Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Hiçbir siyasetçi, kendisinden istenilen her şeyi
yapamaz, her talebi yerine getiremez. Ama talepte
bulunan kişinin etkin dinlenilmesi, o kişinin en azından
size tepki göstermesini engeller. İnsanlar, siyasetçiler
hakkında konuşurlar. Bir siyasetçi ile görüşmek, ondan bir
talepte bulunmak, tekdüze hayatımızda bütün
tanıdıklarımıza anlatılacak, kahvelerde, camilerde
mevzusu edilecek bir olaydır. İnsanların bir siyasetçi
hakkında “yanına gittim, derdimi anlattım, ben
konuşurken yüzüme bile bakmadı, telefon faturalarını
inceledi” demesi kötüdür. Hem, size derdini anlatanı
kaybedersiniz, hem de olumsuz propagandanız yapılmış
olur.
İnsanların, “yanına gittim, derdimi anlattım, beni
can kulağıyla dinledi, istediğim şeyi yapamayacağını
ancak, başka şekilde yardımcı olma yolları arayacağını
söyledi, çoluk çocuk herkesi sordu, bizim muhtara selam
söyledi” demesi, bir siyasetçi için iyidir.
Her iki durumda da sizden istenilen şeyi yerine
getirmediniz, ancak birinci durumda başkalarına telefon
faturanız kadar bile önem vermeyen birisi oldunuz, ikinci
durumda ise, emin olun, sıkı bir taraftar kazandınız.
50
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
BEDEN DİLİ
Siyasal iletişim üzerinde konuşurken beden
dilinden bahsetmemek olmaz. Beden dili, iki grup insan
için vazgeçilmezdir: siyasetçiler ve pazarlamacılar. Konu
ile ilgili internette çok geniş bilgi vardır. Biz buraya,
siyasetçilerin mutlaka bilmesi, okuyabilmesi gereken
hareketleri alacağız.
Dil yalan söyler ama beden dili yalan söylemez.
El sıkışma
El sıkışma siyasetin başat ritüelidir. El sıkışırken,
avucunuz aşağıya bakacak şekilde ise, karşınızdakini
denetiminiz, egemenliğiniz altına almak istiyorsunuz
demektir. Aksine, avucunuzu yukarı doğru tutarsanız,
kontrolü, karşınızdaki kişiye vermek istediğinizi beden
dilinizle anlatmış olursunuz.
Siyasetçi, kimseyi egemenliği altına almaya
çalışmaz, kimsenin egemenliği altına girmesine de gerek
yoktur. Karşınızdaki kişiye, saygı, sevgi dileklerinizi
ileteceğiniz, ona güven veren el sıkışma, her iki avucun
dikey konumda olduğu, ellerin birbirini mengene gibi
sıktığı el sıkışmadır. Bu, mengene gibi dikey avuç
kavrama, babanın oğluna “adam gibi el sıkışmayı”
öğrettiği el sıkışmadır.
YAPACAĞINIZ GÖRÜŞMENİN KENDİ
DENETİMİNİZDE OLMASINI istiyorsanız ve karşınızdaki kişi
51
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
size baskın bir el uzatıyorsa, avucunu edilgen konuma
getirecek şekilde çevirmek sadece zor olmakla kalmaz, ne
yapmaya çalıştığınızı da belli edersiniz. Baskın el sıkıcıyı
etkisiz hale getirmek için, sol ayağınızla bir adım ileri atın,
ardından sağ ayağınızı sol ayağınızla çapraz konuma
getirin. Size uzatılan baskın eli kolayca edilgen konuma
getirmekle kalmayacak, el sıkıştığınız kişinin mahrem
alanına girerek, onu huzursuz da edeceksiniz.
Karşınızdaki kişi, parmak uçlarınızdan tutuyor, ya
da kolunu gergin(dirseğinden kırmadan, kendisini geri
çekerek) uzatıyorsa, mahrem alanına girmenizi istemiyor
demektir. Üzerine gitmeyin.
Tokalaşırken, dirsek kavrama, bilek tutma,
karşınızdakinin elini iki elle kavrama(eldiven tutuşu),
omuz tutma, daha fazla samimiyet, daha fazla duygu
iletir, karşı tarafın kişisel alanına girmenizi ve hatta vücut
teması sağlar. Bu tür el sıkışmalar, yakın duygusal bağ
hisseden insanlar arasında yapılır. Duyguların karşılıklı
olması gerekir, eğer duygular karşılıklı değilse, el
sıkıştığınız kişide, size karşı bir güvensizlik oluşacak ve
tetikte duracaktır.
Tanımadığınız birine yoğun duygular aktarmak
için, onun elini iki elinizle kavrayarak, dirseğini, bileğini
tutarak, hatta daha ileri gidip omzuna vurarak el
52
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
sıkışmayın. Aleyhinize olacaktır. Onu baskı altına almaya
da çalışmayın. Adam gibi, iki eşit insan olarak el sıkışın.
El sıkışmak için elini uzatmak istemeyenler olabilir.
Haram olduğuna inandıkları için erkeklerle tokalaşmak
istemeyen kadınlar, ellerinde artrit gibi rahatsızlık olanlar,
çok titiz insanlar, orada bulunmanızdan memnun
olmayanlar, sizinle el sıkışmak istemeyebilirler. Böyle bir
durumun olabileceğini düşünüyorsanız, el sıkışmak için
karşınızdakinin hamle yapmasını bekleyin, ilk hamleyi siz
yapmayın. Başınızı hafifçe eğerek selam verebilir, elinizi
göğsünüze götürerek size verilmiş selamı alabilirsiniz.
Standart Kol Kavuşturma
Hoş olmayan bir durumdan “saklanma” girişimi
olarak her iki kol da göğüste kavuşturulur. Standart kol
kavuşturma hareketi neredeyse her yerde aynı savunma
veya olumsuz tavrı gösteren evrensel bir harekettir. BİRİSİ
KOLLARINI KAVUŞTURMUŞ VAZİYETTE SİZİ DİNLİYORSA,
BİLİN Kİ SİZİNLE AYNI FİKİRDE DEĞİLDİR. Konuyu
değiştirmek akıllıca olabilir.
Kol kavuşturma hareketini kırmanın basit ama
etkili bir yolu karşınızdakine bir kalem, kitap veya başka
herhangi bir şey uzatarak, ileri uzanmasını ve kollarını
çözmesini sağlamaktır. Kavuşturulmuş kollarını çözen bir
insan, daha açık bir duruş ve tavır takınır.
Baş Hareketleri
53
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Başkalarıyla ilişkilerinizde gizlenen bir itirazı
keşfetmenin en kolay yolu, karşınızdaki kişinin
söylediklerinizi sözleriyle onaylarken kafasını yana sallayıp
sallamadığına bakmaktır. Örneğin “Ne demek istediğini
anlıyorum” derken bir yandan da kafasını yana doğru
sallayan birini ele alalım. Kulağa ne kadar inandırıcı gelirse
gelsin, kafa sallama hareketi olumsuz bir tavrı olduğunu
ve söylediklerini ciddiye almayarak onu biraz daha
sorgulamanızın iyi bir fikir olacağını gösterir.
Kafa, yana doğru eğildiğinde, kişinin
söylediklerinizle ilgilenmeye başladığı anlamına gelir. Bir
konuşma yapıyorsanız, dinleyicilerinizin kafalarını yana
doğru eğip eğmediklerine bakın. Kafalarını yana doğru
eğmişlerse, konuşmanızla ilgilenmeye başladıkları anlamın
gelir. Eğer, başlarını yana eğiyorlarsa, elleriyle çenelerine
dokunuyorlarsa ve öne doğru eğiliyorlarsa, onlara
ulaşabiliyorsunuz demektir. Birileri sizinle konuşurken,
onların size karşı sıcak duygular beslemelerini sağlamanız
için, kafa yana eğik pozisyonu kullanarak, ara sıra başınızı
yana eğmeniz yeterlidir.
Konuşurken, karşınızdakinin başını kaldırmasını
veya yana eğmesini sağlayamazsanız bir iletişim sorunuyla
karşı karşıya kalabilirsiniz. Topluluk önünde konuşan
birisi olarak sık sık tamamı kafası aşağıya eğik ve kolları
göğsünde kavuşturulmuş kişilerden oluşan dinleyici
54
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
gruplarıyla karşılaşabilirsiniz. Sizi dinleyenlerle iletişim
kuramamış, onları konuşmanıza katamamışsınız
demektir. Ne anlatırsanız anlatın bir işe yaramaz.
Profesyonel konuşmacılar ve eğitmenler, genellikle
konuşmalarına başlamadan önce dinleyici katılımı
gerektiren bir şeyler yaparlar. Bunun amacı dinleyicilerin
başlarını yukarıya kaldırmalarını ve katılmalarını
sağlamaktır. Konuşmacının hilesi başarılı olursa
dinleyicilerin bir sonraki baş pozisyonu yana eğik
olacaktır.
Bakışlar
Doğru bakış, karşınızdakinin gözleri ve ağzı
arasında kurulacak üçgen bölgeye bakmaktır. Burnunun
ucuna bakın. Bakışlarınız göz seviyesinin altındadır ve
iletişim kurmaya hazırsınız demektir.
