The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.

5. Sınıf Türkçe Etkinlik Cevap Anahtarı

Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by alievecan, 2018-11-13 03:09:50

5. Sınıf Türkçe Etkinlik Cevap Anahtarı

5. Sınıf Türkçe Etkinlik Cevap Anahtarı

5. Sınıf Farklı Düşünmeye Yönlendiren Sözcükler -
Bağlantı ve Geçiş İfadeleri

Etkinlik 6

11. Aşağıdaki sözcüklerden önem belirten ifadelerin olduğu kutucuğu işaretleyiniz.

a. Oysa f. Özellikle  k. Çoğunlukla p. Başlıca 

b. Fakat g. En iyisi  l. En kötüsü  r. Arasıra

c. Hele  h. Genellikle m. Daha kötüsü  s. Birkaçı

d. Daha iyisi  i. Kısacası n. Sonuçta t. En çok 

e. Örneğin j. Başta gelen  o. Rağmen u. En az 

12. Aşağıdaki cümlelerde yer alana önem belirten ifadelerin altlarını çiziniz.

a. Bilim adamı olmanın en önemli adımı özgür düşünmektir.
b. “Küçük Prens”, çocuk kitaplarının başında gelir.
c. Ayder Yaylası’nın güzelliği tarifsiz hele havası adeta insanı gençleştiriyor.
d. Sevgili öğrenciler özellikle kitap okuma konusuna önem vermelisiniz.
e. Günümüzde insanlar gittikçe kendi içlerine kapanıyor daha kötüsü karamsarlığa düşü-

yorlar.
f. Hukukçuların başta gelen görevi adaleti savunmaktır.
g. Haksızlığa uğramak kötüdür ama en kötüsü dostlarının sana haksızlık yapmasıdır.
h. Roman okumanın başlıca katkısı başka insanların hayatlarına tanıklık etmektir.
i. Fazla kilolarından şikâyetçi olanlar özellikle spor yapmaya ağırlık vermeliler.
j. Kahvaltıların olmazsa olmazı bir bardak çay ve bir dilim peynirdir.
k. Yaşamda bir gün, bir günün aynısı değildir hele tarihte hiçbir şeyin tekrarı yoktur.
l. Geri kalmış ülkelerin başlıca özelliği insanların kitap okumamasıdır.
m. Atatürk’ü büyük yapan en önemli özelliği Türk milletine güvenmesidir.

51

5. Sınıf Farklı Düşünmeye Yönlendiren Sözcükler - KKT - 6 
Bağlantı ve Geçiş İfadeleri

1. Nasrettin Hoca bir gün köy meydanına geldiğin- 4. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisinden
de büyük bir kalabalık görmüş ve bu kalabalık hangisi destekleyici ve açıklayıcı bir ifadedir?
nedir, diye sormuş. “Bilmez misin Hoca, ağa ko-
nağında da yemek veriyor.” Hoca özellikle yemek A) Doktorun söylediklerini harfiyen yaptım ama
lafını duyunca hemen ağanın evine varmış. Bir ağrılarım azalmadı.
yere çökmüş karnını doyuracak lakin kimsenin
Hoca’yı buyur ettiği yok. Hoca üzerindeki günlük B) Doğaya yapılan bu kadar kötülük sonuçta kar-
kıyafetler nedeniyle kimse onunla ilgilenmediği- şılıksız kalmayacaktır.
ni anlar, eve gidip kürkünü giyer, gelir. Kürküyle
gelen Hoca’yı görenler onu hemen sofraya buyur C) Genel olarak bütün sorunlarımızın başında eği-
ederler. Sonuçta Hoca, sofraya oturur ve “Ye kür- timsizlik var.
küm ye!” der.
D) Amfibi hayvanlar var yani hem karada hem su-
Parçadaki altı çizili sözcüklerden hangisi oku- da yaşayabilen hayvanlar.
yucuyu farklı düşünmeye yönlendirmiştir?

A) Özellikle B) Lakin
C) Nedeniyle D) Sonuçta

2. I. Hayatta çiçeklerin - - - - güzeli çocuklardır. 5. Sağlıklı yaşamak için sağlıklı beslenmeye dikkat
etmek gerekir. Sağlıklı beslenme deyince de özel-
II. Kendini geliştirmek istiyorsan - - - - kitap oku- likle “dengeli beslenme” anlaşılmalıdır. Doğrusu
malısın. bu konu çok konuşanlar eğitimli kişiler değil ama
gene de ortalıkta konuşmaya devam ediyorlar.
III. Bilgisayarların - - - - faydası insanlara zaman
kazandırmasıdır. Bu parçadaki altı çizili sözcüklerden hangisi
anlatılan konunun dikkat çekilmek istenen yö-
Numaralanmış cümlelerde boş bırakılan nünü ifade etmektedir?
yerlere aşağıdaki sözcüklerden hangisi geti-
rilemez? A) Dikkat etmek B) Özellikle
C) Doğrusu D) Ama

A) En B) Özellikle 6. Çocuk edebiyatının en önemli yazarlarından Ast-
C) Böylece D) Başlıca rid Lindgren’den unutulmaz bir klasik... Şamatalı
Köy’e hoş geldiniz! Bu köyde Lisa, iki erkek kar-
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde genel duru- deşi ve arkadaşlarının yaşadığı yan yana üç çiftlik
mu bildiren bir ifadedir? evi var ve bu küçük köyde şamata hiç bitmiyor!
Birlikte gizli tünellere giriyor, ahırda pijama par-
A) Konya’ya özel olarak Mevlana Türbesini ziya- tisi veriyor, hatta yalnız bir köpeği huysuz bir
ret için geldik. ayak-kabı tamircisinin elinden kurtarıyorlar. “Şa-
matalı Köy”ün çocuklarının tek bir günü bile sakin
B) Ben ara sıra tek başıma çadır kampına gidiyo- geçmiyor! Kısacası “Şamatalı Köy”ün şamatalı
rum. halleri çocuklara keyifli bir serüven vaat ediyor.

C) Çocuklar, çoğunlukla ailelerinin kendilerine Parçada geçen aşağıdaki sözcüklerden han-
fazla zaman ayırmadığından şikâyetçi. gisi özetleyen ve sonuç bildiren bir ifadedir?

D) Bu soruyu sadece Levent Öğretmen çözebilir. A) Kısacası B) Hatta
C) En önemli D) Yalnız

52

5. Sınıf Sözcükte Anlam

Etkinlik 2

HOCAM SAYFALARIN YANYANA BİTMESİ GEREK
SAYFA EKLEYELİM YA DA ÇIKARALIM

53

2. ÜNİTE

DEYİMLER ve ATASÖZLERİ

Deyimler
Atasözleri

Kazanımlar

➢➢ T.5.1. DİNLEME / İZLEME

5. Sınıf Deyimler

Deyimler

➤➤ İçinde bulunduğumuz durumları ya da yaşadığımız olayları etkili ve çarpıcı bir şekilde anlatan genellikle mecaz
anlam taşıyan iki veya daha fazla sözcükten oluşmuş kalıplaşmış söz gruplarına “deyim” adı verilir.

Örnek: “İçine ateş düşmek” deyimi gerçek anlamlarından uzaklaşmış üç sözcükten oluşmuş “büyük bir acı ve
üzüntü duyan insanın içinde bulunduğu durumu anlatan bir söz öbeğidir.

➤➤ Deyimlerin özellikleri şu şekildedir:

1. Deyimler, halkın ortak ürünüdür, söyleyeni belli değildir. Bu özelliğiyle deyimler özdeyişlerden ayrılır çünkü
özdeyişleri kimin söylediği bellidir.

Örnek: “Eli kalem tutmak” (Deyim)

“Gençler! Cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve sürdürecek olan sizsiniz.” (Özdeyiş)

(Gazi Mustafa Kemal Atatürk)

2. Deyimler, kalıplaşmış söz öbekleridir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez ya da yerlerine başka kelimeler konu-
lamaz. Eğer deyimleri oluşturulan sözcüklerin yerleri değiştirilir ya da yerlerine başka sözcükler kullanılırsa “dil
yanlışlığı” yapılmış olur yani anlatım bozulur.

Örnek: “Babamın çalıştığı yer dünyanın öbür ucunda.” cümlesinde “dünyanın öbür ucu” deyimi “çok uzak bir
yer” anlamında kullanılır. Bu deyimi oluşturan sözcüklerin yerini değiştirip deyimi “…öbür ucunda dünyanın”
diyemeyiz. Bu deyimi “gezegenin öbür ucunda” şeklinde deyimi oluşturan sözcüğü değiştirerek de söyleye-
meyiz.

3. Deyimlerin anlamları genelgeçerdir yani bir deyimin anlamı herkes tarafından aynı şekilde kabul edilir. De-
yimlerin anlamı belli olduğu için deyimler sözlüklerde belirtilen anlamlarına uygun kullanılmalıdır. Deyimleri
anlamlarına uygun kullanmamak büyük bir dil yanlışıdır.

Örnek: “Sevincinden iki gözü iki çeşme olmuştu.” cümlesinde kullanılan “iki gözü iki çeşme olma deyimi
yanlış kullanılmıştır çünkü “iki gözü iki çeşme olmak” deyimi “üzüntüden sürekli ağlamak” anlamını taşır ama
cümlede “sevinç”ten söz edilmektedir. Deyim yanlış kullanılmıştır. Doğrusu şu şekilde olmalıdır: “Sevincinden
ağzı kulaklarına varmıştı.”

4. Deyimler atasözleri gibi genel kural ifade etmezler. Atasözlerinin taşıdıkları anlamlar bizi yaşamımızın her
anında ilgilendirir. Örneğin “Aç doymam, tok acıkmam sanır.” atasözü hayatımızın her alanında bizim için
bir anlam taşır. Deyimler böyle değildir. Deyimler içinde bulunduğumuz durumları anlattıkları için durum de-
ğiştikçe kullanacağımız deyim de değişir. Örneğin çok mutlu olduğumuzda “etekleri zil çalmak” deyimini
kullanabiliriz ama mutluluğumuz telaşa ve korkuya dönüştüğünde artık bu deyimi kullanamayız. Bu durumda
ancak “etekleri tutuşmak” deyimini kullanabiliriz.

5. Deyimler, genellikle mecaz anlam taşıyan söz gruplarıdır ama gerçek anlamıyla kullanılan deyimlerimiz de
vardır.

Örnek: “Etekleri tutuşmak, içten pazarlıklı, hapı yutmak” deyimleri mecaz anlamlıdır.
“Çoğu gitti, azı kaldı, kimi kimsesi yok, yükte hafif, pahada ağır” deyimleri gerçek anlamlıdır.

56

5. Sınıf Deyimler

Etkinlik 72

Kazanım: T.5.3.6. Deyim ve atasözlerinin metne katkısını belirler.
T.5.4.7. Yazılarını zenginleştirmek için atasözleri, deyimler ve özdeyişler kullanır.

1. Aşağıdaki deyimleri anlamlarıyla eşleştiriniz.

1. Aklından geçirmek a. Hastalanmak veya hastalığı artmak

2. Ağzı süt kokmak b. Boşuna söyleyip durmak

3. Babasının oğlu c. Yakalanmak

4. Bal alacak çiçeği bilmek d. Bir iş için çok para harcamak
5. Boyunun ölçüsünü almak
6. Çene yormak e. Bir kimseye değersiz, kendisinden çok aşağı gö-
7. Derdini dökmek züyle bakmak
8. Daldan dala konmak
f. Çok genç ve deneyimsiz olmak

g. Bir şeyi en küçük ayrıntılarına kadar araştırmak,
gözden veya elden geçirmek

h. Bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak

9. Felekten bir gün çalmak i. Öğrenim görmek
10. Hor görmek
11. İnce eleyip sık dokumak j. Birinin hoşuna giden davranışlarla sevgisini ka-
12. Kıt kanaat geçinmek zanmaya çalışmak
13. Nabza göre şerbet vermek
k. Her durumuyla babasına benzemek

l. İddialı bir kişinin giriştiği işte yetersiz kalıp işi ba-
şaramamak

m. Birileri uğruna özveri ile çalışmak

14. Mürekkep yalamak n. Suçlu sanılan kişinin suçsuz olduğu anlaşılmak

15. Para dökmek o. Güzel keyifli bir gün geçirmek

16. Saçını süpürge etmek p. Sık sık iş, konu veya düşünce değiştirmek
17. Şifayı kapmak
18. Temize çıkmak r. Nereden çıkar sağlama olanağı bulunduğunu bil-
mek

s. Yoksulluk içinde ve güçlükle geçinmek

19. Yakayı ele vermek t. Derdini sıkıntılarını ayrıntılı olarak anlatmak

1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 16. 17. 18. 19.
h f k r l b t p o e g s j i dma n c

57

5. Sınıf Deyimler

Etkinlik 7

2. Aşağıda verilen deyimlerde boş bırakılan yerleri kutucuk içinde verilen ifadelerden
uygun olanlarıyla tamamlayınız.

akıyla yüzüne dama akıyla

direği ağzıma pabuca değirmende

atı yakar kibrit su

a. Su yüzüne çıkmak
b. İki bir
c. Burnunun pabuca girmek
d. Köküne
e. Pabucu direği sızlamak
f. Sakalı
g. Ağzında kibrit suyu dökmek
h. Armut piş
i. dama atılmak
j. Yüzünün
k. İçi beni değirmende ağartmak
l. Aralarından
bakla ıslanmamak

ağzıma düş.

Atı alan Üsküdar’ı geçti.

akıyla çıkmak

yakar dışı seni.

su sızmamak

58

5. Sınıf Deyimler

Etkinlik 7

3. Aşağıdaki deyimleri anlamlarına uygun bir şekilde cümle içinde kullanınız.
a. Kulağına küpe olmak:
Bu söylediklerimi asla unutma, bu öğütler kulağına küpe olsun.
b. Eline yüzüne bulaştırmak:
Bir işi beceremedin, eline yüzüne bulaştırdın.
c. Bıyık altından gülmek:
Düştüğümüz duruma seviniyormuş gibi bıyık altından gülümsüyordu.
d. İçi cız etmek:
Seni o halde görünce içim cız etti, perişan oldum üzüntüden.
e. Har vurup harman savurmak:
Sahip olduğun malı har vurup harman savurursan böyle muhtaç olursun.
f. Gölgede bırakmak:
Elde ettiği başarılarıyla bütün arkadaşlarını gölgede bıraktı.
g. Eline su dökemez:
Yemek konusunda kimse annemin eline su dökemez.
h. Altından girip üstünden çıkmak:
Ben altından girer üstünden çıkarım, bu projeyi kabul ettiririm.

HOCAM 3 - 4 tane MADDE EKLEYELİM DOLU GÖZÜKMESİ İÇİN

59

5. Sınıf Deyimler

Etkinlik 7

4. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere kutulardaki deyimlerden uygun olanını yer-
leştiriniz.

oyuna getirmek etekleri tutuşmak yüreği ağzına gelmek
ayağa kaldırmak kulp takmak akla karayı seçmek
in cin top oynamak
bin dereden su getirmek iş başa düşmek göze girmek
gözden geçirmek bire bin katmak el ayak çekilmek
elden ayaktan düşmek
mangalda kül
bırakmamak

a. Hiçbir şeyi beğenmezdi, en iyisine bile mutlaka bir kulp takardı.
b. Daha çok çalışarak öğretmenin gözüne girmeye çalışıyordu.
c. Sınava daha bir ay var derken iki gün kaldığını öğrenince etekleri tutuştu.
d. Gittiğimiz tatil köyünde kimsecikler yoktu adeta in cin top oynuyordu.
e. Kandırılmamak için o kadar dikkat etmeme rağmen adam bizi gene oyuna getirdi.
f. Mutfak dolabını yerine takana kadar akla karayı seçtik.
g. Yılanın her hareketinde ikisinin de korkudan yüreği ağzına geliyordu.
h. Çocuklara bir şey olduğunu düşünüp ortalığı ayağa kaldırdı.
i. Verdiğim işi berbat etmiş, anlaşılan gene iş başa düştü.
j. Şimdiki gençlerden bir dileğin olsa yapmamak için bin dereden su getirirler.
k. Şimdi ortalık kalabalık, biraz bekleyelim el ayak çekilince gideriz.
l. Ahmet’i bilmez misin, ufacık bir olay olsa bire bin katarak anlatır.
m. Dedem, son birkaç yıldır iyice elden ayaktan düştü yemeğini bile tek başına yiyemez

ol-muştu.
n. Proje ödevimi son bir kez daha gözden geçirmek istiyorum.
o. Konuşurken mangalda kül bırakmıyordun iş, yapmaya gelince kaytarıyorsun.

