbi; O’ndan başka tanrı yoktur.
Öyleyse, kaderini belirleme gücünü yalnız
O’na izafe et, halkın (senin aleyhinde)
söyleyebileceği her şeye sabırla katlan ve
onlardan uygun şekilde uzaklaş.”
(Müzzemmil/73: 1-10)

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Fetret’ul Vahy ile ilgili farklı bir yorum Duha Suresi Meali

1. İlk vahiyden (Alâk ve Müddessir sûrelerinin 1. Kuşluk vaktine andolsun,
ilk âyetlerinden) sonra uzunca bir süre vahiy 2. Karanlığı çöktüğü vakit geceye andolsun
kesilmiş, tekrar başladığında ilk olarak Duhâ
sûresi gelmiştir. ki,
3. Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da.

2. Necm sûresinde geçen “Cebrâil”i bütün 4. Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan
azametiyle görme ve ona iyice yaklaşma” daha hayırlıdır.
sonucu Hz. Peygamber’de oluşan heyecan ve 5. Şüphesiz, Rabbin sana verecek ve sen de
sarsıntı yatışsın diye bir süre vahiy kesilmiş, hoşnut olacaksın.
sonra Duhâ sûresi gelmiştir. 6. Seni yetim bulup da barındırmadı mı?

7. Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da
3. Vahyin mâkul sebeplerle kesilip araya yola iletmedi mi?
fâsılaların girmesi her seferinde muhaliflerin 8. Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi
dedikodu yapmalarına vesile olmuş, Allah da
resulünü teselli etmiştir. mi?
9. Öyleyse sakın yetimi ezme!

10. Sakın isteyeni azarlama!

11. Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

c) İslâm’a İlk Çağrı : Gizli Davet Dönemi

Müddessir Sûresi’nin ilk âyetleri indikten sonra Hz. Peygamber yakın çevresindeki insanları
İslâm’a davet etmeye başladı. [Bu dönem üç yıl kadar sürmüştür]

✓ Gizli davet döneminde Hz. Peygamber’in en yakın dostlarından Ebû Bekir, amcası Ebû

Tâlib’in oğlu Ali, Zeyd b. Hârise, kızları Zeyneb, Rukıyye ve Ümmü Külsûm Müslüman
oldu.

✓ İslâm’ı kabul edenler yakın çevrelerindekileri de İslâm’a davet etmekte, böylece İslâm

Mekke’de dalga dalga yayılmaktaydı.

✓ Bu dönemde Hz. Peygamber ibadetlerini evinde veya tenha vakitlerde Kâbe’de bazen de

diğer Müslümanlarla birlikte yapıyordu.

✓ Erkam b. Ebü’l - Erkam adlı İslâm’ı kabul eden gencin Safâ tepesi eteğindeki evi

Müslümanlar’ın toplanma mekanıydı. [Daru’l-Erkam]

✓ Gizli Davet Dönemi, Ömer b. Hattâb’ın İslâm’ı kabulüne kadar devam etti.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

d) İslâm’a Açık Davet

Hz. Peygamber vahyin dördüncü yılından itibaren Mekkelileri açıktan İslâm’a davet etmeye
başladı.

➢ Yakın Akrabaya Tebliğ ….
✓ Öncelikle, yakın akrabalarını İslâm’a davet etmek üzere evinde bir ziyafet tertip etti.
✓ Benî Hâşim ve Benî Muttalib’den yaklaşık kırk beş kişinin katıldığı yemeğin ardından

amcası Ebû Leheb yeğenine fırsat vermeden konuşmaya başlayıp “Kabilesine senin
getirdiğinden daha fena bir şey getireni görmedim” demiş ve konuklar dağılmıştı.

✓ Ebû Tâlib, yeğeninin sözlerini güzel bulduğunu, kendisini destekleyeceğini ancak atalarının

dininden dönmeyeceğini söyledi ve hayatta olduğu sürece yeğenini himaye edeceğini bir kez
daha ilan etti.

✓ Ebû Leheb, ise akrabalarından ona engel olmalarını, sözlerine kulak vermemelerini,

atalarının inancından dönmeleri halinde kötü bir iş yapmış olacaklarını ve kendisini himaye
etmeleri halinde öldürüleceklerini söyledi.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Mekke’lilere Tebliğ …
Resûlullah bir gün Safâ tepesine çıkarak bütün Mekkeliler’e İslâmiyet’i tebliğ etmeye karar
verdi ve orada toplananlara şunları söyledi: …

▪ “Ey Kureyşliler! Size şu dağın arkasında bir düşman birliği var desem inanır mısınız?”;
▪ “Evet, senin yalan söylediğini hiç görmedik” cevabını alınca konuşmasına şöyle devam etti:
▪ “Öyleyse ben büyük bir azaba uğrayacağınızı size haber veriyorum.
▪ Allah bana en yakın akrabamı uyarmamı emretti. Allah’tan başka ilâh yoktur demediğiniz

sürece size ne bu dünyada ne de âhirette bir faydam dokunur”

✓ Kureyş ileri gelenleri Resûlullah’ın İslâm’a davetine önceleri pek karşı çıkmamışlardı.

