The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.

Büyükçiğli Anadolu Lisesi Okur-Yazar Dergisi

Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by nctzcn, 2020-01-17 00:55:59

OKUR-YAZAR (2020 Ocak) Büyükçiğli Anadolu Lisesi

Büyükçiğli Anadolu Lisesi Okur-Yazar Dergisi

Keywords: BÇAL,Okur-Yazar,Büyükçiğli,necatiözcan

İSTİKLÂL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı!
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
O benimdir, o benim milletimindir ancak. Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl! Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl? Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl, Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl. Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım; Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeli-
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli

Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar; O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar, Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım;
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar? O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım.

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın; Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın… Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın. Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

MEHMET AKİF ERSOY

GENÇLİĞE HİTABE

“Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mev-
cudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi,
seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dâhilî ve haricî, bedhahların olacaktır.
Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bu-
lunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahi-
yette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülme-
miş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bü-
tün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şerâitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar
gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini,
müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr u zaruret içinde harap ve bîtap düş-
müş olabilir.
Ey Türk istikbâlinin evlâdı! İşte, bu ahvâl ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve cumhuriye-
tini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927

BÜYÜKÇİĞLİ ANADOLU LİSESİ

İÇİNDEKİLER

7 12 13 16 17

“İYİ AHLÂK “DERGİ EKİBİ” “YAŞAM MİMARIM” “BENİM “ARALIK”
CÖMERTLİK ve Simge GÜNDEÇ PENCEREM” Dilan ENGÜZEL
Aleyna YOLCU
SABIR”
Erman KADINŞAH

18 19 22 23 24

“KADINDIR “KAFANIZ KARI- “PİNHAN” “YİNE SONBAHAR” “FİLİZLENEN
HER ŞEYİN BAŞI” ŞIRSA SATRANÇ Sıla KARADAĞ ACILAR”

Zelal ÇELİK OYNAYIN” Melek Ceren
Savaş ŞAHİN KARAÇİVİ

28 29 30 31 32

“BAL ARISI İLE “BÜLBÜL İLE “YALNIZLIK “MUTSUZ SON” “İLGA”
EŞEK ARISI” KARGA” ÇIĞLIĞI” Taylan TÜZÜN Fatmanur GÜNEŞ
Yaren DEMİR Elif Naz Yasemin
GÜNGÖRDÜ
KARABIYIK

40 41 42 44 45

“NE MUTLU “AKŞAM GÜNEŞİ” “İHSAN” “MARTI İLE BALIK” “YALNIZLIĞIN
OKUYANA YAZANA” Kadriye YELİSER Sevgi SELÇUK İlhan Deniz ÖZER YILLARI”
Selin UÇAK
Ali GÜNDOĞAR

BÜYÜKÇİĞLİ ANADOLU LİSESİ

İÇİNDEKİLER

46 48 50 51 52

“KIRMIZININ “ÖLÜM KAPIDA” “FARE İLE GÜL” “GÖKYÜZÜ” “SONSUZ IŞIK”
DELİLİĞİ” Cansu ÇORAPÇI Pelin KONAK Funda Gül Hayrünnisa
BACAKSIZ
Tuna COŞAR KARATAŞ

56 57 58 59 60

“SAKLAMBAÇ” “HAYAT KERVANI” “ARALIK” “SEMALARDA” “HAYALİNİ
İrem ASLAN Ayşenur Feyza DURMAZ Cemile ÖNDEŞ YORGANINA GÖRE
GÜZELDAĞ
UZAT”
Selin SOYER

62 63 64 65 66

“KELEBEK OLAN “BULANMA” “KIRILMA NOKTASI” “BİLMİYORUM” “İYİLİĞİN
TIRTIL” Tuna COŞAR Eren AKÇAY Batuhan DEMİR KANATLARI”
Alaeddin ÖZTÜRK
Elif Buse KARAGÖZ

69 70 71 72 75

“BİR ÇİÇEK “DELİ CESARETİ” “KELEBEK İLE KUŞ” “BÜYÜK YENİLGİ” “ÇİÇEK İLE TIRTIL”
VERSEM” Berçem Hazal Sıla GÜNDEÇ Sude Zehra ALTUN Beril KÖRÜLÜOĞLU
Yağmurcan TAŞ
KOR

BÜYÜKÇİĞLİ ANADOLU LİSESİ

İÇİNDEKİLER

76 77 78 80 81

“İÇİMDEKİ BEN” “YILDIZLAR” “ESİNTİ” “HAYAT” “DOMATES İLE
Banu AKBAŞ İlayda Bengü Berçem Hazal KOR Dilan ENGÜZEL PATLICAN”
Zeynep Naz
BAYRAK KARABULUT

82 83 88 89 90

“RENKLERDEN “AKLIMDA PEKİ “(H)İÇE DÖNÜŞ” “NEFES” “RENKLERİN
MAVİ” AMA NASIL” CÜMBÜŞÜ”
Tuna COŞAR Fatmanur GÜNEŞ Yaren POLAT
Melek Ceren Anıl SIR
KARAÇİVİ

91 94 95 96 98

“SILA HEVES” “ETKİNLİK VE “GEZİLER” “KAMPANYALARIMIZ” “SEMİNER VE
Beyaz KELEBEK BAŞARILARIMIZ SÖYLEŞİLER”

99 101 103 105 110

“SPORDAKİ “ÜNİVERSİTE “KARİYER “AYIN SINIFI VE “YALNIZLIĞIM”
BAŞARILARIMIZ” GEZİLERİMİZ” GÜNLERİ” ÖĞRENCİSİ” Gamze MENEKŞE

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

ERMAN KADINŞAH

Büyükçiğli Anadolu Lisesi Müdürü

İYİ AHLÂK CÖMERTLİK ve SABIR

İnsanlık bilimsel ve teknolojik anlamda hızlı bir yükselme, çeşitlilik ve de-
ğişim yaşıyor. İnsanlığın ilerlemesini beraberinde getiren bu değişim ve
ilerleme, medeniyetin tekâmülü tüm insanlığı kısa sürede kapsaması, in-
sanlara daha rahat, kolay bir yaşam sunması açısından çok sevindirici.
Madalyonun görünen yüzü bu! Madalyonun görünmeyen yüzü ise hiç de

iç açıcı, memnuniyet verici, sevindirici değil!

Görünen yüzü tüm basın, med- İyi ahlak, cömertlik, doğruluk,
ya, internet ve benzeri araçların adalet, hoşgörü, sabır ve dengeden
parlak ve göz alıcı yeni teknikleri söz eden yok. Bu temel erdemler
ile, çok sık hatta hiç ara vermeden neredeyse yok sayılıyor. Bu yok ol-
başımıza vura vura adeta beynimizi manın içinde insanlar da çeşitli ne-
yıkıyorlar. İnsana gerçek anlamda denlerle farklı antidepresanlar,
huzur ve mutluluk veren temel uyuşturucular hatta aşırı alkol ile
noktalar ise hemen hemen hiç gün- yaşamın gerçeklerinden kaçıyorlar.
deme gelmiyor.

7

OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Ruh sağlığı, ahlaklı davranış, olumlu sanı mutlu eder, dost kazandırır.

düşünme, iyi insan ilişkileri ve yar- Martin Luther’in “Bir ülkenin gele-

dımlaşmanın manevi gücü hızla ceği ve ilerlemesi sağlam kalelere,

unutuluyor. güzel binalara ve milli gelirine değil,

İnsan kendisinin gerçekleştir- insanlarının ahlaki değerine bağlı-
medeki becerisini, derinliğini, yaşa- dır,” sözleri sanırım anlatmak iste-
mına katacağı güç ve mutluluğun diklerimin bir başka ifadesidir.

farkında değil. Oysaki mut- Romalı ünlü hatip,

luluk, gerçek akıl ve ruh “Yaşlı Seneca” olarak da

sağlığı, huzur ancak tanınan Marcus Sene-

insanın kendi çabası Mutluluk, gerçek akıl ca’nın “Ahlakın bo-

ile gerçekleşir. Bu ve ruh sağlığı, huzur zuluşu, medeniyet-
çaba, bilgi ve iyi ah- ancak insanın kendi lerin çöküşüne ze-
lak, akıl ve gönül te- çabası ile gerçekleşir. min hazırlar,” deyişi

mizliği ile mümkün- de, tarihte koskoca

dür. Hırs, öfke, kıskançlık Roma dahil pek çok bü-

gibi güdüler terbiye edilme- yük imparatorluğun fiilen çö-

dikçe insan kendine ve başkalarına küşünü çok iyi anlatır.

zarar vermeye hazır demektir. Cömertlik

Günümüzde unutulan, insanla- Cömertlik, dinlerde ve derin
rın hem iç hem de dış güzelliğinin öğretilerde ahlakın ve ruh olgunlu-
olması gerçeğidir. İç ve dış güzelli- ğunun en önemli göstergesi olarak
ğin birlikteliği maddi durumu hangi kabul edilir. Hırs, bağımlılık, nefret
düzeyde olursa olsun, insan için çok gibi olumsuz davranış biçimlerini
ama çok önemlidir. İyi ahlak kötülü- ciddi şekilde engelleyen bir özellik-
ğün iyiliği yenmesine engel olur. İn- tir.

