nsel (manevi) yaşamın derinleştüel yaşama alışmış olan duyarlabilirler (bu insanlar çoğunlukcak iç özlerinin (benliklerinin) uştur. Bu insanlar, çevrelerindep, içsel zenginlikten ve tinsel özekilebilmişlerdir. Daha zayıf bir amp yaşamına, daha sağlam yailmesi gibi, görünürdeki bir çer. Söylediklerime açıklık kazanme dönme gereği duyuyorum. oyulduğumuz sabahın erken san verin. ük, ileri, marş! Sol-2-3-4! Sol-2- i sol, sol sol, sol! Kep çıkar!” Bu ınlıyor. “Kep çıkar!” komutuyla yorduk ve tarama ışıkları üzeritaca yürüyemeyen bir tekme yiğuk yüzünden, kepini izin verilr yaşıyordu. ük taşlara, tümseklere takılıp töorduk. Bize eşlik eden gardiyanpçik darbeleriyle yürütüyordu. lere yaslanıyordu. Kolay kolay urucu soğuk konuşmaya engel m ağzını paltosunun kalkık yafısıldadı: “Kanlarımız şimdi bizi
görebilselerdi! Kendi kamplarınmıza gelenleri bilmediklerini u Bu, karımla ilgili düşüncelerlometrelerce yolda düşe kalka, leyerek, düşeni kaldırarak yür ama ikimiz de biliyorduk: Her iduk. Zaman zaman, yıldızlarınlarının koyu bulutlann arkasındne bakıyordum. Ama zihnim k bir kesinlikle hayal edebiliyordyor, gülücüğünü, dürüst ve yüdum. Gerçek ya da değil, karımyan güneşten daha parlaktı. Kafama bir düşünce saplan tarafından dile getirilen, onca olarak ortaya konan gerçeği görceği nihai ve en yüksek hedef, insan düşünce ve inancının verradım: İnsanın sevgiyle ve sevgbir şeyi kalmayan bir insanın, ksana ilişkin düşüncelerle ne ka Tam bir yalnızlık konumunda, le getiremediği, çektiği acılara dla- katlanmaktan başka yapacakdiği insana ilişkin içinde taşıd doyuma ulaşabiliyordu. Yaşam bir ilahi mutluluğa ilişkin düşü
nda daha iyi olduklarını ve başımarım.” re gömülmeme neden oldu. Ve ki her seferinde birbirimizi destekrürken, tek bir kelime edilmedi, ikimiz de karılarımızı düşünüyorn solup, sabahın pembeleşen ışıkdan yayılmaya başladığı gökyüzükarımın hayaline sarılmıştı; garip dum. Bana cevap verdiğini duyuüreklendirici bakışlarını görüyormın görünüşü, yükselmeye başla ndı: Yaşamımda ilk kez, onca şair düşünür tarafından nihai bilgelik rdüm. Gerçek: İnsanın özleyebilesevgidir. O anda, insan şiirinin ve rmesi gereken gizin anlamını kavgi içinde kurtuluşu. Dünyada hiçkısa bir an için de olsa, sevdiği inadar mutlu olabileceğini anladım. insan kendini olumlu eylemle didoğru bir tavırla -onurlu bir tavırk hiçbir şeyi olmadığı zaman, sevdığı imgeye sevgiyle yoğunlaşarak mımda ilk kez, “Melekler, sonsuz üncede kayboldu,” sözlerinin anla-
mim kavradım. Önümdeki birisi tökezledi ve Üzerlerine atlayan gardiyan, düşenlece düşüncelerime birkaç dakika ruhum, tutuklunun varoluşundan sevdiğim insanla yaptığım konuşmdum, yanıtladı; karşılık olarak o b “Dur!” İş yerimize varmıştık. İykes karanlık barakaya daldı. Her alıyordu. “Acele edin, domuzlar!” Derhağımız konuma geçtik. Buzlanan tola çatırdamaya, kıvılcımlar saçmayyinleri donuktu. Zihnim hâlâ karımın hayaliylece kurcalıyordu: Hâlâ hayatta olup O ana kadar çok iyi öğrendiğim tlen insanın fiziksel varlığının çokrin anlamını, kişinin tinsel varlığlen kişinin gerçekte orada olup o bir anlamda önemli olmaktan çık Karımın hayatta olup olmadığmanın hiçbir yolu da yoktu (tutubir posta hizmeti verilmemişti); atan çıkmıştı. Bilmeye ihtiyacım yo ve sevgilimin hayalinin gücüne hman karımın ölmüş olduğunu bil
arkasındakiler üzerine yığıldı. nleri kamçılamaya başladı. Böya ara verdim. Ama hemen sonra n bir başka dünyaya yöneldi ve maya döndüm; ona sorular sorbana sordu, ben yanıtladım. yi bir alet bulma umuduyla her tutuklu, bir kürek veya kazma al hendekte önceki gün bıraktıoprak, kazmaların sivri uçlarıyya başladı. Çalışanlar sessiz, be e meşguldü. Zihnimi bir düşünp olmadığını bile bilmiyordum. tek şeyi biliyordum: Sevgi, sevi çok ötesine geçer. Sevgi en değında, iç benliğinde bulur. Seviolmaması, yaşayıp yaşamaması, kıyor. ğını bilmiyordum ve bunu anlaklu kaldığım süre boyunca hiçama o anda bu, önemli olmakoktu; sevgimin, düşüncelerimin hiçbir şey dokunamazdı. O zaliyor olsaydım, sanırım bundan
etkilenmeksizin, kendimi yine re kaptırırdım; onunla zihnimdelı ve doyurucu olurdu. “Beni kal güçlüdür.” İçsel yaşamdaki bu yoğunlaşsını sağlayarak, varoluşunun bo ve tinsel yoksulluğundan kurtullere dalabildiği zaman, tutuklunlukla önemli değil, önemsiz ol oyalanıyordu. Nostaljik belleği b yapıya sokuyordu. Dünyalan v ruh, özlemle bunlara uzanıyord biniyor, dairemin ön kapısını açları açıyordum. Düşüncelerimizde odaklaşıyordu ve bu anılar in Tutuklunun içsel yaşamı daterdikçe, sanatın ve doğanın gü şekilde yaşanıyordu. Bu güzell kendi ürkütücü şartlarını bile uria’daki bir kampa yaptığımız ynun küçük, telli penceresindenlarıyla Salzburg Dağlarina baka bunların, bütün yaşam ve özgürın yüzleri olduğuna kesinlikle da belki bu etkenden dolayı, onc güzelliği bizi büyülemişti. Kampta bile birisi, yanında
