The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.

Nükte Temmuz Ayı Gazetesi

Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by Dörtyol Fen Lisesi, 2022-07-31 10:47:03

Nükte-07/22

Nükte Temmuz Ayı Gazetesi

NÜKTE
DÖRTYOL FEN LİSESİ YAYIN ORGANI

Temmuz/2022 | Ücretsizdir

TAKDİM

Sevgili gençler:
Bizler, Dörtyol Fen Lisesi yönetimi olarak

sizleri hep güzel gördük. Bu ülkenin geleceğin-
deki temel taşları teşkil edeceğinizi biliyoruz.
Sizleri yetiştirirken çağın gerektirdiği şartları
dikkate alıyor ve önemsiyoruz.

Sizler, bizim için dünyanın en kıymetli var-
lıklarısınız. Kısacası hayattan aldığımız lezzet-
siniz.

Her insan gibi bizlerin de eksikleri olabilir.
Mühim olan, ortak bir paydada buluşmaktır. İn-
san olarak yollarımız bir yerde birleşemese de
belki bir noktada kesişebilir esas olan bu ke-
sişim kümesinin büyüklüğüdür.

Yürüdüğünüz yol, geçmişten alınan ders-
ler ve geleceği aydınlatan meşalelerle dolu. O
meşalelerden biri olmanız dileğiyle…

Çağatay ÇAÇA(Dörtyol Fen Lisesi Müdürü)

Güzel gören güzel düşünür. Güzel
düşünen, hayattan lezzet alır.

TARİH 2 İNSANLAR
DENEME 8
TEKNOLOJİ 10 Açık bir sayfaya yazdım;
RÖPORTAJ 11 İnsanlar acımasız merhametsiz
Kedilere nankör derken kendileri bin beteri
Cimri, pinti, bencil
Sonra aklımdan geçti,
İnsanların daha kötü olduğu.
Sildim her şeyi,
Yazmaya değmeyeceğini fark edince.

FERZİNİZ

BİYOGRAFİ 14

ETKİNLİKLER 16

EMEĞİ GEÇENLER

DANIŞMAN ÖĞRETMENLER YAZILARIN HAZIRLANMASI GAZETENIN HAZIRLANMASI
• DIDEM ANDI
• MEHMET TAŞ • AYSE ARICAN • DIDEM ANDI • UMUTCAN CEBBUR

• UFUK ŞANLI • AHMET DOĞAN • ERKAN ÖZTÜRK

• SILA SEMA ÖZTÜRK • SELIN YAMAN

• BEYZA BIYIK • NEHIR SELÇUK

• PINAR

TARIH YAZAN : AYSE ARICAN

İLK KURŞUN HİKAYESİ

I.Dünya Savaşı Öncesinde, Karakese ve çevre köyler halkı, Fransız ve Ermeniler'in zulmüne uğ-
Osmanlı Devleti’ne karşı ter- ramamak için Dörtyol ve Özerli'ye giden yolları taştan hazırladıkları si-
tiplenen en önemli Ermeni perlerle kapatarak, kendilerini savunmaya karar vermiş ve cereyan eden
İsyanlarından biri de Adana ve hava- şiddetli bir muharebeden sonra beş-on erlerini kayıp veren ve şaşkına
lisinde cereyan eden 1909 yılı Adana dönen Fransızlar, Dörtyol'daki karargâhlarına geri çekilmek zorunda kal-
Ermeni Olayları’dır. Dörtyol, bu isyan mışlardır , Türklere ait hayvanlara zorla el koyarak götürmek isteyen
olaylarının merkezi durumuna geti- Ermeni kafilesi, Turunçlu yakınında karşılarına çıkan Koca Ömer Oğlu
rilmiştir. O dönemde, Ermeniler’in en Mehmet Çavuş (Mehmet Kara), Köse Mehmed ve bazı arkadaşları tara-
kalabalık olduğu ve Ermeniler’denen fından imha edilmiş, ve ilk kurşun atılmıştır
tehlikeli isyancı gruplarıylameskûn hale
getirilmiş olan Dörtyol’da, Osmanlı Hü- Bu mücadele sırasında Dörtyol halkının güçlü direnişini gören Er-
kümeti’ne bağlı kalmaya çalışan bir kı- meniler korkarak şehri terk etmek zorunda kalmışlardır . Bu mücadele
sım Ermeniler’e de nutuklar çekerek, sonrasında Dörtyol’a gelen Atatürk halkın fedakarlıkları karşısında Dört-
onları da kışkırtmış ve ayaklanmaya yollulara olan güven ve sevgisini belirterek; “benim en sadık dostlarım
teşvik etmiştir. EpiskoposMuşeg, Av- Dörtyol’dadır.” cümlesini söylemiştir. Bu mücadele sonrasında Dörtyol
rupa devletleriyle de işbirliği yaparak, halkı, vatan ve milletinin bağımsızlığı için her türlü fedakarlığı yapıp va-
Kıbrıs Adası’nın kuzeyinde ve tam karşı tanlarını Ermenilerin esareti altında yaşamaktan kurtarmıştır . Bu ba-
kıyısında yer alan Dörtyol’un iskelesine ğımsızlık mücadelesi de “İlk Kurşun Mücadelesi” olarak altın harflerle
binlerce silâh ile çok miktarda cephane tarihe yazılmıştır . Bu kutsal mücadelede canı pahasına mücadele eden
çıkarmış. kahraman şehitlerimizi saygıyla anıyoruz , ruhları şad olsun .

Süleymanlı ve Saimbeyli ile vilâ-
yetin diğer yerlerinden gelmiş olan
Ermeniler, Dörtyol’da toplanmaya ve
karşılaştıkları Müslümanları öldürmeye
başladılar. Adana’da başlayan olaylar,
Bahçe, Maraş, Tarsus, Payas, Saim-
beyli, Erzin, Dörtyol ve bütün bölgeye
süratle yayıldı. Bu olaylar, 14- 27 Nisan
1909 tarihleri arasında on üç gün de-
vam etti.

Romieu’ya bağlı Doğu Lejyonu’nun
son birliklerinin de en geç 20 Aralık
1918’de İskenderun limanında olaca-
ğı plânlanmıştı. Gerçekten de, o sı-
ralar Adana Vilâyeti’ne bağlı bir kaza
merkezi durumundaki Dörtyol, yöre-
nin ilk işgal edilen şehirlerinden biri
oldu.Bir süre sonra Fransızlar ve Er-
meniler, Özerli Köyü’ne saldırdılar ve
halka hakaret ettiler, bazı evleri yağ-
maladılar. Bu kötü tutum ve hakaret-
lerine tahammül edemeyerek karşı
koyan Özerli Köyü İhtiyar Heyeti’n-
den Muhtar Şeyh Musazâde(Mehmet
Ağa) ile üye Abdülkadir Ağazâde Yu-
suf Ağa’yı, elleri bağlı olarak Fran-
sız İşgal Komutanı’nın kapısı önünde,
süngü ile şehit ettiler.

TARIH YAZAN: AHMET DOGAN

1909 ADANA OLAYLARI VE DÖRTYOL KAZASI

Bugün Hatay vilayetine bağlı şirin bir ilçe
olan Dörtyolkazası oldukça eskiye da-
yanan bir tarihi geçmişe sahiptir. Bu-
rada eskiden kurulan yerleşimlere ait birçok

kalıntılarbulunmaktadır. Bunlar arasında mi-

lattan önce 5 bin ile 50 yılları arasında ak-

tif bir yerleşim yeri olan Kinethöyük en eski

olanıdır.Bölge milattan önce 3000 yıllarından

bu yana Akad ve Sümerlerden başlayarak

milattan sonra 1.- 3. yüzyılda Roma ve Bi-

zanslılara kadar bir çok devlet ve medeniye-

tin egemenliği altında kalmıştır.Milattan önce

333’de Helen İmparatoru Büyük İskender

ile Pers kralı 3. Darius arasında yapılan İs-

sos Savaşı’nın Deliçay (Pinaros) ile deniz ke-

Dörtyol’un coğrafi haritası narındaki bir yerde yapıldığı belirtilmektedir.

Asya ve Avrupa kıtası arasında yapılan tarihin

görmüş olduğu en büyük meydan savaşlarından birisi İssos savaşı ile burada yaşanmıştır.Bunda Dörtyol’un

adından da anlaşılacağı üzere doğu-batı istikametinde uzanan ticaret ve seyahat yollarının kesişme noktasında

yer alması önemli bir rol oynamıştır.

Dörtyol’un şehir olarak kuruluş yılları 11. yüzyı- Osmanlı Devleti haritası
lın sonlarına dayanmaktadır. 1338 yılında Memlüklerin
Çukurova’yı fethinden sonra Üç Oklu Türkmen Boyları
içerisinde yer alan Özerli yörüklerinin Özerli ve Ocak-
lı mahallesineyerleştikleri anlaşılmıştır. Yavuz Sultan
Selim (1512-1520) döneminde Mısır seferiyle Memluk
Devleti’nin yıkılmasını müteakib burası Osmanlı toprak-
larına dahil olmuştur.Önceleri Haleb’e bağlı bir kaza sta-
tüsündeyken daha sonra Adana eyaletine bağlanmıştır.
22 Aralık 1909’da, padişah iradesiyle Dörtyol, Cebel-i
Bereket Sancağı’na bağlı bir kaza merkezi olmuştur.

