The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.
Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by serkaneken, 2018-07-19 08:09:52

yorukce3

yorukce3

Bankkart Combo

Seni düşünür o





Yıl: 2 Sayı: 3 Başyazı 5

Beşkaza Yaylaları Boğalar Yörük Kültür Orta Toroslar'daki Bazı Yurt Yerleri 6
Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
Adına Sahibi Yörüklerde Giyim Kuşam Kültürü 12
Ali BOĞA
Rumeli Yörükleri 20
Yayın Yönetmeni
Cemal AKKUŞ Ne Kadarı Gerçek Yörük Fıkrası? 28

Sorumlu Müdür Türk Kültüründe Şamanlık 34
Turgut TOKMAK
Özbekistan Folklörü ve Seyhun Yiğitleri 40
Yayın Kurulu
Ali BOĞA Beşkaza Yörüklerinin Göç Yolları 42

Ali YAKICI, Prof. Dr. Yörük Mutfağının Modern Mutfağa Etkileri 56
Bayram AKCA, Prof. Dr.
Behset KARACA, Prof. Dr. Yörük Sokak Oyunları 60

Eren Fehmi EROĞLU / YorukceDergisi
Fatih USLU, Yrd. Doç. Dr. www.yorukce.com
/yorukcedergisi
Mehmet AK, Doç. Dr. /yorukcedergisi
Mustafa GÖKÇE, Doç. Dr. /YorukceDergisi

Nazmi AVCI, Prof. Dr.

Fotoğraf
Hamit YALÇIN

Kapak
Ramazan TÜRKMEN

İdare Yeri
Oğuzlar Mah. Türk Ocağı Cad. 76/3

Çankaya / ANKARA
[email protected]

0312 466 44 75

e-dergi
www.yorukce.com

Reklam
Zıplatan Projeler Merkezi
[email protected]

0312 466 44 75

Tasarım

ZPM
www.zpm.com.tr

Baskı
Semih Ofset
www.semihofset.com.tr

Her hakkı saklıdır. Bu dergide yer alan yazı-
ların sorumluluğu yazarına aittir.

Yazı, makale, fotoğraf ve illüstrasyonlar
kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.
Ağustos 2018’de basılmıştır.

Çok değerli Yörük/Türkmen Ailesi! 19. şölenimizde, Türkiye’de ilk defa 24 Oğuz
Aziz Milletimiz! Boyuna ait bayrak, bayrağımızla birlikte törenle gön-
dere çekilmişti. 20. şölenimizde ise Cumhurbaşkanlı-
Sizlerin sesi ve nefesi olmak amacıyla Temmuz ğı Forsu etrafında yer alan 16 Türk Devletinin bay-
2017’de yayın hayatına başlayan YÖRÜKÇE Dergi- rakları da göndere çekilecektir.
mizin 2018 kış sayısından sonra 2018 yaz sayısı ile
karşınızdayız. İlaveten, mevcut Türk Devletleri ile birlikte
Özerk Türk Cumhuriyetlerinin bayrakları da alana
Dergimiz; Yörük/Türkmen Camiası, Üniversi- asılacaktır. Amacımız, şölen eğlenceleri içinde mi-
telerimizdeki Yörük/Türkmen Araştırma Merkez- safirlerimizi tarihi geçmişi ile kucaklaştırarak far-
leri ve bu alanda akademik çalışmalar yapan ho- kındalık oluşturmaktır. Osmanlı’nın fikri mimarı
calarımız tarafından beğeniyle karşılanmıştır. Ümit Şeyh Edebali’nin ifadesiyle “nereden geldiğini bil-
ediyoruz ki, YÖRÜKÇE Dergisi, her türlü ticari, meyen nereye gideceğini de bilemeyecektir”.
siyasi ve popülist yaklaşımlardan uzak yayın poli-
tikasıyla Milletimizin gönlünde yer tutacak ve bu Bu yıl Yörük kıyafetleri sunumuna çocuk kıya-
alanda çalışan akademik camianın ortak platformu fetleri ve Selçuklu saray kıyafetleri de eklenmiştir.
haline gelecektir. Bu çerçevede, dergimize kıymetli Yine şölenimize Özbekistan Turizm ve Medeniyet
araştırmaları ve yazılarıyla destek veren değerli ho- Bakanlıkları’nın ortak organizasyonuyla “Seyhun
calarımız başta olmak üzere tüm Akademik camiaya Yiğitleri” Atayurdumuz ve kadim kültürümüze
şükranlarımızı arz ederiz. asırlarca merkezlik yapmış Semerkant, Buhara ve
Taşkent’ten şölenimize selam ve coşku getirecektir.
Diğer taraftan Derneğimizin girişimleri, Muğ- Atatürk’ün baba tarafından akrabaları olan ve Batı
la Sıtkı Koçman Üniversitesi Senatosu’nun kararı, Trakya’nın Makedonya bölgesinde yaşayan Koca-
YÖK’ün ve Başbakanlık’ın bu karara katılımı ile cık Yörükleri ile de Balkanlardaki Yörük izlerini
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi bünyesinde Yö- hissedeceğiz.
rük Türkmen Araştırmaları Merkezi (YÖRTÜMER)
kurulmuştur. Üniversite Yönetimi başta olmak üzere Yörükçe; her sayısında birbirinden önemli araş-
sürece katkısı olan herkese teşekkür ediyoruz. tırma ve yazılarla kendini yenileyerek Yörük yaşam
ve kültürünün tanıtılmasında üzerine düşen görevi
Bu yılki şölenimiz; uluslararası bir kimliğe en iyi şekilde yerine getirmenin gayreti içerisinde-
bürünmüş ve Bakanlar Kurulu kararı ile kurulan dir. Bu sayımızda da Yörüklerde fıkra anlayışı, Yö-
Türkiye-Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği ça- rüklerde kılık kıyafet, göç yolları, Yörük yurtları,
tısı altında, Toroslar Yörük Türkmen Federasyonu, Balkanlarda yörükler, Yörük ve Türk Mutfağı’nın
Seydikemer Yörük Türkmen Derneği, Fethiye Yö- çağdaş mutfağa etkileri gibi önemli konularla dop-
rük Türkmen Derneği ve Boğalar Yörük Kültür Yar- dolu olacaktır.
dımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından birlikte
organize edilmiştir. 20. şölenimizin teması “ŞEHİT- 1033 yılında Ebul Hasan Harakani ve 1071’de Sul-
LERE SAYGI” olacaktır. Zira bugün bağımsız bir tan Alpaslan’la Anadolu’ya giren, milletimiz bu top-
devletin çatısı altında hür ve bağımsız olarak yaşıyor rakların tapusunu canları ve kanları karşılığında al-
ve şölenlerimizi yapabiliyorsak bunu şehitlerimize mışlardır. Bu uğurda canları pahasına mücadele eden
borçluyuz. şehitlerimize minnet borcumuz vardır. Bu nedenle
Malazgirt’ten İstanbul’un Fethi’ne, Çanakkale’den
Bu sebeple şehitlerimize atfen, şölen alanı gi- Kurtuluş Savaşı’na, 15 Temmuz’dan Afrin’e tüm şe-
rişine mermer bloktan “ŞÜHEDA PINARI” yaptı- hitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz.
rılarak, yurt savunmasında şühedanın bitmeyen bir
kaynak olduğu vurgulanmış, “Aynı Kaynaktandır
Suyumuz, Aynı Millettendir Soyumuz” ifadesiyle
vecizleştirilmiştir.

Yine, Derneğimizin gayretleriyle 2.500 metre
mesafedeki Atlıdere Çayı’ndan şölen alanına cazi-
beli sulama suyu getirilmiştir. Şölen alanı ile Boğa-
lar Mahallesi arasındaki yol çınar ve sedir fidanla-
rıyla iki taraflı olarak ağaçlandırılmış, her bir ağaca
Muğlalı şehitlerimizin isimleri verilmiş ve yola “Şe-
hitler Yolu” adı verilmiştir.

YÖRÜKLERİN DOĞADAKİ TAMGALARI:

ORTA TOROSLAR’DAKİ BAZI

YURT YERLERİ

Dr. Öğr. Üyesi Fatih USLU

Akdeniz Üniversitesi Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi (YÖRKAM) Müdürü

ÖZET sıdır. Yurt yerleri Yörük aşiretle- Yörük aşireti üyeleri ile müla-
rinin doğadaki silinmeyen izleri katlar gerçekleştirilmiştir. Alan
Yörük kültürü esas itibariyle olarak her yıl aynı yere göç edil- araştırması sonrasında ofis ça-
konargöçer geleneğe bağlı olarak diğinin en önemli kanıtı olarak lışmalarına geçilerek elde edilen
devam etmektedir. Ancak burada karşımıza çıkmaktadır. Çalış- bilgiler mevcut literatür ile bir-
bahsi geçen “konargöçer” ifade- ma kapsamında nitel araştırma likte incelenmiş ve alan araştır-
si bazı mecralarda “yersiz, yurt- yöntemleri benimsenmiş olup ması sonuç raporları yazılmıştır.
suz” olarak algılanacak şekilde Muslu, Anamas, Küpe, Kuyucak
kullanılmaktadır. Ancak Yörük ve Yazılı yaylalarında alan araş- Elde edilen bulgular değer-
aşiretleri göç ettikleri yaylalarda tırmaları yapılmıştır. Alan araş- lendirildiğinde Yörük aşiretleri-
her zaman aynı alana yerleşmek- tırmaları sırasında yaylalarda ne ait yurt yerlerinin sahada uzun
te, bu alanlara yerleşim nesil- yer alan yurt yerleri incelenmiş, yıllardır yerleşildiğinin kanıtı ol-
den nesile devam etmekte ve bu fotoğraflar çekilmiş, gerekli gö- makla birlikte sosyal ve kültürel
yerleşim alanları “yurt” olarak rülen konularda notlar tutularak açıdan son derece önemli olduğu
adlandırılmaktadır. Dolayısıyla tespit edilmiştir. Bazı nedenler-
bazı mecralarda “konargöçer” den dolayı yurduna göçememiş
ve “göçebe” kelimesinin yanlış Yörük aşiretlerinin yaz aylarında
anlamlarda farklı algılar yarata- en az bir kez yurtlarına geldiği,
cak şekilde kullanılıyor olması yurtlarının hemen yanı başla-
eleştirilmesi gereken bir durum- rında yer alan mezarları ziyaret
dur. Yörükler, Türkistan coğraf- edip, ölmüşlerini andığı tespit
yasından Anadolu ve Rumeli’ye belirlenmiştir. Yurt yerlerinde
yerleşmiş konargöçer Oğuz boy- sıralanan taşlardan oluşan me-
larıdır. zarların Türkler’ in geçmiş dö-
nemlerde yaptıkları mezar taşları
Bu çalışmanın amacı Yörük olan balballara olan benzerliği
kültüründe göç ve yurt yerleri Orta Asya Türk geleneklerinin
arasındaki ilişkinin ortaya çıka- halen yaşatıldığının bir kanıtıdır.
rılması, Yörüklerin gelişi güzel Genel bir değerlendirme yapmak
konaklayan bir topluluk olarak gerekirse; yurt yerlerinin Yörük
algılanmasının önüne geçilmesi aşiretlerinin tarihi, sosyolojisi
için gerekli kanıtların sunulma-

YÖRÜKÇE 8 YAZ SAYISI 2018

ve hangi alanlara yerleştikleri deş değildir. İkinci tanım olan vardı, çünkü ırmak kenarı onun
konusunda önemli bilgiler sunan “Yörükler’in yazın veya kışın kışlağı ise dağda yaylağıydı”
doğal izler olduğu ve doğal ya- oturdukları yer” tanımı diğer ifadelerini kullanmıştır (Gökalp,
pısının bozulmadan korunması tanıma göre daha doğrudur. An- 1926).
gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. cak bu tanımda ise bilgi yanlışı
söz konusudur. Yurt Yörükler’in Bilge Kağan sekizinci yüzyıl-
GİRİŞ sadece yazın oturdukları yerdir. da Ötüken vadisinde bengü taşa
Yörük aşiretleri Nisan ortaların- “üstte mavi gök, altta kara yer
1. YÖRÜK KÜLTÜRÜNDE da geldikleri yurtlarından Eylül yaratıldığında ikisi arasına in-
ayı ortalarında “teke” diye tabir sanoğlu yaratılmış” yazdığında
YURT VE YURT YERİ ettikleri kışın oturacakları yer- Yörükler Orta Asya bozkırların-
leşim yerlerine dönerler. Yörük da, Ötüken ormanlarını kışlak,
KAVRAMI kültüründe yurt çadır anlamında Tanrı dağlarını yaylak, Orhun
kullanılmaktadır. nehrini sulak olarak kullanmak-
Çalışmanın bu bölümünde taydı. Gün gelip Anadolu fethe-
yurt ve yurt yeri kavramları ta- 1.2. Yurt Yeri Nedir? dilince, Orta Asya bozkırlarına
nımlanmıştır. Türk Dil Kurumu benzer şartları Toroslar’da bulan
ve literatürde yer alan bazı ta- Türk Coğrafyası’nda yayla- Yörükler, buraları yurt bilmiş,
nımlar üzerinden değerlendirme cılık alanında yapılan ilk araştır- Orta Asya kültürünü Anadolu
yapılarak konu hakkındaki te- maların önemli kısmını gerçek- kültürü ile de birleştirmişlerdir
rimsel karmaşaya dikkat çekil- leştiren Cemal Arif Alagöz yurt (Meydan, 2016).
miştir. yerlerini “yazın yüksek dağlara
çıkan Yörükler’in çadırlarını Yörük kültüründe yurt yeri
1.1. Yurt Nedir? kurdukları geniş meydan” olarak çadırların kurulduğu yer anlamı-
tanımlamaktadır (Alagöz, 1936; na gelmektedir. Günümüzde yurt
Yurt kelimesi, Türk Dil Ku- 1941; 1993). Büyük Türk düşü- yerleri iki farklı gurupta incele-
rumu tarafından dokuz farklı nür Sosyolog Ziya Gökalp ise nebilir. Bunlardan ilki yaylacılık
anlamda tanımlanmıştır. Bah- yurt yerlerinin coğrafi özellikle- faaliyetlerinin sürdürüldüğü yurt
si geçen tanımlardan iki tanesi rinin yanında kültürel ve tarihi yerleridir. Bu sahalarda yüz-
doğrudan Yörükler ile ilgilidir. boyutunu da ön olana çıkaran bir lerce yıldır devam eden iskan
Bu tanımlardan ilki “Göçe- tanım olan “Her Türk aşiretinin günümüzde aynı kültürel doku
be Türkler’in oturduğu çadır” bir ırmağı olduğu gibi birde dağı içerisinde devam etmektedir. İn-
şeklindedir. Görüldüğü gibi ilk
tanımda göçebe tabiri kulla- YAZ SAYISI 2018 9 YÖRÜKÇE
nılmaktadır ancak bu tabir Yö-
rük kültürü ile tam olarak öz-

celeme alanı olarak seçilen yurt ve öteki araçlarla yer değiştiren, mıştır. Bu tanımda “sabit bir yer”
yerlerinden Küpe, Kuyucak ve yerleşik olmayan (kimse veya ifadesi yer almadığı için Göçebe
Yazılı yaylalarındaki yurt yerleri topluluk), göçer, göçkün” ifade- ifadesi Yörük göç kültürünü ta-
bunlara örnek gösterilebilir. An- leri ile tanımlamaktadır. Burada nımlamaya daha yakındır.
cak bazı yurt yerleri yaylacılık “belirli bir yöre içinde” ifadesi
faaliyetlerinde yaşanan fonksi- oldukça önemlidir. Çünkü Yörük 2. YURT YERLERİNİN
yonel değişmelerden dolayı gü- aşiretleri göçlerini kışın yerleş-
nümüzde iskân edilmemektedir. tikleri yerden (teke) nesiller bo- SEÇİLMESİNDE ETKİLİ
Bu sahalara Anamas ve Muslu yunca yurt tuttukları yaylalara OLAN COĞRAFİ
yaylalarında yer alan yurtlar ör- gerçekleştirmektedir. Yörük göç
nek gösterilebilir. kültüründe gelişi güzel konakla- ÖZELLİKLER
ma anlayışı söz konusu değildir.
1.3. Göçebe ve Konar Konar göçerlik ifadesi Türk Dil Yayla kavramını ortaya çıka-
Göçerlik Kurumu sözlüğünde “Göçebe ran temel Coğrafi unsur yüksel-
bir hayat süren, bir yere sürekli tidir. Bilindiği üzere yükseklere
Türk Dil Kurumu göçebeli- yerleşmeyen (aşiret, oba vb.), çıkıldıkça sıcaklık düşmekte,
ği “Değişik şartlara bağlı olarak göçerkonar” şeklinde tanımlan- nem değerleri azalmakta ve yay-
belli bir yöre içinde çadır, hayvan la olarak tabir edilen sahalara
özel ekolojik şartlar ortaya çık-
YÖRÜKÇE 10 YAZ SAYISI 2018 maktadır (Darkot, 1943; Erinç,
1996). Orta Toroslarda 1000
– 2500 metre aralığında çok sa-
yıda yayla bulunmaktadır (Ala-
göz, 1936). Bu yaylalar çeşitli
Yörük aşiretleri tarafından yurt
olarak iskân edilmektedir. Bir
Yörük aşireti tarafından geçmiş
dönemlerde yurt tutulan bir yay-
lanın iskanı nesilden nesile de-
vam etmektedir (Seyirci, 2003).
İnceleme sahası olarak seçilen
yaylalardan Muslu ve Anamas
yaylaları yüzlerce yıldır Karaha-
cılı Yörük Aşireti tarafından yurt
edilirken, Küpe, Kuyucak ve
Yazılı yaylaları Bozahmetli Yö-
rük Aşireti tarafından yurt edil-
mektedir. Bahsi geçen yaylalar-
dan Muslu 1740, Anamas 1650,
Küpe 1830, Kuyucak 1600, Ya-
zılı 1680 metre yükseltide yer
almaktadır.

Toroslar’da yükselti kısa me-
safelerde büyük farklılık gös-
termektedir. Buna bağlı olarak
farklı yükselti kuşakları ve farklı
türden bitkilerin yaşaması için
özel ekolojik koşullar ortaya
çıkmaktadır (Atalay, 2011). Yurt
yerlerinin belirli bir yükseltide
olması yurt çevresinde yer alan
otlakların gür ve çeşitli bitki top-
luluklarından oluşmasını sağla-
maktadır. Aynı zamanda yüzey
akışlı sulardan mahrum olan
yaylalarda yaşayan Yörüklerin
su ihtiyaçlarını karşıladıkları en
önemli kaynak yöre dilinde kar

çukuru, coğrafi olarak ise dolin seçilmektedir. diği yurt yerleri olarak iki guruba
olarak tanımlanan karstik erime ayrılarak incelenebilir. Yerleşi-
çukurlarıdır (Atalay, 2011). To- Yurt yerlerinin seçilmesinde min devam ettiği yurt yerlerinde
roslar üzerinde 1.500 metreden “manav” diye tabir edilen yerli Yörük kültürü en karakteristik
sonra yayılış göstermektedir. Bu halkın yaşadığı ilçe ya da köy özellikleri ile yaşatılmaya devam
durumda yüksek yaylalarda bu- merkezlerine yakın olmak bir etmektedir. Fakat günümüzde
lunan yurt yerleri kar çukurlarına diğer önemli kriterdir. Sağlık bazı yurt yerlerine yerleşim dur-
erişmek için de elverişli imkan- hizmetleri, Yörük çocuklarının muştur. Çünkü son 20 yıllık sü-
lar sunmaktadır. eğitimi, alışveriş ve diğer hiz- reçte yaylacılık faaliyetlerinde
met sektörlerinden yararlanmak meydana gelen bazı fonksiyonel
Orta Toroslar üzerinde bu- için yurt yerlerinin yakınlarında değişiklikler ile Yörük aşiretleri-
lunan yurt yerleri genel olarak bir yerleşim birimi olması önem- nin ekonomik kaygılar nedeniy-
eğim değerlerinin az olduğu li bir tercih sebebidir. Toroslar le hayvancılık faaliyetlerine son
uvala ve polye tabanlarında yer Türkiye’nin yükselti ve eğim vermesi bazı yurt yerlerine yer-
almaktadır. Hayvanların barınak değerleri bakımından en zorlu leşilmemesine neden olmuştur.
alanlarının oluşturulması, çadır- koşullara sahip sahalarındandır. Ancak yerleşimin sona ermesi
ların kurulması ve ulaşım im- Bu durum yaylacılık faaliyetle- yurdun tamamen terk edilmesi
kanları açısından diğer sahalara rini dolayısıyla yurt yerlerinin anlamına gelmemektedir. Ma-
göre daha uygun şartlar sunan seçilmesini etkileyen önemli bir nevi ve kültürel duygularının
polye ve uvala tabanları ile plato unsurdur. Ulaşımı kolay olan yanında yer duyguları da son
yüzeyleri yurt yerlerinin kurul- yurt yerlerine hayvan sürüleri ile derece güçlü olan Yörük’ler yaz
ması için uygun alanlar olarak göç etmek daha kolay ve güven- aylarında yaylaya yerleşmese-
seçilmiştir. Ayrıca inceleme ala- li olmaktadır. Ayrıca tekeye göç ler bile yılda en az bir kez eski
nı olarak belirlenen beş yaylanın zamanı yaklaştığında yaşanabi- yurt yerlerini ziyaret etmekte,
tamamında yer alan yurt yerleri lecek ani kar yağışları durumun- yurt yerlerinde bulunan ata me-
kuzey bakıya kurulmuştur. Çün- da hayvanlar telef olmadan yurt zarları başında dua etmekte ve
kü Toroslar’ın hâkim bakı yönü yerini hızlı şekilde boşaltmak genç aşiret üyelerine geçmişleri
güneydir. Güneş ışınlarının gü- için ulaşımı kolay olan yerler hakkında bilgi vermektelerdir.
nün büyük kısmında güneyden yurt yeri olarak seçilmektedir. Bu durum eski yurt yerlerinin
gelmesi dağların güney kısmın- kültürel kimliğinin korunmasına
da yer alan yurt yerlerindeki ot- 3. YURT YERLERININ katkı sağlamakla birlikte Yörük
lakların kısa sürede sararmasına aşiretlerinin ne kadar sağlam bir
neden olmaktadır. Kuzey bakıda SOSYO KÜLTÜREL ÖNEMİ sosyo kültürel dokuya sahip ol-
yer alan otlaklar nemlilik, daha duklarını göstermektedir.
düşük sıcaklık ve diğer ekolojik Yurt yerleri yerleşimin de-
şartlardan dolayı daha uzun süre vam ettiği yurt yerleri ve sona er- YAZ SAYISI 2018 11 YÖRÜKÇE
kullanılabilmektedir.

