The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.
Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by Toprak Mahsulleri Ofisi, 2026-05-15 09:38:24

TMO Dergi Mayıs 2026

TMO Dergi Mayıs 2026

ÖDÜLLER VE ULUSLARARASI TANINIRLIKFuat Sezgin, bilim dünyasına yaptığı katkılar nedeniyle birçok ödül ve nişanla onurlandırılmıştır. Bunlar arasında Kral Faysal Ödülü (1978), Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı ve Türkiye Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü (2013) bulunmaktadır. Bu ödüller, onun çalışmalarının yalnızca ulusal değil; uluslararası ölçekte de takdir gördüğünü göstermektedir.Fuat Sezgin, İslam medeniyetinin bilimsel mirasını ortaya koyarak modern bilim tarihine yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Onun çalışmaları, yalnızca akademik bir katkı değil; aynı zamanda kültürel bir özgüven kaynağıdır. Sezgin’in mirası, bilim tarihinin evrensel ve çok kültürlü bir süreç olduğunu hatırlatmakta ve gelecekteki araştırmalar için sağlam bir temel oluşturmaktadır.Onun eserleri, hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda bilim tarihçileri için vazgeçilmez bir başvuru kaynağıdır.Hayatı ve Akademik Yolculuğu- Doğum: 24 Ekim 1924, Bitlis - Ölüm: 30 Haziran 2018, İstanbul - Eğitim: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Şarkiyat Enstitüsü - Doktora: Mecazu’l-Kuran üzerine çalışması (1950) - Hocaları: Alman Oryantalist Hellmut Ritter, onun yönlendirmesiyle İslam bilimlerine yöneldi. Bilimsel Katkıları- Ana Alanı: İslam bilim ve teknoloji tarihi - En Önemli Eseri: Geschichte des Arabischen Schrifttums (Arap-İslam Bilim Tarihi), 17 ciltlik dev bir külliyat. Bu eser, İslam dünyasında üretilen bilimsel çalışmaların sistematik bir envanteridir. - Kurucu Rolü: 1982’de Frankfurt’ta İslam Bilim Tarihi Enstitüsü, İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesini kurdu. - Yaklaşımı: Sezgin, Batı bilimlerinin kökeninde İslam bilimlerinin bulunduğunu savunmuş ve bunu belgelerle ortaya koymuştur. Ödüller ve Onurlar- Kral Faysal Ödülü (1978) – İslami çalışmalar alanında - Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı - T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü (2013) Bu ödüller, onun uluslararası bilim dünyasında ne kadar saygın bir yere sahip olduğunu gösterir.FOTOĞRAFLAR: https://tr.wikipedia.org ve https://kulturveyasam.com, BİYOGRAFİMayıs 2026 51


SAĞLIKLI YAŞAMIN ANAHTARI: HAREKETModern yaşamın getirdiği hareketsizlik, günümüzde küresel ölçekte önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Bu kapsamda her yıl 10 Mayıs’ta kutlanan Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü, bireyleri daha aktif bir yaşam tarzına yönlendirmeyi ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekmeyi amaçlamaktadır.Dünya Sağlık Örgütü öncülüğünde yürütülen farkındalık çalışmaları, düzenli hareketin sadece fiziksel değil, zihinsel ve sosyal sağlık açısından da büyük önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Günlük yaşamın bir parçası haline getirilecek basit egzersizler, Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından bulaşıcı olmayan hastalıkları önlemek, fiziksel aktivitenin faydalarına dikkat çekmek ve toplumda sağlıklı yaşam bilincini artırmak amacıyla kutlanan önemli bir gündür. Bu günde, her yaştan bireyin hareketli yaşam tarzını benimsemesi teşvik edilmektedir.SAĞLIK52 Mayıs 2026


bireylerin yaşam kalitesini artırmada etkili bir rol oynamaktadır.Günlük yaşamı mümkün olduğunca aktif geçirmek sağlıklı bir yaşamın ilk adımıdır. Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftada 150 dakikalık (haftanın 5 günü 30 dakikalık) orta şiddette bir egzersiz yetişkinler açısından yeterlidir. 1-4 yaş arası çocuklar, gün içinde farklı şiddetlerde toplam 180 dakikalık fiziksel aktivite yapmalıdırlar. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için ise, günde 60 dakika, orta şiddetliden yüksek şiddetli aktivitelere doğru şiddeti değişen aktiviteler önerilmektedir. Daha fazla yarar elde edebilmek ve sağlığı koruyup geliştirebilmek için düzenli fiziksel aktivite yapılmalı ve yaşamın bir parçası hâline getirilmelidir.Hareketsiz Yaşamın RiskleriHareketsiz bir yaşam tarzı;• Obezite riskini artırmakta, • Kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlamakta, • Diyabet ve hipertansiyon gibi kronik hastalıkların görülme sıklığını yükseltmekte, • Kas ve iskelet sistemi sorunlarına neden olabilmektedir. Hareketli Yaşamın KazanımlarıDüzenli fiziksel aktivite ise;• Kalp sağlığını destekler, • Kas ve kemik yapısını güçlendirir, • Bağışıklık sistemini destekler, • Ruh sağlığını olumlu yönde etkiler, • Daha enerjik ve kaliteli bir yaşam sağlar. Günlük Hayatta Hareketi Artırmanın Yolları• Asansör yerine merdiven kullanmak • Kısa mesafelerde yürümeyi tercih etmek • Gün içinde kısa egzersiz molaları vermek • Haftada en az 150 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite yapmak Unutmayın: Sağlık İçin Her Adım DeğerliDünya Sağlık İçin Hareket Et Günü, sağlıklı bir yaşamın sürdürülebilirliği için hareketin vazgeçilmez olduğunu hatırlatmaktadır. Küçük değişikliklerle daha aktif bir yaşam tarzı benimsemek, uzun vadede büyük sağlık kazanımları sağlayacaktır.SAĞLIKMayıs 2026 53


ÇİBÖREKHikâyesiÇibörek, Kırım Tatarlarının Eskişehir’e taşıdığı en bilinen lezzetlerden biridir. “Çiğ” adı, iç harcın çiğ olarak hamura konulmasından gelir. Kızartıldığında içindeki su buharlaşarak böreğe eşsiz bir sululuk kazandırır.Hamur için:• 3 su bardağı un • 1 su bardağı ılık su • 1 çay kaşığı tuz Yapılışı: • Un, su ve tuz ile yumuşak kıvamlı bir hamur yoğrulur. Üzeri kapatılarak en az 20 dakika dinlendirilir. • Kıyma, rendelenmiş soğan, baharatlar ve su karıştırılarak hafif akışkan bir iç harç hazırlanır. • Dinlenen hamur bezelere ayrılır ve ince şekilde açılır. • Hamurun yarısına harç yayılır, diğer yarısı üzerine kapatılır. Kenarlar bastırılarak iyice kapatılır. • Kızgın yağda her iki tarafı altın rengini alana kadar kısa sürede kızartılır.İç harcı için:• 250 g orta yağlı kıyma • 1 adet küçük soğan (rendelenmiş) • 1 çay kaşığı tuz • 1 çay kaşığı karabiber • 3–4 yemek kaşığı su (harcı sulu yapmak için)ESKİŞEHİR’İN YÖRESEL LEZZETLERİANADOLU LEZZETLERİ54 Mayıs 2026


