Sayı: 28 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale
Yıl: 3 Deniz Zaferi’nin yıl dönümü münasebetiyle
Mart Aziz Milletimizin Çanakkale Zaferi’ni tebrik
2019 ediyorum
Ahmet GÜLDAL
TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü
BAKLİYATTA TANZİM
SATIŞ BAŞLADI
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
İÇİNDEKİLER KÜNYE
3 SUNUŞ ToprakMahsulleri Ofisi
4 BAKLİYATTA TANZİM Genel Müdürlüğü
Aylık Bülteni
SATIŞI BAŞLADI
7 DÜNYA BAKLİYAT Yıl:3 Sayı: 28 Mart 2019
GÜNÜ ETKİNLİĞİ
Sahibi
9 MİRAS VE MİRASA Toprak Mahsulleri Ofisi
DAİR Genel Müdürlüğü Adına
14 SAĞLIK İÇİN
BAKLİYAT Ahmet GÜLDAL
Yönetim Kurulu Başkanı
25 EMEKLİ
GÖZÜNDEN TMO Genel Müdür
27 ŞUBELERİMİZİ
TANIYALIM Genel Yayın Koordinatörü
Ümit ORHAN
33 KAHVALTI FESTİVALİNE
KATILDIK Genel Müdür Yardımcısı V.
35 NOSTALJİ
Sorumlu Birim
2 Basın Yayın ve Halkla İlişkiler
Şube Müdürlüğü
Yayın Sorumlusu
Kürşat AYGÜN
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler
Şube Müdürü V.
Editörler
İsa DEMİREL
Murat KARANLIK
M. Ufuk MİSTEPE
TMO OFİS adıyla yayın hayatına başlayan,
“Ofisçi Olmak” anlayışının pekişmesini
sağlayacak dergimiz hakkındaki görüş
ve önerileriniz ile dergimizin ilerleyen
sayılarında yayımlanmasını istediğiniz yazı,
şiir, resim, vb. çalışmalarınızın dergimizin
her geçen sayıda daha da gelişmesi adına
önemli olduğunu düşünüyor; dergimize
katkılarınızı bekliyoruz.
e-mail
[email protected]
Tel
0 312 416 30 49
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
SUNUŞ
Değerli Mesai Arkadaşlarım,
Bültenimizin yeni sayısı ile sizlerle birlikteyiz. Tarlalarda alın teriyle emeğini yoğuran çiftçi-
lerimiz için zorlu koşullar oluşturan kış aylarının ardından baharı müjdelemesi beklenen mart
ayının ülkemiz için bereketi ile gelmesini diliyorum.
Ülkemiz için bitkisel üretimlere ait tahminlerin yapıldığı, politikaların geliştirildiği mart ayı;
Kurumumuzun da bütün çalışanları ile hasat sezonu hazırlıklarına başladığı bir aydır. Bu kuru-
mun siz vefakâr çalışanların 81 yıllık kurum kültürünün oluşturduğu tecrübe ile yeni sezonda
da tüm gayretini göstererek çalışacağına inancım tamdır.
Sevgili arkadaşlarım; Şubat ayı içerisinde bir dizi etkinlik gerçekleştirdik. Şüphesiz bunlardan
en anlamlısı gerek ekonomik olması gerekse besin değerinin yüksek olması sebebiyle üretim-
de ve tüketimde çok önemli bir ürün grubu olan baklagiller ile ilgili gerçekleştirdiğimiz “Dün-
ya Bakliyat Günü” etkinlikleriydi. Kurum olarak organize ettiğimiz etkinliklerle bakliyatın bu
özellikleri için kamuoyunda bir farkındalık oluşturduğumuzu düşünüyorum.
Ayrıca geçtiğimiz yılın sonlarında başlayan “Enflasyonla Topyekûn Mücadele Programı” kap-
samında Cumhurbaşkanımızın talimatları ile uygulamaya konan ve tüketicilere çok daha uy-
gun fiyatlarla meyve, sebzelere ulaşma imkânı sunan tanzim satışlara Kurumumuz tarafından
perakende olarak halkımıza sunulan nohut, yeşil mercimek ve pirincin de eklenmesi çok önem
verdiğimiz bir gelişmedir. Ürünlerimizin tanzim satışlarda yer almasıyla beraber kurulduğu
günden bu yana her zaman vatandaşının yanında olan Kurumumuz bu aktif ve etkili davranışı
ile bunu bir kere daha gösterdi.
Ben Mart ayı vesilesiyle ülkemizde aile ve toplum arasında bir köprü görevi gören, başta şehit-
lerimizin anne ve eşlerinin olmak üzere, tüm kadınlarımızın 08 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü
kutluyorum. Ayrıca 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıl dönümü
münasebetiyle Çanakkale Zaferi’ni tebrik ediyor, hem Çanakkale’de hem de bütün tarihimiz
boyunca, hak yolunda ve vatan uğruna şehit düşmüş, gazi olmuş bütün ecdadımızı, evlat-
larımızı rahmet ve şükranla anıyorum.
3
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
BAKLİYATTA TANZİM SATIŞ BAŞLADI
Bakanımız Bekir PAKDEMİRLİ, Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada tanzim satış noktalarında
nohudun 5,5 lira, mercimeğin 4,5 liradan bugün satılmaya başlandığını belirterek gündeme il-
işkin değerlendirmelerde bulundu.
PAKDEMİRLİ, fiyat artışlarının nedenlerinden bir kısmının yaşanan hortum ve sel felaketleri
bir kısmının da fırsatçıların operasyonları olduğuna dikkati çekerek, tanzim satışlarından sonuç
alındığını kaydetti.
Sebze ve meyvede tanzim satışlara en fazla 15-20 gün daha ihtiyaç olacağını düşündüklerini
ifade eden PAKDEMİRLİ, "Ondan sonraki dönemde tanzim satış noktalarındaki satışlar ge-
lecek talebe bağlıdır. Biz, şu anda Cumhurbaşkanımızın bize verdiği hedef ve ışık doğrultusunda
çalışmalarımızı genişlettik. Nohut ve mercimek bugün devreye giriyor. Pirinç de haftaya satıl-
maya başlanacak. Nohut 5,5 lira, mercimek 4,5 liradan bugün satılmaya başlandı. Piyasa fiyat-
ları iki misline yakın şu anda. Pirinci de haftaya 5 kiloluk paketlerde 30 liraya, kilogramını 6
liradan satmaya başlayacağız." diye konuştu.
4
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
BAKLİYATTA TANZİM SATIŞ BAŞLADI
PAKDEMİRLİ, Gıda Komitesinin hedefleri ve çalışmalarıyla ilgili de tarımın yapısal gelişme alan-
larına bakıldığında, kooperatiflerin çok önemli bir yeri olduğunu söyledi.
Bakanlığının başından itibaren 'Üreticiyi koruyacağız, tüketiciyi kollayacağız.' ilkesini dikkate
aldığını vurgulayan PAKDEMİRLİ, "Aslında bu birebir bakanlığın işi değildir. Bakanlık mekaniz-
mayı kurar ama kooperatiflerin üretici ile tüketiciyi birbirine yaklaştırması lazım. Buradaki bağı
kuracak olan kooperatiflerdir." ifadelerini kullanarak “Ben kooperatiflere şu mesajı veriyorum,
'Toplanın, değer yaratacak bir sistemle ilgili tekliflerinizi getirin. Biz size burada asla tepeden
inme yaklaşmak istemiyoruz. Siz nasıl olması gerektiğini biliyorsanız, oturun dünya örnekleri
üzerinden çalışın, biz de sizin isteğiniz doğrultusunda gereğini yapalım.' Mutlaka ve mutlaka
üretici ile tüketiciyi birleştirmek lazım. Devlet mecbur kaldığı için sahaya iniyor ama bu iş koope-
ratiflerindir.” dedi.
5
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
DÜNYA BAKLİYAT GÜNÜ ETKİNLİKLERİ DÜZENLENDİ
Sürdürülebilir tarım ve sağlığımız açısından çok önemli bir yere sahip olan ve 25 yıl aradan sonra
iştigal alanımıza giren bakliyat ürünlerinin önemine vurgu yapmak ve tüketimi konusunda farkın-
dalığın arttırılması amacıyla düzenlenen “Dünya Bakliyat Günü” etkinlikleri Genel Müdürlüğümüz
önünde düzenlendi.
Vatandaşlarımıza çorba, nohutlu pirinç pilavı, mercimekli bulgur pilavı gibi ikramların yapıldığı
etkinliğin açılışında konuşan Genel Müdürümüz Ahmet GÜLDAL Türkiye’nin bakliyatın anavatanı
olduğuna dikkat çekti ve bu ürün grubuna ilişkin farkındalığın gelecek nesillere aktarılması gerek-
tiğini ifade ederek: “Bakliyat üretimi 2018 yılında ciddi manada artış gösterdi. Mercimek üretimimiz
6
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
DÜNYA BAKLİYAT GÜNÜ ETKİNLİKLERİ DÜZENLENDİ
yüzde 43, nohut üretimimiz yüzde 34 arttı. Üretimimizdeki artış, maliyetlerdeki azalma, verimli-
liğin artması ve TMO’nun da bakliyat alımıyla tekrar görevlendirilmesi sektöre ciddi bir ekonomik
katkı sağladı. Şu anda ürettiğimiz veya satıştaki bakliyat ürünlerimizin hiçbiri ithal değil. Bakliyat
ürünlerini satış noktalarımızda piyasanın yaklaşık yüzde 40 altında piyasaya sunuyoruz.” dedi.
3 gün süren ve vatandaşlarımız tarafından büyük ilgi gören etkinlikte halkımıza her gün bakliyat
ürünleri ile yapılan çok çeşitli ikramlar yapılırken bakliyat ürünleri yemek tarifleri kitapları dağıtıldı.
7
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
HUKUK VE Merve Türkmen KAPLAN
MEVZUAT KÖŞESİ Avukat
Bu yazı, Tarım ve Orman Dergisi Ocak-Şubat 2019 sayısınıdan alınmıştır.
