The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.
Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by , 2016-03-16 05:23:12

siyasetcinin_el_kitabi

siyasetcinin_el_kitabi

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Kibir, bilmediğin  şeyin  önemli  olmadığına  
kendini  inandırmaktır.
Anonim
ÖNSÖZ

25   yıldır   siyaset   gözlemcisi   olarak   hayatımı  
sürdürüyorum. Araştırma   şirketlerinde   siyasi   analist  
olarak  çalıştım, TBMM’nde  görev  yaptım,  Genel  başkanlar  
ve   başbakanlara danışman   olarak   hizmet   verdim,   seçim  
kampanyaları  yönettim.

Bütün   bu   işleri   yaparken   kendi   kendime   “Bu  
ülkede   siyaset   bu kadar   yoğun   bir   rekabet   içinde  
yaşanırken,  siyasetin  pratiğine dair  faydalı  bilgiler  verecek  
rehber   kitaplar   niye   yazılmaz acaba?”   diye   hep  
sormuşumdur.

Oysa   Amerika’da   bulunduğum   dönemde  
siyasetçiyi   eğiten, geliştiren,   ona   pratik bilgiler veren,
manevra   alanı   açan, toplumla   ilişkilerini   ve   iletişimini  
kolaylaştıran,  denenmiş  ve test  edilmiş  bilgileri  derli  toplu  
veren  pek  çok  kitap  görmüştüm kitapçı  raflarında.

Her   seçim   arifesinde   siyasetçiler   gelirler   ve   “Ne  
yapmamız, nereden   başlamamız   lazım?”   diye   sorarlar.  
Oysa siyaset teknolojileri   çok   gelişti;   siyasetçinin   siyasi  
mücadelesinin   her aşamasında   ne   yapması,   nasıl  
davranması   ve   hangi   araçları   nasıl ve   ne   yoğunlukta  
kullanması  gerektiği  hemen  hemen  bellidir.

1

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Akıllı   siyasetçi   yaşanmış   tecrübelerden   istifade  
eder. Bu tecrübelerin   en   iyi   aktarılacağı   araç   da   şüphesiz  
kitaplardır.

Yüksel   Bölük şu   elinizde   tuttuğunuz   kitabın   ilk  
çıktısını  bana getirdiği  zaman  “Eyvah”  dedim;  “benim  hep  
yapmak  istediğimi benden  önce  yapmış”.

Gerçekten   öyle,   siyasetçinin   işini   çok  
kolaylaştıracak   ve   ona yol   ve   yön   tayin   edecek   böyle   bir  
rehber  kitabı  hep  yazmayı düşünmüştüm. Yüksel,  nezaket  
gösterip   kitabın   ham   haline   bir   göz   atmamı istedi. Bu
görevi   memnuniyetle   yerine   getirdim   ve   hemen Yüksel
Bölük’ü   tebrik   ettim.   Okuduğum   ve   şimdi   sizin   elinizde
bulunan   kitap,   kesinlikle   çok   başarılı   bir   çalışma   olmuştu.
Benim   bir   gün   mutlaka   yazmayı   tasarladığımdan   daha  
üstün bir  kitap  metniyle  karşılaştım.

Doğrusu   hem   biraz   kıskandım   hem   de   gurur  
duydum.  Kıskançlık duygusunu  bir  tarafa  bırakırsak,  gurur  
duydum;   çünkü   kitabın müellifi Yüksel   Bölük   bizim
öğrencimizdi.  Bilgisini,  görgüsünü Analitik  gibi  bir  düşünce  
kuruluşunda   geliştirmişti.   Hep   yüksek kalibreli insanlarla
çalıştı,  üzerine  aldığı  sorumlulukları  her zaman  birinci  sınıf  
iş  çıkararak  yerine  getirdi.

TBMM’de   en   uzun   çalışan   siyasi   danışmanlardan  
birisidir Yüksel.   Siyasetin   teorisini,   pratiğini,   kısaca  

2

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

DNA’sını   Yüksel   Bölük kadar   yakından   tanıyan,   bilen  
herhalde  çok  az  insan vardır  Türkiye’de.

İşte   sonunda   genç   yaşta   elde   ettiği   bu   parlak  
kariyeri, “Siyasetçinin   El   Kitabı”nı,   yani   bir   bakıma  
siyasetin  kitabını yazarak  taçlandırmıştır.

Bu   kitapla   birlikte   Türk   siyasetinin   bir   eksikliği  
giderilmiştir.

Siyasete  ilgi  duyanların…
Seçmenleriyle   daha   etkili   ve   daha   hızlı   iletişim  
kurmak isteyenlerin…
Siyasetin  ihtiyaç  duyduğu  ses,  fizik,  tavır,  dil,  tutum  
gibi efektleri  iyi  kullanabilme  ihtiyacı  içinde  olanların…
Ve  tabi  “hayat  boyu  gelişme  ve  kendini  geliştirme”  
sürecini   canlı tutma arzusunda bulunanların   başucu  
kitabıdır  “Siyasetçinin  El Kitabı”.
Hiç   aklımızdan   çıkarmayalım,   siyasette   başarının  
yolu, siyasetçinin   seçmenleriyle   kurduğu   etkili   ve   kaliteli  
iletişimden geçer!
Yüksel  Bölük’ü  Türk  siyasi  kültürüne  yaptığı  bu  çok  
önemli katkıdan  dolayı  kutlarım.
Hüseyin  Kocabıyık
Sabah-Yeni  Asır  yazarı

3

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

İnsanlığa   hükmetme   arzusu,   hemen   her  zaman   insanlığı  
kurtarma  arzusu  kılığına  bürünür.
H.L. Mencken
DANIŞMANDAN  SİYASETÇİNİN  EL  KİTABI

Siyasetin   bir   sürü   tanımı   vardır.   Bir   tanıma   göre
siyaset, insanlığa  hizmet  için,  insanlara  hizmet  için  yapılır.  
Başka   bir tanıma   göre   ise,   iktidarı   ele   geçirmek   için  
yapılan   her   türlü faaliyeti   kapsar.   Bu   iki   tanım,   iki   uç  
noktadır.   Siyasi   faaliyetler, iki   uç   nokta   arasında   gidip  
gelir. Biraz iktidar aşkı,  biraz  hizmet aşkıdır.

Pratikte   siyaset,   yönetim   kadroları   içerisinde   yer  
almak   için yapılır.   Siyasi   partilerin   ilçe   teşkilatlarından il
genel meclisi üyeliğine,   belediye   başkanlığından  
milletvekilliğine   hatta muhtarlığa   kadar,   küçük   ya   da  
büyük   ölçekli birimlerin yönetiminde   söz   sahibi   olmak  
amacıyla,  rakiplerle  yapılan  bir mücadeledir.

Bu   mücadelede   başarılı   olabilmek   için,   giyim  
kuşamdan konuşmaya,   strateji   belirlenmesinden,  
stratejilerin uygulanmasına   kadar   pek   çok   şeyi   bilmek   ve  
bildiklerinizi uygulayabilmek gerekir.

İşte   bu   çalışma,   15   yıllık   danışmanlık   tecrübesinin  
bir   yansıması olarak,   işin   biraz   teorisi,   ama   daha   çok  
mutfağından,  siyasetçi adaylarına  tavsiyelerden  oluşacak.  
Biliyorum,  “siyasetçinin  el kitabı”  çok  iddialı  bir  isim.  Ama  

4

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

15   yıl   boyunca   gördüklerimden sonra,   en   azından   yeni  
başlayacaklar  için  bir  el  kitabı  gerektiğini düşündüm.

Bu   kitapta,   konular   örnekleriyle,   yaşanmış  
olaylarla, bazen de   kurgularla,   basitçe,   herkesin  
anlayabileceği   bir   dille anlatılacaktır.   Zaten,   ne   kadar  
itibarsızlaştırılmaya   çalışılırsa çalışılsın,   siyasetçiler   zeki  
insanlardır.   Çok   kolay   öğrenirler   ve öğrendiklerini  
uygularlar.   Siyasetçi   olmak   isteyenlerin   bütün temel
konuları   bulabilecekleri,   el   kitabı   olabilecek   bir   kaynak
yoktur.   Bazı konularda, ansiklopedik boyutlarda bilgiler
içeren yayınlar  bulmak  mümkünken,  bazı  konularda  bölük  
pörçük bilgilere  bile  zor  ulaşılır.

Danışmanlık,   hele   hele   milletvekili   danışmanlığı,  
her konudan bir   parça   anlamayı   gerektirir.   Hukuk,   halkla  
ilişkiler,   siyasal reklamcılık,   konuşma   yazarlığı,   siyaset,  
tarih, moda, dedim ya, aklınıza  gelebilecek  her  konuda  bir  
şeyler   bilmek   zorundadır danışman.   Danışmanlar,   kılık  
kıyafetinize,  konuşmanıza,  oturmanıza kalkmanıza,  yemek  
yemenize,   para   harcamanıza,   katılacağınız toplantılara,  
fikirlerinize,   kullanacağınız   oya,   edeceğiniz   küfre, aile
ilişkilerinize,  medya  ilişkilerinize,  kısacası  bütün  hayatınıza
karışırlar.   Velhasıl,   gerçek   danışmanlar,   siyasetçiyi  
siyasetçi yaparlar. Nasıl   yarım   doktor   candan,   yarım  
imam dinden ederse, yarım   danışman   da,   siyasetçiyi  
geleceğinden   eder.   O   yüzden, amcaoğlundan,   baldızdan,  

5

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

polisten,  teşkilat  mensubundan danışman  olmaz.  Olsa  da  
bir   işe   yaramaz. İşte   bu   kitap,   gerçek   danışmandan,  
siyasetçilere  bir  tür  el  kitabı olsun  diye  hazırlanmıştır.

Bu   kitapta,   siyasetçi   olabilmek   için neyi,   nasıl  
yapmanız  gerektiği  basitçe  anlatılacaktır. Ülkemizde  1977  
seçimlerinden   beri,   partilerin   seçim kampanyalarını  
profesyonel firmalar   yürütürler.   Seçim   mücadelesi,   aynı  
zamanda bu firmaların   mücadelesidir. Siyasi partiler
profesyonel   iletişimcilerle,   reklamcılarla,   pek çok  
danışmanla   çalışabilecek   maddi   güce   sahiptirler.   Ancak,
adayların   pek   çoğunun   bireysel   olarak   bu   gücü   yoktur.  
Maddi gücü   olanlar   bile,   seçim   dönemlerinde   çalışacak  
profesyonel bir ekip   oluşturamazlar.   Büyük   firmalar, tek
tek  adayların kampanyalarını  almayı  ekonomik  bulmazlar,  
tek tek aday kampanyaları  ile  uğraşmazlar.

İlçe   ve   belde   belediye   başkan   adayları,   il   genel  
meclisi ve belediye   meclisi   üyesi   adayları,   muhtar
adayları,   seçimlerde, en   azından   fotoğraf   çektirerek,  
küçük  bir  tanıtım  kartı,  kartvizit bastırarak  nihayetinde  bir  
seçim   kampanyası   yürütürler. Kahvelerde, pazarlarda,
seçim   bürolarında   vatandaşlarla temaslarda bulunurlar,
iletişim   kurarlar. 2011 milletvekili   seçimlerinde,   30   bin  
kadar   aday   adayı partilere   başvurmuştu.   2009   yerel  
seçimlerinde  52  bin  muhtar, 2  bin  900  belediye  başkanı,  3  
bin  200  il  genel  meclisi  üyesi,  34 bin  belediye  meclis  üyesi  

6

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

seçildiği   düşünülürse,   en   azından   500 bin   kişi   aday  
olmuştur.

