1
Üstün Yetenekli Öğrencilerin
Tespiti ve Özel Eğitim Önlemleri
Erasmus+ Programı KA1 Okul Eğitimi Personel Hareketliliği
Projeleri kapsamında hazırlanmıştır.
Kasım 2016
2
"Bu proje T.C. Avrupa Birliği Bakanlığı, AB Eğitim ve Gençlik Programları
Merkezi Başkanlığınca (Ulusal Ajans, http://www.ua.gov.tr) yürütülen Gençlik
Programı kapsamında ve Avrupa Komisyonu'ndan sağlanan hibeyle
gerçekleştirilmiştir. Ancak burada yer alan görüşlerden Ulusal Ajans veya
Avrupa Komisyonu sorumlu tutulamaz."
3
İçindekiler
TÜRKİYE ULUSAL AJANSI............................................................................................. 6
ERASMUS+ PROGRAMI............................................................................................... 6
SOKULLU MEHMET PAŞA İLKOKULU ........................................................................... 8
ERASMUS+ KA-1 OKUL EĞİTİMİ PERSONEL HAREKETLİLİĞİ ÜSTÜN YETENEKLİ
ÖĞRENCİLERİN TESPİTİ VE ÖZEL EĞİTİM ÖNLEMLERİ PROJESİ..................................... 9
PROJENİN TANIMI ............................................................................................................ 9
ÜSTÜN - ÖZEL YETENEK NEDİR? ................................................................................ 12
ÜSTÜN ZEKA NASIL ANLAŞILIR? ................................................................................ 12
ÜSTÜN YETENEKLİLİK HANGİ ALANLARDA KENDİNİ GÖSTERİR?................................ 12
ÜSTÜN YETENEKLİLERİN TANILAMASI VE BU KİŞİLERİN EĞİTİMİ NİÇİN ÖNEMLİDİR? 12
ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ NELERDİR? ......................................... 13
ÜSTÜN VE ÖZEL YETENEKLİ ÖĞRENCİLER İÇİN ÖĞRETİMİN FARKLILAŞTIRILMASI
GEREKLİ MİDİR?........................................................................................................ 14
EĞİTİMLERİNDE ÖĞRETMENLERE DÜŞEN GÖREVLER: ............................................... 14
ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER....................................................................................... 16
ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN AİLELERİ NE TÜR ZORLUKLARLA KARŞILAŞABİLİRLER?
................................................................................................................................. 17
EBEVEYNLER ÇOCUKLARININ VAR OLAN VEYA TESPİT EDİLEN ÜSTÜN YETENEKLERİNİ
NASIL GELİŞTİREBİLİRLER? ........................................................................................ 19
EBEVEYNLERE BU KONUDAKİ DESTEKLEYİCİ ÖNERİLERİMİZ ŞUNLARDIR:.................. 19
ÜSTÜN YETENEKLİLERLE İLGİLİ İSTATİSTİKİ BİLGİLER ................................................. 22
ÜSTÜN ZEKALI VE YETENEKLİ ÖĞRENCİLERİN ÖĞRETMENLERİNİN SAHİP OLMASI
GEREKEN ÖZELLİKLER ............................................................................................... 23
4
ÜSTÜN ZEKALI VE YETENEKLİ ÖĞRENCİLERİN ÖĞRETMENLERİNİN TEMEL OLARAK SAHİP OLMASI
GEREKEN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ İLE İLGİLİ ÖNERİLER:................................................................... 23
ALANA ÖZGÜ BİLGİLER VE BUNLARIN GELİŞTİRİLMESİ İLE İLGİLİ ÖNERİLERE BAKILDIĞINDA:............. 24
ÜST DÜZEY DÜŞÜNME BECERİLERİNE SAHİP OLMA NOKTASINDAKİ ÖNERİLER:.............................. 24
FORMASYON BİLGİSİ VE SINIF YÖNETİMİNE YÖNELİK ÖNERİLER:................................................ 25
NORMAL SINIFLARDA ÖĞRETMENLERİN ÜSTÜN ZEKALI VE YETENEKLİ ÖĞRENCİLERİ
FARK ETMESİ VE SONRASINDA YAPILMASI GEREKENLER...........................................27
ÜSTÜN ZEKALI VE YETENEKLİLER İÇİN SINIF YÖNETİMİ VE ORTAM DÜZENLEME .......31
ÜSTÜN ZEKALI VE YETENEKLİLERDE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME..............................35
ÜSTÜN ZEKÂLI VE YETENEKLİLER İÇİN PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK
HİZMETLERİ ...............................................................................................................40
ALMAN EĞİTİM SİSTEMİ ............................................................................................44
ALMANYA’DA ÜSTÜN YETENEKLİLER................................................................................... 46
PORTEKİZ EĞİTİM SİSTEMİ.........................................................................................48
PORTEKİZ EĞİTİM SİSTEMİ BASAMAKLARI ............................................................................ 49
PORTEKİZ’DE ÜSTÜN YETENEKLİ ÖĞRENCİLERİN KEŞFEDİLMESİ................................................. 52
DEĞERLENDİRME SÜRECİ VE AŞAMALARI.................................................................. 52
ANES DERNEĞİ (ULUSAL ÜSTÜN ZEKÂLILARI ARAŞTIRMA VE DESTEKLEME DERNEĞİ )............... 54
HOLLANDA EĞİTİM SİSTEMİ ......................................................................................56
ÜSTÜN BİREYİN SEÇİMİ.................................................................................................... 57
HOLLANDA’DA ÜSTÜN ZEKÂLI ÖĞRENCİLER NASIL YÖNLENDİRİLİR?.......................................... 58
5
TÜRKİYE ULUSAL AJANSI
Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı (Türkiye Ulusal
Ajansı) Erasmus+ Programı; eğitim, öğretim, gençlik ve spor alanlarında faaliyet
gösteren kurum/kuruluşlara açıktır. Bu alanlarla aktif olarak ilgili olan her hangi bir
kamu, özel veya kar amacı olmayan kurumlar projeleri için hibe başvurusu yapabilirler.
ERASMUS+ PROGRAMI
Programın genel amaçları şunlardır:
Becerileri ve istihdamı artırmak
Eğitim, öğretim ve gençlik çalışmalarını modernize etmek
Genç insanlara odaklanmak
(KA1) Bireylerin Öğrenme Hareketliliği projeleriyle; bireylere, beceri geliştirme,
istihdamlarını artırma ve kültürel farkındalık kazandırma fırsatları sunulmaktadır. KA1
faaliyetleri kapsamında kurumlar proje yürütmek amacıyla hibe başvurusu yapabilirler.
Bu projeler, kurumların öğrenici ve personeline iş tecrübesi, staj, işbaşı eğitimi, eğitim
ve öğretmenlik yapma fırsatı sunar.
Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı (Türkiye Ulusal
Ajansı) tarafından yürütülen KA1 faaliyetleri, şu alt eylem türlerinden oluşmaktadır:
Yükseköğretim öğrencileri ve personeli için hareketlilik projesi
Mesleki eğitim öğrenici ve personeli için hareketlilik projesi
Okul personeli için hareketlilik projesi
Yetişkin eğitimi personeli için hareketlilik projesi
Gençler ve gençlik çalışanları için hareketlilik projesi
Okul personeli için hareketlilik projesi ile okul personelinin yeterliliklerinin
geliştirilmesi ve okul personeline yurt dışında mesleki gelişim fırsatları sunulması
hedeflenmektedir. Bu kapsamda, okul eğitimi alanında faaliyet gösteren okulların, bir
6
ya da daha fazla personelini eğitim ve öğretim amacıyla Program Ülkelerine kısa
dönemli göndermesine yönelik iki tür faaliyet desteklenmektedir:
Öğretme Görevlendirmesi: Okul eğitim personelinin yurtdışında ortak bir okulda
öğretmenlik yapmaları.
Personel Eğitimi: Okul eğitim personelinin yurt dışında mesleki gelişimine yönelik bir
kursa katılması ya da işbaşı eğitim/izleme yapmaları.
7
Sokullu Mehmet Paşa İlkokulu
Okulumuz Türkiye’nin başkenti Ankara’da merkezi bir okuldur. 1957 yılında 3
sınıflı bir ilkokul olarak kurulmuştur. 1969 yılında Sokullu Mehmet Paşa İlkokulu
adıyla şimdiki 14 sınıflık binaya taşınmıştır. Ana cadde üzerinde, toplu taşıma
araçları güzergâhında ve ulaşımı son derece kolaydır. TBMM, Kızılay ve Ulus’a
ulaşımı çok rahattır.
Öğretmenlerimiz deneyimli, mesleğini seven, yeniliğe açık, okulu ve
öğrencilerini sahiplenen bir takımdır. Öğrenciler ve öğretmenler okul çevresine
yakın oturdukları için öğretmen ve veli iletişimi güçlüdür. Kriz durumlarında
kolay organize olunur. Öğretmen kadromuz tam ve rehberlik hizmetlerimiz iyi
çalışmaktadır. Kararlara katılımdan dolayı toplantılarda zaman yönetimi iyi
kullanılmakta ve okul idaresi ile öğretmenler arasında bütünlük
sağlanmaktadır.
Öğrencilerimiz; anasınıfı ( 4 şube), ilkokul 1,2,3,4. sınıflar (21 şube) ve 8.
sınıflar (3 şube)’den oluşmaktadır. Toplamda 503 öğrencimiz vardır.
8
Avantajlarımız; okul binasının kontrolünün kolay olması, güvenlik
kameralarının bulunması, temizliği, sınıfların kalabalık olmaması, öğrencilerin
evlerinin okula yakın olması, paydaşlarımızın okulumuza güven duyması,
aidiyet duygusunun güçlü olması, çevreyle işbirliği içinde olunmasıdır. Gönüllü,
sosyal, kültürel ve eğitimsel faaliyetler yapılmaktadır. Ulusal bayramlar
coşkuyla kutlanır.
Dezavantajları ise okulumuzun ana cadde üzerinde olması, spor salonu, çok
amaçlı salon, atölyeler ve laboratuvarın olmaması, maddi yetersizlikler ve
velinin eğitime verdiği öncelik sırasıdır.
Erasmus+ Ka-1 Okul Eğitimi Personel Hareketliliği
Üstün Yetenekli Öğrencilerin Tespiti ve Özel Eğitim
Önlemleri Projesi
Projemiz 2015 Teklif Çağrısı döneminde Türkiye Ulusal Ajansı tarafından hibe
almaya layık görülmüştür. Böylelikle okulumuzda 2015 Aralık itibari ile
uygulamaya geçmiştir. Projemizde alıcı ev sahibi ortaklarımız DTZ-bildung &
qualifizierung gGmbH (Almanya), ANEIS (Portekiz), Despinaker (Hollanda)
kurumlarıdır.
Projenin Tanımı
Üstün yetenekli öğrenciler özel eğitime gereksinim duyan ve farklı
gereksinimleri olan öğrenciler arasında önemli bir grubu oluşturmaktadırlar.
Örgün eğitimdeki oranı hiçte küçümsenmeyecek olan üstün yetenekli
öğrencilerin bir okuldaki oranının %3-10 arasında olduğu bilinmektedir. Söz
konusu öğrencilerin öğrencileri tespit edebilmek ve ihtiyaçlarını anlayabilmek
için öğretmenlerimiz “Üstün Yetenekli Öğrencilerin Tespiti ve Özel Eğitim
Önlemleri” adlı projemizde Almanya, Hollanda ve Portekiz’de yol süreleri hariç
10 günlük kurs eğitimlerine katılmışlardır. Projemizde yurtdışındaki eğitimler
için 3 akış halinde gerçekleştirilmiştir. Akış sıraları Almanya, Hollanda ve
9
Portekiz şeklinde olmuştur. Katılımcılarımız, eğitimler esnasında okul ziyaretleri
ve izleme faaliyetleri de yapmışlardır. Her bir hareketliliğe 8 personel
katılmıştır. Katılımcı profilini okulumuzdaki rehber öğretmenler, sınıf
öğretmenleri ve okul idarecileri oluşturmuştur. Proje iletişim dili Hollanda’da
İngilizce ve Flemenkçe, Portekiz’de İngilizce, Almanya’da da Türkçe, İngilizce ve
Almanca olmuştur. Almanya ve Hollanda hareketliliklerine iyi derecede
İngilizce, Almanca ve Flemenkçe bilen İngilizce öğretmenimizde eğitimlerde
yardımcı olması amacı ile katılmıştır. Katılımcılar, yabancı dil seviyelerini
artırmak için EBA-MEB Eğitim Bilişim Ağı üzerinden dil eğitimlerine
katılmışlardır. Yabancı dil öğretmenimizde katılımcıların dil yeterliliklerini
artırmak için ders dışı zamanlarda istekli personele eğitim vermiştir.