8

OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Eli cömert insanın gönlü de cö- yenik düşüp daha az yardım yapa-

mert ve zengindir. Tanrı ve insan cak, kazanacağınız sevap da aynı

sevgisi üst düzeydedir. Hırs barın- oranda azalacaktır,” demişti.

dırmaz, kişiliğinde nefrete izin ver- Olgunluğa ermiş kişi, ego baskı-

mez. Gerçek cömert kişi Tanrı ile sı ve dürtüsü ile hareket etmez.

mümkün olduğu oranda birdir. En Başkalarına, yaşamlarına katkıda

makbul cömertlik, başkalarının haz bulunacak şekilde hizmet ederek,

alması, hoşlanması için en değer düşüncesi ile duyguları ile yaptıkları

verdiğimiz şeyleri bile duraksama- ve söyledikleri ile en azından on-

dan vermektir. İnsanın ver- ların gönüllerini esen kı-

diğinde gözü kalmama- lar. Aslında vermek bir

lıdır. Deyim yerindey- fedakârlık değildir.

se, “Krallara has şe- Çocuklar, birine yar- Tüm insanlara du-
kilde” verebilmeli- dım yapacaksanız, ilk yulan şefkat, fera-
dir. karar verdiğinizde he- gat, ahlaklı olma
yetkinliklerinde geli-
Rahmetli baba- men yapın.

mın bu konuda yaptığı şen doğal bir

bir tavsiye kulağımdan hiç “Başkalarıyla bütünleş-

çıkmamıştır. Bize, “Çocuklar, bi- me” biçimidir.

rine yardım yapacaksanız, ilk karar Sabır
verdiğinizde hemen yapın. Örneğin,
ihtiyacı olan birine 200 lira mı vere- Yaşamıma, şöyle bir geri dönüp
ceksiniz, hemen verin. Çünkü ertesi baktığımda, ne zorluklar ne sıkıntı-
güne kaldığınızda, büyük bir ihti- lar çekmişim. Sayısız mücadelelerin
malle Şeytan size fısıltıyla, “Boş içinden geçmişim.
ver... 100 lira da olsa o adama ye-
ter,” diyecektir. Siz de aklınızı tam Hepimizin yaşamı çoğu zaman
kullanamadığınız o anda bu fısıltıya meşakkatli engeller, yokuşlar ve
güçlüklerle dolu.

9

OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

İşte doğum ile ölüm arasındaki bu Sabır, din bilginlerimize göre üç

zamanı yeterince ve usulünce çalış- türdür. Biri bir musibete, sıkıntıya

mak, sıkıntılarla, zorluklarla geçen karşı sabırlı davranabilmek, diğeri

dönemleri telaşsız ve korkusuz aş- ibadette sabırlı olmak, üçüncüsü

mak, yoldan çıkarıcı etkenlere dire- sebat ve irade ile günaha direnebil-

nebilmek, nefsi kontrol altında tut- mektir. Hangi konuda olursa olsun,

mak ve tüm bunlar gerçekleşirken sabır insanı sonuca ulaştı-

şikâyet etmeden ama boyun da eğ- rır. “Sabreden derviş muradına er-

meden mücadele etmek sa- miş” sözü yaşanmış, tecrü-

bır gerektirir. belerin imbiğinden geç-

Sabır zordur… Sa- miş doğru olan bir

bır irade, manevi Sabır zordur… gerçeği yansıtır. Öte

güç, inanç ve akıl Sabır irade, manevi yandan sabır, insana

desteği gerektirir… güç, inanç ve akıl harekete geçmeden

Sabır her zaman tam desteği gerektirir… önce düşünme alış-

anlamıyla başarılamaz kanlığını kazandırır.

ise de yılmadan yola de- Hiddet ve kini yenmede

vam etmek kişiye yeni güçler gösterilen sabır, kişiyi sakin

ve olanaklar sağlar... Sabır ile diren- ve yumuşak huylu yapar. Yumuşak

me gücü ve enerji yeniden yeşerir. huy, akıl ve bilgi eşliğine bir de

Çünkü Tanrı sabredenleri sever… “Tatlı dil” eklendiğinde, “Yılanı deli-

Sabır, hareketsiz durmanın, donup ğinden çıkarmak” çok kolaydır.

kalmanın, tembelce bekleyişin tam “İyi ahlak, cömertlik ve sabır”

tersidir. Olay karşısında aklın em- işte bu üç yetkinlik elde edilirse,

rettiği girişimler ve önlemler alın- ruhsal ve zihinsel uyum insan sağlı-

dıktan sonra, sakin ve huzurlu bek- ğıyla bütünleşir.

lemektir... İşte sabır budur!

10
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

İyi olmak, sevgi, iç dünyamızda- İnsanlık tarihi taş devrinden
ki denge, kararlılık, doğruluk gibi bugünkü medeniyet düzeyine bin
olumlu özellikler insanlığın geleceği bir zahmet içinde yükselmiştir. Her
adına hava ve su kadar yaşamsal kademeye hayır ile şer, hak ile hak-
önem taşıyor. sızlık, doğru ile yanlış, iyi ile kötü
arasındaki seçiminden sonra geç-
Özellikle günümüzde insanlık miştir. Yarınlar için de önce “Sevgi”
çok kritik bir dönemi yaşamakta. diyerek, başkaları için yaşamak ya
Bu dönem hem gezegenimizin hem da yaratıcı bir “Sencillik” inancını
de türümüzün yazgısını hızla belir- ortaya koyabilirsek daha güzel bir
ginleştiriyor. Çevre ve kaynak so- insanlığın yolunu açabiliriz umu-
runları dev adımlarla üstümüze ge- dundayım.
liyor. Her yıl 15 milyon insan, kötü
beslenme nedeniyle ölüyor. Hava ERMAN KADINŞAH
ve su kirliliği tarım ve doğa kaynak- BÇAL MÜDÜRÜ
larını yok ediyor. Bu tehditlerin
doğrudan insan kaynaklı olması ne-
deniyle de, maalesef benzersiz bir
tablo ile karşı karşıyayız; bugünkü
bunalımları yaşamamız ve yok olu-
şa giden yolda ilerlememiz!

Bu bunalım ya da bunalımlar
hırs, korku, nefret, bencillik, ceha-
let, ruhsal hamlık, düşünce kıtlığı
gibi temel nedenlere dayanıyor. İn-
san faktörünü çözemezsek, bu bu-
nalımı ve kötü gidişi durdurmak da
imkânsız olacak.

11
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Dergi Ekibi

Okumak…
Okumak, karanlıklara aydınlık gibidir
Pencereden sızan gün ışığı
Mumun titrek alevi
Yüreklere yerleşen cehalet közüne bir katre su
Kabuk bağlamaya çalışan yaraya merhem
Biçare gönüllere açılan bir umut kapısı
Güzel bir anı, bir bayram sabahı
Eski bir şarkı,
Derdin devası, şifası
Noksanlığın tamamlayıcısı
Bir can parçası
Ömür gibi, eksilirken her geçen gün
Artan bir kader çizgisi
Okunan her harf, her hece, her cümle ayrı bir alın yazısı gibi…
Okur-Yazar’ın kalbinden kalemine dökülenlerin
Ruhunuza değip, yüzünüzü gülümsetmesi dileğiyle,
Keyifli okumalar…

12
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

YAŞAM MİMARIM

Bir kelime ile anlatılabilseydi öğretmenlik,

Bu emek olabilir miydi sizce?