Yayla alanları çevresine göre
yüksek alanlardır. Bu durum
yayla ve yurt yerlerinin kıyı ke-
simlerinden daha serin olması-
na neden olmaktadır. Ortalama
200 metrede 1 oC azalan sıcaklık
yayla yerlerinde özel ekolojik
koşulların oluşmasına neden ol-
maktadır. Bir bölgenin yurt yeri
olarak seçilmesinde çevresine
ve Yörük aşiretlerinin geldikleri
kıyı bölgelerine göre daha serin
olması en önemli kriterler arasın-
dadır. Ayrıca yüzeysel akışın son
derece zayıf olduğu Toroslarda
karstik kaynak yakınları diğer
doğal ortam şartlarının uygun ol-
ması durumunda yurt yeri olarak

Anamas Yaylası’nda yerleşilmeyen ve yerleşimin devam ettiği iki yurt yeri sürdürmüşler, muhtarlıklar ara-
cılığıyla merkezi otorite ile ara-
İnceleme alanı olarak seçilen linde gösterilmektedir. Ancak larındaki bağı devam ettirmişle-
Küpe, Kuyucak ve Yazılı yay- Yörük aşiretleri gelişi güzel ko- ridir. Nitekim 1945/50 yıllarında
larında yer alan yurt yerlerine naklayan, sabit bir yaşam yeri aşiretlerin tüzel kişilikleri alına-
yerleşim sürerken, Anamas ve olmayan ve geçim sıkıntısı nede- rak aşiretler yerleşik unsurlara
Muslu yaylalarında yer alan yurt ni ile ülkenin dört bir yanına göç dönüşmüşlerdir. Aşiret kimliği
yerleri Karahacılı Yörük Aşire- eden topluluklar değildir. Yörük ile hem tüzel hüviyetleri olan
ti üyelerinin ekonomik kaygı- aşiretlerinin konargöçer yaşam hem de konargöçer olarak ya-
ları ile hayvancılığı bırakması şekli Orta Asya Türk gelenek- şamlarını sürdürme fırsatları olan
ve çadır yaşantısını terk ederek lerinin doğal bir sonucudur. Bu Yörükler açısından yurt yerleri-
Konya’nın Beyşehir, Seydişehir konudaki algı yanlışlarının dü- nin önemi oldukça fazladır. Zira
ilçeleri ile Isparta’nın Eğirdir zeltilmesi Yörük kültürü kadar son aşiretlerin muhtarlık mühür-
ve Aksu ilçelerinden sabit mes- Türk Tarihi’nin doğru anlaşılma- lerini teslim tarihleri 1950’li yıl-
ken satın almaları ile yerleşime sı bakımından önemlidir. lardır. Ondan önceki dönemlerde
kapanmıştır. Ancak daha önce yerleşik olmayan aşiret mensup-
de belirtildiği gibi yurt yerleri- Türkistan’ın coğrafi tanım- ları için tapu ve n iskân konuları
ne artık yerleşilmiyor olması o laması olan Orta Asya’dan önce da çok net bir anlam ifade etme-
sahaların tamamen terk edildiği Horasan’a ardından Anadolu ve mektedir. Binaenaleyh, Osmanlı
anlamına gelmemektedir. Rumeli’ye gelerek bu bölgeleri döneminde tapu kayıtları çok net
yurt edinen Oğuz Ata’nın çocuk- tutulmadığı için yayla sınırları-
nın belirlenmesinde yurt yerleri
ve mezar taşları iz hüviyeti taşı-
dığından önemli bir belge niteli-
ği taşımaktadırlar.

Orta Toroslarda yaşayan Yö-
rüklerden bir örnek verecek olur-
sak Bozahmetli Aşireti, kışın An-
talya yazın Konya il sınırlarında
konargöçer yaşayan bir Yörük

Yazılı Yaylası yakınlarında eski ve yeni yurt yerleri yan yana yer almaktadır.

SONUÇ ları Yörükler yaklaşık bin yıldır
Orta Toroslarda varlığını sürdür-
Günümüzde bazı yayın or- mektedir.
ganları ve gazete mecraları tara-
fından Yörük aşiretleri “yersiz, Selçuklu ve Osmanlı dönem-
yurtsuz” olarak yaşayan, sürekli lerinde genellikle aşiret kimliği
göç halinde olan ve ekonomik ile tüzel bir hüviyet kazanan Yö-
kısıtlıklardan dolayı konargöçer rükler cumhuriyetin ilk yılların-
bir yaşam sürmek zorunda şek- da dahi aşiret olarak varlıklarını

YÖRÜKÇE 12 YAZ SAYISI 2018

Kuyucak Yaylasında yer alan eski bir geçmesi halinde bile günümüz- ğışların Dağılışı. Türk Coğrafya Der-
yurt yeri ve yakınındaki mezarı ziyaret de geleceğimizin teminatı olarak gisi, Sayı: 2. s. 138-159.
durmaktadır.
eden Yörük Doğanay, H. (1997). Türkiye Be-
KAYNAKÇA şeri Coğrafyası. Ankara: Milli Eğitim
grubudur. 1950 yılına gelinceye Bakanlığı Yayınları.
kadar Orta Toroslarda tam ko- Alagöz, C. A. (1936). Anadolu’da
nargöçer yahut yarı konargöçer Yaylacılık. CHP Konferanslar Serisi I, Doğanay, H., & Çoşkun, O.
bir hayat tarzı belirleyen aşire- Ankara. (2013). Türkiye Yaylacılığındaki De-
tin muhtarlık mührüne devrin ğişme Eğilimleri ve Başlıca Sonuçları.
Manavgat Kaymakamı Musli- Alagöz, C. A. (1941). Yayla Tabiri Eastern Geographical Review, Sayı:
hiddin Yılmazmete tarafından Hakkında Rapor. Ankara: Birinci Coğ- 30, 1 - 28.
el konulmuş ve aşiret bölgedeki rafya Kongresi: Raporlar, Müzakere-
köy ve kasabalara zorunlu iskân ler, Kararlar. s, 150 - 157. Erinç, S. (1996). Klimatoloji ve
edilmiştir. Bazı aşiret mensupları Metodları. İstanbul: Alfa Basım ve
köylere ve kasabalara yerleşmiş Alagöz, C. A. (1993). Türkiye’de Yayın Dağıtım.
bazıları da nüfuslarını herhangi Yaylacılık Araştırmaları. Ankara Üni-
bir yerleşim merkezine aldır- versitesi Türkiye Coğrafyası Araştır- Gökalp, Z. (1926). Türk Medeni-
makla birlikte yerleşik hayata ma ve Uygulama Merkezi Türkiye yeti Tarihi. İstanbul.
geçmeye diren mişler ve konar- Coğrafya Dergisi.
göçer yaşama devam etmişlerdir. Meydan, A. (2016). Dünden Bu
Günümüzde sayıları çok az sa- Atalay, İ. (1986). Uygulamalı Güne Sebil Yörükleri. Ankara: Pegem
yıda olsa da konargöçer yaşam Hidrografya. İzmir: Ege Üniversitesi Akademi.
tarzını devam ettiren obalar da Yayınları.
mevcuttur. Bu aşiretin yaylakla- Seyirci, M. (1997). Manavgat Yö-
rından bazıları küpe, kuyucak ve Atalay, İ. (2011). Türkiye’de rüklerinin Göç Yolları. İstanbul: TFA.
yazılı yaylalarıdır. Bu yaylalarda Karstlaşma ve Karst Ekolojisi. Türk
aşiret mensuplarına ait yurt yer- Coğrafya Kurumu Yayınları, Sayı: 6, Seyirci, M. (2003). Ege Yörükleri.
leri bir belge hüviyeti taşımakta Sayfa: 202 - 222. İstanbul: Derin Yayınları.
ve Torosların zirvelerinde bir
mühür gibi durmaktadır. Darkot, B. (1943). Türkiye’de Ya- Türk Dil Kurumu İnternet Sayfası:
http://www.tdk.gov.tr/
Sonuç olarak yurt yerlerinin
varlığı hukuki açıdan bir tapu ni- KüpeYaylasındaki hayvancılık faaliyetleri ve yurtlarını ziyaret eden Bozahmetli’ler.
teliği taşımakla beraber, bu böl- YAZ SAYISI 2018 13 YÖRÜKÇE
gelerin bir Türk yurdu olmasının
teminatı niteliğindedir. Çeşme-
ler, mezarlar ve yurt yerleri Yö-
rük obalarından geriye kalan
izler olarak karşımıza çıkmakta
ve tapuların bir başka guruplara

YÖRÜKLERDE GİYİM

KUŞAM KÜLTÜRÜ

Emine DALICI

Mardin Artuklu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Araştırma Görevlisi

Modernite ya da post “Biz kimiz?” sorusuna giden ilk basamaklardan biridir. Yal-
modernite, başka bir “yol”da, yürümek ve yörükler nızca yürümek fiiliyle yörüklüğü
kültüre ait olan, ama üzerine düşünmek... Yol, yolda anlamaya ve anlatma çalışmak
bugün bizim de tanıdığımız ve olmak ve yörük. Yörükler üze- eksik bir anlatı oluşturacaktır.
sakini olduğumuz bir manzara- rine yazı yazmak yolda olmanın “Durma” eyleminin de yürüme-
nın adıdır. Bu manzara, özellikle getirileri üzerine düşünmeyi zo- nin önemli bir parçası olduğunu
dünyanın kutsallığından arındı- runlu kılmaktadır. Çünkü yolda bilerek yörüklük kültürüne bak-
rılması olgusu üzerinden, hayat- olmak gerek ruhsal, gerek fizik- mak gerekmektedir. Kara Çadır,
larımızı şekillendirmede önemli sel anlamda çok şey ifade etmek- Kıl Çadır, Dört Direkli Çadır, Üç
bir rol oynamaktadır. İleri ka- tedir. Sabit bir yere ait olmadan direkli çadır, Beş Kanatlı Çadır,
pitalizm, ulus-aşırı iletişim en- bütün yerlerin bir parçası olmak, Yedi Kanatlı Çadır, Bağ, Urgan,
düstrileri ve ağları, kent, tarihin sürekli devinim halinde ama ben- Kazık, Söğen, Direk, Çanak, Ba-
sonu, kutsalın sonu, milenyumun zer bir akışta yolun bir parçası kara, Bastırık, Sitil, Keçe, Ala
sonu, eskatolojilerin sonu, kolay olmayı anlamak belki de Yörük- keçe, Ocak, Ocak taşı, Yurt, Yurt
seyahatlerin içerdiği o sürekli leri ve yörüklüğü anlamak için yeri. vs. gibi kelimelerin ne ifa-
anlamsal erteleme ve müphem- de ettiğini bilmek bir diğer basa-
lik, hızlı küreselleşme olguları maktır.
ve tartışmalarının karmaşasında
“biz kimiz” sorusu, gitgide daha Yörük nedir? diye Büyük La-
sorunlu ve alakasız bir hale gel- rousse ansiklopedisine baktığı-
mektedir. Günümüzde bir virüs mız zaman, “Yörük, Orta, Güney
gibi hızla yayılan bilgi ile ‘fark- ve Batı Anadolu ile Rumeli’de
lı dünyalar arasında köksüzlük konargöçer yaşamı sürdüren,
duygusu içinde, bir o kadar her Türkmen boylarından olan kim-
şeye aitken hiçbir şeye ait olama- selere 14. Yüzyılın sonlarından
ma duygusu’ nun insanda yarat- itibaren verilen bir ad olarak
tığı derin dehşet hissi ve bitmek kaydedilmektedir ”(Larousse, c:
bilmeyen anlam arayışı postmo- 24). Yörük kimdir? üzerine yapı-
dern dönem insanının en önemli lan diğer tanımlara baktığımızda
sıkıntılarından biridir. İnsanlar “Anadolu ve Rumeli’de konar-
nesnelerde, şeylerde yeniden göçer hayatı benimsemiş Türk
yorumlanmayla, yeni anlamlar topluluklarına verilen “Yörük”
bulmaya belki de, kaybettiklerini adı; ilgili alandaki çalışmalara
düşündükleri şeyleri geri getir- göre “yürümek” sözcüğünden
meye çalışmaktadır. türemiş (Kadri, 1942: 834), daha
sonra ise göçebe halkı betimle-

YÖRÜKÇE 14 YAZ SAYISI 2018

mek için kullanılır hale gelmiş- kında çok fazla bilgi içermekte- 1978, Emine Dalıcı aile arşivinden
tir (Sami, 2004:1560). Bu görü- dir. Bu bildirinin amacı ayrıntı-
şü kabul etmeyenler ise, yürük lara girildiğinde bir kitap konusu kaynaklarında geçen Türkmen
kelimesinin aslının “Yüğrük” olabilecek bu konuyu, ayrıntılara tabiri, bu açıdan değerlendiril-
olduğunu, bu tabirin sıfat halin- girmeden üzerinde daha fazla mediği takdirde yanlış sonuçla-
de ileri, medeni, bilgili, cins ve akademik çalışma yapılması ge- ra ulaşılacaktır ). Osmanlılar ise
saf anlamlarına geldiği gibi halk rektiğinin önemini gündeme ta- kendi konargöçerlerini (aslında
arasında kabiliyetli, dirayetli, şımaktır. Türkmenlerini) rekabet halinde
cesur anlamlarına da geldiğini oldukları bu Türkmen beylikle-
kaydetmektedirler”(Eröz, 1965: 16. yy Osmanlı kayıtlarında, rinin tebaasından ayırmak için
121: Doğan, Doğan). Yörük Kızılırmak’ın batısında göçer ha- “Yörük” olarak adlandırmıştır (
terimine de ilk defa Yazıcıoğlu yat yaşayan gruplar Yörük olarak Sakin, 2009, 43-48). Söz konusu
Ali’nin kitabında (Tarih-i al-i anılırken; Kızılırmak’ın doğusu Türkmen beyliklerinin toprakları
Selçuk) rastlanılmıştır. “Sahra ve güneyinde kalan yeni fethe- Osmanlı hâkimiyetine girmesin-
nişin ve göçküncü, yani yaban dilmiş bölgelerdekilere Türkmen den sonra bölgedeki konargö-
yurtlu ve Yörük” sözlerini kul- denmiştir. Bu yaklaşımın kay- çer halk için Türkmen tabirinin
lanmıştır. Yine aynı yazar “Yö- nağı, anılan bölgelerin Osmanlı kullanılmasına devam edilmiştir
rük evi” kelimesini kullanmıştır sınırına dâhil edilmesinden ön- (Sümer, 1949, 509- 522). Ancak,
(Sümer, 1950: 518). Ayrıca Ger- ceye dayanır. Kızılırmak’ın do- Türkmen tabirinin artık siyasi
miyanoğlu Ali ġah, Osman Gazi- ğusunda ve Güney Anadolu’da mahiyeti kalmadığından kay-
ye Yörükoğlu tabirini kullanmış- hâkim olup Osmanlı ile çatış- naklarda Türkmen ve Yörük ta-
tır (Sümer, 1950: 518). ma ve rekabet içerisinde olan birleri birbirleri yerine kullanılır
Akkayunlu, Karakoyunlu ve olmuştur (Çetintürk, 1943, 112).
“Biz kimiz?” sorusuna bütün Dulkadırlı gibi beylikler, genel Aslında, Türk, Türkmen, Manav,
bu tanımlamalarla birlikte, keli- olarak “Türkmen” olarak isim- Yörük, Çepni, Tahtacı, Alevi,
meleri kullanmadan bir anlatı pa- lendirilmiştir. Türkmen tabiri bu Kızılbaş adları ile anılan toplu-
nosu olan beden ve giysi üzerin- dönemde siyasi bir mahiyet taşı- luklar arasında kavmi hiçbir fark
den bakmak ve üzerinde yeniden maktadır (sözü edilen Türkmen yoktur; hepsi Oğuz elinden gel-
düşünmek çalışmanın amacını devletlerinin Osmanlıya katılma- miştir( Sakin, 2009, 40)
oluşturmaktadır. dan önceki döneme ait Osmanlı
16. yüzyılın başlarında Ana-
Giyim, insanın doğa koşu- Geleneksel gelin kostümü, Keles İlçesi dolu, Kuzey Irak ve Suriye’deki
larına karşı kendini korumak (Bursa) güneyinde Karakeçeli (Yörük) Türkmen teşekkülleri aşağıdaki
için ortaya çıkmış bir olgu olsa köyünden. Köy (kırsal) tarzı, ca. 20
da zamanla toplumdan topluma yüzyıl. (Kavak kostüm koleksiyonu - YAZ SAYISI 2018 15 YÖRÜKÇE
çeşitli durumların ve değerlerin
etkisiyle çeşitlenmiştir. Yaşanı- Antwerpen/Belçika).
lan coğrafya, iklim, ekonomi,
din, toplumsal yapı, kültür, ham-
madde, üretim olanakları gibi
nedenler giyimdeki çeşitliliği
arttırmıştır. Günümüzde giyim
kuşam kültürüne daha evrensel
bir gözle bakılması gerekse de
geleneksel öğeler içeren giyim
kuşamlar bize ait olduğu toplu-
lukla ilgili pek çok veri sunabil-
mektedir. Kullanılan renklerden,
takılan aksesuarlara kadar her
şey bir anlatı olabilir. Anlatının
değişkenliği bizi sürekli ayrıntı-
lara götürmekte ve dikkatimizi
kıyafetin güzelliğinin ötesinde
anlattıklarına çekmektedir. Yö-
rüklerin geleneksel kıyafetleri de
Yörükler ve kim oldukları hak-

şekilde dağılım göstermektedir Geleneksel Şenlik Kostümü. Nişanlı kız.
(Sakin, 2009, 41-52). Bursa’nın güneyinde Keles İlçesi Karakeçili Yörük-
leri. Köylerdeki Giyim tarzı: CA. 1950-1985. Bazı
1- Batı Anadolu, Ankara ve köylerde nişanlı kızlar ‘arkalık’ (üçgen waistcloth)
Alanya Yörükleri yerine kalça arkasında (ve aynı zamanda: ‘önlük’
üstüne / önlük, yerine altında ) giyerler. (Kavak
a- Alanya Yörükleri kostüm koleksiyonu - Antwerpen/Belçika).
b- Ankara Yörükleri
c- Aydın ve Saruhan Yörükleri a- Bozuluş Türkmenleri man geniş bir coğrafyanın zihin-
d- Biga sancağı 6 - Çukurova ve Suriye bölgesi lere gelmesi açısından önemlidir.
e- Bolu sancağı a- Çukurova Türkmenleri Kişi kültürün ürünüdür. Trompe-
f- Bursa (Hüdevandigar) Sancağı b- Halep Türkmenleri nars, kültürün ne anlama geldiği-
g- Karasi Sancağı c- Yeni İl Türkmenleri ni anlatabilmek için onu bir so-
h- Kütahya Yörükleri ğanın katmanlarına benzetmiştir.
i- Menteşe Yörükleri Bu dağılım yürük dendiği za- Dıştaki katman yani gözlemle-
j- Teke Sancağı Yörükleri nebilir katman, insanların hangi
2- Konya, Kayseri, İçel Bölgesi kültürel ögelerle öncelikli olarak
a- Aksaray sancağı etkileşim içerisinde olduğunu
b- İçel Yörükleri gösterir. Gözlemlenebilir öge-
c- Kayseri sancağı ler olarak giyim, yemek, dil ve
d- Konya ve Larende Sancakları yerleşim biçimi bunlar arasında
e- Niğde Sancağı sayılmaktadır. Ortadaki katman
3- Karadeniz Bölgesi Yörükleri ise toplumların sahip oldukları
4- Maraş, Yozgat ve Kırşehir norm ve değerleri ifade etmekte-
Bölgesi dir. Soğanın en içteki kısmını an-
a- Dulkadırlı Türkmenleri lamak ise diğer kültürlerle başarı
b- Boz-ok Türkmenleri ile çalışılmasında anahtar işlevi
5- Diyarbakır ve Güneydoğu görmektedir. Bu kısımda, toplum
Anadolu içerisinde evrim süreci ile oluşan
bir ok kural ve metod bulunmak-
tadır. Toplumlar yüz yüze geldik-
leri problemleri bu kurallar ara-

Geleneksel festival şapkaları: Bursa’ nın
güneyinde Keles İlçesi Karakeçili Yörükleri.
Köylerdeki Giyim tarzı: 20.y.y.

Geleneksel gelin kostümü: Keles cılığı ile çözerler (Trompenars,
İlçesi (Bursa) güneyinde Karakeçeli 1997, 42). Giyim kuşam, gelişim
(Yörük) köyünden. Köy (kırsal) tarzı, 20 sürecinde geniş kültürel işlevler
yüzyıl. Göğsü süslü üç katman vardır: yüklenmiş bir olgudur. Ekolojik
(gömlek), bir ‘iç yelek’ ve bir ‘dış yelek’ koşulların, toplumsal ve kişi-
(iç-dış korse). Bu üç üzerinde dördüncü sel değer yargılarının, törelerin,
bir giysi giyilir: kırmızı ‹güdük› (kapito- kültürel ve ekonomik koşulların
ne yelek). (Kavak kostüm koleksiyonu biçimlendirdiği önemli bir kül-
- Antwerpen/Belçika) türel öge aynı zamanda kültürün
taşıyıcısıdır (Erden,1998, 6). Gi-
yim kuşam ve süslenmeleri milli
karakterler taşıyan geleneksel
çizgiler ihtiva eden sembollerdir.

Giysi kimliğin inşasında bir
kimlik dilidir. Bu yönüyle etnik
bir aidiyetin simgesidir. Bu sem-
bollerin okunaklı hale gelmesin-
de renkler ve motifler ayırt edici
özellikler durumundadır. Yörük-
lerin yaylak kışlak yaşam biçim-

YÖRÜKÇE 16 YAZ SAYISI 2018

ları bazen birbirinden çok uzakta
bulunmaktadır. Genellikle hay-
vancılıkla geçinen Yörükler, sü-
rülerine otlak bulma endişesiyle
göçebe bir hayat yaşamak duru-
mundalardır. Otlak ve su bu bul-
mak yaşam tarzlarının temelini
teşkil etmektedir. Coğrafi koşul-
lar, geçim örüntüleri toplumsal
değer ve ön kabullerin kendine
has bir mesajla donatıldığı düşü-
nülmektedir. Söz konusu mesaj
içeriklerini yorumlamak ancak
kültürel bağlanma ve aşinalıkla
mümkündür.