60

5. Sınıf Deyimler

Etkinlik 7

5. Aşağıdaki karikatürleri anlatan deyimleri ve deyimlerin anlamlarını karşılarına yazınız.

Başına çorap örmek: Birine, haberi olmadan kötü
duruma düşürücü davranışta bulunmak
a


Bindiği dalı kesmek: Kendisine gerekli ve yararlı
olan şeyi farkında olmadan yararsız duruma getir-
b mek, kendi eliyle yok etmek


Boyunun ölçüsünü almak: Kendi yetersizliğini, be-
ceriksizliğini anlamak
c


Ekmeğini taştan çıkarmak: Geçimini sağlamakta
çok becerikli olmak; en zor koşullarda bile kazan-
d cını sağlamak


Kafasını ütülemek: Çok laf edip tedirgin etmek

e


61

5. Sınıf Deyimler

Etkinlik 7

6. Aşağıdaki metinde kullanılan deyimleri bulup boş bırakılan yere anlamlarıyla birlikte
yazınız.

Ağızdan ağıza dolaşan ve Nasrettin Hoca’nın keskin zekâsını gösteren “Bizim Tekir Ne-
rede?” fıkrasına baktığımızda, mizahın ve zekânın nasıl bir mantıkla buluştuğunu açıkça
görüyoruz:
Bir gün etlice bir yahni canı çeker Hoca’nın. Kasaba gidip bir okka et alır, eve gönderir. Ho-
ca’nın karısı yahniyi pişirirken komşuları çıkagelir. Eli açık olan kadıncağız karınları zil çalan
komşularına yahni ikram eder. Komşular yemeğin tamamını silip süpürür ve evlerine döner-
ler. Bütün gün yahni özlemiyle akşamı zor eden Hoca evine gelir. İştahla oturur sofraya. Biraz
sonra karısı önüne bir tabak bulgur aşıyla bir de kaşık koymaz mı? Hoca, sinirlenerek sorar
ne olup bittiğini. Karısının etekleri tutuşur.
— Efendi, der karısı, eti bizim Tekir yedi.
Bu sözü duyan Hoca, sinirlenerek yerinden fırlar ve kediyi aramaya koyulur. Bir süre sonra
Tekir görünür ama kedi bir deri bir kemik… Yürüyecek gücü yok, iskelet gibi.
Hoca’nın tepesi atmış:
— Hatun, yahnilik eti şu bizim Tekir mi yedi, diye sorar.
Karısı da,
— Evet, Hoca, o hınzır yedi, diye cevap verir.
Bunun üzerine Hoca alır eline terazisini ve tartar kediyi. Tam bir okka gelir Tekir. Bunun üze-
rine karısına şöyle çıkışır:
— Hatun! Şu gördüğün bizim Tekir tam bir okka geldi. Öyleyse, yahnilik et nerede? Şayet bu
et ise bizim Tekir nerede?
Nasrettin Hoca, bu hikâyede insanların sözüne güvenirliğini test ederken ince bir alayla ya-
lan söyleyip söylemediğini de ortaya çıkarmaya çalışmaktadır.

a. Ağızdan ağıza dolaşmak: Herkes tarafından söylenilmek

b. Canı çekmek: Bir şeyi istemek, istek duymak, arzulamak

c. Eli açık: Cömert, çok para harcayan, sakınmadan para verebilen

d. Karnı zil çalmak: Çok acıkmış olmak

e. Silip süpürmek: Ne var ne yoksa hepsini yemek

f. Akşamı zor etmek: Sabırsızlıkla beklemek, bir türlü akşam olmamak

g. Etekleri tutuşmak: Çok telaşlanmak

h. Yerinden fırlamak: Oturulan yerden hızla kalkmak

i. Bir deri bir kemik: Çok zayıf olmak

j. İskelet gibi: Çok zayıflamak

k. Tepesi atmak: Birdenbire öfkeye kapılmak, öfkelenmek

62

5. Sınıf Sözcükte Anlam

Etkinlik 7

7. Aşağıdaki sözcüklerden deyimler oluşturup anlamlarıyla beraber deyim kutusuna ya-
zınız.

göz eline gözden fırsat

kollamak burnundan takmak göğsü

kulak solumak atmak düşmek

dil ayak okumak kabartmak

meydan kabarmak gönül hafif

dökmek atlamak diremek koymak

Deyim Kutusu

a. Göz atmak: Uzun uzadıya üzerinde durmayıp şöyle bir bakmak


b. Burnundan solumak: Çok öfkelenmiş olmak


c. Kulak kabartmak: Belli etmemeye çalışarak dinlemek


d. Gözden düşmek: Bir kişi veya şey değerini yitirmek, rağbet görmemek


e. Meydan okumak: Korkmadığını, çekinmediğini açıkça bildirmek


f. Ayak diremek: Bir düşünceyi, bir davranışı sonuna kadar sürdürmek, kendi tutumundan
şaşmamak

g. Dil dökmek: Kandırmak, inandırmak veya ikna etmek için tatlı sözler söylemek


h. Eline bakmak: Bir kimsenin yardımıyla geçinmek


i. Fırsat kollamak: Yapmak istediği iş için uygun bir zaman veya bir durum beklemek


j. Göğsü kabarmak: Övünç duymak, kıvanmak, iftihar etmek


k. Gönül koymak: Gücenmek, alınmak, darılmak


l. Gözleri parlamak: Gözlerinde sevinç ve istek belirmek


m. Hafif atlatmak: Kötü bir durumdan çok az bir zararla kurtulmak


63

5. Sınıf Deyimler

Etkinlik 7

8. Aşağıda verilen sözcüklerin deyim olarak kullanılmadığı cümleyi işaretleyiniz.

a. "El"
1. Daha çatal ve bıçağı tutmasına eli yatmamıştı, ikide bir düşürürdü.
2. Dükkân el değiştirince yeni sahipleriyle anlaşamadık.

 3. Kardeşimin eli yanınca çok üzülmüştüm.
4. Sanatçılara saygı göstermek, onları el üstünde tutmak gerekir.

b. "Yüz"
 1. Derede su kirlendiği için balıklar suyun yüzüne çıktı.

2. Çocuğun iş konusunda yüzü gülmedi gitti.
3. İnsanların kabahatlerini yüzüne vurmak ayıptır.
4. Öğrencilerim bir kez olsun yüzümü kızartacak eylemlerde bulunmadılar.

c. "Kulak"
1. İstediği telefon alınınca ağzı kulaklarına varmıştı.

 2. Elleriyle kulaklarını tıkadı ve suratını asıp oturdu.
3. Bilim adamlarının iklim değişikliği ile ilgili uyarılarına kulak vermeliyiz.
4. Kitaptan öğrendikleri, hayattan gözlediklerinin yanında devede kulak kalır.

d. "Dil"
1. Kendi hâlinde yaşayan, ağzı var dili yok bir adamdı Sabri amca.
2. Arkadaşlarının diline düşmemek için istemeye istemeye gittim.
3. Aydınlar halkın sorunlarını dile getirmelidir.

 4. Dilimin ucunda küçük bir yara çıkınca yemek yerken çok zorlandım.

e. "Baş"
1. Çocukların artan okul masraflarıyla başa çıkmaya çalışıyorum

 2. Şu tepenin başına gelince köyümü görebileceksiniz.
3. Grup çalışmalarında Ayşe çalışmalarda hep başı çekiyordu.
4. Tam bütün sorunları hallettik derken yeni bir sorun baş gösteriyordu.

64

5. Sınıf Deyimler KKT - 7 

1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim kulla- 4. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde de-yim
nılmıştır? açıklamasıyla birlikte verilmemiştir?

A) Güpegündüz film seyretmek hiç keyif veriyor. A) Her gün neşe içinde konuşup duran ço-
cuğun bugün sesi çıkmıyor, dut yemiş bülbüle
B) Rahatsızlanan çocuğu masaya yatırdılar ve dönmüş.
cankurtaran çağırdılar.
B) Askerlerimiz, bizim güvenliğimiz ve ba-
C) İşin başındayız, enseyi karartmamak lazım, ğımsızlığımız için ölümü göze alıyorlar.
biraz sabırlı olalım.
C) Taşınması kolay, değerli, yükte hafif pahada
D) Kırılan sandalyeyi tamir etmek için sabahtan ağır ne varsa alıp çıktık.
beri uğraşıyor.
D) Konuşurken sürekli konu değiştiriyor, daldan
dala atlıyordu.

2. “Olmayacak bir iş uğrunda boşuna çabalamak” 5. I. Ağzına bir şey koymamak
anlamına gelen deyim aşağıdakilerden hangi- II. Çoğu gitti, azı kaldı.
sidir? III. İpe un sermek
IV. Saman altından su yürütmek
A) Kafa patlatmak
B) Ayakları yerden kesilmek Numaralanmış deyimlerden hangileri gerçek
C) Baş başa vermek anlamının dışındadır?
D) Akıntıya karşı kürek çekmek
A) I ve II. B) I ve III.
C) II ve III. D) II ve IV.

3. Aşağıdaki deyimlerden hangisi konu ve anlam 6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim yanlış
bakımından diğerlerinden farklıdır? kullanılmıştır?

A) Burnu havada olmak A) Laf söz dinlemiyor, kafasına koyduğunu
B) Burnundan solumak yapıyordu.
C) Burnu Kaf dağında olmak
D) Burnu büyümek B) Söylediklerimi ciddiye almıyor adeta bir
kulağından giriyor, bir kulağından çıkıyor.

C) Birbirleriyle hiç konuşmuyor, aralarından su
sızmıyordu.

D) Dişini tırnağına takıp ailesinin mutluluğu için
çalışıyordu.

65

5. Sınıf Atasözleri

Atasözleri

➤➤ Eski çağlardan bu yana söylenerek günümüze kadar gelen, halk tarafından bilinip kullanılan, tecrübelerle or-
taya çıkan, söyleyeni belli olmayan özlü sözlerdir.

Örnek: Ateş düştüğü yeri yakar.
Dağ başından duman eksik olmaz.

➤➤ Atasözlerinin özellikleri şu şekildedir:

1. Atasözleri, halkın ortak ürünü olduğu için söyleyeni belli değildir. Bu yönüyle özdeyişlerden ayrılır.

Örnek: Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
Ev alma, komşu al.
Bencil insan, tek başına kalmış meyvesiz bir ağaç gibi kurur gider. (Turgenyev)
Sanat ve sanatçıdan yoksun bir toplumun canlılığı olmaz. (M. Kemal Atatürk)

2. Atasözleri kalıplaşmış sözlerdir. Atasözünü oluşturan sözcükler ve bu sözcüklerin yerleri değiştirilemez. Ata-
sözlerini değiştirmek büyük bir dil yanlışıdır.

Örnek: Evdeki hesap çarşıya uymaz. (Doğru)
Evdeki hesap alışveriş merkezine uymaz. (Yanlış)

İki kavun bir koltuğa sığmaz. (Yanlış)
İki karpuz bir koltuğa sığmaz. (Doğru)

3. Uzun yıllara dayanan gözlem ve tecrübelerle oluşmuştur.

Örnek: Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
Kavak, yaprağını tepeden dökerse kış çok olur.
Ağustosun yarısı yaz yarısı kıştır.

4. Âdet ve gelenekleri ifade eder.

Örnek: Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.
Komşu, komşunun külüne muhtaçtır.
Gelini ata bindirmişler, ya nasip demiş.

5. Atasözlerinin çoğu mecaz anlamlıdır. Mecaz anlamlı atasözleri okunduğu gibi anlaşılmaz, farklı bir anlam
çağrıştırır. Gerçek anlamıyla kullanılan atasözleri de vardır. Gerçek anlamlı atasözleri okunduğu gibi anlaşılır.

Örnek: Bugünün işini yarına bırakma. (Gerçek anlamlı)
Dost ile ye iç, alışveriş etme. (Gerçek anlamlı)
Akıllı düşman akılsız dosttan iyidir. (Gerçek anlamlı)
Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür. (Mecaz anlamlı)
Kaçan balık büyük olur. (Mecaz anlam)
Kaymağı seven, mandayı yanında taşır. (Mecaz anlam)

6. Atasözleri; öğüt verir, bilgilendirir, yol gösterir. Atasözleri, az sözle çok anlam ifade eder ve genel kural niteliği
taşır.

Örnek: Ak koyunun kara kuzusu da olur.
Ne doğrarsan aşına o çıkar kaşığına.

66

5. Sınıf Atasözleri

Etkinlik 8

Kazanım: T.5.3.6. Deyim ve atasözlerinin metne katkısını belirler.
T.5.4.7. Yazılarını zenginleştirmek için atasözleri, deyimler ve özdeyişler kullanır.

1. Aşağıdaki sözcüklerin eş anlamlarını bulup karşılarına yazınız.

yok tilki eşek akıl kaşığını

dirlik pişenin sofra yanmış elinle

a. Nerde birlik, orada dirlik
b. Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin.
c. Var ne bilsin yok hâlinden.
d. Yalancının evi yanmış kimse inanmamış.
e. Yatan aslandan gezen tilki yeğdir.
f. Yazın başı pişenin kışın aşı pişer.
g. Su küçüğün, sofra büyüğün.
h. Pilav yiyen kaşığını yanında taşır.
i. Ölmüş eşek kurttan korkmaz.
j. Ne verirsen elinle o gider seninle.

2. Aşağıda sözcükleri karışık olarak verilen atasözlerinin doğru şekillerini yazınız.

a. gündür üç misafirlik Misafirlik üç gündür.

b. güzellik zorla olmaz Zorla güzellik olmaz.

c. var kulağı yerin Yerin kulağı vardır.

d. ağırdır taş yerinde Taş yerinde ağırdır.

67

5. Sınıf Atasözleri

Etkinlik 8

3. Aşağıdaki atasözlerini örnekteki gibi anlamlarıyla eşleştiriniz.

Acıkan doymam sanır, susa- Sürekli harcama, en büyük birikimleri bile eritir. h
a. yan kanmam sanır.



Abanın kadri yağmurda bili- Bir şeyi uzun süre elde edemeyen kimse, daha
b. nir. sonra o şeyden ne kadar çok edinirse edinsin a
yine kendisine yetmeyeceği kanısında bulunur.


Ağacı kurt, insanı dert yer. Kimseye kötülük yapma yoksa onlar da sana f
c. aynı kötülüğü yaparlar.



Balık baştan kokar. Bir şeyin gerçek değeri, ancak ona çok ihtiyaç b
d. duyulduğu zaman iyi anlaşılır.



Cana gelecek mala gelsin. Bilmediği şeyi bir bilene soran, en zor işlerin bile
e. üstesinden gelir; sormayan ise güçlükler içinde g
yuvarlanır gider.


Çalma elin kapısını, çalarlar Kurt ağacı nasıl içten içe kemirirse dert de insa- c
f. kapını. nı içten içe yer bitirir.



Danışan dağı aşmış, danış- Bir işte aksaklık başta olanlardan kaynaklanır. d
g. mayan düz yolda şaşmış.



Hazıra dağlar dayanmaz. Zarardan kurtulma olanağı yoksa bunun cana e
h. değil, mala gelmesi yeğlenir.



68

5. Sınıf Atasözleri

Etkinlik 8

4. Aşağıda atasözlerinin hangi konudan söz ettiğini bulup atasözünün numarasını ilgili
konu kutusuna yazınız.

1. Yatanın yürüyene borcu vardır.
2. Körle yatan şaşı kalkar.
3. İşten artmaz, dişten artar.
4. Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir
5. Rüzgâr eken fırtına biçer.
6. Yalnız taş, duvar olmaz.
7. Doğru söyleyenin ayağı üzengide gerek.
8. Üzüm, üzüme baka baka kararır.
9. Kısmet gökten zembille inmez.
10. Çalma elin kapısını, çalarlar kapını.
11. Doğrunun yardımcısı Allah’tır.
12. Sakla samanı, gelir zamanı.
13. Topalla gezen, aksamak öğrenir.
14. Baş başa vermeyince taş yerinden kalkmaz.
15. Gençlikte taş taşı, kocalıkta ye aşı.
16. Acemi katır kapı önünde yük indirir.
17. Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.
18. Başını acemi berbere teslim eden cebinden pamuğu eksik etmez.
19. Akar su çukurunu kendi kazar.