Bu   çalışma,   herhangi   bir   seçimde   aday   olmayı  
düşünenlere,   en başından   en   sonuna   kadar   yapmaları  
gerekenleri, toplu halde sunmayı  amaçlamaktadır.  Ayrıca,  
dernek   yöneticisi   olmak isteyenler,   oda   ve   borsaların  
yönetimine   talip   olanlar, sendikacılar   gibi   pek   çok   sivil  
toplum   örgütünde   görev alanlar, bu   çalışmadan  
faydalanabilirler.

Çalışmamız,  siyaseti  düşünenler  için  bir  el  kitabıdır  
evet, ama   siyaseti   düşünmeyenlere   de,   giyinme,  
konuşma,   yazma, görüntü   verme,   insanlarla   ilişki   kurma,  
insanları   etkileme   gibi konularda   yardımcı   olacak,   bu  
kitapta   yazılanları   uygulayanlar, iş   yerlerinde,   arkadaş  
gruplarında,   konu   komşu   arasında   daha popüler  
olacaklardır.

“Her   şeyi,   en   ince   ayrıntısına   kadar   yazdım”  
demiyorum, ancak   kitabı   okuduğunuzda,   “boşa   vakit  
kaybı” duygusuna kapılmayacağınızı  garanti  ederim.

7

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Üstüne  binip  kendinden  kaçabileceğin  bir  at  yok…
Maxim Gorki
SİYASETE  GİRMEDEN  ÖNCE  İYİ  DÜŞÜNÜN

Ülkemizde   herkes   devlet   yönetimini   bilir,   devlet  
yönetimi hakkında   iyi   kötü   bir   fikri   vardır.   Fikri   vardır   ne  
demek? Herkes, en   iyisini,   en   doğrusunu   bilir.   Koca   koca  
başbakanlar,   bakanlar, profesörler,   genel   müdürler,   MİT
Müsteşarı,   Genelkurmay Başkanı,   devletin   onca   görevlisi  
bir   şeyden anlamaz da, bakkalımız,   kasabımız,   işçimiz,  
memurumuz,   köylümüz, kapıcımız,   onlardan   çok   daha  
iyisini bilirler. Siyasetçiler,   sırf   kendileri   gibi   düşünmüyor
diye,   sırf   farklı   düşünüyor   diye,   kolayca   tırnak   içinde  
“vatan haini”  ilan  edilirler.  “Kafaları  çalışmaz”  olur,  kendisi  
iyi olsa bile   etrafındakiler   adam   değildir.   Siyasetçilerin
çevresindekiler her   zaman   sahtekârdır(!) “Ah   ben  
başbakan   olsaydım.”   cümlesiyle başlayan   sohbetler,
kahvedeki   her   masada   yapılır.   Bu   sohbetler   genelde,  
“Bunlar adam   değil,   ben   olsam   asardım,   keserdim.” diye
biter   ama   olsun.   İşte,   herkesin   en   iyisini bildiği   bir   işi
yapmak,  gerçekten  zordur.

Bizim   memleketimizde   siyaset   uzmanı   olmak   işte  
bu   yüzden gerçekten   zor,   hatta   imkânsızdır.   Herkesin   en  
iyi   bildiği   şeyin uzmanı   mı   olurmuş?   Bir   şeyin   uzmanı  
olabilmek  için,  herkesin bilmediği  bir  şey  olması  gerekir.

8

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Hâlbuki   siyaset,   herkesin   bildiğinin   çok   ötesinde,  
uzmanlık gerektiren   bir   uğraş   alanıdır.   Üstelik   sadece   bir  
alanda da değil,   pek   çok   alanda   uzman   olmalısınız.  
Hitabetiniz olacak, yani   konuşmasını   bileceksiniz,  
reklamcılıktan   anlayacaksınız, yönetim   biliminden
anlayacaksınız,  halkla  ilişkilerden anlayacaksınız,  en  az  bir  
gazeteci  kadar  basından  anlayacaksınız. Modacı  gibi  giyim  
kuşamdan   anlayacaksınız,   özgeçmişinizi yazacak kadar
eliniz  kalem  tutacak,  fotoğraf  çekilirken  görüntü vermesini
bileceksiniz,  teknolojiyi  kullanacaksınız  vesaire.

Siyasete girmek, siyaset yapmak isteyenler,
başlarken bütün  bunları  düşünmeli  ve  herkesin  her  şeyi  
bildiği  bir alanda  söz  dinletmenin,  söz  geçirmenin  çok  zor  
olduğu bir   alanda,   eleştirinin,   küfrün   bol   olduğu   bir  
alanda bulunmanın,   yer   almanın   gerçekten   değip  
değmeyeceğine karar   vermelidirler.   Alman   başbakanı  
Adenauer diyor ki, “Politikada   kalın   bir   deri,   Allahın   bir  
nimetidir”,   İngiliz başbakanı   Harold   Macmillan’a   göre,  
“Cehalet,  eleştiriye hiçbir  zaman  engel  olmaz.” Hamama
girecekseniz, terleyeceğinizi  bilin.

Siyaset  değirmen  gibidir.  İnsanları  öğütüp,  öğütüp,  
tükürür. Başarı   ihtimali   düşük,   başarısızlık   ihtimali  
yüksektir.  Çünkü talep  çok,  koltuk  sayısı  azdır.  Az  koltuğa  
çok   talipli   olunca, talihli   ve   akıllı olanlar   başarılı   olur,  

9

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

talihsiz ve aptal olanlar, siyasetin   çöplüğünde   yerlerini  
alırlar.  

Siyaset sadece uzman siyasetçilerin,   akıllı  
siyasetçilerin,   kurnaz   siyasetçilerin başarılı   olduğu   bir  
alan   değildir,   talihli,   kısmetli   olmak   da gerekir. Şansınız  
talihiniz  varsa,  konuşmasını,  giyinmesini  biraz biliyorsanız,  
insanlarla   ilişkileriniz   iyiyse,   yani   şekil şartlarınız  
yerindeyse,   esasa   dair   sözler   söylemek   için   siyasete
başlayabilirsiniz.

Bu kitap, siyasete gireceklere, şekil  şartları  ile ilgili,
oradan buradan  bilgi   vermeyi,   en   azından   şekil  şartlarına  
ilişkin  bir fikirlerinin  olmasını  amaçlamaktadır.

10

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Değişen  dünyada  ne  kadar  bilgin  olduğu  önemli  değildir,  
çünkü  bilgi  hemen  eskiyor.  Önemli  olan  öğrenme  hızın.  
Anonim
SİYASETÇİ   VE   SİYASETÇİ   ADAYLARI   İÇİN   İLETİŞİM  
TEKNİKLERİ

Siyasetçilerin   amacı,   kendilerini   insanlara  
beğendirmek,   sevdirmek,   fikirlerini   onlara   kabul  
ettirmek  ve  nihayetinde  de  oylarını  alabilmektir.

Siyasetçiler,   amaçlarına   ulaşmak   için   toplumla  
sürekli   bir   iletişim   içerisinde   olmak   zorundadırlar.   Kılık  
kıyafetleri,   dış   görünüşleri,   fikirleri,   hitabetleri,   medya  
ile   ilişkileri başta   olmak   üzere   yaptıkları   ve   yapmadıkları  
her  şey  bu  iletişimin  bir  parçasıdır.
İYİ  GÖRÜNMELİSİN

Bir   siyasetçi   ilk   önce   görünüşü   ile   iletişim kurar.
İlk   karşılaşmada   bir   insanın   güvenini,  beğenisini,   takdirini  
kazanabilmenin   ilk   şartı   iyi   bir   görünüşe   sahip  
olabilmektir.   Henüz   konuşmaya   başlamadan   önce  
görünüşümüz   insanları   etkiler. Bir insanla yan yana
geldiğinizde,  daha  siz  ağzınızı  açıp  tek  kelime  söylemeden,  
hakkınızda   olumlu   ya   da   olumsuz   bir   kanaat   oluşur.    
Konuşmaya   başlamadan   önce   görünüşümüzle   insanları  
etkilediğimiz   için,   biz   de   çalışmamızda   bu   yolu   takip  
edecek,   siyasetçileri   konuşturmadan   önce,   sahip   olmaları  
gereken  şekil  şartlara  değineceğiz.

11

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Dik dur!
İyi   görünmenin   ilk   şartı   dik   durmaktır.   Dik   duran  

insanlar,   kamburlardan   daha   çekici   görünürler.   Dik  
duranlar  karşılarındaki  insana  daha  çok  güven  verirler.  Dik  
durmak   boyunuzu   olduğundan   daha   uzun   gösterir.   Eğer  
şişmansanız   dik   durarak   daha   zayıf   bir   görüntüye  
kavuşursunuz. İnsanlar,   ilk   çağlardan   beri   kendilerini  
koruyabilecek   güçlü   kuvvetli   kişileri   lider   seçme  
eğilimindedirler.

Siyaset,   her   zaman   düzgün   bir   duruş   gerektirir.   İyi  
konuşabilmeniz   için,   sesinizin   gür   çıkabilmesi   için, iyi
fotoğraf   verebilmek   için,   iyi   görüntü   verebilmek   için,  
duruşunuza  dikkat  etmeli,  dik  durmalısınız.

Siyasetçiler,  telefonla  konuşurlar,  araba  kullanırlar,  
masa   başında   çalışırlar.   Bütün   bu   “eller   önde”   iken  
yapılan   faaliyetlerin   kaçınılmaz   sonucu, kamburluktur.
Omuzlarınız   öne   düşer,   kürek   kemiklerinin   yerleri   değişir.  
Sırt   kaslarınız,   sizi   dik   tutabilmek   için   daha   çok   çalışır   ve  
daha   çabuk   yorulurlar.   Beliniz   ve   boynunuz   ağrır.   Dik
durabilmek  için  sırt  kaslarınızı  güçlendirmeniz  gerekir.

Bir spor salonuna gidip, haftada en az 3 saat
antrenman   yapmalısınız.   “Vaktim   yok”   diyorsanız   eğer,  
zamanın   birinde   spor   yapmak   için   vakit   bulamayan   bir  
siyasetçimizin  bir  anısını  sizlerle  paylaşmak  istiyorum.

12

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Önemli   devlet   adamlarımızdan   birisinin   kalbi  
teklemeye   başlamıştır.   Bir   Amerika   gezisinde,   araştırıp   iyi  
bir   kalp   doktoruna   gider.   Doktor   “Endişelenecek   fazlaca  
bir   şey   olmadığını,   biraz   kilo   vermesi   ve   her   sabah  
mutlaka   spor   yapması   gerektiğini”   söyler.   Bizimkisi,   biraz  
da   doktora   hava   atmak   için,   “Ama   ben   Türkiye’de  
bakanım,  spor  yapmak  için  nasıl  vakit  bulayım?”  diye  itiraz  
eder.   Doktorun   verdiği   cevap   manidardır.   “Herhalde   Bill  
Clinton’dan  daha  meşgul  değilsinizdir.  Çünkü  O her sabah
spor  yapar.”

Clinton’dan   daha   meşgulseniz   ve   spor   için   vakit  
bulamıyorsanız   eğer,   size   birkaç   basit   egzersiz  
önereceğim.   Bulduğunuz   her   fırsatta   bu   egzersizleri  
yaparak,   sırtınızı   kuvvetlendirebilir,   sırt   ve   boyun  
ağrılarınızı  azaltabilirsiniz.  

Masa   başında,   bilgisayar   sandalyesinde   yarım  
saatten  fazla  oturmayın.  YARIM  SAATTE  BİR  MOLA  VERİN,  
KENDİNİZE  BİR  ÇAY  ALIN,  HAREKET  EDİN.  

