Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Kibir, bilmediğin şeyin önemli olmadığına
kendini inandırmaktır.
Anonim
ÖNSÖZ
25 yıldır siyaset gözlemcisi olarak hayatımı
sürdürüyorum. Araştırma şirketlerinde siyasi analist
olarak çalıştım, TBMM’nde görev yaptım, Genel başkanlar
ve başbakanlara danışman olarak hizmet verdim, seçim
kampanyaları yönettim.
Bütün bu işleri yaparken kendi kendime “Bu
ülkede siyaset bu kadar yoğun bir rekabet içinde
yaşanırken, siyasetin pratiğine dair faydalı bilgiler verecek
rehber kitaplar niye yazılmaz acaba?” diye hep
sormuşumdur.
Oysa Amerika’da bulunduğum dönemde
siyasetçiyi eğiten, geliştiren, ona pratik bilgiler veren,
manevra alanı açan, toplumla ilişkilerini ve iletişimini
kolaylaştıran, denenmiş ve test edilmiş bilgileri derli toplu
veren pek çok kitap görmüştüm kitapçı raflarında.
Her seçim arifesinde siyasetçiler gelirler ve “Ne
yapmamız, nereden başlamamız lazım?” diye sorarlar.
Oysa siyaset teknolojileri çok gelişti; siyasetçinin siyasi
mücadelesinin her aşamasında ne yapması, nasıl
davranması ve hangi araçları nasıl ve ne yoğunlukta
kullanması gerektiği hemen hemen bellidir.
1
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Akıllı siyasetçi yaşanmış tecrübelerden istifade
eder. Bu tecrübelerin en iyi aktarılacağı araç da şüphesiz
kitaplardır.
Yüksel Bölük şu elinizde tuttuğunuz kitabın ilk
çıktısını bana getirdiği zaman “Eyvah” dedim; “benim hep
yapmak istediğimi benden önce yapmış”.
Gerçekten öyle, siyasetçinin işini çok
kolaylaştıracak ve ona yol ve yön tayin edecek böyle bir
rehber kitabı hep yazmayı düşünmüştüm. Yüksel, nezaket
gösterip kitabın ham haline bir göz atmamı istedi. Bu
görevi memnuniyetle yerine getirdim ve hemen Yüksel
Bölük’ü tebrik ettim. Okuduğum ve şimdi sizin elinizde
bulunan kitap, kesinlikle çok başarılı bir çalışma olmuştu.
Benim bir gün mutlaka yazmayı tasarladığımdan daha
üstün bir kitap metniyle karşılaştım.
Doğrusu hem biraz kıskandım hem de gurur
duydum. Kıskançlık duygusunu bir tarafa bırakırsak, gurur
duydum; çünkü kitabın müellifi Yüksel Bölük bizim
öğrencimizdi. Bilgisini, görgüsünü Analitik gibi bir düşünce
kuruluşunda geliştirmişti. Hep yüksek kalibreli insanlarla
çalıştı, üzerine aldığı sorumlulukları her zaman birinci sınıf
iş çıkararak yerine getirdi.
TBMM’de en uzun çalışan siyasi danışmanlardan
birisidir Yüksel. Siyasetin teorisini, pratiğini, kısaca
2
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
DNA’sını Yüksel Bölük kadar yakından tanıyan, bilen
herhalde çok az insan vardır Türkiye’de.
İşte sonunda genç yaşta elde ettiği bu parlak
kariyeri, “Siyasetçinin El Kitabı”nı, yani bir bakıma
siyasetin kitabını yazarak taçlandırmıştır.
Bu kitapla birlikte Türk siyasetinin bir eksikliği
giderilmiştir.
Siyasete ilgi duyanların…
Seçmenleriyle daha etkili ve daha hızlı iletişim
kurmak isteyenlerin…
Siyasetin ihtiyaç duyduğu ses, fizik, tavır, dil, tutum
gibi efektleri iyi kullanabilme ihtiyacı içinde olanların…
Ve tabi “hayat boyu gelişme ve kendini geliştirme”
sürecini canlı tutma arzusunda bulunanların başucu
kitabıdır “Siyasetçinin El Kitabı”.
Hiç aklımızdan çıkarmayalım, siyasette başarının
yolu, siyasetçinin seçmenleriyle kurduğu etkili ve kaliteli
iletişimden geçer!
Yüksel Bölük’ü Türk siyasi kültürüne yaptığı bu çok
önemli katkıdan dolayı kutlarım.
Hüseyin Kocabıyık
Sabah-Yeni Asır yazarı
3
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
İnsanlığa hükmetme arzusu, hemen her zaman insanlığı
kurtarma arzusu kılığına bürünür.
H.L. Mencken
DANIŞMANDAN SİYASETÇİNİN EL KİTABI
Siyasetin bir sürü tanımı vardır. Bir tanıma göre
siyaset, insanlığa hizmet için, insanlara hizmet için yapılır.
Başka bir tanıma göre ise, iktidarı ele geçirmek için
yapılan her türlü faaliyeti kapsar. Bu iki tanım, iki uç
noktadır. Siyasi faaliyetler, iki uç nokta arasında gidip
gelir. Biraz iktidar aşkı, biraz hizmet aşkıdır.
Pratikte siyaset, yönetim kadroları içerisinde yer
almak için yapılır. Siyasi partilerin ilçe teşkilatlarından il
genel meclisi üyeliğine, belediye başkanlığından
milletvekilliğine hatta muhtarlığa kadar, küçük ya da
büyük ölçekli birimlerin yönetiminde söz sahibi olmak
amacıyla, rakiplerle yapılan bir mücadeledir.
Bu mücadelede başarılı olabilmek için, giyim
kuşamdan konuşmaya, strateji belirlenmesinden,
stratejilerin uygulanmasına kadar pek çok şeyi bilmek ve
bildiklerinizi uygulayabilmek gerekir.
İşte bu çalışma, 15 yıllık danışmanlık tecrübesinin
bir yansıması olarak, işin biraz teorisi, ama daha çok
mutfağından, siyasetçi adaylarına tavsiyelerden oluşacak.
Biliyorum, “siyasetçinin el kitabı” çok iddialı bir isim. Ama
4
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
15 yıl boyunca gördüklerimden sonra, en azından yeni
başlayacaklar için bir el kitabı gerektiğini düşündüm.
Bu kitapta, konular örnekleriyle, yaşanmış
olaylarla, bazen de kurgularla, basitçe, herkesin
anlayabileceği bir dille anlatılacaktır. Zaten, ne kadar
itibarsızlaştırılmaya çalışılırsa çalışılsın, siyasetçiler zeki
insanlardır. Çok kolay öğrenirler ve öğrendiklerini
uygularlar. Siyasetçi olmak isteyenlerin bütün temel
konuları bulabilecekleri, el kitabı olabilecek bir kaynak
yoktur. Bazı konularda, ansiklopedik boyutlarda bilgiler
içeren yayınlar bulmak mümkünken, bazı konularda bölük
pörçük bilgilere bile zor ulaşılır.
Danışmanlık, hele hele milletvekili danışmanlığı,
her konudan bir parça anlamayı gerektirir. Hukuk, halkla
ilişkiler, siyasal reklamcılık, konuşma yazarlığı, siyaset,
tarih, moda, dedim ya, aklınıza gelebilecek her konuda bir
şeyler bilmek zorundadır danışman. Danışmanlar, kılık
kıyafetinize, konuşmanıza, oturmanıza kalkmanıza, yemek
yemenize, para harcamanıza, katılacağınız toplantılara,
fikirlerinize, kullanacağınız oya, edeceğiniz küfre, aile
ilişkilerinize, medya ilişkilerinize, kısacası bütün hayatınıza
karışırlar. Velhasıl, gerçek danışmanlar, siyasetçiyi
siyasetçi yaparlar. Nasıl yarım doktor candan, yarım
imam dinden ederse, yarım danışman da, siyasetçiyi
geleceğinden eder. O yüzden, amcaoğlundan, baldızdan,
5
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
polisten, teşkilat mensubundan danışman olmaz. Olsa da
bir işe yaramaz. İşte bu kitap, gerçek danışmandan,
siyasetçilere bir tür el kitabı olsun diye hazırlanmıştır.
Bu kitapta, siyasetçi olabilmek için neyi, nasıl
yapmanız gerektiği basitçe anlatılacaktır. Ülkemizde 1977
seçimlerinden beri, partilerin seçim kampanyalarını
profesyonel firmalar yürütürler. Seçim mücadelesi, aynı
zamanda bu firmaların mücadelesidir. Siyasi partiler
profesyonel iletişimcilerle, reklamcılarla, pek çok
danışmanla çalışabilecek maddi güce sahiptirler. Ancak,
adayların pek çoğunun bireysel olarak bu gücü yoktur.
Maddi gücü olanlar bile, seçim dönemlerinde çalışacak
profesyonel bir ekip oluşturamazlar. Büyük firmalar, tek
tek adayların kampanyalarını almayı ekonomik bulmazlar,
tek tek aday kampanyaları ile uğraşmazlar.
İlçe ve belde belediye başkan adayları, il genel
meclisi ve belediye meclisi üyesi adayları, muhtar
adayları, seçimlerde, en azından fotoğraf çektirerek,
küçük bir tanıtım kartı, kartvizit bastırarak nihayetinde bir
seçim kampanyası yürütürler. Kahvelerde, pazarlarda,
seçim bürolarında vatandaşlarla temaslarda bulunurlar,
iletişim kurarlar. 2011 milletvekili seçimlerinde, 30 bin
kadar aday adayı partilere başvurmuştu. 2009 yerel
seçimlerinde 52 bin muhtar, 2 bin 900 belediye başkanı, 3
bin 200 il genel meclisi üyesi, 34 bin belediye meclis üyesi
6
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
seçildiği düşünülürse, en azından 500 bin kişi aday
olmuştur.