MİRAS VE MİRASÇILIĞA DAİR MERAK EDİLENLER
Kişinin ölümüyle birlikte mirasçılar arasında mirasın paylaşılması sorunu sıklıkla rastlanan bir du-
rumdur. Mirastan mal kaçırma (muris muvazaası), mirasta saklı pay ve mal paylaşımı, tenkis davası,
mirasın reddi vb. gibi miras hukuku sorunları bunların başında gelir. Bu yazımda bu başlıklara kısaca
değineceğim.
Öncelikle belirtmek gerekirse, mal paylaşımı sırasında tereke üzerinde miras hakkına sahip “yasal
mirasçı” ve “atanmış mirasçı” olmak üzere iki tür mirasçılık biçimi vardır.
Yasal mirasçılık, miras bırakanın(muris) iradesine bağlı olmayan ve miras bırakanın ölümü üzerine
doğrudan kanundan kaynaklanan bir miras hukuku statüsüdür. Buna göre yasal mirasçılar, miras
bırakanın kan hısımları, evlatlık ve altsoyu ile sağ kalan eştir.
Atanmış mirasçı ise miras bırakanın kendi özgür iradesiyle mirasının bir kısmını veya tamamını belirli
bir kişiye bırakmasıyla mirasçı olan kişidir.
Mirasta mal paylaşımı ve derece (zümre) sistemi
8
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
9
Medeni Kanun’a göre mirasta mal paylaşımı sırasında
kanuni mirasçı sıfatıyla hak sahibi olabilmek için üç
dereceden (zümreden) birinde yer almak gerekir. Kan-
uni mirasçıları belirlemek için oluşturulmuş derece sis-
teminin temel özelliklerini ise şu şekilde sıralayabiliriz:
• Bir önceki derecede (zümrede) mirasçı olması bir
sonraki zümrenin mirasçı olmasını engeller. Örneğin,
1. derecede kanuni mirasçılık hakkına sahip altsoy
(çocuklar) var ise 2. derecede kanuni mirasçılık hakkına
sahip olan miras bırakanın anne ve babası miras hakkı-
na sahip olamaz.
• Zümre içinde ön sıradaki mirasçı, bir alt sıradaki
mirasçının mirasçılığını engeller.
• Zümre başları ve kök başları hayatta ise altsoyları
mirasçı olamaz.
Birinci derece yasal mirasçılar miras bırakanın altsoyu-
dur. Altsoy, miras bırakanın çocukları, torunları ve bun-
lardan doğanların tamamını kapsar. Murisin çocukları
zümre başı olarak kabul edilir. Çocuklar eşit şekilde
mirasçılık hakkına sahiptir. Çocukların miras bırakan-
dan önce ölmüş olması halinde ölen çocuğun miras
payı aynı şekilde kendi mirasçılarına geçer. Ancak bu-
rada yasal mirasçılık kan bağı esasına dayandığından
ölenin eşi veya evlatlığı mirasçı olamaz.
İkinci derece mirasçılar da miras bırakanın anne ve
babasıdır. Anne-babanın mirasçı olabilmesi için ilk
derecede hiç mirasçı kalmamış olması gerekir. İkinci
derecede mirasçı olan anne ve baba eşit miras payları-
na sahiptir. Eğer miras bırakanın anne ve babası ken-
disinden önce ölmüş ise bu durumda bunların altsoy-
ları mirasçılık hakkına sahip olacaktır. Yani aslında bu
durumda miras bırakanın kardeşleri mirasçı konumuna
geçer. Eğer anne veya baba tarafının herhangi birinde
hiç mirasçı yok ise bütün miras diğer tarafa kalır.
Üçüncü derece mirasçılar ise murisin büyükanne ve
büyükbabasıdır. Ancak bunların mirasçı olabilmeleri
için birinci derecede (zümrede) ve ikinci derecede
mirasçı olmaması, yani miras bırakanın altsoyunun,
anne ve babası ile onların alt soyunun miras bırakandan
önce ölmüş olması gerekir. Miras bırakanın (murisin)
kendisinden önce ölmüş olan büyükanne ve büyükba-
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
basının yerlerini ise kendi altsoy mirasçıları alır.
Mirasta mal paylaşımı nasıl yapılır?
Miras paylaşımı nasıl yapılır sorusuna cevap verebilmek için önce aşağıda zikredilen veraset ilamının
alınması, terekenin ne durumda olduğu, borca batık olup olmadığı bilinmiyorsa terekenin tespiti
davası açılması, terekenin tespitinden sonra, ölüme bağlı tasarruf (vasiyetname vs.) olup olmadığının
tespit edilmesi ve mal paylaşımının uzlaşma yoluyla da çözülmesi mümkün değil ise duruma göre
ortaklığın giderilmesi veya diğer davaların açılması gerekecektir.
Veraset ilamını kim verir?
Veraset ilamı yasal mirasçıların miras paylarını gösteren belgeye denir. Bu belge Türk Medeni
Kanunu’na ve Noterlik Kanununa göre noterler ve Sulh hukuk Mahkemeleri tarafından verilir.
Evlatlık ve altsoyunun kanuni mirasçılığı
Medeni Kanun’da kan hısımlığı esasına dayalı bir sistem olarak düzenlenen zümre mirasçılığı sistemi-
nin tek istisnası ise evlatlık ve evlatlığın altsoyudur. Medeni Kanu’na göre evlatlık ve altsoyu, onu evlat
edinen kişiye kan hısmı gibi mirasçı olurlar. Aynı zamanda evlatlığın gerçek ailesindeki mirasçılığı da
devam eder. Yani evlatlık ve altsoyu miras bırakanın kendi altsoyu ile aynı haklara sahip olmaktadır.
Saklı pay sahibi mirasçı nedir?
Saklı pay sahibi mirasçı, miras bırakanın yaptığı tasarruflara karşı miras payları belirli oranlarda kanu-
nen korunan mirasçılardır. Yani, miras bırakanın hiçbir şekilde müdahale edemeyeceği, üzerinde
tasarruf edemeyeceği şekilde bir miras hakkına sahip olan mirasçılara “saklı pay sahibi mirasçı” denir.
Saklı pay mirasçılarını ise miras bırakanın altsoyu (Çocukları, evlatlıkları, torunları ve onların çocuk-
ları), miras bırakanın anne-babası, miras bırakanın eşi olarak sıralayabiliriz.
10
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
Mirasta tenkis davası nedir?
Tenkis davasını, miras bırakanın tasarruf özgürlüğünü aşarak saklı pay sahibi mirasçıların miras hakkı-
na yaptığı tecavüzün önlenmesi ve miras bırakanın yaptığı tasarrufun kanuni sınırlar içerisine alınması
için açılan bir dava türü olarak tanımlayabiliriz. Tenkis davası kural olarak saklı paylı mirasçıların ve is-
tisna olarak da bu mirasçıların alacaklılarının, miras bırakanın tasarruf oranını aşan kazandırmalarının
bu aşan oranda etkisizleştirilmesini mahkemeden talep ettikleri davadır. Tenkis davası ancak miras
bırakanın ölümü halinde açılabilir. Kısacası mirasçıların hakları miras bırakanın ölümüne bağlıdır. Ten-
kis davası, miras bırakanın bazı mirasçılar aleyhine mirastan mal kaçırma işlemlerine karşı oldukça
etkili bir dava türüdür de diyebiliriz.
Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarına tecavüz edildiğini öğrendikleri andan itibaren bir
yıldır. Vasiyetnameler hakkında açılacak davalar vasiyetnamenin açıldığı tarihten ve diğer tasarruflar
hakkında mirasın açılmasından itibaren on yıl geçmekle düşer. Ancak bir tasarrufun iptali diğerini
ihya ediyorsa (canlandırıyorsa) süreler ancak bu iptal kararının kesinleştiği tarihte işlemeye başlar. On
yıllık sürenin başlangıcı ise sağlar arası kazandırmalar ve miras mukaveleleri için mirasın açıldığı tarih,
vasiyetname için vasiyetnamenin açıldığı tarihtir. Vasiyetnamenin açılma tarihi vasiyetnamenin Sulh
Mahkemesine tevdi edilmesini takiben hakim tarafından bilinen mirasçıların çağrılarak huzurlarında
açıldığı gündür. Tenkis davasında görevli mahkemeler ise Asliye Hukuk Mahkemeleridir.
Mirasın reddi süresi ne kadardır?
Yasal mirasçılar için mirasın reddi süresi murisin ölüm tarihi itibariyle başlar. Fakat yasal mirasçılar
ölümü daha sonra öğrendiklerini iddia ederlerse ve bunu ispatlarlarsa öğrendikleri tarihten itibaren
bu süre 3 aydır. Atanmış mirasçılarda ise durum, murisin yapmış olduğu ölüme bağlı tasarrufun (vasi-
11
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
SAĞLIK KÖŞESİ
Prof. Dr. Berrin ÖZKAYA
Ankara Üniversitesi Gıda
Mühendisliği Bölümü Öğretim
Üyesi
SAĞLIK İÇİN SOFRANIZDA BAKLAGİLLERE YER AÇIN
Hepimizin önceliği sağlıklı olmak. Bunun için yapılması gerekenlerin başında da sağlıklı beslen-
mek geliyor. Baklagiller de içerdiği protein, lif, vitamin ve minareller bakımından sağlıklı beslen-
mede önemli bir yer tutuyor.
Baklagillerin sağlıklı beslenmede önemi nedir?
