The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.
Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by , 2016-03-16 05:23:12

siyasetcinin_el_kitabi

siyasetcinin_el_kitabi

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Hiçbir   siyasetçi,   kendisinden   istenilen   her   şeyi  
yapamaz, her talebi yerine getiremez. Ama talepte
bulunan   kişinin   etkin   dinlenilmesi,   o   kişinin   en   azından  
size   tepki   göstermesini   engeller.   İnsanlar,   siyasetçiler  
hakkında  konuşurlar.  Bir  siyasetçi  ile  görüşmek,  ondan  bir  
talepte bulunmak, tekdüze   hayatımızda   bütün  
tanıdıklarımıza   anlatılacak,   kahvelerde,   camilerde  
mevzusu   edilecek   bir   olaydır.   İnsanların   bir   siyasetçi  
hakkında   “yanına   gittim,   derdimi   anlattım,   ben  
konuşurken   yüzüme   bile   bakmadı,   telefon   faturalarını  
inceledi”   demesi   kötüdür.   Hem,   size   derdini   anlatanı  
kaybedersiniz,   hem   de   olumsuz   propagandanız   yapılmış  
olur.

İnsanların,   “yanına   gittim,   derdimi   anlattım,   beni  
can   kulağıyla   dinledi,   istediğim   şeyi   yapamayacağını  
ancak,   başka   şekilde   yardımcı   olma   yolları   arayacağını  
söyledi,  çoluk  çocuk  herkesi  sordu,  bizim  muhtara  selam  
söyledi”  demesi,  bir  siyasetçi  için  iyidir.  

Her   iki   durumda   da   sizden   istenilen   şeyi   yerine  
getirmediniz, ancak birinci durumda  başkalarına  telefon  
faturanız  kadar  bile  önem  vermeyen  birisi  oldunuz,  ikinci  
durumda  ise,  emin  olun,  sıkı  bir  taraftar  kazandınız.

50

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

BEDEN  DİLİ

Siyasal   iletişim   üzerinde   konuşurken   beden  

dilinden bahsetmemek olmaz. Beden dili, iki grup insan

için   vazgeçilmezdir:   siyasetçiler   ve   pazarlamacılar.   Konu  

ile   ilgili   internette   çok   geniş   bilgi   vardır.   Biz   buraya,  

siyasetçilerin   mutlaka   bilmesi,   okuyabilmesi   gereken  

hareketleri  alacağız.

Dil  yalan  söyler  ama  beden  dili  yalan  söylemez.

El  sıkışma

El   sıkışma   siyasetin   başat   ritüelidir.   El   sıkışırken,  

avucunuz   aşağıya   bakacak   şekilde   ise,   karşınızdakini  

denetiminiz,   egemenliğiniz   altına   almak   istiyorsunuz  

demektir.   Aksine,   avucunuzu   yukarı   doğru   tutarsanız,  

kontrolü,   karşınızdaki   kişiye   vermek   istediğinizi   beden

dilinizle  anlatmış  olursunuz.

Siyasetçi,   kimseyi   egemenliği   altına   almaya  

çalışmaz,   kimsenin   egemenliği   altına   girmesine   de   gerek  

yoktur.   Karşınızdaki   kişiye,   saygı,   sevgi   dileklerinizi  

ileteceğiniz,   ona   güven   veren   el   sıkışma,   her   iki   avucun  

dikey konumda   olduğu,   ellerin   birbirini   mengene   gibi  

sıktığı   el   sıkışmadır.   Bu,   mengene   gibi   dikey   avuç  

kavrama, babanın   oğluna   “adam   gibi   el   sıkışmayı”  

öğrettiği  el  sıkışmadır.

YAPACAĞINIZ   GÖRÜŞMENİN   KENDİ  

DENETİMİNİZDE  OLMASINI  istiyorsanız  ve  karşınızdaki  kişi  

51

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

size   baskın   bir   el   uzatıyorsa,   avucunu   edilgen   konuma  
getirecek  şekilde  çevirmek  sadece  zor  olmakla  kalmaz,  ne  
yapmaya   çalıştığınızı   da   belli   edersiniz.   Baskın   el   sıkıcıyı  
etkisiz  hale  getirmek  için,  sol  ayağınızla  bir  adım  ileri  atın,  
ardından   sağ   ayağınızı   sol   ayağınızla   çapraz   konuma  
getirin.   Size   uzatılan   baskın   eli   kolayca   edilgen   konuma  
getirmekle   kalmayacak,   el   sıkıştığınız   kişinin   mahrem  
alanına  girerek,  onu  huzursuz  da  edeceksiniz.

Karşınızdaki   kişi,   parmak   uçlarınızdan tutuyor, ya
da   kolunu   gergin(dirseğinden   kırmadan,   kendisini   geri  
çekerek)   uzatıyorsa,   mahrem   alanına   girmenizi   istemiyor  
demektir.  Üzerine  gitmeyin.  

Tokalaşırken,   dirsek   kavrama,   bilek   tutma,  
karşınızdakinin   elini   iki   elle   kavrama(eldiven   tutuşu),  
omuz tutma, daha fazla samimiyet, daha fazla duygu
iletir,   karşı   tarafın   kişisel   alanına   girmenizi   ve   hatta   vücut  
teması   sağlar.   Bu   tür   el   sıkışmalar,   yakın   duygusal   bağ  
hisseden   insanlar   arasında   yapılır.   Duyguların   karşılıklı  
olması   gerekir,   eğer   duygular   karşılıklı   değilse,   el  
sıkıştığınız   kişide,   size   karşı   bir   güvensizlik   oluşacak   ve  
tetikte  duracaktır.  

Tanımadığınız   birine   yoğun   duygular   aktarmak  
için,   onun   elini   iki   elinizle   kavrayarak,   dirseğini,   bileğini  
tutarak, hatta daha ileri gidip omzuna vurarak el

52

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

sıkışmayın.   Aleyhinize   olacaktır.   Onu   baskı   altına   almaya  
da  çalışmayın.  Adam  gibi,  iki  eşit  insan  olarak  el  sıkışın.

El  sıkışmak  için  elini  uzatmak  istemeyenler  olabilir.  
Haram   olduğuna   inandıkları   için   erkeklerle   tokalaşmak  
istemeyen  kadınlar,  ellerinde  artrit  gibi  rahatsızlık  olanlar,  
çok   titiz   insanlar,   orada   bulunmanızdan   memnun  
olmayanlar,   sizinle   el   sıkışmak   istemeyebilirler.   Böyle   bir  
durumun   olabileceğini   düşünüyorsanız,   el   sıkışmak   için  
karşınızdakinin   hamle   yapmasını   bekleyin,   ilk   hamleyi siz
yapmayın.   Başınızı   hafifçe   eğerek   selam   verebilir,   elinizi  
göğsünüze  götürerek  size  verilmiş  selamı  alabilirsiniz.
Standart  Kol  Kavuşturma

Hoş   olmayan   bir   durumdan   “saklanma”   girişimi  
olarak   her   iki   kol   da   göğüste   kavuşturulur.   Standart   kol  
kavuşturma   hareketi   neredeyse   her   yerde   aynı   savunma  
veya  olumsuz  tavrı  gösteren  evrensel  bir  harekettir.  BİRİSİ  
KOLLARINI   KAVUŞTURMUŞ   VAZİYETTE   SİZİ   DİNLİYORSA,  
BİLİN   Kİ   SİZİNLE   AYNI   FİKİRDE   DEĞİLDİR.   Konuyu
değiştirmek  akıllıca  olabilir.

Kol   kavuşturma   hareketini   kırmanın   basit   ama  
etkili   bir   yolu   karşınızdakine   bir   kalem,   kitap   veya   başka  
herhangi   bir   şey   uzatarak,   ileri   uzanmasını   ve   kollarını  
çözmesini   sağlamaktır.   Kavuşturulmuş   kollarını   çözen   bir  
insan,  daha  açık  bir  duruş  ve  tavır  takınır.
Baş  Hareketleri

53

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Başkalarıyla   ilişkilerinizde   gizlenen   bir   itirazı  
keşfetmenin   en   kolay   yolu,   karşınızdaki   kişinin  
söylediklerinizi  sözleriyle  onaylarken  kafasını  yana  sallayıp  
sallamadığına   bakmaktır.   Örneğin   “Ne   demek   istediğini  
anlıyorum”   derken   bir   yandan   da   kafasını   yana   doğru  
sallayan  birini  ele  alalım.  Kulağa  ne  kadar  inandırıcı  gelirse  
gelsin,   kafa   sallama   hareketi   olumsuz   bir   tavrı   olduğunu  
ve   söylediklerini   ciddiye   almayarak   onu   biraz   daha  
sorgulamanızın  iyi  bir  fikir  olacağını  gösterir.

Kafa,   yana   doğru   eğildiğinde,   kişinin  
söylediklerinizle  ilgilenmeye  başladığı  anlamına  gelir. Bir
konuşma   yapıyorsanız,   dinleyicilerinizin   kafalarını   yana  
doğru   eğip   eğmediklerine   bakın.   Kafalarını   yana   doğru  
eğmişlerse,  konuşmanızla  ilgilenmeye  başladıkları  anlamın  
gelir.  Eğer, başlarını  yana  eğiyorlarsa,  elleriyle  çenelerine  
dokunuyorlarsa   ve   öne   doğru   eğiliyorlarsa,   onlara  
ulaşabiliyorsunuz   demektir.   Birileri   sizinle   konuşurken,  
onların   size   karşı   sıcak   duygular   beslemelerini   sağlamanız  
için,  kafa  yana  eğik  pozisyonu  kullanarak,  ara  sıra  başınızı  
yana  eğmeniz  yeterlidir.

Konuşurken,   karşınızdakinin   başını   kaldırmasını  
veya  yana  eğmesini  sağlayamazsanız  bir  iletişim  sorunuyla  
karşı   karşıya   kalabilirsiniz.   Topluluk   önünde   konuşan  
birisi  olarak  sık  sık  tamamı  kafası  aşağıya  eğik ve  kolları  
göğsünde   kavuşturulmuş   kişilerden   oluşan   dinleyici  

54

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

gruplarıyla   karşılaşabilirsiniz.   Sizi   dinleyenlerle   iletişim  
kuramamış,   onları   konuşmanıza   katamamışsınız  
demektir.  Ne  anlatırsanız  anlatın  bir  işe  yaramaz.  

