花樣年華
THE NOTES
THE MOST
BEAUTIFUL MOMENT
IN LIFE
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: 7
Hoseok
30 Ağustos Yıl 9
Kalktım, gözlerimi ovuşturdum. Hyunglar, onları sessizce
takip etmemi istercesine bir işaret yaptılar. Açıkçası, daha
fazla uyumak istedim. Ama sözlerine itaat ettim. Odayı
sessizce terk ettik ve koridora doğru yürüdük. Etraf tamemen
karanlıktı. Saatin kaç olduğunu merak ettim. Ama uyku saatini
geçtiğinden başka bir şey bilmemin yolu yoktu. Yukarı çıktık
ve çatıya giden metal kapıyı açtık. Gıcırdadı. O sesle hem ben
hem de hyunglar şoktan donakaldık. Etrafımıza baktık.
Çatıda hep beraber oturduk. “Neden buradayız?” diye sordum.
En büyük hyung cevap verdi. “Sadece bekle Jung Hoseok.”
O anda, bir patlama duydum ve gökyüzünün kuzeyinde bir
parlaklık belirdi. Şok olmuştum. Gözlerimi kapatıp kıvrıldım.
Bir şey yanıyormuş gibi kokuyordu. Biri “Vaay.” diye bağırdı
ve en büyük hyung ona sessiz olmasını söyledi. Gözlerimi
aralayıp gökyüzüne baktım. Patlamayı tekrar duydum ve
gökyüzünde yıldızlar belirdi. “Yıldız değil, havai fişek.” dedi
hyung. Havai fişekler çiçek açmaya devam etti. Çatıya uzanıp
yıldızlara baktım. Ateşlere, gökyüzünde patlayan çiçeklere.
“Jung Hoseok ağlıyor! Ağlıyor!” Hyungların alay edişlerini
duydum. “Hey.” Gözlerimi kolumla sildim. Ama gözyaşlarım
durmak bilmiyordu.
1 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: 7
Taehyung
28 Şubat Yıl 10
Biri marketin önünde çömelmiş oturuyordu. Bu hyungu ilk
görüşümdü. Dongyi ile oynuyordu. Onu sevdi ve ekmek gibi
görünen bir şeyle besledi. Bir saniyeliğine gözlerimiz buluştu.
Daha sonra şaşkınlıkla önüme bakıp yürümeye devam ettim.
Bir sokakta saklandım ve gizlice baktım. Kahretsin, kimdi o?
Elimi cebime götürdüm ve içine jambonla tost koyduğum
plastik torbaya dokundum. Kahretsin, saklamak için çok
uğraşmıştım oysa ki…
“Oh, Taehyung, buradaymışsın. Ne yapıyorsun? Dongyi ile
oynamaya gelmemiş miydin?” Şaşkınlıktan sıçradım. Bu
marketin sahibiydi. Önceki hyung kafasını kaldırıp bana baktı.
Kahretsin, hepsi bu adam yüzünden. Zaten yakalandığım
için, hyunga doğru yürümeye başladım. “Kimsin sen?” diye
sordum. “Ben mi?” Bana ne diyeceğini bilmiyormuş gibi
baktı. “Neden Dongyi ile oynuyorsun?” “Ne?” Yine, hiçbir şey
söylemedi. Onunla böyle konuşmaya başlamıştım.
BTS ARMY TURKEY 2
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: 7
Taehyung
28 Şubat Yıl 10
“Babam bana ne zaman çok para kazanıp büyük bir eve
geçersek, o zaman köpek sahiplenebileceğimi söyledi.
Dongyi’yi alıp onu yetiştireceğim. Sakın hırslanayım deme
hyung.” Hyung kafasını salladı. “İyiymiş.” “Hyung, ailenin hiç
parası yok mu? O yüzden mi köpek büyütemiyorsun?” “Para
mı?” Hyung bana bakarak söyledi. Daha sonra kafasını salladı.
“Ben köpek büyütemem.”
“Babana bir sor! Annem hep babalar ısrar konusunda zayıftır
der.” Hyung sadece kafasını salladı ve Dongyi’yi sevmeye
devam etti. Daha sonra “İyiymiş.” diye homurdandı.
Bir daha sordum. “Öyleyse hyung, sen kimsin? Adın ne?”
Hyung kafasını kaldırmadan yanıtladı. “Ben mi? Kim Seokjin.”
3 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
SMERALDO BOOKS
Hoseok
23 Temmuz, Yıl 10
Annem elime bir paket çikolata tutuşturdu. “Hoseok-ah,
gözlerini sıkıca kapat ve say, on olmadan açma.”
BTS ARMY TURKEY 4
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: TEAR
Hoseok
23 Temmuz, Yıl 10
Üçe kadar saydığımda, bir kahkaha sesi duydum ama daha
çok halüsinasyon gibiydi. Daha sonra, küçüklüğüm birinin
elini tutarak önümden geçti. Hemen arkama baktım ama
orada bana bakan sınıf arkadaşlarım dışında kimse yoktu.
‘’Hoseok-ah.’’ Öğretmenim adımı söyledi. İşte o zaman nerede
olduğumu anlamıştım. Bir okul gezisindeydim. Ders kitabına
çizilmiş meyveleri sayıyordum. Beş, altı. Saymaya devam
ettim, ama devam ettikçe sesim titreyip ellerim terliyordu. O
anın hatırası su yüzüne çıkmaya devam etti.
O günden annemin yüzünü tam olarak hatırlayamıyorum.
Sadece lunaparkta etrafa bakınırken bana verdiği çikolatayı
hatırlıyordum. ‘’Hoseok-ah. Ona kadar say ve sonra gözlerini
aç.’’ Saymayı bitirip gözlerimi açtığımda, annem gitmişti.
Bekledim, bekledim, ama hiç geri dönmedi.
Yalnızca dokuza kadar saymıştım. Eğer bir sayı daha
sayabilseydim her şey güzel olurdu, ama sesim çıkmadı.
Kulaklarım çınlıyor ve çevrem bulanıklaşıyordu. Öğretmenim
beni işaret edip saymaya devam etmemi söylüyordu.
Arkadaşlarım bana dik dik bakıyordu. Annemin yüzünü
hatırlayamıyordum. Eğer bir sayı daha saysaydım, annem bir
daha asla benim için gelmezmiş gibi geldi.
Öylece, yere yığıldım.
BTS ARMY TURKEY 6
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: HER
Taehyung
29 Aralık, Yıl 10
Ayakkabılarımı çıkarıp çantamı bir kenara koyduktan
sonra salona girdim. Babam da oradaydı. Onu ne
zamandır görmediğimi veya nereye kaybolduğunu
gerçekten bilmiyordum.
Sarılmak için kollarına doğru atladım, sonrasını pek
hatırlamıyorum. İlk duyduğum şey burnumu sızlatan alkol
kokusu mu yoksa bana bağrışı mıydı? Yoksa attığı tokat
mıydı? Tam olarak ne olduğunu anlamamıştım.
Derin derin nefes alıyordu, nefesine karışmış olan o alkol
kokusu midemi bulandırmıştı. Gözleri kan çanağına dönmüştü,
saçı sakalı birbirine karışmış durumdaydı. O büyük eliyle
minicik yanağıma sert bir tokat attı, göz göze geldiğimizde
neden yüzüne boş boş baktığımı sorup tekrar vurdu. Bir anda
ufak bedenimi havaya doğru kaldırdı, gözleri kıpkırmızı ve
kokutucuydu, o kadar korkutucuydu ki ağlayamıyordum bile.
Karşımdaki kişi babam olamazdı, evet görünüşü babamdı
ama benim babam böyle biri değildi. Ayaklarım havada
sallanıyordu, sonrasında tek hatırladığım şey kafamın duvara
çarpıp yere düşüşümdü. Canım yanıyordu. Bir anda her şey
bulanıklaşmaya başladı ve yavaş yavaş karanlığa büründü.
Kafamın içinde yankılanan tek şey ise babamın nefes alışıydı.
7 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: TEAR
Jimin
6 Nisan, Yıl 11
Çiçek Botaniği’nden tek başıma ayrılmıştım. Gökyüzü
bulutluydu biraz, serindi fakat mutluydum.