onun hayaline ilişkin düşüncelee yaptığım konuşmalar, yine canlbine mühürle, sevgi, ölüm kadar şma, tutuklunun geçmişe kaçmaoşluğundan, terk edilmişliğinden lmasına yardım ediyordu. Hayalnun hayal gücü, geçmişin, çoğunlaylarıyla ve küçük ayrıntılarıyla bu olayları yüceltiyor ve garip bir e varoluşları uzak gözüküyor ve du: Kendi hayalimde otobüslere çıyor, telefona cevap veriyor, ışıkz sık sık bu tür ayrıntılar üzerinnsanı ağlatabiliyordu. aha çok yoğunlaşma eğilimi gösüzelliği, o ana kadar hiç olmadığı liklerin etkisi altında kişi bazen nutuyordu. Auschwitz’den Bavayolculuk sırasında sevk vagonun, günbatımında parlayan dorukarken birisi yüzlerimizi görseydi, ürlük umutlannı yitirmiş insanla inanmazdı. Bu etkene karşın ya ca zamandır özlediğimiz doğanın çalışan yoldaşının dikkatini, Ba-
varia Ormam’ndaki dev, gizli mülandığımız ağaçlatın arasından (Dduğu gibi) parlayan günbatımınyordu. Bir akşam, ölesiye yorgunkamızın zemininde dinlenirken, ve toplanma alanına gidip harika Dışarı çıkınca, batıda parıldayansinden kan kırmızısına her an de lutları barındıran canlı gökyüzü toprak barakalar keskin bir kontrraktaki su birikintileri ışıyan gölarca süren ve insanı derinden e tutuklulardan birisi diğerine, “Dü dedi. Bir başka seferinde, bir hendyen şafak griydi; üstümüzdeki ışıkları altındaki kar griydi; yold ve yüzleri griydi. Yine sessizce kaki de acılanmm, yavaş yavaş ölü mücadelesi veriyordum. Eli kulağ karşı son bir şiddetli isyan anınd karartıcı hüznü parçaladığını hislamsız dünyayı aştığını hissettim soruma bir yerlerden gelen “evetvaria’da şafağın mutsuz grisinin osine duran uzaktaki bir çiftlik eviris lucet” (ve karanlıkta bir ışık
ühimmat tesisinin inşasında kulDürer’in ünlü suluboyasında olın güzel görünümüne çekebilin, çorba kâseleri elimizde, bara tutuklulardan birisi içeri daldı a günbatımını görmemizi istedi. n netameli bulutlan, çelik maviğişe i renk ve şekilleriyle bu buünü gördük. Virane, gri renkli rast oluştururken, çamurlu topkyüzünü yansıtıyordu. Dakikaetkileyen bir sessizlikten sonra, ünya ne kadar güzel olabilirdi!” dekte çalışıyorduk. Bizi çevrelegökyüzü griydi; şafağın solgun daşlanmızm üzerindeki giysiler anmla konuşuyordum ya da belüyor oluşumun nedenini bulma ğındaki ölümün umutsuzluğuna da, ruhumun, beni çevreleyen iç settim. Bunun bu umutsuz, an ve nihai amacın varlığına ilişkin t” yanıtını duydum. O anda, Baortasında, ufukta resmedilmişçeinin ışığı yandı. “Et lux in teneb parladı). Saatlerce buz tutmuş
toprağı kazdım, gardiyan hakare ben yine sevgilimle bir araya ge daha bir derinden hissettim; ona ellerini yakalayabileceğim duygulüydü: Karım oradaydı. O anda önüme, hendekten kazdığım to bana bakmaya başladı. Daha önce sanattan söz etmişle bir şey olur mu? Bu, kişinin Zaman zaman bir tür doğaçlamalardan birisi geçici olarak boşalt bağlanıyor veya çivileniyor ve b olunca, kamptaki konumları çokyerlerine yürümek zorunda olma Biraz gülmek, belki de biraz ağl araya geliyorlardı. Şarkılar, şiirlegili olan yergili fıkralar anlatılıymamıza yardımcı olmaktı ve ol etkiliydi ki, yorgun olmalarına vyınlarını kaçırmalarına karşın, byi görmeye gidiyordu. İşyerinde, bedelim müteahhitcama yapmadığı çorbaların dağıt arasında, bitmemiş bir makine odyordu. Girerken, herkes eline birdu. Biz çorbalarımızı iştahla yudu borunun üstüne çıkıp İtalyan ary
etler yağdırarak yanımdan geçti, eldim. Orada benimle olduğunu a dokunabileceğim, elimi uzatıp usuna kapıldım. Duygu çok güç, bir kuş sessizce alçaldı ve tam oprak tümseğin üzerine konarak ştim. Bir toplama kampında böy sanattan ne anladığına bağlıdır. kabare düzenleniyordu. Barakatılıyor, birkaç tahta sıra birbirine bir program yapılıyordu. Akşam k iyi olanlar (Kapolar ve uzak işayan işçiler) orada toplanıyordu. lamak, kısacası unutmak için bir er söyleniyor, bazıları kampla ilyordu. Hepsinin de amacı, unutluyordu da. Toplantılar öylesine ve katılmakla günlük yiyecek taazı sıradan tutuklular da kabare tlerin karşıladığı ve pek fazla hartıldığı yanm saatlik öğlen yemeği dasında toplanmamıza izin verilir kepçe dolusu sulu çorba alıyorumlarken, tutuklulardan birisi bir yaları söylüyordu. Bu şarkılardan
zevk alıyorduk; şarkıcı ise “kazanri anlamına geliyordu) ekstra çorb Kampta sadece eğlence için driliyordu. Örneğin ben, haklı olar kampın en çok korkulan Kapo’stim (ne iyi ki, buna hiçbir zaman lıydım!). Şöyle bir şey olmuştu: B yapıldığı odaya tekrar çağrılmak aynı yakın arkadaşları toplanmışğünün gediklisi de yine gizlice on giren Katil Kapo’dan, kampta ünrinden birisini okuması istendi duymaksızın, çabucak bir tür günekler icra etmeye başladı. Aşk şimemek için canım yanana kadar olasılıkla bu da hayatımı kurtard da cömert davrandığım için, bir gün bana yetmişti) çalışma gruburacaktı. Şöyle ya da böyle, Katil yarar vardı. Bu nedenle olabildiğ Genel anlamda konuşulacak ması elbette büyük ölçüde garipyin yarattığı gerçek izlenimin, yamının geri cephesi arasındaki halandığını söyleyebilirim. Autsch uykumdan nasıl uyandınldığımıkanın kıdemli muhafızı barakanı
nın dibinden” (bu, bezelye tanelebayla ödüllendiriliyordu. eğil, ayrıca alkış için de ödül verak “Katil Kapo” namıyla bilinen unun korumasını kazanabilmiş ihtiyaç duymayacak kadar şansBir akşam, ruh çağırma seansının kla onurlandırıldım. Başhekimin ştı ve çok gariptir, sıhhiye bölünlara katılmıştı. Şans eseri odaya nlenen (ya da ünsüzlenen) şiirle. İkinci kez istenmesine gerek ünlük çıkardı ve sanatından öriirlerinden birisini okurken, gülr dudaklarımı ısırdım, büyük bir dı. Ayrıca alkışlama konusunda r günlüğüne katıldığım (bu bir una düşsem bile, hayatımı kurta Kapo tarafından iyi tanınmakta ğince çok alkışladım. olursa, kamptaki bir sanat çalışpti. Sanatla ilgili herhangi bir şeapılan sanatla virane kamp yaşaayaleti andıran tezattan kaynakhwitz’deki ikinci gecemde derin ı (müzikle) hiç unutmam. Baraın girişine yakın olan kendi oda-