Bu proje ile üstün yetenekli öğrencilerin tespit edilmesi, onlarla çalışacak
öğretmenlerin bilgilendirilmesi, yeterliliklerinin artırılması ve Avrupa’daki özel
eğitim önlemlerinin öğrenilmesi ihtiyaçlarımızı karşılamış olduk.
Bu bağlamda projemizin hedeflerine 3 ülkede gerçekleştirdiğimiz eğitimlerle
ulaşmış olduk. Bu hedefler:
- Öğretmen ve yöneticilerin üstün yetenekli bireylerin eğitimi ve öğretimi
konularında bilgilerini artırdık.
- Üstün yetenekli öğrencilerin tespitini yapabilme ve onları doğru
yönlendirme yollarını öğrendik.
- Aileleri üstün yetenekli bireylerin özellikleri ve eğitimi konusunda
bilgilendirdik ve onlara rehberlik etmeye başladık.
- Üstün yetenekliler konusunda toplumsal farkındalığı artırmaya çalıştık.
- Üstün yeteneklilere yönelik etkinlik ve materyallerin nasıl geliştirildiğini
öğrendik.
- Üstün yetenekli öğrencilerin desteklenmesine yönelik özel eğitim
önlemlerini ve eğitim politikalarını öğrendik.
10
- Üstün yetenekli öğrencilere eğitim veren kurumları ziyaret ettik ve
yerinde incelemelerde bulunduk.
- Öğretmenlerimizin kalite ve niteliklerini artırdık.
- Öğretmenlerimizin Avrupalılık ve çok kültürlülük hususunda farkındalık
kazanmalarını sağladık.
Projemizin hedef kitlesi okulumuzdaki öğretmenler ve ilkokul
öğretmenleridir. Dolayısıyla bu hedef kitlenin ilişkili olduğu kitle olan öğrenciler
ve aileler de hedef kitlemiz arasına girmektedir. Projemizin bu hedef kitleler
üzerinde oluşturacağı etkilerde büyük olmuştur. Öğretmenlerimiz, artık
okulumuzda çalışmanın toplum içinde kendilerine sağladığı avantaj ve statüyü
göz önünde bulundurarak öğrencilerin ve kurum başarısı için hep birlikte
çalışmanın heyecanını yüreklerinde hissetmeye başlamışlardır.
Öğretmenlerimiz okulumuzda üstün yetenekli çocukların tespitine yönelik
çalışmalar yapmaktadırlar. Dolayısıyla aileler de okul ile işbirliği içinde
çalışmanın güvenini duymaktadırlar.
Avrupa’da alınan eğitimler sonrasında edinilen bilgiler ışığında okulumuzda
uygulamalar ve faaliyetler gerçekleştirilmiştir. Öğretmen ve ailelere yönelik 2
adet seminer gerçekleştirilmiştir. Proje sonunda ise "Üstün Yetenekli
Öğrencilerin Tespiti ve Özel Eğitim Önlemleri" adlı proje kitapçığı hazırlanarak
yaygınlaştırma faaliyeti yapılmıştır. Yaygınlaştırma faaliyetleri proje bitiminde
de devam etmektedir. Proje süresince gerçekleştirilen yaygınlaştırma
faaliyetlerinde broşürler, haber bültenleri, poster, pano, afişler projemizin
hemen hemen her aşamasında kullanılmıştır.
Projemiz uzun vade de ulusal bir farkındalık oluşturmayı da amaçlamaktadır.
Bu nedenle tüm kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, STK’lar ile işbirliği
girişimlerimiz devam etmektedir.
11
Üstün - Özel Yetenek Nedir?
Belli bir alanda diğerlerinden farklı kavrama, hızlı ilerleme ve farklılık
göstermektir.
Üstün Zeka Nasıl Anlaşılır?
Çocukta 0 - 6 yaş gelişimi hızlıysa, yani yaşına göre daha çabuk yürüyor, hızlı
öğreniyor, erken konuşuyor, insanlarla ilişkiyi erken kurabiliyorsa, konu ve
kavramları çok kısa sürede ve yaşının ilerisinde anlama becerisi gösteriyorsa
ileri zekadan bahsedebiliriz. Okul döneminde ise örneğin ilkokul 3. sınıf
öğrencisi ama abisinin matematik problemlerini çözüyorsa bu ipucu olabilir.
Üstün Yeteneklilik Hangi Alanlarda Kendini Gösterir?
a) Yüksek seviyede akademik başarı veya bir alanda (matematik, fen, edebiyat,
yabancı dil, iletişim, vb.) üstün yetenek,
b) Bir sanat alanında (müzik, resim, drama, vb.) özel yetenek,
c) Liderlik kapasitesi,
d) Pratik zekâlılık,
e) Yaratıcılık,
f) Genel zekâ,
g) Fiziksel yetenek.
Üstün Yeteneklilerin Tanılaması ve Bu Kişilerin
Eğitimi Niçin Önemlidir?
Üstün yetenekliler erken yaşta yönlendirildiklerinde gelişimleri
hızlandırılabilir. Bilgi ve yaratıcılığa dayalı rekabet dünyasında üstün
yetenekliler kendi alanlarında iş, bilim, teknoloji, sanat ve hizmet sektörlerine,
uygarlığa katkıda bulunabilecek değerli birer ekonomik kaynaktır.
12
Yönlendirilmediği, kendini gerçekleştirme ve yaratma fırsatını bulamadığı
zaman kendisine ve çevresine olumsuz etkileri olabilir.
Üstün Yetenekli Çocukların Özellikleri Nelerdir?
a) Ortalamanın üstünde yetenek düzeyi,
b) Yüksek düzeyde görev sorumluluğu,
c) Yüksek düzeyde yaratıcılık,
d) Yüksek düzeyde motivasyondur.
Bedensel Özellikleri: Bir küme olarak, beden yapıları diğer akranlarına göre
daha iri ve sağlıklıdır. Doğum ağırlık ve boyları ortalamanın üzerindedir.
Yürüme, konuşma ve diğer devinim becerilerinin öğrenilmesinde
akranlarından daha erkendirler. Duyu organı bozukluklarına daha az
rastlanır. Hastalıklara karşı dirençlidirler.
Yaratıcılık Özellikleri: Soru ve sorunlara çok sayıda çözüm ya da düşünce
üretir. Alışılmışın dışında, özgün görüşleri ve tepkileri vardır. Görüşlerini
sakınmadan söyler. Bazen bu görüşleri kökten değişikleri gerektirir,
görüşlerini uzlaşmaz bir biçimde sonuna kadar savunur ve asla vazgeçmez,
gözünü budaktan esirgemez. Maceraya düşkündür. Keskin bir mizah
anlayışı vardır. Olağan kişilerin farkına varamadığı ince esprileri kolaylıkla
fark eder. Güzellik duygusu gelişmiştir. Estetik özellikleri hemen algılar.
Öğrenme Özellikleri: Çok çeşitli konularda derin ve yoğun bilgilere sahiptir.
Sunulan bilgileri kolaylıkla özümser ve anımsar. Karmaşık materyalleri,
kendisi için anlamlı olan parçalara ayırarak anlamaya çalışır. Herkesçe
bilinen yanıtların, mantıksal yanını görür. Keskin ve dikkatli bir gözlemcidir.
Yaşının üstündeki sözcükleri, anlamlarını bilerek yerinde kullanır.
Önderlik Özellikleri: Okulla ilgili olan etkinliklerin hemen hepsine katılır.
Etkinlikleri devam ettirmede ona güvenebilirsiniz. Sorumluluklarını çok iyi
13
bilir, söz verdiği işi en iyi biçimde yerine getirerek tamamlar. Gerek kendi
akranları, gerekse yetişkinlerin yanında kendine güveni tamdır. Yaptığı işi
rahatlıkla sunar. Sınıf arkadaşlarınca sevilen bir kişidir. Duygu ve
düşüncelerini çok iyi biçimde ifade der, sözcükleri iyi seçer ve söylenenleri
iyi anlar.
Güdüsel Özellikleri: Merak ettiği konuları incelerken bir başkasının kendisini
güdülemesine gereksinimi yoktur. Tek düze işlerden genellikle sıkılır.
Kendini ilgilendiği konuya ya da soruna kaptırıp bütünüyle özümser.
Üstlendiği iş ya da görevi sonuna kadar götürür. Yetişkinlerin ilgilendiği,
din, politika, dünya sorunları gibi konu ya da sorunlarla ilgilenir. Bu
özellikler tüm çocuklarda belli ölçüde gözlenebilir. Üstün yeteneğin
göstergesi olabilmesi için bu özelliklerden birçoğunun çocukta ilgili yaş
grubunun doğal olarak gösterdiği ölçülerin üstünde bir düzeyde gözleniyor
olması gerekir. Üstün yetenek çeşitli alanlarda, farklı boyutlarda ve farklı
derecelerde ortaya çıkabilir.
Üstün ve Özel Yetenekli Öğrenciler İçin Öğretimin
Farklılaştırılması Gerekli midir?
Farklılaştırılmış öğretimin amacı, öğrencinin gelişimini ve bireysel başarısını
en üst düzeye çıkarmaktır. Öğrenci gereksinimleri etkin ve sürekli bir şekilde
değerlendirilir. Böyle bir öğretimde esnek gruplar oluşturulur, öğrenci birçok
öğrenme fırsatları ve çalışma düzenlemeleri ile tanışır.
Eğitimlerinde Öğretmenlere Düşen Görevler:
Üstün zekalı ve üstün yetenekli çocukların keşfedilmesinde kuşkusuz en
önemli faktör öğretmendir. Bu çocukların sınıf ortamlarında gösterecekleri
davranışlar onların yeteneklerini açıkça ortaya çıkaracaktır. Eğer çocuk sınıf
ortamında;
sürekli olarak huzursuzluk ya da aşırı hareketlilik gösteriyorsa,
14
aşırıya kaçan ölçülerde şaka ya da yaramazlık yapıyorsa,
bütün olumlu ve uyumlu davranışlarına karşın, akademik olarak göstermesi
gereken başarıyı gösteremiyorsa,
ders etkinliklerine katılmayıp bir köşede oturuyor, içine kapanık, gündüz
düşleri kuruyorsa,
sık sık okulu asıyorsa,
ev ödevlerini yapmaktan kaçınıyor ya da isteksiz davranıyorsa,
öğretmenin sonuçlandırdığı bir konuda hala ısrarlı biçimde tartışmaya devam
etmeye çabalıyorsa,
Tüm bunlar üstün yetenekli ve üstün zekalı çocukların yeteneklerine karşın
programda başarısız olduklarının bir göstergesi olup, bunun olası nedeni;
öğretmenin öğrenciye uyguladığı programın;
ya çok kolay olmasından,
ya sınıf çalışmalarındaki hızın çok yavaş gelişmesinden,
ya aşırı tekrarlara yer vermesinden,
ya derinlemesine tartışmalara yeterince yer vermemesinden,
ya verilen ödevlerin yeteri kadar çocuk için kendi yeteneğini ve yeterliğini
geliştirici olmamasından,
ya da ders konularının öğrenciye ilginç gelmemesi, onun olgunluk ve yetenek
düzeyinin çok altında olmasından, kaynaklanmıştır diyebiliriz.
Türkiye’de ne üstün zekalılar ne de üstün yetenekliler için yeteri kadar
olanakların bulunmaması nedeniyle bu çocuklar olağan akranları ile birlikte
eğitim almak durumundadırlar. Bu nedenle, normal sınıf öğretmeninin
sınıfındaki üstün zekalı, üstün yetenekli çocuklar için bazı düzenlemeler
yapması kaçınılmaz olmaktadır. Bu düzenlemelerde öğretmenlerin yapmaları
gerekenlerle şöylece belirtilebilir:
Daha güç sorular sorun. Yeni düşünceler ve kavramlara ilişkin yeni
uygulamalar geliştirmesini isteyerek düşüncelerine esneklik kazandırın.
Sınıf çalışmalarına ilişkin olarak özel araştırma, inceleme ödevleri verin.