Önce sağlıklı beslenme nedir, bunu bilmemiz gerekir. Bazılarımız karnını bol etli, yağlı ve tabi
ki sonuçta da lezzetli yemeklerle ve ağır tatlılarla tıka basa doyurmayı iyi ve sağlıklı beslenmek
zannederler.Halbuki sağlıklı beslenme, vücudun ihtiyacı olan besin öğelerini tam ve dengeli
oranda bulunduran bir öğünle beslenmektedir. Yani yediğimiz yemekler içinde vücudun günlük
ihtiyacı olan protein, karbonhidrat, yağ, mineral, vitamin, diyet lif ve diğer fonksiyonel bileşen-
ler bakımından da zengin ürünlerdir. Diğer birçok bitkisel ürüne kıyasla genelde daha az miktar-
larda karbonhidrat ve yağ içerirler.
Günlük beslenmede baklagil tüketim miktarları nasıl olmalıdır?
Bu kişinin özelliklerine, yaşına, yaptığı işe ve elbette ki baklagilin çeşidi gibi birçok faktöre göre
değişir. Örneğin bir sporcu ile masa başında çalışan bir kişinin günlük ihtiyaçları aynı değildir. Ya
da örneğin yeşil mercimeğin vücuda sağladığı demir veya soyanın sağladığı yağ diğer baklagil
çeşitlerinden çok farklıdır. Ancak kabaca şu söylenebilir; haftada en az 2 veya 3 kez bir porsiyon
(kuru ürün üzerinden yaklaşık 100 gram kadar) baklagillerin öğünde bulunması tavsiye edil-
mektedir.
NOHUT VE MERCİMEĞİ BULGARLA TÜKETİN
Fasulye, mercimek, nohut gibi en çok tüketilen baklagil ürünlerin doğru tüketim şekilleri
hakkında bilgi verir misiniz?
Bunların doğru tüketimi yukarıda da ifade ettiğim gibi şahsa ve çeşide göre değişir. Doğru tüke-
tim derken şunu da ilave etmek gerekebilir. Elbette bu ürünlerin yemeği ya da çorbası yapılarak
öğünde bulundurulur ve tek başına tüketebilir. Ancak bunlar başka bir yemeğe katılarak da
12
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
tüketilebilir, hatta böylesi tavsiye edilir. Örneğin nohutlu veya mercimekli pilav yapılması yani bulgur
ile kombine edilmesi birbilerinin eksiklerini tamamlaması açısından tavsiye edilir. Böylece bulgur ile
kombine edilmesi birbirlerinin eksiklerini tamamlaması açısından tavsiye edilir. Böylece bulgurda ye-
tersiz olan lisin, metionin vs. amino asitler baklagil tarafından da takviye edilmesi gerekebilir. Örnek
vermek gerekirse baklagiller yeşil sebzeler, salatalar veya C vitami ihtiva eden ürünlerle takviye edil-
irse vücudun baklagillerdeki demirden yararlanma oranı artar. Bir miktar etle pişirilirse ya da etle
veya yoğurtla birlikte yenir ise baklagil proteninin biyolojik değeri daha da artar. Bunun dışından bazı
araştırmacılar baklagil yemeklerinin peş peşe değil de hafta içinde düzgün şekilde dağıtılarak tüketil-
mesinin daha uygun olacağını ifade etmektedirler.
Baklagil satın alırken nelere dikkat edilmeli?
Her şeyden önce taze olmasına dikkat etmek gerekir. Şayet ürün ambalajlı ise zaten son kullanma
tarihi ambalaj üzerinde verilmiştir. Değilse taze olduğu renginden, kokusundan, parlaklığından an-
laşılabilir. Ürün asla küflü olmamalı ve çok az da olsa küf kokusu hissedilmemelidir. Ürün küflü olduğu
rüşeym kısmındaki renk değişiminden anlaşılabilir. Tanelerin rüşeym kısımları tanenin kendi renginde
olmalı, kırmızı, esmer ya da siyah renkli olmamalıdır. Bu durum kokusundan hissedilmese de tanede
küflenme olduğunu gösterir. Bunun dışında deterjan, boya vb. yabancı koku hissedilmemelidir. Müm-
kün olduğunca taneler aynı irilikte olmalı, kırık taneler ve yabancı maddeler içermemelidir. Ürün el ile
karıştırıldığında ele unsu tozlar bulaşmamalıdır. Ambalajlı ise ambalaj dibinde kırıktı ve yoz birikme-
melidir. Böyle bir durum gözlenirse üründe depo zararlısı böceklerin ürediği anlaşılır. Bu böceklerin
küçük olduğu için halk arasında pirinç biti veya mercimek biti olarak biliniyorsa da bunlar tamamen
farklı türlerdir ve tahıl, baklagil ve depolanmış kuru gıdalar üzerinde ürerler ve önemli zararlar yapar-
lar.
13
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
Açıktan satılan ürünlerle ambalajlı ürünler arasındaki farklar nelerdir? Hangisini tercih etmeliyiz?
Ambalajlı ürünleri tercih etmek gerekir. Çünkü ambalajlı ürünlerin taşınması ve özellikle de depolan-
ması sırasında fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve makrobiyolojik kontaminasyon (bulaşma) olasılığı
daha düşüktür. Şayet uygun bir ambalajlama ile ürünün hava teması ve başka nedenlerle kimyasal,
biyokimyasal veya enzimatik bozulmaları da en aza indirebilir. Ayrıca ambalaj üzerinde ürünün son
tüketim tarihi, ürünün kimyasal özellikleri, hazırlama ve pişirme bilgileri gibi birtakım bilgiler bulun-
abilir. Bunlar kullanıcıya büyük yarar sağlar. Yine ambalaj üzerinde ürünün firması, markası, miktarı
gibi bilgiler bulunur. Böylece bir anlaşmazlık veya olumsuzluk halinde kişi hakkını daha kolay aray-
abilir.
Baklagillerin evde muhafaza koşulları nasıl olmalı?
Baklagiller her ne kadar rutubet içeriği düşük olan ve kolay saklanan ürünler ise de bu onların hiç
bozulmayacakları anlamına gelmez. Özellikle de uzun süre bekletileceklerse de saklama koşulları-
na dikkat etmek gerekir. Saklanacakları yerler rutubetsiz ve mümkün olduğunca düşük sıcaklıktaki
yerler olmalıdır. Rutubet almaları, küflenmelerine, böceklenmelerine, hatta ürünün çimlenmesine
neden olur. Şayet rutubetli olduklarından kuşkulanılır ise hemen açıkta bir yere serilip kurutulmaları
ve havalandırılmaları gerekir. Hiçbir zaman bunlar bir yere konulup orada hiç kontrol edilmeden
bekletilmemeli, aksine zaman zaman çıkarılıp rengine, kokusuna görüşününe bakılmalıdır. El ile
karıştırıldığında ele herhangi bir
toz ve kalıntı yapışmamalıdır.
Baklagil üzerinde üreyen hem
küfler hem de böcekler rutubetli
ve 27-32 derece dolayındaki or-
tamları severler ve bu koşullarda
hızla ürerler. Bunlar her ikisi de
ortamdan veya tarladan bulabil-
ir. O nedenle ürün bulaşık olsa
bile kişi bunu bilemez ve ortamın
uygun olması halinde bu yu-
murtalar açılır ve böcekler hızla
ürerler.
Ürünün cam kaplarda saklanma-
ları küflenmesini ve böceklen-
mesini engellemez. Çünkü biraz
önce de değindiğim gibi bunlar
önceden bulaşmış halde kaba
konulursa uygun sıcaklık ve ru-
tubette cam kapta da üreyebilir.
Ancak cam kaba konmuş ürün
önceden bulaşık değilse o zaman
14
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
cam kap dışardan bulaşmayı engelleyebilir. Plastik poşetler çoğu böceğin dışardan ürüne bulaşmasını
engelleyemez. Kağıt ambalajın depo zararlısı pek çok böcek için iyi bir bariyer olduğu görülmüştür.
Burada şunu hemen belirtmek istiyorum ki şayet ürün soğuk ortamda ve rutubetsiz koşullarda
saklanır ise depo zararlısı böceklerin yumurtları açılamaz ve üreyemezler. Bir de bu böceklerin ba-
zılarının gelişmeye başlamaları için ürün içinde yabancı maddeler veya kırık tanelerin bulunması
gerekir, çoğu böcek başlangıçta sağlam tane üzerinde gelişemez. O nedenle ürünün saklanmasında
temiz olmasına yabancı madde ve kırık taneler ihtiva etmemesine de dikkat etmekte yarar vardır.
Baklagil ürünleri ete alternatif tutulabilir mi?
Hayır, şunu unutmamak gerekir ki hiçbir ürün bir diğerinin yerini tam olarak tutamaz. Baklagiller
etin yerini tam olarak tutamadığı gibi et de herhangi bir baklagilin yerine tam olarak kullanılamaz.
Her bir gıda ayrıdır ve insanın sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için her birinden yeteri ve gereği
kadar alması gerekir.
Günümüzün önemli bir sorunu olan obezite ile mücadelede bakliyatların rolü nedir?
Son zamanlara kadar genelde baklagiller hep protein kaynağı olarak görülmüş, diğer özellikleri üze-
rinden fazla durulmamıştır. Halbuki baklagillerin beslenmede birçok işlevi vardır. Bunların başında
da insanların sindirim sistemi hastalıklarına yakalanma riskini düşürmeleri gelir. Çünkü baklagiller
diyet lif bileşikleri bakımından zengindir. Böyle olunca da bunların kolon kanseri, divertikül, kabızlık,
hemoroid ve obezite gibi sindirim sistemi hastalıklarını önlemede önemli rolleri bulunmaktadır.
Bunların dışında baklagillerin bileşimlerindeki diyet lif komponentleri yanında fenolik ve antiok-
sidanların gibi bir takım fonksiyonel bileşiklerin bazı kanser çeşitleri, kalp damar hastalıkları ve şeker
hastalığı gibi hastalıklara yakalanma riskini de düşürdükleri kanıtlamıştır.
Türk Tarım Dergisi Ekim 2017 sayısında yayımlanan Müge ÇEVİK’in Prof. Dr. Berrin ÖZKAYA ile röporta-
jından alınmıştır.