smda bir tür kutlama yapıyormu şarkılar söyleniyordu. Ansızın, ocenin içinden, sık sık çalınarak suzcasma hüzünlü bir tango duçam da onunla birlikte ağlıyordmi dördüncü yaş günü vardı. O belki de benden-sadece birkaç yyacağım bir yerindeydi. O birisi Bir toplama kampında sanatafetmek, dışandan birisi için ye bir de mizah duygusu olduğuncaktır; elbette bu, mizahın ancak sadece birkaç saniye veya dakikruma savaşında, ruhun bir başksındaki diğer her şeyden çok, blaşarak bir durumun aşılmasını tedir. İnşaat sahasında yanımd duygusu kazanması için pratik özgürlüğümüze kavuştuktan so her gün en az bir eğlenceli öyküdim. Kendisi cerrahtı ve büyük tan olarak çalışmıştı. Bu nede kamp yaşamının alışkanlıkların olacağını anlatarak güldürmeye likle gözetimci keşfe geldiği zam bağırarak bizi daha hızlı çalışm 4 Yönetmenin film çekimini başlatmak için
uş. Çakırkeyif seslerle bazı beylik ortalığı bir sessizlik kapladı ve ge eskitilmemiş, alışılmamış, umutuyuldu. Keman ağlıyor, bir pardu, çünkü aynı gün birisinin yirO birisi de Auschwitz kampının, yüz metre ötede, yine de ulaşamai benim karımdı. a benzer bir şeyin olduğunu keşeterince şaşırtıcıdır, ama kampta u görmek çok daha şaşırtıcı olak solgun bir kırıntısı olabiliyor ve ka sürüyordu. Mizah, kendini koka silahıydı. Mizahın, insan yapıbirkaç saniyeliğine de olsa, uzak sağlayabildiği, çok iyi bilinmeka çalışan bir arkadaşımı, mizah olarak eğittim. Ona, birbirimize, onra olabilecek şeyler hakkında ü anlatma sözü vermemizi söyle bir hastanenin kadrosunda asisnle, eski işine döndüğü zaman nı kaybetmemesinin nasıl bir şey çalıştım. İnşaat sahasında (özelman) usta, “Action! Action!”4 diye maya özendiriyordu. Arkadaşıma, kameramana verdiği komut, “Motor!” (Ç.N.)
“Bir gün, ameliyat salonunda bü olacaksın,” dedim. “Ansızın içer Action!” diye bağırarak kıdemli c Bazen diğer tutuklular geleceruyorlardı; örneğin gelecekteki bsi yapılırken, kendini unutup ga yalvarmak gibi. Mizah duygusu geliştirme ve görme çabası, yaşama sanatında dir. Ama her an her yerde acı bu kampında bile yaşama sanatını uy yapacak olursak, bir insanın acı davranışına benzer. Boş bir odayği zaman, oda ne kadar büyük olna yayılır. Ne kadar küçük ya dasanın ruhuna ve bilincine tamam çektiği acının “büyüklüğü” kesin Ayrıca çok önemsiz bir ayrın yaratabilir. Örneğin Auschwitz’d gidişimizi ele alalım. Hepimiz se yapılmasından korkuyorduk. D ifadesine göre, Mauthausen’e gitm Tuna üzerindeki köprüye yaklaşderek tırmanıyordu. Benzer bir şerüden geçmek yerine “sadece” Dtukluların vagonda yaptıkları sevle edemez.
yük bir mide ameliyatı yapıyor i bir emir eri girer ve “Action! cerrahın geldiğini bildirir.” ğe ilişkin eğlenceli hayaller kuir öğlen yemeğinde çorba serviarsona “dipten kepçelemesi” için olayları mizahi bir ışık altında ustalaşırken öğrenilen bir hileulunmasına karşın, bir toplama ygulamak olasıdır. Bir benzetme çekmesi, boş bir odadaki gazın ya belli bir miktarda gaz verildilursa olsun, gaz odanın tamamıa büyük olursa olsun, acı da inmen yayılır. Dolayısıyla insanın nlikle görecelidir. tı bile sevinçlerin en büyüğünü den Dachau’ya bağlı olan kampa evkiyatm Mauthausen kampına Deneyimli yol arkadaşlarımızın mek için trenin geçmesi gereken tıkça, yaşadığımız gerilim de giey yaşamayanlar, trenin bu köpDachau’ya yöneldiğini gören tuvinç danslarını belki de hayal bi
İki gün üç gece süren yolculmızda neler oldu? Vagonda yere tu. Çoğunluğumuz ayakta durm birkaç kişi insan sidiğine bulanm çömelmişti. Kampa vannca eski önemli haber, nispeten küçük hiçbir “fırın,” krematoryum, gaz lüman” olan bir tutuklunun doğceği, Auschwitz’e geri gönderilm konvoyu”nu beklemek durumun Bu sevinçli sürpriz hepimizinhwitz’deki kıdemli muhafızın hwitz’in tersine, “baca”sı olmaya gelmiştik. Sonraki birkaç saat içikahalarla gülüp espriler yaptık. Yeni gelenler sayılınca bir ki tutuklu bulununcaya kadar, dışarın altında beklemek zorunda bitkinlikten uyuyakaldığı bir ba üzerine yoklama, bir ceza gösterliminden sonra, bütün gece ve erşarıda iliklerimize işleyen dond Yine de hayatımızdan memnun Auschwitz çok uzaklarda kalmış Başka bir seferinde, bir grupğini gördük. O zaman acı çekme açık gelmişti! Mahkûmlara, onla
luktan sonra bu kampa vardığı çömelmek için herkese yer yokmak zorundaydı, buna karşılık mış az miktarda samanın üzerine i tutuklulardan duyduğumuz ilk olan (2500 kişilik) bu kampta, odası olmadığıydı! Bu da, “Müsğruca gaz odasına gönderilmeyemek üzere düzenlenecek “hasta nda kalacağı anlamına geliyordu. n moralini düzeltmişti. Ausc arzusu gerçekleşmişti: Auscan bir kampa olabildiğince çabuk nde yaşadıklarımıza karşın, kah işi eksik çıktı. Bu nedenle kayıp anda, yağmurun ve soğuk rüzgâkaldık. Kayıp tutuklu sonunda raka köşesinde bulundu. Bunun risine dönüştü. Yolculuğun gerirtesi sabah geç saatlere kadar, dıdurucu soğukta ayakta tutulduk. nduk! Bu kampta baca yoktu ve ştı. p mahkûmun işyerimizden geçtienin göreceli oluşu bize ne kadar arın nispeten düzenli, güvenli ve