Bu çalışma, herhangi bir seçimde aday olmayı
düşünenlere, en başından en sonuna kadar yapmaları
gerekenleri, toplu halde sunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca,
dernek yöneticisi olmak isteyenler, oda ve borsaların
yönetimine talip olanlar, sendikacılar gibi pek çok sivil
toplum örgütünde görev alanlar, bu çalışmadan
faydalanabilirler.
Çalışmamız, siyaseti düşünenler için bir el kitabıdır
evet, ama siyaseti düşünmeyenlere de, giyinme,
konuşma, yazma, görüntü verme, insanlarla ilişki kurma,
insanları etkileme gibi konularda yardımcı olacak, bu
kitapta yazılanları uygulayanlar, iş yerlerinde, arkadaş
gruplarında, konu komşu arasında daha popüler
olacaklardır.
“Her şeyi, en ince ayrıntısına kadar yazdım”
demiyorum, ancak kitabı okuduğunuzda, “boşa vakit
kaybı” duygusuna kapılmayacağınızı garanti ederim.
7
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Üstüne binip kendinden kaçabileceğin bir at yok…
Maxim Gorki
SİYASETE GİRMEDEN ÖNCE İYİ DÜŞÜNÜN
Ülkemizde herkes devlet yönetimini bilir, devlet
yönetimi hakkında iyi kötü bir fikri vardır. Fikri vardır ne
demek? Herkes, en iyisini, en doğrusunu bilir. Koca koca
başbakanlar, bakanlar, profesörler, genel müdürler, MİT
Müsteşarı, Genelkurmay Başkanı, devletin onca görevlisi
bir şeyden anlamaz da, bakkalımız, kasabımız, işçimiz,
memurumuz, köylümüz, kapıcımız, onlardan çok daha
iyisini bilirler. Siyasetçiler, sırf kendileri gibi düşünmüyor
diye, sırf farklı düşünüyor diye, kolayca tırnak içinde
“vatan haini” ilan edilirler. “Kafaları çalışmaz” olur, kendisi
iyi olsa bile etrafındakiler adam değildir. Siyasetçilerin
çevresindekiler her zaman sahtekârdır(!) “Ah ben
başbakan olsaydım.” cümlesiyle başlayan sohbetler,
kahvedeki her masada yapılır. Bu sohbetler genelde,
“Bunlar adam değil, ben olsam asardım, keserdim.” diye
biter ama olsun. İşte, herkesin en iyisini bildiği bir işi
yapmak, gerçekten zordur.
Bizim memleketimizde siyaset uzmanı olmak işte
bu yüzden gerçekten zor, hatta imkânsızdır. Herkesin en
iyi bildiği şeyin uzmanı mı olurmuş? Bir şeyin uzmanı
olabilmek için, herkesin bilmediği bir şey olması gerekir.
8
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Hâlbuki siyaset, herkesin bildiğinin çok ötesinde,
uzmanlık gerektiren bir uğraş alanıdır. Üstelik sadece bir
alanda da değil, pek çok alanda uzman olmalısınız.
Hitabetiniz olacak, yani konuşmasını bileceksiniz,
reklamcılıktan anlayacaksınız, yönetim biliminden
anlayacaksınız, halkla ilişkilerden anlayacaksınız, en az bir
gazeteci kadar basından anlayacaksınız. Modacı gibi giyim
kuşamdan anlayacaksınız, özgeçmişinizi yazacak kadar
eliniz kalem tutacak, fotoğraf çekilirken görüntü vermesini
bileceksiniz, teknolojiyi kullanacaksınız vesaire.
Siyasete girmek, siyaset yapmak isteyenler,
başlarken bütün bunları düşünmeli ve herkesin her şeyi
bildiği bir alanda söz dinletmenin, söz geçirmenin çok zor
olduğu bir alanda, eleştirinin, küfrün bol olduğu bir
alanda bulunmanın, yer almanın gerçekten değip
değmeyeceğine karar vermelidirler. Alman başbakanı
Adenauer diyor ki, “Politikada kalın bir deri, Allahın bir
nimetidir”, İngiliz başbakanı Harold Macmillan’a göre,
“Cehalet, eleştiriye hiçbir zaman engel olmaz.” Hamama
girecekseniz, terleyeceğinizi bilin.
Siyaset değirmen gibidir. İnsanları öğütüp, öğütüp,
tükürür. Başarı ihtimali düşük, başarısızlık ihtimali
yüksektir. Çünkü talep çok, koltuk sayısı azdır. Az koltuğa
çok talipli olunca, talihli ve akıllı olanlar başarılı olur,
9
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
talihsiz ve aptal olanlar, siyasetin çöplüğünde yerlerini
alırlar.
Siyaset sadece uzman siyasetçilerin, akıllı
siyasetçilerin, kurnaz siyasetçilerin başarılı olduğu bir
alan değildir, talihli, kısmetli olmak da gerekir. Şansınız
talihiniz varsa, konuşmasını, giyinmesini biraz biliyorsanız,
insanlarla ilişkileriniz iyiyse, yani şekil şartlarınız
yerindeyse, esasa dair sözler söylemek için siyasete
başlayabilirsiniz.
Bu kitap, siyasete gireceklere, şekil şartları ile ilgili,
oradan buradan bilgi vermeyi, en azından şekil şartlarına
ilişkin bir fikirlerinin olmasını amaçlamaktadır.
10
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Değişen dünyada ne kadar bilgin olduğu önemli değildir,
çünkü bilgi hemen eskiyor. Önemli olan öğrenme hızın.
Anonim
SİYASETÇİ VE SİYASETÇİ ADAYLARI İÇİN İLETİŞİM
TEKNİKLERİ
Siyasetçilerin amacı, kendilerini insanlara
beğendirmek, sevdirmek, fikirlerini onlara kabul
ettirmek ve nihayetinde de oylarını alabilmektir.
Siyasetçiler, amaçlarına ulaşmak için toplumla
sürekli bir iletişim içerisinde olmak zorundadırlar. Kılık
kıyafetleri, dış görünüşleri, fikirleri, hitabetleri, medya
ile ilişkileri başta olmak üzere yaptıkları ve yapmadıkları
her şey bu iletişimin bir parçasıdır.
İYİ GÖRÜNMELİSİN
Bir siyasetçi ilk önce görünüşü ile iletişim kurar.
İlk karşılaşmada bir insanın güvenini, beğenisini, takdirini
kazanabilmenin ilk şartı iyi bir görünüşe sahip
olabilmektir. Henüz konuşmaya başlamadan önce
görünüşümüz insanları etkiler. Bir insanla yan yana
geldiğinizde, daha siz ağzınızı açıp tek kelime söylemeden,
hakkınızda olumlu ya da olumsuz bir kanaat oluşur.
Konuşmaya başlamadan önce görünüşümüzle insanları
etkilediğimiz için, biz de çalışmamızda bu yolu takip
edecek, siyasetçileri konuşturmadan önce, sahip olmaları
gereken şekil şartlara değineceğiz.
11
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Dik dur!
İyi görünmenin ilk şartı dik durmaktır. Dik duran
insanlar, kamburlardan daha çekici görünürler. Dik
duranlar karşılarındaki insana daha çok güven verirler. Dik
durmak boyunuzu olduğundan daha uzun gösterir. Eğer
şişmansanız dik durarak daha zayıf bir görüntüye
kavuşursunuz. İnsanlar, ilk çağlardan beri kendilerini
koruyabilecek güçlü kuvvetli kişileri lider seçme
eğilimindedirler.
Siyaset, her zaman düzgün bir duruş gerektirir. İyi
konuşabilmeniz için, sesinizin gür çıkabilmesi için, iyi
fotoğraf verebilmek için, iyi görüntü verebilmek için,
duruşunuza dikkat etmeli, dik durmalısınız.
Siyasetçiler, telefonla konuşurlar, araba kullanırlar,
masa başında çalışırlar. Bütün bu “eller önde” iken
yapılan faaliyetlerin kaçınılmaz sonucu, kamburluktur.
Omuzlarınız öne düşer, kürek kemiklerinin yerleri değişir.
Sırt kaslarınız, sizi dik tutabilmek için daha çok çalışır ve
daha çabuk yorulurlar. Beliniz ve boynunuz ağrır. Dik
durabilmek için sırt kaslarınızı güçlendirmeniz gerekir.
Bir spor salonuna gidip, haftada en az 3 saat
antrenman yapmalısınız. “Vaktim yok” diyorsanız eğer,
zamanın birinde spor yapmak için vakit bulamayan bir
siyasetçimizin bir anısını sizlerle paylaşmak istiyorum.
12
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Önemli devlet adamlarımızdan birisinin kalbi
teklemeye başlamıştır. Bir Amerika gezisinde, araştırıp iyi
bir kalp doktoruna gider. Doktor “Endişelenecek fazlaca
bir şey olmadığını, biraz kilo vermesi ve her sabah
mutlaka spor yapması gerektiğini” söyler. Bizimkisi, biraz
da doktora hava atmak için, “Ama ben Türkiye’de
bakanım, spor yapmak için nasıl vakit bulayım?” diye itiraz
eder. Doktorun verdiği cevap manidardır. “Herhalde Bill
Clinton’dan daha meşgul değilsinizdir. Çünkü O her sabah
spor yapar.”
Clinton’dan daha meşgulseniz ve spor için vakit
bulamıyorsanız eğer, size birkaç basit egzersiz
önereceğim. Bulduğunuz her fırsatta bu egzersizleri
yaparak, sırtınızı kuvvetlendirebilir, sırt ve boyun
ağrılarınızı azaltabilirsiniz.