Profesyonel  konuşmacılar  ve  eğitmenler, genellikle
konuşmalarına   başlamadan   önce   dinleyici   katılımı  
gerektiren   bir   şeyler   yaparlar.   Bunun   amacı   dinleyicilerin  
başlarını   yukarıya   kaldırmalarını   ve   katılmalarını  
sağlamaktır.   Konuşmacının   hilesi   başarılı   olursa  
dinleyicilerin   bir   sonraki   baş   pozisyonu   yana   eğik  
olacaktır.
Bakışlar

Doğru   bakış,   karşınızdakinin   gözleri   ve   ağzı  
arasında   kurulacak   üçgen   bölgeye   bakmaktır.   Burnunun  
ucuna   bakın.   Bakışlarınız   göz   seviyesinin   altındadır   ve  
iletişim  kurmaya  hazırsınız  demektir.
Gözle  Dışarıda  Bırakma

Karşınızdaki   kişi,   göz   kapaklarını   bir   saniye   veya  
daha  uzun  süre  kapalı  tutuyorsa,  bilin  ki,  anlattıklarınızla  
zerre kadar ilgilenmiyordur. Sizi,   gözleriyle   dışarıda  
bırakmış   demektir.   Bu   hareket   bilinçsizce   yapılır   ve   o  
kişinin   sizden   sıkılması   veya   artık   ilgilenmemesi   ya   da  
kendini   sizden   üstün   görmesi   nedeniyle   sizi   görmemeye  
çalışmasından  oluşur.
Burnun  üzerinden  bakmak

55

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Karşınızdaki   kişi,   kafasını   geriye   atarak,   size  
burnunun   üzerinden   uzun   bir   bakış   atıyorsa,   kendisini  
sizden  üstün  görüyor  demektir.  Bırakın  öyle  zannetsin.
Gözlük  Hareketleri

Gözlük  saplarını  ağza  götürme  hareketi  bir  zaman  
kazanma, oyalama hareketidir.  Bir  kararı  bekletmek  veya  
geciktirmek   için   kullanılır.   Gözlükleri   çıkarıp   camlarını  
temizlemek de, karar verirken zaman kazanmak   için  
uygulanan bir taktiktir. Birisinden karar vermesini
istendikten   sonra,   bu   hareketle   karşılaşırsanız,   sessiz  
kalın,  bırakın  rahatça  karar  versin.  Bu  oyalama  hareketinin  
ardından   gelen   hareketler   kişinin   niyetini   anlamak   için  
kullanılır.  Örneğin  kişi  gözlüklerini  geri  takarsa  duruma  bir  
daha  “bakmak”  istiyordur.  Öte  yandan  gözlükleri  katlar  ve  
kaldırırsa  bu  konuşmayı  bitirmek  istediğini  gösterir.

Gözlüklerin   üzerinden   bakmak,   karşınızdaki   kişiye  
kendisini   inceleniyor   ve   yargılanıyor   hissettirir.   Genellikle
yakın   gözlüğü   takan   birisi   karşısındakine   bakmak   için  
gözlüğünü  çıkarmaktansa,  üzerinden  bakmayı  tercih  eder.  
Dinleyici   kaçınılmaz   olarak   bu   bakışa   karşılık,   kol   ve  
bacaklarını   kavuşturup   olumsuz   bir   tavır   takınacağından,  
gözlüklerin   üzerinden   bakmak   bedeli   yüksek   bir   hata  
olabilir.

Gözlük   takanlar   konuşurken   gözlüklerini  
çıkarmalı,   dinlerken   geri   takmalıdırlar.   Bu sadece

56

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

karşıdakinin   rahatlamasına   neden   olmakla   kalmaz   aynı  
zamanda   gözlük   takanın   konuşmanın   kontrolünü   ele  
almasını   da   sağlar.   Dinleyici   gözlükler   olmadığında  
konuşmayı   kesmemesi   gerektiğini   ve   takıldığında   da  
konuşmaya  başlaması  gerektiğini  çabucak  öğrenir.
El,  Kol  ve  Avuçlar

Tarih  boyunca  açık  avuç  gerçek,  dürüstlük,  sadakat  
ve  teslimiyetle  bağdaştırılmıştır.  Gündelik  karşılaşmalarda
insanlar   iki   temel   avuç   konumunu   kullanırlar.   Birincisinde  
avuç   yukarı   dönüktür   ve   yiyecek   veya   para   dilenen  
dilencinin  tipik  hareketidir.  İkinci  harekette  ise  avuç  sanki  
bir   şeyi   tutuyor   veya   kısıtlıyormuşçasına   aşağıya  
dönüktür.   Birinin   açık   ve   dürüst   olup   olmadığını  
anlamanın   en   güvenilir   yollarından   biri   avuç  
hareketlerine   bakmaktır.   İnsanlar   tamamen   açık   veya  
dürüst   olmak   istediklerinde,   her   iki   avuçlarını   da  
karşılarındaki   insana   açık   tutarak   “sana   karşı   tamamen  
dürüst  olacağım”  gibi  bir  şeyler  söylerler.

Birisi   açılmaya   veya   gerçeği   söylemeye  
başladığında   avuçlarının   tamamını   veya   bir   kısmını  
karşısındakine   açmaya   başlar.   Vücut   dilinin   çoğu   öğeleri  
gibi   bu   da   tamamen   bilinçsiz   olarak   yapılan   ve   sizde  
karşıdakinin   doğruyu   söylediği   hissini   uyandıran bir
harekettir.

57

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Bir   çocuk   yalan   söylediğinde   veya   bir   şeyi  
gizlediğinde   avuçlarını   arkasına   saklar.   Benzer   şekilde,  
arkadaşlarıyla  dışarıda  bir  gece  geçirdikten  sonra  nerede  
olduğunu   söylemek   istemeyen   bir   erkek,   nerede  
olduğunu   açıklamaya   çalışırken   avuçlarını   ya   ceplerine  
saklayacak   ya   da   kollarını   kavuşturacaktır.   Böylece  
gizlediği   avuçlarından,   karısı   doğruyu   söylemediği   hissine  
kapılacaktır.  

Pazarlamacılara,   her   zaman   müşterinin   avuçlarına  
bakması   öğretilir.   “Müşteriniz   sattığınız   malı   neden
almıyor?”   sorusunun   cevabı   avuçlarda   gizlidir.   Avuçları  
kapalı   yada   saklıysa,   gerçeği   söylemiyordur.   Gerçek  
nedenler  sadece  avuçlar  açıktayken  söylenir.
Ağız  Koruyucu

Beyin,   söylenen   yalan   dolu   sözleri   bastırmaya  
çalışırken,   el   ağzı   örter   ve   başparmak   yanağa   bastırılır.  
Bazen   bu   hareket   ağzın   üzerine   getirilen   birkaç   parmak  
veya  hatta  kapalı  bir  yumruktan  ibaret  olabilir  ama  anlamı  
aynı   kalır.   Ağız   koruma   hareketinin   değerlendirme  
hareketleriyle   karıştırılmaması   gerekir.   Çoğu   kimse   sahte  
bir  öksürükle  ağzı  koruma  hareketini  saklamaya  çalışır.  

Konuşan   kişi   bu   hareketi   kullanıyorsa,   yalan  
söylediği   anlamına   gelmektedir. Ancak   karşınızdaki   kişi,  
SİZ  KONUŞUYORKEN  BU  HAREKETİ

58

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

YAPIYORSA,   BU   DA   SİZİN   YALAN   SÖYLEDİĞİNİZİ  
DÜŞÜNDÜĞÜ   ANLAMINA   GELİR!   Kalabalık   önünde
konuşma   yapan   birisinin   başına   gelebilecek   en   rahatsız  
edici   şeylerden   biri,   konuşması   sırasında   dinleyicilerinin  
bu   hareketi   yapmasıdır.   Küçük   bir   dinleyici   topluluğu  
veya   samimi   bir   ortam   olması   durumunda   sunuş   veya  
konuşmayı   keserek   “Söylediklerim   konusunda   yorumları  
olan  var  mı?”  diye  sormak  akıllıcı  olur.  Bu  da,  dinleyicilerin  
itirazlarının  açığa  çıkarılarak,  size  kendinizi  temize  çıkarma  
ve  sorulara  cevap  verme  şansı  verir.
Kandırma  Amaçlı  Avuç

Okuyucu,   “Yani   avuçlarımı   göstererek   yalan  
söylersem,   insanlar   bana   inanır   mı?”   diye   soracaktır.   Bu  
sorunun   cevabı   hem   evet   hem   hayırdır.   Avuçlarınız   açık  
olarak   yalan   söylerseniz,   dürüstlükle   ilgili   hareketlerin  
çoğu   eksik   olacağından   ve   yalanla   ilgili   olumsuz  
hareketleri   de   açık   avuçlarla   çelişkili   biçimde
yapacağınızdan  samimi  olmadığınız  anlaşılabilir.

Ancak   başkalarıyla   iletişim   kurarken,   açık   avuç  
hareketlerini   kullanarak   kendinizi   daha   inandırıcı   kılmanız  
mümkündür.   Çoğu   insan   avuçları   açıkken   yalan  
söylemekte  zorlanırlar.  

Karşınızdakilere   avuçlarınızı   açmanız,   ayrıca   size  
karşı   daha   açık   davranmalarını   da   teşvik   eder.   Siz
avuçlarınızı   karşınızdakilere   açarak,   onların   yalan  

59

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

söylemesini   ya   da   vereceği   yanlış   bilgilerin   azalmasını  
sağlayabilirsiniz.
Yaka  çekiştirme- burna dokunma

Sizinle   konuşan   kişi,   yakasını   çekiştiriyor,   ya   da  
burnuna dokunuyorsa,   yalan   söylediğini,   sizi   aldatmaya  
çalıştığını   düşünmeye   başlasanız   iyi   olur.   “Şu   kısmı   tam  
anlamadım,   tam   olarak   ne   demek   istediniz,   biraz   daha  
açıklar   mısınız”   gibi   sorularla,   sizi   aldatmasına   engel  
olabilirsiniz.
Pamukçuk  toplama  

Karşınızdaki   kişi   sizin   görüşlerinize   katılmıyor   ve  
kendi   görüşlerini   de   ifade   etmekten   çekiniyorsa,  
kıyafetinin   üzerindeki   pamukçukları   toplamaya   başlar.   Bu  
durumda,   avuçlarınızı   açarak   “Peki   ne   düşünüyorsun?”  
veya  “Bu  konuda  bazı  düşüncelerin  olduğunu  görüyorum.  
Bunları   bana   anlatır   mısın?”   diyerek,   görüşlerini   öğrenme  
imkânı  bulabilirsiniz.
Göz  ovuşturma-yalan  söyleme

Bu   hareket,   beynin   gördüğü   bir   aldatma,   yalan  
veya   şüpheli   durumu   dışarıda   bırakmak   veya   yalan  
söylediği  kişinin  yüzüne  bakmaktan  kaçınmak  hareketidir.  
Erkekler   genellikle   gözlerini   bayağı   güçlü   bir   biçimde  
ovuştururlar   ve   eğer   söyledikleri   yalan   büyük   bir  
yalansa,   normalde   yere   doğru   olmak   üzere   bakışlarını  
kaçırırlar.   Kadınlarsa,   ya   kaba   hareketler   yapmaktan

60

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

kaçınmaları   öğretilerek   yetiştirildiklerinden   ya   da  
makyajlarını   bozmak   istemediklerinden,   gözün   hemen  
altında   hafif   bir   ovuşturma   hareketi   yaparlar.   Veya  
dinleyicinin   bakışlarından   tavana   bakarak   kaçmaya  
çalışırlar.
Kenetlenmiş  Eller

Karşınızdaki   kişi   size   karşı   olumsuzdur,   hayal  
kırıklığına   uğramıştır   ve   saldırganlaşabilir.   Tüm   olumsuz  
hareketler   gibi   saldırgan   yaklaşımın   ortadan   kalkması   için  
kişinin   ellerini   çözerek,   avuçların   ve   vücudun   ön   tarafının  
açık   olacağı   duruma   getirilmesi   için   bir   şeyler   yapılması  
gerekmektedir.