mutlu olan yaşamlarına imrendikrı olduğunu üzüntüyle düşündü fırçası, elbise fırçası, şiltesi vardı; en azından hayatta olup olmadık postaları vardı. Bütün bunları uz Bir fabrikaya girip de korunaklan arkadaşlarımıza ne kadar da itarıcı değere sahip böyle bir yerdceli şans ölçeği daha da ileri gidi arasında bile (bunlardan birisinirinden daha kötü olarak değerle küçük bir demiryolunun borular saat derin, killi çamurda, eğimli mayan birisine imrenebiliyordu. lük kazaların çoğu, bu işlerde olu Diğer çalışma gruplarında ust geleneğini sürdürüyorlardı; bu da belki de geçici olarak emirlerindetan söz etmemize neden oluyordsinde bu gruplardan birisine kat sonra (ki bu süre içinde usta benlerin yeniden gruplandınlmasm alarmı işe ara verdirmeseydi, sanlikten ölmek üzere olan tutuklul üzerinde dönerdim. Böyle bir duhatlamayı, raundun bittiğini gös anda nakavt olmaktan kurtulan
k. Düzenli banyo yapma fırsatlak. Her birisinin kendine ait diş akrabalarının yaşamlarına ya da larına ilişkin haber getiren aylık zun zaman önce yitirmiştik. klı bir odada çalışma fırsatı buimrenirdik! Herkes, yaşam kurde çalışmayı arzuluyordu. Göreiyordu. Kamp dışındaki gruplar in üyesiydim) durumu diğerleendirilen birimler vardı. İnsan, rını boşaltmak için günde on iki arazide yürümek zorunda kalÇoğunlukla öldürücü olan günuyordu. talar, görünürde yerel bir dayak a onlann emri altında olmamak, e çalışmak gibi göreceli bir şansdu. Talihsizlik sonucu bir kereılmıştım. İki saatlik çalışmadan nimle özellikle ilgilenmişti), işçimı gerektiren bir hava saldırısı nırım kampa, ölen ya da bitkinan taşıyan kızaklardan birisinin urumda siren sesinin verdiği rateren zili duyan ve böylece son bir boksör de dahil, hiç kimse
hayal edemez. En küçük bir merhamet karş Tavandan buz parçalarının sarkt durmak anlamına geldiğinden ke yatağa gitmeden önce bitlerimizi muzda memnun oluyorduk. Am alarmı verilmediği ve ışıklar kapayuyorduk. Çünkü bu işi gereğinnin yansını uyanık geçiriyorduk. Kamp yaşamının ender bulunluluk -Schopenhauer’in dediği g ama bu bile nisbi kalıyordu. Ger azdı. Bir gün, bir tür haz bilanç hafta içinde sadece iki haz dene anımsıyorum. Bunlardan birisi, iten sonra yemekhaneye kabul e çorba dağıttığı sıraya düştüğüm g birisinin arkasında duruyor ve hıtığı kâselere çorba dolduruyordulann yüzüne bakmayan; alana batan ve patatesleri tanıdıklanna, çorbayı da diğerlerine dağıtarak ktaşlarım kayırmayan tek aşçı oyd Ama kendi halkım başka he yargılamak bana düşmez. Er ya nu olduğu zaman, o koşullar altı bir insanı kim taşlayabilir ki? Be
ısında bile minnet duyuyorduk. tığı ısıtmasız bir barakada çıplak endi içinde haz verici olmasa da, ayıklamak için zaman bulduğuma bunu yaparken hava saldırısı atılmadığı zaman da minnet dunce yapmadığımız takdirde gece. nur hazlan, bir tür negatif mutgibi “acıdan kurtuluş”- sağlıyor, rçekten pozitif mutluluk ise çok çosu çıkardığımı ve geçen onca eyimi yaşama fırsatı bulduğumu iş dönüşünde uzun bir bekleyişedildiğim ve tutuklu aşçı F’nin gündü. Bu aşçı, dev kazanlardan ızlı hızlı geçen tutuklulann uzatu. Kâselerini doldurduğu insanağlı olmaksızın çorbayı eşit dağı kazanın üstünden alman sulu kendi özel arkadaşlannı ve yurtdu. erkesten üstün tutan tutuklulan da geç, bu bir ölüm kalım soruında kendi arkadaşlannı kayıran enzer bir durumda aynı şeyi ya
pıp yapmayacağım kendine mu sürece hiç kimsenin yargılamama Normal yaşama döndükten uztan kurtuluşumdan uzun süre so ranzaların üzerine uzanmış, gelenkin tutukluların fotoğrafları buluzin dergisi göstermişti. “Korkunçkan yüzler, hepsi bu.” “Neden?” diye sordum, çünkü O anda onca şeyi yeniden anıms hâlâ karanlık. Toprak barakada birlikte kuru tahtaya uzanmıştım ayrılmamız, talime katılmamız gkadaki küçük köşemizde yatabili dağıtımını (hastalar için elbette m çorbamızı (yine sulandırılmış ve dik. Ama ne kadar memnunduk; gereksiz yere üşümemek için b uzanıp, gereksiz yere parmağımızbel ve ilgisizce yatarken, işten dö için toplandığı alandan gelen tizyorduk. O arada kapı sonuna kacum etti. Üstü başı kar içinde, b dakika oturmak için içeri daldı. A tekrar dışarı çıkardı. Yoklama ymak kesinlikle yasaktı. O vatanda o anda onun yerine hasta olduğu
utlak bir dürüstlükle sormadığı ası gerekir. zun bir süre sonra (bu da kamponra anlamına gelir), birisi bana, n ziyaretçiye boş boş bakan misunan, resimli bir haftalık magaç değil mi? Ürkmüş, boş boş ba ü samimi olarak anlamamıştım. adım: Saat sabahın beşi, dışarısı “bakıma alman” yetmiş kişiyle m. Hastaydık ve iş için kamptan gerekmiyordu. Bütün gün barair, kestirebilir ve günlük ekmek miktarı azaltılıyordu) ve günlük miktarı azaltılmış) bekleyebilir her şeye karşın mutluyduk. Biz, birbirimize sokulmuş vaziyette zı bile oynatmayacak kadar temönen gece vardiyasının yoklama z ıslık ve komut seslerini duyuadar açıldı, içeri kar fırtınası hüitkin düşmüş bir yoldaş, birkaç Ama kıdemli muhafız yakalayıp apılırken bir yabancıyı içeri alaş için ne kadar üzülmüştüm ve um ve hasta koğuşunda uyuya