Masa başında, bilgisayar sandalyesinde yarım
saatten fazla oturmayın. YARIM SAATTE BİR MOLA VERİN,
KENDİNİZE BİR ÇAY ALIN, HAREKET EDİN.
Sandalyenizde kaykılarak değil, dik oturmaya
çalışın. Sandalyenin arkalığına sırtınız değil, beliniz hatta
belinizin biraz daha altı değsin.
Şimdi basit, çok basit birkaç egzersiz yapalım.
Sandalyenizde otururken, ellerinizi alnınızda
kenetleyerek başınızı 3-5 saniye ileri itin, sonra ellerinizi
ensenizde kenetleyin ve başınızı 3-5 saniye geriye itin.
13
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Sağ elinizi sağ yanağınıza destek yapın ve başınızı
sağa itin, diğer elinizle aynısını yapın.
Ellerinizi başınızın hizasında ters kenetleyin ve
ileri-önünüze doğru uzatabildiğiniz kadar uzatın, şimdi de
elleriniz ters kenetli şekilde, mümkün olduğunca yukarıya
doğru uzanın.
Başınızı yavaşça sağa çevirin ve 3 saniye bekleyin,
aksi yönde hareketi tekrarlayın.
Başınızı yavaşça öne eğin, 3 saniye bekleyin, aksi
yönde hareketi tekrarlayın.
Bir eliniz yanınızda sallanırken, diğer elinizle
mümkün olduğunca yukarı uzanın ve şimdi de diğer
elinizle yapın.
Sandalyenizde biraz öne doğru çıkın, ellerinizle
belinizi tutun ve göğüs ve omuzlarınızı ileri çıkarın.
Şimdi ayağa kalkın, ellerinizi yanlarınızda sallayın.
Omuzlarınızı yukarı aşağı dikey olarak hareket ettirin.
Bütün bu hareketleri 3-5 kez tekrar ederseniz, ağrılarınızın
azaldığını, sırtınızın dikleştiğini, duruşunuzun düzeldiğini
fark edeceksiniz.
Gülmesini bilmeyen dükkân açmasın.
Çin atasözü
İlk görüşte aşk…
İlk görüşte aşk, gerçektir. Birisini, ilk
gördüğünüzde, duruşuyla, vücut diliyle, giyim kuşamıyla,
14
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
güzel ya da çirkin olmasıyla değerlendiririz. Daha onunla
konuşmadan, sesini duymadan hakkında olumlu ya da
olumsuz bir karar veririz. Ya severiz, ya bizi rahatsız eden
bir şeyler olur. Hatta bu ilk izlenimler kaydedilir ve
gelecekteki ilişkinizde bile, belirleyici bir rol oynar. İlk
izleniminizin çok çok iyi olması, pozitif bir enerji yaymanız
gerekir.
Çekici sayılıp sayılmamanız, bütün hayatınızı
etkiler. Kadınlar, erkeklerin fiziksel görünümüne daha az
önem verirler. “Çirkin erkek olmaz” atasözümüz de, ilk
görüşte aşk sözü gibi doğrudur. Erkekler hakkındaki
beklentilerini ne kadar yükseltirlerse, hayal kırıklıklarının
o kadar büyük olacağını çoktan öğrenmişlerdir. Bu
durum, çirkin erkek olmaz sözüyle kadınların genlerine
işlenmiştir. Bu, çoğu kel ve göbekli siyasetçiler için iyi bir
şeydir. Ama rakipleri genç, güzel, yakışıklı ve çekiciyse,
hiçbir şansları kalmaz.
İşte size bir altın öğüt; görüntünüzü mümkün
olduğunca düzeltin. Şişmansanız kilo verin. Dişlerinizi
yaptırın, saçınızı kestirin, dik durun. Güzel giyinin ve
güzel kokun. İlk insandan beri, beyinlerimiz, hayatlarımızı,
bizi koruyabilecek sağlıklı insanlara teslim etmemiz için
programlanmıştır. Eş seçerken de, lider seçerken de,
sağlıklı olanı seçeriz. Recep Tayyip Erdoğan’ın heybeti,
sizce de, karizmasına katkıda bulunmuyor mu?
15
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Sonuç olarak, ne giydiğiniz, makyajınız,
mücevherleriniz, saatiniz, telefonunuz, çoraplarınız,
ayakkabılarınız, paltonuz, gözlükleriniz, duruşunuz,
saçlarınız, dişleriniz, kısacası görünüşünüzü oluşturan her
şeyiniz, siz daha ağzınızı açıp bir kelime söylemeden,
karsınızdakiler tarafından sevilmenize, ya da
sevilmemenize yol açar.
FİZİKSEL OLARAK ÇEKİCİ OLMANIN EN BÜYÜK
SIRRINI VERİYORUM: GÜLÜMSEYİN. Gülümsemek,
yüzünüze derinlik katar, sizi dostça gösterir. İnsanlar,
dostlarının yanında rahat ederler ve dostlarını severler.
16
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
GİYİM KUŞAM
Tahmin edebileceğiniz gibi en başta dikkat etmeniz
gereken diğer bir konu, giyim kuşamınızdır.
Merak edecek bir şey yok. Söylediklerimi yapın
yeter.
Lacivert, gri ya da siyah takım elbise, mavinin
tonlarında ve beyazın tonlarında gömlekler. Hepsi bu
kadar.
Takımın içine kısa kol gömlek giyilmez. Ne kadar
sıcak olursa olsun ceket çıkarılmaz. Gömleğin kolları geri
katlanmaz. Kareli gömlek olmaz.
Yazları beyaz ya da krem rengi ceket giymelisiniz.
Boynunuz veya gerdanınız tüylü-kıllı ise kravat mecburi,
aksi halde yazın takmasanız da olur.
Kemersiz olmaz. Pantolon askısı ile kemer birlikte
kullanılmaz.
Çorabınız pantolonunuzun renginde ya da bir ton
koyusu olmalıdır.
Tişört olmaz. Hele hele göbeğiniz varsa asla olmaz.
Kısacası, kısa kollu gömlek ve tişörtleri bi fakire verin
gitsin, bundan sonra işinize yaramaz.
Unutmadan, kahverengi takım elbise, kahverengi
gömlek, bundan böyle sizin için yasaktır. Kahverengi
toprak rengidir. Sizi silikleştirir, fark edilmenizi zorlaştırır,
kalabalıklar içinde kaybolup gidersiniz. Bir siyasetçi için en
17
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
istenmeyen şey ise fark edilmemektir. Siyasetçi her zaman
göz önünde olmalıdır.
Kırmızı, sarı gibi canlı renkleri, kravatlarınızda
kullanabilirsiniz. Kıyafetinize hareket katarlar.
Kol düğmeleri, saat ve kemer, iyi görünmenizi
sağlayan aksesuarlardır. Kıyafetinize uyumlu şekilde
kullanmaktan kaçınmayın.
Ayakkabılarınız ayağınıza küçük ya da büyük değil,
tam olmalıdır. Ayağınızı vuran ayakkabılar, canınızı sıkar,
yüzünüzü ekşitmenize neden olur, BİR SİYASETÇİNİN ASLA
YAPMAMASI GEREKEN ŞEY, YÜZÜNÜ EKŞİTMEKTİR. Klasik,
bağcıklı ayakkabıları tercih edin. Ayağınız normal
boydaysa, sivri burunlu ayakkabılar şık durur. Ayağınız
büyükse, daha büyük gösteren uzun burunlu
ayakkabılardan kaçının.
Kadınlar için çok şey söylemeye gerek yok. Onlar,
giyinmesini çocukluktan öğrenir ve her zaman iyi yaparlar.
Siyasetçi adayı iseniz, biraz daha muhafazakâr
giyinmelisiniz. Çok açık giyinmeyin yeter, malum erkek
milletinin dikkati kolay dağılır.
Takıp takıştırmayın, sürüp sürüştürmeyin.
Takılarınız da, makyajınız da orta karar olsun, düğüne
gitmiyorsunuz, belediye meclisinin toplantısına
katılacaksınız.
18
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Şişmanlar için püf noktaları
Aşırı kiloluysanız uzun vadede iyi görünmenin en
iyi yolu, kilo vermektir. Kilo vermek, sizin için bir hayalse
eğer, aşağıdaki tavsiyelere uyarak, daha iyi
görünebilirsiniz.
Giysileriniz mükemmel bir şekilde üzerinize
oturmalı. Çok dar giysiler, şişkin ve hantal bölgelerinizi
açığa çıkaracaktır. Çok bol giysiler ise, problemli
bölgelerinizi belki saklayacak ama sizi, olduğunuzdan çok
daha iri gösterecektir.
Abartılı ve çarpıcı modeller giymekten kaçının,
çünkü bu tip giysiler ilgiyi bedeninizin üst bölgesine çeker.
Dikey çizgili takımlar giymelisiniz. Dikey çizgiler,
optik zıtlık yaratacak ve bedeninizin görünüşünü
uzatacaktır.
Koyu, keskin renkler yeni arkadaşlarınız, sizi 10
kilo daha zayıf gösterirler.
Pantolonlarınız belinize kadar gelmesin, aksine,
düşük belli olsun. Düşük belli pantolonlarda kemer kısmı
ile pantolon ağı arasında normal pantolonlara kıyasla
daha kısa bir mesafe vardır. Ayrıca, pantolonlarınızın
kemer kısmının bedeninizin orta bölümünü kavrayacak
kadar geniş olduğundan emin olun ki göbeğiniz
pantolonunuzun üzerinden sarkmasın. Pantolonunuzdan
19
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
fırlayan bir mide, bedeninizi uzatır, bacaklarınızı ise
kısaltır. Kemer kullanın. Kemer, göbeğinizi toplar.
MÜMKÜN OLDUĞUNCA DİK DURMAK, 10-15 KİLO
VERMİŞSİNİZ GİBİ GÖRÜNMENİZİ SAĞLAYACAKTIR.