Gözle Dışarıda Bırakma
Karşınızdaki kişi, göz kapaklarını bir saniye veya
daha uzun süre kapalı tutuyorsa, bilin ki, anlattıklarınızla
zerre kadar ilgilenmiyordur. Sizi, gözleriyle dışarıda
bırakmış demektir. Bu hareket bilinçsizce yapılır ve o
kişinin sizden sıkılması veya artık ilgilenmemesi ya da
kendini sizden üstün görmesi nedeniyle sizi görmemeye
çalışmasından oluşur.
Burnun üzerinden bakmak
55
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Karşınızdaki kişi, kafasını geriye atarak, size
burnunun üzerinden uzun bir bakış atıyorsa, kendisini
sizden üstün görüyor demektir. Bırakın öyle zannetsin.
Gözlük Hareketleri
Gözlük saplarını ağza götürme hareketi bir zaman
kazanma, oyalama hareketidir. Bir kararı bekletmek veya
geciktirmek için kullanılır. Gözlükleri çıkarıp camlarını
temizlemek de, karar verirken zaman kazanmak için
uygulanan bir taktiktir. Birisinden karar vermesini
istendikten sonra, bu hareketle karşılaşırsanız, sessiz
kalın, bırakın rahatça karar versin. Bu oyalama hareketinin
ardından gelen hareketler kişinin niyetini anlamak için
kullanılır. Örneğin kişi gözlüklerini geri takarsa duruma bir
daha “bakmak” istiyordur. Öte yandan gözlükleri katlar ve
kaldırırsa bu konuşmayı bitirmek istediğini gösterir.
Gözlüklerin üzerinden bakmak, karşınızdaki kişiye
kendisini inceleniyor ve yargılanıyor hissettirir. Genellikle
yakın gözlüğü takan birisi karşısındakine bakmak için
gözlüğünü çıkarmaktansa, üzerinden bakmayı tercih eder.
Dinleyici kaçınılmaz olarak bu bakışa karşılık, kol ve
bacaklarını kavuşturup olumsuz bir tavır takınacağından,
gözlüklerin üzerinden bakmak bedeli yüksek bir hata
olabilir.
Gözlük takanlar konuşurken gözlüklerini
çıkarmalı, dinlerken geri takmalıdırlar. Bu sadece
56
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
karşıdakinin rahatlamasına neden olmakla kalmaz aynı
zamanda gözlük takanın konuşmanın kontrolünü ele
almasını da sağlar. Dinleyici gözlükler olmadığında
konuşmayı kesmemesi gerektiğini ve takıldığında da
konuşmaya başlaması gerektiğini çabucak öğrenir.
El, Kol ve Avuçlar
Tarih boyunca açık avuç gerçek, dürüstlük, sadakat
ve teslimiyetle bağdaştırılmıştır. Gündelik karşılaşmalarda
insanlar iki temel avuç konumunu kullanırlar. Birincisinde
avuç yukarı dönüktür ve yiyecek veya para dilenen
dilencinin tipik hareketidir. İkinci harekette ise avuç sanki
bir şeyi tutuyor veya kısıtlıyormuşçasına aşağıya
dönüktür. Birinin açık ve dürüst olup olmadığını
anlamanın en güvenilir yollarından biri avuç
hareketlerine bakmaktır. İnsanlar tamamen açık veya
dürüst olmak istediklerinde, her iki avuçlarını da
karşılarındaki insana açık tutarak “sana karşı tamamen
dürüst olacağım” gibi bir şeyler söylerler.
Birisi açılmaya veya gerçeği söylemeye
başladığında avuçlarının tamamını veya bir kısmını
karşısındakine açmaya başlar. Vücut dilinin çoğu öğeleri
gibi bu da tamamen bilinçsiz olarak yapılan ve sizde
karşıdakinin doğruyu söylediği hissini uyandıran bir
harekettir.
57
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Bir çocuk yalan söylediğinde veya bir şeyi
gizlediğinde avuçlarını arkasına saklar. Benzer şekilde,
arkadaşlarıyla dışarıda bir gece geçirdikten sonra nerede
olduğunu söylemek istemeyen bir erkek, nerede
olduğunu açıklamaya çalışırken avuçlarını ya ceplerine
saklayacak ya da kollarını kavuşturacaktır. Böylece
gizlediği avuçlarından, karısı doğruyu söylemediği hissine
kapılacaktır.
Pazarlamacılara, her zaman müşterinin avuçlarına
bakması öğretilir. “Müşteriniz sattığınız malı neden
almıyor?” sorusunun cevabı avuçlarda gizlidir. Avuçları
kapalı yada saklıysa, gerçeği söylemiyordur. Gerçek
nedenler sadece avuçlar açıktayken söylenir.
Ağız Koruyucu
Beyin, söylenen yalan dolu sözleri bastırmaya
çalışırken, el ağzı örter ve başparmak yanağa bastırılır.
Bazen bu hareket ağzın üzerine getirilen birkaç parmak
veya hatta kapalı bir yumruktan ibaret olabilir ama anlamı
aynı kalır. Ağız koruma hareketinin değerlendirme
hareketleriyle karıştırılmaması gerekir. Çoğu kimse sahte
bir öksürükle ağzı koruma hareketini saklamaya çalışır.
Konuşan kişi bu hareketi kullanıyorsa, yalan
söylediği anlamına gelmektedir. Ancak karşınızdaki kişi,
SİZ KONUŞUYORKEN BU HAREKETİ
58
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
YAPIYORSA, BU DA SİZİN YALAN SÖYLEDİĞİNİZİ
DÜŞÜNDÜĞÜ ANLAMINA GELİR! Kalabalık önünde
konuşma yapan birisinin başına gelebilecek en rahatsız
edici şeylerden biri, konuşması sırasında dinleyicilerinin
bu hareketi yapmasıdır. Küçük bir dinleyici topluluğu
veya samimi bir ortam olması durumunda sunuş veya
konuşmayı keserek “Söylediklerim konusunda yorumları
olan var mı?” diye sormak akıllıcı olur. Bu da, dinleyicilerin
itirazlarının açığa çıkarılarak, size kendinizi temize çıkarma
ve sorulara cevap verme şansı verir.
Kandırma Amaçlı Avuç
Okuyucu, “Yani avuçlarımı göstererek yalan
söylersem, insanlar bana inanır mı?” diye soracaktır. Bu
sorunun cevabı hem evet hem hayırdır. Avuçlarınız açık
olarak yalan söylerseniz, dürüstlükle ilgili hareketlerin
çoğu eksik olacağından ve yalanla ilgili olumsuz
hareketleri de açık avuçlarla çelişkili biçimde
yapacağınızdan samimi olmadığınız anlaşılabilir.
Ancak başkalarıyla iletişim kurarken, açık avuç
hareketlerini kullanarak kendinizi daha inandırıcı kılmanız
mümkündür. Çoğu insan avuçları açıkken yalan
söylemekte zorlanırlar.
Karşınızdakilere avuçlarınızı açmanız, ayrıca size
karşı daha açık davranmalarını da teşvik eder. Siz
avuçlarınızı karşınızdakilere açarak, onların yalan
59
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
söylemesini ya da vereceği yanlış bilgilerin azalmasını
sağlayabilirsiniz.
Yaka çekiştirme- burna dokunma
Sizinle konuşan kişi, yakasını çekiştiriyor, ya da
burnuna dokunuyorsa, yalan söylediğini, sizi aldatmaya
çalıştığını düşünmeye başlasanız iyi olur. “Şu kısmı tam
anlamadım, tam olarak ne demek istediniz, biraz daha
açıklar mısınız” gibi sorularla, sizi aldatmasına engel
olabilirsiniz.
Pamukçuk toplama
Karşınızdaki kişi sizin görüşlerinize katılmıyor ve
kendi görüşlerini de ifade etmekten çekiniyorsa,
kıyafetinin üzerindeki pamukçukları toplamaya başlar. Bu
durumda, avuçlarınızı açarak “Peki ne düşünüyorsun?”
veya “Bu konuda bazı düşüncelerin olduğunu görüyorum.
Bunları bana anlatır mısın?” diyerek, görüşlerini öğrenme
imkânı bulabilirsiniz.
Göz ovuşturma-yalan söyleme
Bu hareket, beynin gördüğü bir aldatma, yalan
veya şüpheli durumu dışarıda bırakmak veya yalan
söylediği kişinin yüzüne bakmaktan kaçınmak hareketidir.
Erkekler genellikle gözlerini bayağı güçlü bir biçimde
ovuştururlar ve eğer söyledikleri yalan büyük bir
yalansa, normalde yere doğru olmak üzere bakışlarını
kaçırırlar. Kadınlarsa, ya kaba hareketler yapmaktan
60
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
kaçınmaları öğretilerek yetiştirildiklerinden ya da
makyajlarını bozmak istemediklerinden, gözün hemen
altında hafif bir ovuşturma hareketi yaparlar. Veya
dinleyicinin bakışlarından tavana bakarak kaçmaya
çalışırlar.
Kenetlenmiş Eller
Karşınızdaki kişi size karşı olumsuzdur, hayal
kırıklığına uğramıştır ve saldırganlaşabilir. Tüm olumsuz
hareketler gibi saldırgan yaklaşımın ortadan kalkması için
kişinin ellerini çözerek, avuçların ve vücudun ön tarafının
açık olacağı duruma getirilmesi için bir şeyler yapılması
gerekmektedir.
Can sıkıntısı-sabırsızlık
Dinleyici başını desteklemek için elini kullanmaya
başladığında bu can sıkıntısının başladığı ve eliyle başını
destekleme nedeninin aslında uyuyakalmamak için
olduğuna dair bir işarettir.
