Velîd b. Yezîd [II. Velid] (743 - 744)]
✓ Velîd babasının halifeliği sırasında herhangi bir göreve getirilmedi. Amcası Hişâm b.
Abdülmelik’in yirmi yıl süren hilâfeti dolayısıyla uzun bir veliahtlık devresi geçirdi.
✓ Kaynaklarda Velîd’in içkiye, kadınlara, av partilerine düşkün hafifmeşrep bir kişiliğe sahip
olduğu, zamanının çoğunu eğlence ve şiir meclislerinde geçirdiği ve “fısku fücur”a daldığı
rivayet edilir.
✓ Kendisine halifelik haberi ulaştığı zaman bunu içki içerek kutladı. II. Velîd halifelik görevini
üstlendikten sonra da hayat tarzını değiştirmedi.
✓ Yıkılmaya yüz tutmuş devletin idaresini bir tarafa bırakıp günlerini içki âlemlerinde
geçirmeye devam etti. Her türlü kötülüğü yapabilecek bir yaratılışta olduğu ve mukaddes
değerlerle alay ettiği nakledilir.
✓ Velîd, kısa bir süre sonra Emevî ailesinden pek çok kişinin de yer aldığı kuvvetli bir
muhalefetle karşılaştı. Emevî ailesinden III. Yezîd b. Velîd b. Abdülmelik’in liderlik ettiği
bir isyana sebep oldu. II. Velîd öldürülerek (744) yerine III. Yezîd halifeliğe getirildi.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
Yezîd b. Velîd [III. Yezid, en-Nâkıs] (744)
✓ II. Velîd’in öldürülürülünce Yezîd b. Velîd, Dımaşk’ta biat alarak halifeliğini ilân etti. III.
Yezîd’in isyanı, onu destekleyen Kelbîler’le Kaysîler arasında bir mücadeleye dönüştüğü
gibi Emevî hânedanı mensuplarını da birbirine düşürdü.
✓ Ömer b. Abdülazîz’i örnek alacağını açıklayan III. Yezîd, tercihini iktidarını borçlu olduğu
Yemen asıllı kabileler lehine kullandı.
✓ Ancak otoritesini ülkenin yalnızca bir bölümünde kabul ettirebildi. Horasan ve Azerbaycan
valilerinin itaatini alamadan yaklaşık altı ay halifelik yaptıktan sonra vefat etti.
II. Velîd’in arttırdığı maaşları eski seviyesine indirdiğinden “en-Nâkıs” lakabıyla anılır.
Emevî ailesinin birbirine düştüğü III. Yezîd dönemi Emevîler’in çöküşünün de başlangıcı
sayılır.
Gaylân ed-Dımaşkī’nin görüşlerini benimseyen Yezîd, insanları Kaderiyye’yi benimsemeye
çağırmıştır. Mu‘tezile âlimleri onu imamları arasında sayar ve Ömer b. Abdülazîz’den daha
faziletli kabul eder
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
İbrahim b. Velid (744)
✓ Yezid b. Velid’in vefatından sonra hilafete geçen kardeşi İbrahim b. Velid b.
Abdülmelik’e Şam’ın dışında hiçbir bölge biat etmemiş ve onu halife olarak tanımamıştır.
✓ İbrahim de ağabeyi Yezid gibi iktidarını Yemenî Kelb kabilesine dayandırmak istese de,
ülke içerisinde önü alınamayan ayaklanmalar ve iç karışıklıklar buna engel olmuştur.
✓ Ermenistan ve Azerbaycan valisi Mervan b. Muhammed, ayaklanarak Suriye üzerine
yürüdü. Mervan b. Muhammed, Şam’a gelmeden önce Hişam b. Abdülmelik’in oğlu
Süleyman’la mücadele etti.
✓ Yapılan savaşı kaybeden Süleyman ve kardeşi İbrahim hazineleri de yanlarına alarak Kelb
kabilesinin merkezi olan Tedmür’e kaçtı.
✓ İbrâhim, Emevî hilâfetinin sona erdiği Zap Suyu Savaşı’nda (750) nehirde boğularak
ölenler arasındaydı.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
Mervân b. Muhammed b. Mervân [Son Emevi Halifesi] (744 - 750)
✓ el-Cezîre’de doğmuştur, Annesi Kürt asıllı bir câriyedir. Mervân’ın en meşhur lakabı
“Hımâr”dır (eşek) Diğer bir lakabı da görüşlerinden etkilendiği hocası Ca‘d b. Dirhem’e
nisbetle verilen Ca‘dî’dir.
✓ Gücünü Kuzey Arabistan menşeli kabilelerden alan II. Mervân, hilâfet merkezini bu
kabilelerin çoğunlukta olduğu Harran şehrine taşımak zorunda kaldı. O sırada ülkenin
içinde bulunduğu şartlar son derece ağırdı.
✓ Emevîler arasındaki aile birliği bozulmuş, aynı aileden çeşitli kişiler halifeliği ele geçirmek
maksadıyla isyanlara teşebbüs etmeye başlamıştı.
✓ Harran’a çekilmesinden sonra Suriye’de çıkan isyanları haber alan II. Mervân derhal
bölgeye gitti. Kınnesrîn’de isyan eden Emevî ailesinden Süleyman b. Hişâm’ı mağlûp etti,
ardından Humus isyanını bastırdı. Aynı sıralarda Kûfe bir Şiî isyanına sahne oldu.
✓ Bu isyanlar karşısında cepheden cepheye koşmak zorunda kalan II. Mervân asıl büyük
tehlikeyi görememişti.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ 747 yılında Ebû Müslim el-Horasânî, siyah bayrağı açarak Abbâsî isyanını başlattı.
✓ İsyancılar önce Horasan ile Fars eyaletini, ardından Irak bölgesini ele geçirdiler. Halkı Hz.
Peygamber sülâlesinin etrafında toplanmaya çağıran Abbâsîler, Kûfe’nin ele
geçirilmesinden sonra Ebü’l-Abbas es-Seffâh’ı halife ilân ettiler.
✓ Ebü’l-Abbas Zap Suyu kenarında mağlûp ettiği II. Mervân’ın peşini bırakmadı. Abbâsî
kuvvetlerinin önünden el-Cezîre’ye ve ardından Suriye’ye kaçan Mervân en sonunda
Mısır’da öldürüldü (750). Onun ölümüyle Emevîler tarihe karışmıştı.
✓ Emevî ailesi mensuplarının tamamını ortadan kaldırmak isteyen Abbâsîler, Kuzey
Afrika’ya kaçıp oradan Endülüs’e geçerek Endülüs Emevî Devleti’ni kuran
Abdurrahman b. Muâviye b. Hişâm dışındakilerini katlettiler.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
Endülüs Emevileri (756-1031)
✓ Emeviler, 711-712 yılarında Velid b. Abdülmelik döneminde Pireneler’e kadar Endülüs
adını verdikleri İspanya topraklarını, taht kavgaları ve Yahudilerin Hıristiyanlaştırılması
politikaları yüzünden iyice zayıf düşen Vizigotlar’dan aldı.