(Adana Valisi Mustafa Tarafından Dahiliye Nezaretine 29 Bu kazada müslüman nüfusla birlikte hatırı sayılır
Haziran 1915 Yılında Gönderilen Telgraf.Bu Telgrafta Dört- bir Ermeni nüfus da bulunmaktaydı.Bölgede yaşayan
yol Kazası İle Bahçe Kazasına Bağlı Hasanbeyli Köyünde Türkler çiftçilikle, Ermeniler ise semercilik, demirci-
Bomba,Dinamit Ve Çeşitli Türde Silahın Ele Geçirilmiş Ol- lik, kalaycılık, köşger veterzilik gibi sanat, ticaret ve
duğu Bildirilmektedir.(Dahiliye Nezareti Emniyet-İ Umumiye yapı ustalığı ile meşguldü. Eşeklerle dağdan odun
Evrakından) getirerekpazar yerlerinde satarlardı. Kendi okulla-
rı ve kiliselerinde özgürce eğitim ya da ibadetlerini
yerine getirmekteydi. Türkler ve Ermeniler arasında
yüzyıllara dayanan komşuluk ve hemşerilik bağla-
rı kurulmuştu. Ancak “Doğu Sorunu”nun bir parçası
olan Ermeni sorunu, 1878 Berlin anlaşması ile Avru-
pa emperyalizmi tarafından ortaya atılınca Hınçak
ve Taşnak isimli terör örgütleri kuruldu.Bu örgütler
iki halkın arasındaki barışçıl ve ortak ilişkileri zehir-
lemeye ve çatışma ve fesat tohumları ekmeye baş-
ladılar.

Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivinin Satın Alınan
Evrak Tasnifinde yer alan 8/17 numaralı Hacı Adil
Bey evrakına göre Ermenilerin Osmanlı devletindeki
durumu şu şekilde tasvir edilmişti;

TARIH YAZAN: AHMET DOGAN

“Ermenilik bugünkü mevcudiyetini hükümet-i Osmaniye idaresinde bulunmak sayesinde muha-
faza edebilmiştir.Türkiye Ermenileri 14.asr-i miladisinden beri Türklerin taht-i tabii’yetinde bulu-
nuyorlar.Hükümet-i Osmaniye bu unsura karşı re’y-i hüsni suretiyle muamele etmiş ve pek büyük
bir itimad göstermiştir.İstanbulun fethini müteakiıb Fatih Sultan Mehmet Han-ı sani hazretleri
Anadolu’daki Ermenilerden bir kısmını İstanbul’a naklederek kendilerini burada yerleştirmiş ve
sırf bir nişane-i teveccüh ve itimad olmak üzere 1461 tarih-i miladisinde bu halkın riyasetinde bu-
lunan papazları (Hovakin) patrik tayin ederek Rum patriği gibi unvan ve elkab ve imtiyazat bahş
ve ihsan etmiştir.Cennetmekan Sultan Mahmut ve Sultan Mecid zamanlarındaki ıslahat feramin-i
âlisi münasebetiyle bunların teb’a-ı saire-i Osmaniye gibi musavat-ı hukuka mazhariyetleri temin
edildiği gibi 1860 sene-i miladisinde gönderilen Ermeni unsuru dini,milli,içtimai mesailini müza-
kere etmek üzere (Ermeni Meclis-i Millisi) namı altında meclis tesisine müsaade olunmuştur.Bu
meclis tesisiyle Ermeniler için Türkiye’de bir devr-i terakki bidae etti.Ermeniler ıslahatın bahş
ettiği hukuktan istifade ederek Galata’daki meclis-i milliyelerinde bugüne kadar kemal-i serbesti-
yetleve binlerce sami’in huzurunda mebusları ile mesail-i milliyeyi münakaşa ve müzakere edebi-
liyorlardı.Hükümet-i Osmaniye’de memleketin unsuru addettikleri Ermenilerin bu halini kemal-i
memnuniyetle görüyor ve kendilerinin terakkiyatı teshil ve mazhar-ı huzur-ı refah olmaları için her
türlü muavenetten geri durmuyordu.

Ermeni ahaliye gelinde,kendilerinden asker alınmadığı için bütün gayretlerini ticaret ve ziraat
ve sınayiie hasrederek kemal-i huzur ve rafah ile çalışmışlar ve külfetsiz nimete mazhar olmuşlar
ve bu refah ve emniyetin tesiri neticesi olarak bugünkü mevkiilerini ihraz edebilmişlerdir.Ahali-i
İslamiye ve bilhassa Türkler ise Ermenileri daima saf ve samimi bir vatandaş olarak telakki et-
mişler ve kendilerine daima hürmet ve samimiyetle muamele etmişlerdir”.

Ermeni örgütleri olan Hınçak ve Taşnak Cemiyetleri Ermeni azınlıktan devşirdikleri insanlarla isyan hazırlığı
yaparken Avrupa devletleri Osmanlı Devletine ıslahat baskısı yapıyordu.Islahat talep ettikleri konu Ermenilerin
kendi kendilerini siyasi ve idari olarak yönetebilecekleri bir yapının inşasını sağlamaktı. Islahat talebi Ermeni
azınlığın devletleşerek bağımsız olmalarının önündeki engelleri kaldırmaya yönelikti. Bu taleplerinde samimi ve
iyi niyetli olmadıkları kendi ülkerinde yaşayan Ermeni azınlığa karşı sergilemiş oldukları muameleden anlaşıl-
maktaydı. Buna dair yine Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivinin Satın Alınan Evrak Tasnifinde yer alan 8/17 nu-
maralı Hacı Adil Bey evrakında verilen bilgi şu şekildedir;

“Ermenilerin memalik-i sairede ve banisi Rusya’daki halleri bizdeki Ermenilerle kabil-i kıyas değil-
dir.Rusya Ermenileri Rusların müthiş istibdadına uğramışlar ve bu hükümetten mine’l-kadim deh-
şetli darbe yemişler.Rusya hükümeti de 1826’da Ermenilere kilise ve tedrisat hususunda güya bir
müsaade-i mahsusa verdi.Fakat Kafkas vali-i umumisi Galiçin zamanında şiddetle tatbik olunan
Ruslaştırma siyasetinin neticesi olarak mektepleri sedd-i külliye,evkafı müsadere etmesi dahi ka-
togigosların da birkaç defa tard ve teb’idine teşebbüs edildi.Ve daire-i devlette istihdam meselesine
gelince ortodoks olmak şart-ı esasisi ve ruhbanın seyr-ü seferi birkaç kuyud ile mukayyed ve adeta
mutehayyil idi.Mekatib-i ibtidaiye derecesinde yüksek mektep açabilmek kendi lisanlarıyla tedris ve
talim etmek,tarih-i tedrisi ettirmek müessesat şeklinde olsa bile cemiyetler yapabilmek Sibirya’ya
nef’i mucib idi.Bu uğurda binlerce Ermeni mahvedildi.Kaçabilenler de yine hükümet-i Osmani-
ye’nin hamiyyet ve refetine iltica ve canlarını kurtarabildiler.

1903’te bu siyaset tebeddül etti.Kafkasya’da daima bir unsur-ı fesat ve ihtilal olmak istidadını göste-
ren Ermeniler nazarlarını başka tarafa çevirmek ve bu sayede diğer anasırı serbestçe Ruslaştırmak
için zahiren Ermeni sergerdeleriyle uyuşmak politikası takip olundu.Birçok sergerdeler mazhar-ı
hüsn-i kabul oldu.Nişanlar, paralar aldılar.İstiklal vaadi ile Ermeni ceryanını tevlid edenler nazar-
larını Türkiye’ye çevirdi”.