Parmakların masa üzerinde davul çalması ve
ayakların yere vurulması profesyonel konuşmacılar
tarafından can sıkıntısı işaretleri olarak yorumlanırlarsa
da, bunlar aslında sabırsızlık işaretleridir. Konuşmacı
olarak bu işaretleri fark ettiğinizde, parmaklarıyla davul
çalan veya ayaklarıyla yere vuran dinleyiciyi konuşmanıza
61
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
dâhil ederek, diğer izleyiciler üzerindeki olumsuz etkisini
engellemek için stratejik bir hareket yapmanız gerekir.
Hem can sıkıntısı hem de sabırsızlık belirtileri
gösteren dinleyiciler, konuşmacıya konuşmasını bitirme
zamanının geldiği mesajını verirler. Parmak veya ayak
vurmanın hızı, kişinin ne kadar sabırsızlandığını gösterir,
vuruşlar ne kadar hızlıysa, dinleyici o kadar sabırsız
demektir.
DİNLEYİCİ, ELİNİ KAFA DESTEĞİ OLARAK
KULLANMAYIP, SADECE YANAĞINDA TUTUYORSA,
SÖYLEDİKLERİNİZE GERÇEK BİR İLGİ GÖSTERİYOR
DEMEKTİR.
İşaret parmağını dik olarak yanaktan yukarıya
bakması ve başparmağın çeneyi desteklemesi
durumunda, ya sizinle ya da söylediklerinizle ilgili olumsuz
veya eleştirel düşünceleri var demektir.
62
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
GÖRGÜ KURALLARI
Siyasetçiler “saygılı, nazik ve kibar olmak
zorundadırlar. Bu başlık altında, yemekli toplantılarda ve
protokolde nasıl davranılması gerektiği ile ilgili kısa bilgiler
verilecektir. Belediye başkanı olmuş birisine, “şunu giy,
bunu söyle” diyebilirsiniz. Söylenmesi en zor şey ise,
“yemek yerken ağzını kapat, şapırdatma” sözüdür.
Yemek yerken, oturup kalkarken, insanlarla
iletişim kurarken, davranışlarınızın görgü kurallarına uyup
uymadığına kendiniz dikkat edin, kendi kendinizi takip
edin. Zira arkadaşlarınız bile, bu tür hatırlatmaları
yapmaya çekinirler.
Yemekte…
- Erkekler pardösülerini vestiyere bırakır. Kadınlar yanına
alabilir.
- Cep telefonu, telsiz vs. yemek masasının üzerine
konulmaz.
- Restoranda cam veya duvar önü tercih edilmelidir. Girişe
yakın ayakaltı yerlere oturulmaz.
- Restoranda teşrifatçı varsa, teşrifatçı önde, kadın ortada,
biz arkada oluruz. Yoksa biz önden giderek kadına yol
gösteririz, öncülük yaparız.
- Yanınızda sadece eşiniz varsa karşılıklı oturulur.
Kalabalığa erkeğin yönü dönük olmalıdır.
63
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
- Sosyal yemeklerde eşler yan yana, kadın erkeğin sağında
kalacak şekilde oturulur.
- Peçete diz üzerine katlı olarak serilir. Tabak altına
serilmez. İkiye katlanan peçetenin açık uçları bedenimize
bakar. Küçükse tek dize serilir. Peçetenin amacı, ıslanan
ve yağlanan dudaklarımızı silmektir.
- Lokantada, menü listesi açık kaldığı müddetçe garson
gelmez. Yemek seçimi yapılınca menü kitapçığı kapatılır.
- Üst düzey konumdaki kişi, peçetesini açmadan diğerleri
açmamalıdır. O toplamadan toplamamalıdır.
- Masadan kısa süreli ayrılmalarda peçete sandalyeye
bırakılır.
- Peçeteyi kullandıktan sonra, peçeteye bakılmamalıdır.
- İşi biten peçete servis tabağının sağına öylece bırakılır.
- Kullanılan kâğıt peçetede katlanmadan servis tabağının
sağına bırakılır. Kesinlikle buruşturulmaz.
- Ev davetlerinde bez peçete olması makbuldür. İkisi de
olabilir.
- Tabağın içine peçete atılmaz.
- Protokol yemeğinde masa örtüsü ve bez peçete aynı
renkte olmalı, mümkünse beyaz olmalıdır.
- Yemeği kadın söylemez, siparişi erkek vermelidir. Tabii,
kadına sorarak.
- Çatallar solda, bıçak ve kaşık sağda olmalıdır.
64
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
- İki el masa altında olmamalı, en az bir el yukarıda
olmalıdır.
- Masadan yere düşen hiçbir şey alınmaz.
- Garsona yardım edilmez.
- Kaşık, çorba içildiği müddetçe çorba kâsesinin içinde
olmalıdır. Ancak çorba bittikten sonra çorba alt tabağının
yan tarafına bırakılır.
- Limon çatalla sıkılmaz, sağ elle sıkılırken sol el siper
yapılır. Çorba alt tabağının yanına konulur.
- Çorbaya ekmek doğranmaz.
- Çorbanın dibini almak için tabak yatırılmaz.
- Kaşığın tabak kenarına bırakılması, yemeğin bittiği
anlamına gelir.
- Yemek esnasında bıçak-çatal ters V şeklinde tutulmalıdır.
- Kaşık sağ elle kullanılır.
- Et yemekleri tek parça kesilir, tek lokma yenir. Bir parça
kesilip ağza götürülür. Parça pinçik edilmez.
- Pilav çatalla yenir. Çatal-bıçak el değiştirebilir. Pilav
çatalla alınırken bıçakla destek verilebilir.
- Börek vs. sağ elde bıçak, sol elde çatalla yenir.
- Balık bıçağı sadece balığın kılçığını ayıklamak için
kullanılır. Balık bıçağı yoksa ekmek parçası kullanılabilir.
- Balığın önce kılçığı tamamen çıkarılır, sonra parça parça
yenir.
65
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
- Balık çatalla yenir ancak kılçık elle çıkarılır ve tabağın
kenarına bırakılır.
- Tavuğun derisi yenmek istenmiyorsa, deri çatal ve bıçak
yardımıyla ayrılır. Tek kesim, tek lokma prensibi uygulanır.
- Ağza istenmeyen bir şey (taş, kıl vs.) gelirse, kâğıt
peçeteyle çıkarılır ve görülmeyecek bir yere konulur.
- Elde çatal bıçak, ağızda lokma varken konuşulmaz.
- Lokma çiğnenirken, mümkün olduğunca dudaklar kapalı
olarak çiğnenir. Böylece hem sağa sola bir şey sıçramaz,
hem de çiğneme sessizce yapılmış olur.
- Sağdaki içecekler, soldaki yiyecekler bize aittir.
- Yiyecek servisi soldan yapılır. Boş tabaklar sağdan alınır.
- İçecek servisi sağdan yapılır, sağdan kaldırılır.
- Bardaklar küçükten büyüğe doğru sıralanır.
- Beyaz etle beyaz şarap, kırmızı etle kırmızı şarap içilir.
- Beyaz şarap soğuk içilir.
- Şarap bardağının dörtte üçü dolu olur, boşaldıkça garson
doldurur. Rakı ise bittikçe doldurulur.
- Boşalan su veya meyve bardağı garson tarafından
doldurulur.
- Ne içiliyorsa onunla “şerefe” denir.
- Şerefe kadeh kaldırıldığında içki olmasa da katılmak
lazımdır. Kadeh göğüs hizasında kaldırılır.
- Protokolde kadeh tokuşturulmaz.
- Ast-üst kadeh tokuşturamaz.
66
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
- Çok delikli olan tuz, tek delikli olan karabiberdir.
- Tuzluk ve diğer istenen malzemeler elden ele verilmez.
İsteyen kişinin uzanabileceği bir yere bırakılır.
- Yemeği tatmadan tuz atılmaz.
- Çatal ve bıçak peçete ile silinmez.
- Büyük bıçak, ana yemek bıçağıdır.
- Büyük çatal, ana yemek çatalıdır.
- Yemek çatalıyla tatlı yenmez.
- Açık biber, tuz vs. kaşığın ucuyla alınır.
- Ekmek tabağı varsa bir parça ekmek bölünür, gerisi
tabağa bırakılır. Şayet ortak bir tabaktan veya sepetten
alınıyorsa, ekmeğin kalanını tabağımıza koyarız. Masa
üstüne koyamayız.
- Bütün sebze yemekleri ve köfteler çatal ile yenilir. Bıçağa
ihtiyaç varsa çatalın kenarı kullanılabilir.
- Yoğurt kaşıkla yenir.
- Çatal tek başına kullanılıyorsa sağ elde olmalıdır.
- Yemeğe ekmek bandırılmaz.
- Bütün makarnalar çatal ile yenir. Spagetti yerken
kaşıktan yardım alırız. Makarna tabağının içinde çatalla
makarnayı dürerken kaşık alttan çatala zemin yapılır.
Spagetti makarna hüüp (Japonya hariç) yapılmaz.
- Garsonla yüz yüze iletişim kurulur, mimikler ile anlaşılır,
el ile çağırmamak gerekir. El kol hareketi yapılmaz, “Hop,
hışt, birader baksana” denmez.
67
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
- Zeytin, çatalla yenir, çekirdeği çatalla çıkarılır ve tabağın
yanına konulur. Kül tablasına veya masa üzerine
konulmaz.
