The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.

Viktor E. Frankl - İnsanın Anlam Arayışı

Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by erbicalinci, 2023-08-16 07:11:50

Viktor E. Frankl - İnsanın Anlam Arayışı

Viktor E. Frankl - İnsanın Anlam Arayışı

i çok iyi biliyorlardı. es, affedileceği, her şeyin iyi olaBir sonraki sahnenin arkasındaki arımızı trende bırakmamız ve kıkaydedilmek amacıyla iki sıra hade kadınlar) dizilmemiz söylendi. n altına saklayacak cesareti buller subay tarafından tek tek kayfarketmesinin tehlikeli olacağını n azından tekmelenirdim; daha biliyordum. Subaya yaklaşırken, içgüdüsel olarak dikildim. Daha ylu, lekesiz üniformasının içinde yolculuktan sonra pejmürde ve bir tezat oluşturuyordu! Sol eliysız bir rahatlık havasına bürünret parmağıyla, rahat bir endamBir insanın işaret parmağının, balukla solu gösteren bu küçük haanlam konusunda, hiçbirimizin a gönderilmenin çalışma anlamıçta özel bir kampa gönderilecek mda olanların sola gönderildiğini kere yapacağım gibi, işi oluruna z sola yatırdı, ancak dik yürümeden tırnağa süzdü, duraksar gibi


oldu, daha sonra ellerini omuzla elimden geleni yaptım, SS subay böylece sağa yöneldim. O akşam bize parmak oyunuşamamız ya da yaşamamamız k anlamına geliyordu. Bizimle gel büyük bir çoğunluk için bu, ölü sonraki birkaç saat içinde uygulayondan doğruca krematoryuma nin anlattığı kadanyla, bu binanılerinde “banyo” yazıyormuş. Bin parça sabun veriliyormuş ve dah sonra olanlan anlatmam gerekm konusunda birçok şey yazıldı. Gaz odasından kurtulan ve g oluşturan bizler, gerçeği akşam lunan tutsaklara, meslektaşım verilmiş olabileceğini sordum. “Sol tarafa mı gönderildi?” “Evet,” diye cevap verdim. “O zaman onu orada görebili “Nerede?” Bir el, Polonya’nınkaç yüz metre ötedeki bir bacay duman bulutu yükseliyordu. “İşte arkadaşın orada, cennet birisi. Ama açık seçik anlatılana Olaylan çok kısa anlatıyorum. P


nma koydu. Zeki görünmek için yı beni yavaş yavaş sağa çevirdi, unun anlamını anlattılar. Bu, yaonusundaki ilk karar, ilk seçim lenlerin yaklaşık yüzde 90 ’ı gibi m anlamına geliyordu. Bu karar, anmıştı. Sola gönderilenler istas gidiyordu. Orada çalışan birisiın kapılannda çeşitli Avrupa dilnaya girerken her tutukluya bir ha sonra... bereket versin ki daha miyor. Bu tüyler ürpertici işlem gelenlerin çok küçük bir kısmını öğrendik. Bir süredir orada bue arkadaşım P’nin nereye gönde irsin,” dedi birisi. n gri gökyüzüne alev saçan, biryı gösterdi. Bacadan uğursuz bir te yükseliyor,” diye cevap verdi a kadar gerçeği anlayamamıştım. Psikolojik bir bakış açısından, is­


tasyonda şafağın sökmesinden kmüzde çok uzun bir yol vardı. Silahlı SS gardiyanlarının e kamp boyunca uzanan elektriktasyonuna geldik: İlk elemeyi gyoydu. Burada da, affedilme yazandı. SS mensuplan neredeys geçmeden nedenini anladık. Birinden, kendilerine vermemiz i ikna edebildikleri sürece nazik le bütün eşyalanmızı vermek z neden, nispeten daha nazik olan bir gün karşılığında bir iyilikte Dezenfekte odasına açılan b bekledik. SS görevlileri bütün cevherlerimizi bırakmamız içindımcı olmak üzere orada bulun bakışlan arasında, bir nikâh yü uğur parçasını kendilerine alıko insanlar vardı. Her şeyin alınacamıştı. Eski tutuklulardan birisinin Sinsice yanma yaklaşarak, palto işaret ettim ve “Bakın, bu, bilimyeceğinizi biliyorum; yaşadığımni, kaderden sadece bunu be Ama yapamam. Bu kitabı ne pah


kamptaki ilk gecemize kadar önü eşliğinde istasyondan çıkarıldık, li dikenli telleri geçip yıkama isgeçenler için bu gerçek bir bananılsamamız tam bir canlılık kae cana yakın görünüyordu. Çok ileklerimizdeki saatleri gördükleçin yumuşak bir ses tonuyla bizi davranıyorlardı. Şöyle veya böyzorunda kalmayacak mıydık? Ve n şu insan saati almasın ki? Belki bulunurdu. bir araya benzeyen bir bölmede eşyalanmızı, saatlerimizi ve mün yere battaniyeler serdiler. Yarnan daha eski tutuklulann alaylı üzüğünü, bir madalyayı ya da bir oyup koyamayacaklannı soran saf ağını hiç kimse henüz kavrayama n güvenini kazanmaya çalıştım. omun iç cebindeki kâğıt tomannı msel bir kitabın el yazması. Ne dim için minnet duymam gerektiğiekleyebileceğimi söyleyeceksiniz. hasına olursa olsun korumam ge­


rek; bu benim hayatımın çalışma Evet, anlamaya başlamıştı. Önralayıcı bir havayla sırıttı ve kamplikle bulunmayan bir kelimeyle c gerçeği gördüm ve ruhsal tepkim olan şeyi yaşadım: Geçmişimin ta Ansızın, solgun, korkulu yüzlenler arasında bir kaynaşma olmutları tekrar duyduk. Tekme t sürüldük. Bir SS görevlisi, şunla iki dakika içinde tamamen soyu yere bırakmış olacaksınız. Ayakkya askılarınızın ve olanlar için ku şey almayacaksınız. Şimdi!” Tutuklular, akıl almaz bir telna çıkarmaya başladı. Süre azald iç çamaşırlarını, kayışlarını ve a çıkardılar. Ve ilk kamçı sesleri dulere inip kalkan deri kayışlar. Daha sonra tıraş edilmek üze Sadece kafalanmız tıraş edilmed kalmamıştı. Derken duşlara geldmizi güç bela tanır hale gelmişti gerçek suyun aktığını farketmişt Duş için sıra beklerken, çıplakmıştık: Artık çıplak vücutlarımızmiz kalmamıştı; tüyümüz bile y