Çalışkanlık Birlik - Beraberlik Etkilenme
1, 9 6, 14 2, 8

Empati Tutumluluk Dürüstlük
5, 10 3, 12 11, 7

Tecrübe Azim ve Kararlılık Gençlik
16, 18 17, 19 4, 15

69

5. Sınıf Atasözleri

Etkinlik 8

5. Aşağıdaki atasözlerinde boş bırakılan yerleri tamamlayıp atasözlerinin anlamlarını alt-
larına yazınız.

a. Dağ başından duman eksik olmaz.

Büyük adamların, büyük iş yapanların her zaman üzüntüleri, sıkıntıları vardır.



b. Can çıkmayınca huy çıkmaz.

İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.



c. Bülbülü altın kafese koymuşlar “ah vatanım” demiş.

Kişi, başka yerlerde ne kadar rahat ve mutlu olursa olsun yine de kendi yurdunu özler.



d. Bir baş soğan, bir kazanı kokutur.

Kötü bir kişi, kötü bir davranış, kötü bir söz büyük bir topluluğun huzurunu bozmaya
yeter.

e. Bal bal demekle ağız tatlanmaz.

Sözde kalan dilek ve tasarıların iş bitirmede hiçbir etkisi olmaz.



f. Ayağına yorganına göre uzat.

Giderini mutlaka gelirine uydurmalısın. Harcamaların gelirini aşmasın.



g. Aş taşınca kepçeye paha olmaz.

Normal zamanda önemsiz görünen bir araç, ihtiyaç anında değer kazanır.



h. Çoğu zarar azı karar.

Hangi işte olursa olsun hiçbir zaman aşırıya kaçılmamalıdır.



i. Davulun sesi uzaktan hoş gelir.

İşin içinde olmayanlar o işi kolay veya kârlı sanırlar.



j. Ek tohumun hasını çekme yiyecek yasını.

Bir girişimden iyi sonuç almak isteyen, o işin temelini sağlam kurmalıdır.



k. Fazla mal göz çıkarmaz.

Ne kadar ve ne türden mal olursa olsun malın fazlası elden çıkarılmamalıdır çünkü mut-
laka bir gün gelir lazım olur.

70

5. Sınıf Atasözleri

Etkinlik 8

6. Aşağıdaki sözcükleri sesteşlik ilişkisi oluşturacak şekilde cümle içinde kullanınız.

1. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. M
2. Hamam giren terler. M
3. Dost ile ye, iç; alışveriş etme. G
4. Geç olsun ama güç olmasın. G
5. Irmak kenarına çeşme yapılmaz. M
6. İki dinle bir söyle. G
7. İyilik eden iyilik bulur. G
8. İki gönül bir olursa samanlık seyran olur. M
9. İp inceldiği yerden kopar. M
10. Kul, kusursuz olmaz. G

7. Aşağıdaki atasözlerini zıt anlamlılarıyla eşleştiriniz.

a Damlaya damlaya göl olur. e Güvenme dostuna saman doldurur.

b Damlaya damlaya göl olur. d Dost kara günde belli olur.

c Damlaya damlaya göl olur. f Doğru söyleyenin tepesi delik olur.

d Damlaya damlaya göl olur. a Taşıma suyla değirmen dönmez.

e Damlaya damlaya göl olur. c Öfkeyle kalkan zararla oturur.

f Damlaya damlaya göl olur. b Azıcı aşım, kaygısız başım.

71

5. Sınıf Atasözleri

Etkinlik 8

8. Aşağıdaki atasözlerini eş anlamlılarıyla eşleştiriniz.

a. El kazanı ile aş kaynamaz. e İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de
odur.

b. Tek kanatla kuş uçmaz. d Bir çöplükte iki horoz ötmez.

c. Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ a Elden gelen öğün olmaz, o da vaktin-
olur. de bulunmaz.

d. Horozu çok olan köyün sabahı geç l Akan su, yosun tutmaz.
olur.

e. Huy, canın altındadır. c Bağ dibinde izin olsun, yemeye yü-
zün olsun.

f. Körle yatan, şaşı kalkar. b Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

g. Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir. j Damlaya damlaya göl olur.

h. Bir ağaçta gül de biter, diken de. f İsin yanına varan is, misin yanına va-
ran mis kokar.

i. Buğday başak verince orak pahaya k Öfkeyle kalkan, zararla oturur.
çıkar.

j. Her çok, azdan olur. g Söz var, dağa çıkarır; söz var, dağ-
dan indirir.

k. Keskin sirke küpüne zarar. i Abanın kadri yağmurda bilinir.

l. İşleyen demir ışıldar. h Ak koyunun kara kuzusu da olur.

72

5. Sınıf Atasözleri KKT - 8 

1. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi konusu ba- 4. Aşağıdaki atasözlerinden hangisi “birlik ve be-
kımından diğerlerinden farklıdır? raberlikle” ilgili değildir?

A) Yatan aslandan gezen tilki iyidir. A) Birlikten kuvvet doğar.
B) İstenmeyen aş ya karın ağrıtır ya baş. B) Baş başa vermeyince taş yerinden kalkmaz.
C) Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz. C) Baş nereye giderse ayak da oraya gider.
D) Yazın gölge hoş, kışın çuval boş. D) El, el ile değirmen yel ile…

2. “- - - -” sözünde yalnızca değerini ve çevresin- 5. I. Terzi kendi söküğünü dikemez.
deki insanların güvenini kaybeden kişiler değil; II. Kara gün kararıp kalmaz.
dostluğa, maddi çıkarlarla bağlanan bencil insan- III. Araba devrilince yol gösteren çok olur.
lar da eleştirilmektedir. IV. Akıl akıldan üstündür.

Paragrafta boş bırakılan yere düşüncenin akı- Yukarıdaki atasözlerinden hangisi gerçek an-
şına göre aşağıdaki atasözlerinden hangisi lamlıdır?
getirilebilir?
A) I. B) II. C) III. D) IV.
A) Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür.

B) Aza kanaat etmeyen, çoğu hiç bulamaz.

C) Bin dost az, bir düşman çok.

D) Düşenin dostu olmaz.

3. Atasözleri kalıplaşmış sözlerdir. Atasözünü oluş- 6. Her tohum kendi toprağında biter,
turan sözcükler değiştirilemez. Her ocak kendi bacasında tüter,
Yabancısı olduğun yerde atıp tutma,
Aşağıdakilerin hangisinde bu kurala uymayan
bir atasözü kullanılmıştır? “İnsanların kendi çevrelerinde etkili olduğunu”
anlatan dörtlük aşağıdaki atasözlerinden han-
A) Arı bal toplayacağı yeri bilir. gisiyle tamamlanabilir?
B) Can boğazdan gelir.
C) Çıkmadık candan umut kesilmez. A) Akıl akıldan üstündür.
D) Her işin başı sağlıktır. B) Çok bilen çok yanılır.
C) Her horoz kendi çöplüğünde öter.
D) Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.

73

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

DEYİMLER (A) 15. Altından girip üstünden çıkmak: Bir serveti, bir
parayı, bir kaynağı gereksiz yere, düşüncesizce, so-
1. Aba altından sopa / değnek göstermek: Üstü rumsuzca harcayıp kısa zamanda bitirmek.
kapalı, imalı sözlerle korkutmak, tehdit etmek.
16. Altını üstüne getirmek: 1. Bir şeyi bulmak için
2. Açık kapı bırakmak: Gerektiğinde bir konuya ye- aramadık yer bırakmamak. 2. Söz ve davranışlarıyla
niden dönebilme imkânı bırakmak, ileriyi düşünerek çevreyi birbirine düşür-mek, karmakarışık etmek.
ılımlı davranmak.
17. Aralarından su sızmamak: Çok iyi, çok yakın
3. Ağır basmak: Bir işte etkili olmak, gücü üstün dostluk veya arkadaşlık kurmak, ahbap olmak.
gelmek, istediğini yaptırmak.
18. Arka çıkmak: Birilerine karşı, birini korumak; sa-
4. Ağız aramak /yoklamak: Öğrenilmek istenilen vunmak, kayırmak.
şeyi söyletecek yolda dil kullanmak.
19. Armudun sapı var, üzümün çöpü var demek:
5. Ağız / söz birliği etmek: Daha önce bir konuda Hiçbir şeyi beğenmemek, her şeyin bir kusurunu bul-
anlaşarak aynı şeyi yapmak ya da söylemek. mak.

6. Ağız değiştirmek: Daha önce söylediğinin tersini 20. Armut piş, ağzıma düş: Bir işin hiç emek har-
söylemeye başlamak. camadan olmasını, kendiliğinden hazır olup ayağına
gelmesini bekleyenlerin durumunu anlatmak için kul-
7. Ağzında bakla ıslanmamak: Sır saklamayı bece- lanılır.
rememek, sırrı hemen açığa vurmak.
21. Astarı yüzünden pahalı olmak: Bir işin ayrıntısına
8. Ağzından kaçırmak: Söylemek istemediği bir ödenen paranın aslına ödenen paradan fazla olması,
şeyi, boş bulunup söyleyivermek. gerçek değerinden fazlaya mal olması.

9. Ağzını bıçak açmamak: Kırgınlıktan, üzüntüden 22. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık: Sa-
ya da herhangi bir sebepten ötürü söz söyleyecek kıncalı oluşları eşit olan iki karşıt davranıştan birine
durumda olmamak. karar verememe zorunluluğunu anlatmak için kullanı-
lır.
10. Ağzının tadı kaçmak: Rahatı kaçmak, huzurunu
kaybetmek, bir kimsenin kurulu dirliği, düzenliği bo- 23. Ateş püskürmek: Çok öfkeli olmak, ağır sözler
zulmak. söylemek.

11. Ağzıyla kuş tutmak: “Ne kadar çaba gösterse, 24. Ayağına / ayaklarına kara su inmek: Bir yerde
ne yapsa da” anlamında kullanılır. ayakta beklemekten veya uzun süre dolaşmaktan
çok yorulmak.
12. Akla karayı seçmek: Bir işi başarmak uğrunda
çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek. 25. Ayıkla pirincin taşını: Bir işin oldukça karışık, do-
laşık, içinden çıkılması güç olduğunu anlatmak için
13. Aklı başına gelmek: 1) Zarar gördüğü işlerden kullanılır.
uslanıp akıllıca davranmak. 2) Baygınlıktan ayılmak,
kendine gelmek. DEYİMLER (B)

14. Aklı başından gitmek: 1) Çok korkudan veya çok 1. Balık kavağa (kurbağa ağaca) çıkınca: “Olmaya-
sevinçten ne yapacağını şaşırmak. 2) Kafası çok yo- cak şeyler olursa” anlamında kullanılır.
rulmuş olduğundan iyi düşünememek.

74

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

2. Baltayı taşa vurmak: Farkında olmadan karşısın- 15. Bir çuval inciri berbat / murdar etmek: Yolunda
dakini rahatsız edecek, kızdıracak söz söylemek. giden bir işi, yanlış bir hareketle ya da sözle bozmak.

3. Bam teline basmak (dokunmak) (birinin): Bir 16. Bir taşla iki kuş vurmak: Bir davranışla, yararlı iki
kimseyi duyarlı olduğu bir konuda kızdıracak söz sonuç elde etmek.
söylemek, davranışta bulunmak.
17. Bulunmaz Hint (Bursa) kumaşı: “Az bulunur, çok
4. Baş göstermek: 1. Ortaya çıkmak, belirmek, gö- değerli bir şey ya da kimse değil ya!” anlamında alay
zükmek. 2. (Güneş için) Doğmak. yollu söylenir.

5. Başı dara düşmek (başı daralmak): 1. Sıkıntılı bir 18. Buluttan nem kapmak: En küçük bir, şeyden bile
durum içinde olmak. 2. Paraca darlığa düşmek. alınmak, çok alıngan olmak.
19. Burnundan kıl aldırmamak: Kendisine hiçbir söz
6. Başı göğe ermek (değmek): Beklenmedik bir söyletmemek, huysuz ve gururlu olmak, eleştiriye ta-
anda büyük bir mutluluğa kavuşmak; bundan ötürü hammülü olmamak.
çok böbürlenmek. (Kimi zaman alay yolu kullanılır.)
20. Burnundan solumak: Çok öfkelenmek, sinirlen-
7. Başına iş açmak: Zor, zorunlu bir işe kendi İste- mek.
ğiyle girişmek.
21. Burnunda tütmek (bir şey, yer, kimse): Onu çok
8. Başından (aşağı) kaynar su (sular) dökülmek: özlemek, istemek, aramak; gözünde tütmek.
Üzücü, utandırıcı bir olay, durum karşısında büyük bir
sıkıntı duymak; vücudunu sıcak bir ter basmak; kafa- 22. Burnunun dikine (doğrusuna) gitmek: Başka-
sından kaynar su dökülmek. larının öğütlerine kulak asmayıp kendi bildiği gibi
davranmak.
9. Beyninden vurulmuşa dönmek: Kötü bir haber
alıp, hiçbir şey düşünmeyecek duruma gelmek. 23. Burun kıvırmak (bir şeye): Onu beğenmemek,
küçümsemek.
10. Bıçak kemiğe dayanmak: Sıkıntı, zahmet, artık
dayanılamayacak bir duruma gelmek. DEYİMLER (C)

11. Bin dereden su getirmek: Birini kandırmak için 1. Can evinden vurmak: En etkileyici, en can alıcı
bir yığın gerekçe ileri sürmek, aldatıcı sözler söyle- yönden saldırmak; bir daha yaşama imkânı kalmaya-
mek; kırk dereden su getirmek. cak şekilde vurmak.

12. Bindiği dalı kesmek: Yarar sağladığı bir şeyi 2. Canı gitmek: Önem ve değer verdiği, beğendiği
ortadan kaldırmak, kendisi için zararlı duruma getir- bir şeye zarar gelecek diye çok korkmak, kaygılan-
mek. mak.

13. Bir baltaya sap olmak: Belirli bir iş tutmak, bir 3. Canına tak demek: Sabrı kalmamak, bir sıkıntıya
meslek sahibi olmak. dayanamaz duruma gelmek.

14. Bir bardak suda fırtına koparmak: Önemsiz 4. Canını dişine takmak: Büyük sıkıntıları, tehlike-
denecek kadar küçük bir sorunu büyütüp, kavga ko- leri göze alarak bir işi başarmaya çalışmak.
nusu yapmak.

75

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

DEYİMLER (C) 9. Dil dökmek: Kandırmak, inandırmak ya da ya-
rarlanmak için tatlı sözler söylemek.
1. Çam devirmek: Farkında olmadan karşısında-
kini kıracak ya da kötü bir sonuca yol açacak söz 10. Dilden dile dolaşmak: Her yerde, pek çok kimse
söylemek, davranışta bulunmak. tarafından bahis konusu olmak.

2. Çileden çıkmak: 1. Çok öfkelenmek, olan bi- 11. Dile (dillere) düşmek: Hakkında dedikodu yapıl-
tenler karşısında dayanıklılığı kalmayıp taşkınlık mak.
göstermek. 2. Çile süresini bitirmek.
12. Dilinde tüy bitmek: Sık sık söylemekten bıkmak,
3. Çizmeden yukarı çıkmak: Bilmediği, aklının kes- usanmak.
mediği, yetkisinin dışında bir işe kalkışmak; haddini
bilmemek. 13. Diline dolamak: 1. Bir kimsenin dedikodusunu
yapmak, kötü tarafını her yerde söylemek. 2. Bir şeyi
4. Çorap söküğü gibi gitmek: Başlayan bir işin bir- her fırsatta söyler olmak.
birine bağlı diğer bölümlerinin kolaylıkla halledilmesi.
14. Dillere destan olmak: Bir olay veya nitelik halk
5. Çorbada tuzu bulunmak: Yapılan bir iş ya da arasında yayılmak.
hizmette az da olsa çabası, emeği bulunmak.
15. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan
DEYİMLER (D) olmak: Daha iyisini elde etmek uğruna çalışırken elin-
dekilerini de yitirmek.
1. Dağdan gelip bağdakini kovmak: Daha sonra-
dan geldiği bir yere ya da karıştığı bir işte eskiden beri 16. Dirsek çürütmek: Okumak, öğrenim görmek için
bulunan bir kişinin yerini almaya çalışmak. uzun yıllar çalışmak.

2. Daldan dala konmak: Çok sık, düşünce ya da 17. Diş geçirememek: Etkisiz kalmak, güç yetireme-
konu değiştirmek. mek, hükmünü yürütüp sözünü dinletememek.