15
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
16
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
EĞİTİM KÖŞESİ
Nihal NALÇACI
Eğitim Şube Müdürlüğü
Uzman
2019 yılı eğitim faaliyetlerimiz hizmet içi katılımcılara hububat çeşitlerini tanıtmak,
eğitim programımız doğrultusunda Şubat hububat alım yöntemleri ve alım kriterleri
ayında da aralıksız devam etmektedir. hakkında bilgi vermek, depolama, muhafaza
Kurum içi eğitim ve seminerlerimizin yanı ve mücadele konularında yetkinliği artırmak
sıra Kurum dışı personel için düzenlediğimiz sureti ile eksper yetiştirilmesi amaçlanmıştır.
eğitimler de ay buyunca uygulamaya Kurum içi personelimiz için “Şube Müdür
konulmuştur. Yardımcılarını Geliştirme Semineri”,
Söz konusu faaliyetler doğrultusunda “Ticaret İşlemleri Semineri” ve “Belgenet
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Eğitimi” Şubat ayında gerçekleşmiş olup
bünyesinde yer alan personele yönelik 21 ayrıca düzenlenen “Ajans Amiri Geliştirme
Ocak-01 Şubat 2019 ve 04-15 Şubat 2019 Semineri” ve “İşçi-İşveren Mevzuatı Eğitimi”
tarihleri arasında “Hububat Eksperliği Müdürlüğümüzde devam etmektedir.
Eğitimi” düzenlenmiştir. Bu eğitimler ile
17
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
SİZDEN GELENLER
M.Ufuk MİSTEPE
APK Dairesi Başkanlığı
Uzman
İŞLETMELERDE
FARKLILIKLARIN YÖNETİMİ
İnsan sadece kendi varlığının farkında olan, toplum içinde kendini inşâ eden bir varlık olmanın
yanında, toplumda kendine özgü bir yer edinmek isteyen, yaratıcı yetilerini etkin kılarak var
olduğunu kanıtlamak / fark ettirmek isteyen bir varlıktır (Onat, 2010). Bu bağlamda, insanın
hayatı boyunca bu farkındalığı oluşturmak için çabaladığı düşünülebilir.1
Performans, kârlılık, verimlilik, etkinlik gibi örgütsel amaçları gerçekleştirmek için bir araya
gelen insanlar, bir yandan diğer çalışma arkadaşlarına ve örgüte uyum sağlamaya çalışırken,
bir yandan da sahip oldukları farklılıkları (cinsiyet, yaş, engellilik vb.) özgürce yaşamak iste-
mekte ve bu farklılıklara saygı duyulmasını beklemektedir. Bu doğrultuda karşımıza, işlet-
mecilik ve yönetim alanında “farklılıkların yönetimi” adıyla anılan bir yönetim paradigması
çıkmaktadır.2
Farklılıkların yönetimi, “çalışanların farklılıklarına ve benzerliklerine değer verilen, böylece
çalışanların potansiyellerinin tümünü, örgütün stratejik amaç ve hedeflerine katkı sağlay-
acak şekilde kullanabilecekleri bir iş çevresi yaratma ve bu iş çevresini sürdürme süreci”dir
(USGAO Araştırma Raporu, 2005: 1).3
Farklı kültürlerle çalışmak, tıpkı bir enstrümanın bir eseri seslendirmesi gibidir: İyi yönetil-
irse sonuç muhteşem, uyumsuzluk halinde ise çekilmez olur. (Z. PARLAR, 2012)
Farklılıkların yönetimi, en yalın şekliyle; çalışan farklılıklarından doğan gerilimi dengelem-
eye ve bu farklılıklardan avantaj elde etmeye çalışan bir anlayışa işaret etmektedir. Bu an-
layışın hedef aldığı farklılıklar; bireyleri birbirlerinden farklılaştıran veya onları benzer kılan,
kişiye özgü içsel ve dışsal bütün özellikleri ifade etmekte ve “insanlar arasında, ırk, kültür,
cinsiyet, cinsel yönelim, yaş ve fiziksel yeterlilikler vb. açısından var olan farklar” şeklinde
tanımlanmaktadır (Sonnenschein, 1997: 3).2
İş yaşamında Kuşak Farklılıklarının sergiledikleri örnekler de “farklılıkların yönetimi”nin ne
denli önem arz ettiğini açıklamada tipik örnekler barındırır: Meselâ; X ve Y kuşağı otorit-
18
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
eye ve kurallara saygılıdır. Z kuşağı otoriteye karşı saldırgan bir tutuma sahiptir. X kuşağı işkoliktir. Y
kuşağının iş motivasyonu yüksektir. Z kuşağı eğlenerek çalışmayı sever. X kuşağı kanaatkârdır. Y kuşağı
rekabetçidir. Z kuşağı yenilikçidir. X kuşağı iş odaklı yaklaşıma, Y kuşağı sonuç odaklı yaklaşıma ve Z
kuşağı süreç odaklı yaklaşıma sahiptir. X kuşağında çalışmak için yaşama anlayışı, Y kuşağında yaşamak
için çalışma anlayışı ve Z kuşağında iş ve yaşam dengesinin sağlanması anlayışı hâkimdir.3
Küreselleşmenin etkisiyle birlikte, işletmelerde tek kültürlü yaşamdan çok kültürlü yaşama doğru bir
geçiş yaşanmaktadır. Bu değişim doğrultusunda, işletmelerde yabancı uyruklu çalışan sayısında artış,
kadınların işgücüne katılımının artması, farklı kültür, bilgi, beceri ve yeteneğe sahip çalışan sayısının art-
ması gibi gelişmeler sonucu çalışan profilinin gün geçtikçe çeşitlenmesi, “farklılıkların yönetimi” konu-
sunu rekabet avantajı yaratmanın önemli bir stratejisi haline getirmektedir.4
TÜRKLER, Fransızlar gibi atıf yönelimlidir (geçmiş yaşantı önemlidir). Türkler, İtalyanlar, İspanyollar ve
Yunanlılar iş kültüründe birbirine yakın özellikler gösterir. Türklerin zayıf liderlere tahammülleri yoktur.
Eğer güçlü ve kapsayıcıysanız, hatalarınıza rağmen çalışanlarınız yanınızda olurlar. İnsanlar eleştirilmeyi
sevmediği gibi hatalarına rağmen liderlerinin kendilerini eleştirmesini de sevmezler.3
Farklılıklardan kaynaklanan İletişim, Ekip Çalışması ve Yönetim Sorunları vardır: • Önyargılı dinleme •
Yanlış anlama ve yorumlama • Anlamama • Anlatamama • Güvensizlik • Anlaşmazlık • Çatışma İletişim
Sorunlarını; • İletişimsizlik • Güvensizlik • Rekabet • Çatışma, • Stres, • Verimsizlik • Süreksizlik • Destek ve
dayanışmanın olmaması Ekip Çalışması Sorunlarını; • Karar alamama • Sorunları çözememe • İşbirliği ve
iletişimin olmaması • Verimsiz çalışma • Koordinasyon sorunları da Yönetim Sorunlarını özetler.3
Önyargı, stereotipleme, ayrımcılık ve dışlama, cinsel tâciz ve mobbing ile diğer bazı nedenler insanlar
arasındaki farklılıkları soruna dönüştüren nedenlerdir.3
Farklılığın boyutları nelerdir derseniz şunları ifade edebiliriz: • Cinsiyet, • Yaş, • Irk \ etnik köken, • Din, •
Dil, • Engellilik, • Eski hükümlü olma, • Kültür, • Cinsel yönelim, • Medenî durum, • Ailevî konum, • Meslek,
• Zihinsel durum, • Fiziksel görünüm, • Hobi, • Deneyim, • Yeterlik, • Sosyo-ekonomik düzey, • Eğitim, •
Siyasî ve politik farklılıklar, • Coğrafî farklılıklar, • Psikolojik farklılıklar, • İş kültürü farklılıkları.3
Farklılıkların yönetimine ilişkin İnsan Kaynakları Yöneticilerinin algısı ve mevcut durum şöyledir: a) Yasal
zorunluluk olmasa engelli ve hükümlü kişiler çalıştırılmak istenmemektedir. b) Özellikle İngilizce eğitim
veren üniversitelerden mezuniyet, yaygın ayrımcılık unsuru olarak algılanmaktadır. c) 80 kuşağı, farklı
olan gruba dahil edilmeye başlanmıştır. ç) Cinsel yönelim ve dinle ilgili bazı konular ülkemiz için halâ
tabu olan olgulardır. d) İşletme birleşmelerinde, diğer işletme çalışanları farklı görülmektedir. e) Farklı
sosyo-kültürel geçmişlerden gelmek de bir farklılık unsuru sayılmaktadır. f) Farklı kimliklere sahip ol-
mak (özellikle engellilik ya da farklı cinsel yönelim), çalışan davranışlarını önemli ölçüde etkilemektedir.
g) Pozitif ayrımcılık uygulamaları adaletsizlik olarak algılanmaktadır. ğ) İşletmelerin yurt dışında bulunan
merkezlerinin yönlendirmesi ya da rehberliğiyle Türkiye’de karşılaştırmalar yapılmaya başlanmıştır an-
cak önyargılardan kurtulmanın biraz daha zaman alacağı düşünülmektedir. h) İşletmelerde farklılıkların
yönetimine yönelik olarak en sık rastlanılan uygulamalar; yabancı dil kursları, esnek çalışma saatleri,
kariyer gelişim plânları, kurum içi iletişim uygulamaları ve farkındalık yaratmaya yönelik çeşitli eğitim-
lerdir.4
Farklılığın Faydaları da vardır: • Farklı görüşlerin temsil edilmesini sağlar. • Örgütün temel değerlerine
19
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
odaklanır ve onları güçlendirir. • Örgütsel değişme ve gelişme üzerinde etkilidir. • Sosyal, ekonomik, en-
tellektüel ve duygusal gelişimi teşvik eder. • Örgütün küresel dünyadaki yerini anlamasına yardımcı olur.