ası. Anlıyor musunuz?” nce acıyarak, derken alaycı ve yap sakinlerinin dağarcığında kesincevap verdi: “Bok!” O anda açık min ilk evresinin doruk noktası amamını dışarıda bırakmıştım. zlerle çaresizce tartışan yeni gedu. Boğuk bir sesle verilen kotokatla, banyoya açılan bölmeye n söyledi: “İki dakikanız var. Bu nmuş ve her şeyinizi olduğunuz kabılarınızın, kemerlerinizin veuşaklann dışında yanınıza hiçbir laşla üzerlerindekileri yırtarcasıdıkça sinirleri gerilen tutuklular, ayakkabı bağlannı koparırcasına uyulmaya başladı: Çıplak beden ere bir başka odaya sürüklendik: i; vücudumuzda tek bir tüy bile dik, tekrar sıraya girdik. Birbiriik; ancak bazılarımız, duşlardan i. klığımızı iliklerimizde duyumsazdan başka gerçekten hiçbir şeyioktu; sahip olduğumuz tek şey,


kelimenin tam anlamıyla çıplakmızla aramızda geri kalan mad gözlüklerim ve kemerim vardı ça ekmekle değiştirecektim. Kdan biraz daha heyecan söz kon Akşam olunca, barakamızda bizi karşılayarak, kuşağında pa “şu kirişe” (kirişi göstererek) bmin ettiği bir konuşma yaptı. Kğu için kamp yasalannın kendi Ayakkabılarımızın durumunnımıza alabileceğimizin söylen olanlar bunlardan vazgeçmek durma ayakkabılar veriliyordu. iyi niyetli öğütlerini tutup, be kısmını kesip, sabotajı gizlemek tutuklular, gerçek bir problem sanki bunu bekliyordu. Bu suçkesin, bitişikteki küçük bir oda kayış sesleri ve işkence edilen maya başladı. Bu kez biraz dah Böylece, bazılanmızm hâlâ birer yok oldu, daha sonra bek keskin bir mizah duygusu sar başka kaybedecek hiçbir şeyimdan su akmaya başlayınca, hemle dalga geçerek eğlenmeye çal


k varoluşumuzdu. Önceki yaşamıdi bir bağ var mıydı? Benim için, ki bu kemeri daha sonra bir paruşaklan olan insanlar için, fazlanusuydu. an sorumlu olan kıdemli tutuklu ara ya da kıymetli taş saklayanlan bizzat asacağına şerefi üzerine yeKibirli bir endamla, kıdemli olduisine bu hakkı tanıdığını söyledi. nda işler biraz daha kanşıktı. Yanmesine karşın ayakkabılan güzel zorundaydı, bunlann yerine uy. Kıdemli tutuklulann görünürde kleme odasında çizmelerinin üst k için kesilen yerlere sabun süren le karşı karşıyaydı. SS görevlileri çu işlediğinden kuşkulanılan heraya gitmesi gerekti. Bir süre sonra, insanlann çığlıklan tekrar duyulha uzun sürmüştü. koruduğu yanılsamalar da birer klenmedik bir şekilde, çoğumuzu rdı. Aptalca çıplak yaşamımızdan miz olmadığını biliyorduk. Duşlarm kendimizle, hem de birbirimizlıştık. Ne olursa olsun, duşlardan


gerçek su akıyordu! Garip bir mizahın yanı sıra, bzi sardı: Merak. Daha öncesinde rumlara karşı temel bir tepki ola kazasında hayati bir tehlikeye girpılmıştım: Kazadan sağ mı kurtlanmış vs. şekilde yaralanmış o yoğun bir merak. Auschwitz ölüm kampında byor, adeta çevresini nesnel olaraden koparıyordu. O dönemde z aracı olarak geliştiriliyordu. Bir sneğin güz sonunun dondurucu ve çırılçıplak bir şekilde açık ha ne olacağını bilme konusunda merakımız bir sürprize dönüştü: Yeni gelenleri benzer birçok s mesleğinden olanların ilk öğren söylüyor!” İnsanın, şu kadar sa söylenirdi. Kesinlikle yanlış! Kesduğuna inanırdım: Şunsuz uyuynunla yaşayamam. Auschwitz kataklar, ranzalar halinde düzenlen olan her bir ranzada, kuru tahtatık. Her dokuz kişi için iki battantan ötürü sırt sırta, üst üste yatıyle avantajlı bir durumdu. Ranza


bir başka duygu daha benliğimibu tür bir merakı, bazı garip duarak hissetmiştim. Bir tırmanma rince, o anda tek bir duyguya katulacağım, yoksa kafatası parçaolarak mı çıkacağım konusunda bile soğuk merak hüküm sürük değerlendiren zihni, bu çevrezihnin bu durumu, bir koruma sonraki anda ne olacağını ve ör soğuğunda, duştan yeni çıkmış avada durmamızın sonuçlannın kaygılıydık. Birkaç gün içinde : Üşütmemiştik. sürpriz bekliyordu. Aramızda tıp ndiği şey buydu: “Kitaplar yalan at uyumaksızın yaşayamayacağı inlikle yapamayacağım şeyler olyamam ya da şununla veya buampındaki ilk gece yattığımız yanmişti. İki-iki buçuk metre kadar anın üzerinde dokuz kişi yatmışniye verilmişti. Elbette sıkışıklıkorduk, bu da acı soğuk nedeniyalara çıkarılması yasaklanmış ve


gün boyunca çamura bulanmış bılarını yastık niyetine kullanm neredeyse çıkık hale gelen kolladaydık. Yine de uykumuz gelm götürmüştü. Nelere dayanabileceğimize daha söz etmek isterim: Dişlerimne de buna ve ağır vitamin eks zamankinden çok daha sağlıkl görünümünü tamamen yitirenerulannm donması nedeniyle gü toprakta çalışmaktan kirli elle sıynklar (soğuk ısırması olmadı da örneğin yan odadaki en haf uykusu hafif olan birisi, kulağ bir yoldaşa yaslanıp deliksiz bir Şimdi bize, insanı kabaca he tanımlayan Dostoyevski’nin sörulacak olursa, cevabımız, “Ev nasıl olduğunu bize sormayın,”nmız henüz oraya gelmedi; bi değildik. Henüz ruhsal tepkimi İntihar düşüncesi, kısa bir kafasını kurcalıyordu. Bu düş her gün ve her saat gölgesi üstülikesinden ve diğer birçoklan tlığından doğuyordu. Daha son


olmasına karşın, bazıları ayakkamıştı. Bunun dışında, kafalarımızı arımızın üzerine dayamak zorunmiş ve birkaç saatliğine acılan alıp ilişkin birkaç benzer sürprizden mize bakma olanağımız yoktu, yiikliğine rağmen, diş etlerimiz her ıydı. Aynı gömleği, ta ki gömlek e kadar, altı ay giyiyorduk. Su boünlerce yıkanamamamıza rağmen, erimizin üzerinde oluşan yara ve ığı sürece) iltihap kapmıyordu. Ya fif bir gürültüyle uyanacak kadar ğının dibinde gürültüyle horlayan r uyku çekebiliyordu. er şeye alışabilen bir varlık olarak zlerinin doğru olup olmadığı sovet, insan her şeye alışabilir, ama ” olacaktır. Psikolojik araştırmalaz tutsaklar da o noktaya ulaşmış izin ilk evresindeydik. süreyle de olsa, hemen herkesin şünce, durumun ümitsizliğinden, ümüzde olan kesintisiz ölüm teharafından yaşanan ölümün yakınnra değinilecek olan kişisel inanç-