- Akşamları soğuk mezeler (tereyağı, acılı ezme vs.) ekmek
sol elde, bıçakla sürülerek yenir.
- Peynir çatalın kenarıyla kesilir.
- Protokolde kürdan kullanılmaz. Diğer zamanlarda sol el
perde yapılarak kullanılabilir. Peçetenin içine bırakılır,
masa üstüne veya kül tablasına bırakılmaz.
- Bahşiş, yemek çok beğenilmişse %10, normalde %5
olmalıdır.
Protokoldeyken…
- Protokolde, kişilere isimlere ile değil, makamları ile hitap
edilir. Sayın valim, sayın başkanım, sayın bakanım vesaire.
- Genel Müdüre, “Sayın Genel Müdürüm”, Genel Müdür
Yardımcısına normalde “Sayın Genel Müdürüm” denilir.
Ancak Genel Müdürün yanında “Sayın Müdürüm”
denilmelidir.
- Ast, üste takdim edilir. Yani muhatap üsttür. Diğer
zamanlarda muhatap kadındır. Erkek kadına takdim edilir.
Genç yaşlıya, tek kişi gruba, yeni gelen mevcut olanlara
takdim edilir.
- Tanıştırılan kişilerin özellikleri söylenmelidir.
- Önce elini üst uzatır, sonra ast uzatır.
68
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
- Bir kadın elini uzatmadıkça erkek elini uzatmamalıdır.
Hanımlar elini uzatmak zorunda değildir, başı ile selam
verebilir.
- İsmini unuttuğumuz insana soyadını sorarsak ismini de
söyler.
- Makama girdiğimizde “buyur” edilen koltuğa
oturulmalıdır. Söylenmemişse sırtı duvara gelen koltuğa
oturulur.
- Makama girerken mutlaka ajanda ve kalemle girilmelidir.
- Üst veya eş düzey birisi geldiğinde makam koltuğunda
oturulmaz. Misafir koltuğunda karşılıklı oturulur.
- Üste teşekkür edilmez “sağ olun” denir.
- Üst ve kadınla güneş gözlüğüyle konuşulmaz.
- Bundan sonra herhangi bir kadına “bayan” demeniz
yasaktır, mutlaka “Hanımefendi” demelisiniz.
- Makama evrak sunulurken yanına gidilmez. Karşıdan
nezaketle verilir.
- Ziyaret en fazla 20 dakikadır.
- Telefonu açan kendini tanıtmalıdır. Üstler de kendini
tanıtmalıdır. “Ben sana,-size dönerim” cümlesi
kullanılmamalıdır. “Sizi sonra arayacağım” çok daha uygun
bir ifadedir.
- 09.00 – 22.00 saatleri arası ev telefonu aranabilir.
Cumartesi öğlene kadar, Pazar günü tam gün aranmaz.
69
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
- İsmimize gelen e-mail’e ve telefon mesajlarına mutlaka
cevap yazılmalıdır.
- Ast-üst ilişkisinin olduğu yerde kadın-erkek ayırımı
olmaz. Ast-üstlük geçerli olur.
- Asansörden inişte kapıya yakın olan önce çıkar.
- Merdivenden çıkarken önce kadın çıkar, inerken ise
erkek önde olmalıdır.
- Yürürken üst, misafir, kadın daima sağınızda olmalıdır.
70
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Hangi pencereden bakarsanız, o
pencereden görünürsünüz.
Anonim
FOTOJENİK OLMAK-İYİ FOTOĞRAF VEREBİLMEK
Fotoğraf iki boyutludur. Bu da, gerçek hayattaki
çekici görünümünüzü kaybetmenize neden olur.
Fotoğraflarınızı çekenler her zaman profesyoneller
değillerdir. O yüzden, fotoğraf çekenden çok, sizin bazı
detaylara dikkat etmeniz, kendinizi fotoğrafa
hazırlamanız, iyi poz vermeniz gerekir.
Her renk, objektif karşısında güzel görünmez.
Siyah, beyaz ve kırmızı özellikle tercih etmemeniz gereken
renklerdir, dağılırlar, kontrast bozulur. Ancak kıyafetiniz
içinde bu renkleri kullanabilirsiniz. Desenli, yatay çizgili,
geniş çizgili kıyafetlerden kaçının. Saçınızın ve cildinizin
rengine uyan, sade kıyafetler seçin.
Cildinizdeki lekeleri makyaj yoluyla ya da ışık ve
gölge oyunlarıyla gizlemeye çalışın.
Fotoğraf çekiminde saçlar fazla öne çıkarılmaz.
Kırmızı gözü engellemek için bir ışık kaynağına bir
süre bakın. Bir flaşa 10 kez bakmak, kırmızı göz ihtimalini
azaltır.
Dişlerinizi sıkmayın, azı dişleriniz birbirine değsin
yeter, yüzünüzde daima bir gülümseme olmalıdır. Ağzınız
kapalı iken gülümseme çalışmaları yapın. GÜLÜMSEMEYE
71
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
DEVAM EDERKEN, SANKİ SİNİRLİYMİŞSİNİZ GİBİ,
KAŞLARINIZI DA HAFİFÇE YUKARI KALDIRIN.
Bir ayağınız önde ve bir omzunuz kameraya daha
yakın durmaya gayret edin. Vücudunuzun dörtte üçü
kameraya dönük olsun.
Çenenizi gizleyin. Bunun için, kafanızı biraz öne
eğmeniz yeterli olacaktır.
Duruş, sadece fotoğraf ya da kamera için değil,
bütün yaşamınız için en önemli iletişim materyalinizdir.
Dik durun, rahat nefes alın, omuzlarınız dik olsun, ama
kendinizi kasmayın, kendinizi sıkmayın. DİK DURAN VE
DİK OTURAN İNSANLAR, KAMBURLARDAN DAHA ÇEKİCİ
OLURLAR.
Sakin olun, derin bir nefes alın, aldığınız nefesle
birlikte kollarınız ve omuzlarınız rahatlasın. Resimlerde
kötü çıkıyorsanız, büyük ihtimalle objektife asabi
bakıyorsunuz demektir. Nefesinizi içinizde ya da dışınızda
tutmayın. Sizi gergin gösterir.
Doğal olmayan bir gülümseme sizi gergin gösterir.
Doğal bir gülümseme elde etmek için mutlu anlarınızı,
sizi mutlu eden şeyleri düşünün. Eşinizi ya da çocuğunuzu
düşünmek sizi mutlu eder. Veya komik bir olayı, bir fıkrayı
aklınıza getirin. Objektife bakarken, gözleriniz de
gülümsemeli. En dikkat etmeniz gereken nokta budur.
Biraz mutlu, biraz yaramaz, hınzır bir ifade iyi bir fotoğraf
72
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
için en iyi şeydir. Gözleriniz daha açık ve daha rahat olsun.
Biraz yüzünüzü kızartacak muzır anlarınızı aklınıza getirin.
Bu sayede yanaklarınızda, pembe, kırmızı bir allık olacak.
Dışarıda fotoğraf çektirecekseniz, doğru bir yer ve
doğru bir zaman seçin. Arkanızdaki fon sade olsun.
Fotoğrafa bakanlar, dikkatlerini size versinler. Dışarıda
fotoğraf için en uygun zamanlar, sabah ve akşam
saatleridir. Bu saatteki ışık, yüzünüzde altın parıltılar
oluşturur.
İç mekânlarda, aydınlatmanın iyi olduğu
noktalarda durmaya çalışın. Yan aydınlatma ve özellikle
ön aydınlatma her zaman arka aydınlatmadan daha iyi
sonuç verir. Mümkün olduğunca flaşsız fotoğraf
çektirmenin yolunu arayın, FLASH, KÖTÜ FOTOĞRAFIN
BİR NUMARALI SUÇLUSUDUR. Düğünlerde çekilen
fotoğrafları hatırlayın.
Objektif, göz hizanızda ya da göz hizanızdan
yukarıda olsun. Bu sayede çenenizi saklayabilirsiniz.
Unutmadan, kafanız kelse, fotoğraf çektirirken
konuşurken ya da elinizdeki bir belgeyi okurken başınızı
öne eğmeyin.
İyi bir fotoğrafçı, bütün bu fotoğraf hilelerini bilir
ve uygular. Hatta objektifle, lenslerle, kontrastla ilgili çok
daha fazlasını bilir. İyi fotoğraf çektirmek için iyi bir
fotoğrafçınız olmalı. Hele hele propaganda
73
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
materyallerinde kullanacağınız fotoğrafı mutlaka bir
profesyonel çekmeli. Fotoğraflarınızın rötuşlanmasından
korkmayın. Korkmayın ama bu rötuşlandırma, 50
yaşınızdaki cildinizi 25 yaşına getirmesin, 40’a indirsin
yeter. Rötuş atma işini de mutlaka bir profesyonel
yapmalı. Yoksa çok vahim durumlarla karşılaşabilirsiniz.
74
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
KAMERA KARŞISINA GEÇTİĞİNİZDE
Konuşurken ya da birisini dinlerken, farkında
olmadan bazı hareketler yaparsınız. Durakladığınızda,
boğazınızı temizlerken, elinizi kolunuzu oynatırken,
gülerken, öfkelenirken, bazı güzel olmayan sesler çıkarır,
bazı hoş olmayan görüntüler verirsiniz.