15
İlgilendikleri bir konuda özel proje geliştirmelerine fırsat tanıyın. Bu projeyi
sınıf arkadaşlarıyla paylaşmalarını olası kılın.
Eğitsel kol başkanı olmalarına, etkinlikleri planlamalarına ve oyunları
yönetmelerine fırsat tanıyın.
Sınıf düzeyini dikkate almadan, çocukların kendi hızlarında programda
ilerlemelerine fırsat tanıyın.
Açık bir biçimde üstün oldukları derslerde daha üst düzeye çıkmalarını
sağlayın. Bu alanlarda daha özgür ve ileri çalışmalarını teşvik edip,
tekrarlayıcı alıştırmalardan uzak tutmaya çalışın.
Bazı konuların öğretilmesinde söze yardımcı olmalarına, arkadaşlarına
konuları öğretmelerine izin verin.
İlgili kurumlara yönlendirin
Yeteneklerinin farkında olmalarını ve değerini bilmelerini sağlayın.
Öğretmenlere Öneriler
Bu tip çocuklar için sınıf öğretmeninin öğrenim görevlerinin dışında ek
öğrenim programları hazırlaması gerekir. Sınıfın seviyesi onların seviyesinden
çok aşağıda kalabilir. Aşağıda belirtilen noktalar dikkate alınarak çocukların
daha iyi gelişmelerine yardımcı olabilmek için sınıf öğretmeni;
1. Çocuğun çalışma ve ödevlerini sınıfın işlemekte olduğu konularda ve aynı
tempoda tutmaya çalışmamalı, onun güç ve süratine uygun ödevler
vermelidir.
Ödevlerde tekrara ve alıştırmalara fazla yer vermemelidir.
Daha çok problem çözme tekniğini gerektiren ödevler vermelidir.
Yarı teknik malzemelerin okunması, özetlenmesi, bazı araçların
modellerinin yapımı, şemaların çizimi ve onların çalışma kurallarını
açıklama ödevleri verilmelidir.
2. Tartışma, proje ve dramatizasyon çalışmalarına önem verilmelidir.
3. Tasnif, organize etme ve maddelendirme olanağı veren fırsatlar
hazırlanmalıdır.
16
4. Ders etkinliklerinde kitabi etkinliklerden çok, geniş gözlem ve deneylere yer
verilmelidir.
5. Kendilerine özgü ilgileri olduğundan grupla olduğu kadar bireysel çalışmalara
da önem verilmelidir.
6. Öğrenciyi okul içi ve okul dışı etkinliklere yönlendirmelidir.
7. Önderliği gerektiren ya da önderliği geliştirmeye fırsat verecek çalışmalara
katılması için teşvik edilmesi gerekir.
8. Bu tip çocuğun başarısını, sınıf arkadaşlarının başarı seviyesi ile değil kendi
öğrenme güç ve sürati ile karşılaştırmalıdır.
9. Anne baba ile bu konuda işbirliği yapılmalı, onlara çocuklarını ihmal etmeden
ve gurura kapılmadan yetiştirmek için gerekli anlayışı kazandırmaya
çalışmalıdır.
10. Bu çocuklarda üstünlük duygusunu yaratmak, aynı ” aşağılık duygusu ”
kadar zararlı sonuçlar doğurur. Çocuk arkadaşlarını ve çevredekileri aşağı
görür ve toplumda yalnız bir kişi olarak yaşamına devam etme tehlikesi ile
karşı karşıya kalır. Onun için üstünlük duygusunun çocuklarda
yaratılmamasına çok dikkat edilmelidir.
11. İleri öğrenim için en uygun yolun seçilmesinde uzmanlarla işbirliği
yapılmalı.
12. Akademik konular için resim, müzik, beden eğitimi gibi dersler ihmal
edilmemelidir.
Üstün Yetenekli Çocukların Aileleri Ne Tür Zorluklarla
Karşılaşabilirler?
1. Ailelerin en önemli sorunu, genellikle yetenekli çocuklarının gelişimlerini
desteklemenin zor olduğunu düşünmeleridir. Çocuklarının bazı
ihtiyaçlarının, yaşıtlarınınkilerden farklı olması, çocuklarının ihtiyaçlarını
karşılamak için uygun olanaklar bulmada veya oluşturmada ailelere daha
büyük sorumluluklar yüklemektedir. Yapılan araştırmalar, normal gelişim
gösteren çocuklarla kıyaslandığında, küçük yaş grubu üstün yetenekli
çocukların ailelerinin okumak, oyun oynamak, şiir ve şarkı uydurmak, ilginç
17
yerlere gitmek gibi önemli etkinliklere çok daha fazla zaman harcamak
zorunda kaldıklarını göstermiştir (Sternberg, 1988).
2. Yapılan bir grup araştırma sonucunda da başarısız ve ciddi derecede başarısız
olan üstün yetenekli çocukların ailelerinin ya çocuğu fazla korudukları ya da
çok fazla beklenti içerisinde oldukları, bunun sonucunda da çocuklarda aşırı
kaygıların oluştuğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca ebeveynler arasında sık sık
çatışmalar yaşanması, çocuğa karşı kararsız, birbirinin zıddı olan davranışlar
içinde olmaları, ebeveynlerin boşanması veya ayrı yaşamaları, kendi
problemlerinin sebebi olarak çocuğu görmeleri, babanın ev içerisinde hiçbir
sorumluluk almaması adeta yok olması, aile yaşamının ya baba ya anne
hakimiyetine dayalı kontrol altında tutulması, demokratik tutumlardan
kaçınılması, babanın çocuklarına karşı sert olumsuz tavırlar göstermesi,
evde çocukların yararlanabileceği çok az kaynak olması, aile içi iletişim ve
paylaşımın zayıf olması, ebeveynlerin az aktif, az güvenli, az sevgi bağlarına
sahip olmaları ve çok ciddi tavır sergilemeleri gibi durumların da üstün
yetenekli çocuğun gelişimini olumsuz etkilediği yapılan araştırmalarla ortaya
çıkmıştır (Çağlar, 2004).
3. Üstün yetenekli çocukların aslında ailelerini yorgunluktan tüketen özelliklere
sahip oldukları söylenebilir. Buna zıt olarak, diğer bir grup üstün yetenekli
çocuk düşünceli, içine kapanık ve kendi başlarına sessizce oynamayı tercih
eden özelliklere de sahip olabilmektedir. Üstün yetenekli çocuklar sadece
özel yeterlik seviyeleri ve alanları değil aynı zamanda kişilik ve huyları,
dünyayı algılayış biçimleri ile de diğer yaşıtlarından farklıdırlar. Geldikleri
aileler ve hemen hemen tüm diğer durumlar açısından tamamıyla
sıradışıdırlar. Bu sıradışı özellikleri dikkate alarak ailelerin, kendi değerleri
kadar çocuklarının bireysel özelliklerine ve ihtiyaçlarına cevap veren
değerlere de sahip olması gerekmektedir. (Üstün Yetenekli Bir Çocuğun
Ebeveyni Olmak, H. Elif DAĞLIOĞLU, Meral ALEMDAR, Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim
Fakültesi, İlköğretim Bölümü, Eylül 2010 Cilt:18 No:3 Kastamonu Eğitim Dergisi 849-
860)
18
Ebeveynler Çocuklarının Var olan veya Tespit Edilen
Üstün Yeteneklerini Nasıl Geliştirebilirler?
Küçük çocuklar, doğaları gereği meraklı olurlar; insanları, dünyayı merak
ederler. Okul öncesi dönemde soru sorma, araştırma, yönlendirme, deneme ve
oyun yoluyla çeşitli öğrenme becerilerini zaten edinmişlerdir. Ancak çocukların,
özellikle üstün veya özel yeteneğe sahip çocukların, merakını tatmin etmek için
dokunmaya da gereksinimleri vardır.
Çocukların tıpkı kediler gibi, nesneleri araştırmaya dönük karşı konulmaz bir
eğilimleri vardır. Araştırmacılar, çocuklukta görülen bu eğilimin, yetişkinlikte
daha da keskinleşen meraklılığın ve yaratıcılığın temelini oluşturduğunu
savunmaktadırlar. Nesnelerle çok ilgilenen çocukların, içinde bulundukları
durumu değerlendirirken sayısız özgün fikir ürettikleri gözlenmiştir.
Ebeveynler çocuklarının dünyayı keşfetme arzularına pek çok sınırlama getirir;
“kediyi öldüren, merakıdır.” diyerek, onların cesaretlerini kırarlar. Ebeveynler
dürüst olmayı başarabilirlerse; merakın kediye iyi şeyler kazandırdığını ve
kedilerin sınırları test etmede ve neyin güvenli neyin tehlikeli olduğunu
belirleme konusunda büyük başarı sahibi olduklarını kabul etmeleri gerekir.
Ebeveynlerin, üstün veya özel yeteneğe sahip çocuklarının olağanüstü
potansiyelini geliştirme ve onları geleceğe hazırlama sorumluluklarını yerine
getirirken onların bu özelliklerine ket vurmamaları gerekir.
Ebeveynlere Bu Konudaki Destekleyici Önerilerimiz
Şunlardır:
1. Çocuğunuza aile bireylerinin tümünün ilgi, sevgi ve saygı göstermesini
sağlayın; aile bireylerine, ailenin mutluluk ve huzurunu sağlamaya yönelik
yapıcı katkıda bulunabilmeleri için olanak verin.
2. Aile bireylerinin ihtiyaçları arasında doğabilecek çatışmaları gidermenin
yollarını bulun.
19
3. Kardeşler arasında kıskançlık doğmasına neden olacak konuşma ve
davranışlardan kaçının.
4. Çocuğunuzun ailenizin dışında kendisine örnek alabileceği, toplum
tarafından da örnek insan olarak kabul edilen yetişkinlerle kuracağı ilişkileri
teşvik edin.
5. Çocuğunuzun diğer üstün veya özel yeteneklilerle arkadaşlık ve iletişim
kurmasına zemin hazırlayın.
6. Çocuğunuzun hayallerinin, hayalî oyun arkadaşlarının, fantastik ve ütopik
düşüncelerinin, sıra dışı sorularının kabul edilemez olduğunu ifade eden ve
cesaret kırıcı konuşma ve davranışlardan kaçının.
7. Çocuğunuza; para, hastalık, ölüm, savaş gibi kavramları yaşam deneyimi
olarak öğretin.
8. Başkalarının hak ve hürriyetlerine saygı gösterme, nezaket ve görgü
kurallarına uyma gibi toplumsal kurallara uyum konusunda çocuğunuza
örnek olun; toplumsal kuralların ve değerlerin önemini vurgulayın.
9. Çocuğunuza özel zaman ayırarak düşüncelerini dinleyin ve kendi
düşüncelerinizi onunla paylaşın.
10. Çocuğunuzun sizinkinden daha iyi olan düşüncelerini, bilgilerini ve
saptamalarını takdir edin.
11. Çocuğunuzun mizah duygusunu geliştirmek için onunla birlikte gülün ve
esprilerinin hoşunuza gittiğini belli edin.
12. Çocuğunuzun hayatını, kendisine özel zaman ayıramayacağı şekilde
yapılandırmak ve planlamaktan kaçının.
13. Çocuğunuzu yetiştirirken, daha çok yıkıcı davranışları bünyesinde
barındıran cezaya dayalı denetim mekanizmasından ziyade, yapıcı ve
üretken davranışlara sahip gözleme dayalı denetim mekanizmasını
benimseyin; çocuğunuza, onu sürekli kontrol altında tuttuğunuzu
hissettirmeyin.
14. Çocuğunuza, ona güvendiğinizi, konuşma ve davranışlarınızla gösterin.
15. Çocuğunuzun kendine güvenmesi ve sorumluluk duygusu kazanabilmesi
için ihtiyacı olan rehberliği ve desteği ona sağlayın.
20
16. Çocuğunuza küçük çapta iş ve sorumluluk gerektiren görevler vererek
çevresini keşfetmesine yardımcı olun.
17. Çocuğunuzun merak duygusunu tatmin etmesi ve yaratıcı yönlerini
geliştirmesi için araştırma yapma, deneme, fantezi kurma, test etme gibi
faaliyetlerde bulunmasını teşvik edin.
18. Çocuğunuzu yeni deneyimlere hazırlayın ve bunlarla başa çıkmaya yönelik
yaratıcı yollar bulmasına yardımcı olun.