✓ Endülüs, 750 yılında yıkılıncaya kadar Emevi Devleti’nin hakimiyetinde kaldı.
✓ Bölgenin yönetimi Şam’daki Emevi halifesi veya Emevi’lerin Kuzey Afrika Valisi ya da
Endülüslü askerler tarafından belirlenen valilerce yürütüldü.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
1. Emirlik Dönemi (756-929)
✓ Abbasilerin elinden kurtulan Halife Hişam b. Abdülmelik’in torunlarından Abdurrahman
b. Muaviye 755 yılında Endülüs’e geçmeyi başardı.
✓ Abdurrahman, orada Kayslılar dışında Yemen’lilerin, Berberi’lerin ve Mevali denilen
Arap olmayan Müslümanların desteğini sağlayarak Ceziretülhadra, Şezune, İşbiliye ve
İlbire’de hakimiyet kurdu.
✓ Ardından Kurtuba’ya giderek 756 yılında kendisini bağımsız emir ilan etti.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Abdurrahman b. Muaviye otoritesini sağlamlaştırmak için öncelikle iç karışıklıkları sona
erdirmeye çalıştı. Abdurrahman karşısında yenilgiye uğrayan Vali Yusuf el-Fihri, onun
emirliğini tanımadığı için mücadelesinden vaz geçmemişti.
✓ Ayrıca Yemenliler ve Berberiler’de Abdurrahman’a cephe almışlardı. Kays kabilesi
baştan beri ona karşıydı. Diğer yandan Abbasiler de devlet kurmasını engellemek için karşıt
grupları desteklemekte idiler.
✓ Abdurrahman gruplar arasında dengeli bir siyaset takip ederek kuruluş aşamasında olan
devletinin yıkılmasını önleyebildi.
✓ Ordusunu Kuzey Afrika’dan getirttiği Murtezika adı verilen paralı askerlerden ve Abid adı
verilen harp esirlerinden oluşturdu.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Abdurrahman b. Muaviye 788 yılında öldüğünde yerine geçen oğlu I. Hişam’a, iç
çekişmeleri önemli ölçüde azalmış, gözünü dış politikaya çevirmiş bir devlet bıraktı. Dindar
bir kişiliğe sahip olan I. Hişam’ın uygulamalarında dinin ve in adamlarının özel bir önemi
vardı.
✓ Bu nedenle o, Maliki mezhebine resmiyet kazandırdı. Din bilginlerini devlet yönetiminde
etkin bir konuma getirdi.
✓ Onun döneminde yerli halktan Müslüman olanların sayısında hızlı bir artış yaşandı. Bu
kimseler tarihte Muvelledun adıyla anılmaktadır.
✓ 796 yılında ölen I. Hişam’ın yerine I. Hakem emir oldu.
✓ I. Hakem’in yönetiminde ulemaya babası gibi bir ayrıcalık tanımaması ve dini konularda
onun kadar duyarlılık göstermemesi ulemanın önderliğinde Muvelledun denilen kesimin
ayaklanmasına yol açtı.
✓ Arap ve Berberi ayaklanmaları da buna eklenince ülkede yeniden barış ve güvenlik
tehlikeye düştü. Sınır güvenliği zayıfladı.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ I. Hakem’den sonra 822 yılında emir olan oğlu II. Abdurrahman, ülkenin istikrar ve
güvenliğinin korunmasına büyük önem verdi. Ülke ekonomi ve uygarlık alanlarında büyük
ilerlemeler kaydetti. Abbasilerden yararlanılarak idari yapılanmaya gidildi.
✓ Bu dönemde İslam dini bölgede daha da yayıldı. Muvelledun denilen Müslümanların sayısı
çokça arttı. Resmi dil olan Arapça Hıristiyanlar tarafından bile tercihli dil haline geldi.
✓ 852’de II. Abdurrahman’ın yerine geçen oğlu Muhammed, ilk yıllarda barış ortamını
koruyabildi ancak daha sonra önü alınamayan ayaklanmalar baş gösterdi.
✓ Muhammed’in 886 yılında ölümünden sonra emirlik makamına geçen Münzir ve Abdullah
dönemlerinde de etkisini artırarak sürdü. Sonuçta görünüşte merkeze bağlı olmakla birlikte
bağımsız hareket eden devletçikler ortaya çıktı.
✓ Endülüs Emevi devletinin buhranlı dönemi 912 yılında III. Abdurrahman’ın başarılı
yönetimi ile sona erdi. İsyancıların üzerine giderek on yılı aşkın bir süre içinde ülkede
yeniden birlik ve beraberliği sağladı.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
2. Halifelik Dönemi (929-1031)
✓ Ülkesinde istikrarı sağladıktan sonra İspanyol krallıklarının yanı sıra Fatimilere karşı da
mücadele etmeyi planlayan III. Abdurrahman, onlar karşısında siyasi bakımdan aynı
düzeyde bir mücadele yürütebilmek için 929 yılında halifeliğini ilan etti.
✓ Böylece Endülüs Emevi Devleti’nde halifelik dönemi başlamış oldu.
✓ III. Abdurrahman halife ünvanıyla Fatımiler ve İspanyol krallıklarına karşı askeri
faaliyetlerini başlattı. Başarılar elde etti. Ülkedeki kabilecilik anlayışının kırılmasını sağladı.
✓ Ekonomik refah düzeyini yükseltti. 961 yılında öldüğünde yerine geçen oğlu II. Hakem
babasından devir aldığı güçlü devlet mirasını geliştirerek yoluna devam etti.
✓ Bu mirasa ilim ve sanat alanında yaptığı katkılarla ülkenin medeniyet düzeyini yükseltti.
✓ Endülüsü İslam medeniyetinin en gözde devleti haline getirdi.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ II. Hakem’in 976’da ölümünden sonra tahta çocuk yaşta olan II. Hişam’ın geçmesiyle
Endülüs Emevi Devleti’nde Hacib Muhammed b. Ebu Amir kontrolü ele geçirdi. B
✓ öylece onun yerine geçen iki oğlu Abdülmelik ile Abdurrahman zamanlarını da içine alan
Amiriler Dönemi (976-1008) başladı.
✓ İcraatlarından ismi konulmamış bir halife gibi hareket ettiği anlaşılan ve Mansur lakabını
kullanan Muhammed b. Ebu Amir, kendi adına para bastırdı ve hutbe okuttu.
✓ Ölmeden önce kendi yerine oğlu Abdülmelik’in Hacib olarak atanmasını sağladı.
✓ Böylece Halife III. Hişam üzerinde kurduğu nüfuzunun oğlunun Hacibliği sırasında da
sürmesini amaçladı.
✓ Abdülmelik babasının politikasını sürdürdü. Ülkenin ekonomik düzeyini yükseltti. 1008’de
ölümü üzerine Haciblik makamına üvey kardeşi Abdurrahman geçti.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Abdurrahman’ın aşırı ihtirası hem Amiriler döneminin sona ermesine hem de Endülüs
Emevi Devleti’nin yıkılış sürecine girmesine yol açtı.