BIT BIT ÇORBASIHikâyesiBıt Bıt Çorbası, adını içindeki minik köftelerin “bıt bıt” görünümünden alır. Özellikle kırsal kesimde doyurucu ve pratik bir çorba olarak yapılır.Malzemeler:• 200 g kıyma • 1 çay bardağı ince bulgur • Tuz, karabiber • 5 su bardağı su veya et suyu • 2 yemek kaşığı un • 1 su bardağı yoğurt • 1 adet yumurta Üzeri için:• 2 yemek kaşığı tereyağı • 1 tatlı kaşığı kuru nane Yapılışı1. Kıyma, bulgur ve baharatlar yoğrularak fındık büyüklüğünde köfteler hazırlanır. 2. Su veya et suyu kaynatılır ve köfteler içine atılarak haşlanır. 3. Yoğurt, un ve yumurta çırpılarak terbiyesi hazırlanır. 4. Çorbanın suyundan azar azar eklenerek terbiye ılıştırılır ve kesilmemesi için karıştırılarak tencereye dökülür. 5. Ayrı tavada tereyağı eritilip nane yakılır ve çorbanın üzerine gezdirilir. ANADOLU LEZZETLERİMayıs 2026 55


ABISTA Hikâyesi:Abısta, Kırım Tatar mutfağının sade ama doyurucu yemeklerinden biridir. Özellikle zor zamanların, kıtlık dönemlerinin ve kalabalık aile sofralarının “paylaşım yemeği” olarak bilinir.Malzemeler• 2 su bardağı mısır unu (bazı tariflerde buğday unu da kullanılabilir) • 5 su bardağı su • 1 tatlı kaşığı tuz • 3–4 yemek kaşığı tereyağı Yapılışı1. Su tencereye alınır ve kaynatılır. İçine tuz eklenir. 2. Kaynayan suya mısır unu yavaş yavaş ilave edilirken bir yandan da sürekli karıştırılır. (Topaklanmaması için bu aşama çok önemlidir.) 3. Karışım koyulaşmaya başladıkça kısık ateşte karıştırarak pişirmeye devam edilir. 4. Kıvamı yoğunlaşıp kaşıktan zor düşecek hale geldiğinde ocaktan alınır. 5. Servis tabağına alınır, üzerine eritilmiş tereyağı gezdirilir ve sıcak servis edilir.ANADOLU LEZZETLERİ56 Mayıs 2026


MET HELVASIHikâyesi:1920’li yıllarda Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde, “met” (çubuk) ve aşık kemiğiyle oynanan çelikçomak oyununun kaybedenlerine, kazananlar tarafından ceza/armağan olarak yapılan, un, yağ, şeker ve limonla üretilen meşhur bir Eskişehir lezzetidir.Malzemeler• 2 su bardağı un • 100 g tereyağı • 1 su bardağı şeker • Yarım su bardağı su Yapılışı1. Tereyağı tavada eritilir, un eklenerek kısık ateşte sürekli karıştırarak kavrulur. Rengi hafif dönene kadar sabırla kavurma işlemi sürdürülür. 2. Ayrı bir kapta şeker ve su kaynatılarak şerbet hazırlanır. 3. Şerbet, kavrulan una dikkatlice eklenir ve hızlıca karıştırılır. 4. Karışım ocaktan alınır ve ılımaya bırakılır. 5. Ilıyan helva, ustalıkla çekilip katlanarak lif lif bir yapı kazanana kadar yoğrulur. 6. Parçalara ayrılarak servis edilir.ANADOLU LEZZETLERİMayıs 2026 57


GELENEKSEL GÜÇTEN KÜRESEL KÜRSÜYE:BİLEK GÜREŞİHazırlayan: Mustafa Kara - Uzman / Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Şube MüdürlüğüSPOR58 Mayıs 2026İnsanlık tarihinin en kadim güç sınamalarından biri olan bilek güreşi, Türk kültüründe yalnızca bir fiziksel aktivite değil; azmin, stratejinin ve mücadele ruhunun simgelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Köy meydanlarından yayla şenliklerine, okul sıralarından mahalle kültürüne kadar toplum hayatının birçok alanında yer bulan bu spor, bugün modern ve profesyonel yapısıyla uluslararası arenada dikkat çekmeye devam etmektedir.BIR TEKNIK VE STRATEJI MÜCADELESISanılanın aksine bilek güreşi yalnızca kaba kuvvete dayanmaz. Profesyonel düzeyde mücadele eden sporcular; omuz koordinasyonu, refleks, denge, tutuş teknikleri ve patlayıcı güç gibi birçok unsuru aynı anda kullanmaktadır. Bu nedenle doğru teknik ve strateji, zaman zaman fiziksel güçten daha belirleyici hâle gelebilmektedir.Bilek güreşi; disiplinli çalışma, teknik gelişim ve mental dayanıklılığı bir araya getiren çok yönlü bir spor dalıdır.


SPORMayıs 2026 59KÜLTÜREL MIRASIMIZ: BILEĞIMIZDEKI GÜÇTürk toplumunda fiziksel dayanıklılık ve mücadele ruhu tarih boyunca önemli bir değer olarak görülmüştür. Osmanlı döneminde Yeniçeri Ocağı başta olmak üzere askerî yapılarda fiziksel güç ve dayanıklılığa büyük önem verilmiş; halk arasında da güce dayalı rekabet kültürü yaygın şekilde yaşatılmıştır.Bilek güreşi, mahalle kültüründen sosyal etkinliklere kadar geniş bir alanda insanların bir araya geldiği geleneksel mücadelelerden biri hâline gelmiştir. Bu yönüyle yalnızca sportif bir faaliyet değil; aynı zamanda dayanıklılığı, cesareti ve mücadele azmini temsil eden kültürel bir unsur olarak varlığını sürdürmüştür.DÜNYADA TÜRK İMZASITürkiye, günümüzde bilek güreşinin uluslararası ölçekte öne çıkan ülkeleri arasında yer almaktadır. Milli sporcularımız Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında elde ettikleri derecelerle önemli başarılara imza atmaktadır.Başarılı sporculardan Erkan Damar, uluslararası organizasyonlarda kazandığı derecelerle dikkat çeken isimlerden biri olmuştur. Genç yaşta dünya şampiyonluğu elde eden Said Erkanlı ile kadınlar kategorisinde önemli başarılar kazanan Derya Ceren Bayram gibi sporcular ise Türkiye’nin bu branştaki güçlü potansiyelini ortaya koymaktadır.Özellikle gençler kategorilerinde elde edilen başarılar, Türkiye’nin bilek güreşinde sürdürülebilir bir spor kültürü oluşturduğunu göstermektedir.GELENEKTEN GELECEĞESon yıllarda Türkiye’de bilek güreşine yönelik ilginin artmasıyla birlikte altyapı çalışmaları, federasyon organizasyonları ve genç sporcuların yetiştirilmesine yönelik faaliyetler de hız kazanmıştır. Okullardan spor kulüplerine kadar birçok alanda gençler bu branşa yönlendirilmekte; geleneksel mücadele ruhu modern spor anlayışıyla birleşmektedir.Bugün bilek güreşi; yalnızca fiziksel güçle değil, disiplinli çalışma, teknik gelişim ve mental dayanıklılıkla öne çıkan modern bir spor dalı olarak gelişimini sürdürmektedir.Geçmişten gelen mücadele ruhunu modern spor anlayışıyla birleştiren bilek güreşi, Türk spor kültürünün güçlü ve yaşayan miraslarından biri olmaya devam etmektedir.