bildiğim için ne kadar da memnunin, belki de bundan sonra iki e ne büyük bir yaşam kurtancı de Dergideki fotoğrafları görüncelatınca, beni dinleyen vatandaş, dığımı anladı: Fotoğraftaki insanyabilirdi. Hasta koğuşundaki dördüncü alınmıştım ki, başhekim içeri da başka bir kampta tıbbi yardım içdaşlarımın aksi yöndeki tavsiyelerisinin doktor olarak hizmet vermya karar verdim. Çalışma grubundum. Ama öleceksem, hiç olmasa ot gibi yaşayıp sonunda o zaman olarak ölmektense, bir doktor ola çalışmanın elbette daha anlamlı Bu benim için bir özveri değ Ama sıhhiye bölüğünün gediklis olan iki doktora, ayrılıncaya ka vermiş. O kadar zayıf görünüyor fazladan iki ceset kalabileceğind Daha önce, öncelik taşıyan, knı yaşatma meselesiyle ilgili ol kaybettiğini anlatmıştım. İnsanığerleri tehdit eden ve kuşkuya bkalanmasına neden olan bir nok
undum! Orada iki gün geçirmeekstra gün daha geçirebilmenin, eğeri vardı! e bütün bunları anımsadım. Anfotoğrafı neden korkunç bulmanlar hiç de o kadar mutsuz olma ü günümde tam gece vardiyasına alıp tifüslü hastaların bulunduğu çin gönüllü olmamı istedi. Arkaerine (ve meslektaşlarımın hiçbimemesine) karşın, gönüllü olmanda kısa sürede öleceğimi biliyora bunun bir anlamı olmalıydı. Bir nlar olduğu gibi verimsiz bir işçi arak yoldaşlanma yardım etmeye olacağını düşündüm. ğil, basit bir aritmetik hesabıydı. si, gizlice, tifüs kampına gönüllü adar “dikkat edilmesi” talimatını rduk ki, iki doktor yerine elinde den korkmuş olmalı. kendini ve en yakın arkadaşlarımayan her şeyin nasıl değerini n kişiliği, savunduğu bütün deboğan zihinsel bir çalkantıya yataya geliyordu. Artık insan yaşa-
minin değerini ve insan onuru yoksun bırakan ve (fiziksel kayn planlı olarak yararlandıktan sonrsi altında, kişisel ego sonunda d kampındaki bir insan, özsaygısınla sonuna kadar mücadele etmed ait bir aklı, iç özgürlüğü ve kişis duygusunu yitiriyordu. Bu durumsinin sadece bir parçası olarak; v düzeyine inmiş birisi olarak hiss bir düşüncesi ya da iradesi olma yerden diğerine, bazen birlikte, bkence ve sadizm yöntemlerinde bir birlik, her yanımızı kuşatmışt vermeksizin komutlarla, tekme düyordu, biz koyunlarsa sadece peklerden nasıl kaçınacağımızı vcağımızı. Tıpkı korkuyla sürünün ortasrimiz de insan yığınlarının ortasıze, sıranın ön, arka ve yanlarındlerinden daha iyi kaçınma şansı acı rüzgâra karşı korunak sağlamdı. Bu nedenle kalabalığın içine postunu kurtarmaya çalışması glarda bu otomatik olarak yapılıy bu, kampın en vazgeçilmez yasa
unu tanımayan, kişiyi iradeden naklarından son kırıntısına kadar ra) imha eden bir dünyanın etkideğerini kaybediyordu. Toplama nı kurtarmak için bütün bunlardiği takdirde, bir birey, kendine sel değerleri olan bir varlık olma mda kendini dev bir insan kitlevaroluşunu da hayvan yaşamının sediyordu. İnsanlar, kendine ait ayan bir koyun sürüsü gibi, bir bazen ayn ayrı güdülüyordu. İş ustalaşmış, küçük ama tehlikeli tı. Bu birlik, sürüsünü, bir an ara ve dipçikle bir ileri bir geri güiki şey düşünüyorduk: Kötü köve bir parça yiyeceği nasıl bula sına kaçan bir koyun gibi, her biına girmeye çalışıyorduk. Bu bida yürüyen gardiyanların darbeı veriyordu. Ortalarda olmanın, ması gibi ek bir avantajı daha var dalma çabasının, kişinin kendi gibi bir anlamı vardı. Toplanmayordu. Ama diğer zamanlarda da alanndan birisine -göze çarpma-
uygun olarak, bizim açımızdan SS’in dikkatini çekmekten her z Kuşkusuz, kalabalıktan uzakduğu zamanlar da vardı. Yapıla zoraki bir topluluk yaşamının, e olsa, toplumdan kaçmaya yönel çok iyi bilinmektedir. Tutuklul veya kendi düşünceleriyle baş hasretini çekiyorlardı. “Dinlenmdikten sonra, zaman zaman beşsım oluyordu. Elli kadar hezeyatığım toprak barakanın arkasındkenli tel çitinin bir köşesinde, o düzine kadar cesede (bu, kampnak olacak şekilde, kazıkların vgelik çekilmişti. Ayrıca su borudı. Hizmetime ihtiyaç duyulmadşap ağzına çömeliyordum. Oturli tel örgüleriyle çevrili uzaktak eteklerine bakıyordum. Özlem şüncelerim kuzeye, evimin buludu, ama görebildiğim sadece bu Üzerinde bitlerin kaynaştığı Sadece geçen gardiyanların aya veya yeni gelen ve elli hastaya tabletten oluşan ilaç paketini ağım düşlerimden uyandırabiliyo
n son derece bilinçli bir çabaydı. zaman kaçmıyorduk. k durmanın olası, hatta gerekli olan her şeye her an dikkat edilen en azından geçici bir süre için de lik dayanılmaz bir güdü yarattığı lar, yalnız olmanın, kendileriyle ş başa kalmanın, özel yaşamın me kampı” denilen yere sevk edilş dakika kadar yalnız kalma şananlı hastaya bannaklık eden çalışda, kampı çevreleyen çift sıra dioldukça ıssız bir yer vardı. Yarım pın günlük ölüm oranıydı) koruve ağaç dallarının üzerine bir göllarına bağlanan bir de kuyu vardığı zamanlarda bu kuyunun ahrup, Bavaria manzarasına, dikenki mavi tepelerin çiçeklerle bezeli yüklü hayaller kuruyordum, düunduğu kuzey doğuya yöneliyorulutlar oluyordu. cesetler beni rahatsız etmiyordu. ak sesleri ya da revire çağrılışım, ancak birkaç gün yetecek beş-on almak için çağrılışım, beni daldıordu. İlaçlan aldıktan sonra has