Stüdyoda kullanılan renkler ve kıyafetiniz
arasındaki uyum ya da uyumsuzluk, göbeğinizi ve
gerdanınızı ortaya çıkarmanız ya da gizlemeniz, hepsi ama
hepsi kamera karşısında dikkat etmeniz gereken
konulardır. Gözünüz mü seğiriyor, göz kapağı tembelliğiniz
mi var, normalden daha hızlı mı konuşuyorsunuz, gülünce
dişleriniz vampir dişleri gibi ortaya mı çıkıyor, konuşurken
elinizi kolunuzu çok sallıyorsunuz ve yüzünüzü mü
kapatıyorsunuz, rakibinizin kişisel alanına girip, onu ve sizi
izleyenleri tedirgin mi ediyorsunuz, bunları, kendinizi
ekranda görmeden bilemezsiniz. En iyisi, evde, bir
kamera kurup, sürekli pratik yapmak, eksik olduğunuz
noktaları ortaya çıkararak, ona göre çalışmaktır.
Bu kitabı okuyanlar, çoğunlukla siyasete yeni
başlayanlar olacakları için, muhtemelen televizyon
tecrübeleri olmayacaktır. Aday olduklarında, basın
toplantısı yapacaklar, başarabilirlerse ulusal
televizyonlarda 20-30 saniyelik, yerel televizyonlarda da
2-3 dakikalık bir habere konu olabileceklerdir. En iyi
75
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
ihtimal, tartışma programlarına davet edilmeleri ya da
parasını vererek, bir özel televizyonda reklam kabilinden
kendilerini anlatabilecekleri bir program yaptırmalarıdır.
Sözün özü, görüntülü medya ile temas edecekleri kısa
süre içerisinde, verecekleri görüntü çok daha fazla önem
taşıyacaktır. Televizyona çıkmak, düzeltelim, ulusal
televizyona çıkmak, size siyasetçiler içinde sınıf atlattırır.
YETERLİLİĞİNİZ, DOLAYISIYLA GÜVENİLİRLİĞİNİZ ARTAR,
SÖZLERİNİZ DAHA BİR ANLAM KAZANIR, DAHA İYİ
DİNLENİR.
Yerel televizyonlar noktasında ise, aynı şeyleri
söylemek pek mümkün değildir. Onlar, kendilerini ne
kadar abartırlarsa abartsınlar, izleyenleri pek yoktur.
Ancak, televizyona çıkma pratiği yapmak için, yerel
televizyonların programlarına katılabilirsiniz. Program
sonrası, programın kaydını alın ve evde tekrar izleyerek,
eşinizle, arkadaşlarınızla gerekli kritiği yapın.
Yerel televizyonlarda çalışanlar, yeterli
profesyonelliğe sahip değillerdir. Profesyonellerin
ellerinde olmadığınız için, iyi bir görüntü vermeniz, daha
çok sizin bildiklerinize bağlıdır. Öncelikle, çekim yapılacak
stüdyo ya da mekânla ilgili bilgi alın. Mekânın renklerine
uygun olarak giyinin. Arka fon siyahsa ve siz siyah
giyinirseniz, muhtemelen fonda kaybolup gidersiniz.
Yüzünüzdeki yorgunluğu ve kırışıklığı kapatacak hafif bir
76
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
makyaj yaptırmaktan kaçınmayın. Arka fonunuza göre,
siyah, lacivert ya da grinin tonlarında bir kıyafet seçin.
Çekimden önce kameramanla konuşun. Kamera
çok aşağıda olursa, göbeğiniz, gıdığınız ve çeneniz
belirginleşir. Siz, kameraya yukardan bakmak zorunda
kaldığınız için, bakışınız, insanları aşağılayan, çokbilmiş,
ukala bir anlam kazanır.
Yeni aldığınız bir kıyafeti ilk defa giymeyin.
Üzerinize alışmamıştır ve tam oturmaz, ağının sökülmesi
gibi aksiliklerle karşılaşabilirsiniz. Çoraplarınız uzun olsun,
bacak bacak üstüne attığınızda, pantolonunuz yukarı
sıyrılır ve kıllı bacaklarınız görünür.
KADINLAR, STÜDYO IŞIKLARINI YANSITACAK VE
SALLANDIĞINDA TAKIR-TUKUR SESLER ÇIKARACAK
MÜCEVHERLERİ TAKMAMALIDIRLAR. Bir siyasetçi için,
mini etek yasak, siz bacaklarınızı değil, fikirlerinizi
sergilemeye geldiniz.
Çıkacağınız programda nasıl bir koltuğa
oturacaksınız, önünüz boş mu olacak, masa arkasında mı
oturacaksınız, masanın altından ayaklarınız görünecek mi?
Önceden öğrenip, provalarınızı, benzer ortamlarda
yapmakta fayda var.
TELEVİZYONDA, ELLERLE JEST VE MİMİKLER
YAPMAK YASAK, yüzünüzü kapatır, izleyenlerde tehditkâr
bir algı oluşturur. Rahmetli Özal’ın elindeki kalem, elini
77
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
kolunu çok kullanmaması için, danışmanlarınca icat
edilmişti. Elinizi, kucağınıza ya da koltuğun yanlarına
koyun, program sonuna kadar da unutun, orada kalsınlar.
Televizyonda jest ve mimiklerinizi sesiniz ve yüzünüzle
yapacaksınız.
Televizyonda, çok çok mecbur değilseniz, yakın
gözlüğü kullanmayın. Kullanmak zorunda kalırsanız, asla
gözlüklerinizin üstünden bakmayın. Gözlükle işiniz bitince,
hemen çıkarıp elinize alın. Hem yakın, hem uzak görme
probleminiz varsa, ikisini bir arada sağlayan gözlüklerden
yaptırın. Alışmak biraz zordur ama gözlüğün birini çıkarıp,
birini takmaktan iyidir.
TELEVİZYONDA NORMALDEN BİRAZ DAHA HIZLI
VE TOK BİR SESLE KONUŞUN. Bu sizi, konuya hâkim,
uzman gösterecektir. Benim tecrübelerime göre, eğer
kürsüde konuşacaksanız, dakikada 75 kelimeden fazla
söylemeyin. Eğer televizyonda konuşacaksanız, 120
kelimeden aşağıya düşmemeye özen gösterin. Zaman
zaman ses tonunuzu alçaltıp yükselterek, ilginin
kaybolmasını engelleyin. Normalden çok hızlı
konuşursanız, söylediklerinizden kimse bir şey anlamaz,
normalinden çok yavaş konuşursanız, sıkıcı olusunuz.
Gülümsemeyi ihmal etmeyin, ama trafik kazalarından
bahsedilirken de, gülümsemeyin.
78
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Televizyonda yüksek sesle gülünmez. Sizi sinirli ve
heyecanlı gösterir. Heyecanlanacaksınız evet, ama bir
süre sonra bu heyecanınız geçecek. Derin bir nefes alın,
karnınızı- göğsünüzü değil karnınızı- iyice şişirin. Şimdi de
aldığınız nefesi, 5 kerede, kademe kademe bırakın. Bu
egzersizi 5 defa yaptığınızda, heyecanınızın geçtiğini,
rahatladığınızı göreceksiniz. Artık dikkatinizi
söyleyeceklerinize verebilirsiniz.
Televizyonda, siz konuşmazken bile kamera sizi
gösterebilir, kim konuşuyorsa, ilgiyle konuşana bakın.
Kamera, tam sizin üzerinizde ve kırmızı ışığı da yanıyorsa,
karşınızda, bir insan varmış gibi konuşun ve doğrudan o
insanın gözlerine, yani objektife bakın.
Televizyonda ya da herhangi bir yerde, olumlu
şeyler söylemek, sizi rahat ve mutlu gösterir. Olumsuz
şeylerden bahsederken gergin görünürsünüz. Siyaset, iyi
bir gelecek vaat etmektir. Mutlu, müreffeh bir gelecekten
bahsetmek, başarıdan, ilerlemeden bahsetmek,
konuşmanızın daha rahat, daha anlaşılır, daha başarılı
olmasını sağlayacaktır.
Eğer stüdyo dışında, farklı bir mekânda çekim
yapılıyorsa, arka planda, izleyicilerin dikkatini dağıtacak
şeyler olmasın. Mesela kitaplığa çok yakın durmayın.
Görüntüde kitap isimleri okunamasın. İzleyici, dikkatini
79
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
sizin söylediklerinize değil, kitaplara verecektir. Çekimde,
kapı kolu görünmesin.
“Şimdi kapı açılacak, içeriye birisi girecek” gibi algılanır,
sizin söyledikleriniz ise haliyle anlaşılmaz.
Dış mekândaysanız, arkanızdan kimsenin
geçmemesi, mikrofona farklı sesler aksetmemesi iyi
olacaktır. Namaz saatleri konusunda da dikkatli
olmalısınız. Siz tam konuşurken, arka plandan gelen
kuvvetli bir ezan sesi, söylediklerinizi anlaşılmaz kılar. Eğer
kahve toplantısı, ev toplantısı vesaire yapıyorsanız, en
iyisi, konuşmanızı keserek Ezan’ın bitmesini beklemektir.
Televizyon çekimini bekletme imkânınız varsa, mutlaka
bekletin. Eğer böyle bir imkânınız yoksa en iyisi baştan
çekim saatini Ezan’a göre ayarlamaktır.