Ancak puta tapıcılığı eleştiren âyetleri okumaya, puta tapanların cehenneme gireceğini
söylemeye başlayınca tebliğini büyük bir tehlike olarak görüp davetini engellemek için
ellerinden geleni yaptılar.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Kureyşliler’in İslam’a karşı çıkma nedenleri…

✓ Kureyşlileri bu tavra iten ana sebep, putperestliğin yıkılması halinde diğer Arap kabileleri

nezdindeki saygın konumlarını kaybedeceklerini düşüncesiydi. [İtibar ve ticari
menfaatlerin ellerinden gitmesinden korkuyorlardı]

✓ Atalarından intikal eden inançlara kutsiyet atfettiklerinden, doğru veya yanlışlığı

sorgulanmadan devam ettirilen inançların yine kendi kabilelerinden biri tarafından
eleştiriliyor oluşunu da kabullenemiyorlardı.

✓ Ahlaki açıdan bulundukları genel durum İslâm karşıtı tavırlarını belirleyen hususlardan

biriydi. [Güçlünün haklı olduğu, kabile asabiyetine dayanan bir üstünlük anlayışının
getirdiği maddi kazançlar, faiz, kumar, fuhuş, içki, yalan gibi kötü alışkanlıkların tamamı
Hz. Peygamber tarafından yanlış olduğu ifade edilen davranışlardı]

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

e) İşkence Dönemi
✓ Mekkeliler İslâm’a tebliğin ilk zamanlarında Hz. Peygamber ve Müslümanları küçümseyen

bir tavır takınmışlardı.

✓ Zaman içinde şiddete başvuran müşrikler, özellikle korumasız ve güçsüz Müslümanlara

işkence ediyorlardı.

✓ Müslümanlara işkence edenlerin başında Ebû Cehil, Ebû Leheb, Ebû Süfyân, Ümeyye b.

Halef, Velîd b. Muğîre Hakem b. Ebü’l-As gibi isimler gelmekteydi

✓ Müşriklerin bu insanlık dışı davranışlarından en çok etkilenenler Mekke’ye sonradan gelen

aileler veya kölelerdi.

Efendisi Ümeyye b. Halef tarafından Hz. Peygamber’in nübüvvetini inkar etmeye zorlanan
Bilâl-i Habeşî, “Allah birdir” cevabını veriyordu.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

İslam’ın İlk Şehitleri

✓ Yâsir ailesi işkenceler sonunda can veren ilk sahabîler olarak İslâm tarihinin ilk şehitleri

oldu. Yâsir ve eşi Sümeyye, Ebû Cehil’in işkenceleri altında can verdi.

✓ Yasir Ailesinin oğulları Ammâr işkencelerin dayanılmaz olmaya başladığı bir anda Lât ve

Uzzâ’yı yücelten ve Hz. Peygamber’i kötüleyen sözler söylemek zorunda kaldı. Bu şekilde
işkenceden kurtulan Ammâr, derhal Hz. Peygamber’in yanına giderek durumu anlattı.

✓ Hz. Peygamber’in ona bu sözleri söylerken neler hissettiğini sorması üzerine, o esnada

kalbinin iman dolu olduğu cevabını verdi.

✓ Bunun üzerine Hz. Peygamber, zor durumda kalınması halinde bu şekilde davranmakta bir

sakınca olmadığını söyleyerek bu durumla tekrar karşılaşırsa yine aynı şekilde davranmasını
tavsiye etti.

Müslüman olduğu için ailelerinden baskı gören çok sayıda yerleşik Mekkeli’ler de benzer durumları yaşadı.

▪ Osman B Afvan : Amcası tarafından harcamaları kısıtlanarak İslâm’dan döndürülmeye çalışılmıştı.
▪ Mus’ab B Umeyr : İslâmı kabul ettiği için elbiseleri dahil sahip olduğu her şey ailesi tarafından elinden

alınmıştı.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Hz. Ebu Bekir’e Fiili Saldırı …
Bir gün Erkam’ın evindeyken, ashab hep beraber Kâbe’ye gidilmesini istemişler, fakat
Resulullah buna yanaşmamıştı.
Ancak Ebubekir’in ısrarına dayanamadı ve hep birlikte Harem’e gittiler. Biraz sonra burada
toplanmış bulunan müşriklere Ebubekir, birtakım nasihatler etti, konuşmalar yaptı.
Buna tahammül edemeyen müşrikler, Müslümanlara saldırarak dövüşmeye başladılar. Utbe b.
Rebia, eline düşürdüğü Ebubekir’i çok fena bir şekilde dövdü.
Bitkin ve baygın bir şekilde evine götürülen Ebubekir, akşama doğru kendine geldiğinde, ilk
işi kendi durumuna düşmüş olmasından endişe ettiği Resulullah’ı sormak ve sağlık durumunu
görmek için annesi ve Ümmü Cemil’in yardımıyla, Erkam’ın evine gitmek oldu.
Hz. Peygamber’in sağlıklı olduğunu görünce çok sevindi, ona sarıldı ve Müslümanlarla
kucaklaştı. Burada, kendisine yardım eden annesinin hidayete ulaşması için Hz.
Peygamber’den Allah’a dua etmesini istedi.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Hz. Peygamber’e Yapılan İşkenceler…

✓ Peygamberimiz, bir gün, Kâbe’yi tavaf ediyor, o sırada müşriklerden Ukbe b. Ebî Muayt,

Ebu Cehil ve Ümeyye b. Halef’de orada oturuyorlardı.

✓ Peygamberimiz onların hizasından geçerken, ona laflar attılar..
✓ Ebu Cehil, Peygamberimiz’e: “Vallahi, sen atalarımızın tapageldikleri tanrılara tapmaktan

men ettiğin müddetçe, deniz bir kıl parçasını ıslatacak suya malik bulundukça, seninle
barışmayacağız.” dedi.