Piknik günüydü ancak annem ve babam hala çok meşgul
olduğu için başlangıçta biraz üzgündüm. Fakat çiçek çizme
yarışmasında övgüler aldım ve arkadaşlarımın annelerinin
Jimin çok olgun demesi beni havalı hissettirdi.
‘Jimin-ah bekle burada, öğretmenin hemen geri gelecek.’
Piknikten sonra botanikten ayrılırken öğretmenim orada
bekleyeceğimden emin olmak istedi ama beklemedim.
Kendi başıma gidebileceğimden çok emindim. Sırt çantamın
askılarını sıkıca kavradım ve gururla yürümeye başladım.
İnsanlar bana bakıyor gibiydi, omuzlarımı doğrulttum
bu yüzden. Çok sonraları başladı yağmur yağmaya. Tüm
arkadaşlarım ve anneleri gitmişti, bana bakan kimse
kalmamıştı, bacaklarımı birbirine değdirdim. Çantamı başıma
siper ettim ve bir ağacın altına çömeldim. Yağmur daha da
şiddetlenmeye başlamıştı ve oradan geçen giden kimse de
görünmüyordu. Yağmura karşı koşmaya başladım. Ne bir ev,
ne de bir mağaza görünüyordu.
Sonunda botaniğin arka tarafına ulaşmıştım. Yan kapısı açıktı
ve içerisinde depo gibi bir yer vardı.
BTS ARMY TURKEY 8
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: 7
Jungkook
30 Eylül Yıl 12
Herkesin toplandığı yere doğru yürüdüm. Ne oluyordu
burada? Sanırım bu okul ya da lunapark dışında birçok insanın
toplandığını ilk görüşümdü. Konuşmalarının sesi korkunçtu.
Biri yanımdan geçerken “Ne biçim şey bu? Böyle yaşayamam.
Çok korkuyorum.” diye söylendi. İnsanların bacaklarını iterek
öne geçtim. Korkuyordum ama merak da ediyordum.
Bulunduğum yerde büyük bir delik vardı. Yere kadar açılan
türden bir delik. Obruk olduğunu söylediler. Birazcık daha
yaklaştım. Deliğin içinde ne var görmek istiyordum. Öğle vakti
olmasına rağmen içerisini göremiyordum. Tek görebildiğim
ağaç kökleri ve göçmüş çamurdan çıkan şeylerdi. Başka bir
adım daha attım. “Dikkat et!” Biri bağırdı. Ayakkabımın ucu
deliğe girmişti. Çamur dağıldı ve dengemi kaybettim. Şok
içinde geriye doğru bir adım attım. O anda, deliğin içinde
keskin şekilde parlayan bir şey gördüm. Bir anda ışık, sonra
deliğin içinde başka bir delik varmış gibi görünüyordu.
9 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: 7
Namjoon
21 Mayıs Yıl 15
Sessizce girişe ilerledim. Kapı kolunu yavaşça çevirirken
herhangi bir terslik var mı diye etrafı kolaçan ettim. Tek bir ses
duyamıyordum. Başımı içeri uzatıp etrafa bakındım ama ev
kapkaranlıktı. İçeri tek bir adım attım. “Anne?” diye seslendim.
Cevap yoktu. Işıkları açmak için düğmeye ulaşmaya çalıştım
ama tekrar etrafa baktığımda saat dokuzu geçiyordu. Evde
kimsenin olmamasına imkân yoktu. “Anne.” diye seslendim
yeniden ama sadece sessizlik vardı.
Normalden biraz daha geç gelmiştim eve. Genelde okul biter
bitmez anneme yardım etmem gerekirdi ama bir kez olsun
arkadaşlarımla oyun oynamak istemiştim. Bu yüzden haber
vermeden bu kadar geç kalmıştım. Ama evde kimse yoktu.
Garip bir ürperti hissettim ve ellerimle kollarımı tutup karanlık
odanın içerisinde öylece dikildim kaldım.
Birdenbire telefon çaldı. Ürperti dağıldı. Telefon çalıyordu
ama içimden bir ses açmamamı söylüyordu. İçimde, sanki
telefona cevap verirsem her şeyin değişeceğine dair rahatsız
edici bir his vardı. Sanki bir zamanlar olduğum kişiye geri
dönemeyecekmişim gibi. Ama telefon çalmaya devam etti
ve ben de nihayetinde ona doğru ilerledim. Sonra ahizeyi
kaldırdım.
BTS ARMY TURKEY 10
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: 7
Yoongi
25 Temmuz Yıl 15
“Yoongi-yah.” Oturma odasına girer girmez piyanonun başına
oturdum. Terimi silmeye bile zamanım yoktu. Terden ıslanmış
ellerimi tişörtüme sildim. Annem nota kağıdını açtı. Pek
anlayamadım. Gözlerimi kırpıştırdım. Son bir saati cayır cayır
yanan güneşin altında koşarak geçirmiştim. Kalbim o kadar
hızlı atıyordu ki kendi nefes alışverişimi duyamıyordum. Ter
sırtımdan aşağı süzüldü ve sırtımın bir kısmını sırılsıklam etti.
Parmaklarım titredi.
“Min Yoongi. Daha Chopin’i çalamıyorsun, beste yapmanın
zamanı mı sence?” Annem nota kağıdına hafifçe vurdu. Az
önce ne çalmıştım? Hatırlayamıyordum. “Tekrar. En baştan.”
dedi annem kısık bir sesle. Tekrar. Tekrar. Tekrar. Aynı
sayfayı defalarca kez çaldım. Vücudum hala sıcaktı ve hala
terliyordum. Hiçbir şey düşünemiyordum ve kusacak gibi
hissediyorum. Belki de bu yüzden notaları ve annemi boş
vermiş, içimde patlayacakmış gibi hissettiren duygularımla
çalmıştım. Annem elimden tutup tuşların üzerinden çekmişti.
“Doğru duygu bu değil!” demişti.
“Lütfen dur.” diye bağırdım yerimden kalkarken. Annem dona
kalmış bir şekilde bana baktı. “Dur artık. Ne olur, kes artık
şunu.” Aklıma gelen kelimeleri tükürür gibi söyleyiverdim. İçeri
fırlayıp saçımı çekiştirdim. Ve sonunda annemin ödülü alıp
piyanonun üzerine fırlattım. Tuşlardan biri kırıldı ve ileri fırladı.
Yanaklarım kızarıyordu.
11 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: TEAR
Yoongi
19 Eylül, Yıl 16
Ateş kızıl kızıl yanıyordu. Bu sabaha kadar yaşadığım ev
alevler içinde yok olmuştu. Beni fark eden insanlar bir şeyler
bağırarak koşuşturuyordu. Komşular hızlı adımlarla yürüyordu.
Girişin güvenli olmadığını, bu yüzden itfaiye aracının içeri
giremediğini söylediler. Olduğu yerde durdu. Yazın en sonu.
Sonbaharın başlangıcıydı. Gökyüzü mavi ve hava kuruydu. Ne
düşünmem gerektiğini, ne hissetmem gerektiğini, ne yapmam
gerektiğini bilmiyordum.Sonra “ah, anne.” düşüncesi aklıma
geldi. Ondan sonra, büyük bir sesle ev yıkıldı. Alevlerin içinde
yutulan ev—hayır, alev haline gelen ev, çatı, sütunlar, benim
odam bile kumdan bir evmiş gibi ufalandı.
Sersemce ayağa kalktım ve izledim. Biri beni iterek geçti.
İtfaiye arabasının girdiğini söylediler. Başka biri beni kavradı
ve bir cevap duymak için baskı yaptı. O kişi gözlerime baktı ve
bağırarak bir soru sordu, ama hiçbir şey duymadım. “İçeride
biri var mı?” o kişiye aptalca baktım. “Annen içeride mi?”
omuzlarımı yakaladı ve beni sarstı. Farkında olmadan cevap
verdim. “Hayır, kimse yok.” “Ne söylüyorsun sen?” bir komşu
kadın sordu. “Peki ya annen? Bir yere mi gitti?” “Kimse yok.”