TARIH YAZAN: AHMET DOGAN

I. Dünya Savaşı öncesinde, ve Ermenilerin en kalabalık oldu- etmeleri konusunda epey ikna et-
Osmanlı Devleti’nin karşılaşmış ğu ve en tehlikeli isyancı grupla- mişti. At üzerinde ve elinde Erme-
olduğu isyanların en büyüklerin- rın yer aldığı Dörtyol’da, Osmanlı nistan bayrağı ile dolaşan Muşeg,
den birisi 1909 yılında Dörtyol’da Devleti’ne bağlı kalmaya çalışan Dörtyol’un köylerindeki “beylik”
çıktı.İsyanda episkopos,papaz ve Ermenilere nutuklar çekerek, on- arazileri Ermeni halkı arasında
din adamları önemli rol oynamıştı. ları da kışkırtıp ayaklanmaya teş- bölüştürmüş, her bağ ve bahçe-
Bunlardan birisi aynı zamanda bir vik etmiştir. Arkasına Avrupalı ye sınır işareti konuyormuş gibi
siyasetçi de olan Cebel-i Bereket devletlerin desteğini almıştı. Ni- göstererek, kademe kademe “pi-
delegesi Muşeg’ti. O sıralar Osma- tekim Avrupalı devletler ile işbir- yade istihkâmları” kazdırmış, bazı
niye ( Cebel-i Bereket (Osmaniye) liği yaparak, Kıbrıs Adası’nın ku- yerlere kilisenin ortasından tünel-
ve Dörtyol’da Ermeni delegesi olan zey yönünden tam karşısında yer ler açtırmıştı. Dörtyol iskelesinde
Episkopos Muşeg isyan hareketi- alan Dörtyol iskelesine binlerce inşaa ettirdiği 400-500 metrekare
ni başlatmak üzere, himayesine silah ve çeşitli askerî mühimmat kışlaların da etrafına istihkâmlarla
aldığı 15-20 kadar Ermeni komi- çıkarmıştı. Müslümanların kendi- çevirtmişti.
tacısı ile o zamanki Adana vilaye- lerini katledeceğine inandırdığı Er-
tinin bütün sancaklarını dolaşmış menileri, silah satın alarak isyan Ermeniler’in yaşadığı hemen
her köyde, evlerin altından birbi-
1950 yıllarında Dörtyol ilçe merkezinden bir kesit rine bağlı tüneller açılmış, gizlen-
mek için kuyular kazılmıştı. Her
kilisede çeşitli silahlar biriktiril-
mekteydi. Su boruları kullanılarak
mükemmele yakın toplar döküldü.
Birçok yer silah deposu ve cephane
fabrikası haline getirildi. İskende-
run’daki İngiliz Konsolosu Ermeni
bozması olan Mösyö Katoni de,
Ermenileri kışkırtmaktaydı. Dört-
yol’daki Dersak adındaki papaz
ile daha sonra I. Dünya Savaşı’n-
da Dörtyol İskelesi’nde Fransızla-
ra casusluk ettiği için tutuklanan
Karabet İskender ve Bedros Paşa
da bu çalışmalara katıldı.

Tam da bu sırada Adana’da iki müslüman

Türk, Ermeniler tarafından katledildi. Ayrıca

Müslümanlar tarafından sevilen ve sayılan bir

hoca vahşicekatledilerek, üzerine kendi kanıyla

bir haç resmi çizildi. İşte bu olay halkın ayak-

lanmasına yol açtı. Olayların baş sorumlusu

durumundaki Gökdereliyan Karabet ve çetesi,

hükümet kuvvetlerinin elinden kaçmayı başar-

dılar. Ermeni isyancılar, Adana valiliği tarafından

gönderilen kuvvetlere, mahallerinde kurdukları

barikatlardan, aynı anda ve topluca ateş açtı-

lar. Çok sayıda Osmanlı jandarma ve polisi şehit

oldu. Bunun üzerine, silahlarını kapan Türkler Ermenilerin Rusya’daki Durumunun Anlatıldığı Resmi Belge.
de Ermeni mahallesine karşı harekete geçti. Bu (Hacı Adil Bey Evrakından)
sırada, Süleymanlı (Zeytun) ve Saimbeyli (Ha-

çin) ile çevre yerleşim yerlerinden gelmiş olan Ermeniler, Dörtyol’da toplanmaya ve karşılaştıkları Müslümanları

öldürmeye başladılar. Adana’da başlayan olaylar, Bahçe, Tarsus, Maraş, Payas, Saimbeyli, Erzin, Dörtyol ve

bütün bölgeye hızla yayıldı. Bu olaylar, 14 Nisan 1909 ile 27 Nisan 1909 arasında 13 gün boyunca devam etti.

Olayların devam ettiği günlerde, Amerikan, Fransız ve İngiliz zırhlıları İskenderun ve Mersin limanları önünde

gövde gösterisi yaparak Ermenilere yardım etmeye başladılar. İsyan, İstanbul Dahiliye Nezaretine haber veril-

miş, fakat 13. Nisan 1909’da Sultan II. Abdülhamit (1876-1909) tahttan indirildiği için o çalkantılı dönemde

çokça önemsenmemişti. Bu isyan ancak 27 Nisan 1909’da Osmanlı hükümetinin birkaç gemi dolusu asker gön-

dermesiyle bastırılabildi.

TARIH YAZAN: AHMET DOGAN

Bu olayları kışkırtanlar Adana'daki Ermeni kiliseleri Adana olaylarında Dörtyol bölgesinde yaşayan Er-
ve piskoposlarıydı. Avrupa basını ise daha önce yap- menilerin önemli bir kısmının aktif olarak eylemlere
tığı gibi yine olayları saptırmış, "Türkler'in Ermeniler'i karıştıkları ve Hınçak ve Taşnak Cemiyetlerinin amaç-
imha ettikleri" şeklinde gerçek dışı yayınlar yapmış- larına hizmet ettikleri bu örgütlerin ise Kilikya Ermeni
lardı. Osmanlı Devleti isyanı bastırdıktan sonra Ada- Devleti kurmak amacında oldukları sonraki süreçte
na valiliğine gönderdiği telgrafta taşra yöneticilerine “ iyice açığa çıktığı için onların tehcir edilmesi zorunlu
ihtilal ve isyan intac edecek ahval vukuuna meydan bir güvenlik tedbiri haline gelmişti.Hınçak ve Taşnak
bırakılmamak” hususunda sıkı emirler vererek yeniden örgütlerinin organize ettiği olaylar Dörtyol ve mücavir
isyan halinde “…son derece şiddet ve süratle hareket alanlarda I. Dünya Savaşı sırasında da devam etmişti.
olunması…” ni istemişti. (bk.DH.EUM.2.Şb. 5/14.)1909 Bunun üzerine 1915 yılında Kudüs’te bulunan Dördün-
cü Ordu Kumandanlığının emir ve onayıyla Dörtyol’da
yaşayan Ermeniler Halep havalisine ve Suriye’nin ku-
zey taraflarına göç ettirildi.(bk.DH.EUM.2.Şb. 7/25.)

Ermenilerin Göç Ettirilmesi Hakkında Dahiliye Nezaterinden Bu isyan yüzyıllarca beraber yaşamış iki halkın ara-
Adana Valiliğine Gönderilen Telgrafın Sureti. sının terör örgütleri vasıtasıyla nasıl açılarak bir halkın
topyekün yaşadığı topraklardan çıkmak zorunda kaldı-
(Dahiliye Nezareti Emniyet-İ Umumiye Evrakından) ğını gösteren çarpıcı bir örnektir.Günümüzde aynı oyun
yine Avrupa emperyalizmi tarafından bu defa farklı ak-
törler eliyle sahnelenmeye çalışılıyor.Zaman ve coğraf-
ya farklı olsa da varılma istenen amaç aynı.Bu amaca
ulaşmak için emperyalizm piyon bulmakta zorlanmı-
yor.Bulduğu piyonlara siyasi ve askeri her türlü desteği
vermekten geri durmuyor.Bu oyunu bozacak olan ise
tarihten çıkardığı dersle Türk halkı olacaktır.Bu oyunu
bozmanın yolu ise üst düzey bir farkındalık düzeyi ile
tam bir birlik ve beraberlik ruhunu toplumca taşımak-
tan geçer.

1909 olayları sonrasında Dörtyol’ dan bir görünüm

TARIH YAZAN : AYSE ARICAN

İSTİKRARSIZLIK ABİDESİ: PRALENBRURG

1996 yılındaki askeri darbenin başarısız bir donduruluyor, gelecekte yapacakları yatırım planla-
şekilde neticelenmesi sonucunda iktidarı eli- rını durduruluyor ve halka teşhir ediliyordu.Evrensel
ne alan yeri hükümet, Avrasya coğrafyasında hukuk ve adalet anlayışının yinelenmesi için de devlet
“Azak” adlı ülkenin Pralenburg eyaletinin kontrolünü yeni adliyeler açıyor,yargı,yasama ve yürütme organ-
eline alınca omuzlarına nasıl bir yük bindiğini acaba larını sıklıkla denetliyordu.Dış politikada reformlar
biliyor muydu? Bölgenin mazisinde, halkın hafızasına yapılıyor,başka devletlerde yeni diplomatik ilişkilere
kazınmış ve asla unutulmayacak bu travmaları eski önem veriliyor,liyakat ön plana çıkarılıyordu.
totaliter rejimi yıkan yeni hükümet nasıl hafifletecek-
tir? Askeri Okulların Akıbeti ve Darbe Yanlıları