19. Çocuğunuzun öğrenmeye yönelik sorularını büyük bir sabırla ve
geçiştirmeden cevaplandırın; onu, uygun zamanlarda olmak kaydıyla,
merak ettiği her şeyi sorması konusunda teşvik edin.
20. Çocuğunuzu daha derin araştırmalara yöneltecek konuları araştırarak
inceleyin ve onu da bu konuları araştırma konusunda teşvik edin.
21. Çocuğunuza, problem çözmede çok çeşitli yaratıcı çözüm yolları
bulunabileceğini somut olarak gösterin; problem çözmede yaratıcı çözüm
yolları denemesi ve yeni çözüm yolları ortaya koyabilmesi için onu teşvik
edin; bulduğu çözüm yollarının uygulanabilir olanları varsa, bunları günlük
hayatınızda kullanarak onu cesaretlendirin.
22. Çocuğunuzun temel öğrenme yöntemlerini geliştirebilmesinde ihtiyacı
olacak müzik, resim, edebiyat, şiir gibi sanat alanlarında kullanılan sanatsal
ifadeleri öğrenmesini sağlayın.
23. Çocuğunuzla kitle iletişim araçlarının (medya) olumlu ve olumsuz yönleri
üzerine tartışın; onun medyaya karşı eleştirel bir yaklaşım tarzı geliştirmesi
ve yayınları takip etmede seçici olma alışkanlık kazanabilmesi için kendisine
rehberlikte bulunun.
24. Çocuğunuza, kitap okuma, dergi gibi süreli yayınları takip etme konularında
örnek olun; ona, zaman zaman kitap okuyarak okuma alışkanlığı
edinmesine yardımcı olun.
25. Süreli yayınlara abone olması ve özel kitaplığının oluşturması konusunda,
çocuğunuzu teşvik edin.
26. Çocuğunuzla ortak ilgi alanlarınızı paylaşın; birlikte araştırın; gelişmeleri ve
sanatsal etkinlikleri birlikte takip edin.
21
27. Çocuğunuzu, hobi edinme ve hobilerini izleme konusunda teşvik edin;
örnek olun; hobileri için kendisine gereken kaynak ve araçları temin
etmesinde, çocuğunuza rehberlik edin ve yardımcı olun.
Üstün Yeteneklilerle ilgili istatistiki bilgiler
Ahmet Bildiren ve Metin Uzun tarafından “Üstün Yetenekli Öğrencilerin
Belirlenmesine Yönelik Bir Tanılama Yönteminin Kullanılabilirliğinin
İncelenmesi” adlı akademik yayında belirtildiğine göre; Dr. Karen Rogen
Rogers’ın üstün yetenekli 241 çocuğa yönelik yaptığı bir araştırmada,
Üstün yetenekli öğrencilerin;
%99,4’ü hızlı öğreniyor.
%99,3’ü geniş bir kelime hazinesi var.
%99,3’ünün mükemmel bir hafızası var.
%99,3’ü mantığını çok iyi kanıtlıyor.
%97,9’u çok meraklıdır.
%96,1’ yaşlarına göre çok olgundur.
%95’9’unun mükemmel bir espri anlayışı vardır.
%93,8’i gözlemleme yeteneğine sahiptir.
%93,5’i başkalarına karşı merhametlidir.
%85,3’ü çok okuyor.
%93,4’ünün renkli bir hayal gücü var.
%92’9’u sayılar konusunda yeteneklidir.
%90,3’ü adalet ve dürüstlük kaygısı yaşıyor.
%89,4’ü bulmaca ve Legoları rahatlıkla yapabiliyor.
%88,4’ünün yüksek bir enerji seviyesi var.
%88,3’ü işlerinin mükemmel olması kaygısını yaşıyor.
%85,9’u ilgi duyduğu alanlarda azimlidir.
%84,1’i otoriteyi sorguluyor.
22
Üstün Zekalı ve Yetenekli Öğrencilerin
Öğretmenlerinin Sahip Olması Gereken Özellikler
Üstün zekalı ve yeteneklilerin eğitiminde öğretmen çok önemli bir ayaktır ve
asla görmezden gelinemez. Üstün zekalı öğrencilerin gerek kişilik, gerekse
zihinsel farklılıklarından doğan ihtiyaçlarını karşılayabilecek kalitede ve nitelikte
öğretmenlerin yetiştirilmesi, üzerinde titizlikle çalışılması gereken bir konudur.
Üstün zekalı yetişkinler, yaşamları boyunca unutamadıkları öğretmenleri
anlatırken, hayatlarına yön vermelerinde onlara yardımcı olan ve farklılıklarını
diğerlerine fark ettiren öğretmenleri işaret etmişlerdir (Sak, 2010). Üstün zekalı
ve yetenekli öğrenciler diğer öğrencilere göre öğretmenlerinin tutumlarından
daha fazla etkilenebilmektedirler. Bu öğrencilerin öğretmenlerinin, tüm iyi
öğretmenlerin sahip oldukları niteliklere sahip olmalarının yanında
branşlarında uzmanlaşmış, üstün zekalıların özellikleri, bu öğrencilerin
eğitiminde kullanılan modeller, stratejiler, yöntemler ve teknikler hakkında
derin bilgiye de sahip olmaları gerekmektedir (Sak, 2010).
Lewis'in (1982) araştırmasına göre üstün zekalı öğrenciler, öğretmenlerinde
bulunması gerektiğini düşündüğü özellikleri aşağıdaki gibi sıralamaktadır:
Öğrencileri gibi hissetmeli, onlar gibi olmalı (empati özelliği).
Normal öğretmenlerden farklı, daha yetenekli ve daha zengin bir hayal
gücüne sahip olmalı.
Neyi öğreteceğinden çok, öğretecekleri konular hakkında nasıl
düşünüleceğini öğretmeli.
Üstün zekalı ve yetenekli öğrencilerin öğretmenlerinin
temel olarak sahip olması gereken kişilik özellikleri ile
ilgili öneriler:
İnisiyatif alabilmeli ve cesur olmalıdır.
Özellikle kendini geliştirmeye dönük olarak meraklı, araştırmacı, güncel
bilgileri takip edebilen ve çalışkan olmalıdır.
23
Empatik ve lider ruhlu olmanın yanında sağlam bir ruh yapısına sahip
olmalıdır.
Öğrencileri hem duygusal hem de entelektüel yönden anlayabilmelidir.
Yenilikleri takip edebilen ve bu yenilikleri uyarlayabilen olmalıdır.
Ahlaki değerlere saygı gösteren, sabırlı ve bununla birlikte hoşgörülü ve
saygılı olabilmeli; sosyal duyarlılığı yüksek olmalıdır.
Doğaya duyarlı ve çevre bilinci yüksek olmalıdır.
Maddi kaygıları olmamalıdır.
Ekip çalışmasına yatkın olmalıdır.
Okul ve aile işbirliği konusunda deneyimli olmalıdır.
Sivil Toplum Kuruluşlarıyla çalışma yapabilmeye açık olmalıdır.
Alana Özgü Bilgiler ve Bunların Geliştirilmesi ile ilgili
önerilere bakıldığında:
Geniş bir bilgi birikimine ve bilgi alanına hakim olmalı ve bu bilgileri
sentezleyebilmelidir.
Teorik olarak öğrenilen bilgilerin hayatla bağlantılı olarak uygulamaya
dönüştürme becerisini kazanmaları noktasında öğrencilere rehber
olabilmelidir.
Alanı ile ilgili yüksek lisans ya da doktora derecesine sahip olmalıdır.
Konu alanını farklı disiplin alanları ile entegre edebilmelidir.
Alanında bilimsel yayın yapabilecek yetilere sahip olmalıdır.
Üst Düzey Düşünme becerilerine sahip olma noktasındaki
öneriler:
Yordama yeteneğine, ileri görüşe ve pratik bir zekaya sahip olmalıdır.
Yaratıcılık ve problem çözme becerilerini geliştirebilmelidir.
24
Öğrencilerine yaratıcı düşünme ve problem çözme becerilerini
kullanmaları noktasında hem rol model olmalı hem de rehberlik
etmelidir.
Organizasyon becerisine sahip olmalı ve bu becerisini geliştirebilmelidir.
a) Etkili Strateji, Yöntem ve Teknikleri bilme ve Kullanma alt başlığı ile ilgili
önerilerde ise:
Bireysel farklılıkları fark edebilmeli ve öğretimi bireysel farklılıklara göre
planlamalıdır.
Farklı öğretme ve öğrenme strateji, yöntem ve tekniklerini bilgisine sahip
olmalı ve uygulayabilmelidir.
Yaparak yaşayarak öğrenme sağlayacak ortamları ve fırsatlarını ortaya
koyabilmelidir.
Öğrencilerin ilgileri ve öğrenme stilleri doğrultusunda öğretimi
planlayabilmelidir.
Öğrencilere ipucu, dönüt düzeltme verebilmeli ve onları bu yollarla
takdir edebilmelidir.
Program ve materyal geliştirme noktasında mutlaka eğitim almış
olmalıdır.
Farklılaştırma tekniklerine yönelik bilgilere sahip olmalıdır.
Formasyon Bilgisi ve Sınıf Yönetimine yönelik öneriler:
Sınıf yönetimi becerileri gelişmiş olmalıdır.
Teknolojiyi etkili bir şekilde kullanabilmelidir.
Esnek bir sınıf ortamı yaratabilmelidir.
Hizmet içi eğitimlere katılmış olmasının yanında en az 5 yıllık deneyimi
olmalıdır.
Anadili etkin, anlaşılır bir şekilde kullanabilmelidir.
Zamanı etkili ve verimli kullanabilmelidir.
25
b) Üstün Zekalı ve Yeteneklilerin Eğitimine Yönelik Özel Bilgi ve Becerilere
dair öneriler:
Üstün zekâ ve yetenek konusunda eğitim almış olmalıdır.
Farklılaştırma ve zenginleştirme konularına hakim olmalıdır.
Seçilen içerik öğrencilerin ilgisini çekecek ve onları zorlayıcı nitelikte
olmalıdır.
Yukarıda farklı disiplin ve kurumlardan gelen katılımcıların ortaya koyduğu
düşüncelere yer verilmiştir. Ortaya koyulan düşüncelerin birçoğu literatürde
yer almakta ve çeşitli araştırmacılar tarafından desteklenmektedir.
Öğretmenlerin kişilik özelliklerine bakıldığında, Demirel (2007) öğretmenin
coşkulu, içten, esprili ve güvenilir olmasının onun güdüleyici bir kişiliğe sahip
olduğunu işaret ettiğini ve bu durumun öğrenciler üzerinde olumlu etkiler
bıraktığını ifade etmiştir. Coşkulu, içten öğretmenler yaratıcıdırlar, kendilerine
güvendikleri için bu durum öğrencilerine de yansır ve esprili oldukları için
çocukların ilgilerini canlı tutma konusunda da başarılıdırlar (Demirel, 2007).
Lindsey (1980) üstün zekalıların eğitiminde başarılı olan öğretmenlerin
özelliklerini incelediği çalışmasında çocukları anlayan, kabul eden, başkalarına
karşı duyarlı olan, ortalamanın üzerinde entelektüel ilgilere sahip, kendi
davranışlarından ve bunların sonuçlarından sorumlu olan öğretmenlerin
başarılı olduğunu gözlemlemiştir.
Üstün zekalı ve yeteneklilerin eğitimine yönelik özelliklerinde ise öğrencilerin
bireysel ilgi ve ihtiyaçlarını anlayan ve bunlara karşılık verebilen öğretmenlerin
ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Parke (1992) de öğretmenlerin, üstün zekalı ve
yetenekli öğrencilerin yetenek, ilgi ve kapasitelerinin optimal düzeyde
geliştirmeleri gerektiğini özümsemiş olmaları gerektiğini ortaya koymuştur.
Bishop (1968), Drews (1972), Gallager ve diğ. (1967) ve Lindsey (1980
öğretmenlerin sınıf yönetimine yönelik sahip olduğu özelliklere bakıldığında,
öğretmenlerin, baskıcı ve zorlayıcılıktan ziyade yol gösterici, otoriterlikten daha
çok demokratik olmayı tercih eden, sonuçtan ziyade sürece önem veren,
26
kuralcı ve gelenekçilikten daha ziyade yenilikçi ve deneyimciliğe değer veren
özelliklere sahip olmaları gerektiğini ortaya koyulmuşlardır (Akt. Sisk, 1987).