Hantal spor ceketlerden kaçının. Yumuşak
yünlüleri tercih edin, kumaş mümkün olduğunca ince
olsun.
Daha uzun ve daha ince görünmek için uzun
pantolonlar giyin. Bedeninizi gerçekten uzun göstermek
için yere bile değebilirler.
Zayıflar için püf noktaları
Ceketlerinizin tam kalçanızın altına denk gelmesine
dikkat edin. Kısa bir ceket, boyunuz kadar zayıf belinizi,
kollarınızı ve bacaklarınızı da ortaya çıkaracaktır. Uzun bir
ceket ise, sizi sarmalanmış bir sopa gibi gösterecektir.
Pantolonlarınız klasik kesimli ve pilisiz olmalıdır.
Sizi fasulye sırığı gibi göstereceğinden, ince çizgili giysileri
gardırobunuzdan çıkarmak isteyecek olsanız da, çizgili ve
desenli pantolonları giymekten korkmayın, çünkü bunların
ayrı bir havası vardır.
Tüm elbiseleriniz için kaba kumaşlar seçmek, zayıf
erkekler için önemli bir ipucudur. Birinci sınıf, kalın kadife
pantolonlar bacaklarınıza takviye yapar. Takım elbiseler
için ağır yünlüleri tercih edin.
20
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Zayıf bir erkekseniz, serin havalarda balıkçı yaka
veya bisiklet yaka süveterler giyin. V yaka süveterler
giymeyin, çünkü boynunuzu ve zayıf kısımlarınızı ortaya
çıkaracaktır.
21
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Delilik aynı şeyleri yapıp, farklı sonuçlar beklemektir.
Anonim
İNSANLARIN KARARLARINI ETKİLEMEK İÇİN
İnsanlar nasıl karar verir? İyice düşünerek,
tartarak, eğrisini doğrusunu hesap ederek, bilinçli bir
şekilde mi karar verirler?
Öyleyse sigarayı neden bırakamıyorlar? Mantıklı
düşünen insanlar, sigaranın ne kadar zararlı olduğunu
bilirler. Sigara içerseniz kanser olmanız neredeyse
kesindir, sigara sizi öldürür, çocuklarınızı anasız-babasız
bırakır. BİLİNCİNİZLE KARAR VERİYOR OLSAYDINIZ, ASLA
AMA ASLA SİGARA İÇMEZDİNİZ. İnsanların sigarayı
bırakamaması, tamamen bilinçaltları ile ilgilidir.
Bilinçaltında, sigaranın iyi ya da kötü olduğu tartışılmaz.
Sigara içmek programlanmış, yavaş yavaş bilinçaltınıza
kodlanmış bir davranıştır. Yemekten sonra, otobüsten
indiğinizde, direksiyona geçtiğinizde, üzülünce, sevinince,
canınız sıkılınca, bir sigara yakarsınız. Otomatiktir.
İnsanların pek çoğu, bilinçli olarak karar vermezler.
İlk izlenimden, geçmiş tecrübelere kadar, pek çok farklı
etkiyle, bilinç dışı olarak karar verirler. Verdikleri bu
kararlar, genellikle statükoyu korumak, elinde olanı
korumak yönündedir. ÖYLEYSE, İNSANLARIN BİZİ
SEÇMELERİ İÇİN, BİLİNÇALTLARINA HİTAP ETMELİ, BİZE
KARŞI DİRENÇ GÖSTERDİKLERİ DURUMLARDA, BU
22
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
KANAATLERİNİ ÇEŞİTLİ TEKNİKLER KULLANARAK
DEĞİŞTİRMELİYİZ.
Bu kısım, insanların bilinçaltında nasıl kabul
göreceğimiz ve bizi reddettikleri durumlarda, dirençlerini
nasıl kıracağımız hakkındadır. Bölümün tamamında Kevin
Hogan’nın “İstediğiniz kişiye 8 dakikada nasıl evet
dedirtirsiniz” adlı kitabından yararlanılmış, yazarın
teknikleri, siyasete ve ülkemize uyarlanmaya çalışılmıştır.
Aynı yoldan geçmişiz biz
Daha önce yürüdüğümüz bir yerde yürümek,
genelde güvenlidir. Aynı yoldan gideriz, aynı marketten
alışveriş yaparız, aynı yemekleri yeriz. Hayatımızla ilgili
pek çok şey bir rutin içindedir ve bu rutini bilinçaltımız,
bilinçdışımız idare eder.
Bir karar vereceğimiz zaman, ne kadar ince eleyip
sık dokursak dokuyalım, bilincimizle değil, genellikle
bilinçaltımızla karar veririz. Bu kararlarımızda, daha önce
bilinçaltımıza işlemiş olan durumların etkisi olur. Bir
şeyden zarar görmüşsek, olumsuz etkilenmişsek, aynı
konuyla ilgili olumsuz karar veririz.
Karşımızdaki kişinin çekiciliği, çevre, statükonun
güvenilirliği, karar verme süreçleri, bilinçaltı ve
bilinçdışının çarpışması, verdiğimiz kararı etkiler.
Siz, ne kadar mantıklı şeyler anlatırsanız anlatın,
çoğu insanın fikrini değiştiremezsiniz. Çünkü insanlar, bir
23
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
karar verdiler mi, o kararda ısrar ederler. Mantıkla,
bilinçle insanları ikna edemezsiniz. Bilinçaltına hitap
etmeniz, eski alışkanlıklarını değiştirmeniz, kafalarındaki
statükoyu, yerleşik düzeni yıkmanız gerekir.
Siyasetçilerin amacı, seçmenleri etkilemek, onların
desteğini almaya çalışmaktır.
Siyasetçilerle ilgili imaj olumsuzdur. İnsanlar,
siyasetçiler hakkında olumlu düşünmezler. Kabalık edip
yüzlerine kötü söz söylemeseler bile, arkasından kötü
konuşurlar. İşte biz, bu kadar olumsuz bir imajı, bu kadar
olumsuz bir kanaati düzeltmek zorundayız.
Size, insanların fikirlerini değiştirebilmek için bazı
anahtarlar vereceğim. Bu anahtarları kullanabilmeniz için,
mutlaka pratik yapmanız, her anahtar, her öğüt üzerinde
düşünmeniz, kendi durumunuza, kendi seçim bölgenize
uygulamanız gerekir.
Çevreyi değiştirin
İnsanları eski alışkanlıklarından kurtarıp, size ve
partinize evet dedirtebilmeniz, onların davranışlarını
değiştirmekten geçer. İnsanların davranışlarını
değiştirmenin ilk sırrı, bulundukları ortamı değiştirmektir.
Bunun en bariz örneği, dini ve askeri alanlarda yaşanır.
Askere gittiğinizde, saçınızdan kıyafetinize kadar, yemek
yediğiniz yerden uyuduğunuz yere kadar, her şey değişir.
24
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Ve sadece çevrenin değişmesi ile birlikte, sizin davranış
kalıplarınız da tamamen değişmiş olur. Askerde
evdekinden farklı davranırsınız, camide maçtakinden farklı
davranırsınız, bir otel odasında çok daha farklı
davranırsınız.
Çevre koşulları, farklı davranışlar yaratmak için
değiştirilebilir. Şimdi, bir siyasetçinin çevreyi nasıl
değiştirebileceğini düşünelim. Pek çok yeri değiştirme
şansımız yok. Ama mesela, bir kahve konuşması
yapacaksınız. İnsanlar toplanmaya başladıktan sonra,
oturum düzenini değiştirerek, çevreyi değiştirebilirsiniz.
Bir anfi ve ses düzeni kurmanız bile, çevrenin
değiştirilmesine neden olur. İşte bu yüzden, parti
bayrakları, sizin posterlerinizin asılması falan, hep
çevrenin değiştirilmesi ile ilgilidir ve insanlar farkında
olsalar da, olmasalar da çevrenin değişmesi kararlarında
etkili olur.
Her türlü siyasi faaliyetinizden önce, mümkün
olduğunca çevreyi değiştirmeye, mevcut durumdan
farklı bir ortam, farklı bir mekân oluşturmaya çalışın.
Birine kendinden bahsedin, sizi saatlerce dinlesin.
Benjamin Disraeli
Uyum, uyum, uyum
İnsanlar rahat olmak ister. İnsanlar, ancak rahat
olduklarında etkilenmeye açık hale gelirler. İnsanları
25
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
etkilemek istiyorsanız, bilinçli hareketlerle
rahatlamalarını sağlamalısınız.
Giyim kuşamınızın, fiziksel görüntünüzün ne kadar
belirleyici olduğundan bahsetmiştik. Şimdi de karşımızdaki
kişileri nasıl rahatlatacağımızdan bahsedelim.
KARŞINIZDAKİLERLE AYNI HIZDA, AYNI SES
TONUYLA KONUŞUN. ONUNLA BENZER ŞEKİLDE DURUN,
BENZER ŞEKİLDE OTURUN. AYNI SIKLIKTA NEFES ALIN.
Fiziksel olarak uyum sağladınız. Şimdi, sıra içerikle
ilgili uyuma geldi. İlişkilerinizde yapmacık değil, samimi
olun. Samimiyet, bir siyasetçinin amentüsüdür. Siyasetçi,
insanlarla ilişki kurarken samimi olamıyorsa, ağzıyla kuş
tutsa, başarılı olamaz. Samimi olmak için insanların
dertleri ile dertlenmeli, sevinçleriyle sevinmelisiniz.
Samimi olanı, sahici olanı, karşınızdaki insanın bilinçaltı
anlar ve ona göre tavır alır.
İNSANLARIN, KENDİLERİNDEN VE İLGİ
DUYDUKLARI ŞEYLERDEN BAHSETMELERİNİ SAĞLAYIN.
