AÇ RUHLAR / ERKEN BEDENLER SİNE - KRİTİK
Yönetmenliğini Fransız Marc Caro ve ye satmaktadır. Julie sevdiği adamı ve apart-
Jean Pierre Jeunet ikilisinin üstlen- manda yaşayanları babası Clapet’in baskısın-
diği 1991 yılı Fransa yapımı “Deli- dan kurtarmak için yeraltındaki vejetaryen bir
catessen” (Şarküteri) filmi, sürrealist bir grup çete olan Troglodist ile anlaşarak baba-
tarzda hazırlanarak günümüze ulaşmış kült sıyla mücadeleye başlar. Troglodist çetesi Cla-
statüsünde eşsiz bir eserdir. Caro ve Jeunet pet’e karşı amansız bir mücadeleye girişir ve
ikilisinin ilk uzun metrajlı filmi olan “Delica- sonunda Clapet’in kendi kullandığı kasap alet-
tessen”, 1991 yılında Fransa’nın en ünlü film leriyle öldürülmesiyle film doruk noktasına
ödüllerinden 17. César Ödülleri’nde en iyi ulaşır. Filmin son derece absürt bir kara komedi
senaryo ve en iyi yönetmen dahil dört dalda türünde karanlık görsel öğelerle resmedilmiş
ödül alarak büyük başarı elde etmiştir (imdb. sahnelerden oluştuğu görülmektedir. Buna
com, Erişim Tarihi: 30.04.2017). Film kısaca rağmen film, apartmanın çatısında masmavi
muhtemel bir savaş sonrası olarak adlandıra- gökyüzünün umut veren ambiyansına doğru
bileceğimiz bir meçhul zaman düşleminde bir koşuşturmakta olan çocukların neşesi ve
apartmanda geçmektedir. Aç, yoksul, perişan Julie-Louison çiftinin çaldıkları müzik aletleri-
haldeki insanların yaşadığı apartmanda insan- nin resitali ile hayatın renkli yüzünün devam
lar en temel ihtiyaçlarını değiş tokuş usulüy- ettiğinin habercisi olarak sonlanmaktadır.
le karşılamaya çalışmaktadır. Buğday, merci-
mek gibi baklagillerin bir et almak için para
değeri işlevi gördüğü apartmanın alt katında
bir kasap dükkânını işleten aynı zamanda
apartmanın da sahibi olan kasap Clapet karak-
terinin karanlık kişiliğine dair sahnelerle film
başlamaktadır. Clapet, kendi işlettiği şarküteri-
sine eleman arama çabası güdüyor görüntüsü
verse de aslında satacağı etler için bir insanı
kurban etme çabasıyla hikâye de kendini ele
vermektedir. Bu şarküteri için kurban olacak
kişi ise Clapet’in bir gazetede kalacak yer karşı-
lığı iş teklifi ilanı vermesi üzerine Clapet’e baş-
vuran, her şeyden habersiz şarküteriye gelen
eski bir sirk palyaçosu olan Louison’dur. Çalış-
mak üzere geldiği bu yerde daha sonra kasa-
bın kızı olan Julie’ye platonik olarak âşık olur.
Louison’un kendisine olan ilgisini fark eden
ve ondan hoşlanan Julie, babasının Louison’u
almadaki kötü niyetini bilmektedir, çünkü
babasının geçmişte her gelen çalışanını öldü-
rerek cesetlerini parçalayıp et olarak mahalle-
sinemarmara 51
SİNE - KRİTİK AÇ RUHLAR / ERKEN BEDENLER
Delicatessen filmi, yer ve zaman mefhumu- şu sözleri dile getirmektedir: “Geçmiş içinde
nun ortadan kalktığı bir hikâyenin fütürist bir
yorumla ele alınıp gerçek dışı öğelerin izle- yaşanacak bir şey değildir. Eyleme geçerken için-
yiciler tarafından kolaylıkla kanıksanmasını
sağlayan sihirli bir dil ve anlatıma sahiptir. den bir şeyler çekip çıkarttığımız bir sonuçlar
Geleceğe dair bir öngörünün geçmiş zamanla-
ra dair bir diyardan sahnelerle izleyiciye akta- kuyusudur.” (Berger, 2016: 11).
