Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
FUNDAgÜL BACAKSIZ
GÖKYÜZÜ
Bak! Gün doğuyor yavaş yavaş,
Ay usul usul terk ediyor gökyüzünü.
Kainat derin bir uykuda...
Derken, uyanıyorlar birer birer.
Kimse gözlerini alamıyor
Bu uçsuz bucaksız gökyüzünden.
Mavinin bin bir tonu
Gözlerini kamaştırıyor.
Bulut yok, yağmur yok
Tertemiz bir mavi...
Oralarda bir yerde sapsarı bir güneş
İçlerini ısıtıyor.
Nerden baksan güzel FundaGülBacaksız
Nerden baksan mavi
Nerden baksan rüya gibi...
51
OKUR-YAZAR
OKUR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR
Kıyamadım yüzüne bakmaya. Baksam zarar verecek, bakmasam hayatıma
52 bir anda tutulan ışığı söndürecekti. Korkuyordum. Bir anda içinde bulundu-
OKUR-YAZAR
ğum binlerce şiir kitabındaki çaresiz adam olmaktan korkuyordum.
SONSUZ IŞIK
Kitapların sayfaların-
dan süzülen, o içimi luluk… Ayrıca hiç bu kadar ça-
okşayan kokunun; resiz hissetmemiştim. Bir in-
iliklerime kadar iş- san nasıl olur da güzel bir ka-
dının ona tebessüm etmesin-
lendiği esnada buram buram den dolayı çaresiz hissedebi-
eşsiz kokunun içinden, göğsü- lirdi kendini? Kıyamadım yü-
HAYRÜNNİSA KARATAŞ mü yumruklarcasına bir bakış züne bakmaya.
atmıştı balköpüğü gözleri ile İlk mutluluklarım Baksam zarar
iki rafın arasından. Sabah böyleydi benim, verecek, bak-
pencerenin arasından masam haya-
basit ama tek
sızan güneşin gözü- seferlik... tıma bir anda
mü alışı gibiydi, bir tutulan ışığı sön-
anda sızmıştı be- dürecekti. Korku-
deni gözümün yordum. Bir anda
önüne. Tebessüm içinde bulundu-
ettim hafifçe göz gö- ğum binlerce şiir
ze geldiğimiz o iki rafın kitabındaki çaresiz
ardından. O kadar naif ve ki- adam olmaktan korkuyor-
bardı ki başını hafifçe öne dum. Karşıdan gelen bir sesle
eğip gülümsedi. O an küçük iç muhasebemden bir anlığına
bir çocuğun, dört tekerlekli sıyrılmıştım:
bisikletin iki tekerleğini çıkarıp -Pardon görevli misiniz
sürmeye başladığı ilk andaki acaba?
tarif edilemez mutluluğunu
yaşıyordum adeta. İlk mutlu- O kadar naif bir sesi vardı
luklarım böyleydi benim, basit ki bu cümleyi bile bütün gün
ama tek seferlik eşsiz bir mut- bıkmadan dinleyebilirdim. Et-
rafıma bakındım.
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
Kimse yoktu. Bana seslenmişti. tap varsa yardımcı olabilirim, aşina-
O an elim ayağıma dolandı. En son, yım buralara.
lisede hoşlandığım kızla konuşma-
ya çalışırken böyle olmuştum sanı- -Çok mutlu olurum.
rım. Tarifi yoktur bu hislerin, bir fi-
dan gibi küçüktür. İlk bulduğunda Kalbim, neden bu kadar denge-
umutla suladıkça büyür ve yüreğin- siz atıyordu, neden bulunduğu yer-
de yeşeren kocaman bir ağaca dö- de tıkılmış kalmış da çıkmak için
nüşür. Bana seslenmişti tekrar: çırpınıyordu?
-Af edersiniz? -Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar”
kitabını arıyorum lakin hiçbir yerde
Toparlandım bir çırpıda ve kar- yok. İki gün önce geldiğimde bu
şılık verdim: raflardan birinde görmüştüm, son
bir tane kalmıştı fakat başka kitap-
-Kusura bakmayın lütfen, gö- lara baktığım esnada biri almış. Bu-
revli değilim ama aradığınız bir ki- gün stokların yenilendiği söylendi
fakat bulamıyorum.
Bendim. İki gün önce o son ki-
tabı alan bendim. Bir kitabın haya-
tımın yönünü bu şekilde değiştire-
ceğini tahmin edemezdim. Raflara
bakındım, didik didik ettim, bulma-
lıydım o kitabı. Gülünce etrafıma
güller saçan o gamzesinin kaybol-
masına dayanamazdım yoksa.
-Ben bir görevliye sorayım, bel-
ki depodadır, yerleştirmemişlerdir
henüz.
-Çok memnun olurum, ben bu-
ralarda bakınıyorum o halde.
Çantamdan kitabı çıkardım. Ya-
pışkan kâğıt ile kalem de çıkardım.
53
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
bir çırpıda. Bir not düştükten sonra Sürekli, sürekli tekrarladım.
kitabın son sayfasına yapıştırdım. Eve varmıştım. Yatağa uzandım ve
Görevlinin yanına gidip: bugün neler olduğunu hala kavra-
maya çalışıyordum. Kışın gelmesiy-
-Rica etsem bu kitabı depodan le giyilen sıcacık kazakların içindeki
bulmuşçasına, hemen sağınızdaki rahatlık hissi gibiydi ya da elektrik
hanımefendiye verebilir misiniz? kesintisi sırasında bütün ailenin
Ücretinin ödenmesine gerek olma- toplanıp aylarca edilmeyen sohbeti
dığını, bugüne özel bir hediye oldu- bir gecede etmesi ve bütün dertle-
ğunu söylerseniz memnun olurum. rin bir anda silinip gitmesi gibi ha-
fiflemiştim. Uzun süre sonra bu ka-
Görevli kitabı alıp gün yüzlü dar huzurlu hissediyordum. Cidden
naifin yanına gitti. Kitabı aldığını nasıl yapmıştı bunu? Yirmi yıldır
gördükten sonra görünmeden ora- kendi üzerimde kuramadığım hâki-
dan ayrıldım. Kulaklığımı taktım ve miyeti nasıl oldu da tek bir bakışıy-
çalma listemde ne kadar boğucu la eline alabilmişti? İki saatlik çaba-
şarkı varsa dinledim. Bir patikaya nın ardından uyuyabilmiştim.
girdim ve en sevdiğim şarkının beni
en iyi anlatan kısmını tekrarlaya Sabah kalkıp patika boyunca
tekrarlaya yürüdüm: “Tercümanım yürüdüm, sporumu yapıp kahvaltı-
yok benim, bir dilsiz gibi çaresi- mı yaptım. Saat 14.00 gibi kitabevi-
zim.” ne gittim. Etrafıma bakındım. Her-
hangi bir ışık almadı gözümü. Ba-
kındım, bakındım, bakındım ışığı
buluncaya kadar. Bulamadım. Şaşır-
mamıştım zaten, benim aptallığım-
dı. Hala çocuk gibiydim. Bu da ha-
yatın bana karşı bir kandırmacasıy-
dı. Eve gittim. Canım hiçbir şey
yapmak istemiyordu, uyudum.
Ertesi sabah yine gittim kitabe-
vine. Çocuktum sonuçta, umut
54
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
dolu olmam gerekiyordu öyle değil -Ben, ben çok sevindim gerçek-
mi? Çocukluğun ilk kuralıdır bu. ten. Teşekkür ederim beni kırmadı-
Dolandım şiir kitaplarının arasında. ğın için.