Ve söylediklerini dinleyin. Hayır, insanların size
söylediklerini, can kulağı ile dinleyin. Hayatınızda
duyacağınız son sözlermiş gibi dinleyin. Bazen, sadece
dinlemek, size bir oydan çok daha fazlasını kazandırır. Bir
taraftar, bir destekçi, bir dost kazandırır. Unutmayın, bir
siyasetçinin en çok ihtiyaç duyduğu şey, dosttur.
26
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Birisiyle uyum içinde olduğunuzu nasıl
anlayacaksınız? Çok kolay, sizin hareketlerinizi belli
belirsiz tekrarlamaya başlarlar. Bundan böyle, ikna olmaya
hazır duruma gelmişlerdir.
İnsanlara hediyeler verin, “hediyeleşmek
sünnettir.” Size karşılık vermek isteyeceklerdir. Yemek
ısmarlayın, bir işlerinde yardımcı olun, poşet taşımasına
yardım edin, en azından yardım teklif edin.
Güzel şeyler söyleyin
İnsanlara güzel şeyler söyleyebilmek için güzel
yanlarını, üstün taraflarını görmeye çalışmayı alışkanlık
edinmek gerekir. Güzel bakan güzel görür. Peygamber
efendimizin ölmüş bir köpeğin dişlerini övmesi, güzel
bakma, güzel tarafını görmeye en iyi örnektir. İnsanlardan
övgüyü eksik etmek, insanlara iltifat etmek, üzüntü,
sıkıntı, dertlerini sormak gerekir. Her insan beğenilmek,
takdir edilmek, övülmek ister. Siyasetçiler, kendilerini
sevdirmek için insanlardan övgülerini eksik
etmemelidirler. Övgü, iltifat aynı zamanda bir motivasyon
aracıdır. Övgü ve iltifat insanları mutlu eder, yüzlerinin
gülmesini sağlar.
İlişkide bulunduğunuz kişilere, saygınızı ortaya
koyan sözler söyleyin. Samimi bir şekilde iltifat edin.
Kötü sözler söylemeyin
27
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Onların ayıplarını, hatalarını, yanlışlarını,
günahlarını, fiziksel eksikliklerini hatırlatacak söz ve
davranışlardan kaçının. Bu aynı zamanda Kuran’ın emridir.
Hucurat Suresi 12. Ayette “Ey iman edenler! Zannın
birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.
Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın.
Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü
kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan
tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah
tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.”
buyrulmaktadır.
Mevlana “Ayıp örtmede gece gibi ol” der. Bir
insana “kel” diyeceksiniz de ne olacak? Sizinle birlikte
gülüp geçse bile size karşı bir kırgınlık hissedecek.
Karşılaştığınız kişilerin kusurlarını, eksikliklerini görmek
yerine, güzelliklerini görmeye çalışmak, sadece insanlarla
iyi iletişim kurmanızı sağlamaz. Aynı zamanda sizi de gün
geçtikçe daha iyi bir insan yapar.
Kimseye kel, göbekli ya da yaşlı olduğunu
söylemeyin. Benden biraz –aslında birazdan fazla- büyük
olanlarla samimiyet kurmak için “naaber ihtiyar” sözünü
çok kullanırdım. Yanlış olduğunu, bu sözle kurulacak bir
ilişkinin hayır getirmediğini, insanları üzmekten ve bana
karşı olumsuz tavır takınmalarını sağlamaktan başka bir
işe yaramadığını acı bir tecrübe ile öğrendim.
28
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Hiç kimse ama hiç kimse eleştirilmek istemez.
Eleştirinin yapıcısı, güzel dille söyleneni, yol göstereni
olmaz. Bir insanı eleştirirseniz, karşınıza alırsınız. İlla bir
eleştiride bulunmak zorundaysanız, “Şöyle yapsanız nasıl
olurdu” gibi, “Mesele bir de şöyle ele alınabilir mi acaba”
gibi sözcüklerle fikrinizi beyan edebilirsiniz.
Talep edilmemiş tavsiye nadiren dinlenir veya saygı
görür. Ama talep edilen tavsiye büyük dikkatle dinlenir
ve çok zor kopacak bağlar yaratır.
Nelson Mandela
Tavsiye vermeyin
Bir konuda uzmansanız ve tavsiyeniz isteniyorsa,
“Ben yapsaydım şöyle yapardım” gibi sözcüklerle tavsiye
verebilirsiniz. Doktorsanız sağlıkla ilgili, muhasebeciyseniz
tutulması gereken defterlerle ilgili tavsiye verebilirsiniz.
Tavsiyeniz, görüşünüz istenmezse, insanların işine
karışmayın.
Ortak düşmanlar bulun
İki kişiyi, bir gurubu veya bir topluluğu ortak
düşmanlar kadar birbirine bağlayan başka bir şey yoktur.
BİRİSİ SİZİNLE DÜŞMANINI PAYLAŞIYORSA, ÖMÜR BOYU
SÜRECEK BİR DOSTLUK YARATTINIZ DEMEKTİR. Ortak
düşmanınız kim? Terör örgütü mü, komünistler mi,
hükümet mi? Belediye başkanı mı?
Çok laf eşşek yüküdür!
29
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Siyasetçiler çok konuşurlar. Konuşarak, insanları
ikna ettiklerini, kendilerine taraftar yaptıklarını sanırlar.
Çok konuşmayı iyi bir haslet bellerler. Lafı uzattıkça
uzatırlar. Dinleyenleri bıktırmadan, uyutmadan susan,
kürsüden inen politikacı neredeyse hiç görmedim. Hâlbuki
sadece orada bulunanları selamlasa veya onları öven,
onlara iltifat eden, onlarla birlikte olmaktan memnun
olduğunu, mutluluk duyduğunu ifade eden birkaç söz
söylese, iş tamam olacak.
Ama yok, illa bayıltana kadar konuşacaklar. Bir
faydası var mı, yok. Bugüne kadar olmadı, bugünden
sonra da olmayacak. Çok çok iyi bir hatip değilseniz,
topluluğun dikkatini her an ayakta tutabilecek kadar çok
çok iyi bir hatip değilseniz, 3 dakikadan, 5 dakikadan fazla
konuşmayın. 5 dakikada, hadi bilemediniz, 10 dakikada
anlatamayacağınız hiçbir şey yoktur. 10 DAKİKADAN
SONRA İSE, ANLATABİLECEĞİNİZ HİÇBİR ŞEY YOKTUR.
Liderler, Meclis’te, Gurup toplantılarında veya
miting meydanlarda saatlerce konuşuyorlar değil mi? Peki
bu konuşmaların ne kadarı etkili oluyor? Basın mensupları
bu konuşmaların ne kadarını haber yapıyorlar? Sadece en
dikkat çekici, en vurucu yerlerini birkaç dakikayı
geçmeyecek şekilde haber yapıyorlar. Miting
meydanlarındaki dinleyiciler de aynen öyle, sadece
30
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
bekledikleri bir şey vaat edildiğinde, ya da rakibe şöyle
“okkalı bir geçirme” yapıldığında alkışlıyorlar.
Unutmayın, kısa konuşun.
Söylediklerinizi tekrar edin. Farklı farklı ifadelerle
aynı şeyi tekrar edin. TEKRAR, PROPAGANDANIN
ANAHTARIDIR. En iyi tekrar ise, insanlara tekrar
edebilecekleri bir söz, bir slogan vermektir.
İnsanların ne konuştuğunuzu hatırlamalarını
istiyorsanız, sizinle rakipleriniz arasında çarpıcı bir fark
ortaya koyun. Tekrarlanabilir, başkalarına aktarılabilir bir
mesajınız olsun.
Bu paragrafı tekrarın önemini vurgulamak için,
tekrar yazıyorum. Öyle bir mesaj ortaya koyun ki, insanlar
bu mesajı hatırlasınlar ve başkalarına da aktarabilsinler.
Hep siz konuşmayın, insanları dinleyin, onlarla
sohbet edin. İnsanların, sizin anlatacaklarınızdan daha
fazla önem verdikleri konular mutlaka vardır. Bırakın onlar
konuşsunlar, önem verdikleri konuları sizinle paylaşsınlar.
Siz, yalnızca dinleyin ve söylediklerini not edin. Bir dahaki
karşılaşmanızda, aldığınız notlardan yararlanarak,
anlatılanlardan bahsetmeniz kadar etkili bir taraftar
kazanma yolu yoktur.
Köy içme suyu, ya da mahalleye yapılacak yol, o
köyde ya da mahallede yaşayanlar için, Kıbrıs sorunundan
da, atom bombasından da daha önemlidir. “Geçen ay
31
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
geldiğimde benden doktor istemiştiniz. Sağlık Bakanı ile
görüştüm. Bir uzman doktor arkadaşımız geldi, bir
pratisyen arkadaşımız da gelecek” demeniz kadar etkili
başka bir cümle daha yoktur.
Güvenilir misiniz?
Tabii ki öylesiniz. Ama size göre, ya başkaları sizi
nasıl görüyor? Güvenilir misiniz, yoksa bütün siyasetçiler
gibi güvenilmez mi?
GÜVENİLİRLİĞİN İLK ADIMI YETERLİLİKTİR.
ALANINIZDA DENEYİMLİ, BİLGİLİ, EĞİTİMLİ, UYGUN,
YETENEKLİ, ZEKİ VE UZMAN OLMALISINIZ.
Siyasetçi için yeterlilik ne anlama gelir? En
azından, kendi partinizin görüşlerini bilmeli, anlatabilmeli,
üzerinde konuşabilmelisiniz. Rakip partiler hakkında,
onları eleştirecek kadar bilgiye sahip olmalısınız. Seçim
bölgenizin yerel sorunlarını bilmeli, çözümleri hakkında
bir fikriniz olmalı. Güzel giyinmeli, güzel konuşmalısınız.