3. Dallanıp budaklanmak: Genişleyip yayılmak, git- 18. Dişini sıkmak: Darlığa, sıkıntıya dayanmak; her
tikçe büyüyerek karışık bir durum almak. türlü zorluğa katlanmak.

4. Damgasını vurmak: Biri hakkında kötü bir yargı- 19. Dişini tırnağına takmak: Çok büyük zorluklara,
ya varmak. sıkıntılara, darlıklara katlanarak bütün gücünü kulla-
5. Dara düşmek: 1. Paraca sıkıntıya uğramak. 2. nıp çalışmak.
Sıkıntılı, tehlikeli bir durumla karşılaşmak.
20. Dostlar alışverişte görsün: Gösteriş olsun; amaç
6. Defterden silmek: İlişkisini kesmek, yok say- iş yapıyor görünmek, iş yapmak değil.
mak, adını anmaz olmak, unutmak.
21. Dört ayak üstüne düşmek: Tehlikeli bir durum-
7. Deveye hendek atlatmak: Birisine yapılması çok dan hiç zarar görmeden kurtulmak.
zor, hemen hemen yapamayacağı bir işi yaptırmaya
çalışmak. 22. Dudak bükmek: Umursamamak, beğenmemek,
küçümsemek.
8. Dikiş tutturamamak: Bir yerde, bir işte bir sebep-
ten ötürü başarı sağlayamayıp uzun süre kalmamak. 23. Dut yemiş bülbüle dönmek: Susmak; konuşkan-
lığını, sevincini, neşesini yitirmek; sesi çıkmaz olmak.

76

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

24. Dünyayı tozpembe görmek: İyimser olmak, üzü- 12. Eski hamam eski tas: Hiçbir şey değişmemiş,
cü durumlara bile iyi gözle bakmak. eski durumda kalmış.

DEYİMLER (E) 13. Eski toprak: Yaşlılığına rağmen dinçliğini, daya-
nıklılığını hâlâ sürdüren, gücünü kaybetmemiş kimse.
1. Ekmeğine yağ sürmek: Birinin yararına göre ey-
lemde bulunmak, istemese de birinin işine yarayacak 14. Eşeğini sağlam kazığa bağlamak: İşini güvenli
biçimde hareket etmek. kılacak önlemler almak.

2. Ekmeğini taştan çıkarmak: En zor işleri bile ya- 15. Etekleri tutuşmak: Çok telâşlanmak, heyecan-
pıp geçimini sağlayacak beceriye sahip olmak, her lanmak.
türlü işi yapmak.
16. Etekleri zil çalmak: Çok sevinmek, işler yolunda
3. Ekmek elden su gölden: Kendisi kazanmayıp olmak.
başkalarının kazancı ile geçinen kimselerin durumu-
nu anlatmak için kullanı-lır. 17. Etliye sütlüye karışmamak: Kendini ilgilendir-
meyen meselelerden, toplumu derinden etkileyen
4. El ayak çekilmek: Ortalıkta kimse kalmamak, ıs- olaylardan uzak durmak, kaçınmak ve hiçbiriyle ilgi-
sızlaşıp sessizleşmek. lenmemek.

5. Elden ayaktan düşmek (veya kesilmek): Yaşlılık, 18. Evdeki hesap çarşıya uymamak: Önceden ta-
hastalık sebebiyle iş yapamaz, yürüyemez, kendi işini sarlanan, düşünülen bir iş umulduğu gibi gitmemek,
göremez duruma gelmek. başka bir yönde gelişmek.

6. Ele avuca sığmamak: 1. Şımarık davranmak. 2. DEYİMLER (F)
Söz dinlememek, kural tanımamak, zapt edileme-
mek. 1. Faka basmak: Tuzağa düşmek, aldatılmak.

7. Elinden tutmak: 1. Destek olmak, ilerlemesi için 2. Fareler cirit atmak: Bir yer ıssız olmak, kimseler
yardımda bulunmak. 2. Yürümesine, kalkmasına, in- bulunmamak.
mesine, çıkmasına yardım etmek.
3. Feleğin çemberinden geçmek: Hayatta çok
8. Eline düşmek: 1. Birine muhtaç olmak. 2. Yaka- günler görmüş, acı tatlı olaylar yaşayıp tecrübe ka-
lanmak. 3. Düşmanın ya da kendisine hıncı bulunan zanmış, olgunlaşmış.
birinin hâkimiyetinde kalmak.
4. Fırıldak çevirmek: Düzen kurmak, hileli iş gör-
9. Eline su dökemez: Sözü edilen kişi, değerce on- mek.
dan çok geride.
5. Fincancı katırlarını ürkütmek: Zararı dokunacak
10. El üstünde tutulmak: Çok değer verilip sevilmek, bir kimsenin hoşuna gitmeyen bir davranışta bulun-
kendisine büyük ölçüde saygı gösterilmek. mak.

11. Eski defterleri karıştırmak: Eski olayları, işleri bir 6. Fol yok yumurta yok: Ortada (bir konu ile ilgili)
çıkar umuduyla tekrar ele almak, yeniden gündeme hiçbir belirti olmadığı hâlde varmış gibi bir kuşkuya
getirmek. düşmek.

77

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

7. Foyası meydana çıkmak: Yalanı, dolanı, hilesi, 14. Gözden düşmek: Kendisine daha önce duyulan
kötü niteliği, kusuru ortaya çıkmak. sevgi ve ilgiyi kaybetmek.

DEYİMLER (G) 15. Gözden kaçmak: Farkına varılmamak, ortadan
çekilmek, görülmemek.
1. Gafil avlamak / avlanmak: Bir kimseyi hazırlıksız
ve habersiz bir anında yakalamak, güç duruma dü- 16. Gözde tütmek: Çok özlemek, hasret çekmek.
şürmek, güç durumundan yararlanmak.
17. Göz dikmek: Bir şeyi ele geçirmek isteğinde ol-
2. Gaflete düşmek: Dalgın, dikkatsiz, uyuşuk ol- mak.
mak.
18. Göz doldurmak: Hâli, tavrı ve görünüşü ile bek-
3. Gemi azıya almak: 1. Söz dinlemez olmak. 2. At, lenenden çok etkilemek.
gemi azıları arasına alıp etkisiz bırakarak süvarisinin
yönetiminden çıkmak ve kendi istediğince koşmak. 19. Göze almak: Bir iş nedeniyle karşılaşabileceği
4. Gemisini yürütmek: bir işi hiçbir engel tanıma- her türlü zararı ve tehlikeyi önceden kabullenmek.
dan sürdürmek.
20. Göze batmak: 1. Başkalarını aşırı söz ve
5. Gına gelmek: Usanmak, bıkmak. davranışlarıyla tedirgin etmek. 2. Kıskançlığa, çeke-
memezliğe yol açmak.
6. Göbeği çatlamak: Birçok güçlükleri yenmek için
çok uğraşmak, pek çok çaba sarf etmek. 21. Göze çarpmak: Görünüşü ile dikkati üzerine
çekmek.
7. Göğsü kabarmak: İftihar etmek, övünç duymak.
22. Göze girmek: Yetenekleri ve davranışları ile çev-
8. Gönlü tok: Fazla para ve mal istemeyen, zorunlu resinde, bulunduğu yerde sevgi ve güven kazanmak.
ihtiyacı kadarı ile yetinen, imkânları az da olsa bunu
hissettirmeyen, bu durumda dahi cömert olan. 23. Göz kulak olmak: 1. Korumak, bakmak, gözet-
mek. 2. Görme ve işitme yoluyla öğrenmeye çalışmak.
9. Göz açtırmamak: Baskı altında bulundurarak
başka bir şeyle uğraşmasına fırsat vermemek. 24. Gözleri fal taşı gibi açılmak: Hayret, şaşkınlık ve
öfke gibi sebeplerle gözleri iri iri açılmış olmak.
10. Göz atmak: Kısaca, dikkatli değil de şöyle bir
bakıvermek; üzerinde fazla durmadan elden geçir- 25. Gözlerinin içi gülmek: Çok sevindiğini gözlerin-
mek. den ve yüzünden belli etmek.

11. Göz boyamak: Gösterişle aldatmak, bir şeyi iyi 26. Gözü arkada kalmak: Kendisi ayrıldıktan sonra,
gibi göstermek, kandırmak, yanıltmak. bıraktığı şey veya kimse ile ilgili tedirginliği sürmek,
merak etmek.
12. Gözdağı vermek: Korkutmak, tehdit etmek, iste-
diğini yaptırmak için yıldırmak. 27. Gözü hiçbir şey görmemek: Heyecana, öfkeye
ya da önem verdiği bir işe kapılıp başka hiçbir şeyle
13. Gözden çıkarmak: Bir malın elinden çıkmasına uğraşamaz duruma gelmek.
katlanmak, bir şeyden vazgeçmek ve yokluğuna razı
olmak. 28. Gözünü daldan budaktan esirgememek (veya
sakınmamak): Tehlikeli işlere girişmekten çekinme-
mek.

78

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

29. Gözünü dört açmak: Bir hileye düşmemek, al- 9. Hevesi kursağında kalmak: Çok istediği, imren-
danmamak için çok dikkatli olmak. diği, kavuşmak dilediği şeyi elde edememek.
30. Gözünü korkutmak: Yıldırmak, karşı duramaz
hâle getirmek. 10. Hop oturup hop kalkmak: Ya heyecanından ya
da öfkesinden yerinde duramaz olmak.
31. Gözü tutmak: Güvenmek, beğenmek.
DEYİMLER (İ)
32. Gözü yükseklerde olmak: Hâlen bulunduğu
durumdan daha yüksek bir duruma ya da mevkiye 1. İç çekmek: Üzüntüyle göğüs geçirmek, derin
çıkmak istemek, böyle bir amacı gütmek. derin soluk alıp hıçkırıkla ağlamak. “Yavrucağın iç çe-
kişi dayanılır gibi değildi.”
33. Gürültüye pabuç bırakmamak: Korkutmalara,
tehditlere aldırış etmeyip dilediği gibi davranmak. 2. İçi cız etmek: Ansızın içi sızlamak, çok üzülmek.

34. Güvendiği dağlara kar yağmak: Güvendiği kim- 3. İçi dışı bir (olmak): İkircikli olmayan, ikiyüzlü
selerden yardım alamamak, güvendiği bir şeyin işe davranmayan, düşündüğünü açıkça söyleyen, özü
yaramadığı anlaşılmak. sözü bir olan.

DEYİMLER (H) 4. İçi içine sığmamak: Çok heyecanlanmak, coş-
kunluk duymak ve sevincini belli etmekten kendini
1. Habbeyi kubbe yapmak: Önemsiz, küçük bir şe- alamamak.
yi büyütüp mesele çıkarmak.
5. İçi kan ağlamak: İçten, büyük bir üzüntü duy-
2. Hapı yutmak: Kötü bir duruma düşmek, zarar ve mak; dıştan belli etmeyerek çok acımak.
ziyana uğramak.
6. İçinden pazarlıklı: Sinsi, yapacağı kötülükleri
3. Har vurup harman savurmak: Hesapsızca, dü- sezdirmeyen.
şüncesizce harcamak; malını, parasını ölçüsüzce, bol
bol harcayıp tüketmek. 7. İçine doğmak: Malum olmak, bir işin olduğunu
ya da olacağını sezinlemek, tahmin etmek.
4. Havanda su dövmek: Bir işle boşuna uğraşmak.
8. İçine işlemek: Duygulanmak, etkilenmek, do-
5. Havlu atmak: 1. sp. Çalıştırıcı, sporcusunun kunmak.
karşılaşmayı terk ettiğini bildirmek için ringe havlu
fırlatmak; 2. başarısızlığını kabul edip mücadeleyi bı- 9. İçine kurt düşmek: Kuşkulanmak, kendisine za-
rakmak, pes etmek. rar geleceğin-den şüphe etmek.

6. Hem kel hem fodul: “Bu kadar kusuruna, bu 10. İçini dökmek: Dertlerini, sıkıntılarını, üzüntülerini
yeteneksizliğine rağmen bir de övünüyor, üstünlük anlatmak.
taslıyor” anlamında kullanılır.
11. İçi yanmak: 1. Çok susamak. 2. Büyük bir acı
7. Hem nalına hem mıhına (vurmak): Birbirine zıt sebebiyle çok fazla üzülmek.
olan iki yanı da desteklemek.
12. İğne atsan yere düşmez: Çok kalabalık, yürüne-
8. Her telden çalmak: Pek çok konuda bilgi sahibi cek gibi değil.
olmak, içinde bulunduğu ortamın şartlarına göre her
çeşit iş yapabilir olmak.

79

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

13. İğne ile kuyu kazmak: Zor denecek bir işi yeter- 4. Kâğıt üzerinde kalmak: Yapılması kararlaştırıl-
siz araç ve gereçlerle başarmaya çalışmak. dığı halde uygulanmamak; konuşulan, kararlaştırılan
yazıda kalmak.
14. İğne ipliğe dönmek: Aşırı derecede zayıflamak,
kilo vermek. 5. Kalburla su taşımak: Verimsiz, verim alınamaya-
cak, olmayacak bir işle uğraşmak.
15. İki ayağını bir pabuca sokmak: Bir kimseyi, bir
işi yapması için zorlamak, sıkıntıya sokmak. 6. Karalar bağlamak: Bir felaket dolayısıyla yas tut-
mak, siyah elbise giymek ya da siyah örtü bağlamak.
16. İki dirhem bir çekirdek: Çok şık, özenli giyinmiş
(kimse). 7. Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu: “Dış
görünüşe aldanmamalı, bir kişi ya da iş olağan gö-
17. İnce eleyip sık dokumak: Titizlik göstermek, bir rünebilir, ancak altından neler çıkabileceği hiç belli
şeyi en ince ayrıntılarına kadar araştırmak, gözden olmaz, o sonra görünür.” anlamında kullanılır.
geçirmek.
8. Karda gezip izini belli etmemek: Kimsenin se-
18. İn cin top oynamak: Issız, sessiz olmak, bir yer- zemeyeceği biçimde gizli bir iş çevirmek, uygunsuz
de hiçbir canlı yaratık bulunmamak. işler yapmak.

19. İncir çekirdeğini doldurmaz: Çok az veya pek 9. Kaş yapayım derken göz çıkarmak: İşi düzelte-
önemsiz. yim, bir iyilik yapayım derken büsbütün bozmak ve
büyük bir zarar vermek.
20. İpe un sermek: İstenilen işi yapmamak için
birtakım bahaneler, sebepler ileri sürmek, güçlük çı- 10. Kazın ayağı öyle değil: “Durum, mesele senin
karmak, engeller göstermek. sandığın gibi değil” anlamında kullanılır.

21. İpin ucunu kaçırmak: Bir yeri yönetmede veya 11. Kendi kendine gelin güvey olmak: Başkalarının
bir şeyi kullanmada gereken ölçüyü kaçırıp, artık du- ne diyeceğini hesaba katmadan, bir işi sadece kendi
ruma hâkim olamamak; çıkmaza girmek. başına tasarlayıp olmuş sayarak sevinmek.

22. İpiyle kuyuya inilmez: Kendisine güvenilmez, 12. Kendini ateşe atmak: Bilerek zor ve tehlikeli bir
ona güvenilerek bir işe girilmez. işe girişmek.

23. İşi yokuşa sürmek: Yapılabilir, görülebilir işi yap- 13. Kendini dev aynasında görmek: Kendisini oldu-
mamak için güçlük çıkarmak, bahaneler ileri sürmek. ğundan büyük bir adam sanmak; üstün, yetenekli,
güçlü görmek.
DEYİMLER (K)
14. Kendi yağıyla kavrulmak: Elindekiyle yetinme-
1. Kabak başına patlamak: Birçok kimsenin ilgi- ye, kimseye muhtaç olmadan yaşamaya çalışmak;
li olduğu olaydan yalnızca bir kimse zararlı çıkmak; ihtiyaçlarını kendi karşılayarak kimseden yardım iste-
beklenmediği halde, bir işin zararlı sonucuna katlan- memek.
mak.
15. Kılı kırk yarmak: Titizlenmek, çok dikkat ederek
2. Kabak tadı vermek: Bıktırmak, usanç vermek, en ince ayrıntılarına kadar incelemek, önemle üstün-
tatsız olmaya başlamak. de durmak.