✓ Peygamberimiz de: “Ben de size karşı öyleyim.” buyurdu.
✓ Bunun üzerine, Ebu Cehil yerinden sıçradı ve Peygamberimizin yakasından tutmak

isteyince, itilip sırt üstü düşürüldü.

✓ Hz. Ebubekir Ümeyye b. Halef’i, Peygamberimiz de Ukbe b. Ebî Muayt’ı def ettiler.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

▪ Ebu Cehil, Velid b. Mugîre ve üçüncü bir arkadaşları, Resulullah’ı öldürmeyi aralarında

tasarladılar.

✓ Ebu Cehil, ‘Peygamberimiz’i namaz kılarken görürse, başını taşla ezeceğine ve

öldüreceğine yemin etti’

✓ Bir gün, Peygamberimiz’in Kâbe’de namaz kıldığı bir sırada, Ebu Cehil’e, “işte,

Muhammed orada.” dediler.

✓ Ebu Cehil, Kabe’ye gitti ama Peygamberimizi göremeyince “nerede o?” diye sordu.

Oradakiler Peygamberimizi göstermesine rağmen onu göremedi.

✓ Oradakiler, bu defa da Velid b. Mugîre’yi gönderdiler.
✓ Velid de Resulullah’ı bir türlü göremiyordu. Arkadaşlarının yanına dönüp bunu onlara

bildirdi: “Vallahi, sesini duyduğum hâlde, kendisini göremiyordum.” dedi.

✓ Arkadaşlarından üçüncüsü, “Vallahi, gidip onun başını bu kez ben ezeceğim.” dedi. Eline

bir taş alıp gitti ve birden peşi sıra geri dönerek, oracıkta baygın düştü. Kendisine
geldiğinde Hz. Peygamberle arasında bir Puğur [İri Deve] gördüğünü ve çok korktuğunu
anlattı.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

✓ Allah Resulu’nün evi Ebu Leheb ile Ukbe b. Ebi Muayt'ın evleri arasında idi.
✓ Bunlar, hayvan işkembesini getirip Peygamberimiz’in kapısının önüne atarlardı.
✓ Ebu Leheb, kendi evinden, Peygamberimiz’e taş atar dururdu.
✓ Ebu Leheb'in karısı Ümmü Cemil de, Hz. Peygamber'e düşmanlıkta aşırı gider; küfründe,

inkârında ve inadında kocasına yardımcı olurdu.

✓ Ümmü Cemil her gece pıtrakları, dikenleri ve dikenli ağaç dallarını toplayıp büyük demet

yapar, boynuna bağlar, geceleyin ayağına batsın, yaralar açılsın diye Peygamberimizin
geçeceği yollara saçardı.

Tebbet Suresi, Ebu Leheb ve Karısı Ümmü Cemil hakkında inmiştir

“Kahrolsun o parlak yüzlünün iki eli ve kahrolsun kendisi! Ne faydası olacak servetinin ve kazancının? (Öteki
dünyada) şiddetle parlayan bir ateşe atılacak, iğrenç söylentilerin taşıyıcısı olan karısı ile birlikte, (o ki,)
boynunda bükülmüş iplerden bir halat (taşır)!” (Tebbet/111: 1-5)

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

✓ Peygamberimiz, bir gün Kabe’de namaz kılıyordu. Ebu Cehil b. Hişam, Şeybe b. Rebia,

Utbe b. Rebia, Ukbe b. Ebi Muayt, Ümeyye b. Halef da Hicr’de oturuyorlardı.

✓ Allah Resulu (s) namazını kılarken secdesini uzattı…
✓ Ebu Cehil, 'hele şu gösterişçiye bakın!” dedi ve devamla “Hanginiz varıp filan

oğullarının dün boğazlanan devesinin işkembesini, kanını getirir de secdeye vardığı zaman
Muhammed'in iki omzunun arasına koyar?” diye sordu.

✓ Ukbe b. Ebi Muayt, “Ben yaparım” dedi ve kalkıp gitti. işkembeyi alıp getirdi ve

Resulullah secdeye vardığı zaman, onları iki omuzunun arasına bıraktı.

✓ Hepsi katıla katıla gülerken, Allah Resulu ise secdeden ayrılamıyor ve başını

kaldıramıyordu.

✓ Nihayet, biri gidip Fâtıma'ya haber verdi. Koşarak geldi ve Resulullah’ın üzerinden onları

alıp attı.

✓ Bunu yapanlara ağır sözler söyledi. Onlar Fâtıma'ya hiçbir karşılık vermediler.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Müslümanlara en çok işkence eden ve İslam dinine en çok muhalefet eden Mekke’li
müşrükler şunlardır…

Ebu Cehil
Utbe b. Rebia
Übeyy b. Halef

Ukbe b. Ebi Muayt

Velid b. Mugîre

Nadir bin Haris

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

f) Habeşistan Hicretleri

✓ Mekkeli müşriklerin artan baskı ve işkenceleri, Müslümanları inançlarını rahatça ve güven

içinde yaşayabilecekleri bir yer arayışına itmişti.

✓ Hz. Peygamber Müslümanlara, adil bir hükümdar olarak tanınan Habeşistan hükümdarı

Ashame’nin topraklarına gitme tavsiyesinde bulunmuştu.

