The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.
Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by , 2017-02-24 00:53:42

KİTAP_1_s (1)

KİTAP_1_s (1)

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

BÖLÜM 1. KENTSEL PLANLAMA
VE TASARIM

1.5
SÜRDÜRÜLEBILIR VE ENERJI ETKIN TASARIM

Prof. Dr. Gül Koçlar ORAL 1. Sürdürülebilir ve Enerji
Doç. Dr. Gülten MANIOĞLU Etkin Tasarım Değişkenleri ve
Öneriler

1.1. Yerleşme Ölçeğindeki
Değişkenler
1.2. Bina Ölçeğindeki Değişkenler
1.3. Bina Ögesi ve Malzeme

Ölçeğindeki Değişkenler

2. Kontrol Sistemleri

2.1. Havalandırma Düzeni
2.2. Güneş Kontrolü
2.3. Rüzgar Kontrolü

BÖLÜM 1

İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için doğaya karşı verdiği çaba sonucunda, hızlı yapılaşmayla plan-
sız kentleşmeye, ekolojik yapının bozulmasına ve enerji kaynaklarının tükenmesine yol açmaktadır.
Sağlıklı, kaliteli yapma çevreler oluştururken gelecek kuşakların da gereksinmelerini karşılamala-
rına olanak sağlamak için mimarlıkta sürdürülebilir çevre anlayışı benimsenmiştir. Sürdürülebilir
çevrenin hedefi, insanın tüm ihtiyaçlarını doğal döngülerine zarar vermeden, doğal enerji kay-
naklarını etkin kullanarak sağlamaktır. Enerji kaynaklarının büyük bir bölümünün binalar ve yer-
leşmeler tarafından tüketildiği bilinmektedir. Bu nedenle çevre ve enerji sorunlarının çözümüne
olanak verecek yerleşme ve bina tasarımı öncelikle ele alınmalıdır. Çevre ve enerji sorunlarının
çözümünde sürdürülebilir çevrenin sağlanmasında doğal bir çözüm olan sürdürülebilir ve enerji
etkin tasarım kavramı, ihtiyaç duyulan enerjinin yenilenebilir ve doğal kaynaklar aracılığı ile en az
mali harcama yapılarak sürekli olarak sağlanabildiği bir tasarım anlayışıdır.

Sürdürülebilir gelecek için vazgeçilmez bir araç olan enerji, gelişmişliğin en önemli ölçütlerinden
biridir. Nüfus artışı ve teknolojik gelişmeler enerji tüketimindeki artışın en önemli etkenleridir.
Özellikle barınma gereksiniminin karşılanması sonucu ortaya çıkan yapılaşma ve enerji tüketimin-
deki artışın birbiriyle paralellik göstermekte olduğu gözlenmektedir. Bu nedenle ‘enerji’, estetik,
çevresel ve ekonomik boyutları açısından sürdürülebilirlik bağlamında önemlidir.
Sürdürülebilir ve enerji etkin tasarımdan amaç; doğal kaynaklardan en verimli şekilde yararlanan
yerleşme ve binalar aracılığı ile sağlıklı, konforlu bir yapma çevre yaratmaktır.
Enerji etkin bina ve yerleşme tasarım sürecinde etkili olan değişkenler Çizelge.1’de gösterilen üç
ana grupta incelenebilir.

Kullanıcıya İlişkin İklime İlişkin Tasarım
Değişkenler Değişkenler Değişkenleri

Kullanıcı Niteliği ve Duru- Dış İklimsel Değişkenler • Yerleşme Ölçeğindeki
muna İlişkin Değişkenler (Doğal Çevre) Değişkenler
• Irk, yaş, cinsiyet, aktivite • Güneş ışınımı • Bina Ölçeğindeki Değiş-
düzeyi, giysilerin türü • Dış hava sıcaklığı kenler
Fizyolojik Değişkenler • Dış hava nemliliği • Bina Ögesi ve Malzeme
• Objektif (ortalama vücut • Rüzgar Ölçeğindeki Değişkenler
sıcaklığı, deri sıcaklığı, terle-
me miktarı, kalp atışı) İç İklimsel Değişkenler Çizelge 1.
• Subjektif (görülür terleme, • Hava sıcaklığı Sürdürülebilir
termal duygu veya hissediş) • Yüzey sıcaklıkları ve Enerji
• Hava hareketi Etkin Tasarım
Sürecinde Etkili
Olan Değişkenler

150

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

1. Sürdürülebilir ve Enerji Etkin Tasarım Değişkenleri
ve Öneriler

1.1. Yerleşme Ölçeğindeki Değişkenler ve Tasarım Önerileri

Yerleşme ölçeğindeki değişkenler yer ve bina aralıkları olarak ele alınmaktadır.

• Yer
Yer, yerey parçasının baktığı yön, yerey parçasının eğimi, yerey parçasının konumu ve yerey parça-
sının örtüsü (veya güneş ışınımı yansıtma özelliği) gibi değişkenlerle tanımlanabilir. Bu değişken-
lere ilişkin uygun değerler yörelerde geçerli olan iklimsel koşullar ve insanın iklimsel ihtiyaçlarına
bağlı olarak belirlenirler ve yerleşmeler için en uygun olan bölgeleri tanımlarlar.
Yerleşme bölgeleri için iklimsel koşullar ve insanın iklimsel ihtiyaçları hedeflenerek yapılan doğru
bir yer seçimi için aşağıdaki ölçütler göz önünde bulundurulmalıdır:

• Sürdürülebilir enerji sağlanarak, enerji harcamalarının minimize edilmesi,
• Çevresel kirlilik ve hava kirliliğinin önlenmesi, kirletici niteliğe sahip yerleşme birimlerinin
(endüstriyel) diğer işlevlere sahip yerleşme birimlerine olan kirletici etkilerinin önlenmesi,
• Arazinin değeri ve rasyonel kullanımı göz önünde bulundurulduğunda, maksimum bina yo-
ğunluğunun insan sağlığı ve konfor koşullarından ödün vermeksizin sağlanması,
• Konforlu, sağlıklı açık alanlar ve yeşil alanlar düzenlenmesi ve bu alanların bina alanlarıyla
dengesinin gözetilmesi.

Yer İçin Tasarım Önerileri

Öneri 1: Arazinin İklimsel Koşullar Açısından Değerlendirilmesi

Sağlıklı, konforlu, sürdürülebilir ve enerji

etkin yerleşme yeri için, gereksinme-

lerin doğal olanaklardan yararlanılarak

karşılanmasında etkili olan, uygun arazi

Şekil 1. Şematik parçaları belirlenmelidir Güneye bakan
Bir Arazi
Kesitinde Ilımlı yamaçlarda iklimsel etkilerin en ılımlı

Bölgeler olduğu alanlar yamacın orta noktalarıdır.

151

BÖLÜM 1 Şekil 2. Termal
Kuşak
Öneri 2: Termal Kuşağın Belirlenmesi
Şekil 3.
Güneye bakan bir yamaçta uygun yer seçimi İstanbul(ılımlı
için öncelikle, yamacın en ılımlı bölgesi olan nemli iklim
orta noktaları olarak tanımlanan, TERMAL bölgesi) İçin
KUŞAK belirlenmelidir (Zeren ve diğ., 1987). Yamaçta
Yerleşmeye En
Öneri 3: Yerleşmeye En Uygun Yerin Belirlenmesi Uygun Yer

İstanbul’un yer aldığı ılımlı nemli iklim
bölgesinde rüzgar, güneş ışınımı ve hava
sıcaklığının etkisini azalttığından ısıtmaya
ihtiyaç duyulan dönemde, rüzgardan koru-
nulmalıdır. Termal kuşakta rüzgarın etkisi
daha azdır. Ancak ılımlı nemli iklim bölge-
lerinde, yaz aylarında nemliliğin yarattığı
konforsuzluğu dağıtma açısından rüzgara
ihtiyaç duyulur. Bu nedenle, termal kuşa-
ğın üst noktaları ılımlı nemli iklim bölgeleri
için en uygun yerleşme noktalarıdır (Zeren
Ve diğ., 1987).

152

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

Öneri 4: Topografik Düzen içinde Uygun Eğim ve Yöndeki Yerey Parçaları

Güneş ışınımından ve rüzgar etkilerinden
yeterli derecede faydalanmak için topog-
rafik düzen içinde uygun eğim ve yöndeki
Şekil 4. İstanbul yerey parçaları seçilmelidir.
(ılımlı nemli
iklim) İçin Uygun
Arazi Eğimi ve
Yönü. (Zeren ve
diğ., 1987)

Öneri 5: Uygun Yer Seçimi için Yerey Parçası Eğim Analizlerinin Yapılması
Herhangi bir arazide yer seçimi yapabilmek için öncelikle farklı arazi eğimine sahip alanlar
bulunmalıdır. Bunun yapılmasından amaç, düz alanların ve yönü iyi de olsa yerleşme için
uygun olmayan eğime sahip alanların (24° ve daha dik alanların) belirlenmesidir. Yerleşile-
bilir arazi parçası eğim açısı olarak 0° ve 24° arası ele alınmaktadır. Eğim açısı 24°’yi geçtiği
zaman bu eğimdeki arazi üzerinde yer alacak yapının inşa edilmesi güçleşmekte ve maliyeti
artmaktadır. Bu nedenle, eğim açısı 0° ve 6° arasında olan arazi parçaları düz olarak kabul
edilir (Zeren ve diğ., 1987).

153

BÖLÜM 1

Öneri 6: Uygun Yer Seçimi için Yerey Parçası Güneşlenme Analizlerinin Yapılması

Öneri 3 de verilen ve güneşlenme açısın- Şekil 5. Arazi
dan en uygun ve geçerli yönleri gösteren Üzerinde En
yerey parçaları saptanmalıdır. Verilen arazi Uygun Yön Ve
üzerinde eş yükselti eğrileri yardımıyla Geçerli Yönlerin
güneş ışınımı açısından uygun yönlendiriliş Belirlenmesi
durumuna sahip alanlar belirlenmelidir
(Zeren ve diğ., 1990).