✓ Halife III. Hişam’a yalnızca baş Haciblik makamı kurdurtmakla kalmayıp aynı zamanda
kendisini veliaht ilan ettirdi. Bu durum ülkede aleyhlerinde var olan Emevi ve Sakalibe
(Bunlar köle tacirlerinden satın alınarak saraya getirilen, Müslüman olmaları ve saray
adabını öğrenmeleri sağlanarak değişik hizmetlerde kullanılan Fransız, Alman, İtalyan vb.
asıllı köleler.) muhalefetinin harekete geçmesine yol açtı.
✓ Sayıları kontrolsüz artan Berberi askerlerin Kurtuba halkını rahatsız etmesi 1008 yılında
genel isyana neden oldu ve Abdurrahman b. Ebu Amir öldürüldü. Halife III. Hişam ise
kayıplara karıştı. III. Hişam’ın yerine geçen II. Muhammed, Süleyman ve IV.
Abdurrahman gibi halifeler istikrar ortamı sağlayamadılar.
✓ Hz. Ali taraftarı olarak bilinen Hammudiler 1016 yılında iktidarı ele geçirdilerse de onlar da
otorite kuramadı ve 1022 yılında halk tarafından sürüldüler
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Onların yerine geçmeye ve istikrarı sağlamaya çalışan Emevi ailesi mensupları da başarılı
olamadı.
✓ Bunun üzerine Kurtuba’nın önde gelenleri Emevi ailesinden olanları bütünüyle iktidardan
uzaklaştırıp sürgüne gönderdi ve yönetimi kendi aralarından seçilecek bir meclisin
yürütmesine karar verdiler.
✓ Böylece 1031 yılında Endülüs Emevi Devleti sona ermiş oldu.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Endülüs Emevi Devleti’nin yıkılışı ile ülkede büyük bir otorite boşluğu oluştu. Bu da çok
sayıda devletçiğin kurulmasına yol açtı.
✓ Bunu nedenle söz konusu dönem Müluku’t-tavaif (Devletçikler) adıyla anılmıştır. Bu
devletçikler arasında kıyasıya bir mücadele yaşanmıştır.
✓ Bu sırada Müslümanların her geçen gün daha zayıf düşmeleri, Hıristiyan krallıkların
Endülüs’ü şehir şehir yeniden ele geçirmeye başlamalarına yol açmıştır.
✓ Özellikle 1085 yılında Tuleytula’nın elden çıkması Müslümanlara büyük bir darbe etkisi
yapmıştır.
✓ Bunun üzerine Müslümanlar iktidar kavgasını bir yana bırakıp birleşmenin yollarını aramaya
başlamışlar, emirlerden, bilginlerden ve halktan bu işe öncülük edenlerin aracılığı ile Kuzey
Afrika’da hüküm süren Murabıtlar’dan yardım istemişlerdi.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
3. Murabıtlar Devri (1086 – 1147)
✓ On üç Endülüs emîrinin imzaladığı davet
mektubunu alan Yûsuf B Tavşin,
Cezîretülhadrâ’nın kendisine verilmesi şartıyla
Endülüs’e geçti (1086).
✓ Altmış yıl süren Murabıt hakimiyetinin ilk
yirmi beş yılı istikrarlı geçti.
✓ 1147 yılında Murabıtların yıkılışı ile birlikte
Endülüs’te karışıklıklar yeniden aşırı derecede
arttı.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
4. Muvahhidler Devri (1147 - 1269)
✓ Endülüslerin yardımına Murabıtlardan sonra yine bazı önde gelenlerin daveti ile 1147
yılında Muvahhidler koştu. 1212’de Fransız askerlerinden oluşturulan bir Haçlı ordusu
İkab savaşında Muvahhid ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı.
✓ Sonuçta Hıristiyanların Endülüs şehirlerini ele geçirme faaliyetleri hız kazandı. Bazı
emirler bu gelişmeden sorumlu tuttukları Muvahhidlere karış isyan ettiler.
✓ Bu sırada Kuzey Afrika’da zor duruma düşen Muvahhidler Devleti’nin yıkılışı ile 1229’da
Endülüs’te onların hakimiyeti de sona ermiş oldu.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
5. Benî Ahmer Devleti (Nasrîler) (1232-1492)
✓ Muvahhidler’in İkāb yenilgisinin (1212) ardından Endülüs’teki çok sayıda şehir düşmüş
ve Müslümanların elinde kalanlarda otorite boşluğu ortaya çıkmıştı.
✓ Bu sırada bazı liderler bulundukları merkezlerde kendi başlarına hareket etmeye
başlamışlardı.
✓ İbnü’l-Ahmer diye tanınan Muhammed b. Yûsuf, bir süre İbn Hûd’a tâbi olduktan sonra
onun 1238’de öldürülmesinden yararlanarak ele geçirdiği Gırnata’da “emîrü’l-müslimîn”
unvanı ve Gālib-Billâh lakabıyla biat alıp Nasrîler Hânedanını kurdu (1238).
✓ 250 yıldan fazla hüküm süren Nasrîler Devleti kurucusu İbnü’l-Ahmer’e nisbetle Benî
Ahmer, başşehrine nisbetle Gırnata Sultanlığı veya Gırnata Emirliği olarak da
adlandırılır.
✓ Çoğunluğunu Arap, Berberî ve müvelledûn Müslümanların oluştururdu Nasriler Gālib-
Billâh I. Muhammed zamanında kısa sürede genişledi. Gālib-Billâh İspanya’da hüküm
süren Müslüman hükümdarların en başarılılarından biri sayıldı.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ İlimle meşguliyeti sebebiyle “Fakīh” diye anılan Gālib-Billâh’ın oğlu II. Muhammed,
Kastilya Krallığı’na karşı Cezîretülhadrâ, Runde, Cebelitârık ve Tarîf şehirlerini askerî
üs olarak verdiği Merînîler’le ittifak kurdu. Hristiyanlara karşı önemli zaferler kazandı.
✓ On iki yıllık saltanatında ülkede istikrarı yeniden sağladı. Gırnata’ya saldıran
Kastilyalılar’ı ağır bir hezimete uğrattı ve ellerindeki bazı merkezleri geri aldı.
✓ Aragon kralı ile deniz ve kara ticareti serbestliği, limanlardan yararlanma, askerî
yardımlaşma ve Aragon’da kalan Müslümanlardan isteyenlerin Gırnata topraklarına göç
etmesi maddelerini içeren beş yıl süreli bir antlaşma imzalayan I. İsmâil bir suikast sonucu
öldürüldü.
✓ Zayıflama döneminin ilk olan II. Yûsuf kısa süren saltanatında Kastilya Krallığı ile iyi
geçinmeye çalıştı.
✓ Ölümünden sonra yerine geçen oğlu Nâsır-Lidînillâh III. Yûsuf tahtını kardeşi VII.
Muhammed’e kaptırdı.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Hristiyan krallıklarının arasında bulunması Nasrîler’in güçlü bir ordu ve donanmaya sahip
olmalarını gerektiriyordu. Son derece zor şartlara rağmen iki buçuk asrı aşkın bir süre tarih
sahnesinde kalmayı başaran Nasrîler orduya büyük önem verdiler.