Ne söylediğimi ben bile bilmiyordum. Yine biri beni itti.
BTS ARMY TURKEY 12
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: 7
Jimin
20 Ağustos Yıl 17
Güzel bir gündü. Gökyüzü mavi, havada hafif bir serinlik vardı.
Ben, annem ve babam evden arabayla ayrılmıştık, çalan şarkı
da heyecan vericiydi. Arka camı açıp kolumu yağmur yağar
gibi dökülen sarı gingko yapraklarına bir tanesini yakalamak
için uzattım. Ama yakına bile yaklaşamadım. “Jimin,
yaralanacaksın.” dedi annem. Başını bana çevirdi; “Ya yaralanıp
sahneye çıkamazsan?”
Sahnenin üstünde yürüdüm. Üstümde beyaz spot ışıkları
parlıyor, zemin ritimle titriyordu. Arkadaşlarımla dans ettim.
Hep beraber yukarı kaldırıldık, sonra aşağı. Sola doğru
ilerleyince birbirimize baktık, ben ve arkadaşlarım nefes
nefeseydik. Buna rağmen birbirimizi görünce gülümsedik.
Alkış ve tezahürat seli vardı. Seyircilere doğru ilerleyip onları
eğilerek selamladık. Uzaktan annemin ve babamın da ayakta
bizi alkışladığını görebiliyordum, beni görünce gülümsediler.
Gözlerimi açtığımda hasta odasının tavanına bakıyordum.
Yaşlar gözlerime doldu. Rüya olduğunu biliyordum ama
uyanmak istememiştim. Gingkonun canlılığıyla, alkış seliyle
beraber kalmak istemiştim. Ama en sonunda, ne olursa olsun
güneş hep doğardı ve rüyalar kaybolurdu.
13 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: PERSONA
Namjoon
2 Mayıs, Yıl 18
Dar sokağa girdiğimizde mobilya ve ev eşyalarının sokağa
yığılmış olduğunu gördüm. “Namjoon-ah, neler oluyor?”
diye sordu babam. Biraz zor nefes alarak hastaneden geri
dönüyorduk. Otobüs durağından evimize yalnızca yüz
metre vardı. Annem duvarın dibine, ev eşyalarının arkasında
çökmüştü ve beni gördüğü gibi ayağa kalktı. “Namjoon-ah,
şimdi ne yapacağız?” Küçük kardeşimin ödemediği kirayı
almaya gelen ev sahibinin oğluyla kavga ettiğini söyledi.
Ben mobilyaları taşırken babamı mahallemizdeki marketin
deposuna götürdüm. Annem tabak çanağı ve yiyecekleri
toplamıştı. Depo tamamen bizim iki odalı dairemizden çıkan
eşyalarla doluydu. Atmak istediğim şeyler vardı ama bunu
yapmak için her şey hallolduğunda paraya ihtiyacımız olacaktı.
Gecenin bir yarısıydı. Sırtım ağrımış ve terliyordum. Annem
bana yemek çubuklarını uzatmış, en azından biraz da olsa
yemek yememi söylemişti ama boğazımdan bir lokma dahi
geçmiyordu.
Depo oldukça havasızdı. Ben de gidip marketin önündeki
banklara oturdum. Annem, “Namjoon-ah, Namhyun nereye
gitti?” diye sordu. “Ben nereden bileyim?” diye bağırdım.
Namjoon-ah, Namjoon-ah, Namjoon-ah. Usanmıştım artık.
Ona, hevesini kırmadan yaşamasını söylediğim için pişmandım.
Birkaç gün depoda idare edebilsek bile, sonrasında ne
yapacaktık? Hiçbir şey düşünemiyordum. Marketteki amca,
önüme bir kutu bira koyup içeri girmişti.
BTS ARMY TURKEY 14
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: PERSONA
Jimin
10 Aralık, Yıl 18
Annem neredeyse vardığımızı söylediğinde arabanın
camında oluşan buharı silmek için kıyafetimin kolunu
kullandım. Camdan ‘Songju Jeil Ortaokulu’ yazan tabelayı
görebiliyordum. Annem, Munhyeon’da gidebileceğim başka
okul kalmadığını ve Songju Jeil Ortaokulu beni kabul ettiği
için ne kadar şükretsem az olduğunu söyledi. Hastaneye girip
çıkarken birçok okul değiştirmiştim. Acaba bu okulda ne
kadar kalacaktım? Ben düşünürken okulun kapısından geçmiş
ve eğitim alanına girmiştik. Etrafta kimse yoktu. Belki de
soğuktandı. Annem, salıncağın ve birkaç barfiks çubuğunun
olduğu köşeye arabayı park etti.
Arabadan inerken barfiks çubuklarına baktım. Çocukluğuma
dönüp baktığımda aklımda çok net kalan bir anı vardı. Sanki
filmden fırlamış gibi duran masmavi gökyüzünün ve ürkütücü
bir hızda kendilerine bana doğru savuran beyaz bulutların
anısıydı. Botanik bahçesinde olanlardan önce oyun parklarında
oynamayı o kadar çok severdim ki, çok acayip gelirdi. Annem
sabah çıkıp gece yarısına kadar parklarda oynayabileceğimi
söylerdi. En sevdiğim oyuncak salıncaktı. Ayaklarımı hızlıca
savurur ve kendimi gökyüzüne o kadar yükseltirdim ki
gözlerim kararırdı. O hissi severdim. Heyecan verici ama biraz
da korkutucuydu.
15 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: PERSONA
Jimin
10 Aralık, Yıl 18
Bir gün, salıncağı tam tur döndürebilsem ne olur diye merak
etmiştim. Mahalle çocuklarının hiçbirinin yapamadığı bir
şeydi bu. Arkadaşlarıma, beni tüm güçleriyle ittirmelerini
söylemiştim ve ben de daha yukarı ulaşmak için tüm
vücudumu kullanıyordum. Mavi gökyüzü ve beyaz bulutlar
bana doğru akın ettiler. En yüksek noktada başım öyle
bir dönmüştü ki salıncaktan aşağı düşmüştüm. Gözlerimi
açtığımda kumda yatıyordum. Ağzımda bir avuç dolusu kum
vardı ve dizlerim soyulmuş, kanıyordu. Ama garip bir şekilde
canım acımıyordu. Sadece tam tur dönmeyi başaramadığım
için kızgındım.
Salıncakta sallanırken nasıl göründüğüm, sanki başkalarının
anılarını almışım gibi hatırladım. Belki pür dikkat sallanan
o Park Jimin bilmediğim bir yerlerde, aynı o şekilde
görüntüsüyle, o kişiliğiyle büyüyordu. Aklımda bu
düşüncelerle salıncağa baktım ve sonra annemin bana
seslendiğini duydum. Okulun kapısına doğru ilerledim. Songju
Jeil Ortaokulu, kaydolduğum beşinci okuldu.
BTS ARMY TURKEY 16
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: HER
Seokjin
2 Mart, Yıl 19
Babamla müdürün odasına dogru giderken, koridoru bahar
kokuları sarmıstı. Amerika’dan döneli 10 gün olmustu.
Buradaki egitim sistemi farklı oldugundan, okula birinci
sınıftan başlamam gerektigini duydum. “O zaman, lütfen
ogluma göz kulak olun.” diye sırtıma dokundu babam ve
o anda istemsizce ürperdim. “Okul tehlikeli bir yer, elbette
kurallara ihtiyacımız olacak.” Gözlerimin derinliklerine bakarak
bu sözleri sarf etti müdür.
O konuşurken, cildindeki kırışıklıklar ve ağzının kenarındaki
yağlar da hareket ediyordu, dudaklarının iç tarafı simsiyahtı.
“Seokjin öyle düşünmez, değil mi?” Bu beklemedik soruyu
nasıl cevaplamam gerektiğini düşünürken, babamın
omuzlarıma daha çok baskı uyguladığını hissedebiliyordum.
Omuzlarım neredeyse kırılacak kadar acıdığından
yumruklarımı sıktım.
Ben soğuk terler akıtırken, “Mutlaka bana cevap vermelisin.