Sınıf içerisindeki öğrenme-öğretme sürecinin etkili olabilmesi için öğretmen
tarafından uygun düzey, içerik öğrencilerle birlikte düzenlenerek onlara uygun
yöntem, teknik ve stratejilerin seçilmesi gerekmektedir (Demirel, 2007).
Eleştirel düşünme, yaratıcılık gibi üst düzey düşünme becerilerini öğretmek,
öğrencilerin kendilerine ait fikirlerin kaynağını, kendi bakış açıları, tutumları ve
değerleri ile diğerlerinin fikirleri ve değerlerinin çıkış noktasını anlamalarını
kolaylaştırır. Bu yüzden öğretmenin de bu üst düzey becerileri kullanabiliyor
olması gerekmektedir (Sisk, 1987).
Öğretmen, bireyselleştirilmiş eğitim planları hazırlamanın ilkeleri, yaklaşımı,
amaçları ve içeriğiyle tutarlı somut bilgi ve anlayış sahibi olduğunu, ilgili özel
alanda gerekli olan öğrenme yollarını öğrenciye kazandırmak üzere öğretme-
öğrenme ortamını, yöntem ve tekniklerini, ders araç-gereç ve materyallerini
güvenli ve etkili bir şekilde düzenleyip kullanabilmelidir. Ayrıca, özel alan
bilgisinin sınıf ve kademelere göre dağılımını dikkate alarak öğretme-öğrenme
sürecini düzenleyebilmelidir (Clark, 1997).
Normal Sınıflarda Öğretmenlerin Üstün Zekalı ve
Yetenekli Öğrencileri Fark Etmesi ve Sonrasında
Yapılması Gerekenler
Normal sınıflarda öğretmenlerin üstün zekalı ve yetenekli öğrencileri fark
etmesi, ilk bakışta basit bir durum gibi görünse de; fark etmenin, fark edecek
kişilerin belli bir eğitimi almış olmasına, fark etmeye izin veren öğrenme
ortamlarının oluşturulmasına ve fark etme sürecinin iyi tanımlanmış olmasına
bağlı olmadığı düşünülemez. Fark etme, üniversite-öğretmen-öğrenme ortamı-
öğrenci zincirine bağlı geniş bir alanı ilgilendirmektedir. Bu durum, yeteneğin
fark edilmesini etkileyen etkenlerin çok yönlü olarak değerlendirilmesini
zorunlu kılmaktadır. Sorun alanları aşağıdaki şekilde ifade edilmiştir:
27
a) Öğretmen eğitimindeki eksiklikler
b) Öğrenme ortamlarının yetersizlikleri
c) Seçme’nin iyi tanımlanmamış olması
d) Seçme sürecini yavaşlatan aksaklıklar
Yukarıda yer alan problem alanlarına ilişkin geliştirilen öneriler ise, sırasıyla
aşağıda yer almaktadır:
a) Öğretmen eğitimi ile ilgili olarak,
eğitim fakültelerinde zorunlu “özel eğitim” veya “bireysel farklılıklar” ile
ilgili teorik ve uygulamalı derslerin verilmesi,
öğretmenlerin yurt içi ve yurt dışındaki ilerlemeleri takip edebilecekleri
konferans, uluslararası öğretmen değişimi ve sertifika programları gibi
kısa veya uzun vadeli eğitim programlarına katılmalarının sağlanması.
b) Okullardaki öğrenme ortamlarının iyileştirilmesi ile ilgili olarak,
öğrencilerin ilgilerini ve meraklarını gösterebilecekleri farklı öğrenme
ortamların yaratılması ve yarışmaların düzenlenmesi,
öğretmenlerin ulaşabilecekleri zenginleştirme etkinliklerinin yer aldığı
online bankalarının oluşturulması,
her şehirde öğretmenlerin ulaşabilecekleri materyal merkezlerinin
oluşturulması,
üstün zekalı ve yetenekli öğrencilerin eğitim aldığı sınıflarda
öğretmenlerin bir öğretmen asistanı ile birlikte ders işlemesinin
sağlanması,
her okulda özel eğitimle ilgili bir uzman veya doktora yapmış bir
öğretmenin bulunması,
farklılıklara saygı duyan ve bu saygıyı geliştiren ortamların oluşturulması.
c) Seçme sürecinin geliştirilmesi ile ilgili olarak,
seçme işlemlerinin bir kerede değil, daha uzun bir sürece yayılarak
yapılması,
sadece akademik değil, diğer yetenek alanlarının da belirlenmesi için
harekete geçilmesi,
28
sadece bir alanda yüksek yetenek gösteren öğrencilerin de, kriterlerin
hepsinde üst düzey yetenek gösteren öğrenciler için oluşturulan
fırsatlardan yararlanmasının sağlanması,
değerlendirme sürecinde, öğrencilerin farklı sosyo-ekonomik
çevrelerden gelmiş olmasının da bir belirleyici olarak düşünülmesi,
hem akademik hem de özel yeteneklerin tespit edilmesine ayrı bir önem
verilmesi,
öğrencilerin yeteneklerinin belirlenmesinde, sergiledikleri performanslar
ile öğrencilere sunulan olanakların birlikte değerlendirilmesi,
öğrenci ilgi alanlarının doğal ortam sürecinde belirlenmesi,
eğitim öncesi yapılan testler ve ailelerden edinilen bilgilerin düzenli bir
şekle getirilmesi için Aile Bilgi Formunun/Ölçeğinin geliştirilmesi.
d) Öğrencinin fark edilmesinden sonraki işlemlerin kolaylaştırılması ile
ilgili olarak,
fark etmeden sonraki sürecin takibinin hızlandırılması için elektronik bir
sistemin oluşturulması,
her öğrenci için, öğrenciyle ilgili bilgilerin sistemli bir şekilde girilebileceği
elektronik bir dosyanın oluşturulması,
elektronik ortamdaki bilgilerin korunması ve bilgilere erişim gizliliğinin
sağlanması için gerekli önlemlerin alınması,
sistemin yürümesini engelleyen veya yavaşlatan etkenlerin ortadan
kaldırılmasının sağlanması ve
öğretmen yetkilerinin artırılması.
Zihni yeteneğin tanılanmasının temel amacı, öğrencilere doğru eğitim
hizmetlerinin sunulmasını sağlamaktır (Feldhusen, Hoover, & Sayler, 1990: Akt:
Feldhusen, 1998, s.193). Yetenek ve yeteneğin tanılanması ile ilgili bugüne
kadar yapılmış olan araştırma sonuçları şunlardır:
Öğrenciler, birbirlerinden farklı düzeylerde farklı yeteneklere sahiptir
(Clark, 2008, s.54).
29
Standardize zeka testlerinin, akademik ve genel yetenek haricindeki
yetenek alanlarını ölçme bakımından sınırlılıkları vardır (Sternberg, Jarvin
& Grigorenko, 2011, s. 14-33, 54).
Yetenek hangi düzeyde olursa olsun, geliştirilmesi için uygun öğrenme
ortamlarına ihtiyaç vardır (Kuzgun, 2004, s.62; Tomlinson ve ark., 2002,
s.3).
Zihinsel yeteneği ölçme sonuçları, aynı düzey yetenek potansiyeline
sahip olan iki öğrenciden uygun öğrenme ortamlarından yoksun olanı,
uygun öğrenme ortamlarında yeteneğini geliştirmiş olandan daha az
yetenekli göstermektedir (Gagne, 2009, s.177).
Aynı yeteneğe aynı düzeyde sahip olan öğrenciler de kendi aralarında
‘hazır-bulunuşluk’, ‘öğrenme tercihleri’, ‘motivasyon’ ve ‘sosyo
ekonomik düzeyleri’ bakımlarından farklılık göstermektedir (Reis &
Renzulli, 2009; Tomlinson ve ark., 2002, s.19).
Üstün zekalı ve yetenekli öğrencilerin tanılanma süreci, genel olarak
potansiyelin fark edilmesi ile başlamaktadır. Okullar yeteneklerin
değerlendirilmesi ve üstünlüğün fark edilmesi için eşsiz ortamlar olmasına
rağmen, fark etmeyi zorlaştıran bazı etkenler bulunmaktadır. Yukarıda yer alan
araştırma sonuçları, (a) yetenek alanlarındaki çeşitlilik, (b) yeteneğin
geliştirilebileceği ortamlara erişilememesi ve (c) zeka testlerinin sınırlılıkları gibi
etmenlerin, üstün zekalı ve yetenekli öğrencilerin fark edilmesini zorlaştırdığını
göstermektedir.
Yukarıda özetlenen araştırma sonuçlarıyla da belirgin hale getirilen engeller,
öğretmen eğitimi, öğrenme ortamları ve seçme süreci ile ilgili öne sürülen
çalışmaların başlatılması ve sürdürülmesi için önemli bir gereksinme olduğuna
işaret etmektedir. Bugüne kadar yapılan araştırma sonuçları ele alındığında,
Eğitimcilerin, zeka kuramları, üstün zekalı ve yetenekli öğrencilerin özellikleri
ve yetiştirilmeleri ile ilgili eğitimlerinin sürekliliğinin sağlanmasının,
Eğitimcilerin eğitimde edindikleri bilgileri uygulayabilmeleri için
desteklenmelerinin ve
30
Öğrenciler ile ilgili çok taraflı bilgiler toplanarak daha kapsamlı
değerlendirmelerin yapılmasının önemli bir ihtiyaç olduğu konusunda
birleşildiği düşünülmektedir.
Üstün Zekalı ve Yetenekliler İçin Sınıf Yönetimi ve
Ortam Düzenleme
Sınıf yönetimi kavramının kullanılması yanlıştır. Bunun yerine gruplama
kavramını kullanmak daha yerinde olacaktır. Üstün zekalı ve yetenekli
bireylerin eğitiminde daha bireysel ve daha az çocuğun bulunduğu
ortamlar oluşturulmalıdır.
Esnek grup uygulamaları da yapılabilir. Bu gruplar hem farklı
yeteneklerin bulunduğu gruplar, hem de aynı yeteneklerin bulunduğu
gruplar şeklinde olabilir.
Sınıflar materyal açısından zengin olmalı ve materyaller kolaylıkla
ulaşılabilir olmalıdır.
Sınıf yönetiminde esnek davranılmalı, kurallar ve etkinliklere öğrencilerle
birlikte karar v erilmelidir. Her aşamada birlikte hareket edilmeli ve
yapılanların nedenleri öğrencilere açıklanmalıdır. Öğrenciler
değerlendirme sürecine de katılmalıdır.
Sınıflarda ilgi köşeleri veya ilgi merkezleri, ya da istasyonlar
oluşturulmalıdır.
Serbest zaman etkinliklerine fırsat tanınmalı böylece öğrencinin ilgi
alanlarında bağımsız çalışması sağlanmalıdır. Şu anki standart eğitim
verilen ortamlarda zenginleştirilmenin yapılması oldukça zordur. Bu
sebeple okullarda kaynak odası olmalı ve sınıflarda iki tane öğretmen
bulunmalıdır. Kaynak odaları sayesinde disiplinler arası çalışmaların
yapılması da kolaylaşacaktır.
Sınıf ortamı genişletilerek, öğrenme ortamı kavramı kullanılmalıdır ve
öğrenme ortamı müzeler, araziler gibi alanları da kapsamalıdır. Sınıflar
organize edilirken odaklanma problemi gibi farklı etkenler de
31
düşünülmelidir. Bu sebeple sınıflarda çok fazla uyarıcının yer almaması
sağlanmalıdır.
Öğrenme ortamı olarak atölyeler, öğrencilerin dikkatlerini daha iyi
yoğunlaştırmasında etkin rol oynayabilir. Sınıf veya öğrenme ortamında
öğrencilerin hareketlerinde esnekliğe izin verilmelidir. Sınıf veya
öğrenme ortamında bazı öğrencilerin direnci olabilir ve bu direnci kırmak
ancak materyallerin kullanımı ile mümkündür. Öğrenciler doğal
ortamlarında gözlenmeli ve değerlendirilmelidir.
Sınıf yönetimi ile içerik arasında önemli bir paralellik vardır. Binalar
yapılırken, çoklu kullanıma önem verilmelidir. Binalar kampüs şeklinde
konuşlanmalı, öğrencilerin doğayı da gözlemleyebilecekleri alanlar
düşünülmelidir.
Her ortam bir eğitim ortamı olarak değerlendirilmelidir.