Gördüm, ışığımı gördüm. Kalbim Elimizde kitaplarla çıktık dışarı-
yine benden bağımsızdı, yine başı- ya. Kahve eşliğinde yürüyorduk.
na buyruktu. Yine onu oraya tıkmı- Uzun süre sessizlik, sessizlik ve ses-
şım gibi davranıyordu, sakar bir kal- sizlik. Arada bir gözleri gözlerime
bim vardı sürekli ona çarpıyordu. değiyordu. Korna sesine bakmak
Bana doğru adım attı. üzere arkama dönmemle
Bir adım daha, bir adım arabanın ışığımı söndür-
daha ve bu ışık yaklaş- Ona çarpan kalbime mesi bir oldu.
tehditkâr bir bakış
tıkça gözümü alıyor- attı müjgânlarıyla ta- Uyandım, beş
du. Neydi bu parla- mamlanan balköpü- senenin ardından
yan? Gerçekten bir uyandım ama o, o
sabah güneşi mi yok- nerede? Bedenim,
sa asla dokunamadı- ğü rengi gözleriyle. her tarafım aydınlıktı
ğım aya benzer yüzü ama yüreğim? Kaybol-
mü? Ona çarpan kalbime muştum bu karanlığın için-
tehditkâr bir bakış attı müjgânla- de, bulamıyordum artık onu. Ne
rıyla tamamlanan balköpüğü rengi yapmam gerekiyordu, neden bu
gözleriyle.
kadar çaresizdim? O kendi ışığı uğ-
-Aldım mesajını, neden bilmi- runa beni bırakmıştı, adil miydi bu?
yorum ama bir şekilde buraya gel- Beni neden almadı yanına, yetmez
dim, gelmek zorundaymışım gibi miydi yoksa ışığı bizi aydınlatmaya?
hissettim. Hep olduğu gibi yine korktuğum
Kitabın son sayfasına bıraktı- başıma gelmişti. Artık o şiirlerdeki
ğım notu görmüş ve gelmişti. Peki çaresiz adamdım.
ya söyledikleri? Ne söylemeye çalı-
şıyordu? Hafif bir gülümseme ile:
HayrünnisaKarataş
HAYRÜNNİSA KARATAŞ
55
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
SAKLAMBAÇ
Saklamıştım seni,
Yazdıklarımda, çizdiklerimde
Söylediklerimde, söyleyemediklerimde
Çığlık çığlığa sustuğum her cümlede,
Misafirden oyuncak saklayan çocuk gibi
Kardeşinden şeker saklayan bir abla.
Hatırı var onun, diyerek kenara atılan eşya gibi
Gözümden sakınırcasına saklamıştım seni.
Meğer çok sonra anladım
Kendi gibi kalanların önemsenmediğini.
İnsanların sevilebilmesi için, kötü,
Kendinden başka kimliğe bürünmesi gerektiğini
Gördün mü? Bak!
Hiçbir anlamı kalmadı şimdi bu saklambacın.
Sen yalan sevgilerin arkasına saklan.
Ben sobelemem artık seni.
İREM ASLAN
İremAslan
56
OKUR-YAZAR
HAYAT KERvANı Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
Hayattır bu, AYŞE NUR
Doğumla ölüm arasında gider gelirsin… GÜZELDAĞ
Çok uzun zaman gibi görünür sana
Bir de bakarsın bitmiş her şey AyşenurGüzeldağ
Ne çabuk geçti dersin
Akıl sır erdiremezsin
Nasıl mı geçti onca yıl
Doğdun, büyüdün, sevdin, sevildin...
Bir sürü şey öğrendin, öğrettin
Kaptırdın birine kendini
Diğer yarımı buldum ben dedin
Vazgeçemez oldun
Akşam onunla yattın,
Sabah onunla uyandın,
Çıkartmadın hiçbir zaman aklından.
Hep beraber olmak istedin,
Oldun da,
Her gününüz beraber geçiyordu artık.
Senden mutlusu yoktu,
Geçirdiğin her güne şükrediyordun.
Bu sefer de nasıl bitti her şey dersin
Düşünürsün, düşünürsün
Ama ölüm...
Ayırdı işte
Ne gelir ki elden?
Ne yapsan geri getireceksin ki?
Artık tek başına uyursun,
Tek başına uyanırsın.
Yoktur artık yanında.
Ama kalbinde her daim
Sadece o vardır.
57
OKUR-YAZAR
OKUR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR
ARALIK
58
OKUR-YAZARFEYZA DURMAZ Hayatı boyunca Yanına oturmak isteyen he-
acı içinde kalmış men hemen aynı yaşlarda ol-
bu adam vicda- duğunu tahmin ettiği adama
nının sönmek bakmadan başını hafifçe
bilmeyen ateşine boyun eğ- eğip, kaldırarak onaylamıştı.
miş, sessizliğini yalnızca ay-
nalara haykırabilmişti. İçin- Konu nereden açıldı bi-
den çıkamadığı bu döngünün linmez, iki adam muhabbete
onun kaderi olduğunu düşü- başlamıştı. Adam konuştukça
nüyor, derin düşüncelere da- açılıyor, açıldıkça konuşuyor-
lıyordu. Yaşamının trajik ta- du; yalnız olmadığını bilmek
raflarını aklının bir tarafında onu mutlu ediyordu. Uzunca
çürümüş patates çuvalı misali bir dostluğun fark edilmeden
taşıyordu. temelleri atılıyordu. İki adam
dertleşiyor, dertleri tasaları
Onu üzen şey, kırgınlığı kalmıyordu; birbirlerini dinli-
ve kızgınlığı ile aradığı mutlu- yor ve öğütler veriyorlardı.
luğu bulmakta zorluk çekme- Üç günlük dünyada kin ve
siydi. Günlerden bir gün, gü- nefretin yerini sevgiye bırak-
neşin battığı saatte sahil ke- madıkça hayatın tadına varı-
narında oturmuş doğanın gü- lamayacağını anlayıp, şunu
zelliklerini hayranlıkla izliyor- bütün kalbiyle hissediyordu:
du. Uzun zamandır kendine “İnsan, insanın mucizesidir.”
çektirdiği acının yerine bir
anda adını koyamadığı bir FeyzaDurmaz
hisle değiştiğini fark etmişti.
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
SEMALARDA CEMİLE ÖNDEŞ
Göğü dumanlı olan cehennemin arşlarında
Kelebek ölüme kanat çırpıyor bak o semalarda.
Yeryüzünün altında ağlıyor ruhu solup çürümüş lanetli bedenler.
Güneş doğuyor ruha, zihnindeki harabelerden
Sıyrılmaya çalışıyor ruhlar sessiz usulca.
Kanat çırpıyor üç defa, ömründen üç çırpı çalıyor fütursuzca.
Ölümü kucaklıyor kanatlarıyla, rüzgar esiyor,
kelebeğin kanatları kırılıyor ağladıkça.
Düşen ceset torbalarının sesini duyuyor musun?
Küle boyanıyor tenler, izi kalıyor kader yarasının.
Kelebeğin karnında uyuyor vefa
Yalnızlık buseleniyor bağrında.
Melodi düşüyor, yanık mısralar dökülüyor,
hiçliğe boğuluyor; çaresizlik veriliyor güzel yetim kızın kucağına.
Kimsesizlik çekiyor onu bak, o ölüyor herkes ona yaşa derken.
Vaveyla kopartıyor kelebek ile kız son bir nefes defa.
CemileÖndeş
59
OKUR-YAZAR
OKUR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR
HAYALİNİ Yorganına Göre Uzat
60
OKUR-YAZARSELİN SOYER Yatkın olduğun şeyi san zora ve zahmete de kat-
yap. Aslında yatkın lanman gerekiyor. Başarının
olduğumuz şeyler kapına gelmesini bekleme,
günlük hayatta sen onun kapısına dayan;
yaptığımız ufak tefek şeyler- ben geldim başardım, diye-
den doğmakta. Sen de haya- bil. Zor olan şeylerden çabuk
tında yatkın olduğun şeylere vazgeçme. Sabret, hemen çe-
yönelmelisin çünkü yatkın ol- kilme kenara, emin ol o başa-
duğun şey, her ne ise seni da- rıya ulaştığında senin için çok
ha mutlu edecektir. Başarıyı değerli olacak. Zora ve zah-
çok büyük bir şey gibi hayal mete katlanabilirsin. Sen iste-
etmeyin, en ufak bir eylemin diğin sürece her şeyin üste-
bile bir başarı olabileceğinin sinden gelebilirsin. Ben buna
farkında olun. Sen bugün bir inanıyorum sen de inan, piş-
kitabı eline alıp okuyorsan bu man olmayacaksın.