Seokjin iyi bir ögrenci olmalı.” dedi müdür, boş bakışları
eşliğinde. Zar zor ‘evet’ kelimesi döküldü ağzımdan. Bir
anlığına acılarım dindi, babam ile müdürün gülüsmelerini
duyuyordum. Başımı kaldırıp bakamadım, sadece babamın ve
müdürün ayakkabılarını görüyordum.
Nereden ışık geldiğini kestiremesem de, ortam aydınlıktı.
Tüyler ürpertici bir aydınlık.
17 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: PERSONA
Yoongi
15 Mart, Yıl 19
Öğle yemeği özellike güzeldi o gün, garip, çünkü sadece
sıradan bir okul yemeğiydi. Belli etmedim, benim olayım
değildi. Sandalyemde dağınık bir şekilde oturarak çatal bıçağı
kaldırmaya mecalim yokmuş gibi tuttum. Ama bugünün
yemeği gerçekten iyiydi. Jungkook ve Taehyung gün ışığı
almak için perdeye vuruyor, yerlerini değiştiriyor, gereksizce
gürültü yapıyorlardı. Havada toz vardı. Namjoon onları en
azından yemek yerken sessiz olmaları için bağırarak uyardı.
Kaşığımı tutarak düşündüm, en son ne zaman yemek yerken
bu kadar rahat olmuştum?
Hatırladığım kadarıyla, aile soframızda hiç sohbet olmazdı.
Kimse yemeğin güzel olduğunu söylemez, bir tabak daha
rica etmezdi, ya da yediklerine şükran duymazdı. Aile
içinde, yemek yemek rutin haline gelmiş, yapmak zorunda
olduğumuz bir olaydı sadece. “Min Yoongi, sofrada konuşma.”
Babamın bunu ne zaman söylediğini hatırlamıyorum.
Hatırladığım tek şey kaşık çatalını masaya hızla vurduğu anda
çıkan yüksek sesti. Bana sesini yükseltmemişti, kızmamıştı.
Hayır, yüzüme dahi bakmıyordu. Buna rağmen sustum
ve önümdeki yemekten koca bir dilim alıp ağzıma tıktım,
ve yanlışlıkla yanağımı ısırdım. Kanın metalik tadı ağzıma
yayılmıştı. Acımıştı. Gözyaşlarım çeneme süzülüyordu, ama
acıdığını söyleyemedim. Sofrada konuşamazdım. Kanla
karışmış pirinci çiğnemek için kendimi zorladım, ve yuttum.
BTS ARMY TURKEY 18
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: PERSONA
Yoongi
15 Mart, Yıl 19
Birisi tepsimdeki bir aperitifi aldı, rahatsızlıkla kaşlarımı
çattım. Ama mutsuz ya da kızgın değildim, bu her şeye olan
genel tepkimdi. Hoseok seslendi, “Yoongi Hyung sinirlendi
Taehyung. Şimdi ne yapacaksın?” Taehyung üzgün olduğunu
gösterircesine bir hareket yaptı. Gerçekten Hoseok-ve-
Taehyung dinamiği türünden bir hareketti, ama yersiz değildi.
Buna rağmen “Sorun değil, ye gitsin.” diye cevap verdim. Bir
uğultu, daha sonra da yüksek kahkahalar masayı sardı. Yemek
esnasında konuşmamdan rahatsız olacak kimse yoktu.
19 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: ANSWER
Jungkook
29 Mayıs, Yıl 19
“Sizin hayalleriniz neler?” sözlerimle hyunglarım bana
döndüler. “Geleceğe dair umutlarla ilgili bir ödev hazırlamam
gerekiyor da” diyerek kendimi savunuyordum ki, Seokjin
hyung konuştu: “Bilmiyorum, bir hayalim olduğunu
sanmıyorum. Eğer umduğum bir şey varsa, o da iyi biri
olmaktır sanırım?” konuşmayı bırakmıştı, biraz utanmış
görünerek. Ardından piyano taburesine yayılmış olan Yoongi
hyung yavaşça konuştu: “Bir hayalinin olmaması sorun değil.
benim de yok. Sadece bir şeyler olup çıkacağım işte” herkes
tam Yoongi gibi olan bu kelimelerle kahkahalara boğulmuştu.
“Ben bir süper kahraman olup, dünyayı kötü çocuklardan
kurtaracağım.” Taehyung hyung sandalyesinden kalktı ve poz
verdi kolunu havaya uzatarak. Hoseok hyung onu azarladı.
Yerine oturmasını, eğer etrafta böyle oynarsa kendini
inciteceğini söyledi. Ve ardından şöyle ekledi: “Ben annemi
bulmak ve mutluca yaşamak istiyorum. Benim hayalim mutlu
olmak.” Hyung konuşmasını mutlu bir gülümsemeyle bitirdi.
“O zaman şu an mutsuz musun?” Bunu soran Jimin hyung’du.
Hoseok hyung yüzünde komik bir şekilde endişeli görünen
ifadesiyle “ öyle mi oluyor?” dedi, sonra Jimin’e sordu; “senin
hayalin ne?”. “Benim mi?” Jimin şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı.
“Kreşteyken başkan olmak istiyordum ama ondan sonra ne
olmak istediğimi bilmiyorum” diye tamamladı cümlesini.
BTS ARMY TURKEY 20
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: ANSWER
Jungkook
29 Mayıs, Yıl 19
Şimdi sadece Namjoon hyung kalmıştı. Herkesin bakışları
ona dönerken, omuz silkip konuşmak için dudaklarını araladı.
“Hoş bir şeyler söylemek isterdim ama benim de bir hayalim
yok. Sadece çalıştığım yarı zamalı işten daha fazla ikramiye
almak isterdim.” Başımı salladım ve önümdeki kağıda döndüm.
Gelecek için umutlarla alakalı olan kağıt ikiye bölünmüştü;
öğrenciler ve veliler. Peki ben ne olmak istiyordum? Aklıma
yazacak hiçbir şey gelmiyordu.
21 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: TEAR
Yoongi
12 Haziran, Yıl 19
Düşüncesizce okulu ektim ama dürüst olmak gerekirse
gidecek hiçbir yerim yoktu. Sıcaktı, hiç param yoktu
ve yapacak hiçbir şeyim yoktu. Sahile gitmeliyiz diyen
Namjoon’du. Küçükler heyecanlı görünüyordu ama ne
havamdaydım ne de fikri beğenmemiştim. ”Paramız var mı?”
sorumla birlikte Namjoon herkesin ceplerini boşalttırdı. Birkaç
bozukluk, birkaç tane fatura. “Yani gidemiyoruz.” Sadece
yürüyebiliriz diyen büyük ihtimalle Taehyung’du. Namjoon’un
tekrar düşünmelerini söyleyen bir yüz ifadesi vardı ama
çocuklar konuşup gülerek yürümeden önce yolda yuvarlanma
numarası yaptılar. Cevap verecek havada değildim bu yüzden
arkalarında kaldım.
Günün ortasıydı, o yüzden ginko ağaçları bile gölge
yapamıyordu ve arabalar geçerken kaldırımsız yolda toz
kaldırıyordu.
“Hadi oraya gidelim.” Bu sefer de Taehyung’du. Ya da Hoseok
muydu? Umurumda değildi, bu yüzden dikkat etmedim
ama ikisinden biri olmalıydı. Kafamı kaldırmadan tozları
tekmeleyerek yürüyordum ama biriyle çarpışmak üzereyken,
kafamı kaldırdım. Jimin yerinde donakalmış gibi duruyordu.
BTS ARMY TURKEY 22
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: ANSWER
Seokjin
25 Haziran, Yıl 19
Tek bir saksı, depolama sınıfının camının önünde bulunuyordu,
kökeni bilinmiyor. Kardeşler arasından kim bir saksı
getirebilirdi ki? Telefonumu çıkardım. Sınıf daima karanlıktı,
elektriksizdi ve kirli cama yansıyan belirsiz ışıkta yeşil
yaprakları ayırt ederek görebiliyordum. Telefonumla çektiğim
fotoğraf güzel çıkmamıştı. Sadece telefonla çekildiğinden
değildi. Çoğu zaman düşünmüşümdür, bir fotoğraf gözlerin
yakaladığını asla yakalayamaz.