Dünyada sosyal bilimler alanında önde gelen 2 bin bilim insanı arasında gösterilen Halil İnalcık ile 1947–2015 yılları arasında gerçekleştirilen röportajlar ve yaptığı konuşmalar, okurlar için titizlikle derlenmiştir. Bu eser sayesinde okurlar; Osmanlı tarihinden günümüz Türkiye’sine, sanattan tarihe, edebiyattan siyasete uzanan pek çok konuyu doğrudan İnalcık’ın bakış açısından dinleme imkânı bulacaktır.66 kitap ve 500’e yakın makalesiyle tarih yazımında çığır açan İnalcık’ın çalışmalarının adeta bir özeti niteliğindeki bu prestijli eser, iki cilt hâlinde ve özel bir kutu içinde yayımlanmıştır. Birinci ciltte, farklı zaman ve mekânlarda yaptığı konuşmalar yer alırken ikinci cilt, kendisiyle gerçekleştirilen röportajlardan oluşmaktadır.Tarihî ve güncel pek çok meseleyi kapsayan, asırları aşan metodolojik değerlendirmeleri ve her biri birer ders niteliği taşıyan konuşmalarıyla şekillenen Tarihe Düşülen Notlar; tarihe ilgi duyan her okur için değerli bir başucu kitabıdır.TARİHE DÜŞÜLEN NOTLARKAYNAKÇA: https://kronikkitap.com/kitap/tarihe-dusulen-notlar/ https://kronikkitap.com/yazarlar/halil-inalcik/ EDEBİYAT KÖŞESİ60 Mayıs 2026


HALİL İNALCIKTürk tarihçiliğinin en önemli isimlerinden biri olan Halil İnalcık, yalnızca Türkiye’de değil dünya çapında da saygınlık kazanmış bir bilim insanıdır. “Tarihçilerin Kutbu” olarak anılan İnalcık, özellikle Osmanlı tarihi üzerine yaptığı derinlikli çalışmalarla modern tarih yazımına önemli katkılar sağlamıştır.1916 yılında İstanbul’da doğan İnalcık, eğitim hayatını Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde sürdürmüş ve burada tarih alanında uzmanlaşmıştır. Akademik kariyerine aynı üniversitede başlayan İnalcık, uzun yıllar burada görev yaptıktan sonra 1972’de Chicago Üniversitesinde tarih bölümünde dersler vermiştir.İngiliz ve Amerikan tarih kurumlarına üyelikleri bulunan, Türk Dışişleri Bakanlığı Yüksek Hizmet Madalyası ile Kültür Bakanlığı Sanat ve Kültür Büyük Ödülü gibi birçok prestijli ödüle layık görülen İnalcık’ın çalışmaları yalnızca tarihçiler için değil siyaset bilimi, ekonomi ve sosyoloji gibi farklı disiplinler için de önemli birer referans kaynağı olmuştur.2016 yılında hayatını kaybeden Halil İnalcık, ardında zengin bir akademik miras bırakmıştır. Onun titiz araştırmaları ve bilimsel yaklaşımı, tarihçilik mesleğine yön veren temel taşlardan biri olmaya devam etmektedir. İnalcık, yalnızca bir tarihçi değil; aynı zamanda geçmişi anlamak ve geleceğe ışık tutmak için çalışan bir bilim insanı olarak hafızalarda yer edinmiştir.EDEBİYAT KÖŞESİ


Kültürümüzün en kıymetli hazinesi olan türküler, bir toplumun yalnızca müziği değil; tarihi, acıları, sevinçleri ve kimliğinin en samimi kaydı yani toplumsal hafızasıdır. Topraklarımızın en dürüst aynası olan bu ezgiler, nesiller boyu aktarılan ortak bir vicdanın sesidir. Onları dinlemek, yaşatmak ve kendi köklerimize sahip çıkmak bizi biz yapan değerleri yarınlara taşımaktır.İşte bu bilinçle dergimizde her ay bir türkünün hikâyesine, ruhuna ve tarihsel yolculuğuna yer ayırıyoruz. Bu sayımızda da Eskişehir’e ait ‘Yere Düştü Alamadım Fesimi’ türküsünün derin anlamlar taşıyan hikâyesine yer veriyoruz.YERE DÜŞTÜ ALAMADIM FESİMİ (Eskişehir Zeybeği)ESKIŞEHIR’IN GÖNÜL YARASIYLA YOĞRULMUŞ BIR AYRILIK TÜRKÜSÜBazen bir türkü, sadece bir melodi değil; yarım kalmış bir sevdanın, söylenememiş sözlerin ve kavuşamayan iki yüreğin hikâyesidir. Eskişehir yöresine ait “Yere Düştü Alamadım Fesimi” türküsü de işte böyle bir ayrılığın içli yankısıdır.HIKÂYESIAnadolu’nun pek çok türküsünde olduğu gibi bu türkü de bir sevdanın izini taşır. Rivayete göre, Eskişehir’in köylerinden birinde yaşayan genç bir delikanlı ile güzelliği dillere destan bir genç kız birbirine gönül verir. Ancak bu sevda, dönemin katı gelenekleri ve aile baskısı nedeniyle kolay bir yol bulamaz.Gençler gizli gizli görüşür, umutlarını büyütürken bir gün ayrılık kapıyı çalar. Delikanlı askere gitmek zorunda kalır. O dönemde askerlik sadece bir görev değil, çoğu zaman belirsiz bir ayrılık anlamına gelir. Ne zaman dönüleceği bilinmez, kavuşma ihtimali ise kaderin ellerine bırakılır.Vedalaşma günü geldiğinde, genç kız sevdiğini uğurlamak için köy meydanına gelir. O anın telaşı, kalbin sıkışmışlığı ve gözyaşlarının ağırlığı içinde başındaki fes yere düşer. Ancak o, fesini yerden almaya bile fırsat bulamaz. Çünkü gözleri sadece gidenin ardından bakmaktadır. İşte türkünün o içe işleyen sözleri burada doğar:TÜRKÜLERİN DİLİNDEN62 Mayıs 2026


\"Yere düştü alamadım fesimi...\"Bu dize, sadece bir eşyanın düşüşünü değil; bir sevdanın yarım kalışını, bir anın donup kalışını anlatır.Delikanlı askere gider, aradan uzun zaman geçer. Ancak ya geri dönemez ya da döndüğünde artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Kimi anlatımlara göre genç kız başkasıyla evlendirilir, kimi anlatımlara göre ise ömrünü bekleyerek geçirir. Ama hangi rivayet doğru olursa olsun, türküdeki hüzün değişmez.TÜRKÜNÜN DILI“Yere Düştü Alamadım Fesimi”, Anadolu insanının duygularını en sade ama en çarpıcı haliyle anlatır. Fes, burada sadece bir başlık değil; onurun, sevdanın ve o ana sıkışmış duyguların sembolüdür. Onu yerden alamamak ise çaresizliğin, donup kalmış bir anın ifadesidir.• Kökeni: Eskişehir yöresine aittir ve derlemesi Muammer Uludemir tarafından 1966 yılında yapılmıştır.• İçerik: Türkü, sevdiğine kavuşamadan, gurbette veya hapishanede can veren birinin son anlarını yansıtır. \"Anam yok ki kimler tutsun yasımı\" dizesi, kimsesizlik ve derin bir çaresizliği vurgular.• Müzikal Yapı: Hüzünlü sözlerine rağmen ritmik bir zeybek formunda söylenir ve halk oyunlarında \"Eskişehir Zeybeği\" olarak da bilinir. TÜRKÜLERİN DİLİNDENMayıs 2026 63