lanmdan ötürü, kampa vardığımma” yemin ettim. Bu deyim, en pmak için kullanılıyordu: Elektrikmak. Bu kararı vermek benim içmenin pek bir anlamı yoktu, çüdığı ve olasılıkların tamamı di kamp sakini için yaşam beklentimeleri geçip yaşamayı başaran khatlıkla bekleyemezdi. Auschwit ilk evresinde ölümden korkmuy gaz odaları bile dehşetini kayb dehşet onu intihar etmekten alık Daha sonra karşılaştığım arka beni büyük ölçüde depresyona kampındaki ilk geceden sonra getenliğimle gülümsemekle yetind ayrılmamamız yolundaki talimat hafta önce gelmiş olan bir mesle Bizi sakinleştirip rahatlatmak ve mizah havasıyla ve gözünü budacele birkaç ipucu verdi: “Korkm korkmayın! Dr. M. (SS tıp şefi) d yanlıştı; arkadaşımın nazik sözlenin doktoru olan altmış yaşlannkûm edilen oğlunun bırakılması anlatmıştı. Dr. M. soğuk bir tavı “Ama sizden bir şey istiyoru


m ilk akşam, “tele koşmayacağıpopüler intihar yöntemini anlatk yüklü dikenli tel çitine dokunçin çok zor olmamıştı. İntihar etnkü nesnel bir açıdan hesaplankkate alındığı zaman, ortalama isi son derece cılızdı. Bütün eleküçük yüzde arasında olmayı ratz kampındaki bir tutsak, şokun yordu. İlk birkaç günden sonra bediyordu. Ne olursa olsun, bu koyuyordu. adaşlanm, kampa kabul şokunun sokmadığını söyledi. Auschwitz elişen aşağıdaki olayda, olanca içdim. “Bloklanmız”dan kesinlikle tlara rağmen, Auschwitz’e birkaç ektaşım, gizlice barakamıza sızdı. birkaç şey söylemek istemiş. Bir aktan esirgemez bir tavırla, alelaayın! Seçimlerden (elemelerden) doktorlara sempatik bakıyor.” (Bu eri yanıltıcıydı. Bloklardan birisinda bir tutsak, gaz odasına mahı için Dr. M’ye nasıl yalvardığını rla reddetmişti.) um,” diye sürdürdü arkadaşım,


“Mümkünse her gün tıraş olun;lanmanız gerekse... bunun için runda bile kalsanız, tıraş olun. sikler yanaklarınızın daha kırm kalmak istiyorsanız, bunun tek gözükün. Diyelim ki topuğunuzraz topallasanız bile, bir SS göre gaz odasını boylayacağınızdan tabiriyle neyi söz konusu ettiğ kendini bırakmış, hasta, bir de olarak daha fazla çalışamayan. deriz. Er ya da geç, genellikle man’ gaz odasını boylar. Bu ned yürüyün, becerikli olun; o zamrekmez. Yirmi dört saattir burad hiçbirisinin korkması gerekme Şöyle dedi: “Açık konuşmamd Diğerlerine dönerek tekrarladı: korkması gereken tek kişi o. Bu Gülümsedim. Şimdi, o gün nı şeyi yapacağına inanıyorum. Sanırım bir keresinde Lessinmenize neden olacak şeyler vartur.” Anormal bir duruma gös bir davranıştır. Psikiyatrist olara bir tımarhaneye kapatılmak gi tepkilerinin, normalliğin derece


; bu iş için bir cam kırığı da kulson ekmek diliminizi vermek zoDaha genç gözükürsünüz ve kemızı gözükmesini sağlar. Hayatta k bir yolu var: Çalışmaya elverişli zdaki küçük bir yaradan ötürü bievlisinin bunu farketmesi halinde n emin olabilirsiniz. ‘Müslüman’ ğimizi biliyor musunuz? Perişan, eri bir kemik görünen ve fiziksel .. işte böyle birisine ‘Müslüman’ kısa bir süre içinde, her ‘Müslüdenle unutmayın: Tıraş olun, dik man gaz odasından korkmanız geda olsanız bile, belki de sen hariç, ez.” Daha sonra beni gösterdi ve an rahatsız olmadığını umarım.” “Aranızda bir sonraki elemeden u nedenle merak etmeyin!” benim yerimde olan herkesin ay ng şöyle demişti: “Aklınızı kaybetdır ya da kaybedecek akimız yokterilen anormal bir tepki normal ak bizler bile, bir insanın, örneğin ibi anormal bir duruma yönelik esiyle orantıladığımz zaman anor­


mal olmasını bekleriz. Bir toplam tepkisi de zihnin anormal bir dunel olarak yargılandığı zaman noceğimiz gibi, o şartlara gösterilenğım bu tepkiler birkaç gün içind ilk evreden İkincisine geçiyord yitimine girdiği nisbi duyarsızlık Yukarıda anlatılan tepkilere e öldürmeye çalıştıkları acı dolu d Her şeyden önce, tutsağın, evine mi söz konusuydu. Bu duygu çodu ki, kişi, özlemin kendisini yiynu tiksinti izliyordu: Onu çepeçe bunu çağnştıran her şeye yönelik Tutuklularm çoğuna, bostan kracak paçavra gibi birer üniformarın arası pislikle doluydu ve ne kadar çok pisliğe bulanıyorduk. Y işiyle görevlendirmek, tercih edil olduğu gibi, tutuklu pisliği engeblik sıçradığında, bir iğrenme belimeye kalkıştığı zaman, Kapolar tyordu. Böylece normal tepkilerin Başlangıçta, bir başka gruptak zaman başımızı çeviriyorduk; te çamurun içinde saatlerce bir aşağlan görmeye dayanamıyorduk. G


ma kampına düşen bir insanın rumuna karşılık gelir, ama nesormaldir ve daha sonra gösteren tipik bir tepkidir. Tanımladıe değişmeye başladı. Tutsaklar, du; bu, kişinin bir tür duygu evresiydi. ek olarak, yeni gelen tutuklular, duyguların içinde kıvranıyordu. ve ailesine yönelik sınırsız özleoğunlukla öylesine akut oluyoryip bitirdiğini hissediyordu. Buvre kuşatan olanca çirkinliğe ve k bir tiksinti. korkuluğundan daha zevkli dua verilmişti. Kamptaki barakalaadar temizlemeye çalışsak, o kaYeni gelenleri lağım temizleme len bir uygulamaydı. Genellikle beli arazide taşırken yüzüne pisrtisi gösterdiği veya yüzünü siltarafından dayakla cezalandırılın bastırılması hızlanıyordu. ki ceza gösterilerini gördüğümüz kme tokat eşliğinde pisliğin ve ğı bir yukarı yürütülen tutukluGünler, haftalar sonra durum de­