Sınıf yönetimi iyi bir planlama ile ilgilidir. Asıl olan okulların kendisini
düzenlemesidir.
Belli merkezlerde ekonomik durumu iyi olmayan okulların gidebilecekleri
etkili yerler yapılabilir. Ortam düzenleme de idareciler, öğretmenlerle
işbirliği yapmalıdır.
Sınıflar 4 kişiden fazla olmamalıdır. ( Bu konudaki görüşler 12, 10,2-6
arası, 15 şeklinde değişmektedir).
Sınıfta dikkat dağıtıcı malzemeler bulunmamalıdır.
Okul binası estetik olmalıdır.
Gruplar öğrenme stilleri ve yorum gücüne göre oluşturulmalıdır.
Öğrencilere adaletli davranılmalıdır.
Sınıf temiz, düzenli, sessiz ve sakin olmalıdır.
Oturma düzeni, tüm öğrencilerin tahtayı göreceği şekilde olmalıdır.
Sıralar u şeklinde olmalıdır. Öğrenciler minderlerde oturabilir.
Öğretmen güler yüzlü ve şefkatli olmalıdır. İlgiyi çekecek davranışlarda
bulunmalı ve öğrencilere içeriği ilgi çekici bir şekilde sunmalıdır.
Teknolojik materyaller kullanılmalıdır.
Öğretmen rehber ve lider olmalıdır.
İletişimde etkin dinlemeye önem verilmelidir.
32
Öğrenme ortamında veya sınıfta birkaç öğretmen olmalıdır.
Üstün zekalı ve yetenekli öğrencilere eğitim veren bir okul veya kurumda
ikili öğretim yapılmamalıdır. Sınıf bir sınıfa ait olmalıdır. Sınıf mevcudu
20-15 arasında olmalıdır fakat bu mevcut sözel derslerde öğrencilerin
fikirlerini açıklayabilmesi açısından azaltılmalıdır.
Davranış bozukluğu sergileniyorsa bu rehberlikle birlikte halledilmelidir.
Öğretmelerin kendi sınıfları olsun, öğrenciler bu sınıflara gitsin.
Sınıf düzenlenmesinde sıra dışı materyaller sağlanabilir.
Disiplin, düzen gibi problemlerin çözümü için danışma kurulunun
oluşturulması gerekir.
Sınıfları bölebilmek için sınıflarda paravanlar olmalıdır.
Sınıflarda üretime önem verilmeli ve üretim arttırılmalıdır.
Öğrenme John Hopkins’in geliştirdiği biçimde eğitim öncesinde ihtiyaç
analizi yapılarak, eğitim süresince olumlu öğrenme ortamı yaratarak ve
eğitim sonrasında takip edilerek yapılmalıdır.
Sınıf öğretmenlerinin donanımlı olması gerekir. Materyal ve bilgi olarak
donanımlı gelsin ki sınıfı yönetebilsin.
Öğretmen iyi organize den, kendini iyi tanıyan, iyi iletişim kurabilen,
çatışma yönetimini bilen, demokratik, ses tonlaması yapabilen, göz
teması kurabilen, beden dilini kullanabilen bir öğretmen olmalıdır.
Her sınıfın bir rehber öğretmeni olmalıdır.
Okullarda öğrencileri stresten uzaklaştıracak akademik olmayan
derslerin de konuşulması ve oluşturulması gerekir.
Öğrenme ortamı öğrenci merkezli olmalı ve öğrenciye zaman
ayrılmalıdır.
Müfredatın esnek bir biçimde kullanılması gerekir.
Sınıftaki tüm yerler öğretim için kullanılmalıdır. Öğreten duvarlar
oluşturulabilir.
Sınıflara lavabo ve su konulmalıdır.
Klasik müzik dinletilebilir.
Sınıf veya grup amblemleri oluşturulmalıdır böylece sınıf bilinci sağlanır.
33
Sınıflarda olumlu atmosferin oluşturulması şarttır. Olumlu davranışlar
pekiştirilmelidir.
Kendi kendini yöneten okul bilinci geliştirilmelidir. Köy enstitüleri modeli
örnek alınmalıdır.
Yapılan tartışmalarda da bahsedildiği üzere, Üstün zekalı ve yetenekli
çocuklar için sınıf yönetimi, sıklıkla eğitimciler için güçlük yaratmaktadır. Çünkü
öğrenciler farklı projelere, diğerleriyle fikirlerini tartışmaya, farklı aktiviteleri
farklı sınıflarda yapmaya ihtiyaç duyarlar. Her daim olmamakla birlikte üstün
zekalı ve yetenekli çocukların akademik başarılarının yüksek olma durumu söz
konusudur. Bu sebepten ötürü öğretmenler sınıf içi davranışlarının da iyi,
olumlu olmasını beklerler. Fakat üstün zekalı ve yetenekli çocuklarında tıpkı
diğer çocuklar kadar yönerge ve kurallara ihtiyaç duyduğunu unutmamak
gerekir. İlk derste öğretmenin öğrencilerle birlikte sınıf kurallarını belirlemesi,
sınıfça toplu olarak bunların tartışılması, öğrencilerin fikirlerini paylaşmasına
izin vermesi olumlu sınıf atmosferi için önemli ve etkilidir.
Üstün zekalı ve yetenekli öğrencilerin eğitim aldığı sınıflar esnek ve açık
olmalıdır. Hem bağımsız hem de grup çalışmaları için farklı aktiviteleri için
uygun boş alanlar olmalıdır. Öğrenciler çalışırken ihtiyaçlarına göre istedikleri
kadar hareket edebilmelidirler. Kurallar, sınıfı, kütüphaneye, kaynak odasına,
laboratuvara gidebilmek için terk edebilecekleri şekilde düzenlenmelidir
(Feldhusen,1993).
Üstün zekalı ve yetenekli öğrenciler farklı içerikler üzerinde çalışırken farklı
öğrenme stilleri kullanabilirler ve farklı ürünler yaratırlar. Bu durumlarda
öğretmenlerin rolü geleneksel öğretmenden farklılaşmalıdır. Sadece
müfredatın sunulması öğretmenlerin asli ve birincil amacı olmamalıdır. Bunun
yanı sıra, öğretmenler öğrenciler için alternatifler üretmeye ve seçmeye, onlara
rehberlik etmeye ve süreç boyunca ilerlemelerini değerlendirmek üzere onlarla
çalışmaya konsantre olmalıdır. Öğrencilere kendi aktivitelerini planlama şansı
ve fırsatı vererek bağımsızlıklarını ve dikkatlerini desteklemelidirler.
34
Üstün Zekalı ve Yeteneklilerde Ölçme ve
Değerlendirme
Genel değerlendirme sınavları yapılmalıdır.
Test bataryası kullanılmalıdır.
Öğretmenlere ölçme ve değerlendirme eğitimi verilmelidir.
Testler geliştirilmelidir.
Gözlem (anne ve baba) yapılmalıdır.
Yetenek testleri geliştirilmelidir.
Tek ölçme aracı test olmamalıdır.
Süreç değerlendirilmelidir.
Sınav değerlendirme sisteminde birçok kriter bir arada kullanılmalıdır ve
çocuğa değerlendirme sonuçları bildirilmelidir.
Rubrikler kullanılmalıdır.
Sadece akademik değil sosyal duygusal değerlendirme de yapılmalıdır.
Hızlandırılmış gruplarda bazı öğrenciler düşük notlar alabiliyor bu öğrenciler
ileri müfredat uygulamalarına tabi tutuldukları için hızlandırma gruplarında
alınan notlar karne notu olarak kullanılmamalıdır.
Değerlendirme yöntemleri çeşitlendirilmeli ve açık uçlu sorular
yöneltilmelidir.
Değerlendirme sonuçları velilerle ve çocuklarla paylaşılmalıdır.
Herkese farklı uygulamalar yapılmalı ve şans faktörü test sisteminde ortadan
kaldırılmalıdır.
Ölçme değerlendirme tek merkezden yapılmalıdır.
Ölçme yapılan merkezler kontrol altına alınmalıdır.
Planlama noktasında öğrenciyle ilgili hedef ve kazanımların belirlenememesi
sorun yaratıyor. Hedef, kazanım ve standartlar net bir şekilde ortaya
konulmalıdır.
Aşamalı değerlendirme yapılmalıdır.
Değerlendirmenin sadece 30 kriteri olmamalıdır.
Farklı ölçüm araçları üretilmeli ve gözlem göz önünde bulundurulmalıdır.
Projeler bazında ölçme ve değerlendirme yapılabilmelidir.
35
Öğrencilerin portfolyo dosyaları tutulmalı, süreç değerlendirmesi
yapılmalıdır.
Ön test yapılarak bilgilerine bakılan öğrencilerin gruplara ayrılması
Akran ve grup değerlendirmesi kullanılmalıdır.
Her öğrencinin bireysel olarak değerlendirilmesi (spesifik özelliğine göre)
gerekmektedir.
İlgi alanları ve yeteneklerine göre değerlendirme yapılmalıdır.
Hiçbir zaman notla değerlendirme olmamalıdır.
Gelişim süreçleri eğitim veren öğretmen görüşlerine göre
değerlendirilmelidir.
Değerlendirmelerde rehberlik servisi üst düzeyde etkin olmalıdır.
Bio feedback ölçmeler de kullanılmalıdır.
Yetenekleri tespit edilememiş olan gruplar için yetenek tespit bölümlerinin
olmalıdır.
Not kaygısı yaşayarak ilgi ve yeteneklerini geliştirme fırsatı bulamayan
çocuklar için SBS türü uygulamalardan ek puan verilmesi gündeme
alınmalıdır.
Bilgiyi ezberleme ve depolama yerine çocukların bilgiyi öğrenebilecekleri
alanlara yönlendirmeli ve ölçümlerin de o doğrultuda yapılması
gerekmektedir.
Sınavlar olmamalı, notlar sınıf içi katılım, etkinliklerdeki performans ve
ödevlerine göre belirlemelidir.
Ölçme değerlendirme araçları ‘’BEP’’ ve ‘’BİP’’ lere uygun olmalı
Ölçme ve değerlendirme yöntem ve teknikleri öğrenmenin düzeyine ve
öğrenme süreçlerinin niteliğine uygun olmalıdır.
Taksonomik yaklaşımda belirtilen üst düzey öğrenme beklentilerini de
ölçebilmelidir.
Öğrencinin geleceği göz önünde bulundurularak ulusal ve uluslararası arası
ölçme değerlendirme yöntemleri de eğitim sürecinde gözetilmelidir.
Bireysel ölçme yapılırken bireyler arası adalet ve denge sağlanmalıdır.
Bir grup öğrenci normal ölçme değerlendirmenin dışında liseye ve
üniversiteye yerleştirilebilmelidir.
36
Kendilerini gerçekleştirecekleri bir eğitim almaları için sınav kaygısı içine
sokulmamalıdır.
Ölçme değerlendirme üretkenliğe dönük olmalıdır.
Etkinlik değerlendirme ölçeklerinin yanında modüllerle yürütülen uyum,
destek etkinlikleri modüller bazında değerlendirilmelidir.
Proje temelli değerlendirme yapılmalıdır. Her basamakta yılda iki kez
öğrencilerin proje hazırlaması ve sunması istenebilir. (bilimsel araştırma
tekniklerinin uygulanabilirliği) – (grupla çalışma tekniklerinin pekiştirilmesi)
Üstün çocuklarda öz değerlendirme tarzı değerlendirmeye ağırlık verilmeli.
Üstün çocuğun kendi yeterlikleri/yetersizliklerini kendisinin fark etmesi
sağlanmalıdır.
Sorular anlaşılır ve kapsamlı olmalıdır. Çoklu konuları aynı anda
denetleyebilen sorular daha etkili olur.
Yorum soruları eklenerek ölçme değerlendirme uygulamaları
zenginleştirilmelidir.
Genel sınav sisteminin dışında bırakılması ya da ek puan uygulamasına
geçilmelidir.
Yetenek ve ilgi tespiti akademik tespitler kadar önem taşımaktadır. Erken ve
doğru yönlendirilmenin başarıda rolü çok büyüktür.
Öğretmenlerin öğrencilerinin bireysel özellik ve farklılıklarını tanıyabilmeleri
adına kişilik testleri ve bilgilendirme yapılmalıdır.
Bu tür öğrencilerin ölçme ve değerlendirilmesi alanlara göre yapılmalıdır.