Bilgisayarın icadı; tek bir an veya tek bir kişiyle sınırlı kalmayan, yüzyıllara yayılan bir mühendislik ve matematik serüvenidir. Antik çağlardaki abaküsten günümüzün yapay zekâ sistemlerine uzanan bu yolculukta \"bilgisayarın babası\" ve \"ilk modern bilgisayar\" kavramları farklı isimlerle anılır.BILGISAYARIN FIKIR BABASI: CHARLES BABBAGEModern bilgisayarın temel mantığını ve tasarımını ilk ortaya koyan kişi, İngiliz matematikçi ve mucit Charles Babbage'dır (1791–1871).• Fark Makinesi (Difference Engine): 1822'de Babbage, matematiksel tabloları hatasız bir şekilde hesaplamak için mekanik bir araç olan \"Fark Makinesi\"ni tasarladı. Bu cihaz, toplama ve çıkarma NEDİR BU BİLGİSAYAR?yaparak karmaşık polinomları çözebilen %100 mekanik bir prototipti.• Analitik Makine (Analytical Engine): Babbage'ın 1837'de tasarladığı bu makine, günümüz bilgisayarlarının gerçek atası kabul edilir. İçerisinde işlem birimi (Mill), bellek (Store), giriş/çıkış araçları ve programlanabilirlik için delikli kart sistemini barındırıyordu. Dönemin teknolojik imkânsızlıkları nedeniyle tamamlanamasa da modern bilgisayarın mimari şablonunu oluşturmuştur.İCATLAR VE MUCİTLER64 Mayıs 2026


RESİMLER: https://tr.wikipedia.orgİLK PROGRAMCI: ADA LOVELACEBabbage'ın tasarımlarına ruh veren kişi ise matematikçi Ada Lovelace olmuştur. 1843'te analitik makine üzerine yazdığı notlarda makinenin belirli bir görevi yerine getirmesi için gerekli olan ilk algoritmayı tanımlayarak dünyanın ilk bilgisayar programcısı ünvanını almıştır.ELEKTRONIK DÖNEMIN DOĞUŞU: ENIACMekanik tasarımlardan elektronik ve dijital dünyaya geçiş, II. Dünya Savaşı'nın etkisiyle hızlanmıştır.• ENIAC (1945): Pennsylvania Üniversitesinde John Mauchly ve J. Presper Eckert tarafından geliştirilen ENIAC, dünyanın ilk genel amaçlı elektronik dijital bilgisayarıdır.• Devasa Boyutlar: Yaklaşık 30 ton ağırlığında olan ve bir odayı tamamen kaplayan (167 m2 ) bu devasa makine, saniyede 5.000 toplama işlemi yapabiliyordu. 18.000 vakumlu tüp ve 5 milyon el yapımı lehim parçasıyla inşa edilmiştir.ÖZETLE BILGISAYAR TARIHINDEKIDÖNÜM NOKTALARI• MÖ 1000 - Çin: Abaküs (İlk hesaplama aracı).• 1642 - Blaise Pascal: Pascaline (İlk mekanik hesap makinesi).• 1837 - Charles Babbage: Analitik makine tasarımı (İlk programlanabilir bilgisayar fikri).• 1942 - Atanasoff-Berry: ABC (İlk dijital elektronik bilgisayar prototipi).• 1945 - Mauchly & Eckert: ENIAC (İlk büyük ölçekli ve işlevsel elektronik bilgisyar)Kişisel bilgisayar çağını başlatan dönüm noktaları:1. Garajdaki Devrim: Altair 8800 (1975)İlk gerçek \"kişisel bilgisayar\" olarak kabul edilen Altair 8800, bir kutu içinde kit hâlinde satılıyordu. Ekranı veya klavyesi yoktu; üzerindeki anahtar ve ışıklar aracılığıyla kullanılıyordu. Bu cihaz, Bill Gates ve Paul Allen'ın Microsoft’u kurup bu makine için bir yazılım geliştirmesine ilham verdi.2. Apple ve Görsel Dönüşüm: Apple II (1977)Steve Jobs ve Steve Wozniak; bilgisayarı sadece mühendislerin değil, herkesin kullanabileceği bir cihaz hâline getirmek istediler. Apple II, renkli grafikler sunan ve klavyesi olan ilk hazır bilgisayarlardan biriydi. Bu model, bilgisayarların okullara ve evlere girmesini sağlayan ilk büyük dalgayı yarattı.3. Endüstri Standardı: IBM PC (1981)Bilgisayar dünyasının devi IBM, \"IBM Model 5150\"yi piyasaya sürerek kişisel bilgisayar kavramını resmîleştirdi. Bu cihazın en önemli özelliği, mimarisinin \"açık\" olmasıydı. Bu sayede diğer şirketler de IBM uyumlu bilgisayarlar üretebildi ve PC pazarı hızla büyüdü. Bu dönemde Microsoft’un geliştirdiği MS-DOS işletim sistemi dünya standardı hâline geldi.4. Fare ve Grafik Arayüz: Macintosh (1984)Kod yazma zorunluluğunu ortadan kaldıran en büyük yenilik, Apple’ın Macintosh’u oldu. Fare kullanımı ve pencerelerden oluşan \"Grafik Kullanıcı Arayüzü\" (GUI), bilgisayar kullanımını bugünkü hâline getiren devrimdi. Kısa süre sonra Microsoft da Windows'u piyasaya sürerek bu görsel dünyayı herkes için ulaşılabilir kıldı.İCATLAR VE MUCİTLERMayıs 2026 65


EL EMEĞİ VE GERİ DÖNÜŞÜMLE YENİDEN HAYAT BULAN ÖZGÜN TASARIMLARSibel Sarı üretme becerisini sanatla bütünleştirerek her biri ayrı hikâye taşıyan buluşturarak birbirinden özgün eserler ortaya koyuyor. Minyatürden ebruya, rölyeften mix art çalışmalarına uzanan geniş üretim yelpazesiyle dikkat çeken Sibel Hanım, sabır ve emeğin estetikle harmanlandığı bir dünyayı bizlere sunuyor. Biz de kendisiyle sanata olan tutkusunu ve üretim sürecini anlattığı bir röportaj gerçekleştirdik. Kurumumuz mutfak personelinden Sibel Sarı, Genel Müdürümüz Ahmet Güldal ile gerçekleştirdiği görüşmede çalışmalarını paylaştı. Eserleri ilgi ve beğeniyle inceleyen Genel Müdürümüz Güldal, Sibel Hanım’ı tebrik etti. Görüşmenin sonunda Sibel Hanım, büyük bir emekle hazırladığı rölyef çalışmasını Genel Müdürümüze hediye etti.RÖPORTAJ66 Mayıs 2026