talan ziyaret ediyor, nabızlarını yarım tablet aspirin veriyordumra ilaç verilmiyordu. Bunun bir nüz durumu ümitli olan hastal Durumu hafif olanlar için, belki dışında yapacak bir şeyim yoktutinden ötürü zaten zayıf ve bitk hastadan ötekine koşuyordum. D kapağının yanındaki inziva yerim Bu kuyu, kaza eseri üç tutukgürlüğümüze kavuşmadan kısa b üzere bir kitle şevki düzenlenm planla bu şevkten kaçınmaya çayanlardan saklanmışlardı. Kapağ çalışarak, dikenli tellere çakıl ta oyun oynayarak, soğukkanlılıkladiyanlar bir an duraksamış, ancara, kuyudaki üç tutukluya tehli söyleyebilmiştim. Kampta insan yaşamına ne kmak, dışandan birisi için çok zotı, ama hasta tutuklular için hast insan varoluşuna yönelik bu top çok bilincine vanlıyordu. Bir der iki tekerlekli arabalann üzerine b arabalar da tutuklular tarafından kez kar fırtınasında, kilometrele
dinliyor, durumu ağır olanlara . Ama durumu umutsuz olanla yararı olmuyordu ve aynca, helan ilaçtan yoksun bırakıyordu. i de birkaç yüreklendirici sözün . Böylelikle, ciddi bir tifüs nöbekin düşmüş olmama karşın, bir Daha sonra, su kuyusunun ahşap me çekiliyordum. klunun hayatını kurtarmıştı. Özbir süre önce, Dachau’ya gitmek miş ve bu üç tutuklu, zekice bir lışmıştı. Kuyuya inmiş ve gardiğın üzerinde, masum gözükmeye aşı atmaktan ibaret çocukça bir a oturmuştum. Beni izleyen garak geçip gitmişlerdi. Hemen sonikelerin en kötüsünün geçtiğini kadar az değer verildiğini kavrardur. Kamp sakinleri katılaşmışta konvoyu düzenlendiği zaman, ptan saygısızlığın belki de daha ri bir kemik kalmış olan hastalar, bir eşya gibi fırlatılıp atılıyor; bu n bir sonraki kampa kadar çoğu erce çekiliyordu. Hastalardan bi
risi araba ayrılmadan önce ölse bnin tam olması gerekiyordu. Ön kelimenin tam anlamıyla bir nu ölü olmasının bir önemi yoktu;sinlikle hiçbir anlamı yoktu. Nuşam, kader, tarih, söz konusu in Bavaria’daki bir kamptan diğerin bir hasta kafilesinde, kardeşi lisride bırakılan genç bir tutuklu vavardı ki, sonunda kamp gediklis ve gencin kardeşi, o an için kamtuklunun yerini aldı. Ama liste Bu kolaydı. Kardeşi, sadece bir değiştirilmişti. Daha önce de söylediğim gib henüz soluklanmakta olan ken şanslıydı. Geri kalan her şey, ya asılı olan giysiler, sadece hasta önem taşıyordu. Ayrılmak üzernın veya ayakkabılarının kendiledığını anlamak için tutuklular kontrol ediliyordu. Her şey b Ama henüz çalışabilecek durum kalanlar, hayatta kalma şanslarınmak zorundaydı. Duygusallığa ni, tamamen gardiyanların ruh oyuncakları), bu da onları, duru
bile arabaya yükleniyordu: Listenemli olan tek şey listeydi. İnsan, umara olup çıkıyordu; canlı veya bir “numara”nm yaşamının keumaranın arkasında olan şey, yansanın adı, çok daha önemsizdi. ne, doktor yetkisiyle eşlik ettiğim tede olmayan ve bu nedenle geardı. Genç adam o kadar çok yalsi değişiklik yapmaya karar verdi mpta kalmayı tercih eden bir tuenin tamam olması gerekiyordu! r başka tutuklunun numarasıyla bi hiçbir belgemiz yoktu; herkes, di bedenine sahiplenecek kadar ani çöpü andıran iskeletlerimizde a şevkine dahil edilmişsek, bir e olan “Müslümanlar,” paltolarıerininkinden daha iyi olup olmatarafından fütursuz bir merakla ir yana, kaderleri belirlenmişti. mda olan ve bu nedenle kampta nı arttıracak her şeyden yararlanyer yoktu. Tutuklular kendileri haline bağlı görüyorlardı (kader umun gerektirdiğinden çok daha
az insanca yapıyordu. Auschwitz kampında, kendimha sonra yoldaşlarımın çoğunlu koymuştum. Genellikle her so Ama açıkça sorulmayan şeyler koşım sorulduğunda söylüyordum.tor” yanıtını veriyor, ama ayrıntıki ilk sabahımızda gösteri alanı gruplara ayrılmamız gerekiyordutında, metal işçileri, makineciler ayenesi yapıldı ve bazı tutuklularrekti. İçinde bulunduğum grup, orada tekrar sıraya girdik. Bir k mesleğime ilişkin soruları yanıtl gruba gönderildim. Bir kere daha ve farklı şekillerde gruplandırıldti ve kendimi, anlayamadığım dsında bulup mutsuzluğa kapıldım ve kendimi, ilk barakada birliktedum. Geçen zaman içinde o baraduğumu farketmemişlerdi bile. Ade, kaderimin birkaç kere yön d “Dinlenme kampı”na gidecekmesi yapılınca, benim adım (yan çünkü birkaç doktora ihtiyaç var dinlenme kampına yapılacağına ta önce de aynı sevk hazırlanmışt
me, işe yaradığı kanıtlanan ve dağu tarafından uyulan bir kural ruya doğru yanıt veriyordum. onusunda sessiz kalıyordum. Ya Mesleğim sorulduğunda, “dokıya girmiyordum. Auschwitz’deına bir SS subayı geldi. Çeşitli u: Kırkının üstünde, kırkının al vs. Daha sonra, kırık çıkık murın yeni bir grup oluşturması ge, bir başka barakaya götürüldü; kere daha sorgulanıp yaşıma ve adıktan sonra, bir başka küçük a başka bir barakaya götürüldük ık. Bu, bir süre böyle devam etdilleri konuşan yabancıların aram. Derken son bir seçme yapıldı e olduğumuz grubun içinde bulakadan bu barakaya taşınıp durAma ben, bu birkaç dakika içineğiştirdiğinin farkmdaydım. k hastalar için sevkıyat düzenleni numaram) da listeye alınmıştı, rdı. Ama şevkin gerçekten de bir kimse inanmıyordu. Birkaç haftı. O zaman da herkes şevkin gaz