Askeri Darbe Döneminde Pralenburg Eyaleti Maalesef hükümet askeriyede kamu ve hükümet
girişimleri kadar başarılı olmamıştı.Ordununçoğun-
1978-1996 yılları arasında iktidarda olan tutucu, luğunu oluşturan koalisyon askerlerinin dirayetsizli-
muhafazakâr ve askeriye odaklı rejim çoğu kez yol- ği, yetersizliği devleti ümitsizliğedüşürüyordu.Askeri
suzluk, ……kademelerinde yozlaşma ve isyancı lider- fabrikalar sivil yardıma ayrılıyor, birçok personel ma-
leriyle olan gayrimeşru tartışmalar nedeniyle halkın aşları ödenmediği için ya istifa ediyor ya da terhis
gözünde itibar kaybetmiş ve yerini yeniiktidar almıştı. ediliyordu.Yerel halk koalisyon askerlerinden rahatsız
oluyor ve askerlerden sivillere zorla çalıştırılıp kullanıl-
Eyalet Politikaları ve Coğrafi Özellikler dıklarına dair haberler basını kasıp kavuruyordu.Darbe
sesleri ve eğitimsizlik her yönüyle devletin, subayların
Yeni hükümet, bölgenin tarıma ve hayvancılığa uy- başını belaya sokuyordu.
gun olan yerleşkelerinde çiftçiliği desteklemek adına
tarım kredileri, lojistik imkanlar ve yeni tarım arazileri Teröristler ve Sivil Silahlanma
sundu. Verimliliği arttırmak adına tohum ıslahatları ve
çiftçi bilinçlendirme politikaları görüldü. Hayvancılık- Devlet adamları teröristlerin yapısını,silah ve mü-
ta; meralar açıldı, çobanlara hayvan gütme tekmilleri himmat tipini,taktiklerini ve kimler tarafından des-
öğretildi. Yüksek nüfuslu sanayileşme ve endüstriyel- teklendiğini biliyordu.Teröristlerinendektrinasyonu ve
leşmeye müsait yerlere ise imalat fabrikaları, eğitim, temel psikolojik faktörlerin etkisi bu veriyle daha iyi
istihdam olanakları verildi. Merkez bankası reformları anlaşılıyordu.Orav Dağları’nda bulunan terörist yatak-
tamamlandı. Uzak yörelere sübvansiyon sağlandı. ları zaman zaman hava saldırılarıyla yok ediliyordu.
Ama kesin netice alınabilmek için askeri operasyon
Bölgenin coğrafi özellikleri genelde merkezi otori- yapılması bir zorunlulukta.Özellikle terörle mücadele
tenin kolay kurulabileceği bölgeler arası rakım farkının konusuna ihtimam gösteren devlet,savunma sanayi
yüksek olmadığı yerlerden oluşuyordu. Kuzeydoğu ve ağır sanayi gibi kollara yüksek miktarda para ve
ve güneybatı bölgelerinde Orav ve Liwonski Dağları hammadde ayırıyordu.Sivil silahlanma ise ayrı bir mu-
bulunuyordu. Tefneka veSorozev gibi yüksek nüfuslu ammaydı.Halk milis şeflerine ve polis teşkilatına gü-
yöreler bu dağların arasındaki bir vadide yer alıyor- venmiyor ve kendi işini kendisi görmeye çalışıyordu.
du. Dağlardaki madenler linyit, taş kömürü, bor ve
demir açısında çok zengindi. Eyaleti resmen “Y” harfi Vlazinski’de Bombalı Saldırı ve Teröristlerle
gibi üçe bölen Grazen Nehri’ni de atlamamak gerekir. Sıcak Çatışma
Teröristler özellikle nakliyat ve lojistik için bu nehir
üzerindeki köprüleri tutarlardı. Pralenburg eyaletinin karargahı olan Şigolya yö-
resine oldukça yakın olan Vlazinski’ye teröristler eş
Güvenlik ve Hükümet Girişimleri zamanlı canlı bomba operasyonları düzenlemişti.Ha-
rekete geçen polis ve ordu, bu hareketin faillerini tez
İstihdam ve ekonomi alanında yapmış ve yapacak zamanda yakalayıp idam ipine çoktan asmıştı.Uzak
adımları olan yeni hükümet,devletin hazinesine en çok bozkır ve kırsal yörelere ordunun göz bebeği olan
katkı yapan,gelişmiş şehirlerin teröristlerin birincil he- general Zhukov,güvenlik ve teröristleri etkisiz hale
defi olduğunu biliyordu.Bunamütakip her yöreye kendi getirmek amaçlı görevl
milis kuvvetlerini oluşturmaları için tebligat yolladı.
Bu … geçtiler devletten düzenli para almamaları,eksik Uzun Yolculuk
ekipman ve teröristler gibi genelde kışkırtıcı geril-
la taktikleri uyguladığı için çok disiplinsiz birliklerdi. 2011 yılının Haziran ayında,artık iktidar terörle
Aralarında isyan başlatan ve hatta terörist gruplarına mücadelede iyice tecrübe ve başarı kazanmıştı.Bu
katılan milisler olabiliyordu.Yakın zamanda milislerin vakitten sonra olacakları zaman belirleyecekti.Halkın
yerini alacak bir merkezi polis teşkilatının kurulması aklında ise sadece tek bir soru vardı.”Acaba bu kabus
zorunlu gibi görülüyordu.Devlet,yolsuzlukla mücadele ne zaman bitecek?”
için de aynı zamanda belirli milis kuvvetlerini yoz-
laşmış devlet adamlarını ve memurları tutuklamaları
için görevlendiriyordu.Bu insanların banka hesapları

DENEME YAZAN : SILA SEMA ÖZTÜRK

AYRIM

Kendimizi bildiğimiz andan itibaren
okula gitmeye başlarız ve 1. sınıfta
bize öğretilen şeylerden birisi farklı-
lıklara saygı duyulması gerektiğidir. Okulda
bu konunun üstünde durulsada bizler kü-
çüklükten öğrendiğimiz halde şu zamanda
bile gencinden yaşlısına insanları düşün-
celeri, giyim tarzları, gelenek görenekle-
ri, dinleri, dilleri, ırkları yönünden ayrım
yaparız. Bir insanı bizim düşüncemizden
farklı bir düşünceye sahip diye neden hor
görüyoruz? Biz yaratılırken bile aynı göz
rengi, ten rengi, saç renginde yaratılma-
mışız. Bu ayrım neden yapılıyor Hepimiz
birbirimizden farklı pek çok özelliğe sa-
hibiz, farklı kültürlerde yetişmişiz.

Sanatçı: Jungyoun Kim

Elbette düşüncelerimiz Kimi siyahı sever kimi
beyazı. Kimi fakir kimi zengin. Kimi cömert kimi
cimri. Kimi çalışkan kimi tembel. Hiç birimiz aynı
değiliz diye bize uymayanı dışlamak doğru mu siz-
ce? Herkes aynı olsa her şey çok sıradan olmaz
mıydı ? Herkes aynı şeyi seviyor, aynı şeyi giyiyor
böyle bir dünya çok sıkıcı olurdu. Farklılıklar ha-
yatımıza renk katar. Önyargılı ve tutucu insanlar
kendi düşüncelerinin daha doğru olduğunu kar-
şı taraftaki insana dayatırlar. Ve düşüncesinden
vazgeçmediği takdirde insanları fikirleri yüzünden
ayırırlar. İnsan var olduğundan beri her yönden
ayrışmıştır. Bu ayrışmayı kabul etmeli fakat ay-
rıştık diye ben senden üstünüm gibi bir ayrımcılık
yapmamalı. Herkesin düşüncesinin kendisine göre
en değerli olduğunu unutmamalıyız. Kimse kimse-
den üstün olmadığı gibi kimse kimsenin aynısı de-
ğildir. Herkes herhangi bir konu hakkında kendine
göre ya da göresi vardır. Benim fikirlerim benim
için doğrudur, bir başkasının ki kendisi için.

Özetle; insanları farklılıklarıyla kabul etmeli,
hatta farklılıkları için onları sevmeliyiz. Çünkü
insanı özel yapan farklılıklardır. Siz en çok mor
rengi seviyorsunuz diye gökkuşağının mor olma-
sını istemek hayatı fazla renksiz yapmaz mı?

Sanatçı: Holly Warburton

DENEME YAZAR : BEYZA BIYIK

BÜYÜMEK

Mutlaka hepimizin aklına bir kez dahi olsa dü-
şen bir soru vardır. “Büyümek nedir?” Sahi
nedir büyümek? Büyümek zamanın bizlere
kazandırdığı bir mükafat mıdır yoksa aksine bir ceza
mıdır?

Büyümek birçok kişi için farklı tanımlara sahip
olmakla beraber üzerinde uzlaşılan bir tanımı vardır
ki o da büyümenin zihinsel ve fiziksel bir değişim ve
gelişim olduğu yönündedir. Bence büyümek yalnızca
bu olsaydı hakkında bu kadar düşünmek gerekmez-
di. Büyümek kişinin artık tamamıyla konfor alanının
dışına çıkması kendisine sorumluluk yüklenmesidir.
Büyümek birçok derdi beraberinde getiren bir yeni-
likler bütünüdür.

Çocukken hep büyümek istedik, ilerde bize de abi,
abla denilsin istedik.Henüz daha tertemiz olan zihni-
miz ve hayalimizde büyümek öylesine güzel bir şeydi
ki hepimizin en büyük ideallerinden biriydi. Şimdi
ardımıza baktığımızda kulağımıza çalınan çocukken
asla anlam veremediğimiz cümleler var belki de.
“Zaman göz açıp kapayıncaya kadar geçer, keşke ço-
cuk olsam ben de.”Bu sözler bizlere defalarca tekrar-
lanan ancak asla çocuk mantığımıza oturtamadığımız
ve takvimden yapraklar birer birer eksilirken bizlerin
de diline pelesenk olmuş sözler değil midir? Hayat-
taki en güzel şeyin çocukluk olduğunun bilinmesine
rağmen insanlar neden her defasında büyüyünce ne
olmak istersin diye sorar ki?