Kendinizi tanıtır mısınız?İsmim Sibel Sarı, 53 yaşındayım. İki kız annesi ve bir torun sahibiyim. Mesleğim aşçılık; 8 yıldır kurumumuzda aşçı yardımcısı olarak görev yapıyorum. Bunun yanı sıra Geleneksel Türk El Sanatları mezunuyum. Üniversitede iki yıl boyunca örgün eğitim aldım ve bu süreci dereceyle tamamladım. Eğitim hayatımda çarpana dokuma, deri işleme, nakış ve kilim dokuma gibi geleneksel sanat dallarında kapsamlı bir eğitim gördüm. Daha sonra bu yolculuk nasıl gelişti?Aslında okul sürecinde daha çok geleneksel teknikler öğretiliyordu. Ancak zamanla öğrenmenin ve üretmenin bana verdiği mutluluğu fark ettim. Bu farkındalık benim için bir dönüm noktası oldu. Ebru, batik, minyatür, rölyef ve çeşitli nakış tekniklerini kendi çabalarımla öğrenmeye başladım. Burada gördüğünüz eserlerin çoğu kendi öğrendiklerim. Bu sanata dair gördüğüm her şeyi yapmaya, yeniden üretmeye çalışıyorum. Bu bende bir bağımlılık oldu. İki çocuk büyütürken ve esnaflık yaparken de bu ilgimi hiç bırakmadım.Yakın zamanda eşimi kaybettim. Bu benim için çok zor bir süreçti. Bu dönemde sanatla daha fazla iç içe olmak bana büyük bir destek sağladı. Üretmek, yeni şeyler ortaya koymak adeta bir terapi gibi geldi. Zihnimi toparlamama, duygularımı ifade etmeme yardımcı oldu. Bugün sanat benim için sadece bir uğraş değil; ruhumu besleyen, beni hayata bağlayan çok değerli bir alan.RÖPORTAJMayıs 2026 67


Hangi sanat dallarında çalışmalar yapıyorsunuz?Çalışmalarım oldukça geniş bir yelpazeye yayılıyor. Keçe nakışı, altın nakışı, Brezilya nakışı, ebru, çarpana dokuma, deri işleme ve mix media art gibi farklı alanlarda üretim yapıyorum. Özellikle son dönemde minyatür çalışmalar üzerine yoğunlaştım. Minyatür kitaplıklar, küçük ev tasarımları ve detaylı vitrin çalışmaları benim için hem en keyif aldığım hem de en çok ilgi gören işler arasında yer alıyor.Her eserin üretim süresi farklılık gösteriyor. Bazen birkaç gün içinde tamamladığım çalışmalar olurken, bazen de ince işçilik gerektiren eserler üzerinde haftalarca, hatta bir ay boyunca çalıştığım oluyor.Bir eser ortaya çıkarma süreciniz nasıl ilerliyor?Her şey bir fikirle başlıyor. Bazen gezdiğim internet sitelerinden ya da gördüğüm görsellerden ilham alıyorum, bazen de tamamen kendi hayal gücümle bir tasarım oluşturuyorum. Öncelikle çizimlerimi yapıyor, ardından malzeme temin sürecine geçiyorum.Geçmişte yaptığımız esnaflık sayesinde elimde oldukça fazla malzeme bulunuyor. Bir dönem tuhafiye işlettik ve o süreçten kalan birçok ürünü hâlâ değerlendiriyorum. Bunun dışında zaman zaman yurt dışından da özel malzemeler temin ediyorum. Ancak en çok sevdiğim yöntem, elimdeki malzemeleri dönüştürerek üretmek. Bu hem daha yaratıcı bir süreç sunuyor hem de ortaya çok özgün işler çıkmasını sağlıyor.RÖPORTAJ68 Mayıs 2026


Geri dönüşüm ve sanat çalışmalarınız arasında nasıl bir bağ var?Yaptığım işlerin önemli bir kısmı aslında geri dönüşüm anlayışıyla örtüşüyor. Örneğin karton kayısı kutularını ya da çerez kutularını özel tekniklerle sağlamlaştırarak kitaplık ya da vitrine dönüştürüyorum. Atıl durumdaki bir kesme tahtasından bir tablo ortaya çıkarabiliyorum.Zihnim artık bu yönde çalıştığı için etrafımdaki nesnelere çok farklı bir gözle bakıyorum. Yolda gördüğüm bir dal parçası, bir kozalak ya da küçük bir obje bile benim için bir tasarım malzemesine dönüşebiliyor. Örneğin bazı çam kozalaklarının gül formuna benzediğini fark ettikten sonra bu doğal malzemeleri kullanarak farklı çalışmalar yaptım. Bu yönüyle hem üretim yapıyor hem de sıfır atık anlayışına katkı sağladığımı düşünüyorum.Son dönemde öne çıkan çalışmalarınız neler?Minyatür kitaplıklar ve aile fotoğraflarıyla hazırladığım vitrinler son dönemde en çok ilgi gören çalışmalarım arasında. Bu çalışmaların her biri aslında kişiye özel bir anı köşesi niteliği taşıyor. Bazen insanlar bana en sevdikleri kitapların isimlerini veriyor; ben de o kitapların kapaklarını minyatür ölçekte hazırlayıp küçük kitaplar haline getiriyorum. Ardından bunları özel tasarım kitaplıklara yerleştiriyorum. Bu süreç hem benim için çok heyecan verici hem de ortaya çıkan sonuçlar oldukça anlamlı oluyor. Çalışmalarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?Ürettiğim eserlerin bir kısmını sevdiklerime hediye ediyorum, bir kısmını ise satışa sunuyorum. Sosyal medya üzerinden de çalışmalarımı paylaşıyorum. Zaman zaman özel siparişler alıyorum; bazen müşterilerim nasıl bir şey istediklerini detaylı şekilde anlatıyor, bazen de tamamen bana bırakıyorlar. Bunun dışında kendi tasarladığım ürünleri beğenip satın alanlar da oluyor.Geleceğe dair hayalleriniz neler?Yıllardır en büyük hayalim kendi atölyemi açmak. Emekli olduktan sonra bu hayalimi gerçekleştirmek istiyorum. Daha geniş bir alanda, tamamen özgün tasarımlarımı üretebileceğim bir atölye kurmak en büyük hedefim. Daha önce bu alanlarda kısa eğitimler de verdim; ilerleyen süreçte yeniden eğitimler vererek bildiklerimi paylaşmayı da çok isterim.Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?Sanat, sabrı öğreten ve insanın ruhuna iyi gelen çok özel bir uğraş. Günün yorgunluğunu, zihinsel yoğunluğunu atmak için birebir. Herkesin mutlaka yatkın olduğu bir alan vardır. Önemli olan denemekten vazgeçmemek ve o yeteneği keşfetmeye cesaret etmek. Üretmek insanı iyileştiriyor.RÖPORTAJMayıs 2026 69