Yörüklerin hayatlarının en
mühim unsurlarından başta ge-
leni çadırlardır. Diğer önem arz
eden vasıtalar at ve deve gibi bi-

Geleneksel festival kostüm: Geleneksel festival şapkalar: Bursa’ Bilecik-Söğüt bölgesinde Yörük kö-
Bursa’nın güneyinde Keles İlçesi Kara- nın güneyinde Keles İlçesi Karakeçili Yö- yünden halkın milis geleneksel kostümü.
keçili Yörükleri. Köylerdeki Giyim tarzı: rükleri. Köylerdeki Giyim tarzı: 20 yüzyıl. Geç-Osmanlı, yaklaşık 1900. Kostüm
(Kavak ardından Ekibi & kostüm kolek- erkekler, il yıllık Yörük festivallerine ka-
20 yüzyıl. Resmi ilk defa 1970’lerde siyonu-Antwerpen/Belçika). tıldıkları zaman hala kullanılmaktadır.
yayımlandı. Bu kostümün halk dansları grupları tara-
Geleneksel şenlik kostümleri: Bur- fından giyilen kopyaları vardır.
Geleneksel damat/Festival kostüm: sa’ nın güneyinde Keles İlçesi Karake-
Bursa’nın güneyinde Keles İlçesi Kara- çili Yörükleri. Köylerdeki Giyim tarzı: 20 nek vasıtası ve eşyalarını naklet-
keçili Yörükleri. Köylerdeki Giyim tarzı: yüzyıl. (Kavak ardından Ekibi & kostüm mede kullandıkları hayvanlardır.
20 yüzyıl. Ekler: (üst) dikiz; üç (aşağı) ge- koleksiyonu-Antwerpen/Belçika). Yörüklerin maddi kültürün en
lecekteki kocası kız tarafından verilen önemli taşıyıcılarından biri olan
öğeleri işlemeli: küçük bir üçgen nişan geleneksel giysileri bu yaşam
‘kese’ (çanta), bir ‘peşkir’ (el havlusu, şartları etrafında şekillenmiştir.
bel kemeri yıpranmış) ve bir kare ‘işlevi Aynı zamanda hayvancılıkla uğ-
kesesi’ (tütün kesesi). (Kavak kostüm raşan Yörükler gömleğinden çu-
koleksiyonu-Antwerpen/Belçika). valına kadar her şeyini kendileri
dokur; aşiret çerçevesinde kendi
leri giyim tarzını şekillendiren en kendine yeten hayat sürdürmüş-
önemli unsurlardan biri olmuş- lerdir.
tur. Yörüklerin, yaylak ve kışlak-
İktisadi faaliyetleri, hayvan-
cılık, avcılık, dokumacılık, deri-
cilik, mızrak, ok gibi silah yapı-
mı (demircilik) (Sakin, 2009, 60)
çevresinde şekillenen Yörüklerin
hareketli ve çetin şartlarda geçen
yaşantıları giyim kuşamlarını şe-
killendiren unsurlardır.

Genel Çerçevede;

Erkekler ; Boyuna bağlanan
Yörük keyfiyesi (Orta Asya’dan
Anadolu’ya uğurlunan öncü
Türklere kendilerini daha kolay
tanıtmaları için bir nişane olarak

YAZ SAYISI 2018 17 YÖRÜKÇE

Muğla Milas Çomakdağ Yörükleri

Geleneksel şenlik kostümü: Bursa’ Günyurdu Köyü şenlik kostümü ayakkabı).
nın güneyinde Keles İlçesi Karakeçili Yö- (eski: Bakraz) Köyü (Bilecik il). 20. yüzyıl,
rükleri. Köylerdeki Giyim tarzı: 1950-1985. ama bölgede yapılan yıllık Yörük şenlik- Kadınlar; başa bağlanan
(Kavak kostüm koleksiyonu - Antwerpen/ leri esnasında hala kullanılmaktadır. fındıklı yağlık, alına bağlanan
Belçika). kırmızı, mor, yeşil alın çekisi,
ebem kuşağı (gökkuşağı) renkle- 40’lık (alına bağlanan 37 gü-
Yaşlı bir Yörük kadın Ayvacık ala- rinden oluşan özel boyun bağı), müş 3 altın), nazar boncuğundan
nından (Çanakkale ilinin güneybatı böl- Kuşak (bele bağlanan nakışlı ve örülü beyaz, gök, yeşil boncuk
gesi). (2010). nakışsız bellik), Yelek (cepken) , sarmalı, beşli (Boyuna takılan 1
YÖRÜKÇE 18 YAZ SAYISI 2018 Körüklü şalvar ,Yün çorap, çarık beşibirlik veya beşli, 2 kırmızı li-
(kundura). raya reşat altını da denilir, önlük
(etek önüne bağlanan mavi üze-
Kızlar; Başa bağlanan Fın- rine kırmızı tahtalı bez), önlük
dıkla Ağar yağlık(baş örtüsü), üç bağı (bele bağlanan nakışlı do-
çeki burma (kırmızı, beyaz, yeşil kuma ip), Kuşak(Nakışlı bellik),
renklerde alınlık, alına bağlanan Ala çorap, çarık(kundura veya
40 gümüş çeyrek(1 (bir) para 40 ayakkabı).
adet)lik alınlık, Sarka( yelek), üç
etek (entari), Nakışlı yün çorap Börk külah yaşmak nikab
(ala çorap), çarık (daha sonraları cübbe çuha veya çuka, hilat,
kunduraya geçmiştir). kaftan kuşak kürk şalvar edik
paşmak(başmak) sermuze ve
Gelinler ; başa bağlanan ağar sokman Dede korkut kitabında
yağlık (sarı iplik nakışlı baş ör- geçen giyim kuşam unsurlarıdır
tüsü), Çeki ( 6 renkten kırmızı, ( Gökyay, 2006,1134)
beyaz, yeşil, sarı, mavi, mor’dan
oluşan alınlık süsü ), kırklık (alı- Yörüklerin geleneksel giyimi
na bağlanan 38 gümüş 2 altın atlı göçebe giyimidir. Kıyafetler-
dizili para), Zıbın (İşlemeli Ye- de en önemli parça pantolondur.
lek), Peşkir (kırmızı beyaz ön- Genelde kısa çok nadir de olsa
lük), alaca çorap, çarık (kundura uzun kaftan ve kemer kullanıl-
maktadır. Pantolon genel olarak
çizme ya da bot benzeri bir ayak-
kabının içine sokulmaktadır. Ka-
dın ve erkek giyimi benzer ana
unsurlardan oluşur. Kaftan, pan-
tolon, kemer ilave unsurlar: içlik
(yada içliğe benzer bir giysi) ve
çizme, pabuçtur. Kadın ve erkek
kıyafetleri arasında birkaç ayrın-
tı dışında çarpıcı farklar yoktur.
Bu durum kadının sosyal hayat
içerisinde ve at üstünde olmasıy-
la ilintilidir.

Kıyafetler genellikle vücuda tılarında ayrıcalıklar görülmek-
oturan modellerdir. Başlarında tedir. Kadın giyimi medeni duru-
börk, vücutlarına kaftan, altına ma göre farklılık göstermektedir.
hırka, gömlek ve şalvar yahut
potur, ayaklarına çizme ve ya SONUÇ VE ÖNERİLER
ayakkabılarla tamamlanmakta-
dır. Bunlardan başka kuşak ke- Yürüklük yaşam kültürünü
mer uçkur mendil eldiven gibi devam ettirenlerin sayısı olduk-
kıyafet çerçevesine giren unsur- ça azalmıştır. Şuan o yaşam bi-
lar vardır. çimini sürdürmese de onu yaşa-
mış kişilerin varlığı görsel giyim
Giysilerin kumaşları, yün, kodlarını hala canlı tutmaktadır.
ipek pamuk karışımı ve ipek ka- Çiçekli şalvar ve oyalı yazmalar
yerleşik hayata geçildikten sonra
da kullanılmakta ama yeni kuşak
tarafından bu giyim benimsen-
memektedir.

1978, Emine Dalıcı aile arşivi, Konya Antalya, gelin giysisi. Geleneksel gelin kostümü Afyon Dinar
ilçesi Çöl Ovası Vadisi Türkmen köyün-
Bazı Alevi-Türkmen Köyü Sivas ilinin rışımı ipliklerden dokunmuştur. den. CA. 1975. (Kavak/Antwerpen arşivi).
Kuzeybatısında şenlik/tören kostümü. Kırmızı ve yeşil renk hâkimdir.
1970-2000 (hala kullanılıyor). Boncuk işi Kullanılan renkler oldukça can- YAZ SAYISI 2018 19 YÖRÜKÇE
öğeleri: ‘saç bağı’ (bağları, şapka arka- lıdır. Renklerin elde edilmesin-
sından salınmakta) & ‘bel bağı’ (kemer); de doğal boyalar kullanılmış-
her ikisinde de Alevi inancındaki 12 imamı tır. Bu yüzden bölgelerin doğal
simgeleyen 12 püskül bulunmaktadır.. boya malzemeleri kıyafetlerin
(Kavak kostüm koleksiyonu-Antwerpen/ renklenmesinde rol oynamış-
Belçika). tır. Rengârenk boyanan iplikler
doğal halleriyle süslenmenin
önemli bir parçası olmuştur

Görüldüğü üzere Yörükler,
süse ve görünüşe önem verir.
Evde, tarlada, doğada ovada
rahat hareket edebileceği, ra-
hat çalışabileceği korunaklı bir
tarzdadır. Giyim ve başlıklarda
çiçeklerin önemli bir yeri vardır.
Çiçeklerin yanı sıra, Geometrik
desenler kullanılmıştır. Tüm böl-
gelerde giyilen ortak giyişi tür-
leri, entari, şalvar, işlik ve kuşak
şeklinde gruplandırılabilirken
bunların giyiniş biçimi ve ayrın-

İki Geleneksel Şenlik Giysisi, 20 yüz-
yıl. Sol: Kozak Türkmen, bölge Bergama
Sağ: Karaköy (İzmir, Ödemiş İlçesi,).
Genellikle 40 gün sonra düğün için giyi-
len bir yeni evli gelin kostüm.

Geleneksel gelin kostümü: Bursa’nın Sivas ilinin Batı kesiminde birkaç Alevi Karaşar (Ankara Beypazarı ilçesi)
güneyinde Keles İlçesi Karakeçili Yörük- Türkmen köyde geleneksel günlük kos- köy kadınlarının geleneksel kostümü.
leri. Geç dönem Osmanlı kentsel tarzı, tüm. Giyim tarzı: 1975-1990. (Kavak kos- Giyim tarzı: 20 yüzyıl. Etnik Grup: Alevi
‘goldwork’ (gümüş metal iplik) işlemeli elbise tüm koleksiyonu - Antwerpen/Belçika). Türkmen. (Kavak/Antwerpen arşivler).
& yelek, 20. yüzyıl. (Kavak kostüm ko-
leksiyonu - Antwerpen/Belçika). Yerleşik hayata geçilmesi, gün işçilik eski özenini yitirmekte
küreselleşme, kitle iletişim araç- malzeme sentetikleşmekte görsel
YÖRÜKÇE 20 YAZ SAYISI 2018 ları, ekonomik siyasal ve kültü- benzerken içerik farklılaşmakta-
rel düzeyde dünya toplumlarının dır.
iç içe geçmesi, ihtiyaçların ve
sosyal alışkanlıkların yanı sıra, Gittikçe artan küresel benzer-
giysiler kentleşme ve moda olgu- lik karşısında önemi artan giy-
sunun da etkisiyle büyük ölçüde silerin, Yörük kültürünü yaşat-
terk edilmiş folklor ekipleri ve mada önemli olmasını sağlayan
halk bilimcilerin araştırmaları ta- farklılıklar temelinde ulusal ka-
rafından kullanılır hale gelmiştir. lıtları nedir? Bu nasıl belirlenir?
Ne kadarı müzelenir? Ne kadar
Henüz o kültürü yaşayanların yeniden üretilerek yaşatılabilir?
varlığı giyim kuşamın pek çok Ne kadarı unutulmaya terk edi-
kodunu yaşatmaktadır. Ama yeni lebilir? Ne kadarı öteki ülke ve
gelen kuşak için folklorik bir un- kültürlere aktarılabilir? Sorula-
sur oluşturmaktadır. Giysilerdeki rına cevap arayarak Yörüklerin
renk ve aksesuarların anlatım dili yaşadığı tüm illerden oluşturula-
içeriğini kaybetmiştir. Her geçen cak uzman ekiplerle Yörüklerde
Giyim Kuşam Atlası oluşturul-
malıdır. Biçim analizinin yanı
sıra içerik analizi de yer almalı
hikâyesiyle birlikte gelecek ne-
sillere bu kültür aktarılmalıdır.

2017 - Antalya

Üsküdarlı Tahtacı Bergama yöresi Sakin, O. (2009). Osmanlı’da Balıkesir ili Türkmen köyden genç
geleneksel bir şenlik kostümü: Giyim tar- Etnik Yapı ve 1914 Nüfusu, İs- kızlar için geleneksel şenlik kostümü.
zı: 1970. Tahtacı Alevi Türkmen. Gümüş tanbul: Ekim. 20. yüzyıl ortaları. Bu halk dansları grup-
Takı Boncuk işi süsler ile. (Kavak kostüm ları tarafından yapılmış bir kopyadır.
koleksiyonu - Antwerpen/Belçika). Sami, Şemsettin (2004).
Kamus-ı Türki, İstanbul: Kapı
KAYNAKLAR Yayınları. Eröz Mehmet (1966)
“Türk Sosyolojisi Meseleleri ve
Büyük Larousse Ansiklope- Yörük Türkmen Köyleri”, Sos-
disi 24. Cilt yoloji Konferansları 6. Kitap,
İstanbul.
Çetintürk, S. (1943). Osmanlı
İmparatorluğunda Yörük Sınıfı Sümer,F. (1949). Anadolu
ve Hukuki Statüleri, DTCF Der- Suriye ve Irakta Yaşayan Türk
gisi. II-11. S: 112. Ankara. Aşiretlerine Umumi Bir Ba-
kış, İktisat Fakültesi Mecmuası,
Gökyay, Ş. Orhan. (2006). C.11( Ekim 1949-Temmuz1950)
Dede Korkudun Kitabı. CI. An- No:14, S.509-522.
kara: Türk Dil Kurumu Yayınla-
rı. Trompenaars, F. (1997). Ba-
şarılı Örgütlerin Sırları. Human
Kadri, Hüseyin Kazım Resource, Ağustos, s.41-50.
(1943). Büyük Türk Lugatı, Cilt
3, İstanbul. https://tr.pinterest.com/
pin/121878733646925541/
Sakin, O. (2009). 16. y.y.
Osmanlı Arşiv Kayıtlarına Göre https://tr.pinterest.com/emi-
Anadolu’da Türkmenler ve Yö- dalici/yrkler/
rükler, Boylar-Kabileler-Cema-
atler. İstanbul: Ekim. https://tr.pinterest.com/
pin/437693657514928785/

http://dergipark.gov.tr/down-
load/article-file/100870

http://dergipark.gov.tr/down-
load/article-file/181215

YAZ SAYISI 2018 21 YÖRÜKÇE

RUMELİ YÖRÜKLERİ

VE OSMANLI DEVLETİ’NİN RUMELİ İSKÂNIYLA İLGİLİ TOPONOMİK BİR DEĞERLENDİRME

Prof.Dr. Yusuf HALAÇOĞLU

Osmanlıların Rumeli’de elde kültürel yapıları ortaya çıkmak- ve kendileri için farklı bir çevre
ettikleri topraklarda, sistemli tadır. Nitekim onların yeni yer- olan bu yerleşim alanlarını âdeta
bir iskân politikası uyguladık- leşim bölgelerine, asıl geldikleri yeniden geldikleri yurtlara ben-
ları Osmanlı arşiv kayıtlarından yerlerin ya da aşiret veya cema- zeterek, yöreye yeni bir kültür
takip edilmektedir. Bu konuda atlerinin isimlerini verdikleri taşıdıkları tesbit edilmektedir.
başta iskân defterleri olmak üze-
re gerek Yörük Defterlerinde Bu çerçevede, Osmanlı Dev-
gerekse Tahrir ve Maliye kayıt- leti’ nin Balkanlarda uyguladı-
larında teferruatlı bilgi mevcut- ğı iskân ile, yerleştirilenlerin
tur. Türkiye’de bölgeyle ilgili ilk yeni iskân sahalarına verdikleri
çalışmaları yapan Prof. Dr. Ömer isimler ve bunların günümüze
Lütfi Barkan, Prof. Dr. Tayyib etkisinin araştırılmasıyla, ülke-
Gökbilgin, Prof. Dr. Münir Ak- lerimiz ve halklarımız arasındaki
tepe, Prof. Dr. Cengiz Orhonlu kültürel etkileşimin ve kültürel
gibi araştırmacılar önemli eser- kaynaşmanın temellerini ortaya
ler ve makaleler neşretmişlerdir. koymak mümkün olabilecektir.
Gerek bu araştırmalardaki ve
gerekse bölgeyle ilgili tahrir def- Bilindiği üzere Osmanlı Dev-
terlerindeki yerleşim alanlarıyla leti’ nin, kuruluş ve genişleme
ilgili araştırmalarda, Osmanlı duraklama ve gerileme devirle-
Devleti’nin Rumeli iskânında rinde siyasî, iktisadî ve içtimaî
izlediği politika ile bölgeye nak- duruma göre farklı iskân uygula-
ledilenlerin sosyo-ekonomik ve maları görülür. Nitekim kuruluş
ve genişleme dönemlerinde, Os-
YÖRÜKÇE 22 YAZ SAYISI 2018 manlı idaresine giren topraklara

Türk nüfus nakledilmesi, “dışa devlet, Anadolu’dan Rumeli’ye, de gütmüştür. Meselâ Mora’da
dönük” bir iskânı, uzun savaşlar Rumeli’den Anadolu’ya müs- Argos’un alınmasından sonra bu-
yaptığı dönemlerde ülke içinde lim ve gayr-ı müslim nüfus radan 30.000 insan Anadolu’ya,
ortaya çıkan huzursuzluk, vergi nakletmiştir. Bu nakil aynı za- Anadolu’dan da Türkmen ve Ta-
adaletsizliği v.s. gibi sebeplerle manda topraklarına yeni katılan tar göçmenleri Tesalya’ya kadar
meskûn yerlerin boşalması ile bölgelerdeki merkezî otoriteyi olan bölgeye sürülmüştür. Yine
“harap ve sahipsiz yerlere aşi- sarsıcı bir mahiyyette olan nü- 1487 tarihlerinde Trabzon’dan
retlerin yerleştirilerek şen ve fusun, yabancı bir coğrafyada Rumeli’ye sürülen hrıstiyan aha-
âbâdan edilmesi” şeklinde bir etkisiz hale getirilmesi hedefini linin yerine Tokat, Bafra, Sam-
“iç iskân”ı gündeme getirmiştir. sun, Niksar, Çorum ve Amas-
Bu durum özellikle 1774’den iti- ya gibi şehirlerden Türk nüfus
baren, terkedilen topraklardan, nakledilmiştir. Keza Kıbrıs’ın
sınırların gerisine doğru başlayan fethinden hemen sonra (1572)
ve gittikçe hızlanan göç hareket- buraya Anadolu’nun Güney
leri ile yeni boyutlar kazanmış- bölgelerinden oniki bine yakın
tır. Böylece XIX. yüzyılın iskân nüfus sürgün usulüyle iskân edil-
meselesinde önemli bir yeri olan miştir.
göçmen meselesi ve bunların
yerleştirilmesi ağırlık kazanmış- Sürgün usûlünün yanında va-
tır. kıflar ve temlik yoluyla da iskân
gerçekleştirilmiştir. Yeni alınan
Osmanlı Devleti’nin, “dışa toprakların iskân ve imarı için
dönük” olarak nitelendirdiğimiz müstakil müessese mahiyetinde
iskân uygulamasında en çok vakıflar tesis etmek, Osmanlı
başvurduğu usûl sürgün usûlü Devleti’nin öteden beri tatbik
olmuştur. Boş ve harap toprakla- edegeldiği usûllerden biri olmuş-
rın şenlendirilmesini hedefleyen tur. Bu şekilde vakıflar yoluyla

YAZ SAYISI 2018 23 YÖRÜKÇE

büyük külliyeler vücuda getiril- naklarında Alperen adıyla geçen ren7, Hacı Şemseddin zaviyeleri
mesi, sosyal imkânları sağlanmış ve bu hareketi gerçekleştirenler, bulunurken, Enez’de Yokuşluk8;
bir merkezin derhal çevreden Ömer L. Barkan tarafından Ko- Ferecik’te Dolu Dede ve Ahî Tu-
gelen halkla dolmasına ve kısa lonizatör Türk Dervişleri şek- rasan9; Dimetoka’da Abdal Cü-
zamanda etrafında mahalleler linde adlandırılmıştır2. Meselâ neyd10, Timur Baba11, Karagöz
kurularak bir kasaba şeklinde Rumeli’yi bu şekilde iskân eden Bey Zaviyesi12 ve Ahî Denek13
teşkilâtlanmasına yol açmıştır. Sarı Saltuk ile Bursa’nın fethinde zaviyeleri yer almakta idi14. Öte
Nitekim II. Murad tarafından rol oynayan Geyikli Baba, bunla- yandan aynı kazalarda Abdal
1427-1443 yılları arasında inşa rın başında gelmektedir3. Tahrir
ettirilen Ergene Suyu üzerindeki Defterleri’nde, buna benzer ol- bazı dükkânlar ile Yenice-i Karasu’ da
köprünün çevresinde bugünkü mak üzere pek çok yerleşim biri- 22 dükkân vakıf olarak bağlanmıştı
Uzunköprü kasabası teşekkül minin isminde Ahî, Baba, Abdal (Tapu-Tahrir, nr. 167, s. 14).
etmiştir. Aynı şekilde Selçuklula- ve Fakih kelimeleri bulunmakta-
rın da uyguladıkları bir usûl ola- dır. Nitekim çeşitli yörelerde ku- 7 Debbağ Bayezid tasarrufunda
rak yeni alınan yerler fâtihlerine rulmuş zaviyeler bunu teyid et- olarak gösterilmiştir (Tapu-Tahrir, nr.
temlik edilerek, yani mülk şek- mektedir. Meselâ Gümülcine’de 167, s. 14).
linde verilerek şenlendirilmiştir. Süpüren Kasap4, Börkçiler5,
Meselâ I. Murad, Gümülcine, Konukçu Şemseddin6, Ahî Ev- 8 Enez yakınlarında bulunmakta
Serez, Manastır havalisini Gazi idi (Tapu-Tahrir, nr. 167, s.16).
Evnenos Bey’e ; Filibe havali- Sayı 2(Ankara 1942), 283.
sini Lala Şahin Paşa’ya; Yıldı- 2 Osmanlı Devleti’nde iskân me- 9 Doğancı köyü yakınlarındaki
rım Bâyezid Plevne ve Niğbolu Keçi viranı mezraası vakıf olarak bağ-
havalisini Mihal-oğulları’na todları için bk. Ömer Lütfi Barkan, lanmış olup, Osman b. Hıraman (veya
vermişdir. Bunların kendilerine “Vakıflar ve Temlikler”, 284-353 ; Aynı Hamza) tasarrufunda idi (Tapu-Tahrir,
verilen toprağın düşman eline müellif, “Osmanlı ımparatorluğu’nda nr. 370, s. 48).
geçmemesi için çalışacakları, bir iskân ve kolonizasy­ on metodu
akraba ve adamlarını buraya ge- olarak sürgünler”, ıktisat Fakültesi 10 I. Murad zamanında tesis edil-
tirecekleri, topraklarını en iyi şe- Mecmuası, XI (1951), 525-569; XIII miştir (Tapu-Tahrir, nr. 370, s. 30).
kilde işleyecekleri muhakkaktı. (1953), 56-78; XV(1955), 209-237.
Ayrıca devletin bunları vergiden 11 35 nefer dervişin bulunduğu
muaf tutması, bu yeni mülk sa- 3 Geyikli Baba hakkında bk. Âşık zaviyeye Tanrıdağı’nda Dağeri köyüne
hiplerini ekonomik olarak güçlü Paşa-zâde, Tevârih-i Âl-i Osman, nşr. bağlı Grabniçe mezraasının geliri vakıf
hale getirmiş, dolayısiyle bölge- Âlî, ıstanb­ ul 1332, s.196. olarak bağlanmış olup, gelip-geçenlere
nin imarı kolaylaşmıştır. hizmet etmek için kurulmuştur (Tapu-
4 Kanuni devrine ait 370 numa- Tahrir, nr. 370, s. 40).
Devletin iskân çalışmalarının ralı Tahrir Defteri’nde kaydedildiğine
dışında, aslında resmî olmayan, göre zaviye harap olduğundan yerine 12 Hekimoğlu’dan satın alınmış
fakat birçoğu orduyla birlikte bir tekke yapılması için emir çıkmıştır Hekim köyü vakıf olarak bağlanmıştır
bizzat fütühata katılan veya or- (s. 19). (Tapu-Tahrir, nr. 370, s. 32).
dunun ardından hareket eden
tarikat mensubu kimseler, ıssız 5 Gümülcine’ye tâbi Akpınar 13 Zaviye Yıldırım Bayezid tara-
yerlerde, yolların geçtiği önemli ve Rumbeyi köyleri vakıf olarak fından inşa ettirilmiş olup, vakıf olarak
mevkilerde inşa ettikleri zaviye- bağlanmıştı (Tapu-Tahrir, nr. 167, s. 13). da pazar içinde yaptırılan başhanenin
ler ve tekkelerle iskâna katkıda geliri bağlanmıştır. 1530’da Ahî Kasım
bulunmuşlardır1. Osmanlı kay- 6 Bu zaviye’ye Gümülcine’ deki tasarrufunda görülmektedir (Tapu-
Tahrir, nr. 370, s. 30).
1 Bunlardan köylerde bile şubesi
bulunan Ahî teşkilâtının, memleketin 14 Bk. Tapu-Tahrir, nr. 20, s.145;
sosyal bünyesinde ve siyasî kurulu- Tapu-Tahrir, nr. 370, s. 30, 48; Tapu-
şunda büyük yenilikler yapmak için Tahrir, nr. 167, s. 13-15.
kaynaşmayı sağlam­ akta olduğu, tem-
sil ve fütühat işlerini kolaylaştırdığı
muhakkaktır (Bk. Ömer Lütfi Barkan,
“Osmanlı ımparatorluğu’nda bir
iskân ve kolonizasyon metodu olarak
Vakıflar ve Temlikler”, Vakıflar Dergisi,