ğişti. Sabahın erken bir saatind grubumuzla birlikte yürüyüşe bekliyorduk. O saatlerde çığlıkla tekmelendiğini, sonra kaldırılıp görürdük. Peki neden? Ateşi çık gitmek istemiştir. İşten kaytarmlunmasından ötürü cezalandırılm Ama ruhsal tepkilerin ikinci gözlerini çevirip bakmıyordu b körelmiş ve izlediği şeyden etkileka örnek daha: Birisi, yaralı olduya ateş yüzünden, birkaç gün kama umuduyla revire başvurur. Kyette bekletilen, kampta ayağınaşanda çıplak ayakla çalışmaya zğun revire getirildiğini görmek olan donmuştur ve doktor elinde morarmış parmak uçlannı teker acıma: Bu olayı izleyen bir tutu Birkaç haftalık kamp yaşamındşenler ve ölümler öylesine sırada eden bir tutukluyu artık etkilem Ateşi çok yüksek, çoğunluklamekte olan tifüslü hastalann bu kalmıştım. Hastalardan birisi ölte defalarca tekrarlanan aşağıda oluş yaşamaksızın izledim. Tut


de, henüz hava aydınlanmadan, hazır vaziyette kapının önünde ar duyar, bir yoldaşın yerde nasıl p tekrar nasıl yere vurulduğunu kmış ve yersiz bir zamanda revire mak için bu tür bir girişimde bumaktadır. evresine geçen bir tutuklu artık bile. O zamana kadar duygulan enmez bir hale gelmiştir. Bir başuğu için ya da belki de ödem veamp içinde hafif işlerde çalıştmlKar içinde saatlerce hazır ol vazia göre ayakkabı olmadığı için dızorlanan on iki yaşında bir çocuonu etkilemez. Çocuğun parmakeki pensle, çocuğun kangren olan r teker keser. Tiksinti, dehşet ve klu artık böyle şeyler hissetmez. an sonra acı çekenler, can çekian şeyler olur ki, bunlar, tanıklık mez olur. a hezeyanlı, birçoğu da can çekişulunduğu bir barakada bir süre dükten sonra, her ölümle birlikaki sahneyi, coşkusal bir alt-üst tuklular, teker teker, hâlâ sıcak


olan cesede yaklaştı. Birisi, pat kaptı; bir diğeri tahta takunyala olduğuna karar verip değiştirdi. tosuna el koydu, bir diğeri de geşünün!) memnunluk duymuştu. Bütün bunları kayıtsızca izleddi kaldırmasını söyledim. Hemşi kavradı, elli tifüslü hastaya yatak arasındaki dar koridora paldır küli toprak taban üzerinde sürüye Dışarıya açılan kapının önündekrun oluyordu, çünkü kronik bir Kamptaki ilk birkaç aydan sonra kapı tokmağına dayanmaksızın, olan bu basamakları çıkamıyord Cesedi sürükleyen adam bas bir tavırla kendini yukarı çekti. ayaklan, daha sonra gövdesi ve ntıyla- iki basamağın üzerinden y Benim yerim, barakanın karşıtadan açılan küçük, tek pencerenle iştahla yudumladığım sıcak çoden dışan bakacak oldum. Az önlayan gözleriyle bana bakıyordu.muştum. Çorbamı yudumlamaya Orada yaşadığım duygu yoklmış olmasaydı, şimdi bu olayı


tates ezmesinden arta kalanlan rının kendisininkinden daha iyi Üçüncü bir tutuklu ölünün palerçek kaytan bulmaktan (bir dü dim. Sonunda “hemşire”ye ceseire cesede yaklaştı, ayaklarından k hizmeti gören iki sıra tahtanın üldür indirdi ve cesedi, tümseke sürüye kapıya doğru götürdü. ki iki basamak, bizim için bir so gıdasızlıktan bitkin düşmüştük. a, kendimizi yukarı çekmek için , her biri on beş santim kadar uk. amaklara yaklaştı. Önce bezgin Daha sonra da cesedi: İlk önce nihayet kafası -uğursuz bir tıkırukan çekildi. ı tarafında, tabana yakın bir noknin yanındaydı. Üşüyen ellerimrba kâsesine sanlırken, pencerence dışarı sürüklenen ceset, par. O insanla iki saat önce konuşa devam ettim. luğu mesleki açıdan beni şaşırtanımsamazdım; çünkü o sırada


pek bir şey hissetmemiştim. Tutuklunun ruhsal tepkilerin semptomlar, duygu yitimi (apa alamadığı coşku ve duyguların tutukluyu, her gün ve her saat k duyarsızlaştırıyordu. Bu duyarssa zamanda çok gerekli ve koru En küçük bir kışkırtmada, b dayak fasılları yaşanıyordu. Örndu ve bunun için sıraya girmemkamda duran adam sıradan biraluğu SS gardiyanının hoşuna git ağır sopa yedim. Ancak o zam gardiyanını farkettim. Bu tür dyan şey (ki bu hem yetişkinler için geçerlidir) fiziksel acı değildiği ruhsal ıstıraptır. Gariptir, bazen, hedefini şaşı daha çok yaralayıcı olabiliyor. B demiryolu raylarının üstünde d karşın grubumuz çalışmaya dev arasına çakıl atma işinde oldukçmanın tek yolu buydu. Küreğim bir an ara verdim. Talihsizlik ese beni görünce kaytardığımı düşü acının nedeni hakaretler ya da d bir kemik önünde duran ve belk


nin ikinci evresinde ortaya çıkan ati), yani kişinin hissetmeyi göze nı köreltmesiydi; bu da sonunda karşı karşıya olduğu dayağa karşı ızlık yoluyla tutuklu, kendini kıuyucu bir kabukla kaplıyordu. azen de hiçbir neden olmaksızın neğin ekmek işyerinde dağıtılıyormiz gerekiyordu. Bir keresinde araz sapmıştı ve bu simetri bozuktmemişti; ansızın kafama inen iki man yanımda duran eli sopalı SS urumlarda insanı en çok yarala hem de cezalandırılan çocuklar l, haksızlığın, mantıksızlığın ver ıran bir darbe, hedefini bulandan Bir keresinde, bir kar fırtınasında, duruyordum. Hava muhalefetine vam etmek zorundaydı. Rayların ça sıkı çalışıyordum, çünkü ısınme yaslanıp nefesimi toplamak için eri o anda gardiyan geri döndü ve ündü. Gardiyanın bende yarattığı dayak değildi. Pejmürde, bir deri ki de ona insanı ancak bulanık bir