✓ Yeni sultan Kastilya Krallığı ile savaşmaya mecbur olurken Aragon kralı ve oğlu Sicilya
kralı ile sağlam ilişkiler kurdu. Onun ölümünün ardından ikinci defa tahta çıkan III. Yûsuf
bazı merkezleri istilâ eden Kastilya kralı ile mütareke yaptı ve saltanatının son yıllarında
istikrarı sağlamayı başardı.
✓ Ölümünden sonra isyanlar arttı. İç savaşların sonunun gelmediği, sarayda kadınların hâkim
olduğu bu yıllarda Ebü’l-Hasan Ali ile Kastilya’nın yardım ettiği kardeşi XII. Muhammed
ez-Zagal arasında üç yıl süren taht kavgası ülkenin paylaşılmasıyla sonuçlandı.
✓ Son dönemlerde Hıristiyan örf ve âdetleri iyice yayıldı, mûsikiye rağbet, oyun ve eğlenceye
düşkünlük arttı, içki kullanımı yaygınlaştı. Kadınlar erkeklerle birlikte merasimlere ve
toplantılara katılıyordu.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Aragon Kralı II. Ferdinand, Ekim 1469 tarihinde Kastilya Kraliçesi I. Isabel ile
evlenerek bu iki krallığın güçlerini birleştirmiştir.
✓ II. Ferdinand, 1482 tarihinde Gırnata Emirliği'ne karşı bir mücadele başlatmıştır. Gırnata
Emiri Ebu Abdullah Muhammed'den 1490 yılında Gırnata'nın teslimini istemiş fakat bu
isteği geri çevirilmiştir.
✓ 1491 yılında karısı ile birlikte Gırnata yakınlarındaki Santa Fe'ye karargâh kurmuştur.
Gırnata halkı Osmanlı Devleti'nden yardım istemiş, fakat Cem Sultan olayından dolayı
Osmanlı Devleti yardımda bulunamamıştır. 2 Ocak 1492 tarihinde Gırnata düşmüş ve
Gırnata Emirliği yıkılmıştır.
✓ Aynı yıl Amerika'ya da Colombus ile çıkan İspanyollar, Endülüs'teki saldırılarında
1.000.000 Müslümanı katlettiler. Sayıları 300.000'i bulan Musevilere ise Katolik olmakla
ölmek arasında tercihte bulunmaları için emirler çıkardılar.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
İSLAM TARİHİ
Abbasiler Devri
8 ÖABT
DKAB
Dersleri
ABBÂSÎLER (750-1258)
✓ Abbâsîler, adını Hz. Peygamber’in amcası Abbas b. Abdülmuttalib b. Hâşim’den aldığı
için “Hâşimî” olarak da bilinirler.
✓ Emevî devletinin 750 yılında tarih sahnesinden silinmesinin ardından kurulmuşlardır.
✓ Irak’ta kurulmuşlar ve siyasi-askeri gücü her zaman ellerinde bulundurmasalar bile, beş yüz
yıldan fazla varlıklarını sürdürmüşlerdir.
✓ İdare, siyaset, askerlik, ilim, kültür, sanat ve medeniyet alanlarında yaptıkları büyük
hizmetlerle kendi dönemlerine mühürlerini vurmuşlardır.
✓ 1258 yılında gerçekleşen Moğol işgali sonucu Bağdat’ta yıkılırken,
✓ 1261-1517 yılları arasında Mısır’da ismen varlıklarını devam ettirmişlerdir.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
A. Abbâsî Devletinin Kuruluşu
✓ Abbâsîler, Emevîlere karşı muhâlefet bayrağını Şam bölgesinde bulunan Humeyme adlı
yerleşim yerinden açtılar. Hilâfet iddiasıyla, Abbâsîlerden daha önce harekete geçen Ehl-i
Beyt taraftarları ise Horasan yöresinde çoktan muhalefete başlamışlardı.
✓ Ehl-i Beyt’in liderliğini yapan Hz. Ali’nin torunu Ebû Hâşim b. Muhammed b.
Hanefiyye, Abbâsîlerin hareketliliğini öğrenince Humeyme’ye taşınarak onlarla işbirliğine
girişti.
✓ Abbâsî propaganda merkezlerden biri de Kûfe idi ve hareket gizlice, on iki nakîb ve yetmiş
dâî (propagandist) ile yürütülüyordu.
✓ Horasan’da Hidaş ile başlayan Abbâsî propagandası, Ebû Müslim el-Horasanî faktörünün
devreye girmesi ile farklı bir seyir aldı.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ 743 yılında, Muhammed b. Ali’nin vefatından sonra yerine geçen İbrahim b. Muhammed,
Kûfe’de mevlâ olarak hayatını devam ettiren Ebû Müslim’i yanına alarak, onunla yakından
ilgilendi. Onu kendi fikirleri doğrultusunda yetiştirdikten sonra 735’te vekili olarak
Horasan’a gönderdi.
✓ Ebû Müslim, bir taraftan İbrahim b. Muhammed ile sürekli iletişim halinde bulunurken,
diğer taraftan Horasan şehirlerini dolaşarak buralarda propaganda hareketini örgütledi.
✓ Nihayet Kûfe’nin 749 Eylül’ünde düşmesi ile Abbâsîler, gizli yürüttükleri propagandayı
bırakarak, Şiîlerle yol ayrımına geldiklerini açıkça deklare ettiler Ebû’l-Abbas’a önce
Horasan, arkasından Kûfe halkı beyat etti.
✓ 750 yılına gelindiğinde son Emevî halifesi II. Mervan, Ebû’l-Abbas’ın amcası Abdullah
b. Ali ile Harran-Dımaşk arasında giriştiği mücadelede başarılı olamadı. Mısır’a kaçan
halife, öldürüldü.
✓ Böylece Emevî Devleti yıkılarak, tarihe karışmış oldu.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
B. Güçlü Halifeler Dönemi
1. Ebû’l-Abbas es-Seffâh Dönemi (750-754)
Ebu’l-Abbas, Haşimoğulları kabilesinin başkanı idi. Bu kabilenin geçmişi Hz. Peygamberin
amcası Abbas bin Abdülmuttalib'e dayanmaktadır.
749’da Kûfe Camii’nde Ebü’l-Abbas’a biat edildi. Ebü’l-Abbas karargâhını, Şiîler’in
çoğunlukta bulunduğu Kûfe’den Hammâm-A‘yen’e nakletti ve Ebû Müslim’in yardımıyla
Ebû Seleme ile Süleyman b. Kesîr’i ortadan kaldırdı.