Yoksa azim mi? ya da fedâ…

Hiçbir zaman tek bir kelimenin içine

Sığdıramazdım sanırım öğretmenliği… SİMge gündeç
Ruhuma dokunan öğretmenlerim…

İlmek ilmek sevgilerini içime işleyen kalbimin en güzel oyaları…

Düştüğümde kanayan dizlerimin merhemleri…

Her evrede ellerini omuzlarımda hissettiklerim…

Öğretmen demek doğru yol demek…

Öğretmenlerim bana sırça köşkleri gösterdi, en tepeleri…

Ama toprağın bağrındaki fidan kadar mütevazılığı yeğlettirdiler hep…

Bakmayı gösterdiler, hayal kurdum mavilerde, genişten baktım

Başı dik olmayı yeğlettirdiler, burnu dik olmayı değil…

Yürü dediler ama yollarıma pamuklar sermedi hiçbiri

Dikenleri gördüm, engebeleri…

Çözümü altın tepside vermediler, mücadele etmeyi gördüm…

Kendi gücümü, çabamı gösterdiler…

Karanlık yollardan geçtim, güneş olmadı hiçbiri

Öyle meşaleler koymuşlardı ki içime her biri

Zifirilerde aydan parlaktı ışıkları, aydınlandım yürüdüm…

Ruhumun sesini bilmezdim, bir suskunluk tutturmuş gidiyordum

Sormazdım kendime hiçbir şeyi

Varlığımı bana hatırlatıp, en dipteki ezgilerimi kulağıma çınlattılar,

Daim yankılanır hâlâ…

13
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Mutluluğu somutlarda arar dururdum,
Bulamayınca yok zanneder küserdim…
İçeride olduğunu gösterdiler, barıştım, kucakladım her bir zerremi…
Anlamı söylenen kadardı sözlerin, enginliğini göremezdim
Nice anlam diyarlarına götürdüler beni…
Kuşlar uçardı gözümün önünde yıllar yılı…
Özgürlüğün temsilcisi olduğunu bilemezdim,
Özenmezdim belki bu kadar hiçbir maviye
Onlar gökyüzünü anlatmasa…
İçinde onlar olmasa okul, sadece bir bina olmaz mıydı?
Konuşamasaydık, dokunamasaydık bize nasıl iz bırakırlardı?
Umudumuz tükendiğinde “olacak” deyip yüreklendirmeseydi
Nasıl kalkardık düştüğümüz yerden
Gözyaşlarımızı silmeseler,
Nasıl iyileşirdi kırılan yanımız…
Yorulduğumuzda güç vermeseler nasıl toparlanırdık…
Dağıldığımızda kim toplardı bu kadar, her köşemizi
Onlar olmasa kim bu kadar değerdi dünyamıza
Kim gelirdi dikenleri göre göre bir tanecik gonca açtırma uğruna
Kim okşardı başımızı öz evladından ayırmayacakçasına…
Kimin kolları aynı anda milyonları sarabilirdi…
Kimin sesi her yere seslenirdi,
Kim başımız sıkıştığında bu kadar çabuk yetişirdi…
Kim anlamadığımız bir şeyi defalarca anlatırdı en başından, sabırla…
Kimin gözleri böyle güzel gülerdi
Kimin bir bakışı büyülerdi…
Kim boyardı tüm siyahları renkten renge…

14
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Kim en güzel şarkıları söylerdi
Kim harften salıncak kurar da hece hece sallardı sözcüklere…
Kim sayılarla merdiven kurar basamak basamak çıkarırdı en yükseğe
Kim düşündürürdü “onlar” gibi…
Kimse neden olamazdı onlar gibi…
Onların eşi benzeri yoktu...
Her biri öğretmendi, öğretendi, öğretirdi…
Ruhumuza böyle değdiler, böyle iz bıraktılar…
Diplerden alıp göklere kurdular evimizi…
En güzel armağandı varlıkları…
Her yeni gün ayrı bir kıymetle geldiler,
Dünya perdesini aralayıp gösterdiler…
Oyunlarda gerçeği, imkânsızlıklardaki olasıları, karalarda beyazları
Alnı ak, dimdik bakışları…
Saygıyı, dürüstlüğü…
Öğrettikleri her şey yanımıza kaldı, yarınlarımıza kaldı
Tek bir şey onlara daim geri döndü…
Minnetimiz ve şükranımız…
Hayat boyu kıymetli öğretmenlerin
Tüm öğrencilerinin hatırının en güzel köşesinde oturan
Sıkışınca yol gösteren, kalbiyle aklı arasında köprü
“İz bırakan öğretmen” olacaktır…
Sevgi gördük, sevgiyle gördük, sevgilerle büyüdük…
Her zerresi minnettir,
İçten sevgilerle…

SimgeGündeç

SİMGE GÜNDEÇ

15
OKUR-YAZAR

“BENİM PENCEREM”
ALEYNA YOLCU
REPRODÜKSİYON

16
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

DİLAN ENGÜZEL

ARALIK

Kar tanesi gibiydin Hiç bitmez sanmıştım
Soğuk ama narin Güzel günleri
Senden bana kalan her tanen Ve geldi yine aralık ayı
Benim için özeldi İçimi sardı bir hüzün
Günün birinde Yine yağdı kar
Yok olduğunda Sensiz geçen
Sensizliğin ne demek olduğunu Günlerin sonunda
O gün anladım Geç kalmıştım
Aylardan aralık gelince Sanırım soğuk olan
Geceler hep soğuktu Geceler değil, sendin
İlk defa yalnız kaldım Sadece anlamam zaman aldı
Sen gittiğinden beri
Oysa seninle öğrenmiştim
Ayakta durmayı
Her fırtınada yıkılmamayı
Şimdi yeniden ayağa kalkıyorum
Tıpkı senden öğrendiğim gibi

17 DilanEngüzel
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Kadındır Her Şeyin Başı

Kadındır her şeyin başı ,
Anlayın biraz onları.
Defalarca haykırdı,
Istırap dolu hayatını.
Neden diye sormadınız,
Anlamadınız hiç onları.

Şiddet değildi hak ettiği,
İçinden çok diledi ölmeyi.
Doğuştan mıydı çilesi?
Dert üstüne dert çekmesi.
Elinden gelse değiştirirdi bu düzeni.
Tanrı’ya açtı ellerini,
Ebediyen mutlu olmayı diledi.

Hayattan çok da değildi beklentisi,
Aydınlık bir yaşamdı isteği.
Yok mu yardım edecek, kurtaracak birisi?
Issız bir köşede,
Ruhunu teslim etmeden göğe.

18 ZelalÇelik
OKUR-YAZAR
ZELAL ÇELİK

OKUR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR
KAFANIZ KARIŞIKSA
19 SATRANÇ OYNAYIN
OKUR-YAZAR
"Satranç tahtasında tüm denizlerdekinden
daha fazla macera vardır."

SAVAŞ ŞAHİN Evet, bu macera de- daha iyi tanıyarak, bireysel
nizinde ayrıca sat- güç ve yetenekleri açığa çı-
rancın saymakla bi- karmaya, bireysel doğru ka-
tiremeyeceğimiz ka- rarlar alabilmeye yardımcı
dar çok faydası olduğunu olur.
eminim ki hepiniz duymuşsu-
nuzdur. - Dikkati tek konu üzerinde
yoğunlaştırabilme alışkanlığı
Aklıma gelen birkaç tanesi : kazandırır.

- Planlı hareket et- -Diğer ders konuları-
menin önemini ve nın daha iyi anlaşı-
gerekliliğini kavra-
tır. lıp kavraması-
na yardımcı olur.

-Süratli, doğru, -Bilimselliği ön
çabuk düşünebil- plana alarak araş-
meye yardımcı olur tırmalar yapmaya
ve olaylara doğru yo- yönlendirir.
rumlarla yaklaşabilme yete-
neklerini geliştirir. - Konulara karşı şüpheci yak-
laşımı benimsetir, onları ez-
- Kişiliği ve karakteri olumlu berci zihniyetten arındırır.
yönde etkiler, geliştirir.
- Kişileri düşünen, araştıran,
-"Kendine güven" duygusu yargılayan varlıklar haline ge-
aşılar ve bunu geliştirir. tirir ve yaratıcılıklarında öz-
gür bırakan ortam hazırlar.
- Kendi güç ve yeteneklerini

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

- Başarıya ancak ve ancak sistemli Türk Milli Eğitimi’nin öğrenciler
ve disiplinli bir çalışmayla varılabi- tarafından kazanılmasını istediği te-
leceğini gösterir. mel davranışlardır. Bu kadar pozitif
etkisi olan bir araç kesinlikle bir
- Mücadeleci bir ruh yapısına sahip 'EĞİTİM ARACI'dır. Yeryüzünde baş-
olmanın gerekliliğini benimsetir. ka hiçbir araç, bu kadar olumlu
davranışların hepsini birden birey-
- Başarısızlıklar karşısında yılma- lere kazandıramaz!
mayı, başarı için daha da çok çalış-
manın gerekli olduğunu öğretir. Büyükçiğli Anadolu lisesi Sat-
ranç Kulübü olarak, sadece sat-
- Başarılardan büyük hazlar duya-
rak daha da başarılı olmaya rançtaki doğru hamleleri
yönlendirir. öğretmeyi değil, gençle-

- Yepyeni hedefler gös- rimizin analitik zekala-
tererek bu yeni he- rını geliştirip gelecekte
defler doğrultusunda atacakları her adımı
motivasyon sağlar. düşünen gençler yetiş-
tirmeyi hedefliyoruz.
- Kişilerin olumsuz bir Satranç turnuvaları dü-
yönünü, eksikliğini veya zenleyerek gençlerimizin
bir davranış bozukluğunu hız- sportmenlik, özgüven, empati kur-
lıca ortaya çıkarır. ma ve plan yapma becerilerinin ge-
lişimine katkıda bulunmayı amaçlı-
- Kurallara uymayı, dostça oynama- yoruz. Bunu yaparken de öğrencile-
yı, kaybetmeyi kabullenmeyi, kaza- rimizin öğrenirken eğlenebilecek-
nanı kutlamayı öğretir. leri, yaşıtlarıyla sosyalleşebilecekle-
ri bir ortam oluşturmak gayretiyle
- Yakın dostluklar kurup daha çok ve öğrencilerimizin büyük ilgi ve
sosyalleşmeye ve sosyal yaşamının katılımıyla üç ayrı satranç turnuvası
zenginleşmesine yardımcı olur. düzenledik.

- Satrancın yararlarını gösteren bü-
tün bu maddeler, Milli Eğitimin de
temel amaçlarındandır.