rıldığı bir tür olan post apokaliptik bir tarzda
filmin hazırlandığı görülmektedir. Post-apo- İnsanlık erdemine dair evrensel ahlaki duru-
kaliptik bilim kurgu romanlarında karşılaşılan şun fütursuzca bir çabayla yine insanın kendi-
birçok imgeye filmin geneline yayılan karan- si tarafından nasıl ayaklar altına alınabileceği-
lık atmosferin izlerinde yakalamak mümkün ne dair eleştirilere filmde ağırlıklı olarak yer
hale gelmektedir. Özellikle filmin ana tema- verilmektedir. Filmdeki bu eleştirel süzgeçten
sında oluşan bu yaklaşım biçiminde, insan- aslında günümüz modern insanına projek-
ların sadece kendi hayat standartlarını koru- tör tutularak insanın kendi menfaatleri için
mak için göz yumacakları trajik durumların nasıl acımasız bir karaktere dönüşebileceği
karanlığı ile günümüz tüketim toplumunun aktarılmaktadır. Günümüz insanın bu pato-
gerçekleri arasında bağ kurmak olası görül- lojik sorununun temelini, ünlü İngiliz yazar
mektedir. Ünlü İngiliz yazar John Berger, George Orwell “Animal Farm” (Hayvan Çiftli-
“Ways of Seeing” (Görme Biçimleri) adlı kita- ği) adlı eserinde “İnsanoğlu, kendinden başka
bında filmdeki geçmiş üzerinden günümüze hiçbir yaratığın çıkarını gözetmez.” sözleriyle
dair sonuçların aktarılmasına benzer şekilde açıklamıştır (Orwell, 2016: 26). Filmde apart-
man sakinlerinin kendilerine zarar verilme-
diği sürece Clapet’nin gaddarlığına sessiz
kalmaları ve suça ortak oluşlarındaki genel
kabullenmiş halleri günümüz modern insanı-
nın ahlaki savruluşundaki yitik benliğiyle ben-
52 sinemarmara
AÇ RUHLAR / ERKEN BEDENLER SİNE - KRİTİK
zeşmektedir. Filmin bu amaca yönelik kurdu- kareleri titiz bir sanat yönetimiyle filmde akset-
ğu en güçlü metaforik anlatım; vahşiliği, bar- tirebilmiştir. Yönetmen Jeunet’in ise özellikle
barlığı salt mizahi temeller üzere kurulu tuhaf, karakterlere ve diyaloglara yüklediği anlam-
komik, karikatürümsü görüntüler arz eden lar ve diğer filmlerinde olduğu gibi akıcı giden
nevrotik tiplemeleriyle eğlenceli bir hikâye- ritmik düzenlemelere estetik görsel ve işitsel
ye dönüştürebilmesidir. Didaktik bir anlatım çözümlemeler getirmesi ile ön plana çıkmakta-
yönteminden uzak, güçlü, görsel ve işitsel sem- dır. Bunda yönetmenin gerçek hayat hikayesine
bolleri nevrotik karakterler, ruhsal bunalımla- dair anılarının filmde yer bulabilmesine, yansı-
rıyla birlikte uyumlu şekilde harmanlayıp bir masına izin vermesinin de payı vardır. Jeunet’in
armoni oluşturarak hikâyeyi güçlü bir zemine banliyölerde geçen çocukluk döneminde, evle-
oturtur. Bunda yönetmenlerin birlikte çektikle- rinin altındaki bir kasaptan gelen ürkütücü ses-
ri “La Cité des Enfants Perdus” (Kayıp Çocuklar lerle oluşan korkunç, irkiltici anılara dair psiko-
Şehri) vb. diğer filmlerle bağlantı kurulmaya lojik kayıtların filmdeki korkunç Calpet karak-
çalışıldığında filmlerin genelinde karşılaşılan terinde hayat bulduğu söylenebilir.
ilginç, sıra dışı karakterler üzerinden toplu-
mun kolektif vicdanına göndermelerde bulun- Sürrealist tarzda yapılan bu filme benzer
ma kaygısının izlerini görmek mümkündür tarzda filmlere imza atan Tim Burton, Terry
(biyografi.info, Erişim Tarihi: 30.04.2017). Gilliam gibi yönetmenlerin filmlerindeki
karanlık, kasvetli, soğuk atmosferlerin içinde-
Yönetmen Caro’nun tasarımcı, illüstratör ki kahramanların insancıl yönlerini ön plana
kimliğinin izlerini teknik açıdan filmin görsel çıkartmaya çabalamasıyla benzerlikler kuru-
atmosferinin yaratımında görmek mümkündür. labilir. Özellikle filmin sonunda Louison ve
Caro, diğer filmlerinde olduğu gibi özellik- Julia’nın apartmanın çatısında müziklerini icra
le kendine özgü düşsel dünyasına ait zengin edişleri sırasında onları taklit eden çocukların
sinemarmara 53
SİNE - KRİTİK AÇ RUHLAR / ERKEN BEDENLER
saflığı ve sıcaklığı ile dolu kareler fonda gökyü- senaristin ismi ile dinamik olarak devam eden
zünün açıklığında umudun her daim var ola- kameranın objektifinden yaratıcı görüntüler
cağı mesajı ile seyirciye sunulmaktadır. Aynı dizisi özellikle müzisyen Carlos D’Alession’un
şekilde yönetmen Tim Burton’un çocukluğu- tınılarıyla anlamlı bir seremoniye dönüşerek
nun geçtiği banliyölerdeki yaşamın karanlık seyirciyi keyifli anlara perde aralamaktadır.
kimliğine dair çektiği “Edward Scissorhands”
(Makas Eller) filmindeki gotik betimlemeler- Sinematografik açıdan izleyiciye görsel
le yüklü Edward karakterinin masum haliyle tatlar uyandıran İranlı usta sinematograf
içinde yaşadığı toplumun ahlaki marazlarına Darius Khondji’nin özellikle Rembrandt
parmak basmaktadır. Aynı Louison karak- aydınlatmasına paralel olarak aydınlık-ka-
terindeki saflık ve masumluk bir o kadar da ranlık zıtlığını ön plana çıkarmada yaratmış
mizahi yönleriyle seyirciye sevdirilerek kah- olduğu ışık-gölge oyunlarıyla film estetik
raman ile seyircinin özdeşlik kurup hikâyenin olarak taçlanmaktadır. (sanatlog.com, Erişim
içine girmesi sağlanmaktadır. Tarihi: 30.04.2017). Kamera için kullanılan
özel efekt filtre tercihleri ve lenslerin dar
Filmin seyirciyi görsel şölene davet eden alandaki çekimlerde özellikle geniş alanlar
bırakarak görüntüyü ferahlatması da filmin
teknik anlamda kusursuzluğunun ilk işare- bir diğer artı unsurudur. Renklerin birbirle-
rine geçişteki sertliği bir anlamda yumuşata-
ti başlangıçta büyük bir titizlikle hazırlanmış cak soluk pastel renkleri kullanılarak saturas-
yondaki beyaz kaybının dengeli kullanılması
anlamlı jenerik kısmıyla görülmektedir. hedeflenmiştir. Kirli sarı renginin filmin genel
Birçok Fransız filminde karşılaşılan özenle
hazırlanmış jenerikler bu filmde de fotoğraf
makinesinde görüntü yönetmenin ismi, kırık
bir plakta kompozitörün ismi, eski bir kâğıtta
54 sinemarmara
AÇ RUHLAR / ERKEN BEDENLER SİNE - KRİTİK
nevrotik atmosferini canlandırmada özellikle larında oynadıkları rolü hakkıyla filme yansı-
tercih edilerek filme ruh katmaktadır. Ayrıca tabilmiştir. Clapet karakterine yönetmenlerin
kamera hareketleri, açıları, kompozisyonla- yüklediği anlam toplumun sinmiş belleğini
rın film yapımı öncesinde storyboard kulla- simgeleyen apartmandaki sessiz yığına kul-
nılarak planlanmış olması filmin seyircide landığı satırla vuruşlar yaparak, şiddetle top-
resimsel bir izlenim duygusu elde etmesini lumun üzerinde hakimiyet kurmaya çalışan
sağlamıştır. Filmin diğer estetik önemli sac idarecileri sembolize etmektedir. Dreyfus da
ayağını ise üstün sanat yönetiminde hissedil- bunu bilerek Clapet’ye kendisinden çok şeyler
mektedir. Dekorların masalsı atmosferi elde katarak usta bir şekilde rolünü canlandırmış
etmede özenle hazırlanmış itinalı tasarımının ve filme ana dinamik öğe olarak etki etmiştir.