Abbâsîler hilâfeti ele geçirdiklerinde, genellikle Emevîler’in temsil ettiği “mülk-devlet”
yerine, dine dayalı devlet şeklinde gerçek halifelik fikir ve idealini temsil eden kimseler olarak
karşılandılar.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Halife Ebü’l-Abbas devrinin tarihî bakımdan en önemli olayı, Çin ordusu ile yapılan ve
Çinliler’in mağlûbiyetiyle sonuçlanan Talas Savaşı’dır (751). [Bu savaşla Çin’in Batı
Türkistan üzerindeki siyasî emelleri ebediyen sona ermiştir]
✓ Ebü’l-Abbas, iç karışıklıklara büyük ölçüde son vererek Müslümanların siyasî birliğini
sağlamış, Endülüs ve Kuzey Afrika’nın batı kısımları dışında bütün İslâm dünyasında
halife olarak tanınmıştır.
✓ Ebü’l-Abbas, hilâfet merkezini Kûfe’den Hâşimiye’ye, oradan da Enbâr’a nakletmiştir.
✓ Kûfe’de okuduğu ilk hutbede kendisini “Seffâh” (kan dökücü) unvanıyla takdim eden
Ebü’l-Abbas’ın Emevî ailesi mensuplarına ve taraftarlarına karşı işlediği korkunç cinayetler
unvanının kişiliğine uygun olduğunu göstermektedir.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
2. Ebû Cafer el - Mansûr Dönemi (754-775)
✓ Halife Ebü’l-Abbas es-Seffâh kardeşi Mansûr’u birinci, veliaht tayin etmişti. Kardeşi
ölünce 754 yılında halife oldu. Ebû Ca‘fer el - Mansûr, Abbâsîler’in gerçek kurucusu
sayılır.
✓ Mansûr, halifeliğinin ilk yılında amcası Abdullah b. Ali b. Abdullah isyanı ile uğraştı.
Abdullah b. Ali’nin isyanını bastırdıktan sonra Ebû Müslim’in giderek itibar ve kuvvet
kazanmasından rahatsız olan Mansûr onu ortadan kaldırmaya karar verdi. Bir suikast
düzenleyerek Ebû Müslim’i öldürttü (755)
✓ Halifeyi tanrı, Ebû Müslim’i de peygamber olarak kabul eden Râvendîler’in başlattığı
isyan da bastırılarak bu topluluğun tamamı kılıçtan geçirildi (758)
✓ Aile fertlerine ve halka karşı çok iyi muamele ederdi. İşçi ve sanatkârların ücretlerinin
hesaplanmasında çok hassas davrandığından “ebü’d-devânik” (metelik babası) ve
“Mansûr ed-Devânikî” lakaplarıyla tanınmıştır.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Halife Mansûr döneminde ilmî ve kültürel faaliyetler yoğunluk kazanmış, Sanskritçe,
Süryânîce, Kıptîce ve klasik Yunanca’dan çeşitli eserler tercüme edilmiştir.
✓ Bu dönemde Hadis, Fıkıh, Tefsir gibi ilimler bağımsız birer bilim dalı haline gelmiş, tedvin
ve tasnif faaliyetleri hız kazanmıştır.
✓ Mansûr imar faaliyetleriyle de yakından ilgilenmiş, Bağdat’tan başka Hâşimiyye ve Râfika
adlı şehirleri kurdurmuştur.
✓ Türkler, Halife Mansûr döneminden itibaren İslâm dünyasına nüfuz etmeye başlamışlardır.
Sugūr ve Avâsım bölgelerinde Türk askerleri de istihdam edilmiştir.
Bermekî vezir ailesi, Mansûr devrinden itibaren uzun müddet iktidarını devam ettirdi.
Bermekîler devlet içinde halife kadar kudret sahibi olmuşlardır. 803 yılında Hârûnürreşîd
bir bahane ile Bermekî ailesini bertaraf etti.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
3. Mehdî-billâh Dönemi (775-785)
✓ 744 yılında dünyaya geldi, küçük yaştan itibaren babasının özel ilgisiyle yetiştirildi.
Babasından zengin bir hazine, güçlü bir idare ve huzuru geniş ölçüde sağlanmış bir ülke
devraldı. “Mehdî” unvanını kullanmaya başlayan ilk Abbasi halifesidir.
✓ Zındıkların faaliyetlerine engel olmak ve isyanları bastırmak amacıyla Dîvânü’z-
Zenâdıka’yı kurdu.
✓ Ali evlâdına ve taraftarlarına karşı ılımlı bir siyaset izleyen Mehdî-Billâh onları yanına
çekmeye çalıştı. Tahta çıktığında hapiste bulunan Ali evlâdını serbest bıraktı.
✓ Muhammed en-Nefsüzzekiyye isyanına destek verdikleri için babasının iptal ettiği Mekke
ve Medine’ye ait imtiyazları tekrar verdi.
✓ Bizans’a yönelik seferlere önem verildi 776 – 781 yılları arasında Anadolu’ya seferler
düzenlendi.
✓ Sind’e [Pakistan] seferler düzenlendi.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Devlet kurumlarının organizasyonuna önem vermiş, devletin gelir ve giderlerinin muhasebe
ve denetlenmesini düzenlemek amacıyla 779 yılında Dîvânü’z-zimâm’ı kurmuş, 785 yılında
da Dîvânü zimâmi’l-ezimme adıyla yeni bir divan oluşturarak taşra eyaletlerindeki zimâm
divanlarını buraya bağlamıştır.
✓ Mehdî-billâh, Mescid-i Harâm, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ’yı genişletmiş, yeni
camiiler inşa ettirmiştir.
✓ Irak-Hicaz arasındaki hac yollarının bakımı, güvenliği, yol boyunca hacıların konaklama ve
su ihtiyaçlarının temini için çalışmalar yaptırmıştır.
✓ Bizans’ı hedef alan seferlere ağırlık vermiş, hac ve cihad gibi dinî hususlara verdiği önem
onun halk nezdindeki itibarını yükseltmiştir.
✓ Bu dönemde kâtipler ve mevâlî devlet yönetiminde etkili hale gelmiştir.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
4. Hâdî İle’l-Hakk Dönemi (785-786)
✓ 764 yılında Rey’de doğdu. Mehdî-Billâh’ın vefat ettiği gün, Hâdî-İlelhak lakabıyla halife
ilân edildi.
✓ Hâdî döneminin en önemli olaylarından biri, Ali evlâdından Hüseyin b. Ali’nin Medine’de
başlattığı isyan hareketidir. Bu isyan, 786 yılında Fah Vadi’sinde yapılan savaşta bastırıldı.
✓ Bu savaştan sağ kurtulan Hüseyin’in dayısı İdrîs b. Abdullah Mağrib’e kaçmış ve orada
İdrîsîler Hânedanını kurmuştur. [İdrisiler : 789-985 yılları arasında Fas’ta hüküm süren ilk
İslâm hânedanıdır]
✓ Şiîler, Fah Vadisinde ki savaş ve sonrasında ki Şii takibatını Kerbelâ Vak‘ası’ndan sonra en
acıklı olay ve bir matem günü olarak kabul ederler. Hareketin bastırılmasından sonra Ali
evlâdına karşı yapılan zulüm ve baskılar arttırıldı.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
5. Harun er-Reşid Dönemi (786-809)
✓ 763’te Rey’de doğdu. Hârûn genç bir delikanlı iken [781-82] yıllarında Bizanslılar’a karşı
düzenlenen seferlerde gösterdiği yararlılıklar üzerine babası tarafından “Reşîd” lakabı
verildi.