senin için bir başarıdır. Fakat
bizler ufak tefek şeyleri birer Disiplinli ol, başarmak is-
başarı olarak görmüyoruz, tediğin şeyden vazgeçme.
gözlerimizdeki perdeyi kaldır- Başladığın o iş, her ne ise ya-
mıyoruz. rım bırakma. Düzenli bir şe-
kilde gerçekleştir. Planlı ol,
Başarıyı gözümüzde bü- tam olarak ne yapmak istedi-
yük bir kostümün içine koyu- ğine karar ver. Sınırlarını zor-
yoruz, onu kendimize zor kılı- la. Unutma ki sen istemedi-
yoruz. Başarılı olmak istiyor- ğin sürece o başarıya ulaşa-
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
mazsın. Aslında hep başarı başarı ruz. Çevremizdeki insanların hayatı-
diyoruz da başarısızlık da var. Bunu na gözümüz kapalı yaşıyoruz. Aslın-
hep görmezden geliyoruz. da çevremizdeki insanlara da yar-
Başarısızlıklarımızdan mutsuz dım ederek mutlu olabiliriz ama
oluyoruz, kendimizi küçük görüyo- hiçbirimiz bunun farkında değiliz.
ruz. Aslında başarısızlık ayıp
Neden bunu denemiyoruz?
değil, hayatımızın en do- Gözünü aç dünyaya,
ğal parçası. Hiç başa- insanlara yardım et
rısız olmadığını söy- Başarısızlığı gözün- ya da yardım al. İn-
leyen bir insan ke- de büyütme, başa- sanları ve kendini
sinlikle sınırlarını rılı olmak için bir mutlu etmeyi öğ-
zorlamamış ve ya- ren. Birilerine el
lan söyleyen bir in- yol olarak gör. uzat onları mutlu
sandır. Bizler yaptığı- et, destek ol ki in-
mız başarısızlıklarla ba- sanlar da senin ihtiya-
şarıya ulaşıyoruz. Başarısız cın olduğunda senin için el
olduğun bir durumda karalar bağla- uzatsınlar. İnsanlara örnek ol, ilişki-
ma ya da pes etme. Yapacağın bir lerini iyi tut ve onları mutlu et.
işte başarısızlığından aldığın dersle, Dünya için iyi bir insan olmaya gay-
bu bilinçle başla. Hatalarından ders ret et. Unutma ki dünyada kendin
çıkar. Başarısızlığı gözünde büyüt- için yaptıklarınla değil, insanlar için
me, başarılı olmak için bir yol ola- yaptıklarınla hatırlanırsın.
rak gör. SelinSoyer
Başarılı olup mutlu oluyoruz, SELİN SOYER
başarısız olup üzülüyoruz. Kimimiz
belki de başarısızlıklarından ders çı-
kararak mutlu oluyor. Ama hep
kendi hayatımıza odaklı yaşıyo-
61
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ OKUR
YAZAR
KELeBEK OLAN TIRTIL
ELİF BUSE KARAGÖZ
Çiçeklerin açtığı, kuşların uçtuğu
Bir ilkbahar gününde seyredip etrafı,
Kendine üzülüyormuş.
Çevresinde kozasından çıkan
Rengârenk kelebekler uçuyormuş.
Hem onlar gibi olmak
Hem de çok yaşamak istiyormuş.
Bir gün o da oluvermiş bir kelebek
Ama siyahmış kanatları.
Üzülmüş, siyah kanatları olduğu için.
Kimse istemiyormuş onu aralarında,
Çok üzülmüş.
Düşünürken derin derin görüvermiş,
Kendi renginden kelebekleri.
Farklı olmanın o kadar da kötü bir şey olmadığını
Düşünmüş mutlu olmuş.
ElifBuseKaragöz
62
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
uçuk kaçık biriyim ben...
çare olamadı sende toprağımı arayışıma.
ne dikenlerim ne de kahkahalarım sarardı,
her şey...
uçuğum geçmedi hâlâ.
seni altın vazoda duran yapma çiçekler gibi bekliyorum.
bu sabırsızlığımı çocuksu neşeme borçluyum.
uçuk kaçık biriyim ben
ama beni sen delirttin...
63 TUNA COŞAR
OKUR-YAZAR
TunaCoşar
“KIRILMA NOKTASI”
EREN AKÇAY
REPRODÜKSİYON
64
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
BİLMİYORUM BATUHAN DEMİR
Güneşin gülüşüne, nazlı duruşuna
Kanma sakın!
Zamanı gelince gider herkes.
Gece olunca akıldan çıkmayan,
O, kuş olup uçar, belki bir gün aklından da!
Dalmışsın uzaklara, boy veremeyecek kadar
Pencerenin kenarında, yağmuru izlerken
Bulut yalancı, kandırıp düşürse derde,
Bil ki güneş var güzelim!
Her zaman olduğu yerde...
BatuhanDemir
625
OOKKUURR--YYAAZZAARR
OKUR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR
İYİLİĞİN KANATLARI
ALAEDDİN ÖZTÜRK Başkalarına ihti- öyle ki bağımsızlığın zorlan-
mam göstermek dığı yerde feda edilmesi ge-
bizi gerçek ma- rekebilir. Oysa insan insana,
nada insan kılan insan varlığa bağımlı. Kapi-
şeydir. Hayal ederek başka talizm iyi yürekliler için ta-
insanların zihnine, düşünce, sarlanmış bir sistem değil.
umut ve duygularına gir-
mek ve onların da bizim iç İyiliğin kanatlarına tu-
dünyamıza girmelerine izin tunmaya her zamankinden
vermek... çok ihtiyacımız var. İyiliğin
izini sürmek, onu içimizde
Modern Batı düşüncesi ve dışımızda bulmak, ço-
insan bağımsızlığına yaptığı ğaltmak ödevindeyiz. İyiliğe
vurguyla başka bir insana giden yol bizi bir yaşam bil-
ihtiyaç duymayı bir zayıflık geliğine de ulaştıracaktır
alameti olarak görüyor ve sonunda. Bilgeler hakkında
gösteriyor. Çocuklar, hasta- söylenebilecek birçok ilginç
lar veya çok yaşlılar dışında şey var, belki bunlardan bir
hemen herkesin kendisine tanesi de, bilgelerin insanlık
yetmesi ve özerk olması durumlarının yükünden bo-
bekleniyor. Yakın ilişkilerde şalmış bir düşünme-eyleme
bile sevgi alış verişi elden tarzına sahip olmaları. Ka-
çıkarılabilir bir mahiyette dın–erkek, genç–yaşlı, zen-
66
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
zengin–fakir, milliyet ve hatta din bilgisinin zorunlu bir sonucu ol-
intisaplarının arazları onların üze- duğudur.
rinden sıyrılmış gibidir. Sokrates, insanların kanaatle-
Bir bilge konuştuğunda, ko- rini sorgulamalarıyla birer birer
nuşanın kim olduğunu, nereden çürütürken bunu retorik merakın-
konuştuğunu bilemeyiz. dan değil, muhatabını da-
Sözün tekinsizliği bu ha iyiye taşıyabilme
yüzdendir, bizim de umuduyla yapıyor,
yerimizi kaybet- İyilik olmasa yer- bilgiyi içselleştir-
memize sebep yüzü dönmez. İyilik miş bir insanın iç
olur. Söz işitildiy- olmasa sokaklarda ve dış dünyası
se, tüm kitabı ahenk içinde ola-
baştan, yeniden yürüyemeyiz. cağından, onda ar-
okumak gerekecektir. tık kötülüğe bir meyil
Eğer insandaki bir “öz” olamayacağını düşünü-
den bahsedilebilecek olsaydı, bu yordu. “Mutluluk” diyordu Gand-
kesinlikle çocukta yer tutmuş ve hi, “İnsanın düşündüklerinin, söy-
kökleştikçe yetişkini bilgeleştiren lediklerinin ve yaptıklarının uyum
bir bakış aydınlığı olurdu. Antik içinde olmasından doğan ahenk-
Yunan’da dile getirilmiş, bizim ge- tir.”
leneğimizde de sıkça tekrarlanan İyilik olmasa yeryüzü dön-
bir görüş, kötülüğün kaynağının mez. İyilik olmasa sokaklarda yü-
bilgisizlik olduğunu, buna muka- rüyemeyiz. İyilik olmasa insan in-
bil iyiliğin, en üstün değer olarak sana güvenmez.
insanın kendisine ve varlığa dair
67
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
“İnsanların yüreğinin derinlikle- dır.” diyerek tanımlıyor. İyilik in-
rinde, maruz kalınan ve tanık olu- sana yazılmış bir şeydir, insan
nan onca cürme rağmen ona kö- merhamete kodlanmış olarak do-
tülük değil de iyilik yapılacağına ğan bir varlık. “İyilik fidanını
dair yenilmez bir beklenti
vardır. Her insanda dik” diyor Mevlana Divan
kutsal olan, her şey- -ı Kebir’de “Zamana
den önce işte bu- bir parlaklık, bir güç
dur.” demişti Simo- kuvvet bağışla; su-
ne Weil. samışlara bir su
ver, koruğa bir lez-
Platon, iyiliği zet ihsan et…” der.