Öneri 7: Uygun Yer Seçimi için Yerey Parçası Rüzgar Analizlerinin Yapılması

Isıtmanın istenmediği dönemde özellikle Şekil 6. Arazi
nemin yarattığı konforsuzluğu gidermek Üzerinde Hakim
için hakim rüzgara bağlı olarak arazinin Rüzgar Alan
rüzgar alan ve rüzgardan korunmuş alanla- Ve Rüzgardan
rının belirlenmesi gereklidir. Korunmuş
Alanların
Belirlenmesi

Öneri 8: Uygun Yer Seçimi

İstanbul (ılımlı nemli iklim bölgesi) için yerleşmeye uygun yer; ısıtmanın istenmediği dö-
nemde (yaz dönemi) hakim rüzgardan yararlanacak, ısıtmanın istendiği dönemde (kış döne-
mi) güneş ışınımından yararlanacak uygun eğime sahip arazi parçaları olmalıdır.

154

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

• Bina Aralıkları
Binaların güneş ve rüzgar etkilerinden yararlanma veya korunma potansiyelleri, birbirleri arasındaki
mesafelere, yüksekliklerine ve birbirlerine göre olan konumlarına bağlı olarak, değişim göstermek-
tedir. Bu nedenle güneş ışınımının ısıtıcı etkisinden ısıtmanın istendiği dönemde ısıtma yüklerini
azaltmak için yararlanma, ısıtmanın istenmediği dönemde soğutma yüklerini azaltmak için korunma,
binalar arasındaki mesafeler ve binalar arasındaki açık alanlara bağlı olarak değişmektedir. Güneş
ışınımı bir engele çarptığında (örneğin çevredeki bir bina) engelin etrafında, gün boyunca güneşin
açısal durumuna bağlı olarak, bu engelin yaratacağı gölgelenmiş alanda boyutsal değişimler olacaktır.
Güneş ışınımından maksimum yararlanmak istendiğinde bina aralıkları, çevredeki binaların verdiği
en uzun gölgeli alan derinliğine eşit ya da bu gölge derinliğinden daha fazla olmalıdır. Binalar birbirle-
ri için güneş engelleri olduğu kadar rüzgar engeli olarak da işlev görürler. Konfor koşulları için istenen
iç rüzgar hızının sağlanabilmesi açısından gerekli olan dış rüzgar hızı, bina aralıklarına bağlı olarak
değişkenlik gösterir. Bina aralıkları azaldıkça dış tasarım rüzgar hızı da azalmaktadır (Berköz, ve diğ.,
1995). Bu nedenlerle, bina aralıkları, binaların birbirlerinin güneş ışınımı kazançlarını ve yararlı rüzgar
etkilerini engellemeyecek şekilde belirlenmelidir.

Bina Aralıkları için Tasarım Önerileri

Öneri 1: Bina Aralıkları Aracılığı ile Isıtmanın İstendiği Dönemde Güneşten Isı
Kazancı Sağlamak için Uygun Konumlandırma

Bina aralıkları komşu binaların birbirine gü-
Şekil 7. Güneş neşten ısı kazancını engel olmayacak şekilde

Işınımından düzenlenmelidir.
Yararlanmada
Bina Aralıkları

Bir yerleşim alanındaki binaların oluşturduk-

ları gölgeli alanların boyutları topografyaya

Şekil 8. Düz ve göre değişir. Şekil 8.’de görüldüğü gibi, bina
Eğimli Yüzeylere
Gelen Güneş çevresinde oluşacak olan gölgeli alanların
uzunlukları, arazinin düz veya eğimli olmasına
Işınımı Ve Gölge
Uzunlukları bağlı olarak değişim gösterir.

155

BÖLÜM 1

Güneye bakan yamaçlar daha kısa gölgeli Şekil 9. Eğimli
alan derinliklerine olanak vermektedir. Yüzeylerde Gölge
Alan Derinliğinin
Yamaç Yönüne
Göre Değişimi

Öneri 2: Bina Aralıkları Aracılığı ile Isıtmanın İstendiği Dönemde Güneşten Isı
Kazancı Sağlanmalı

Bina aralıkları aracılığı ile ısıtmanın istendiği dönemde güneşten ısı kazancı sağlamak için bi-
nanın etrafında oluşan gölgeli alanların belirlenmesi gerekir. Gölgeli alanların belirlenmesinde
bilgisayar programlarından yararlanılabilir.

Şekil 10.
İstanbul’da Bir
Yerleşme İçin 21
Ocak Saat 10-15
Saatleri Arası
Gölge Boylarının
Değişimi
(Yalçınkaya,
2011)

156

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

Öneri 3. Sokak ve Binaların Birbirlerine Göre Konumları

Şekil 11 a ve b ’de sokak ve binaların konum- Şekil 11.a Şekil 11. b
landırmalarına bağlı olarak gölgelendirme
etkileri görülmektedir. Genel olarak dikdört-
gen biçimli binalar için binanın kısa kenarının
sokağa paralel olması komşu binalar için
gölgeleme etkilerinin azaltılmasında etkili
olmaktadır (Lehner, 2015).

Öneri 4. Binalar Arası Açık Mekan Boyutlarının Seçilebilecek Uygun Değerlerinin
Belirlenmesi (hakim rüzgar doğrultusunda, rüzgara göre)

Şekil 12. Ilımlı Nemli İklimlendirme enerjisi yüklerini azaltmak

İklim Bölgesi İçin için rüzgar etkilerinden yararlanmak da söz
Binalar Arası Açık
Mekan Boyutlarının konusu olduğundan bina aralıklarının hakim

Seçilebilecek rüzgar doğrultusundaki değişimi binanın ısısal

Uygun Değeri performansını istenilen düzeyde etkileyecek
(Hakim Rüzgar
Doğrultusunda, boyutta olmalıdır.

Rüzgara Göre).

Hakim rüzgardan yaz aylarında yararlanabil-

mek için binalar arkasında oluşan rüzgar altı

Şekil 13. Bina (rüzgardan korunmuş alan) bölgelerin belir-
Yükseklik ve lenmesi önem kazanır (Lechner, 2015).

Derinliğinin Şekil 13’te görüldüğü gibi bina genişliği
Rüzgar Altı
(Gölge) Bölge arttıkça rüzgar altı bölgeler küçülmekte, bina
Derinliklerine yüksekliği arttıkça rüzgar altı bölge derinliği

Etkisi. artmaktadır.

157

BÖLÜM 1

Öneri 5: Bina Aralıklarına Bağlı Olarak Yerleşme Dokusu Önerisi

Uygun yerleşme dokusunun belirlenmesi, binaların birbirlerine göre güneş ışınımından ve
rüzgardan yararlanması veya korunmasını sağlayacak şekilde konumlandırılması ile müm-
kün olabilir. İstanbul (ılımlı nemli iklim bölgesi) için ısıtma gerektirmeyen dönemde (yaz
dönemi) hakim rüzgardan yararlanacak, ısıtmanın istendiği dönemde (kış dönemi) güneş
ışınımından yararlanacak şekilde konumlandırılmış binalardan oluşan doku önerilmektedir.

Öneri 6. Binalar Arası Açık Mekanlar için İklime Uygun Peyzaj Düzenlemesi

Binalar arası ve binalar grubu çevresindeki açık alanların peyzaj (doğa) düzenlemesinde, güneş
ışınımı ve rüzgar etkileri göz önünde bulundurulmalıdır. Bitki toplulukları ve ağaçların rüzgar
yönlendirici, hızı arttırıcı ya da kesici etkisi düşünülmelidir. Güneş ışınımı açısından da bitki ve
ağaçların gölgeli alan yaratma ve ısı kazanımı etkileri göz önünde bulundurulmalıdır.

Ilımlı nemli iklim bölgesi –İstanbul için: Kuzey rüzgar etkilerinden güneş ışınımını
cephesinde soğuk kış rüzgarlarından korunmak koruyon iğne engelleyen rüzgar
için sürekli yeşil ve dalları alçak olan ağaçlar, etkiyerine izin veren
güney de alçak çalılar veya yüksek olmayan yapraklı ağaçlar yüksek gövledi ağaçlar
ağaçlar uygulanmalı, doğu ve batı cephelerin-
de ise güneşi engelleyen, havalandırmaya izin kış rüzgarını kesen, alçak çalılar yüksek Şekil 14. Ilımlı
veren yüksek gövdeli, yaprak döken ağaçlar sürekli yeşil çalılar olmayan ağaçlar Nemli İklim
yerleştirilmelidir. (Lechner, 2015) Bölgesi (İstanbul)
İçin Binalar Arası
Açık Mekanlarda
Uygun Olabilecek
Peyzaj

Güney cephesinde kışın yaprağını döken ağaç- Şekil 15. Güney
lar aracılığı ile kışın eğik gelen güneş ışınımını Cephesinde
içeri almak, yazın ise ağaçları güneş kontrolü Kışın Yaprağını
olarak kullanmak olanaklıdır. Döken Ağaçlar
Aracılığı İle Kışın
Eğik Gelen Güneş
Işınımından
Yararlanmak

158

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

Öneri 7: Bina Arası Açık Mekanlarda Uygun Yüzey Örtü Malzemeleri Seçimi

Binalar arası açık mekanların yüzey örtü malzemesi güneş ışınımı ve rüzgar etkileri düşünülerek
seçilmelidir. Açık alanların yüzeyleri tarafından kazanılabilecek güneş ışınımı yüzeyin emicilik
katsayısı ile doğru orantılı olarak değişim göstermektedir. Gece gün batımından sonra ters ışı-
mayla oluşacak ısı kaybı ise zemin kaplamasının malzemesine bağlı olarak değişim göstermek-
tedir. Binalar arası açık mekanların yüzey örtü malzemeleri, renkleri ve dolayısıyla güneş ışınımı
emicilik katsayıları göz önüne alınarak seçilmelidir. Ilımlı nemli iklim bölgesi için binalar arası
açık mekanlarda seçilmesi uygun yüzey örtü malzemeleri olarak; çim, toprak, asfalt, beton, taş
vb. malzemeler seçilmelidir. (Bkz. 3.5 Peyzaj Tasarımı: 3.5.2 Yüzey Malzemeleri).