3. Kafa patlatmak: Bir konu üzerinde pek çok dü-
şünmek, zihin yormak.

80

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

16. Kırk dereden su getirmek: Birini kandırmak için 30. Kül yutmamak: Oyuna gelmemek, tuzağa düş-
çok dolambaçlı gerekçeler ileri sürmek, ikna edebil- memek, kurnaz-ca yapılan bir hileye aldanmamak.
mek için çok uğraşmak.
31. Küplere binmek: Haddinden fazla öfkelenme,
17. Kırk tarakta bezi bulunmak: Birbirinden farklı kızmak, sağa sola ateş saçmak.
birçok işle uğraşmak, birçok ilişkisi bulunmak, gizli
ilişkileri olmak. DEYİMLER (L)

18. Kitabına uydurmak: Yasal olmayan bir işi kimi 1. Lafı ağzına tıkamak: Birinin sözünü bitirmesine
boşluklardan yararlanarak yasalmış gibi göstermek. fırsat vermemek, onu susmak zorunda bırakmak, ko-
nuşmasını önlemek.
19. Kokusu çıkmak: Gizli yapılmış bir iş, daha sonra
herkes tarafından bilinir olmaya başlamak. 2. Lafı ağzında gevelemek: Söylemek istediğini
açık olarak bir türlü söyleyememek, şundan bundan
20. Köküne kibrit suyu dökmek: Bir daha belirmeye- bahsetmek.
cek, ortaya çıkmayacak biçimde yok etmek, ortadan
kaldırmak. 3. Leb demeden leblebiyi anlamak: Daha sözün
başında ne demek istediğini anlamak, anlayışlı ve
21. Köprüleri atmak: Girişilen, başlanılan bir işten kavrayışlı olmak.
vazgeçmeye ya da geri dönmeye imkânı kalmayacak
şekilde kesin bir davranış göstermek; ilişkileri bir da- DEYİMLER (M, N)
ha kurulamayacak biçimde bozmak.
1. Mahalleyi ayağa kaldırmak: Bağırıp çağırarak,
22. Kulağı delik: Olup bitenleri çabuk haber alan, gürültü kopararak konu komşuyu rahatsız etmek, te-
hemen her şeyden haberi olan. laşlandırmak.

23. Kulağına küpe olmak: Başına gelen bir işten, 2. Masal okumak: İnandırıcı olmayan, oyalayıcı ve
gördüğü olaydan ders alıp hiç unutmamak. avutucu sözler söylemek.

24. Kulak asmamak: Aldırıp önemsememek, dinle- 3. Meydanı boş bulmak: Kendisine mani olacak
memek. kimse bulunmadığı için aşırı davranışlarda bulunmak,
bir şeyden çekinmemek.
25. Kulak kabartmak: Çaktırmadan, belli etmemeye
çalışarak dinlemek. 4. Meydan okumak: Kavga ya da yarışmaya çağır-
mak, korkmadığını ve çekinmediğini açıkça bildirmek.
26. Kulak kesilmek: Çok iyi, bütün dikkatini vererek
dinlemek; dikkatini toplayarak duymaya çalışmak. 5. Mürekkep yalamış: Az çok öğrenim görmüş,
okuyup yazmış, belli bir kültüre sahip olmuş kimse.
27. Kulp takmak: Bir kusur, bir bahane bulmak.
6. Nabza göre şerbet vermek: Birinin hoşuna gide-
28. Kuyusunu kazmak: Birinin kötü duruma düşme- cek, eğilimlerine cevap verecek biçimde davranmak.
si, felakete uğraması, zarar görmesini sağlamak için
zemin hazırlamak, tuzak kurmak. 7. Nabzını yoklamak: Eğilimini, niyetini, düşünce-
lerini, arzularını anlamaya çalışmak.
29. Küçük dilini yutmak: Çok şaşmak, hayrete
düşmek, donakal-mak, hiçbir şey söyleyemez hale 8. Nalıncı keseri gibi kendine yontmak: Hemen her
gelmek. işte kendi çıkarını düşünerek hareket etmek.

81

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

9. Ne akar ne kokar: Kimseye ne faydası ne de za- 4. Pire için yorgan yakmak: Önemsiz bir şey için
rarı dokunan pısırık, çekingen kimseler için kullanılır. kızıp daha büyük zarara yol açacak davranış içine
girmek.
10. Ne şiş yansın ne kebap: “İki taraf da korunsun,
gücendirilmesin, ikisinin de zarar görmeyeceği bir yol 5. Pireyi deve yapmak: Küçük, basit bir olayı büyü-
bulunsun” anlamında kullanılır. tüp mesele yapmak, aşırı abartmak.

11. Nuh der peygamber demez: Son derece 6. Pişmiş aşa su katmak: Yoluna girmiş, bitmek
inatçıdır, düşüncele-rini bir türlü değiştirmez, söyle- üzere olan bir işi bozmak ya da aksatmak.
diklerinde ve inançlarında direnir.
7. Pot kırmak: Gaf yapmak, farkında olmayarak
DEYİMLER (O) karşısındakini kıracak, incitecek söz söylemek.

1. Ocağına düşmek: Birine yardım etmesi için yal- R
varmak, koruması için sığınmak. 1. Rayına oturmak: Bozulmuş, düzensiz hâle gel-
miş bir işi yoluna koymak, iyi duruma getirmek.
2. Ocağına incir dikmek: Birinin evini barkını
dağıtmak, düzenini alt üst etmek, yuvasını yıkıp to- 2. Rengi atmak: Korku, heyecan sebebiyle benzi
parlanamaz hâle getirmek. sararmak.

3. Okkanın altına girmek: Haksız yere eziyet çek- 3. Renkten renge girmek: Heyecan, korku ve utan-
mek, zarar ve ceza görmek. madan dolayı yüzünün rengi değişmek, sıkılmak.

4. Ok yaydan çıkmak: Geri dönülemeyecek bir iş 4. Renk vermemek: Bir konu ile ilgili duygularını,
yapmak, söz söylemek ya da bir harekette bulunmak. düşüncelerini belli etmemek; bildiği halde bilmez gibi
görünmek.
5. Oyunbozanlık etmek: Mızıkçılık etmek, birlikte
yapılması gereken işten tek taraflı vazgeçmek. DEYİMLER (S, Ş)

6. Öküzün altında buzağı aramak: Kimi sebepler, 1. Saçını süpürge etmek: (Kadın) çok büyük istekle
bahaneler uydurarak suç ve suçlu bulma çabasında çalışıp hizmet etmek, özveri ile birileri uğrana çalış-
olmak. mak.

7. Ön ayak olmak: Bir işin yapılmasında ilk başla- 2. Saman altından su yürütmek: Hiç kimseye sez-
yan olup herkesi arkasından sürüklemek. dirmeden iş çevirmek, ortalığı birbirine karıştırmak.
P
1. Pabucu dama atılmak: Kendisinden üstün bi- 3. Ser verip sır vermemek: Dürüst, güvenilir, ağzı
rinin çıkmasıyla gözden düşmek, değer ve itibarını sıkı olmak; ne kadar zorlanırsa zorlansın kimseye sır-
kaybetmek. rını söylememek.

2. Pabucunu ters giydirmek: Güç bir duruma dü- 4. Sıkboğaz etmek: Bir şey yaptırmak için birini
şürerek telaş-landırmak, bu telaşla kaçmasına sebep zorlamak, baskı altına almak.
olmak.
5. Su götürmez: Kesin, başka bir yoruma açık ol-
3. Parmağında oynatmak: Birine her istediğini mayan.
yaptırmak, onu kukla gibi kullanmak.

82

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

6. Suya götürüp susuz getirmek: Birinden çok kur- 8. Temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp koymak: Bir mese-
naz olmak, onu aldatabilecek kadar akıllı ve kabiliyetli leyi sürekli anlatmak, yeni bir şeymiş gibi birçok defa
olmak. söz konusu etmek.

7. Suya sabuna dokunmamak: Sakıncalı 9. Tencere dibin kara seninki benden kara: “Kö-
konulardan uzak durmak, davranışlarıyla birilerini in- tülükte, kusur yönünde sen benden daha betersin”
citmeyecek yol tutmak. anlamında kullanılır.

8. Şafak atmak: Aniden önemli bir durumla karşı 10. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş: İki de-
karşıya kaldığını anlamak, bu sebeple tedirgin olmak. ğersiz kişi bir araya gelmiş, birleşmiş, yakışmışlar
birbirlerine.
9. Şeytanın ayağını kırmak: 1. Aksiliği, uğursuzluğu
yenmek. 2. Herhangi bir sebepten ötürü yapamadığı 11. Tepeden bakmak: Küçümsemek, kendini üstün
bir şey yapmak. görmek.

10. Şom ağızlı: Hemen her olayı kötüye yoran, kö- 12. Tereyağından kıl çeker gibi: Hiç kimseye zarar
tü şeyler olacağını söyleyen, ileri sürdüğü ihtimallerin vermeden, çok kolaylıkla kimseye hissettirmeden, ki-
gerçekleşmesinden korku-lan kimse. mi sorumluluklardan kurtularak.

DEYİMLER (T) 13. Tozpembe görmek: Aşırı iyimser olmak; hemen
her aksaklığı, üzücü durumları iyimserlikle karşıla-
1. Tadı tuzu kalmamak: Eski zevk veren yanı mak.
kalmamak, yavanlaşmak, güzel ve çekici durumu or-
tadan kalkmak. 14. Turnayı gözünden vurmak: Hiç beklenmedik bir
kazanç sağlama imkânını ele geçirmek.
2. Takke düştü kel göründü: Kusuru, kabahati ör-
ten şey ortadan kalkınca bütün çirkinlikler, hileler, 15. Tutunacak dalı olmamak: Güveneceği, dayana-
ayıplar ortaya çıktı. cağı kimse bulunmamak.

3. Tam takır kuru bakır: İçinde hiçbir şey yok, bom- 16. Tuzluya mal olmak: Oldukça çok para harcana-
boş. rak sağlanmış olmak.

4. Tası tarağı toplamak: Gitmek üzere bütün eşya- 17. Tuzu kuru: Hiçbir derdi, sıkıntısı olmayan; ka-
sını toplamak. zancı yerinde olduğu için kaygılanmayan.

5. Taşı gediğine koymak: Zekice bir hareketle ge- DEYİMLER (U, Ü)
rekli bir sözü tam zamanında ve yerinde söylemek.
1. Ucuz atlatmak: Güç ve tehlikeli durumdan az bir
6. Tavına getirmek: Bir işi en uygun duruma getir- zararla sıyrılmak.
mek.
2. Ununu elemiş, eleğini asmış: Hayatta yapmak
7. Tekerine çomak sokmak: Birinin yolunda giden istediklerini yapmış, geri kalan ömrü süresince artık
işini engellemek, aksatmak gibi davranışlarda bulun- yapacak önemli bir işi kalmamış kimseler için söyle-
mak. nir.

83

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

3. Üstesinden gelmek: Becermek, üzerine aldığı işi 10. Yer demir gök bakır: “Hiçbir yerden yardım al-
başarmak, yapmak. ma umudu kalmadı, bütün kapılar kapalı, yardım
imkânları ortadan kalktı, kime başvurdumsa elim boş
4. Üst perdeden konuşmak: 1. Üstünlük taslaya- döndüm” anlamında çaresizliği anlatmak için kullanı-
rak konuşmak. 2. Çok yüksek sesle konuşmak. lır.

5. Üstünde durmak: Bir işe önem vermek, o işle 11. Yerinde yeller esmek: Yok olmak, artık bulunma-
yakından ilgilenmek, uğraşmak. mak.

6. Üstüne basmak: 1. Yerinde bir fikir beyan et- 12. Yerin dibine geçmek: Çok utanmak, sıkılmak.
mek. 2. İyice belirtmek. “Üstüne basa basa anlat,
baban çok mağdurmuş de!” 13. Yer yerinden oynamak: Bir olay toplumda telâş,
heyecan, gürültü, patırtı, kargaşa oluşturmak.
DEYİMLER (Y)
14. Yılan hikâyesi: Bir türlü sonuca bağlanamayan,
1. Yabana atmak: Önem vermemek, önemsiz gö- çözümlenemeyen, uzayıp giden (mesele ya da iş).
rüp dikkate almamak, üzerinde durmamak.
15. Yola gelmek: Ters tutumunu düzeltmek, uslan-
2. Ya bu deveyi gütmeli, ya bu diyardan gitmeli: mak, istenilen biçimdeki davranışı kabul etmek.
“Bu işi mutlaka yapmalısın, başka yolu yok, aksi tak-
dirde burada kala-mazsın.” anlamında kullanılır. 16. Yol göstermek: 1. Rehberlik etmek, yolu bilme-
yene tarif etmek, nasıl gidileceğini anlatmak. 2. Nasıl
3. Ya devlet başa, ya kuzgun leşe: “Giriştiğim iş davranılacağını, ne yapılacağını öğretmek.
beni ya büyük bir varlığa ve mevkiye ulaştıracak ya
da mahvedecek, batıracak” anlamında söylenir. 17. Yumurta kapıya gelmek: Yapılması gereken bir
iş için zaman daralmış olmak, iş çok sıkışık zamana
4. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak: Bir teh- rastlamak.
likeden, güç bir durumdan kaçarken daha kötüsüyle
karşılaşmak. 18. Yumurtaya kulp takmak: Hemen her şeye bir ku-
sur bulmak, bahane bulmakta usta olup hiçbir şeyi
5. Yaka silkmek: Bıkıp usanmak; bir iş, durum, yer beğenmemek.
ya da kimsenin olumsuz yanlarından tedirginlik duy-
duğunu belirtmek. 19. Yükte hafif pahada ağır: Taşınması kolay, değerli
eşya (altın, elmas gibi.)
6. Yakayı ele vermek: Yakalanmak, kaçamayarak
ele geçmek. 20. Yüreği ağzına gelmek: Birden bire çok korkmak,
kalbi yerin-den fırlayacakmış gibi hızlı hızlı atmak.
7. Yakayı kurtarmak: Umulmazken bir işten ya da
kimseden kurtulmak, kaçmak. 21. Yüreği cız etmek: Çok acımak, içi sızlamak.

8. Yangına körükle gitmek: Anlaşmazlığı, gergin- 22. Yüreği dayanmamak: Çok acı duymak, acısına
liği, kargaşalığı artırıcı, her iki tarafı kışkırtıcı söz ve katlanamamak.
davranışlarda bulunmak.
23. Yüreği hop etmek: Bir olay karşısında birdenbire
9. Yelkenleri suya indirmek: Israrından, iddiasın- korkup heyecanlanmak.
dan, direnmekten vazgeçip karşısındakinin dediğini 24. Yüreğine su serpilmek: Duyduğu üzüntüyü hafif-
kabul etmek; yüksekten atıp tutmayı bırakarak yumu- letecek bir haberle karşılaşmak, ferahlamak.
şamak.

84

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

25. Yüzünü ağartmak: Yakınlarının övünç duyması- 4. Zevkten dört köşe olmak: Çok mutlu olduğu
na neden olacak beğenilir bir iş yapmak. anlaşılmak, çok sevinip keyiflenmek ve aşırı zevk
duymak.
26. Yüz bulmak: Kendisine gösterilen hoşgörüden
yararlanma yoluna gidip şımarmak, hoşa gitmeyen 5. Zeytinyağı gibi üste çıkmak: Bir konuda haksız
davranışlarda bulunmak. olduğunu kabullenmeyerek kurnazlıkla kendini haklı
ya da suçsuz çıkarmaya çalışmak.
27. Yüze vurmak: İşlediği bir suçu ya da kabahati
birinin açıkça yüzüne söyleyip onun utanmasına yol 6. Zıvanadan çıkmak: 1. Çok sinirlenip öfkelen-
açmak. mek, taşkınca hareketlerde bulunmak. 2. Delirmek,
aklını oynatmak.
28. Yüze yüze kuyruğuna gelmek: Uzun süren bir
işin sonuna yaklaşmış olmak. 7. Zil takıp oynamak: Çok sevinmek.