Meseleleri kolayca çözecek pratik zekânızı, ara sıra
insanlara göstermelisiniz. Bu melekelere sahip değilseniz,
çok çalışarak kendinizi geliştirmeli, ondan sonra
siyasetçiliğe soyunmalısınız.
Güvenilirliğin son adımı ise DÜRÜSTLÜKTÜR.
Kendinizi anlatırken de, rakiplerinizi eleştirirken de dürüst
olun. YETERLİ VE DÜRÜST İSENİZ, AYNI ZAMANDA
GÜVENİLİRSİNİZ DEMEKTİR.
32
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Yeterli ve dürüst, yani güvenilir görünmek için bazı
teknikleri kullanabilirsiniz. Akıcı konuşun, kekelemeyin.
Konuşma hızınıza dikkat edin. Bir konuda yeterli olanlar, o
konu hakkında normalden biraz daha hızlı konuşurlar.
Konuşurken ortaya deliller koyun, konunun
uzmanı isimlerden bahsedin. Ekonomi konuşuyorsanız,
mesela “Asaf Savaş Akad’a göre” deyin.
Karşı tezlerden mutlaka bahsedin, çünkü siz bir şeyi
anlatırken, dinleyicileriniz, söylediklerinizin anti tezlerini
düşünürler. Sizin onların düşündüğü şeylerden
bahsetmeniz, tarafsız olduğunuzu ortaya koyar.
Konuşurken, sinirli değil, sempatik olun. Sempatik
olmak sizi dürüst gösterir.
Konuşurken mizah kullanın, ama dozajını iyi
ayarların. Konuşmayı yumuşatacağım diye, yavşatmayın.
Kaybetme korkusu
İnsanlar, en çok sahip oldukları şeyleri
kaybetmekten korkarlar. “Allah gördüğünden geri
koymasın” sözü, insanların bu korkusunu çok iyi
anlatmaktadır. Sahip olunanı kaybetme korkusu, yeni bir
şey kazanma ihtimalinden daha iyi motivasyon sağlar. İşte
bu yüzden iktidarlar “istikrarın sürmesinden”
bahsederek, insanların kaybetme korkusuna hitap
ederler.
33
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
İktidar tarafındaysanız, “Biz gidersek, kazandığınız
birçok şeyi kaybedersiniz, bugünleri ararsınız, gelen gideni
aratır,” gibi argümanları kullanmalısınız.
Muhalefet tarafındaysanız, insanları, sizi
seçerlerse, daha iyi bir gelecekte yaşayacaklarına
inandırmalı, onlara daha zengin, daha müreffeh bir
gelecek çizebilmelisiniz.
Peki, insanlara ne vaat edeceksiniz? İNSANLAR,
BAŞKA İNSANLARIN SAHİP OLDUKLARI ŞEYLERE SAHİP
OLMAYI İSTERLER. Başka insanların sahip olduğu şeyleri
vaat edin. Başka ülkelerdeki insanların sahip olduğu
şeyleri vaat edin.
İNSANLAR, KONTROLÜN KENDİLERİNDE
OLDUĞUNU DÜŞÜNMEK İSTERLER, kontrol onlardaymış
gibi davranın. “Siz seçeceksiniz, kimin kazanacağını sizin
oylarınız belirleyecek” sözü, dinleyenlere kontrolün
kendilerinde olduğunu hissettirir. Peki, kontrol onlarda
mıdır? Tabii ki hayır, siz de dâhil pek çok seçenek var,
hangisini seçecekleri konusunda büyük bir kararsızlık
yaşıyorlar. Yönlendirilmeleri gerekiyor. Diğer seçenekleri
hızla eleyerek, en iyisinin siz olduğunuzu, sizin partiniz
olduğunu onlara anlatmalısınız.
Aile, millet, din, bireyin önündedir
Daha iyi bir gelecek hayali kurar ve kurdururken,
şunu aklınızdan çıkarmayın. Sizin seçilmeniz, sadece
34
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
bireyler için iyi olmayacaktır. Bireylerin aileleri,
cemaatleri, arkadaşları, yani etrafını kuşatan her şey için
daha iyi olacaktır. Muhtarlık için adaysanız, seçilmeniz size
oy verenlerin ailesi, sokağı, camisi, cemevi için iyi
olacaktır. Belediye başkanlığı için adaysanız, seçilmeniz,
ailelerin, cemaatlerin, derneklerin, balıkçıların, esnaf
gruplarının çıkarına olacaktır. Milletvekilliğine adaysanız,
tek tek insanlarla birlikte, bu insanların aileleri,
arkadaşları, dinleri, etnik kökenleri için iyi olacaktır.
Birey değil aile, birey değil cemaat, birey değil
esnaf odası, birey değil millet, birey değil devlet vesaire…
Hep birlikte, tanıdıkları ile birlikte mutlu olacakları, refah
içinde, güven içinde yaşayacakları bir hayat vaat edin.
Tek tek kişilere değil, topluluğa konuşun. Bütün iyi
konuşmacılar, BİR TOPLULUĞU İKNA ETMENİN, BİR KİŞİYİ
İKNA ETMEKTEN DAHA KOLAY olduğunu bilirler.
Mümkün olduğunca gruplara, topluluklara hitap etmeye
çalışın.
Daima, grup düşüncesinin dışına çıkan, itiraz eden
birileri olacaktır. Bu kişileri dikkatle dinleyin,
söylediklerine saygı gösterdiğinizi belli edin ve
konuşmanıza devam edin. O kişiyle tartışmaya, polemiğe
asla girmeyin. Dinleyenler, sizin söylediklerinizi kabul
edecek, itiraz eden kişiyi ayıplayacaktır. Yapacağınız en
büyük hata, topluluğa konuşurken, bir kişiyle tartışmaya
35
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
girmektir. Yapmayın. “Şimdi arkadaşlarıma hitap
ediyorum, sonra, sizinle yüz yüze, birebir bu konuyu
konuşabilir, tartışabiliriz. Bir tek insanın fikirleri bile bizim
için değerlidir. Sizi de ikna edeceğime, partimize
kazandıracağıma eminim.” gibi sözcüklerle, durumu idare
edebilir, aynı zamanda diğer dinleyiciler karşısında da
saygınlığınızı artırırsınız.
Yapmazsan pişman olursun!
İnsanlara bir şeyi yapmalarını söylerseniz,
yapmazlar. Yaptırmanın tek yolu, yapmazlarsa pişman
olacaklarını hatırlatmaktır. Çünkü İNSANLAR,
SEÇİMLERİYLE İLGİLİ PİŞMANLIK DUYMAK İSTEMEZLER.
Onlara, sizi ve partinizi seçmezlerse, pişman olacaklarını
hatırlatın. Kaybetme korkularını tetikleyin ve pişman
olacaklarını dile getirin. “Son pişmanlık fayda etmez.”
Mesajımızın daha iyi anlaşılabilmesi için, tekrar
ediyoruz: “Bugün yapacağınız yanlış bir seçim, gelecekte
sizi pişman eder. Doğrusunu yapıp bizi seçerseniz,
ailenizle birlikte mutlu olacağınıza eminim.”
Hayallerimizle büyürüz, bütün büyük adamlar
hayalperesttir.
Woodrow Wilson
“Bir hayalim var”
36
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
İyi konuşmacılar, hitap ettikleri topluluğa geleceği
hayal ettirirler. Siz de, konuşmalarınızda, dinleyenlere
geleceği hayal ettirmeye çalışın. Pozitif düşünceler içinde
olanlar, her zaman daha başarılı olurlar.
Siyaset demek, ortaya vizyon koymak, mutlu bir
gelecek hayali koymak demektir. Siyasetçi, toplumun
mutlu ve güvenli bir gelecekte yaşaması için, fikirler,
görüşler ortaya atar. Gelecekle ilgili makul, yapılabilir bir
planı olmayan, projesi olmayan, sözü olmayan, sadece
rakiplerini kötüleyip, kendilerinin daha iyi olduğunu iddia
eden siyasetçilerin başarı şansı yoktur. Rakipler gerçekten
kötüyse, o ayrı mesele.
Martin Luther King’in “Bir hayalim var” başlıklı
muhteşem hitabesi, konuşmacı olmak isteyenlerin
mutlaka yüksek sesle tekrar tekrar okuması gereken bir
metindir.
Kapıya ayağınızı koyun
Kapıya ayak koyma tekniği, esas itibariyle bir satış
tekniğidir. Size, esas satışı yapmadan önce, küçük bir
soruya ya da ricaya “evet” dedirtirler. Örneklendirelim.
Telefonla arayıp, hafta sonu Kızılcahamam ya da Ayaş’ta,
bir gece, kaplıca otelde ücretsiz konaklama teklif
ediyorlar. Bu teklife “evet” dediğiniz anda, “kapıya ayak
konulmuş” oluyor. Artık, siz, ikna olmaya çok daha hazır
birisiniz. Devremülk almanız, çok yüksek bir ihtimaldir.
37
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Peki, kapıya ayak koyma tekniğini siyasete nasıl
uygularız? Kolay, bunu bütün liderler mitinglerde
yaparlar. Dinleyicilere “evet” cevabını verecekleri sorular
sorarlar. Küçük ölçekli olarak siz ne yapabilirsiniz? Bunun
üzerinde düşünmeniz, kendi bölgeniz için, kendi küçük
ricalarınızı bulmanız ve “evet” cevabını almanız gerekiyor.
Benden birkaç küçük ipucu isterseniz eğer, işte
kullanabileceğiniz bazı küçük ricalar: dükkânınızın
duvarına –camına değil duvarına- şu afişimi asabilir misin?