Sandalyenizde   kaykılarak   değil,   dik   oturmaya  
çalışın.   Sandalyenin   arkalığına   sırtınız   değil,   beliniz   hatta  
belinizin  biraz  daha  altı  değsin.  

Şimdi  basit,  çok  basit  birkaç  egzersiz  yapalım.  
Sandalyenizde   otururken,   ellerinizi   alnınızda  
kenetleyerek   başınızı   3-5 saniye ileri itin, sonra ellerinizi
ensenizde  kenetleyin  ve  başınızı  3-5 saniye geriye itin.

13

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Sağ   elinizi   sağ   yanağınıza   destek   yapın   ve   başınızı  
sağa  itin,  diğer  elinizle  aynısını  yapın.  

Ellerinizi   başınızın   hizasında   ters   kenetleyin   ve  
ileri-önünüze   doğru   uzatabildiğiniz   kadar   uzatın,   şimdi   de  
elleriniz  ters  kenetli  şekilde,  mümkün  olduğunca  yukarıya  
doğru  uzanın.  

Başınızı   yavaşça   sağa   çevirin   ve   3   saniye   bekleyin,  
aksi  yönde  hareketi  tekrarlayın.  

Başınızı   yavaşça   öne   eğin,   3   saniye   bekleyin,   aksi  
yönde  hareketi  tekrarlayın.  

Bir   eliniz   yanınızda   sallanırken,   diğer   elinizle  
mümkün   olduğunca   yukarı   uzanın   ve   şimdi   de   diğer  
elinizle  yapın.

Sandalyenizde   biraz   öne   doğru   çıkın, ellerinizle
belinizi  tutun  ve  göğüs  ve  omuzlarınızı  ileri  çıkarın.  

Şimdi   ayağa   kalkın,   ellerinizi   yanlarınızda   sallayın.  
Omuzlarınızı   yukarı   aşağı   dikey   olarak   hareket   ettirin.  
Bütün  bu  hareketleri  3-5  kez  tekrar  ederseniz,  ağrılarınızın  
azaldığını,   sırtınızın   dikleştiğini,   duruşunuzun   düzeldiğini  
fark edeceksiniz.
Gülmesini  bilmeyen  dükkân  açmasın.
Çin  atasözü
İlk  görüşte  aşk…

İlk   görüşte   aşk,   gerçektir.   Birisini,   ilk  
gördüğünüzde,   duruşuyla,   vücut   diliyle,   giyim   kuşamıyla,  

14

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

güzel   ya   da   çirkin   olmasıyla   değerlendiririz.   Daha   onunla  
konuşmadan,   sesini   duymadan   hakkında   olumlu   ya   da  
olumsuz   bir   karar   veririz.   Ya   severiz,   ya   bizi   rahatsız   eden  
bir   şeyler   olur.   Hatta   bu   ilk   izlenimler   kaydedilir   ve  
gelecekteki   ilişkinizde   bile,   belirleyici   bir   rol   oynar. İlk  
izleniminizin  çok  çok  iyi  olması,  pozitif  bir  enerji  yaymanız  
gerekir.

Çekici   sayılıp   sayılmamanız,   bütün   hayatınızı  
etkiler. Kadınlar,   erkeklerin   fiziksel   görünümüne   daha   az  
önem   verirler.   “Çirkin   erkek   olmaz”   atasözümüz   de,   ilk  
görüşte   aşk   sözü   gibi   doğrudur.   Erkekler   hakkındaki  
beklentilerini  ne  kadar  yükseltirlerse,  hayal  kırıklıklarının  
o   kadar   büyük   olacağını   çoktan   öğrenmişlerdir.   Bu  
durum,   çirkin   erkek   olmaz   sözüyle   kadınların   genlerine  
işlenmiştir.  Bu,  çoğu  kel  ve  göbekli  siyasetçiler  için  iyi bir
şeydir.   Ama   rakipleri   genç,   güzel,   yakışıklı   ve   çekiciyse,
hiçbir  şansları  kalmaz.  

İşte   size   bir   altın   öğüt;   görüntünüzü   mümkün  
olduğunca   düzeltin.   Şişmansanız   kilo   verin.   Dişlerinizi  
yaptırın,   saçınızı   kestirin,   dik   durun.   Güzel   giyinin   ve  
güzel  kokun. İlk  insandan  beri,  beyinlerimiz,  hayatlarımızı,  
bizi   koruyabilecek   sağlıklı   insanlara   teslim   etmemiz   için  
programlanmıştır.   Eş   seçerken   de,   lider   seçerken   de,  
sağlıklı   olanı   seçeriz.   Recep   Tayyip   Erdoğan’ın   heybeti,  
sizce  de,  karizmasına  katkıda  bulunmuyor mu?

15

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Sonuç   olarak,   ne   giydiğiniz,   makyajınız,  
mücevherleriniz,   saatiniz,   telefonunuz,   çoraplarınız,  
ayakkabılarınız,   paltonuz,   gözlükleriniz,   duruşunuz,  
saçlarınız,  dişleriniz,   kısacası   görünüşünüzü   oluşturan  her  
şeyiniz,   siz   daha   ağzınızı   açıp   bir   kelime   söylemeden,  
karsınızdakiler   tarafından   sevilmenize,   ya   da  
sevilmemenize  yol  açar.

FİZİKSEL   OLARAK   ÇEKİCİ   OLMANIN   EN   BÜYÜK  
SIRRINI   VERİYORUM:   GÜLÜMSEYİN.   Gülümsemek,  
yüzünüze   derinlik katar,   sizi   dostça   gösterir.   İnsanlar,  
dostlarının  yanında  rahat  ederler  ve  dostlarını  severler.  

16

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

GİYİM  KUŞAM
Tahmin  edebileceğiniz  gibi  en  başta  dikkat  etmeniz  

gereken  diğer  bir  konu,  giyim  kuşamınızdır.  
Merak   edecek   bir   şey   yok.   Söylediklerimi   yapın  

yeter.
Lacivert,   gri   ya   da   siyah   takım   elbise,   mavinin  

tonlarında   ve   beyazın   tonlarında   gömlekler.   Hepsi   bu  
kadar.

Takımın   içine   kısa   kol   gömlek   giyilmez.   Ne   kadar  
sıcak   olursa   olsun   ceket   çıkarılmaz.   Gömleğin   kolları   geri  
katlanmaz.  Kareli  gömlek  olmaz.  

Yazları   beyaz   ya   da   krem   rengi   ceket   giymelisiniz.  
Boynunuz   veya   gerdanınız   tüylü-kıllı   ise   kravat   mecburi,  
aksi  halde  yazın  takmasanız  da  olur.  

Kemersiz   olmaz.   Pantolon   askısı   ile   kemer   birlikte  
kullanılmaz.  

Çorabınız   pantolonunuzun   renginde   ya   da   bir   ton  
koyusu  olmalıdır.  

Tişört  olmaz.  Hele  hele  göbeğiniz varsa asla olmaz.
Kısacası,   kısa   kollu   gömlek   ve   tişörtleri   bi   fakire   verin  
gitsin,  bundan  sonra  işinize  yaramaz.

Unutmadan,   kahverengi   takım   elbise,   kahverengi  
gömlek,   bundan   böyle   sizin   için   yasaktır.   Kahverengi  
toprak   rengidir.   Sizi   silikleştirir,  fark   edilmenizi  zorlaştırır,  
kalabalıklar  içinde  kaybolup  gidersiniz.  Bir  siyasetçi  için  en  

17

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

istenmeyen  şey  ise  fark  edilmemektir.  Siyasetçi  her  zaman  
göz  önünde  olmalıdır.

Kırmızı,   sarı   gibi   canlı   renkleri,   kravatlarınızda  
kullanabilirsiniz.  Kıyafetinize  hareket katarlar.

Kol   düğmeleri,   saat   ve   kemer,   iyi   görünmenizi  
sağlayan   aksesuarlardır.   Kıyafetinize   uyumlu   şekilde  
kullanmaktan  kaçınmayın.  

Ayakkabılarınız   ayağınıza   küçük   ya   da   büyük   değil,  
tam   olmalıdır.   Ayağınızı   vuran   ayakkabılar,   canınızı   sıkar,  
yüzünüzü  ekşitmenize  neden  olur,  BİR  SİYASETÇİNİN  ASLA  
YAPMAMASI  GEREKEN  ŞEY,  YÜZÜNÜ  EKŞİTMEKTİR.  Klasik,  
bağcıklı   ayakkabıları   tercih   edin.   Ayağınız   normal  
boydaysa,   sivri   burunlu   ayakkabılar   şık   durur.   Ayağınız  
büyükse,   daha   büyük   gösteren   uzun   burunlu  
ayakkabılardan  kaçının.

Kadınlar   için   çok   şey   söylemeye   gerek   yok.   Onlar,  
giyinmesini  çocukluktan  öğrenir  ve  her  zaman  iyi  yaparlar.  
Siyasetçi   adayı   iseniz,   biraz   daha   muhafazakâr  
giyinmelisiniz.   Çok   açık   giyinmeyin   yeter,   malum   erkek  
milletinin dikkati kolay dağılır.  

Takıp   takıştırmayın,   sürüp   sürüştürmeyin.  
Takılarınız   da,   makyajınız   da   orta   karar   olsun,   düğüne  
gitmiyorsunuz,   belediye   meclisinin   toplantısına  
katılacaksınız.

18

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Şişmanlar  için  püf  noktaları
Aşırı   kiloluysanız   uzun   vadede   iyi   görünmenin   en  

iyi yolu,   kilo   vermektir.  Kilo   vermek,   sizin   için   bir   hayalse  
eğer,   aşağıdaki   tavsiyelere   uyarak,   daha   iyi  
görünebilirsiniz.

Giysileriniz   mükemmel   bir   şekilde   üzerinize  
oturmalı.   Çok   dar   giysiler,   şişkin   ve   hantal   bölgelerinizi  
açığa   çıkaracaktır.   Çok   bol   giysiler ise, problemli
bölgelerinizi  belki  saklayacak   ama   sizi,   olduğunuzdan   çok  
daha  iri  gösterecektir.  

Abartılı   ve   çarpıcı   modeller   giymekten   kaçının,  
çünkü  bu  tip  giysiler  ilgiyi  bedeninizin  üst  bölgesine  çeker.  

Dikey   çizgili   takımlar   giymelisiniz.   Dikey   çizgiler,  
optik   zıtlık   yaratacak   ve   bedeninizin   görünüşünü  
uzatacaktır.  

Koyu, keskin renkler yeni   arkadaşlarınız,   sizi   10  
kilo  daha  zayıf  gösterirler.  

Pantolonlarınız   belinize   kadar   gelmesin,   aksine,  
düşük   belli   olsun.   Düşük   belli   pantolonlarda   kemer   kısmı  
ile   pantolon   ağı   arasında   normal   pantolonlara   kıyasla  
daha   kısa   bir   mesafe   vardır.   Ayrıca,   pantolonlarınızın  
kemer   kısmının   bedeninizin   orta   bölümünü   kavrayacak  
kadar   geniş   olduğundan   emin   olun   ki   göbeğiniz  
pantolonunuzun   üzerinden   sarkmasın.   Pantolonunuzdan

19

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

fırlayan   bir   mide,   bedeninizi   uzatır,   bacaklarınızı   ise  
kısaltır.  Kemer  kullanın.  Kemer, göbeğinizi  toplar.

MÜMKÜN   OLDUĞUNCA   DİK   DURMAK,   10-15   KİLO  
VERMİŞSİNİZ  GİBİ  GÖRÜNMENİZİ  SAĞLAYACAKTIR.

Hantal   spor   ceketlerden   kaçının.   Yumuşak  
yünlüleri   tercih   edin,   kumaş   mümkün   olduğunca   ince  
olsun.