Can  sıkıntısı-sabırsızlık
Dinleyici  başını  desteklemek  için  elini  kullanmaya  

başladığında   bu   can   sıkıntısının   başladığı   ve   eliyle   başını  
destekleme   nedeninin   aslında   uyuyakalmamak   için  
olduğuna  dair  bir  işarettir.

Parmakların   masa   üzerinde   davul   çalması   ve  
ayakların   yere   vurulması   profesyonel   konuşmacılar  
tarafından   can   sıkıntısı   işaretleri   olarak   yorumlanırlarsa  
da,   bunlar   aslında   sabırsızlık   işaretleridir.   Konuşmacı  
olarak   bu   işaretleri   fark   ettiğinizde,   parmaklarıyla   davul
çalan   veya   ayaklarıyla   yere   vuran   dinleyiciyi   konuşmanıza  

61

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

dâhil   ederek,   diğer   izleyiciler   üzerindeki   olumsuz   etkisini  
engellemek  için  stratejik  bir  hareket  yapmanız  gerekir.

Hem   can   sıkıntısı   hem   de   sabırsızlık   belirtileri  
gösteren   dinleyiciler,   konuşmacıya   konuşmasını   bitirme  
zamanının   geldiği   mesajını   verirler.   Parmak veya ayak
vurmanın   hızı,   kişinin   ne   kadar   sabırsızlandığını   gösterir,  
vuruşlar   ne   kadar   hızlıysa,   dinleyici   o   kadar   sabırsız  
demektir.

DİNLEYİCİ,   ELİNİ   KAFA   DESTEĞİ   OLARAK  
KULLANMAYIP,   SADECE   YANAĞINDA   TUTUYORSA,  
SÖYLEDİKLERİNİZE   GERÇEK   BİR   İLGİ   GÖSTERİYOR  
DEMEKTİR.

İşaret   parmağını   dik   olarak   yanaktan   yukarıya  
bakması   ve   başparmağın   çeneyi   desteklemesi  
durumunda,  ya  sizinle  ya  da  söylediklerinizle  ilgili  olumsuz  
veya  eleştirel  düşünceleri var demektir.

62

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

GÖRGÜ  KURALLARI
Siyasetçiler   “saygılı,   nazik   ve   kibar   olmak  

zorundadırlar.   Bu   başlık   altında,   yemekli   toplantılarda   ve  
protokolde  nasıl  davranılması  gerektiği  ile  ilgili  kısa  bilgiler  
verilecektir.   Belediye   başkanı   olmuş   birisine,   “şunu giy,
bunu   söyle”   diyebilirsiniz.   Söylenmesi   en   zor   şey   ise,  
“yemek  yerken  ağzını  kapat,  şapırdatma”  sözüdür.

Yemek yerken, oturup kalkarken, insanlarla
iletişim   kurarken,   davranışlarınızın   görgü   kurallarına   uyup  
uymadığına   kendiniz   dikkat   edin,   kendi   kendinizi takip
edin.   Zira   arkadaşlarınız   bile,   bu   tür   hatırlatmaları  
yapmaya  çekinirler.
Yemekte…
- Erkekler   pardösülerini   vestiyere   bırakır.   Kadınlar   yanına  
alabilir.
- Cep   telefonu,   telsiz   vs.   yemek   masasının   üzerine  
konulmaz.
- Restoranda cam veya duvar  önü  tercih  edilmelidir.  Girişe  
yakın  ayakaltı  yerlere  oturulmaz.
- Restoranda  teşrifatçı  varsa,  teşrifatçı  önde,  kadın  ortada,  
biz   arkada   oluruz.   Yoksa   biz   önden   giderek   kadına   yol  
gösteririz,  öncülük  yaparız.
- Yanınızda   sadece   eşiniz   varsa   karşılıklı oturulur.
Kalabalığa  erkeğin  yönü  dönük  olmalıdır.

63

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

- Sosyal  yemeklerde  eşler  yan  yana,  kadın  erkeğin  sağında  
kalacak  şekilde  oturulur.
- Peçete   diz   üzerine   katlı   olarak   serilir.   Tabak   altına  
serilmez.   İkiye   katlanan  peçetenin   açık   uçları   bedenimize  
bakar. Küçükse   tek   dize   serilir.   Peçetenin   amacı,   ıslanan  
ve  yağlanan  dudaklarımızı  silmektir.
- Lokantada,   menü   listesi   açık   kaldığı   müddetçe   garson  
gelmez.  Yemek  seçimi  yapılınca  menü  kitapçığı  kapatılır.
- Üst  düzey  konumdaki  kişi,  peçetesini  açmadan  diğerleri
açmamalıdır.  O  toplamadan  toplamamalıdır.
- Masadan   kısa   süreli   ayrılmalarda   peçete   sandalyeye  
bırakılır.
- Peçeteyi  kullandıktan  sonra,  peçeteye  bakılmamalıdır.
- İşi  biten  peçete  servis  tabağının  sağına  öylece  bırakılır.
- Kullanılan   kâğıt   peçetede   katlanmadan   servis   tabağının  
sağına  bırakılır.  Kesinlikle  buruşturulmaz.
- Ev   davetlerinde   bez   peçete   olması   makbuldür.   İkisi   de  
olabilir.
- Tabağın  içine  peçete  atılmaz.
- Protokol   yemeğinde   masa   örtüsü   ve   bez   peçete   aynı  
renkte  olmalı,  mümkünse  beyaz  olmalıdır.
- Yemeği   kadın   söylemez,   siparişi   erkek   vermelidir.   Tabii,  
kadına  sorarak.
- Çatallar  solda,  bıçak  ve  kaşık  sağda  olmalıdır.

64

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

- İki   el   masa   altında   olmamalı,   en   az   bir   el   yukarıda  
olmalıdır.
- Masadan  yere  düşen  hiçbir  şey  alınmaz.
- Garsona  yardım edilmez.
- Kaşık,   çorba   içildiği   müddetçe   çorba   kâsesinin   içinde  
olmalıdır.   Ancak   çorba   bittikten   sonra   çorba   alt   tabağının  
yan  tarafına  bırakılır.
- Limon   çatalla   sıkılmaz,   sağ   elle   sıkılırken   sol   el   siper  
yapılır.  Çorba  alt  tabağının  yanına  konulur.
- Çorbaya  ekmek  doğranmaz.
- Çorbanın  dibini  almak  için  tabak  yatırılmaz.
- Kaşığın   tabak   kenarına   bırakılması,   yemeğin   bittiği  
anlamına  gelir.
- Yemek  esnasında  bıçak-çatal  ters  V  şeklinde  tutulmalıdır.
- Kaşık  sağ  elle  kullanılır.
- Et  yemekleri  tek  parça  kesilir,  tek  lokma  yenir.  Bir  parça  
kesilip  ağza  götürülür.  Parça  pinçik  edilmez.
- Pilav   çatalla   yenir.   Çatal-bıçak   el   değiştirebilir.   Pilav  
çatalla  alınırken  bıçakla  destek  verilebilir.
- Börek  vs.  sağ  elde  bıçak,  sol  elde  çatalla  yenir.  
- Balık   bıçağı   sadece   balığın   kılçığını   ayıklamak   için  
kullanılır.  Balık  bıçağı  yoksa  ekmek  parçası  kullanılabilir.
- Balığın  önce  kılçığı  tamamen  çıkarılır,  sonra  parça  parça  
yenir.

65

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

- Balık   çatalla   yenir   ancak   kılçık   elle   çıkarılır   ve   tabağın  
kenarına  bırakılır.
- Tavuğun  derisi  yenmek  istenmiyorsa,  deri  çatal  ve  bıçak  
yardımıyla  ayrılır.  Tek  kesim,  tek  lokma  prensibi  uygulanır.
- Ağza   istenmeyen   bir   şey   (taş,   kıl   vs.)   gelirse,   kâğıt  
peçeteyle  çıkarılır  ve  görülmeyecek  bir  yere  konulur.
- Elde  çatal  bıçak,  ağızda  lokma  varken  konuşulmaz.
- Lokma  çiğnenirken,  mümkün  olduğunca  dudaklar  kapalı  
olarak   çiğnenir.   Böylece   hem   sağa   sola   bir   şey   sıçramaz,  
hem  de  çiğneme  sessizce  yapılmış  olur.
- Sağdaki  içecekler,  soldaki  yiyecekler  bize  aittir.
- Yiyecek  servisi  soldan  yapılır.  Boş  tabaklar  sağdan  alınır.
- İçecek  servisi  sağdan  yapılır,  sağdan  kaldırılır.
- Bardaklar  küçükten  büyüğe  doğru  sıralanır.
- Beyaz  etle  beyaz  şarap,  kırmızı  etle  kırmızı  şarap  içilir.
- Beyaz  şarap  soğuk  içilir.
- Şarap  bardağının  dörtte  üçü  dolu  olur,  boşaldıkça  garson  
doldurur.  Rakı  ise  bittikçe  doldurulur.
- Boşalan   su   veya   meyve   bardağı   garson   tarafından  
doldurulur.
- Ne  içiliyorsa  onunla  “şerefe”  denir.
- Şerefe   kadeh   kaldırıldığında   içki   olmasa   da   katılmak  
lazımdır.  Kadeh  göğüs  hizasında  kaldırılır.
- Protokolde  kadeh  tokuşturulmaz.
- Ast-üst  kadeh  tokuşturamaz.

66

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

- Çok  delikli  olan  tuz,  tek  delikli  olan  karabiberdir.
- Tuzluk   ve   diğer   istenen   malzemeler   elden   ele   verilmez.  
İsteyen  kişinin  uzanabileceği  bir  yere  bırakılır.
- Yemeği  tatmadan  tuz  atılmaz.
- Çatal  ve  bıçak  peçete  ile  silinmez.
- Büyük  bıçak,  ana  yemek  bıçağıdır.
- Büyük  çatal,  ana  yemek  çatalıdır.
- Yemek  çatalıyla  tatlı  yenmez.
- Açık  biber,  tuz  vs.  kaşığın  ucuyla  alınır.
- Ekmek   tabağı   varsa   bir   parça   ekmek   bölünür,   gerisi  
tabağa   bırakılır.   Şayet   ortak   bir   tabaktan   veya   sepetten  
alınıyorsa,   ekmeğin   kalanını   tabağımıza   koyarız.   Masa  
üstüne  koyamayız.
- Bütün  sebze  yemekleri  ve  köfteler  çatal  ile  yenilir.  Bıçağa  
ihtiyaç  varsa  çatalın  kenarı  kullanılabilir.
- Yoğurt  kaşıkla  yenir.
- Çatal  tek başına  kullanılıyorsa  sağ  elde  olmalıdır.
- Yemeğe  ekmek  bandırılmaz.
- Bütün   makarnalar   çatal   ile   yenir.   Spagetti   yerken  
kaşıktan   yardım   alırız.   Makarna   tabağının   içinde   çatalla  
makarnayı   dürerken   kaşık   alttan   çatala   zemin   yapılır.  
Spagetti  makarna  hüüp  (Japonya  hariç)  yapılmaz.
- Garsonla  yüz  yüze  iletişim  kurulur,  mimikler  ile  anlaşılır,  
el   ile   çağırmamak   gerekir.   El   kol   hareketi   yapılmaz,   “Hop,  
hışt,  birader  baksana”  denmez.