Bizlere hiçbir zaman büyümek istemiyorum diye
bir seçenek sunulmadı. Ne zaman gözlerimizdeki o
ışığı kaybettik? İşte o zaman başımızı yastığa koydu-
ğumuzda düşlediğimiz o hayallerin yerini dertlerimiz
ve sıkıntılarımız aldı. Artık canımızı sıkan tek şey
bisiklet sürerken yere düşünce kanayan bacağımız
değil, kahkahalarımız bize özgü değil, hareketlerimiz
bizim değil.Artık bizi kovalayan körebeden değil so-
rumluluklarımızdan kaçıyoruz.Bunlar olurken gözleri-
mizin içindeki kibrit usulca söndü işte. Dilimizin artık
aklımıza hizmet etmediğini fark ettiğimiz an keşke
biri bana da büyümek isteyip istemediğimi sorsaydı
diye bir nida dökülüyor dudaklarımızdan...

Sanatçı: Pascal Campion

TEKNOLOJI YAZAR : ERKAN ÖZTÜRK

Nanoteknoloji

Nanoteknoloji kavramının günlük hayatımıza girişi pek de eski değil. Teknoloji dergilerinde, ana haber bültenlerinde,
bilimsel makalelerde, bloglarda ve daha birçok yerde bu kavrama sıklıkla rastlıyoruz. Bilim dünyası bu kavrama bir
süredir aşina olsa da, sıradan vatandaşlar nanoteknolojiyi yalnızca günlük hayata etki eden buluşlar, makineler veya
ilaçlarda hissedebiliyor. Nano teknoloji bu alanda da geniş bir yelpaze sunuyor. Teknolojinin hemen hemen her dalın-
da faaliyet gösteren nanoteknoloji uzmanları, sayısız çalışması ile hayatımızın kolaylaşmasına katkı sunuyor. Sade-
ce kolaylaşması değil, bu şekilde birçok hizmete daha hızlı, daha ucuz, daha kaliteli ve en önemlisi de daha güvenli
ulaşabilmemizin önü açılıyor.

Nano Teknoloji Bir Bilim Dalı Mıdır?

Nanoteknolojinin içeriğine geçmeden önce ne olduğunu ortaya koymakta yarar var. Bunun bir bilimsel terim olup
olmadığına dair bilim çevrelerinde ciddi tartışmalar bulunuyor. Nanoteknoloji gerçekten de bir bilim dalı mı, öyleyse
ondan gerçek bir terim olarak bahsetmek mümkün mü? Bu konuda kesin cevaplara rastlamak henüz mümkün değil.
Çünkü bilim insanları da bu yeni gelişen sahanın nasıl evrileceği hakkında somut bir ön görüye sahip değil. Fakat bu
teknolojinin günümüzde ulaştığı seviye üzerinden bazı çıkarımlar yapmak mümkün. Tartışmaları bir kenara bırakırsak,
nanoteknolojinin en azından bir alan, hem de önemli bir alan olduğunu söyleyebiliriz.

Nano Teknoloji Nedir?

En temel şekilde ele alırsak; nanokteknolojiyi, metrenin milyarda biri nispetinde malzemelerle çalışma olarak tanımla-
yabiliriz. Bu tanımı okuduktan sonra, bir önceki alt başlıkta nanokteknolojinin neden bir bilim dalı mı yoksa bir alan mı
diye tartışıldığını anlamışsınızdır? İsmi afili olsa da aslında tanımdaki “metrenin milyarda biri nispetinde malzemelerle
çalışma” uğraşından ibaret.
Teknoloji tamam da “nano” nereden geliyor? Eski Yunanca bir ön ek olan “Nano”, cüce anlamını taşıyor. Nanoteknoloji
kavramında ise milyarda bir anlamına geliyor. Bilimsel ölçeklerin bir parçası olarak başka alanlarda da kullanılıyor. İki
kelime bir araya gelerek nanoteknoloji kavramını ortaya çıkarıyor: metrenin milyarda biriyle çalışmak.
Sürekli gelişen ve yaygınlaşan bir uğraş alanı olarak nanoteknolojinin önümüzdeki yıllarda gündemde daha çok yer işgal
edeceğini şimdiden ön görmek mümkün. Henüz kısıtlı olan imkanlarla varılan gelişmeler, bundan sonrasında çok daha
büyük fırsatlarla birleştiğinde insanlığın geleceğinde etkili bir role kavuşabilir. Bununla birlikte nano boyuttaki yapılarla
insanlığın iletişiminin ve etkileşiminin gelişmesi, keşifler açısından da önemli bir ilerleme olacaktır. Nanoskopik seviye-
nin keşfi ile belki de hiç bilmediğimiz şartlara sahip bir yaşam alanını keşfedecek ve insanlığın faydasına çok sayıda yeni
gelişme ile tanışacağız. Ayrıca bu küçük ölçekteki araştırmalar, büyük ölçekteki araştırmalar için de ilham kaynağı olabi-
lecektir.

KORÖNPUORTAJ RYÖAPZOART:ALJO:RDEIMDEIMPSAUNMDI

GERİSİ
HİKAYE :

KORKU KONUŞMALARI

Gerisi Hikaye, hem korku-gerilim edebiyatının hem de olarak çalıştıktan sonra bu sektöre ara verip tam za-
podcast kültürünün yaygın olmadığı Türkiye’de, ülkemi- manlı olarak yazmaya yöneldim. Yazma ve anlatmaya
zin ve dünyanın korkularına parmak basan başarılı bir lise yıllarında başladım. 2003 yılında Yeraltı ve Alterna-
kültür-edebiyat podcast yayınıdır. Demokan Atasoy, Işıl Beril tif edebiyatı odaklı Gölge Öykü Dergisi ile Kan Güncesi
Tetik ve Galip Dursun keyifli ve “korku” dolu sohbetleri ile Alt-Kültür portalını kurdum. Ağırlıklı olarak korku – ge-
10 yılı aşkın süredir her bölüm korkuyu; sinema, edebiyat ve rilim türünde öyküler ve makaleler yayınladık. Korku,
daha birçok alanda ele alıyorlar. Bizde onlarla Gerisi Hikaye bilimkurgu ve fantastik edebiyat üzerine özellikle yerli
ve Türkiye’de podcast konusunda minik bir röportaj yaptık. korku edebiyatı, karanlık romantizm, gotik, şehir fan-
tazyası, bilimkurgu – bilimkorku türünde eserler veri-
Bizlere kısaca kendinizi tanıtır mısınız? yorum.

Demokan Atasoy: Ankara doğumluyum. Bilkent Üni- Gerisi Hikaye podcast nedir? Nasıl başladı?
versitesi’nde Turizm ve Bilgi Üniversitesi’nde Sinema
okudum. Bir yandan da on yedi yaşımda tezgahtar- D.A: 2000’lerin başından itibaren internet radyoları-
lık yaparak çalışmaya başladım. Okurken bir yandan na merak sarmıştım dolayısıyla 2010 civarında Ameri-
da otellerde çalıştım. Sonrasında İstanbul’a taşındım ka’da yapılan podcastlardan
ve sinema ve TV sektöründe kameramanlıktan, yapım haberdar oldum. Bir süre sonra Beril ve Galip ile yıllar-
ve yönetmen asistanlığına pek çok farklı işte çalıştım. dır her buluşmamızda yaptığımız sohbetleri bir forma-
Özel televizyonlarda yönetmen ve yapımcılık yaptım. ta oturtursak çok iyi bir podcast olacağını düşündüm.
Doksanlı yılların sonunda öykü yazmaya başladım ve Onlar da bu teklifimi sıcak karşıladı, beraberce formatı
o gün bugündür korku, gerilim ve doğaüstü konularda oluşturup kayıtlara başladık.
öykü ve roman yazmayı sürdürüyorum.
B.T: On beş seneden fazla bir süredir Galip ve Demo-
Beril Tetik: Edinburgh İngiltere doğumluyum. Isla Col- kan ile beraber çalışıyoruz . Birlikte pek çok proje üret-
lege of Art Moda – Wisbech Tasarım bölümü mezunu- tik ve çalışmalar yaptık. Geveze bir ekip olduğumuzdan
yum. Uzun yıllar Tekstil alanında Müşteri temsilciliği, doğal olarak sohbetlerimiz hep dolu dolu ve çoğunlukla
çeşitli sektörlerde üst düzey yönetici asistanlığı yap- edebiyat ile sinema üzerineydi. Nihayet Demokan pod-
tım. 2010 sonrasında ise kendi markamla özel tasa- cast teklifi ile gelince, yıllardır devam eden bu sohbet-
rımlar yaparak asıl mesleğime döndüm. 2000 başla- lerin keyfini başkalarıyla da paylaşmaya karar verdik.
rında öykü yazmaya ve doğaüstyü ve gizem konulu Sonuçta üçümüzüm de rüyası, spekülatif kurguyu ve
araştırmalar yapmaya başladım. İlk öykülerim fan- özellikle de korku türünü mümkün olabildiğince yayıp
tastik kurgu türündeydi ancak daha sonra tamamen sevdirebilmekti. Formatı oluşturup konu listemizi oluş-
korku türüne odaklandım. Halen korku türü ağırlıklı turduktan sonra kolları sıvayıp kayıtara başladık ve bu-
olmak üzere, fantastik, gerilim, bilimkurgu ve polisiye gün 200. Bölüme ulaşmak üzereyiz.
gibi spekülatif kurgu edebiyatına dahil türlerde kalem
oynatmaya devam ediyorum. G.D: Gerisi Hikaye, Türkiye’nin en eski podcastlerin-
den birisi ama bir yanıyla da Türkiye’de korku edebi-
Galip Dursun: İstanbul’da doğdum büyüdüm. Marmara yatında öncü oldu. Ülkemizde çok fazla irdelenmemiş,
Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı Bölümü’nden me- derine inilmemiş bir konuydu. Yıllardır korku türünde
zunum. Teknoloji şirketlerinde tasarımcı ve yazılımcı yazmanın verdiği bir birikimi paylaşmak için yola çık-
tık.