1.2. Bina Ölçeğindeki Değişkenler Ve Öneriler

• Binanın Yönlendiriliş Durumu Ve Hacim Organizasyonu
Binalar bulundukları enleme ve iklim bölgesinin özelliklerine göre uygun yönlendiriliş durumu ile sürdü-
rülebilir ve enerji etkin olabilirler. Enerji etkinliği açısından binanın yönlendiriliş durumu, güneş enerjisi
kazancı, gün ışığından ve rüzgarın serinletici etkisinden yararlanma veya korunma ile ilgilidir. Güneş
ışınımı ve rüzgar gibi dış iklim ögelerinin yönlere göre değişim göstermesi, bina kabuğunu ve dolayısıyla
çevreledikleri hacimleri, baktıkları yönlere göre farklı değerlerde etkiler. Güneş ışınımından kaybedilen
veya kazanılan ısı miktarı iç hava sıcaklığını doğrudan etkileyeceği için sürdürülebilir ve enerji etkin bina
tasarlamak binaların ve hacimlerin uygun yönlendirilmesi ile olanaklıdır.

Binaların rüzgara göre yönlendiriliş durumu ise ısıtmanın istendiği dönemde rüzgarın serinletici
etkisinden korunma ve ısıtmanın istenmediği dönemde ise rüzgarın serinletici etkisinden ve nemi
dağıtma özelliğinden faydalanma şeklinde ele alınmalıdır. Rüzgardan yararlanırken güneşten ko-
runmak gerektiği durumlarda da, güneş kontrol ögelerine başvurulmaktadır.

Binaların yönlendiriliş durumlarının yanı sıra hacimlerin de işlevlerine bağlı olarak güneş ışınımı ve
rüzgarın etkisini en verimli şekilde kullanacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Bina tipi, işlevi
ve kullanıcı gereksinimlerine göre planlamada hacimlerin birbirlerine göre önceliği belirlenebil-
mektedir. Hacimlerin işlevi, içerisinde geçirilecek olan zaman ve geçirilecek olan zamanın günün
hangi dilimlerinde olduğuna dair veriler doğrultusunda planlamada en uygun yönlendiriliş duru-
munu belirlemek olanaklıdır.

159

BÖLÜM 1 Şekil 16. Güney
Cephesinde Güneş
Binanın Yönlendiriliş Durumu ve Hacim Organizasyonuna Işınımının Yazın Dik
İlişkin Tasarım Önerileri Kışın Eğik Gelmesi

Öneri 1. Binalara Güneş Işınımına göre Uygun Yönlendiriliş
Durumunun Belirlenmesi

Ilımlı-nemli iklim bölgesinde yer alan İstanbul
için en uygun yönlendiriliş durumu güney ve
güneyli yönlere geniş cephe veren binalar tasar-
lamakla olanaklıdır.
Isıtmanın istendiği dönemin daha öncelikli oldu-
ğu İstanbul şehrinde, güney ve güneyli yönler-
den kışın eğik yazın da dik gelen güneş ışınımı
sayesinde binalardaki yıllık ısıtma ve soğutma
enerjisi harcamaları azaltılabilmektedir.

Öneri 2. Binalara Rüzgara göre Uygun Yönlendiriliş Durumunun Belirlenmesi

İstanbul’un bulunduğu nemli iklim koşulları Şekil 17. Binaların
nedeniyle ısıtmanın istendiği baskın dönemin Rüzgara Göre
hakim rüzgarına (NNE) karşı korunmak ve ısıt- Yönlendirilmesi
manın istenmediği dönemde ise nemi azaltmak
amacıyla hakim rüzgarı (SSW) binanın içine
almak ve karşılıklı havalandırma yapılmasına
olanak sağlayacak şekilde yönlendirme yapmak
önceliklidir.

160

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

Planlamalarda karşılıklı açıklıklar ön-
görülerek yaz koşullarında yeterli hava
hareketinin sağlanması hedeflenmelidir.

Şekil 18.
Planlamada Karşılıklı

Havalandırmaya
Olanak Verecek

Düzenlemeler

Öneri 3. Binalarda Güneş Işınımı ve Rüzgara göre Uygun
Yönlendiriliş Durumunun Belirlenmesi

İstanbul(ılımlı Nemli İklim Bölgesi) için ısıtmanın istendiği dönemde güneş ışınımından yararlanacak ve
hakim rüzgardan korunacak, ısıtma gerektirmeyen dönemde hakim rüzgardan yararlanacak şekilde;
binanın geniş yüzeyi rüzgara geniş açıklık veren yönlendiriliş durumunun sağlanması gerekmektedir.

İstanbul için binalarda hacimlerin güneşe ve

rüzgara göre organizasyonu ise işlevsel açıdan

birinci derecede önemli mekanların (kullanıcı

sayısı en fazla olan ve gün içerisinde en fazla

kullanılan mekanlar) ve binaların geniş yüzey-

lerinin en uygun yönlere (güney ve güneye

yakın yönler) gelecek şekilde düzenlenmesiyle

gerçekleştirilebilir. İşlevsel açıdan ikinci derece

önemli mekanlar, geçerli yönlere (doğu-batı)

yerleştirilmelidir. Kısa süreli kullanılan alanlar,

ıslak hacimler, merdivenler ve servis hacimleri

gibi mekanlar güneş ışınımı kazancının minimum

Şekil 19. Hacim olduğu yönlere (kuzey ve kuzeye yakın yönler)
Organizasyonu İçin
gerektiğinde kış rüzgarına karşı da tampon oluş-

Uygun Yönlendirme turacak şekilde yerleştirilmelidir.

161

BÖLÜM 1

• Bina Biçimi
Hacmin yatay ve düşey doğrultudaki boyutları, hacmi çevreleyen ögelerin ve dolayısıyla kabuk
ögesinin yüzey alanını belirleyen değişkenlerdir. Hacmin taban alanı sabit kalsa bile, planda hacmin
genişliğinin derinliğine oranı olarak tanımlanan biçim faktörü, bina yüksekliği, çatı türü, çatı eğimi
ve cephe eğimi de kabuk ögesinin yüzey alanını etkiler. Dış kabuk ögelerinin gerek opak ve gerekse
saydam bileşenlerinin iç yüzey sıcaklıkları diğer yüzeylerin sıcaklıklarından farklı olduğu için kabuk
yüzey alanının değişimine bağlı olarak, kabuk ögelerinden geçen ısı miktarı ve dolayısıyla da iç hava
sıcaklığı değişim gösterecektir (Yılmaz ve diğ., 2000). Ayrıca bina biçimindeki hareketlilik ve girinti
ve çıkıntıların oluşturacağı binanın kendi kendini gölgelendirmesinin etkisiyle iç hava sıcaklığı ve
bunun sonucunda binanın yapma ısıtma ve soğutma yükleri değişim göstermektedir. Bu nedenle
bina biçimi, iklimsel konforu ve enerji korunumunu etkileyen en önemli yapma çevre değişkenle-
rinden biri olarak kabul edilir. Şekil 20’de İstanbul’da TSE 825 Isı Korunumu Yönetmeliği’ne uygun
olarak tasarlanmış, aynı hacme fakat farklı bina biçimlerine sahip binalarda gerçekleşen yıllık top-
lam enerji yükleri görülmektedir.

Şekil 20. Farklı
Bina Biçimleri
Sonucu
Gerçekleşen Yıllık
Toplam Enerji
Yükleri

Binanın biçimi (yatay ve düşey doğrultudaki boyutları, yüksekliği, çatı türü, çatı ve cephe eğimi),
aynı zamanda dış hava hareketinin bina çevresinde oluşturduğu basınç bölgelerini ve etki düzey-
lerini etkilediğinden dış hava hareketi bina biçimi ile yönlendirilerek binada sağlanmaya çalışılan
doğal havalandırma düzeyi kontrol edilebilir. Rüzgar bir bina ile karşılaştığında binanın çevresinde
farklı düzeylerde basınç bölgeleri oluşturur. Rüzgarı doğrudan etkilediği bina cephesinde itme etki-
si (pozitif basınç), diğer cephelerde emme etkisi (negatif basınç) oluşur (Santamouris, 1998). Bina-

162









İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

Öneri 4: Kapılar

Dış kapıların konumu rüzgar etkileri, ısı kazanç ve kayıpları göz önüne alınarak seçilmelidir.
Rüzgarın ısı kayıplarını arttırıcı etkisinden korunmak amacıyla rüzgarlık önerilmektedir.

Öneri 5: Döşemeler

Toprağa oturan döşemeler ısı ve nem yönünden istenen performansı sağlayacak şekilde
düzenlenmelidir. İstanbul gibi ılımlı iklim bölgelerinde iyi izole edilmiş döşemeler tercih
edilmelidir.

Duvarlar: İç mekanda konfor koşullarını sağlaya-

cak yalıtım değerine sahip duvarlar

Pencereler: Gerekli ısı kontolünü sağlayacak

Şekil 26. Ilımlı büyüklükte açıklıklar
Nemli İklim
Bölgesi (İstanbul) Kapılar: Hakim rüzgarın olduğu yönde korunaklı

İçin Uygun Kabuk Çatılar: Uygun izole edilmiş eğimli çatı

Önerileri Döşemeler: iyi izole edilmiş

Öneri 6: Kabuğun Isı Yalıtım Değerinin /
Toplam Isı Geçirme Katsayılarının Belirlenmesi

Opak ve saydam bileşenler için toplam ısı geçirme katsayılarının istenen değerleri TS 825
Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardında verilmektedir. Tablo 2.3.1’de İstanbul için (stan-
darda göre 2. İklim bölgesi) en fazla değer olarak kabul edilmesi tavsiye edilen istenen top-
lam ısı geçirme katsayıları (U değerleri) verilmiştir. Opak kabuk bileşenleri için sağlanması
gereken bu değerlere göre ısı yalıtımı gerekli olabilir.