Tüm sene boyunca yapılan etkinliklerin genel olarak incelenip ondan sonra
değerlendirme yapılmalıdır.
Değerlendirme bireye özgü olmalıdır.
Sınavlarda 100 üzerinden değerlendirme olmalı ve sınav başına 3 kurtarma
sınavı şansı olmalıdır.
Ölçme farklı yaşlarda farklı ortamlarda farklı zaman periyotlarında
yapılandırılmalıdır.
Öğrenci gözlem dosyaları tutulmalı. Yetenek alanları için ayrı ayrı performans
değerlendirmeleri yapılmalıdır.
Öğrencinin kendi kendini değerlendirebileceği anketler yapılmalıdır.
37
Uyguladıkları projelerle ilgili proje değerlendirme ölçekleri yapılmalıdır.
Bireysel performanslarının yanında grupla çalışmalarındaki performansı da
ölçülmeli.
Ölçme akademik başarısını değil, yaratıcılığını ölçmelidir.
Proje çalışmalarında/bireysel çalışmalarda kriterler önceden öğrencilerle
birlikte belirlenmeli ve bu kriterlere göre değerlendirme yapılmalıdır.
Yazılı sınavlarda herkesin yapabileceği soruların yanında farklı bir iki soru
eklenip isteyenlerin yanıtlanması istenebilir.
Okul içi davranışlar da değerlendirilmelidir.
Eğitim basamakları arasında öğrenciler küçük projeler hazırlamalı, projeleri
değerlendirmelidir.
Yeteneklerin gelişimi de ölçülmeli, yılsonu gösterileri, kişisel çalışmaları
değerlendirilmelidir.
Yapmış olduğu çalışmalar diğer öğretmenlerle birlikte değerlendirilmeli ve
öğretmenlerin puan ortalaması alınmalıdır.
Değerlendirmede teknoloji kullanılmalıdır.
Her etkinlik sonunda geri bildirim alınmalıdır.
Etkinlik sonunda kazandırılmak istenen davranışlarla ilgili gözlem
yapılmalıdır.
Etkinliği yapan öğretmenin yanında onu gözlemle değerlendirecek başka bir
öğretmen bulunmalıdır.
Her ay, her ünite sonunda, bilimsel verilerle yazılı olarak
değerlendirilmesinin yapılması gereklidir (form, çizelge, portfolyo vs.).
Öğretmenler kurulu ya da etkinliğini gözlemleyen kişilerden oluşan kurulun
her öğrenciyle tek tek görüşmesi ve öğrenci hakkında detaylı bir rapor
oluşturulması gereklidir.
Değerlendirmeler standardize edilmiş testlerle, aile gözlemleri ve eğitimci
gözlemleri sonucuna göre sonuçlandırılmalıdır.
Öğrenciler belirli aralıklarla değerlendirilecek gelişmeleri takip edilmelidir.
İdare, rehberlik, öğretmen, veli işbirliği içinde olmalıdır.
Proje çalışmaları da öğrencilerin davranışına göre değerlendirilmelidir.
38
Okullarında ölçme ve değerlendirme bireysel yapılmalıdır. Bilsem’ler ile
ortak çalışma yapılmalıdır.
Sınavlar önceden bildirilmelidir.
Sınavlarda önce öğretmenler öğrencileri motive etmelidir.
Sınıf içinde sınavda dikkati dağıtacak hiçbir şey olmamalıdır.
Zeka alanları belirlenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Genel değerlendirme yöntemi değiştirilmelidir.
Ölçme değerlendirme testlerinin geçerlilik-güvenirliğindeki eksikler
giderilmelidir.
Ölçme ve değerlendirme veli istediği için değil, eğitim için yapılmalıdır.
Problem çözme becerilerini geliştirme amaçlı değerlendirmeler yapılmalıdır.
Metabilişsel değerlendirme yapılmalıdır.
Üstün zekalı ve yetenekli öğrencilerin ölçme ve değerlendirilmesi ile ilgili
aşağıdakiler söylenebilir.
Üstün yetenekliler için geliştirilmiş bir müfredatın etkisinin
değerlendirilmesi, müfredat çalışmalarının en önemli yönlerinden biridir.
Öğrenme sürecinin bu basamağında, öğretmenler öğrencilerinin sosyal
ilişkilerdeki alma eğilimlerinden ziyade öğrenme süreçlerindeki alma eğilimleri
hakkında duyarlılık geliştirirler. Becerilerde ve kavramlarda üstünlük ve bunları
uygulama kapasitesi doğrudan değerlendirilebilir. Böylece eğitsel planlamayla
ilgili sonraki adımlar hakkında karara varılır. Fakat değerlendirme sürecinin
amacı çok boyutludur. Öğrencinin müfredattaki ilerlemesini anlamamızı sağlar
ve gelecekte ihtiyaç duyulacak alanlara nokta vuruşu yapılmasına olanak verir.
Değerlendirme verileri aynı zamanda planlamanın ve öğrencilerin eğitilmesinin
ne kadar iyi olup olmadığı hakkında faydalı bilgiler sağlar. İdeal şartlar altında,
üstün yetenekliler için geliştirilmiş bir müfredatta belirtilen her çıktıya karşılık
gelen bir değerlendirme tekniği vardır. Böylece amaçlanan her öğrenme
ölçülüp değerlendirilebilir. Üstün ve normal yeteneklilerle ilgili eğitsel
girişimlerin önemi, zaman, modeller ve öğrenme seviyeleri açısından çoğu
zaman farklılık gösterdiğinden, öğrencilerle ilgili çıktılarla değerlendirme
39
yaklaşımları çok daha önemli hale gelmektedir (VanTassel-Baska ve Stanbaugh,
2006)).
Değerlendirme, sınıftaki planlama ve uygulama çizgisinin üzerinden
kendiliğinden devam eden tüm müfredat gelişimi döngüsünün bir parçasıdır.
Dahası, o müfredat uygulamasının yeni döngüsünün temeli olacak hareket
planına bir giriştir. Johnson (Akt. VanTassel-Baska ve Stanbaugh, 2006) üstün
yeteneklilerin müfredatlarının her yıl gözden geçirilmesinin ve elde edilen
sonuçların kullanılmasının önemini vurgulamıştır. Üstün yetenekliler için
yapılan müfredat programları, anlamlı sınıf değerlendirmeleri bu müfredat
geliştirme sürecinin mantıklı bir parçası olmadığı müddetçe geliştirilemez.
Üstün Zekâlı ve Yetenekliler İçin Psikolojik
Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri
Model alınabilecek bireylerle tanışma ve çalışma imkanı sağlanabilir
Bireysel danışmanlıktan ziyade grup çalışmaları daha önem verilmeli
Aile paylaşım grupları oluşturulabilir
Kısa sürede sonuç alınabilecek terapi teknikleri eğitimi danışmanlarına
verilebilir.
Psikolojik danışmanların eğitim olanakları arttırılmalıdır.
Öğrencilerin bireysel farklılıkları dikkate alınarak destek verilmelidir.
Meslek gelişim kütüphaneleri kurulabilir.
Okul konsey modeli uygulanabilir.
Arkadaşlık problemleri, aşırı duyarlılık alanları üzerinde çalışılmalıdır.
Rehber öğretmenin iş tanımı netleştirilmelidir.
4 yaşından itibaren öğrenciler RAM'dan taranmalı izlemeye alınmalıdır.
Ailelere erken yönlendirme yapılmalı ve sürekli destek sağlanmalıdır.
Tanılama için yeni ölçekler geliştirilmelidir.
Sağlık hizmetleri birimleri ile ortaklaşa çalışılmalıdır.
Bireysel terapi hizmetleri sağlanmalıdır.
Rehber öğretmenlerin Lisansüstü eğitim almaları sağlanmalıdır.
40
Hizmet içi eğitimlerle öğretmenler desteklenmelidir.
15-25 arasındaki öğrenciye 1 rehber öğretmen görevli olmalıdır.
RAM BİLSEM gibi kurumlar işbirliği içinde çalışmalıdır.
Duygusal zekanın da geliştirilmesine önem verilmelidir.
Rehberlik servisine yönelik algının düzeltilmesi gerekmektedir.
Servis bünyesinde ÖZEL Eğitim öğretmenleri de bulunmalıdır. (hatta
sosyolog, psikolog, psikiyatrisi)
Üniversitelerin Eğitim fakültelerindeki bölümlerde ÜZ hakkında eğitimler
arttırılmalıdır.
Rehber öğretmenin öğrencileri ders içinde takip edebilmesi gerekir.
Sosyal uyum, aşırı duyarlılık alanları, yalnızlık, asenkronize gelişim,
yetersiz çalışma alışkanlıkları, uyumsuzluk …. Sorun alanlarıdır.
Çift yönlü sosyalleşmeleri sağlanmalıdır. ( yaşıtlarıyla ve zihindaşlarıyla)
Öğrenci, veli, öğretmen, idare kendi aralarında paylaşım grupları
oluşturmalılardır.
ÜZ çocuklara rehberlik programı ve standartları geliştirilmelidir.
Program önleyici, destekleyici olmalı, mesleki eğitimsel alanları ağırlıklı
olarak ele almalı, Aile ve öğretmenleri de kapsamalıdır.
Gizlik ilkesine dikkat edilmeli, mentörlük desteği sağlanmalıdır.
Ölçme araçları yenilenmelidir.
Katılımcıların ileri sürdükleri fikirlere ek olarak, üstün zekalı ve yetenekli
öğrencilerin psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin akranlarından
farklı olması gerektiğinin altının çizilmesi gerekmektedir. Üstün zekalı ve
yetenekli bireyler farklı bilişsel gelişimlerine ek olarak farklı bir
duyuşsal/duygusal gelişim gösterirler. Bu farklı gelişim ise beraberinde farklı
psikolojik sorunlar getirebilmektedir.
Birçok danışmanlık gerektiren konu, üstün zekalı ve yeteneklilerin “biricik”
özellikleri ile çevresinin uyumsuzluğu sonucunda ortaya çıkmaktadır (Robinson,
2002). Webb ve arkadaşlarına göre (2005), okul çağındaki üstün zekalı ve
41
yetenekli çocukların danışmanlık gerektirecek ortak konu alanları şöyle
sıralanmıştır; Okul başarısızlığı, inatçılık, fazla tepkisellik, akran ilişkilerinde
güçlük, yoğun kardeş rekabeti, düşük benlik algısı, mükemmeliyetçilik ve
depresyon.
Üstün zekalı ve yetenekli olmayan çocuk ve gençler için tasarlanmış birçok
danışmanlık metodu bulunmaktadır, fakat bu gruba özel/özgü bir danışmanlık
modeli oldukça azdır. Üstün zekalı çocuklarla çalışırken onlara özel hazırlanmış
bir model çerçevesinde çalışmak, karakteristik özelliklerinden kaynaklanan bir
takım problemleri daha kolay görmeyi ve anlamayı aynı zamanda sorun olarak
görülen bazı davranış veya problemlerin sadece üstünlüklerinden kaynaklanmış
olabileceğini görmeyi sağlayacaktır. Çünkü birçok araştırmacı, Üstün zekalı ve
yetenekli çocukların “biricik” özellikleri bilinmediğinde yanlış teşhislerle karşı
karşıya kaldıklarını ifade etmektedir. (Dikkat eksikliği ve hiperaktivite
bozukluğu, Depresyon, Obsesif Kompulsif Bozukluklar, Davranış Bozuklukları
vb. ) (Webb ve ark., 2005).
Üstün zekalı ve yetenekli çocukların danışmanlık ihtiyaçlarına gösterilen
dikkat ve önem, tanılama ve program geliştirmeye verilen dikkat ve öneme
kıyasla çok daha sınırlı kalmıştır. Oysa birçok eğitimci ve ebeveyn çocuklarının
olağandışı yeterliklerinin ardında karmaşık sosyal duygusal ihtiyaçlar
barındırdığını fark etmiştir. Üstün zekalı ve yetenekli çocukların danışmanlığını
yapacak olan rehber öğretmenin görevi çocukların kendilerini tanımalarına,
karar vermelerine ve potansiyellerini geliştirmelerine yardım edecek becerileri
kazandırmaktır. Bu amaç doğrultusunda okullardaki programların ikiye
ayrılabileceği söylenebilir. İyileştirici Danışmanlık yaklaşımı veya Gelişimsel
Danışmanlık yaklaşımı. İyileştirici yaklaşım, problem çözme ve krize
müdahalenin altını çizmektedir. Bu yaklaşımda danışman, güçlükleri azaltmaya,
problemleri çözmeye çalışan uzman bir terapist rolündedir.