fırınlarına yapılacağını düşünmü gönüllü olanların, sevk listesi seksen iki tutuklu zaman yitirmerek saat sonra sevk iptal edilmiş,diyası listesinde kalmıştı. Bunla gün içinde ölmek anlamına geli Dinlenme kampına yapılacazenlenmişti. Yine bunun da has olsa, son iş kırıntılarım koparma olduğunu, yoksa gaz fırınlarına vna gidecek bir sevk mi olduğun saat ona çeyrek kala, benden h gizlice şöyle dedi: “Emir eri odaceğini bildirdim; saat ona kadar Bunun bana göre olmadığını öğrendiğimi söyledim. “Arkad Gözlerinde sanki bir şeyler bili Yaşam için değil, yaşama veda elarla barakama döndüm, iyi b gördüm. “Gerçekten onlarla gitmek üzüntüyle. “Evet, gidiyorum.” Gözleri sulanan arkadaşımı t bir şey daha vardı, vasiyetimi ve “Dinle Otto. Evime, kanma onu tekrar görecek olursan, ona
üştü. Korkulan gece vardiyasına nden çıkarılacağı duyurulunca, eksizin gönüllü olmuştu. Bir çey, ama bu seksen iki kişi gece vararın çoğunluğu için bu, on beş yordu. ak sevkıyat şimdi ikinci kez düsta insanlardan, iki haftalığına da ak için düzenlenen bir tezgâh mı veya gerçek bir dinlenme kampınu kimse bilmiyordu. Bir akşam, hoşlanmaya başlayan başhekim, asında, adını listeden çıkarabiler bunu yapabilirsin.” ı; son sözün kadere ait olduğunu daşlarımla kalabilirim,” dedim. iyormuşçasma bir acıma vardı... edercesine elimi sıktı. Ağır adımir arkadaşımın beni beklediğini mi istiyorsunuz?” diye sordu teselli etmeye çalıştım. Yapılacak ermek: bir daha kavuşamazsam ve sen a, her gün, her saat onu konuştu
ğumu söyle. Unutma. İkincisi, odim. Üçüncüsü, onunla evli olduğ şeyden, hatta burada yaşadığımız Otto şimdi neredesin? Hayatt son saatten sonra başına neler gel Ve gözlerindeki çocuksu yaşlara vasiyetimi -kelimesi kelimesine- a Ertesi sabah kamptan ayrıldım odalarına gitmiyorduk, gerçektentik. Bana acıyanlar, yeni kampım baş gösterdiği bir kampta kaldılartılar, ama sadece kendi sonlarınvuştuktan aylar sonra, eski kam Kamp polisi olarak, ceset yığınla eti arandığını anlattı. Ateşin üzeri etine el koymuş. Kampta yamya ayrılmışım. Bu da insana Tahran’daki Azra Zengin ve güçlü bir İranlı, bir kerle bahçede geziniyormuş. Hizm tehdit eden Azrail ile karşılaştığıne, çabuk yol alması halinde ay kaçmak için en hızlı atını vermesimuş ve hizmetçi doludizgin yola kendisi de Azrail’e rastlamış ve korkutup tehdit ediyorsun?” Azrmedim; sadece, onunla bu gece
onu başka her şeyden çok sevğum o kısacık zaman, başka her onca şeyden çok daha önemli.” ta mısın? Birlikte olduğumuz o ldi? Karını tekrar bulabildin mi? karşın, yürekten sana verdiğim anımsıyor musun? m. Bu kez bir tezgâh değildi. Gaz n de bir dinlenme kampına gitmızdan çok daha ağır bir kıtlığın r. Kendilerini kurtarmaya çalışı yazdılar. Özgürlüğümüze kamptan bir arkadaşa rastladım. arının arasında, bir parça insan inde bir kazanda gördüğü insan mlık başlamış. Tam zamanında ail öyküsünü anımsatmıyor mu? esinde hizmetçilerinden birisiyetçi, az önce kendisini ölümle nı ağlayarak anlatmış. Efendisiynı akşam varabileceği Tahran’a i için yalvarmış. Efendisi razı olkoyulmuş. Efendi eve dönerken sormuş: “Neden hizmetkârımı rail yanıtlamış: “Onu tehdit ete Tahran’da buluşmayı planlar
ken, onu hâlâ burada görmek b Kamp sakinleri, her ne şekil ve bir şeye kalkışmaktan korkuy olduğu, şöyle veya böyle kadernun yerine oluruna bırakmak inançtan kaynaklanıyordu. Bunarına büyük ölçüde katkıda bulusuydu. Zaman zaman, ölüm-ka anda verilmesi gerekiyordu. Tu kendi adlarına kaderin yapması kaçınma tutumunun en belirginnun bir kaçma girişimi lehine vetiği zamanlardı. Bu anlarda (ve bdu) cehennem azabı yaşıyordu yoksa riski mi almalı mıydı? Bu işkenceyi ben de yaşadımralarda kaçma fırsatım olmuştu kamp dışındaki barakaları ziyare kaçmak, beni de yanma almak tavsiyesi gerektiren bir hasta hahanesiyle, beni gizlice dışarı çık direniş örgütünün bir üyesi, biztı. Son anda bazı teknik zorluklmek zorunda kaldık. Bu fırsatı patates) sağlamak ve bir sırt çan Kadınların bir başka kampa kadınlar kampındaki boş bir ba
eni şaşırttı.” de olursa olsun karar vermekten yordu. Bu, kişinin kaderin kölesi ri değiştirmeye çalışmamak, bu gerektiği yolundaki güçlü bir a ek olarak, tutuklulann inançlaunan bir duygu yitimi söz konulım anlamına gelen kararların o utuklular bunun yerine, seçimi ını tercih ediyordu. Bu karardan n olduğu durumlar, bir tutuklueya aleyhine karar vermesi gerekbu da her zaman bir an sorunuyu. Kaçmaya mı çalışmalı mıydı m. Ateş hattı kampa yaklaştığı sı. Tıbbi görevlerinin akışı içinde et etmesi gereken bir arkadaşım, istemişti. Hastalığı özel uzman kkında konsültasyon yapma bakardı. Kamp dışında, yabancı bir ze üniforma ve belge sağlayacaklar nedeniyle tekrar kampa dön, gerekli yiyeceği (birkaç çürük ntası aramak için değerlendirdik. gönderilmesi nedeniyle boş olan arakaya girdik. Baraka çok dağı
nıktı; birçok kadının gerekli tedarda paçavralar, saman, çürük yiyen vardı. Kaplardan bazıları işimidaydı. Ama yanımıza almamaya k hal alınca bu kapların sadece yem kabı ve lazımlık olarak da kulla her ne türden olursa olsun, kap kesin olarak uyulan bir kural va gidemeyecek kadar zayıf olan tifü bazı tutuklular bu kuralı çiğneme ederken arkadaşım içeri girdi ve altına gizlediği bir sırt çantasıyla ceğim bir başka çanta daha görm ben içeri girdim, döküntüleri ku bir de diş fırçası buldum. Ansızınsında bir kadının gövdesini gördü Eşyalarımı toplamak için ken kabım, ölen bir tifüslü hastadan “maksız eldiven ve kısa kısa notlarğim gibi, Auschwitz toplama kamniden yazmaya başladığım) birka iki tarafında bulunan çürük tahtamış hastalanmı son kez ve çabuc olan ve durumuna rağmen hayat tek yurttaşımın yanma gittim. Kmam gerekiyordu ama yoldaşım gözüküyordu (belki de biraz tedir