167

BÖLÜM 1

Çizelge 2. TS 825’de İstanbul İçin (Standarda Göre Çizelge 2. TS
2. İklim Bölgesi) En Fazla Değer Olarak Kabul Edil- 825’de İstanbul İçin
mesi Tavsiye Edilen İstenen Toplam Isı Geçirme (Standarda Göre
Katsayıları (U Değerleri) 2. İklim Bölgesi) En
Fazla Değer Olarak
Kabul Edilmesi
Tavsiye Edilen
İstenen Toplam Isı
Geçirme Katsayıları
(U Değerleri)

Öneri 7: Bina Kabuğu ve Yüzey Malzemesi Aracılığı ile Güneş Işınımı Etkilerinden
Optimum Faydalanma

Bina kabuğu ile güneş ışınımından en verimli şekilde faydalanma kış aylarında güneş ışı-
nımının etkisinden maksimum ısı kazancı sağlama yaz aylarında ise minimum ısı kazancı
sağlama olarak ifade edilir.

Dış duvarlar ve çatılardan güneş ışınımı ile kışın ısı kazancı sağlamak yazın ise ısı kazancını önlemek için
uygun yutuculuk ve yansıtıcılık katsayısına sahip ögeler seçilmelidir. Koyu renkli yüzeyler güneş ışını-
mını yutucu, dolayısıyla güneş ışınımı kazancını arttırıcı özelliğe sahiptir. Düzgün ve açık renkli yüzeyler
ise yansıtıcıdır, ısı kazancını azaltır. Pürüzlü yüzeyler gölgeleme etkisini arttırarak güneşten ısı kazancını
azaltırlar (Şekil 2.3.2.).

Şekil 27. Güneş
Işınımını Kazancı
Arttıran Ve
Azaltan Yüzeyler

168

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

Yazın güneş ışınımı daha dik geldiği için çatı ile

doğu ve batı cephelerinin gelen güneş ışınımlarını

yansıtmak için açık renkli yüzeyler olması tercih

edilebilir. Yazın dik gelen güneş ışınımına karşı

güney cephesinde çatı saçakları veya cepheye

paralel ögeler ile güney cephesinden ısı kazanç-

ları minimize edilebilir. Kışın ise eğik gelen güneş

ışınımlarından yararlanmak için güney cephesinin

koyu renkli olması tercih edilebilir.

Şekil 28.
Yaz ve Kış
Aylarında Güneş
Işınımından En
Verimli Şekilde
Yararlanmak
İçin Uygun
Yüzey Rengi
(Yansıtıcılığı)

Seçimi

Güneş ışınımından Güneş ışınımından en verimli şekilde yararlan-

en verimli şekilde mada bina kabuğu çevresindeki yüzey malze-
yararlanmada
bina kabuğu melerinin güneş ışınımı yansıtıcılıkları da önem

çevresindeki yüzey taşımaktadır.

malzemelerinin

güneş ışınımı

yansıtıcılıkları

da önem

taşımaktadır.

169

BÖLÜM 1

Öneri 8: Bina Kabuğunun Güneş Enerjisinden
Yarar Sağlayan Pasif Sistemler Olarak Tasarımı
Pasif ısıtma ve soğutma sistemleri aracılığı güneş enerjisinden yarar sağlayan bina kabuğu
genel olarak,
Isıtmanın istendiği dönemde,

• iç mekandan dış mekana ısı geçişini azaltmak,
• dış hava akımlarını ve hava sızıntılarını azaltmak,
• güneş ışınımı yoluyla ısı kazançlarını arttırmak
Soğutmanın istendiği dönemde,
• dış mekandan iç mekana ısı geçişini azaltmak,
• hava sızıntısını azaltmak,
• doğal havalandırmayı, ışınım veya buharlaşma yoluyla soğutmayı sağlamak,
• güneş ışınımı kazanımlarını azaltmak önem kazanmaktadır (Koçlar Oral, 2003).
Yukarıdaki hedeflere yönelik olarak, güneş ışınımından yararlanma yönünden yaygın olarak kullanı-
lan pasif sistemler, doğrudan kazanım sistemleri, dolaylı kazanım sistemleri, izole edilmiş kazanım
sistemleri, sürekli dolaşım halkası sistemleri olarak gruplandırılabilmektedir (Anıl, 2009) (Koçlar
Oral, Anıl, 2010).

170

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

• Doğrudan kazanım sistemleri

Bu sistemde bina kabuğunun kendisi güneş

enerjisi toplayıcısı olarak bütünüyle doğrudan

kazanım sistemi olarak düşünülebilir. Güneş

ışınımı güneye yönlendirilen pencerelerden

veya direkt güneş ışınımı alabilen herhangi yapı

kabuğu boşluklarından içeri girerek duvar ve/

veya ısı depolama işlevi görecek yüzey üzerine

gelir. Bu sistemlerde çoğu zaman duvar veya

zeminin üst yüzeyi, güneş ışınımını yutan ve

duvar içine ileten koyu renkli seçici bir malze-

meyle kaplanmaktadır. Sistemde depolanan

ısı doğal bir prensibin (termodinamik) sonucu

olarak sıcaklığı yüksek taraftan sıcaklığı daha

düşük tarafa doğru akar. Doğrudan kazanım

sistemlerinde pencerelerden güneş ışınımı

kazanımı ve etkinliği, güneye ve güneye yakın

yönlendirilmiş geniş pencere kullanımı ile sağ-

lanmaktadır. Bu sistemlerde soğutma istenen

dönemde (yaz döneminde) aşırı ısınma önlen-

melidir. Bunun için güneş kontrolü sistemle-

rinin kullanılması gereklidir (Koçlar Oral, Anıl,

2010). Doğrudan kazanım sisteminde, soğut-

maya ihtiyaç duyulan yaz döneminde aşırı ısı

Şekil 30. kazanımından korunmak ve bütün sistemin
Doğrudan
performansını arttırmak için, doğrudan kaza-

Kazanım nım toplayıcılarında güneş kontrolü ögelerinin

Sistemleri kullanılması gereklidir (Anıl, 2009).

171

BÖLÜM 1 Şekil 31.
Dolaylı
• Doğrudan kazanım sistemleri Kazanım
Sistemleri
Isı depolayıcı bir kütlenin güneşten doğrudan
kazandığı ısının daha sonra yaşama alanlarına Şekil 32.
dağıtılmak üzere toplanması ve depolanması Trombe
prensibine dayanır. Dolaylı kazanım sistem- Duvarı
lerinde ısıtmanın istendiği dönemde (kış
dönemi) güneş ışınımı toplayıcıdan geçer, ısıl
kütle duvarı tarafından emilerek, duvarı ısıtır.
Isıl kütle olarak işlev gören duvar tarafından
depolanan ısı bitişikteki yaşam alanına geçer ve
bu alanı ısıtır. Sistem gece boyu yaşam alanına
yeterli ısıyı sağlar. Işık, görüntü ve/veya gün
boyu ısıtma sağlamak için ısıl depolama kütlesi
içerisine yerleştirilen pencereler opak alanın
etkisini azaltabilmektedir. Isıtmaya ihtiyaç du-
yulmayan soğutma döneminde aşırı ısınmadan
korunmak için güneye bakan toplayıcıda güneş
kontrolü sağlanmalıdır (Anıl, 2009), (Koçlar
Oral, Anıl, 2010).
Dolaylı Kazanım sistemlerinin en yaygın olarak
kullanılan türü, masif depolayıcı duvar Siste-
mi –“Trombe Duvarı”, genel olarak, güneye
yönlendirilen dış cephesi koyu renkli ve cam
ile kaplı olan, cam tabakası ile arasında hava
boşluğu bulunan masif bir duvardır. Güneş
ışınımı camdan geçerek koyu renkli tabaka ta-
rafından emilir, duvar içinde depolanır ve yavaş
bir şekilde duvardaki menfezler aracılığıyla
yaşama hacmine doğru yönlendirilir. Kış gecesi
ısı kayıplarını önlemek için menfezler kapatılır
(Anıl, 2009), (Koçlar Oral, Anıl, ,2010).

172

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

• İzole Kazanım Sistemleri

Bina kabuğunun bütününü oluşturan kapalı siste-

me dışarıdan eklenen ikincil bir hacimle oluşturu-

lan sistemdir. Güneş odası olarak da adlandırılan

bu sistem, yapının bir bölümü olabileceği gibi,

yapıya ek olarak yapılan veya binayı tamamla-

yan ve genellikle şeffaf (cam) kabukla örtülü bir

hacimdir. Bu bölüm binanın yaşama alanları ile

değişken bir bağlantı halindedir. Eklenmiş güneş

odası tarafından toplanan güneş enerjisi, güneş

odasının ısıtılması ve komşu yaşam alanlarının ısı-

Şekil 33. İzole tılması için kullanılır. Yazın aşırı ısınmayı önlemede
Kazanım hareketli yalıtım etkilidir. (Anıl, 2009), (Koçlar

Sistemleri Oral, Anıl, 2010).

• Sürekli dolaşım halkası sistemleri (Termosifon Sistemler)

Isıtma için kullanılır ve genellikle soğuk iklim-
lere uygundurlar. Sistemdeki temel öge güneş
toplama panelidir. Bu panellere Termosifon Akım
Paneli (TAP) denir ve bunlar aktif güneş paneli
toplayıcılara benzerdir. TAP' lar düşey ve eğimli
biçimde dış cepheye monte edilebildiği gibi belirli
bir açıyla zemin kotunun altına da yerleştirilebilir.
Sürekli dolaşım halkası sistemleri ısınan hava-
nın yükselme prensibine dayanarak işlev görür.
Şekil 34. Sürekli Sürekli dolaşım halkası toplayıcısı güneş ışınımının
Dolaşım Halkası emici yüzeye gelmesini ve ısı kazancına dönüşme-
Sistemleri sini sağlar (Anıl, 2009), (Koçlar Oral, Anıl, 2010).