Daha   uzun   ve   daha   ince   görünmek   için   uzun  
pantolonlar giyin.   Bedeninizi   gerçekten   uzun   göstermek  
için  yere  bile  değebilirler.

Zayıflar  için  püf  noktaları
Ceketlerinizin  tam  kalçanızın  altına denk gelmesine

dikkat   edin.   Kısa   bir   ceket,   boyunuz   kadar   zayıf   belinizi,  
kollarınızı  ve  bacaklarınızı  da  ortaya  çıkaracaktır.  Uzun  bir  
ceket  ise,  sizi  sarmalanmış  bir  sopa  gibi  gösterecektir.

Pantolonlarınız   klasik   kesimli   ve   pilisiz   olmalıdır.  
Sizi fasulye  sırığı  gibi  göstereceğinden,  ince  çizgili  giysileri  
gardırobunuzdan   çıkarmak   isteyecek   olsanız   da,   çizgili   ve  
desenli  pantolonları  giymekten  korkmayın,  çünkü  bunların  
ayrı  bir  havası  vardır.

Tüm  elbiseleriniz  için  kaba  kumaşlar  seçmek,  zayıf  
erkekler  için  önemli  bir  ipucudur.  Birinci  sınıf,  kalın  kadife  
pantolonlar   bacaklarınıza   takviye   yapar.   Takım   elbiseler  
için  ağır  yünlüleri  tercih edin.

20

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Zayıf   bir   erkekseniz,   serin   havalarda   balıkçı   yaka  
veya   bisiklet   yaka   süveterler   giyin.   V   yaka   süveterler  
giymeyin,   çünkü   boynunuzu   ve   zayıf   kısımlarınızı   ortaya  
çıkaracaktır.

21

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Delilik  aynı  şeyleri  yapıp,  farklı  sonuçlar  beklemektir.
Anonim
İNSANLARIN  KARARLARINI  ETKİLEMEK  İÇİN

İnsanlar   nasıl   karar   verir?   İyice   düşünerek,  
tartarak,   eğrisini   doğrusunu   hesap   ederek,   bilinçli   bir  
şekilde  mi  karar  verirler?

Öyleyse   sigarayı   neden   bırakamıyorlar?   Mantıklı  
düşünen   insanlar,   sigaranın   ne   kadar   zararlı   olduğunu  
bilirler.   Sigara   içerseniz   kanser   olmanız   neredeyse  
kesindir,   sigara   sizi   öldürür,   çocuklarınızı   anasız-babasız  
bırakır.   BİLİNCİNİZLE   KARAR   VERİYOR   OLSAYDINIZ,   ASLA  
AMA   ASLA   SİGARA   İÇMEZDİNİZ.   İnsanların   sigarayı  
bırakamaması,   tamamen   bilinçaltları   ile ilgilidir.
Bilinçaltında,   sigaranın   iyi   ya   da   kötü   olduğu   tartışılmaz.  
Sigara   içmek   programlanmış,   yavaş   yavaş   bilinçaltınıza  
kodlanmış   bir   davranıştır.   Yemekten   sonra,   otobüsten  
indiğinizde,   direksiyona  geçtiğinizde,   üzülünce,   sevinince,  
canınız  sıkılınca,  bir  sigara  yakarsınız.  Otomatiktir.

İnsanların  pek  çoğu,  bilinçli  olarak  karar  vermezler.  
İlk   izlenimden,   geçmiş   tecrübelere   kadar,   pek   çok   farklı  
etkiyle, bilinç   dışı   olarak   karar   verirler.   Verdikleri bu
kararlar,   genellikle   statükoyu   korumak,   elinde   olanı  
korumak   yönündedir.   ÖYLEYSE,   İNSANLARIN   BİZİ  
SEÇMELERİ   İÇİN,   BİLİNÇALTLARINA   HİTAP   ETMELİ,   BİZE  
KARŞI   DİRENÇ   GÖSTERDİKLERİ   DURUMLARDA,   BU  

22

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

KANAATLERİNİ   ÇEŞİTLİ   TEKNİKLER   KULLANARAK  
DEĞİŞTİRMELİYİZ.

Bu   kısım,   insanların   bilinçaltında   nasıl   kabul  
göreceğimiz   ve   bizi   reddettikleri   durumlarda,   dirençlerini  
nasıl   kıracağımız   hakkındadır.   Bölümün   tamamında   Kevin
Hogan’nın   “İstediğiniz   kişiye   8   dakikada   nasıl   evet  
dedirtirsiniz”   adlı   kitabından   yararlanılmış,   yazarın  
teknikleri,  siyasete  ve  ülkemize  uyarlanmaya  çalışılmıştır.
Aynı  yoldan  geçmişiz  biz

Daha   önce   yürüdüğümüz   bir   yerde   yürümek,  
genelde güvenlidir.   Aynı   yoldan   gideriz,   aynı   marketten  
alışveriş   yaparız,   aynı   yemekleri   yeriz.   Hayatımızla   ilgili  
pek   çok   şey   bir   rutin   içindedir   ve   bu   rutini   bilinçaltımız,  
bilinçdışımız  idare  eder.

Bir  karar  vereceğimiz  zaman,  ne  kadar  ince  eleyip  
sık   dokursak   dokuyalım,   bilincimizle   değil,   genellikle  
bilinçaltımızla   karar   veririz.   Bu   kararlarımızda,   daha   önce  
bilinçaltımıza   işlemiş   olan   durumların   etkisi   olur.   Bir  
şeyden   zarar   görmüşsek,   olumsuz   etkilenmişsek,   aynı  
konuyla ilgili olumsuz karar veririz.

Karşımızdaki   kişinin   çekiciliği,   çevre,   statükonun  
güvenilirliği,   karar   verme   süreçleri,   bilinçaltı   ve  
bilinçdışının  çarpışması,  verdiğimiz  kararı  etkiler.

Siz,   ne   kadar   mantıklı   şeyler   anlatırsanız   anlatın,  
çoğu  insanın  fikrini  değiştiremezsiniz.  Çünkü  insanlar, bir

23

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

karar   verdiler   mi,   o   kararda   ısrar   ederler.   Mantıkla,  
bilinçle   insanları   ikna   edemezsiniz.   Bilinçaltına   hitap  
etmeniz,   eski   alışkanlıklarını   değiştirmeniz,   kafalarındaki  
statükoyu,  yerleşik  düzeni  yıkmanız  gerekir.

Siyasetçilerin  amacı,  seçmenleri etkilemek,  onların  
desteğini  almaya  çalışmaktır.  

Siyasetçilerle   ilgili   imaj   olumsuzdur.   İnsanlar,  
siyasetçiler   hakkında   olumlu   düşünmezler.   Kabalık   edip  
yüzlerine   kötü   söz   söylemeseler   bile,   arkasından   kötü  
konuşurlar.  İşte  biz,  bu  kadar  olumsuz  bir  imajı,  bu  kadar  
olumsuz  bir  kanaati  düzeltmek  zorundayız.

Size,   insanların   fikirlerini   değiştirebilmek   için   bazı  
anahtarlar  vereceğim.  Bu  anahtarları  kullanabilmeniz  için,  
mutlaka   pratik   yapmanız,   her   anahtar,   her   öğüt   üzerinde  
düşünmeniz,   kendi   durumunuza,   kendi   seçim   bölgenize  
uygulamanız  gerekir.

Çevreyi  değiştirin
İnsanları   eski   alışkanlıklarından   kurtarıp,   size   ve  

partinize   evet   dedirtebilmeniz,   onların   davranışlarını  
değiştirmekten   geçer.   İnsanların   davranışlarını  
değiştirmenin   ilk   sırrı,   bulundukları   ortamı   değiştirmektir.  
Bunun   en   bariz   örneği,   dini   ve   askeri   alanlarda   yaşanır.  
Askere   gittiğinizde,   saçınızdan   kıyafetinize   kadar,   yemek  
yediğiniz   yerden   uyuduğunuz   yere   kadar,   her   şey   değişir.  

24

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Ve   sadece   çevrenin   değişmesi   ile   birlikte,   sizin   davranış  
kalıplarınız   da   tamamen   değişmiş   olur.   Askerde  
evdekinden  farklı  davranırsınız,  camide  maçtakinden  farklı  
davranırsınız,   bir   otel   odasında   çok   daha   farklı  
davranırsınız.

Çevre   koşulları,   farklı   davranışlar   yaratmak   için  
değiştirilebilir.   Şimdi,   bir   siyasetçinin   çevreyi   nasıl  
değiştirebileceğini   düşünelim.   Pek   çok   yeri   değiştirme  
şansımız   yok.   Ama   mesela,   bir   kahve   konuşması  
yapacaksınız.   İnsanlar   toplanmaya   başladıktan   sonra,  
oturum   düzenini   değiştirerek,   çevreyi   değiştirebilirsiniz.  
Bir anfi ve   ses   düzeni   kurmanız   bile,   çevrenin  
değiştirilmesine   neden   olur.   İşte   bu   yüzden,   parti  
bayrakları,   sizin   posterlerinizin   asılması   falan,   hep  
çevrenin   değiştirilmesi   ile   ilgilidir   ve   insanlar   farkında  
olsalar   da,   olmasalar   da   çevrenin   değişmesi   kararlarında
etkili olur.

Her   türlü   siyasi   faaliyetinizden   önce,   mümkün  
olduğunca   çevreyi   değiştirmeye,   mevcut   durumdan  
farklı  bir  ortam,  farklı  bir  mekân  oluşturmaya  çalışın.
Birine kendinden bahsedin, sizi saatlerce dinlesin.
Benjamin Disraeli
Uyum, uyum, uyum

İnsanlar   rahat   olmak   ister.   İnsanlar,   ancak   rahat  
olduklarında   etkilenmeye   açık   hale   gelirler.   İnsanları  

25

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

etkilemek   istiyorsanız,   bilinçli   hareketlerle  
rahatlamalarını  sağlamalısınız.

Giyim   kuşamınızın,   fiziksel   görüntünüzün   ne   kadar  
belirleyici  olduğundan bahsetmiştik.  Şimdi  de  karşımızdaki  
kişileri  nasıl  rahatlatacağımızdan  bahsedelim.

KARŞINIZDAKİLERLE   AYNI   HIZDA,   AYNI   SES  
TONUYLA  KONUŞUN.  ONUNLA  BENZER  ŞEKİLDE  DURUN,  
BENZER  ŞEKİLDE  OTURUN.  AYNI  SIKLIKTA  NEFES  ALIN.

Fiziksel   olarak   uyum   sağladınız.   Şimdi,   sıra   içerikle  
ilgili   uyuma   geldi.   İlişkilerinizde   yapmacık   değil,   samimi  
olun. Samimiyet,  bir  siyasetçinin  amentüsüdür.  Siyasetçi,  
insanlarla   ilişki   kurarken   samimi   olamıyorsa,   ağzıyla   kuş  
tutsa,   başarılı   olamaz.   Samimi   olmak   için   insanların  
dertleri ile   dertlenmeli,   sevinçleriyle   sevinmelisiniz.  
Samimi   olanı,   sahici   olanı,   karşınızdaki   insanın   bilinçaltı  
anlar  ve  ona  göre  tavır  alır.  

İNSANLARIN,   KENDİLERİNDEN   VE   İLGİ  
DUYDUKLARI   ŞEYLERDEN   BAHSETMELERİNİ   SAĞLAYIN.  
Ve söylediklerini   dinleyin. Hayır,   insanların   size  
söylediklerini,   can   kulağı   ile   dinleyin.   Hayatınızda  
duyacağınız   son   sözlermiş   gibi   dinleyin.   Bazen, sadece
dinlemek,   size   bir   oydan   çok   daha   fazlasını   kazandırır.   Bir  
taraftar,   bir   destekçi,   bir   dost   kazandırır.   Unutmayın,   bir  
siyasetçinin  en çok  ihtiyaç  duyduğu  şey,  dosttur.  