içinde karikatürümsü mizahi karakterlere Pinon’un oynadığı Louison karakteri ile Doug-
giydirilen retro kıyafetlerdeki ayrıksı doku- nac’ın oynadığı Julie karakteri ise filmde insa-
nuşlar ve pastel tonlarda oyunculara uygu- noğlunun en saf haliyle vücut bulmuş halleri
lanan makyajlarla bir bütünlük oluşturduğu olarak seyircinin önüne çıkmaktadır.
görülmektedir.
Filmin seyirciyi kendisine bağlayan akıcı
Filmde oyunculuk yönetiminde estetik ve kurgusunda özellikle eliptik kurgu geçişleri
teknik yönden incelendiğinde başta Louison ile flashbacklerin kullanımının tercih edilmiş
karakterini canlandıran Dominique Pinon, Julie olması önemlidir. Hafızalarda kalan en önemli
karakterini canlandıran Marie-Laure Dougnac kurgu örneğine yatak yaylarının, çellonun,
ve Clapet karakterine hayat veren Jean-Claude dikiş makinesinin, kurbağanın, müzik teste-
Dreyfus olmak üzere diğer filmdeki oyuncu- resinin, halıyı dövme sesinin renkli görsellerle
sinemarmara 55
SİNE - KRİTİK AÇ RUHLAR / ERKEN BEDENLER
harmanlanarak ritmik bir müziğe dönüştürül- bulunmaktadır. Film, insanlığın öğrenilmiş
mesi yine yönetmenlerin ince bir zekâ ürünü çaresizliğini kabullenişindeki edilgenliğini
olarak durmaktadır. Filme dair önemli özel hareket ettirmede önemli mesajlar taşımakta-
efektlerin yer aldığı banyo sahnesi çok başarı- dır. Clapet karakteri ile gaddar faşist yönetim-
lı bir teknik çözümleme ile kotarılmıştır. Lou- lerin sessiz yığınlar üzerinde kurduğu baskıyı
ison ve Julie kitli kaldıkları banyodan kurtul- özdeşleştiren yönetmenler, filmin alt metninde
mak için sığındıkları banyoyu suyla doldur- toplumsal eleştiriler getirilmektedir. Fransız
maya başlar. Su borularının daha fazla tazyike sosyolog, kuramcı Pierre Bourdieu “La Domi-
dayanamayıp patlamasıyla su dolu banyonun nation Masculine” (Eril Tahakküm) adlı kita-
kapısı açılarak suyun baskın bir şekilde apart- bında bu güç olgusunun oluşmasını “Sembo-
mandakilerin üzerine dökülüp apartmanı bas- lik güç doğrudan bedenler üzerinde ve herhangi
ması seyirciye mizahi bir anlatımla aktarılır. bir fiziksel kuvvet olmadan uygulanan neredeyse
Yönetmenler bu sahne ile gerçekte insanlığın büyülü bir güç biçimidir; fakat bu büyü yalnızca
kirlenmiş mazisini taşkın bir güçle silip süpü- bedenin derinliklerine su pınarları gibi gömülü
rerek arındırılabileceğini metaforik bir anla- bulunan yatkınlıklardan kaynağını alarak işleyebi-
tımla görselleştirmektedir. lir.” sözleriyle açıklamaya gitmiştir (Bourdieu,
2015: 54). Ünlü Alman film kuramcısı Rudolf
Yönetmen Caro ve Jeunet, filmde günümüz Arnheim ise “Eine verkehrte Welt” (Tersine
tüketim toplumunun içine düştüğü çaresizlik Dünya) adlı romanında yine filmdeki sanat-
sarmalına metaforik anlamlar yüklediği karak- sal düşünceye paralel bir şekilde dünyadaki
ter ve hikayelerle insan ruhunun en derin ve tüm katliamların, insani felaketlerin arkasında
rahatsız yerlerine anlamlı dokundurmalarda dışsal bir gücü aramanın mantıksız olduğu-
56 sinemarmara
AÇ RUHLAR / ERKEN BEDENLER SİNE - KRİTİK
nu, insanın kendi bencilliğinin dar kafalılığı- yılgınlığa düşürmüş olsa da) film, çözümünün
nın buna sebep olduğunu belirtmiştir. Ayrıca mutlaka olabileceği umudunu seyirciye aşılar.
insan ruhunun bu özelliğinin onu ne kadar Mücadele edilebilmek için her daim gizli bir
zavallı bir hale getirebileceğini filmdeki absürt gücün insanın kendi içinde var olduğunu ve
kara komedilerle özdeş olarak anlatılabileceği- bunu harekete geçirmenin de insanlık için asil
ni savunmuştur (Arnheim, 2016: 256). bir değer ifade ettiğini vurgular.