Yaklaştıkça, saksının altında ‘H’ yazdığını gördüm. Yukarı
kaldırdım. ‘Hoseok’un Saksısı’ yazıyordu. Güldüm. Saksı
getirebilecek tek kardeşlerden biri Hoseok’tu. Saksıyı
tekrardan yerine koydum, böylelikle yalnızca ‘H’ görünüyordu,
sonra etrafa bakındım. Önceden hiç fark etmemiştim ama
pencere kenarı karalamalarla kaplıydı. Yalnızca pencere kenarı
değil, duvar ve tavanda da karalamalar vardı. ‘’Geç ya da öl.’’
Karşılıksız aşkların isimleri, tarihler ve şimdiye kadarki sayısız
isim okunamaz hale gelmişti.
23 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: ANSWER
Seokjin
25 Haziran, Yıl 19
Bu sınıf hep depolama için kullanılmıyordu. Öğrenciler her
gün ders için gelip, daha sonra da öğlen vakti boşaltırlardı.
Tatil zamanları boş olup, okul yine başladığında şamatacı
öğrencilerle tekrardan dolardı. Geç kalıp ceza alan ve kendini
dersi kaçırırken bulan öğrenciler olur muydu bizim gibi?
Acımayan sert hocalar, bitmek bitmeyen testler ve ödevler
olur muydu? Ve benim gibi biri olur muydu? Okul müdürüne
arkadaşları hakkında her şeyi anlatan biri.
Babamın ismi bunlar arasında olabilir miydi merak ediyordum.
Bu yer aynı zamanda babamın mezun olduğu okuldu. Benim
babam, aynı lise ve üniversiteye gitmenin ailenin itibarını
korumanın bir yolu olduğuna inanan birisiydi. Tüm isimleri
gözden geçirdim ve babamınkini buldum. Soldaki duvarın
ortasında, diğerlerinin arasındaydı. Altında başka bir cümle
daha yazılıydı. ‘’Her şey buradan başladı.’’
BTS ARMY TURKEY 24
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: TEAR
Yoongi
12 Haziran, Yıl 19
Yüzündeki kaslar korkunç bir şey görmüş gibi titriyordu.
“Çiçekli Arboretum, 2.2 kilometre” yazan bir tabelaya
bakıyordu. “Yürümek istemiyorum.” Jungkook’un sesini
duydum. Jimin’in yüzünden ter damladı. Her an bayılacakmış
gibi yüzü soldu. Bu ne? İçimde garip bir his vardı. “Park Jimin.”
Seslendim ama beklediğim gibi hareket etmedi. Kafamı yine
kaldırdım ve tabelaya baktım. “Hey, çok sıcak, neden bir
arboretuma gidelim ki? Hadi sahile gidelim.” dedim ayaklarımı
sürüklercesine.
Arboretumun nasıl bir yer olduğunu bilmiyordum ama
gitmemiz gereken bir yer gibi durmuyordu. Nedeni ne olursa
olsun, Jimin’in yüz ifadesi tuhaftı. “Paramız bile yok” Hoseok
cevap verdi, “Bu yüzden yürüyoruz.” Ve Taehyung ekledi,
“Eğer tren istasyonuna kadar yürürsek, büyük ihtimalle
başarabiliriz.” Sonra Namjoon şöyle dedi, “Onun yerine akşam
yemeğinde aç kalacağız.” Jungkook ve Taehyung ağlama
taklidi yaptı ve Seokjin hyung güldü.
Jimin tren istasyonuna giden yolu kullanacağımız
kararlaştırıldığında yine hareket etmeye başladı. Titreyen
omuzlarıyla yere bakarak yürürken, Jimin küçük bir çocuk
gibiydi. Yine tabelaya baktım. “Çiçekli Arboretum, 2.2
kilometre” yazısı git gide uzaklaşıyordu.
25 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: HER
Jimin
30 Ağustos, Yıl 19
Hoseok Hyung telefon ile konuşurken, hyung’un gölgesi ile
oynuyordum. Hyung’un bana “Park Jimin, baya büyüdün.”
derken ki tebessümünü ve bana gülüşünü izledim.
Okuldan eve yürümek 2 saat sürüyordu. Otobüs ile 30 dakika
ve ana yoldan gidince de 20 dakika sürüyordu. Yine de, hyung
her zaman dolambaçlı dar yolları, bir tepeyi ve üst geçitten
geçmeyi tercih ediyordu. Taburcu edildikten sonra buraya
transfer olmuştum. Okul evime uzaktı ve kimsenin bundan
haberi yoktu. Bunu iyi bir şey olduğunu düşünmüştüm.
Zaten birkaç okul değiştirmiştim, hastaneye yatırılacağımı
da söyleyemezdim, bu yüzden burasının da aynı olacağını
düşündüm.
BTS ARMY TURKEY 26
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: TEAR
Taehyung
20 Mart, Yıl 20
Koridorda sesli adımlarla koştum, kaydım ve aniden durdum.
Namjoon’u bizim sınıfın önünde dikilirken gördüm. Bizim
sınıf... Bunu kimse bilmiyordu ama oraya bu ismi vermiştim.
Ben, hyunglarım ve Jungkook, bize aitti orası. Nefesimi tuttum
ve yaklaştım. Onu korkutacaktım. “Müdür bey!” Yaklaşık beş
adım atmıştım ki, sınıfın açık penceresinden yükselen telaşlı
bir ses duydum. Seokjin hyung’a benziyordu. Yürümeyi kestim.
Seokjin hyung, şu an müdürle mi konuşuyordu?Hem de bizim
sınıfta?
Ardından kendimin ve Yoongi hyungun isimlerini duydum
ve Namjoon hyung’un titrek bir nefes aldığını gördüm. Sanki
hissetmiş gibi Seokjin hyung birden kapıyı açtı. Elinde bir cep
telefonu tutuyordu. Yüzündeki şaşkın ve kafası karışmış ifade
oldukça netti. Namjoon hyung’un yüzünü göremiyordum.
Saklandım ve onları izledim. Seokjin hyung, belki de mazeret
uydurmak için, dudaklarını araladı fakat Namjoon hyung elini
havaya kaldırdı ve konuştu, “Sorun değil”. Seokjin hyung’un
aklı karışmış gibi görünüyordu. “Kendince sebeplerin olmalı”.
Namjoon hyung konuştuktan sonra Seokjin hyung’un yanından
geçip sınıfa girdi. Gözlerime inanamıyordum.
27 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: TEAR
Taehyung
20 Mart, Yıl 20
Seokjin hyung, birkaç gündür Yoongi hyungla yaptığımız
şeyleri müdüre anlatmıştı. Her şeyi; ektiğimiz dersleri,
duvardan tırmanıp öteki çocuklara sataşmamızı... Ama
Namjoon hyung sorun olmadığını söylemişti.
“Ne yapıyorsun orada?”. Şokla arkamı döndüm. Gelenler
Hoseok hyung ve Jimin’di. Hoseok hyung kendisi daha çok
şaşırmış gibi beni taklit etti ve kolunu omzuma attı. Bir an
ne yapacağımı şaşırdığımdan beni sınıfa sürüklemesine izin
verdim. Namjoon hyung ve Seokjin hyung konuşuyorlardı ve
bize döndüler. Seokjin hyung telaşa kapılıp bir işi olduğunu
söyleyerek sınıftan çıktı.
Namjoon hyung’a baktım. Seokjin hyung’un gidişini izledikten
sonra hiçbir şey olmamış gibi güldü. O an şöyle düşündüm.
Namjoon hyung’un bir sebebi olmalıydı. Çünkü o benden
daha bilgiliydi, ayrıca daha akıllı ve daha büyüktü. Hem de
burası bizim sınıfımızdı. Diğerlerinin bana takılmak için “kutu
gülümsemesi” ismini verdikleri aptal gülümsememle sınıfın
içine yürüdüm. Kulak misafiri olduğum konuşmayı kimseye
anlatmayı düşünmüyordum.