MOBİL İLETİŞİMİN DÖNÜM NOKTASI:SMSKısa mesaj servisi olarak bilinen SMS (Short Message Service), bugün sıradan bir alışkanlık gibi görünse de aslında dijital iletişimin sessiz ama en köklü değişimlerinde birinin temelini atmıştır. Milyarlarca insanın birbirine saniyeler içinde ulaşmasını sağlayan bu sistem, ilk ortaya çıktığında büyük bir vizyonun ürünü olmaktan çok mühendislik zekâsının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Ancak zamanla, insan iletişiminin doğasını değiştirecek kadar güçlü bir araca dönüşmüştür. SMS’in DoğuşuSMS’in hikâyesi, mobil iletişimin henüz emekleme döneminde olduğu 1980’li yıllara uzanır. 1984 yılında Friedhelm Hillebrand ve Bernard Ghillebaert, GSM standartları üzerinde çalışırken yalnızca sesli iletişimle yetinmeyen bir sistem hayal ettiler. Bu hayal, insanların kısa metinler aracılığıyla da haberleşebilmesini içeriyordu.Ancak ortada ciddi bir engel vardı. Şebekeler son derece sınırlı bir kapasiteye sahipti. İşte bu noktada yaratıcı bir çözüm devreye girdi. Telefonların baz istasyonlarıyla iletişim kurarken kullandığı sinyal kanallarında, fark edilmeyen küçük boşluklar bulunuyordu. Bu boşluklar, metin mesajlarının taşınabileceği bir yol hâline getirildi. Yani SMS, adeta sistemin artanlarından doğan bir iletişim mucizesiydi.TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİREN OLAYLAR70 Mayıs 2026


Bugün bile SMS denince akla gelen 160 karakter sınırı, bilimsel bir gözlemin sonucudur. Hillebrand, daktilo başına geçip rastgele metinler yazmış ve çoğu mesajın 160 karakteri aşmadığını fark etmiştir. Bu basit ama dâhiyane tespit, SMS’in karakter sınırını belirlemiştir.Bu sınırlama, ilerleyen yıllarda kullanıcıların yaratıcılığını da tetiklemiştir. “slm”, “nbr?”, “tmm” gibi kısaltmalarla kendine özgü bir dijital dil doğmuştur. Bu durum, teknolojinin insan davranışını nasıl şekillendirdiğinin erken örneklerinden biridir. İlk SMS: Tarihî AnTeoride hazır olan bu teknoloji, ilk kez 3 Aralık 1992 tarihinde pratikte kullanılmıştır. Bugün sıradan görülebilecek bir mesaj, o gün tarihe geçmiştir. 22 yaşındaki mühendis Neil Papworth, bir bilgisayardan Vodafone yöneticisi Richard Jarvis’in cep telefonuna ilk kısa mesajı göndermiştir. Mesajın içeriği oldukça basittir: “Merry Christmas” (Mutlu Noeller).34 yıl önce Vodafone ağı üzerinden gönderilen bu mesaj, SMS’in uygulanabilirliğini kanıtlamıştır. Bu mesajın ilginç bir detayı da vardır. O dönemde telefonlarda mesaj yazılabilecek bir klavye bulunmuyordu. Yani SMS, önce gönderilebilen ancak henüz telefondan yazılamayan bir teknoloji olarak ortaya çıkmıştır. Buna rağmen bu küçük adım, iletişimde büyük bir dönüşümün başlangıcı olmuştur.SMS’in Altın ÇağıSMS’in yaygınlaşması ise zaman almıştır. İlk yıllarda operatörler, SMS’i kullanıcılar arası iletişimden ziyade bilgilendirme ve servis mesajları için tasarlamışlardı. Ancak 1990’ların sonuna gelindiğinde, operatörler arası mesajlaşmanın mümkün hâle gelmesiyle bu durum değişmiştir.Özellikle gençler arasında hızla yayılan SMS; sessiz, hızlı ve nispeten ucuz olması sayesinde dönemin en popüler iletişim araçlarından biri hâline gelmiştir. 2000’li yıllara gelindiğinde ise SMS, yalnızca bireyler arası iletişimde değil; bankacılıktan güvenlik doğrulamalarına kadar pek çok alanda kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönem, SMS’in tartışmasız altın çağıdır.Günümüzde SMS’in RolüAkıllı telefonların yaygınlaşması ve internet tabanlı mesajlaşma uygulamalarının gelişmesiyle birlikte SMS’in kullanım oranı düşmeye başlamıştır. WhatsApp, Telegram ve Facebook Messenger gibi platformlar; daha zengin içerik, anlık medya paylaşımı ve ücretsiz iletişim imkânı sunarak SMS’e güçlü alternatifler oluşturmuştur.Buna rağmen SMS tamamen ortadan kalkmış değildir. Günümüzde hâlâ özellikle iki faktörlü kimlik doğrulama, resmî bildirimler ve acil durum mesajları gibi kritik alanlarda kullanılmaya devam etmektedir. İnternet bağlantısı gerektirmemesi ve neredeyse tüm mobil cihazlarla uyumlu olması, onu güvenilir bir iletişim aracı olarak ayakta tutmaktadır.Sonuç olarak SMS, yalnızca 160 karakterlik bir iletişim aracı değil; dijital çağın iletişim alışkanlıklarını şekillendiren önemli bir dönüm noktasıdır. Basitliğiyle evrensel, sınırlamalarıyla yaratıcı ve erişilebilirliğiyle çığır açıcı olan bu teknoloji, insanlık tarihinin en etkili iletişim araçlarından biri olarak yerini çoktan almıştır.TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİREN OLAYLARMayıs 2026 71


KÜLTÜR VE SANAT “MAYIS AYINGİRECEK KAYNAKÇA: https://www.beyazperde.com/filmler/takvim/ay/ay-2026-05/ https://boxofficeturkiye.com/takvim/2026/mayis Mayıs ayında farklı türlerdeki yapımlabuluşmaya hazırlanıyor. İşte bu ay vbeklenen bazı ö72 Mayıs 2026Şeytan Marka Giyer 2Filmin Türü: Komedi, DramYönetmen: David FrankelSenarist: Aline Brosh McKennaOyuncular: Meryl Streep, Anne Hathaway, Emily BluntVizyon Tarihi: 1 MayısŞeytan Marka Giyer 2, moda dünyasının sert ve ışıltılı yüzünü yeniden beyaz perdeye taşıyan bir devam filmidir. İlk filmin ardından gelen yapım, emekliliği yaklaşan Miranda Priestly’nin basılı medyanın gerilediği bir dönemde reklam gelirleri için eski asistanı ve artık rakip bir yönetici olan Emily Charlton ile verdiği mücadeleyi konu alıyor. Arnie & Barney Şapşik KardeşlerFilmin Türü: Macera, Komedi, Animasyon, AileYönetmen: Sean HeustonSenarist: Shane Dundas, David CollinsVizyon Tarihi: 8 MayısFilm, karınca kolonisinin en beceriksiz iki üyesi Arnie ve Barney’nin, gizemli bir sivrisineğin yardımıyla yaşam alanlarını kuraklıktan kurtarma çabasını konu alıyor. Şans, cesaret ve bolca sakarlığın iç içe geçtiği yapım, ailece keyifle izlenebilecek eğlenceli bir sinema deneyimi sunuyor.Star GrogFilmin 3 BoyuYönetmSenarisKloorOyuncWayneVizyonStar Wsevilenperdeyyapımödül avgüçlü bbağın konu ahayranhitap esunuyo