67

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

- Zeytin,  çatalla  yenir,  çekirdeği  çatalla  çıkarılır  ve  tabağın  
yanına   konulur.   Kül   tablasına   veya   masa   üzerine  
konulmaz.
- Akşamları  soğuk  mezeler  (tereyağı,  acılı  ezme  vs.)  ekmek  
sol  elde,  bıçakla  sürülerek  yenir.
- Peynir  çatalın  kenarıyla  kesilir.
- Protokolde   kürdan   kullanılmaz.   Diğer   zamanlarda   sol   el  
perde   yapılarak   kullanılabilir.   Peçetenin   içine   bırakılır,  
masa  üstüne  veya  kül  tablasına  bırakılmaz.
- Bahşiş,   yemek   çok   beğenilmişse   %10,   normalde   %5  
olmalıdır.

Protokoldeyken…
- Protokolde,  kişilere  isimlere  ile  değil,  makamları  ile  hitap  
edilir.  Sayın  valim,  sayın  başkanım,  sayın  bakanım  vesaire.
- Genel   Müdüre,   “Sayın   Genel   Müdürüm”,   Genel   Müdür  
Yardımcısına   normalde   “Sayın   Genel   Müdürüm”   denilir.  
Ancak   Genel   Müdürün   yanında   “Sayın   Müdürüm”  
denilmelidir.
- Ast,   üste   takdim   edilir.   Yani   muhatap   üsttür.   Diğer  
zamanlarda muhatap  kadındır.  Erkek  kadına  takdim  edilir.  
Genç   yaşlıya,   tek   kişi   gruba,   yeni   gelen   mevcut   olanlara  
takdim edilir.
- Tanıştırılan  kişilerin  özellikleri  söylenmelidir.
- Önce  elini  üst  uzatır,  sonra  ast  uzatır.

68

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

- Bir  kadın  elini  uzatmadıkça  erkek  elini  uzatmamalıdır.
Hanımlar   elini   uzatmak   zorunda   değildir,   başı   ile   selam  
verebilir.
- İsmini   unuttuğumuz   insana   soyadını   sorarsak   ismini   de  
söyler.
- Makama   girdiğimizde   “buyur”   edilen   koltuğa  
oturulmalıdır.   Söylenmemişse   sırtı   duvara   gelen   koltuğa  
oturulur.
- Makama girerken mutlaka ajanda ve kalemle girilmelidir.
- Üst   veya   eş   düzey   birisi   geldiğinde   makam   koltuğunda  
oturulmaz.  Misafir  koltuğunda  karşılıklı  oturulur.
- Üste  teşekkür  edilmez  “sağ  olun”  denir.
- Üst  ve  kadınla  güneş  gözlüğüyle  konuşulmaz.
- Bundan   sonra   herhangi   bir   kadına   “bayan”   demeniz  
yasaktır,  mutlaka  “Hanımefendi”  demelisiniz.
- Makama   evrak   sunulurken   yanına   gidilmez.   Karşıdan  
nezaketle verilir.
- Ziyaret  en  fazla  20  dakikadır.
- Telefonu   açan   kendini   tanıtmalıdır.   Üstler   de   kendini  
tanıtmalıdır.   “Ben   sana,-size   dönerim”   cümlesi  
kullanılmamalıdır.  “Sizi  sonra  arayacağım”  çok  daha  uygun  
bir ifadedir.
- 09.00 – 22.00   saatleri   arası   ev   telefonu   aranabilir.  
Cumartesi  öğlene  kadar,  Pazar  günü  tam  gün  aranmaz.

69

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

- İsmimize  gelen  e-mail’e  ve  telefon  mesajlarına  mutlaka  
cevap  yazılmalıdır.
- Ast-üst   ilişkisinin   olduğu   yerde   kadın-erkek   ayırımı  
olmaz. Ast-üstlük  geçerli  olur.
- Asansörden  inişte  kapıya  yakın  olan  önce  çıkar.  
- Merdivenden   çıkarken   önce   kadın   çıkar,   inerken   ise  
erkek  önde  olmalıdır.
- Yürürken  üst,  misafir,  kadın  daima  sağınızda  olmalıdır.

70

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Hangi  pencereden  bakarsanız,  o  
pencereden  görünürsünüz.
Anonim
FOTOJENİK  OLMAK-İYİ  FOTOĞRAF  VEREBİLMEK

Fotoğraf   iki   boyutludur.   Bu   da,   gerçek   hayattaki  
çekici   görünümünüzü kaybetmenize neden olur.
Fotoğraflarınızı   çekenler   her   zaman   profesyoneller  
değillerdir.   O   yüzden,   fotoğraf   çekenden   çok,   sizin   bazı  
detaylara dikkat etmeniz, kendinizi   fotoğrafa  
hazırlamanız,  iyi  poz  vermeniz  gerekir.

Her   renk,   objektif   karşısında   güzel görünmez.  
Siyah,  beyaz  ve  kırmızı  özellikle  tercih  etmemeniz  gereken  
renklerdir,   dağılırlar,   kontrast   bozulur.   Ancak   kıyafetiniz  
içinde   bu   renkleri   kullanabilirsiniz.   Desenli,   yatay   çizgili,  
geniş   çizgili   kıyafetlerden   kaçının.   Saçınızın   ve   cildinizin  
rengine  uyan,  sade  kıyafetler  seçin.  

Cildinizdeki   lekeleri   makyaj   yoluyla   ya   da   ışık   ve  
gölge  oyunlarıyla  gizlemeye  çalışın.  

Fotoğraf  çekiminde  saçlar  fazla  öne  çıkarılmaz.  
Kırmızı   gözü   engellemek   için   bir   ışık   kaynağına   bir  
süre  bakın.  Bir  flaşa  10  kez bakmak,  kırmızı  göz  ihtimalini  
azaltır.
Dişlerinizi   sıkmayın,   azı   dişleriniz   birbirine   değsin  
yeter, yüzünüzde  daima  bir  gülümseme  olmalıdır.  Ağzınız  
kapalı   iken   gülümseme   çalışmaları   yapın.   GÜLÜMSEMEYE  

71

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

DEVAM   EDERKEN,   SANKİ   SİNİRLİYMİŞSİNİZ   GİBİ,  
KAŞLARINIZI  DA  HAFİFÇE  YUKARI  KALDIRIN.

Bir  ayağınız  önde  ve  bir  omzunuz  kameraya  daha  
yakın   durmaya   gayret   edin.   Vücudunuzun   dörtte   üçü  
kameraya  dönük  olsun.  

Çenenizi   gizleyin.   Bunun   için,   kafanızı   biraz   öne  
eğmeniz  yeterli  olacaktır.  

Duruş,   sadece   fotoğraf   ya   da   kamera   için   değil,  
bütün   yaşamınız   için   en   önemli   iletişim   materyalinizdir.  
Dik   durun,   rahat   nefes   alın,   omuzlarınız   dik   olsun,   ama  
kendinizi   kasmayın,   kendinizi   sıkmayın.   DİK   DURAN   VE  
DİK   OTURAN   İNSANLAR,   KAMBURLARDAN   DAHA   ÇEKİCİ  
OLURLAR.

Sakin olun,   derin   bir   nefes   alın,   aldığınız   nefesle  
birlikte   kollarınız   ve   omuzlarınız   rahatlasın.   Resimlerde  
kötü   çıkıyorsanız,   büyük   ihtimalle   objektife   asabi  
bakıyorsunuz   demektir.   Nefesinizi   içinizde   ya   da   dışınızda  
tutmayın.  Sizi  gergin  gösterir.

Doğal   olmayan   bir   gülümseme   sizi   gergin   gösterir.  
Doğal   bir   gülümseme   elde   etmek   için   mutlu   anlarınızı,  
sizi  mutlu  eden  şeyleri  düşünün.  Eşinizi  ya  da  çocuğunuzu  
düşünmek  sizi  mutlu  eder.  Veya  komik  bir  olayı,  bir  fıkrayı  
aklınıza   getirin.   Objektife   bakarken,   gözleriniz de
gülümsemeli.   En   dikkat   etmeniz   gereken   nokta   budur.  
Biraz  mutlu,  biraz  yaramaz,  hınzır  bir  ifade  iyi  bir  fotoğraf  

72

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

için  en  iyi  şeydir.  Gözleriniz  daha  açık  ve  daha  rahat  olsun.  
Biraz   yüzünüzü   kızartacak   muzır   anlarınızı   aklınıza   getirin.  
Bu sayede yanaklarınızda,  pembe,  kırmızı  bir  allık  olacak.

Dışarıda   fotoğraf   çektirecekseniz,   doğru   bir   yer   ve  
doğru   bir   zaman   seçin.   Arkanızdaki   fon   sade   olsun.  
Fotoğrafa   bakanlar,   dikkatlerini   size   versinler.   Dışarıda  
fotoğraf   için   en uygun zamanlar, sabah ve akşam  
saatleridir.   Bu   saatteki   ışık,   yüzünüzde   altın   parıltılar  
oluşturur.

İç   mekânlarda,   aydınlatmanın   iyi   olduğu  
noktalarda durmaya   çalışın.   Yan   aydınlatma   ve   özellikle  
ön   aydınlatma   her   zaman   arka   aydınlatmadan   daha   iyi  
sonuç   verir.   Mümkün   olduğunca   flaşsız   fotoğraf  
çektirmenin   yolunu   arayın,   FLASH,   KÖTÜ   FOTOĞRAFIN  
BİR   NUMARALI   SUÇLUSUDUR.   Düğünlerde   çekilen  
fotoğrafları  hatırlayın.

Objektif,   göz   hizanızda   ya   da   göz   hizanızdan  
yukarıda   olsun.   Bu   sayede   çenenizi   saklayabilirsiniz.  
Unutmadan,   kafanız   kelse,   fotoğraf   çektirirken  
konuşurken   ya   da   elinizdeki   bir   belgeyi   okurken   başınızı  
öne  eğmeyin.

İyi   bir   fotoğrafçı,   bütün   bu   fotoğraf   hilelerini   bilir  
ve   uygular.   Hatta   objektifle,   lenslerle,   kontrastla   ilgili   çok  
daha   fazlasını   bilir.   İyi   fotoğraf   çektirmek için   iyi   bir  
fotoğrafçınız   olmalı.   Hele hele propaganda

73

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

materyallerinde   kullanacağınız   fotoğrafı   mutlaka   bir  
profesyonel   çekmeli.   Fotoğraflarınızın   rötuşlanmasından  
korkmayın.   Korkmayın   ama   bu   rötuşlandırma,   50  
yaşınızdaki   cildinizi   25   yaşına   getirmesin,   40’a   indirsin  
yeter.   Rötuş   atma   işini   de   mutlaka   bir   profesyonel  
yapmalı.  Yoksa  çok  vahim  durumlarla  karşılaşabilirsiniz.

74

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

KAMERA  KARŞISINA  GEÇTİĞİNİZDE
Konuşurken   ya   da   birisini   dinlerken,   farkında  

olmadan   bazı   hareketler   yaparsınız.   Durakladığınızda,  
boğazınızı   temizlerken,   elinizi   kolunuzu   oynatırken,  
gülerken,   öfkelenirken,   bazı   güzel   olmayan   sesler   çıkarır,  
bazı  hoş  olmayan  görüntüler  verirsiniz.  

