The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.

Viktor E. Frankl - İnsanın Anlam Arayışı

Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by erbicalinci, 2023-08-16 07:11:50

Viktor E. Frankl - İnsanın Anlam Arayışı

Viktor E. Frankl - İnsanın Anlam Arayışı

r. Bunu yapmak, fotoğraf makisanları gülümsemeye zorlamaya n fotoğrafta görülen tek şey, yaardır. ranış yapısına “aşırı niyet” deniltidarsızlık gibi cinsel nevrozların oynamaktadır. Hasta, kendini zma, yani cinsel hazza ulaşmaya cinsel haz arayışı da o kadar çok kten de, “haz ilkesi” denilen şey arılı olduktan sonra bu onu mutbaşa çıkabilecek bir yeti de kaanlam arayışı boşa çıktığı zaman mla sonuçlanabilir. Örneğin, esir ları gibi aşırı ortamlarda bazen alım. Amerikalı askerler tarafınumda “vazgeçmek” dedikleri bir Toplama kamplarındaki davranış işe gitmeyi reddeden, bunun yeslanmış samanlann üzerinde yaiçbir şey -ne uyarılar ne de tehtiremiyordu. Bunun yerine, cepçıkarıp içmeye başlıyorlardı. Buın kırk sekiz saat içinde öleceğigeri çekilmiş ve sonuç olarak anolmuştur.


Bu, gün be gün karşımıza çyor mu? Bununla, dünya çapınceksiz) kuşak adını veren gençdıkları şey sadece bir sigara değ Aslına bakılırsa, uyuşturucu olgusunun, yani varoluşsal ih kaynaklanan ve sonuç olarak ensel bir olguya dönüşen anlamsıgün, anlamsızlık duygusunun ntan bir rol oynadığını öne süredir. Stanford Üniversitesi’nden Psychotherapy (Varoluşçu Psiko “Psikiyatrik ayakta tedavi klini ikisi (yüzde 30), anlamla ilgili (sız yorumcular tarafından değerrunlardan şikâyetçiydi.”28 Palo ğusunda durum sadece yüzde bli en son istatistikler, Viyana’dnun, yaşamlarında anlam olmadtermektedir. Anlamsızlık duygusunun ne de olsa, insanlann yaşamalarınına karşın, uğruna yaşayacaklan insanlar araçlara sahip, ama a araçları bile yok. Özellikle bug konusu ediyorum. Elli yıl önce28 Basic Books, New York, 1980, sf. 448.


çıkan bir başka duruma benzeminda kendilerine “no future” (geleleri düşünüyorum. Elbette sığınğil, uyuşturucular. u sahnesi çok daha genel bir kitle htiyaçlarımızın engellenmesinden ndüstrileşmiş toplumlarda evrenzlık duygusunun bir yanıdır. Bunevrozların kökeninde giderek arenler sadece logoterapistler değiln Irvin D. Yalom’un, Existential oterapi) adlı eserinde dediği gibi: iğine başvuran kırk hastadan on (anketler, terapistler ya da bağımrlendirildiği kadarıyla) önemli so Alto’nun binlerce kilometre dobir oranında fark etmektedir; ilgida nüfusun yüzde yirmi dokuzudığından şikâyetçi olduğunu gös edenine gelince, aşın basitleştirme ı sağlayacak çok şeyin bulunmasın bir şeyin olmadığı söylenebilir; amaçları yok. Elbette bazılannm gün işsiz olan insan kitlesini söz e, “işsizlik nevrozu” dediğim şey


den şikâyetçi genç hastalarda göz ilişkin bir araştırma yayımlamıştı gerçekten de ikili bir hatalı özdeşterebilmiştim: İşsiz olmak, yararrarsız olmak ise anlamsız bir yaşatalan, gençlik demekleri, kamu k gönüllü çalışma konusunda ikna hip olduklan boş zamanlannı ücla doldurmaya başladıklan an, ekmesine ve duydukları açlığın ay depresyon ortadan kalkıyordu. Bdece refahla yaşamadığıdır. Sosyo-ekonomik durum tarafzunun yanı sıra, duruma göre ps koşullara bağlanabilecek başka de uygun olarak, sırayla psikoterapi önerilmektedir. Ancak anlamsızlı bunun bir hastalık (patoloji) konmamamız ve unutmamamız ger nevrozun belirtisi ve semptomu o kanıtıdır diyebilirim. Ama patolosına karşın, anlamsızlık duygusuye neden olabilir; başka bir deyiştir (hastalık yapıcı). Genç kuşak nevrozu sendromunu bir düşününın -depresyon, saldırganlık ve u29 “W irtschaftskrise und Seelenleben v Sozialarztliche Rundschau, Vol. 4 (1933), sf.