RÖPORTAJ RÖPORTAJ : DIDEM ANDI

Gerisi Hikaye podcast nedir? Nasıl başladı? ketli ve kalıcı bir yayın ortamı olacağını varsayabili-
rim.
D.A: 2000’lerin başından itibaren internet radyoları-
na merak sarmıştım dolayısıyla 2010 civarında Ame- B.T: Her ne kadar ülkemizde henüz arzulanan yay-
rika’da yapılan podcastlardan gınlığa ulaşamamış olsa da her an her yerde dinle-
nebilmesi özelliğiyle Podcast’ın zaman içinde en çok
haberdar oldum. Bir süre sonra Beril ve Galip ile tercih edilen program türü olacağını tahmin ediyo-
yıllardır her buluşmamızda yaptığımız sohbetleri bir rum.
formata oturtursak çok iyi bir podcast olacağını dü-
şündüm. Onlar da bu teklifimi sıcak karşıladı, bera- G.D: Podcast, önceki soruda dediğim gibi hızla ya-
berce formatı oluşturup kayıtlara başladık. yılıyor. Şu an için kitlesi belli ancak daha da yayı-
lacağına inanıyorum. Özellikle podcast üretmek için
B.T: On beş seneden fazla bir süredir Galip ve De- kullanılan online araçlar ve yayın platformları bu işi
mokan ile beraber çalışıyoruz . Birlikte pek çok proje çok daha kolaylaştırıyor. İlerleyen zaman içinde di-
ürettik ve çalışmalar yaptık. Geveze bir ekip oldu- jital içerik açısından önemli bir yere sahip olacağına
ğumuzdan doğal olarak sohbetlerimiz hep dolu dolu inanıyorum.
ve çoğunlukla edebiyat ile sinema üzerineydi. Ni-
hayet Demokan podcast teklifi ile gelince, yıllardır Gerisi Hikaye’nin podcast olacağı hep belli miy-
devam eden bu sohbetlerin keyfini başkalarıyla da di? Yoksa seçenekler içinde başka mecralarda
paylaşmaya karar verdik. Sonuçta üçümüzüm de rü- var mıydı?
yası, spekülatif kurguyu ve özellikle de korku türünü
mümkün olabildiğince yayıp sevdirebilmekti. Forma- D.A: Benim kafamda hep podcasttı.
tı oluşturup konu listemizi oluşturduktan sonra kol-
ları sıvayıp kayıtara başladık ve bugün 200. Bölüme B.T: Gerisi Hikaye en başından beri Podcast olarak
ulaşmak üzereyiz. tasarlandı ve bu şekilde de devam etmesinin en uy-
gunu olduğunu düşünüyoruz.
G.D: Gerisi Hikaye, Türkiye’nin en eski podcastle-
rinden birisi ama bir yanıyla da Türkiye’de korku G.D: Demokan fikrini sunarken podcast olarak dü-
edebiyatında öncü oldu. Ülkemizde çok fazla irdelen- şünmüştü ve programı ona göre şekillendirmiştik.
memiş, derine inilmemiş bir konuydu. Yıllardır korku Yine de üçümüzün sohbeti ve içerik açısından en
türünde yazmanın verdiği bir birikimi paylaşmak için
yola çıktık. doğru yayın / üretim türü podcasttir. 2014 yılından
beri bizleri Gerisi Hikaye ile buluşturuyorsunuz. Bu
Türkiye’de yaygın olmamasına rağmen bize süreçte Gerisi Hikaye’nin sizlere ne gibi katkıları
“podcast” üzerinden ulaşmanızın özel bir nede- oldu?
ni var mı?
D.A: Her hafta üzerine en az bir saat konuşabilece-
D.A: Konuşmayı ve bilgisini paylaşmayı seven insan- ğiniz bir konuya çalışmanın katkısını anlatmakla bit-
lar için daha iyi bir platform yok bana sorarsan. En mez. Hem kişisel gelişimimize hem de yazarlığımıza
büyük avantajı da üretiminin görüntülü yapımlara fayda sağladı. Kesinlikle alanımızın dışında görünen
oranla kolay ve hızlı olması. Hayatını sürdürme sava- yüzlerce konuda bilgi sahibiyiz Gerisi Hikaye saye-
şı sırasında podcast yapmaya vakit ayırabiliyorsun. sinde.

B.T: Podcast, kolay ve hızlı kaydedilip paylaşılabil- B.T: Seçtiğimiz her konu üzerinde, bilgimiz olsa dahi
mesinin yanında, ayrıca dinleyici başka bir şeyle uğ- detaylı olarak çalışıyoruz. Bazen onlarca bazen de
raşırken bile eğlenip bilgi edinebilmesi açısından di- yüzü geçkin kaynak tarıyoruz. Bu çalışma bize yeni
ğer formatlara nazaran daha avantajlı bir yöntem. bilgiler katıyor ve bunu her hafta yaptığımız düşünü-
lürse, koca bir hazinenin üzerinde oturduğumuz söy-
G.D: Podcast zamanımızın ruhuna uygun, hızla yayı- lenebilir. Tabii ki öğrendiklerimiz yazın maceramız
lan ve kendine yeni medyada kolayca yer bulabilen için besin kayağı haline geliyor be bize ilham oluyor.
bir yayın aracı. Bizim önceliğimiz her zaman içerik,
bilgi ve üzerine tartıştığımız konu olduğu için görsel G.D: Gerisi Hikaye bir yazar için bulunmaz bir fır-
sunumla uğraşmadan rahatça yayına geçebiliyoruz. sat aslında. Her hafta bir konuya çalışıyor, okuyor,
yazıyor ya da izliyoruz. Kaynak taraması, fikir tar-
Sizce podcastin Türkiye’deki geleceği nedir? tışmaları derken epey ilham verici şeyle karşılaşıyo-
ruz. Zaten bildiğimiz şeylerin yanısıra zaman içinde
D.A: Gelecek tahminlerinde pek zayıfım açıkçası fa- korku ile sınırlı kalmadığımız için korkunun temasta
kat üretimi kolay olduğundan, gençlerin en az bir bulunduğu hemen her eserle ilgili bir fikrimiz var di-
kere mutlaka deneyeceği o yüzden de sürekli hare- yebiliriz.

RÖPORTAJ RÖPORTAJ : DIDEM ANDI

Gerisi Hikaye’yi bir cümle ile ifade etseniz ne sonra da ikinci önemli konu sürdürebilirliktir. Progra-
olurdu? mınızı asla aksatmaz ve kaç kişinin dinlediğini umur-
samadan inatla yayınlarsanız mutlaka kendi dinleyi-
D.A: Güven. Ben programa ister istemez yapımcı cinizle buluşursunuz.
gözüyle bakabiliyorum ve kayıt öncesi, kayıt anı ve Yazarlık içinse önce bol bol okumak sonrasında da
sonrasında her birimizin temel görevleri var. Hepimiz, yazmak, yazmak ve yazmak gerekir. Yazarlıkta yete-
ortaya iyi iş çıkarmanın tatmininden başka beklen- nek yüzde 5 etkili ise çalışmak yüzde 95 etkilidir.
tisi olmaksızın Gerisi Hikaye’nin ortaya çıkması için
üstümüze düşeni yıllardır hiç aksatmadan yapıyoruz. B.T: Podcast olsun, yazmak olsun, her ikisi içinde is-
Bu çok zor bulunan bir iş yapma şeklidir ve üstüne tek olduktan sonra azimle çalışmak yeterlidir.
titrenmesinde fayda vardır. Yapacağınız podcast için önce konuya karar vermeli,
sonra bunu ne şekilde kaydedeceğinize ve paylaşa-
B.T: Adanmışlık, istek ve özveri ile hazırlanan bir cağınıza dair bir format belirlemeli ve mutlaka din-
spekülatif kurgu hazinesi. Disiplini elden bırakmadan, leyicinize sadık olmalısınız. Yapacağınız çalışmayı ve
sunduğu içeriğe sadık, maddi beklenti gözetmeksizin, ayıracağınız zamanı hesaplamalı, çıkan takvime uy-
özveriyle yapılan bir program bu. Tek amacı paylaş- malısınız.
mak ve katkıda bulunmak. Bir dinleyici dahi bizden Yazarlık içinse, öncelikle bunu bir hobi değil bir mes-
ilham alabiliyorsa ilk hedefimize ulaşmışız demektir. lek olduğunu kabul etmeli sonrasında da bol bol oku-
İkinci hedefimiz ise daha fazla dinleyiciye ulaşmaktır. mayı asla elden bırakmayarak, durmadan yazmalısı-
nız.
G.D: Gerisi Hikaye kültüre bir katkı için yola çıktı as- Sonuç olarak tüm meslekler için başarının yolu, se-
lında. Korku edebiyatı başta olmak üzere anlattığımız verek ve isteyerek, özveriyle çok çalışmaktan geçer.
her konuda bugün ya da gelecekte bu konularla il- Yolun sonundaki ödül ise yalnızca başarı değil, başar-
gilenen, merak eden insanlar için bir kaynak, bir tür dıklarınızdan daha da fazlasını yapabileceğinizi fark
arşiv olma yolundayız. etmektir. Tüm kalbimle bu ödüle ulaşabilmenizi dili-
yorum.
Son olarak, hem artık bu konuda uzmanlaşmış
hem de deneyimli birer yazar olarak, bu yolda G.D: Öncelikle hazırlıklı olmak ve yayın üzerine et-
yürümek isteyen gençlere önerileriniz nelerdir? raflıca düşünmek gerekli. Sizi ya da fikirlerinizi diğer-
lerinden ayıracak olan şey nedir? Anlatılmaya değer
D.A: Kaliteli podcast yapmanın yolu önce hazırlık- bir konunuz ya da içeriğiniz var mı? Genel olarak çer-
lı olmaktan geçer. Ön çalışma olmadan iyi bir sonuç çeveyi çizdikten sonra araştırma ve en son olarak da
almanız pek mümkün değildir. İyi bir iş çıkardıktan yaptığınız işi ciddiye almak önemli. Bunun dışında da
bolca okumalısınız.