✓ Hârûnürreşîd, 786 yılında halife oldu, ilk icraatı, kâtibi ve mürebbisi Yahyâ el-Bermekî’yi
geniş yetkilerle vezir tayin etmek oldu.
✓ Hârûnürreşîd, İslâm devletiyle Bizans İmparatorluğu arasında müstahkem kalelerle takviye
edilmiş bir sınır bölgesi oluşturmak istedi. Bu amaçla Cündikınnesrîn’i, merkezi Menbic
olmak üzere Avâsım [Cündi’l-avâsım] adıyla müstakil bir bölge haline getirdi.
✓ Bu dönemde halife tarafından İbrâhim b. Ağleb’e, valileri tayin etme yetkisini de elinde
tutacak şekilde iktidarının babadan oğula geçmesi ayrıcalığı verildi, böylece halifelik
topraklarında iç işlerinde serbest bir hânedan kurulmuş oldu [Ağlebîler : İfrîkıye, Cezayir
ve Sicilya’da hüküm süren bir İslâm hânedanı (800-909).]
✓ 803 yılında Hârûnürreşîd ile Bermekîler’in arası açıldı ve Ca‘fer öldürülürken Yahyâ ile
Fazl hapse atıldı.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Hârûnürreşîd mûsikiyi severdi; sohbet meclislerini belli bir düzene koymuş, sâzende ve
hânendeleri derecelerine göre sınıflandırmıştır.
✓ Hârûnürreşîd, Edebiyata ilgi duyar, beğendiği şiirleri büyük bahşişlerle ödüllendirir, şair ve
âlimleri himaye ederdi.
✓ Hârûnürreşîd devletin idarî yapısında bazı yenilikler yapmıştır. Dîvân-ı Harb’e bağlı
olarak Dîvân-ı Arz’ı kurmuş, böylece askerî uzmanların orduyu her zaman teftiş ederek her
an savaşa hazır tutmalarını sağlamıştır.
✓ Bu dönemde bölge valileri geniş yetkilere sahipti; ayrıca sorumlulukları daha sınırlı valiler
de vardı. Halife bunların yanına, çeşitli malî ve idarî işleri yönetmekle yükümlü âmiller
tayin ederdi.
✓ Abbâsî-Türk ilişkileri Hârûnürreşîd devrinde başlamıştır, bu dönemde saray
muhafızlarının bir bölümü Türkler’den oluşuyordu.
✓ Bu dönemde idarî sistem iş bölümü bakımından mükemmel bir hale gelmişti. Dîvânü’z-
zimâm, Dîvânü’r-resâil, Dîvânü’l-harâc, Dîvânü’t-tırâz, Dîvânü’l-cünd, Dîvânü’l-berîd,
Dîvân-ı Mezâlim ve Dîvânü’ş-şurta devlet dairelerinin en önemlileriydi.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Hârûnürreşîd kādılkudâtlık müessesesini kuran kişidir. Hilâfetinin ilk günlerinde Ebû
Yûsuf’u bu makama tayin etmişti; daha sonra Ebü’l-Bahterî Vehb b. Vehb ile Muhammed
b. Hasan eş-Şeybânî bu görevi yürütmüşlerdir.
✓ Devlet gelirlerinin hakkaniyet ölçüleri içerisinde tahsil edilmesine önem veren
Hârûnürreşîd, Kādılkudât Ebû Yûsuf’tan bu hususta takip edilecek siyaseti ve buna
ilişkin şer‘î ahkâmı ortaya koyan bir kitap yazmasını istemiştir. [Kitab’ul-Harâc]
✓ Hârûnürreşîd’in zamanında ilim ve kültür hayatında önemli gelişmeler olmuştur. Halife
Hizânetü’l-hikme’nin zenginleşmesi için büyük çaba harcamış ve bazan cizye olarak kitap
almıştır.
✓ Hârûnürreşîd devrinde nüfusu 1 milyonu aşan Bağdat, Dicle nehrinin iki yakasına
kurulmuş saray ve köşklerle dünyanın en güzel şehirlerinden biri haline gelmiştir.
✓ “Binbir gece masalları”nın bir bölümü Bağdat’ta ve Hârûnürreşîd’in çevresinde yaşanan
olayları konu edinmektedir.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
6. Emin Dönemi (809-813)
✓ 787 yılında Bağdat’ta doğan Emin’in asıl adı, Ebû Abdullah Muhammed b. Harun er-
Reşid’dir. Anne ve babası Hâşimî olan tek Abbâsî halifesidir.
✓ Horasan’da bulunan Me’mun başlangıçta kardeşine beyat etti ise de, iktidar mücadelesine
girişmekten geri kalmadı.
✓ Netice itibariyle, 812’de Hüseyin b. Ali b. İsa b. Mâhân tarafından kuşatılan Emin,
halifelikten indirildi, 813’te idam edildi.
✓ iktidarı süresince Emin, bütün enerjisini kardeşi Me’mun ile giriştiği mücadeleye tahsis
ettiği için ne dışta fetih hareketlerine, ne de içeride iz bırakacak icraatlara, ilim ve sanata
zaman ve imkan bulabilmiştir.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
7. Me’mun Dönemi (813-833)
786’da dünyaya geldi 813’te tahta oturarak Abbâsî ülkesinin tamamında birliği tekrar
sağlamayı başardı.
Emin - Me’mun arasındaki çekişme aslında bir anlamda Arap-Mevâli çatışması olarak
özetlenebilir. [Bu mücadelede en önemli rolü Me’mun’un veziri Fazl b. Sehl vermiş ve
Me’mun üzerinde büyük bir nüfuz sahibi olmuştur]
Bütün icraatlarında Araplara karşı cephe aldığı bilinen Fazl, Merv merkez olmak üzere batı
eylaletlerinin yönetimini kardeşi Hasan b. Sehl’e bırakma konusunda Me’mun’u ikna etti.
Buna ilave olarak devletin yüksek makamlarına gayr-ı Arap unsurların tayin edilmesi;
Me’mun’un, devleti Horasan’dan idareye zorlanması; halifenin Bağdat’ta olup bitenden
haberdar edilmemesi; Iraklıların halifeyi Bağdat’ta görmek istemeleri ve daha sonra 201/817
yılında Ehl-i Beyt mensuplarından Ali oğlu Musa’yı veliaht tayin etmesi, başta Arap unsuru
olmak üzere geniş kitleleri rahatsız etti ve zaman zaman isyanların çıkmasına neden oldu.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
7. Me’mun Dönemi (813-833)
786’da dünyaya geldi 813’te kardeşi Emin’le iktidar mücadelesine girişti kardeşi Emîn’i
öldürterek hilâfet makamına geçti.
Me’mûn’un hilâfet merkezi olarak Merv’i seçmesi, İran asıllı Fazl b. Sehl’i vezir tayin etmesi
ve İranlı unsurlara önem vermesi Araplar’ı tedirgin etti. Bu sebeple İran nüfuzuna tepki
olarak isyanlar meydana geldi.