zlediğim özel bir tür depresyona ım.29 Bu araştırmada, nevrozun şleşmeden kaynaklandığını gössız olmakla eşleştiriliyordu, yaam sürmekle. Sonuç olarak haskütüphaneleri ve benzeri işlerde etmeyi başardığımda, bolca sacretsiz, ancak anlamlı bir uğraşkonomik durumlarının değişmeynı olmasına karşın, yaşadıkları undan çıkan gerçek, insanın sa fından tetiklenen işsizlik nevrosikodinamik ya da biyokimyasal epresyon türleri de vardır. Buna ve farmakoterapi (ilaçla tedavi) ık duygusundan bahsediyorsak, nusu olmadığını gözden kaçırrekir; anlamsızlık duygusu, bir olmaktan çok, insan olmanın bir ojik bir şeyden kaynaklanmama patolojik (hastalıklı) bir tepkişle potansiyel olarak patoj enikkta böylesine yaygın olan kitle ün: Bu sendromun bu üç yanıyuşturucu vb. alışkanlığı- logo vom Standpunkt des Jugendberaters,” 43-46.


terapide “varoluşsal boşluk” dengusundan kaynaklandığını göste kanıt mevcuttur. Bu, her depresyon olayının anleceği anlamına gelmediği gibi, sonucu ortaya çıkar- her zaman maz. Her intihar girişiminin bulunmasa da, uğruna yaşamayakında olması halinde bireyin kesünün üstesinden gelinecektir. Dolayısıyla güçlü bir anlam y belirleyici bir rol oynuyorsa, int olaylardaki müdahale için ne sö Avusturya’nın en büyük devlet girişiminden sonra kabul edilenlunduğu bölümün sorumlusu osinde, bu dört yıl içinde on iki btiğini hesaplarımla buldum. Oraşılaştığımda yararlanabildiğim btım; böyle bir insana, hastaların,dığı için ne kadar mutlu oldukl anlatırım; haftalar, aylar, yıllar slunduğunun, yaşamlannda bir alarını söylerler. “İşler bin olayın dürürüm açıklamamı, “er ya da munda da gerçekleşmeyeceğini şeyden önce bunu görmek için


nilen boşluk ve anlamsızlık duyeren, gözlem mahsulü çok sayıda nlamsızlık duygusuna bağlanabi intihar da -ki bazen depresyon varoluşsal boşluktan kaynaklanarkasında anlamsızlık duygusu a değer bir anlam ve amacın farendi yaşamına son verme dürtü yönelimi intiharın önlenmesinde tihar riskinin söz konusu olduğu öylenebilir? Genç bir doktorken, hastanesinde, çoğunluğu intihar n ağır depresyonlu hastaların buolarak dört yıl çalıştım. Bir kerebin hastaya bakmış olmam gerekda, intihara eğilimli kişilerle karbir deneyim birikimi kazanmış, intihar girişimleri başarılı olmalarını tekrar tekrar söylediklerini sonra, sorunlarına bir cevap buanlam olduğunun farkına vardıkbirinde iyiye gitse bile,” diye sür geç, bunun bir gün senin durui kim garanti edebilir? Ama her yaşamak zorundasın, şu andan


itibaren yaşama sorumluluğu sen Kitle nevrozu sendromunun igili olarak, Carolyn Vood Sherif anacağım. Sherif, izci gruplan a saldırganlık oluşturmayı başarmıler kendilerini ortak bir amaca -y bir arabayı çamurdan kurtarma gdan kalktığını gözlemiştir. Bu am bir meydan okuma olarak almakl birleşmişlerdir.30 Üçüncü konuya, yani uyuştu Annemarie von Forstmeyer’in suterim: Testlerin ve istatistiklerin koliklerin yüzde 9 0 ’ı, dipsiz bir yetçidir. Stanley Krippner tarafınğımlılannın yüzde 100’ü, “her inanmaktadır.31 Gelin, anlam sorununun kence şuna açıklık kazandırmak isteşamı boyunca göğüslemek zorunpısal ve uykuda olan potansiyel denle, uzun vadeli bir anlamın karşın, burada, bir bütün olarak30 Bu deneye ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. V York, Simon and Schuster, 1978, sf. 140; ve New York, Simon and Schuster, 1978, s Yayınevi, Ankara). 31 Ayrıntılı bilgi için bkz. The Unconcious Çığlığı, sf. 26-28. (Sayfa göndermeleri orijin