20
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Satranç Kulübü öğrencilerimiz- -27 ARALIK ATATÜRK’ÜN ANKA-
le 29 EKİM CUMHURİYETİMİZİN RA’YA GELİŞİNİN 100. YILI anısına
İLANININ 96. YILI anısına okulumuz- düzenlediğimiz üçüncü turnuva-
da bu öğretim yılının ilk satranç tur- mızda 11/B sınıfı öğrencilerimiz
nuvasını yaptık. Centilmence ve he- Furkan KÜÇÜKARTAR birinci, Ah-
yecanla müsabakalarını sergilediler. met ŞENEL ikinci 12/B sınıfı öğren-
Bu turnuvanın sonucunda: cimiz Burak GÜLDAĞ ve 10/D sınıfı
öğrencimiz Erdem DOĞAN üçüncü-
-12/B sınıfı öğrencimiz Metin TU- lüğü paylaşmışlardır.
RAN birinciliği, 11/B sınıfı öğrenci-
mizden Ahmet ŞENEL ikinciliği, 11/ Başarılı öğrencilerimize ödülleri
A sınıfı öğrencimiz Kamil Can ARS- satranç kulübümüz ve okul aile bir-
LAN üçüncülüğü ve 10/D sınıfı öğ- liğimizin katkılarıyla okul idaremiz
rencimiz Ecem BEŞLİ dördüncülüğü tarafından verilmiştir.
kazanmıştır.
Öğrencilerimiz Büyükçiğli Ana-
-10 KASIM ATATÜRK HAFTASI nede- dolu Lisesini ilde ve ulusal turnu-
niyle düzenlediğimiz turnuvamızda valarda da başarı ile temsil edecek-
da 11/B sınıfı öğrencimiz Furkan leri inancını taşıyorum.
KÜÇÜKARTAR birinciliği, 10/D sınıfı
öğrencilerimizden Erdem DOĞAN “Kafanız karışıksa, satranç oy-
ikinciliği, Berkay SEVGİ üçüncülüğü nayın.” diyorum.
kazanmıştır.
SAVAŞ ŞAHİN

Tarih Öğretmeni

21
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

PİNHAN

Sen gönlümde değil, bendeki sensin,
Tenden uzak, ruhumdaki nefessin.
Gönlümün iklimi, içimdeki meltemsin,
Gülüşünü güller üstüne vereyim efulim.
Sana atan kalbi gizlemiş sinem,
Menevşeye sümbülleri değişmem.
Hayatım gemidir, elinde dümen
Gemime yön veren, yönümü değiştirensin.
Çiçeğim, derdimden anlayamadın.
İçimde görünmez gizli feryadın.
Geçmeyen mazimsin, gelmeyen âtim,
Duyulmayan sesim, yorumsuz sözlerimsin...

22
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

SILA KARADAĞ

Yine Sonbahar SılaKaradağ

Yine sonbahar, bilinmez bir hüzün
Herkesin içinde bir huzursuzluk
Oysa ne güzel mevsimdir
Yaprak hışırtıları, yağmur
Daha bir anlamlıdır mesela.
Turuncu, sarı, kahverengi
Ne de çok yakışır.
Bu yüzden bile sevebilir insan.
Sessizlik ve serinlik...
Huzur ve mutluluğun
Saklandığı mevsimdir aslında sonbahar.

23
OKUR-YAZAR

OKUR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR
FİLİZLENEN
24
OKUR-YAZAR ACILAR

Toprak mı? Toprak... ilgisini de kaybetmişti. Sanki
En iyi o bilirdi köy babası annesini sevdiği için
hayatını. Yazın et- onu seviyormuş da annesi ru-
rafta dolaşan karasi- hunu salıverince kızına küs-

neklerin vızıltısını, ilkbaharın müştü. Eve gelmez, tüm gü-

mis kokulu çiçekleriyle tezek nünü tarlada geçirir olmuştu.

MELEK CEREN KARAÇİVİ kokusunun uyumunu, sonba- Toprak’ın adını anmazdı bile.

harın yaprak dö- Akşam eve gelin-

küp sararan ce içer içer, uyur

ağaçlarını, kışın olmuştu. Top-

çatılardan sar- Artık tüm rak’a ne yararı
kan buz kütlele- ne zararı vardı.

rini… mevsimlerde Ama Toprak kök

Artık tüm yalnızdı. salan bir ağacı

mevsimlerde tutar gibi bağ-

yalnızdı. Annesi- landı babasına.

nin ölümünden Annesinin ölü-

sonra köy daha münden kırk iki

soğuk, daha kimsesiz, daha gün daha geçip

boştu sanki. Artık iki yandan gitti işte. Toprak, artık erken-
örgüleri yoktu mesela. Gözle- den kalkıp –babasının ilgisini
rinin maviliği solmuş, yanak- çekme umuduyla- kahvaltı
ları pembeliğini kaybetmiş se- hazırlar. Emine ninenin inek-
kiz gün içerisinde on kiloya lerini sağar, sütleri satmak
yakın kilo vermiş, ruhunu bir için yola koyulur, üç beş kuruş
köşeye fırlatmıştı. Babasının kazanır, sonra tarlaya gider

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

beklerdi. Bu döngü otuz beş gün büyük insanların, süslü cümlelerin,

sürüp geçti. Babasının ağzını hala kalabalık şehrine… İçi buruk muy-

bıçak açmıyordu. Toprak sabırlıydı du, heyecanlı mıydı? Kimsesiz mi

çünkü inanıyordu; değer verdiği, yoksa özgür müydü? O da muallak-

sevmeyi annesinden öğrendiği taydı. Ama üniversitenin de üste-

adam nedensizce onu bırakmazdı sinden geliyordu, bunun o da far-

ya. Elbet; her şeyi atlatacaklar, filiz- kındaydı.

lenip olgunlaşacaklardı; acıları ta- Üniversitenin son yılı-
zeydi daha. nın annesinin ölüm

Aradan bir ay da- yıllına denk düşen gü-

ha geçti babası hala İçi buruk muydu, nünde çok farklı bir

aynıydı. Toprak daya- heyecanlı mıydı? duyguyla karşılaştı. Fa-
namaz durumda, sa- Kimsesiz mi yoksa kültenin soğuk duvar-
bırla bekliyordu. Za- özgür müydü? O larından sızıp çimlere
ten okulların açılması- da muallaktaydı. vuran güneş, şahit ol-
na az kalmıştı. Süt pa- du bu duyguya. Bu

rasını biriktirmiş ol- duygunun adını Top-

manın gururuyla okul rak da hala bilmiyor-

ihtiyaçlarını almış, üs- du. Canına can katmış-

tüne parası bile kalmıştı. Artık tek tı bu duygu.

olması gereken, çok uzun yıllardır Babasını hissetmişti Can’da. Si-
annesinin desteğiyle olan hayalini masıyla birlikte naifliği, çocuksulu-
gerçekleştirmekti. ğu, inatçılığı, umursamaz davranış-

Dokuz ay sonra üniversite terci- larının altındaki o insanın içine otu-

hini İstanbul’a yaptı. Büyük şehrin, ran duyguyu hemen hissetti, tanıdı.

25
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Oysa yıllardır görmüyordu baba- ilaçların, yorgun düşen vücudun

sını. Önce çok yakın arkadaş, çok tek destekçisi Can’dı. Ona rağ-

yakın dost oldular. Sonra iki sevgi- men olmadı. Toprak, anne olama-

li, iki öğretmen… dı. Acıya alıştım, der gibi ayakta

Toprak ve Can, atanmak için kaldı.

aylarca emek gösterdikten sonra Onlar için büyük günlerden

emeklerinin karşılığını aldılar. biriydi. Yeni evlerine, yeni hayat-

Ama atandıkları yer o kadar ilginç larına, ilk öğrencilerine, Toprak’ın

oldu ki… Sır perdesini açmak zo- babasına kavuşma sırası. Şarkılar,

runda kalan Toprak, her şeyi iyi- türküler şen şakrak bir yolculuk…

siyle kötüsüyle şeffaf bir şekilde Sonunda acı bir gerçek. Ölmüştü,

anlattı Can’a. Can yi- o da terk etmişti

ne tüm iyimser, naif Toprak’ı. Babası bir

kalbiyle yaklaştı. Top- Toprak’ı ana va- mektup bırakmıştı
rak’ı ana vatanına, tanına, kalbine ona. Toprak’ın eline
kalbine tekrar ısındır- tekrar ısındırdı. bile ulaşmamıştı bu
dı. Her şeye göğüs mektup. Acıyla hıçkı-

germesinde yardımcı ra hıçkıra çığırdı. Yıl-

olacağına inandırdı, lardır hafif nefretle

öyle de olacaktı. Kö- içinde hissedip, an-

ye, okuluna, öğrencilerine, beş nesinin aşıladığı sevgiyle kalbinde

yıldır görmediği babasına kavuş- tuttuğu babasını aslında yıllar ön-

madan önce başka bir şeye ka- ce kaybetmiş, haberi de olmamış

vuşması gerekiyordu: Annelik… küçük bir kızdı artık. Bu acıyı na-

Uzun tedavilerin, yüksek dozlu sıl taşıyacaktı, bu yükün

26
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

altında nasıl kalkacaktı, bilmiyor- menlik yapmaya başladılar. İkisi-
du. Mektupta şöyle diyordu: nin de içini sızlatan bir öğrencileri
“Toprağım canım kızım, biliyorum oldu. Hayat hikâyesi Toprak’ınki-
benden nefret ediyorsun belki ne çok benzeyen bir öğrenciydi
de. Affet beni. Çaresiz kaldım. Se- bu. Kıvırcık saçları arasından gü-
ni kaybettim. Ölümüm yakındı lümsemesi, ışıl ışıl olan mavi göz-
daha çok üzülme istedim. Anne- leri sıcacıktı. Annesini ve babasını
ne âşık olduğum kadar seni de kaybetmiş olmanın üzüntüsü gü-
seviyorum. Merak etme biz an- lümsemesinde saklıydı. Can ve
nenle burada birlikteyiz. Melek Toprak aynı şeyi düşündüler. Evlat
olduk.” edinecekleri, evlerine sıcaklık ge-
tirecek o masum kalp, Çınar’dı.
Mektubu günlerce okudu Artık çekirdek aile olma sırası on-
Toprak. Sindirdi. Anlam verdi za- lardaydı. Toprak, Çınar’a can ver-
manla. Bir kez daha olgunlaştı. Bu di. Çınar, Toprak ve Can’ın canına
olaydan sonra dört mevsim daha can kattı...
geçti. Can’la aynı okulda öğret-
Melek Ceren Karaçivi

