The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.
Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by osmannurikul, 2021-12-14 03:01:07

Cemal Süreya Şiir ŞAL'DA V.5

Cemal Süreya Şiir ŞAL'DA
V.5

Keywords: Şiir,Şal'da,Cemal,Süreya

ŞİİR

ŞAL'DA Ocak 2022
Vol:5

Cemal Süreya

Hayatı
Şiirleri

Sözleri

Cemal Süreya'nın

Hayat H kayes
Nakliyeci Hüseyin Seber, Erzincan'ın "Aslında ikinci bir doğum tarihim

Pülümür ilçesinde genç yaşta vardır benim, edebiyatla ilgili

evlendiği Gülbeyaz ile kıt kanaat olarak. 1943'te Dostoyevski'yi

geçinip gidiyordu. Ailenin hayatı, okudum ve bende hiç huzur

1931 yılında dünyaya gelen kalmadı. Bugün onu eskisi kadar

Cemalettin ile beraber şenlendi. seviyor muyum? Çok şey aldı onun

Cemalettin Seber, sonradan herkesin yerini ama yine de beni edebiyata,

bileceği adıyla Cemal Süreya idi. şiire iten şeylerde tuhaf bir şekilde

Cemal Süreya çocukluğunu şu en çok bir romancının,

sözlerle anlatır: Dostoyevski'nin etkisi vardır."

"1931 yılında Erzincan'da doğdum. 6 İyi bir okur olduğu kadar, başarılı
yaşında oradan ayrılmışım. Asıl bir yazar ve şair olacağı, okuldaki

çocukluğumu geçirdiğim kent Bilecik. duvar gazetesinde karaladığı,
Liseyi İstanbul'da, yüksek öğrenimi güzel kızlara yazdığı aşk
Ankara'da okudum. Şimdi de aynı
çocukluğu İstanbul'da geçirmekteyim. mektuplarında kendini belli etti.
Annem 6 yaşında öldü, yüzünü bile Günlük hayatta içine kapanıktı
hatırlamıyorum ama bazı tavırlarını
hatırlıyorum; bende çok kalmış. Belki ama yazdıklarındaki yaşam
beni edebiyata götüren bir sürü neden coşkusu ve nevi şahsına münhasır
var ama bir keskin neden ararsam,
alaycılık, ilk dönem ürünlerinden
bunu annemde bulduğumu itibaren Cemal Süreya'nın

alametifarikası oldu.

söyleyebilirim."

Ortaokulun ilk senesinde

Dostoyevski ile tanıştı.

Karamazov Kardeşler

romanından öyle etkilendi ki,

içindeki huzursuzluğu

yazarak dışavurmaya o

zaman karar verdi:

2

''Oyuncağın kırıldı diye üzülme çocuk. Büyüyünce
kalbin paramparça olacak.''

Garip Akımı, 1940'lı yılların "Orhan Veli şiire elma yemesini
başında bir manifestoyla ortaya öğretti. Bizler Garip şiirine bir
çıkmış, şiirde sadeleşmenin, yeni tepki olarak çıktık. Ama şimdi
bir ses ve yaşayan bir Türkçe ile düşünüyorum da Garip şiiriyle,
özellikle de daha sonra başka
yazmanın önünü açmıştı. yeni şairlerin katılımıyla
Peki Cemal Süreya bu konuda meydana gelen Türk

neler düşünüyordu? yenilikçileriyle oluşan şiirde, biz
nasıl var olmuşuz, ne kadar
"Türkçe'yi Garip akımı etkilenmişiz ondan, çok
şairlerinden öğrendim"
beslenmişiz! Bazı arkadaşlarım
öldü: Edip (Cansever), Turgut
(Uyar). Bazıları da yaşıyor. Ben
kendi payıma konuşayım: Çok

beslendim, hatta Türkçe'yi
onlardan öğrendim diyebilirim."

3

GÜL

Gülün tam ortasında ağlıyorum
Her akşam sokak ortasında öldükçe

Önümü arkamı bilmiyorum
Azaldığını duyup duyup karanlıkta

Beni ayakta tutan gözlerinin
Ellerini alıyorum sabaha kadar

seviyorum
Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz

Ellerinin bu kadar beyaz olmasından
korkuyorum

İstasyonda tiren oluyor biraz
Ben bazan istasyonu bulamayan bir

adamım
Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum

Her nasılsa sokağa düşmüş
Kolumu kanadımı kırıyorum
Bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı
Ve zurnanın ucunda yepyeni bir

çingene.....