Filmde yer altına sığınmak zorunda kalan KAYNAKÇA
vejetaryen Troglodistlerin yardımıyla Cla-
pet’ye karşı mücadele verilmesi sahnesi ile de Arnheim, Rudolf (2016): “Tersine Dünya”, İthaki
doğaya, yeşile dönerek insanların kendi içinde Yayınları, İstanbul.
bir katharsis yaşayabileceğinin ve bunun Berger, John (2016): “Görme Biçimleri”, Metis
onları gerçek kurtuluşa ulaştırabileceğinin işa- Yayıncılık, İstanbul.
reti olarak filmde vurgulanmaktadır. Filmde Orwell, George (2016): “Hayvan Çiftliği”, Can
genel anlatımıyla günümüz modern top- Yayınları, İstanbul.
lumlarının sancılı bir yarası olan konformist Bourdieu, Pierre (2015): “Eril Tahakküm”, Bağlam
kimliğin gelecekte onları hiç istemeyecekleri Yayıncılık, İstanbul.
karanlık bir sürece sürükleyeceği anlatılarak http://www.imdb.com/title/tt0101700/?ref_=tt_
insanların bunun için ellerinden her ne geli- rec_tt
yorsa yapmaları gerektiği savunulmaktadır. http://www.biyografi.info/kisi/jean-pierre-jeunet
Modern toplumun içinde bulunduğu haya- http://www.sanatlog.com/sanat/delicatessen-
tın her ne kadar olumsuz durumlarla çetrefil- 1991-sarkuteri-jean-pierre-jeunet-marc-caro/
li hale gelmiş olsa da (ve bu durum insanları
sinemarmara 57
SİNE - ARŞİV RUS KOMİTESİ’NİN (SİNEMA ÜZERİNDEN) PROPAGANDASI
RUS KOMİTESİ’NİN (SİNEMA ÜZERİNDEN)
PROPAGANDASI
Ömer Can Talu
Öğr., Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Lisans
58 sinemarmara
RUS KOMİTESİ’NİN (SİNEMA ÜZERİNDEN) PROPAGANDASI SİNE - ARŞİV
Hulâsa gösterildiği ve düvel-i seb’a-yı müttefik-i asa-
kirine (yedi müttefik devlet askerlerine) aid
Rus komitesinin propagandası resimlerin alkışlandığı ve bu hususatda istih-
dam olunanların ekseriyeti beş on para muka-
Devletlü efendim hazretleri bilinde elde idilmiş teba-yı Osmaniyeden
(Osmanlı uyruklulardan) Rum Palikaryaler ile
6 Mayıs sene 331(Miladi: 19 Mayıs 1915) bazı Ermenilerden terekküb itdiği (oluştuğu)
tarih ve 436 / 65829 numrolu tezkire-yi ... zey- ve iş bu halin gerek memurîn (memurlar) gerek
ldir (ektir). zabitan ile sekene-yi beldenin (belde sakinleri-
nin) yüksek tabakası tarafından hüsn-i nazar-
... Rus casus komitesinin her fırsattan bilisti- la (iyi bakışla) görülmeyüb hatta tevâlîsinden
fade tertib itdiği propagandalar cümlesinden (devam etmesinden) bîzâr oldukları (bıktıkla-
olmak üzere her gün ya Gelibolu’nun veya bir rı) müşahede idildiği Kütünce baş şehbende-
Alman ve Avusturya şehrinin sukûtu (düşüşü) rinden 18 Mayıs sene 915 tarihli tahriratda bil-
haberini havi telgrafnamelerin birkaç para dirilmekdedir. Malumat Anfa Baş Kumandan-
mukâbilinde (karşılığında) toplanılan Rum ve lık vekalet-i celilesine de virildi efendim.