Stüdyoda   kullanılan   renkler   ve   kıyafetiniz  
arasındaki   uyum   ya   da   uyumsuzluk,   göbeğinizi   ve  
gerdanınızı ortaya  çıkarmanız  ya  da  gizlemeniz,  hepsi  ama  
hepsi   kamera   karşısında   dikkat   etmeniz   gereken  
konulardır.  Gözünüz  mü  seğiriyor,  göz  kapağı  tembelliğiniz  
mi  var,  normalden  daha  hızlı  mı  konuşuyorsunuz,  gülünce  
dişleriniz  vampir  dişleri  gibi  ortaya  mı  çıkıyor,  konuşurken  
elinizi   kolunuzu   çok   sallıyorsunuz   ve   yüzünüzü   mü  
kapatıyorsunuz,  rakibinizin  kişisel  alanına  girip,  onu  ve  sizi  
izleyenleri tedirgin mi ediyorsunuz, bunları,   kendinizi  
ekranda   görmeden   bilemezsiniz.   En   iyisi,   evde,   bir  
kamera   kurup,   sürekli   pratik   yapmak,   eksik   olduğunuz  
noktaları  ortaya  çıkararak,  ona  göre  çalışmaktır.

Bu   kitabı   okuyanlar,   çoğunlukla   siyasete   yeni  
başlayanlar   olacakları   için,   muhtemelen   televizyon  
tecrübeleri   olmayacaktır.   Aday   olduklarında,   basın  
toplantısı   yapacaklar,   başarabilirlerse ulusal
televizyonlarda 20-30 saniyelik, yerel televizyonlarda da
2-3   dakikalık   bir   habere   konu   olabileceklerdir.   En   iyi

75

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

ihtimal,   tartışma   programlarına   davet   edilmeleri   ya   da  
parasını   vererek,   bir   özel   televizyonda   reklam   kabilinden  
kendilerini   anlatabilecekleri   bir   program   yaptırmalarıdır.  
Sözün   özü,   görüntülü   medya   ile   temas   edecekleri   kısa  
süre   içerisinde,   verecekleri   görüntü   çok   daha  fazla   önem  
taşıyacaktır.   Televizyona   çıkmak,   düzeltelim,   ulusal  
televizyona   çıkmak,   size   siyasetçiler   içinde   sınıf   atlattırır.  
YETERLİLİĞİNİZ,   DOLAYISIYLA   GÜVENİLİRLİĞİNİZ   ARTAR,  
SÖZLERİNİZ   DAHA   BİR   ANLAM   KAZANIR,   DAHA   İYİ  
DİNLENİR.

Yerel   televizyonlar   noktasında   ise,   aynı   şeyleri  
söylemek   pek   mümkün   değildir.   Onlar,   kendilerini   ne  
kadar   abartırlarsa   abartsınlar, izleyenleri pek yoktur.
Ancak, televizyona   çıkma   pratiği   yapmak   için,   yerel  
televizyonların   programlarına   katılabilirsiniz.   Program
sonrası,   programın   kaydını   alın   ve   evde   tekrar   izleyerek,  
eşinizle,  arkadaşlarınızla  gerekli  kritiği  yapın.  

Yerel televizyonlarda   çalışanlar,   yeterli  
profesyonelliğe   sahip   değillerdir.   Profesyonellerin
ellerinde  olmadığınız  için,  iyi  bir  görüntü  vermeniz,  daha  
çok  sizin  bildiklerinize  bağlıdır.  Öncelikle,  çekim  yapılacak  
stüdyo   ya   da   mekânla   ilgili   bilgi   alın.   Mekânın   renklerine
uygun olarak giyinin. Arka fon siyahsa ve siz siyah
giyinirseniz, muhtemelen fonda kaybolup gidersiniz.
Yüzünüzdeki   yorgunluğu   ve   kırışıklığı   kapatacak   hafif   bir  

76

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

makyaj   yaptırmaktan   kaçınmayın.   Arka   fonunuza   göre,  
siyah, lacivert ya da grinin tonlarında  bir  kıyafet  seçin.  

Çekimden   önce   kameramanla   konuşun.   Kamera
çok   aşağıda   olursa,   göbeğiniz,   gıdığınız   ve   çeneniz  
belirginleşir.   Siz,   kameraya   yukardan   bakmak   zorunda  
kaldığınız   için,   bakışınız,   insanları   aşağılayan,   çokbilmiş,  
ukala bir anlam kazanır.  

Yeni   aldığınız   bir   kıyafeti   ilk   defa   giymeyin.  
Üzerinize   alışmamıştır   ve   tam   oturmaz,   ağının   sökülmesi  
gibi  aksiliklerle  karşılaşabilirsiniz.  Çoraplarınız  uzun  olsun,  
bacak   bacak   üstüne   attığınızda,   pantolonunuz   yukarı  
sıyrılır  ve  kıllı  bacaklarınız  görünür.

KADINLAR,   STÜDYO   IŞIKLARINI   YANSITACAK   VE  
SALLANDIĞINDA   TAKIR-TUKUR   SESLER   ÇIKARACAK  
MÜCEVHERLERİ   TAKMAMALIDIRLAR.   Bir   siyasetçi   için,  
mini   etek   yasak,   siz   bacaklarınızı   değil,   fikirlerinizi  
sergilemeye geldiniz.

Çıkacağınız   programda   nasıl   bir   koltuğa  
oturacaksınız,   önünüz  boş   mu   olacak,   masa   arkasında   mı  
oturacaksınız,  masanın  altından  ayaklarınız  görünecek  mi?  
Önceden   öğrenip,   provalarınızı,   benzer   ortamlarda  
yapmakta fayda var.

TELEVİZYONDA,   ELLERLE   JEST   VE   MİMİKLER  
YAPMAK YASAK, yüzünüzü kapatır,  izleyenlerde  tehditkâr  
bir   algı   oluşturur.   Rahmetli   Özal’ın   elindeki   kalem,   elini  

77

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

kolunu   çok   kullanmaması   için,   danışmanlarınca   icat  
edilmişti.   Elinizi,   kucağınıza   ya   da   koltuğun   yanlarına  
koyun,  program  sonuna  kadar  da  unutun,  orada  kalsınlar.  
Televizyonda   jest   ve   mimiklerinizi   sesiniz   ve   yüzünüzle  
yapacaksınız.

Televizyonda,   çok   çok   mecbur   değilseniz,   yakın  
gözlüğü   kullanmayın.   Kullanmak   zorunda   kalırsanız,   asla  
gözlüklerinizin  üstünden  bakmayın.  Gözlükle  işiniz  bitince,  
hemen   çıkarıp   elinize   alın.   Hem   yakın,   hem   uzak   görme  
probleminiz   varsa,   ikisini   bir   arada   sağlayan   gözlüklerden  
yaptırın.  Alışmak  biraz  zordur  ama  gözlüğün  birini  çıkarıp,  
birini takmaktan iyidir.

TELEVİZYONDA   NORMALDEN   BİRAZ   DAHA   HIZLI  
VE   TOK   BİR   SESLE   KONUŞUN. Bu sizi, konuya   hâkim,  
uzman   gösterecektir.   Benim   tecrübelerime   göre,   eğer  
kürsüde   konuşacaksanız,   dakikada   75   kelimeden   fazla  
söylemeyin.   Eğer   televizyonda   konuşacaksanız,   120  
kelimeden   aşağıya   düşmemeye   özen   gösterin.   Zaman  
zaman   ses   tonunuzu   alçaltıp   yükselterek,   ilginin
kaybolmasını   engelleyin.   Normalden   çok   hızlı  
konuşursanız,   söylediklerinizden   kimse   bir   şey   anlamaz,  
normalinden   çok   yavaş   konuşursanız,   sıkıcı   olusunuz.  
Gülümsemeyi   ihmal   etmeyin,   ama   trafik   kazalarından  
bahsedilirken  de,  gülümsemeyin.  

78

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Televizyonda  yüksek  sesle  gülünmez.  Sizi  sinirli  ve  
heyecanlı   gösterir.   Heyecanlanacaksınız   evet,   ama   bir  
süre   sonra   bu   heyecanınız   geçecek.   Derin   bir   nefes   alın,  
karnınızı- göğsünüzü  değil  karnınızı- iyice  şişirin.  Şimdi  de  
aldığınız   nefesi,   5   kerede,   kademe   kademe   bırakın.   Bu  
egzersizi   5   defa   yaptığınızda,   heyecanınızın   geçtiğini,  
rahatladığınızı   göreceksiniz.   Artık   dikkatinizi  
söyleyeceklerinize  verebilirsiniz.  

Televizyonda, siz   konuşmazken   bile   kamera   sizi  
gösterebilir,   kim   konuşuyorsa,   ilgiyle   konuşana   bakın.  
Kamera,   tam   sizin   üzerinizde   ve   kırmızı   ışığı   da   yanıyorsa,  
karşınızda,   bir   insan   varmış   gibi   konuşun   ve   doğrudan   o  
insanın  gözlerine,  yani  objektife  bakın.  

Televizyonda ya da herhangi bir yerde, olumlu
şeyler   söylemek,   sizi   rahat   ve   mutlu   gösterir.   Olumsuz
şeylerden   bahsederken   gergin   görünürsünüz.   Siyaset, iyi
bir gelecek vaat etmektir. Mutlu,  müreffeh  bir  gelecekten  
bahsetmek,   başarıdan,   ilerlemeden   bahsetmek,  
konuşmanızın   daha   rahat, daha   anlaşılır,   daha   başarılı  
olmasını  sağlayacaktır.  

Eğer   stüdyo   dışında,   farklı   bir   mekânda   çekim  
yapılıyorsa,   arka   planda,   izleyicilerin   dikkatini   dağıtacak  
şeyler   olmasın.   Mesela   kitaplığa   çok   yakın   durmayın.  
Görüntüde   kitap   isimleri   okunamasın.   İzleyici,   dikkatini  

79

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

sizin   söylediklerinize   değil,   kitaplara   verecektir.   Çekimde,
kapı  kolu  görünmesin.
“Şimdi   kapı   açılacak,   içeriye   birisi   girecek”   gibi   algılanır,  
sizin  söyledikleriniz  ise  haliyle  anlaşılmaz.

Dış   mekândaysanız,   arkanızdan   kimsenin  
geçmemesi,   mikrofona   farklı   sesler   aksetmemesi   iyi  
olacaktır. Namaz saatleri konusunda da dikkatli
olmalısınız.   Siz   tam   konuşurken,   arka   plandan   gelen  
kuvvetli  bir  ezan  sesi,  söylediklerinizi  anlaşılmaz  kılar.  Eğer  
kahve   toplantısı,   ev   toplantısı   vesaire   yapıyorsanız,   en  
iyisi,   konuşmanızı   keserek   Ezan’ın   bitmesini beklemektir.
Televizyon   çekimini   bekletme   imkânınız   varsa,   mutlaka  
bekletin.   Eğer   böyle   bir   imkânınız   yoksa   en   iyisi   baştan  
çekim  saatini  Ezan’a  göre  ayarlamaktır.