▪ Birinci Habeşistan Hicreti (615) 1. Habeşistan Hicretine Katılan Sahabiler

➢ 615 yılında, Kızıldeniz kıyısında ki Şuaybe Hz. Osman & Hz. Rukıyye Bint Muhammed
Ca‘fer b. Ebû Tâlib & Esmâ bint Umeys
Limanından gerçekleşmiştir. Bu Hicrete 11 erkek
4 hanım sahabi olmak üzere toplan 15 kişi Hâlid b. Saîd & Ümeyme bint Hâlid
katılmıştır. Osman b. Maz‘ûn
Zübeyr b. Avvâm
➢ Bu Hicret dönemiyle ilgili ‘Garanik Olayı’ olarak Abdullah b. Cahş
Abdullah b. Mes‘ûd
adlandırılan uydurma rivayetler de bulunmaktadır. Abdurrahman b. Avf
Ebû Ubeyde b. Cerrâh
Mus‘ab b. Umeyr

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Garânîk Olayı

✓ Garânîk “beyaz su kuşu, kuğu, turna; beyaz tenli genç ve güzel kız” anlamlarına gelir.
✓ İslâm literatüründe Garânîk kelimesi, Hz. Peygamber’in müşriklerin gönlünü İslâm’a

ısındırmayı arzu ettiği bir sırada, şeytanın telkiniyle vahiylere Allah kelâmı olmayan bazı
sözler karıştırdığını ve daha sonra Cebrâil’in ikazıyla bundan vazgeçtiğini iddia eden
rivayetler münasebetiyle kullanılmıştır.

✓ Garânîk’le ilgili ilk rivayet erken devir siyer yazarlarından İbn İshak’a aittir.

İbn Sa’d’ın naklettiğine göre Hz. Peygamber kavminin kendisinden yüz çevirdiğini görünce
nefretlerini celbedecek âyetlerin inmemesini arzu etmiştir. Bir gün Kâbe’nin civarında Kureyşliler’le
birlikte otururken Necm sûresini okumaya başlamış, 19-20. âyetlerine gelince şeytan 20. âyetin
devamı gibi, “İşte onlar ulu kuğulardır (garânîk), şüphesiz ki şefaatleri umulmaktadır” ( ‫تلك الغرانيق‬
‫ وإن شفاعتهن لترتجى‬، ‫ )العلى‬anlamında bir metni Resûl-i Ekrem’e okutmuş, Resûl-i Ekrem okumaya
devam edip sûreyi bitirince sonundaki secde âyetinden dolayı secde etmiş, kavmi de kendisine uyarak
secdeye kapanmıştır.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

▪ İkinci Habeşistan Hicreti (616)
✓ 616 tarihinde Mekke’ye dönen Hz. Osman’ın Habeşistan hakkında anlattıkları öylesine

olumluydu ki, Hz. Peygamber’in amcasının oğlu Cafer b. Ebû Tâlib başkanlığında
108 kişiden oluşan ikinci bir kafile yola çıkmıştır.

▪ Habeşistan Hicretlerinde Kureyş’in Tavrı
✓ Kureyşliler Habeşistan topraklarına hicret eden Müslümanların iadesi talebiyle bir

elçi heyeti gönderdi. Kureyşlileri dinleyen Necâşî, bir de topraklarına yerleşen
Müslümanları dinlemesi gerektiği cevabını verdi. Müslümanlar adına Cafer b. Ebû
Tâlib konuştu.

✓ Konuşmaları dinleyen Ashame, Müslümanları iade etmeyeceğini bildirdi ve Mekkeliler

bir sonuç elde edemeden döndüler.

✓ Habeşistan topraklarına hicret edenlerin bir kısmı Müslümanlara uygulanan boykotun

sona ermesinden sonra Mekke’ye dönmüş, bir kısmı ise hicretten sonra Medine’ye
gitmişti.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

g) Kureyş’lilerin Müslümanlara Boykot Uygulaması (616 – 619)

Hz. Peygamber’in İslâm’a davetinin etkisini kırabilmek için Mekkeli müşrikler
Hâşimoğulları ve Muttaliboğulları ile olan ilişkilerinde akrabalık hukukuna uymayacaklarını
ilan ettiler.

✓ Hâşimoğulları ve Muttaliboğulları ile konuşmama, onlarla herhangi bir alışveriş

yapmama, evlilik yapmamayı içeren bir boykot uygulamaya başladıklarını bildiren bir yazı
yazarak Kâbe’nin duvarına astılar.

✓ Bunun üzerine Ebû Tâlib bu kollara mensup olanları oturduğu bölgede topladı. Şi‘bu Ebû

Tâlib (Ebû Tâlib Mahallesi) adıyla bilinen yerde toplanan Müslümanlar, 616-619 yılları
arasında zor şartlar altında yaşamak zorunda kaldılar.

✓ Hac mevsimi ve haram aylar dışında bulundukları bölgeden çıkarak ticaret yapabilmeleri

mümkün değildi.

✓ Boykot, aralarında Ebû Tâlib’in kız kardeşinin oğlu Züheyr b. Ümeyye ve Hişâm b.

Amr’ın da bulunduğu bazı kimseler Kureyş ileri gelenlerinden Mut‘im b. Adî ve Zem‘a b.
Esved ile anlaşıp boykota son verdiler.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

h) Hüzün Yılı (620)
✓ Hz. Peygamber’in nübüvvetinin 10. Yılında (620) hayatında çok büyük bir yeri olan amcası

Ebû Tâlib ve yirmi beş yıl mutlu bir hayat yaşadığı eşi Hz. Hatice üç gün arayla vefat etti.