Ermenilerin alkışları arasında sinematografla
gösterilmekte olduğu, halbuki ...lar 1912’de fi 10 Receb sene 333 fi 11 Mayıs sene 331
Avusturya ve Almanya manevralarını musav- (Miladi: 24 Mayıs 1915)
ver olub (resimlenmiş olup) Bükreşde müret-
teb (düzenlenmiş) Romence i’barelerle harb-i
hazıra (mevcut savaşa) müteallik (ilişkin) gibi
sinemarmara 59
SİNE - DÜNYA DİŞİLLİĞİN ZAFERİ ERİLLİĞİN ZAFİYETİ: PEDRO ALMODOVAR’IN JULİETA FİLMİ ÜZERİNE
DİŞİLLİĞİN ZAFERİ ERİLLİĞİN ZAFİYETİ:
PEDRO ALMODOVAR’IN JULİETA FİLMİ ÜZERİNE
Şafak Başkaya
60 sinemarmara
DİŞİLLİĞİN ZAFERİ ERİLLİĞİN ZAFİYETİ: PEDRO ALMODOVAR’IN JULİETA FİLMİ ÜZERİNE SİNE - DÜNYA
Tarih boyunca anlatılagelen hemen tüm Romancı Alice Munro’nun üç kısa hikayesin-
hikayeler erilliğin merkezde olduğu den oluşturulan senaryoda sanki farklı hika-
bir anlatı evrenini yeni kuşaklara taşı- yeler uç uca tutuşturulmuşcasına akıyor ve
sonunda seyirci bir kadının gençlikten olgun-
mışlardır. Hikayelerin bu temel özelliği 20. luğa geçiş yolculuğuna şahit oluyor. Gençli-
ğinde edebiyat öğretmenliği yapmış olan Julie-
yüzyılda sinemanın ortaya çıkışıyla değiş- ta’nın öğrencilerine verdiği bir derste değindi-
ği Homeros’un ünlü kahramanı Ulysess (Ody-
meden devam etmiştir. Kadın, tıpkı tarihi sseia olarak da bilinir) bir ayrıntı gibi görünse
de bizlere, yönetmenin filmde yapmak istediği
hikayelerde olduğu gibi erkek kahramanın karşılaştırmayı yakından anlamak için gere-
ken öğeyi sunmaktadır. Batı edebiyatının bu en
etrafında gelişen hikâyede mevcudiyetini eski kahramanlık destanı Almodovar’ın elinde
merkezinde kadının olduğu bir modern zaman
bir yan figür ve adeta bir motif gibi kalarak destanına dönüşür. Ulysess kısmen Julieta’da
ama büyük ölçüde kızı Antia’da hayat bula-
korumuştur. 2016 yılının Nisan ayında İspan- cak ve tıpkı Ulysess gibi kendisi ve kızı Uly-
ya’da, Ekim ayının sonunda ülkemizde gös-
terime giren, ünlü İspanyol yönetmen Pedro
Almodovar’ın merkezinde kadının yer aldığı
“Julieta” filmiyle seyirciler, cinsiyet farklılığı
ve erilliğe, kadın merkezli bir bakışla karşı
karşıya geldiler. Bir erkek yönetmenin elin-
den kadın bakışı kulağa garip gelebilse de
“kadınların yönetmeni” de denilen Almodo-
var’ın önceki filmlerine aşina olan seyirciler
için bu hiç de garipsenecek bir durum oluş-
turmamaktaydı.
Yeni bir yaşam kurmanın eşiğinde olan
kırk yaş üstü Julieta (Emma Suarez), uzun
yıllar yüzünü görmediği ve artık neredeyse
unutmaya çalıştığı kızı Antia (Priscilla Del-
gado/Blanca Pares) ilgili aldığı bir haberle
geçmişini hatırlar. Julieta’nın kızıyla olan
hatıralarının tetiklediği uzun flashbacklerle
genç Julieta’nın (Adriana Ugarte) denizci eşi
Xoan (Daniel Grao) ile tanışıklığı, Antia’nın
dünyaya gelişi, anne ve babasıyla ilişkisi ve
eşinin talihsiz bir deniz kazasıyla gerçekle-
şen ölümüyle başlayan ve kızının bilinçli bir
tercihle annesinden ayrı düşmesiyle daha
da artışa geçen depresyon ve melankoliye
şahit oluruz. Kızıyla ilgili haber eski hatıra-
ları canlandırırken bir yandan da Julieta’da
kızına kavuşabilme ümidi yeniden depreş-
miştir; ama aradan geçen on iki yılın ardın-
dan zaten kızı da kendisini aramaktadır.
sinemarmara 61
SİNE - DÜNYA DİŞİLLİĞİN ZAFERİ ERİLLİĞİN ZAFİYETİ: PEDRO ALMODOVAR’IN JULİETA FİLMİ ÜZERİNE
sess’in serüvenlerinden hiç de aşağı kalmayan gelen bir mektupla doruğuna ulaşır ve zarfın
ve adına “hayat” dediğimiz maceranın sıkıntı üzerindeki adrese doğru ikinci eşi Lorenzo
ve sınavlarını aşıp birbirlerine kavuşacaklar- (Dario Grandinetti) eşliğinde yola çıkar, cen-
dır. Ulysess’in Truva Savaşı sonrasında çıktığı netten bir parça addedilebilecek kadar güzel
yolculukta yüz yüze geldiği güçlükler, modern bir manzara eşliğinde film son bulur.
dünyada cinsiyetler arasındaki ilişkiden ortaya
çıkan sorunlara dönüşür. Ulysess gibi modern Filmin henüz başlarında Almodavar’ın kadın
birey de bu güçlüklere karşı çeşitli ve karmaşık kahramanı Julieta’nın bir tren yolculuğunda
duygular selinin içinden geçerek yolculuğunu vagonunda otururken karşısına eşini kaybet-
sürdürmek ve kendini yitirmeden varlık evine menin derin hüznünü yaşayan orta yaş üstü bir
dönmek zorundadır. Deniz kazasında kaybetti- erkek yolcu oturur. Gözlerindeki derin hüzne
ği eşinden sonra her şeyiyle bağlandığı kızının rağmen yaşça kendisinden çok büyük olan bu
kendini terk edişinin verdiği derin üzüntüyle erkeğin arkadaşlık teklifini reddeder Julieta,
baş edemeyip bilinçli bir kararla onu unutmayı sonrasında aynı erkeğin intihar haberiyle bir-
seçen Julieta, bir gün kızının arkadaşıyla karşı- likte suçluluk duygusuyla dolar; ama benzeri
laşır ve onun hayatta ve iyi olduğunu öğrene- suçluluk duygusu film boyunca hiçbir zaman
rek yolculuğuna kaldığı yerden devam etmek kaybolmaz, tersine yerine yenileri eklenir. Eşi
zorunda kalır. Kızını bulmak ümidi ondan Xoan’ın, kendisini aldattığı şüphesiyle yaptığı
tartışma sonrasında denize açılması ve bunun
62 sinemarmara
DİŞİLLİĞİN ZAFERİ ERİLLİĞİN ZAFİYETİ: PEDRO ALMODOVAR’IN JULİETA FİLMİ ÜZERİNE SİNE - DÜNYA
sonucunda fırtınalı denizde ölmesi ikinci bir Kadınların bu sadakati ve fedakarlığına karşın
suçluluk duygusunun kaynağı olacaktır. Ve bu babasının hasta yatağına saplanmış kalan
iki olaya ileri yaşlarında tanışıp kendisine âşık annesini aldatışı ve Julieta’nın eşi Xoan’ın
olan erkeği, kızının arayışı adına bırakmak sadakatsizliğinden haberdar ediliriz.