173

BÖLÜM 1

2. Kontrol Sistemleri

2.1. Havalandırma Düzenleri

Kapalı bir hacimde kirli havanın, temiz hava ile yer değiştirmesi havalandırma olarak tanımlanır.
Havanın yer değiştirmesi, farklı hava sıcaklıkları nedeniyle ortaya çıkan basınç farklarından kaynak-
lanır. Hacimde etkin doğal havalandırma, temiz havanın hacim içine alınması, hacimde dolaştırıl-
ması ve kirlenen havanın hacimden uzaklaştırılması ile sağlanır. Havalandırma düzenleri, sağlık ve
konfor havalandırması başlıklarında ele alınmaktadırlar.

Sağlık Havalandırması: Sadece sağlık açısından sağlanması gereken havalandırmadır. Yıl boyun-
ca gerçekleştirilmesi istenen minimum havalandırmadır. Çoğunlukla ısıtmanın istendiği dönemde
kısa sürelerle yapılır.

Konfor Havalandırması: Konforda olmak için ihtiyaç duyulan havalandırmadır. Ortam sıcaklığı çok
fazla ve nem çok yüksek ise dış hava ortamı serinletmek için ve hava hareketi de nemi azaltmak için
kullanılır. Kış aylarında konfor havalandırmasından söz edilemez.

Etkili ve yeterli bir doğal havalandırma; hacmin bina içindeki konumu, boyutları, yönlendiriliş du-
rumu ve hava giriş ve çıkış açıklıklarının yerlerine bağlıdır.

Hacmin bina içindeki konumu: Farklı yük- Şekil 35. Binaların
seklikteki binalar birbirleri için rüzgar engeli Rüzgar Engeli
oluşturabilirler. Bu durum planda eşdeğer gibi Oluşturması
görülen benzer ve eş işlevli hacimlerde farklı iç Nedeniyle Farklı İç
konfor koşullarının oluşmasına yol açacaktır. Konfor Koşullarının
Oluşması

Hacmin boyutları: Bir iç mekanda tek ya da Şekil 36.
karşılıklı iki açıklık düzenlenmesi durumunda Etkin Doğal
doğal havalandırmanın etkinliği açısından Havalandırma
gerekli mekân derinliği Şekil 36’da gösteril- İçin Gerekli Hacim
mektedir. Derinliği

174

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

Hacmin yönlendiriliş durumu: Hacmin cephe-

sinin hakim rüzgara göre pozisyonu iç ortam-

Şekil 37. Rüzgar da oluşacak doğal hava hareketini doğrudan
Doğrultusuna Göre etkiler. Hacmin hakim rüzgarı direkt alması
Hacimdeki Hava
Hareketlerinin veya belli bir açıyla alması sonucu rüzgarın iç

Değişimi mekandaki etkisi değişmektedir.

Hacimdeki giriş çıkış açıklıkları: Hacimdeki

giriş ve çıkış açıklıklarının (pencereler, kapılar,

bacalar ve kuleler) boyutları ve bina kabuğu

Şekil 38. üzerindeki yeri ve birbirlerine göre pozisyon-
Hacimde Etkin
ları iç ortamda oluşacak doğal hava hareketini

Havalandırma doğrudan etkiler.

İstanbul (ılımlı nemli iklim bölgesi) için uygun havalandırma düzeni önerisi ısıtmanın isten-
mediği dönemde hakim rüzgardan yararlanacak, çapraz havalandırma düzeni önerilir.

2.2. Güneş Kontrolü

Sürdürülebilir bina kabuğu, yerleşilen iklim bölgesinin özelliklerine bağlı olarak pasif bir sistem
olarak tasarlanır. Isıtmanın istendiği dönemde maksimum güneş ışınımı kazancı sağlayan bu kabuk,
ısıtmanın istenmediği dönemde güneş ışınımına bağlı ısıl yükten korunmak üzere güneş kontrol
sistemleriyle bütünleştirilmelidir. Bina dış yüzeyine, içine veya pencere doğramalarına gerekli mi-
mari ayrıntıları çözümleyerek yerleştirilen güneş kontrol ögeleri ile hem güneş enerjisinden yarar-
lanmak hem de güneşin ısısal etkilerinden korunmak olanaklıdır.

Binaların güney ve güneye yakın yönlere yönlendirilmesi sonucu ısıtmanın öncelikli olduğu dönem-
de saydam bileşenlerin optik özellikleri nedeniyle güneşten kazanılan ısı, zaman geciktirmeksizin
iç ortama geçer. Isıtmanın öncelikli olduğu dönemde, güneş ışınımlarını bina kabuğundan içeriye
almak ısıtma yüklerini azaltan bir stratejidir. Ancak anlık ısı kazanımları için uygun olan bu özellik
soğutmanın öncelikli olduğu dönemde, binalarda istenmeyen ısı kazançlarına yol açar. Özellikle

175

BÖLÜM 1

ısıtmanın istenmediği yaz döneminde soğutma yüklerini azaltmak için bina kabuğuna ulaşmadan
güneş ışınımlarını engellemek önceliklidir. Bu nedenle istenmeyen ısı kazançlarının meydana gel-
diği en önemli yapı bileşeni olan saydam bileşende uygulanacak güneş kontrol sistemleriyle hem
konfor koşullarını sağlamak hem de soğutma yüklerini azaltmak olanaklıdır.

Güneş kontrol ögeleri;
• Güneş ışınımının saydam bileşenden içeri girmesini engelleyen,
• Güneş ışınımının ısıtıcı etkisini azaltıp aşırı ısınmayı önleyebilen ve
• Kabuğun baktığı yöne ve hacimlerde güneş ışınımının istendiği zamanına bağlı olarak tasar-
lanan ögeler (Cirit, 2011)

Cephelerde kullanılan en temel güneş ögeleri, yatay, düşey ve kafes tipi olarak ele alınmaktadır
(Şekil 39).

Öneri 1: Yönlere Bağlı Olarak Uygun Güneş Kontrol Ögelerinin Belirlenmesi

Isıtmanın istendiği dönemin baskın olduğu İstanbul’da, birinci (güney ve güneye yakın) ve
ikinci (doğu-batı) derece yönlere doğru yönlendirilmiş hacimlerde ısıtmanın istenmediği
dönemde aşırı ısınmalar meydana gelecektir. Bu nedenle uygulanacağı yöne bağlı olarak
farklı güneş kontrol ögeleri önerilmelidir.

Yatay güneş kontrolü ögeleri: Çatı saçakları, kat Şekil 39. Yatay
döşemelerinin uzatılmasıyla oluşturulmuş sa- Güneş Kontrol
çaklar, balkonlar, cumbalar ve cepheye takılan Sistemi
ögeler, yatay güneş kontrol ögesi örnekleridir.
Güney ve güneye açık bina kabuklarında güneş
kontrolü sağlamak amacıyla tasarlanan öge-
lerdir. Bu ögeler sabit ve hareketli olabildiği
gibi, tek parça, parçalı, düz, eğik, düzlemsel ve
eğrisel de olabilirler.

176

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

Düşey güneş kontrolü ögeleri: Yatay güneş
kontrol ögeleri, güneyli yönlere bakan pence-
releri için uygun olmalarına karşın, doğu ve
batı yönlerinde, özellikle günün erken ve geç
saatlerinde yetersiz kalmaktadırlar. Bu yönler
için düşey güneş kontrolü araçları daha uygun
olmaktadır. Düşey güneş kontrolü ögeleri batı
ve doğu yönlerine bakan bina kabuklarında
Şekil 40. Düşey güneş ışınlarının direkt etkilerine karşı ve
Güneş Kontrol güneş ışığının yansıtılarak içeri alınması için çok
Sistemi avantajlıdır.

Kafes tipi güneş kontrol ögeleri yatay ve düşey
kontrol ögelerinin tek başlarına istenen per-
formansı sağlayamadıkları durumlarda, birlikte
kullanılmalarıyla elde edilen tiplerdir. En etkili
oldukları yönler, güneydoğu ve güneybatı yön-
Şekil 41. Kafes leridir. Büyük boyutlar ve aralıklarla, tüm cephe
Tipi Güneş yüzeyine uygulanabilirler. Hem yüksek hem de
Kontrol Ögeleri alçak güneş geliş açılarına karşı koruma sağlar.

İstanbul’da (ılımlı nemli iklim bölgesi) ısıtma gerektirmeyen dönem için, güney cephesindeki
saydam bileşenlerde yatay, doğu ve batı cephesindeki saydam bileşenlerde düşey güneş kontrol
ögesi kullanılmalıdır. Güneş kontrol ögelerinin ısıtma gerektirmeyen dönem güneş ışınımı kazan-
cını engellemeyecek şekilde tasarlanmalarına önem verilmelidir.