✓ Hz. Peygamber’i ve bütün Müslümanları son derece derinden üzen bu yıl İslâm tarihi

kaynaklarında “hüzün yılı” (senetü’l-hüzn) olarak anıldı.

✓ Ebû Tâlib’in ölümü üzerine, Ebû Leheb, Hz. Peygamber’i himayesine aldı. Ancak Ebû

Cehil ve başka bazı müşriklerin tahrikleriyle Hz. Peygamber’i himayeden vazgeçti.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

i) Hz. Peygamber’in Tâif Yolculuğu (620)
✓ Kureyşli’lerin İslâm karşısındaki katı tutumları, Hz. Peygamberi ilahi mesajı Mekke

dışındaki insanlara ulaştırma düşüncesine sevk etmişti.

✓ Bu düşünceyle Hz. Peygamber yanına Zeyd b. Hârise’yi de alarak Mekke’nin doğusunda

Sakîfliler’in yaşadığı Tâif şehrine gitti.

✓ Sakîf kabilesinin bazı ileri gelenlerini İslâm’a davet eden Hz. Peygamber, Mekkelilerle

akrabalık ve ticari bağları bulunan Sakîfliler nezdinde herhangi bir destek bulamadığı gibi,
şehrin ayak takımı tarafından taşlandı.

✓ Hz. Peygamber ayaklarından, onu korumak isteyen Zeyd ise başından yaralandı.

Tâif’ten ayrılan Hz. Peygamber’in Mekke’ye girebilmesi için himayesine sığınacağı bir
Kureyşli bulması gerekiyordu. Nevfeloğulları’nın reisi Mut‘im b. Adî, Peygamberimizi
himayesine aldı ve Hz. Peygamber Mekke’ye girebildi.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

j) İsrâ ve Mi‘râc (621)
✓ Hz. Peygamber’in hayatında çok önemli yeri olan amcası ile eşinin vefatı ve Tâif

yolculuğu dönüşü yaşadığı sıkıntıların ardından, Allah tarafından kendisine manevi bir
ikram olarak isrâ ve mi‘râc yolculukları nasip edildi.

✓ Bir gece Hz. Peygamber Cebrâil’in refakatinde Mekke’den Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya

götürüldü, buradan yine Cebrâil ile birlikte Sidretü’l-müntehâ adı verilen yüce makama
yükseltildi.

✓ Bundan sonra Yüce Allah’ın huzuruna çıkarıldı.
✓ Hz. Peygamber’in Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya

götürülmesi “isrâ”, Allah Teâlâ’nın huzuruna çıktığı göğe yükselmesi hadisesi ise “mi‘râc”
olarak bilinir.

Hz. Ebû Bekir’e Sıddık Sıfatı bu olayda gösterdiği tutum nedeniyle verilmiştir.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

k) Akabe Görüşmeleri ve Biatları
▪ İlk Akabe Görüşmesi (620)
✓ Hz. Peygamber hac ve ticaret başta olmak üzere çeşitli vesilelerle Mekke’ye gelenlere

İslâm’ı tebliğ ediyordu. Bu tebliğ faaliyetleri arasında Yesrib’den (Medine) gelen kişilerle
yaptığı görüşmelerin ayrı bir yeri vardır.

✓ Hz. Peygamber nübüvvetin 11. yılı hac mevsiminde (620) Yesrib’den gelen altı kişilik bir

grupla Akabe’de görüşmüş ve Hazrec kabilesine mensup bu kişiler İslâm’ı kabul etmişlerdi.

Akabe Mescidi

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

▪ Birinci Akabe Beyatı (621)
✓ Akabe görüşmelerine katılan ve İslam’ı tercih eden bu ilk Müslümanlar, Medine’ye

döndükten sonra kendi kabilelerinin yanı sıra şehirdeki diğer büyük kabile olan Evs kabilesi
arasında da yayılmasını sağlayan çalışmalar yaptılar.

✓ Bir yıl sonra yine Akabe’de Hz. Peygamberle buluştular. (621) onu Hazrec’li ikisi Evs’li

olmak üzere on iki Medine’li Müslüman, hiçbir şekilde Allah’a ortak koşmayacaklarına,
zina etmeyeceklerine, hırsızlık yapmayacaklarına, çocuklarını öldürmeyeceklerine,
birbirlerine iftira atmayacaklarına ve Allah Rasulü’ne kesin bir şekilde itaat edeceklerine
dair söz verip Hz. Peygamber’e biat ettiler.

✓ Hz. Peygamber, İslâm’ı ve Kur’ân’ı öğretmesi için Mus‘ab b. Umeyr’i bu on iki kişiyle

birlikte Yesrib’e gönderdi.

✓ Mus‘ab’ın Yesrib’deki faaliyetleri, bir yıl içinde Yesrib’de çok sayıda kişinin Müslüman

olmasına vesile olduğu gibi, şehri Hz. Peygamber ve diğer Müslümanlara kucak açmaya da
hazır hale getirmişti.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

▪ İkinci Akabe Beyatı (622)
✓ 622 yılında ikisi kadın yetmiş beş Yesribli Müslüman hac için Mekke’ye geldi ve

Akabe’de gizlice Hz. Peygamberle görüştüler.

✓ Yesribliler Hz. Peygamberi şehirlerine davet etmeleri üzerine Allah Rasulü Kur’ân’dan

bazı âyetler okudu, onların İslâm’a sımsıkı sarılmaları gerektiğini hatırlattı. Ardından hicret
için gerekli şartları saydı.