26

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Birisiyle   uyum   içinde   olduğunuzu   nasıl  
anlayacaksınız?   Çok   kolay,   sizin   hareketlerinizi   belli  
belirsiz  tekrarlamaya  başlarlar.  Bundan  böyle,  ikna  olmaya  
hazır  duruma  gelmişlerdir.  

İnsanlara   hediyeler   verin,   “hediyeleşmek
sünnettir.”   Size   karşılık   vermek   isteyeceklerdir.   Yemek  
ısmarlayın,   bir   işlerinde   yardımcı   olun,   poşet   taşımasına  
yardım  edin,  en  azından  yardım  teklif  edin.
Güzel  şeyler  söyleyin

İnsanlara   güzel   şeyler   söyleyebilmek   için   güzel  
yanlarını,   üstün   taraflarını   görmeye   çalışmayı   alışkanlık  
edinmek gerekir. Güzel   bakan   güzel   görür.   Peygamber
efendimizin   ölmüş   bir   köpeğin   dişlerini   övmesi,   güzel  
bakma,  güzel  tarafını  görmeye  en  iyi  örnektir.  İnsanlardan  
övgüyü   eksik   etmek,   insanlara   iltifat   etmek,   üzüntü,  
sıkıntı,   dertlerini   sormak   gerekir. Her   insan   beğenilmek,  
takdir   edilmek,   övülmek   ister.   Siyasetçiler,   kendilerini  
sevdirmek   için   insanlardan   övgülerini   eksik  
etmemelidirler. Övgü,  iltifat  aynı  zamanda  bir  motivasyon  
aracıdır.   Övgü   ve   iltifat   insanları   mutlu   eder,   yüzlerinin  
gülmesini  sağlar.

İlişkide   bulunduğunuz   kişilere,   saygınızı   ortaya  
koyan  sözler  söyleyin.  Samimi  bir  şekilde  iltifat  edin.  
Kötü  sözler  söylemeyin

27

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Onların ayıplarını,   hatalarını,   yanlışlarını,  
günahlarını, fiziksel eksikliklerini   hatırlatacak   söz   ve  
davranışlardan  kaçının. Bu  aynı  zamanda  Kuran’ın  emridir.
Hucurat   Suresi   12.   Ayette   “Ey   iman   edenler!   Zannın  
birçoğundan sakının.   Çünkü   zannın   bir   kısmı   günahtır.  
Birbirinizin  kusurlarını  ve  mahremiyetlerini  araştırmayın.
Birbirinizin   gıybetini   yapmayın.   Herhangi   biriniz   ölü  
kardeşinin   etini   yemekten   hoşlanır   mı?   İşte   bundan  
tiksindiniz!  Allah'a  karşı  gelmekten  sakının.  Şüphesiz  Allah  
tövbeyi   çok   kabul   edendir,   çok   merhamet   edendir.”  
buyrulmaktadır.

Mevlana “Ayıp   örtmede   gece   gibi   ol” der. Bir
insana   “kel”   diyeceksiniz   de   ne   olacak?   Sizinle   birlikte  
gülüp   geçse   bile   size   karşı   bir   kırgınlık   hissedecek.  
Karşılaştığınız   kişilerin   kusurlarını,   eksikliklerini   görmek  
yerine,   güzelliklerini   görmeye   çalışmak,   sadece   insanlarla  
iyi   iletişim   kurmanızı   sağlamaz.   Aynı   zamanda   sizi   de   gün  
geçtikçe  daha  iyi  bir  insan  yapar.

Kimseye   kel,   göbekli   ya   da   yaşlı   olduğunu  
söylemeyin.   Benden   biraz   –aslında   birazdan   fazla- büyük  
olanlarla   samimiyet   kurmak   için   “naaber   ihtiyar”   sözünü  
çok   kullanırdım.   Yanlış olduğunu,   bu   sözle   kurulacak   bir  
ilişkinin   hayır   getirmediğini,   insanları   üzmekten   ve   bana  
karşı   olumsuz   tavır   takınmalarını   sağlamaktan   başka   bir  
işe  yaramadığını  acı  bir  tecrübe  ile  öğrendim.

28

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Hiç   kimse   ama   hiç   kimse   eleştirilmek   istemez.  
Eleştirinin   yapıcısı,   güzel   dille   söyleneni,   yol   göstereni  
olmaz. Bir   insanı   eleştirirseniz,   karşınıza   alırsınız.   İlla   bir  
eleştiride   bulunmak   zorundaysanız,   “Şöyle   yapsanız   nasıl  
olurdu”  gibi,  “Mesele  bir  de  şöyle  ele  alınabilir  mi  acaba”  
gibi  sözcüklerle  fikrinizi  beyan edebilirsiniz.
Talep   edilmemiş   tavsiye   nadiren   dinlenir   veya   saygı  
görür.   Ama   talep   edilen   tavsiye   büyük   dikkatle   dinlenir  
ve  çok  zor  kopacak  bağlar  yaratır.
Nelson Mandela
Tavsiye vermeyin

Bir   konuda   uzmansanız   ve   tavsiyeniz   isteniyorsa,  
“Ben yapsaydım   şöyle   yapardım”   gibi   sözcüklerle tavsiye
verebilirsiniz.   Doktorsanız   sağlıkla   ilgili,   muhasebeciyseniz  
tutulması   gereken   defterlerle   ilgili   tavsiye   verebilirsiniz.  
Tavsiyeniz,   görüşünüz   istenmezse,   insanların   işine  
karışmayın.
Ortak  düşmanlar  bulun

İki   kişiyi,   bir   gurubu   veya   bir   topluluğu   ortak
düşmanlar  kadar  birbirine  bağlayan  başka  bir  şey  yoktur.  
BİRİSİ   SİZİNLE   DÜŞMANINI   PAYLAŞIYORSA,   ÖMÜR   BOYU  
SÜRECEK   BİR   DOSTLUK   YARATTINIZ   DEMEKTİR.   Ortak  
düşmanınız   kim?   Terör   örgütü   mü,   komünistler   mi,  
hükümet  mi?  Belediye  başkanı  mı?  
Çok  laf  eşşek  yüküdür!

29

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Siyasetçiler   çok   konuşurlar.   Konuşarak,   insanları  
ikna   ettiklerini,   kendilerine   taraftar   yaptıklarını   sanırlar.  
Çok   konuşmayı   iyi   bir   haslet   bellerler.   Lafı   uzattıkça  
uzatırlar.   Dinleyenleri   bıktırmadan, uyutmadan susan,
kürsüden  inen  politikacı  neredeyse  hiç  görmedim.  Hâlbuki  
sadece   orada   bulunanları   selamlasa   veya   onları   öven,  
onlara iltifat eden, onlarla birlikte olmaktan memnun
olduğunu,   mutluluk   duyduğunu   ifade   eden   birkaç   söz  
söylese,  iş  tamam  olacak.

Ama   yok,   illa   bayıltana   kadar   konuşacaklar.   Bir  
faydası   var   mı,   yok.   Bugüne   kadar   olmadı,   bugünden  
sonra   da   olmayacak.   Çok   çok   iyi   bir   hatip   değilseniz,  
topluluğun   dikkatini   her   an   ayakta   tutabilecek   kadar   çok  
çok  iyi  bir  hatip  değilseniz,  3  dakikadan, 5 dakikadan fazla
konuşmayın.   5 dakikada, hadi bilemediniz, 10 dakikada
anlatamayacağınız   hiçbir   şey   yoktur.   10   DAKİKADAN  
SONRA  İSE,  ANLATABİLECEĞİNİZ  HİÇBİR  ŞEY  YOKTUR.

Liderler,   Meclis’te,   Gurup   toplantılarında   veya  
miting  meydanlarda  saatlerce  konuşuyorlar  değil  mi?  Peki  
bu  konuşmaların  ne  kadarı  etkili  oluyor?  Basın  mensupları  
bu  konuşmaların  ne  kadarını  haber  yapıyorlar?  Sadece  en  
dikkat   çekici,   en   vurucu   yerlerini   birkaç   dakikayı  
geçmeyecek   şekilde   haber   yapıyorlar.   Miting  
meydanlarındaki   dinleyiciler   de   aynen   öyle,   sadece  

30

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

bekledikleri   bir   şey   vaat   edildiğinde,   ya   da   rakibe   şöyle  
“okkalı  bir  geçirme”  yapıldığında  alkışlıyorlar.

Unutmayın,  kısa  konuşun.
Söylediklerinizi   tekrar   edin.   Farklı   farklı   ifadelerle  
aynı   şeyi   tekrar   edin.   TEKRAR, PROPAGANDANIN
ANAHTARIDIR. En iyi tekrar ise, insanlara tekrar
edebilecekleri  bir  söz,  bir  slogan  vermektir.
İnsanların   ne   konuştuğunuzu   hatırlamalarını  
istiyorsanız,   sizinle   rakipleriniz   arasında   çarpıcı   bir   fark  
ortaya   koyun.   Tekrarlanabilir,   başkalarına   aktarılabilir bir
mesajınız  olsun.  
Bu   paragrafı   tekrarın   önemini   vurgulamak   için,  
tekrar  yazıyorum.  Öyle  bir  mesaj  ortaya  koyun  ki,  insanlar  
bu  mesajı  hatırlasınlar  ve  başkalarına  da  aktarabilsinler.
Hep   siz   konuşmayın,   insanları   dinleyin,   onlarla  
sohbet edin. İnsanların,   sizin   anlatacaklarınızdan   daha  
fazla  önem  verdikleri  konular  mutlaka  vardır.  Bırakın  onlar  
konuşsunlar,  önem  verdikleri  konuları  sizinle  paylaşsınlar.  
Siz,  yalnızca  dinleyin  ve  söylediklerini  not  edin.  Bir  dahaki  
karşılaşmanızda,   aldığınız   notlardan yararlanarak,
anlatılanlardan   bahsetmeniz   kadar   etkili   bir   taraftar  
kazanma yolu yoktur.
Köy   içme   suyu,   ya   da   mahalleye   yapılacak   yol,   o  
köyde  ya  da  mahallede  yaşayanlar  için,  Kıbrıs  sorunundan  
da,   atom   bombasından   da   daha   önemlidir.   “Geçen   ay  

31

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

geldiğimde   benden   doktor   istemiştiniz.   Sağlık   Bakanı   ile  
görüştüm.   Bir   uzman   doktor   arkadaşımız   geldi,   bir  
pratisyen   arkadaşımız   da   gelecek”   demeniz   kadar   etkili  
başka  bir  cümle  daha  yoktur.

Güvenilir  misiniz?
Tabii   ki   öylesiniz.   Ama   size   göre,   ya   başkaları sizi
nasıl   görüyor?   Güvenilir   misiniz,   yoksa   bütün   siyasetçiler  
gibi  güvenilmez  mi?
GÜVENİLİRLİĞİN   İLK   ADIMI   YETERLİLİKTİR.
ALANINIZDA   DENEYİMLİ,   BİLGİLİ,   EĞİTİMLİ,   UYGUN,  
YETENEKLİ,  ZEKİ  VE  UZMAN  OLMALISINIZ.  
Siyasetçi   için   yeterlilik   ne   anlama   gelir? En
azından,  kendi  partinizin  görüşlerini  bilmeli,  anlatabilmeli,  
üzerinde   konuşabilmelisiniz.   Rakip   partiler   hakkında,  
onları   eleştirecek   kadar   bilgiye   sahip   olmalısınız.   Seçim  
bölgenizin   yerel   sorunlarını   bilmeli,   çözümleri   hakkında  
bir   fikriniz   olmalı.   Güzel   giyinmeli,   güzel   konuşmalısınız.  
Meseleleri   kolayca   çözecek   pratik   zekânızı,   ara   sıra  
insanlara   göstermelisiniz.   Bu   melekelere   sahip   değilseniz,  
çok   çalışarak   kendinizi   geliştirmeli,   ondan   sonra  
siyasetçiliğe  soyunmalısınız.
Güvenilirliğin   son   adımı ise DÜRÜSTLÜKTÜR.  
Kendinizi  anlatırken  de,  rakiplerinizi  eleştirirken  de  dürüst  
olun. YETERLİ   VE   DÜRÜST   İSENİZ,   AYNI   ZAMANDA  
GÜVENİLİRSİNİZ  DEMEKTİR.