Me’mun Dönemin de Ortaya Çıkan İsyanlar
▪ Şiî isyanları : Halife Me’mun, genel siyasî yaklaşımı itibariyle Hz. Ali evlatlarına karşı
iyi davranmasına rağmen döneminde Şiî kaynaklı isyanlar az da olsa vukû bulmuştur.
▪ Bâbek isyanı : Ebû Müslim el-Horasanî’nin Mansur tarafından 754’te katledilmesi,
başlangıçta siyasî mahiyetteyken zamanla dinî hüviyete bürünen Hürremîye fırkasının
Bâbek liderliğinde Abbâsîlere karşı ortaya çıkmasına sebep olmuştu.
▪ Nasr b. Şebes İsyanı : 813’te Araplardan taraftar toplayan Nasr b. Şebes, Halep’i
merkez yaparak Cezîre bölgesinde bir isyan hareketi başlattı.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Me’mun, Ali evlâdından İmam Ali er-Rızâ’yı kendisinden sonra halife olmak üzere veliaht
tayin ederek Abbâsîler’in resmî rengi olan siyah elbiseyi çıkarıp Ali evlâdına mahsus yeşil
renkli elbise giydi (817). Böylece, ilk defa hânedan dışından birini veliaht tayin etmek
suretiyle Abbâsî devlet geleneğini bozmuş oldu.
✓ Çıkan isyanlar yüzünden Me’mun tüm bu adımlarından vazgeçmek zorunda kaldı.
✓ Müslümanlarla Bizanslılar arasındaki savaşlar yirmi beş yıllık bir sükûnet devresinden sonra
Me’mûn döneminde devam etti.
✓ Me’mûn döneminde Abbâsî ve Bizans kuvvetleri arasında vuku bulan savaşlara rağmen
karşılıklı elçilik heyetleri ve hediyeler gönderildiği ve ilmî alanda iş birliği yapıldığı
bilinmektedir.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Me’mûn devri, İslâm tarihinde felsefe ve kelâm düşüncesinin gelişmesinde bir dönüm
noktası teşkil eder.
✓ Me’mûn hilâfet makamına entelektüel bir anlam katmış, felsefe ve kelâm tartışmalarında
bilginler topluluğuna başkanlık etmiş, aynı zamanda bu toplantılara kendisi de tartışmacı
olarak katılmıştır.
✓ Kādılkudât İbn Ebû Duâd’ın etkisiyle Mu‘tezile’yi resmî mezhep ilân eden Me’mûn, 827
tarihinde yayımladığı bir emirnâmeyle herkesi bu mezhebin temel görüşlerinden biri olan
Kur’an’ın mahlûk olduğu düşüncesini benimsemeye zorladı.
✓ Me’mûn, 833 yılında çıkardığı bir fermanla âlimlerin halku’l-Kur’ân konusunda sorguya
çekilmesini istedi.
✓ Me’mûn döneminin tercüme faaliyetlerinde de seçkin bir yeri vardır. Bu dönemde
Yunanca’dan da Arapça’ya çeviriler yapılmıştır.
✓ Me’mûn, 830 yılında Bağdat’ta Beytülhikme (Dârülhikme) adlı bir tercüme ve araştırma
enstitüsü kurdu. Burası zamanda bir rasathâne ve kütüphane fonksiyonu icra ediyordu.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
8. Mu’tasım Dönemi (833-842)
✓ 796’te Bağdat’ta dünyaya geldi. Kardeşleri Emîn ile Me’mûn arasında cereyan eden iktidar
mücadelesi sırasında Bağdat’ta kalıp siyasî hadiselerden uzak durdu. 833’te taç giydi.
✓ Mu‘tasım’ın halife olmasıyla Arap ve İranlı unsurlardan sonra devlet yönetimi Türkler’in
eline geçmeye başladı. Mu‘tasım-Billâh sayesinde Abbâsîler’in hizmetine giren Türkler’in
kitleler halinde İslâmiyet’e girmesinde de önemli rol oynadı.
✓ Mu‘tasım-Billâh döneminde Hürremiyye Hareketi olarak adlandırılan isyan harekatı 833
yılından bastırılırdı. [Hareketin lideri Bâbek, Türk kumandan Afşin tarafından Cibâl ve
Azerbaycan bölgelerine düzenlenen seferlerle ortadan kaldırıldı]
✓ Mu‘tasım-Billâh, çeşitli Türk bölgelerinden birlikler getirmeye devam etti ve ordunun
büyük bölümünü Türkler’den oluşturdu.
✓ Mu‘tasım-Billâh, 836 yılında Bağdat’ın kuzeyinde Sâmerrâ şehrini kurdu ve oğlu
Hârûn’u (Vâsiḳ-Billâh) Bağdat’ta vali bırakarak Türk birlikleriyle beraber hilâfet merkezini
oraya taşıdı.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Bâbek isyanını fırsat bilen Bizans İmparatoru Theophilos 838 yılında Doğanşehir’e
[Zibatra] saldırarak katliam yaptı ve şehri tahrip etti. Ardından Malatya’yı kuşattı. Durumu
öğrenen Halife, Afyon Karahisar yakınlarında bulunan Ammûriye’ye hareket etti.
✓ Bizans’ın İstanbul’dan sonra ikinci büyük şehri olan Ammûriye (838) tarihinde fethedildi.
✓ Ammûriye’nin fethi İslâm dünyasında büyük coşkuyla karşılanmış ve şiirlere konu
olmuştur. Bu zaferi “fethu’l-fütûh” olarak vasıflandıran Ebû Temmâm’ın “es-seyfü asdaku
enbâen mine’l-kütüb” diye başlayan kasidesi meşhurdur.
Mu‘tezile’nin resmî mezhep olarak kabul edilmesi ve Kur’an’ın mahlûk olduğu görüşünü
(halku’l-Kur’ân) benimsemeyen âlimlerin sorgulanıp cezalandırılması (mihne) Mu‘tasım-
Billâh döneminde de devam etmiştir.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
9. Vâsik Dönemi (842-847)
✓ 812 yılında doğdu. 842 yılında halife oldu. İdarî ve siyâsî açıdan amcası Me’mun’un ve
babasının izinden gitti. Ahlâkı, ilmi ve diğer yönleriyle Me’mûn’a benzetilerek kaynaklarda
“Küçük Me’mûn” diye anılır.
✓ Vâsiḳ-Billâh yönetim anlayışı, görevlendirdiği kişiler ve tasarrufları bakımından selefleri
Me’mûn ile Mu‘tasım-Billâh’ın politikalarını büyük ölçüde devam ettirdi.
✓ Vâsiḳ-Billâh döneminde mihne uygulamaları aynen devam etti. Vâsiḳ, çeşitli bölgelere
mektup göndererek muhaddis ve fakihlerin halku’l-Kur’ân konusunda imtihan edilmelerini
emretti.