ni terk etmez.” ikinci yanı olan saldırganlıkla il tarafından yürütülen bir deneyi arasında yapay olarak karşılıklı ış ve saldırganlığın, sadece gençyani kamplanna yiyecek getiren görevine- verdikleri zaman ortamaç ortaya konur konmaz, bunu la kalmamış, bir anlam etrafında urucu vb. alışkanlığına gelince, nduğu bulgulan anımsatmak is de gösterdiği gibi, araştınlan al anlamsızlık duygusundan şikândan araştınlan uyuşturucu ba şeyin anlamsız göründüğüne” disine dönelim. Her şeyden önerim ki, logoterapist, kişinin yanda olduğu her bir durumda yaanlamla ilgilenmektedir. Bu nebulunduğunu inkâr etmememe k kişinin yaşamının anlamı üzeViktor E. Frankl, The Unconscious God, New V.E. Frankl, The Unheard C ry for Meaning, sf. 36 (Duyulmayan Anlam Çığlığı, Öteki s God, sf. 97 -1 0 0 ; ve Duyulmayan Anlam al metnedir, Ç.N.)


rinde ayrıntılarıyla durmayacağ bir filmi ele alalım: Bir film, bişur, bunlardan her biri bir şey i de son karesine gelinmedikçe çıkmaz. Ne var ki ilk önce bileden her birini anlamaksızm da fnı şey yaşam için de geçerli de eğer böyle bir şey varsa, en so çıkmıyor mu? Ve bu nihai anlayel anlamının, ilgili bireyin bilg en iyi şekilde gerçekleştirilip g mi? Logoterapi açısından bakıld ayaklan havada olmadığı, tam arada, anlamın -somut bir duruşını, Kari Bühler’le Max Werthemek isterim. Anlamın algılanışı farklıdır; öyle ki sonuncusu, bizın algılanışını ifade ederken, glanışı, çok daha özel olarak, ge bir olasılığın farkına vanlmasmtaya konacak olursa, belli bir dyin farkına vanlmasma indirgen Peki bir insan nasıl olur dalotte Bühler’in de ifade ettiği gib olarak insan yaşamının anlamının yanıtlannı bulmuş gibi gö


ğım. Benzetme yapacak olursak, inlerce bağımsız görüntüden oluifade eder ve bir anlam taşır; yine filmin tamamının anlamı ortaya eşenlerden, bağımsız görüntülerfilmin tamamını anlayamayız. Ayeğil mi? Yaşamın nihai anlamı da, onunda, ölümün eşiğinde ortaya am da, her bir durumun potansigisi ve inancının elverdiği ölçüde gerçekleştirilmediğine bağlı değil dığında, anlamın ve algılanışının, amen yere bastığı bir gerçek. Bu umun kişisel anlamının- kavranıeimer’in teorileri arasına yerleştirı, klasik Geştalt algı kavramından ir “zemindeki” bir “figürün” ansıgördüğüm kadanyla anlamın algıerçekliğin zeminine (fonuna) karşı ma ya da daha açık sözcüklerle ordurum için yapılabilecek olan şenir. anlamı keşfetmeye başlar? Charbi: “Yapabileceğimiz tek şey, nihai ının ne olduğuna ilişkin sorulanörünen insanlarla, bulamayan in-


sanlann yaşamlarını araştırmakt olarak, biyolojik bir yaklaşıma daci, belli bir yaşam durumunda etmemiz gereken yönü gösteren bdirir. Bu işi yürütmek için bilincduğu duruma bir ölçüm cetveli değerler hiyerarşisinin ışığı altındrak değerlendirilmesi gerekir. Nezeyinde alıp benimseyenleyiz; bu değerler, türümüzün evrim akışı ri biyolojik geçmişimiz ve kökle Biyolojik bir a priori33 kavramı benzer bir şey düşünmüş olmalı;ma sürecinin biyolojik temeline tartışırken, bana katıldığını heyec eğer düşünce öncesi aksiolojik bi biyolojik kalıtımımıza demirlenm Logoterapinin de ortaya koyd anlama ulaşmasının üç temel yolu yaratmak ya da bir iş yapmaktır. bir insanla etkileşime girmekter; bğil, sevgide de anlam bulunabilir. Joelson, “Yaşantının da başanya u yolundaki logoterapi görüşünün sadece dışsal başarı üzerindeki te32 “Basic Theoretical Concepts of Humanistic (Nisan 1971), sf. 378. 33 Deneyimden kaynaklanmayan, zihinde do