Bilginize başvurulmak üzere bir haber bültenine
çıktıysanız, iyi akşamlar dilemeyin, izleyenlere selam
vermeyin, size ne sorulmuşsa ona cevap verin. Çünkü bir
soruya bir dilekle karşılık verirseniz, karşılıklı yaptığınız
konuşmanın akışı kesilmiş olur. Trafik kazası, terör eylemi
olmuş, şu kadar insan hayatını kaybetmiş, siz hâlâ iyi
günler diliyorsunuz, ne sorulduysa ona cevap verin.
“Efendim patlama nerede oldu?” Doğru cevap: “Han
mahallesi, Dörtyol ağzındaki benzinlikte.” Yanlış cevap:
“Öncelikle bu vesileyle bizi izleyenlerin yeni yılını kutlar,
sağlık esenlik getirmesini dilerim”. Velev ki, size soru
80
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
soran sarışın sunucunun konu hakkında bir bilgisi yoksa ve
yanlış bir soru soruyorsa, o zaman düzeltebilirsiniz.
Televizyondaysanız, ne söyleyecekseniz, hemen
söyleyin, lafı dolaştırmayın, doğrudan söyleyin, direkt
söyleyin, lafı dolaştırırsanız, izleyenlerin elinde kumanda
var ve kanal değiştirmekte asla tereddüt etmezler.
Televizyonda tartışma
Beğenirsiniz, beğenmezsiniz, bu işin üstadı, uzmanı
Ahmet Hakan’dır. Bir televizyon programında nasıl
tartışılması gerektiğini anlattığı Hürriyet gazetesindeki “İyi
bir tv tartışmacısı olmak isteyenlere tüyolar” başlıklı
yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum.
- Fazla pasif olursan tansiyonu düşürürsün, fazla aktif
olursan rol çalıyor görüntüsü verirsin... ne fazla pasif, ne
fazla aktif ol.... Kararında, kıvamında ol yeter.
- Susman gerektiğinde konuşmalı, konuşman gerektiğinde
susmalısın.
- Eleştirmek istediğin muhatabına önce bir güzel iltifat
ederek duruşunu boz, ardından da saydır saydırabildiğin
kadar... Neticeden memnun kalacaksın.
- Moderatörle tartışmaktan kaçın.
- Aynı anda iki cephede savaşma.
- Programa çıkmadan önce “kimler var” sorusunu mutlaka
sor.“Ne kadar rezil olursak, o kadar iyi” havasındaki
81
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
biriyle sakın çıkma... Ağzınla kuş tutsan da kaybeden sen
olursun.
- Hiç yapılmayanı yap. Aynı görüşleri paylaşmadığın
muhatabının bazı görüşlerine katıl. İyi bir izlenim
bırakman garantidir.
- Bazen “anında itiraz” hayat kurtarır. “Ama söz bana
gelmedi” falan diyerek gollük pasları kaçırma.
- Ortada gollük bir pas yoksa atılma, heyecanlanma, söz
isteme... Bırak söz sana gelsin.
- Asla ve kata seninle aynı görüşü savunanlarla bir
programa katılma, fark yaratamazsın.
- Bazen sesini alçalt, bazen yükselt, tv tartışmaları
yeknesaklığı sevmez.
- Bilmediğin konuda top çevirme... “bilmiyorum” de,
süper bir etki bırakırsın.
82
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Bir editör, buğdayı samandan ayırdıktan sonra,
halka “samanı” sunan insandır.
Adlai Stevenson
BASIN AÇIKLAMASI
Siyasetçi yarım sayfadan fazla basın açıklaması
yapmaz, yapmamalıdır. Eskiden, yazılı basın döneminde,
açıklama ne kadar uzun olursa olsun, en fazla yarım
sayfası kullanılırdı. Siyasetçiler, bunu bilirler ve en fazla
yarım sayfalık basın açıklamaları yaparlardı. Oysa
bugünlerde, internet medyası yayınlayacak malzeme
arıyor diye, yöre siteleri gönderilen her şeyi yayınlıyor
diye, 3-4 sayfalık basın açıklamaları yapılıyor. Bir kez daha
söylüyorum. Yarım sayfadan fazlası okunmaz. NE
ANLATACAKSANIZ, İKİ KÜÇÜK PARAGRAFTA, YARIM
SAYFADA ANLATIN.
Öne çıkmasını istediğiniz mesaj ne ise, onu öne
çıkarmanın yollarını arayın. Mesajınızı, gereksiz bir sürü
ayrıntı ile boğmayın. Asıl mesajın, arada kaybolup
gitmesine izin vermeyin. Akılda kalacak şekilde, bir espri,
bir şaka, bir deyim, bir atasözü, bir yakıştırma, bir
benzetme ile güçlendirerek verin. Önemli olan, gazeteciye
başlık, manşet vermektir. Başlığı verebilirseniz,
açıklamanız okunur, anlaşılır, arzuladığınız amaca
ulaşırsınız.
83
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Mümkünse, yerel medya ve yöre internet siteleri
için, basın açıklamanızı haber haline getirerek verin.
Birçoğu, haber yazmasını zaten bilmez. Onlara büyük iyilik
etmiş olursunuz. Ve açıklamanızı mutlaka bilgisayar
ortamında iletin. Faks çekmeyin, yeniden yazmak zorunda
kalmasınlar. Bu onlar için zulümdür.
Ulusal medya için ise, asla haber yapmayın. Basın
açıklamasını yazıp gönderin yeter, emin olun, ulusal
medya çalışanları, haberi sizden daha iyi yazarlar.
Yerel medya için, açıklamanız ile birlikte, güncel
kaliteli bir fotoğrafınızı ya da konu ile ilgili bir fotoğrafınızı
ulaştırabilirseniz, çok daha iyi olur. Aynı fotoğrafınızı
tekrar tekrar kullanmak zorunda kalmazlar.
Basın toplantısı
Basın toplantısı mı yapacaksınız? En önce yer
belirlemelisiniz, basın mensuplarının kolayca
ulaşabileceği, araçlarını kolayca park edebileceği bir yer
belirleyin. Basın toplantısını yapacağınız salon, çok büyük
olmasın, görüntülerde boşluk görünmesin. Salon, çok
küçük, dar da olmasın. Basın mensuplarının rahat
çalışmasına imkân versin.
Toplantınızın yer ve saatini, gazetelerin baskı
saatine göre belirleyin. Akşam 5’ten sonra yapacağınız bir
basın toplantısı ertesi günkü gazetelerde yer almaz. Bir
sonraki gün için ise, gündem çoktan değişmiş olur. Basın
84
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
toplantılarınızı mutlaka ve konuşmalarınızı ve basında yer
almasını istediğiniz diğer toplantılarınızı gazete baskı
saatlerine göre yapmalısınız.
Toplantı yapacağınızı, bir gün önceden basına
bildirin. Medya kuruluşlarının sabah gündemlerinde takip
edilecek işler arasında yer alsın.
Basın toplantısı metnini önceden yazın ve çoğaltın.
Metni, toplantıya katılanlara dağıtın.
Basın toplantı metniniz kısa olsun. En fazla 3-4
dakikada söyleyeceklerinizi söyleyin.
Konu ile ilgili soru alabilirsiniz. Basın toplantısı
yaptığınız konunun güme gitmesini istemiyorsanız, farklı
konularda gelen sorulara cevap vermeyin. Önce bütün
soruları tek tek alın, hepsini not edin, sonra hepsine
birden cevap verin. Soruları tek tek alıp, toplu olarak
cevap verirseniz, cevap hazırlamak için zaman kazanabilir,
cevap vermek istemediğiniz soruları arada
kaynatabilirsiniz.
Bir tarihte, bir grup başkan vekili, üniversite giriş
sınavında katsayı uygulamasının kaldırılması için verdikleri
kanun teklifini duyurmak üzere bir basın toplantısı
düzenlemiş, ama basın toplantısında çok farklı bir konuda
söylediği bir söz yüzünden, -başbakan için Dunning Kruger
sendromuna yakalandı demişti- verdikleri teklif hiç
gündeme gelmemiş, basında yer almamıştı.
85
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Bazen de, basın toplantısı, sadece bir kamuflajdır.
Siz, “kımıl zararlıları” ile ilgili bir basın toplantısı yaparsınız
ama esas amacınız rakibinizin söylediği bir söze cevap
vermektir. Gazetecilerden birisini ayarlarsınız ve size asıl
cevap vermek istediğiniz konu ile ilgili bir soru sorar. Siz
de önceden hazırladığınız cevabı yapıştırırsınız.
Konuşma yazma bahsinde belirttiğimiz gibi,
gazeteci esnafına başlık vermelisiniz. Dikkatlerini çekecek,
manşet yapacakları, başlığa koyacakları bir cümle
planlayın. Bu cümleyi üstüne basarak tekrar edin.
Basın toplantısından sonra, toplantınızın metini,
toplantıya gelemeyen basın kuruluşlarına mutlaka
ulaştırın. Belki gönderecek eleman bulamamışlardır, belki
gönderdikleri eleman yetişememiştir.
Basın toplantınızı, yerel medya için haber haline
getirmeyi de ihmal etmeyin. Basın toplantınızın gündeme
gelmesinin iki yolu var; ya gündemle ilgili konuşup, çok
farklı bir şey söyleyeceksiniz, ya da gündem boş olacak,
sizin söylediğiniz şey gündem oluşturacak. Gündemin çok
yoğun olduğu bir günde yapacağınız basın toplantısının
güme gitmesi işten bile değildir.Eski genelkurmay
başkanının hâkim karşısına çıktığı gün, siz, kımıl zararlıları
hakkında basın toplantısı yaparsanız, kimsenin umurunda
olmaz.