“Her ruhun takip ettiği,
takip etmekten vazgeçme- Tek bir insanın ya-
yerek ilerlediği, doğasındaki sez- şamına bile olsa bir çeşni,
gisel kavrayışla ona yöneldiği an- bir güzellik katabilmekle, ardı-
cak onu her gördüğünde şaşkına mızda bir iyilik buğusu bırakarak
dönmekten kendini alamadığı- hafif adımlarla dünyadan geç-
mekteyiz.
ALAEDDİN ÖZTÜRK
Felsefe Öğretmeni
68
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
BİR ÇİÇeK vERSEM YAĞMURCAN TAŞ
Bir çiçek versem, bir düş kursam,
Özlem desem, özlemim desem...
Özlediğim en içten düş olsan,
Seni beklediğim her zamana bir tomurcuk eksem,
Açan çiçekleri başından döksem,
Özlem desem, sanadır desem...
YağmurcanTaş
69
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
BERÇEM HAZAL KOR
DELİ CESARETİ
Deli cesareti derler ya hani
Öyle geldim işte!
Kararsız, mahcup, biraz da ani...
Pare pare olmuş hislerim.
Nezih şehirlerin parçalanmış,
Soğuk sokakları gibi
Kendi benliğimde benle tek başımayım.
Ne sen o sokaktasın
Ne de hislerin...
Berçem Hazal Kor
70
OKUR-YAZAR
OKUR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR
SILA GÜNDEÇ KELeBEK İLE KUŞ
Güzel bir yaz günü
Kuş, güneşin tadını çıkarıyormuş.
Su birikintilerinde kanatlarını yıkayıp,
Gagasıyla temizliyormuş.
Gün ışığında ışıl ışıl parlıyormuş kanatları.
Kendi güzelliğinin farkında olmayan kelebek,
Özenmiş kuşa.
Ben de yıkanayım sularda,
Parlatayım kanatlarımı, demiş.
Dalıvermiş suya.
İncecik kanatları taşımamış damlaların ağırlığını,
Güzel olmak isterken oluvermiş kanatlardan.
SılaGündeç
71
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
SUDE ZEHRA ALTUN BÜYÜK YENİLGİ
Dünyalılarla yıllardır ileti- Neredeyse on sekiz yıldır Tarklas’tan Dünya’ya gel-
şime geçmeye çalışmışlar- me izni çıkmasını bekleyen Halojuva ve Sim sonun-
dı. Fakat Dünya’daki tek- da Dünya’ya gelebilmişti.
noloji henüz bu kadar iyi
değildi. Şimdilerde gele- Halojuva çok şaşırmıştı Dünya’nın bu
haline. Tarklaslılar binlerce yıldır
bilmişlerdi çünkü Dün- Dünya’yı incelemişlerdi. Çünkü on-
ya’da artık canlı yoktu. larınki gibi yaşam olan bir gezegen
vardı ve bu onları şaşırtmaya yetmişti. Binlerce
72 yıl önce gelememelerindeki tek sebep yaşam
OKUR-YAZAR bulunan ve canlıların yaşadığı bir yere izinsiz
girmek onlar için çok kabaydı. Bu yüzden Dün-
yalılarla yıllardır iletişime geçmeye çalışmışlar-
dı. Fakat Dünya’daki teknoloji henüz bu kadar
iyi değildi. Şimdilerde gelebilmişlerdi çünkü
Dünya’da artık canlı yoktu.
“Buranın böyle bir hale geleceği aklımın
ucundan geçmezdi.” Halojuva’nın sesi yankı-
landı. “Dünyalı ırklara ne isim veriyorlar Sem-
pi?”
Sempi Tarklaslı ve Dünya’ya ilk gelen kişiy-
di, Dünya tarihini ve Dünya ile nerdeyse her şe-
yi biliyordu. “insan” dedi Sempi. İnsanlar mah-
vetmişti Dünya’yı. Oysa Tarklas ne güzeldi. Her
yer ağaç ve çiçekti. Birden fazla ülke yoktu, tek
ülkeydi Tarklas.
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
Herkes o ülke için yaşar ve çalışır- lar dışında bir çöp bile yoktu. Fırtı-
dı. Dünya onlar için imkânsız bir na son yüz yıldır olduğu için yıkıl-
şeydi. mıştı zaten ağaçlar. İnsanlar Dünya
üzerinden silineli beş yüz yıl olu-
Sim henüz konuşmuyordu. yordu. O dört yüz yılda ise tüm be-
Çünkü Dünya’nın bu hale gelebil- tonların ve yapıların etrafını, üstü-
me ihtimali olduğunu hissetmişti. nü sarmaşıklar sarmıştı. Bu yüzden
Sim her şeyi doğru bilmişti. Şaşkın asla yıkılmıyorlardı. Tarklas’ta ev-
olduğu için de konuşmak istemi- ler böyleydi. Sağlam kalmaları için
yordu. Tekrar Halojuva’nın sesi tamamıyla sarmaşık kaplıydı.
yankılandı. “İnanlar tam olarak ne-
ye benziyorlar?” Sempi hatasına İnsanlar kötü menfaatleri uğ-
güldü. “İnan değil insan. Eminim runa her şeyi yapmışlardı. Sahi in-
buralarda bir yerlerde onlardan sanların bu çıkar sevgisi nereden
kalma bir iz görürsün.” geliyordu? “Zima’yı kızdıracak ne
yapmış olabilirler bu kadar?” dedi
Sim yürümeyi bıraktı ve soğuk Halojuva. Zima onların dilinde
bir tavırla “En fazla yirmi dakika Tanrı demekti. Zima’nın adını ne
sonra yerde bir fotoğraf bulacağız zaman ansalar sarı gözleri dolardı.
zaten.” dedi. Sempi ve Halojuva Zima çok kutsaldı. Sempi Haloju-
şaşırmıştı. Çünkü yetenekleri ara- va’nın mavi saçlarını okşadı. O sı-
sında geleceği görmek yoktu. Za- rada Sim’in sesi duyuldu. “Bakın
ten bu Tarklas halkı tarafından kö- insan fotoğrafı. Bizden ne kadar
tü karşılanırdı. farklılar!”