şekilde anımsatan bu figürü tek kmeye bile değer görmemişti. Bu yerden bir taş alıp üzerime attı. Burek duymayacak kadar az ortak ş bir yabani hayvanın dikkatini çekne döndürmek için başvurulan bi Dayak olaylarının en acı vericnci şeylerdi. Bir keresinde, buzlu ve ağır kirişler taşımamız gerekmdirde, sadece kendisini değil, ayn tehlikeye sokmuş oluyordu. Eskiça çıkıklığı vardı. Buna karşın ça memnundu, çünkü fiziksel saka gaz odasına gönderilmesine nereddu. Aksak ayağıyla, ağır bir kirişin diğerlerini de sürükleyecek gibi yordum, bu nedenle yardım etmdım. O anda arkadan bir tekme ve yerime dönme emri aldım. Be dakika öncesinde aşağılayıcı bir elık ruhuna sahip olmadığını söyl Bir başka seferinde, su borula on yedi derece soğukta donan semıştık. O gün gelinceye kadar, fitım. Yanıma tombul, pembe yan açıkçası domuz kafasını çağrıştm sıcak, eldivenler giymişti. Bir sür


kelime söylemeye, hatta küfretunun yerine, oyun oynarcasına, u bana, cezalandırılmaya bile geşeye sahip olunan bir yaratığın, kmek ya da evcil bir hayvanı işiir yöntem gibi geldi. i kısmı, çağrıştırdıkları onur kiu, kaygan raylar üzerinde, uzun mişti. Birisi kayacak olduğu taknı kirişi taşıyan diğer herkesi de i bir arkadaşımın doğuştan kalalışabilecek durumda olmaktan tlığı olanlann bir eleme anında deyse mutlak gözüyle bakılıyorn altına girmişti ve bir an düşüp olmuştu. O sırada kiriş taşımıek için düşünmeksizin ileri atılyedim, sert bir dille azarlandım eni tekmeleyen gardiyan, birkaç edayla, biz “domuzlar”m yoldaşlemişti. an döşemek için, ormanda, eksi ertleşmiş toprağı kazmaya başlaiziksel olarak epeyce zayıflamışnaklı bir usta geldi. Yüzü bana myordu. Acı soğukta, çok güzel, re sessizce beni izledi. Bir sorun


olduğunu hissettim, çünkü önüdar çalıştığımı kesin olarak gös Bağırmaya başladı: “Seni domrum! Sana nasıl çalışılacağını gzıyana kadar bekle. Bir hayvan bitireceğim! Hayatında elini işemuz? İşadamı?” Aldırmadım. Ama beni öldürundaydım, bu nedenle doğru “Uzman doktordum,” dedim. “Ne? Doktor mu? Bahse giresundur.” “Genelde olduğu gibi, işimin kliniklerde yaptım,” diye karşılnuşmuştum. Delirmişçesine üstğırmaya başladı. Ne diye bağırd Görünürde önemsiz olan bu bir tutukluda bile içerlemenin ağunu anlatmak istedim; bu, ac değil, bunlarla birleşen aşağılam olayda kan beynime sıçramıştı, bir fikri olmayan (itiraf etmem rıma söylediğim bu sözler bana “hastanemdeki hemşirenin bekceği kadar kaba ve hayvanca görgıladığını dinlemek zorunda ka Bereket versin ki, çalışma gr


ümdeki toprak birikintisi, ne kateriyordu. muz! Bunca zamandır seni izliyogöstereceğim! Pisliği dişlerinle ka gibi gebereceksin! İki günde işini sürmemişsin. Nesin sen? Bir do ürme tehdidini ciddiye almak zoulup doğruca gözlerine baktım. erim ki bu işten yükünü tutmuş n çoğunu yoksullara hizmet veren lık verdim. Ama bu kez fazla kotüme atılıp beni yere vurdu ve badığını artık hatırlamıyorum. öyküyle, katılaşmış gibi gözüken alevlendirebildiği durumlar olducımasızlığın ya da fiziksel acının manın yarattığı bir içerlemedir. Bu çünkü yaşamım konusunda hiç gerek: Olaydan sonra arkadaşla çocuksu bir rahatlama vermişti), kleme odasına bile kabul etmeyerünen” bir adamın, yaşamımı yaralmıştım. rubumdaki Kapo bana borçluydu;


benden hoşlanmaya başlamıştı, ç yürüyüşlerde anlata anlata bitirem sorunlarını dinliyordum. Kişiliği koterapik öğütlerimle onu etkilem duyuyordu, bu da benim için de birkaç kere beni, genellikle iki yümuzun ilk sıralannda, kendisine nüz aydınlanmadan, sabahın erk gerekiyordu. Herkes, geç kalmak korkuyordu. Tatsız ve hoşa gitmeli Kapo ihtiyaç duyulan işçileri gedu. Seçilen bu tutuklular, garip glikle korkulan türden işlere gidiypo, açıkgöz davrananlan yakalam işçi seçiyordu. Bütün itirazlar ve ulaşan birkaç tekme tokatla sustumut ve dayak eşliğinde belirlenen Ne var ki, benim Kapo içini başıma böyle bir şey gelmezdi. Osal yere sahiptim. Ama bunun Kamp sakinlerinin hemen hepsinden şikâyetçiydim. Bacaklarım ö derisi öylesine gerilmişti ki, dizlelanma olmadığı için, ayakkabıla bulunsa bile giymek olanaksızdının hep ıslaktı ve ayakkabılanm bette soğuk ısırığına ve şişkinliğe


çünkü işyerine yaptığımız uzun mediği aşk hikâyelerini ve evlilik konusundaki teşhisimle ve psimiştim. Bu nedenle bana minnet eğerli bir şeydi. Daha öncesinde üz seksen kişiden oluşan grubu yakın bir yere almıştı. Hava heken saatlerinde sıraya girmemiz ktan ve arka sıralara düşmekten eyen işler olduğu zaman, kıdemenellikle arka sıralardan seçiyorgardiyanlann denetiminde, özelordu. Bu tür işlerde kıdemli Kamak için, bazen ilk sıralardan da e yalvanp yakarmalar, amacına uruluyor ve seçilen kurbanlar kon yere sürülüyordu. dökme ihtiyacı duyduğu sürece Onun yanında garantili bir onurbir başka avantajı daha vardı. nde olduğu gibi, ben de ödemöylesine şişmiş ve şişkin yerlerin erimi kıramıyordum. Şişen ayakarımı bağsız giyiyordum. Çorap . Bu nedenle yarı çıplak ayaklahep karla dolu olurdu. Bu da ele neden oluyordu. Böylece atılan