Bugün konvoy düzenleyeceğiz, siz de aracınızla katılabilir
misiniz? Kime oy vereceğine tabii ki sen karar vereceksin,
ama en azından bugünkü toplantımıza katılıp, bizi de bir
dinler misin? Bu teklifinizi kabul ederek, toplantınıza
gelen kişinin oyuna garanti gözüyle bakabilirsiniz.
İlk misiniz, son mu?
Pek çok il ya da ilçede miting yapılacak tek meydan
vardır. Seçimden önceki son propaganda günü, bütün
parti ya da adaylar, bu meydanda miting yapmak için il-
ilçe seçim kuruluna başvururlar. Seçim kurulları, konuşma
sıralamasını belirlemek için kura çekerler.
Veya bir toplantıda konuşma yapacak 10 kişiden
birisiniz. Sizce kaçıncı sırada konuşmalısınız? İlk önce
konuşmak mı iyidir, yoksa en son konuşmak mı?
Konuşmalar aynı gün yapılır ve aradaki zaman farkı
1-2 saati aşmazsa, ilk konuşmayı yapan parti ya da adayın
38
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
insanları etkileme ihtimali daha fazladır. Çünkü insanlar,
ilk konuşanı daha dikkatli dinlerler ve daha fazla
beğenirler. Ancak konuşmalar farklı günlerde yapılırsa,
son konuşan parti ya da adayın söyledikleri daha iyi
hatırlanır.
10 adayın konuşma yaptığı bir salonda ise, ilk
sıralarda konuşanlar çok daha iyi dinlenir. Eğer, 9’uncu ya
da 10’uncu sırada konuşacaksanız, kürsüye çıkın, insanları
selamlayın, “benden önceki 9 aday yeterince kafanızı
şişirdi, tahmin ediyorum ki, artık tahammül edecek
gücünüz kalmadı”, deyip, bir fıkra anlatarak konuşmayı
bitirebilirsiniz. Hadi, fıkrayı birlikte anlatalım: Bektaşi,
ağacın altında dinleniyormuş, denemesi için iki şişe şarap
getirmişler. “Erenler” demişler, “şu şarapları bir tat da,
hangisi daha iyi, söyle.” Erenler, birinci şişeden bir yudum
çekmiş ve “diğeri daha iyidir” demiş. “Öbürünü tatmadan
nasıl anladın” diye sormuşlar. “Bundan daha kötüsü
olamaz” diye cevap vermiş.
Bu fıkrayı anlattıktan sonra, sözlerinizi şöyle
bitirebilirsiniz: “Diğer 9 kişiyi dinledikten sonra, bana oy
vereceğinize eminim.”
Seçim yatırımı etkili olur mu?
39
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Hep adaylara öğüt veriyoruz, biraz da görev
başında olanlara öğüt verelim. Seçime belli bir süre kala
yatırımlar hızlanır. Özellikle belediyeler, planladıkları
hizmet ve yatırımları, seçimlere kısa bir süre kala hayata
geçirmeye başlarlar. Bu hizmet ve yatırımlar, seçim
bölgesine göre “dinsiz, yobaz, komünist, ya da faşist
muhalifler” tarafından, “seçim yatırımı” olarak
nitelendirilir.
Araştırmalar, insanların, en son yaşadıkları
şeylerin karar vermede daha etkili olduğunu gösteriyor.
Bu araştırmalardan yola çıkarak, mevcut belediye
başkanlarına şu tavsiyede bulunabiliriz: Evet, hizmet ve
yatırımları seçimlere yakın yapmak, sizi çalışıyor gösterir
ve puan kazandırır. Ama “seçimlere yakın yapacağım”
diye insanları, 4 yıl bozuk kaldırımda yürütüp, seçimden
iki gün önce kaldırım yapmaya başlarsanız, havanızı
alırsınız. Bu durumda, ben bile sizi kurtaramam. En
azından, 6 ay insanları düzgün kaldırımlarda yürütün ki,
3,5 yıl boyunca çektikleri çileyi unutmuş olsunlar.
Karşılaştırın!
Rakiplerinizle kendinizi karşılaştırmaktan
çekinmeyin. Bu karşılaştırmayı yaparken, öncelikle
rakibinizin fikirlerini, vaatlerini, sözlerini vesaire ortaya
koyun. En son olarak da, kendi fikirlerinizi, vaatlerinizi,
yapacaklarınızı söyleyin. Unutmamanız gereken şey şu:
40
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
RAKİPLERİNİZİN LİSTESİ, SİZİNKİNDEN DAHA KISA
OLMALI VE KENDİNİZİNKİLERİ EN SON SÖYLEMELİSİNİZ.
Küçük bir de ipucu verelim. Ara sıra, kendinizle ya
da partinizle ilgili küçük eksikliklerden bahsedin. “10 yıldır
görevde olan birisinin, hata yapmaması mümkün mü,
benim de, bizim de bazı hatalarımız tabii ki olmuştur.
Ancak bunlar, size zarar vermiş hatalar değildir.”
“Farkındayım, ben de çok hızlı konuşuyorum ama…” gibi
sözleriniz, insanları ikna etmenizde çok faydalı olacaktır.
Tanınan, sevilen kişilerden faydalanın
İnsanlar, sevdikleri, saygı duydukları, beğendikleri
kişilerin görüş ve seçimlerine önem verirler. Mankenlerin
sadece podyumda yürüyerek sizden çok daha fazla para
kazanmalarının sebebi çekicilikleridir. Sinema
oyuncularının mankenlerden çok daha fazla para
kazanmalarının sebebi, hem çekicilikleri, hem
tanınmışlıkları, hem de sevilmeleridir. Tanınan ve
sevilen, ünlü olmuş kişiler, çekici olmasalar bile, insanların
tercihleri üzerinde etkili olurlar. Hakan Şükür, Arif Sağ,
Sabahat Akkiraz bu yüzden aday gösterilirler, kanun
yapmayı çok iyi bildikleri için değil. Siz de, seçim
kampanyanızda, bölgenizde sevilen, saygı duyulan
insanların desteğini alabilirseniz, seçmenleri
etkileyebilirsiniz. Seçim bölgenizde üniversite var ve
seçmenlerinizin yüzde 50’si üniversite öğrencisi ise,
41
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Tarkan ya da Hadise seçim kampanyanız için çok iyi
reklam yüzleri olabilirler. Dikkat edin, olurlar demedim,
olabilirler.
Kadınlar daha kararsızdır, daha kolay fikir değiştirir
Kadınlar, erkeklerden daha kararsızdır, daha çabuk
fikir değiştirler. Erkekler ise, bir fikri benimsediklerinde,
bundan kolay kolay vazgeçmezler. Siz hiç, aldığı kıyafeti
değiştirmeye giden bir erkek gördünüz mü? Yakışsa da,
yakışmasa da, hatta bol gelse bile, onu değiştirmez. Ama
kadınlar öyle değildir. Bu yüzden ERKEKLERDEN DAHA
GÜZEL GİYİNİRLER, VERDİKLERİ KARARLAR ERKEKLERİN
KARARLARINDAN DAHA DOĞRU OLUR.
Siyasetçinin amacı, nihai olarak insanları kendisine
oy vermeye ikna etmek olduğuna göre, kadınların bu
kararsızlığından yararlanmalıdırlar. Erkeklerin fikirlerini
değiştirmek daha zor olduğuna göre, kadınlar üzerinde
çalışmalı, mesajlarımızı kadınlara daha güçlü şekilde
ulaştırmalıyız.
Tabii, kararsızlık, yani fikirler arasında dalgalanma,
her zaman risk içerir ve başarılı olabilmek için,
söylediklerinizin çok kesin olması gerekir. “Bizim
partimize oy vermeniz, çocuğunuzun geleceği için çok
daha iyi olacak.”
Başka bir soru: hangi partiye oy verileceğine evde
kim karar verir? Bizim evde, kime oy vereceğine herkes
42
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
kendisi karar veriyor. Şimdi, kazak(!) erkekler, “bizim evde
benim sözüm geçer, ben kime istersem ona oy verilir”
diyeceklerdir. İşte böyle kazak bir muhtar adayı vardı.
Sandıktan kendisine tek oy çıkınca, yani karısı bile ona oy
vermeyince, eşşekten düşmüşe dönmüştü. Demirel der ki:
“iki kişinin oy kullandığı sandıktan ne çıkacağı belli olmaz.”
O yüzden, kadınlar, erkeklerin istediği partiye oy verir ya
da erkekler kadınların istediği partiye oy verir demek,
doğru değildir. Sonuçta, gizli oy, açık sayım. Siz siz olun,
kadınları kızdırmayın.
Laf lafı açıyor, size bambaşka bir soru: kadınlar,
kadın adaylara mı, erkek adaylara mı daha çok oy
verirler? Aslında burada, araştırmacılar için bakir bir alan
var. Kadınların oy verme eğilimleri üzerinde geniş
araştırmalar yapmaları gerekiyor. İşte başka bir soru daha:
kadınlar, kadın adaylara oy verirken, ya da oy vermezken
gerçekte hangi gerekçelerle karar veriyorlar?
Seçmeni, seçim bölgenizi tanıyın
Bir grubu ya da kişiyi ne kadar iyi tanırsanız, ikna
etmeniz o kadar kolaylaşır. Parti başkanları, konuşma
yapacakları yerler hakkında bir ekibe bilgi toplatırlar. Bir
ilin ilçelerini teker teker saymak yöntemlerden birisidir.
Bazısı da, ilçe isimlerini sayarken yanlış söyler, iyice
madara olur. Köyün delisinden ismiyle bahsetmek, (deli
memmet) muhtarın isminden (Muhtar Mehmet bey)
43
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
bahsetmekten çok daha etkilidir. Nihayetinde, muhtarın
ismini bilmeniz normaldir, ama köyün delisinin ismini
bilmeniz, o köyle samimi olarak ilgilendiğinizi gösterir.