✓ Hicret ettiği takdirde, kendisini ve Mekkeli bütün Müslümanları kendi canları, aileleri ve

mallarını korudukları gibi koruyacaklarına, Hak yolunda kimseden korkup
çekinmeyeceklerine dair söz vermelerini istedi.

✓ Yesribliler bu şartların hepsini kabul ederek kendisine biat ettiler.
✓ Bu görüşmede Hz. Peygamber, Evs ve Hazrecliler arasından kendisiyle irtibat

sağlayabilmeleri için temsilciler seçti. [Nakib]

✓ Neccâroğulları’ndan Es‘ad b. Zürâre’yi de bu temsilcilerin başkanı tayin etti.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

l) Hicret Başlıyor

İkinci Akabe Biatı’nda Yesrib’li Müslümanlardan aldığı söz üzerine Hz. Peygamber ashabına
hicret izni verdi.
Âmir b. Rebîa ve hanımı Leylâ bint Hasme’nin yolculuğuyla başlayan hicreti diğer
sahabilerin kafileler halinde Mekke’den ayrılmaları takip etti.
Hicret hareketi gizlilik içinde gerçekleştirilmekteydi. İslâm’a düşmanlığıyla tanınan Âs b. Vâil,
hicret için hazırlık yapan oğlu Hişâm’ı hapsetmişti.
Ayyâş b. Ebû Rebîa hicret için yola çıkmış, ancak kardeşleri Ebû Cehil ve Hâris b. Hişâm’ın
yaşlı annelerinin onun ayrılığı sebebiyle perişan olduğunu söylemeleri üzerine Mekke’ye
dönmüş ve burada hapsedilmişti. Hişâm ve Ayyâş, ancak hicretten sonra 7. yılda müşriklerin
elinden kurtularak Medine’ye gidebilmişlerdi.
Hz. Ömer ise Kâbe’yi tavaf ettikten sonra hicret ettiğini açıkça söyleyip Medine’ye hareket
etmişti. Hicret izninin verilmesinden sonra kısa süre içinde Müslümanların büyük bir kısmı
Mekke’den ayrılmış ve şehirde Hz.Peygamber ve Hz. Ebû Bekir ve aileleri, Hz. Ali ve annesi
ile hicret etme imkanı olmayan az sayıda kişi kalmıştı.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

m. Hz Peygamber’e Suikast Teşebbüsü
✓ Mekkeli müşrikler, Müslümanların Mekke’den ayrılmaları üzerine nasıl bir yol takip

etmeleri gerektiğini görüşmek üzere Dârünnedve’de toplandılar.

✓ Hz. Peygamber’in mensubu olduğu Hâşimoğullarından kimsenin alınmadığı toplantıda

onun hapsedilmesi veya sürgün edilmesi gibi görüşler ileri sürüldü.

✓ Ebû Cehil’in teklifiyle onu öldürmeye karar verdiler.
✓ Hâşimoğulları tarafından kan davası güdülmesinin önüne geçmek için de bütün kabilelerden

birer kişinin katıldığı bir topluluğun bu planı yerine getirmesi konusunda mutabık kaldılar.

✓ Bu suikast planından haberdar edilen Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir’in yanına giderek

hicret vakitlerinin geldiğini bildirdi ve yolculuk hazırlıklarına başladı.

✓ Hz. Peygamber, Mekkeli müşrikler tarafından kendisine emanet edilen malları sahiplerine

teslim etmek ve yola çıktığını fark ettirmemek için Hz. Ali’yi görevlendirdi.

✓ Sevr dağındaki bir mağaraya vararak burada üç gün gizlendiler.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

n. Hz Peygamber’in Hicreti
✓ Üç gün sonra kılavuzlarının [Abdullah b. Uraykıt] getirdiği develere binerek Yesrib’e

doğru yola çıktılar (1 Rebîülevvel / 13 Eylül 622)

✓ Kureyşliler, Hz. Muhammed’i yakalayana 100 deve ödül vaad ettilerse de hiçbir sonuç

elde edemediler.

✓ Hz. Peygamber ve Ebû Bekir, Müdlicoğulları’nın memleketi olan Kudeyd’den geçerken

Sürâka b. Mâlik, onlara saldırmaya teşebbüs ettiyse de başarılı olamadı. Resûl-i
Ekrem’den özür diledi, ileride kullanmak için kendisine bir emannâme verilmesini istedi.
Sürâka onları izlemeye çalışanları farklı yerlere yönlendirdi. [Tâif Seferi’nden sonra
Müslüman olmuştur]

✓ Hz. Peygamber’i diri veya ölü olarak ele geçirene büyük mükâfatlar vaad ettiğini duyan

Büreyde b. Husayb, arazisinden geçmekte olan Hz. Peygamber ile yanındakileri durdurup
kimliklerini öğrenmek istedi. Fakat bu esnada Resûlullah’ın konuşmasından etkilenerek
Müslüman oldu ve adamlarıyla beraber onun arkasında namaz kıldı.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

o. Hz. Muhammed Kubâ’da
✓ 8 Rebîülevvel (20 Eylül 622) günü olan kafile Medine’nin dış mahallelerinden Harre’ye

ulaştı.

✓ Bunu duyan Müslümanlar Harre’ye gittiler.
✓ Hz. Peygamber Medine’ye yakın bir köy olan Kuba’da konakladı ve burada bir mescit

yaptırdı.