32

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Yeterli  ve  dürüst,  yani  güvenilir  görünmek  için  bazı  
teknikleri   kullanabilirsiniz.   Akıcı   konuşun,   kekelemeyin.
Konuşma  hızınıza  dikkat  edin.  Bir  konuda  yeterli  olanlar,  o  
konu  hakkında  normalden  biraz  daha  hızlı  konuşurlar.  

Konuşurken   ortaya   deliller   koyun,   konunun
uzmanı   isimlerden   bahsedin.   Ekonomi   konuşuyorsanız,  
mesela  “Asaf  Savaş  Akad’a  göre”  deyin.  
Karşı   tezlerden   mutlaka   bahsedin,   çünkü   siz   bir   şeyi  
anlatırken,  dinleyicileriniz,  söylediklerinizin  anti  tezlerini  
düşünürler.   Sizin   onların   düşündüğü   şeylerden  
bahsetmeniz,  tarafsız  olduğunuzu  ortaya  koyar.

Konuşurken,  sinirli  değil,  sempatik  olun.  Sempatik
olmak  sizi  dürüst  gösterir.  

Konuşurken   mizah   kullanın,   ama   dozajını   iyi  
ayarların.  Konuşmayı  yumuşatacağım  diye,  yavşatmayın.  

Kaybetme korkusu
İnsanlar,   en   çok   sahip   oldukları   şeyleri  

kaybetmekten korkarlar.   “Allah   gördüğünden   geri  
koymasın”   sözü,   insanların   bu   korkusunu   çok   iyi  
anlatmaktadır.   Sahip   olunanı   kaybetme   korkusu,   yeni   bir  
şey  kazanma  ihtimalinden  daha  iyi  motivasyon  sağlar.  İşte  
bu   yüzden   iktidarlar   “istikrarın   sürmesinden”  
bahsederek,   insanların   kaybetme   korkusuna   hitap  
ederler.

33

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

İktidar   tarafındaysanız,   “Biz   gidersek,   kazandığınız  
birçok  şeyi  kaybedersiniz,  bugünleri  ararsınız,  gelen  gideni  
aratır,”  gibi  argümanları  kullanmalısınız.

Muhalefet tarafındaysanız,   insanları,   sizi  
seçerlerse,   daha iyi bir gelecekte   yaşayacaklarına  
inandırmalı,   onlara   daha   zengin,   daha   müreffeh   bir  
gelecek  çizebilmelisiniz.

Peki, insanlara ne vaat edeceksiniz? İNSANLAR,  
BAŞKA   İNSANLARIN   SAHİP   OLDUKLARI   ŞEYLERE   SAHİP  
OLMAYI   İSTERLER.   Başka   insanların   sahip   olduğu   şeyleri  
vaat   edin.   Başka   ülkelerdeki   insanların   sahip   olduğu  
şeyleri  vaat  edin.

İNSANLAR,   KONTROLÜN   KENDİLERİNDE  
OLDUĞUNU   DÜŞÜNMEK   İSTERLER,   kontrol   onlardaymış  
gibi   davranın.   “Siz   seçeceksiniz,   kimin   kazanacağını   sizin  
oylarınız   belirleyecek”   sözü,   dinleyenlere   kontrolün  
kendilerinde   olduğunu   hissettirir. Peki, kontrol onlarda
mıdır?   Tabii   ki   hayır,   siz   de   dâhil   pek   çok   seçenek   var,  
hangisini   seçecekleri   konusunda   büyük   bir   kararsızlık  
yaşıyorlar.   Yönlendirilmeleri   gerekiyor.   Diğer   seçenekleri  
hızla   eleyerek,   en   iyisinin   siz   olduğunuzu,   sizin   partiniz
olduğunu  onlara  anlatmalısınız.

Aile,  millet,  din,  bireyin  önündedir
Daha iyi bir gelecek hayali kurar ve kurdururken,
şunu   aklınızdan   çıkarmayın.   Sizin   seçilmeniz,   sadece  

34

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

bireyler   için   iyi   olmayacaktır.   Bireylerin   aileleri,  
cemaatleri,   arkadaşları,   yani   etrafını   kuşatan   her   şey   için  
daha  iyi  olacaktır.  Muhtarlık  için  adaysanız,  seçilmeniz  size  
oy   verenlerin   ailesi,   sokağı,   camisi, cemevi   için   iyi  
olacaktır.   Belediye   başkanlığı   için   adaysanız,   seçilmeniz,  
ailelerin,   cemaatlerin,   derneklerin,   balıkçıların,   esnaf  
gruplarının   çıkarına   olacaktır.   Milletvekilliğine   adaysanız,  
tek   tek   insanlarla   birlikte,   bu   insanların   aileleri,  
arkadaşları,  dinleri,  etnik  kökenleri  için  iyi  olacaktır.  

Birey   değil   aile,   birey   değil   cemaat,   birey   değil  
esnaf   odası,   birey   değil   millet,   birey   değil   devlet   vesaire…  
Hep  birlikte,  tanıdıkları  ile  birlikte  mutlu  olacakları,  refah  
içinde,   güven   içinde   yaşayacakları   bir   hayat   vaat   edin.  
Tek   tek   kişilere   değil,   topluluğa   konuşun. Bütün   iyi  
konuşmacılar,  BİR  TOPLULUĞU  İKNA  ETMENİN,  BİR  KİŞİYİ  
İKNA   ETMEKTEN   DAHA   KOLAY   olduğunu   bilirler.  
Mümkün   olduğunca   gruplara,   topluluklara   hitap   etmeye  
çalışın.  

Daima,   grup   düşüncesinin   dışına   çıkan,   itiraz   eden  
birileri   olacaktır.   Bu   kişileri   dikkatle   dinleyin,  
söylediklerine   saygı   gösterdiğinizi belli edin ve
konuşmanıza   devam   edin.   O   kişiyle   tartışmaya,   polemiğe  
asla   girmeyin.   Dinleyenler,   sizin   söylediklerinizi   kabul  
edecek,   itiraz   eden   kişiyi   ayıplayacaktır.   Yapacağınız   en  
büyük  hata,  topluluğa  konuşurken,  bir  kişiyle  tartışmaya  

35

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

girmektir. Yapmayın.   “Şimdi   arkadaşlarıma   hitap  
ediyorum,   sonra,   sizinle   yüz   yüze,   birebir   bu   konuyu  
konuşabilir,  tartışabiliriz.  Bir  tek  insanın  fikirleri  bile  bizim  
için   değerlidir.   Sizi   de   ikna   edeceğime,   partimize  
kazandıracağıma   eminim.”   gibi   sözcüklerle,   durumu   idare
edebilir,   aynı   zamanda   diğer   dinleyiciler   karşısında   da  
saygınlığınızı  artırırsınız.
Yapmazsan  pişman  olursun!

İnsanlara   bir   şeyi   yapmalarını   söylerseniz,  
yapmazlar.   Yaptırmanın   tek   yolu,   yapmazlarsa   pişman  
olacaklarını   hatırlatmaktır.   Çünkü   İNSANLAR,
SEÇİMLERİYLE   İLGİLİ   PİŞMANLIK   DUYMAK   İSTEMEZLER.  
Onlara,   sizi   ve   partinizi   seçmezlerse,   pişman   olacaklarını  
hatırlatın.   Kaybetme   korkularını   tetikleyin   ve   pişman  
olacaklarını  dile  getirin.  “Son  pişmanlık  fayda  etmez.”

Mesajımızın   daha   iyi   anlaşılabilmesi   için,   tekrar  
ediyoruz:    “Bugün  yapacağınız  yanlış  bir  seçim,  gelecekte  
sizi   pişman   eder.   Doğrusunu   yapıp   bizi   seçerseniz,  
ailenizle  birlikte  mutlu  olacağınıza  eminim.”

Hayallerimizle   büyürüz,   bütün   büyük   adamlar
hayalperesttir.
Woodrow Wilson
“Bir  hayalim  var”

36

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

İyi   konuşmacılar,   hitap   ettikleri   topluluğa   geleceği  
hayal   ettirirler.   Siz   de,   konuşmalarınızda,   dinleyenlere  
geleceği   hayal   ettirmeye   çalışın.   Pozitif   düşünceler   içinde  
olanlar,  her  zaman  daha  başarılı  olurlar.

Siyaset demek, ortaya vizyon koymak, mutlu bir
gelecek   hayali   koymak   demektir.   Siyasetçi,   toplumun  
mutlu   ve   güvenli   bir   gelecekte   yaşaması   için,   fikirler,  
görüşler   ortaya   atar.   Gelecekle   ilgili   makul,   yapılabilir   bir  
planı   olmayan,   projesi   olmayan,   sözü   olmayan,   sadece  
rakiplerini kötüleyip,  kendilerinin  daha  iyi  olduğunu  iddia  
eden  siyasetçilerin  başarı  şansı  yoktur.  Rakipler  gerçekten  
kötüyse,  o  ayrı  mesele.

Martin   Luther   King’in   “Bir   hayalim   var”   başlıklı  
muhteşem   hitabesi,   konuşmacı   olmak   isteyenlerin  
mutlaka   yüksek   sesle   tekrar   tekrar   okuması   gereken   bir  
metindir.
Kapıya  ayağınızı  koyun

Kapıya   ayak   koyma   tekniği,   esas   itibariyle   bir   satış  
tekniğidir.   Size,   esas   satışı   yapmadan   önce,   küçük   bir  
soruya   ya   da   ricaya   “evet”   dedirtirler.   Örneklendirelim.  
Telefonla   arayıp,   hafta   sonu   Kızılcahamam   ya   da   Ayaş’ta,  
bir   gece,   kaplıca   otelde   ücretsiz   konaklama   teklif  
ediyorlar.   Bu   teklife   “evet”   dediğiniz   anda,   “kapıya   ayak  
konulmuş”   oluyor.   Artık,   siz,   ikna   olmaya   çok   daha   hazır  
birisiniz.  Devremülk  almanız,  çok  yüksek  bir  ihtimaldir.  

37

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Peki, kapıya   ayak   koyma   tekniğini   siyasete   nasıl  
uygularız?   Kolay,   bunu   bütün   liderler   mitinglerde  
yaparlar. Dinleyicilere  “evet”  cevabını  verecekleri  sorular  
sorarlar. Küçük  ölçekli  olarak  siz  ne  yapabilirsiniz?  Bunun  
üzerinde   düşünmeniz,   kendi   bölgeniz   için,   kendi   küçük  
ricalarınızı  bulmanız  ve  “evet”  cevabını  almanız  gerekiyor.  
Benden   birkaç   küçük   ipucu   isterseniz   eğer,   işte  
kullanabileceğiniz   bazı   küçük   ricalar:   dükkânınızın  
duvarına  –camına  değil  duvarına- şu  afişimi  asabilir  misin?  
Bugün   konvoy   düzenleyeceğiz,   siz   de   aracınızla   katılabilir  
misiniz?  Kime  oy  vereceğine  tabii  ki  sen  karar  vereceksin,  
ama   en   azından   bugünkü   toplantımıza   katılıp,   bizi   de   bir  
dinler   misin?   Bu   teklifinizi   kabul   ederek,   toplantınıza  
gelen  kişinin  oyuna  garanti  gözüyle  bakabilirsiniz.
İlk  misiniz,  son  mu?