YÖRÜKÇE 24 YAZ SAYISI 2018

Cüneyd, Abdal Fakih, Hacı Fa- Fatihan’larla ilgili olarak : “öte- olan ve eski seferlerde düşman-
kih, Habib Fakih, Saltıklu, Abri denberi Osmanlı Devleti’nin la yapılan savaşlarda kendü-
Fakih, Ahad Baba, Baba Uruz güzide ve cengâver, itaatli, lerinden nice yararlık ve yüz
isimlerinde köylere rastlamakta- ferman dinleyen askerlerinden aklıkları görülen, Anadolu’dan
yız. Rumeli’ye geçip burada va-
tan tutmuş bulunan yörüklerin
Öte yandan Rumeli’ye sev- evlâdına Evlâd-ı Fâtihân ismi-
kedilen Naldöken, Tanrıdağı nin verildiği” bildirilmektedir15.
(=Karagöz), Selânik, Vize, Ko- Yine diğer bir belgede, “gaza
cacık ve Ofçabolu Yörükleri, ve cihat niyetiyle Anadolu’dan
genelde yerleştikleri bölgelerin Rumeli’ye geçüp din ü mübîn
adlarıyla veya Orta Asya’da- uğrunda hizmette bulunan
ki isimlerini taşımaktaydılar. Evlâd-ı Fâtihân....” tabiri kulla-
Bunlarla ilgili olarak Osmanlı nılmıştır.
Arşivi’nde müstakil Yörük Def-
terleri bulunmakta olup, bunlar Gerek sürgün16, gerekse va-
hakkında en detaylı araştırmayı, kıf ve temlik suretiyle iskân
bilindiği üzere Rumeli’de Yörük- edilenlerin yerleştikleri bölge-
ler, Tatarlar ve Evlâd-ı Fatihan lerde, yeni yerleştikleri alanlara
adıyla Tayyib Gökbilgin yapmış- verdikleri isimler, onların hangi
tır. Arşiv kayıtlarında Evlâd-ı yöreden geldiklerini göstermek-
tedir. Özellikle vakıf kayıtla-
rından bölgenin ilk sahiplerinin
kimler olduğu ve bunların hangi
hükümdar zamanında getirildiği
anlaşılmaktadır. Meselâ Sultan I.
Murad döneminden itibaren Gü-
mülcine, Dimetoka ve Ferecik’de

15 Ahmet Refik, Anadolu’da Türk
Aşiretleri, ıstanbul 1930, s.115.

16 Hattâ Âşıkpaşa-zâde’de bunun-
la ilgili olarak :

Kanundur Padişahlara sürgün ide
Ve gerçi halk incinür ol seferden
Bu Tanrı takdiridir dahi ne
Ki ya‘ni bu dahi il ma‘mûr ide
beyti yer almaktadır (Bk. Âşık-
paşa- zâde, s. 74).

YAZ SAYISI 2018 25 YÖRÜKÇE

Bergamalu, Söğütlü, Saruhanlu, Kızanlık, Yenice-i Zağra, Çırpan Yine Gümülcine’de Eskici
Menteşelü, Hamidlü, Gerede- ve Yanbolu’a Dânişmendlü, Ey- Hacı, Debbağlar, Hacı Karagöz,
lü, Söğütlü, Göynüklü, Canik- mürlü, Salurlu, Kirmanlı, Oğuz Kadı Mescidi, Hacı Hızır, Hacı
lü, Ahlatlu, Ayvalu, Ayntablu; Han, ığdirli, Bahadırlu gibi Oğuz Hayreddin, Koca Nasuh, Yeni-
Çirmen’de Saruhanlu, Kangallı, boyları ile Süleymanca obası, ce, Bergamalu, Aşçı Mescidi v.s.
Germiyanlu, Aladağ, Karaman, Aflaganlu, Kırıklı, Mustafa Hoca gibi mahalle isimleri ile Obacı-
Sorgunlu; Hasköy’de Balıkesirli, Yörükleri, Hüsamcı Obası, Ali lar, Çekirdeklü, Balabanlu, De-
Karasili, Gönenli, Dânişmendlü, Obası, Koyuncalı Yörükleri, nizlü, Çobanlu, Çakırlar, Çadır-
Kangal, Karaman, Karamande- Koca Salih Yörükleri, Bayram lu, Bulduklu gibi köy isimleri de
resi, Ayvacık, Köprülü, Ahlatlu; Obası, Kadı Yörükleri, Alalar sâkinlerinin iskânla geldiklerini
Akça Kızanlık’da Saruhanlu ; Yörükleri, Ayvacık Yörükleri, göstermektedir19. Dimetoka’da,
Yenicei Zağra’da Çerkeşlü, Ha- Yörük Obası, Eylediklü Obası, Oruç Bey, Doğan Bey, Karagöz
midlü, Gönenli, Manyaslı, Me- Göçeri gibi Türkmen boylarının Bey, Pazarlu Bey gibi doğrudan
zidli, Ulubatlu, Çanlı; Çırpan’da isimlerini taşıyan mahalle ve fütühata iştirak etmiş gazilerin
Aydınlu; Yanbolu’da Söke, köyler teşkil edilmiştir18. Ayrıca isimlerini taşıyan mahallelerle,
Karesilü, Bitlis, Karahisarlu, Çirmen’de ımâreti Umur Bey, Kozluca, Akalan, Soğanlık, Gök-
Aladağlu, Dânişmendlü17 gibi Ali Bey mahallesi, Câmi‘i Şe- çe Pınar, Saru Hızırlu, Umur Bey
Anadolu yerleşim birimlerinin rif mahallesi; Hasköy’de Tekye, gibi Türkçe köy isimleri ile20,
isimlerini taşıyan mahalle ve Sarrac ınebey, Osman Fakih; Ferecik’in Şeyh Mescidi, Hacı
köylerle, Özbekli, Danişmend- Akça Kızanlık’da Câmi‘i Şerif, Yusuf, Temür Han, Hacı Durmuş
lü, Saruca Danişmend, Saruhan- Türkmen mahalleleri; Zağra’da gibi mahalleleri ve Sevindiklü,
lu, Karagözlü, Bayatlar, Dağeri, Câmi‘i Şerif, Temürtaş, Yeni Yund-oğlanı, Balabanlı, Koyu-
Yörükler, Arpuz Ata, Saltıklu, mahalle, Debbağan; Çırpan’da neri, Sülemiş, Koyun Tepesi,
Oğuzlar, Döğer-düğünü, Barak- Karaman Fakih, Yenice mahalle, Yenice, Köpeklü, Bayramlu,
lar, Sıçanlu, Salurlar, Eymirlü, Câmi mahallesi ve Yanbolu’da Karlı, Örencik, Fındıklı, Kovan-
Bayındur; Çirmen, Hasköy, Akça Câmi mahallesi, Bahadır bey, cılı, Gödelü, Pusadlı, Kurtbasan,
Seyyid ısâ, Yusuf Han, Veli Kadı, Keçideresi, Aytemürlü, Boğa-
17 Çirmen sancağı fethinden Kadı Yakub, Aydoslu, Hacı Mus- cık, Yenice, Akpınar, Harman-
sonra pek çok kimseye tevcih tafa, Tur Ali, Kara Dânişmend ve lu, Sarıyar, Deveboynu, Akova,
edilmiştir ki bunlardan Karamanoğlu Şehre Küstü gibi mahalleler de Kiraslı, Öksüzler, Kulağuzlu,
Pir Ahmed’in kardeşi Karaman Bey, bu kabildendir. Dereköy v.s. gibi Türkçe köy
yine Karamanoğullarından ısa Bey,
Dulkadiroğullarından Şehsuvar Bey 18 Bk. Tahrir Defteri, nr. 20, s.142; 19 Bk. Tahrir Defteri, nr. 167, s. 7 v.d.
ile Alâüddevle Beyler ve Canik Beyi Tahrir Defteri, nr. 370, s. 19-42, 43-48 ; 20 Bk. Tahrir Defteri, nr. 370, s. 19
Alpaslanoğulu Hüseyin Bey sayılabilir Tahrir Defteri, nr. 167, s. 7-16. v.d.
(T. Gökbilgin, Edirne ve Paşa Livâsı, s.
13.

YÖRÜKÇE 26 YAZ SAYISI 2018

isimleri Anadolu’dakilerle ay- Düşbudak/ Yusuflar29, Delü v.s. toplam 30 vakıf36 ; Ferecik’te
nıdır21. Meselâ Örencik isminde Musa köyü/Karacagöz30, Kı- Muradiye Vakfı, Sultan Bayezid
Anadolu’da 48 ; ığdir isminde 18, zıl Ali/Küçük Beşirlü31, Pazarlı Medresesi Vakfı, Süleyman Paşa
Eymür isminde 25, Dânişmend Bey/Kutluca32 olarak değişmiş- Vakfı, Ahî Turasan Vakfı, Ge-
isminde 23, Sorgun veya Sorgun- tir. Osmanlı topraklarına katılmış mici ıshak-oğlu Ali Vakfı, Dolu
lu isminde 24, Karlı isminde 15, bölgelerde ilk zamanlardan itiba- Dede Zaviyesi Vakfı, Şabhâne
Kovanlı veya Kovancılı isminde ren vakıfların da kurulduğu, yine Mescidi Vakfı ilk iskân bölgele-
22 köy mevcuttur22. Bu şekilde kayıtlardan ortaya çıkmaktadır. rinde vücud bulmuştur37.
değerlendirildiğinde Çirmen’e Meselâ Dimetoka’da bulunan
tabi 115 köyden sadece 3’ü23; Abdal Cüneyd Zaviyesi vakfı33 Osmanlı Devleti’nin Rumeli’ye
Hasköy’de 143 köyden sadece ile Yıldırım Bâyezid Han Vakfı34 bu kadar önem vermesi ve kap-
9’u24; Yenice-i Zağra’da 51 köy- ve Yahşi Fakih b. Dânişmend, samlı bir iskân gerçekleştirmesi,
den sadece biri dışında hepsinin Mehmed Paşa ımareti, Cüneyd şüphesiz bu yörenin vatan telâkki
adı Türkçedir. Akça Kızanlık’ta Fakih, Nureddin Fakih, Çakmak edilmesinin yanısıra, devletin
39 köy ile Yanbolu’da 75 köyün Dede vakıfları I. Murad zama- ileri harekâtında geri cephesini
tamamının adı da Türkçe’dir. nında kurulmuştur35. Bunlar dı- emniyete almak yatmaktaydı. Bu
Keza Dimetoka’da 153 köyden şında ayrıca Gümülcine’de I. sebeple Tuna nehrinin güneyin-
gayr-ı müslimlerin yaşadığı 22 Murad ımareti Vakfı (Edirne’de), de Balkanlar’dan Ege kıyılarına
köyün sadece 6’sının ismi Türk- Sultan I. Bayezid Vakfı kadar olan saha Türk göçebe-
çe değildi. (Edirne’de), Murad Paşa Vakfı leriyle iskân edilmek suretiyle
(Gümülcine’de), Evranos Bey şenlendirilmiş, inşa edilen çeşitli
Bu yöreye ait ilk tahrir du- Vakfı (Gümülcine’de), Süpüren mamurelerle bu beldeler âdeta
rumunda bulunan 20 numaralı Kasab Zaviyesi ve Mescidi Vak- birer Anadolu şehri hüviyeti ka-
1485 tarihli Tahrirden bazı köy- fı, Börkciler Zaviyesi Vakfı, Ko- zanmıştır38. Böylece devlet, yu-
lerin ilk adlarının daha sonraki nukçu Şemseddin Zaviyesi Vak- karıda belirttiğim üzere ileri fetih
tarihlerde değiştirildiği ve ku- fı, Ahî Evran Zaviyesi Vakfı gibi hareketlerinde ordu gerisini em-
rucuları olduğu tahmin edilen niyete alırken, ordunun ihtiyaç
şahısların isimlerinin yerine ye- 29 Tapu-Tahrir, nr. 20, s. 199. duyacağı iaşeyi de kolayca temin
nilerinin konduğu nâm-ı diğer 30 Tapu-Tahrir, nr. 20, s. 210. etme imkânını bulmuştur. Öte
ibaresinden anlaşılmaktadır. Ni- 31 Tapu-Tahrir, nr. 20, s. 212.
tekim Yakub/Kurt-oğlu25, Hızır 32 Tapu-Tahrir, nr. 20, s. 216. 36 Tapu-Tahrir, 167, s. 11-16.
Çiftliği/ Lalacık26, Bayramiçlü/ 33 Tapu-Tahrir, nr. 370, s. 30. 37 Tapu-Tahrir, nr. 370, s. 46-48.
Kü­tüklü27, Sülü Hacı/Karlu28, 34 Sultan Murad tarafından Meriç’ 38 Ö.L. Barkan’ın “Sürgünler” adlı
deki gemicilerin avarızdan muaf tutul- makalesinin sonunda yer alan “XVI.
21 Bk. Tahrir Defteri, nr. 370, s. 43- maları için kurulmuş bir vakıftır(B.k. asrın başında nüfus un yayılışı” isimli
48. Tapu-Tahrir, nr. 370, s.31). haritada Türk nüfusunun yoğun oldu-
35 Tapu-Tahrir, nr. 370, s. 32-35. ğu yerler, Mesta Karasu’dan Filibe’ye
22 Bk. Köylerimiz, ıçişleri Bakanlığı ve oradan Niğbolu’ya uzanan hattın
ıller ıdaresi Genel Müdürlüğü Trakya kısmı olarak görülmektedir.
Yayınları, Ankara 1968.
YAZ SAYISI 2018 27 YÖRÜKÇE
23 Çavdarlı ve Akviran köylerin-
de hiç müslüman nüfus bulunmadı-
ğı halde isimleri yine de TÜrkçedir.
(Bk. Yusuf Halaçoğlu, “XVI. Yüzyılda
Sosyal, Ekonomik ve Demografik
Bakımdan Balkanlarda Bazı Osmanlı
Şehirleri”, Belleten”, Sayı 207-208
(Ankara 1989), s. 637-678).

24 Diğer 20’si Karaburun, Tatlu
Viran, Örencik, Gökderesi, Yeniceköy
ve Bayezidce gibi Türkçe isimler taşı-
maktadır (Yusuf Halaçoğlu, Aynı maka-
le, s.658-663)..

25 Tapu-Tahrir, nr. 20, s. 183.
26 Tapu-Tahrir, nr. 20, s. 184.
27 Tapu-Tahrir, nr. 20, s. 187.
28 Tapu-Tahrir, nr. 20, s. 188.

yandan tabiî bir sınır durumunda Sonuç olarak, Osmanlı Dev- be, hamam, kervansaray, imaret,
bulunan Tuna nehri sahillerinin leti’ nin daha Rumeli’ye ilk ge- köprü ve çeşme gibi sosyal tesis-
Türk nüfusla iskân edilmesi, ya- çişiyle birlikte topraklarına dahil ler yapılarak, Osmanlı mimarisi-
pılacak bir tecavüze karşı tabii ettiği bu sahalar, görüldüğü üze- nin en güzel eserleriyle Rumeli
bir savunma oluşturmuştur. Nite- re, savaş sahası olması sebebiyle şehirleri sosyal ve kültürel alan-
kim bölükler halinde Rumeli’ye büyük ölçüde bir nüfus boşalma- da en üst düzeyine çıkmıştır.
nakledilen yörük kabileleri XV. sına sahne olmuş, boşalan belde-
asır ortalarından itibaren askerî ler Türk nüfusuyla doldurulmuş- Rumeli Yörükleriyle ilgili ola-
ve stratejik vazifelerde önem- tur. Nakledilen bu nüfus ile gerek rak Osmanlı Arşivi’nde bulunan
li roller oynamaya başlamış ve ziraatin, gerekse ticaretin canlan- Yörük Deftelerine dayalı bir ça-
bunların mükellefiyetleri belli ması ile yollar üzerinde bulunan lışma içinde bulunmaktayım. Bu
bir nizama bağlanarak XVI. asır yerleşim alanları gelişmiş, şehir defterlere gore kabaca Rumeli’ye
ortalarında artık ordu hizmetle- ve kasabalar devirlerine göre hiç yerleştirilen yörük grupları ve
rinde ve devlet işlerinde vazife de küçümsenmeyecek bir bü- yerleştirildikleri yerler aşağıdaki
alan askerî bir sınıf haline gel- yüklüğe ulaşmıştır. Ekonomik tabloda yer almaktadır40 :
miştir39. gelişme sayesinde hayat seviyesi
yükselmiş, şehirlerde ve yollar 40 Bu konuda geniş bilgi için
39 Bk. Tayyib Gökbilgin, Rumeli’de üzerinde câmi, tekke, zaviye, tür- bkkz. M. Tayyip Gökbilgin, Rumeli’de
Yürükler, Tatarlar ve Evlâd-ı Fâtihân, s.20. Yörükler, Tatarlar ve Evlâd-ı Fatihan,
İstanbul 1957.

Yörük Grupları Bulundukları yerler
NALDÖKEN YÖRÜKLERİ
İhtiman, İzladi, Tatarpazarı, Filibe, Edirne, Kızılağaç, Çirmen,
Yanbolu, Ahyolu, Şumnu, Varna, Prevadi, Hırsova, Tekfur-gölü,
Silistre, Aydos, Çernova, Tırnova, Lofça, Niğbolu, Hasköy,
Çırpan, Kızanlık, Mustafa Paşa Köprüsü, Yenice-i Zağra,
Eskihisar Zağra

TANRIDAĞI (Karagöz) Demirhisar, Kelmeriye, Drama, Kavala, Sarışaban, Çağlayık,
YÖRÜKLERİ Yenice-i Karasu, Gümülcine, Eğrican, Dimetoka, Ferecik, İpsala,
Keşan, Yenice-i Kızılağaç, Çırpan, Karacadağ, Eski Zağra, Yeni
Zağra, Kızanlık, Karinabad, Filibe, Hatuneli, Rus Kasrı, Havass-ı
Mahmud Paşa, Ahyolu, Tekfur gölü, Hırsova, Silistre, Şumnu,
Prevadi, Niğbolu, Rusçuk, tırnova, Razgrad

SELÂNİK YÖRÜKLERİ Selânik, Manastır, Pirlepe, Florina, Serfiçe, Fener, Badracık,
OFÇABOLU YÖRÜKLERİ Çatalca, Yenişehir, Kelemeriye, Pınar-dağı, Yenice-i Vardar, Avret
Hisarı, Ustrumca, Demirhisar, Filibe, Kızılağaç, Yeni Zağra,
Eski Zağra, Akça Kızanlık, Hasköy, Lofça, Yanbolu, Tatarpazarı,
Prevadi, Silistre, Tekfur-gölü, Varna, Hırsova, Şumnu, Çernova,
Tırnova

Üsküp, Ostrova, Nevgerip, İştip, Pirlepe, Tatarpazarı, Filibe,
Yanbolu, Silistre, Tırnova, İhtiman

VİZE YÖRÜKLERİ Dimetoka, İncüğez, Malkara, Keşan, Babaeski, Edirne, Kırkkilise,
KOCACIK YÖRÜKLERİ Hasköy, Pınarhisar, Çatalca, Lüleburgaz, Çorlu, Hayrabolu,
TATARLAR Tekirdağ, Silivri, Vize (Saray)

Hırsova, Tekfur-gölü, Varna, Prevadi, Aydos, Rus Kasrı, Ahyolu,
Karinabad, Şumnu, Burgaz, Kızılağaç, Yanbolu, Babaeski,
Kırkkilise, Edirne, Filibe, Silistre, Hacıoğlu Pazarcığı, Akkerman,
Kili, Bender, Babadağı

Aktav Tatarları, Tırhala Tatarları, Yanbolu Tatarları, Bozapa
(Bozata) Tatarları

YÖRÜKÇE 28 YAZ SAYISI 2018



YÖRÜKLERE BAĞLANAN FIKRALARIN NE KADARI GERÇEK

YÖRÜK FIKRASIDIR?