(Sonnenschein, 1997:3-4; Akt. Sürgevil, 2010)3
İşletmelerin bu konuda yeterince bilinçlenerek farklılıkları örgüt için sorun değil fırsat olarak görmeler-
inde, farklılıkların yönetimini ise örgütsel yaşam biçimi olarak algılamalarında yarar vardır. Çünkü, yönet-
icilerin amacı, şiddetli çatışmaların yaşandığı bir örgütsel ortam değil, çalışanların kimliklerinin korun-
duğu, uzlaşma ve hoşgörü unsurlarının hâkim olduğu bir örgütsel ortam yaratmak olmalıdır. Bu konuda
işletmelerin en büyük yardımcısı, örgütün değişim uzmanı olan insan kaynakları bölümü ve insan kaynak-
ları yöneticileri olacaktır.4
İşletmelerde gerçekleştirilen farklılıkların yönetimi konusundaki girişimler, insan kaynakları uygulama-
ları bazında şu şekildedir: a) İşe alım, b) Performans ve Kariyer Yönetimi, c) Eğitim ve İletişim, ç) Çalışma
Düzeni ile İş ve İş dışı Yaşam Dengesi.4
Farklılıklar yönetiminde karşılaşılan olumsuz etkiler şunlardır: 1. Bireysel Etkiler: Mutsuz, depresif, verim-
siz, suça yönelimli, saldırgan, intihar. 2. İnsanlararası Sorunlar: İletişimsizlik, çatışma, kıskançlık, kavga,
ayrılma, boşanma. 3. Kurumsal Etkiler: Verimsizlik, düşük performans, yanlış karar ve hatalı uygulamalar,
gizli ya da açık direnme, müşteri-pazar-imaj-gelir kayıpları, yüksek iş gücü devri. 4. Toplumsal Etkiler:
Sınıf çatışmaları, siyasal ve sosyal bunalımlar, otorite boşlukları, anarşi, suç artışı, sosyal huzursuzluk,
toplumsal gerginlik. 5. Uluslararası Etkiler: Savaşlar, siyasî gerginlikler, çatışmalar, uluslararası müda-
haleler, gerilla savaşları, terör olayları, isyanlar, yerel ayaklanmalar.3
Türkiye’de konunun henüz emekleme aşamasında olması nedeniyle farklılıkların yönetimini uygulayan
işletme sayısı da oldukça sınırlıdır. Çoğu firma ya merkezin talebi doğrultusunda ya da yasal zorunluluklar
gereği farklılıkların yönetimini uygulamaktadır (Tozkoparan, 2008: 179).4
Türkiye’de çoğu farklılık unsurunun ayrımcılık olarak değerlendirildiği, kişilerin dışlanabildiği, so-
syo-kültürel boyutta yaşanan tabular ve dogmalar nedeniyle baskı ve korkuların yaşanabildiği gerçeğinin
altı çizilmiştir. Türkiye’de kendinden farklı olana tahammül sınırlı düzeyde olup, özellikle engelli olan
ve cinsel yönelimi farklı olan çalışanlara tahammül çok zayıftır. Özellikle 80 kuşağı ile yaşanan kuşak
çatışmasının önemli hale gelmeye başlaması dikkat çekicidir. Bu durum, 80 ve sonrası kuşağın yöneti-
minin, bazı sektörler ve bazı görevler için daha fazla önem kazanacağı biçiminde değerlendirilebilir.4
Farklılıkların yönetimi, yöneticilerin örgütlerinde yüzleştikleri en önemli zorluklardan biridir. Günümüzde
iş yaşamında aynı mesleği yapanlar arasında farklı cinsiyet, yaş, bölge, kültürel geçmiş, ırk ve etnik köken
oranı artmaktadır. Ayrıca yaşam tercihi, bakış açısı, eğilimleri, değer sistemi, inançları, davranışları,
beklentileri, becerileri ve tecrübeleri açısından da çalışanlar arasında farklılıklar bulunmaktadır. İş alanın-
da başarılı olmak için yöneticilerin çalışanların beklentilerini karşılamaya odaklanması yeterli değildir.
Yöneticiler ayrıca müşteri ihtiyaçlarına karşı hassasiyet gösterme, kanunlara uyum, iş etiği, kârlılık ve
hattâ sosyal uyum konularına da dikkat etmelidirler.1
Farklılıkların yönetimi, hem insanlara eşit davranmayı, hem de onların farklılıklarına saygı duyarak bu
farklılıklardan yararlanmayı içermektedir. Bu nedenle, başarılması kolay olan bir uygulama değildir.
20
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
Farklılıkları etkin bir şekilde yönetmeye yardımcı olacak süreçler oluşturmak ve farklılıkların yönetiminin
tüm örgüt üyeleri tarafından benimsenmesini sağlayarak paylaşılan bir kültür haline gelmesini sağlamak,
uzun bir süreyi ve kararlılığı gerektirmektedir. Ancak, sağladığı faydalar değerlendirildiğinde, işletmelerin
bu anlayışa gereken yatırımı yapmaktan kaçınmamaları gerektiği düşünülmektedir.2
Başarılı bir yönetsel anlayışın öncelikle tüm farklılıklara saygı duymayı sağlaması, bu farklılıklardan azami
düzeyde yetenek çıkarmayı ve sinerji yaratmayı amaçlaması gerekmektedir. • Yönetici, etkin bir lider ol-
mak ve örgütünü amaçlarına ulaştırmak için motivasyonu yükseltme yoluna gitmelidir. Ancak yönetici bu
durumu sağlamak için herkesi mutlu etme derdine kapılmamalıdır. Aksi takdirde sürecin mutlu etmeye
dönük işlemesi, amacın arka plâna itilmesine ve kullanılan yöntemlerin insanları oyalama taktiğine dön-
mesine neden olabilir. Herkesi mutlu etmenin her zaman mümkün olamayacağının bilincindeki kişi olarak
yöneticinin asıl işi, farklılıkları nasıl daha iyi yönetebilirim?’in derdine düşmek yerine, örgütümdeki en iyi
ve en yetenekli liderleri nasıl ortaya çıkarabilirim?’e odaklanmaktır. Bu gerçekleştiğinde farklılıklar da
kendiliğinden iyi yönetilmiş olacaktır.3
Sonuç olarak kapsayıcı hoş görüyü kendine ilke edinmiş, problemlere bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşa-
bilen liderlerin ve örgütsel anlayışı içselleştirmiş yöneticilerin etkin bir farklılıklar yönetimini gerçekleştire-
ceği düşünülebilir.1
KAYNAKÇA
1 KURT, Neslihan – Neden Farklılıkların Yönetimi Bilinmelidir? 06.06.2015 http://www.neslihankurt.
com/iste-bu-donemin-ilk-makalesi/#_ftn1
2 SÜRGEVİL, Arş. Gör. Olca / BUDAK, Prof. Dr. Gülay - İşletmelerin Farklılıkların Yönetimi Anlayışına
Yaklaşım Tarzlarının Saptanmasına Yönelik Bir Araştırma, DEÜ SBE Dergisi, Cilt: 10, Sayı: 4, 2008.
3 KURT, Neslihan – Farklılıkların Yönetimi, Yönetsel Davranış Dersi, Gazi Ünv. Eğt. Yön. ve Den. Bilim Dalı.
4 TOZKOPARAN, Yrd. Doç. Dr. Güler / VATANSEVER, Yrd. Doç. Dr. Çiğdem - Farklılıkların Yönetimi:
İnsan Kaynakları Yöneticilerinin Farklılık Algısı Üzerine Bir Odak Grup Çalışması, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi
(21) 2011, 89-109.
21
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
iSs İZDEN GELENLER
TMO Yerköy Şube Müdürlüğünde 31 yıldır görev ya-
pan Aşçı Hanifi KARAKOÇ için Başuzman İbrahim
AĞMİL’in kaleme aldığı şiiri paylaşıyoruz.
İbrahim AĞMİL’in notu:
Mutfağın kıymetli ve maharetli Aşçısı, sevdiğimiz, say- İbrahim AĞMİL
dığımız, emektarımız, Hanifi KARAKOÇ ustama, ömür Başuzman
boyu güzel bir hatıra olması temennisiyle, bir şiir yaz-
maya çalıştım. Sürçülisan ettiysem affola. Tüm dost-
larla da paylaşmak istedim. Saygı, sevgi, ve selamlar.
HANİFİ USTAM
Ofis mutfaklarının, en maharetli ustası,
Dillere destandır ustamın, incir uyutması.
Portakallı ördek ile sahanda yumurtası,
Ellerin dert görmesin, Ofisin lezzet ustası.
Hanifi usta derler, Yozgat bölgesinde adına,
Lezzet adamıdır, Ustalık yakışır onun şanına.
Arada bir sinirlenir, asistanı Meliha hanıma,
Bazen yumuşak huylu, bazen yanaşılmaz yanına.
Sütlaç yerken bile kırılır, Bekir Öcek’in narin dişi,
Hanifi Ustayı, kızdırmaktan yoktur onun başka işi.
Et döner, balık, İskender, bir başkadır tavuk şişi,
Kırk yılda bir yetişir Büyük Nefesten, böyle mahir kişi.
Herkes ustamın, leziz yemeklerini afiyetle yer,
Yemekten sonra herkes, eline sağlık ustam der.
Bu durum, köylüsü kıskanç Bekir’i, oldukça gerer,
Eline sağlık diyecektim amma, güzel olmamış der,
Bekir bey ile Meliha hanım ın, akrabalık muhabbeti,
Her öğlen yemekhanemizin, vazgeçilmez tatlı sohbeti.
Anlamak çok zor, bunlar akrabamı, kim kimin nesi,
Meliha hanım’ın teyzesi, galiba Bekir beyin ebesi.
22
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
Asistanları Meliha, Bünyamin birde Mahmut’u var,
Ustam asistanları ile yemeklerin dağıtımını yapar.