Görülecek hiçbir yanı kalma-
mıştı adeta Dünya’nın. Her yer si-
yah beyaz gibiydi. Çiçekler solmuş,
ağaçlar devrilmişti kopan fırtına-
larda. Ama yerde yıkıntılarla ağaç-
73
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
İnsanların tenlerine rağmen bizi görse nasıl tepki verirlerdi aca-
Tarklaslılar tek renk doğardı; kır- ba?” diye sormadan da edemedi.
mızı. Gözleri tamamen beyaz olur- “Eminim ki kabullenemezlerdi
du, kirpikleri olmazdı. Kaşları ise Sim, bizi sevemezlerdi. İnsanları
masmavi olurdu. “Şu gözlerinden incelerken şunları öğrendim: On-
yukarı uzanan siyah şeyler de lar kendilerinden farklı olan
ne?” diye korkuyla konuş- şeye saygı duymazlar.
tu Halojuva. Normali isterler. Nor-
“Sakin ol Haloju- Onlar kendilerinden mal nedir diye sormaz
va, o insanlarda hep farklı olan şeye say- kimse ama. Normallik
vardı. Kirpik diyorlar.” gı duymazlar. Nor- ararlar ne olduğunu
diye cevap verdi Sem- bilmeden.”
mali isterler.
pi. Halojuva ve Sim elle- Sempi çok güzel
rindeki fotoğrafa çok şa- anlatmıştı insanları. Kendi
şırmışlardı. “Bize benzerler ırkını sevmeyenden ne bekler-
umuyordum.” dedi Sim. “İnsanlar di zaten. İnsanlar Dünya için çok
çirkindi. Halojuva olanlara üzülü-
yordu. İnsanlar bu kadar kaba ol-
mamalı diyerek içinden kendini
avutmaya çalışıyordu. Sim ise şaş-
kındı. Sempi’den insanlar hakkın-
da bir şeyler duymuştu ama bu ka-
dar kötü olduklarını düşünmemiş-
ti. İnsanların yaptığı iyi şeyler de
vardı ya da yok muydu?
SudeZehraAltun
SUDE ZEHRA ALTUN
74
OKUR-YAZAR
OKYOUAKRZUARR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR
ÇİÇeK İLE TIRTIL
BERİL KÖPRÜLÜOĞLU
Günün birinde bir tırtıl,
Dinlenmek için tırmanır bir çiçeğe.
Bunu fark eden çiçek:
Sen ne yaptığını sanıyorsun! der hiddetle.
Çiçek o kadar bencil, o kadar huysuzmuş ki
Yalnızlığının farkında bile değilmiş.
İstemez hiçbir canlı konsun üstüne.
Bağırıvermiş tırtıla, silkelenip atmış üstünden.
Bir tek sen yalnızsın demiş tırtıl, dönüp gitmiş.
Günler geçmiş...
Çiçek yalnız ama hala huysuzmuş.
Kanatları rengârenk bir kelebek yanaşmış,
İstemiş konsun kendine.
Kelebek yandaki çiçeğe konarak, hatırlatmış o günü,
Önyargının ve huysuzluğunun sonuçlarını.
Hak vermiş çiçek, açmış yapraklarını her canlıya...
BerilKörülüoğlu
75 2
OKUR-YAZAR
OKUR-YAZAR
“İÇİMDEKİ BEN”
BANU AKBAŞ
REPRODÜKSİYON
76
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
İLAYDA BeNGÜ BAYRAK
YILDIZLAR
Yine akşam oldu,
Yine güneş terk etti bizi.
Yine elimde kahvem,
Yıldızların o mükemmel ahengini izliyorum.
Biliyor musun,
Parıl parıl parıldıyorlar ya
İşte o zaman aklıma düşüyor tebessümün.
Tıpkı senin hayatımı aydınlattığın gibi
Onlar da gökyüzünü aydınlatıyorlar.
Biliyor musun,
Yıldızlarda senin gibi asla terk etmez bizi.
Hep ordadırlar ama biz fark etmeyiz
Aynı senin bana olan sevgin gibi.
Seviyorsun ama hissedemiyorum.
Peki sence sorun biz insanlarda mı?
Yoksa kendini gizleyen yıldızlarda mı?
77
OKUR-YAZAR
OKUR ESİNTİ Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR
Özlemin, geçmişin içinde boğulur gibiyim.
78 Hayat, önceden gelen küçük esintilerle
OKUR-YAZAR varlığını hissettiren bir fırtına gibi.
Kasvetli, büyük oda- ̶ Fırtına hepimiz için bir
nın sol köşesindeki gün gelecek. Sonucunda nasıl
berjere gözlerini bir insan olarak veda ettiğin
dikti. Kimine sıra- önemli ve sen tanıdığım en
dan gelen gürgen ağacından değerli insanlardansın, dedi
BERÇEM HAZAL KOR yapılmış çam yeşili koltuğa Handan.
bir insana bakar gibi manalı, Yaşlı kadın buruk bir gü-
ümitsiz bir gencin geleceğine lümseme ile:
bakar gibi acılı bakıyor-
du. ̶ Böyle düşünme-
ne çok sevindim.
Yaşlı kadını
her çarşamba Son esintiye yak- Keşke ben de
günü ziyarete laştığımı hissediyo- gençken senin gi-
rum, fırtına her an bi gerçekçi düşü-
gelen Handan:
gelecekmiş gibi. nebilen biri olsay-
̶ Bugün na- dım.
sılsın, diye sordu. ̶ Gençken nasıl
̶ Özlemin, geçmişin biriydin, diye sordu Han-
içinde boğulur gibiyim. Ha- dan; her zaman ki gibi me-
yat, önceden gelen küçük raklı yönünü durduramaya-
esintilerle varlığını hissettiren rak.
bir fırtına gibi. Son esintiye Derin bir nefes aldı yaşlı
yaklaştığımı hissediyorum, kadın:
fırtına her an gelecekmiş gibi.
̶ Zemheri vakti kara bu-
Handan bu cevap karşı- lutların arasından yansıyan
sında durakladı. Yaşlı kadının çekingen güneş ışığı kadar
bu halini ilk kez görüyordu. imkânsız hayallere tutunan
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
bir ruhum vardı. Hayal kurmak gü- Yaşlı kadının bir çocuk gibi se-
zeldir fakat ben hayal dünyasında vinçle parladı gözleri.
yaşardım. Aymaz bir gençtim ben.
Çok okur, çok yazardım ama açık ̶ Kadife çiçeklerini çok sevdiği-
görüşlü bir insan değildim. Tabi bu- mi biliyorsun, dedi.
nu fark etmem çok geç oldu. Ama
sen Handan, benim hatalarımdan ̶ Ben de çok seviyorum kadife
ders çıkarabilirsin. çiçeklerini. Kırmızılı turunculu, na-
kış nakış işlenmiş gibiler.
Handan, yaşlı kadının iç hesap-
laşmalarına bir yorum yapmadı. Bir anda sislendi yeniden yaşlı
Doğrularcasına kafasını salladı. kadının gözleri:
̶ Bunalttım değil mi seni? ̶ Handan, haftaya kadife çiçek-
Gençken bu kadar konuşmazdım. lerini getirdiğinde kim bilir belki
ben son esintiyle fırtınaya karışıp
Handan, yaşlı kadının daha faz- gideceğim.
la geçmişi düşünerek yıpranmasını
istemediğinden tebessüm ederek ̶ Lütfen deme böyle, Neriman
konuyu değiştirmek istedi. Teyze.
̶ Olur mu öyle şey, hem sen ba- ̶ Bana bir söz vermeni istiyo-
na ilham veriyorsun. Aklıma ne gel- rum. Hayatın boyunca asla ruhunu
di biliyor musun? Haftaya kadife çi- israf etme olur mu?
çekleri getireceğim sana.
̶ Söz veriyorum. Kadife çiçekle-
rini sevdiğim kadar seveceğim ru-
humu.
BerçemHazalKor
BERÇEM HAZAL KOR
79
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
HAYAT
İnsanlar bir ressamdır DİLAN ENGÜZEL
Tablolarını güzelleştirmek için
Seçerdi en güzel renkleri
Herkes farkında olmadan
Yansıtırdı kendi hayatını
Anlatırdık oysa
En ince detayına kadar
Tabloyla bütünleşmek gerekirdi
Fark etmekti her şey
Karşındaki insanı hissetmekti
Yeri geldiğinde
Ağlamaktı onun için
Sorgusuz sualsiz inanmaktı
Yargılamadan sevmekti
Yardımlaşmaktı
Herkesin farklı şekilde isimlendirdiği
Hayattı oysa
Hayat bir renktir
Bazen kötülükleriyle siyah
Bazen güzellikleriyle beyaz
Aslında hayat rengarenktir
DilanEngüzel
80
OKUR-YAZAR
OKUR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR
DOMATES İLE PATLICAn
ZEYNEP NAZ KARABULUT
Çok uzak diyarlarda
Tatlı mı tatlı bir domates yaşarmış.