4

Hilmi Yavuz, Cemal Süreya'nın Türk şiirindeki önemini şu
sözlerle anlatır: "Gül şiiri, Yeditepe Dergisi'nde 1954

yılında yayınlanmıştı. Bu şiiri 23 yaşında yazdı. Ki bence
Türk edebiyatında, şiirinde çok ciddi bir kopmadır. Ondan

öncesi yoktu gerçekten. O güne kadar Türk şiirinde
söylenmemiş, dile getirilmemiş imgelerle ironiyi ve
erotizmi temellendirdi. Bu Cemal Süreya'yı bu anlamda

müstesna kılar."

1953 yazında ortaokul
yıllarından beri sevdiği ve
sürekli mektuplaştığı Semiha

ile evlendi. 1 yıl sonra
mülkiyeyi bitirdi ve

Eskişehir'de stajyer memur
olarak göreve başladı.
Ardından 1955 yılında
maliye müfettiş muavini
olarak İstanbul'a geldi

''Düşenin dostu
olmaz’ derler
kimileri. Sanki
ayakta olanın
dostu çokmuş
gibi.''

5

"Birçok kent gezdim, hepsinden

etkilendim, ama en çok

İstanbul'dan etkilendim. İstanbul

bir kent gibi değil, bir hayvan

gibi, yağmur yağdığında kokusu

olan, diri bir kent. Çok eski, çok

karışık, hiçbir simetrik duygu Baylan Pastanesi o dönemin

taşımayan bir kent." İstanbulunun sanatçılar için en gözde

mekanıydı. Cemal Süreya burada

Ankara'da başlayan dostluklarını

perçinleyip yeni insanlarla tanıştı.

Onlara 'İkinci Yeni şairleri' deniyordu

Bu genç şairlerin ardı ardına
ürünler verdiği bir dönemde

Cemal Süreyya, İkinci
Yeni'nin sembolü olacak bir
kitapla okurların karşısına

çıktı: Üvercinka

6

ÜVERCİNKA

Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu

kesmemeye
Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız

Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor

Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar

Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil
Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse

değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek

İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna

diziyorlar
Bütün kara parçalarında

Afrika dahil
Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok

Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor

Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değil

7

Yalnızlık h ss ve ölüm Muzaffer Buyrukçu, Cevat
Çapan, Melisa Gürpınar,
korkusu
Turgut Uyar ve Edip
"İki şey: Aşk ve şiir. Mutsuzlukla Cansever, onun arkadaş
beslenir biri, biri ona dönüşür" demişti çevresinden ilk akla gelen

bir şiirinde. Hayatı boyunca aşk ve isimlerdi. Uyar ve
şiirle beslendi. Sonunda 'son kadın' Cansever'in erken yaşta
ölmeleri, Cemal Süreya'daki
nihayet karşısına çıktı: Birsen yalnızlık hissini ve ölüm
Sağanak, ölümüne kadar onu yalnız korkusunu güçlendirdi.
bırakmadı. Varlığı bu huzursuz ruha
bir nebze güven verebildi ama onun Edip Cansever
için dostlukların sığınağı her şeyden "Yeşil ipek gömleğinin yakası

değerliydi: Büyük zamana düşer.
"Ben çocukluğunu yitirmemiş bir Her şeyin fazlası zararlıdır ya,
adamım. Bununla birlikte biraz da Fazla şiirden öldü Edip Cansever.
ciddi bir adamım. Okuyan bir adamım.
Yalnız bir adamım. Fazla kalabalıktan "***
hoşlanmam. Küçük bir arkadaş Üstü Kalsın
çevrem vardır, onun dışına çıkmam. Ölüyorum tanrım
Bu çevreler bazen değişir ama Bu da oldu işte.
Her ölüm erken ölümdür
genellikle küçük bir çevredir. Biliyorum tanrım.
Dolaşmayı da fazla sevmem. Aynı Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir...
masada oturmayı, aynı masada Üstü kalsın...
çalışmayı severim. Ayn lokantada
yemek yerim. Sınırlı bir hayattır benim
hayatım. Evimin karşısında bir kahve
var, boş zamanlarımda oraya gider
otururum, arkadaşlarım gelir. Ben
aslında arkadaş canlısı bir adamım.

Arkadaşlarım neredeyse orayı
severim."

8

Ondan kalan 'Sevda Sözleri' oldu. Her koşulda gülümsemekten
vazgeçmeyen, her adresin tutku ve aşka çıktığı bir evren bıraktı
geride. 9 Ocak 1990'da şeker koması, akciğer ödemi, kalp yetmezliği

sebebiyle hayata gözlerini yumdu.