BIYOGRAFI YAZAR : SELIN YAMAN

CEM ADRIAN KİMDİR?

C em Adrian deyince bir kulak aşinalığı yaşarsınız ancak tam olarak kim
olduğunu bilemezsiniz. Peki kimdir bu Cem Adrian? Cem Adrian mü-
zisyen, besteci, ve yapımcı. Ortalama bir insandan 3 katı daha uzun ses
tellerine sahip ayrıca 4,5 oktavlık ses genişliğine sahip birisi. (Oktav :
Sekiz sesten oluşan ses dizisidir. Bir do sesiyle ondan sonraki do sesi
arasındaki uzaklıktır. Başka bir anlamı ise birinin frekansı ötekinin iki
katı olan iki titreşim aralığıdır.). Bir insanın söyleyebildiği oktav aralığı
ortalama 2, nadiren 3 veya çok nadir 4’tür. Ancak Cem Adrian 4,5 oktav
ses genişliğine sahiptir. Onu özel yapansa budur. Bu özellikleri sayesinde
birçok enstrüman sesini kendi ağzıyla çıkarabiliyor. 30 Kasım 1980 tarihin-
de Edirne’de doğdu. Yugoslav kökenli bir ailenin ikinci çocuğudur. Doğum
adı Cem FİLİZ sahne adı Cem Adrian’dır. Müzikle ilgilenmeye ortaokul sıra-
larında başlayan Cem Adrian ilk bestelerini de bu yıllarda yaptı. 12 yaşından
itibaren Edirne’de radyoculuk yapmaya başladı ve 10 yıl boyunca belirli
aralıklarla devam ettirdi. Radyoculuk onun hayatında büyük bir
öneme sahiptir. Cem Adrian ilk albümündeki iki şarkı
hariç tüm kayıtlarını çalıştığı radyonun stüdyosun-
da kaydetti. Müzik piyasasına giriş yapabilmek
adına İstanbul’a gelen Cem Adrian 2003 yılında
Serkan Erdal ve Efkan Erdal ile kurdukları Mys-
tika adlı etnik müzik grubunda solist ve sanatçı
olarak birçok mekanda sahne aldı. 2004 yılın-
da çalıştığı bir kafede Fazıl Say’ın arkadaşı
ile tanıştı ve pek çok enstrüman sesini kendi
sesiyle taklit ederek hazırladığı demosunu
Fazıl Say’a ulaştırdı. Fazıl Say, Cem Adri-
an’ın sesini çok beğendi ve Bilkent Üniver-
sitesi’nde özel öğrenci statüsünde eğitim
alması için önayak oldu. 1997 ve 2003
yılları arasında ve 2005 yılında Edirne’de
demolardan ve 2004 yılında Fazıl Say ile
verdiği ilk konserden oluşan “ Ben Bu Şar-
kıyı Sana Yazdım” adlı albümünü çıkardı.
2006 yılında yapımcılığını kendi üstlendiği
ikinci albümü “Aşk Bu Gece Şehri Terk Et-
ti”yi çıkaran Cem Adrian bu albümde yer alan
ve albümle aynı adı taşıyan şarkısında 134 vokal kaydı
yaparak hiç enstrüman kullanmadı. Albümün genel yapısı
Cem Adrian bas, tenor, mezzo, soprano seslerinin koro
kayıtları üzerine döşenen elektronik altyapıları oluşturdu.
Bu albüme Denizhan, Umay Umay ve Suicide vokalleri
ile katkıda bulunmuşlardır.

BIYOGRAFI TASARIM EKIBINCE DUZENLENMISTIR

GAZİ YAŞARGİL KİMDİR?

Prof. Dr. M. Gazi Yaşargil 6 Temmuz 1925 tarihinde Diyarbakır’ın Lice kasabasında
doğdu. Aynı yıl aile Ankara’ya yerleşip, 5 kardeş Ankara’da okullara gittiler. Gazi,
Atatürk Lisesi’nde Latince öğretilen klasik şubeden Mayıs 1943’de mezun oldu. Sonbahar

1943’de Almanya’da Friedrich Schiller Üniversitesi’nde, tıp

tahsiline başladı. Basel Üniversitesi’nde

tıp tahsiline devam edip sonbahar 1949’da mezun

oldu. Üç ay Anatomi Enstitüsü’nde beyin anatomisi üzeri-

ne çalıştı. 1950-1953 yılları arasında birer sene nöroloji-psikiyat-

ri, dahiliye ve genel cerrahide asistanlık yaptıktan sonra Ocak 1953’de

Zürich Üniversitesi’nde beyin cerrahisi kliniğinde uzmanlığını yaptı. 1960 yılında

doçent, 1965 yılında profesör, 1973’de ordinarius profesör olup aynı klinikte 1993 yılına kadar direktörlük yaptı.

Zürich Üniversitesi Beyin Cerrahisi Kliniği’nde rutin beyin cerrahisi çalışmaları yanında, ilk 12 sene (1953-1965) se-

rebral anjiografi ve 1957-1965 yıllarında stereotaktik teknikle Parkinson hastalığı ve diğer hareket bozukluklarının teda-

visine yönelik ameliyatlar yaptı. Zürich’de Nörofizyolog Prof. Oscar Wyss’in yardımıyla ilk defa yüksek-frekanslı koagü-

lasyon tekniğini kullandı ve bu teknik küresel kabullendi.

1965-1966 tarihleri arasında Amerika’da Burlington-Vermont Üniversitesi’nde hayvan laboratuarında mikrovasküler
cerrahi öğrendi ve bu tekniği ilk defa hayvan beyni damarlarında (500-1000 mikron çapında) uyguladı.

Ocak 1967’de Zürich Beyin Cerrahisi Kliniği’ne dönüp mikrotekniği ve sisternal açılım yöntemini tüm beyin ve omuri-
lik cerrahisinde kullanmaya başladı. Bu teknik beynin revaskülarizasyonunda, anevrizma, AVM, kavernom, ekstra-aksi-
yal ve intra-aksiyal beyin-omurilik tümörlerinde ve temporal epilepsi cerrahisinde rutin olarak kullanılarak nöroşirurjide
yeni bir çağ açıldı. Zürich’de mikrocerrahi laboratuarını kurup 1968-1993 yıllarında beş kıtadan 3000’den fazla cerraha
mikrocerrahi tekniği öğretildi.

Zürich Üniversitesi Nöroşirurji kliniğindeki şeflik görevinden Ocak 1993’de emekli oldu. Ekim 1994’de Amerika’da
Little Rock şehrinde yaş sınırı olmayan Arkansas Üniversitesi’nde kendisine Profesörlük görevi verildi. Bu hastanede
ameliyatlar yaptı, dersler verdi, yayımlar yaptı, mikronöroşirurji laboratuvarı kurdu ve mikro-
nöroşirurji kursları hazırladı. Ekim 2013 ARKANSAS Üniversitesi’nden emekli oldu.

Profesör Yaşargil Kasım 2013’den itibaren Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakülte-
si’nde cerrahi çalışmalarına, derslere, konferanslara, laboratuar çalışmalarına ve
mesleki yayınlara devam etmektedir.

Profesör Yaşargil ismi altında Oxford-İngiltere, Little Rock-ABD ve Beijing-Çin’de
mikrocerrahi laboratuarları kurulmuştur. Arkansas Üniversitesi, “Yaşargil Kürsüsü’nü
kurarak ve “Gazi ve Dianne Yaşargil Yıllık Konferansı”nı yaparak çalış-
malarını onurlandırmıştır.

Zürich İsviçre Tıp Fakültesi Kasım 2014 yılında “Yıllık Yaşar-
gil” konferansları başlatılarak Yaşargil’in Zürich Üniversitesi’n-
de çalışmaları ve katkıları onurlandırılmıştır.