29. Yüz göz olmak: Senli benli olmak ve birbirinden 8. Zora gelmemek: Sıkıntıya ve baskıya katlana-
çekineceği kalmamak, aradaki mesafe kalkmış ol- mamak, güçlüğe sabredememek.
mak.
9. Zurnanın zırt dediği yer: Yapılmakta olan işin en
30. Yüzünden (suratından) düşen bin parça olmak: hassas, en önemli, en can alıcı noktası.
Sıkıntısı, öfkesi ve küskünlüğü yüz ifadesinden belli
olmak. 10. Züğürt tesellisi: Kötü bir işte en önemli şeyi
kaybettiği zaman bazı önemsiz, iyi olmayan bir yan
31. Yüzüne kan gelmek: Benzi beti yerine gelmek, bularak sevinmek ve kendini avutma.
sağlığına kavuştuğu yüzünün kızarmasından belli ol-
mak; soluk rengi geçmek. ATASÖZLERİ (A)

32. Yüzü sirke satmak: Yüzünden hoşnut olmadığı 1. Abanın kadri yağmurda bilinir: Bir şeyin gerçek
anlaşılmak, asık yüzlü olmak. değeri, ancak ona çok gereksinim duyulduğu zaman
iyi anlaşılır.
33. Yüz üstü bırakmak: Tamamlanmamış bir durum-
da, yarı yolda bırakmak. 2. Acı patlıcanı kırağı çalmaz: İşe yaramayan kim-
senin bozulacak nesi vardır ki zararlı etkenler ona
34. Yüz vermek: Her istediğini yerine getirerek şı- dokunsun?
martmak; yakınlık göstererek, hoş görülü davranarak
ölçüsüz hareketler yapması-na sebep olmak. 3. Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır:
Yoksul kişi, kendini bolluğa kavuşma hayaline kaptı-
DEYİMLER (Z) rır. O zaman yapacağı işleri şimdiden tasarlar.

1. Zaman öldürmek: Kimi şeylerle uğraşarak belli 4. Ağaca balta vurmuşlar sapı bedenimden de-
bir zamanın geçmesini sağlamak, boş şeylerle vakit miş: Bir kimseye en büyük kötülük, nankör olan
geçirmek yakınlarından ve kendi yetiştirdiklerinden gelir.

2. Zaman vermek: Bir iş için belli bir süre ayırmak. 5. Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur: Ço-
cuklar ana ve babalarından, küçükler büyüklerinden
3. Zehir etmek: Bir şeyin tadını kaçırmak, iyiyken gördüklerini yapmaya özenirler; yaparlar da.
kötü duruma sokmak.

85

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

6. Ağaca dayanma kurur, insana dayanma ölür: 17. Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim: Ki-
Hiçbir destek sürekli olmaz. Bunun için insan yapa- şi, yaradılış ve gidişine uygun kimselerle arkadaşlık
cağı işte başkalarının desteklemesine güvenmemeli, kurar. Onun için bir adamın arkadaşını tanırsak, o
yalnız kendi gücüne dayanmalıdır. adamın kimliğini öğrenmiş oluruz.

7. Ağaç yaprağıyla gürler: İnsan, akrabası, yakınla- 18. Arpa eken buğday biçmez: Kötü davranışın kar-
rı, yandaşları ile varlığını gösterir; önemli işler yapar. şılığı iyi olmaz.
Bunlar olmazsa cılız ve güçsüzdür.
19. Aş taşınca kepçeye paha olmaz: Önemsiz gibi
8. Ağaç yaş iken eğilir: Çocuklar küçük yaşta kolay görünen bir araç, istenmeyen bir durumu önlemeye
eğitilir. Büyük insan kolay kolay eğitilemez. yaradığı zaman paha biçilmez bir değer kazanır

9. Ağrısız baş mezarda gerek: Yaşayan her kişinin 20. Ateş düştüğü yeri yakar: Felaket kimlerin başına
derdi vardır. Dertsiz kimse ararsanız ancak mezarda gelirse onları yakar, kavurur, sürekli bir acı içinde
bulursunuz. Yani kişinin derdi ancak ölmesiyle biter. bırakır. Başkalarının acıması, üzülmesi gelir, geçer.

10. Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar: 21. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz: Bir olayın
Ağustos böceğiyle karınca masalında olduğu gibi va- gerçekten meydana gelmiş olup olmadığını anlamak
kit ve fırsat varken geleceğini sağlamaya çalışmayıp için, gizli kalamayan belirtisine bakmak gerekir. Bu
keyfe, zevke dalan, fırsat elden gittikten sonra aç ve belirti varsa olay da var demektir.
perişan olur.
22. At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır: Yaşa-
11. Ak akçe kara gün içindir: Kazanmakla mutluluk yan bir gün ölür. Ancak yaşayışına bağlı birtakım izler
duyduğumuz para, dar zamanımızda bizi sıkıntıdan sürüp gider. At ölmekle birlikte onun koştuğu mey-
kurtarır. Böyle durumlarda parayı harcamaktan çe- danın kalması, insan ölmekle birlikte adının anılması
kinmemeliyiz. gibi. Onun için kişi yaşarken iyi işler yapmalı, iyi bir ad
12. Akıl akıldan üstündür: Önemli sorunlarda gü- bırakmaya çalışmalıdır.
vendiğiniz akıllı kimselerin düşüncesini sorunuz. Sizin
düşünemediğinizi başkası, onun da düşünemediğini 23. Ayağını yorganına göre uzat: Giderini gelirine
bir başkası düşünüp sizi aydınlatabilir. uydur. Harcamaların gelirini aşmasın.

13. Akıl yaşta değil, baştadır: Bir kimsenin yaşı 24. Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz:
büyümekle aklı da büyümez. Nice gençler vardır ki Çoklar, azların birikmesiyle meydana gelir. Küçük
kendilerinden çok yaşlı olanlardan daha akıllıdırlar. şeyleri hor görenler, büyük şey edinmek fırsatını sü-
rekli olarak kaçırıyorlar demektir.
14. Ak koyunu kara kuzusu da olur: İyi ana baba-
dan kötü çocuklar olabilir. ATASÖZLERİ (B)

15. Altın yere düşmekle pul olmaz: Değerli kişinin, 1. Baca eğri de olsa duman doğru çıkar: Yara-
bulunduğu yüksek yerden uzaklaştırılmasıyla değeri dılıştan iyi ve doğru olan kişi ya da nesne, ne denli
azalmaz. elverişsiz ortam içinde bulunursa bulunsun, niteliğini
yitirmez.
16. Aman diyene kılıç kalkmaz: Kişi, mertliğine sığı-
nıp teslim olan düşmanın canına kıymamalıdır. 2. Bakarsan bağ, bakmazsan dağ (olur): Bakılıp
onarılan şeyler yararlanılacak duruma gelir. Bakımsız
bırakılan şeyler işe yaramaktan kalır.

86

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

3. Bal bal demekle ağız tatlanmaz: Tatlı sözlerle 15. Büyük lokma ye büyük söyleme: Hiçbir kimse
güzel bir şey gerçekleşmiş olmaz. başkalarını kınayıp ben böyle bir kötü duruma düş-
mem, Ben öyle bir şeye meydan vermem gibi sözler
4. Bal tutan parmağını yalar: Başkalarına güzel söylememelidir. Dünya bu, bir gün aynı olaylar kına-
şeyler dağıtmakla görevli olan kimse, dağıttığından yanın da başına gelebilir.
az çok kendisi de yararlanır.
ATASÖZLERİ (C, Ç)
5. Bedava sirke baldan tatlıdır: Para verilmeden
ele geçen şeyler çok hoşa gider. 1. Cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmak-
tan güçtür: Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, deveye
6. Bin bilsen de bir bilene danış: İnsan bir şeyi ne hendek atlatamazsınız. Cahile söz anlatmak, bundan
denli iyi bilirse bilsin, kendisinden daha iyi bilen bu- da güçtür.
lunur. Onun için, bir işe başlamadan o iş üzerindeki
geniş bilgisi herkesçe kabul edilen kimsenin düşün- 2. Can boğazdan gelir: İnsan yemekle yaşar. Bo-
cesi alınmalıdır. ğazına bakmayan kişinin sağlığı, yaşamı tehlikeye
düşer.
7. Bir ağaçta gül de biter diken de: Bir ocaktan iyi
insan da yetişir, kötü insan da. 3. Can çıkmayınca huy çıkmaz. (Huy canın altında-
dır): Huy, kişiliğin bir parçasıdır; kişi ile birlikte doğar;
8. Bir baş soğan bir kazanı kokutur: Kötü bir kişi, kişiliğin oluşumu ile birlikte oluşur ve artık ölünceye
kötü bir davranış, kötü bir söz, büyük bir topluluğun değin sürüp gider. Kimse onu değiştiremez.
havasını bozar.
4. Çalma elin kapısını, çalarlar kapını: Kimseye
9. Bir çöplükte iki horoz ötmez: Bir toplumda iki kötülük yapma. Yoksa aynı kötülüğü onlar da sana
baş olmaz. Olursa aralarında anlaşmazlık çıkar; biri yaparlar.
ötekini uzaklaştırır.
5. Çıkmadık candan umut kesilmez: Elden gitti
10. Bir elin nesi var, iki elin sesi var: İnsan büyük sandığımız bir şeyle ilgimiz büsbütün kesilmemişse,
işleri tek başına yapamaz. Başkasıyla işbirliği yapma- gereken çabaları harcayarak onun elimizde kalmasını
lıdır ki önemli bir varlık gösterebilsin. sağlayabileceğimizi umabiliriz.

11. Boş fıçı çok tangırdar: Bilgili, erdemli kimse çok 6. Çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane gelecek yıl
konuşmaz; gösterişten kaçınır. Ama bunlardan yok- çıkmış: Çiftçinin ürünü her yıl bir afete uğrar. O da
sun olan kişi, bilgiçlik taslar; çok konuşur; boş laflarla hep gelecek yıla umut bağlar. Durum böylece sürüp
çevreyi rahatsız eder. gider.

12. Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir: Boş ATASÖZLERİ (D)
gezmek, kişiyi tembelliğe alıştırır ve herkesin gözün-
den düşürür. Çalışmak ise, para karşılığında olmasa 1. Dağ başından duman eksik olmaz: Büyük
bile, kişinin yeteneğini artırır ve tembel olmadığını adamların, büyük iş yapanların her zaman üzüntüleri,
göstererek paralı iş bulmasına yardım eder. sıkıntıları vardır.
13. Buğday başak verince orak pahaya çıkar: Ken-
disine gerekseme artan şeyler çok değer kazanır. 2. Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar: Her
yüce kişiden daha yetkili kişi, en önemli makamın bir
14. Büyük başın derdi büyük olur: Büyük işlerin ba- denetleme yöntemi vardır. Yenilmesi olanaksız gibi
şında bulunan, geniş sorumluluklar yüklenmiş olan görünen zorlukların da çözüm yolu vardır.
kimselerin derdi çok ve büyük olur.

87

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

3. Damlaya damlaya göl olur: Küçük şeyler birike 2. Ekmeden biçilmez: Emek harcanmadan ve-
birike büyük varlık oluşur. Küçük şeylerin önemini bi- rim alınmaz. Kendisine karşı fedakârlık yapmadığın
liniz, onları çarçur etmeyiniz. kimseden sana karşı özveride bulunmasını bekleye-
mezsin.
4. Denize düşen yılana sarılır: Çok büyük bir teh-
like içinde bulunan kimse, kendisine yardım etmesi 3. Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını: Bir
olanağı bulunmayan, dahası tehlikeli olan şeylerden girişimden iyi sonuç almak isteyen, temeli sağlam
bile yardım umar. kurmalıdır. Nitekim ekilen tohum güzel olursa çıkan
ekin de güzel, güçlü, bol olur.
5. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur: Küçük bir
çıkar peşinde koşmak, kimi zaman kişinin yıkımına 4. Eldeki yara, yarasıza duvar deliğidir: Bir kim-
yol açar. senin acı ve sıkıntısı başkasına dert gibi görünmez.
Üzüntü içinde olan o değil ki.
6. Doğru söyleyenin tepesi delik olur: Sözüm bir
kimseye dokunur mu diye düşünmeyerek doğruyu 5. Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde gelmez:
söyleyen kişi çok düşman kazanır. Bunlar vura vura Bir kimsenin sürekli ihtiyaçları, başkasının yardımıy-
onun tepesini delerler. la tam olarak karşılanamadığı gibi bu yardım, gerekli
olduğu zamanda da yapılmaz. Onun için kişi yalnız
7. Dost ile ye, iç, alışveriş etme: Alışverişte iki taraf kendi kazancına güvenmelidir.
kendi çıkarını düşünür. Bundan dolayı iki dost ara-
sındaki alışveriş, dostluğu bozucu bir etken olabilir. 6. El elin eşeğini türkü çağırarak arar: Bir kimsenin
Öyle ise dostluklarını sürdürmek isteyenler birbirleriy- sıkıntısına çare bulacak olan kişi, içinden acı duyarak
le alışverişte bulunmamalıdırlar. değil, zevk ve eğlencesinden geri kalmayarak bu işi
yapar.
8. Dost kara günde belli olur: Sevinçli, mutlu gün-
lerinde bir kişi ile dostluk ilişkisi kuranlar çok olur. 7. El elin nesine, gülerek gider yasına: Bir kimsenin
Kara gününde bir kişi ile dost kalmak ise, üzüntüyü acısı, başkasının umurunda değildir. Bu acı ile ilgilenir
paylaşmayı, onu gidermek için birtakım özveride bu- görünse bile içinde acı duymaz, keyfini bozmaz.
lunmayı gerektirir.
9. Dostun attığı taş baş yarmaz: Dostumuzun bizi 8. El için kuyu kazan, evvela kendi düşer: Başkası-
hırpalaması, gücümüze gitmez. Çünkü bunun iyi ni- nı tuzağa düşürmeye çalışan kimse, bu tuzağa ondan
yetle ve iyiliğimiz için yapıldığını biliriz. önce kendisi düşer

10. Düğün el ile harman yel ile: Her iş, gereken yar- 9. El ile gelen düğün, bayram(-dır): Bir topluluk
dımcıların sağlanmasıyla başarılabilir. içinde yalnız bir kişinin, sırtına yüklenen sıkıntıya, ba-
şına gelen yıkıma katlanması güçtür. Ancak herkese
11. Dünyayı sel bassa ördeğe vız gelir: Birçok kim- birden gelen sıkıntı ve yıkım hafifleşir. İnsan yalnız be-
seler için yıkıma yol açan bir olay, kimi kimseleri nim başımda değil, herkes aynı sıkıntı içindedir diye
ilgilendirmez. Çünkü bunların yaşayışına göre olayda teselli bulur.
bir olağanüstülük yoktur.
10. El kazanı ile aş kaynamaz: Önemli bir işini,
ATASÖZLERİ (E) başkasının yardımı ile başaramazsın. Yardım her an
durdurulabilir; işin yarıda kalır.
1. Eğilen baş kesilmez: Kusurunu anlayıp özür di- 11. Evdeki hesap çarşıya uymaz: Yapacağımız iş
leyen ve büyüklüğünüze sığınan kişi affedilmelidir. için hazırladığımız tasarı, uygulamada düşündüğü-
müz gibi gerçekleştirilemez.

88

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

ATASÖZLERİ (F, G) 11. Gün doğmadan neler doğar: Yarın ne gibi olay-
lar çıkacağını kimse bilmez. Kötü bir durum bir gün
1. Fazla mal göz çıkarmaz: Fazla mal kişiye zarar sonra düzelebilir; iyi bir durum kötüleşebilir. Kim bilir,
vermez. Bundan dolayı elden çıkarılmamalıdır. Şimdi daha neler olur.
gereksemenin üstünde görülen malın ileride fazla ol-
madığı anlaşılabilir. 12. Gündüzün mum yakan geceleyin bulamaz: Bir
şey gerekmediği zaman harcayan, gerektiği zaman
2. Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir: İnsan bulamaz.
gençliğinde zamanını gereği gibi değerlendirmez.
İhtiyarlayınca, yapılacak birçok şeyleri vaktiyle yap- 13. Güneş balçıkla sıvanmaz: Herkesin bildiği bir
mamış olduğunu görür. Ama artık bunları yapacak gerçek, yadsınamaz, yalan yanlış sözlerle değiştirile-
gücü ve zamanı kalmamıştır. O vakit, gençliğin ne ka- mez, örtbas edilemez.
dar değerli olduğunu anlar. Ne çare ki iş işten geçmiş
bulunur. Sağlık konusunda da durum böyledir. 14. Güvenme varlığa, düşersin darlığa: İnsan, varlıklı
durumuna güvenerek har vurup harman savurmama-
3. Gezen ayağa taş değer: Gerekli olmadığı halde lı, tutumlu olmalıdır. Buna dikkat etmeyen kişi, işlerin
şurada burada dolaşan kişi, bu gezme sırasında ken- iyi gitmediği ve çalışamadığı zamanlarda darlığa dü-
disine zararı dokunan şeylerle karşılaşır. şer.