Yüzünü ekşiten varmı diye, uzaktan şöyle bir bakar,
Pişmiş aşa su katanın, çiğnemeden yutanın, çırasını yakar.
Mahmut ile Bünyamin, mutfağın vazgeçilmezleri,
Ustamın Yemeklerini süsler, Yozgat’ın Nohut’u, Et’i,
Yağlı yerinden kapmaktır her zaman, Bekir beyin niyeti,
Bekir beyi ihya eder, Gülşen hanımın programlı diyeti.
Bekir Öcek yemek kuyruğuna, tam ortadan dalar,
Bamya, pırasa hiç sevmez, et olunca tabağı yutar.
Köylüm yağlı olsun diye, ustaya çeker bir ayar,
Bekir kazansın, siz yiyin, söylemiyle latife yapar.
Ömrü yemek pişirmekle geçti ustamın, geldi elli yaşına,
Mutfakta çok ciddidir, bakmaz asistanların gözyaşına.
Yemeği beğenmeyen olursa, çorba tasını geçirir başına,
Köylüsü Bekir Öcek, feleğini şaşırır döner şaşkına.
Ustam helal et, şu fani dünyada, bizlere emeklerini,
Az pişmiş, çok pişmiş demedik, yedik pişirdiklerini.
Mevlam eksik etmesin, senin gönülden sevenlerini,
AĞMİL gönülden sever, hem seni, hemde yemeklerini.
Hanifi KARAKOÇ - Aşçı
23
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
EMEKLİ GÖZÜNDEN TMO
Röportaj: Onur ÖZKILIÇ (Basın Yayın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü – Memur)
Röportaj Yapılan Emekli: Mehmet BOZKURT
O.Ö: Sizi tanıyabilir miyiz?
M.B: Ben Mehmet Bozkurt. 1978 yılında Ofis’e girdim.
O.Ö: Ofis’e girmeden önce TMO sizin için ne ifade ediyordu?
M.B: Benim dedem çiftçiydi. Dolayısıyla TMO’nun iştigal alanının hububat üzerine olduğunu
biliyordum. O zamanlar çuvalla götürüp istasyondaki Ofis’e döküyorlardı. Ofis, benim
gözümde hep çiftçinin kara gün dostuydu. Ekmek bitti mi çiftçi nereye gidecek? Ofis’e
gidecek. Sonrasında büyüdük 1978 yılının 6. Ayında Ofis’e girmek nasip oldu.
O.Ö: İlk nerede işe başladınız?
M.B: Ben ilk Diyarbakır’da başladım ve orada 2 yıl görev yaptım. Sonrasında Şanlıurfa
Akçakale’ye geldik. Sonrasında Şanlıurfa’da emekliye ayrıldık.
O.Ö: Çalıştığınız süre içerisinde hangi görevlerde bulundunuz?
M.B: Ben ilk olarak daimi işçi olarak işe girdim. O zamanlar elavatörlere bakıyorduk. O
zamanlar elektrik yoktu, benzinli motorlarla hububatı yüklüyorduk. O zamanlar işimiz daha
da zordu. Sonrasında elektrik geldi, sonrasında siloya geçtik. 16 sene siloda çalıştım. Silonun
bakımıyla ilgileniyordum. O zamanlar mesai mefhumu yoktu, yaptığım işi severdim bazı
günler sabaha kadar çalışırdık. Ekmeğimiz için gönüllü çalışıyorduk.
O.Ö: Çalıştığınız süre boyunca hiç unutamadığınız bir anınız var mı?
M.B: Ben TMO’yu ve yaptığım işi emekliliğime kadar hep sevdim. O yüzden anılar çok fazla.
Akçakale’de çalışırken cumartesi günü eşimle birlikte geziyorduk. Baktım bir araba geldi.
24
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
Buyurun dedim, Ankara’dan geliyoruz dediler. Sen neden böyle geziyorsun dediler? Ben
komutanım dedi. Ben de karşılık olarak “ben de komutanım” dedim. Sen ne komutanısın dedi.
Ben de buranın sahanın komutanıyım dedim. Meğerse komutanmış sonrasında Ofis’e geçmiş.
Her neyse dedim ki ne istiyorsunuz? Daireye gel dedi bana. Ben de bir tedirginlik olmadı
değil. (gülüyorlar) Beni neden eşimin yanında korkutuyorsun dedim. Sonrasında biraz sohbet
ettik iyi de bir dost olduk. Konuşarak anlaştık yani. Sonrasında bana senin bir sorunun var mı
diye sordu. Hayır diye karşılık verdim. Peki çocuğun var mı eğer varsa ona iş bulalım ben de
yardımcı olayım dedi. Buna çok sevindim, en nihayetinde oğlumun işe girmesinde etkili oldu.
Tartışma ile başlayan süreç oğlumun iş sahibi olmasına vesile oldu. (gülüyorlar) Önceden
imkanlar kısıtlı olduğu için anılar da çok oluyor tabi. Eskiden beton yoktu, silo yoktu, açık
yığınlar yaygındı. Açık yığınlar da çamurlu oluyordu, araç giriyordu çamura batıyordu. Bir
keresinde bir kamyon çamura batmıştı Cuma günü olduğu için iki gün orada bekleyecekti.
Müdür beye ben bunu çıkartmak istiyorum, iki gün beklemesin dedim. O da çıkartabilirsen
çıkart dedi. Onu çıkarttık, adamı 3 gün çamurda beklemekten kurtardık. Çok da memnun
olmuştum hiç unutmam.
Bir keresinde yine siloda çalışırken Müdür geldi yarın arpa tesellümü olacak dedi. İki tankın
boşaltılması lazım dedi. Bir arkadaşımla beraber o gün sabaha kadar iki tankı çalıştırdık ve
boşalttık.
O.Ö: Kaç yıl hizmet verdiniz Kuruma?
M.B: 38 yıl hizmet ettim, 2 yıl da askerlik toplamda 40 sene 4 aylık hizmetim var.
O.Ö: Emeklilikte vaktinizi nasıl geçiriyorsunuz?
M.B: Ben çalışmayı çok seven bir insanım o yüzdendir oturmam hiç. Evde iş yapıyorum şu anda
da. Ofis’te dahi boş dururken ağaçları sulardım, kazma kazardım, kırık yerleri onarırdım. Şimdi
de evde öyleyim. Kaynak, tamir gibi bir çok işle uğraşıyorum. Hatta Müdür beye söyledim
beni tekrar Ofis’e almaz mısınız? (gülüyor) Ha tabi bir de bardakları yıkıyorum, yatakları
kaldırıyorum. Başka iş yapamıyorum tabi, hanımdan korkuyorum kardeşim. (gülüyor)
O.Ö: Yeni nesil Ofisçilere tavsiyeleriniz nelerdir?
M.B: Ben iki şey tavsiye ediyorum. Akıllı olacaklar ve dürüst olacaklar. Evde de dürüst, Ofiste
de dürüst. Şartlar ne olursa olsun korkmayacak ve dürüst olacaksın. Görevlerini düzgün
yaptıktan sonra hiçbir şeyden korkmasınlar. Akıllı olmak hep rahat durmak değildir, görevini
yapmak da akıllılıktır. Nerede olursa olsun işini ihmal etmeyeceksin. Ayrıca yaptıkları işleri
gönüllü yapmalarını tavsiye ediyorum. Benim emeklilikten sonra içim çok rahat. Neden?
Çünkü gönüllü yaptım işleri, severek yaptım. Hiç ihmal etmedim. Bu çok önemli bence.
25
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
ŞUBELERİMİZİ TANIYALIM
AKSARAY ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ
Aksaray, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Limanı’na 258 km uzaklıktadır.
Müdürlüğü Konya Bölge Müdürlüğüne bağlı Şube ve Bağlı İş Yerlerinin Konaklama
Şube Müdürlüğü olarak 1986 yılında faaliyete İmkânları: Şube Müdürlüğü Niğde Ajans
başlamıştır. 2003 yılında gerçekleştirilen Âmirliği’nde 4 ve Ereğli Ajans Âmirliği’nde
yeniden yapılanma sürecinde Bölge Müdürlüğü 4 olmak üzere toplam 8 yatak kapasiteli
mülga olmuştur. Şube Müdürlüğü olarak misafirhaneler bulunmaktadır.
faaliyetine devam etmektedir. Ankara, Aksaray, İşyeri Depolama İmkânları ve Kapasitesi:
Niğde, ve Konya il sınırları dahilinde faaliyet Ereğli Ajans Âmirliğinde 5.600 ton’luk çelik
göstermektedir. Kurumun politikalarına paralel silo ve 1.500 ton’luk diğer depolama türü,
lisanslı depoculuk uygulamalarında başarı Niğde Ajans Âmirliğinde 4.800 ton’luk çelik
gösteren şubelerden birisidir. silo ve 2.000 ton’luk diğer depolama türü,
İş Yerinin İştigal Konusu: Aksaray Şube Çakmak Tesisli Ekip Şefliğinde 8.000 ton’luk
Müdürlüğü hinterlantında buğday, arpa, mısır ve yarı mekanik depo, Ulukışla Tesisli Ekip
nohut alımları ile alınan ürünlerin muhafaza ve Şefliğinde 3.600 ton’luk çelik silo olmak üzere
satış işlemleri yapılmaktadır. toplamda 25.500 ton’luk depolama kapasitesi
Personel Durumu: Şube Müdürlüğü Merkezi’nde mevcuttur.