Prof. Dr. Saim SAKAOĞLU

Konya Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi eski dekanı

ÖZET sadece küçük değerlendirmeler lecek ve görüşmelinizi sunmaya
şeklinde olan bu çalışmalar nere- çalışacağız.
Son yıllarda sayıları son de- deyse 60-70 yıldan beri çok fark-
rece artan bilimsel toplantıla- lı boyutlarıyla ele alınmaya baş- Fıkralar üzerine çalışanların
rın, özellikle bölge, topluluk ve lanmış ve çok değişik açılardan öncülerini şöyle bir hatırlatmak
mesleklerle ilgili olanlarında ele elen alınarak değerlendirilmeleri isteriz: Mehmet Tuğrul (1946,
alınan konulardan biri de fıkra- yoluna gidilmiştir. basımı 1969), Sait Uğur (1947),
lardır. Biz de 35 yıldan beri bu Pertev Naili Boratav (1969),
konular üzerinde durmaktayız. Biz de neredeyse 45 yıldan Dursun Yıldırım (1975, basımı
beri fıkra dünyasının kapısından 1976), Saim Sakaoğlu (1976),
Ele alınan konuların arasın- girmiş bulunuyoruz. Önceleri Nevzat Gözaydın (1977), vb.
dan Yörükler ve onların haya- ağırlıklı olarak Türk mizahı-
tının birer parçası olan nükte- nın tepe noktası olan Nasreddin Bu çalışmalardan, Yörük
danlarının dillerinden ortaya Hoca’ya eğilmişken daha sonra, adına doğrudan yeren veren Bo-
konulan anlık nükteler de yer başta Konya’da yetişmiş olanlar ratav’ınki ile bizim sınıflamamı-
almaktadır. Ancak bu nüktelerin olmak üzere, Türk dünyasının zı hatırlatmak isteriz.
bağlandığı tip iki ayrı kaynaktan çeşitli köşelerinde bize gülücük
beslenmektedir: dağıtan yerel tiplere eğilmiş bu- A. Pertev Naili Boratav’ın
lunmaktayız. Hatta tipler ara- sınıflaması şöyledir:
1. Adı ile de bilinen bir fıkra sında karşılaştırmalı çalışmaları
tipi da ele alarak Türk dünyasının I. Kişileri belli halk tipleri
ortak tipleri ile ilgili olarak olan fıkralar
2. ‘Yörüğün biri…’ denilerek yapılacak bir çalışmaya da zemin
verilen ortak bir fıkra tipi hazırlamış olmaktayız. 1. Ünlü adlar taşıyan ve ger-
çekten, tarihe mal olmuş sayılı
Ne yazık ki özellikle ikinci Bu çalıştayın çağrı yazısını kişiler (Bekri Mustafa, İncili Ça-
tipe bağlı olarak anlatılan fıkra alınca bu yerel fıkra tipleri ko- vuş gibi)
tavındaki nüktelerin ancak bir nusundaki çalışmalarımı, ülke-
bölümü gerçekten Yörüklerle il- mizin bir fıkra tipine daha uzat- 2. Özel adlarla anılmayıp bir
gili olup kalanları ise başka tip- mayı uygun buldum. Biliyordum toplum zümresini teşkil eden
lerden Yörük adına bağlanarak / ki Yörükler üzerine anlatılar pek kişiler. (Bektaşi, tahtacı, yürük
aktarılarak / çevrilerek anlatılan- çok fıkra vardır ve bunlarla ilgili gibi)
lar oluşturmaktadır. olarak az sayılmayacak yayınlar
da yapılmıştır. Biz bu bildirimiz- II. Belli bir toplumluk tip,
Bildirimizde bu iki fıkra tipi- de konuya farklı bir açıdan eği- ünlü bir kişi söz konusu olmaksı-
nin örneklerinden yola çıkılarak zın, ortadan insanların güldürücü
sonuçlara ulaşılacaktır. maceralarını konu edinen fıkra-
lar: Karı-koca, çocuklarla ana-
Türk toplumunun fıkra adını baba, uşak- efendi, asker-subay,
verdiğimiz halk anlatmalarının vs. hikâyeleri gibi. Şaşırtıcı ve
en yalın ve en kısa olanlarına kar- eğlendirici, sadece açık saçık ol-
şı aşırı bir sevgisi ve ilgisi vardır. maktan ileri gelen fıkralar da bu
Günlük hayatın her aşamasında bölüme girer (Boratav1969: 93).
bu ürünler bizimledir ve durma-
dan hayatımızın çevrimine girip B. Saim Sakaoğlu sınıfla-
çıkmaktadır. Çok yönlü işlevi ması:
olan bu ürünlerimizin değerlen-
dirilmesi yüzyıllardan beri ya- I. Tarihte yaşamış şahıslar et-
pılmaktadır. Ancak çok önceleri rafında teşekkül eden fıkralar

YÖRÜKÇE 30 YAZ SAYISI 2018 1. Her bölgede tanınan ünlü
tipler (Nasreddin Hoca, İncili
Çavuş, Bekri Mustafa gibi)

2. Sadece yaşadıkları bölge- 3. Konargöçerlerin Yerle- 2. ‘Yörük’ün biri…’ denile-
de tanınan tipler (Tayyip Ağa şik Kültür Unsurlarına Bakışını rek verilen ortak bir fıkra tipi
“Konya”, Niyazi Dede “Sivas”, Konu Alan Fıkralar
Murtaza “Kastamonu”, İbik Aslında bu ‘Yörük’ün biri…’
Dayı “Ağın-Elazığ” gibi) 4. Özlü Bir Sözle Biten Ders ifadesi fıkralarımızda çokça kar-
Verici, Felsefî Fıkralar (Doğa- şımıza çıkan bir kalıp ifadedir.
II. Bir topluluğu temsil eden ner 2013. Bu durum pek çok fıkrada da
tipler etrafında teşekkül eden karşımıza çıkmaktadır. Bazı fık-
fıkralar Yörüklerle ilgili olarak anla- raların, Dilencinin biri, Sarho-
tılan fıkraların belirli coğrafyası şun biri, Köylünün biri, vb. diye
1. Din ve inanış sistemiyle il- vardır. Bütün ülkede anlatılsa başladığını hatırlatmak isteriz.
gili olanlar (Hoca, kadı, Bektaşi, bile oluşması, gelişmesi ve ya- Eskilere dönersek şu örneğimiz
tahtacı gibi) yılması açısından Yörüklerin bu tür söyleyişlerin ataların-
yaşadığı bölgelerimiz aynı za- dan sayılabilir. Hazine-i Letâif,
. Bir bölge . halkı ile ilgili manda fıkraların üretildiği, fıkra Mehmet Tevfik’in 1885’te ya-
olanlar (Laz, Karatepeli-, Kay- kahramanı olman adı bilinen in- yımlanan bir fıkra kitabıdır. 637
serili gibi) sanımızın yaşadığı yerlerdir. Bu fıkranın yer aldığı eserde (Çetin
fıkraların konuları, anlatılanla- 2000) fıkralardan biri de şöyle
3. Bir karakter veya meslek rın dili, hatta belirli adlarla anıl- başlamaktadır: Herifin biri…
grubu ile ilgili olanlar (Ahmak, maların adları bile kendilerine (Çetin 2000: 271).
deli, cimri, sarhoş, hırsız, doktor özgü havalar taşımaktadır. Bir
gibi) başka özellik ise, son zamanlar- Pek çok Yörük bölgesinde
da yeni hayatın kavramlarıyla anlatılan ancak kaynak kişi
III. Eş kahramanlı fıkra- ilgili olanları da anlatılmakta ise tarafından pek de başarılı bir
lar: (Hoca-talebe, usta-çırak, de genellikle Yörük fıkraları bir şekilde dile getirilemeyen
ebeveyn-evlat, komutan-asker, yerden sonra âdeta Yörüklerin bu fıkra hangi coğrafyanın
efendi-uşak gibi) (Sakaoğlu hayatlarıyla, yolculuklarıyla, Yörük’üne aittir?. “Yörüklere
1976: 86). yeme içmeleriyle, gelenekleriy- ait olsun da hangisine ait
le de yakından ilgilidir. olursa olsun.” demek yanlıştır.
Görüleceği üzere Boratav bi- Kaldı ki aşağıda vereceğimiz
rinci ana dalın ikinci alt dalında Fıkralarımızda gördüğümüz fıkra her zaman Yörüklere de
şöyle demektedir: Özel adlarla bazı vaz geçilmez özellikleri bağlanmamaktadır. Yeri ve günü
anılmayıp bir toplum zümresi- Yörük fıkralarında da bulabil- gelir, fıkramız Köylünün biri
ni teşkil eden kişiler. (Bektaşi, mekteyiz. Bir Nasreddin Hoca diye de başlatılabilir.
tahtacı, yürük gibi). fıkrasını Bektaşi’ye, Konyalı bir
yerel fıkra tipinin Anadolu’nun ORMANCI
O halde fıkra tipleri içindeki birkaç yerinde dile getirilen baş-
yerleri belirlenen Yörüklerle il- ka yerel tiplere bağlanılmasa Şimdi bizim Yörük gadının
gili fıkralara geçebiliriz. kaçınılmazdır. Ülkemizde önce biri ormandan yaş ağaç kesmiş.
anlatılıp sonra da derleyiciler Ağaçları yüklenip gelirkene
Ali Doğaner’in Çukurova veya yazarlar tarafından yazıya gaymakama denk geliyor.
Üniversitesi Sosyal Bilimler aktarılan fıkraların tipleri
Enstitüsü Türk Dili ve Edebiya- arasında öyleleri var ki bütün Gaymakam: “Yav teyze, yaş
tı Anabilim Dalı’nda, Prof. Dr. özellikleri birbirine uymakta, ağaçları neye kestin?” [diye so-
Erman Artun’un danışmanlığı aralarındaki fark coğrafya ruyor.]
altında hazırladığı, Çukurova ve ağız özellikleriyle sınırlı
Bölgesi Konargöçerlerinde kalmaktadır. Gadın: “Ay oğlum, az daha
Halk Kültürü ve Halk Edebiyatı okusan ormancı olacakmışsın.”
(Adana 2013) adlı doktora çalış- Yörük fıkralarının bir özel-
masında fıkralara önemli bir yer liği de şudur: Bazı fıkraların (Ayva 1999: 42; kaynak kişi:
ayrılır. Doğaner değişik kaynak kahramanlarının adlarını biliriz, Ali Bacak, Mut, Diştaş köyü,
kişilerden derlediği 57 fıkrayı Onlar o adlarıyla tanınmışlardır. 1966, ilkokul mezunu, çoban)
dört ana başlık altında değerlen- Bir de adlarını bilmediğimiz ve
dirir: Yörük olarak andığımız fıkra ti- Aşağıdaki fıkra bir ada bağ-
pimiz vardır. O halde bu durumu lanmaktadır. Doğrudur. Fıkra
1. Konargöçerlerin Dinî Bil- şu şekilde belirleyebiliriz: tipimiz Davulcu Mehmet, anı-
gilerinin Yetersizliğini Konu lan adıyla uygun bir işi yapıyor
Alan Fıkralar 1. Adı ile de bilinen bir fıkra ve öyle tanınıyor. Ancak yine
tipi Yörüklerini arasında ancak baş-
2. Konargöçer Yaşam Biçi- ka coğrafyalarda bir Davulcu
mini, Konargöçerlerin Çeşitli Mehmet’in de olması bir karı-
Özelliklerini Konu Alan Fıkra-
lar. YAZ SAYISI 2018 31 YÖRÜKÇE

şıklığa yol açacaktır, ancak bu Yörük değildir, komşu köyle- Bu arada ilgi çekici bir konu-
çok zayıf bir ihtimaldir. rinde yaşayan Yörükler vardır. yu da burada gündeme taşımak
Ama o bölgesinde tanınan bir istiyoruz. Nasreddin Hoca konu-
DAVULCU SARI MEHMET yerel fıkra tipidir. Onu kısaca ta- sunda konuşan ve yazan bilgin
nıyalım ve hiciv kokan sözleriy- ve araştırıcılar ortalarda dolaşan
NASIL BİTECEK? le süslenmiş nüktesine geçelim. ve Hoca’nın adına bağlı olarak
anlatılan veya yayımlanan bütün
Yörük davulcu Sarı Meh- Kara Kâmil’i bilmem tanır fıkraları araştırma ve inceleme-
met, köylere davul çalmak için mısınız? Ülkemizde yüzlerce lerinin ana kaynağı olarak ele
düğünlere gidermiş. Halka açık, Kâmil vardır, bunların da ba- almaktadırlar. Bu, bilim adına
halkla iç içe olmasına rağmen zıları biraz esmerce olunca he- olduğu kadar Nasreddin Hoca
ömründe hiç deniz görmemiş. men ‘Kara Kâmil’ deniliverir. araştırmaları için de son dere-
Bizimki de böyle… Kâmil’in ce yanlış bir yöntemdir. Çünkü
Bir gün Antalya’nın denize erkek torunlarında biri hem elimizin altında değerlendirmek
yakın köylerinden birinde dü- yüksek lisanstan hem de dokto- üzere bulundurduğumuz nükte-
ğün olacakmış. Davul çalmak radan öğrencim. Şimdi yardım- lerin, sizler fıkraların da diye-
için Sarı Mehmet’i davet etmiş- cı doçent olan. İşte birkaç cümle bilirsiniz, büyük bir çoğunluğu
ler. Sarı Mehmet sis altındaki ile dede, ondan torununu seçtiği Hoca ile ilgili olmayıp onun
denize hayretle bakmış. Denizin nüktelerden de birkaçı… adına bağlanan, daha doğrusu
ortasında da bir gemi varmış. yamanan ödünç alınmış değil,
Yanındaki arkadaşına seslenmiş. [Kara Kâmil] Nüfus kayıt- tapusuyla alınmış korsan anlat-
larına göre 1303 Botsa (Me- malardır. Bunlardan yola çıkıla-
“Bu koskoca ova güzel de ram-Konya) doğumlu… Soyadı rak yorum yapmak ve değerlen-
bu biçerdöver buradaki ekinleri Kanunu çıkınca esmerliğinden dirmede bulunmak son derece
nasıl bitirecek?” dolayı Kara soyadını almışlar. yanlıştır. Nasreddin Hoca adına
Babası, köyün imamı Hamit sırtladığımız ve ona ait olduğu
(Altunel 1990:182-183; Hoca’dır…. Çevre köylerde de hususunda görüşe sahip oldu-
kaynak kişi: Ramazan Karay, tanınan Kâmil’in belirli bir eği- ğumuz fıkraları içine aldığımız
Selçuk Üniversitesi Eğitim Fa- timi yoktur. 22 Şubat 1975’te, sandığa/sepete/torbaya elimize
kültesi Matematik öğretmenliği Konya’da, oğlunun evinde vefat geçen bütün fıkraları koyuve-
Ana Bilim Dalı birinci sınıf öğ- etmiş, Hacıfettah Mezarlığı’na rirsek onlardan hareket edilerek
rencisi. Nereli olduğu belirtil- defnedilmiştir. yapılacak araştırmaların yanlış
memiş.) ve değersiz sonuçlar doğuraca-
Torunu Seyit Emiroğlu de- ğını hatırlatmak isteriz. Hoca’ya
Aşağıdaki fıkra, Doğaner’in desi ile ilgili olarak yayımladı- her türlü olumsuzlukları yükle-
dörtlü sınıflamasının ikinci ğı bir makalesinde onu tanıtır yerek onu toplumun gözünde
dalın örnekleri arasında yer ve nüktelerinden örnekler verir. aşağılamak isteyen farklı gö-
almaktadır (s. 572) Bu örneklerden Yörüklerle ilgili rüşteki kişilerin yaptıkları en
olanını aşağıya alıyoruz. azından Hoca’ya, sonrasında da
DENİZ Türk kültürüne hakaret etmek-
GÜPÜR GÜPÜR ten başka bir şey değildir.
Aydınlının (göçebe Türk- GEÇİVER
men) biri, koyunlarını güde Kara Kâmil bir gün okulun Yeri gelmişken Hoca konu-
güde denize değin uzanmış. önünde otururken Yürüklerden sundaki tehlikelerden ikisini çok
Eşekçi Bayram köye geliyor. kısaca sunup oradan hareketle
Denizin, deniz olduğunu bi- Okulla köyün mezarlığı da karşı Yörük fıkralarına geçelim.
lememiş de : karşıya… Arada bir yol varmış.
1. Aynı fıkrayı yorumlayan
‘Koyun salıverilecek bir ova Eşekçi Bayram: “Kâmil Ağa, farklı kişiler farklı sonuçla-
varmış, onu da sel basmış.’ de- bu ölüler bizden Fatiha bekler; ra ulaşmaktadır. Herkes kendi
miş.” (Poyrazoğlu, 1998: 43). ben de hiç bilmem. Ne yapa- görüşünde hürdür ancak böy-
yım?” demiş. lesine farklı yorumları yapmak
Bu fıkranın benzeri 1969 Hoca’la da. Kültüre de zarar
yazında Bayburt ilimizin Erik- Kara Kâmil de: “Oğlum, sen vermekten başka bir işe yaka-
dibi köyünde tarafımızdan buradan geçerken koşarak, gü- mayacaktır.
derlenmişti. Ancak oradaki pür güpür geçiver, ölüler seni
kahramanımız Karadenizli idi domuz zanneder, bir şey bek-
ve denizin adı da Karadeniz idi. lemezler.” demiş. (Emiroğlu
1999: 34).
Aşağıdaki fıkra, eğer birileri
tarafından ters yüz edilerek baş-
ka bir fıkra tipine bağlanmamış-
sa özgün bir yapıya sahiptir. Biz
benzerini değil yaklaşanını bile
belirleyemedik. Kaynak kişimiz

YÖRÜKÇE 32 YAZ SAYISI 2018

2. Son yıllarda pek moda olan Boğalar Yörük Kültür Yar- YARARLANILAN KAYNAKLAR
bir metodun uygulanmasında da dımlaşma ve Dayanışma Der-
benzer tehlikeler yaşanmaktadır. neği Başkanı Ali Boğağa’nın VE BAZI EK KAYNAKLAR
Fowler Metodu genel adı altın- yazdığı ve şiir havası da taşıyan
da gülme teorileri veya mizah bir yazısında Yörük’ün nasıl Aksakal, Nurettin (2005) “Halk
teorileri olarak ele alınan uygu- tanınması gerektiğiyle ilgili Bilimi Açısından Yörük Fıkralarının
lamalarda değerlendirilen fıkra- tespitler vardır. Bu özellikleri Önemi”, III. Uluslararası Türk Me-
ların gerçekten de Hoca’ya ait taşıyan kişilere bağlanan deniyetlerinde Sözlü Kültür Geleneği
olup olmadığına bakılmaksızın fıkraların gerçek Yörük fıkrası (Fıkralar) Sempozyumu (Dış kapakta,
örneklere baş vuruluyor. Böy- olma ihtimale kuvvetlidir, 3. Uluslararası Türk Medeniyetlerin-
lece onun olmayan nüktelerden de Sözlü Kültür Geleneği Sempoz-
onun adına sonuçlara ulaşılmak- Konuşmamızın sonun yakla- yumu Bildirileri “Fıkralar”), Denizli,
tadır. Bu çalışmalardan Yörük şırken Yörükler üzerine yapılan 17-19 Eylül 2004, 18-22. Egeli Araş-
fıkralarına uygulanan ikisini ha- şu birkaç çalışmayı da burada tırmacı ve Yazarlar Birliği (EGAY-
tırlatmak istiyoruz hatırlatmak isteriz: DER) yayını.

Fikret Türkmen, “Gülme Te- Nurdan Kılınç, Antalya Yö- Altunel, İbrahim (1990), Anado-
orileri ve Bursa Yöresi Yörük resi Yörük Fıkraları Üzerine lu Mahallî Fıkra Tipleri Üzerine Bir
Fıkralarının Analizi”, II. Bursa Bir Araştırma, Afyonkarahisar Araştırma (İnceleme ve Metinler),
Halk Kültürü Sempozyumu , C 2010, XI+162 s. Süleyman De- Konya 1990, V÷664÷V s. Selçuk
2, Bursa 2002, 367-375. mirel Üniversitesi Sosyal Bi- Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitü-
limler Enstitüsü Türk Dili ve sü yayımlanmamış tez.
İsmail Abalı, “Mizah Edebiyatı Programı yüksem li-
Teorileri Bağlamında Yörük sans tezi. Öğrencim Yrd. Doç. Artun, Erman (2013), “Yörük Fık-
Fıkraları”, Motif Akademi Halk Dr. Mehmet Özçelik tarafından raları”, Çukurova Halk Kültüründe
Bilimi Dergisi, 9 (17), Ocak-Ha- önetilen bu çalışma son derece Mizah, Adana, 139-146. Uzun bir
ziran 2016, 113-132. değerlidir. Yörük kavramının yazıda, 11 ayrı tipin biri olarak yer
ele alınmasından sonra tamamı almaktadır.
O halde, o güzel halk sö- Antalyalı olan kaynak kişilerden
zünde olduğu gibi, her sakallıyı derlenen 140 fıkra ele alınmış ve Ayva, Aziz (1999), “Mut Yörük-
dedemiz sanmayacağımız gibi, değerlendirilmiştir. lerinden Fıkralar”, Tarla, 1999 (5),
içinde Yörük veya Yürük keli- Mayıs 1995, 41-42.
meleri geçen örnekleri de dik- Evrim Ulusan, Kemalpaşa
katle değerlendirmeden Yörük (İzmir) Yörükleri Halk Kültürü- Boğa, Ali (2017?), “Yörüğü Nasıl
fıkrası olarak kabul edip sonuç- nün Türkmenisten Halk Kültürü Tanırız?” (şiir), Yörükçe, 1 (1), An-
lar çıkarmaya çalışmayacağız. ile İlişkisi Üzerine Bir Araştır- kara, 52-53.
Yörük tipinin özelliğini taşıyan ma, 2009, Ege Üniversitesi Sos-
başka fıkra tiplerinin nüktelerini yal Bilimler Enstitüsü yüksek Boratav, Pertev Naili (1969), 100
de, bu benzerlikten yola çıkarak lisans tezi. Soruda Türk Halkedebiyatı, İstanbul.
Yörüklere bağlamak yanlış bir
tutumdur. O tipin özelliklerini Ali Doğaner, “Çukurova Çetin, Ayşe (2000), “Mehmet
taşıyan pek çok farklı bölge tipi Bölgesi Fıkra Anlatma Gelene- Tevfik ve Hazine-i Letâif”, Millî
vardır. ğinde Yörük Tipine Bağlı Fık- Folklor, 14-17.
ralar”, Route Educational &
Dolayısıyla bu kardeş olan Science Journal, 1 (1), 2014, Emiroğlu, Seyit (1999), “Botsalı
veya ortak özellikler taşıyan fık- 127-143. (Konya) Bir Nüktedan: Kara Kâmil”,
ra tiplerine bağlanan örnekler Tarla [Saim Sakaoğlu Özel Sayısı],
arasında geniş bir açıdan geçiş- Ünsal Yılmaz Yeşildal, “Yö- 99/5, Mayıs 1999, 33-38.
melerin olabileceğini unutma- rük Zekası ve Yörük Fıkrala-
mak gerekir. Bilimde; tarafsız- rı”, 2. Ulusal Yörük Türkmen Kaptan, Şükrü Tekin (2005), Ede-
lığın, hasbiliğin yanında sabırlı Çalıştayı / 22-26 Şubat 2017, biyatımızda Fıkra Çeşitlemeleri ve
olmanın da öneli bir yerinin Antalya, Bildiriler Kitabı (ed. Yörük Fıkraları”, III. Uluslararası
olduğunu unutmamak gerekir. Fatih Uslu), Antalya 2017, 21- Türk Medeniyetlerinde Sözlü Kültür
Onun için sabırlı bir şekilde bu 32. Geleneği (Fıkralar) Sempozyumu
fıkraların değerlendirmek, ele- (Dış kapakta, 3. Uluslararası Türk
mek ve ondan sonra istediğimiz Medeniyetlerinde Sözlü Kültür Gele-
metodu uygulamaya çalışmamız neği Sempozyumu Bildirileri “Fıkra-
doğru olacaktır. lar”), Denizli, 17-19 Eylül 2004, 109-
124. Egeli Araştırmacı ve Yazarlar
Birliği (EGAY-DER) yayını.