177

BÖLÜM 1

Kaynaklar
Anıl, E., (2009). Pasif Güneş Evlerinde Bina Kabuğu Tasarımı, Çevre Kontrolü ve Yapı Teknolojisi Programı, Yüksek Lisans
Tezi, Danışman: Koçlar Oral, G., Fen Bilimleri Enstitüsü.
ASHRAE Fundamentals, (1993). Airflow Around Buildings
Berköz, E., Küçükdoğu, M., Yılmaz, Z., Koçlar Oral, G., ve diğerleri, (1995). Enerji Etkin Konut ve Yerleşme Tasarımı, TÜBİ-
TAK-İNTAG 201, Araştırma Raporu, İklimlendirme Bölümü ISTANBUL.
Cirit A., (2011). Binalarda Güneş Kontrol Elemanlarının Soğutma Enerjisi Yüklerine Etkisinin İrdelenmesine İlişkin bir Ça-
lışma, İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Anabilim Dalı, Çevre Kontrolü ve Yapı Teknolojisi Programı, İstanbul. Yüksek
Lisans Tezi, Danışmanı: Koçlar Oral, G. Eş Danışman: Manioğlu, G.
Gut P., Ackerknecht, D.,(1993). Climate Responsive Building- Appropriate Building Construction in Tropical and Subtro-
pical Regions
Koçlar Oral, G., (2003). Sürdürülebilir Enerji ve Saydam Yalıtım, Yalıtım Dergisi Yıl 7,Sayı 41, Mart-Nisan 2003, Syf 70-75.
İSTANBUL
Koçlar Oral, G., Efe, A. , (2010). Konutlarda Enerji Tasarrufu Sağlamada Güneş Enerjisinden Yararlanma, Tasarım Dergisi,
Vol. 90-93, No. 199, 03/2010, ISSN: 1300-7351.
Koçlar Oral, G., A. Efe, (2010). Güneş Enerjisinden Pasif Yararlanma: Güneş Evleri, Yeni Enerji Dergisi, No. 15, 03/2010,
s. 42-48.
Lechner , Norbert, (2015). Heating, Cooling, Lighting: Sustainable Design for Architects, John Wiley and Sons, fourth
edition, USA.
Liddament, M., (2000). Ventilation Strategies,Indoor Air Quality Handbook Chapter 13, Ed: J. D. Spengler, J. M. Samet,
J. F.McCarthy, McGraw Hill, New York, 2000.
Mac Donald, A.J. (1975), Wind Loading on Building, Applied Science Pub., London s.33-41.
Manioğlu, G., Koçlar Oral G., (2009). Konut Binalarının Enerji Etkin Yenilenmesine İlişkin Bir Çalışma. Uluslararası Ekolojik
Mimarlık ve Planlama Sempozyum, s.68.
Manioğlu, G., (2011). Enerji Etkin Tasarım ve Yenileme Çalışmalarının Örneklerle Değerlendirilmesi. X. Ulusal Tesisat
Mühendisliği Kongresi, Cilt 2, s. 1429.
Santamouris, M., (1998). Natural Ventilation in Buildings A Design Handbook, Design Guidelines and Technical Solutions
for Natural Ventilation Chapter 6, Ed: F. ALLARD, James & James Science Publishers, London.
Tezcan, Y., (1979). Türkiye’nin Çeşitli Mikroklimatik Yöreleri İçin Sıcak Yapı Ögelerinin Kondansasyon Kontrolü Hesapların-
da Kullanılacak Dış Çevre Şartları, TÜBİTAK; yayın No:a.40.
TS 825, Türk Standardı, (1998). Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları.
Watson, D., Labs, K., (1994). Climatic Building Design, Energy- Efficient Building Principles and Practice.
Yılmaz, Z., Koçlar Oral, G., Manioğlu, G., (2000).Isıtma Enerjisi Tasarrufu Açısından Bina Kabuğu Isı Yalıtım Değerinin Bina
Formuna Bağlı Olarak Belirlenmesi. Proje No: 985 Sonuç Raporu, İ.T.Ü., İstanbul.
Yalçınkaya, F., (2011). Toplu Konut Yerleşmelerinde Enerji Korunumu Açısından Performans Değerlendirilmesi, İTÜ Fen
Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Anabilim Dalı, Çevre Kontrolü ve Yapı Teknolojisi Programı, İstanbul. Yüksek Lisans Tezi,
Danışmanı: Manioğlu, G. Eş Danışman: Akşit, Ş.F.
Zeren, L. ve diğ., (1987). Türkiye’de Yeni Yerleşmeler ve Binalarda Enerji Tasarrufu Amacıyla Bir Mevzuat Modeline İlişkin
Çalışma, Çevre ve Şehircilik Uygulama-Araştırma Merkezi, İ.T.Ü., ISTANBUL.
Zeren, L. ve diğ., (1990). Fiziksel Çevre Kontrolü Ders Notları, Fiziksel Çevre Kontrolü Birimi, İ.T.Ü., İstanbul.

178

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

Görsel Kaynaklar
Şekil 4: Zeren, L. ve diğ., 1987
Şekil 10: Yalçınkaya, 2011
Şekil 12: Zeren, L., ve diğ, 1990
Şekil 13: Gut ve Ackerknecht, 1993
Şekil 22: McDonald, 1975
Şekil 25: Ashrae, 1993
Şekil 36: Liddament, 2000
Şekil 37- 38: Watson ve Labs, 1994
Şekil 39-41: Gülten Manioğlu

179



İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

BÖLÜM 1. KENTSEL PLANLAMA
VE TASARIM

1.6
HERKES İÇIN TASARIM
1. Evrensel Tasarımın İlkeleri
Doç. Dr. Aslı SUNGUR ERGENOĞLU 2. Düzenleme ve Tasarım
İlkelerinin Belirlenmesi
3. Herkes İçin Dış Mekan
Tasarımı

3.1. Ulaşım ve Ulaşım Ağı

3.1.1. Toplu Taşıma
3.1.2. Duraklar, Parklar, İndirme/Bindirme/

Bekleme Alanları

3.2. Yol-Yön Bulma
3.3. Dolaşım

3.3.1. Yatay Dolaşım
3.3.2. Düşey Dolaşım

BÖLÜM 1

Herkes için tasarım konusu, gerek ülkemizde ve gerekse yurtdışında son yıllarda üzerinde çokça durulan
konuların başında gelmektedir. Engellilerle ilgili son yıllardaki hızlı gelişmeler sonucu oluşturulan kamu-
oyu konuyu devamlı gündemde tutmakta, sağlanan gelişmeleri yeterli bulmamakta ve bunların daha
da genişletilmesi için devamlı çaba sarf etmektedir. Engelli ve yaşlılara yönelik düzenlemelerden sağlıklı
insanların da yararlandığı vurgulanarak, bir mekanın sadece bir bölümünün engellilere ayrılması ve ona
göre planlanması gibi düşüncelere karşı çıkılmaktadır. Temel insan hak ve özgürlükleri bağlamında, fizik-
sel çevrenin tasarlanması sırasında, çevrenin tamamının herkes tarafından eşit şekilde kullanılabilmesi-
nin mutlaka sağlanmasının gereği belirtilmektedir (Sungur Ergenoğlu, 2013).

‘Ulaşılabilir tasarım’ın sınırları günümüzde, ‘herkes için tasarım’ anlayışına doğru
genişlemiştir.

‘Herkes için tasarım’, bireyin temel hakkı ve demokratik bir uygulamadır. Tüm kullanıcıların özellik
ve gereksinimlerini anlamak mimarın ‘herkes için tasarlaması’ açısından mutlak gereklilik olmakla
birlikte, bu bilgiye ulaşmak, yeterli ve doğru bilgi eksikliğine bağlı olarak, kolay olmamaktadır. Bu
noktada, sürdürülebilirlik çalışmalarının, doğal kaynaklar kadar insan kaynaklarıyla da ilgilenmesi
ve sosyal kapsayıcılıkla da ilgili olması gerekliliğini belirtmelidir.

‘Ulaşılabilir’ tasarım, mevcut standartlara uygunluk seviyesine göre ölçülebilecek ve gereklilikler
yerine getirildiği takdirde ulaşılabilecek bir tasarımdır. ‘Herkes için tasarım’ ise, sınırları ve sonu
olmayan, her yeni tasarım çözümü ile bir adım daha ileriye götürülebilecek, ideale ulaşma çaba-
sıdır. Bu anlayıştan hareketle bu ön şart olarak bu rehberde listelenmiş olan mevcut standartların
incelenerek uygulanması şartıyla, ‘herkes için tasarlanmış çevreler’ hedefine ulaşma yolunda reh-
berlik edecek konular, maddeler halinde, -tasarımcının özgün çözümler bulması gerektiği kabulü
ile- verilmektedir.

Ön şart olarak uyulması gereken standartlar;
TS 12576: Şehir İçi Yollar- Kaldırım ve Yaya Geçitlerinde Ulaşılabilirlik için Yapısal Ön-
lemler ve İşaretlemelerin Tasarım Kuralları
TS 9111: Engelliler ve Hareket Kısıtlılığı Bulunan Kişiler İçin Binalarda Ulaşılabilirlik Ge-
rekleri
TS 12460: Şehir İçi Yollar- Raylı Taşıma Sistemleri Bölüm 5: Engelli ve Yaşlılar İçin Tesis-
lerde Tasarım Kuralları

182

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

TS 23599: Görme engelli veya az görenler için yardımcı mamuller-Hissedilebilir yürü-
me yüzeyi işaretleri
TS 12574: Bölüm 10: Şehir İçi Yollar- Raylı Taşıma Sistemleri İstasyon İçi İşaret ve Grafik
Tasarım Kuralları
TS 12575: - Bölüm 14: Şehir İçi Yollar-Raylı Taşıma Sistemleri İstasyon Platformu Otur-
ma Elemanları’dır.

‘Herkes için tasarım’ konusunda kullanılan bazı terimlerin arasındaki farkı anlamak gerekmek-
tedir. Bu alanda en sık kullanılan terimler; ‘ulaşılabilirlik’, ‘kapsayıcılık’ ve ‘evrensel tasarım’
olmaktadır.

Ulaşılabilirlik; tasarım veya ürünün gerçekleştirilmesi aşaması bittikten sonra da düşünülebilirken,
‘kapsayıcılık’ kavramı, tasarım sürecinin başından itibaren bir ölçüt olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kapsayıcılık, ulaşılabilir olmaktan daha öte bir tanıma sahiptir ve bu noktada ulaşılabilirlikten fark-
lılaşmaktadır. Buna, ‘herkes için tasarım niyetindeki samimiyet’ şeklinde bir açıklama getirmek de
mümkündür. Ulaşılabilirlik her zaman ‘eşit kullanım’ için yeterli olamamaktadır.

Ulaşılabilir her tasarım aynı zamanda kapsayıcı olamayabilir fakat kapsayıcı her ta-
sarım aynı zamanda ulaşılabilirdir.

İngiliz Standartlar Enstitüsü, 2005 yılında, kapsayıcı tasarımı; ‘temel ürün ve/veya hizmetlerin,
özel bir uyarlama veya özel bir tasarıma gerek duyulmaksızın, makul olan en fazla sayıdaki kişi
için ulaşılabilir ve kullanılabilir olarak tasarlanması’ olarak tanımlamıştır (BSI, 2005).
Ürünler, hizmetler, teknoloji veya yapılar, bütün olası kullanıcılar düşünülerek tasarlanırsa,
herkes için eşit şekilde değerli deneyimler yaşama şansı arttırılmış olur.