✓ Vasik, hilâfeti süresince felsefe ve tıp gibi ilimlerin yanı sıra ilâhiyat ilimlerine dair
münazaraların yapıldığı ilmî meclisler düzenlenmiş ve bu meclislere bizzat katılmıştır.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
10. Mütevekkil-Alellâh Dönemi (/847-861)
✓ 822 yılında Bağdat yakınlarındaki Femüssılh’ta doğdu. Halife Vâsik-Billâh veliaht tayin
etmeden vefat edince Abbâsî tarihinde ilk defa devlet erkânı yeni halifeyi seçmek için
toplandı.
✓ Türk kumandanları ile diğer devlet görevlilerinin katıldığı toplantıda Vâsik-Billâh’ın kardeşi
Ca‘fer, Mütevekkil-Alellah lakabıyla halife ilân edildi (847)
✓ Mütevekkil, Me’mûn’un başlatıp Mu‘tasım ve Vâsik-Billâh’ın devam ettirdiği siyasî, dinî
ve fikrî politikalarda değişikliklere yöneldi. Bu doğrultuda önce Mu‘tezilî siyasete karşı
çıkarak devletin ve toplumun gündemindeki halku’l-Kur’ân’la ilgili dinî tartışmaları ve
Mu‘tezile’nin görüşünü benimsemeyenler üzerinde uygulanan baskıyı sona erdirdi.
✓ Mihne sebebiyle tutuklu bulunanları serbest bıraktı. Mu‘tezile’nin ileri gelenlerinden
Kādılkudât İbn Ebû Duâd’ı uzaklaştırıp yerine Yahyâ b. Eksem’i getirdi.
✓ Sünnîliğin yaygınlaştırılmasına çalıştı. Mihne döneminde muhalefetin âdeta öncülüğünü
yapmış olan Ahmed b. Hanbel’e yakınlık gösterdi, Hanefî âlimlerini önemli görevlere
getirdi.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Türk kumandanlarının nüfuzundan rahatsızlık duyan halifenin bu husustaki ilk icraatı İnâk
et-Türkî’yi bertaraf etmek oldu. İnak, hac dönüşü Bağdat’ta düzenlenen bir suikast sonucu
öldürüldü (849)
✓ Mütevekkil döneminde de Hz. Ali evlâdına karşı şiddet ve baskı politikası uyguladı. Ali
evlâdı aleyhinde şiir söyleyen şairlere ihsanlarda bulundu. Hz. Ali ile sürekli alay etti ve Ali
evlâdının her hareketinden şüphe duydu. Fedek arazisini Ali evlâdından geri alarak
yakınlarından birine iktâ etti.
✓ Türk kumandanlarının nüfuzunu kırmak için Mütevekkil, başşehrini Arap unsurun ağırlıklı
olarak bulunduğu Dımaşk’a nakletti. Ancak Dımaşk’ın iklimine uyum sağlayamadı,
ordunun da yoğun baskısı üzerine aynı yıl Sâmerrâ’ya dönmek zorunda kaldı.
✓ Türk kumandanları ile arasındaki ihtilâfın büyümesi üzerine Sâmerrâ yakınlarında
Ca‘feriye (Mütevekkiliye) adını verdiği şehrin inşasını emreden Mütevekkil kısa süre sonra
buraya taşındı (860)
✓ Mütevekkil, Türk kumandanlarının Müntasır’la beraber düzenlediği suikast sonucu
Ca‘ferî sarayında öldürüldü (861)
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Mütevekkil dönemi ilmî ve kültürel açıdan parlak bir devir olmuş, önceki dönemlerde
büyük gelişme gösteren tercüme hareketinin ardından yoğun bir telif devri başlamıştır.
✓ Mütevekkil döneminde dinî konulardaki tartışmaları yasaklaması sonucu hadis alanındaki
çalışmalar hızlanmış, pek çok muhaddis onun desteğini görmüştür.
✓ Zünnûn el-Mısrî, Hâtim el-Esam, Muhâsibî, Bâyezîd-i Bistâmî gibi zâhid ve sûfîler
Mütevekkil zamanında yaşamıştır.
✓ Mütevekkil giriştiği büyük çaptaki imar faaliyetleriyle başşehir Sâmerrâ’yı genişletmiş,
burada günümüze kadar ayakta kalabilen meşhur Sâmerrâ Ulucamii ile saray ve köşkler
inşa ettirmiştir.
✓ 861 yılında Nil Nehri’nin mevsimlere göre su seviyesini ölçmek ve yıllık su taşmalarını
hesaplamak için yeni bir mikyas (Nilometre) inşa ettirmiştir.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Me’mun dönemi ile birlikte Türk kumandanları yavaş yavaş idarî kadrolara da hâkim olarak
devletin yönetiminde büyük ölçüde söz sahibi oldular. Halife Mütevekkil’den itibaren
istediklerini halife yapıyor, istemediklerini bu makamdan uzaklaştırıyorlardı. Diğer taraftan
halifeler de Türkler’in baskısından kurtulmak için gayret sarfediyor ve fırsat buldukça Türk
kumandanlarını öldürüyorlardı.
✓ Halife Mu‘tazıd devrinde kısmî bir toparlanma olduysa da onun ölümüyle durum tekrar eski
haline döndü. Bu sefer de devlet erkânı arasındaki rekabet halifeliği yıpratıyordu. Halife
Râzî, bu duruma son vermek maksadıyla âdeta halifelik yetkileriyle donattığı Muhammed
b. Râiḳ el-Hazarî’yi emîrü’l-ümerâ tayin etti (936).
✓ Ancak bu tedbir de beklenilen sonucu vermedi. Bu sırada imparatorluk iyice parçalanmış ve
halifenin sözde iktidarı, Irak’ın bir kısmıyla sınırlı kalmıştı.
✓ Abbâsî hilâfeti için bütün bunlardan çok daha kötü bir gelişme, 945 yılında İran’lı Şii
Büveyhîler’in Bağdat’ı işgal etmeleri olmuştur. Böylece Abbâsî hilâfeti Şiî bir hânedanın
baskısı altına girmiş oluyordu.
✓ Büveyhîler’in Bağdat’a hâkim oldukları bir asırdan fazla zaman içinde halifeler onların
kuklaları durumuna düşmüşler, bütün siyasî ve askerî otoritelerini kaybetmişlerdi.
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
✓ Abbasi Devletide güçlü sultanlar sonrasında merkezi otoritesinin zayıflaması ile illere
gönderilen valilerin (Emir’ül Umeralar) kendi bölgelerinde bağımsızlıklarını ilan etmeleri
ile Tevaif-i Mülk denilen çıkan feodal devletler ortaya çıktı.
Mısır’da Kurulanlar İran’da Kurulanlar Kuzey Afrika’da
Kurulanlar
Tolunoğulları Tahiriler
(868-905) (821-873) Ağlebiler
(800-909)
(Mısır’da kurulan ilk Türk- İslam Saffariler
Devleti) (861-1003) İdrisiler
(789-985)
İhşitler (Akşitler) Büveyhoğulları
(935-969) (934-1055) Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]
(Mısır’da kurulan 2. Türk-İslam Samanoğulları
Devleti) (819-999)
Fatimiler (909-1171)
(Şii Arap Devleti)
Mehmet N TÜRKEŞ & [email protected]