zorunda kalmasından doğan suçluluk duy-
gusu ve kızının kendisinden uzaklaşmasının Almodovar’ın filmin açılış sekansında dikka-
yarattığı derin özlemin yanı sıra bir başka suç- timizi çektiği ve çok daha sonra tekrar ve daha
luluk duygusu daha eklenecektir. uzunca gösterdiği, arkadaşı Ava’nın (Imma
Cuesta) yaptığı kesik penisli erkek heykel
Filmde ele alınan sadakat ve fedakârlık duy- figürleri de bir şeyleri imlemektedir. Tren sah-
gularıdır. Julieta’nın annesinin kendisini alda- nesinde eşinin kaybından ötürü intihar eden
tan eşine yönelik sadakat ve fedakârlığı, Julie- erkekte olduğu gibi kadın yoksunluğunun
ta’nın kendisinin eşine yönelik benzer sadakati yol açtığı bir facia ya da sonraları Xoan’ın ve
ve Julieta’nın kızı Antia’nın her ne kadar acısı babasının bitmek bilmeyen aldatışları, bir
sebebiyle suçlayıp uzun süre ayrı kalmış olsa türlü sonuca ulaşamayan erkekteki iktidar
da annesine yönelik sadakati, Xoan’ın hizmet- arzusunun bir vurgusu gibidir. Erkek varlığı
çisi Marian’ın (Rossy de Palma) bir önceki ev ya da erillik, kadınsız yarım gibidir, ona adeta
sahibesine yönelik sadakat ve koruyuculuğu, muhtaçtır; çünkü ispat peşinde bir oluş ama
tüm bunlar kadının sadakatinin örnekleridir. bir tamamlanamayıştır, dolayısıyla da huzur-
sinemarmara 63
SİNE - DÜNYA DİŞİLLİĞİN ZAFERİ ERİLLİĞİN ZAFİYETİ: PEDRO ALMODOVAR’IN JULİETA FİLMİ ÜZERİNE
suzdur. Dişi ise Julieta örneğinde olduğu gibi erimlidir; çünkü bir başkasında kendini keşfe-
ebedi “Anne”dir ve tek huzursuzluğu “kızı”n- den ve bu keşifle birlikte kendini aşan “öteki”-
dan ayrı kalmasıdır. Kızı da “Anne”liği tada- nin arayışı değil kendine sürekli yeni bedenler
rak “Anne”sini anlamış ve ruhen onunla birleş- arayan şehvet ateşinin sığ ve kısa erimliliğine
miştir. Ve filmin sonunda tıpkı Ulysses’in yol- mahkum bir arayıştır bu. Sanki erkeğin sığlı-
culuğunun sonunda ailesinin yanına dönüşü ğını gösterebilmek için bu yüksek yoğunluk-
gibi kızı da annesine kavuşacaktır. Ulysses lu; fakat kısa erimli iki duygu seçilmiş gibidir.
gibi kızı da çıktığı yolculuktan döner; ancak Derin duygular ve ruhun arayışı ise Kadın’a ya
eşi Xoan bir arayışın değil kızgınlığın teşvik da Dişi’ye mahsus gibi görünür film boyunca.
ettiği yolculuğundan dönememiş ve ölmüştür, Sadakat sergileyen iki erkek figürü Julieta’nın
dolayısıyla başarısızdır. Şehvetin yokluğunda aşığı Lorenzo (Dario Grandinetti) ve tren sah-
bile en az şehvet kadar yoğun ve yıkıcı olan nesinde adını dahi bilmediğimiz intihar eden
öfke vardır erkek için. Sanki hem senaryonun erkektir. Lorenzo, Julieta’ya sadakatini onu
esinlendiği hikâyenin yazarı Alice Munro hem bekleyerek ispatlamıştır. Trende adı sanı olma-
de Almodovar, bilinçli olarak kısa erimli ve yan erkeğin intiharı ise görünürde eşinin ölü-
şehvet veya öfke merkezli, derinlikten yoksun münden kaynaklanan hüzünmüş gibi olsa da
sığ arayışlarının erkeği nasıl tüketebildiği- sanki kadına yönelik ümidini yitirdiği için ola-
ni göstermek istemektedir. Onun arayışı kısa bildiği iması vardır, kadınlar ise ilişkilerdeki
64 sinemarmara
DİŞİLLİĞİN ZAFERİ ERİLLİĞİN ZAFİYETİ: PEDRO ALMODOVAR’IN JULİETA FİLMİ ÜZERİNE SİNE - DÜNYA
kayıplara karşı daha güçlüdürler. Kadınların Klasik Ulysess anlatısı tersine çevirmey-
erkeğe tutunmaları benzeri bir ihtiyaç biçimin- le modern özgür Kadın’ın kendini, kimliği-
den çok uzaktır; çünkü aranan şey bir “beden” ni arayış hikayesine dönüşmüş; feminist jar-
değil “sevgi” ve “güven”dir. Julieta ve kızı bu gonuyla (His)tory değil artık bir (Her)story
iki duyguyu da bir erkekte değil birbirlerin- yazılmıştır. Feminizmin kurguda yarattığı
de bulacaklardır. Kızı da Julieta da birbirlerini kadın merkezliliği görüldüğü üzere kendisine
bularak asıl yurtlarına kavuşmuş olacaklardır Almodovar’ın sinema dilinde karşılığını bul-
tıpkı Ulysess’in sevdiklerinin barındığı yur- muştur. “Kadınlar dramatik süjeler olarak çok
duna dönüşü gibi... Kadın, yolculuğuna tek daha olağanüstüdürler.” diyen ve “kadınla-
başına çıkmış ve bu yolculuğu yine bir başka rın yönetmeni” olarak da anılan Pedro Almo-
kadında son bulmuştur. Bu kez erkek hikâye- dovar’ın bu filminin feminizmin sinemadaki
nin kurucu unsuru, öznesi olmaktan çok ama etkileri üzerine ileride yapılacak çalışmalarda
çok uzaktır. Erkek, zafiyetiyle yolculuğunu üst sıralarda yer alacağını şimdiden tahmin
tamamlayamamış, Ulysess’in öyküsündeki edilebilir; çünkü edebiyat dışında sinemada
seyyahları yollarından alıkoyan güzel peri kız- bir erkek dilinden anlatılan (Her)story oluşu
larına (Sirenler) tutularak yarı yolda kalmıştır; bile filme, başlı başına ayırt edici bir nitelik
ama Kadın, bu yolculuğu tamamlayıp asıl yur- kazandırmaktadır.