Melek ceren KARAÇİVİ

27
OKUR-YAZAR

OKYOUAKRZUARR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR
BAL ARISI İLE eŞeK ARISI
YAREN DEMİR
Günlerden bir gün bal arıları,
Bal yapmak için çiçeklere gitmeye başlamış.
Toplarken polenleri
Eşek arısı çarpıvermiş bal arısına,
Düşmüş yere bal arısı, kırılmış kanadı.
Bunu gören diğer bal arıları
Toplanıvermişler başına arkadaşlarının,
Etmişler yardım.
Özür bile dilememiş eşek arısı.
Günler geçmiş, iyileşmiş bal arısı,
Polen toplamaya çıkmış.
Yerde görüvermiş eşek arısını, yardım etmiş.
Şaşırmış bu işe eşek arısı.
Anlamış yaptığı hatayı...

YarenDemir

28 2
OKUR-YAZAR
OKUR-YAZAR

OKUR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR
BÜLBÜL İLE KARGA
ELİFNAZ KARABIYIK
Zamanın birinde bir ormanda
Bülbül ile karga karşılaşmış
Bir ağacın kovuğunda
Başlamışlar ötmeye
Benim sesim daha güzel
Demiş böbürlenmiş bülbül
Yarışalım demiş karga
Sözleşmişler yarışmak için
Gelince yarışma günü
Hastalanıvermiş bülbül
Çıkmaz olmuş sesi
Bakmamış haline
Yine de ben yenerim demiş
Karşı karşıya gelince kargayla
Böbürlenerek açmış ağzını
Çıkmamış sesi
Gaklamış karga kazanmış yarışı
Kibrin cezasını ödeyivermiş
Sesini kaybederek

ElifnazKarabıyık

29
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

YALNIZLIK ÇIĞLIĞI

Buruk bir sabaha uyandım yine
Ne bir kuş sesi penceremde
Ne bir selam kapımda
Ne bir sabah.
Unutulmayı zirvede yaşamakla kalmıyor,
Üşüyorum artık yalnızlıktan
Ne bir dost var dışarıda
Ne bir maşuk.
Şimdi bir ışık sönecek
Şarap kadehime mey olacak sanki
Ve bir mum yanacak
Bütün alevler dinecek gibi
Yine kalemimleyim şu merdümgiriz hâlimle
Yazıyorum sonsuzluğa akacak o alçak nehre
Köşeme çekiliyorum tekrar, sessizliğime
Sanki yalnızlığın yoksulluğunda
Yok oluyorum seninle.

30 YaseminGüngördü
OKUR-YAZAR
YASEMİN GÜNGÖRDÜ

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Mutsuz Son

Bir manzara gibiydi başta. TAYLAN TÜZÜN
İzledikçe hoş,
Düşündükçe etkileyici... TaylanTüzün
Birdenbire oldu bir girdap
İçine çekti, sebepsiz...
Sonra bir ateş...
Yaktı her zerreye kadar.
Göz kapayınca
Gitti...
Derinliklerinde kayboldu kalbin,
İstemsiz...

31
OKUR-YAZAR

OKYOUAKRZUARR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR
İLGA
Eğer insan, şeytanın
FATMANUR GÜNEŞ senfonisine aban- duymayalı, güzel çiçeklerin
masaydı, karanlık kokusunu koklamayalı belki
günlere lanetler yağ- beş belki de on yıl olmuştu.
dırmasaydı, zümrütlerin Olan bir avuç güzelliği onlara
ve elmasların kurba-
nı olmasaydı, ço- hakaretmiş ve asla hak
cukların gözyaşları- etmiyorlarmış gibi el-
nın sebebi olma- lerinden alıyorlardı.
saydı dünya ne ka- Adalet terazisinde
dar güzel bir yer artık hak ve hukuk
olurdu, diye düşündü. değil, büyük adam-
Artık sudan eser kalmayan ça- ların doğruları ve
murlu göle baktı. Sahi, suyun
olmadığı yerde hayat olur yanlışları işleniyordu.
muydu hiç?
Ama oğlanın yaslandığı
Yaşadığı yerde hayat yok- umudu kimsenin alamadığı ve
tu. Bir bardak temiz su için in- o ölene kadar da alamayacağı
sanlar birbirlerini öldü- bir şeydi. Ölen annesinden
rürdü, güç ve otori- ona geçen tek şey, gördüğü
tenin felaketine sü- en ufak bir ışığa bile umut
rüklenmiş kuklalar
insanların kapısına bağlamaktı. Vazgeçmez-
dayanır, ellerinde di. Bu karanlık şehrin
ne var ne yoksa alır- mutsuzluğunda bile
lardı. mutlu olmak için
çabalardı. Resim
Doğa ana bile onları terk çizerdi, boyardı,
etmişti. Ağaçlarda bir meyve okumayı ve yazmayı
görmeyeli, kuşların cıvıltısını
severdi. Okuyan ve ya-
zan çok az kişi vardı, çünkü
kocaman şehirde sadece bir
tane okul vardı.

32
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Eğitimin, oranın kapısından bile sinden buraya çullandığına inanı-

geçtiği söylenemezdi. Kendisi de yordu. Bu yüzdendi bütün ka-

limana gelen yabancı tüccarlar- ramsarlık, kötülük. Bir bitki yetiş-

dan, çalıştığı yere getirilmiş yaralı tirmek isterdi mesela ya da bir

askerlerden öğrenmişti. hayvanla arkadaş olmak.

Ama o diğerlerinden Onun istediği Onların acımasız duygu-
farklıydı. Gördüğü bir şey, artık ölüm ları yoktu veya zarar
kitabı asla okumadan değil; yaşam vermezlerdi. Onun iste-
bırakmazdı. Hep kendi- diği şey, artık ölüm de-
ne bir şeyler katmaya enerjisiydi. ğil; yaşam enerjisiydi.

çalışırdı. Bir şeylerin büyüdüğünü,

Ama bu hayatta istediği tek yeşerdiğini, yaşamak için di-

bir şey vardı: Bir canlıya hayat rendiğini görmek istiyordu.

vermek. Ölüm, bu ülkeye çok Oturduğu yerden silkelene-

yüklenmişti. Sokaklarda insanla- rek kalktı. Bu evrene fazla gelen

rın vefatı artık sıradanlaşmıştı, in- hayallerini bir kenara ayırdı, içeri-

sanlar garipsemiyordu. O ise öl- den gelen gürültüler gittikçe artı-

dürülen canların bulutların tepe- yordu.

33
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Bugün önemli günlerden bir parçası olmamış, köle olmakla uğ-
tanesiydi. Şehrin tek iyi yanı olan raşmamış, sadece yararlı olmak
ticaret gemilerinin limana geldiği için çalışmıştı. Zaten ülkenin dört
gündü. Buralarda satış yoktu, hır- bir yanı savaşın gölgesinde hapsol-
sızlık her şeyin önüne geçmişti. Ne muşken başka bir şey yapmayı ap-
var ki burası mal dağıtımın ana tallık olarak görüyordu.
noktasıydı. Buradan kamyonlara
yükleyip, diğer ülkelere ve şehirle- “Evlat, nerede kaldın?” dedi
re gönderirlerdi. Zengin tüccarların öksürüklerinin arasından ihtiyar;
yanı sıra onların altında ezilmiş sa- oldukça yorgun, yavaş ama bir o
vaştan kalma yaralı askerler, bir kadar sert bir sesle. “Askerler geti-
çöpmüşçesine yıkık dökük bir ge- rilmek üzere.”
mide gelirlerdi. Zenginliğin verdiği
rahatlıkla yürüyen insanların aksi- Düştüğü boşluktan silkelenip
ne savaşın kurbanı olmuş, dizleri ihtiyara döndü, alnına dökülen be-
bedenini zor tutan askerlerdi onu yaz saçları, kırışmış teni, çatık kaş-
ilgilendiren. ları ve elindeki bastonuyla her za-
manki ihtiyardı. Onu kendi enkazın-
Evet, işi oydu. İyileştirirdi, yara- dan çekip alan ve hayatının yol
ları sarardı, insanlara iyi gelmeye göstericisi ihtiyar... Saf acıyı tatmış
çalışırdı. Henüz genç bir hekimdi. ama yersiz isyanlar etmemiş, sırtın-
Yaşıtların aksine çeteleşmenin bir daki kamburunu çıkartana kadar
çalışmış olan ihtiyar... O artık kam-
burunu sırtındaki bir yük olarak de-
ğil, Allah’ın ona verdiği bir hediye
olarak görüyordu.