KÜLTÜR VE SANAT leyicilerle kmesi Mayıs ayında vizyona girecek bu filmler, farklı türleri ve özgün hikâyeleriyle sinema salonlarını doldurarak izleyicilere kahkaha, heyecan ve duyguyla dolu unutulmaz anlar yaşatmayı vadediyor.Mayıs 2026 73Sihirli Annem: Periler OkuluFilmin Türü: Komedi, Aile, FantastikYönetmen: Mustafa KotanSenarist: Arzu YurtsevenOyuncular: İnci Türkay, Nevra Serezli, Şahap SayılganVizyon Tarihi: 15 MayısFilm, Periler Âlemi’nde açılan Periler Okulu’nda geçen maceraları anlatıyor. İnsanların perilerin varlığını öğrenmesiyle bozulan dengeyi düzeltmek için Periliçe, fanilerin hafızasını siler ve eğitim tamamen Periler Âlemi’ne taşınır. Dudu, Betüş, Perihan ve Pakize’nin görev aldığı okulda ise gizemli güçler ve beklenmedik olaylar, yeni bir maceranın kapısını aralıyor.Süper 1 Takım: Varol Abi’nin Çizgi Film MakinesiFilmin Türü: AnimasyonYönetmen: Haluk Can Dizdaroğlu, Berk TokaySenarist: Haluk Can DizdaroğluOyuncular: Varol Yaşaroğlu, Gece Işık DemirelVizyon Tarihi: 22 Mayıs Süper 1 Takım: Varol Abi’nin Çizgi Film Makinesi, sıradan bir yaz tatilini nefes kesici bir maceraya dönüştürüyor. Varol Abi’nin çizgi film makinesi, küçük bir kızın hayal gücünü gerçeğe çevirirken; cesaret, dostluk ve dayanışmayı çocuklara eğlenceli bir şekilde gösteriyor.


Toprak Mahsulleri Ofisi’nin tarımsal ürün piyasalarını düzenlemeye yönelik çalışmaları sonucunda ülkemizde önemli değişimler yaşanmıştır. Ürünlerin standartlaştırılması, bu standartlara göre fiyatlandırılması, kalite iyileştirme faaliyetleri, modern depolama sistemlerinin kurulması, bilgisayarlı kontrol sistemlerinin geliştirilmesi, umumi mağazacılık ve lisanslı depoculuk uygulamaları bu dönüşümün başlıca unsurlarıdır. TMO’nun ülke ekonomisine sağladığı faydanın bir diğer göstergesi ise millî gelire olan katkısıdır.Millî gelir, bir ülkenin belirli bir dönemde ürettiği mal ve hizmetlerin parasal değerini ifade eder. Bu kavram, ekonomideki genel üretim düzeyini ve ülkenin ekonomik büyüklüğünü ortaya koyar. Millî gelirin yüksek olması, bir ülkenin üretim kapasitesinin ve ekonomik faaliyetlerinin güçlü olduğuna işaret eder.Bu kapsamda, TMO’nun kuruluşundan itibaren her faaliyet dönemine ilişkin sonuçları içeren faaliyet raporları incelenmiş; 1938–2018 döneminde millî gelire sağladığı katkı hesaplanmıştır.MILLÎ GELIR HESAPLAMA YÖNTEMLERIMillî gelir, farklı yöntemlerle hesaplanabilmektedir. Bunun temel nedeni, bir ülkenin ekonomik faaliyetlerinin kapsamını ve büyüklüğünü doğru ve bütüncül bir şekilde ortaya koymaktır. Bu yöntemler, ekonominin farklı boyutlarını ele alarak millî gelirin kapsamlı bir analizini sağlar. Başlıca millî gelir hesaplama yöntemleri şunlardır:Üretim Yöntemi: Bir ekonomide belirli bir dönemde üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin toplam parasal değerine göre hesaplama yapılır.Harcama Yöntemi: Millî gelir, belirli bir dönemde gerçekleştirilen toplam harcamalar esas alınarak hesaplanır.Gelir Yöntemi: Bir ekonomide belirli bir dönemde elde edilen tüm gelirlerin toplamı üzerinden millî gelir hesaplanır.Bu üç yöntem birbirini tamamlayıcı niteliktedir ve teorik olarak aynı sonuca ulaşmaları beklenir.Toprak Mahsulleri Ofisi’nin faaliyetlerini yürüttüğü bölgelerde oluşturduğu ekonomik hareketlilik, bulunduğu çevre için bir katma değer yaratmaktadır. Söz konusu katma değerlerin toplamı ülke ekonomisine gelir olarak yansımaktadır. Bu çerçevede, TMO’nun millî gelire katkısı, faaliyet raporlarında yer alan veriler doğrultusunda sayısal olarak tespit edilmiştir.TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİNİNMİLLİ GELİRE KATKISIDerleyen: Arif Gündoğdu - Emekli BaşuzmanNOSTALJİ74 Mayıs 2026


Hesaplamada kullanılan yukarıdaki formül anlaşılması açısından sayısal ifadeler kullanılmıştır. Bu formüle göre TMO’nun kuruluş yılından itibaren faaliyet sonuçlarına göre Milli Gelire katkısı aşağıdaki tabloda verilmiştir.TMO’nun 2018 yılı faaliyet sonuçlarına göre millî gelire 424.895.356,62 ABD doları tutarında katkı sağladığı görülmektedir. Yukarıda yer alan tabloda da görüleceği üzere, TMO’nun tarımsal piyasalara sağladığı katkı arttıkça millî gelire olan katkısının da paralel şekilde yükseldiği anlaşılmaktadır.TMO’nun kuruluş amacında yer alan tarımsal piyasaları düzenleme ve ekonomiye katkı sağlama hedefinin, yürütülen faaliyetler aracılığıyla somut biçimde hayata geçirildiği görülmektedir.Milli Gelir Hesaplamasında Kullanılan FormülTMO’nun Milli Gelire Katkısı*2005 (TL den altı sıfır atılması sonrası)NOSTALJİMayıs 2026 75


BULMACADeğerli OFİS Dergisi Okuyucuları,Nisan ayı bulmacamızın doğru cevabı; dergimizin kırmızı renkte belirtilen sayfa numaralarının (9, 10, 15, 20, 25 ve 28) alfabetik sıraya göre harf karşılıklarının (9=Ğ 1=A 5=D 2=B 25=U 28=Y) anlamlı bir şekilde bir araya gelmesiyle oluşan “BUĞDAY” kelimesidir.Çözenleri tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz. Bulmacamıza doğru yanıt veren ve bizlere ulaştıran personelimiz arasından kura yöntemi ile belirlediğimiz kazananlar:1- Serhat Kıymaz (Kaman Ajans Amirliği)2- Hasan Emirler (Dinar Ajans Amirliği)Nisan ayı bulmacamıza doğru cevap veren ve kuraya katılan diğer okurlarımız:• Kübra Ordulu• Alican Ucar• Hatay Alım ve Muhafaza Servisi• Elif Eren Bozkurt• Özgür Kafadar• Nuri Özkan• Mehmet Öztürk• Bilal Pınar• Sevcan Avukat Göden• Nazile Başer• Merve Nur Ünver• Hanım Seda Kudret• Melike Kaya Suat• Engin Kumrular• Ayşe Cücülü• Rabia Okşaş• Bayram Ali Acar• Hüseyin Öztürk• Soner Yaylagül• Yusuf Genç• Fatmanur Lalebaş• Ayşe Güneş• İlker Alper Uzuncaova• Furkan Korkmaz• Sultan Doğan• Musa Türkmen• Fatih Yıldırım• Rasim Emre Ilden• Ali Demirbaş• Yasin Yeğin• Emrah Zorlu• Halis Yeterge• Hatay Kantar• Mustafa Aktaş• Naim Kepir• Hikmet Yalçın• Hüsniye Zabun• Ali Sağdıç• Ali Karataş• Ebru Güler• Dr. Neslihan Köse• Enes Ulutaş• Sakarya Başmüdürlüğü Muhasebe Servisi• Sakarya Başmüdürlüğü Ticaret Servisi• Sakarya Başmüdürlüğü Alım ve Muhafaza Servisi• Sakarya Başmüdürlüğü Destek Hizmetleri Servisi• Engin Ayten• Said Furkan Öz• Meltem Yılmaz• Ali Güneş• Medine Ada• Serhat Kotan• Zehra Çıtlak• Refika Yenen• Serkan Vardar• Başak Gürol• Dursun Aslan• Ayşe Kaderli• Seyfullah Kaçar• Sakarya Başmüdürlüğü Teknik İşler Servisi• Ali Satılmış• Atilla Koç• Mahmut Ekti• Elif Kocaman• Sakarya Başmüdürlüğü Personel Servisi• Mehmet Şirin Kılıç• İsmail Çetin