her adım gerçek bir işkence oluken ayakkabılarımızın üstü buz düşüyor, arkadan gelenlerse onda sıra kısa bir an için duruyor harekete geçiyor ve çabucak k dipçikliyordu. Sıranın ne kadamak ve dolayısıyla ağrılı ayakladar az koşmak zorunda kalıyor doktoru olmaktan ve sıranın bamekten mutluydum. Hizmetim için ek bir ödeme dağıtıldığı sürece, sıra bana gelnın dibine daldırıp birkaç bezeğından emindim. Öncesinde or ettiğim ustanın kulağına eğilip, tanıdığını söyleme cesaretini bi ama Kapo hayatımı kurtarmayı hayatımı kurtarmıştır). Ustayla po beni gizlice bir başka çalışm Halimize üzülen ve en azınd kolaylaştırmak için ellerinden g onlar bile, sıradan bir işçinin, kaç kat daha fazla iş çıkardığınmal bir işçinin günde bir parç yaşamadığı; diğer kamplara gö boylayan ailelerimizden haber ruhsal baskı altında yaşamadığ


up çıkıyordu. Karlı arazide yürürz tutuyordu. Arada bir birisi kayıp na takılıp yıkılıyordu. Bu durumrdu. Gardiyanlardan birisi hemen kalkıp yürümeleri için, duranları ar önündeyseniz, o kadar az durarınızla arayı kapatmak için o kardunuz. Efendimiz Kapo’nun özel aşında dengeli bir tempoyla yürü e olarak, işyerinde öğlenleri çorba ldiğinde, Kapo’nun kepçeyi kazaelye tanesini benim için avlayacarduda subay olan bu Kapo, kavga beni son derece iyi bir işçi olarak ile gösterdi. Bu pek işe yaramadı, ı başardı (bunun gibi birkaç kere aramda geçen olaydan sonra Kama grubuna aldı. dan inşaat alanında durumumuzu geleni yapan ustalar da vardı. Ama çok daha kısa sürede bizden birnı hatırlatıp duruyordu. Ama nora ekmek ve bir tas sulu çorbayla nderilen ya da derhal gaz odasını r alamayan bizlerin tâbi olduğu ı; normal bir işçinin her gün, her


saat kesintisiz bir ölüm tehdidi aman, anlıyorlardı. Hatta bir keres “Benim bu yol işini senden öğrende, bir beyin ameliyatının nasıl y derinden saygı duyarım,” deme c da gülümseyerek karşılık vermişt İkinci evrenin temel semptom gerekli bir kendini savunma mekaleşmiş ve bütün çabalar, bütün dlanmıştı: Kendi yaşamını ve yol Akşam olunca işyerlerinden kamrerek “Bir gün daha geçti,” dedikl Hayatta kalma meselesi üzerintisiz zorunluluk eşliğindeki böylesel yaşamlannı ilkel bir düzeye inlaşılabilir. Psikanaliz eğitimi alanlektaşlarım, sık sık, kamp sakinlekel bir ruhsal yaşama gerilemede arzuları rüyalarında açıklık kazan Kamp sakinlerinin rüyalarındamek, pasta, sigara ve ılık banyo. Bsi, arzu giderici (wishfulfilling) rüyordu. Bu rüyaların işe yarayıp yayayı gören, kamp yaşamının gerçki yanılsamalar arasındaki korkun Korkunç bir kâbus gördüğü a bir tutuklunun iniltisiyle uyandığ


altında olmadığı anlatıldığı zasinde nezaket sahibi bir ustaya, ndiğim kadar kısa bir süre içinyapıldığını, öğrenebilirsen, sana cesaretini bile göstermiştim. O i. mu (belirtisi) olan duygu yitimi, anizmasıydı. Gerçeklik belirsizuygular bir konu üzerinde topldaşlarının yaşamını korumak. pa dönen tutuklularm, iç geçilerini duymak, tipik bir olaydı. nde odaklanmaya yönelik kesinesi bir gerilimin, tutuklulan, içndirmeye zorladığı, kolayca ann ve kampta bulunan bazı meserindeki “gerileme”den (daha ilen) söz ediyordu. Tutuklularm nıyordu. a en çok görülen şey neydi? EkBu basit arzuların giderilmemeüyaların görülmesine neden oluaramadığı ayn bir konudur; rüçekliğine ve bununla rüyasındanç zıtlığa uyanmak zorundaydı. anlaşılan ve yatağında kıvranan ğım bir geceyi hiç unutmayaca­


ğım. Korkutucu rüyalardan ya dlar için özellikle her zaman üz adamı rüyasından uyandırmak olduğum şeyden ürküp, adam çektim. O anda, ne kadar dehşenın, bizi çevreleyen ve kendisinnacağı kampın gerçeklerinden d şekilde bilincine vardım. Tutukluların yaşadığı ağır gcek arzusunun, ruhsal yaşamın ması doğaldı. Tutuklular, birbirdan göz hapsinde bulundurulmre ilişkin tartışmalara giriyorlarte yanında çalışan bir başkasına Derken birbirlerine yemek tarifcekleri gün (özgürlüklerine ka gelecekteki bir tarih) için mönü en ince ayrıntılara kadar iniyor ile verilen ani bir ikaz işaretineyan geliyor!” Yemeklere ilişkin tartışmal Son derece yetersiz tayınlara v şöyle veya böyle başaran bir o etkili leziz yemek tablolarıyla ruhsal açıdan anlık rahatlama s tehlike içerdiği açık olan bir ya Tutsaklığımızın sonraki d


da hezeyanlardan mustarip insanzüntü duymam nedeniyle, zavallı k istedim. Ansızın, yapmak üzere mı sarsmaya hazır olan elimi geri et verici olursa olsun hiçbir rüyani sarstığım takdirde adamın uyadaha kötü olmadığının, yoğun bir gıdasızlık sorunu nedeniyle, yiye odaklaştığı temel ilkel içgüdü olrlerine yakın çalıştıkları ve yakınmadıkları zaman, hemen yemekledı. Tutuklulardan birisi, hendeka en sevdiği yemekleri soruyordu. fi veriyor ve tekrar bir araya gelevuşup evlerine dönecekleri uzak ü hazırlıyorlardı. Bu konuşmalar, ve genellikle bir parola veya sayı e kadar devam ediyordu: “Gardi an hep tehlikeli bulmuşumdur. ve kalorilere kendini uyarlamayı rganizmayı böylesine ayrıntılı ve uyarmak yanlış değil midir? Bu, sağlayabilir, ama fizyolojik açıdan anılsamadır. önemlerinde günlük tayınımız,


günde bir kere verilen, su gibi b gibi küçük bir parça ekmekten “ekstra tayın” denilen ve gününeden, kalitesiz bir dilim sosisten, sentetik baldan ya da bir kaşık relardı. Kalori olarak düşünüldüğü ağır işler ve yetersiz giysiyle süresından, bu diyet kesinlikle yeters yani iş için kamptan aynlmayıp dlen tutuklulann durumu daha da Deri altının son yağ tabakalanra geçirilerek gizlenen birer iske kendi kendini nasıl yediğini gözdi proteinini sindiriyordu, kaslacudun hiçbir direnme gücü kalm toplumun üyeleri birbiri ardına ö kimin öleceğini de kendi sonumusaplayabiliyorduk. Yaptığımız btomlan (belirtileri) çok iyi öğre doğru olmasını sağlıyordu. Birbi da “Sıra bunda...” diye fısıldıyor yışımız sırasında, kendi çıplak bşünüyorduk: İşte bu vücut, beni bir şey değil. Bana ne oldu? Şu b tellerin arkasında, birkaç toprak nedeniyle her gün belli bir bölümnin etinin bir parçası olmaktan ö