86
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
İNTERNET SİTESİ
Sizin hala bir internet siteniz yok mu? Sitenizi
sürekli güncelleyemeyecekseniz, yıllarca aynı şekilde
duracaksa, olmasın daha iyi. Sitenize, en azından haftada
bir, yeni bir yazı ya da fotoğraf ekleyebilecekseniz,
mutlaka bir internet sitesi kurun.
Basit olsun, sade olsun. Kalabalık görülecek diye,
her şeyi internet sitesine doldurmayın. Devlet
kurumlarına, vergi dairesine, ulusal gazetelere link
vermenize gerek yok. Bölgenizle ilgili yerel medyanın ya
da derneklerin internet sitelerine link verebilir, onlarla
işbirliği yapabilirsiniz.
VATANDAŞLARIN YORUM YAPABİLECEĞİ,
TALEPLERİNİ İLETEBİLECEĞİ, SİZİNLE BAĞLANTI
KURABİLECEĞİ BİR ZİYARETÇİ DEFTERİNİZ MUTLAKA
OLSUN. Mümkünse her gün, en çok 2 günde bir, ziyaretçi
defterinizi mutlaka güncelleyin. Sizi eleştiren yorumları
yayınlamaktan çekinmeyin.
Siyasetle ilgili atacağınız her adım, ciddi kişisel
çaba gerektirir. Benim size tavsiyem, seçim bölgenizdeki
ya da ülke gündemindeki her konuyla ilgili kısa, tekrar
ediyorum, kısa açıklamalar yapın, yazılar yazın. Başlarda,
az takip edildiğiniz için moraliniz bozulacaktır ama bir süre
sonra, sitenizi takip edenlerin sayısının arttığını
87
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
göreceksiniz. Hem, iyi bir yazı yazma alıştırması olacak,
hem de tanınırlığınızı artıracaktır.
Genel kuralımızı bir kez daha hatırlayalım. İnternet
sitesi üzerinden de kimseyle dalaşmayın, tartışmayın.
Yazdığınız yazıların, yaptığınız açıklamaların, küfür ve
hakaret içermemesi gerektiğini hatırlatmama ise,
herhalde gerek yoktur. Yayın yoluyla hakarete girer. Sanal
âlem de olsa, yazdığınız her yazı, başkaları için bir tık
ötededir. Tarihe, kendinizle ilgili
notlar bıraktığınızı unutmayın. Hele hele, başarılı olur,
önemli bir siyasetçi haline gelirseniz, yazdıklarınızın bir
gün önünüze çıkarılacağını unutmayın.
Siyaset, uzun soluklu bir iştir. Orta ve uzun vadeyi
planlayarak hareket etmek gerekir.
Facebook, twitter gibi sosyal medyayı kullanabilirsiniz.
Bazen, kendi kişisel sitenizden çok daha faydalı olabilir,
çok daha fazla kişiye ulaşmanızı sağlayabilirler.
Unutmadan, kartvizitinizde, bütün seçim
materyallerinizde, basın açıklamalarınızda, her türlü
iletişim mecrasında, internet sitenizin adresini mutlaka
belirtmelisiniz. İnternet siteniz, sizin kurumsal kimliğinizin
en büyük parçalarından bir tanesi olmalıdır.
88
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
ÖZGEÇMİŞİNİZİ DOĞRU YAZIN
Baştan söyleyelim. Bir siyasetçinin CV’si olmaz.
Özgeçmişi olur. Özgeçmiş hazırlamak ise kolay gibi
görünmesine rağmen zor bir iştir. Baştan savma olmamalı,
ciddiye alınmalıdır.
Özgeçmişiniz, sizi insanlara tanıtacak, hakkınızda
insanların bir kanaat edinmesini sağlayacak, temel
dokümandır. En fazla bir sayfada,- bazen bir sayfa bile
uzundur-, kendinizi, geçmişinizi, tecrübenizi
anlatmalısınız. Özgeçmişiniz kesinlikle bir sayfayı
geçmesin.
Öyle özgeçmişler gördüm ki, adam, tam 4 sayfa
özgeçmiş hazırlamış. Hazırlamakla kalmayıp, bu
özgeçmişten 8 sayfalık broşür yaptırmış. Özgeçmişine,
katıldığı seminerleri, hatta danışmanlığını yaptığı
öğrencilerin hazırladığı tezleri bile eklemiş. Demek istiyor
ki, “okuyan ne büyük adam” desin. Demez. Bir: kimse
sonuna kadar okumaz, iki: öğrencilerinin hazırladığı tezler
seçmeni ilgilendirmez. Tamam, profesörsün, hocasın, iyi
de bir hocasın. Başka bir üniversiteye iş başvurusu
yapıyorsan, böyle bir özgeçmiş verebilirsin, ama siyasette
olmaz.
Tekrar etmekte fayda var: özgeçmişiniz uzun
olmayacak. Form şeklinde olan özgeçmişler, kendinizi
tanımlamak için yeterli gelmezler. Bu formlarda ilgili
89
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
olduğunuz şeyleri, yeteneklerinizi, fikirlerinizi açıklamak
için uygun alanlar bulunmaz. Form şeklinde özgeçmişler
kullanmayın. Kendi yazdığınız cümlelerle kendinizi
tanıtmanız daha uygun olacaktır.
Zor değil mi? Evet, özgeçmiş hazırlamak zordur ve
emek ister, vakit ayırmanız gerekir. O zaman, siz de
özgeçmişinizi hazırlamak için vakit ayırın. Bitirdikten
sonra, sizi tanıyan, yıllardır tanıyan arkadaşlarınıza
okutun. Tekrar, tekrar üzerinde çalışın. Dil bilgisi ve imla
kurallarına mutlaka ama mutlaka dikkat etmelisiniz.
Dilimizi güzel kullanıp kullanamadığınızı, dil bilgisi
kurallarını bilip bilmediğinizi, kendinizi ifade edip
edemediğinizi, özenli olup olmadığınızı, hakkınızdaki pek
çok şeyi özgeçmişiniz ortaya koyacaktır.
Burada yazılanlar, siyasetçi adaylarının özgeçmişi
içindir. Amerikan firmasında iş başvurusu yapacaksanız
başka bir biçimde özgeçmiş hazırlamalısınız. Resim sergisi
açacaksanız, başka bir biçim seçmelisiniz.
Kötü özgeçmiş örnekleri arıyorsanız, siyasi
partilerin internet sayfalarındaki özgeçmişlere bakın.
Siyaseten, doğru özgeçmişin bir örneği ise yoktur. Doğru
özgeçmişinizi kendi hedef kitlenize, ancak kendiniz
yazabilirsiniz.
90
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
LİDER TAKİBİ
Parti lideriniz, parti büyükleriniz ne yapıyor, ne
söylüyor, hatta ne giyiyor, iyi takip etmelisiniz. Vatandaşla
temaslarınızda çok faydasını göreceksiniz.
Hele hele temel konularda, parti büyüklerinizden
farklı bir şey söylemeniz, siyasi hayatınızı bitirebilir. Parti
büyüğünüz bir şey söylemiştir, sizin haberiniz olmaz.
Olacak ya, birisi soruverir, çuvallarsınız. Sorulan konuda
partinizin yaklaşımını bilmiyorsanız, topa hiç girmeyin.
“Partimizin yetkili organ ve kurulları, bu konuda gerekli
açıklamayı yapacaklardır. Onlardan önce benim bir şey
söylemem doğru olmaz” diyerek, basit bir hareketle,
hamleyi boşa çıkarabilirsiniz. Böyle söylediğinizde, sizi
sıkıştıran kişi “evet ama genel başkanınız şunları şunları
söyledi” diyerek konuyu açmak zorunda kalacaktır.
Duruma göre hareket eder, ya söylenenler üzerinde
yorum yaparsınız, ya da “konuşmanın tamamını
görmedim, görmeden bir şey söyleyemem” diyebilirsiniz.
Konuşmanın tamamını görmek her zaman daha iyidir,
çünkü parti büyüğünüzün söylediğini yanlış anlayanlar,
hatta çarpıtanlarla muhatap olma ihtimaliniz yüksektir.
Konuşmanın tamamına hâkimseniz, yanlış anlamayı
düzeltebilir, çarpıtmayı, çarpıtanın yüzüne çarpabilirsiniz.
91
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
“GÜNDEMDE YER ALACAĞIM” DİYE BİLMEDİĞİNİZ BİR
KONUYA ATLARSANIZ, REZİL OLARAK GERÇEKTEN
GÜNDEME GİRMENİZ BÜYÜK İHTİMALDİR.
92
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
TEŞKİLATLA İLİŞKİLER
Devlet memuru değilseniz, mutlaka parti
teşkilatlarında görev alın, yönetimlere girmeye çalışın.
Parti faaliyetlerine mümkün olduğunca katılın; il ya da ilçe
yöneticisi olamıyorsanız, mahalle temsilcisi olun, sandık
görevlisi yazılın. PARTİ TEŞKİLATLARINDA GÖREV
ALMANIZ, SİZİ SİYASETEN EĞİTECEKTİR. Oturmasını,
kalkmasını, konuşmasını öğreneceksiniz, diğer insanlarla
iletişim kuracaksanız, parti içi rakiplerinizi tanıyacaksınız.