Çok mutlu bir domatesmiş aslında.
Tek bir sıkıntısı varmış.
Mor sapsız patlıcan ona hep çok kötü davranıyormuş .
Bu durum sadece domatesi değil
bütün sebzeleri rahatsız ediyormuş.
Bir gün bezelye konuşuvermiş patlıcanla:
-Domatesin rengi çok güzel,
Yemyeşil bir sapı var onun,
O yüzden istiyorum onun gibi olmak.
Bunu duyan bezelye
Kendisinin de sapının olmadığını
Ama mutlu olduğunu söylemiş patlıcana
Domatesin sapı kuruyup düşünce
O da oluvermiş patlıcan gibi.
Farklı olmak,
Çirkin olmak değildir, demiş domates ve bezelye.
ZeynenazKarabulut
81
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
MELEK CEREN KARAÇİVİ
RENKLERDEN MAVİ
Gökyüzünde uçan kuşu sevdim,
Suyun derinliklerindeki ölüleri,
Bir adamın sahil kenarında izlediği yeri.
Bir kadının gözünün içine,
Baktığı adamı sevdiği gibi sevdim.
Ben hep maviyi sevdiğini zannedenlerdendim...
Ben renklerden en çok seni sevmişim adam!
Gökyüzünde uçan kuşun kanadı kırıldı.
Suyun derinliklerindeki ölülerin ruhu çıktı.
Bir adam vardı ya körmüş,
Ama sevgiye
Ha bir de bir kadın vardı ya,
O kadının gözünün içine baktığı adam,
Artık yokmuş...
Beni maviyi sevdiğimi zannetmem kadar
Renklerden en çok seni sevdiğim doğruymuş.
Bir masal varmış,
Sonra bir bakmışsın yok olmuş...
82 MelekCerenKaraçivi
OKUR-YAZAR
OKUR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YAZAR
AKLIMDA, PEKİ AMA NASIL?
ÖZET:
Beynimiz, anlatması ve anlaşılması zor fakat harika bir meka-
nizmaya sahiptir. Günde binlerce bilgi, sayı, sözcük akar beyin-
den. Öğrendiğimiz, dinlediğimiz bir konu nasıl aklımızda kalır?
Nasıl çalıştığımız bir konuyu unutmayız? Bu soruların cevabını bir
çok bilim insanı araştırmış ve gerçekten etkileyici sonuçlar ortaya
çıkmıştır.
Anahtar Kelimeler: Beyin, beynimizin çalışma mekanizması.
ANIL SIR GİRİŞ VE AMAÇ:
Beynimiz hiç mola vermez, sürekli çalışır. Hayati fonksiyonları
düzenler, çevreden algılanan uyarıları değerlendirir ve bilişsel be-
cerilerden sorumludur. Beynimizde farklı işlevler için farklı sinir
hücreleri vardır.
Hafıza da özel bir grup sinir hücresinin yeniden et-
Beynimiz hiç mola kinleşmesiyle oluşur. Peki, bu özel sinir hücreleri-
vermez, sürekli çalı- ni diğerlerinden ayıran nedir?
şır. Hayati fonksi- Beyindeki sinir hücreleri arasındaki bağlantıla-
yonları düzenler, bi- rın -sinir hücrelerinin birbirleriyle iletişim kur-
lişsel becerilerden masını sağlayan bu bağlantılara sinaps denir-
sorumludur. gücü zamanla değişir. Sinapslar geçmişte ne za-
man ve ne kadar sık uyarıldıklarına bağlı olarak
güçlenebilir ya da zayıflayabilir.
İki sinir hücresi arasındaki bağın aktif olması sinapsları güç-
lendirirken aktif olmayan bağlantılar zayıflar. Bunu bazı sinir hüc-
relerinin birbirine fısıldaması ya da bağırması olarak düşünebilir-
siniz.
Amaç biraz olsun sizleri bu konuda fikir sahibi yapabilmek ve
vücudumuzu nasıl bir mekanizmanın yönettiğinin farkında ol-
mak.
83
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
YÖNTEM: nın yeniden aktifleşmesiyle oluşur.
Vücudumuzun amiral gemisi Herhangi bir şey düşündüğümüzde
(örneğin bir arkadaşımızı ya da bir
beynimiz, tüm organlarımızı yön- yiyeceği) aktifleşen sinir hücresi
lendirir ve sistemin düzenli çalışma- grupları birbirinden farklıdır.
sını sağlar. Peki, beynimizin iyi çalış-
masını sağlamak ve yaşlanmasını Ayrıca kişisel tecrübelerimize
engellemek için ne yapmamız gere- bağlı olarak sinir hücreleri arasında-
kir? Beyni yaşlandırmamanın for- ki bağlantıların gücü de değişir. Bu
mülü sağlıklı bir yaşamda saklı. durum aynı kavramların beynimiz-
de farklı tepkiler ortaya çıkarmasına
Her günü aynı yaşamamak, eve neden olur. Örneğin beş yaşındaki
giden yolu uzatarak hayatınıza daha çocuğa “ev” dediğimizde zihninde
fazla hareket katmak, nefes kapasi- basit bir ev çizimi canlanabilir. Yetiş-
tenizi genişleterek hayatı yavaş ve kin birine “ev” dediğimizde ise kişi-
stresten uzak yaşamak... Yapacağı- sel tecrübelerin neden olduğu fark-
nız ufak bir kaç değişiklik ile uzun lılıklar nedeniyle zihninde beş ya-
ve sağlıklı bir ömür mümkün… şındaki bir çocuğunkinden farklı
anılar canlanır.
BULGULAR: Uykular Anılarımızı Güçlendiriyor
Anılarımız Nasıl Oluşuyor? Beynimiz bir uyarıcıyı algıladı-
Beynimiz bir uyarıcıyı algıladı- ğında beyindeki belirli sinir hücresi
ğında beyindeki belirli sinir hücresi grupları aktifleşir. Anılar ise beyni-
grupları aktifleşir. Anılar ise beyni- mizdeki bazı sinir hücresi grupları-
mizdeki bazı sinir hücresi grupları- nın yeniden aktifleşmesiyle oluşur.
Herhangi bir şey düşündüğümüzde
(örneğin bir arkadaşımızı ya da bir
yiyeceği) aktifleşen sinir hücresi
grupları birbirinden farklıdır. Ayrıca
kişisel tecrübelerimize bağlı olarak
sinir hücreleri arasındaki bağlantıla-
rın gücü de değişir.
84
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
Bu durum aynı kavramların beyni- o anının daha uzun süre kalıcı ol-
mizde farklı tepkiler ortaya çıkar- masını sağladığını gösteriyor.
masına neden olur. Örneğin beş ya-
şındaki çocuğa “ev” dediğimizde Hafızanın Sınırı Var mı?
zihninde basit bir ev çizimi canlana- Nörologlar uzun süre beynin
bilir. Yetişkin birine “ev” dediğimiz- kapasitesini ölçmeye çalıştı. Ancak
de ise kişisel tecrübelerin neden ol- hafızasıyla inanılmaz şeyler başaran
duğu farklılıklar nedeniyle zihninde insanların bilişsel becerileri şaşırtıcı
beş yaşındaki bir çocuğunkinden sonuçlar sunuyor.
farklı anılar canlanır. Çoğumuz bir telefon numarasını bi-
le ezberlemekte zorluk çeke-
Anılarımız Nasıl Kaybolu- riz, kaldı ki binlerce ra-
yor ? kamlı bir sayıyı hatırla-
Bir olayı yaşarken Çinli Çao Lu, 2005’te pi yalım. Fakat 24 yaşın-
dikkatimiz dağınıksa sayısının 67.980 raka- daki üniversite öğ-
ya da o olaya ait anı- mını ezberleyerek dün- rencisi Çinli Çao Lu,
lardan sorumlu sinir 2005’te pi sayısının
hücreleri arasındaki ya rekoru kırmıştı. 67.980 rakamını ez-
bağlantılar yeterince berleyerek dünya re-
güçlü değilse anılar zihni- koru kırmıştı.