Poyrazoğlu, O. Nuri ( 1998), Os-
maniyeli Mektuplar, Ankara..

Sakaoğlu, Saim (1976), “Türk
Folklorunda Üç Ahmak Fıkraları”,
Uluslararası Folklor ve Halk Edebi-
yatı Semineri Bildirileri, 27-29 Ekim
1975 Konya, Ankara 1978, 85-97.

YAZ SAYISI 2018 33 YÖRÜKÇE





TÜRK KÜLTÜRÜNDE ŞAMANLIK

Halil Can AKGÜN

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Tezli Yüksek Lisans Öğrencisi

Özet Herkesin şaman olamayacağı Giriş
gibi şamanlığın halk arasında irsî
“Şaman” kelimesi her ne ka- denilen bir yolla da aktarıldığı Dünyanın dört bir yanında
dar batılı tarihçiler tarafından bilinmektedir ve aynı zaman da izlerini bulabileceğimiz, insanın
büyücü, sihirbaz karşılığı olarak atalarınız arasında da şaman bu- evren ile ilişkisi olan Şamanizm,
kullanılmış olsa da bizler onla- lunması gerekir. Şamanların baş- insanlık tarihi kadar eskidir.
rın aynı zamanda şifacı hekim lıca vazifeleri ruhlarla ve atalar Şamanizm, genellikle Sibirya
olduklarını da bilmekteyiz. Eski ile bağlantı kurmak ve kendine halklarının dinsel inanışlarını
Türkler, “şaman” kelimesi yerine danışanlara fikir vermektir. Eski anlatan bir deyim olup, Kuzey
yaygın olarak “kam” kelimesini Türklerin dini inançları konu- Asya halkları arasında “büyücü,
kullanmışlardır. Şaman kelimesi sunda çeşitli tezler ortaya atıl- sihirbaz” anlamına gelen Şaman
ise bilindiği üzere Tunguzca’dır. mıştır. Şamanizm, bu tezlerden kelimesinden türemiştir. Çok
Şamanlık aslında, bütün dini biridir. Ancak, Şamanizm bir din büyük bir coğrafyaya yayılmış
inanç yapılarında ruh kavra- değildir, Gök-Tanrı dini içindeki olan ve Orta Asya kültür tarihi-
mının temel unsurudur. Şaman bir inanç sistemi ya da bir gele- nin, önemlisi de Türk kültür ta-
olabilmek bir takım özellikler ta- nek haline gelen mistik ritüelle- rihinin bir bölümünü oluşturan
şımak gerekir ve sizi toplumdan rin toplamıdır. Şamanizm, insanlık tarihinin en
ayıran bazı farklılıklarınız olma- kadim inanç biçimleri arasında
sı gerekir. bulunmaktadır.

YÖRÜKÇE 36 YAZ SAYISI 2018

Tüm dünyada farklı şekil- Türkler, Şaman kelimesi yerine Şamanlık kabiliyeti ve bilgi-
lerde ortaya çıkmış ve varlığını yerine Kam’ı kullanırlar (Rason- si ırsidir, babadan oğula geçer.
sürdürmüştür. Şaman inancının yı, 1971: 28). Müstakbel şaman bunun için
Orta Asya coğrafyası ile birlik- babasından ders almaz, irşat
te anılmasının sebebi bölgenin Şaman, Şamanizm’e bağ-
kültürünün oluşmasında büyük lı topluluklar arasında (onu din olunmaz, bu meslek için ha-
etkisinin olmasıdır. Bunun ya- olarak yaşayan) ruhlarla insanlar zırlanmaz (Güngör, 2002: 267;
nında Keltler’den, Kızılderilile- arasında bağlantı kuran bir nevi Eliade, 1999: 39; Radlof, 1976:
re, Türklere ve Moğollara kadar din adamıdır (Buluç, 1948: 310). 233). Şamanların geneli saldır-
daha birçok çok kavmin kültü- Şaman ayini ve törenlerini yapan- gan ve melankolik adamlardır.
ründe ve inanç yapısında kendini lara ve ruhlarla insanlar arasında Bir ailede çocuklardan biri şa-
göstermiş ve halen daha göster- bağ kuranlara eski Türkler ge- man olma belirtileri göstermeye
mektedir. Şamanizme karşı son nellikle “Kam” der (İnan, 2000: başlarsa, büyükler derhal bunun
yıllarda artan ilginin, hem sosyal 72). Avrupa’da hâkimiyet kuran önüne geçmeğe çalışırlar. Çün-
camiada hem de akademik cami- Hunlar zamanında Ata-kam ve kü şamanın kazancı çok az olur,
ada, yazılan çizilenlerin artması Eş-kam adlarında iki kişiden çok zaman ücretsiz ayin yapar.
eskiye duyulan ilginin ve atalara bahsedilmesi Avrupa Hunlarının Evladından biri şaman olursa,
olan saygının de bir göstergesi- da din adamlarına Kam denil- aile bir işçi kaybetmiş olur (İnan,
dir. diğini göstermektedir(Gömeç, 2000: 76). Bu durumda herkesin
2003: 82). şaman olması beklenemez. Şa-
Şamanizm’in en eski şekline man olabilmenin en büyük şartı
göre, öbür dünya aşağıdaki dün- “Kam” kelimesi şaman keli- bir kamın neslinden gelmektir.
ya ile aynıdır. Aslında bu tüm mesinin Altay Türkleri arasında Şaman olacak çocuk, daha ço-
inanç sistemlerinde olan ikili di- kullanılan eş anlamlısıdır. Kaş- cukken hastalıklı ve dalgındır
konomi ile aynıdır. Şaman inan- garlı Mahmud, Divanü Lugat-it (Eliade, 1999: 39). Aileden gelen
cında ışık âlemi olan gök’ün ve Türk adlı eserinde “kam” keli- şamanlığın ilk belirtileri şaman
aşağı dünyanın birçok katmanı mesini şamanın karşılığı olarak adayının aniden hastalanması ve
vardır. En yaygın inanç şekline “kâhin” anlamında kullanmıştır yoğun baş ağrısı nöbetleri geçir-
göre gök’ün 17 katı dahi olabilir (Kaşgarlı Mahmud, 1992: 157). mesidir.
(Rasonyı, 1971: 29). Ziya Gö- Yusuf Has Hacib “ İster tabip ge-
kalp Şamanizm’i daha önce ma- tir, ister kam; ölmekte olana hiç- YAZ SAYISI 2018 37 YÖRÜKÇE
deri totemizm devrinde bir ‘din’ bir fayda vermez” sözleriyle as-
olduğunu, “Toyunizm”den sonra lında kam kelimesini tam olarak
sihir mahiyetine girerek “keha- büyücü ve sihirbaz anlamında
netin ve ruhani Tababetin” ismi kullanmıştır(Yusuf Has Hacib,
olduğunu ve Türklerin dini değil 1991: 87). Yusuf Has Hacip aynı
sihri bir sistem olduğunu belirt- zamanda, Kutadgu Bilig adlı
mektedir (Gökalp, 1976: 40). eserinde kamları “otacılar” (ta-
bipler) ile bir tutmuş; kamların
Şamanizm inancında en insan toplulukları için faydalı ki-
önemli oldu Şaman›dır. Şaman şiler olduğunu belirtmiştir (İnan,
kavramı üzerinde oldukça faz- 2000: 72).
la çalışma yapılmıştır. Şaman
kelimesi genellikle büyü, sihir Şamanların Özellikleri
yapan ve uygulayan kişiyi belirt-
mek amacıyla büyücü, sihirbaz Şamanizm›in en büyük özel-
anlamında kullanılır. Şamanlar liği nüfuz ettiği bölge halkının
uyguladıkları yöntemler ile has- ruh âlemine bürünme yeteneği-
taları tedavi etmişlerdir ve bu sa- dir. Şamanlık, ruhun gezip dolaş-
yede şifacı olarak anılmışlardır. ması, tanrılarla bağlantı kurması
Şaman sözü Tunguzca bir söz konusunda, eski Türk halklarının
olup Tunguzca’dan Rusça yolu doğaya atfettiği gizli kuvvetleri
ile Batı bilim dünyasına geçmiş- istismar etmiş, ona yeni unsurlar
tir (Gömeç, 1998: 40). “Şaman” ekleyerek bütün bir maneviyat
kelimesini Türkler ve Moğollar âlemini belirli bir kadro içine
kullanmazlar (İnan, 2000: 74). almayı başararak adeta bir din
havası kazanmıştır (Kafesoğlu,
1999: 289).

Şaman olacak çocuğa güç yen yahut düşmanlarına musallat küller takardı. Bunların arasında
birdenbire gelir. Atalarının kuv- olan, hastaları iyileştiren, göğe kollara, sırta takılan küçük zil ve
vetiyle şaman olarak tespit edi- çıkıp uçabilen, ateşte yanmayan çıngıraklar bulunurdu. Çeşitli-
len şahıs, uzuvlarında birden bire Türk Şamanları incelendiğinde sesler çıkararak ruhları ürküten
bir gevşeklik hisseder, bu hal yo- bunların Türk veli imajına çok madeni eşya, şamanın zırhı sayı-
ğun bir titreme ile etkisini göste- benzedikleri görülecektir (Ocak, lırdı. Çıngırakların üst kısmında
rir. Kuvvetli ve doğal olmayan 1997: 11). küçük yaylar bulunurdu. Bunlar
esneme başlar, göğsünde bir bas- da yine zırhın bir parçası olarak
kı hisseder, birdenbire şiddetli ve Şaman Elbisesi kötü ruhlara karşı silah vazifesi
garip seslerle bağırmak ihtiyacı görürdü. Şamanın giydiği elbise,
duyar, sıtmalı gibi titrer, gözleri Şamanların kendilerine has kötü ruhlara karşı onu bir maske
döner, birdenbire yerinden sıç- kıyafetleri vardır. Her şama- gibi muhafaza etmektedir (Do-
rayarak deli gibi etrafta dönme- nın kendine özel bir cübbe- nuk, 1988: 9-10). Şamanların
ye başlar, nihayet ter içerisinde si, külahı, davulu ve maskesi ayin yaparken giydikleri kıyafet-
yere yuvarlanır ve çırpınmalarla mevcuttur(Güngör, 2002: 267). lerine cübbe denir.
kramp içerisinde kıvranır (Rad- Cübbe ve davulun vasıfları ve
lof, 1976: 233). Nihayet günün biçiminin, kamın hizmetinde bu- Şamanlığa namzet olan genç
birinde davulunu alıp çalmağa lunduğu ruh tarafından bildiril- staj gördüğü müddet içinde, cüb-
başlar ve artık sakinleşip kendi- diğine inanılmaktadır (Güngör, be giymez, ayinleri adi elbise-
ne gelir. 2002:267). Şaman inancın da siyle yapar. Geleneğe uygun bir
kamlar, kutsalla olan ilişkileri- cübbe hazırlamak pahalıya mal
Şamanların kendilerine göre ni yerine getirirlerken veya dini olduğu için bazı kamlar, ruhları-
asıl öğretmenleri, bir takım özel ritüellerin uygulanışı sırasında nın özel müsaadeleriyle, birkaç
ruhlar ile ata ruhlarıdır (Radlof, kendilerine özel kıyafetler kulla- yıl cübbesiz ayin yaparlar. Fakat
1976: 234). Bu ruhlar, şaman- nırlar. Şamanlar ayinleri sırasın- cübbesiz kamlar kötü ruhlara
ları belirli kurallara göre yetiş- da hayvan derisinden bir göğüs- karşı fazla cesaret gösteremez-
tirmektedir. Bunun yanında şa- lüğü olan açık cübbe ve üzerinde ler. Bunun içindir ki her kam ne
manlık yetkisi Tanrı tarafından dağ tavuğu tüyü bulunan kırmızı yapıp yapıp şaman kıyafeti elde
da verilmektedir. Gök Tanrı’nın bir külah giyerler(Radlof, 1976: etmeğe çalışır (İnan, 2000: 91).
insanlarla, ruhlardan oluşan el- 234). Şaman olacak kişinin cübbeyi
çiler vasıtasıyla konuşması ve temin etme şekli biraz farklıdır.
şamanın gök seyahatini ruhların Şamanlar ruhları kovmak Şaman adayı akraba ve dostların-
refakatinde yapması (Sarıkçıoğ- için, elbiselerine bir takım ağaç dan yardım ister. Onlar da şaman
lu, 1983: 91) şaman- dalları, hayvan kemikleri ve püs-
lık kabiliyetinin Tanrı adayına cübbe ve da-
ve ruhlar aracılığıyla vul için gerekli olan
verildiğini göstermek- malzemeyi armağan
tedir. ederler. Malzeme ha-
zır olduktan sonra ka-
Buna göre hiye- dınlar toplanıp cüb-
rarşik bir düzenin ol- beyi dikerler (İnan,
duğu anlaşılmaktadır. 2000: 91). Cübbenin
Türkler, Şamanların hazırlanmasının ar-
harikulade insanlar ol- dından şaman bir
duklarına, ruhlar, gizli ayin yaparak cübbeyi
güçler ile ilişki kurup ruhların beğenisine
onlara istediklerini sunar(Buluç, 1948:
yaptırabildiklerine 314).
inanırlardı. Hatta şa-
manlar Gök Tanrı ile Koruyucu ruhlar
de temasa geçip on- cübbeyi incelerler,
dan mesajlar getirebi- beğenirlerse cübbe
len şahsiyetlerdi. Ge- ayin yapmağa yarar;
lecekten haber veren, beğenmezlerse ek-
hava şartlarını değiş- sikleri tamamlanır
tiren, felaketleri önle- (İnan, 2000: 92). Şa-
man cübbesi, altmış
YÖRÜKÇE 38 YAZ SAYISI 2018

kadar muhtelif parçadan oluşur. olur. Hiçbir şaman kendi arzı ve vul yapıldıktan sonra ardıç ağacı
Cübbenin esas kısmı meral veya isteğiyle davul yaptıramaz; yap- yakılıp tütsülenir, ruhlara şarap
beyaz koyun derisinden yapılan tırdığı davulu koruyucu ruh veya serpilir(İnan, 2000: 94). Davu-
ceketten ibarettir. Başka parça- ruhlar tarafından kabul edilme- lun derisi ise geyik veya dağ
lar bu cekete dikilir. Bu parçalar dikçe kullanamaz (İnan, 2000: keçisi derisindendir. Davulun iç
şamanların ruhlar dünyasında 94). Şaman, şamanlık için ge- kısmında tahta kenarın uzunluk
bulunduğunu tahayyül ettikleri rekli bilgiyi atalarından aldıktan mihveri boyunca takılmış değ-
bütün varlıkların sembolleridir sonra davulunu kullanmayı, ruh- nek şeklinde bir sap vardır. Bu
(İnan, 2000: 92). Külahın esas ları çağırmayı öğrenir (Radlof, sap, kollarını uzatmış ayakta bir
kısmı üç karış uzunluğunda kır- 1976: 232). insan şeklinden ibarettir. Buna
mızı kumaştan olur, etrafına da davul sahibi manasında “tüngür
üç tane düğme konulur. Astarı Davul (tüngür) daire veya yu- asi” derler (Radlof, 1976: 235).
kaba ve adi kumaştır. Külahın üç murtamsı biçimde olur. Davulun Bunun üzerinde pek çok demir
yerine vaşak derisi dikilir; bun- kasnağı tercihen kayın veya sedir parçacıkları ve levhacıkları olup
lardan biri göz, biri alın ortası, ağacından yapılır. Davul yapıla- bunlar, davul sallanırken kuvvet-
biri de ense hizasına konulur. cak ağaç obadan uzakta bitmiş, li ses çıkarırlar. Bundan başka
Göz üzerindeki kısma türlü türlü insan ve hayvan dokunmamış sapa kırmızı ve mavi renkte ve
boncuklardan diziler konur. Kü- temiz ve sağlam olmalıdır. Da- atalar tarafından takdis edilmiş
lahın alın kısmı da süslenir. şeritler iliştirilmiştir.

Külahın tepe kısmı beyaz ko- Ayrıca davul derisinin hem iç
yunyününden örülmüş kalın kay- hem de dış kısmında kırmızı ve
tanla doldurularak zikzak şeklin- beyaz şekiller çizilmiştir. Bun-
de dikilir; ortasına dokuz düğüm lar şamanist dünya görüşü ile
kabartma yapılır. Külahın ense kurban merasimlerini aksettiren
kısmı aynı dikişle doldurulur şekillerdir. Bu resimler yerdeki
(İnan, 2000: 92-93). Şamanların bazı mevcudat ile gökteki efsa-
ayin yaparken kullandıkları bir nevi varlıklara aittir. Sağda ay,
diğer malzeme şaman davuludur. solda güneş resmi onların üzerin-
Ayin için elbisenin önemi yoktur, de de birçok yıldız vardır. Ayrıca
fakat şaman davulu önemlidir ve Ülgen’in kızlarını tasvir eden re-
bu olmadan ayin bir kuvvet ifa- simler ile kuş, geyik, at, ağaç vs.
de etmez (Radlof, 1976: 234). şekiller de bulunur. Bunlardan
Şamanların davul sahibi olma- başka ayin icra edilen bir sahne de
ları koruyucu ruhlarının emriyle resmedilmiştir (İnan, 2000: 96).

YAZ SAYISI 2018 39 YÖRÜKÇE

Her davul, şamanın ölümün- yapabilecekleri kabul edilmek- için faydalı yönlerinin devamını
den sonra ormana götürülüp par- teydi. Onların toplumsal hayatta- sağlamaya, kötü ruhların zararlı
çalanır ve bir ağacın dalına ası- ki önemleri ölümlerinden sonra faaliyetlerini önlemeğe çalışır-
lır; şamanın ölüsü de bu ağacın kendilerine gösterilen saygıda da lar (Sarıkçıoğlu, 1983: 94). Şa-
yanına gömülür. Şamanın defni devam etmiş ve kamlar ölümle- manist Türk boylarının ayin ve
esnasında hususi ayin ve mera- rinden sonra ailenin ve kabilenin törenlerini iki kısma ayırmak
sim yapılmaz, ilahiler de okun- koruyucuları sayılmışlardır. mümkündür; 1) Önemli günler
maz. Şamanlar, mümkün olduğu de yapılması gerekli ayinler, 2)
kadar, obadan ve yollardan uzak Ancak onlar, toplumsal haya- Tesadüfî olaylar dolayısıyla ya-
bir tepeye hayvan sürülerinin tın ve hatta toplumun dini yaşa- pılan özel ayin ve törenler (Eber-
yaklaşamayacağı yere defne- yışının tamamına hiçbir şekilde hard, 1996: 76).
dilir (İnan, 2000: 95). Davulun hâkim olamamışlardır (Günay,
tokmağı da davul ve cüppe gibi 2003: 123-130). Şamana ancak Sonuç
özel törenle hazırlanır. Bu tok- kısırlık veya zor doğum gibi ruh-
mak kayın ağacından yahut sığın larla temasa geçilmek suretiyle Eski Türklerin dini haayatla-
(geyik) boynuzundan yapılır. Şa- halledilebilecek zor meselelerde rı ve inanışları üzerinde ortaya
man, davulu sol eliyle sapın orta- müracaat edilir. Şaman, bazen atılan tezlerden biri Türklerin
sından tutar, sağ eline de “orbu” ölenin ruhunun geri dönmesini Şamanizm’i din olarak kabul et-
adı verilen tokmağı alır. Tokmak önlemek için cenaze törenlerine miş olmalarıdır. Bu konuda bir-
ağaçtan yapılmış olup, bazen ol- çağrılır, yeni evlileri kötü ruh- çok araştırma yapılmış, yapılan
dukça ustalıkla oyulmuştur. Tok- lardan korumak için düğünlerde araştırmaların sonucunda araştır-
mak kendisi yassı, Üzeri davula de hazır bulunur (Eliade, 1999: macıların bir kısmı Şamanizm’in
vurulduğunda boğuk ses çıkma- 213-214). Türklerin dini olduğunu belirtir-
sını temin etmek için keçe ile ken diğer kısmı ise bunun tersi
onun da üzeri, kıllı hayvan deri- Şamanizm›e göre yeryüzün- görüşü benimsemişlerdir. Batılı
siyle (samur, kakım veya tavşan de bulunan bazı kötü ruhlar insan bilim adamları, Türklerin dini
derisi) kaplanır (İnan, 2000: 95). vücuduna girerek iç organları ye- sistemlerine “Şamanizm” de-
mek ya da insan ruhunu çalıp ye- mekle aslında büyük bir yanıl-
Şamanların Görevleri raltına götürmek suretiyle insanı gıya düşmüşlerdir. Bunun sebebi
hasta eder. Bu durumda şaman bozkır kavimlerini özellikle de
Kamların geleneksel Türk kötü ruhlarla anlaşmaya çalışır Türkleri yakından tanımıyor ol-
dini içerisinde belli bir konum- ve bazen ruhu bir hayvanın vü- maları idi. Eski Türkler dinle iç
ları vardır. Ancak onların faali- cuduna girmeye ikna ederek has- içe bir yaşam sürmüşlerdir ve
yetleri, statüleri ve fonksiyonları tanın iyileşmesini sağlar. Bazı genellikle birçok dinin mensubu
sınırlıdır (Günay, 2003: 120). Şa- durumlarda ise şaman yer altı olmuşlardır. Toplumun gelişme-
manların başlıca vazifesi ruhlarla dünyasına inerek hastanın ruhu- sini sağlayan en önemli unsu-
temas kurmaktır (Güngör, 2002: nu çalan kötü ruhları bularak on- ru din oluşturmuştur ki Türkler
266). Kamların, Tanrı veya tanrı- larla anlaşır ve şartlarını yerine mensubu oldukları dinlere ve o
lar ile insanlar ve ruhlar arasında getirerek çalınan ruhu geri getirir dinin diğer topluluklar içerisinde
aracılık yapma yeteneğine sahip (Eliade, 1999: 214). ki mensuplarına da katkıda bu-
olduğuna inanılmaktadır. lunmuşlardır.
Şaman çok zor durumlar da
Toplumda ölüm ve hastalık bir felaket anında da genelde Eski Türk dini, Gök dini,
gibi birçok kötülükler ruhların işi çağrılır. Şaman geldikten son- Gök Tanrı merkezli, onun et-
olarak görülmektedir. Onların, ra atalarından felaketin sebebi- rafında şekillenmiş, tamamen
trans esnasında ruhları hükümle- ni anlamak için haber getirmek kendine özgü bir monoteizmdir.
ri altına alabildikleri; ölülerle ve amacıyla kısa bir ayin yapar. Bu Türkler yaratıcıyı “Tengri” keli-
tabiat ruhları ile bağlantı kurabi- iş bitince sebebi bildirerek ne ya- mesi ile ifade etmişlerdir. Tengri,
lecekleri, hastalanan yani ruhları pılması gerektiğini söyler (Rad- eski Türk inancında, tek yaratıcı
çalınan(Anadolu’da bugün hala lof, 1976:236). Şamanlar ata olarak din sisteminin merke-
çalınma durumu köyler de ve ruhlarından aldıkları kuvvet ve zinde yer almaktadır. Eski Türk
yüksek mezralarda yaygındır) ilham ile ruhların hangi tabiatta vesikalarında çoğu kez “Kök-
kimselere şifa temin edebilecek- ve huyda olduklarını, nelerden Tengri” adı ile zikredilmektedir.
leri, ateşe hâkim olabilecekleri, hoşlandıklarını, hangi cins kur- Bundan yola çıkarak eski Türk
dertlilerin şikâyet ve dileklerini bandan memnun kalacaklarını inancına “Kök-Tengri Dini” adı
dinleyerek onlarla Gök Tanrı ve bilirler. verilmiştir. Eski Türk dini içinde
öteki kutsiyetler arasında aracılık cinlere, ruhlara emir veren, sihri
Şamanlar iyi ruhların insanlar
YÖRÜKÇE 40 YAZ SAYISI 2018