Bilginize   başvurulmak   üzere   bir   haber   bültenine  
çıktıysanız,   iyi   akşamlar   dilemeyin,   izleyenlere selam
vermeyin,  size  ne  sorulmuşsa  ona  cevap  verin.  Çünkü  bir  
soruya   bir   dilekle   karşılık   verirseniz,   karşılıklı   yaptığınız  
konuşmanın  akışı  kesilmiş  olur.  Trafik  kazası,  terör  eylemi  
olmuş,   şu   kadar   insan   hayatını   kaybetmiş,   siz   hâlâ   iyi  
günler diliyorsunuz, ne sorulduysa ona cevap verin.
“Efendim   patlama   nerede   oldu?”   Doğru   cevap:   “Han  
mahallesi,   Dörtyol   ağzındaki   benzinlikte.”   Yanlış   cevap:  
“Öncelikle   bu   vesileyle   bizi   izleyenlerin   yeni   yılını   kutlar,  
sağlık   esenlik   getirmesini   dilerim”.   Velev ki, size soru

80

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

soran  sarışın  sunucunun  konu  hakkında  bir  bilgisi  yoksa  ve  
yanlış  bir  soru  soruyorsa,  o  zaman  düzeltebilirsiniz.  

Televizyondaysanız,   ne   söyleyecekseniz,   hemen  
söyleyin,   lafı   dolaştırmayın,   doğrudan   söyleyin,   direkt  
söyleyin,   lafı   dolaştırırsanız,   izleyenlerin   elinde   kumanda  
var  ve  kanal  değiştirmekte  asla  tereddüt  etmezler.  
Televizyonda  tartışma

Beğenirsiniz,  beğenmezsiniz,  bu  işin  üstadı,  uzmanı  
Ahmet   Hakan’dır.   Bir   televizyon   programında   nasıl  
tartışılması  gerektiğini  anlattığı  Hürriyet  gazetesindeki  “İyi  
bir   tv   tartışmacısı   olmak   isteyenlere   tüyolar”   başlıklı  
yazısını  sizlerle  paylaşmak  istiyorum.
- Fazla   pasif   olursan   tansiyonu   düşürürsün,   fazla   aktif  
olursan  rol  çalıyor  görüntüsü  verirsin...   ne fazla pasif, ne
fazla aktif ol.... Kararında,  kıvamında  ol  yeter.
- Susman  gerektiğinde  konuşmalı,  konuşman  gerektiğinde  
susmalısın.
- Eleştirmek   istediğin   muhatabına   önce   bir   güzel   iltifat  
ederek   duruşunu   boz,   ardından   da   saydır   saydırabildiğin  
kadar... Neticeden  memnun  kalacaksın.
- Moderatörle  tartışmaktan  kaçın.
- Aynı  anda  iki  cephede  savaşma.
- Programa  çıkmadan  önce  “kimler  var”  sorusunu  mutlaka  
sor.“Ne   kadar   rezil   olursak,   o   kadar   iyi”   havasındaki  

81

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

biriyle   sakın   çıkma...   Ağzınla   kuş   tutsan   da   kaybeden   sen  
olursun.
- Hiç   yapılmayanı   yap.   Aynı   görüşleri   paylaşmadığın  
muhatabının   bazı   görüşlerine   katıl.   İyi   bir   izlenim  
bırakman  garantidir.
- Bazen   “anında   itiraz”   hayat   kurtarır.   “Ama   söz   bana  
gelmedi”  falan  diyerek  gollük  pasları  kaçırma.
- Ortada   gollük   bir   pas   yoksa   atılma,   heyecanlanma,   söz  
isteme...  Bırak  söz  sana  gelsin.
- Asla   ve   kata   seninle   aynı   görüşü   savunanlarla   bir  
programa  katılma,  fark  yaratamazsın.
- Bazen   sesini   alçalt,   bazen   yükselt,   tv   tartışmaları  
yeknesaklığı  sevmez.
- Bilmediğin   konuda   top   çevirme... “bilmiyorum”   de,
süper bir  etki  bırakırsın.

82

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Bir  editör,  buğdayı  samandan  ayırdıktan  sonra,  
halka  “samanı”  sunan  insandır.
Adlai Stevenson
BASIN  AÇIKLAMASI

Siyasetçi   yarım   sayfadan   fazla   basın   açıklaması  
yapmaz,   yapmamalıdır.   Eskiden,   yazılı   basın   döneminde,
açıklama   ne   kadar   uzun   olursa   olsun,   en   fazla   yarım  
sayfası   kullanılırdı.   Siyasetçiler,   bunu   bilirler   ve   en   fazla  
yarım   sayfalık   basın   açıklamaları   yaparlardı.   Oysa  
bugünlerde,   internet   medyası   yayınlayacak   malzeme  
arıyor   diye,   yöre   siteleri   gönderilen   her   şeyi   yayınlıyor  
diye, 3-4  sayfalık  basın  açıklamaları  yapılıyor.  Bir  kez  daha  
söylüyorum.   Yarım   sayfadan   fazlası   okunmaz.   NE  
ANLATACAKSANIZ,   İKİ   KÜÇÜK   PARAGRAFTA,   YARIM  
SAYFADA ANLATIN.

Öne   çıkmasını   istediğiniz   mesaj   ne   ise,   onu   öne  
çıkarmanın   yollarını   arayın.   Mesajınızı,   gereksiz   bir   sürü  
ayrıntı   ile   boğmayın.   Asıl   mesajın,   arada   kaybolup  
gitmesine   izin   vermeyin.   Akılda   kalacak   şekilde,  bir   espri,  
bir   şaka,   bir   deyim,   bir   atasözü,   bir   yakıştırma,   bir  
benzetme  ile  güçlendirerek  verin.  Önemli  olan, gazeteciye
başlık,   manşet   vermektir.   Başlığı   verebilirseniz,  
açıklamanız   okunur,   anlaşılır,   arzuladığınız   amaca  
ulaşırsınız.

83

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Mümkünse,   yerel   medya   ve   yöre   internet   siteleri  
için,   basın   açıklamanızı   haber   haline   getirerek   verin.
Birçoğu,  haber  yazmasını  zaten  bilmez.  Onlara  büyük  iyilik  
etmiş   olursunuz.   Ve   açıklamanızı   mutlaka   bilgisayar  
ortamında  iletin.  Faks  çekmeyin,  yeniden  yazmak  zorunda  
kalmasınlar.  Bu  onlar  için  zulümdür.

Ulusal  medya  için  ise,  asla  haber  yapmayın.  Basın  
açıklamasını   yazıp   gönderin yeter, emin olun, ulusal
medya  çalışanları,  haberi  sizden  daha  iyi  yazarlar.

Yerel   medya   için,   açıklamanız   ile   birlikte,   güncel  
kaliteli  bir  fotoğrafınızı  ya  da  konu  ile  ilgili  bir  fotoğrafınızı  
ulaştırabilirseniz,   çok   daha   iyi   olur.   Aynı   fotoğrafınızı  
tekrar tekrar kullanmak zorunda kalmazlar.
Basın  toplantısı

Basın   toplantısı   mı   yapacaksınız?   En   önce   yer  
belirlemelisiniz,   basın   mensuplarının   kolayca  
ulaşabileceği,   araçlarını   kolayca   park   edebileceği   bir   yer  
belirleyin.  Basın  toplantısını  yapacağınız  salon,  çok  büyük  
olmasın,   görüntülerde   boşluk   görünmesin.   Salon,   çok  
küçük,   dar   da   olmasın.   Basın   mensuplarının   rahat  
çalışmasına  imkân  versin.

Toplantınızın   yer   ve   saatini,   gazetelerin   baskı  
saatine  göre  belirleyin.  Akşam  5’ten  sonra  yapacağınız  bir
basın   toplantısı   ertesi   günkü   gazetelerde   yer   almaz.   Bir
sonraki   gün   için   ise,   gündem   çoktan   değişmiş   olur.   Basın  

84

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

toplantılarınızı  mutlaka  ve  konuşmalarınızı  ve  basında  yer  
almasını   istediğiniz   diğer   toplantılarınızı   gazete   baskı  
saatlerine  göre  yapmalısınız.

Toplantı   yapacağınızı,   bir   gün   önceden   basına  
bildirin.  Medya  kuruluşlarının  sabah  gündemlerinde  takip  
edilecek  işler  arasında  yer  alsın.

Basın  toplantısı  metnini  önceden  yazın  ve  çoğaltın.  
Metni,  toplantıya  katılanlara  dağıtın.

Basın   toplantı   metniniz   kısa   olsun.   En   fazla   3-4
dakikada  söyleyeceklerinizi  söyleyin.

Konu   ile   ilgili   soru   alabilirsiniz.   Basın   toplantısı  
yaptığınız   konunun   güme   gitmesini   istemiyorsanız,   farklı  
konularda   gelen   sorulara   cevap   vermeyin.   Önce   bütün  
soruları   tek   tek   alın,   hepsini not edin, sonra hepsine
birden   cevap   verin.   Soruları   tek   tek   alıp,   toplu   olarak  
cevap  verirseniz,  cevap  hazırlamak  için  zaman  kazanabilir,  
cevap   vermek   istemediğiniz   soruları   arada  
kaynatabilirsiniz.

Bir   tarihte,   bir   grup   başkan   vekili,   üniversite   giriş  
sınavında  katsayı  uygulamasının  kaldırılması  için  verdikleri  
kanun   teklifini   duyurmak   üzere   bir   basın   toplantısı  
düzenlemiş,  ama  basın  toplantısında  çok  farklı  bir  konuda  
söylediği  bir  söz  yüzünden,  -başbakan  için  Dunning  Kruger  
sendromuna   yakalandı   demişti- verdikleri   teklif   hiç  
gündeme  gelmemiş,  basında  yer  almamıştı.

85

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Bazen  de,  basın  toplantısı,   sadece   bir   kamuflajdır.  
Siz,  “kımıl  zararlıları”  ile  ilgili  bir  basın  toplantısı  yaparsınız  
ama   esas   amacınız   rakibinizin   söylediği   bir   söze   cevap  
vermektir.   Gazetecilerden   birisini   ayarlarsınız   ve   size   asıl  
cevap   vermek   istediğiniz   konu   ile   ilgili   bir   soru   sorar.   Siz  
de  önceden  hazırladığınız  cevabı  yapıştırırsınız.  

Konuşma   yazma   bahsinde   belirttiğimiz   gibi,  
gazeteci  esnafına  başlık  vermelisiniz.  Dikkatlerini  çekecek,  
manşet   yapacakları,   başlığa   koyacakları   bir   cümle  
planlayın.  Bu  cümleyi  üstüne  basarak  tekrar  edin.  

Basın   toplantısından   sonra,   toplantınızın   metini,  
toplantıya   gelemeyen   basın   kuruluşlarına   mutlaka  
ulaştırın.   Belki   gönderecek   eleman   bulamamışlardır,   belki  
gönderdikleri  eleman  yetişememiştir.

Basın   toplantınızı,   yerel   medya   için   haber   haline  
getirmeyi   de   ihmal   etmeyin.   Basın   toplantınızın   gündeme  
gelmesinin   iki   yolu   var;   ya   gündemle   ilgili   konuşup,   çok  
farklı   bir   şey   söyleyeceksiniz,   ya   da   gündem   boş   olacak,  
sizin   söylediğiniz   şey   gündem   oluşturacak.   Gündemin   çok  
yoğun   olduğu   bir   günde   yapacağınız   basın   toplantısının  
güme   gitmesi   işten   bile   değildir.Eski   genelkurmay  
başkanının   hâkim   karşısına   çıktığı   gün,   siz,   kımıl   zararlıları  
hakkında   basın   toplantısı   yaparsanız,   kimsenin   umurunda  
olmaz.