Cemal Süreya'nın ''y''s :

Soyadının değişmesiyle ilgili kesin Kesin olmayan rivayetlerse iki
olan ve kesin olmayan hikayeler tane diyebiliriz. Bir tanesi bu
vardır. Kesin olan kısmını üvey kızı iddiayı Sezai Karakoç’la bir
Gonca Uslu’dan biliriz : “Süreya’nın
telefon numarası üzerine
üvey kızı Gonca Uslu’nun girdiği ve kaybettiğidir. Zira
aktardığına göre iddiaya girmeyi Sezai Karakoç kaybetseydi
soyadı Karkoç olacaktı. Bir
çok seven şair arkadaşıyla bir diğeri ise Eskişehir Vergi
telefon numarası üzerine iddiaya Dairesi’nde çalışan Üvercinka
girmiş, kaybederse soyadındaki “y”
adını verdiği uzun
harfinden birini sildireceğini boylu,beyaz tenli,güvercin
söylemiş. İddiayı kaybetmiş ve salınışlı sevgilisiyle girdiği
Süreyya olan soyadını Süreya
olarak değiştirmiş. “Süreya” soyadı iddia sonucu “Y” harfini
ilk kez 1956 yılında yayımlanan kaybederek soyadını
“Süreya”ya çevirmiştir.
“Elma” şiirinde görüldü.”

9

İki Kalp

İki kalp arasında en kısa yol: Çay Bahçesi
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen

İki kol.
Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde gösterisi zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.
Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

24 Mayıs cumartesi
Burda bir çay bahçesinde
Duvarlar kuşlarla dolu,
Bilsen öyle yorgunum ki
Yalnız alnımı örtüyor uyku

İki çocuğuyla oturmuş
Karşı masada bir anne,
Beklediği tiren saatiBir olanak arıyor

kendine
Gözlerine dolan beyaz çiçekte

24 Mayıs cumartesi
Şehir adları sayıyor küçük kız,

Kendiyse belli
Yalnız adıyla besleniyor

Öyle solgun ki
Rüzgâr pıhtısı bir imbat

Kurşun akıtır gibi
Geçiriyor şehrin sokaklarından
Cüzamlı bir kıyının gözlerini

10

Beni Öp Sonra Doğur Beni ''Acı çektikçe insan
olgunlaşırmış… Yalan be! İlk
Şimdi
Utançtır tanelenen önce kalbin kırılır, sonra
Sarışın çocukların başaklarında. çürümeye başlarsın.''

Ovadan Düello
Gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan
Bir düelloda
Çeviriyor o küçücük güneşimizi. Daha büyük bir şey vardır
Taşarak evlerden taraçalardan gelip
Ve daha acıdır bu
Sesime yerleşiyor. Ölümden de ölüm korkusundan da
Sesimin esnek baldıranı Bakarsın dün en güvendiğin kişi
Sesimin alaca baldıranı.
Karşı tarafın şahidi olmuş
Ve kuşlara doğru İşte acıdır bu da
Fildişi rüzgarın tavrı.
Ölümden de korkusundan da
Dağ güneş iskeleti. Daha da acısı vardır ama
Tahta heykeller arasında O da sevdiğin kadının
Denizin yavrusu kocaman.
Kan görüyorum taş görüyorum Karşı tarafı ziyaret etmesidir
Bütün heykeller arasında Bu bir nezaket ziyareti de olsa
Düello gerçekleşmemiş de olsa
Karabasan ılık acemi
– Uykusuzluğun sütlü inciri – Acıdır bu
Ondan da ondan da
Kovanlara sızmıyor.
Annem çok küçükken öldü Daha da acısı
Beni öp, sonra doğur beni. Kılıcın elinde
Alnında bir tutam güneş
Kalakalıyorsun ortada

11

(Biliyorum Sana Giden...) Şiir

Biliyorum sana giden yollar kapalı Kadın kendini gösterdi usulcana
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni Çekingenlikle koşulu beyaz usulcana
Gittiler gözleri aşka yaşamaya yangın
Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi Gidip gelenler oldu gitti geldiler.
Uyandım uyandım,hep seni düşündüm
Kadın açlarını getirmedi uzakta tuttu
Yalnız seni,yalnız senin gözlerini Umutsuzlukla dolu soyunuk uzakta
Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olamam bu derde düşeli Düştüler karanlıkta aralık aralık
Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya Düşüp ölenler oldu düştü öldüler.
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki
Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi Kadın gözlerini koydu ortaya
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği Bir mavi gökyüzü aldı çevrelerini
Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda; Sevdiler sonsuz bir maviyle alıngan
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki Sevip yaşayanlar oldu sevip yaşadılar.
Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;

Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım

Bu böyle pek de kolay değil gerçi...
Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki
Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki
İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,

Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:
Bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri

''Sen ded ; nt har
g b s n. Hem herkes
tarafından b r kez
düşünülen hem de

cesaret
ed lemeyen.''