32 ve bağlı iş yerlerinde 15 kişi olmak üzere Ayrıca; Altuntaş Lisanslı Depoculuk A.Ş.’nin
toplam 47 personel görev yapmaktadır. Acıpınar mevkiinde 31.000 ton kapasiteli çelik
Şube Müdürlüğü’ne Bağlı İş Yerleri Unvanları: silo, Ağaçören ilçesinde 22.000 ton kapasiteli
Aksaray Şube Müdürlüğünde 2 Ajans Âmirliği çelik silo olmak üzere toplam 53.000
ve bu iş yerlerine bağlı 2 Tesisli Ekip Şefliği ton kapasiteli çelik silo; My Silo Lisanslı
bulunmaktadır. Depoculuk A.Ş.’nin Aratol mevkiinde 23.000
Ulaşım Durumu: Ankara’ya 225 km, Konya’ya ton kapasiteli çelik silo; Kan Ziraî Lisanslı
148, Kayseri’ye 156, Adana’ya 265 ve Mersin Depoculuk A.Ş.’nin Ankara Şereflikoçhisar
ilçesinde 21.000 ton kapasiteli çelik silo;
26
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
Aksaray Ticaret Borsası Lisanslı Depoculuk dönemde Aksaray ve çevresi iskân görmüştür.
A.Ş.’nin Aratol mevkiinde toplam 22.400 ton Kalkolitik ve eski demir devirlerinde iskan olup
kapasiteli, Eşmekeya kasabasında ise 21.300 ton olmadığı bilinmemekle birlikte çevre köylerde
kapasiteli lisanslı depolama alanı bulunmaktadır. (Böget ve Koçaş) bu döneme ait seramiklere
Şereflikoçhisarda TK Lidaş’a 10 yıllığına kiralanan rastlanmaktadır.
50.000 ton kapasiteli tesiste lisans çalışması M.Ö. 3000 - 2000 yıllarında Anadolu’da
tamamlanmak üzeredir. Hatti kavmi yaşamıştır. Bu dönemde Asurlu
Aksaray’ın Tarihçesi: Aksaray’a farklı dönemlerde tâcirler burada ticaret yapmışlardır. Aksaray’ın
hâkim olan devletler, şehre kendilerine özgü ilk ve orta tunç devirlerindeki durumunu
değişik isimler vermişlerdir. Bunlar; Nenessa Acemhöyük ören yerlerindeki yapılan
(Nenossos), Şinakhatum-Şinukhtu, Garsaura, kazılardan ve müze müdürlüğünün satın almış
Kolonea-Arkhelais, Taxara, Şehri-Süleha, Piga olduğu eski eserlerden öğrenmekteyiz. Bu
Helena ve Aksaray isimleridir. dönemde Asurlu tüccarlar Mezopotamya’dan
Aksaray isminin kaynağı hakkında farklı gelerek şehirlerin banliyölerinde ticaret
görüşler bulunmaktadır. Bir zamanlar Selçuklu merkezi kurmaya başlamışlardır. Asurlu
sultanlarından birinin çok sevdiği kızı hastaIanır. tüccarlar yazıyı biliyorlardı.
Ülkenin tüm hekimleri saraya çağırılır, kızın Koloni dönemlerinin sonlarına doğru, M.Ö.
“Ah Saray” iniltileri odalarda yankılanmaktadır. 1700 yıllarında Kafkaslardan gelen, küçük
Derviş kılıklı bir adam gelir. Sultan’dan izin alıp şehir devletleri kuran ve Anadolu’da, askerî bir
hastayı görür, konuşturur, kime sevdalı olduğunu devlet halinde bir kavmin varlığını görüyoruz.
öğrenir. Düğün, dernek kurulur. Bundan sonra Aksaray’da Hititlere ait eserler bulunmamakla
“Ah Saray” iniltileri AKSARAY’a dönüşür. Diğer beraber mağlup memleketler arasında
bir görüş de; Aksaray adının Kılıçaslan tarafından Aksaray’ın da adı geçmektedir.
şehre ak taşlar kullanılarak yaptırılan saraydan Yanardağ küllerinin sıkışmasından oluşan tüf
geldiğidir. Bu saray, tarihin Archalais’ini Aksaray’a tabakalarının çok kolay kazınabilme özelliği
çevirmiştir. nedeniyle bölgeye çok sayıda yeraltı şehri,
M.Ö. 7000 - 6000 yıllarında Neolitik devirde dik yamaçlara kaya içinde yerleşme birimleri
Anadolu medeniyetinin ilk izlerini gördüğümüz yapılmıştır. 7. yy. sonlarından itibaren
Çatalhöyük’te Hasandağı’na dolayısıyla Müslüman Arapların Anadolu üzerinden
Aksaray’a ait vesikalara rastlanmaktadır. Neolitik İstanbul’a yaptıkları seferler nedeni ile
27
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
bölgeye sığınan Hıristiyanların sayısı çok artmış, Hellenistik Dönem (Büyük İskender), Roma,
Ihlara, Gelveri ve Göreme gibi yerleşim birimleri Bizans, Selçuklu ve Osmanlı egemenliklerinde
oluşmuştur. Aksaray, 1142 tarihinde Selçuklular kalmıştır. Cumhuriyet dönemine kadar
tarafından zapt edilmiş ve 1470 yıllarındaki Konya’ya bağlı bir sancak olan Aksaray 1920
Osmanlı hâkimiyetine kadar İlhanlı, Danişmentli, yılında vilâyet olmuş, 1933 yılında vilâyetliği
Karamanoğulları egemenliğinde kalmıştır.1470’te lağvedilerek Niğde’ye ilçe olarak bağlanmıştır.
Aksaray’ı ele geçiren İshak Paşa tarafından, Fatih 15 Haziran 1989 yılında yeniden il olmuştur.
Sultan Mehmed’in emri ile halkın bir bölümü Gezip Görülmesi Gereken Mekânlar: Orta
İstanbul’a nakledilmiştir. Anadolu Bölgesi’nde, tarihi İpek Yolu’nun
M.Ö. 1. bin yılda Kral Kiakki döneminde önemli merkezlerinden birisi olan Aksaray,
Şinakhatum - Şinukhtu olarak anılan Aksaray, kültürel varlıkları yanında doğal zenginlikleri
Hellenistik dönemde Kapadokya Krallığı’na ile de ziyaretçilerine değişik ve ilginç tatil
bağlanmış ve Garsaura olan ismi Arkhelais olanakları sunmaktadır. Aksaray Müzesi, Eğri
olmuştur. Selçuklular döneminde de II. Kılıçarslan Minare, Saat Kulesi, Belisırma Köyü Bahattin
tarafından adı Aksaray olarak değiştirilmiş ve Samanlığı ve Ala Kiliseleri, Acemhöyük, Ziga
ikinci başkent durumuna gelmiştir. Şehre kötü Kaplıcaları, Güzelyurt Evleri, Güvercin Kayası,
insanların alınmamasından dolayı iyi insanların Kilise Câmii, Orta Kuyu Kalesi, Karagedik ve
yaşadığı yer anlamına gelen “Şehr-i Süleha” Pürenli Seki Kiliseleri, Güzelyurt Kaya Câmi,
olarak da anılmıştır. Ihlara Vadisi, Bedriyye ve Zinciriye Medreseleri,
Aksaray geçmişten günümüze Hatti, Pers, Sümbüllü ve Ağaçaltı Kiliseleri, Aşıklı Höyük,
28
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
Çamlı ve Kırkdamaltı Kiliseleri, Selime Katedrali Meşhur Yemekleri; Soğanlama, Kuskus Pilâvı,
ve Peribacaları, Manastır Vadisi, Sultan Erişte, Sıkma, Şepe, Höşmerim, Sarı Burma
Hanı, Nora Antik Kenti ve kış sporları turizm (Katmer), Sac Böreği, Bamya Çorbası, Çiğleme,
merkezi Hasan Dağı gezip görülebilecek yerler Barbur, Kayısı Dolması, Domates Çorbası ve
arasındadır. Kerek’tir.
Yörenin Tavsiye Edilecek Meşhur Unsurları:
Aksaray Malaklısı, hayvan sürülerinin
korumalığı görevini üstlendiği gibi aynı zamanda
iyi bir bekçi köpeği olarak da bilinmektedir.
Somuncu Baba’nın ekmekçilik yapması, bir ahi
geleneğinin devamı sayılabilir. Yünden Taşpınar
halısı, Ihlara Vadisi bibloları, Güzelyurt çömleği,
Aksaray Saray ve Köpük Helvaları, Gülağaç sele
sepeti tavsiye edilebilecek meşhur unsurlarıdır.
29
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
EN GENÇ EN KIDEMLİ
ŞUBE ŞUBE PERSONELİ
PERSONELİ
KADİR TURHAL - Muhasabeci Mustafa DAĞLI
Muhasebe Servis Şefi
27 Nisan 1992 tarihinde Sinop’un Tür-
keli ilçesinde doğdum. İlk, orta ve lise 1984 yılında Kayseri Bölge Müdürlüğüne
eğitimimi Türkeli’de yaptım. Üniversit- bağlı Sarıkent Ajans Âmirliğinde göreve
eyi ise Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinde başladım. 1996 yılında Pınarbaşı Şube
tamamladım. 31.12.2014 yılında Kulu Müdürlüğüne Muhasebe Şefi olarak
Ajans Âmirliğinde tartı memuru olarak işe atandım. Daha sonra çeşitli yerlerde
başladım. Görevde yükselme sınavı ile de Muhasebe Şefi olarak görev yaptım.
şu anda çalışmış olduğum Aksaray Şube 2011 yılından itibaren Aksaray Şube
Müdürlüğüne muhasebeci olarak atandım. Müdürlüğünde görev yapmaktayım.