bir inanç sistemi olan Şamanizm ve özellikle yayın organları ara- Din ve Düşünce”, Türkler, C. III, s. 261-
ve şamanlık meselesi Türk kül- cılığı ile şaman inancının ve eski 282.
tür çevresinde tartışılan önemli Türk dininin farklı şekillerde
bir konudur. Temelde ruhi hasta- anlatılamaya çalışılması malesef GÜNGÖR, Ü. (2003). Başlangıçla-
lıkların tedavi edilmesinde kulla- üzücüdür. rından Günümüze Türklerin Dini Tarihi,
nılan Şamanizm din gibi algılan- İstanbul: Rağbet Yayınları.
masına rağmen din değildir. Meseleye taraf olarak bak-
tansa “nerede o eski bayramlar” İNAN, A. (1976). Eski Türk Dini Ta-
Şamanizm Türk kültür araş- dercesine eski Türk yaşantısı- rihi, İstanbul: Kültür Bakanlığı Yayınları.
tırmaları çevresinde hala önemi- nı ve geleneklerini merak edip
ni koruyan bir konudur. Kendine araştırmalı yaşatabildiklerimizi İNAN, A. (2000). Tarihte ve Bugün
uygun yöntem ve teknikleri kul- yaşatmalıyız. Şamanizm, Materyaller ve Araştırmalar,
lanan Şamanizm yaygın olarak Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
Orta Asya ve Sibirya’da kendini KAYNAKÇA
göstermiş olup günümüzde de et- KAFESOĞLU, İ. (1992). “Asya Türk
kileri hem bahsi geçen coğrafya BULUÇ, S. (1948). “Şaman”, İslam Devletleri”, Türk Dünyası El Kitabı, s.
da hem de oradan etrafa yayılan Ansiklopedi, C. XI, 111-125, 127-145.

DONUK, A. (1988). “Eski Türk Dini KAFESOĞLU, İ. (1999). Türk Milli
Şamanizm mi idi?”, Türk Dünyası Tarih Kültürü, İstanbul: Boğaziçi Yayınları.
Dergisi, III/14, s. 7-11.
KAŞGARLI Mahmud (1992). Divanü
Lugati’t-Türk, Çev: Besim Atalay, Cilt III,
Ankara.

halklar ve onların etkiledikleri EBERHARD, W. (1996). Çinin Şimal OCAK, A. Y. (1997). Kültür Tarihi
halklar arasında etkisini devam Komşuları, Çev. Nimet Uluğtuğ, Ankara: Kaynağı Olarak Menakıbnameler, Anka-
ettirmektedir. Anadolu’da görü- TTK Basımevi. ra: TTK Yayınları.
len örf, adet, gelenek ve görenek-
lerimiz içerisinde Şamanizm’den ELİADE, M. (1999). Şamanizm, Çev. ÖGEL, B. (1979). Türk Kültürünün
ya da Gök-Tanrı dininden kalma İ. Birkan, Ankara: İmge Yayınları. Gelişme Çağları, Ankara: Kömen Yayın
bazı kalıntıları görmek müm- Dağıtım.
kündür. Şamanizm’in etkileri- GÖKALP, Z. (1976). Türk Medeni-
nin günümüzde yaşıyor olması yeti Tarihi, Haz. İsmail Aka-Kazım Yaşar RADLOF, W. (1976). Sibirya’dan
din olarak Şamanizm’in kabul Kopraman, İstanbul: Kültür Bakanlığı Ya- (Seçmeler), Çev. Ahmet Temir, İstanbul:
edildiği anlamının çıkarılmasını yınları. Milli Eğitim Basımevi.
gerektirmez. Aksine, dini hayat
içerisinde devam etmesini kültür GÖMEÇ, S. (2003). “Eski Türk İnan- RASONYI, L. (1971). Tarihte Türk-
hayatımız açısından değerlendir- cı Üzerine Bir Özet”, Tarih Araştırmaları lük, Ankara: Türk Kültürünü Araştırma
mek daha doğru olacaktır. Bugün Dergisi, Sayı 33’ten Ayrıbasım, s. 79-104. Enstitüsü Yayınları.
birçok mecrada bu konu hakkın-
da çok fazla kirli bilginin olması GÖMEÇ, S. (1998). “Şamanizm ve SARIKÇIOĞLU, E. (1983). Başlan-
Eski Türk Dini”, PAÜ Eğitim Fakültesi gıçtan Günümüze Dinler Tarihi, İstanbul:
Dergisi, Sayı: 4, s. 38-50. Bayrak Yayımcılık.

GÜNGÖR, H. (1998). “Eski Türk Di- Yusuf Has Hacib, (1991). Kutadgu
ninin İsimlendirilmesi Üzerine”, Türk Bo- Bilig, Çev: R. R.Arat, Ankara: TDK Ya-
dun Bilimi Araştırmaları. yınları.

GÜNGÖR, H. (2002). “Eski Türklerde YAZ SAYISI 2018 41 YÖRÜKÇE

Özbekistan folklorü ve
Seyhun Yiğitleri

Orta Asya toprakları geçmi- Bu kadar büyük medeniyet- larca instrumanların kollandığı,
şin en eski dönemlerinden Tu- lerin kaynadığı kazanın ortasın- klasik müzik sanatının geliştiği
ran, Maveraunnehr, Türkistan da olmasına rağmen, Orta Asya Orta Çağ döneminde de, çaşdaş
adlarıyla türk ve islam uygarlı- insanı eski Türk geleneklerine müziğin yaygın olduğu bügünkü
ğının beşiği olarak dünyaya ışık hep bağlı kaldı. Saraylarda, bay- günümüzde bile Türkistan coğ-
saçmış. Bir cok dinin dünya dini ramlarda, şenliklerde tar, dutar, rafyasının dağlarında, çöllerinde
olmasında kelit rol oynamış. setar, tanbur, ud, kanun gibi on- hayvancılıkla uğraşan göçebeler

Özellikle, Zerduşt (ateşpe-
restlik) dininin kutsal kitabı olan
‘Avesto’ kadim Harezm toprak-
larında doğmuş. Fars İmpara-
törluğuyla Asyanın geniş bölge-
lerinde milyonların kalbine ateş
yakmış.

Hindistan topraklarında do-
ğan Buda’nın talimatları da
İpek yolu güzergahında İran,
Çin ve Roma ile rekabetleşebi-
len İmparatorluk kurmuş, Bü-
yük Hun boylarından, Akhunla-
rın atalarından olan Kuşanların
aracılığıyla Çin, Japon, Kore
topraklarına kadar yayılması
sağlanmıştır. Bügün de Surhan-
derya bölgesinden Buda dininin
bir cok kutsal mekanları ve eşya-
ları bulunmaktadır.

Orta Çağ İslam dünyasında
şöyle meşhür bir deyim vardı:
İslam’ın fidanları Arap çölle-
rinde dikilmiş, bir de Mavera-
unnehr topraklarında meyvesini
vermiş. Gerçekten de İslam coğ-
rafyasının hiç bır tarafından bu
kadar büyük alim çıkmamıştır.
Binlerce yesevileri, buharileri,
termizileri, maturidileri, nakşi-
bendileri yetiştirdi bu topraklar.

YÖRÜKÇE 42 YAZ SAYISI 2018

dombıralarını1, çankavuzlarını2, sı- 1991 de Özbek halkının Ba- Şehr-i-sebz, Hukand gibi tarih
bızgalarını3 ellerinden bırakmadılar. ğımsızlığı elde etmesi de ma- kokan bir cok şehirlerimizde
nevi değerlerimizin küllerinden gösterilmekte olan halk sanatları
Çarlık ve Sovyet İmparatör- doğması içın bir milad olmuş- örnekleri değerli misafirlerimi-
lüklerinin sömürgesi zamaninda tur. Ülkemizin Surhanderya, zin ilgi odaklarından olmayı ba-
milliyetçilik için, türklük için Kaşkaderya, Cizzah, Nevai, şarmıştır.
hizmet edecek unsurların güçle Harezm vilayetlerinde, Fergana
yok edilmesi yolundaki çabaları vadisinde yüresel halk sanatları Her yıl Surhanderya vilayeti
da halkın iradesini, atalarının ge- toplulukları yeniden canlanma- Baysun ilçesinde gerçekleştiri-
leneklerine muhabbetini engelle- ya başladı. Sadece açık faalyet len ‘Baysun Baharı’ Uluslararası
yememiştir. yürütmekle yetinmeyip, yüresel, Festivalının da yabancı misafir-
bölgesel ve uluslararası düzeyde leri sayısı süreklı artmaktadır.
Şimdi yayımlanmakta olan organize edilen şenliklere, şölen-
‘Özbek halkının folklor örnek- lere, festivallere katılmakta. Mil- ‘Sayhun yigitlari’ Folklor
leri’ kitabı 100 cildi uluşturduğu letin kalbinde hayat bulan sanat Etnoğrafik Topluluğu
da özbek folkloru hazinesinin ne dalları milletin gönlünde canlan-
kadar zengin oduğunun göster- maya başladı. ‘Seyhun yiğitleri’ Folklor Et-
gesidir. noğrafik Topluluğu Özbekistan-
Günümüzde folklor örnekle- da Bağımsızlıktan sonra organize
1 Orta Asya göçebelerinde yaygın olan ri sadece milli şölenlerde değil, halinde faaliyete başlayan 30 dan
telli instrümen. ülkemize gelen turistlerin sürekli fazla folklor topluluklarının sa-
2 Çanqavuz, Çang qobuz — 9000 yıllık uğradığı mekanlarda da çok me- dece biri. Adını da Orta Asyanın
geçmişi olduğu tespit edilen, Orta Asya rak uyandıran sanat olmaya baş- en uzun nehri olan Sirderya’nın
ve Sibirya göçebelerinin kollandığı, ağız- ladı. Semerkant, Buhara, Hive, eski adı Seyhun’dan almış. Ba-
da çalınan küçücük instrümen. ğımsızlıktan hemen sonra 1992
3 Orta Asya göçebelerinde yaygın olan, de Sirderya vilayetinde kurul-
Ney’in ilkel şekillerinden biri. muş. Kurulduğu günden bu yana
onlarca yüresel ve bölgesel fes-
tival ve yarışmalarin birincisi
olmuş. 1999 yılında Özbekistan
Cumhuriyeti Mededniyet Bakan-
lığı tarafından ‘Halk Topluluğu’
statüsü verilmiştir.

Hali hazırda 12 sanatçısı bu-
lunmaktadır.

‘Seyhun yiğitleri’ yakın gün-
lerde daha bir ilke imza atmak
için çaba gösteriyor. 4 Ağustos
2018 Cumartesi günü Muğla’nın
Seydikemer ilçesi Boğalar şölen
alanında gerçekleştirecek olan
Beşkaza Yaylaları Boğalar Yö-
rük Türkmen Şöleni’nin 20. sine
Özbekistan’ı temil ederek ka-
tılmaya hazırlanmaktadır. Aynı
kökten gelen türk boylarının şar-
kıları, türküleri, dansları ile bera-
ber gelenekleri, hüznü ve sevinci
yansıtılacak olan şölende kadim
Türkistan’ın rankleri, ahenkleri
ve lehcesini güzel şekilde göste-
receği beklenmektedir.

YAZ SAYISI 2018 43 YÖRÜKÇE

BEŞKAZA YÖRÜKLERİNİN

GÖÇ HAREKETLERİ
VE YOLLARI

Eren Fehmi EROĞLU

Tarih Araştırmacısı

Özet Bu çalışmada yaylak ve kışlak- anılmaktadır. Yörük hayatının
lar arasındaki göç hareketleri Türkiye’de sürdürüldüğü sayılı
Günümüzde Muğla ilinin ve yolları incelenecektir. Bunun yerlerden olan yörenin adı Os-
Fethiye ve Seydikemer ilçele- için tarihsel süreçle ilgili arşiv manlı dönemine dayanmaktadır.
rini kapsayan Beşkaza Yöresi belgeleri kullanılırken günümü- Coğrafyanın zorluğu, eşkıya fa-
Anadolu’nun Türkleşmesinin ilk ze ilişkin olarak ise yörede Yörük aliyetleri ve konar-göçer kitlele-
evrelerinden itibaren Türkmenle- hayatını devam ettiren gruplara rin sayıca fazla oluşu sebebiyle
rin tercih ettiği bir coğrafyadır. ilişkin saha araştırması ve sözlü yörede vergilerin toplanmasında
İlk dönem gelen Türkmenlerin tarih yöntemi kullanılacaktır. sıkıntılar yaşanmıştır. Bu olay-
önemli bir kısmı konar-göçer lar neticesinde Mekri Kazası,
aşiretler olduğu için Beşkaza’da Giriş Osmanlı tarafından beş kazaya
Türkistan’dakine benzer gele- ayrılmış ve bu idari taksimattan
neksel yaylak-kışlak hayatı oluş- Kuzeyde Denizli ve Burdur, dolayı halk yöreyi Beşkaza ola-
muştur. Dolayısıyla 13. yüzyıl- doğuda Antalya, batıda Köyce- rak adlandırmıştır1.
dan itibaren bölgede mevsimsel ğiz ilçesi, güneyde Akdeniz ile
göç hareketleri yaşanmıştır. Yö- çevrili olan ve 17. yüzyıl ortala- Yöreye Yörüklerin (Türk-
redeki göçler, rakım, su, otlaklar rına kadar Makri, Mekri, Meğ- menlerin) gelişi, 13.yüzyıla teka-
gibi çeşitli etkenler çerçevesinde ri isimleriyle belgelerde geçen
kısa mesafeli ve alçaktan yük- yöre, bugün Fethiye ve Seydi- 1 Eren Fehmi Eroğlu, Türkistan’
seğe, yüksekten alçağa şeklinde kemer isimli iki ilçeden oluş- dan Uzak Diyara Beşkaza Fethiye ve
gerçekleşmiştir. Göçler sonucun- masına rağmen Beşkaza ismiyle Seydikemer Yörükleri, Serüven Kita-
da dört farklı yerleşim türü oluş- bevi, Ankara 2015, s.37.
muştur. Bazı aileler tarafından
hala göç edilen bu yerleşimler;
ilkbaharda yerleşilen yazlak,
yazın yerleşilen yayla, güzün
yerleşilen güzlek ve kışın soğuk
havalardan hayvanları korumak
için konaklanan kışlaklar olarak
sınıflandırılabilir. Yazlak ve güz-
lekler çoğunlukla, 500 ile 1000
metre arasında değişen, ovaya
yukardan bakan, otların bol ol-
duğu tepelik yerlerden oluşmak-
tadır. Yayla ise ortalama 1200
metre ve üzerindeki yükseklik-
lerdeki alanlardan seçilmiştir.

YÖRÜKÇE 44 YAZ SAYISI 2018

bül etmektedir. 1243’den sonra yeniden Osmanlı idaresi altına ülkesini fethettiler. Haraita’ya
meydana gelen olaylar netice- girmiştir. Beyliğin kesin bir şe- mensup sahil sakinlerine bas-
sinde Batı Anadolu’ya yapılan kilde sona ermesi ve Osmanlı ta- kın yaparak evlatlarını kaldı-
göçler artmıştır. Türk grupları rafından yöneticilerin esir edilişi rıp Müslümanlara satmayı adet
Menteşe Bey etrafında toplanmış Beşkaza’da ve diğer ilçelerdeki edindiler. Onlarda, bütün mem-
ve beyliği teşekkül ederek yöre- bulunan Yörükler tarafından tep- leketlere götürülen Türkmen ha-
yi fethetmişlerdir2. Sahip olduğu kiyle karşılanmış, halk Menteşe lıları yapılır. Kıyılarında bir kör-
yaylalar, su kaynakları ve uygun Beyliği yöneticileri hakkında fez vardır; adı Makri (Fethiye)
iklim değerleri ile Beşkaza, kısa övgü dolu çeşitli şiirler yazmış- körfezidir ve seyyahlarca meş-
süre içerisinde Türkmenlerin tır5. hurdur. Oradan İskenderiye’ye
yurdu olmuş ve yörenin önceki ve başka yerlere kereste götürü-
sahipleri Rumların önemli bir Beşkaza’daki yörük yaşantı- lür. Antalya’nın şimalinde (ku-
kısmı göç etmiştir3. sıyla ilgili kayıtlara baktığımız- zeyinde) Tagurla (Denizli) dağı
da ilk bilgiler 1286 yılında ve- vardır. Burada ve havalisinde
Yöre Osmanlı egemenli- fat eden İslâm coğrafyacısı İbn Türkmenlerin 200.000 kadar ça-
ğineyse iki defa girmiştir. İlki Said’in eserinde yer alır. Müelli- dırı olduğu söylenir6.”
1391-1394 yılları arasında ger- fin verdiği bilgiler şu şekildedir:
çekleşmiş, ancak I. Bayezid’in İbn Said’in aktardığı bu bilgi-
1402 yılında Ankara Savaşı’nda “Türkmenler, Selçuklular lerden oldukça yoğun bir Türk-
Timur’a yenilmesiyle ayrıl- devrinde Rum diyarını fetheden men nüfusunun Batı Anadolu’ya
mıştır. Savaştan sonra Menteşe Türk soyundan çokluk bir kavim- yerleştiği anlaşılmaktadır. Böl-
Beyliği yöreyi tekrardan ege- dir. Selçuklular zamanında Rum genin coğrafi özelliklerinin
menliğine almıştır4. İkinci kez Türkistan’dakine benzer konar-
kurulan ve yirmi iki yıl süren 5 Age, s.97-101. göçer hayata elverişli olması
beylik, 1424 yılında padişah II. Türkmenlerin bölgeyi seçme ne-
Murat düzenlediği sefer ile sona denleri arasında yer almaktadır.
ermiştir. Muğla ve Beşkaza top- Yüksek dağlar ve kışı geçirmeye
rakları “Menteşe Sancağı” adıyla müsait ova ve vadilerin yanı sıra
bölgenin bitki örtüsünün maki
2 Ahmet Yiğit-Ömer Karayu- olması Türkmenlerin bu coğraf-
mak, Menteşe Beyliği’nden Türkiye yayı seçmesinde etkili olmuştur.
Cumhuriyeti’ne Belgelerle Fethiye, Küçükbaş hayvancılığı açısından
Fethiye Belediyesi Yayınları, Fethiye bu coğrafi özellikler oldukça el-
2012, s.4. verişlidir. Bu nedenle daha 13.
yüzyılda Denizli ve çevresinde
3 Eroğlu, age, s.39. 200 bin çadırdan oluşan Türk-
men nüfusundan bahsedilmek-
4 Paul Wittek, Menteşe Beyliği, tedir.
Çev: Orhan Şaik Gökyay, Türk Tarih
Kurumu Basımevi, Ankara 1999, s.86. 6 Age, s.2.

YAZ SAYISI 2018 45 YÖRÜKÇE

İbn Said’in aktardığı bilginin Osmanlı arşiv kaynakları ise Bayat16, Kargın17 ve Peçenek18
benzerine 14.yüzyılda yaşamış bölgedeki Türkmenlerin boy ve gibi Oğuz boy adlarını taşıyan
bir sır katibi olan Fazlullah El- cemaatlerini tespit etme açısından yerleşim yerlerine sahip olan
Ömeri’nin eserinde de rastlanır. da önemlidir. Kayı10, Kınık11, Do- yörede köklü bir Yörük geçmişi
El-Ömeri, Beşkaza’yı da içine durga12, Döğer13, İğdir14, Yuva15, mevcuttur. 1261 tarihinden iti-
alan Antalya ve Milas arasın- baren yoğun bir Türk nüfusuna
daki bölgeyi anlatırken bölgede 10 20. yüzyılın başlarından itiba- sahip olan yörede19, bu tarihle
43.000 kişilik bir Türkmen or- ren “Kayı” adındaki köyün ismi, söz- birlikte ilk Yörükler ve Yörük
dusunun olduğunu söyler7. Bu cüğün söylenişindeki zorluk sebebiyle göçleri görülmüştür20. Osmanlı
rakamlardan hareketle bölgede “Kaya” adına dönüşmüştür. Köyün döneminde Menteşe Sancağı sı-
önemli miktarda Türkmen grup- geçmişi Menteşe Beyliği dönemine
larının yerleştiğini söyleyebili- dayanmakta olup Kayı ve Karakeçili 16 Kurucuları Bayat boyu men-
riz. Zeki Velidi Togan’ın aktar- Türkmenlerinin yurdu olmuştur. supları olan köy 20.yüzyıl başlarına
dığına göre biri Anadolulu diğeri dek Bayat adıyla yaşamış, cumhuriyet
Cenevizli olan iki anlatıcı da 11 Boyun adını taşıyan iki yerle- dönemiyle Ortaköy ismini almıştır.
Menteşe Beyliği’nden bahseder- şim mevcuttur. Birisi Fethiye ilçesi Boyun ismi köyde “Bayat Mahallesi”
ken onların halkının büyük oran- Eldirek mahallesinde yer alan “Sahil ismiyle yaşamaktadır.
da Türkmenlerden oluştuğunu ve Kınık Mahallesi” diğeri ise Seydike-
çok kalabalık olduklarını ifade mer ilçesindeki “Yayla Kınık”tır. 17 Boyun ismi Fethiye-Denizli sı-
ederler8. nırında yer alan Kargın Yaylası ve bu
12 Boyun adını taşıyan köy hala yaylaya çıkan bugün Kargı isimli köy-
Menteşe Beyliği dönemi kay- Dodurga ismi ile mevcut olup dağınık de görülmektedir.
nakları bölgenin nüfusuna iliş- bir yerleşim göstermektedir.
kin bu tarz bilgiler vermektedir. 18 Beşkaza’nın bir diğer kazası
Osmanlı’nın 1424 yılında kesin 13 Beşkaza’nın beş kazasından bi- olan Üzümlü köyünde bir mevkide
olarak Menteşe topraklarını ele risi olan Döğer köyü, Eşen ovası üze- yaşayan Peçenek ismi hakkında yöre
geçirmesiyle birlikte Beşkaza rinde kurulmuştur. halkı bir söylence anlatır. Anlatılan-
yöresinde de Osmanlı dönemi lara göre bugün “Peçenek Mevki”
başlar. Bu dönemde yöredeki 14 Boyun ismi Seki havzasında isimli yere Peçenek Yörüklerinin gelip
gruplara ilişkin daha ayrıntılı yer alan İğdirce Yaylası ile mevcuttur. yerleşmiştir. Ancak bir süre sonra ken-
kayıtlara sahibiz. Osmanlı tah- dilerine ve hayvanlarına ölümcül bir
rir defterlerinin yanı sıra Evliya 15 Seydikemer ilçesi Yuvaderesi hastalığın tutulmuş, hemen hepsinin
Çelebi gibi seyyahlar da Beş- isimli mahalleyle boyun adı yaşatıl- vefat etmiştir. Kurtulan bir avuç kişi
kaza coğrafyası hakkında bilgi maktadır. de göç kararı almış ve gitmişlerdir.
verir. Çelebi, Seyahatname’sin- Kaynak Kişi: Ünal Şöhret Dirlik, Na-
de Beşkaza’yı anlatırken yörede zım Demirci, İsmail Yarbaşı.
Yörüklere rastladığını, onlardan
aldığı bilgiyle Seki’ye doğru 19 Paul Wittek, age, s.24
yola koyulduğunu ve oraya var-
dığında birçok Karakeçili oba- 20 Eren Fehmi Eroğlu, age, s.38
sıyla karşılaştığını söyler9.