tır.”32 Bu tür bir yaklaşıma ek a girişebiliriz. Logoterapi, bilina ihtiyaç duyulduğunda takip bir yönlendirici olarak değerlenin, kişinin karşı karşıya bulunuygulaması ve bu durumun da da bir ölçütler dizisine bağlı olae var ki bu değerleri, bilinç düunlar, olduğum uz bir şeydir. Bu içinde kristalleşmiştir; temelleeri de biyolojik derinliğimizdir. geliştirirken Konrad Lorenz de ; son zamanlarda, değer kazanilişkin kendi görüşümü onunla canla ifade etti. Ne olursa olsun, ir kendini anlama varsa, bunun, miş olduğunu varsayabiliriz. duğu gibi, kişinin yaşamda bir u vardır. Bunlardan ilki bir eser İkincisi bir şey yaşamak ya da başka bir deyişle sadece işte de Bu bağlamda Edith Weisskopfulaşmak kadar değerli olabildiği tedavi edici olduğunu, çünkü ek yanlı vurgulamayı telafi ettic Psychology,” American Psychologist, XVII oğuştan gelen (Ç.N.).


ğini”34 gözlemiştir. Ancak daha önemlisi, yaşamdur: Değiştiremeyeceği bir kad durumun çaresiz kurbanı bile kni değiştirebilir. Kişisel bir tra “Acının Anlamı” başlıklı bölüm “Acı çeken ve bundan kurtulm acıyı alçaltıcı bulduğu için mutğundan ötürü bir de utanmak ması ve bunu onur verici bir şe fırsat tanımayan günümüz Ame eğilimlerin dengelenmesine ya getiren Edith Weisskopf-Joelso Yirmi beş yıl süreyle genel bde çalıştım ve hastalarımın, yanüştürme yetilerine tanıklık ettrak, insanın acıda da anlam bu deneysel veriler de mevcuttursindeki araştırmacılar, “Tutsakli -işkenceyle, hastalıkla, yetersmasına karşın bundan yararlannam Savaşı tutsaklarının sayısın Ama “trajik bir iyimserlik” Latincede argumerıta ad hom in34 “The Place of Logotherapy in the W Logotherapy, Vol. 1, No. 3 (1980), Sf. 3-7 35 W. H. Sledge, J. A. Boydstun ve A. J. Captivity,” Arch. Gen. Psychiatry, 37 (198


mdaki anlama giden üçüncü yolderle yüz yüze gelen umutsuz bir kendini aşabilir ve böylece kendiajediyi bir zafere dönüştürebilir. mde de anıldığı gibi, logoterapinin, ması olanaksız olan bir insana, bu tsuz olmakla kalmayıp, mutsuzlu yerine, çektiği acıyla gurur duyey olarak değerlendirmesi için pek erikan kültüründeki bazı sağlıksız ardım edebileceği” umudunu dile on olmuştur. bir hastanenin nöroloji bölümünaşadıkları zorlukları başarıya dötim. Bu pratik deneyimlere ek olaulabileceği olasılığını destekleyen r. Yale Üniversitesi Tıp Fakülteklıklarının olağandışı ölçüde stressiz beslenme ve tecritle dolu- olndıklarını açıkça öne süren Vietndan etkilenmişlerdir.”35 lehine olan en güçlü tartışmalar, nem denilen tartışmalardır. Bir örW orld Today,” The International Forum fo r . Rabe, “Self-Concept Changes Related to War 0), sf. 430-443.


nek vermek gerekirse Jerry Long asi/gücü”36 denilen şeyin yaşana zette'den alıntı yapacak olursak, “ği bir dalış kazasından beri boyndiğinde 17 yaşındaydı. Bugün Lo için kullanabiliyor. Özel bir telefolege’de verilen iki derse ‘deva Long’un hem sınıftaki tartışmalar katılmasına olanak veriyor. Ayrıclevizyon izleyerek ve yazarak ge mektupta şöyle yazıyor: “Yaşamı görüyorum. Kaderimi belirleyen şam parolam oldu: Belimi kırdı a ilk psikoloji dersime kayıt yaptır yardım etme becerimi geliştirecelar olmaksızın, ulaştığım gelişim biliyorum.” Bu, anlamın keşfedilmesi içinlamına mı geliyor? Kesinlikle hayci bölümünde de belirtildiği gibi, luyla acıya karşın -hatta acı vası vurgulamak istiyorum. Eğer acıd anlamlı şey nedenini ortadan kal acı çekmek, kahramanca değil, yandan eğer kişi acı çekmesine n36 “İnsan Ruhunun Asi Gücü” aslında, Hazi Logoterapi Kongresi’nde Long tarafından sun