4. Gölgeyi hoş gören tekneyi boş görür: Çalışma- ATASÖZLERİ (H)
yıp keyfine bakan yoksulluk içinde kalır.
1. Hamama giren terler: İçinde bulunduğumuz
5. Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş: durum masrafı, özveriyi, sıkıntıya katlanmayı gerekti-
İsteksiz yenilen yemek, nasıl insana dokunursa, is- riyorsa işimizi bunlarsız yürütmeyi düşünemeyiz.
tenmeyerek yapılan iş de öylece kötü sonuç verir.
2. Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz: Hizme-
6. Görünen köy kılavuz istemez: Ortada duran bir tinin verimlerini aldığımız kimsenin bize kazandırdığı
gerçeği açıklamak gerekmez. şeylerden yararlanması gerekir.

7. Gözden uzak olan gönülden de uzak olur: İnsan, 3. Harman yel ile düğün el ile: Her işin gerçek-
çevresindeki arkadaşlarını sık sık arar. Ama uzaktaki leşmesi birtakım koşulların bulunmasına bağlıdır.
arkadaşını o kadar sık arayamadığından yavaş yavaş Örneğin, harmanı savurmak için yel, düğünün iyi
unutur. hazırlanması ve toplantının şen geçmesi için hısım,
akraba, eş, dost ister.
8. Göz görmeyince gönül katlanır: İnsan, yakınında
bulunan sevdiği kimse ile sık sık görüşmeden ede- 4. Hazıra dağlar dayanmaz: Hazırdan yemeye dağ
mez. Ama bu kişi uzak bir yere giderse, görüşmekten kadar para olsa dayanmaz. Onun için insan bir yan-
umudunu keser, ayrılığa katlanır. dan yerken bir yandan da kazanmalıdır.

9. Gülme komşuna, gelir başına: İnsan başkasının 5. Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya getire-
başına gelen yıkımla alay etmemelidir. Gün olur, öyle mez: Bir işi yapmadan yapmaya fark vardır. Kusursuz
bir yıkım kendisinin de başına gelir. ve en güzel biçimde yapmayı herkes bilemez.

10. Gülü seven dikenine katlanır: İnsan, sevdiği kim- 6. Her koyun kendi bacağından asılır: Herkes ken-
se ve sevdiği iş yüzünden gelecek sıkıntılara katlanır. di suçundan sorumludur.

89

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

7. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır: Her kişinin 9. İsin yanına varan is, misin yanına varan mis ko-
kendine özgü bir çalışma yolu, bir iş yapma biçimi kar: Kişi kiminle arkadaşlık ederse ondan kendisine
vardır. birtakım huylar geçer.
8. Horoz ölür, gözü çöplükte kalır: Kişinin sevdiği
şeye karşı olan hırsı ölene değin sürer. 10. İstediğini söyleyen, istemediğini işitir: Bir kim-
seye ölçüsüz, ağır sözler söylemek, hakaret etmek
9. Horozu çok olan köyün sabahı geç olur: Bir ko- doğru değildir. O da ağır sözlerle karşılık verir.
nu üzerinde söz söyleyen çok olursa varmak gecikir.
11. İşini kış tut da yaz çıkarsa bahtına: Başladığın
10. Huylu huyundan vazgeçmez: Bir huy edinmiş işin güç yürüyeceğini, ya da parlak sonuç vermeye-
olan kişiyi bu huydan vazgeçirmek için ne kadar uğ- ceğini düşün, kendini ona göre hazırla ki sonunda
raşılırsa boştur. düş kırıklığına uğramayasın ve işi kolay yürütebilir,
parlak sonuç alırsan sevinesin.
ATASÖZLERİ (I, İ)
12. İşleyen demir pas tutmaz (paslanmaz, ışıldar):
1. Irmak kenarına çeşme yapılmaz: Zaten var olan Tembel tembel oturan kimse hantallaşır, iş yapma
ve herkesin işine yarayıp artan şeyin yanına aynı işi yeteneğini yitirir. Çalışan kimse gittikçe açılır, daha
görmek üzere bir de daha zayıfını eklemek boşuna yararlı işler yapar.
yorulmaktır.
13. İşten artmaz, dişten artar: İnsan ne denli çok
2. Irmaktan geçerken at değiştirilmez: Bir yön- çalışıp para kazanırsa kazansın, tutumlu harcamasını
temden başka bir yönteme geçerken tehlikeli bilmezse bir şey artıramaz. Para, kazanmakla değil,
davranışlardan sakınmak gerekir. tutumla artar.

3. İki at bir kazığa bağlanmaz: Başına buyruk 14. İyiliğe iyilik her kişinin karı, kötülüğe iyilik er kişi-
olmak isteyen iki kişi, aynı iş üzerinde birlikte çalıştırı- nin karı. (Kötülük her kişinin karı, iyilik er kişinin karı):
lamaz; aralarında anlaşmazlık çıkar, kavga çıkar. İyiliğe karşı iyilik etmek olağanüstü bir şey değildir.
Bunu herkes yapabilir. Her-kesin yapamadığı şey,
4. İki baş bir kazanda kaynamaz: Ayrı ayrı dü- kötülüğe karşı iyilik etmektir. Bunu yapa-bilen kişi ol-
şünceleri ve kişilikleri bulunan iki kimse, bir arada gunluk ve erdemlilik örneğidir.
yaşayamaz, birlikte yapılacak iş üzerinde birleşemez-
ler. 15. İyilik et denize at, balık bilmezse Halik bilir:
Karşılık beklemeden iyilik yap. İlgili, senden iyilik gör-
5. İki cambaz bir ipte oynamaz: Kurnaz, hileci iki düğünü bilmese de Tanrı iyilik yaptığını bilir ve sen bu
kişi, bir iş üzerinde karşılaşırlarsa birbirlerini aldat- davranışından dolayı bir iç rahatlığı duyarsın.
mak, atlatmak için bü-tün hünerlerini harcarlar. Bu
durum ikisi için de tehlikelidir. ATASÖZLERİ (K)

6. İki karpuz bir koltuğa sığmaz: Bir kimse iki bü- 1. Kaçan balık büyük olur: İnsan, elden kaçırdığı
yük işi aynı zamanda yapamaz. küçük bir fırsatı gözünde büyütür; onun çok önemli
olduğunu söyler durur.
7. İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur: Ki-
şinin çocukluğundaki huyları, özellikleri değişmez; 2. Kanatsız kuş uçmaz: Gereken koşullarla dona-
ihtiyarlığında da sürer. nıp güçlenmeyen kişi amaca varamaz.

8. İp inceldiği yerden kopar: Bir durum, en çürük 3. Kara gün kararıp kalmaz: İnsanın sıkıntılı zamanı
yerinden patlak verir. sürüp gitmez, arkasından keyifli günler de gelir.

90

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

4. Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez: Büyük 15. Kurunun yanında yaş da yanar: Beğenilmeyen
çıkar sağlanan yerden ufak tefek özveriler esirgen- tutumlarından dolayı cezalandırılan kişiler içinde suç-
memelidir. suzlar da suçlular gibi hırpalanırlar.

5. Kedi uzanamadığı ciğere, pis der: Kişi, elde 16. Kusursuz dost arayan dostsuz kalır: Kusursuz
edemediği şeyi istemiyormuş, beğenmiyormuş gibi kişi bulunmaz. Bundan dolayıdır ki dost olmak için
görünür. kusursuz birini arayan kimse, aradığını bulamaz,
dostsuz kalır.
6. Kelin ilacı olsa başına sürer: Kendi derdine çare
bulamayan kişiden aynı durumda olan başkası yar- ATASÖZLERİ (L)
dım beklememelidir.
1. Lafla peynir gemisi yürümez: Şöyle yaparım,
7. Kel ölür, sırma saçlı olur; kör ölür, badem gözlü böyle yaparım demekle yapılması gereken iş yapıla-
olur. (Kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saç- maz.
lı olur.): Kişi, elinden giden önemsiz, kusurlu bir şeyi
çok önemli, çok güzelmiş gibi anlatır. 2. Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden: Söz
söylemek, işleri başarmaya yetseydi en iri sözler söy-
8. Keskin sirke küpüne zarardır: Çok öfkeli kişi, lenerek en büyük işler başarılırdı.
kendi sağlığını bozar, vücudunu yıpratır ve işlerini al-
tüst eder. 3. Mal canın yongasıdır: Mal canın bir parçası gi-
bidir. Malına zarar gelen kişi, canından bir parçası
9. Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyun- gidiyormuş gibi üzülür.
dan: Kişi kiminle arkadaşlık ederse ondan etkilenir,
huy kapar. 4. Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır: Mart
ayında şiddetli soğuklar olur. İnsan dışarı çıkamaz.
10. Kimse ayranım (yoğurdum) ekşi demez: Herkes Odun, kömür de azaldığından kazma, kürek saplarını
satacağı malı över. Kendi tutumunu ve tuttuğu kim- yakacak duruma düşer.
seleri savunur. Başka-ları eleştirseler de bunlara toz
kondurmaz. 5. Minareyi çalan kılıfını hazırlar: Kolay kolay giz-
lenemeyecek denli büyük bir suç işleyen kişi, bunun
11. Komşuda pişer, bize de düşer: Yakınlarımızın ortaya çıkmaması için gereken önlemleri daha önce
güzel şeylere kavuşması onlardan bizim de yararlan- alır.
mamız olasılığının doğması demektir.
ATASÖZLERİ (N)
12. Komşu komşunun külüne muhtaçtır: Komşular
birbirlerine en küçük şey için bile muhtaçtırlar. Kimi 1. Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına: Şimdi iyi
zaman önemsiz bir şeyin eksikliği işimizi aksatır. O çalışırsanız geleceğiniz iyi, kötü çalışırsanız geleceği-
zaman komşu imdada yetişir. niz kötü olur.

13. Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür: Baş- 2. Ne ekersen onu biçersin: Bugün birisine iyilik
kasının malı, bize olduğundan daha değerli görünür. yapan, yarın ondan iyilik; kötülük yapan da kötülük
Oysa aynı şey bizde de vardır; ama başkasınınkini bi- görür.
zimkinden üstün buluruz.
3. Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli: Kişi,
14. Kurda neden boynun kalın, demişler, işimi bugün içinde bulunduğu parlak durumun sürüp gi-
kendim görürüm de ondan demiş: İşini başkasına deceğini sanmamalı; çevresine tepeden bakmamalı;
inanmayarak kendisi gören, üzülmez; rahat eder. yarın kötü bir duruma düşebileceğini hatırdan çıkar-
mamalıdır.

91

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

ATASÖZLERİ (O, Ö) 5. Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa: Herkes
kendisini buyurucu durumda görür, iş yapmakla yü-
1. Olacakla öleceğe çare bulunmaz: Ölüm gibi ka- kümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar?
derde olan şeyler önlenemez.
6. Söz gümüşse sükût altındır: Konuşmak güzel,
2. Öfke baldan tatlıdır: Sinirlendirici bir durum yararlı bir şey olabilir. Ama susmak ondan iyidir. Çün-
karşısında bağırıp çağırmak, içini boşaltmak, insana kü konuşmak insanın başına birtakım işler açabilir.
ferahlık, dahası zevk veren tatlı bir şeydir. Susan için böyle bir şey söz konusu değildir.

3. Öfkeyle kalkan zararla oturur: Kişi, öfkeli zama- 7. Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir: Sözün insan-
nında duygusunun etkisi altındadır. İyi düşünemez; lar üzerindeki etkisi çok büyüktür. Akıllıca söylenmiş
yaptığı taşkınca işin nasıl bir sonuç doğuracağını sözler, karşıdakini inandırır, yumuşatır; işlerin olumlu
hesap edemez. Sonunda bu ölçüsüz, yanlış davranı- yola girmesini sağlar. Ölçüsüz, sert sözler ise karşı-
şının zararını görür. dakini sinirlendirir, söyleyenin öldürülmesine bile yol
açabilir. (Söz var dağa çıkarır, söz var dağdan indirir.)
ATASÖZLERİ (P, R) 8. Su testisi su yolunda kırılır: Bir kişi, ya da şey,
hangi amaca hizmet ediyorsa o uğurda bir kazaya
1. Parayı veren düdüğü çalar: Parasını veren kim- uğrar; yok olur.
se, istediği şeyi elde eder.
9. Su uyur, düşman uyumaz: Durmadan akan su-
2. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir: Bir ya uyuyor denilebilir de sesi çıkmayan, kıpırdamayan
işin sonunun nasıl olacağı şimdiki gidişinden belli düşmana uyuyor denilemez. O, fırsat beklemektedir.
olur.
10. Sürüden ayrılanı kurt kapar: Arkadaşlarından
3. Pilav yiyen kaşığını yanında taşır: Bir şey yap- ayrılıp tek başına iş yapma yolunu tutan kişi, koruyu-
mak, bir şeyden yararlanmak isteyen kişi, bunun için cusuz, desteksiz kalır; büyük zararlara uğrar.
gereken aracı eli altında bulundurmalıdır.
11. Sütle giren huy, canla çıkar: Kişinin küçükken
4. Rüzgâr eken fırtına biçer: Herkesin zarar görme- edindiği huy, ölünceye değin sürer.
sine yol açacak işler yapan kimse, çok sert tepkilerle
karşılaşır ve sonunda en büyük zarara kendisi uğrar. 12. Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer: Bir
davranışı kendisine pahalıya mal olan kişi, benzeri
ATASÖZLERİ (S) durumlar karşısında çok ihtiyatlı davranır.

1. Sabreden derviş, muradına ermiş: Birçok işlerin ATASÖZLERİ (T)
gerçekleşmesi için sabırlı olmak, uzun zaman bekle-
mek gerekir. Sabırlı olan kişi ereğine ulaşır. 1. Tarlada izi olmayanın harmanında yüzü olmaz:
Tarlasını sürmeyen, çapalamayan, gübrelemeyen on-
2. Sakınılan göze çöp batar: Esirgediğimiz, üzerine dan ürün bekleyemez.
titrediğimiz şeye her halde bir zarar gelir.
2. Taş yerinde ağırdır: Kişinin değerini en iyi bilen-
3. Sakla samanı, gelir zamanı: En değersiz şeyi bi- ler, kendi çevresinde bulunanlardır. Onun için hatırı,
le atmayıp saklamalı. Günün birinde işe yarar. daha çok kendi çevresinde sayılır.

4. Sel ile gelen yel ile gider: Emek çekilmeden ele 3. Taşıma su ile değirmen dönmez: İşi yapacak
geçen para; gereksiz yerlere harcanır, çarçur olur gi- olanda yeteri kadar güç bulunmadıkça, şunun bunun
der. küçük yardımlarıyla sürekli ve büyük bir iş yürütüle-
mez.

92

5. Sınıf Sık Kullanılan Deyimler ve Atasözleri

4. Tek kanatla kuş uçmaz: Öyle işler vardır ki ancak 3. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar: Bir kim-
bir yardımcı ile işbirliği yapılırsa başarılabilir. Yardım- senin söylediği söz yalan ise durum çok geçmeden
cısız yapılamaz. anlaşılır ve söyleyenin yalancı olduğu ortaya çıkar.
4. Yalnız taş, duvar olmaz: Nasıl, bir tek taş ile
5. Tekkeyi bekleyen çorbayı içer: İyi bir sonuç elde duvar örülemezse, insan da tek başına önemli bir iş
etmek için bir yerde uzun süre çalışan, sabırla bekle- başaramaz. Başkalarıyla ilişki kurmak, işbirliği yap-
yen kişi, katlandığı sıkıntıların mükâfatını görür. mak zorundadır.