✓ 12 Rebîülevvel (24 Eylül 622) tarihinde Cuma günü Kuba’dan ayrıldı. Rânûnâ vadisinde

Sâlim b. Avf kabilesine uğradı ve burada ilk Cuma hutbesini okudu.

p. Hz Muhammed Medine’de
✓ Burada ki Cuma Namazı’nın ardından Yesrib’e hareketine devam etti. Şehir halkı

tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı.

✓ Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evine misafir oldu.
✓ O zamana kadar adı Yesrib olan şehir, Peygamber şehri anlamına gelen Medînetü’r-

Rasûl olarak, kısaca Medine adıyla anılmaya başlandı.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

İSLAM TARİHİ

Medine Dönemi

3 DKAB & ÖABT
Ders
Notları

Hicret Öncesi Yesrib & Medine

✓ Medine’de hicret öncesinde Kahtânîlerin Ezd kolundan Evs ve Hazrec kabilelerine

mensup Araplar ile Kurayza, Kaynuka ve Nadîr oğulları kabilelerine mensup Yahudiler
yaşıyordu.

✓ Yahudiler, Roma’nın Suriye ve Mısır’a hâkimiyetinin ardından bölgeye gelmişler ve

zamanla Arap kültürünü benimsemişlerdir.

✓ Arapların büyük çoğunluğu ise Yemen’deki Me’rib barajının yıkılmasından sonra bölgeye

yerleşmişlerdir.

✓ Merkezî bir otoritenin bulunmadığı Medine’de, Mekke’dekine benzer siyasî bir yapı da

yoktu. Her kabile, kalelerle çevrilmiş ayrı mahallelerde ve kendi başkanlarının yönetiminde
yaşıyordu.

✓ Zamanla hem Arapların kendi arasında hem de Araplarla Yahudiler arasında ihtilaflar ortaya

çıktı.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

✓ Hz. Peygamber (s)’ın Medine’ye hicretinden kısa bir süre önce meydana gelen Buas

savaşı, Evs’liler’in üstünlüğüyle neticelenmişti.

✓ Evs ve Hazrec kabilelerinin, Abdullah b. Ubey’i ortak bir başkan olarak seçme

teşebbüsleri ise Hz. Peygamber (s)’ın hicretiyle sonuçsuz kaldı.

Hz Muhammed Medine’de
Hz. Muhammed (s)’ın Medine’ye girişi sevinçle karşılandı.
Medine’ye geldiğinde şehirdeki kabilelerin her biri, kendilerinde konuk olmasını teklif etiyse de
kabileler arasındaki hassas dengeleri dikkate alarak hiç kimsenin incinmeyeceği bir çözüm buldu.
Devesinin kendiliğinden çökeceği yere en yakın evde misafir olacağını açıkladı. Deve, Malik b.
Neccar oğullarından Sehl ve Süheyl adlı iki yetim kardeşin hurma kurutma işinde kullandıkları
arazide çökünce, buraya en yakın olan Ebu Eyyüb el-Ensarî lakabıyla meşhur Halid b. Zeyd’in
evinde misafir kalacağı anlaşılmış oldu.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

İslam Toplumunu Oluşturma Süreci

✓ Hz. Muhammed, Medine’ye hicret sonrasında işe, şehirde hâlâ İslam’a girmemiş olanları

davetle başladı. Bunun sonucunda pek çok Medineli onun huzurunda Müslüman oldu.

✓ Hz. Muhammed’in Medine’de gerçekleştirmek istediği en önemli hedef yeni bir toplum

oluşturmaktı.

✓ Bu hedefe ulaşabilmek için öncelikle Medineli Müslümanlar bir cemaat hâline getirilecek,

sonra da çerçeve bütün Medinelileri içine alacak şekilde genişletilecekti.
Bu nedenle şu hususların düzenlenmesi gerekiyordu…

▪ Medine’nin dinî, siyasî, idarî ve sosyal bir merkez hâline getirilmesi
▪ Gayr-i Müslimleriyle birlikte Medine’de yaşayanların tamamını kuşatacak düzenlemelerin

yapılması

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

A. Medine’nin bir merkez hâline getirilmesi
1) Çok Amaçlı Bir Merkez Tesisi - Mescid-i Nebî

Hz. Peygamber, henüz kendine ait barınacağı bir ev inşa etmeden, Medine’de öncelikle
Müslümanların ibadet, eğitim-öğretim, toplantı vb. ihtiyaçlarını karşılayabilecek büyüklükte bir
mekânın yapılmasıyla ilgilendi.

Hz. Peygamber’in Medine’de inşa Bâb-ı Âtike
ettirdiği bu mescide, şu adlar
verildi. (h.1/m.622) Bâbü’s-Selâm

▪ Mescidü’n-Nebî Bâb-ı Cibrîl

▪ Mescid-i Nebî

▪ Mescid-i Nebevî

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Mescid-i Nebî’nin Fonksiyonları

✓ Hz. Peygamber’in inşa ettiği Mescid-i Nebî, her şeyden önce bir ibadet yeri olarak

yapılmıştı.

✓ Bununla birlikte Hz. Muhammed, namazlardan sonra mescitte oturduğunda sahabiler

hemen etrafında toplanır, o da ashabına nasihatte bulunur ve kendileriyle sohbet ederdi.

✓ Mescid-i Nebî, dinî ve ilmî faaliyetlerin yanı sıra zamanla Hz. Peygamber’in İdarî,

Siyasî, Askerî, Adlî birtakım işleri görüştüğü bir merkez olma hüviyetini de kazandı.