7 Şihabeddin b. Fazlullah El-
Ömeri, Türkler Hakkında Gördükle-
rim ve Duyduklarım, Çev: D. Ahsen
Batur, Selenge Yayınları, İstanbul
2014, s.144.

8 A. Zeki Velidi Togan, Umumî
Türk Tarihine Giriş, İstanbul Üni-
versitesi Edebiyat Yayınları, İstanbul
1981, s.317.

9 Mehmet Zillioğlu, Evliya Çelebi
Seyahatnâmesi, Üçdal Yayınları, İs-
tanbul 1993, s.16-18.

YÖRÜKÇE 46 YAZ SAYISI 2018

nırları içerisinde yer alan yörenin tirlerin 112 tanesinin Beşkaza’da Onların 1000 metre ile 1500
Yörük tarihine ait ilk bilgiler II. yaşadığı görülmüştür23. metre yüksekte yuvarlak keçe
Bayezid dönemine ait tahrir def- kaplı, iskelesi ağaç dallarıyla
terinde bulunur. Defterde, sahip 16.yüzyıl belgelerinde yer oluşturulmuş çadırlarda seyyar
oldukları nüfusa göre boy, aşiret, alan bu Yörüklük geleneği daha bir şekilde yaşadığını aktaran
cemaat ve tir olarak adlandırılan sonraki yüzyıllarda da devam müellif, atkuyruğu saç bıraktık-
Yörük gruplarında en fazla nü- etmiştir. 1830 yılı Menteşe San- larını, Osmanlı ülkesindeki diğer
fus oranının cemaat ve tirlerden cağı nüfus defterine göre sancak Türklerden farklı olduklarını ve
oluştuğu yer alır21. genelinde kaydedilmiş en kala- eski Türklerin yaşantısına benzer
balık konar-göçer Yörük cemaati hayat sürdüklerini söyler25. 20.
Menteşe Sancağı’ndaki Yö- Beşkaza Yöresinde yaşamıştır24. yüzyılda da bölgedeki Yörük ya-
rük nüfusuna baktığımızda sayı Bu yüzyılda Beşkaza Yöre- şamı devam eder. 1910 yılı Os-
olarak en fazla nüfusun Beşka- sindeki yörüklerin faaliyetleri manlı Dâhiliye Nezareti kayıtla-
za Yöresine ait olduğu görülür. yabancı seyyah ve araştırmacı- rına göre 20.yüzyılın başlarında
Sancak genelinde 1522’de 302 ların eserlerinde de yer alır. Bu Türkiye’nin çeşitli yerlerinden
konudaki en önemli eserlerden birçok Yörük topluluğu yöreye
cemaat, 1532’de 170 adet cema- birisi 1888 yılında yöreye ge- dâhil olmuştur26. 1946-1950 yıl-
at ve tir kaydedilmiştir22. Yöreye len Alman antropolog Felix Von ları arasında Fethiye Cumhuri-
baktığımızdaysa sancak genelin- Luschan’a aittir. Yazar, karşı- yet Savcısı olarak yörede görev
de kayıt altına alınan cemaat ve laştığı Yörükler ve Tahtacıların yapan Mustafa Sabri Livaneli-
üzerine yoğunlaşarak yaptığı oğlu eserinde yöredeki Yörük-
21 Başbakanlık Osmanlı Arşivi, 39 sosyolojik ve antropolojik ince-
Numaralı Tapu Tahrir Defteri lemeleri içeren “Tachtadschy” leri anlatır. Türkiye’de birçok
(Tahtacılar) adlı eseri kalemi alır. yer gezdiğini dile getiren savcı,
22 Behset Karaca, “1522-1532 ilk defa köyü ve yaylası birbiri-
Tarihlerinde Menteşe Bölgesi Yörük- 23 Eren Fehmi Eroğlu, age, s.46- ne kilometrelerce uzak yerleşim
leri”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilim- 51. birimlerini bu yörede gördüğünü
ler Dergisi, Cilt.18, S.2, Elazığ 2008, ifade eder. Bu yerleşimlere ma-
s.411. 24 Karadere Cemaati ismiyle 177 yıs aylarında on binlerce hayvan,
haneden 412 erkekten oluştuğu kay- binlerce insandan oluşan büyük
dedilen bu konar-göçer grup, yörede Yörük göçlerinin düzenlendiğini
hala eski Türk yaşantısını sürdüren aktarır27.
kitlelerin başında gelir. Bkz: Mübahat
S. Kütükoğlu, Menteşe Sancağı 1830 25 Felix Von Luschan , Die Tach-
(Nüfus Ve Toplum Yapısı), Türk Tarih tadschy Und Andere Überreste Der
Kurumu Yayınları, Ankara 2010, s.45. alten Bevölkerung Lykiens, Almanya
1890, s.32-34.

26 Dr. Frayliç-Mühendis Rau-
lig, Türkmen Aşiretleri, Çev: Hâbil
Âdem, Haz: Hasan Babacan-Servet
Avşar, Geçit Yayınları, İstanbul 2011,
s.152-154.

27 Mustafa Sabri Livanelioğlu, Bir
Göz Yumup Açmış Gibi, Ekip Grafik
Basımevi, İstanbul 2000, s.73.

YAZ SAYISI 2018 47 YÖRÜKÇE

1965’lerden itibaren bölgede rından miras kalan kültürü yaşat- bol olduğu tepelik yerlerden
seracılık ve turizm faaliyetleri- tıklarını ve son ana dek yaylalara oluşmaktadır. Günümüzde çoğu
nin değer kazanması, hayvancı- göç edeceklerini belirttiler30. ailenin hayvanlarını günü birlik
lıktan elde edilen gelirin düşme- otlatmada kullandığı bu tepeler,
si, yeni kuşakların konforlu bir 1. Yörüklerin Göç geçmişte konak yerleridir. Yay-
hayat sürmek istemesi, orman lalar serin ve havadar yerlerdir.
arazilerinde keçi otlatmanın ya- Hareketlerinin Sebepleri Yurt olarak da anılan yaylalarda
saklanması sonucunda yöredeki konaklama, mayısın ilk haftasın-
Yörüklerin hayatında değişim- Beşkaza’da göç geçmişten dan eylül ortalarına dek sürmek-
ler başlar28. Kıl çadırlar yerini bugüne dek tam ve yarı bir şe- tedir. Kışlaklar ise diğer yerleşim
yaylalardaki binalara, göçleri kilde mevsimlere bağlı olarak yerlerinden farklı bir yapıdadır.
gerçekleştiren develer de ulaşım yer değiştirme şeklinde gerçek- Bunun nedeniyse kışın sert esen
araçlarına bırakır29. Ancak tüm leşmiştir. Yer değiştirmeler Mer- rüzgârlar ve bu rüzgarların ha-
bu değişimlere rağmen yörede sin’deki tam konar-göçerlerde vadaki nemle birleşerek oluştur-
ısrarla eski Yörük yaşantısını görülen kıyıdan-bozkıra, bozkır- duğu düşük sıcaklıklardır. Kış-
sürdürmeye çalışanlar vardır. dan-kıyıya şeklindeki göçlerden laklar genellikle ovada bulunan
Bugün Akdağ ve Seki civarın- farklıdır. Yöredeki göçler; rakım, rüzgardan korunaklı, çevresinde
daki yaylalar başta olmak üzere su, otlaklar neticesinde kısa me- bir akarsu veya su kaynağı olan
yöredeki yaylalarda hala kıl ça- safeli ve alçaktan yükseğe, yük- dağ sırtları yahut çukur araziler-
dırlarda yaşamını süren ve yaya sekten alçağa şeklinde gerçek- dir. Yöredeki köylerin fiziki du-
göç gerçekleştiren 30 kadar aile leşmiştir. Göçler sonucunda dört rumu ele alındığında önemli bir
mevcuttur. Bu ailelerden bazıları farklı yerleşim türü doğmuştur. kısmının geçmişte kışlak olduğu,
yaptığımız görüşmelerde atala- Bazı aileler tarafından hala göç iskân sonucunda bugünkü yerle-
edilen bu yerleşimleri sıralamak şim yeri halini aldığı görülür31.
28 Eren Fehmi Eroğlu, age, s.160. gerekirse: ilkbaharda yerleşilen
yazlak, yazın yerleşilen yayla, 1.1. Coğrafi Sebepler:
29 Bu değişimin en iyi örneği Yö- güzün yerleşilen güzlek ve kışın
rük yaşantısının vazgeçilmezi olan soğuk havalardan hayvanları ko- Türkiye’nin güneybatı ucun-
develerin sayılarındaki keskin düşüş- rumak için konaklanan kışlaklar da yer alan yöre, 36°17’ kuzey
tür. 1925 yılında 1149, 1967 yılında olarak karşımıza çıkar. Yazlak
1235 olan sayı 1991 yılında 12’ye ve güzlekler çoğunlukla 500 ile 31 Döğer, Karadere, Kumluova
2014’tteyse 4’e gerilemiştir. Deve 1000 metre arasında değişen gibi köyler bunun en iyi örnekleridir.
sayıları ve develerin Beşkaza Yörük ovaya yukardan bakan, otların Belgeler incelendiğinde ilk olarak
kültüründeki önemi için bkz: Eren 1517-1583 yılları arasında Döğer kö-
Fehmi Eroğlu, age, s.149; Musa Se- 30 Kaynak Kişiler: Ramazan Koç- yünün, daha sonra 18.yüzyıl ortaların-
yirci, O Güzel İnsanlar O Güzel Atlar bıyık, Şaban Karcı, İbrahim Cengil, da diğerlerinin kerken kurulduğu gö-
Yirminci Yüzyılda Fethiye Kırsalında Saliha Şumur, Mahmut Yıldız, Rama- rülür. Esasında bu durum, Osmanlı’nın
Yaşam, Derin Yayınları, İstanbul 2007, zan Aydın. Yörükleri yerleştirme politikasından
s.38. kaynaklanmaktaydı. Ancak bu yerleş-
meye rağmen ismi geçen köy halkları
YÖRÜKÇE 48 YAZ SAYISI 2018 Yörük göçlerini sürdürmüş ve yazları
yaylalara çıkmıştır. Bkz: Başbakanlık
Osmanlı Arşivi, 61 Numara Tahrir
Defteri ( 1517-18 Yılı); Başbakanlık
Osmanlı Arşivi,121 Numaralı Tahrir
Defteri (1522); Başbakanlık Osman-
lı Arşivi, 166 Numaralı Muhasebe-i
Vilayet-i Anadolu Defteri (937/1530);
Başbakanlık Osmanlı Arşivi, 176 Nu-
maralı Tahrir Defteri (1532-33); Baş-
bakanlık Osmanlı Arşivi, 337 Numara
(1562-63 Yılı); Ankara Tapu-Kadastro
Kuyûd-ı Kaime Arşivi, 110 Numaralı
Tahrir Defteri (1583 Yılı); Mübahat S.
Kütükoğlu, age, s.45, Ramazan Kıv-
rak, Yörük Obalarımız, Çetin Medya Grup,
Ankara 2008, s.96.

enleminde, 29°48’ doğu boyla- Ovası ile Fethiye Ovası’ndan Bu dağlar kadar önemli bir diğer
mında yer alır. Güneyde Kaş, ba- meydana gelmektedir. Doğu, yükselti ise Karabel Geçit’i son-
tıda Dalaman; doğuda Korkuteli kuzey ve güney kesimler, Toros rası görülen Seki Yaylası isimli
ve Elmalı; kuzeyde Gölhisar ve Dağları’nın uzantısı olan 1000 ila büyük bir platodur. Yer yer dağ-
Çameli ilçeleriyle çevrilidir. Top- 3000 metre yüksekliğinde deği- ların ve tepelerin yer aldığı pla-
lam yüz ölçümü 3059 km² olan şen dağlarla çevrilidir. Ancak bu toda zemin seviyesi 1300 metre
yöre, tipik Akdeniz ikliminin gö- dağlar ülke genelindekinin aksi- yüksekliğe sahiptir.
rüldüğü bir yerdir32. Beşkaza, kış ne kademeli yükselmeyip ova ve
ve ilkbahar aylarında yağış al- deniz kenarlarında ani bir yükse- Yöredeki Yörüklerin göç
makta, yaz aylarındaysa bölgede liş sergilemektedir. Üzerlerinde alışkanlıklarını sürdürmesinde
şiddetli kuraklıklar yaşanmakta- önemli oranda geniş düzlükler, yukarıda bahsettiğimiz coğrafi
dır. Yıllık sıcak ortalaması 18,25 çayırlar-meralar bulunmaktadır. faktörler önemli bir paya sahiptir.
santigrat olup bu rakam Türkiye Ayrıca kar erimelerine bağlı ola- Belirttiğimiz üzere mayıs ayın-
sıcaklık ortalamasının üzerinde rak oluşan küçük çaylar, su kay- dan itibaren düz alanlarda hisse-
yer alır. Aşırı sıcaklar mayıs ayı nakları da vardır. Yörenin önemli dilen sıcaklıklar, bağıl nemin de
ortasından başlayıp ekim ayı or- dağlarını saymak gerekirse 1969 etkisiyle yöre halkını zorlamaya
talarına kadar sürmektedir. Bu metre yüksekliğindeki Babadağ, başlamaktadır. Ancak aynı dö-
aylarda, yörenin deniz kenarında tepe noktası 3051 metre olan ve nemdeyse düzlüklerin aksine,
yer alması ve güneşlenme süre- büyük çoğunluğu 2000 metre 1200-3000 metre arası yüksekli-
sinin fazlalığı sebebiyle yörede üstü zirvelerden oluşan Akdağ- ğe sahip dağlarda ve yaylalarda,
yüksek derecede nem oranı mev- lar, 2184 metre yüksekliğindeki hava sıcaklığının her 200 metre
cuttur. Bu oran haziran ve eylül Çal Dağı, 2418 metre yüksek- yükseklikte en az 1° düşmesi
ayları arasında 40° dereceyi bu- liğindeki Boncuklu Dağlarıdır. sebebiyle asgari 10° daha düşük
lan ve insan sağlığını tehdit eden sıcaklıklar ve %15 seviyelerinde
sıcaklıkları daha da hissedilir kıl- nem oranı görülmektedir. İşte bu
maktadır33. durum dağları ve yaylaları kıyı
kesimlerine göre daha yaşana-
Yörenin yeryüzü şekillerine bilir kılmakta ve mayıs ayından
bakıldığında dağların ve tepele- itibaren yörede Yörük göçlerinin
rin önemli bir yer kapladığı gö- düzenlenmesine, yerleşik halkın
rülmektedir. Düz alanlar Eşen da önemli bir kısmının ulaşım
araçlarıyla yaylalardaki evlerine
32 Aybike Özer, Halime Öztürk, Fet- çıkmasına sebep olmaktadır.
hiye Ticaret Odası 2014 Sosyoekonomik
Raporu, Fethiye 2014, s.24. 1.2. Ekonomik Sebepler:

33 Ali Türker-Gülay Özaltın Türker- Günümüzde ekonomisi başta
Altan Çelik, “Dış Mekân Turizm Ve Rek- seracılık, turizm ve ticarete da-
reasyon Faaliyetleri Açısından Muğla İli
İklim Konforu Analizi”, Dokuz Eylül Üni-
versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi,
C.17, S.4, 2015, s.566-568.

YAZ SAYISI 2018 49 YÖRÜKÇE

yanan yörede azımsanmayacak ve yüksek sıcaklıkları taze otlak- Beşkaza’da da 13. yüzyıldan gü-
seviyede hayvancılık faaliyetleri ları ilkbahardan kış mevsimine nümüze kadar bir gelenek olarak
görülür. Bu hayvancılık faaliyet- dek sadece yaylalarda mevcut devam etmiştir.
lerinde özellikle kıl keçisi ye- kılmaktadır. Ayrıca ilkbaharla
tiştiriciliğine dayanan küçükbaş ortaya çıkan yüksek sıcaklar da Yörede yaylacılık faaliyetle-
hayvancılık yörede yaygın bir hayvanlar üzerinde et ve süt ve- ri, daha öncede belirtildiği gibi
şekilde mevcuttur. Yörede 16. rimi konusunda büyük sorunlar 13. yüzyıldan itibaren gelen
yüzyılda 57.326 adet keçi ve ko- oluşturmaktadır. Tüm bunların Yörük-Türkmenler ile başlamış-
yun34, 1891 yılında 64.626 keçi neticesinde başta Yörükler ol- tır. Bu yüzyıldan itibaren gelen
ve 34.232 koyun35, 1925-1926 mak üzere, geçimini hayvan- her cemaat, boy bir yaylayı yurt
yıllarında 37.490 keçi ve 29.956 cılıkla sağlayan sürü sahipleri edinmiş ve yazları burada ge-
koyun36, 1967 yılında 73.028 yaylalara göç etmekte, ekim çirmeye başlamıştır. 16. yüzyıla
keçi, 53.700 koyun37, 1991 yılın- ayının sonlarına dek yaylalarda gelindiğinde yaylacılık faaliyet-
da 95.330 keçi ve 54.560 koyun38 kalmaktadır. leri vergi veya kira karşılığın-
yetiştirilmiştir. Bu sayılar tarih da devam etmiştir41. Cumhuri-
boyunca Beşkaza’nın küçükbaş 2. Beşkaza Yörüklerinde yet dönemindeyse halkın isteği
hayvancılığa verdiği önemi gös- Yayla Göçleri ve Yaylalar doğrultusunda üzerinde nüfus
termekle birlikte esasında Yörük
hayatının ne kadar yaygın oldu-
ğunun da kanıtıdır39.

Yöredeki küçükbaş hayvan-
cılığın yapılış yöntemi incelen-
diğinde küçük sürü sahiplerinin
ahır hayvancılığı, büyük sürü
sahiplerininse merada otlamaya
dayanan hayvancılık yaptığı gö-
rülür. Özellikle keçi yetiştirici-
liğinde uygulanan bu usul, yarı
konar-göçerleri ve yerleşikleri
sürekli olarak taze otlak aramaya
itmektedir. Yörenin yağış rejimi

34 Behset Karaca, “XVI. Yüzyıl- Sözlüklerde akarsularla derin olmayan yaylalar köy mülkiyet-
da Meğri (Fethiye) Kazası”, SDÜ Fen bir biçimde yarılmış, parçalan- lerine dâhil edilmiş ve ilerleyen
Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler mış, üzerinde düzlüklerin belir- senelerde iskân faaliyetleriyle ilk
Dergisi, S.30, Nisan 2014, s.35. gin olarak bulunduğu, deniz yü- yerleşmeler başlamıştır. Bu süreç
zeyinden yüksek yeryüzü parça- günümüzde de sürdüğü halde42
35 Hülya Cantürk, Osmanlı Salna- sı; yazın havası iyi ve serin olan, her şeye rağmen yaylacılık ve
melerine Göre XIX. Yüzyılda Menteşe hayvan otlatma veya dinlenme göç faaliyetleri devam etmekte-
Sancağının Sosyal ve Ekonomik Duru- yeri olan dağlık yerler şeklinde dir.
mu, Muğla Üniversitesi Sosyal Bilim- açıklanan yayla, Türkistan’dan
ler Enstitüsü Yayımlanmamış Yüksek günümüze gelen kültürel mira- Yurt kadar önemli bir diğer
Lisans Tezi), Muğla 1998, s.66. sın temelidir. Türkmenistan’da olaysa yaylaya çıkış tarihinin be-
1900’lerin başına dek kabileler, lirlenmesidir. Bu tarih seçilirken
36 Türkiye Cumhuriyeti 1925- cemaatler şeklinde yaygın ola-
1926 Devlet Salnamesi, İstanbul 1926, rak görülen konar-göçer yaşam40 41 Behset Karaca, 2008, s. 416.
s.854.
40 Ekber N. Necef-Ahmet Anna 42 Örneğin Eren Dağı üzerinde
37 Kaya Müştakhan, 1967 Muğla Berdiyev, Hazar Ötesi Türkmenle- yer alan Girdev Yaylasına, asırlardır
İl Yıllığı, İş Matbaa Yayınları, Ankara ri, Kaknüs Yayınları, İstanbul 2003, oraya göç eden Girdev Yörüklerinin
1968, s. 467. s.291-295. karşı çıkmasına rağmen 2013 senesinde
elektrik bağlanmış ve bu olay neticesinde
38 T.Ü.İ.K Fethiye 1991 Yılı hızlı bir konutlaşma süreci başlamıştır.
Keçi ve Koyun Verileri, http://rapory.
tuik.gov.tr/23-02-2015-06:38:55-
890278452955895368482510156.
pdf?

39 Eren Fehmi Eroğlu, age, s.148.

YÖRÜKÇE 50 YAZ SAYISI 2018


Click to View FlipBook Version