“Evrensel tasarım” ürünlerin, çevrenin, programların ve hizmetlerin özel bir ek tasa-
rıma veya düzenlemeye gerek duyulmaksızın, mümkün olduğunca herkes tarafından
kullanılabilecek şekilde tasarlanmasıdır (The Center for Universal Design, 1997).

“Evrensel tasarım” kavramı, taşıdığı sosyal eşitlik öğesi ve performans temelli olmasıyla
“ulaşılabilirlik” kavramından ayrılmaktadır. Evrensel tasarım yaklaşımında, ulaşılabilirlik, tasarımın
tümüyle bütünleştirilmiştir. Bu bütünleşme önemlidir, çünkü tasarım sürecinin sonlarında

183

BÖLÜM 1

veya süreç tamamlandıktan sonra eklenen ulaşılabilirlik özelliklerinin damgalayıcı niteliğinden
uzaklaşılmakta ve sonucunda daha iyi bir tasarım ortaya çıkmaktadır. Evrensel tasarım, standartlar
veya gereklilikler yerine kullanılabilme sonuçlarına dayalıdır (Welch,1995).

Evrensel tasarımın farklı disiplinlerde daha rahat anlaşılıp uygulanabilmesi amacı ile evrensel
tasarım kavramının çıkış yeri olan ‘Evrensel Tasarım Merkezi’ tarafından 7 ilke belirlenmiştir.
Bu 7 ilkenin, mevcut tasarımları değerlendirme süreçlerinde kullanılabileceği, tasarım
süreçlerinde yol gösterici olabileceği ve daha kullanışlı ürün ve çevrelerin özellikleri ile ilgili
tasarımcı ve tüketicileri eğitebileceği öngörülmüştür.

1. Evrensel Tasarımın İlkeleri

Evrensel Tasarımın ilkeleri aşağıdaki gibidir:

1. İlke: Eşit Kullanım:
Tasarım çok farklı yetenekleri olan kişilerce kullanılabilir ve satın alınabilir olmalıdır. Bu durum
hem ürün tasarımında hem de mekan ve çevre tasarımında geçerlidir. Mekan ve çevre tasarı-
mında kullanılabilirlik ve erişilebilirlik ele alınmalıdır.
Ölçüt ve tavsiyeler:

1.1. Her türlü kullanıcı için aynı kullanım şeklinin sağlanması; aynısı olamıyorsa benzeri
veya eşdeğerinin sunulması,
1.2. Hiçbir kullanıcının ayırt edilmemesi veya utandırılmaması,
1.3 Mahremiyet ve güvenliğin tüm kullanıcılara eşit olanaklarla sağlanması,
1.4. Tasarımın tüm kullanıcılara aynı çekicilikte sunulması gerekmektedir.

2. İlke: Kullanımda Esneklik:
Tasarımın bireysel tercihler ve yetenekler konusunda geniş seçenekler içermesi yararlı olur.
Ölçüt ve tavsiyeler:

2.1. Kullanım yöntemleri konusunda tercih olanakları sağlanması,
2.2. Sağ ve sol elini kullananlara benzer erişim ve kullanım olanaklarının sağlanması,
2.3. Doğru ve hassas kullanımı sağlayacak önlemlerin alınması,
2.4. Kullanıcının hızına uygunluğunun sağlanması gerekmektedir.

184

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

3. İlke: Basit ve Sezgisel Kullanım:
Tasarımın kullanımının, kullanıcının deneyimine, bilgisine, dil yeteneklerine ve mevcut kon-
santrasyon düzeyine bağlı olmadan, kolay anlaşılabilir olmasıdır. Tasarım ve mekan kurgusu-
nun kolay anlaşılabilmesi için kolay algılanabilir olması yararlı olmaktadır.
Ölçüt ve tavsiyeler:

3.1. Gereksiz karmaşıklığın ortadan kaldırılması,
3.2. Kullanıcı beklentileri ve sezgileri üzerine yoğunlaşılması,
3.3. Çeşitli okuma yazma düzeyi ve dil bilme düzeyine göre davranılması,
3.4. Bilgilendirme düzeninin önemine göre yoğunlaştırarak kullanılması,
3.5. İş devam ederken veya bitince, etkili uyarıcıların devrede olması üzerinde durulması
gerekmektedir.

4. İlke: Algılanabilir Bilgi:
Tasarım ürünü, çevre ve mekan, kullanımı ile ilgili gerekli bilgilendirmeyi, kullanıcısına çevrenin
şartlarından ve kullanıcının algılama yeteneklerinden etkilenmeyecek şekilde verebilmelidir.
Ölçüt ve tavsiyeler:

4.1. Gerekli bilgilendirmeyi yoğun olarak gösterecek farklı anlatımlar kullanılmalıdır (gör-
sel, sözel, dokunsal gibi).
4.2. Gerekli bilgilendirmenin anlaşılabilirliğinin vurgulanması mutlaka sağlanmalıdır.
4.3. Kullanım öğelerinin tanımlanabilecek şekilde birbirinden ayrılması (yönlendirme ve
rehber oluşturma) gerekir.
4.4. Algılama sınırlamaları olanların kullandığı araç ve tekniklerle rekabet edebilecek (mev-
cutlardan daha iyi olabilecek) çözümler geliştirilmelidir.

5. İlke: Hatalara Dayanım:
Tasarım, tehlikeleri, kaza veya irade dışı hareketlerin kötü sonuçlarını en aza indirmelidir. Ev-
rensel tasarım farklı kullanıcılara yönelik olduğu için tüm kullanıcıların tehlike ve kazalara karşı
korunması gerekir.
Ölçüt ve tavsiyeler:

5.1. Kullanım öğelerinin tehlikelerinin ve hata payının en aza indirilecek şekilde düzenle-
mesi gereklidir. En fazla kullanılan öğelere en kolay ulaşılabilmeli, tehlikeli öğeler ortadan
kaldırılmalı, yalıtılmalı veya kontrol altına alınmalıdır.
5.2. Tehlikeler ve yapılabilecek hatalar konusunda uyarılar bulunmalıdır.
5.3. Hatadan koruyan özelliklerin sağlanması gereklidir.
5.4. Çok dikkat isteyen işlerdeki hareketleri sınırlayıcı yaklaşımlar geliştirilmelidir.

185

BÖLÜM 1

6. İlke: Düşük Fiziksel Çaba:
Tasarım ürünleri ve mekanlar minimum güçle efektif olarak ve konforlu şekilde kullanılabilme-
li, mekan-çevrelere minimum güç harcanarak konforlu şekilde erişilebilir olmalıdır.
Ölçüt ve tavsiyeler:

6.1. Kullanıcının doğal vücut pozisyonunda kalarak kullanımı sağlanmalıdır.
6.2. Kabul edilebilir kullanım gücü harcanacak özellikler üzerinde durulmalıdır.
6.3. Tekrar eden hareketlerin en aza indirilmesi gereklidir.
6.4. Uzun süreli fiziksel güç harcanmasını azaltacak yaklaşımlar geliştirilmelidir.

7. İlke: Yaklaşım ve Kullanım İçin Boyut ve Mekan:
Her türlü kullanıcının vücut boyutu, duruş şekli ve hareketlilik özelliklerine uyum gösterecek yak-
laşım, erişim ve kullanım boyut ve alanının sağlanması gereklidir.
Ölçüt ve tavsiyeler:

7.1. Her oturan veya ayakta duran kullanıcının önemli kullanım öğelerini görebilmesini sağlaya-
cak engelsiz bakış açısı sağlanmalıdır.
7.2. Her oturan veya ayakta duran kullanıcı rahatlıkla tüm kullanım öğelerine erişilebilirliğinin
sağlanması gerekir.
7.3. Farklı el büyüklüğü ve elle kavrama özelliğine uyum sağlanmalıdır.
7.4. Kişisel yardım veya yardımcı araçların kullanımına olanak sağlayacak mekanların, alanların
sağlanması gerekir. (The Center for Universal Design, 1997)

Evrensel tasarım kavramının kapsamı ve odaklandığı konuları açıklamak için genel bir çatkı su-
nan bu ilkeler ve rehber maddeler, konu ile ilgilenen her disiplinin farklı uygulamalarında kullanıl-
maktadır. Örneğin, ürün tasarımı alanında kullanımları, yardımcı teknoloji araçlarının gelişmesini
desteklemektedir. Bu teknolojik ürünler, mimarların da tasarladıkları çevrelerde kullandıkları ve
yardım aldıkları ürünler konumundadır. Mimarlık alanında ise bu rehber maddelerin kullanımı,
sınırsız bir tasarım yelpazesinde mümkündür.

‘Ulaşılabilirlik’ kavramının günümüzde kapsadığı anlam; ‘Herkes için Tasarım’ ve bağlantılı anlayış-
tır. Her geçen gün, uygulamada ‘herkes için tasarlanmış çevreler’e bir adım daha yaklaşılmakta,
fakat teorideki mükemmelliğe ulaşılamamaktadır. Bu noktaya ulaşmanın yolu ise ‘sürdürülebilirliği
sağlamak’ ve konulan yasa ve standartlarla yetinmeyerek, tasarımda konu ile ilgili ‘yaratıcı çözüm-
ler üretmek’ten geçmektedir.

186

















İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

bölgeyi rahatça kavrayabilmesi ve bir noktadan diğerine ulaşırken izleyeceği yolu bağımsız şekilde
planlayabilmesi, ulaşılabilirlik açısından temel gerekliliklerdendir.
Yol/yön bulma sistem tasarımı;

• Mekanların belirlenmesi ve işaretlenmesini,
• Mekanların gruplandırılmasını ve
• Hem mimari hem de grafiksel yöntemlerle mekanların birbirine bağlanması ve organize edil-
mesini içermelidir (The City of New York, 2001).
Ulaşılabilir mekanların, doğru şekilde bilgi ve işaret levhalarıyla donatılmış olması gerekmektedir.
Az bilgi kadar, gereğinden fazla bilgi aktarımı da kullanıcılarda rahat algılamaya engel olmaktadır.
Bu nedenle, bilgi ve işaret levhaları gerekli yerlerde ve sayıda kullanılmalı, fazla levha, renk ve yazı
kullanımından kaçınılmalıdır. Ulaşılabilir mekanların ayrıca uluslararası ulaşılabilirlik sembolleri ile
işaretlenmesi gerekmektedir (Sungur Ergenoğlu, 2013).