duna dönerek zaferini ilan edebilmiştir.
sinemarmara 65
CINE-ENGLISH SNOW: A SPIRITUAL VIEW OF HUMANITY’S LAST TRAGEDY IN THE 20th CENTURY
SNOW: A SPIRITUAL VIEW OF HUMANITY’S
LAST TRAGEDY IN THE 20th CENTURY
Hasan Ramazan Yılmaz
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, Doktora
66 sinemarmara
SNOW: A SPIRITUAL VIEW OF HUMANITY’S LAST TRAGEDY IN THE 20th CENTURY CINE-ENGLISH
Cinema has strong relations with society According to The Internet Movie Database, 31
and culture. It is generally accepted feature film have been produced between 1993
as a cultural product of society; there- and 2013. Once a war or a massacre is selected
fore, it can be a sociological and/or psycho- as a social base, films from all kinds of genres
logical tool to analyse today’s society or a his- can be produced. When we consider films
torical mirror which reflects the past. In this which related to wars, there are mostly mainst-
essay, I will focus on Aida Begic’s first film, ream, Hollywood style films in the film history.
Snow (Snow, 2008). The aim of the essay by In this aspect, it can be underlined that director
reviewing this film is analysing the post-war Aida Begic creates an original narrative structu-
Bosnian society from different aspects. Throu- re and story with Snow among war films.
gh the essay I will be answering two questions:
How the society is reformed after the Bosnian The Story and
War? What is the position of Bosniak women Narrative Structure of Snow
in the post-war atmosphere? Snow shows the
power of cinema in representing transnational In 1997 when the post-war atmosphere can
societies and trauma psychology. The answers be felt strongly, a small number of women
of these questions will explore how social live in a tiny village named Slavno. Besides
issues can be the source of art, especially film. working and surviving in difficult economic
conditions, these widows and their children
Bosnian War
Europe experienced the bloodiest war in
Bosnia decades after the Second World War.
The falling of multi-lingual and multi-national
communist Yugoslavia was the biggest factor of
Bosnian War, as it caused other independence
wars for other nations. Following the indepen-
dence referendum of Bosnia and Herzegovina,
a unity of the Bosnian Serbs and the Serb-cont-
rolled Yugoslav People’s Army (JNA) attacked
to Bosniak civilians (Kalyvas and Sambais,
2005, p.193). It was a time that Bosniak people
went through one of the biggest tragedy of the
modern times, 200,000 people killed betwe-
en April 1992 and December 1995 (Kivimäki
et al, 2012, p.14). They have been subjected to
an ethnic cleansing and thousands of women
were raped during the massacre (Kalyvas and
Sambais, 2005, p.214).
Like the Holocaust, Bosnian Massacre left
hundreds of tragedies and sad stories behind.
sinemarmara 67
CINE-ENGLISH SNOW: A SPIRITUAL VIEW OF HUMANITY’S LAST TRAGEDY IN THE 20th CENTURY
keep on remembering their husbands, fathers, Society and Culture in Bosnia
and sons who passed away during the war. after the Post-War Atmosphere
They remember in both hopeful and sad
ways as a lifestyle. They would like to find One of the most remarkable points of Bos-
lost bodies of their relatives. All of them, nian War is that the proportion of civilian
including the small boy Ali experience both died during the war is far more than soldiers.
the physical and metaphysical worlds and a Besides, most of the civilian deaths were from
kind of the underworld. males. Consequently, there was a big differen-
ce between the percentage of male and female
The main character is one of the widows who in Bosnian society after the war. As Snow rep-
is Alma. However, unlike the mainstream nar- resents, women were in the centre of family
rative structure of the classical Hollywood, the and society who lost their husbands or other
director does not put the main character in the family members. They not only had to look
centre of interest. During the film, she is rarely after their children but also had the economic
in the focus of the camera. Supporting charac- responsibilities in order to survive their fami-
ters, other women in the village and their child- lies. That was such a time which they had to do
ren, they are always in the centre of narration everything alone, without the support of male
with Alma. Long, wide and medium shots add members of their families. That was a kind of
the village to the film as a character. As a result transformation in Bosnian society.
of these choices, audience does not identify him-
self with the main character and can observe the Once the characteristics of post-war society
social and psychological structure actively. are detected, Snow can be analysed from a
realist point of view. There are many signifi-
68 sinemarmara
SNOW: A SPIRITUAL VIEW OF HUMANITY’S LAST TRAGEDY IN THE 20th CENTURY CINE-ENGLISH
cant films and movements in the film history ge. Another similar point with Italian Neo-Re-
which represent the societies in a realist way. alism is the new face of the geography after
Italian Neo-Realism is one of the most impor- the war. The visual authenticity Neo-Realism
tant ones among them. Pam Cook describes encouraged directors to shot scenes in real life
(1985, p.37) the aesthetic of realism in Italian spaces (Cook, 1985, p.37). Therefore, similar to
Neo-Realism as “a commitment to the rep- the neo-realist films in which the footprint of
resentation of human reality”. Some films of Second World War in Italian cities can be fol-
Italian Neo-Realism illustrate the new social lowed, Snow clearly shows the damaged vil-
structure of Italy after the Second World lages of the countryside after the Bosnian War.