BTS ARMY TURKEY 28
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: HER
Namjoon
15 Mayıs, Yıl 20
Sürekli gittiğimiz, kendi gizli mekanımız olarak adlandırdığımız
depo odasına gittim. Birkaç sırayı hizaladım. Yere devrilmiş
olan sırayı kaldırdım ve üzerindeki tozları elimle sildim.
Son kalan sırayı düzeltirken, duygulandım. Bugün okulun
son günüydü. Taşınma kararını 2 hafta önce almıştık. Bir
daha buraya geri dönme şansım olacak mıydı bilmiyordum.
Abilerimi ve kardeşlerimi bir daha göremeyebilirdim.
Kağıdı ikiye katladım ve sıranın üstüne koydum, bir kalem
seçtim lakin ne yazacağımı bilmiyordum. Zaman ilerliyordu.
Kalemin keskin ucu tiz bir ses çıkardı ve ben yanlış kelimeyi
yazarken kırıldı. “Mutlaka hayatta kalmalıyız.”
Kırılan uç ufalandı ve kağıtta çizgiler bıraktı. Tüm bunlar
arasında aklıma sefalet, aileler, kardeşler ve ev taşımak gibi
şeyler geldi.
Kağıdı top haline getirip cebime koydum ve yerimden
doğruldum. Sırayı ittiğimde, tozlar havaya kalktı. Gitmek için
hazır olduğumda, pencereye yöneldim ve üfledim. Sadece 3
kelime bırakmıştım. Yetersiz olabilirdi fakat herkese iletilecekti.
Yeniden buluşacağız. Söz değil ama bir arzuydu bu.
29 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: PERSONA
Taehyung
7 Haziran, Yıl 20
“Aptal Kırma. Az beklesen ölür müydün?” Tüm civarı
aramıştık ama Dubu’yu bulamadık. Saate baktığımda yirmi
dakika geçmişti. İki aylık bir köpek yirmi dakikada ne kadar
uzaklaşabilirdi ki? Yazın kavurucu sıcağında ter içinde
kalmıştım. Boğazım ağrıyıp kuruyana kadar ona seslendim.
Telefonuma baktığım anda tasmasından kurtulmuştu. Etrafa
bakındığımda Dubu yoktu. Tekrar koşmaya başladım. Her ara
sokağa ve kapısı açık her yere baktım. “Dubu!” diye seslendim
yüksek sesle. Yalnızca yanımdan gelip geçenler bakmıştı.
Koşarken bir yandan da Dubu’yu azarlıyor, aptal köpek diyip
duruyorum. Hatta o kadar sinirlenmiştim ki bir kırma olduğu
için böyle olduğunu söylemiştim. Ama o anda bile biliyordum
ki bu Dubu’nun değil benim suçumdu. Başka yerlere bakmış,
onunla ilgilenmemiştim ve o da kaçmıştı işte. Hiç önemi
olmayan bir konuşmaya gülüyordum ve Dubu’nun gittiğinden
haberim bile olmamıştı. Acaba Dubu bilerek mi kaçmıştı? Bu
düşünceyle olduğum yerde duraksadım. Belki de Dubu benim
yanımda olmaktan hoşlanmıyordu. Onunla yaşamak çok
güzeldi ama belki onun için ailesinden ayrı kalmak dışında bir
şey ifade etmiyordu.
BTS ARMY TURKEY 30
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: PERSONA
Taehyung
7 Haziran, Yıl 20
Hemen sonra minik ayak sesleri ve Dubu’nun havlayışını
duydum. Başta bana öyle geliyor sandım ama ne halüsinasyon
görüyordum ne de hayal gücümün bir oyunuydu. Ve Dubu’yu
ara sokakta koşarken görmüştüm. Köpekçiğin kulakları
geriye doğru uçuşuyordu ve ağzı, bayır koşarken verdiği
çaba yüzünden açıktı. “Dubu!” diye bağırdım ve dizlerimin
üzerine eğildiğim anda bana doğru koşmaya başladı. “Nereye
kayboldun sen? Nasıl geri döndün? Nasıl koktuğumu mu
hatırladın?” Kollarım arasındayken yanaklarımı yalamaya
başladığında içimde garip bir his doğdu. Ah, Dubu’nun
güvenebildiği tek kişi benim işte. Ben de birileri için
güvenilir olabilirim. Dönüp geleceği yer ben olabilirim. Dubu
kollarımdan çıkmak için kıpırdandı ama ben onu daha sıkı
tuttum.
BTS ARMY TURKEY 32
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: HER
Yoongi
25 Haziran, Yıl 20
Çekmeceyi açtım ve en alta koyduğum zarfı çıkardım. Zarfı
çevirdim, ben bağırınca bir piyano tuşu yere düştü. Yanık
piyanı tuşunu çöpe attım ve yatağıma uzandım. Hızlıca atan
kalbim sakinleşmedi, nefesim düzensizdi, parmaklarım isle
kaplanmıştı.
Cenazeden sonra, tek başıma yangında tamamı yanmış bu
eve başıma gelmiştim. Annemin odasına gittim, yangından
neredeyse tanınamayacak hale gelmiş piyanoyu gördüm.
Tereddüt ile yanına oturdum. Öğlen güneşi odanın içine
doluyordu, güneş gidene kadar oturdum. Son birkaç ışık
demeti ile, tuşlar hareket ediyormuş gibi göründü. Bunlar
gerçekten önceden ses çıkaran tuşlar mıydı? Annemin
defalarca kez onlara dokunduğunu düşündüm. Bir tanesini
cebaime attım ve odadan çıktım.
Bunların üzerinden neredeyse 4 yıl geçti. Ev çok sessizdi,
insanı çılgına çevirecek bir sessizlik. Babamın 10’da uyumaya
gitmesi ile birlikte her şey daha da sessizleşiyor, neredeyse
boğucu hale geliyordu. Bu sessizliği yaşamak, önceden
belirlenmiş saatlere ve düzene uymak zorunda olmaktan
yorulmuştum. Böyle bir düzeni takip etmek kolay değildi fakat
bu evde yaşamak zorunda olmam daha zordu.
33 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: HER
Yoongi
25 Haziran, Yıl 20
Babamdan harçlık almak, beraber yemek yemek, azarlarını
işitmek... Ne zaman babamla tartışsak; onu terk edip, evden
kaçıp, tek başıma yaşamamı söylüyordu. Ama hiçbir zaman
bunu yapacak cesarete sahip olamadım.
Yataktan kalktım, çöpe atmış olduğum piyano tuşunu
aldım. Pencereyi açtım, gecenin esintisi odaya girdi. Bugün
yaşananlar, bu esintinin yanağıma üflemesi gibi hissettirdi.
Tüm gücümü kullanarak piyano tuşunu soğuk havaya doğru
fırlattım.
Okula en son 10 gün önce gitmiştim. Okuldan atılacağımı
duydum. İstemiyor olsam da, nihayetinde okuldan
kovulacaktım. Kulaklarımda mı bir sorun vardı bilmiyorum ama
tuşun yere düşüş sesini duymamıştım.
Ne kadar düşünürsem düşüneyim, bir piyano tuşu yere
düştüğünde nasıl ses çıkarır asla öğrenemeyecektim. Ne kadar
zaman geçerse geçsin, piyano bir daha ses çıkarmayacaktı.
Çünkü bir daha piyano çalmayacağım.
BTS ARMY TURKEY 34
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: HER
Jungkook
25 Haziran, Yıl 20
Yanaklarımdan süzülen yaşları hissedebiliyordum, bu yüzden
diğer tarafa döndüm ve masaların üzerinde yatmaya devam
ettim. Birden kapı açıldı. Kapı bozuk olmasına rağmen.
Anında piyano sesi kesildi. Birkaç adım tökezledim ve
tokat yedikten sonra yere yıkıldım. Öğretmenin azarlarına
sesimi çıkarmıyordum, birden sustu(öğretmen). Kafamı
yukarı kaldırdığımda, Yoongi hyung’un önümde durduğunu
ve öğretmenin bileğinden tuttuğunu gördüm. Hyung’un
omuzlarına rağmen, öğretmenin yüz ifadesini görebiliyordum.