✓ Medine dışından gelen elçi ve misafirler, mescitte kabul edilip ağırlanmakta ve heyetler

arası görüşmeler yine burada yapılmaktaydı.

✓ Hz. Muhammed, elçileri kabul etmek ve onlarla görüşmek üzere sabit bir yer belirlemişti.

[Üstüvanetü’l-vüfûd]

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

2) Suffe

Hicret sonrasında Ensar ile Muhacirler arasına oluşturulan kardeşliğe rağmen yine de bazı
Muhacirler açıkta kalmıştı. Resulullah bunlar için Mescid’in güneybatısında üzeri yapraksız
hurma dallarıyla örtülü bir yer ayırdı.
Buraya güneşe karşı yapılan gölgelik ya da sofa anlamında Suffe, burada barınanlara ise
ashab-ı suffe, denildi.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

3) Hızâne - Beytü’l-Mal

Mescidi-i Nebî’nin dışında, Hz. Peygamber’in odaları gibi mescidin bitişik kenarında yapılan
bir oda daha vardı.
Buranın gıda maddeleri ile silahlar vs. eşyanın saklandığı bir depo olarak kullanıldığı
bilinmektedir.
Devlet hazinesi olarak hizmet gören bu odaya Meşrube, Gurfe, Ulliyye veya Hızâne adları
verildi ve buranın muhafaza ve idareciliğine ise Bilâl-i Habeşî getirildi.

4) Zevr – Devlet Konukevi

Hz Peygamber’in kızlarının kaldığı odalar, onlar evlenenince boş kalmıştı (h.4/m.626). Hz.
Muhammed de boş kalan bu odaları misafir ve ziyaretçilerin kabul mekânı olarak kullanmaya
başladı.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

A. Medine’de Yaşayanların Toplum Haline Getirilmesi
✓ Medine’ye hicret edildiğinde Hicaz bölgesinin diğer yerlerinde olduğu gibi burada da

teşkilatlanmış bir devlet yoktu.

✓ Hz. Muhammed, Medine’ye hicret gerçekleştirildikten sonra burada yeni bir toplum

meydana getirebilmek için önemli adımlar attı.

✓ Bunların bir kısmı Medine’nin sadece Müslüman nüfusuna, diğer bir kısmı ise hem

Müslüman ve hem de gayrimüslim nüfusu yönelikti.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Sadece Müslümanlara Yönelik Olan Uygulamalar

✓ Hz. Peygamber (s), toplum oluşturma çabaları çerçevesinde öncelikle Medine’de Evs ve

Hazrec Araplarından oluşan Ensar ile Muhacirler arasında bir iş birliği ve dayanışma tesis
etmeyi hedefledi.

✓ Ancak böylesi bir kenetlenmiş çekirdek kadro, kendilerinden sayıca çok fazla olan kitlelere

kendini kabul ettirebilirdi.

✓ Hz. Muhammed, İslam toplumu düşüncesini gerçekleştirebilmek için de sosyal, ekonomik,

idari, dinî ve ahlaki birtakım teşebbüslerde bulundu.
Bu Uygulamalar şunları içermektedir…

▪ Kardeşlik hukuku
▪ Muhacirler’in Medine’ye iskanı

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Sosyal ve Ekonomik Olanlar
Muahat

✓ Hz. Peygamber’in, İslam toplumunu meydana getirme sürecinde attığı adımların en

önemlisini bütün varlıklarını Mekke’de bırakıp Medine’ye hicret eden Muhacirler ile
onlara yurtlarını açıp yardım eden Ensar arasında kurmuş olduğu çok özel bir bağ oluşturur.

✓ Bu bağ, kaynaklarda Muâhât olarak da adlandırılan kardeşlik sistemidir. Kardeşlik

kelimesi, İslam’a inananlar birliğine üye olan kişinin vasfıdır. İslam dinine mensup olan
müminlere de Kur’an’ın ifadesiyle ihve (kardeş) adı verilmiştir.

✓ Hz. Peygamber’in uygulamalarından öyle anlaşılıyor ki Kur’an-ı Kerim, kardeş kelimesine

bilindiğinden daha fazla bir anlam yüklemiş ve Hz. Peygamber de bu yeni anlamıyla
kardeşliği Müslümanlar arasında oturtmaya ve yaygınlaştırmaya gayret göstermiştir.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]

Kardeşliğin Örnekleri

✓ Aslında Hz. Muhammed, henüz Mekke’de iken ve İslam’ı ilk tebliğ etmeye başladığından

itibaren insanları kabile ve ırk, dil ve ülke, hür ve köle ayırımına bakmaksızın eşit kabul
etmiş ve onları cahiliye toplumunun önem verdiği kabile dayanışması yerine inanç esasına
dayalı İslam kardeşliği merkezinde birleşmeye davet etmişti.

✓ Böylece o, bir taraftan eşref-i mahlûk olarak yaratılmış olan insanı hakir gören ve

köleleştiren katılaşmış şirk izlerini toplumdan temizlemeye gayret gösterirken, diğer taraftan
insanlara Allah’ın varlığını ve birliğini anlatmaya, onları yeni bir potada, din kardeşliği
etrafında kaynaştırmaya çalışıyordu.

✓ Sadece Arapların değil, diğer toplumların da o döneme kadar şahit olmadıkları bu yeni

anlayışa göre bir köle ile bir asilzade, bir yerli ile bir yabancı arasında fark kalmıyordu.

Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]


Click to View FlipBook Version