War. A good example of this is Bicycle Thieves
(Bicycle Thieves, 1948) which shows the jour- At the beginning of the film when the dire-
ney of a family/father during the hard econo- ctor introduces the main and the supporting
mic conditions of post-war. characters, it is shown that they have a spiri-
tual world which is larger than their village.
When we look at Snow within this context, They believe in the afterlife, because of this
we can underline the similarities with Italian reason they do not always remember their lost
Neo-Realism. It concentrates on human reality, family members in a sad way. Even they play
the new roles of people in the new society, the a game that bases on guessing which of the
economic difficulties. Snow demonstrates how lost relatives the narrator demonstrates. More-
people earn money without having proper over, the director indicates the religious side
jobs. It also emphasises the situation that eco- of Bosniak people, while illustrating the place
nomic problems force people to sell their villa- and importance of praying in their daily life.
sinemarmara 69
CINE-ENGLISH SNOW: A SPIRITUAL VIEW OF HUMANITY’S LAST TRAGEDY IN THE 20th CENTURY
Another mystical object in the film is the hair roduction says that “the traditional views of a
of the only boy character in film. When he gets woman as a housewife or low status worker
stressful because of remembering the war or has been kick-boxed out of the picture by the
coming cross with someone who reminds him feisty, successful ‘girl power’ icons”. As Gaut-
war, his hair suddenly get longer. This situati- lett explains, there is a tendency in different
on should be described as the physical reflecti- kinds of media, like film, TV, and advertising
on of his metaphysical pains. that is giving women more place on the front
and strong positions. However, this trend
Bosnian women has vital ties with the economic independen-
in the post-war atmosphere ce of women. The more women consume, the
more media companies target women. When
Snow depicts a rural society which consists it comes to Snow, it is not possible to consider
of almost only women. People in the village it as a commercial movie, nor women chara-
coming from three different generations and cters of the film match homo economicus. The
there are only two males. Women in the villa- female characters in Snow indicate a deep spi-
ge work together -produce and sell foodstuffs-, rituality which connects and leads them in the
entertain together, eat together, negotiate with physical and metaphysical worlds. The slow
others together, pray together, and supply each pace of time in the village supports them to
other’s health needs. As a result, the commu- look at their inner worlds. Especially the main
nity has the power to support each other both character Alma sometimes look like undeceive
physically and emotionally. between past and future. By the effect of the
war, they have different signs of a trauma in
David Gautlett, (2002, cited by Murphy 2015) daily life. But they do not give up to work and
the author of Media, Gender and Identity: An Int-
70 sinemarmara
SNOW: A SPIRITUAL VIEW OF HUMANITY’S LAST TRAGEDY IN THE 20th CENTURY CINE-ENGLISH
earn their life nor communicating with mem- BIBLIOGRAPHY
bers of the ethnic group who killed their hus-
bands and sons and hid the bodies. Cook, P. 1985. The Cinema Book. 1th Edition. Lon-
don: BFI.
Conclusion
Kalyvas, S.N. and Sambais, N. 2005. Bosnia’s Civil
The most remarkable point that Snow achie- War: Origins and Violence Dynamics. In: Paul
ves is its choosing a war as a centre of subject Collier and Nicholas Sambanis (eds.) Understanding
and not demonstrating any scene of violence. Civil War: Evidence and Analysis. [Online]. Wash-
Although the characters just got out of the war, ington, DC: The World Bank, Volume 2, 191-229.
they lost their relatives and do not know were Available from: http://stathis.research.yale.edu/
buried and they are so sensitive about what documents/Bosnia.pdf
happened in a few years ago, the director did
not choose to add some violence or war scenes Kivimäki, T. et al. 2012. The Dynamics of Conflict
as an easy way of demonstrating traumas. in the Multi-ethnic State of Bosnia and Herzegovina.
[Online]. Sarajevo: Friedrich-Ebert-Stiftung (FES).
Snow is a story of the victims of an ethnic [29/10/2016]. Available from: http://library.fes.
war. However, the attacker ethnic group of the de/pdf-files/bueros/sarajevo/09418.pdf
war is not irritated. Director Aida Begic does
not use a protagonist-antagonist opposition Murphy, J. N. (2015) The Role of Women in Film:
in the narration and this prevents any kind Supporting the Men An Analysis of How Culture
of social irritation. This is another significant Influences the Changing Discourse on Gender Represen-
achievement of the film. In this aspect, Snow tations in Film. Unpublished undergraduate thesis.
is a good example which shows that all kind University of Arkansas, Fayetteville.
of social problems can be discussed and repre-
sented by film art in an aesthetic way. Filmograpghy
Bicycle Thieves (1948) Directed by Vittorio De Sica.
Italy: P.D.S.: Produzioni De Sica.
Snow (2008) Directed by Aida Begic. Bosnia
and Herzegovina-Germany-France: Mamafilm-
Rohfilm-Les Films De L’aprés-Midi.
sinemarmara 71
sinemarmara
Marmara Medya Merkezi Sinema Dergisi
Marmara Üniversitesi
Nişantaşı kampusü Şişli/İstanbul
0212 233 04 47
[email protected]
e-yayincilik.marmara.edu.tr
mmm.marmara.edu.tr