Bayılacak kadar çok sinirlenmişti.
Piyano tuşlarına basmak, hyung’un çaldığı şarkıyı çalmaya
çalışmak... Hyung gerçekten okuldan atılacak mıydı? Bir daha
geri dönmeyecek miydi? Kendisi azarlandığı zaman ortada
büyütülecek bir şey yok, değil mi? Ben olmasaydım, öğretmen
ile tartışmayacaktı. Ben olmasaydım, burada hala piyano
çalıyor olacaktı, değil mi?
Parmaklarım piyano tuşları üzerinde gezdikçe, tozlar elime
yapışmaya başladı. Güçlükle bastığım piyano tuşlarının sesi,
Yoongi Hyung’un çaldığı zamanlardakinden farklıydı. Bugün
hyung’un okuldan atılacağını duydum. Namjoon Hyung ve
Hoseok Hyung bir kelime dahi etmedi. Ben de bir şey sormaya
cesaret edemedim, ortamdaki sessizliğin verdiği korkuyu
hissedebiliyordum.
35 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: HER
Jungkook
25 Haziran, Yıl 20
2 hafta önce, hyung gizli mekanımızdaki kapıyı açtı. Sadece
ikimiz vardık. Herkesin gelebileceği bir yerdi. Sınıfta durmak
istememiştik, bu yüzden gizli yerimize kaçmıştık. Hyung
arkasına bakmadı, piyano çalmaya devam etti. Ben ise
2 masayı birleştirip, gözlerimi kapayıp, uyuyormuş gibi
yaptım. Hyung ve piyano, iki farklı bedene sahip olsa da,
bütünleşmişler gibi hissettiriyordu. Neden olduğu bilinmez
ama o piyano çaldıkça ağlayacak gibi oluyordum.
BTS ARMY TURKEY 36
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: TEAR
Seokjin
17 Temmuz, Yıl 20
Okul kapısının ardındaki ağustos böceklerinin sesi kulaklarımı
iğneledi. Okul bahçesi gülen, oynayan ve birbiriyle yarışan
çocuklar ile doluydu. Yaz tatilinin başlangıcıydı ve herkes
gevezelik ediyordu. Başımı eğip aralarından yürüdüm.
Mümkün olduğunca hızlı bir şekilde buradan gitmek
istiyordum.
“Hyung”. Karşımda aniden bir gölge belirince şaşkınlıkla
başımı kaldırdım. Hoseok ve Jimin’e aitti bu gölge. Bana
baktılar, gülümsemeleri her zamanki gibi parlak ve kocamandı,
gözleri yaramazca bakıyordu. “Bugün tatilin ilk günü ve
sen öylece gidecek misin?” diye sordu Hoseok kolumu
çekiştirerek. “Evet, tabi” diye mırıldandım ve bir kaç anlamsız
söz daha ettikten sonra başımı çevirdim. O gün olanlar bariz
bir şekilde kazaydı. İsteyerek olmadı. Jungkook ve Yoongi’nin
depoda olacağını düşünmemiştim.
Müdür dongsaenglerim için örtbas etmeye çalıştığımı
düşünüyordu. Babama iyi bir öğrenci olmadığımı
söyleyebileceğini belirtti. Bir şey söylemeliydim. Sığınaktan
bahsettim çünkü boş olduğunu düşünmüştüm. Ama sonuç
olarak Yoongi okuldan atılmıştı. Ve kimse suçlunun ben
olduğunu bilmiyordu.
BTS ARMY TURKEY 38
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: TEAR
Seokjin
17 Temmuz, Yıl 20
“İyi tatiller hyung, seni ararım”. Belki yüz ifademden olsa
gerek Hoseok elini yavaşça çekti ve zoraki ama parlak bir
gülümsemeyle vedalaştı. Bu kez de cevap veremedim.
Söyleyebileceğim hiçbir şey yoktu. Okulun dış kapısını
geçtiğimde bu okula geldiğim ilk günü düşündüm. Geç
kaldığımız için hep birlikte ceza almıştık. Bunun için
kahkahalar atabilirdik. Ama ben bu anları mahvettim.
39 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: HER
Hoseok
15 Eylül, Yıl 20
Jimin’in annesi, acil servisin önünden geçti. Ellerimi Jimin’in
omzundan çekmeden önce, yatağın başındaki ismi ve serum
şişesini kontrol ettim. Jimin... neden buraya getirilmişti
bilmiyordum. Otobüs durağında nöbet geçirmesine sebep
olan şey hakkında konuşmamız gerekiyordu. Jimin’in annesi
uzunca bir süre bana baktı. Ne yapacağımı bilemedim. Sadece
teşekkür etti ve arkasını döndü.
Doktorlar ve hemşireler Jimin’i almak için geldiğinde, annesi
yeniden yanıma geldi. Onlar yatağı götürdükçe, takip
etmek istedim. Jimin’in annesi yine teşekkür etti ve hafiften
omzumdan beni itti. İtmektense, hafifçe beni çekiyordu
demek daha doğru olur. Birden, Jimin’in annesi ile aramızda
görünmez bir çizgi belirdiğini hissettim. Düz bir çizgiydi
- soğuk ve hiçbir zaman geçemeyeceğim bir çizgi. 10 yıl
boyunca yetimhanede yaşamıştım.- Bunu tüm benliğim ile
biliyordum.
Jimin’in annesinin bana yan gözle bakması ile birlikte, geriye
doğru adım attım. (Jimin) Küçük ve güzeldi ama gölgesi
büyük ve havalıydı. Öyle bir gölge acil servisin duvarlarında
geziniyordu. Başımı kaldırdım ama Jimin’in uzaklaşan yatağını
göremedim. O günden sonra, Jimin bir daha okula gelmedi.
BTS ARMY TURKEY 40
花樣年華 THE NOTES
SMERALDO BOOKS
Jimin
28 Eylül, Yıl 20
Bugün ilk defa yalan söyledim. Doktorun gözlerinin içine
baktım ve karamsar bir tonda söyledim. “Hiçbir şey
hatırlamıyorum.”
41 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: HER
Jimin
28 Eylül, Yıl 20
Hastaneye yatırıldığımdan beri kaç gün geçtiğini saymayı
bıraktım. Önceden umudum olduğunda ve buradan çıkmak
istediğimde yaptığım bir şeydi bu. Pencerenin ardında,
uzaktaki ağaçları, çimenleri ve insanları görüyordum, bunları
gördüğümden yana çok zaman geçmedi. En fazla bir ay
olmuştur. Bazen, okul forması giyenleri görüyorum ama artık
onlar da özel gelmiyor bana. İlaçlar yüzünden her şey sıkıcı ve
sönük gelmeye başladı.
Ama bugün özel bir gün. Eğer günlük tutmak gerekseydi,
bugünü yazardım. Fakat artık günlük tutmuyorum çünkü
sorun yaratamak istemiyorum. Bugün ilk defa yalan söyledim.
Doktorun gözlerinin içine baktım ve acı içindeymiş gibi ‘Hiçbir
şey hatırlamıyorum.’ dedim.
43 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: TEAR
Jungkook
30 Eylül, Yıl 20
“Jeon Jungkook, hala oraya gitmiyorsun, değil mi?”. Cevap
vermedim. Sadece ayakkabımın ucuna öylece bakıp durdum.
Ben cevap vermeyince yoklama dosyasıyla kafama vurdu. Yine
de ağzımı açmadım. Orası hyung’larımla birlikte kullandığım
sınıftı. Hyung’larımı etrafta takip ederken o sınıfı keşfettiğimiz
günden bu yana oraya gitmediğim bir gün bile olmadı. Belki
hyung’larım bilmiyordu. Onlar bazen gelmezdi, çünkü başka
planları olurdu ya da yarı zamanlı işleriyle meşguldüler. Birkaç
gündür ne Seokjin hyung’ı ne de Yoongi hyung’ı gördüğüm
olurdu. Ama ben asla… Buraya gelmediğim bir gün bile yoktu.