g, logoterapide “insan ruhunun an bir tanığıdır. T exarkan a G a“Jerry Long: Üç yıl önce geçirdiundan aşağısı felçli. Kaza geçirong, ağız çubuğunu yazı yazmak on aracılığıyla, Community Colm ediyor.’ Telefon bağlantısı, rı dinlemesine, hem de bunlara ca boş zamanlarını okuyarak, teeçiriyor.” Long’dan aldığım bir ımı anlamla ve amaçla dopdolu o gün benimsediğim tutum, yaama beni kıramadı. Fakültedeki rdım. Sakatlığımın, başkalarına ğine inanıyorum. Çektiğim acım düzeyinin olanaksız olacağını acının vazgeçilmez olduğu anyır. Ben sadece, bu kitabın ikin acının kaçınılmaz olması koşutasıyla- anlam bulunabileceğini dan kaçımlabiliyorsa, yapılacak ldırmaktır, çünkü gereksiz yere mazoşistçe bir tutumdur. Öte neden olan durumu değiştiremiran 1983 tarihinde yapılan Üçüncü Dünya nulan makalenin adıdır.


yorsa, buna karşın tutumunu b Long kendisi seçmedi, ama baş göz yummamaya kendisi karar Görüldüğü üzere öncelik, ac yaratıcı bir şekilde değiştirmektrektiği takdirde “acı çekmesini lamıyla “sokaktaki insanın” da gözlem mahsulü bulgular söz k araştırmacıları son günlerde, e büyük sanatçılar, ünlü bilimcil sporcular değil, yaşadıkları kötü insanlar olduğunu göstermiştir. Trajik üçlünün ikinci yanmaken, bana her zaman çekici gelmak istiyorum. Anlayabildiğim ve/veya sosyolojik etkenlere ta son çözümlemede bir suçun aç m ysterium iniquitatis denilen şsanın suçunu tam olarak açıkla ve kişiyi özgür ve sorumlu bir ireken bir makine olarak görm kendileri bile bu tutumdan tikrumlu tutulmayı tercih etmekt 37 Avusturya TV’sinde, İkinci Dünya Sava örgütlenmesine yardım eden Polonyalı birmam. “Ne kahramanca bir hareket,” dedi verdi doktor soğukkanlı bir ifadeyle “Eline mensubu sizi gaz odasına götürdüğü ve elinsunuz ya, işte kahramanlık diye buna derim


belirleyebilir.37 Boynunu kırmayı şına gelen şeyin belini bükmesine verdi. cı çekmemize neden olan durumu te yatmaktadır. Ama üstünlük, ge bilmektir.” Ve kelimenin tam an aynı görüşte olduğunu gösteren konusudur. AvusturyalI kamuoyu en çok saygı duyulan insanlann, ler, büyük devlet adamlan ya da ü kaderin efendisi olmayı başaran . a, yani suçluluk kavramına geçeren dinsel bir kavramdan uzaklaşm kadanyla, biyolojik, psikolojik am olarak götürülmediği sürece çıklamasız kaldığı anlamına gelen eyi söz konusu ediyorum. Bir inmak, suçunu ortadan kaldırmaya insan olarak değil, onanlması geeye eşdeğer olacaktır. Suçluların ksinmekte ve yaptıklarından sotedir. Illinois’teki bir ıslahevinde aşı sırasında Varşova’da getto ayaklanmasının r kardiyologla yapılan bir röportajı hiç unutröportajı yapan kişi. “Dinleyin,” diye karşılık silahı alıp ateş etmek bir şey değil; ama bir SS nizden hiçbir şey gelmediği zaman... görüyorm.” Deyiş yerindeyse, davranışsal kahramanlık.


yatmakta olan bir mahkûmdan şöyle yazıyordu: “Suçluya hiçbir verilmiyor. Önüne, tercih yapaca Toplum suçlanıyor ve birçok olyor.” Ayrıca, San Quentin’deki tu konuşmada, “Sizler de benim gib işleme, suçlu olma özgürlüğünüzluluğunuzun üstüne çıkarak, ken değişerek, suçlu oluşunuzun üsnuz,” demiştim. Anlamışlardı.38 E.W .’den aldığım bir mektupta, logoterapi grubuna katıldım. 27 gıçtaki grubun desteğiyle cezaevrisi cezaevine döndü, o da şimdi Ortak suç kavramı konusunda bir insanın ya da bir grubun davr hiçbir haklı temeli olmadığını düşı’ndan bu yana, ortak suç kavramaktan usanmadım.40 Ne var ki dan kurtarmak için birçok öğretilı bir kadın, “Nasıl oluyor da Adolf Hitler’in dili olan Almanc bana sitem etti. Karşılık olarak, mnı sordum, “Evet” yanıtını alınca 38 Bkz. Joseph B. Fabry, The Pursult ojM ean 39 Bkz. Victor E. Frankl, Duyulmayan Anlam 40 Aynca bkz. Victor E. Frankl, Psychotherap Schuster, 1967.