86

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

İNTERNET  SİTESİ
Sizin hala bir internet siteniz yok mu? Sitenizi

sürekli   güncelleyemeyecekseniz,   yıllarca   aynı   şekilde  
duracaksa,  olmasın  daha  iyi.  Sitenize,  en  azından haftada
bir,   yeni   bir   yazı   ya   da   fotoğraf   ekleyebilecekseniz,  
mutlaka bir internet sitesi kurun.

Basit   olsun,   sade   olsun.   Kalabalık   görülecek   diye,  
her   şeyi   internet   sitesine   doldurmayın.   Devlet  
kurumlarına,   vergi   dairesine,   ulusal   gazetelere   link  
vermenize   gerek   yok.   Bölgenizle   ilgili   yerel   medyanın   ya  
da derneklerin internet sitelerine link verebilir, onlarla
işbirliği  yapabilirsiniz.  

VATANDAŞLARIN   YORUM   YAPABİLECEĞİ,  
TALEPLERİNİ   İLETEBİLECEĞİ,   SİZİNLE   BAĞLANTI  
KURABİLECEĞİ   BİR   ZİYARETÇİ   DEFTERİNİZ MUTLAKA
OLSUN.  Mümkünse  her  gün,  en  çok  2  günde  bir,  ziyaretçi  
defterinizi   mutlaka   güncelleyin.   Sizi   eleştiren   yorumları  
yayınlamaktan  çekinmeyin.

Siyasetle   ilgili   atacağınız   her   adım,   ciddi   kişisel  
çaba   gerektirir.   Benim   size   tavsiyem,   seçim   bölgenizdeki
ya   da   ülke   gündemindeki   her   konuyla   ilgili   kısa,   tekrar  
ediyorum,   kısa   açıklamalar   yapın,   yazılar   yazın.   Başlarda,  
az  takip  edildiğiniz  için  moraliniz  bozulacaktır  ama  bir  süre  
sonra,   sitenizi   takip   edenlerin   sayısının   arttığını  

87

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

göreceksiniz.   Hem,   iyi   bir   yazı   yazma   alıştırması   olacak,  
hem  de  tanınırlığınızı  artıracaktır.  

Genel  kuralımızı  bir  kez  daha  hatırlayalım.  İnternet  
sitesi   üzerinden   de   kimseyle   dalaşmayın,   tartışmayın.  
Yazdığınız   yazıların,   yaptığınız   açıklamaların,   küfür   ve  
hakaret   içermemesi   gerektiğini   hatırlatmama   ise,  
herhalde  gerek  yoktur.  Yayın  yoluyla  hakarete  girer.  Sanal  
âlem   de   olsa,   yazdığınız   her   yazı,   başkaları   için   bir   tık  
ötededir.  Tarihe,  kendinizle  ilgili
notlar   bıraktığınızı   unutmayın.   Hele   hele,   başarılı   olur,  
önemli   bir   siyasetçi   haline   gelirseniz,   yazdıklarınızın   bir  
gün  önünüze  çıkarılacağını  unutmayın.  

Siyaset,   uzun   soluklu   bir   iştir.   Orta   ve   uzun   vadeyi  
planlayarak hareket etmek gerekir.
Facebook,   twitter   gibi   sosyal   medyayı   kullanabilirsiniz.  
Bazen,   kendi   kişisel   sitenizden   çok   daha   faydalı   olabilir,  
çok  daha  fazla  kişiye  ulaşmanızı  sağlayabilirler.

Unutmadan, kartvizitinizde,   bütün   seçim  
materyallerinizde,   basın   açıklamalarınızda,   her   türlü  
iletişim   mecrasında,   internet   sitenizin   adresini   mutlaka
belirtmelisiniz.  İnternet  siteniz,  sizin  kurumsal  kimliğinizin  
en  büyük  parçalarından  bir  tanesi  olmalıdır.

88

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

ÖZGEÇMİŞİNİZİ  DOĞRU  YAZIN
Baştan   söyleyelim.   Bir   siyasetçinin   CV’si   olmaz.  

Özgeçmişi   olur.   Özgeçmiş   hazırlamak   ise   kolay   gibi  
görünmesine  rağmen  zor  bir  iştir.  Baştan  savma  olmamalı,  
ciddiye  alınmalıdır.  

Özgeçmişiniz,   sizi   insanlara   tanıtacak,   hakkınızda  
insanların   bir   kanaat   edinmesini   sağlayacak,   temel  
dokümandır.   En   fazla   bir   sayfada,- bazen bir sayfa bile
uzundur-,   kendinizi,   geçmişinizi,   tecrübenizi  
anlatmalısınız.   Özgeçmişiniz   kesinlikle   bir   sayfayı  
geçmesin.  

Öyle   özgeçmişler   gördüm   ki,   adam,   tam   4   sayfa  
özgeçmiş   hazırlamış.   Hazırlamakla   kalmayıp,   bu  
özgeçmişten   8   sayfalık   broşür   yaptırmış.   Özgeçmişine,  
katıldığı   seminerleri,   hatta   danışmanlığını   yaptığı  
öğrencilerin   hazırladığı   tezleri   bile   eklemiş.   Demek   istiyor  
ki,   “okuyan   ne   büyük   adam”   desin.   Demez.   Bir:   kimse  
sonuna  kadar  okumaz,  iki:  öğrencilerinin  hazırladığı  tezler  
seçmeni   ilgilendirmez.   Tamam,   profesörsün,   hocasın,   iyi  
de   bir   hocasın.   Başka   bir   üniversiteye   iş   başvurusu  
yapıyorsan,   böyle   bir   özgeçmiş   verebilirsin,   ama   siyasette  
olmaz.

Tekrar   etmekte   fayda   var:   özgeçmişiniz   uzun  
olmayacak.   Form   şeklinde   olan   özgeçmişler,   kendinizi  
tanımlamak   için   yeterli   gelmezler.   Bu   formlarda   ilgili  

89

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

olduğunuz   şeyleri,   yeteneklerinizi,   fikirlerinizi   açıklamak  
için   uygun   alanlar   bulunmaz.   Form   şeklinde   özgeçmişler  
kullanmayın.   Kendi   yazdığınız   cümlelerle   kendinizi  
tanıtmanız  daha  uygun  olacaktır.  

Zor   değil   mi?   Evet,   özgeçmiş   hazırlamak   zordur   ve  
emek ister, vakit ayırmanız   gerekir.   O   zaman,   siz   de  
özgeçmişinizi   hazırlamak   için   vakit   ayırın.   Bitirdikten  
sonra,   sizi   tanıyan,   yıllardır   tanıyan   arkadaşlarınıza  
okutun.   Tekrar,   tekrar   üzerinde   çalışın.   Dil   bilgisi   ve   imla  
kurallarına   mutlaka   ama   mutlaka   dikkat   etmelisiniz.
Dilimizi   güzel   kullanıp   kullanamadığınızı,   dil   bilgisi  
kurallarını   bilip   bilmediğinizi,   kendinizi   ifade   edip  
edemediğinizi,   özenli   olup   olmadığınızı,   hakkınızdaki   pek  
çok  şeyi  özgeçmişiniz  ortaya  koyacaktır.  

Burada   yazılanlar,   siyasetçi   adaylarının   özgeçmişi  
içindir.   Amerikan   firmasında   iş   başvurusu   yapacaksanız  
başka  bir  biçimde  özgeçmiş  hazırlamalısınız.  Resim  sergisi  
açacaksanız,  başka  bir  biçim  seçmelisiniz.  

Kötü   özgeçmiş   örnekleri   arıyorsanız,   siyasi  
partilerin   internet   sayfalarındaki   özgeçmişlere   bakın.  
Siyaseten,   doğru   özgeçmişin   bir   örneği   ise   yoktur.   Doğru  
özgeçmişinizi   kendi   hedef   kitlenize,   ancak   kendiniz  
yazabilirsiniz.

90

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

LİDER  TAKİBİ
Parti   lideriniz,   parti   büyükleriniz   ne   yapıyor,   ne  

söylüyor,  hatta  ne  giyiyor,  iyi  takip  etmelisiniz.  Vatandaşla  
temaslarınızda  çok  faydasını  göreceksiniz.  

Hele hele temel  konularda,  parti  büyüklerinizden  
farklı  bir  şey  söylemeniz,  siyasi  hayatınızı  bitirebilir.  Parti
büyüğünüz   bir   şey   söylemiştir,   sizin   haberiniz   olmaz.  
Olacak   ya,   birisi   soruverir,   çuvallarsınız.   Sorulan   konuda  
partinizin   yaklaşımını   bilmiyorsanız,   topa   hiç   girmeyin.  
“Partimizin   yetkili   organ   ve   kurulları,   bu   konuda   gerekli  
açıklamayı   yapacaklardır.   Onlardan   önce   benim   bir   şey  
söylemem   doğru   olmaz”   diyerek,   basit   bir   hareketle,  
hamleyi   boşa   çıkarabilirsiniz.   Böyle   söylediğinizde,   sizi  
sıkıştıran   kişi   “evet   ama   genel   başkanınız   şunları   şunları  
söyledi”   diyerek   konuyu   açmak   zorunda   kalacaktır.  
Duruma   göre   hareket   eder,   ya   söylenenler   üzerinde  
yorum   yaparsınız,   ya   da   “konuşmanın   tamamını  
görmedim,   görmeden   bir   şey   söyleyemem”   diyebilirsiniz.  
Konuşmanın   tamamını   görmek   her   zaman   daha   iyidir,  
çünkü   parti   büyüğünüzün   söylediğini   yanlış   anlayanlar,  
hatta   çarpıtanlarla   muhatap   olma   ihtimaliniz   yüksektir.  
Konuşmanın   tamamına   hâkimseniz,   yanlış   anlamayı  
düzeltebilir,  çarpıtmayı,  çarpıtanın  yüzüne  çarpabilirsiniz.

91

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

“GÜNDEMDE   YER   ALACAĞIM”   DİYE   BİLMEDİĞİNİZ   BİR  
KONUYA ATLARSANIZ, REZİL   OLARAK   GERÇEKTEN  
GÜNDEME  GİRMENİZ  BÜYÜK  İHTİMALDİR.

92

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

TEŞKİLATLA  İLİŞKİLER
Devlet   memuru   değilseniz,   mutlaka   parti  

teşkilatlarında   görev   alın,   yönetimlere   girmeye   çalışın.  
Parti  faaliyetlerine  mümkün  olduğunca  katılın;  il  ya  da  ilçe  
yöneticisi   olamıyorsanız,   mahalle   temsilcisi   olun,   sandık  
görevlisi   yazılın.   PARTİ   TEŞKİLATLARINDA   GÖREV  
ALMANIZ,   SİZİ   SİYASETEN   EĞİTECEKTİR. Oturmasını,  
kalkmasını,   konuşmasını   öğreneceksiniz,   diğer   insanlarla  
iletişim  kuracaksanız,  parti  içi  rakiplerinizi  tanıyacaksınız.  

Parti   teşkilatları   tutucudur.   Kendi   içlerinden  
çıkanları   korurlar,   dışarıdan   geleni   istemezler.   Aslına  
bakarsanız,   tutucu olmakta   haklıdırlar.   4   yıl   boyunca  
kendileri   çalışmış,   çabalamışlardır,   seçim   zamanı   gelince  
bir  sürü  adam,  aday  olmak  için  çıkıp  gelmişlerdir.  