“Dalmışım, hemen geliyorum.”
dedi oğlan mahcup bir sesle. İhti-
yar hiçbir şey demeden içeri geçti.
Gereksiz ve sıkıcı bir bekleyiş vardı
ortamda. İhtiyar sakalını sıvazlaya
sıvazlaya yarı kırık tabureye

34
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

oturdu. Griye dönük mavi gözlerin- Sadece mutlak sessizlik. Sessizliğe

de hiç olmadığı kadar beklenti var- bağlanmadan, eli dikişi bırakma-

dı. Her zamanki rutindi, neden dan önce hastalarından başka bir

böyle bakıyordu? Oğlan sorgula- şeyi görmezdi gözü. Artık o kadar

madı, bir anlam aramadı. Anlatma- yaşlanmıştı ki uzun cümleler kur-

sını istese de anlatmazdı zaten. mak onun için işkenceydi. Bu yaşlı-

“Evlat,” dedi ihtiyar, “Kapıyı lığı ve yaşlılığıyla yarışan bilgeliği
aç.” insanlara ismini unutturmasını sağ-
lamış, herkes ihtiyar demeye başla-
Oğlan bir koşu gidip kapıyı açtı.
Daha açar açmaz önünde beliren mıştı.

baygın bir asker ve onu kollarından Tüccar yüzükleri dizdiği parmakla-
rının arasında sıkı sıkı bir kutu
tutan iki insan vardı. Arkala-
tutuyordu. “İstediklerini
rında da zengin bir tüccar.
İhtiyar ayak seslerinden Mutlak sessizli- getirdim ihtiyar.”

bile anlamıştı kimin gel- ği severdi, sade- İhtiyarın oturduğu tabu-

diğini. Beklediği insanlar- ce mutlak ses- renin yanındaki tahta

dı. Hemen geri çekilip in- sizlik... masaya koydu. “Diğerini

sanların geçmesine izin de konuştuğumuz zaman

verdi. Askeri yatağa yatırdılar. teslim edeceğim.”

Üstü başı yırtılmış, bacağı kanlar Oğlan iyice şaşırmıştı. İhtiyar
içinde olan askere acıyarak bakı- bunca zamandır kimseden çöp iste-
yordu içeri giren herkes. Fakat oğ- mezken ne olmuştu da tüccardan
lanın anlam veremediği bir şey var- istemişti? Oğlanın merakı katlandı
dı: İhtiyarın gri gözleri askerde de- ve tedirginlik kuşanmış bir sesle
ğil etrafı inceleyen tüccardaydı. O kendini tutamayarak sordu: “Ne
her türlü şatafattan ve debdebe- teslimatı, ne getirdin?” dedi tücca-
den nefret ederdi. İpeklere, altınla- ra.
ra ve gümüşlere boğulan insanlar-
dan da. Mutlak sessizliği severdi. Lafı daha soğumadan ihtiyar
atlayarak: “Git, hastanla ilgilen.”

35
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

dedi soğukça. “Sen de çekmeceden tutan herkes askerdi ve bu ülkede
al hakkın olanı, beni bekle.” dedi askerlik denen kalıptan sadece
tüccara doğru. Sesi cümle sonu ölünce çıkabilirdiniz. Sırf savaşmak-
geldikçe silikleşmişti. tan kurtulmak için eli, ayağı silah
görmesin diye kendi kollarından ve
Delikanlı konuşmalara bir an- bacaklarından kurtulmak istemişti.
lam yükleyemiyordu, ihtiyarın on-
dan sakladığı bir şeyler olduğu ba- Oğlan kendini uçurumdan aşa-
rizdi. O, ondan hiçbir şey saklamaz- ğı yuvarlanıyormuş gibi hissetti.
dı. Saklasa bile hissettirmeden ya- Öğrendiği şey, çarpa çarpa bir yer-
pardı her şeyi. Kendini daha da kö- lerini acıtıyordu.
tü hissetti. Midesine bir bıçak
gibi saplanmıştı. Bozuntuya Sükûnetini koruyarak temiz
vermemeye çalışarak has- bir havlu aldı. Bir sürü ya-
tanın yanına gitti. şanmışlık tanımıştı genç
yaşında. Sükûnet, kimisi
Askerin savaş alanın- için bir kaçış yolu kimisi
dan getirildiği belliydi. için güçlü bir silahtı.
Hafifçe kıpırdanmaya baş- Onun ise kişiliğinin teme-
lamış, yüzündeki acı çeker
ifade daha da keskinleşmişti. Eğildi liydi. Bu kök ise ona ihtiyar
ve adamın bacağına dikkatle baktı. tarafından bahşedilmişti.
Derin bir kesikti bu.
Havluyla yarada bulunabilecek
“6 yıldır savaş meydanında,” mikropları temizledi, temizlendi-
dedi onu getiren adamlardan biri. ğinden emin olduktan sonra pa-
“Sonunda delirme noktasına gel- mukla iyotlu bir sıvı sürdü. Oğlanın
miş. Depoda bacaklarını ve kolları- her hareketinde bilinci daha oturan
nı kesmeye çalışırken bulmuşlar.” asker, artık gözlerini açmak üzerey-
di. Oğlan yaranın içerisine antibiyo-
Olayın soyutluğu sıyrılıp gözler tikli merhem sürecekken, asker
önüne serildiğinde çok acı bir şeyle gözlerini birden açtı ve çıldırmış gi-
karşılaştığının farkındaydı. Eli silah bi çırpınmaya başladı.

36
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

“Dur! Dur dedim sana, bırak Konuşmaya devam etti: “6 yıldır
beni!” Kalkmaya çalışırken onu ge- kan gölünün ortasında, yanımda
tiren adamlar omuzlarından tutup ölü arkadaşlarımla savaşmaya çalı-
yatağa bastırdı. şıyorum. Ne için ha!”

“Bırakın beni pis köpekler, git- Artık direnmeyi kesmişti.
mek istiyorum. Kurtulacağım hepi- “Benim bir ailem vardı…” Sesi
nizden. Bırak!” gittikçe yok olmuştu. “Eşim ve ço-
cuğum... Ne oldular biliyor musun?
Adamlardan biri haykırışlara Yoksulluktan sefalet içinde can ver-
dümdüz bakarak oğlana: “Sen de- diler. Açlıktan can verdiler! Soğuk-
vam et, her zaman böyle yapar.” tan! Parasızlıktan! Ben onlara sahip
dedi ve askere bir tokat yapıştıra- olamadım. Şimdi ne olacak!”
rak: “Kes sesini ve doktorun işini
yapmasına müsaade et.” Oğlan askerin acısını yüreğinin
ta derinliklerinde hissetmişti. Kor-
“Beni oraya gönderme, ne kunç bir kabustan uyanamamak gi-
olursun, yalvarırım sana!” Gözleri biydi, askerin gözyaşları zehirli bir
dolmuştu, hala direniyordu. “Beni ok gibi yüreğine saplanıyordu. Bir
oraya göndermeyin! Ne isterseniz an için her şeyden nefret etti. Ken-
yaparım, lütfen!” disinden bile.

Oğlan boğazını temizledi ve sö- “Bu odadaki herkesin geriye
ze katıldı. “Şimdilik hiçbir yere git-
miyorsun, yaranı iyileştirmeme izin
ver, olur mu?”

“Anlamıyorsun! Kimse anlamı-
yor! Herkesi teker teker öldürecek-
ler. İşe yaramayan hiç kimseyi ba-
rındırmayacaklar. İşe yarayansa sa-
vaş meydanında, çetelerin gölgesi-
nin altında çürüyüp gidecek.”