aldığım kınama mektubunda r zaman kendini anlatma fırsatı ağı çeşitli bahaneler konuluyor. layda kabahat kurbanda aranıutuklulara hitaben yaptığım bir bi insansınız ve bu nedenle suç z vardı. Ne var ki şimdi de suçndinizi aşarak, daha iyiye doğru stesinden gelmekle sorumlusu Ve eski bir tutuklu olan Frank “Ağır suçluların bulunduğu bir kişiyiz ve yeni gelenler, başlaninden uzak duruyor. Sadece bi serbest,”39 diye yazıyor. a kişisel olarak, bir insanı başka ranışlarından sorumlu tutmanın üşünüyorum. İkinci Dünya Savaamına karşı kamuoyunda tartış bazen insanları batıl inançlarınici hile gerekmektedir. Amerikahâlâ kitaplarınızdan bazılarını, a’da yazabiliyorsunuz?” diyerek mutfağında bıçak olup olmadığıa, ürkmüş, şok olmuş gibi yapıp ning, New York, Harper and Row, 1980. m Çığlığı, sf. 42-43. py and Existentialism, New York, Simon and


bağırdım: “Onca katil, kurban için kullandıktan sonra nasıl h Sonuç olarak Almanca kitap yaz Trajik üçlünün üçüncü yanmanda yaşamla da ilgilidir, çünsi ölmektedir, yaşanan bir an aszın her anını olabilecek en iyi şsatan da bu geçicilik değil mi? vazgeçilmez ilkeme kaynaklık muşçasma ve ilk kez şimdi yap hareket etmişçesine yaşayın. Aslında, uygun davranışta bma potansiyelleri, yaşamımızın dan etkilenmektedir. Ama ayrıckilenmektedir. Çünkü bir fırsat anlamı gerçekleştirdiğimiz zam geri dönüşü olmaz. Bu anlamı bda emin bir şekilde saklarız. Gmeyecek şekilde kaybedilmez, t şekilde saklanır. Elbette insanla dikkate almaya, ama yaşamlarmişin zahire ambarını -yapılan önemlisi, cesurca ve onurla yaşye eğilim göstermektedir. Bundan dolayı, yaşlı insanladen olmadığı anlaşılabilir. Bunumesi gerekir. Yaşlıların gelecek


nlarının kamını deşip öldürmek hâlâ bıçak kullanabiliyorsunuz?” zmama itiraz etmeyi bıraktı. nı ölümle ilgilidir. Ama aynı zakü yaşamı oluşturan anlann hepsla geri gelmeyecektir. Yaşamımışekilde değerlendirmemizi anım? Elbette öyle; dolayısıyla benim eden de bu: İkinci defa yaşıyorpmak üzere olduğunuz gibi hatalı bulunma fırsatları, bir anlam bul geri döndürülemez oluşu tarafınca potansiyeller de bu şekilde ettı kullandığımız ve potansiyel bir man, sonsuza dek yapmış oluruz, bulup geçmişte tutarak, onu oraeçmişteki hiçbir şey tekrar erişiltersine, her şey geri dönülmez bir ar sadece geçiciliğin anız tarlasını ının hasadını doldurduklan geçn işler, sevgiler ve bir bu kadar şanan acılar- görmezlikten gelme ara acımak için ortada hiçbir neun yerine, gençlerin onlara imrenkte hiçbir fırsatı, olasılığı olmadığı


doğrudur. Ama onlar, bundan fa olasılıklar yerine, geçmişin gerçetansiyeller, bulduklan anlamlar, hiçbir şey bu değerleri geçmişten Acıda anlam bulma olasılığı azından potansiyel olarak koşul anlamla, her insanın koşulsuz desan onuruna silinmez özelliğini mın, en acınası olanlar da dahil hlamlı kalması gibi, her bireyin d nedeni de geçmişte söz konusu k dayanır ve bugün koruduğu ya dlı değildir. Daha özele indirgemek gerekilum yararına işliyor olma terim toplumu başarı yönelimli oluşuy başanlı ve mutlu insanlara, öze vermektedir. Böyle olmayan herlikten gelir ve bunu yaparken değerli olma ile yararlılık anlamındlirleyici farkı bulanıklaştırır. Kiş ve bireyin değerinin sadece o annu savunduğu takdirde, inanın, içinde acısız ölüm programını, y ruh hastalığı vb. nedenlerden ötbedenlerin “acı çekmeden” öldürce söz konusu insanın kişisel tut