Memleketim olan Sinop’ta TMO birimlerinin Görev yaptığım yerlerde üreticilerle olan
bulunmaması nedeniyle Kurumumuz hak- ilişkilerimde onları müşteri ya da üçüncü
kında bilgi sahibi değildim. Hem bilmediğim şahıs olarak görmedim. Hep nasıl daha
bir kurumda çalışacak olmam hem de farklı iyi yardımcı olurum düşüncesiyle hareket
bir şehirde yaşayacak olmam sebebiyle ettim. Görev yaptığım yerler içerisinde
bazı endişelerim vardı. Ancak memurluğa Giresun Şube Müdürlüğüne ayrı bir yer
başlamamdan kısa bir süre sonra bu endişe- açmak isterim. Memur olduğumu ora-
lerimin yersiz olduğunu anladım. da anladım. Oradaki iş ortamı ve iş ark-
adaşlarımla olan huzurlu çalışma or-
Geçen dört yılda hububat alımı, satış ve de- tamını unutmam mümkün değildir.
polama işlemleri ile farklı depolama sistem-
leri hakkında bilgi birikimine sahip oldum. Genç arkadaşlara tavsiyem işlerini severek
yapmaları önce hak etmeleri daha sonra
Kurumumuzda çalıştığım süre boyunca göre- talep etmeleri, bir şey talep ettiklerinde
vimi lâyıkıyla yerine getirmeye çalıştım, bun- hak ettiklerine inanmalı, hak etmedikler-
dan sonra da yeni görevimde böyle çalışma- ini talep etmemeli hattâ verilse bile kabul
ya devam edeceğim. etmemeleridir. Çalışma hayatım boyunca
Saygılarımla… görevimi yaptığımı düşünüyor ve onun
haklı gururunu yaşıyorum.
30 Saygılarımla…
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
ŞUBELERDEN HABERLER
GENEL MÜDÜRÜMÜZÜN
KIRŞEHİR ZİYARETİ
Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürümüz
Ahmet GÜLDAL Kırşehir Şube Müdürlüğünü zi-
yaret etti.
Kırşehir Şube Müdürü Selçuk DEMİRAĞ
tarafından Genel Müdürümüze Şube faaliyetleri
hakkında sunum yaptı. Şube Müdürlüğü faali-
yetleri hakkında bilgi alan, çalışmaları yerinde
gören Genel Müdürümüz, değerlendirmelerini
şube müdürlüğü yetkilileri ile paylaştı.
KIRIKKALE ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ
300 FİDAN DİKTİ
Kırıkkale Şube Müdürlüğü tarafından oluşturulan ve ağaç dikim zamanlarında ağaçlandırılması
yapılan “TMO Hatıra Ormanına” Şube Müdürlüğü personelinin katılımıyla 300 adet fidan dikil-
di.
31
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
EKMEK İSRAFI ÖNLEME KAMPANYASI
KURUMUMUZ KAHVALTI FESTİVALİNE KATILDI
Kahvaltı kültürünü yaygınlaştırmak ve markalaşması sağlamak amacıyla gerçekleştirilen ve
Türkiye’nin coğrafi işaretli ürünlerinin yer aldığı “Kahvaltı Festivali” 21-24 Şubat 2019 tari-
hinde Ankara’da düzenlendi.
Tarım ve Orman Bakanlığı, Kültür Turizm Bakanlığı, Ankara Valiliği, Ankara İl Kültür ve Turizm
Müdürlüğü ile Beypazarı Belediyesi’nin de öncülüğünde gerçekleşecek festivalde söyleşi,
atölye çalışmaları ve yarışmalar gibi etkinlikler gerçekleştirildi.
Festivale Ekmek İsrafı Önleme Kampanyası kapsamında katılım sağlayan Kurumumuz bir
stant açarak davetlilere kampanya bilgilendirmesinde bulundu. Stantta bayat ekmeklerden
yapılmış ikramlar katılımcılara dağıtıldı. Katılımcılar tarafından büyük ilgi gören ikramların
yanı sıra aşçılarımızdan Murat ÖZDEMİR katılımcılara bayat ekmeklerden mozaik pasta
yaptı.
32
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
NOSTALJİ
33
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
FAALİYETLERİMİZ
Piyasalarda oluşabilecek spekülatif fiyat hareketlerinin önlenmesi ve buğday sektörünün ham madde tedarikinde sıkıntı
yaşamaması amacıyla buğday stoklarımız 09 Ağustos 2018 tarihinde, çavdar ve yulaf stoklarımız ise 01 Kasım 2018 tarihinden
itibaren satışa açılmıştır. Bu kapsamda 2 milyon 354 bin ton ekmeklik buğday, 548 bin ton makarnalık buğday, 76 bin ton arpa,
185 bin ton mısır, 266 ton çavdar, 926 ton yulaf ile 4 bin ton çeltik satılmış olup teslimatlar devam etmektedir.
Nohut ve Yeşil Mercimeğin toptan satışına Ekim ayı içerisinde, 2 kg’lık paketler halinde perakende olarak ise Kasım ayı içerisinde
satışına başlanmış olup 3 bin ton nohut ile 4 bin ton yeşil mercimek satılmıştır.
Kuruluşumuz, Bakanlar Kurulu Kararları ile doğal âfet, kuraklık ve savaş kaynaklı sebeplerden dolayı ihtiyaç sahibi ülkelere insanî
yardım amacıyla un ve pirinç temininde bulunmaktadır.
Bu kapsamda; 2005/201 yılları arasında Pakistan (50 bin ton), Filistin (20 bin ton un), Somali (38 bin ton un), Suriye (206 bin ton
un) ve Yemen (10 bin ton un) için 432 bin ton buğday karşılığı 324 bin ton unun ve 3 bin ton çeltik karşılığı 2 bin ton pirincin temin
ihalesi yapılmıştır. Suriye un teslimatları devam etmektedir.
30.01.2019 tarihinde gerçekleştirilen Kırmızı Ekmeklik Buğday İthalat İhaleleri ve 18.01.2019 tarihinde gerçekleştirilen Yemlik
Mısır İthalat İhaleleri kapsamında 148.741 ton buğday ve 223.293 ton mısırın yüklemeleri yapılarak 15.193 ton buğday ve
130.296 ton mısır limanlarımızdan tahliye edilmiştir. Kırmızı Ekmeklik Buğdayın ve Yemlik Arpanın yükleme ve tahliye işlemleri
devam etmektedir.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde faaliyet gösteren besici ve yetiştiricilerin hammadde ihtiyaçlarının karşılanması
amacıyla 60.000 Ton ithal arpanın sevki planlanmış olup 50.550 ton arpanın sevk talimatı verilmiştir. Bu kapsamda 48.574 ton
arpa sevkiyatı gerçekleşmiş olup sevkiyatlar devam etmektedir.
2018/19 döneminde dünya hububat üretiminin bir önceki sezona kıyasla 20 milyon ton azalışla yaklaşık 2,1 milyar ton civarında
gerçekleşmesi öngörülmektedir. Ülkemizde 2018/19 sezonu hububat üretiminin bir önceki sezona kıyasla %5 azalış göstererek
34,4 milyon ton olması beklenmektedir.
2017-2018 DÖNEMİ ALIM MİKTARLARI
34
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
BASINDA TMO
35
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
ŞUBAT AYI EMEKLİ LİSTESİ
AD/SOYAD MESLEĞİ GÖREV YERİ
MEHMET ÇETİN MEMUR (TARTI) HAYRABOLU AJANS
İBRAHİM TİRKİ AMBARCI BATMAN ŞUBE
MEHMET BİNİCİ TEKNİSYEN (DEPO) YOZGAT AJANS
İBRAHİM HAKKI METİN TEKNİSYEN (ELEKTRİK) TEKİRDAĞ ŞUBE
NADİR DEMİRTOLA TEKNİSYEN (DEPO) AMASYA AJANS
MEHMET MUSTAFA DEMİR TEKNİSYEN (DEPO) İSKENDERUN ŞUBE
EROL YILMAZ EKSPER DERİNCE ŞUBE
ŞEVKET SAYGI BAŞUZMAN KAYSERİ ŞUBE
KADİR ERKOÇ MÜŞAVİR GENEL MÜDÜRLÜK
HÜSEYİN YILDIRIM MÜŞAVİR GENEL MÜDÜRLÜK
ZAFER NECMİ NARŞAP TEKNİSYEN (DEPO) SAMSUN ŞUBE
BAYRAM SARIASLAN AJANS AMİRİ YENİFAKILI AJANS
SEDAT ÇETİN ŞEF İZMİR ŞUBE
MERYEM NEVİN İNCİLİ SEKRETER İSKENDERUN ŞUBE
HASAN BUDAK MÜHENDİS (ELEKTRİK) İZMİR ŞUBE
AVNİ ÖKMEN ŞEF BİLGİ İŞLEM D. BŞK.
KAYIPLARIMIZ
Keşan Ajans Amirliği emekli personeli Mümin YÖRÜKER 01.02.2019 tarihinde Hakkın
Rahmetine kavuşmuştur. Merhuma Allahtan Rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz.
Mersin Şube Müdürlüğü emekli personeli Ömer TÜRKMEN 07.02.2019 tarihinde Hakkın
Rahmetine kavuşmuştur. Merhuma Allahtan Rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz.
Erzurum Şube Müdürlüğü emekli personeli Gani TÜYSÜZ 13.02.2019 tarihinde Hakkın
Rahmetine kavuşmuştur. Merhuma Allahtan Rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz.
Trabzon Şube Müdürlüğü’nden Emekli personel Ahmet KALKIŞIM 16.02.2019 tarihinde
Hakkın Rahmetine kavuşmuştur. Merhuma Allahtan Rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz.
İzmir Şube Müdürlüğü emekli personeli Mehmet Faik USHAN 24.02.2019 tarihinde Hakkın
Rahmetine kavuşmuştur. Merhuma Allahtan Rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz.
Diyarbakır Bölge Müdürlüğü emekli personeli Yalçın ANKAY Hakkın Rahmetine
kavuşmuştur. Merhuma Allahtan Rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz.
36
Mart 2019 www.tmo.gov.tr
37
Mart 2019 “Ofis, çitfçinin dostudur.”
Sevgili Ofisçiler,
Şiir mi yazıyorsunuz, karikatür mü çiziyorsunuz ya da anılarınızı mı kaleme alıyorsunuz? Evleniyor musunuz veya oğlunuz/kızınız
mı evleniyor ya da doğum haberleriniz mi var?
Bize yazın, “Sizden Gelenler” köşesinde yayınlayalım.
Gönderileriniz için:
[email protected] mail adresine mail atabilirsiniz.
Bültende yayımlanan yazıların etik, bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazar/yazarlara aittir.
38