Pek  çok  il  ya  da  ilçede  miting  yapılacak  tek  meydan  
vardır.   Seçimden   önceki   son   propaganda   günü,   bütün  
parti   ya   da   adaylar,   bu   meydanda   miting   yapmak   için   il-
ilçe  seçim  kuruluna  başvururlar.  Seçim  kurulları,  konuşma  
sıralamasını  belirlemek  için  kura  çekerler.  

Veya   bir   toplantıda   konuşma   yapacak   10   kişiden  
birisiniz.   Sizce   kaçıncı   sırada   konuşmalısınız?   İlk   önce  
konuşmak  mı  iyidir,  yoksa  en  son  konuşmak  mı?  

Konuşmalar  aynı  gün  yapılır  ve  aradaki  zaman  farkı  
1-2  saati  aşmazsa,  ilk  konuşmayı  yapan  parti  ya  da  adayın  

38

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

insanları   etkileme   ihtimali   daha   fazladır.   Çünkü   insanlar,  
ilk   konuşanı   daha   dikkatli   dinlerler   ve   daha   fazla  
beğenirler. Ancak konuşmalar   farklı   günlerde   yapılırsa,  
son   konuşan   parti   ya   da   adayın   söyledikleri   daha iyi
hatırlanır.

10   adayın   konuşma   yaptığı   bir   salonda   ise,   ilk  
sıralarda  konuşanlar  çok  daha  iyi  dinlenir.  Eğer,  9’uncu  ya  
da  10’uncu  sırada  konuşacaksanız,  kürsüye  çıkın,  insanları  
selamlayın,   “benden   önceki   9   aday   yeterince   kafanızı  
şişirdi,   tahmin   ediyorum   ki,   artık   tahammül   edecek  
gücünüz   kalmadı”,   deyip,   bir   fıkra   anlatarak   konuşmayı  
bitirebilirsiniz.   Hadi,   fıkrayı   birlikte   anlatalım:   Bektaşi,  
ağacın   altında   dinleniyormuş,   denemesi   için   iki   şişe   şarap  
getirmişler.   “Erenler”   demişler,   “şu   şarapları   bir tat da,
hangisi  daha  iyi,  söyle.”  Erenler,  birinci  şişeden  bir  yudum  
çekmiş  ve  “diğeri  daha  iyidir”  demiş.  “Öbürünü  tatmadan  
nasıl   anladın”   diye   sormuşlar.   “Bundan   daha   kötüsü  
olamaz”  diye  cevap  vermiş.  

Bu   fıkrayı   anlattıktan   sonra,   sözlerinizi   şöyle
bitirebilirsiniz: “Diğer  9  kişiyi  dinledikten  sonra,  bana  oy  
vereceğinize  eminim.”

Seçim  yatırımı  etkili  olur  mu?
39

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Hep   adaylara   öğüt   veriyoruz,   biraz   da   görev  
başında   olanlara   öğüt   verelim.   Seçime   belli   bir   süre   kala  
yatırımlar   hızlanır.   Özellikle   belediyeler,   planladıkları  
hizmet   ve   yatırımları,   seçimlere   kısa   bir   süre   kala   hayata  
geçirmeye   başlarlar.   Bu   hizmet   ve   yatırımlar,   seçim  
bölgesine   göre   “dinsiz,   yobaz,   komünist,   ya   da   faşist  
muhalifler”   tarafından,   “seçim   yatırımı”   olarak
nitelendirilir.

Araştırmalar,   insanların,   en   son   yaşadıkları  
şeylerin   karar   vermede   daha   etkili   olduğunu   gösteriyor.  
Bu   araştırmalardan   yola   çıkarak,   mevcut   belediye  
başkanlarına   şu   tavsiyede   bulunabiliriz:   Evet,   hizmet ve
yatırımları  seçimlere  yakın  yapmak,  sizi  çalışıyor  gösterir  
ve   puan   kazandırır.   Ama   “seçimlere   yakın   yapacağım”  
diye   insanları,   4   yıl   bozuk   kaldırımda   yürütüp,   seçimden  
iki   gün   önce   kaldırım   yapmaya   başlarsanız,   havanızı  
alırsınız.   Bu durumda, ben bile sizi kurtaramam. En
azından,   6   ay   insanları   düzgün kaldırımlarda   yürütün   ki,  
3,5  yıl  boyunca  çektikleri  çileyi  unutmuş  olsunlar.
Karşılaştırın!

Rakiplerinizle   kendinizi   karşılaştırmaktan  
çekinmeyin.   Bu   karşılaştırmayı   yaparken,   öncelikle  
rakibinizin   fikirlerini,   vaatlerini,   sözlerini   vesaire   ortaya  
koyun. En son olarak da, kendi fikirlerinizi, vaatlerinizi,
yapacaklarınızı   söyleyin.   Unutmamanız   gereken   şey   şu:  

40

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

RAKİPLERİNİZİN   LİSTESİ,   SİZİNKİNDEN   DAHA   KISA  
OLMALI  VE  KENDİNİZİNKİLERİ  EN  SON  SÖYLEMELİSİNİZ.

Küçük  bir  de  ipucu  verelim.  Ara  sıra,  kendinizle   ya
da  partinizle  ilgili  küçük  eksikliklerden  bahsedin.  “10  yıldır  
görevde   olan   birisinin,   hata   yapmaması   mümkün   mü,  
benim   de,   bizim   de   bazı   hatalarımız   tabii   ki   olmuştur.  
Ancak   bunlar,   size   zarar   vermiş   hatalar   değildir.”  
“Farkındayım,   ben   de   çok   hızlı   konuşuyorum   ama…”   gibi  
sözleriniz,  insanları  ikna  etmenizde  çok  faydalı  olacaktır.
Tanınan,  sevilen  kişilerden  faydalanın

İnsanlar,   sevdikleri,   saygı   duydukları,   beğendikleri  
kişilerin   görüş   ve   seçimlerine   önem   verirler.   Mankenlerin  
sadece   podyumda   yürüyerek   sizden   çok   daha   fazla   para  
kazanmalarının   sebebi   çekicilikleridir. Sinema
oyuncularının   mankenlerden   çok   daha   fazla   para  
kazanmalarının   sebebi,   hem   çekicilikleri,   hem  
tanınmışlıkları,   hem   de   sevilmeleridir.   Tanınan   ve  
sevilen,  ünlü  olmuş  kişiler,  çekici  olmasalar  bile,  insanların  
tercihleri   üzerinde   etkili   olurlar.   Hakan   Şükür,   Arif   Sağ,  
Sabahat   Akkiraz   bu   yüzden   aday   gösterilirler,   kanun  
yapmayı   çok   iyi   bildikleri   için   değil.   Siz   de,   seçim  
kampanyanızda,   bölgenizde   sevilen,   saygı   duyulan  
insanların   desteğini   alabilirseniz,   seçmenleri  
etkileyebilirsiniz.   Seçim   bölgenizde   üniversite   var   ve  
seçmenlerinizin   yüzde   50’si   üniversite   öğrencisi   ise,  

41

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Tarkan   ya   da   Hadise   seçim   kampanyanız   için   çok   iyi  
reklam   yüzleri   olabilirler.   Dikkat   edin,   olurlar   demedim,  
olabilirler.
Kadınlar  daha  kararsızdır,  daha  kolay  fikir  değiştirir

Kadınlar,  erkeklerden  daha  kararsızdır,  daha  çabuk  
fikir   değiştirler.   Erkekler   ise,   bir   fikri   benimsediklerinde,  
bundan   kolay   kolay   vazgeçmezler.   Siz   hiç,   aldığı   kıyafeti  
değiştirmeye   giden   bir   erkek   gördünüz   mü?   Yakışsa   da,  
yakışmasa   da,   hatta   bol   gelse   bile,   onu   değiştirmez.   Ama  
kadınlar   öyle   değildir.   Bu   yüzden   ERKEKLERDEN   DAHA  
GÜZEL   GİYİNİRLER,   VERDİKLERİ   KARARLAR   ERKEKLERİN  
KARARLARINDAN  DAHA  DOĞRU  OLUR.

Siyasetçinin  amacı,  nihai  olarak  insanları  kendisine  
oy   vermeye   ikna   etmek   olduğuna   göre,   kadınların   bu  
kararsızlığından   yararlanmalıdırlar.   Erkeklerin fikirlerini
değiştirmek   daha   zor   olduğuna   göre,   kadınlar   üzerinde  
çalışmalı,   mesajlarımızı   kadınlara   daha   güçlü   şekilde  
ulaştırmalıyız.

Tabii,  kararsızlık,  yani  fikirler  arasında  dalgalanma,  
her   zaman   risk   içerir   ve   başarılı   olabilmek   için,  
söylediklerinizin   çok   kesin olması   gerekir.   “Bizim  
partimize   oy   vermeniz,   çocuğunuzun   geleceği   için   çok  
daha  iyi  olacak.”

Başka  bir  soru: hangi  partiye  oy  verileceğine  evde  
kim karar verir? Bizim   evde,   kime   oy   vereceğine   herkes  

42

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

kendisi  karar  veriyor.  Şimdi,  kazak(!)  erkekler,  “bizim  evde  
benim   sözüm   geçer,   ben   kime   istersem   ona   oy   verilir”  
diyeceklerdir.   İşte   böyle   kazak   bir   muhtar   adayı   vardı.  
Sandıktan  kendisine  tek  oy  çıkınca,  yani  karısı  bile  ona  oy  
vermeyince,  eşşekten  düşmüşe  dönmüştü.  Demirel  der  ki:  
“iki  kişinin  oy  kullandığı  sandıktan  ne  çıkacağı  belli  olmaz.”  
O   yüzden,   kadınlar,  erkeklerin   istediği  partiye   oy   verir   ya  
da erkekler kadınların   istediği   partiye   oy   verir   demek,  
doğru   değildir.   Sonuçta,   gizli   oy,   açık   sayım.   Siz   siz   olun,  
kadınları  kızdırmayın.

Laf   lafı   açıyor,   size   bambaşka   bir   soru:   kadınlar,  
kadın   adaylara   mı,   erkek   adaylara   mı   daha   çok   oy  
verirler? Aslında  burada,  araştırmacılar  için  bakir  bir  alan  
var.   Kadınların   oy   verme   eğilimleri   üzerinde   geniş  
araştırmalar  yapmaları  gerekiyor.  İşte  başka  bir  soru  daha:  
kadınlar,   kadın   adaylara   oy   verirken,   ya   da   oy   vermezken  
gerçekte  hangi  gerekçelerle  karar  veriyorlar?
Seçmeni,  seçim  bölgenizi  tanıyın

Bir   grubu   ya   da   kişiyi   ne   kadar   iyi   tanırsanız,   ikna  
etmeniz   o   kadar   kolaylaşır.   Parti   başkanları,   konuşma  
yapacakları   yerler   hakkında   bir   ekibe   bilgi   toplatırlar.   Bir  
ilin   ilçelerini   teker   teker   saymak   yöntemlerden   birisidir.
Bazısı   da,   ilçe   isimlerini   sayarken   yanlış   söyler,   iyice  
madara   olur.   Köyün   delisinden   ismiyle   bahsetmek,   (deli  
memmet)   muhtarın   isminden   (Muhtar   Mehmet   bey)  

43

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

bahsetmekten   çok   daha   etkilidir.   Nihayetinde,   muhtarın  
ismini   bilmeniz   normaldir,   ama   köyün   delisinin ismini
bilmeniz,  o  köyle  samimi  olarak  ilgilendiğinizi  gösterir.