OKULUMUZDAN FALIYETLER MEDENIYET VE DUSUNCE KULUBU TARAFINCA HAZIRLANMISTIR

ROBOTEX FİNALİSTİ

Dörtyol Fen Lisesi öğrencisi İdris Atabey ATALAY; Antalya’da düzen-
lenen Robotex Robotik yarışmasına çizgi izleyen kategorisinde ka-
tıldı. Takımıyla beraber BİRİNCİLİK ödülü alan öğrencimiz, ülkemizi
Estonya’da yapılacak uluslararası Robotex finalinde temsil etmeye
hak kazanmıştır. Robotex dünyanın en büyük robot organizasyonu-

dur. Organizas-
yonda yer alan ülkeler, kendi finalistlerini dünya finaline göndermekte-
dir. Dörtyol Fen Lisesi öğrencisi İdris Atabey ATALAY ve Payas Stem
Yapay Zeka Merkezinde bulunan ekibi ülkemizi dünya finalinde temsil
etmeye hak kazanmıştır. Estonya’da yapılacak dünya finalinde öğren-
cilerimize başarılar dileriz.

Sporun Sultanları

Okulumuz bayan voleybol takımı ilçe birincisi oldu. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı Haftası münasebetiyle 9-13
Mayıs 2020 tarihinde Dörtyol Gençlik ve Spor Salonu’nda düzenlenen ve ilçemiz liselerinin hemen hepsinin katıldığı
spor turnuvasının final maçında Fen Lisesi voleybol
takımı Süleyman Demirel Anadolu Lisesini 2-1 mağlup
ederek şampiyon oldu.Takım oyuncuları başarılarını
disiplin,ekip ruhu ve çok antreman yapmaya borçlu ol-
duklarını bildirdi. Okulumuz tek pota basketbol takımı
ise Süleyman Demirel Anadolu Lisesine mağlub olaral
ilçe ikincisi oldu.Basketbol erkek takımı da ilçe ikinci-
si oldu.Badmingtonda kız (Nisanur Başaran)ve erkek
(Mehmet Kemal Ertunç)takımları ilçe birincisi oldular.
Satrançta ilçe birincisi Mehmet Tuna Bülbül okulumuz
öğrencisiydi. Kort tenisinde Nimet Ela İnal ilçe ikincisi olurken Uğur Bilgili güreş alanında ilçe ikincisi oldu.Bunların hari-
cinde dart kategorisinde öğrencilerimiz ilçe üçüncüsü olmuştur.

O Ses DFL

Okulumuz öğrencilerinin girişimi ve Düşünce ve Medeniyet Kulübü’nün koorda-
natörlüğünde 17 Mayıs 2022 Çarşamba günü “O Ses DFL” yarışması düzen-
lendi.Yarışmaya sekiz aday katılırken ortaya renkli ve eğlenceli bir tablo çıktı.
Yarışmacılar birbirinden güzel parçaları kendilerine has yorumlarıyla seslendir-
diler.Okulun büyük ilgi gösterdiği etkinlik okulumuz konferans salonunda yapıldı.
Proğramın sunuculuğunu ise Emine İkbal Yüce üslendi.

OKULUMUZDAN FALIYETLER MEDENIYET VE DUSUNCE KULUBU TARAFINCA HAZIRLANMISTIR

ISTANBUL GEZISI

Gençlik haftası münasebetiyle 80 kadar öğrenci,
iki idareci ve üç öğretmenden oluşan bir kâfile İs-
tanbul gezisine çıktı.18 Mayıs 2022 günü başlayan
gezide üniversite ziyaretleri,önemli tarihi ve turistik
yerlerin gezilmesi planlandı.İki otobüs halinde yola
çıkan kafile okuldan öğrenci velileri ve müdür ile
öğretmenler tarafından uğurlandı. Geziye katılan
öğretmenlerden olan Ahmet Peköz, çok okuyanın değil çok gezenin bileceğini söyleyerek amaçlarının öğrenci-
lerde milli bir şuur oluşturmak ve onların kültürlerini geliştirmek olduğunu söyledi.

Dr.Atakan Alkan ile Toplantı

Okulumuz öğrencilerine yönelik olarak çevirim içi olarak kariyer
toplantıları yapılmakta ve ülkemizde belli alanlarda uzmanlaş-
mış kişilerle toplantılar düzenlenmektedir. TÜBİTAK’ın bilim söy-
leşileri de bu toplantıların sayısını artırmıştır. En son 11.sınıflara
yönelik olarak Kocaeli Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölüm
Başkan Yardmcısı Dr.Atakan Alkan ile bir video sohbet gerçek-
leştirilmiştir.Proğram endütri mühendisliğinin tanıtımı,iş ve kari-
yer fırsatı ile çalışma koşulları,sosyl ve ekonomik haklar yönünden anlatılmasından sonra soru-cevap faslıyla kapatılmıştır.

RESIM SERGISI İLE RENKLENEN OKUL

Dörtyol Fen Lisesi 27/28 Mayıs 2022 tarihinde Dörtyol Ticaret ve Sanayi Odasının
Konferans salonunda resim sergisi düzenledi.Sergide yağlı boya,tuval, kara kalem
ve ebru türünde 40’tan fazla eser ziyaretçiyle buluştu.Ziyarete Dörtyolluların yoğun
bir ilgi gösterdiği görüldü.Okul müdürü Çağatay Çaça; “Dörtyol Fen Lisesi olarak
sadece akademik faaliyetlerle değil sanatsal faaliyetlerle de anılmak istiyoruz.Bu
tür etkinlikler öğrencilere kendilerini ifade etme imkanı veriyor.Derslerden sıkılan
öğrenciler resim çizerek stresten kurtuluyor.Bu faaliyetleri okul yönetimi olarak
destekliyoruz ve gelecek dönemde de artarak sürdüreceğiz. Gelen misafirlere te-
şekür ediyorum.” dedi.

Bu etkinlikler okulumzda yapılan etkinliklerin sadece bir kısmı olmakla beraber kısaca tasvir edilmiştir.
Hiç bir metin yaşamakla aynı heycanı yaratamaz. Faaliyetlerimize katılan tüm öğrencilerin iyisiyle kötü-
süyle deneyimler elde etmesi hem okulumuz hem de kendisi için çok değerli bir yatırımdır. Bu öğretim yılı
içerisinde fırsat bulamayan öğrencilerin ve okulumuza yeni gelen öğrencilerin bu tarz etkinliklere katılıp
eğlenmesi , okulun yapı taşlarından biri olan faliyetlerimize isimlerini kazımaları, bu tarz etkinliklerin ni-
celerinin gelecek dönemlerde yapılması dileğiyle ...

OKULUMUZDAN FALIYETLER MEDENIYET VE DUSUNCE KULUBU TARAFINCA HAZIRLANMISTIR

OKULUMUZDAN FALIYETLER MEDENIYET VE DUSUNCE KULUBU TARAFINCA HAZIRLANMISTIR

OKULUMUZDAN FALIYETLER MEDENIYET VE DUSUNCE KULUBU TARAFINCA HAZIRLANMISTIR

SAYISAL BAŞARILARIMIZ

• DİLARA PARLAK sayısal 1.845’incisi • SELİN TOKSOY sayısal 14.434’üncüsü
• SILA TUNCEL sayısal 2300’üncüsü • MERVE GÖK sayısal 15.000’incisi
• RANA ÇAÇA sayısal 2.560’ıncısı • BEYZA BOLAT sayısal 16.000’incisi
• BERKAY TAHSİN ERKEK sayısal 3800’üncüsü • CEMRE KENDİR sayısal 16.000’incisi
• ABDULLAH EDİK sayısal 5.351’incisi • ELİF BERRA KÖSE sayısal 18.590’ıncısı
• ZEYNEP SUDE YILMAZ sayısal 7.000’incisi • YUSUF ÇELİK sayısal 19.000’incisi
• HATİCE KURAL sayısal 8.000’incisi • SULTAN DUMAN sayısal 20.700’üncüsü
• ABDULLAH MERT ABAK sayısal 9.076’ıncısı • HÜSEYİN KARAÇAL sayısal 23.000’incisi
• KEMAL BURAK ÖZSOY sayısal 9.700’üncüsü • KÜRŞAN MERT TOPAL sayısal 25.000’incisi
• BETÜL NİSA DEMİR sayısal 10.000’incisi • GAMZE KİBAR sayısal 26.000’incisi
• MERVE AVCI sayısal 10.947’incisi • YILDIRAY APIK sayısal 28.000’incisi
• EMİRHAN METİN sayısal 13.000’incisi • SÜLEYMAN KAAN RANDE sayısal 29.000’incisi
• FATMA NUR GÖK sayısal 14.000’üncüsü • ESMANUR GÜCÜYENER sayısal 30.000’incisi

EŞİT AĞIRLIK BAŞARILARIMIZ

• EDANUR GEZER eşit ağırlık 324’üncüsü
• AHMET DOĞAN eşit ağırlık 1.065’incisi
• EMİN TEKEREK eşit ağırlık 7.000’incisi

YABANCI DİL BAŞARILARIMIZ

• METİN TORUN yabancı dil 13.000’incisi


Click to View FlipBook Version