mizden zamanla kaybolur, ya- Bazı dâhiler isimlerden, ta-
ni anılarımızı unuturuz. rihlere, detaylı karmaşık görsel bil-
Sonuçları yakın zamanda Scien- gilere kadar her şeyi akılda tutabili-
ce dergisinde yayımlanan araştır- yor.
mada bilim insanları bir anının hafı- Nadiren sağlıklı insanların bir
zamızda kalıcı olmasında sadece si- kazadan sonra bu hale gelmesi de
nir hücreleri arasındaki bağlantıla- söz konusu olabiliyor. 10 yaşındaki
rın güçlü olmasının etkili olmadığını Orlando Serrell, beysbol sopasıyla
buldu. Sonuçlar bir anı beynimizde kafasının sol tarafına aldığı darbe-
kaydedilirken aktifleşen sinir hücre- nin ardından sayısız araba plakası
lerinin sayısının fazla olmasının da ezberlemeye, onlarca yıl öncesine
85
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
Adapte Olma Özelliği milyar sinir hücresinden (nöron)
Beyindeki hücrelerin yüzde 90’ı oluşur. Bunlardan sadece bir milyarı
gliyal hücreler adı verilen destek uzun dönemli hafızada rol oynar;
hücreleridir. Bunlar beynin beyaz bunlara piramidal hücreler denir.
kısmını oluşturur ve geri kalan yüz- Bir nöronun bir birim hafızaya denk
de 10 oranındaki nöronlara, yani düştüğünü varsayarsak beynimizin
asıl düşünme işini gerçekleştiren gri tümüyle dolmuş olması gerekirdi.
kısma fiziksel ve besinsel olarak Psikoloji profesörü Paul Reber, nö-
destek olur. ron sayısı kadar hafızanın büyük bir
Bir de beyin taraması sonucu kapasite olmadığını ve hemen dola-
olağanüstü ilginç özellikleri or- cağını ifade ediyor. Bu nedenle
taya çıkan hastalar var. araştırmacılar hafızanın
1980’de John Lorber ad- nöronlar arasındaki
lı bir İngiliz çocuk dok- Olağanüstü hafıza kapa- bağlantılarda oluştu-
toru Science dergisine sitesi olan insanların ğuna inanıyor. Her
yazdığı bir makalede, beyinleri de mi nörondan çıkan ağ
bazı hidrosefali olağanüstü? şeklindeki bağlantı-
(beyinde su toplama- lar binlerce başka si-
sı) hastalarının yeterli nir hücresine ulaşıyor.
beyin dokusu kalmadığı Reber bu şekilde hafıza
halde hala işlevsel oldukların- kapasitesinin büyük bir artış
dan söz etmişti. Bu elbette sağlıklı gösterdiğine, “tonlarca alan” açtığı-
olanların beyinlerini ekstra kullan- na işaret ediyor.
ma yeteneğine sahip oldukları anla- O halde olağanüstü hafıza ka-
mına gelmiyor; sadece olağanüstü pasitesi olan insanların beyinleri de
durumlara adapte olmanın örnekle- mi olağanüstü? Hayır. Pi sayısını ez-
ri olarak gösteriliyor. berleyen Lu gibi insanlar normal ol-
duklarını, sadece seçili bilgileri ha-
Beyni Eğitmek tırlama konusunda beyinlerini
Hafıza kapasitemiz beynin fiz- eğittiklerini ifade ediyor.
yolojik yapısına bağlıdır. Beyin 100
86
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
Bağlantılı Düşünme düzey bağlantılı düşünme yanı dev-
Bu hafıza stratejilerinin yaygın reye girmez; böylece sayısız ayrıntı-
başarı göstermesi, aklına koyarsa yı hatırlarlar. Örneğin alışveriş liste-
herkesin bunu yapabileceği fikrini sini hatırlarken tek tek lambaları,
geliştiriyor. Fakat beyin jimnastiğine silecekleri, ön camı vs. hatırlarlar;
bu kadar uzun zaman ayırmadan bunlardan yola çıkarak hemen oto-
yapılabilir mi bu? Sydney Üniversi- mobil bağlantısına sarılmazlar.
tesi’nden Allem Snyder bunu he-
defliyor. Doğru teknoloji ile SONUÇ VE ÖNERİLER:
“içimizdeki bilgini” ortaya çıkarma- Sonuca gelecek olursak; beyine iyi
nın mümkün olduğunu söylü- bakmak ve zinde tutmak gere-
yor. kir. Bunun için şu madde-
Snyder’e göre insan leri uygulayabiliriz:
beyni önemsiz küçük Su için, hareket edin,
ayrıntılarla değil, bağ- sağlıklı beslenin, uy-
lantılı düşünme yo- kunuza dikkat edin,
luyla hareket ediyor. stresle baş etmeyi
“Bütünü oluşturan öğrenin, öğrenmeye
parçaların değil, o bü- devam edin, sosyalle-
tünün farkındayız,” diyor. şin
Bir deneyde deneklerden Beynimiz, vücudumuzun
otomobil parçalarından oluşan bir amiral gemisi, ona olabildiğince gü-
alışveriş listesini ezberlemelerini is- zel bakalım.
temiş, onlara otomobil kelimesin-
den hiç söz etmemiş olmakla birlik- KAYNAKÇA:
te tümü de ona “otomobil” kelime- https://www.bbc.com/turkce/ozeldosyalar/
sini zikretmişti. “Parçaları birleştirip 2015/02/150217_vert_fut_beynin_yuzde_10u
bütünü oluşturdular,” diye açıklıyor https://www.bbc.com/turkce/haberler/
Snyder bu durumu. 2015/04/150409_vert_fut_hafiza_kapasitesi
https://www.kigem.com/beynimiz-nasil-
Duyularımızın beyne ilettiği bir- calisiyor.html
çok veri aslında bilince çıkmıyor. Fa- http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/
kat üstün zekalı insanlarda bu üst aklimda-peki-ama-nasil
87 AnılSır
ANIL SIR
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
(h)iç’e dönüş TUNA COŞAR
camdan fırlamış ayağım öfkemi güçlendiriyordu.
12’ye kadar burjuva sınıfındayım.
ah! öfke doğuruyorum bu gece.
tanrım, elini uzat ve kibar bir kız olmayı öğret bana.
ektiğim tüm papatyaları yoldum,
kel kaldım sonunda.
zincirlere vurulmuş benliğim
ancak nefretini böyle kusar,
içsel görüşümle seninle tatil kasabası.
denizin üstünde uçurum...
sesler, birbiriyle vals yapan
kavga sesleri ile nota uyuşmazlığı yaşıyor artık,
artık her birinin ayrı bir yeri var kendine ait.
TunaCoşar
88
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
NEFeS FATMANUR GÜNEŞ
Bir sabaha uyandım kara bulutların altında şenlik olan.
Benden başka kimse bakmazdı göğe, gözlerime,
Seneler öncesine, temmuz gecesine, geçmişime,
Bu çılgın günlere, ay ışığının altındaki gecelere...
Kimse görmezdi gördüğümü.
Sokaktaki çocuğun oyunlarını bilmezdi,
Göz kamaştıran elmas kolyelerin altında yatan
Kalpteki acıyı sezmezdi.
Hiç sevilmemiş birinin
Sevgiye olan ihtiyacını fark etmezdi.
Konuşurdum omuzlarımdaki meleklere,
Devrilirdi içimdeki her bir zehir kanatlarına.
Dedi ki kalk, aynaya göster kendini
Dünyada var olan herhangi bir sıfat seni izah edebilir mi bana?
İyiliği eski bir dost gibi karşıla,
Kötülükleri at cehennemin kuyularına.
FatmanurGüneş
89
OKUR-YAZAR
“RENKLERİN CÜMBÜŞÜ” 90
YAREN POLAT OKUR-YAZAR
REPRODÜKSİYON
OKUR Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
BEYAZYAZAR Ayla, henüz 4 yaşındaydı; tıpkı anne-
KELEBEK si gibi kahverengi uzun dalgalı saçla-
rı ve babası gibi ela gözleri vardı.