Bir mahallenin su sorununun çözülüp
çözülmediğini sormak, caddede yapılan düzenlemeden
bahsetmek, o bölgede yetişen bir ürünün dondan
etkilenmesinden üzüldüğünüzü söylemek, bölge insanıyla
iletişim kurmak için hep iyi yöntemlerdir.
Dikkat edeceğiniz şey şudur: Gideceğiniz yeri
tanımaya çalışırken samimi olun. Ezberleyip geçerseniz,
bunu sadece gösteriş için yaparsanız, uzun vadede
kaybeden siz olursunuz. Samimi olur, dersinizi iyi çalışır,
o bölgenin sorunlarını gerçekten öğrenir ve çözümü için
ilgilenirseniz, o insanlarla aranızda bir dostluk oluşur ve
herkes kazanır.
Sözün özü arkadaşlar, hangi tekniği kullanırsanız
kullanın, samimi bir ilgi gösterdiğiniz insanları ikna
etmeniz çok daha kolaydır.
Her şeyi yanlış hatırlarız
İnsanların, geçmiş deneyimlerine göre karar
verdiklerini öğrendik. PEKİ, İNSANLAR, GEÇMİŞ OLAYLARI
DOĞRU OLARAK HATIRLAYABİLİRLER Mİ?
TABİÎ Kİ HAYIR.
44
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
İNSAN BEYNİ, GEÇMİŞTE YAŞANILAN OLAYLARI
SÜREKLİ DEĞİŞTİRİR. Yaşanan her yeni gün, geçmiş
hatıralarınızın üzerine bir şey koyar. 2000 yılında
yaşadığınız bir olayı, 2000 yılından 2012 yılına kadar
yaşadığınız bütün olaylarla birlikte değerlendirirsiniz. 2005
yılında başka, 2008 yılında başka anlatırsınız. Aynı olayı
yaşayan iki kişinin, olayın üzerinden zaman geçtikten
sonra, farklı farklı anlatmalarına şahit olmuşsunuzdur.
Geçmişte yaşanan olayları, doğru hatırlamanın tek yolu,
günlük tutmaktır. Psikoloji bilimi, mahkemelerde şahitlik
edenlerin, dava konusu olayın üzerinden belli bir süre
geçtikten sonra, verdikleri ifadelerde çelişki olduğunu
ortaya koymuştur.
Hep duyarsınız, “balık hafızalı milletiz” derler.
Sadece biz değil, bütün insanlar balık hafızalıdırlar.
İnsanlar geçmiş deneyimlerine göre karar verirler.
Geçmişi ise yanlış hatırlarlar. İnsanları, geçmişte olan
olayları hatırlamaları konusunda yönlendirebiliriz.
NASIL YAPACAĞIZ?
Ya karşımızdakilerin hatırladığı bir noktadan
başlayacağız, ya da kendimiz, hatırlamasına temel olan bir
nokta vereceğiz. ONUN ZİHNİNE HATIRLATMAYI
KENDİMİZ YERLEŞTİRECEĞİZ.
Birlikte, güncel bir örnek bulalım. 12 Eylül Darbesi
ile ilgili, “sağ-sol terörü ülkeyi bölecekti, asker, kardeş
45
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
kavgasını önledi” derseniz, konuştuğunuz insanlar 32 yıl
önce yapılan darbe hakkında olumlu düşünmekle
kalmayacak, bugün yapılacak bir askeri darbeye karşı da,
aynı olumlu tavrı takınacaklardır.
Siz, 12 Eylül darbesini, “darbe yapmak için, terörü
kışkırtan askerdi, darbe yaptıktan sonra da, yüz binlerce
insanı işkenceden geçirdiler” diye hatırlatırsanız, insanlar,
askerin siyasette etkin olmasına karşı çıkarlar.
Meseleyi daha iyi anlatabilmek için farklı bir örnek
daha verelim. 2001 krizinde, MHP’nin, yılların birikmiş
sorunlarını çözmek için gerekli kararları cesurca aldığını
hatırlattığınız insanlar, geçmişte iyi bir şey yapan
MHP’nin, gelecekte de, iyi bir şeyler yapabileceğini
düşünürler.
MHP’nin 2001 krizi ile başa çıkamayarak, dışarıdan
bakan ithal ettiğini hatırlattığınız insanlar ise MHP’nin
gelecekte de, ekonomiyi idare edemeyeceğini düşünürler.
Buradan öğreneceğimiz başka bir ders daha var:
bir şeyi nasıl söylediğiniz, söyleme şekliniz, insanları ikna
etmede çok ama çok belirleyicidir. Yunus’un sözünü
hatırlar mısınız? “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire
başı.”
Meseleyi biraz daha kişiselleştirelim: Siyasetçisiniz,
birisi bir atama konusunda, bir tarihte sizden yardım
istedi. Çok uğraştınız, ama işi başaramadınız. Karşınızdaki
46
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
kişi, sizi, “işini yapmamış” olarak hatırlayacaktır. Bu
insanın size karşı olan düşüncelerini nasıl
değiştirebilirsiniz? “Hatırlıyor musun, senin oğlanın işi ile
ne kadar uğraşmıştık?” Kullanmanız gereken cümle bu.
Öncelikle, o adamın oğlunun işiyle ilgilendiğinizi
hatırlatıyorsunuz. Sizin işi hatırlamanız bile, karşınızdaki
kişinin direncini kırmaya yardımcı oldu. Sonra, o işle “ne
kadar uğraştığınızı” hatırlatıyorsunuz, artık, karşınızdaki
kişi, sizi, “işiyle uğraşmış, kendisi için çalışmış birisi olarak
hatırlayacaktır.
“Ama bir türlü de yapamamıştık başkanım”
şeklinde bir cevapla, size karşı olan direnç, azalmakla
birlikte devam edebilir. “Evet, evet, haklısın. O işi
yapamadık ama ilerde, inşallah, imkânımız arttığında,
başka konularda yardımcı oluruz.”
Ne yaptık? Gelecekle ilgili bir umut verdik. Artık
sağda solda, aleyhinize konuşamaz. Çünkü gelecekle ilgili
bir beklenti oluşturdunuz.
İnsanlarla iyi bir ilişki kurabilmek için, samimi
olarak ilgilenmeniz, onlarla hemhal olmanız, hemdert
olmanız, gavurca ve moda söylemiyle, empati kurmanız,
çalışmanız, gayret göstermeniz, alanınızda
uzmanlaşmanız, farklı ve tek olmanız gerekir.
47
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
İletişimin en kötü yanı gerçekleştiği
yanılsamasına kapılmanızdır.
George Bernard Shaw
CAN KULAĞIYLA DİNLEYİN
Etkin dinleme, karşımızdaki kişinin verdiği mesajı
tam ve doğru olarak alma becerisidir. Mesajın alındığını
geri bildirmeyi de içerir. Farkında olarak ve belirli kurallara
uyarak yapılması gerekir.
Etkin dinleme için uygun ortam seçilmelidir.
Gürültüsüz, yeteri kadar aydınlatılmış ve iletişim sürecine
dışarıdan müdahalenin olmadığı ortamlarda etkin dinleme
yapılabilir.
Dinleme sırasında anlaşılmayan sözcüklerin
açıklanması istenmelidir. Konunun değiştirilmesine izin
verilmemelidir. Konunun dağılmaması ve değişmemesi
için, dinleyici, sorularla konuşana yardımcı olmalıdır.
Konunun dağılmasını önlemeye çalışırken, konuşanı da
sınırlandırmamak gerekir.
Sadece sözlerin dinlenilmesi ile yetinilmemeli,
sözel olmayan davranışlara da dikkat edilmelidir.
Konuşmacı sözel ve sözel olmayan mesajlarla
desteklenmeli ve konuşmaya teşvik edilmelidir. Bunun
için söylenilenlerin dinlenildiğini belirten hafif baş
sallama, söylenen son sözü kısaca tekrarlama, “hımm”,
“eee” gibi sesler çıkarma metodu kullanılmalıdır.
48
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Dinleme sırasında not tutarsanız, hem
karşınızdakini iyi dinlersiniz, hem de karşınızdaki kişi iyi
dinlenildiğini hisseder.
Birisini dinlerken, ona doğru dönün,
oturuyorsanız, hafifçe öne doğru, dinleyeceğiniz kişiye
doğru eğilin. Rahatsızlık vermeden gözlerine bakın,
kafanızın içinde, anlattığı şeyle münakaşa etmeyin,
dinlediğiniz kişiyi yargılamayın, “ben olsaydım şöyle
yapardım” diye düşüncelere dalmayın. Karşınızdaki
kişinin tam olarak ne anlattığını anlamadan ve anladığınızı
konuşan kişiye teyit ettirmeden çözüm arayışına girmeyin,
konuşanı sinirlendirmeyin, aksine rahatlamasını, daha iyi
anlatmasını sağlayın. Konuşan kişi size güvenmezse,
söylemek istediği şeyleri tam olarak söyleyemez.
Bazen, birisini dinlemek bile, onun sorununun
çözümü için yeterlidir. BAZEN İNSANLARIN SADECE
ANLATMAYA İHTİYAÇLARI VARDIR. Bazen insanlar
anlattıkça, istedikleri şeyin ne kadar anlamsız olduğunun
farkına varacaklardır. Bazen insanlar konuştukça,
akıllarına takılan, kafalarını kurcalayan meselenin ne
kadar basit, incir çekirdeğini doldurmayacak bir mesele
olduğunu anlayacaklardır. Bazen insanlar sadece
konuşarak gerginliklerini ve sinirliliklerini üzerlerinden
atacaktır.
49