bir tas çorbadan ve her zamanki n oluşuyordu. Buna ek olarak, e göre yirmi beş gram margarin bir parça peynirden, bir parça eçelden oluşan bir tayın veriyoründe, özellikle kas gücü isteyen ekli maruz kaldığımız soğuk açısizdi. “Özel bakım altında” olan, da barakada kalmasına izin veria kötüydü. n da eriyip üzerine deri ve paçavelete dönüşünce, vücudumuzun leyebiliyorduk. Organizma kennmız yok olmuştu. Böylece vümıyordu. Barakamızdaki küçük ölüyordu. Her birimiz, bir sonra uzun ne zaman geleceğini de heirçok gözlem nedeniyle, sempnmiştik, bu da tahminlerimizin irimize, “Bu fazla yaşamaz...” ya ve akşamları günlük bit ayıklabedenlerimizi görerek, şöyle düim vücudum, bir cesetten başka büyük insan kitlesinin... dikenli k barakaya tıkılan, cansız olması mü çürümeye başlayan bu kitleöte bir şey değilim.


Yukanda, en küçük bir zamvilen yemeklere ilişkin düşünccum etmesinin nasıl kaçınılmadenle, en güçlülerimizin bile, yemekten başka hiçbir şey düşüaltı varoluşun, bir gün son bula tekrar bolca yemek yiyebileceğ anlaşılır bir şeydir. Benzer şeyler yaşamayan bir insanın yaşadığı, ruhu yok edencünün ezilişini kolay kolay kavrte kazı yaparken ekmeğin dağıt düğünü (yanm saatlik öğlen y değilse ustaya saatin kaç oldu kişinin cebindeki ekmek parça ilk önce donan parmaklanyla parçasını ağzına atıp, kalanını lama sözü vererek son irade kının nasıl bir şey olduğunu kola Tutsaklığımızın son dönemletılan küçük ekmek taymlanmızltemlerin anlamlılığı veya anlams vardı. İlki, tayının tamamının hnun, en ağır açlık sancılannın en olsa günde bir kere olsun bastı kaybedilmesi olasılığını ortadan vardı. Tayının bölünmesini savu


man bulduklarında, yiyeceğe ve secelerin, tutuklulann bilincine hüaz olduğuna değinmiştim. Bu neyemek için yemek uğruna değil, ünmememize neden olan o insanacağını biliyor olmamızdan ötürü, ğimiz zamanlan özlemesi belki de risi, açlıktan ölmek üzere olan bir n o zihinsel çatışmayı ve irade gürayamaz. Böyle bir insan, hendektılacağı (kalmışsa) 9 :3 0-10:00 düemeği arası) beklemenin, huysuz uğunu tekrar tekrar sormanın ve asına yumuşakça dokunmasının, ekmeği okşamasının, sonra bir kendi kendine öğlene kadar sakınntısıyla tekrar cebine koymasıay kolay anlayamaz. erinde, günde sadece bir kez dağıa idare etmeye yönelik çeşitli yönsızlığı üzerinde iki düşünce okulu hemen yenmesinden yanaydı. Bun azından çok kısa bir süre için de ınlması ve tayının çalınması veya n kaldırması gibi ikili bir avantajı unan ikinci grup ise farklı tartışma­


lar geliştiriyordu. Sonunda ben de Yirmi dört saatlik kamp yaşam gece vakti, keskin düdük seslerin düşlerimizdeki özlemlerden acımtiydi. Kalktıktan sonra, ödemden güç bela sığdırdığımız ıslak ayak Bunu, ayakkabı bağlarının yerine bi küçük sorunlarla ilgili, her zam keresinde, cesur ve onurlu birisinun, ayakkabılarının giyilemeyecnunda karda yalınayak yürümek ağladığını duydum. Bu can sıkıcı luyordum: Cebimden çıkardığım kendimden geçercesine bir hazla Yetersiz beslenme, zihnin sür olmasına yol açmasının yanı sıra,lunmayışının da açıklaması olabil bütün erkek kamplarındaki bir pceği olgunun tek açıklaması gibi ce erkeklerin bulunduğu diğer kulama kamplannda cinsel sapmayda, engellenen coşkulann ve dah biçimde dışavurulmasma karşın, likle ilgilenmiyormuş gibi görünü Tutuklulann çoğunda, ilkel y meselesine yoğunlaşma zorunlulu her şeyin tamamen bir yana itilm


e ikinci gruba katıldım. mının en can sıkıcı yanı, henüz nin, bizi derin uykumuzdan ve asızca koparıp aldığı kalkış saan ötürü şişkinleşen ayaklarımızı kkabılarımızla cebelleşiyorduk. kullanılan tellerle uğraşmak gimanki söylenmeler izliyordu. Bir i olarak tanıdığım bir tutukluek kadar çekmesi nedeniyle so zorunda kaldığı için çocuk gibi anlarda bir avuntu kırıntısı bum küçük bir ekmek parçasını çiğniyordum. rekli olarak yiyeceklerle meşgul , cinsel dürtünün genellikle bulir. İlk şok etkisinin dışında, bu, psikologun mutlaka gözlemleyegözükmektedir: Kışla gibi sadeuruluşlarla karşıtlık içinde, topa pek rastlanmıyordu. Rüyalarha yüce duyguların belirgin bir tutuklular rüyalarda bile cinselüyordu. yaşam, kendi postunu kurtarma uğu, bu amaca hizmet etmeyen mesine yol açmış ve tutuklulan


duygusallıktan tamamen yoksu Dachau’ya bağlı bir kampa na açıklık kazanmıştı. Bizi (yaklaşıyana’dan geçmişti. Gece yansına birinden geçtik. Tren, doğduğumlının geçtiği, aslında tutuklanana geçecekti. İki adet küçük, telli gözetle vardı. Vagonda sadece bir grup deliklerinin çevresinde toplananruyordu. Parmaklanmm ucuna nın arasından pencere çubuklan bir an için görebildim. Sevkiyatpıldığını ve sadece bir-iki haftaldüğümüz için, hepimiz, kendimsediyorduk. Çocukluğumun ge evlere, başka bir dünyadan gele bir insanın gözleriyle baktığım d Saatler süren rötardan sonrakaklar... bizim sokak! Birkaç yıldculuğu bir olay olarak gören geğinden dikkatle çevreyi izliyorla durmama izin vermeleri için onlreden şöyle bir bakmanın benim anlatmaya çalıştım. Ricam, nezakrildi: “Onca yıl burada mı yaşadmüşsün demektir!”