37
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

dönüp geçmişine baktığı zaman Gözleri durgunlaşmış, sesi ça-
çok ciddi kayıpları vardır.” dedi ar- tallaşmıştı: “Çocukken ailem öldü,
kadan bir ses. “Bu düşünce yapınla sevdiğim kadın ise tıpkı senin gibiy-
hayata tutundukça umut kapılarını di; kurtulmak için her şeyi yaptı.
açabileceğinden kuşkulu-
yum. Kimse burada cen- Ama her şeyi…” Acı bir gü-
neti yaşamıyor. Tuhaftır lümseme dudaklarına
ki cehennem çukurların- düştü. “Arkadaşlarım, ta-
dan zor çıkan insanlarız. nıdığım herkes teker te-
Sen ise o çukurdan çıktı- ker gökyüzüne süzüldü-
ğına minnet etmiyor, ce- ler. Kimim kimsem yoktu.
hennemin azabından yakınıp
duruyorsun. Bu hayat tek sana Tam otuz yıl boyunca elim-
bahşedilmedi. Tuhaf olma evlat. de bir silah, öldürme komutu
Ölüm herkesin ensesindeydi. Tıpkı vermiş komutanların iğrenç mutlu-
ailenin ensesinde olduğu gibi. Eşin luğu, itirazlarım sonucu her gün ar-
ve kızın şu an daha iyi bir yerde ne- tan morluklarım, kırıklarım ama so-
fes aldıklarına hiç şüphe yok.” nunda teslimiyetimle yaşadım.
Kendimi öldürebilirdim, ama yap-
Herkes put kesilmiş ihtiyarı madım. Acele etmedim, umudumu
dinliyordu. “Ölümü çağırmak, öl- kırmadım. Öğrendim, öğrettim.”
mek istemek sadece burada
bir kişinin eksilmesine ne- Gözlerimiz bu cümlede birleş-
den olur, kurtulmuş sayıl- mişti. “Bu ülkede birçok şey
mazsın. Sakın ailenle bu- ilga edilmiştir. Sevgi, saygı,
luşacağını sanma. Vakit- hak, özgürlük,” dedi ya-
siz ölümün cezası öyle vaşça. “Ama ben de
kötüdür ki buradaki hayatı- kendimi ilga etseydim,
nı mumla ararsın. Doksan yıl- senin gibi düşünüp ba-
lık ömrümde ben bilmez miydim caklarımı ve kollarımı kes-
kendimi öldürmeyi?” seydim, şu an bir kişiye bile

faydam olmazdı…”

38
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Sözcükleri boğazımda diziliyor, bu büyüttüğüm için mutluyum. Kimim

güzel konuşması beynimin içinde kimsem yokken kapıma gelen oğ-

dönüp duruyordu. lum sayesinde mutluyum. Onun da

“Belki de dediğin gibi hepimizi mutlu olmasını istiyorum. Ben ona
öldüreceklerdir veya ellerimizden nasıl davrandıysam o da başkaları-
her şeyi alacaklardır. Ama kalbimi- na öyle davransın istiyorum. Ölme-
zi, beynimizi, duygularımızı söküp den önce sizin ölümlerinizi düşün-
mek değil, kötülüklerin etrafın-
alamazlar. Onları yöneten
da bile iyiliğinizin dokundu-
sensin, şartlar ne olursa
olsun… Hissediyorum ya- Ama kalbimizi, ğunu görmek istiyorum.”

kında ben de öleceğim. beynimizi, duy- Öyle de oldu. Bir sü-

Bu hissin geldiği ilk va- gularımızı sö- re sonra ihtiyar öldü. Ya-

kitte anladım, artık zama- küp alamazlar. tağında son nefesini ve-

nım doldu.” rirken gülümsüyordu. Deli-

Ne ölmesi, neyden bahse- kanlının yıllar boyunca aklın-
diyordu? Öldüğünü düşününce dan bu gülümseme hiç silinmedi.
anında gözleri dolan delikanlının İhtiyarın ona bıraktığı bir ev, birkaç
ağzını açmasıyla ihtiyarın elini kal- çiçek tohumu ve yeni filizlenmeye
dırması bir oldu. başlamış bir çocuk vardı. Ölmeden
önce tüccardan aldığı son hediye-
“Mutluyum. Çabuk karar ver- siydi delikanlıya.
mediğim için mutluyum. Bir çocuk

FatmanurGüneş

FATMANUR GÜNEŞ

39
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

ALİ GÜNDOĞAR

NE MUTLU OKUYANA YAZAnA

“Oku” demiş yüce Yaradan,
Vay haline okumaya ket vurana!
“Düşün” demiş söyleneni, bendi bendine kafasına yazana,
Vay haline kafasını kullanmayana!
Hayat zordur yaşayamayana,
Verir hakikati kendisini arayana.

Ne de kolaydır hayatını zevkusefa üstüne kurana,
Yaşayamaz onun soyu bin cihanda.
Yitip giden ona, hayatına söylenecek söz gelmiyor aklıma,
Varsın gülsünler eğlensinler bu cihanda.
Bak çocuğum, senin milletinin treni düdüğünü çalmış kaçıyor.

Aş elinde, yaz arkanda, koş yarınlara
Sırtın pek, karnın tok yaşarsın da verir misin dünyaya bir fayda?
Sen unutulur gidersin, torunların kalır aklında.
Kim görmüş mezarda malından mülkünden fayda?
Kızacaksan kız bana ama olsun isyanın tek yattığın akşamlara,
Karşı duracaksan dur ama bu tembelliğe bu hayasızlığa.

Ne soylar gördüler topraklarına İngiliz askeri ayak basan
Durdular onlar, onlara karşı.
Duramayanın kalbi durdu kendine karşı,
Ne mutludur okuyana, vatanını sevene!
Ne mutludur yazana, vatanını yükseltene!
Bilirler onlar Türk milletinin zeki olduğunu
Düşmanın ele geçirdiği kaleye vatan bayrağını asan olduğunu.

Ali Gündoğar

40
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

KADRİYE YELİSER

Akşam Güneşi

Bir İstanbul akşamına, Gözlerimde yansıtıyorum
Hadi oradan, ne güneşi ! Kalbinin güzelliğini.
Meğer yanımda bir güneş, Sen farkında olmasan da
Çağ açmış bir gecede. Kalbinin güzelliğini...

Gözlerimde yansıtıyorum Teker teker ölüyorum.
Kalbinin güzelliğini. Gönlünün gül bahçesi sönüyor.
Sen farkında olmasan da Bir tutam kara sevda
Kalbinin güzelliğini... Beni sana bağlıyor.

Kalbinle aklın ayrı çalışıyor, Gözlerimde yansıtıyorum
Gitsin işine, beni mi kandırıyor? Kalbinin güzelliğini.
Yaptıklarının haddi hesabı yok, Sen farkında olmasan da
İstanbul akşamında... Kalbinin güzelliğini...

KadriyeYeliser

41
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ OKUR

İHSAN YAZAR

Sabah vakti, caddele- makta. Sırf içi de değil kapısı SEVGİ SELÇUK
rin en kalabalık oldu- da sabunlu sularla temizlen-
ğu zamanda... Kaldı- miş olmalı ki mis gibi kokuyor.
rımda koşar adım yü- Dükkân hayli işlek.
rüyen, elinde küçük sandığa
benzer bir kutu bulunan bir Çocuk çoktan işe koyul-
çocuk vardı. Üstü başı karaya muş, hata üç beş müşteri bile
çalmış hafiften, siyah kadife uğurlamıştı. Sevimli yüzüyle
pantolonunun yaması çoktan onların arkasından el sallıyor,
ikiyi geçmiş, kahverengi kaza- tekrar uğramalarını söylüyor-
ğıysa artık çoktan bollaşmıştı. du.
Yaşı on ikiyi geçmez eminim
ki. İnsan düşünmeden edemi- Ah, onunla tanışmayı ne
yor, acaba nereye yetişecek? çok istiyordum! Güneşte par-
layan kumral kıvırcık saçları,
Merakıma yenik düşüyo- üstü başı darmadağın
rum, peşine takılıyorum. Ses- olmasına karşın
sizce takip ediyorum. Sonun- hiç durmadan
da işlek bir çarşının dibinde gülen şu hü-
duruyor, kenardaki dükkânla- zünlü, yeşil
rın birine giriyor. Elinde ufak gözleri olan
tabureyle dışarı çıkıyor, sandı- çocuk... Ya
ğını açıyor ve beklemeye baş- deli olmalı ya
lıyor. da gerçekten de
mutlu.
Bu dükkân küçücük bir
ayakkabıcı dükkânı. Ufak tefek Yavaş adımlarla yanına
olmasına karşın temiz ve dü- yaklaştım. İçimdeki heyecanı
zenli gözükmekte. Renk renk bastıramıyordum. Büsbütün
boyalar dışarıdan bile parla- saygı duyuyorum ona, bu yaş-
ta çalışmak hiç kolay değildir.

42
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Daha oyun yaşında halbuki. İs- ğırdı. Ve yine en fazla on iki yaşın-

temeden de olsa kendi küçüklü- daki –sanırım çırak olan - o çocuğu

ğümle kıyaslıyorum. Ben hiç çalış- kovdu.

mamıştım oysa annem hiç kıyamaz- Çocuk koşarak bizim yanımıza

dı bana. gelip cila yapan çırakla konuşmaya

Sonunda ‘’Merhaba!’’ dedim, başladı: “İhsan yardım et, yine beni

içimdeki heyecanı susturmaya çalı- kovuyor ustam. Sen anlarsın anca

şarak. dilinden onun.” diye yalvarmaya

O da sevimli, içten gülümseme- başladı.

sini bana sunarak: Adının İhsan olduğunu öğren-

‘’Merhaba bey am- diğim ayakkabıcı çocuk,
ca.‘’ dedi ve devam
etti: ‘’ Ne yaptıracak- özür dileyip ayağa kalk-
tınız?’’
İhsan yardım et, tı ve ustayla konuş-
Daha önce ne maya başladı.
yaptıracağım hak-
kında düşünmeden yine beni kovuyor Ne yapıp ettiy-
atılıvermiştim ilk aklı-
ustam. Sen anlar- se daha demin kız-

sın anca dilinden gın bir boğa gibi

olan adamı ikna etti.

ma geleni söyledim. Şaşkınlığım artıkça

‘’Cila yaptıracağım.’’ ona karşı olan saygım

İşe koyuldu. Hızlı bir şekilde işi- arttı. Kader midir ki bu? Bir isim

ni yaparken, birden ortaklıktan ba- ancak bu kadar sahibine yakışır.