Bir   mahallenin   su   sorununun   çözülüp  
çözülmediğini   sormak,   caddede   yapılan   düzenlemeden  
bahsetmek,   o   bölgede   yetişen   bir   ürünün   dondan  
etkilenmesinden   üzüldüğünüzü   söylemek,   bölge   insanıyla  
iletişim  kurmak  için  hep  iyi  yöntemlerdir.

Dikkat   edeceğiniz   şey   şudur:   Gideceğiniz   yeri  
tanımaya   çalışırken   samimi   olun.   Ezberleyip   geçerseniz,  
bunu   sadece   gösteriş   için   yaparsanız,   uzun   vadede  
kaybeden  siz  olursunuz.  Samimi  olur,  dersinizi  iyi  çalışır,  
o  bölgenin sorunlarını  gerçekten  öğrenir  ve  çözümü  için  
ilgilenirseniz,   o   insanlarla   aranızda   bir   dostluk   oluşur   ve  
herkes  kazanır.

Sözün   özü   arkadaşlar,   hangi   tekniği   kullanırsanız  
kullanın,   samimi   bir   ilgi   gösterdiğiniz   insanları   ikna  
etmeniz  çok  daha  kolaydır.

Her  şeyi  yanlış  hatırlarız
İnsanların,   geçmiş   deneyimlerine   göre   karar  

verdiklerini   öğrendik.   PEKİ,   İNSANLAR,   GEÇMİŞ   OLAYLARI  
DOĞRU  OLARAK  HATIRLAYABİLİRLER  Mİ?  

TABİÎ  Kİ  HAYIR.
44

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

İNSAN   BEYNİ,   GEÇMİŞTE   YAŞANILAN   OLAYLARI  
SÜREKLİ   DEĞİŞTİRİR.   Yaşanan   her   yeni   gün,   geçmiş  
hatıralarınızın   üzerine   bir   şey   koyar.   2000   yılında  
yaşadığınız   bir   olayı,   2000   yılından   2012   yılına   kadar  
yaşadığınız  bütün  olaylarla  birlikte  değerlendirirsiniz.  2005  
yılında   başka,   2008   yılında   başka   anlatırsınız.   Aynı   olayı  
yaşayan   iki   kişinin,   olayın   üzerinden   zaman   geçtikten  
sonra,   farklı   farklı   anlatmalarına   şahit   olmuşsunuzdur.  
Geçmişte   yaşanan   olayları,   doğru   hatırlamanın   tek   yolu,  
günlük   tutmaktır.   Psikoloji   bilimi,   mahkemelerde   şahitlik  
edenlerin, dava konusu olayın   üzerinden   belli   bir   süre  
geçtikten   sonra,   verdikleri   ifadelerde   çelişki   olduğunu  
ortaya  koymuştur.

Hep   duyarsınız,   “balık   hafızalı   milletiz”   derler.  
Sadece  biz  değil,  bütün  insanlar  balık  hafızalıdırlar.

İnsanlar   geçmiş   deneyimlerine   göre   karar   verirler.
Geçmişi   ise   yanlış   hatırlarlar.   İnsanları,   geçmişte   olan  
olayları  hatırlamaları  konusunda  yönlendirebiliriz.  

NASIL  YAPACAĞIZ?
Ya   karşımızdakilerin   hatırladığı   bir   noktadan  
başlayacağız,  ya  da  kendimiz,  hatırlamasına  temel  olan  bir  
nokta   vereceğiz.   ONUN   ZİHNİNE   HATIRLATMAYI  
KENDİMİZ  YERLEŞTİRECEĞİZ.
Birlikte,   güncel   bir   örnek   bulalım.   12   Eylül   Darbesi  
ile   ilgili,   “sağ-sol   terörü   ülkeyi   bölecekti,   asker,   kardeş  

45

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

kavgasını   önledi”   derseniz,   konuştuğunuz   insanlar   32   yıl  
önce   yapılan   darbe   hakkında   olumlu düşünmekle  
kalmayacak,   bugün   yapılacak   bir   askeri   darbeye   karşı   da,  
aynı  olumlu  tavrı  takınacaklardır.

Siz,   12   Eylül   darbesini,   “darbe   yapmak   için,   terörü  
kışkırtan   askerdi,   darbe   yaptıktan   sonra   da,   yüz   binlerce  
insanı   işkenceden   geçirdiler”   diye   hatırlatırsanız,   insanlar,  
askerin  siyasette  etkin  olmasına  karşı  çıkarlar.

Meseleyi  daha  iyi  anlatabilmek  için  farklı  bir  örnek  
daha   verelim.   2001   krizinde,   MHP’nin,   yılların   birikmiş  
sorunlarını   çözmek   için   gerekli   kararları   cesurca   aldığını  
hatırlattığınız   insanlar,   geçmişte   iyi   bir   şey   yapan  
MHP’nin,   gelecekte   de,   iyi   bir   şeyler   yapabileceğini  
düşünürler.

MHP’nin  2001  krizi  ile  başa  çıkamayarak,  dışarıdan  
bakan   ithal   ettiğini   hatırlattığınız   insanlar   ise   MHP’nin  
gelecekte  de,  ekonomiyi  idare  edemeyeceğini  düşünürler.

Buradan   öğreneceğimiz   başka   bir   ders   daha   var:  
bir   şeyi   nasıl   söylediğiniz,   söyleme   şekliniz,   insanları   ikna  
etmede   çok   ama   çok   belirleyicidir.   Yunus’un   sözünü  
hatırlar   mısınız?   “Söz   ola   kese   savaşı,   söz   ola   kestire  
başı.”

Meseleyi biraz daha kişiselleştirelim:  Siyasetçisiniz,  
birisi   bir   atama   konusunda,   bir   tarihte   sizden   yardım  
istedi.   Çok   uğraştınız,   ama   işi   başaramadınız.   Karşınızdaki  

46

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

kişi,   sizi,   “işini   yapmamış”   olarak   hatırlayacaktır.   Bu  
insanın   size   karşı   olan   düşüncelerini   nasıl  
değiştirebilirsiniz?   “Hatırlıyor   musun,   senin   oğlanın   işi   ile  
ne   kadar   uğraşmıştık?”   Kullanmanız   gereken   cümle   bu.  
Öncelikle,   o   adamın   oğlunun   işiyle   ilgilendiğinizi  
hatırlatıyorsunuz.   Sizin   işi   hatırlamanız   bile,   karşınızdaki  
kişinin   direncini   kırmaya   yardımcı   oldu.   Sonra,   o   işle   “ne  
kadar   uğraştığınızı”   hatırlatıyorsunuz,   artık,   karşınızdaki  
kişi,  sizi,  “işiyle  uğraşmış,  kendisi  için  çalışmış  birisi  olarak  
hatırlayacaktır.  

“Ama   bir   türlü   de   yapamamıştık   başkanım”  
şeklinde   bir   cevapla,   size   karşı   olan   direnç, azalmakla
birlikte   devam   edebilir.   “Evet,   evet,   haklısın.   O   işi  
yapamadık   ama   ilerde,   inşallah,   imkânımız   arttığında,  
başka  konularda  yardımcı  oluruz.”  

Ne   yaptık?   Gelecekle   ilgili   bir   umut   verdik.   Artık  
sağda   solda,   aleyhinize  konuşamaz.   Çünkü   gelecekle ilgili
bir  beklenti  oluşturdunuz.

İnsanlarla   iyi   bir   ilişki   kurabilmek   için,   samimi  
olarak   ilgilenmeniz,   onlarla   hemhal   olmanız,   hemdert  
olmanız,  gavurca  ve  moda söylemiyle,  empati  kurmanız,  
çalışmanız,   gayret   göstermeniz,   alanınızda  
uzmanlaşmanız,  farklı  ve  tek  olmanız  gerekir.

47

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

İletişimin  en  kötü  yanı  gerçekleştiği  
yanılsamasına  kapılmanızdır.
George Bernard Shaw
CAN  KULAĞIYLA  DİNLEYİN

Etkin   dinleme,   karşımızdaki   kişinin   verdiği   mesajı  
tam   ve   doğru   olarak   alma   becerisidir.   Mesajın   alındığını  
geri bildirmeyi  de  içerir.  Farkında  olarak  ve  belirli  kurallara  
uyarak  yapılması  gerekir.

Etkin   dinleme   için   uygun   ortam   seçilmelidir.  
Gürültüsüz,   yeteri   kadar   aydınlatılmış   ve   iletişim   sürecine  
dışarıdan  müdahalenin  olmadığı  ortamlarda  etkin  dinleme  
yapılabilir.

Dinleme   sırasında   anlaşılmayan   sözcüklerin  
açıklanması   istenmelidir.   Konunun   değiştirilmesine   izin  
verilmemelidir.   Konunun   dağılmaması   ve   değişmemesi  
için,   dinleyici,   sorularla   konuşana   yardımcı   olmalıdır.  
Konunun   dağılmasını   önlemeye   çalışırken,     konuşanı   da  
sınırlandırmamak  gerekir.

Sadece   sözlerin   dinlenilmesi   ile   yetinilmemeli,  
sözel   olmayan   davranışlara   da   dikkat   edilmelidir.  
Konuşmacı   sözel   ve   sözel   olmayan   mesajlarla  
desteklenmeli   ve   konuşmaya   teşvik   edilmelidir.   Bunun  
için   söylenilenlerin dinlenildiğini   belirten   hafif   baş  
sallama,   söylenen   son   sözü   kısaca   tekrarlama,   “hımm”,  
“eee”  gibi  sesler  çıkarma  metodu  kullanılmalıdır.

48

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Dinleme   sırasında   not   tutarsanız,   hem  
karşınızdakini   iyi   dinlersiniz,   hem   de   karşınızdaki   kişi   iyi  
dinlenildiğini  hisseder.

Birisini   dinlerken,   ona   doğru   dönün,  
oturuyorsanız,   hafifçe   öne   doğru,   dinleyeceğiniz   kişiye  
doğru   eğilin.   Rahatsızlık   vermeden   gözlerine   bakın,  
kafanızın   içinde,   anlattığı   şeyle   münakaşa   etmeyin,  
dinlediğiniz   kişiyi   yargılamayın,   “ben   olsaydım   şöyle  
yapardım”   diye   düşüncelere   dalmayın.   Karşınızdaki  
kişinin  tam  olarak  ne  anlattığını  anlamadan  ve  anladığınızı  
konuşan  kişiye  teyit  ettirmeden  çözüm  arayışına  girmeyin,  
konuşanı   sinirlendirmeyin,   aksine   rahatlamasını,   daha   iyi  
anlatmasını   sağlayın.   Konuşan   kişi   size   güvenmezse,  
söylemek  istediği  şeyleri  tam  olarak  söyleyemez.  

Bazen, birisini dinlemek bile, onun sorununun
çözümü   için   yeterlidir.   BAZEN   İNSANLARIN   SADECE  
ANLATMAYA   İHTİYAÇLARI   VARDIR. Bazen insanlar
anlattıkça,   istedikleri   şeyin   ne   kadar   anlamsız   olduğunun  
farkına   varacaklardır.   Bazen   insanlar   konuştukça,  
akıllarına   takılan,   kafalarını   kurcalayan   meselenin   ne  
kadar   basit,   incir   çekirdeğini   doldurmayacak   bir   mesele  
olduğunu   anlayacaklardır.   Bazen   insanlar   sadece  
konuşarak   gerginliklerini   ve   sinirliliklerini   üzerlerinden  
atacaktır.  

49


Click to View FlipBook Version