6. Terzi kendi söküğünü dikemez: Bir kimse uz- 5. Yaş kesen, baş keser: Ağacın çeşit çeşit ya-
manlığını kullanarak başkalarına yararlı olur da bu rarları vardır. Bunları düşünmeyip sadece odununu
uzmanlığı kendi yararına kullanmaya fırsat bulamaz. sağlamak için ağaç kesen, insan canına kıymış gibi
büyük bir suç işlemiş olur.
7. Terziye dinlen demişler, ayağa kalkmış: Yoru-
culuk, rahatlık görece durumlardır: İşin niteliğine ve 6. Yatan aslandan gezen tilki iyidir: Az güçlü olup
kişinin bu işi yapma yeteneğine göre yargı değişir. çalışan, çok güçlü olup çalışmayandan daha başarılı
Rahat görünen öyle işler vardır ki onunla uğraşanla- olur.
rın dinlenmesi, kimileri için yorucu olan davranışlarla
olur. 7. Yatanın, yürüyene borcu var: Çalışmayanın ka-
zancı olmaz. O, her zaman veresiye alışveriş eder.
8. Topalla gezen, aksamak öğrenir: Kusurlu kimse- Bunun için sürekli olarak çalışana borcu vardır.
lerle düşüp kalkanlar, onlardan kötü huy kaparlar.
8. Yavuz hırsız ev sahibini bastırır: Suçlu kişi, şar-
ATASÖZLERİ (U) latan ve edepsiz ise, zarar verdiği kimseyi susturur,
dahası suçlu çıkarır.
1. Ummadığın taş baş yarar: Elinden bir iş gelmez
sandığımız kişi, kendisinden umulmayan önemli işler 9. Yazın gölge hoş, kışın çuval boş: Yazın keyifli
yapabilir. yerlerde tembel tembel oturan, kışın yiyecek bula-
maz. Gençliğinde kazanç peşinde koşmayıp zevke
2. Üzüm üzüme baka baka kararır: Her zaman bir dalan, hastalığında ve ihtiyarlığında perişan olur.
arada bulunan, arkadaşlık eden kimseler, birbirlerine
huy aşılarlar. 10. Yuvarlanan taş yosun tutmaz: Durmadan yer,
yurt değiştiren kimse, eşya, varlık edinemez.
ATASÖZLERİ (V, Y)
ATASÖZLERİ (Z)
1. Vakitsiz öten horozun başını keserler: Her söz
vaktinde ve yerinde söylenmelidir. Bir sözün, zamanı 1. Zahmetsiz rahmet olmaz: Sıkıntı çekilmeden,
gelmeden söylenmesi, büyük zararlara yol açabilir. uğraşılmadan, istenilen güzel sonuç elde edilemez.
Bunun için, uygun olmayan zamanda aklına geleni
söyleyen kişi cezalandırılır. Nasıl ki vakitsiz öten ho- 2. Zararın neresinden dönülse kardır: Sürüp giden
roz, uğursuz sayılarak kesilir. zararlı bir işten ne denli erken vazgeçersek, daha
sonra uğrayacağımız zararı o denli azaltmış, sonuç
2. Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış: Yalan olarak o kadar kar etmiş oluruz.
söylemeyi adet edinen kişinin sözlerine kimse inan-
maz.

93

3. ÜNİTE

CÜMLEDE ANLAM

Cümle Oluşturma ve Tamamlama
Eş ve Yakın Anlamlı Cümleler, Cümle Yorumu, Çelişen Cümleler,

Örtülü Anlatım

Kazanımlar

➢➢ T.5.1. DİNLEME/İZLEME
➢➢ T.5.1.10. Dinlediklerinin/izlediklerinin içeriğini değerlendirir.
➢➢ T.5.3. OKUMA
➢➢ T.5.3.30. Metindeki gerçek ve kurgusal unsurları ayırt eder.
➢➢ T.5.3.31. Okudukları ile ilgili çıkarımlarda bulunur.
➢➢ T.5.4. YAZMA
➢➢ T.5.4.4. Yazma stratejilerini uygular.

5. Sınıf Cümle Oluşturma ve Tamamlama

Cümle Oluşturma ve Tamamlama

➤➤ Dil bir iletişim aracıdır. Dilin en temel unsuru da sözcüklerdir ama tek başına sözcükler duygu ve düşünceleri-
mizi anlatmak, sağlıklı bir iletişim kurmak için yeterli değildir. Bunun için cümlelere ihtiyacımız vardır.

➤➤ Bir düşünceyi, duyguyu, haberi ya da durumu anlatan bir yargı bildiren sözcük ya da sözcük dizisine “cümle”
denir.

➤➤ Sözcük topluluğu ile cümleyi birbirinden ayıran unsur, cümlenin yargı bildirmesi yani yapıp ettiklerimizi, görüp
duyduklarımızı anlatmasıdır.

Örnek: “Ali, kitap, çok, okumak, sevgi” (Cümle değil.)
“Ali, kitap okumayı çok seviyor.” (Cümle)

➤➤ Cümleler, anlatacağımız ayrıntıya göre uzar ya da kısalır.

Örnek: Geldi.
Ankara’dan geldi.
Babam, dün Ankara’dan uçakla geldi.

➤➤ Her dilin bir cümle kuruluşu vardır. Türkçenin yapısına göre cümlelerde başta anlatılan işi kimin yaptığını bil-
diren sözcük, sonda da yapılan işi anlatan sözcük yer alır. Yapılan işi anlatan sözcüğe de yargı denir. Bu
cümlelere “kurallı cümle” adı verilir.

Örnek: Öğretmenimiz istedi.

Anlatılan işi yapan kişi Sözü edilen kişinin yaptığı iş yani yargı

Öğretmenimiz, geçen gün kütüphaneyi düzenlemek için benden yardım etmemi istedi.

Cümlelerin ilk sözcüğü her zaman büyük harfle başlar.

Örnek: Bilgisayarı tamire götüreceğim.

➤➤ Cümlede eksik bırakılan sözler, cümlede anlatılan duygu, düşünce ya da duruma göre tamamlanır. Yani eksik
sözcük, diğer sözcüklere bakılarak belirlenir.

Örnek: “Bir annenin, yavrusuna duyduğu ………………. saman alevi gibidir; çabucak geçip gider.”

Bu cümlede boş bırakılan yere getirilebilecek sözcüğü belirlerken cümlede anlatılan duruma bakmalıyız.
Cümlede “annenin çocuğuna yansıttığı bir duygu” anlatılmakta ama bu duygunun “gelip geçici” olduğu
söylenmektedir. O halde bu duygu “olumsuz bir durum” olmalı. Cümlede eksik bırakılan yere “kızgınlık,
öfke” gibi sözcükleri getirebiliriz.

Örnek: “Yaşadığımız şehirler gittikçe daha çok betonlaşıyor, nefes alabileceğimiz …………………….
alanlar her geçen biraz daha azalıyor.”

Bu cümlede boş bırakılan yere getireceğimiz sözcüğü belirlerken cümledeki anahtar sözcüklere bakmalıyız.
Cümledeki anahtar sözcükler: “betonlaşmak” ve “nefes almak”. Bu anahtar sözcüklere bakarak cümlede
boş bırakılan yere “yeşil” sözcüğünün getirilmesi gerektiğini bulabiliriz.

96

5. Sınıf Cümle Oluşturma ve Tamamlama

Etkinlik 92

Kazanım: T.5.3.30. Metindeki gerçek ve kurgusal unsurları ayırt eder.
T.5.3.31. Okudukları ile ilgili çıkarımlarda bulunur.
T.5.4.4. Yazma stratejilerini uygular.

1. Aşağıda kutucuklarda verilen sözcük ve sözcük gruplarından anlamlı ve kurallı cüm-
leler oluşturunuz.

a. demir yumuşaklığı eritir kapıları merhametin

Merhametin yumuşaklığı, demir kapıları eritir.


b. getir insanın gerçek yüreğinden iyilik

Gerçek iyilik, insanın yüreğinden gelir.


c. yapabileceğini yapamıyorsa istemeli istediğini insan

İnsan, istediğini yapamıyorsa yapabileceğini istemeli.



d. görmek insanlar görürler istediklerini yalnızca

nsanlar, yalnızca görmek istediklerini görürler.



e. belli olur iyisi insanın dostun dar gününde

Dostun iyisi, insanın dar gününde belli olur.


f. uğramak iyidir haksızlığa yapmaktan haksızlık

Haksızlığa uğramak, haksızlık yapmaktan iyidir.


97

5. Sınıf Cümle Oluşturma ve Tamamlama

Etkinlik 9

2. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri kutucuklarda bulunan sözcüklerden uygun
olanıyla tamamlayınız.

a. İnsan, ne kadar çok isterse kazandığı da o kadar çok olur.

b. Bütün teknolojik araç gereçler ilk önce tatlı bir hayal olarak doğmuştur.

c. Bilgi davranışa davranışa dönüşmedikçe hiçbir anlam taşımaz.

d. Dürüst olmanın ilk koşulu kendimizi olduğumuz gibi kabul etmektir.

e. Bilim adamını hiç durmadan çalışmaya sevk eden güç merak etme duygu-
sudur.

f. Anlaşmazlıkların çoğu karşımızdakileri dinlememiz gerektiğini unutmak-
tan kaynaklanır.

merak etme davranışa isterse dinlememiz hayal isterse

3. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sözcükler getirerek cümleleri ta-
mamlayınız.

a. Hayattan zevk almak istiyorsak hayata sevgi penceresinden bakmalıyız.

b. Dil bir topluluğu millet yapan temel ortak değerdir.

c. Umudunu kaybetmiş insan, benzini bitmiş arabaya benzer; bir adım bile
ilerleyemez.

d. Hatalarından ders almayanlar geçmişi yeniden yaşamak zorunda kalırlar.

e. Unutulmamalıdır ki kişiyi iyileştirebilecek en iyi doktor kişinin yine kendisidir.

f. Hayvan sevgisinden mahrum büyüyen bir çocuktan, doğaya ve yaşama

saygı göstermesi beklenemez.

umudunu sevgi hayvan geçmişi doktor dil

98

5. Sınıf Cümle Oluşturma ve Tamamlama KKT - 9 

1. - - - - gideceğini bilmeyen bir kişi, hangi - - - - gi- 4. Pinokyo’yu - - - - yapan dünyaya sadece göz-
deceğini de bilmez. leriyle bakanlardır, onu maceradan maceraya
koşan bir kahraman yapan ise sınırları olmayan
Yukarıdaki boşluklara sırasıyla aşağıdaki söz- - - - - dünyasında gezinen gözlerdir.
cüklerden hangileri getirilmelidir?
Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdaki
A) Nasıl - araçla sözcüklerden hangileri getirilmelidir?
B) Kiminle - kişiyle
C) Nereye - yoldan A) gerçek - yalan
D) Ne zaman - yere B) kukla - hayal
C) doğru - sahte
D) oyuncak - insan

2. I. o kadar 5. II. her zaman
II. düşünce I. kazanır
III. varsa
IV. insan III. düşünen IV. düşman
V. ne kadar
VI. vardır V. çok çabuk VI. kendi çıkarını

Yukarıdaki sözcüklerle anlamlı ve kurallı bir Yukarıdaki sözcüklerle anlamlı ve kurallı bir
cümle oluşturmak için sıralama nasıl olmalı- cümle oluşturulduğunda baştan üçüncü söz-
dır? cük aşağıdakilerden hangisidir?

A) V - IV - III - I - II - IV A) I. B) III. C) IV. D) VI.
B) V - IV - VI - III - I - II
C) IV - III - V - IV - II - I
D) IV - V - II - III - VI - I

3. “Şüphe, - - - - bir kıvılcımdan büyük bir - - - - çıka- 6. “Dedikodu, gerçekten daha hızlı yol alır ama
rır.” cümlesinin anlamlı bir bütün oluşturması - - - -” cümlesi aşağıdakilerden hangisiyle ta-
için boş bırakılan yerlere aşağıdaki sözcükler- mamlanırsa anlamlı bir bütün oluşur?
den hangileri getirilmelidir?
A) sonunda gerçek olanın yerine geçer.
A) büyük - alev B) gerçekler onun hızına yetişemez.
B) olmayan - öfke C) gerçek kadar dayanıklı değildir.
C) az - savaş D) gerçek olanla olmayan artık ayırt edilemez olur.
D) küçük - yangın

99

5. Sınıf Eş ve Yakın Anlamlı Cümleler, Cümle Yorumu,
Çelişen Cümleler, Örtülü Anlatım

Eş ve Yakın Anlamlı Cümleler, Cümle Yorumu, Çelişen Cümleler, Örtülü Anlatım

Cümle, bir duyguyu, düşünceyi ya da haberi bir sonuca bağlayarak yani yargı bildirerek anlatan söz ya da söz-
cük topluluğudur. Örneğin “Hayvanlara yapılan eziyet içimi parçalıyor.” duygu cümlesi, “Kitap okumak, insanı
özgürleştirir.” düşünce cümlesi, “Çocuklar salonda oynuyor.” haber cümlesidir.

➤➤ Cümlede Konu: Yazılı ya da sözlü her anlatımın bir konusu vardır. Konuyu, bir yazıda üzerinde durulan, ko-
nuşulan düşünce, şeklinde tanımlayabiliriz. Cümlenin konusu konusunu bulmak için cümleye “Bu cümlede
neyden bahsediliyor, bu cümlede ne anlatılıyor?” sorularını yöneltmeliyiz.
Örnek: Oyunlar, çocukların hayatı tanımasını sağlar. (Cümlede neyden söz ediliyor? “Oyunlardan”)
Masallar, çocukların eğitiminde önemli bir yere sahiptir. (Konu, “masallar”.)

➤➤ Cümlede Anlatılmak İstenen Düşünce, Cümle Yorumu: Cümlede anlatılan konunun bir sonuca bağlandığı
ifadeler “cümlede anlatılmak istenen düşüncedir. Cümlede ifade edilen kavramlardan bir sonuca ulaşılır, işte
ulaşılan bu sonuç hem cümlenin bir yorumudur hem de cümlenin anlatmak istediği düşüncedir.
Örnek: Oyunlar, çocukların hayatı tanımasını sağlar. (Cümlenin konusu “oyunlar”dır. Anlatılmak istenen dü-
şünce ise “hayatı tanımakta sağladıkları fayda”dır. Cümleyi yorumlarsak, “Oyun oynamak faydalıdır. Oyunlar
çocukları geliştirir. Oyun oynamak hayatı tanımak için gereklidir.” vb. yargılara ulaşılabilir.)

➤➤ Eş Anlamlı Cümleler: Dile getirilmek istenen konu farklı ifadelerle ortaya konabilir. İletilmek istenen düşünce
farklı sözcüklerle aktarıldığında “eş anlamlı cümleler” ortaya çıkar.
Örnek: Oyunlar, çocukların hayatı tanımasını sağlar.
Çocukların kendi aralarında yaptığı eğlenceli faaliyetler sayesinde çocuklar yaşamı öğrenir.
(Bu iki cümlede de “oyunun hayatı tanımakta sağladığı fayda”dır.)

➤➤ Yakın Anlamlı Cümleler: Farklı ifadelerle aynı sonucu anlatan, anlatılmak istenen ifadenin birbiriyle paralel ol-
duğu cümlelerdir. Yakın anlamlı cümlelerde konu ve cümleden çıkarılan sonuç değişmez.

Örnek: Oyun oynamanın pek çok yararı vardır ama bunlardan en önemlisi oynanan oyunun çocuklara hayatı
tanıtmasıdır.
Oyunlar, çocukların hayatı tanımasını sağlar.

➤➤ Anlamca Çelişen Cümleler: Anlatılmak istenen düşünce bakımından birbirinin tam tersini söyleyen cümlelerdir.
Bu cümlelerde aynı konudan hareketle birbiriyle zıt sonuçlar anlatılır.
Örnek: Oyunlar, çocukların hayatı tanımasını sağlar.
Oyunların, çocukların gelişimine hiçbir katkısı yoktur.

➤➤ Örtülü Anlatım: Cümlede yer alan sözcüklerin bize ilettiği bir anlam vardır. Bir de cümlede yazılı olmadığı
hâlde bazı ifadelerden hareketle ulaştığımız anlamlar vardır. İşte açıkça söylenmediği hâlde cümleden çıkarttı-
ğımız anlamlara “örtülü anlam”, bu anlatımlara da “örtülü anlatım” adı verilir.
Örnek: Oyunların yararlarından biri de çocuklara hayatı öğretmektir. (Bu cümledeki “yararlarından biri de”
ifadesinden hareketle “oyunların hayatı öğretmek dışında başka yararlarının olduğu” düşüncesine ulaşılabilir.
Bu cümleden çıkarılabilecek “örtülü anlam”dır.
Örnek: Ali bile bize yardım etti. (Başkaları da yardım etmiş.)
Bu soruyu da çözmüş. (Başka soruyu da çözmüş.)
Kar nedeniyle yine yollar kapanmış. (Yollar kar nedeniyle daha önce de kapanmış.)
Bu konuyu ilk defa burada açıklıyorum. (Konuyu daha önce hiçbir yerde açıklamamış.)
Artık buraya adımımı atmam. (Sözü edilen yere daha önce gelmektedir.)

100


Click to View FlipBook Version