azlasına sahiptirler. Gelecekteki eklikleri -gerçekleştirdikleri po değerler- var ve hiç kimse ve n koparamaz. açısından, yaşamın anlamı, en suzdur. Ne var ki bu koşulsuz eğeri atbaşı gitmektedir. Bu, in kazandıran şeydir. Tıpkı yaşaher koşulda potansiyel olarak andeğeri de onunla kalır ve bunun kişinin gerçekleştirdiği değerlere da koruyamadığı yararlılığa bağ irse, bu yararlılık, genellikle topmiyle tanımlanır. Ama bugünün la tanımlanmaktadır ve sonuçta llikle de gençlere büyük değer rkesin değerini özünde görmeze onurlu olma anlamındaki dedaki değerli olma arasındaki bei bu farkın bilincinde olmadığı ndaki yararlılığına bağlı olduğu Hitler’in programıyla paralellik yani, yaşlılık, hastalık, sakatlık, türü toplumsal yararlılığını kayrülmesini savunmamasını, sadetarsızlığına borçlu oluruz.


İnsan onuruyla yalın yararlnuçta birçok akademiye ve birç çağdaş nihilizme bağlanabilecenaklanmaktadır. Analist eğitimlama olabilmektedir. Nihilizm ancak her şeyin anlamsız olduğ “öğrenilen anlamsızlık” kavramdisi de “George, dünyanın bir let diye bir şey yoktur, her şey ğın zaman kendini ciddiye alm anlayacaksın. Evrende büyük ace evrendir. Bugün ne yapaca özel bir anlam yok,” diyen bir Böyle bir eleştirinin genelle eğitim vazgeçilmezdir, ama eğere, kendi nihilizmlerine karşı onizması olan inançsızlık (sinizmme karşı bağışıklık kazandırma Logoterapi, diğer psikoterapzı stajyerlik ve lisans koşulların bir deyişle, gerektiği takdirde i ama bunu yaparken, kurt kılığrapinin insan kavramından ve ması gerekmez. Elisabeth S. L boyunca, logoterapi kadar do41 “Transference and Countertransference Logotherapy, Vol. 5, No. 2 (Sonbahar/Kış


lılığın birbirine karıştırılması, soçok analitik literatüre geçmiş olan ek bir kavram karışıklığından kaym merkezlerinde bile bu tür bir aşı, hiçbir şey olmadığını söylemez, ğunu savunur. George A. Sargent, mını ortaya atmakta haklıydı. Ken şaka olduğunu anlamalısın. Ada rastlantıdır. Ancak bunu kavradımanın ne kadar aptalca olduğunu amaç diye bir şey yok. Evren sadeağın konusunda verdiğin kararda terapisti anımsıyor.41 eştirilmemesi gerekir. Kural olarak er böyleyse, terapistlerin, stajyerleoluşturdukları bir savunma mekam) aşılamak yerine, onları nihilizaya çalışmaları gerekir. pi okullan tarafından getirilen bana da uygunluk sağlayabilir. Başka insan kurtlarla bir olup uluyabilir, ğında kuzu olması gerekir. Logote yaşam felsefesi ilkelerinden ayrılLukas’m da “Psikoterapinin tarihi ogmadan uzak bir okul olmamışe in Logotherapy,” The International Forum fo r 1981), sf. 115-118.


tır,”42 sözleriyle dikkati çektiği gerlığı sürdürmek zor değildir. Birinsi’nde (San Diego, Califomia, Kasıpinin yeniden insani hale getirilmcalık kavramından arındırılması” k İstediğimiz şey, sadece “ustalarının yetiştirmek değil, meşaleyi “bağımra” teslim etmektir. Sigmund Freud bir keresinde bir dizi insanı aynı şekilde açlığa tetüsünün artışıyla birlikte, bütün bcak ve bunun yerine doyurulmamşavurumu görülecektir,” demişti. Freud toplama kamplarını içerden hastalan, Auschwitz’deki kuru tayen kültürün pelüş tarzı sedirlerinlannda “bireysel farklar bulanıkla bir farklılaşıyordu; orada insanla azizlerin maskeleri iniyordu. Artıkta tereddüt etmeniz gerekmiyor: A sonra da karbonik asit enjeksiyonu kilise tarafından kutsanarak aziz Kolbe’yi düşünün. Beni, kural olmaktan çok istisnlamaya yatkın olabilirsiniz. “Sed 42 Psikoterapiye ilgi duyanlara logoterapi emp bir süpermarketle kıyaslanabilir. İlkinde müş buna karşılık İkincisinde müşteriye, yararlı ve natifler sunulur.