Hiçbirinin gelmediği günler de oldu. Ama sorun değil. Bugün
değilse yarın, yarın değilse de öbür gün gelirlerdi bu yüzden
sorun değildi.
“Onları takip ederek yalnızca kötü şeyler öğrendin” dedi
ve yine vurdu. Başımı kaldırıp gözlerimin içine baktı. Tekrar
vurdu. Yoongi hyung’ın bana vuruşu geldi gözümün önüne.
Dişlerimi sıktım ve dayandım. Yalan atıp da gitmediğimi
söylemek istemiyordum.
Yine o sınıfın önünde duruyordum. Sanki kapıyı açarsam
hyung’larım orada olacakmış gibiydi. Sanki oynadıkları
oyundan başlarını kaldırıp neden geç kaldığımı soracaklardı
bana. Seokjin hyung ve Namjoon hyung kitap okuyor olacaktı,
Yoongi hyung piyano çalıyor, Hoseok hyung ve Jimin hyung
da dans ediyor olacaklardı.
BTS ARMY TURKEY 44
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: TEAR
Jungkook
30 Eylül, Yıl 20
Ama kapıyı açtığımda sadece Hoseok hyung oradaydı.
Sınıfta bıraktığı şeyleri toparlıyordu. Kapının kolunu tuttum
ve öylece bekledim. Hyung geldi ve elini omzuma attı. Sonra
beni dışarı çıkardı. “Hadi gidelim”. Sınıf kapısı ardımızdan
kapandı. O an fark ettim ki o günler artık bitti ve onlar asla
geri gelmeyecekler.
45 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: HER
Hoseok
25 Şubat, Yıl 21
Aynada kendime bakmadan dans ediyordum. Burada, yere
dokunmamak için ayaklarımı yükseltiyordum, dünyanın
bakışlarından ve standartlarından uzaklaşmıştım.Bedenimi
müziğe bırakmış bir şekilde hareket ettiriyordum, şu anda
bundan daha önemlisi yoktu. Dans etmeye ilk başladığımda
12 yaşındaydım. Sanırım bir yetenek programıydı. Okul
arkadaşlarımla beraber sahnede duruyordum. Şimdiye kadar,
o güne dair en aklımda kalıcı hatıra insanların tezahüratları,
alkışlarıydı ve hayatımda ilk defa kendime güvendiğim bir
şeyin olduğunu hissetmemdi.
O anda, müzik ile bedenimi hareket ettirmenin beni eğlendiren
bir şey olduğunu düşündüm. Mutlu bir andı. Tezahüratlar
veya alkışların sebep olduğu değil, içten gelen gerçek bir
mutluluk. Aynanın dışındaki ben, çok fazla şey yüklenmişti.
Ayaklarımın birkaç saniyeliğine de olsa yerden ayrılmasına
katlanamıyordum. Nefret etsem de, üzgün olsam da
gülümsemek zorundaydım. Gereksiz ilaçlar içtikten sonra,
bilmediğim yerlerde düşüp bayılırdım. Bu yüzden dans
ederken, aynadaki ‘ben’den gözümü ayırmıyordum.
Kendime güvendiğim ve sakin olduğum bir andı bu. Her şeyi
geride bırakıp, ağır yüklerimi unutabileceğim bir andı. Mutlu
olabileceğime inandığım bir andı. O anları unutmayacaktım.
BTS ARMY TURKEY 46
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: PERSONA
Seokjin
9 Ağustos, Yıl 21
Kumsal kenarından aşağı doğru yürürken fotoğraflar
çektim. Kumsal kenarındaki kasabanın görüntüsü her zaman
değişiyordu. Ama okyanus ne olursa olsun hep aynıydı.
Arabadan inip kıyıya ilerledim, kuma oturup çektiğim
fotoğraflara baktım. Fotoğrafların yerleri ve zamanları farklı
olmasına rağmen hepsi aynıydı, deniz ve gökyüzü fotoğrafın
ortasında birleşiyordu.
Songju’dan uçup LA’ye gelmemden bu yana bir yıl geçmişti.
Annemin ailesinin evine. Çocukluğumu geçirdiğim yer, şimdi
ne yabancı ne de tanıdık geliyordu. Duygularımı sakladım ve
gülümsedim. Biraz tuhaftı ama kendime ait bir yer bulmuştum.
Babamdan öğrendiğim gibi iyi bir insan olmanın yolu genelde
bu gibi şeylerde işe yarıyordu. Şu anki de pek farklı değildi.
Buraya geldikten sonra insanların fotoğraflarını çekmedim,
belirli bir sebebi yoktu. Sadece istemedim. Onun yerine
okyanusu fotoğrafladım. Belki de değişmeyen bir şeylerin
fotoğrafını çekmek istiyordum. Komikti. Geriye bakıyorum da,
değişen arkadaşlarım değildi, ben de değildim. Her zaman
böyle bir insan olmuştum. Lise zamanından kalma bir tane bile
fotoğraf getirmemiştim yanıma. Eski ben şu anki halimden
çok farklıydı. Duygularımı saklamazdım ve kendimi bir yere ait
olmak zorundaymış gibi hissetmezdim. Bu tuhaf gülümseme
hep aynıydı. Ama o zamanlar gerçekten gülümsüyordum.
47 BTS ARMY TURKEY
花樣年華 THE NOTES
MAP OF THE SOUL: PERSONA
Seokjin
9 Ağustos, Yıl 21
Kameramı kaldırdım ve okyanusun fotoğrafını çektim.
Hava bulutlu, gökyüzüyle deniz aynı renkti, diğer bütün
fotoğraflardaki gibi ufuk bulanıktı.
Okyanusu çekmiştim, hiçbir fotoğraf birbirinin aynısı değildi.
Hava farklıydı, ışık, rüzgar, ya da bakışlarım. Bazen de kalbim
farklıydı. Bu fotoğraf da bunun kanıtıydı, lise zamanında
çektiğim fotoğraflar gibi. Bir fotoğraf çeken kişinin kalbini ve
bakışlarını anlatır. Belki de bu yüzden eski zamanlardan hiçbir
fotoğrafı yanıma almamıştım. O zamanki halime bakmaktan
korkuyordum. Geçmişte olduğum kişiyi özlemekten
korkuyordum. Neler yapıyordu, benim hakkımda ne
düşünürdü? Böyle şeyler düşünmek istemiyordum. Bu yüzden
o fotoğrafları bir kutuya koyup kapağını kapatmıştım.
BTS ARMY TURKEY 48
花樣年華 THE NOTES
LOVE YOURSELF: TEAR
Namjoon
17 Aralık, Yıl 21
İlk otobüsü bekleyen insanlar ısınmak için ellerini
ovuşturuyordu. Çantamın sapını sıkı sıkı tutarak yere baktım.
Kimseyle göz teması kurmamaya çalışıyordum. Günde
sadece iki otobüs geçen küçük bir köydü. Uzaktan otobüsün
yaklaştığını gördüm.
Herkesle beraber otobüse bindim. Arkama bakmadım. Bir
şey hakkında tutkulu olduğumda, tutunacak neredeyse
hiçbir şeyim olmadığında, kaçtığım şeyler dışında bir şeyim
kalmadığında şartlarım vardı. Arkama bakmazdım. Arkama
bakarsam o ana kadarki bütün uğraşlarım deniz köpüğünden
farksız olurdu. Arkama bakmak. Bir çeşit şüphe, peşimi
bırakmayan bir bağlılık ve bir çeşit korkuydu. Ancak bunların
üstesinden gelebildiğim zaman kaçabilirdim.
Otobüs hareket etti. Bir planım yoktu. Tutkulu olduğum,
tutunacak hiçbir şeyim, kaçmak için bir sebebim yoktu.
Yaptığım şey hiçbir şey düşünmeden kaçmaktı. Annemin
yorgun yüzü, serseri kardeşim, babamın hastalığı. Evimizin her
gün daha çok zorlaşan koşullarından başlayarak, fedakarlığı
ve sükuneti dayatan ailemden ve hiçbir şey bilmiyormuş gibi
yaparak kendini kısıtlayan, alışan ve feragat eden kendimden.
En önemlisi de fakirlikten.
49 BTS ARMY TURKEY