12

Bu Bizimki Dört Mevsim

Yıkıcı bir aşk bu, Bahar mezarına gömsünler sizi
Yıkıyor milletin ortasına Yapraklar gibi buluştunuzdu

Tutku yükünü. Kokular gibi seviştinizdi
Bölücü bir aşk, Bahar mezarına gömsünler sizi
Ekmeği suyu bölüyor Yaz mezarına gömsünler sizi
Günde üç öğün. İlk kezmiş gibi buluştunuzdu
Hain bir aşk bu,
Sizin eve hırsız girer Son kezmiş gibi seviştinizdi
Onunkine polis. Yaz mezarına gömsünler sizi
Yasadışı bir aşk , Güz mezarına gömsünler sizi
Salkımlar gibi buluştunuzdu
Evlenmeyi
Hiç mi hiç düşünmüyor. Ağular gibi seviştinizdi
Güz mezarına gömsünler sizi
Soyguncu bir aşk bu, Kış mezarına gömsünler sizi
En sıradan ezgilerden Sokaklar gibi buluştunuzdu
Sevinçler devşiriyor.
Kökü dışarda bir aşk, Çarşılar gibi seviştinizdi
Dante ile Beatrice\'inkine Kış mezarına gömsünler sizi

Fena öykünüyor.
İşgalci bir aşk bu,
Samanlık sevişenin diyor
Başka şey demiyor.

13

8.10 Vapuru Sevgilim, Bir Günün...

Sesinde ne var biliyor musun Sevgilim, bir günün ortası şimdi
Bir bahçenin ortası var Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,
Mavi ipek kış çiçeği Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
Sigara içmek için
Uzat bana uzat ellerini
Üst kata çıkıyorsun İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar
Sesinde ne var biliyor musun
İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,
Uykusuz Türkçe var Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor
İşinden memnun değilsin
Ben seni düşünüyorum seni
Bu kenti sevmiyorsun Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Bir adam gazetesini katlar
Sesinde ne var biliyor musun Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
Eski öpüşler var
Banyonun buzlu camı Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Birkaç gün görünmedin
Okul şarkıları var Sevgi eskidikçe sevgi.

Sesinde ne var biliyor musun Günümüz ekmeğimiz, türkümüz
Ev dağınıklığı var Çoluğumuz çocuğumuz

İkide bir elini başına götürüp Binalar yan yana yükselip gidiyor
Rüzgarda dağılan yalnızlığını Vapurların ağzı köpük içindeUzaklarda ne kapılar açılıyor

Düzeltiyorsun. Tirenin biri bir istasyona varıyor
Sesinde ne var biliyor musun Ordan çıkıyor biri.

Söyleyemediğin sözcükler var Her şey biliyor her şey
Küçücük şeyler belki Sen biliyor musun bakalım

Ama günün bu saatinde Seni nice sevdiğimi?
Anıt gibi dururlar Üstüne titrrediğimi?

Geldiğimi?
Gittiğimi

Hadi!

Sesinde ne var biliyor musun
Söylenmemiş sözcükler var

14

SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ? Bir Çiçek

Sizin hiç babanız öldü mü? Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
Benim bir kere öldü kör oldum Bir yanlışı düzeltircesine açmış;
Yıkadılar aldılar götürdüler Gelmiş ta ağzımın kenarında
Babamdan ummazdım bunu kör oldum Konuşur durur.
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
Gözümün biri söndü kör oldum Güverteleri uçtan uca orman;
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak Aldım çiçeğimi şurama bastım,
Söylelemesine maviydi kör oldum Bastım ki yalnızlığımmış.
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum Yazmam Daha Aşk Şiiri
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
Oydu bir bakışta tanıdım onu
Fotoğraf Kuşlar bakımından uçarı

Durakta üç kişi Çocuk tutumuyla beklenmedik
Adam kadın ve çocuk Uzatmış ay aydınlık karanlığıma
Nerden uzatmışsa tenha boynunu
Adamın elleri ceplerinde
Kadın çocuğun elini tutmuş Dünyanın en güzel kadını oydu
Saçlarını tarasa baştan başa rumeli
Adam hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü Otursa ama hiç oturmaz ki
Kan kadını rüzgardı atların
Kadın güzel Hep andım ne yaşanır olduğunu
Güzel anılar gibi güzel
En çok neresi mi ağzıydı elbet
Çocuk Bütün duyarlıklara ayarlı
Güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi güzel Öpüşlerin türlüsünden elhamra
Sınırsız denizinde çarşafların
Bir gider bir gelirdi işlek ağzı

Ah şimdi benim gözlerim
Bir ağlamaktı tutturmuş gidiyor

Bir kadın gömleği üstümde
Günün maviliği ondan
Gecenin horozu ondan

15

Hiç kimseyi, rüyanda
görecek kadar sevme.
Çünkü o zaman uyusan

da geçmez.

Aklıma bile
gelmiyorsun
artık, o kadar
kalbimdesin ki!

Konuşmuyor,
anlatmıyor diye
hissetmiyor sanmayın.
Kimisi içine atar

çığlıklarını.


Click to View FlipBook Version