Ayla, sabah uykulu bunu ona nasıl anlatabilirdi?
bir şekilde uyandı. Baba ve kız birlikte yataktan
Minik ayaklarıyla kalkıp mutfağa doğru yol al-
yatağından atlayıp dılar. Minik Ayla, sandalyesi-
SILA HEVES babasının odasına koştu ve ne tırmandı ve babasını izle-
yatağına atladı. Babası kor- meye başladı. Babasını her
kuyla gözlerini açtıktan zaman kahvaltı hazır-
sonra Ayla’nın minik larken seyrederdi.
yüzünü görerek Kızı henüz çok Birlikte oturup ye-
gülümsedi. küçüktü, bunu meye başladıkla-
-Günaydın ona nasıl anlata- rında Ayla, dü-
minik yaramaz, di- bilirdi? şünceli görünü-
yerek kahverengi yordu; henüz ta-
saçlarını okşadı. bağına da dokun-
Ayla, henüz dört yaşın- mamıştı. Bunu fark
daydı; tıpkı annesi gibi kahve- eden babası gülümseyerek
rengi uzun dalgalı saçları ve kızına döndü.
babası gibi ela gözleri vardı. -Söyle bakalım aklında
Ayla, henüz bir bebekken an- ne var, diye sordu.
nesini kaybetmişti. Minik kız, Ayla heyecanla babasına
her zaman annesini çok me- baktı, ne yanıt alacağını ger-
rak ederdi ve görmek isterdi. çekten çok merak ediyordu.
Babası ise üzüntüsünden bu -Baba, annem nereye
konuyu hiçbir zaman açmaz- gitti, bize ne zaman geri dö-
dı. Kızı henüz çok küçüktü, necek?
91
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
Babasının bir anda yüzü sol- ederek yatağından kalkıp pencere-
muştu, peki şimdi ne diyecekti? ye yöneldi ve dışarıyı seyretmeye
Yutkunduktan sonra kızına tekrar başladı. Yıldızlar parlıyor, hafif bir
gülümseyerek baktı: rüzgarla yapraklar sallanıyordu. O
sırada Ayla gördüğü şeyle gözlerine
-Annen şu anda daha da güzel inanamadı. Tıpkı babasının anlattığı
bir yere gitti. O artık bir melek bu gibi bembeyaz ışıl ışıl parlayan ka-
nedenle buraya gelemez, dedi. natlı bir şey penceresinin önünde
duruyordu. Minik kız heyecanla ke-
Ayla şaşırmıştı melek de neydi? lebeğe bakarak:
Hem neden buraya gelemiyordu ki?
Merakla babasına bakarak: -Bu aynı babamın an-
lattığı gibi. Yoksa bu an-
-Melek ne babacım,
diye sordu. nem mi, diye düşündü.
Babası biraz dü- Küçük kız kelebe-
şündükten sonra gü- ğin camdan uçmasıyla
lümsedi ve anlatmaya yerinden fırladı ve dış
başladı: kapıya yöneldi. Minik
ayak parmaklarının üstün-
-Melekler bembeyaz de kalkarak zorla kapıyı açtı ve
ve ışıl ışıldır. Kanatlarıyla gök- dışarıya koştu. Kelebek gözüne ili-
yüzünde özgürce, istedikleri gibi şince gülümseyerek koşmaya başla-
her yere uçabilirler, dedi. dı. Kelebek uçuyor, o da koşarak
ona yetişmeye çalışıyordu. Artık ev-
Ayla, babasını heyecanla dinle- lerinin yakınlarında ormanlığın de-
di. Demek annesi bir melek olmuş- rinliklerinde kaybolmuştu. En so-
tu. Ama gittiği için üzülmedi çünkü nunda kelebek uçmayı kesti ve yere
emindi ki bir gün annesi onu alma- kondu. Minik kız nefes nefese geldi
ya gelecekti. ve gülümseyerek kelebeğin önüne
uzanıp onu seyretmeye başladı.
Bir gece Ayla uykusundan
uyandı. Tekrar uyumaya çalışsa da
başaramamıştı. En sonunda pes
92
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
Gerçekten hayran kalmıştı, beyaz süre sonra kızını gördü ve o tarafa
kanatları pırıl pırıl parlıyordu. Heye- doğru koştu. Gördüğü manzara kar-
canla fısıldayıp: şısında gözleri doldu ve buruk bir
-Beni görmeye geleceğini bili- gülümseme ile kızına baktı. Minik
Ayla, annesinin mezarının üstüne
yordum, dedi. Ayla kelebeğe
uzanmış uyuyordu. Baba ya-
bakmaya devam ederken
vaşça yaklaşıp kızını kuca-
esneyerek gözlerini ka-
ğına aldı ve mezara son
padı. Karısından sonra bir kez bakıp eve doğru
kızının kaybına yürümeye başladı.
Ayla’nın babası ev- dayanamazdı.
deki esintiyle uyandı, Sallandığını hisseden
kızını kontrol etmek için Ayla, gözlerini hafifçe ara-
gittiğinde yatağı boş gö- layınca babasının gördü ve
rünce merakla evi aramaya
başladı. Bu sırada dış kapının açık gülümseyerek:
olduğunu gördü ve panikle dışarı -Annemi buldum baba, dedi.
koştu. Ya minik kızının başına bir Babası minik kızına bakıp gü-
şey geldiyse? Karısından sonra kızı- lümsedi.
nın kaybına dayanamazdı. En so-
nunda ormana doğru koşmaya baş- -Evet kızım bulmuşsun, dedi ve
ladı, endişeyle etrafı tarıyordu. Bir başından öptü.
SılaHeves
Sıla Heves
93
OKUR-YAZAR
Etkinlik
ve
BAŞARILARIMIZ
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
Okulumuz Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kulübü öğrencileri ve
öğretmenimiz Mukaddes GÖNLÜGÜR büyüklerimizi ziyaret etti.
24 Kasım Öğretmenler Günü fidan dikme etkinliklerini okulumuzu temsi-
len öğrencilerimiz ve Felsefe Öğretmenimiz Alaeddin ÖZTÜRK katıldı.
95
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kulübümüzün projesi olan
“Kardeş Okula Kitap” kampanyası ile toplanan kitaplar
Iğdır’daki Halfeli Şehit Er Abdülcebbar Parin İlkokulu’na gönderildi.
Iğdır Halfeli Şehir Er Abdulcebbar Parin İlkokulu’na
gönderdiğimiz kitaplar ulaştı.
96
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
Görsel Sanatlar ve Fotoğrafçılık Kulübünün düzenlediği sanat galerisi gezisi
Okulumuz Kan Bağışı Kulübü öğrencileri ve öğretmenimiz
Alev ÖZTAMAHKAR “Organ Bağışı Etkinliği” nde
Öncü ve Örnek Şahsiyetleri Tanıtma Kulübü’nün düzenlediği
“Naim” film etkinliğine 71 öğrenci ve 3 öğretmenimizin katılımıyla izlendi.
97
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
Okulumuz öğretmenlerinden Necati ÖZCAN ve Hacer HAKLI
Genç Bizz Uluslararası Girişimcilik Programında
TÜBİTAK Söyleşileri Programımızda Bakırçay Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.
Dr. Selim Günüç “Teknoloji Bağımlılığı” konusunda öğrencilerimizi aydınlattı.
98
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
Okulumuz 11-D sınıfı öğrencilerinden Deniz Yiğit KİLBUL
Taekwando Poomsae dalında Genç Erkekler İzmir 1.si olmuştur.
Okulumuz 10-D sınıfı öğrencilerinden Miray TUNA okullar arası
Taekwando İzmir Şampiyonasında Genç Bayanlar İzmir 1.si olmuştur.
99
OKUR-YAZAR
Büyükçİğlİ Anadolu LİSESİ
Okulumuz öğrencilerinden Zelal ÇELİK
Wushu Sanda Üst Gençler alanında Ege Bölge birincisi oldu.
Eraslan Vakfı Okulları Münazara Turnuvasında öğrencilerimiz
Royan BALLIKAYA, Perisu UÇMA, Batuhan DEMİR, Ali GÜNDOĞAR
okulumuzu temsil etmiştir.
100
OKUR-YAZAR