riki yapıp kaçtığı açıktı. Barakacekler ve kırık çpmlek parçalaze yarayacak kadar iyi durumkarar verdik. Durum ümitsiz bir mek için değil, ayrıca yıkanma anıldığını biliyorduk (barakada bulundurulmaması konusunda rdı. Ancak yardımla bile dışarı üslü hastalar başta olmak üzere, ye zorlanıyordu). Ben gözcülük kısa bir süre sonra paltosunun döndü. İçeride, benim alabilemüş. Yerlerimizi değiştirdik ve rcalarken bir sırt çantası, hatta n, geride bırakılan şeylerin araüm. ndi barakama döndüm; yemek “miras kalan” bir çift yırtık parrla dolu (daha önce de değindimpında kaybettiğim kitabımı yeaç kâğıt parçası. Barakalann her a sıraların üzerine rastgele uzancak ziyaret ettim. Ölmek üzere tını kurtarmak için çırpındığım Kaçma niyetimi kendime saklabir şeyler olduğunu sezmiş gibi rginlik göstermiştim). Bitkin bir
sesle “Sen de mi kaçıyorsun?” diytülü bakışlarından kaçınamadım. sonra tekrar yanma döndüm. Yinlamladı ve bir şekilde kendimi su onunla kaçabileceğimi söylediğimsız duygu, giderek daha bir yoğu kendi ellerime almaya karar verd arkadaşıma kendisiyle gidemeyerımla kalma konusunda kararımı o tatsız duygudan kurtulmuştum getireceğini bilmiyordum, ama da huzur kazanmıştım. Barakaya dö dibine oturdum ve onu rahatlatmleriyle çene çalarak hezeyanlarını Kamptaki son günümüz gelm kitle sevkiyatları hemen hemen bra taşımıştı. O gün, güneş batanaye edilmesi talimatı verilmişti. G da (hastalar, birkaç doktor ve “h Gece olunca kamp ateşe verileceklayacak olan kamyonlar henüz g kapıları ansızın kapanmış ve dik kalkışmaması için sıkı gözetime alar, öyle gözüküyor ki, kampla bdaşım ikinci kez kaçmaya karar v Üç adamı dikenli tellerin dışınmıştık. Kampta bunu yapabilecek
e sordu. İnkâr ettim, ama üzün. Hasta ziyaretlerimi bitirdikten ne umutsuz bir bakışla beni seuçlanmış hissettim. Arkadaşıma m anda beni çepeçevre saran tatunlaştı. Ansızın, kendi kaderimi im. Barakanın dışına koştum ve eceğimi söyledim. Ona hastala kesin bir dille söylediğim anda, m. Önümüzdeki günlerin neler aha önce hiç yaşamadığım bir iç öndüm. Yurttaşımın ayaklarının maya çalıştım; daha sonra diğerı yatıştırmaya çabaladım. mişti. Savaş cephesi yaklaştıkça, bütün tutuklulan diğer kamplaa kadar kampın tamamen tahliGeride kalan birkaç tutuklunun emşire”) aynlması gerekiyordu. kti. Öğleden sonra hastalan topgelmemişti. Bunun yerine kamp kenli teller, kimsenin kaçmaya alınmıştı. Geride kalan tutuklubirlikte yakılacaktı. Ben ve arkaverdik. nda bir yere gömme talimatı alk güce sahip sadece ikimiz var-
dik. Diğer hemen herkes, hâlâ kulda, ateş ve hezeyandan mecalsiz dmızı yapmıştık. İlk cesetle birlikt banyo küvetine saklayarak, arkadtık. İkinci cesedi alırken benim üçüncü cesedi taşırken kaçacaktıkdı. Döndüğümüzde, ormanda geç yiyecek bir şeylerimiz olsun diy ararken ben de onu bekledim. Bedu. Arkadaşımın dönmemesi nedsızlanıyordum. Üç yıllık esaretten düşünüyor, ateş hattına doğru koğını hayal ediyordum. Tam arkadaşım döndüğü and açıldı. Üzerinde büyük bir Kızıl alüminyum renkli bir araba ağır nevre’deki Uluslararası Kızılhaç Ö kamp ve sakinlerini kendi korum durumlarda kampa her an yakın çiftlik evine yerleşmişti. Artık ka Arabadan kutular dolusu ilaç indraflarımız çekildi ve ortalığa bir stık ateş hattına doğru kaçarak risk Heyecandan, üçüncü cesedi u çıkıp, üç ceset için kazdığımız dar Bize eşlik eden ve nispeten dahdenbire bize karşı oldukça nazikl
llanılmakta olan birkaç barakadüşmüş halde yatıyordu. Planıte, tabut olarak kullanılan eski aşımın sırt çantasını çıkaracak sırt çantamı da çıkaracak ve k. İlk iki ceset plana göre taşınçireceğimiz birkaç gün boyunca ye arkadaşım bir parça ekmek ekliyordum. Dakikalar geçiyordeniyle her an biraz daha sabırn sonra neşe içinde özgürlüğü oşmanın ne kadar harika olaca da kamp kapısı sonuna kadar haç işareti bulunan, gösterişli, ağır gösteri alanına geldi. CeÖrgütü’nden bir delege gelmiş, ması altına almıştı. Delege, acil n olabilmek için, bitişikteki bir açmaya kim aldırış ederdi ki? dirildi, sigaralar dağıtıldı, fotoğsevinç havası egemen oldu. Arke girmemize gerek yoktu. unutmuştuk, bu nedenle dışarı r mezara üçüncüyü de bıraktık. ha zararsız olan gardiyan, birleşti. Durumun aleyhine gelişe
bileceğini anlamış ve gönlümüzürin üzerine toprak atmadan önceze katıldı. Ölümle giriştiğimiz yalerin ve saatlerin gerilim ve heyemiz dualar, insan sesinin alabile Böylece kamptaki son günüm Ama çok erken sevinmiştik. Kızlandığı, kampın tahliye edilmemce vermişti. Ama o gece kamyo boşaltma talimatı verdiler. Gerid bir kampa götürülecek, oradan dkuş edilmek üzere kırk sekiz saati. SS mensuplannı güçbela tanı bir tavırla, talihli oluşumuza şü korkmadan kamyonlara binmemyorlardı. Yeterince güçlü olanlartalar ve zayıf olanlar da zorlukla artık sırt çantalarımızı saklamıyo kişinin seçileceği son gruba kaldmarayı okudu, ama ikimizi atladdi, biz ise geride kalmak zorundğunu söyleyerek özür dileyen b düş kırıklığıyla suçladık. Hâlâ kadığını söyledi. Çantalar sırtımızdlan birkaç tutukluyla birlikte so Uzun süre beklememiz gerekti. umutla umutsuzluk arasında m