Burada,  asıl  eleştirilmesi  ve  değiştirilmesi  gereken,  
devlet   memurlarına   konulan   siyaset   yapma   yasağıdır.   En  
fazla   lise   mezunu   olan   devlet   işçilerinin   siyaset   yapma  
hakları   varken,   büyük   çoğunluğu   üniversite   mezunu   olan  
devlet   memurlarına   siyaset   yasağı   konulması,   büyük  
haksızlıktır.   Devlet   memurlarının   siyaset   yapma   hakkı  
olsa,   parti   teşkilatlarına   gidip   gelebilecekler, bu sayede,
demokrasi, derinlik kazanabilecektir. Bizim   sarı   memur  
sendikalarının,   en   başta   vermesi   gereken   mücadele,  
devlet   memurlarına   siyaset   yasağının   kaldırılması  
mücadelesi  olmalıdır.

93

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Şimdilik   veri   olan   durum,   devlet   memurlarının  
siyasi parti   teşkilatlarında   görev   alamaması   durumudur.  
Peki,   ne   yapacaksınız?   Kendi   ilçenizde   etkin   olmaya  
çalışın.   İlçenizin   desteğini   arkanıza   almaya   çalışın.   İlçe  
yönetimine,   il   yönetimine   akrabalarınızı   sokmaya   çalışın.  
Yine,   memur   olmayan   akrabalarınızı,   parti   teşkilatlarına  
üye  yapmaya  çalışın.  Kaydettirdiğiniz  kişilerin  üyeliklerinin  
durup  durmadığını  sık  sık  kontrol  edin.  Önce  üye  yaparlar,  
sonra  sahte  bir  dilekçeyle  silerler,  haberiniz  olmaz.

Sadece   seçim   dönemlerinde,   teşkilatlarla   ilişki  
kurmanız   son   derece   zordur.   Ağzınızla   kuş   tutsanız   sizi  
kabul   etmezler.   Uzak   tutmak   için   her   türlü   numarayı  
çekerler.   Parti   üyelerin   isimlerini,   telefon   numaralarını  
dahi   vermezler.   Basın   toplantısı   yaparsınız,   sabote   etmek  
için   ellerinden   geleni   yaparlar.   Yüzünüze   gülerler,
arkanızdan  sizi  yıpratmak  için  bin  türlü  şey  söylerler.  Yerel
basına,   “bu   adamın   haberlerini   yazmayın”   baskısı  
yaparlar. Anketlerde  isminizin  çıkmaması  için  uğraşırlar.  

Bütün  bu  nedenlerden  dolayı,  siyasete  heveslenen  
devlet   memurlarının,   genel   merkez düzeyinde   bağlantı  
kurmaları,   kendilerini   parti   genel   merkezine   kabul  
ettirmeleri,   illerindeki   teşkilatlarla   uğraşmaktan   daha  
kolaydır.

94

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

BÜROKRASİ  İLE  İLİŞKİLER
İsmini   vermeyeyim,   küçük   bir   ilçemizde,  

kaymakam   ile   belediye   başkanı   arasında,   sigara   içme  
meselesi   yüzünden   husumet   çıkmıştı.   Belediye   başkanı,  
bir kahvehanede 3-5   kişi   ile   otururken   sigara   içmiş,  
kaymakam   da   üzerlerine   gelerek,   belediye   başkanına  
sigara   cezası   kesmişti.   Belediye   başkanı   kapalı   alanda  
sigara   içmemeli,   kaymakam   da,   belediye   başkanını  
görmemeli   ve   ceza   kesmemeliydi,   ama   bir   kere   olmuştu.  
Belediye   başkanı   da,   bu   cezanın   altında   kalmamış,  
belediyenin   kaldırımlarında   duran   bir   malzemeyi   bahane  
ederek,   ilçe   özel   idaresine   işgaliye   cezasını   yapıştırmıştı.  
Sonuçta,   hoş   olmayan   bir   çekişme   yaşanmış,   araya   ilin  
milletvekilleri   ve   vali   girerek   olay   yatıştırılmış,   ancak  
kaymakamla   belediye   başkanının   birlikte   çalışma   imkânı  
kalmamıştı.

Siyasetçilere,   bölgelerindeki   bürokratlar   ile   ilgili  
küçük   ya   da   büyük,   şikâyetler   gelir.   Kimisi   akrabasını   o  
makama   getirmeye   çalışır,   kimisi   “işini   yapmıyor”   diye  
şikâyet  eder.  Siyasetçinin  görevi,  gelen  talep  ya  da  şikâyeti  
iyi   araştırmaktır.   Gerçekten   BÜROKRAT   GÖREVİNİ  
YAPMIYOR,   HİZMETİ   BALTALIYORSA,   ONUNLA   İYİ  
GEÇİNMEK,   SİYASETÇİYE   ZARAR   VERİR.   Son kertede,
hizmetin   yapılıp   yapılmadığının   hesabını   verecek   olan  
siyasetçidir.    

95

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Devletin   valisi,   kaymakamı   ile   dövüşmeyin   ama  
devletin   memurlarının   işini   iyi   yapmalarını   da   bir   şekilde  
sağlayın.   Bürokrasi   ile   geliştirilecek   sağlıklı   bir   ilişki,  
siyasetçinin  başarısı  için  elzemdir.

Ülkemizde,   iktidarlar   değiştiğinde,   bürokrasi   de  
değişir.   Bürokrasinin   üst   yönetimi   için   son   derece   doğru  
bir   durumdur.   Her   bakan,   kendi   ekibi   ile   çalışmak   ister.  
Yüzde   yüz   böyle   bir   şeyi   başarması   mümkün   değildir,  
ancak,   yüzde   30-40’ını   değiştirebilir.   Çünkü   “dindar”   bir  
iktidar   gelmişse,   bürokratların   büyük   çoğunluğu   derhal  
içkiyi   bırakıp,   namaza   başlarlar.   Veya tam tersi olur,
milliyetçi   bir   parti   iktidar   ortağı   olursa,   bu   sefer   bıyıklar  
aşağıya   doğru   sarkar.   Birçok   kurumda,   işin   ucu kaçar,  
memurlar,   kendi   arkadaşlarını   ispiyon   etmeye   başlarlar.  
İnsanlar,   başka   şehirlere   sürülerek   cezalandırılmaya  
çalışılır.

Söylenmesi   gereken   şey,   iktidarların   kendi  
bürokratları   ile   çalışma   haklarının   olduğudur.   Üst   düzey  
bürokratlar   bu   hakkın   bilincinde olarak, iktidar
değiştiğinde,   görevlerinden   istifa   ederek,   yeni   iktidara  
hareket   alanı   açmalıdırlar.   İktidarlar   ise,   kendi   ekibi   ile  
çalışma   işini   abartmamalı,   küçük   memurlarla   uğraşarak,  
zaman  ve  enerji  harcamamalıdırlar.  

Aynı   ideolojiye   inanan,   aynı   partiye   oy   veren,   aynı  
devlet  dairesinde  çalışan,  çocukluk  arkadaşı  iki  memurun,  

96

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

basit   bir   şube   müdürlüğü   için,   milletvekilinin   önünde  
birbirleriyle   kavga   ettiklerini,   hatta   birbirlerine   küfür  
ettiklerini  duymuştum.  Memurun  kavga  ettiği  şeye  bakın,  
milletvekilinin   uğraştığı   işe   bakın.   Oysa   ikisinden   birisi,  
“arkadaşım   benden   daha   fazla   layıktır”   deseydi,  
milletvekili   böyle   söyleyeni   daha   iyi   bir   göreve   getirmek  
için  büyük  bir  gayret  gösterirdi.

97

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

Bir   yerde   küçük   insanların   büyük   gölgeleri   oluyorsa,  
orada  güneş  batıyor  demektir.
Çin  Atasözü
LİDERLİK

Siyasetçilere   ve   siyasetçi   adaylarına   tavsiyeler  
veren   bir   kitap   yazdıysanız   eğer,   liderlik   konusuna   da  
kısaca   değinmekte   fayda   vardır.   Siyasete heves eden
herkes,   küçük   ya   da   büyük bir liderlik sergilemek
zorundadır.  

Lider,   bütünü   görebilen   kişi   demektir. Tek tek
parçalara  bakar, ama  bütünü  görür.  

Lider,   düzeni   değiştirmek   ister,   yöneticiden   farkı  
da   burada   ortaya   çıkar.   Yönetici,   mevcut   düzeni  
sürdürmeyi   amaçlar.   Kendisine   verilmiş   kurallar  
çerçevesinde   hareket   eder,   mevcudu   daha   iyi   yapmanın  
yollarını  aramaz.

Liderlik  gelecekle  ilgilidir.  Geleceği  öngörebilme  ile  
ilgilidir. Lider, gelecek  nasıl  olacak,  biz  o  gelecekte  nerede  
olacağız,   geleceği   şekillendirmek   için   ne   yapacağız?  
Sorularına  cevap arar.

Lider   hedef   koyar.   O   hedefe   ulaşmak   için   ekip  
kurar,  kendisini  amaca  ulaştıracak  yol  ve  yöntemleri  tayin  
eder.   Kişisel   yaşamınızda   bile,   ilk   yapmanız   gereken   şey,  
kendinize   bir   hedef   koymaktır.   Koyduğunuz   hedefe  

98

Siyasetçinin  El  kitabı   Yüksel  Bölük

ulaşmak  için  hareket  edersiniz,  bugün  az,  yarın  biraz  daha  
fazla  yol  alırsınız,  ama  daima  yönünüzü  bilirsiniz.

Lider   olmak   demek,   görünür   olmayı,   hareketli  
olmayı (mobilite) gerektirir. Saklanan, kendini
göstermekten   çekinen,   odasına   kapanan   kişiden   lider  
olmaz.   İlçe   başkanıysanız   eğer,   sürekli   göz   önünde  
olmanız,   hareket   halinde   olmanız,   insanlarla   konuşmanız,  
onların   hatırını   sormanız,   işleriyle   ilgilenmeniz   sizi   lider  
yapar.

Lider,   akıllı   kişilerle   çalışan   insandır.   Sisteme   değil,  
insana   odaklanır.   Bilir   ki   insan   olmadan   hiçbir sistem
çalışmaz,   hele   sosyal   sistemler   hiç   çalışmaz.   Elemanlarına  
değer   verir,   onlara   sahip   çıkar.   Çünkü yeni bir eleman
yetiştirmek,   mevcut   elemana   sahip   çıkmaktan   her   zaman  
daha zor ve daha maliyetlidir.

Lider, güven   telkin   eder,   motive   eder,   ekibinde
negatif fikirler ve negatif   insanların   bulunmasına   izin  
vermez. Kliklere engel olur. Başarı   ekibin,   başarısızlık  
liderindir. Ekibini   över.   Gelişimi   takip   eder,   rakiplerinin  
kendisinden  iyi  yaptıkları  şeyleri  takip  eder.

Lider, karar verebilen insan demektir. Karar
vermek   diğer   seçenekleri   ortadan   kaldırır.     Değişim  
korkutucudur,   lider   değişimden   korkmaz,   değişimi  
yönetir.

99


Click to View FlipBook Version