Parti teşkilatları tutucudur. Kendi içlerinden
çıkanları korurlar, dışarıdan geleni istemezler. Aslına
bakarsanız, tutucu olmakta haklıdırlar. 4 yıl boyunca
kendileri çalışmış, çabalamışlardır, seçim zamanı gelince
bir sürü adam, aday olmak için çıkıp gelmişlerdir.
Burada, asıl eleştirilmesi ve değiştirilmesi gereken,
devlet memurlarına konulan siyaset yapma yasağıdır. En
fazla lise mezunu olan devlet işçilerinin siyaset yapma
hakları varken, büyük çoğunluğu üniversite mezunu olan
devlet memurlarına siyaset yasağı konulması, büyük
haksızlıktır. Devlet memurlarının siyaset yapma hakkı
olsa, parti teşkilatlarına gidip gelebilecekler, bu sayede,
demokrasi, derinlik kazanabilecektir. Bizim sarı memur
sendikalarının, en başta vermesi gereken mücadele,
devlet memurlarına siyaset yasağının kaldırılması
mücadelesi olmalıdır.
93
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Şimdilik veri olan durum, devlet memurlarının
siyasi parti teşkilatlarında görev alamaması durumudur.
Peki, ne yapacaksınız? Kendi ilçenizde etkin olmaya
çalışın. İlçenizin desteğini arkanıza almaya çalışın. İlçe
yönetimine, il yönetimine akrabalarınızı sokmaya çalışın.
Yine, memur olmayan akrabalarınızı, parti teşkilatlarına
üye yapmaya çalışın. Kaydettirdiğiniz kişilerin üyeliklerinin
durup durmadığını sık sık kontrol edin. Önce üye yaparlar,
sonra sahte bir dilekçeyle silerler, haberiniz olmaz.
Sadece seçim dönemlerinde, teşkilatlarla ilişki
kurmanız son derece zordur. Ağzınızla kuş tutsanız sizi
kabul etmezler. Uzak tutmak için her türlü numarayı
çekerler. Parti üyelerin isimlerini, telefon numaralarını
dahi vermezler. Basın toplantısı yaparsınız, sabote etmek
için ellerinden geleni yaparlar. Yüzünüze gülerler,
arkanızdan sizi yıpratmak için bin türlü şey söylerler. Yerel
basına, “bu adamın haberlerini yazmayın” baskısı
yaparlar. Anketlerde isminizin çıkmaması için uğraşırlar.
Bütün bu nedenlerden dolayı, siyasete heveslenen
devlet memurlarının, genel merkez düzeyinde bağlantı
kurmaları, kendilerini parti genel merkezine kabul
ettirmeleri, illerindeki teşkilatlarla uğraşmaktan daha
kolaydır.
94
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
BÜROKRASİ İLE İLİŞKİLER
İsmini vermeyeyim, küçük bir ilçemizde,
kaymakam ile belediye başkanı arasında, sigara içme
meselesi yüzünden husumet çıkmıştı. Belediye başkanı,
bir kahvehanede 3-5 kişi ile otururken sigara içmiş,
kaymakam da üzerlerine gelerek, belediye başkanına
sigara cezası kesmişti. Belediye başkanı kapalı alanda
sigara içmemeli, kaymakam da, belediye başkanını
görmemeli ve ceza kesmemeliydi, ama bir kere olmuştu.
Belediye başkanı da, bu cezanın altında kalmamış,
belediyenin kaldırımlarında duran bir malzemeyi bahane
ederek, ilçe özel idaresine işgaliye cezasını yapıştırmıştı.
Sonuçta, hoş olmayan bir çekişme yaşanmış, araya ilin
milletvekilleri ve vali girerek olay yatıştırılmış, ancak
kaymakamla belediye başkanının birlikte çalışma imkânı
kalmamıştı.
Siyasetçilere, bölgelerindeki bürokratlar ile ilgili
küçük ya da büyük, şikâyetler gelir. Kimisi akrabasını o
makama getirmeye çalışır, kimisi “işini yapmıyor” diye
şikâyet eder. Siyasetçinin görevi, gelen talep ya da şikâyeti
iyi araştırmaktır. Gerçekten BÜROKRAT GÖREVİNİ
YAPMIYOR, HİZMETİ BALTALIYORSA, ONUNLA İYİ
GEÇİNMEK, SİYASETÇİYE ZARAR VERİR. Son kertede,
hizmetin yapılıp yapılmadığının hesabını verecek olan
siyasetçidir.
95
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Devletin valisi, kaymakamı ile dövüşmeyin ama
devletin memurlarının işini iyi yapmalarını da bir şekilde
sağlayın. Bürokrasi ile geliştirilecek sağlıklı bir ilişki,
siyasetçinin başarısı için elzemdir.
Ülkemizde, iktidarlar değiştiğinde, bürokrasi de
değişir. Bürokrasinin üst yönetimi için son derece doğru
bir durumdur. Her bakan, kendi ekibi ile çalışmak ister.
Yüzde yüz böyle bir şeyi başarması mümkün değildir,
ancak, yüzde 30-40’ını değiştirebilir. Çünkü “dindar” bir
iktidar gelmişse, bürokratların büyük çoğunluğu derhal
içkiyi bırakıp, namaza başlarlar. Veya tam tersi olur,
milliyetçi bir parti iktidar ortağı olursa, bu sefer bıyıklar
aşağıya doğru sarkar. Birçok kurumda, işin ucu kaçar,
memurlar, kendi arkadaşlarını ispiyon etmeye başlarlar.
İnsanlar, başka şehirlere sürülerek cezalandırılmaya
çalışılır.
Söylenmesi gereken şey, iktidarların kendi
bürokratları ile çalışma haklarının olduğudur. Üst düzey
bürokratlar bu hakkın bilincinde olarak, iktidar
değiştiğinde, görevlerinden istifa ederek, yeni iktidara
hareket alanı açmalıdırlar. İktidarlar ise, kendi ekibi ile
çalışma işini abartmamalı, küçük memurlarla uğraşarak,
zaman ve enerji harcamamalıdırlar.
Aynı ideolojiye inanan, aynı partiye oy veren, aynı
devlet dairesinde çalışan, çocukluk arkadaşı iki memurun,
96
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
basit bir şube müdürlüğü için, milletvekilinin önünde
birbirleriyle kavga ettiklerini, hatta birbirlerine küfür
ettiklerini duymuştum. Memurun kavga ettiği şeye bakın,
milletvekilinin uğraştığı işe bakın. Oysa ikisinden birisi,
“arkadaşım benden daha fazla layıktır” deseydi,
milletvekili böyle söyleyeni daha iyi bir göreve getirmek
için büyük bir gayret gösterirdi.
97
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluyorsa,
orada güneş batıyor demektir.
Çin Atasözü
LİDERLİK
Siyasetçilere ve siyasetçi adaylarına tavsiyeler
veren bir kitap yazdıysanız eğer, liderlik konusuna da
kısaca değinmekte fayda vardır. Siyasete heves eden
herkes, küçük ya da büyük bir liderlik sergilemek
zorundadır.
Lider, bütünü görebilen kişi demektir. Tek tek
parçalara bakar, ama bütünü görür.
Lider, düzeni değiştirmek ister, yöneticiden farkı
da burada ortaya çıkar. Yönetici, mevcut düzeni
sürdürmeyi amaçlar. Kendisine verilmiş kurallar
çerçevesinde hareket eder, mevcudu daha iyi yapmanın
yollarını aramaz.
Liderlik gelecekle ilgilidir. Geleceği öngörebilme ile
ilgilidir. Lider, gelecek nasıl olacak, biz o gelecekte nerede
olacağız, geleceği şekillendirmek için ne yapacağız?
Sorularına cevap arar.
Lider hedef koyar. O hedefe ulaşmak için ekip
kurar, kendisini amaca ulaştıracak yol ve yöntemleri tayin
eder. Kişisel yaşamınızda bile, ilk yapmanız gereken şey,
kendinize bir hedef koymaktır. Koyduğunuz hedefe
98
Siyasetçinin El kitabı Yüksel Bölük
ulaşmak için hareket edersiniz, bugün az, yarın biraz daha
fazla yol alırsınız, ama daima yönünüzü bilirsiniz.
Lider olmak demek, görünür olmayı, hareketli
olmayı (mobilite) gerektirir. Saklanan, kendini
göstermekten çekinen, odasına kapanan kişiden lider
olmaz. İlçe başkanıysanız eğer, sürekli göz önünde
olmanız, hareket halinde olmanız, insanlarla konuşmanız,
onların hatırını sormanız, işleriyle ilgilenmeniz sizi lider
yapar.
Lider, akıllı kişilerle çalışan insandır. Sisteme değil,
insana odaklanır. Bilir ki insan olmadan hiçbir sistem
çalışmaz, hele sosyal sistemler hiç çalışmaz. Elemanlarına
değer verir, onlara sahip çıkar. Çünkü yeni bir eleman
yetiştirmek, mevcut elemana sahip çıkmaktan her zaman
daha zor ve daha maliyetlidir.
Lider, güven telkin eder, motive eder, ekibinde
negatif fikirler ve negatif insanların bulunmasına izin
vermez. Kliklere engel olur. Başarı ekibin, başarısızlık
liderindir. Ekibini över. Gelişimi takip eder, rakiplerinin
kendisinden iyi yaptıkları şeyleri takip eder.
Lider, karar verebilen insan demektir. Karar
vermek diğer seçenekleri ortadan kaldırır. Değişim
korkutucudur, lider değişimden korkmaz, değişimi
yönetir.
99