unlaştırmıştı. Bu, Auschwitz’den akledilişim sırasında benim için k 2000 tutuklu) taşıyan tren Via doğru Viyana istasyonlanndan m caddeden, yaşamımın onca yıa kadar yaşadığım evin yanından me deliği olan vagonda elli kişi yere çömelebiliyordu, gözetleme n diğerleri ise saatlerce ayakta du basarak ve diğerlerinin başlarınndan bakarak, doğduğum şehri tm, Mauthausen’deki kampa yalık ömrümüzün kaldığını düşünmizi canlıdan çok bir ölü gibi hiseçtiği sokaklara, meydanlara ve en ve hayalet şehrine bakan ölü duygusuna kapılmıştım. tren istasyondan aynldı. Ve sodır kamplarda yaşayan ve bu yolenç delikanlılar, gözetleme deliardı. Bir an için deliğin önünde lara yalvarmaya başladım. Pencem için ne kadar önemli olduğunu ketsizce ve inançsızlıkla geri çevdım Öyleyse zaten yeterince gör


Genel olarak kampta bir de söz konusuydu. Bunun iki istisnpın her yerinde ve neredeyse kesyordu; tartışmalar temel olarak, lentilere dayanıyordu. Askeri d genellikle çelişkiliydi. Bir söylenkası geliyor ve tutuklulann tama katkıda bulunmaktan öte bir i iyimser söylentilerin alevlendir umutlan suya düşüyordu. Bazıla ancak en can sıkıcı olanlar, uslan Tutuklulann dinsel ilgileri, glebilen en içten ilgi oluyordu. D sık sık, yeni gelenleri şaşırtıyor vlamda en etkileyici olanı da bargun, aç ve pejmürde giysilerimiz vaziyette, uzak bir işyerinden dölık bir köşesinde dua okuyan ya 1945 baharında, hemen hem bulaşan bir tifüs patlaması olmuşda kalmak zorunda olan zayıf ölüm oranı çok yüksekti. Hasta pratik anlamda hiç ilaç yoktu, reğın semptomlarından bazıları sonntısmda bile baş gösteren ve bşam için ek bir tehlike oluşturubetleri. Bu hezeyan nöbetlerind


“kültürel anlamda kış uykusu” nası vardı: Politika ve din. Kamintisiz olarak politika konuşulu birbiri ardına hızla yayılan söydurum konusundaki söylentiler tinin arkasından hemen bir başamının zihnindeki sinir savaşma işe yaramıyordu. Çoğu zaman, rdiği, savaşın çabucak biteceği arı umutlarını hepten yitirmişti, nmaz iyimserlerdi. geliştiği andan itibaren, düşünüDinsel inancın derinliği ve gücü, ve derinden etkiliyordu. Bu bağakanın bir köşesinde ya da yorzin içinde soğuktan donmuş bir önüşlerde, kilitli vagonun karana da ibadet eden tutuklulardı. men bütün tutuklulann hepsine ştu. Olabildiğince çalışır durumf düşmüş tutuklular arasındaki koğuşları son derece yetersizdi, efakatçi bulunmuyordu. Hastalıon derece nahoştu: Bir yemek kıastmlmayan bir tiksinti (bu, yayordu) ve korkunç hezeyan nöden en kötüsünü yaşayan da öl­


mek üzere olduğuna inanan ve ddı. Hezeyan içinde, dua edecek zeyan nöbetlerinden kaçınmak inin çoğunu uyanık geçirmeye ça kampının dezenfekte odasında sını yeniden oluşturmaya ve küçtar sözcükleri kısaltarak not alm Kampta ara sıra bilimsel bir tsinde, kısmen mesleki ilgi alanımtımda hiç rastlamadığım bir olayansı. Psikiyatride uzman olduğ (kendisi de bir tutukluydu) benlantı, hasta koğuşunun küçük, öçük bir çember oluşturuldu, sıh garip bir şekilde gizlice bize kat Birisi bir tür duayla ruhları bilinçli bir yazma niyeti olmaksdu. Bunu izleyen on dakika içinyı başaramaması nedeniyle sean kâğıt üzerinde yavaşça hareket e V” yazdı. Kâtibin, hiç Latince bilanın canı çıksın) sözlerini hiç d kâtip bu sözleri bir kere duymu savaşın bitmesinden birkaç ay ö sözler, hatırlanmaksızın katibin da) canlanmış olmalı. Toplama kampında fiziksel v


dua etmek isteyen bir arkadaşım sözcükleri bulamıyordu. Bu heiçin, birçoklan gibi ben de gecealışıyordum. Sonunda Auschwitz kaybettiğim kitabımın el yazmaçük kâğıt parçaları üzerine anahmaya başladım. tartışma da gelişiyordu. Bir kerema yakın olmasına karşın, hayaya tanık oldum: Ruh çağırma seğumu bilen kampın başhekimi ni de katılmaya çağırmıştı. Topözel bir odasında gerçekleşti. Kühhiye bölüğünden bir gedikli de tılmıştı. çağırmaya başladı. Kamp kâtibi, ızın boş bir kâğıdın önüne oturnde (medyumun ruhları çağırmansa son verildikten sonra) kalem, etti ve okunaklı bir şekilde “VAE ilmediği ve “vae victis” (altta kaduymadığı iddia edildi. Kanımca uş ve serbest bırakılmamızdan ve ncesine rastlayan o dönemde bu “ruhunda” (ön-bilinçteki ruhun ve zihinsel yaşamın olabildiğince


ilkelliğe zorlanmasına karşın, tinmesi olasıydı. Zengin bir entelektlı insanlar daha çok acı çekmiş olla hassas bir yapıya sahipti), an maruz kaldığı hasar daha az olmuki dehşet verici dünyadan kopupgürlükten oluşan bir dünyaya çe bünyesi olan bazı tutuklularm, kapılı olanlardan daha iyi dayanabilişki ancak bu yolla açıklanabilirdırmak için, kişisel deneyimleri İşyerine ulaşmak için yürüyüşe koatlerinde olanları anlatmama izin Komutlarla yürüyorduk: “Bölü 3-4! Sol-2-3-4! Sol-2-3-4! Baştak sözler şimdi bile kulaklarımda çı birlikte, kampın kapısından çıkıymizde gezinmeye başlıyordu. Ustyordu. Daha da kötüsünü, acı soğmeden önce kulaklanna çekenler Karanlıkta, yol boyunca, büyükezliyor, su birikintilerine batıyolar sürekli bağırıyor ve bizi dip Ayaklan yara olanlar yanındaki tek kelime edilmiyordu; dondu oluyordu. Yanımda yürüyen adakasına gizleyerek, ansızın şöyle f


Click to View FlipBook Version