Alan içinde, odak noktaları, ana ve ara yollar ve bağlantıları, sistemin hangi
noktasında bulunulduğunun kavranmasını kolaylaştıracak şekilde tasarlanmalı
ve yerleştirilmelidir.

• Yollar, yönelimi kolaylaştırmak amacıyla, farklı genişliklerde ve önem sırasında tasarlanmalıdır.
• Yol, düğüm noktaları ve bölgelere kimlik kazandırmak, yönelim ve yol bulmayı kolaylaştıran
ana etmenlerdendir. Farklı doku, malzeme, renk, kent mobilyaları, ağaç ve bitki türleri ve diğer
peyzaj ögeleri, ait olduğu önem sırasındaki yolu, düğüm noktası veya bölgeyi tanımlayarak, yol/
yön bulmayı kolaylaştırmalıdır.
• Bulunulan noktanın ve gidilecek yerin tahmin edilebilmesine olanak sağlayan, tekrar veya
ritm kullanan mantığa oturan bir sistem tasarlanmış olmalıdır.
• Kamusal alanın temel işaretçilerinden olan odak noktaları, mümkün olduğunca çok açıdan ve
uzak mesafeden görünecek şekilde ve yalnızca görme değil, duyma ve dokunma duyularına da
hitab edecek şekilde tasarlanmalı ve yerleştirilmelidir.
• Mümkün olan her kesişim veya düğüm noktasında, ana karar verme noktaları olarak kullanıl-
mak üzere, görsel, işitsel ve dokunsal öğeler kullanılmalıdır.
• Bilgi ve işaret levhaları, herkes tarafından algılanabilecek biçimde olmalıdır. Levhalara,
Braille alfabesi ile yazılmış yazılar ve kabartma ya da oyma suretiyle yazılmış uyarılar ek-
lenmiş olmalıdır.
• Kamusal alanın tümünde, uyarı ve bilgilendirme işaret ve levhalarının bütününde tutarlı bir
tasarım olmalıdır (sokaklardaki konumları, renk, büyüklük ve yazı karakterleri, görsel anlatım

195

BÖLÜM 1

öğeleri vb) Farklı semboller tasarlamak ve kullanmak, algıda karmaşıklık yaratabileceğinden,
standart uluslararası ulaşılabilirlik sembolünü kullanmak gerekmektedir.
• Bilgi ve işaret levhalarında kullanılan görsel ve grafikler soyut olmamalı, kolay anlaşılır olmalıdır.
• Mat bir yüzey ve yazı ile fon arasındaki renk türü karşıtlığı bilgi levhasının en rahat okunabil-
diği durumdur. Levhalarda koyu zemin üzerine açık renk yazılar olması tercih edilmelidir. Tersi,
yazı fontlarının olduğundan küçük algılanmasına sebep olur.
• Bilgi levhaları ve haritalar, gerek tekerlekli sandalye kullanıcıları, gerekse ayaktaki kişilerin gör-
mesine imkan verecek şekilde, ulaşılabilir yükseklikte yerleştirilmiş olmalıdır. Yapı numaraları
en fazla 200 cm., sokak isimleri ise en fazla 250 cm. yükseklikte konumlandırılmalıdır. Harita ve
bilgilendirme levhalarındaysa bu seviye 90-180 cm. arası olmalıdır.
• Levhalarda, güvenlikle ilgili bilgilendirmelerde ‘kırmızı’, ‘yeşil’ve ’sarı’ dışında renkler kullanıl-
malı, bu üç renk yalnızca güvenlik durumunu belirtmek için kullanılmalıdır.
• Güvenlik ile ilgili bilgilendirme levhaları, doğru şekilde aydınlatılmalıdır.
• Rekreasyon alanları, parklar ve tarihi alanlar gibi bölgelerde, düğüm noktaları ve sınırlara,
aynı anda görsel ve dokunsal haritalar konmalı ve bulunulan noktanın açıkça işaretlenmesi sağ-
lanmalıdır.

* Levha ve haritaların konumu, önünde tekerlekli sandalye ile duraklamaya imkan verecek
şekilde, dolaşım yolundan geriye çekilmiş bir alanda tasarlanmalıdır. Bilgilendirme levhaları
mümkün olduğunca az kullanılmalı, bilgiyi aktarma yolu olarak peyzaj düzenlemeleri ve sa-
nat eserleri tercih edilmelidir. Bu tür işaretleme ögeleri ne kadar çok duyuya hitab ederse o
kadar kolay algılanabilir ve akılda kalıcı olur.
• Yol ayırımlarında, bir önceki bilgilendirme tabelasındaki bilgi hala geçerli olsa bile, kullanıcıları
doğru yolda oldukları konusunda rahatlatmak amacı ile tekrar bilgilendirmek gerekmektedir.

3.3. Dolaşım

Dolaşım, engelsiz ulaşım ağının tamamlanabilmesi için kritik önem taşımaktadır. Kamuya hizmet açı-
sından son derece önemli olan dolaşım ögeleri, mümkün olan en fazla sayıda potansiyel kullanıcı için
tasarlanmış olmalıdır.

Dolaşım alanlarının engelsiz olması özel gereksinimleri olan bireyler kadar, diğer kullanıcıların da ya-
şadıkları çevreyi daha aktif kullanmalarını, daha güvenli olmalarını ve bedensel olarak daha çok hare-
ket etmelerini sağlamaktadır. Sürdürülebilir ve sağlıklı aktiviteler olan bisiklete binmek, yürümek ve
araba kullanmamak, engelsiz ve rahat dolaşım alanlarına sahip bir çevrede, özendirilmiş olmaktadır.
Engelsiz dolaşım alanları, çocuk ve yaşlıların rahat ve güvenli bir biçimde hareket ederek bağımsızlaş-

196

İSTANBUL KENTSEL TASARIM REHBERİ

masını ve sosyalleşmesini de sağlamaktadır. Fiziksel çevredeki dolaşım ögeleri mümkün olduğunca
denge, algı, koordinasyon, dayanıklılık, esneklik, duyma, görme, güç, yürüme hızı gibi bireyden bireye
değişen işlevlerden bağımsız ve bunlara en az gerek duyulacak şekilde tasarlanmalıdır. Dolaşımın
doğru bir biçimde tasarlanmış olduğu, bireylerin hareketlerini başkalarından ne kadar bağımsız ola-
rak gerçekleştirebildikleri ile ölçülebilir.

Yaya, araç ve bisiklet yolları net biçimde birbirinden ayrılmış olmalıdır.

• Yaya ve bisiklet yollarında basamak ve dönüşlerden kaçınılmış olmalıdır.
• Tek basamakların tehlike ve engel oluşturduğu gerçeği gözönünde bulundurulmalıdır.
* Yaya yollarının başlangıç, bitiş ve sınırları günışığı ve karanlıkta açıkça belirtilmiş olmalı
(hissedilebilir doku/renk farklılıkları kullanımları, aydınlatma vb gibi tasarım çözümleri kulla-
nılmalı) (Şekil 4 ve 5).

Şekil 4 ve 5. Yaya
Yolu Sınırlarının
Belirlenmesi
Örnekleri
• Yüzeyler süreklilik göstermeli, sıkı döşenmiş malzemeden, minimum derz mesafesine sahip
olmalı ve kaygan olmamalıdır.
• Işığı yansıtan yüzeylerden kaçınılmalıdır.
• Dolaşım yolları engellerden arındırılmış olmalıdır.
• Tüm yaya yolları, yürüyen ya da tekerlekli sandalyedeki iki yayanın yanyana yürümesine imkan
verecek genişlikte olmalıdır.

197

BÖLÜM 1

Yaya yollarının eğimi % 5’i geçemez. Geçtiği takdirde bu alan bir rampadır ve rampa
tasarım kurallarına göre değerlendirilmelidir.

• Yüksek eğimli kısa yaya yollarının yanında, daha az eğimli ancak uzun yaya yolları da sağlanmış
olmalıdır.
• Mevcut tüm kot farklılıkları açıkça işaretlenmiş, gerekli –çoklu-duyulara hitab eden-uyarıcılarla
donatılmış olmalıdır.

Şekil 6 ve 7.
Yaya Yollarının
Başlangıç, Bitiş
ve Sınırlarının
Ayrılması

3.3.1. Yatay Dolaşım
Yatay dolaşım, az eğimli yaya yolları, yapı geçitleri ve yapılara yaklaşım alanlarından oluşmaktadır.
Bu ögelerin engelsiz olarak tasarlanması, öncelikle var olan engellerin temizlenmesi ile mümkündür.
Dolaşımdaki engeller, yalnızca özel hallerdeki bireyleri değil, diğer kullanıcıları da etkilemekte ve gün-
lük hayatta tehlikeli durumlara yol açmaktadırlar. Engeller; düzensiz yüzeyler, uygun olmayan yüzey
kaplamaları, oturma, dinlenme, yağmur veya güneşten korunma gereksinimlerini karşılayacak ögesi
olmayan uzun mesafeler, eksik veya karmaşık bilgilendirme levhaları ve uyarıcılar, yürüme izi üstün-
deki, lamba direkleri, banklar, babalar, ızgaralar gibi çeşitli ögelerden oluşmaktadır.

Engeller
• Yürüme izi üzerinde tabela, çiçeklik, direk, telefon kulübesi gibi çıkıntı yapan nesneler, görme
engelli bireyler için olduğu kadar, diğer kullanıcılar için de tehlike oluşturmaktadır. Yaya yolları,
holler, koridorlar, pasajlar ya da dolaşım mekanlarında en az 203 cm. baş kurtarma mesafesi sağ-
lanmalıdır.
• Eğer engellilere uygun bir yola bitişik bir alanda baş kurtarma mesafesi 203 cm.'nin altına düşü-

198


Click to View FlipBook Version