ğırış sesleri yükseldi. Korku ve te- Değil mi İhsan?

laşla başımı sesin geldiği yöne çe-

virdim. SevgiSelçuk

Karşı dükkânın kapısı açıldı, SEVGİ SELÇUK

dükkân sahibinin evvelce büyük gö-

beği, sonra kafası gözüktü. Dışarı

çıktı ve elini uzatarak: “Artık zırla-

ma ve defol git buradan!” diye ba-

43
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ OKUR
YAZAR

MARTI İLE BALIK İLHAN DENİZ ÖZER

Martıyı uçarken gören balık,
Kıskanmış süzülen kuşu.
Sormuş nasıl uçtuğunu.
Rüzgara bırakıp kendimi kanatlanıyorum, demiş.
Düşünmüş balık:
Benim de yüzgeçlerim var, belki işe yarar.
Dalmış suyun derinliklerine zıplamış havaya.
Düşmüş suya hızlıca, yanmış canı.
Yüzgeçleri küçük olduğu için uçamadığını sanmış.
Yeniden hızla zıplamış suyun yüzeyine,
Bir martı kapıvermiş onu havada.
Bunu gören diğer martı kanatlarını çırparak:
İyi ki benzemeye çalışmıyorum kimseye, demiş .

İlhanDenizÖzer

44
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

YALNIZLIĞIn YILLARI

Müzik gibidir yalnızlık,

Tek nota bir şey ifade etmez.

Güneşin seni görmezden gelip SELİN UÇAK
Gölgeni yakmasıdır yalnızlık.

Bir umut ışığıyla beklersin her an

O güneşin tekrar doğmasını, seni kabul etmesini.

Bir ağaçtır yalnızlık, yılların birikintisi gövdene işlemiş.

Durup düşünürsün mazideki hüznü,

Her şeyin geçtiğini anlarsın.

Yine boş kalır avuçların, kaybetmişsindir

Geçmiştir artık gençliğin...

Beklediğin o ışık gün gibi doğar,

Gecenin kasveti yok, oluşa sürüklenir.

Yeni bir anlam kazanırsın o an.

Yine geri dönüp bakarsın maziye,

Yalnızlık aslında bakışlarınmış.

Notalar birleşir akar, ağaç büyümeye devam eder,

Yalnızlık da ışıltı da senmişsin.

SelinUçak

45
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ KIRMIZININ OKUR
YAZAR

DELİLİĞİ

Tik tak, tik tak… çarpmaya gitti. Ama yalnız ve TUNA COŞAR
Kan çanağı tik, göz- zavallı adam kendini bu kez
ler tak! de mutfakta buldu. Evin oda-
ları mı yer değiştiriyordu yok-
İki gündür uyuma- sa zaman geriye mi akıyordu?
mış; yatmış sağa dönmüş, so- Ne olduğu bilinmez ama bu
la dönmüş belki de çapraz işte bir iş vardı ya, orası belli...
dönmüş ama uyuyamamış Anlayamaz zavallı zayıf adam.
adam. Uykusuzluktan akli
dengesini kaybetmiş. Başı dönüyor, midesi
Yalnız, her şeyini bulanıyordu. Başını
kaybetmiş, aklını eski ve son derece
kaybetmiş zavallı pis yastığına koy-
bir adam. Evde du. Gözlerini ka-
bir de yardımcısı patıp uyumak is-
haftanın iki günü tiyor ama zaten
gelen gariban orta yaş- uyku sorunu olan
lı bir kadın. Şansına o gün
yoktu. adam bir de az önce ya-
şadıklarını aklından çıkarıp
Adam ayağa kalktı, mutfa- uyuyamıyordu. Saatlerce kol-
ğa gitti. Tam suyunu dolduru- tuğun üstünde sağa sola dön-
yordu ki kendini yeniden elin- dükten sonra etraf dalgalandı
de bardakla salonda buluver- ve karteller atmış gibi birden-
di. Uykusuzluktandır, dedi bire karanlık çöktü, adamın
önemsemedi. Yüzüne su göz kapakları gözüne yapıştı.

46
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Adamın önünde uzunca bir ma- Eros’u görmekten kaçıyor, biliyor ki
sa, yok yok... Sol tarafında tüm onu görse aklına sevdiği kadının
tanrılar: Gana, Tartaros, Nkys,
Esir, Hamera, Erebos, kırmızı ruju gelecek, kırmızı to-
Tethys, Thei, Koios, kası, o nezih baloda -3 yıl
Rhea, Kronos ve daha 21 gün önce- giydiği İs-
birçoğu. Herkes ciddi panyol tarzı elbisesi ge-
bir şey konuşuyor. lecek.

Kargaşasız, herkes Kaçtı adam bahçe
birbirine saygılı. Ama her dedikleri pamuktan yere.
birinin gözlerinde ağır bir acı. Ye- Ama Eros Tanrı ya, yine de
mek yeniyor, şerbetler içiliyor. Bar- buldu adamı. Adam o kadar kork-
daklar çok sıcak, kırmızı. Adamın muştu ki uyuduğunu anlayıp uyan-
gözleri Eros’u arıyor. Eros yok. dı. Acısını kâğıda dökmek istedi
ama duvara yazdı:

çiçek arıyorum alnıma, alnım için
tanrı alın yazımı dikenlerle doldurduğu için
çiçek açan erik ağacı ben olmak istiyorum
ama yine de buklelerime çiçekler yadigâr olacak biliyorum.

biliyorum işte, kimseye söyleme
son zamanlarda midemi kâğıt doldurdum
rutinden bıktığım için beynime, acı doldurdum.

acılı sözler çıkıyor
şarkı söylerken şehlalaşan dudaklarımın arasından

kızıyorum kendime, toplantı yapıyoruz.
Tanrılar solumda ve elit bir akşam yemeği
ardından alevler içinde kalmış sıcak şarabımdan yudum alıyorum.
kırmızıyı en çok şarapta, kızarmışlığı yüzümde
seni, benim yarattığım harap olmuşlukların içinde...

47 TunaCoşar
OKUR-YAZAR
TUNA COŞAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

ÖLÜM KAPIDA CANSU ÇORAPÇI

Her aynaya baktığımda
Mahkum olduğum bu yüzdeki
İncelerim o çirkin mor halkaları.
Ne zamandır bağırıyor acaba
Ben de buradayım, duyanım olsa.

Koparmaktan yorulduğum
Saçlarıma düşen yıldızlar,
Parlıyor her geçen bir gün daha.
Peki ya o dalgın bakışlar,
Artık boş bir manzara...

Kalp kırıklarından oluşan
Paramparça olmuş bu yüreği
Birleştirmeye çalışmaktan
Bitap düşmüş bu vücut.
Ne olacak acaba halim?

Aramaya çalışırken cevabı,
Bulmacalarda kaybolurken
Bir labirentte buldum kendimi.
Denedikçe yanıldım,
Yanıldıkça gördüm gerçekleri.

48
OKUR-YAZAR

Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ

Geceleri dolan o gözlerimi CansuÇoraçı
Alıştırdım artık susturmaya.
Artık hiç açılmamak üzere
Kapanmak istiyorlar esasen,
Asla uyanmamak için yalvarırcasına.

Fark etmeye başlamıştım,
Zamanım kalmıştı sadece
Bir nefes almaya yetecek kadar.
Bu çelimsiz ruhumun ayaklanması lazımdı.
Nasıl kalkacaktım yoksa yarın ki sabahlara?

Sonradan anladım ki
Bir can acısı var insanın,
Unutamayacağı sadece alışacağı.
Ve ömrü boyunca onu taşıyacağı
Bir kalp ağrısı bir hiç uğruna...

Anlaşılan ölüm benden
Çok daha güçlüydü.
Bunca yaşanmışlığın
Sonu bu olmamalıydı.
Toprak olmak ne garip şey...

49
OKUR-YAZAR

OKYOUAKRZUARR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR

PELİN KONAK FARe İLE GÜL

Kan kırmızı yaprakları, sivri dikenleri,
Capcanlı haliyle bir gül varmış.
Bu gülle arkadaş, bir de fare varmış.
Fare her gün güle bakar, onu sular,
Etrafındaki yabani otları temizlermiş.
Gül farenin bu dostluğuna sürekli
Huysuzluk yaparak yanıt verirmiş.
Bir gün gül, dikenini fareye batırıverirmiş.
Buna çok üzülen fare küsmüş güle,
Kaybolmuş ortadan.
Önce umursamayan gül, sonra meraklanmış,
Etrafını otlar bürümüş, susuz kalmış.
Bir gün şiddetli bir rüzgârda kırılıvermiş dalından.
Yere değince narin başı
Anlamış dostluğun ve farenin kıymetini.

elinKonak

50
OKUR-YAZAR


Click to View FlipBook Version