rçek açısından, böyle bir bağlınci Dünya Logoterapi Kongreım 6-8, 1980), gerek psikoteramesi, gerekse “logoterapinin hokonulan üzerinde durmuştum. n sesini” taklit eden papağanlar msız, yaratıcı ve yenilikçi ruhla “Birbirinden son derece farklı erk edin. Kaçınılmaz açlık dürbireysel farklılıklar bulanıklaşamış bir güdünün tekbiçimli dı. Şükürler olsun ki Sigmund n tanımaktan kurtuldu. Onun ahtalann üzerine değil, Victorne uzanıyordu. Toplama kampaşmıyordu,” tam tersine daha rın, hem domuzların hem de k “aziz” sözcüğünü kullanmakAuschwitz’de önce aç bırakılan, uyla öldürülen ve 1983 yılında ilan edilen Peder Maximilian na olan örnekler vermekle suçomnia praeclara tam difficilia poze edilmez. Bu, doğuya bir pazarla değil, şteri bir şey alması için dükkâna çağrılır, değerli gördüğü bir şey seçebileceği alter


quam rara sunt” (“ama büyük obi kavranması da zordur”) diy cümlesinde. “Azizleri” anmaya dığını elbette sorabilirsiniz. Sadterli olmaz mı? Bu insanların a hep azınlık olarak kalacaklar. Aya yönelik bir çağrı olduğunu a durumda ve her birimiz elinden daha da kötüye gidecek. Bu nedenle uyanık olalım; ik Auschwitz’den bu yana insa Hiroşima’dan bu yana da ney


olan her şey ender bulunduğu gie yazıyor Spinoza, E tika’nm son gerçekten ihtiyacımız olup olmadece onurlu insanları anmak yeazınlık olduğu doğrudur. Dahası, Ama ben burada, azınlığa katılmaanlıyorum. Çünkü dünya kötü bir n geleni yapmadığı sürece her şey ki anlamda uyanık olalım: nın ne yapabileceğini biliyoruz. yin tehlikede olduğunu biliyoruz.


İnsanın Anlam Ara 20. yüzyılın önde gelen psikiyatrların üzerinde yabancı dile çevrilen ve bü satan İnsanın Anlam Arayışı’nda, kur ilkelerini, İkinci Dünya Savaşı sıra deneyimleri eşliğinde anlatmaktadır. toplama kampının, dünyayı daha büy kavramamızı sağlayacak parlak bir m edecektir. Gasset, Heidegger ve Sartre düşünceler ışığında, varoluşun çetin k keşfetmemize yardım edecek süreci a "İnsanı insan y a p a n n ed ir? ' sorusun "Gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşam bir değişm eydi. Yaşamdan ne bekledi olmadığını, asıl önem li olan şeyin yaş olduğunu öğrenm em iz ve dahası um gerekiyordu. Yaşamın anlamı hakkın bunun yerine kendim izi yaşam tarafın birileri olarak düşünm em iz gerekirdi. m editasyondan değil, doğru eylem d oluşması gerekiyordu. Nihai anlam da çözüm ler bulm ak ve her birey için ke yerine getirm e sorumluluğunu alm ak f Viktor E. Frankl A vustu ryalI p sikiy atrisi. "Ü çü n cü ku ru cu su olan Frank l, varolu şçu İkinci D ünya Sav aşı sırasın d a, to p sikiy atrik ö ğretisi ışığın d a g e n iş k F ran k l'm "F reu d v e A d ler'd en son an ılm asın ı sağlam ıştır. D iğer ön G od , T h e W ill to M eaning ve P sy c


ayışı dan Viktor E. Frankl, otuzun tün dünyada 15 milyondan fazla rucusu olduğu lo g o te r a p i'nin asında bir toplama kampındaki Okurlar, Frankl'm tasvir ettiği yük bir hapishane olarak metafora dönüştüğünü fark e'dan aşina olduğumuz koşullarında "anlam "ı nlatan Frankl, na da yanıt vermeye çalışıyor... m a yön elik tutum um uzdaki temel ğim izin gerçekten önem li şam ın bizden ne beklediği utsuz insanlara öğretm em iz nda sorular sorm ayı bırakm am ız, ndan her gün, her saat sorgulanan . Yanıtımızın konuşm a ya da den ve doğru yaşam biçiminden a yaşam, sorunlara doğru esintisiz olarak koyduğu görevleri k anlamına gelir." V iyan a O k u lu "n u n v e lo g o terap i'n in terapin in en ön em li isim lerin d en birid ir. op lam a k am p ların d a y aşad ıkların ı, kendi k itlelere sun d uğu İn san ın A n la m A ray ışı, n ra sah asın ın en d ik kat çekici ism i" olarak em li eserleri arasınd a, T h e U nconscious ch o th era p h y a n d E xistentialism y er alıyor. o k u y a n u s .c o m .t r


Click to View FlipBook Version