BULKAZANBu sayımızda da dergimizin içerisine gizlenmiş şifreyi doğru çözen ve doğru cevabı 25 Mayıs tarihine kadar [email protected] e-posta adresine ileten okuyucularımız arasından kura yöntemi ile belirlenecek 2 kişiye sınırlı sayıda üretilmiş üzerinde Kurumumuzun amblemi olan kupa bardak hediye ediyoruz.Her sayımızda yeni şifrelerle sizlerle buluşacağız. Hediye kupalarınızla sağlıklı günlerde çay ve kahvelerinizi içmeniz dileğiyle.


MAYIS AYI ÖZEL GÜNLERİ• Emek ve Dayanışma Günü [İşçi Bayramı (1 Mayıs)]: Türkiye’de “Emek ve Dayanışma Günü” olarak anılan 1 Mayıs; işçilerin haklarını, emeğin değerini ve dayanışmanın gücünü simgeleyen uluslararası bir gündür. • İş Güvenliği Haftası (4-10 Mayıs): İş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesine dikkat çekmek amacıyla kutlanan bu haftada; çalışma ortamlarında güvenliğin artırılması, çalışanların bilinçlendirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması hedeflenir.• Anneler Günü (10 Mayıs): Dünya genelinde farklı tarihlerde kutlansa da Türkiye’de mayıs ayının ikinci pazar günü kutlanan bu özel gün, hayatımızın en kıymetli varlıklarından olan annelerimizi sevgi ve minnetle anma fırsatı sunar.• Dünya Çiftçiler Günü (14 Mayıs): Tarım ve üretimin temel unsuru olan çiftçilerin emeğini onurlandırmak için kutlanan bu gün; gıda güvenliği, sürdürülebilir tarım ve kırsal kalkınmanın önemine dikkat çeker.• Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı (19 Mayıs): Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Kurtuluş Mücadelesi’ni başlattığı bu tarih, Türk milletinin bağımsızlık yolunda attığı ilk adımı simgeler. Aynı zamanda gençliğe armağan edilen bu bayram, millî birlik ve bağımsızlık ruhunu yansıtır.• Kurban Bayramı (27-30 Mayıs): İslam dünyasının en önemli dini bayramlarından biri olan Kurban Bayramı; paylaşma, yardımlaşma ve hoşgörünün ön plana çıktığı mübarek bir dönemdir. Bayram boyunca kurban kesilerek ihtiyaç sahiplerine yardım edilir; aile ve dostlar bir araya gelerek bayram coşkusunu birlikte yaşar.• İstanbul’un Fethi (29 Mayıs): 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet önderliğindeki Osmanlı ordusunun İstanbul’u fethetmesi, Orta Çağ’ın sona erip Yeni Çağ’ın başlamasına neden olan önemli bir dönüm noktasıdır.ÖZEL GÜNLER78 Nisan 2026


MAYIS AYINDAYAPILACAK İŞLERHububat• Ekinlerde zararlılarla mücadele (ekin güvesi, bambul vb.) yapılır. • Yatmaya karşı gerekli önlemler alınır, tarlalar kontrol edilir. • Sulanabilen alanlarda son sulama planlaması yapılır. Baklagiller• Bitkilerde yabancı ot temizliği ve çapalama yapılır. • Gelişim dönemine göre üst gübreleme uygulanır. • Hastalık ve zararlılara (antraknoz, yaprak biti vb.) karşı kontrol ve mücadele yapılır. • Sulama imkânı olan alanlarda dengeli sulama sürdürülür. Sanayi Bitkileri• Pamukta çıkış kontrolü ve seyreltme yapılır. • Şeker pancarında çapalama ve tekleme işlemleri uygulanır. • Ayçiçeğinde erken dönem yabancı ot mücadelesi önemlidir. • Mısırda ara sürüm ve boğaz doldurma ile birlikte azotlu gübreleme yapılır. • Zararlı ve hastalıklara karşı düzenli gözlem yapılır.Bu bilgiler https://istanbul.tarimorman.gov.tr web sitesinden derlenmiştir.Nisan 2026 79Çayır, Mera ve Yem Bitkileri• Meralarda kontrollü ve münavebeli otlatma yapılır.• Yabancı ot mücadelesi (diken, sütleğen vb.) yapılır.• Mera alanlarında su kaynakları (suvatlar) temizlenir ve bakım yapılır.• Sonbaharda ekilen yoncalarda ilk biçim (hasat) yapılır.• Silajlık mısır ekimleri yapılır veya gelişimi takip edilir.• Yem bitkilerinde gübreleme ve sulama devam eder.


BASINDA TMO80 Mayıs 2026


BASINDA TMOMayıs 2026 81


SayınMUZAFFER ÖZTÜRKKAYSERİ BAŞMÜDÜRLÜĞÜSayınİLKAY YARDIMCIÇANAKKALE ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜSayınAYŞE SENA ÖZCANPROJE UYGULAMA ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜSayınŞÜKRÜ ARSLANKAYSERİ BAŞMÜDÜRLÜĞÜSayınKENAN TURNAYATIRIM ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜSayınASIM TURAKANKARA BAŞMÜDÜRLÜĞÜNİSAN AYINDA EMEKLİ


Toprak Mahsulleri Ofisi Birlikte çalıştığımız dönemde, Kurumumuza yaptığınız katkı veözverili çalışmalarınız içinteşekkür eder;emeklilik yaşamınızdaaileniz ve tüm sevdiklerinizlebirlikte sağlıklı vemutlu günler dileriz.


[email protected]İLİ OFİSÇİLERŞİİR Mİ YAZIYORSUNUZ,KARİKATÜR ÇİZİYOR YA DAANILARINIZI MI KALEMEALIYORSUNUZ?BİZE YAZIN,‘SİZDEN GELENLER’KÖŞESİNDE YAYINLAYALIM. GÖNDERİLERİNİZ İÇİN;


Click to View FlipBook Version