Gelişimsel yaklaşımda ise, danışman terapötik ilişkilerde tüm uzmanlığını
kullanmakla birlikte, terapi ve problem çözmeyi birincil amaç olarak görmez. Bu
yaklaşımı benimseyen bir danışmanın gerçek işi, üstün zekalı ve yetenekli
42
öğrencilerin gelişimini destekleyecek bir çevre oluşturabilmektir. Bu yaklaşım
üstün zekalı çocuğun hem duyuşsal hem de bilişsel ihtiyaçlarının
karşılanmasına yardım eder. Gelişimsel yaklaşımda bireysel danışmanlığın
amacı, öğrencileri tanımak ve onların kendi güçlü ve zayıf noktalarını daha iyi
anlamalarına yardım etmek ve hayatlarında iyi karar vericiler olabilmelerine
yardım etmektir. Grup danışmanlığı ise, daha etkili kişilerarası ilişkiler
geliştirmesine odaklanır. Ayrıca grup üyelerinin çözülmesi gereken ortak bir
soruna sahip olmaları gerekmez. Aile çalışmalarında ise çocuğun somut bir
problemi yerine, ebeveynlerini zorlayabilecek üstünlüklerine özgü özelliklerin
tanıtılması amaçlanır.
İyileştirici yaklaşımda danışman çok daha çabuk ve etkili sonuçlar alabilirken,
gelişimsel yaklaşımda daha uzun dönemli ve sistematik etkiler elde
edilmektedir. Ayrıca, iyileştirici yaklaşımda sadece bir öğrenci veya aileye
ulaşılırken, gelişimsel yaklaşımda tüm eğitim ortamı, üstün zekalı ve yetenekli
bireylerin gelişimine uygun hale getirildiği için dolaylı olarak birçok ebeveyn ve
öğrenciye ulaşılmaktadır. (Colangelo, 2002)
Sonuç olarak üstün zekalı ve yetenekli öğrenciler özel bir gruptur ve
kendilerine has bir takım problemler yaşarlar ve bu grup öğrencileri tanıyan ve
bilen rehber öğretmenler tarafında danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyarlar. Bu
sebeple, gerek sertifika programları ile gerek lisansüstü eğitimlerle bu alana ilgi
duyan rehber öğretmenler yetiştirilmelidir.
43
ALMAN EĞİTİM SİSTEMİ
Okula gitme zorunluluğu, çocuğun 6 yaşını doldurduğu yıldan 18 yaşını
doldurduğu zaman kadar devam eden 12 yıllık bir süreçtir. Çocukların gittiği
okullara bakarsak öncelikle bahsedilmesi gereken okullar, Kindergarten adı
verilen çocuk yuvalarıdır. Bu okullar üç ve altı yaş arasındaki tüm çocukların
isteğe bağlı olarak gidebildiği yerlerdir ve zorunlu olmamaları nedeniyle
masraflar veli tarafından karşılanır. Çocuk yuvaları genellikle kiliseler tarafından
açılmakta ve dil gelişimi ile temel becerileri geliştirmeye yönelik eğitim vermeyi
amaçlamaktadır. Ana dili Almanca olmayan çocukların dil gelişimi üzerinde
dururlar.
Alman eğitim sistemi, bölgelere göre farklılık gösterse de genel olarak
öğrencileri yönlendirmeye erken dönemde başlayan bir sistemdir. Çocuklar, 4.
sınıfın sonunda, yani temel eğitim dönemini tamamladıktan sonra velilerin
kararları ve öğretmenlerin tavsiyeleri doğrultusunda kendilerine uygun okullara
yönlendirilirler. Bu yönlendirmede öğrencilerin ders başarılarının yanı sıra
genel ilgi ve yetenekleri de göz önünde bulundurulur. Bu sistemin en çok
eleştirilen özelliği ise çocukların izleyecekleri yolun erken bir dönemde
saptanmasıdır. Yabancı kökenli çocuklar bu sistemde en çok geride kalan
kesimdir. Kültür farklılığı ve ana dilin Almanca olmaması çocukların başarısını
olumsuz etkilemekte, bu çocukların iyi okullara gitme şansını oldukça
düşürmektedir. Bu da sitemin eleştirilen diğer bir yönüdür.
Öğrenme zorluğu çeken çocuklar ise Sondershchule adı verilen okullara
giderler. Burada engelli çocukların hayata hazırlanması, gerekli bilgi ve
44
becerileri kazanması ve sonunda da kendilerine uygun meslek edinmesi
amaçlanır. Çocukların 6 yaşından itibaren gittikleri okullar ise şu şekildedir:
Temel Okullar (Grundschule): Çocuklar 6 yaşında iken bu okullara başlar ve
bu okulların süresi genellikle 4-6 yıldır. Okuma yazma eğitiminin yanında bilgi
ve beceri derslerinin verildiği, çocukların akademik olarak çok zorlanmadığı
okullardır. Çocukların hayal gücünü geliştirmek ve sosyalleşmesini sağlamak
amaçlanmaktadır. 1 ve 2. sınıfta çocuklara karne verilmez. Tıpkı ülkemizde de
olduğu gibi öğrenciler 4 yıl boyunca aynı öğretmen tarafından okutulurlar. 3.
sınıftan itibaren bazı derslere branş öğretmenleri girer. 5 ve 6. sınıflar,
yönlendirme sınıflarıdır. Çocuklar kendilerine uygun okullara yönlendirilir.
Gittikleri okulun kendilerine uygun olup olmadığı ve bu okullara devam etme
durumları ise 6. sınıfın sonunda değerlendirilip ona göre bir karara varılır.
Hauptschule (Esas Okul): Öğrencileri pratik iş yaşamına hazırlayan
okullardır. Temel eğitim sonrası gidilen 3 okullu sitem arasından, başarı düzeyi
en düşük olanıdır. Yabancı kökenli öğrencilerin çoğu bu okulda gitmektedir. Dil
sorunları yabancı kökenli öğrencilerin başarısını olumsuz etkilemektedir. Temel
eğitim döneminden sonra okul seçme dönemine giren bu çocukların okul
başarısının düşük olması sebebiyle bu okullar dışında çok fazla bir tercih hakkı
bulunmamaktadır.
Öğretim programında genel eğitim derslerinin yanında mesleki eğitime
hazırlayıcı derslere yer verilir. 6. sınıfın sonunda başarı düzeyleri yüksek
öğrenciler Realschule ve Gynasium’a geçebilmektedirler. Her ne kadar iyi
okullara gitme yolu açık gibi görünse de, bu oldukça düşük bir ihtimaldir.
Öğrenciler Hauptschule’de 5-6 yıllık bir süreyi tamamladıktan sonra
diplomalarını alırlar ve meslek hayatına atılırlar.
Realschule: Hauptschule’ye göre orta düzeyde başarılı olan öğrencileri biraz
daha nitelikli mesleklere hazırlayan okullardır. Deneme sınıfı olan 5 ve 6. sınıfta
öğrencinin başarısı değerlendirilir. İki yıl içerisinde beklenen başarıyı
gösteremeyen öğrenci Hauptschule’ye gönderilir. Eğer öğrenci bu süreçte
45
üstün başarı gösterirse başarılı öğrencilerin gittiği okul olan Gymnasium’a
yönlendirilir.
Bu okulun genel amacı, genel ve mesleki eğitimin ikinci devresine öğrenci
hazırlamaktır. Okulu başarı ile tamamlayanlar 3 yıllık meslek eğitimlerinden
dilediklerini seçebilmektedirler. Buradan sonra da üniversiteye geçiş hakkını
kazanırlar. Ancak üniversiteye geçiş yolları Gymnasium’dan mezun olanlar
kadar açık ve net değildir.
Gymnasium: Temel eğitim döneminden sonra üstün başarı gösteren
çocukların gittiği bir okuldur. Diğer okullarda da olduğu gibi 5 ve 6. sınıflar
deneme sınıflarıdır. 6. sınıfın sonunda başarı durumlarına göre bu okula devam
edip etmeyecekleri belirlenir. Gymasium’u bitiren öğrenciler Abitur adı verilen
sınavlara girer ve sınavı kazanırlarsa üniversiteye gitmeye hak kazanırlar.
Almanya’da not sistemi bizim ülkemizden daha farklıdır. Burada notlar: 1
Çok İyi, 2 İyi, 3 Tatmin Edici, 4 Yeterli, 5 Eksik, 6 Yetersiz olarak değerlendirilir.
Almanya’da Üstün Yetenekliler
Almanya’da üstünlerin eğitimiyle ilgili II. Dünya savaşından önce birçok
araştırma yapılmış, ancak II. Dünya savaşından sonra bu çalışmalar tamamen
durmuş. 1980’li yıllarda ise bu çalışmalar tekrar başlamış.
Almanya’da eğitim sistemindeki birçok üstün zekâlı ve yetenekli
öğrenci otonom öğrenme yöntemi ile eğitiliyor. Buna göre öğrencilere çeşitli
modüller öğretiliyor ve bu eğitim modülleri uygun bir şekilde incelenerek,
düzenli talimatlarla uygulanıyor. Hem normal hem de özel programlarla bu
eğitimler veriliyor. Bu öğrenme modeli öğretmenler tarafından dersliklerde
dolaylı olarak uygulanıyor. Öğrencilere ev ödevi verilerek, evdeyken de
öğrencinin otonom öğrenme modeline devam etmesi sağlanıyor. Okullar birçok
eğitim modülünü içinde barındırmakta ve her modül 36 çalışma biriminden
oluşmaktadır. Örneğin bu modüller matematik alıştırmalarını, öğrenme
46
stratejilerini veya zaman yönetimini içeren modüller olabilmektedir.
Modüllerde hem içerik hem de öğrenme stratejileri veya da bu birimlerin
tümünün birleşimine ihtiyaç duyulabilmektedir. Bu modüller altı hafta boyunca
her gün sürmekle beraber ve bu altı haftalık, her gün verilen eğitim
kombinasyon halinde sunuluyor.
Alman eğitim sisteminde, çocukların üstün yeteneklerini keşfetmek için
kullanılan yöntem çocuğun yapabilirliklerini keşfetmesi için fırsatlar
sunmaktadır. Çoklu zekâ kuramı kapsamında kullanılan program, yöntem ve
teknikler çocukların ilgi alanlarını, yeteneklerini, bununla birlikte kişisel
gelişimlerini desteklemektedir.
Öğrencilerin ihtiyaç duydukları yönlendirme, sınıf öğretmenlerinin
gözlemleri ile yapılmaktadır. Zekâ testleri sonuçlarının, çocukları sınıflandırdığı
düşünülmektedir ve ayrımcılık olarak bakılmaktadır. Üstün yetenekli öğrenciler
ile sistem içinde çalışılmaktadır. Bu öğrencilere hızlandırılmış, zenginleştirilmiş
program uygulanabilmektedir. Gerekli durumlarda sınıf ya da ders atlama
uygulanmaktadır. Üstün yeteneklilere ait özel bir okul yoktur. Böyle öğrencileri
öğretmenler tespit etmektedir. Bu öğrenciler 2 yıla 1 yıl şeklinde sınıf
atlayabilir. Daha sonra Gymnasium’a devam ediyorlar.
Okul müdürü ve okul çalışanlarının ilgi alanlarına göre çeşitlendirilmiş okullar
mevcuttur. Bu okullar; sanat okulları, spor okulları, bilim okulları vb. şeklinde
ayrılmıştır.
Çocukların her alanda bilişsel ve fiziksel gelişiminin desteklenmesi yapılırken,
seçilen alanda daha fazla ders saati ile ilgi alanlarını pekiştirerek
desteklemektedir.
Okullarda özellikle veliler için sosyal pedagog istasyonu kurulmuştur.
47
PORTEKİZ EĞİTİM SİSTEMİ
Portekiz eğitim sistemi 14 Ekim 1986 tarihli Eğitim Yasası ile yeniden
düzenlenmiştir. Eğitim Yasası ile genel yetki ve sorumluluk diğer bakanlıklara
bağlı eğitim kurumlarının dışında Eğitim Bakanlığına aittir. Bakanlık, okulların
kurulmasına, düzenlenmesine ve personel sorununa ilişkin kararları alır ve okul
öncesi eğitim, ilköğretim ve orta öğretim basamakları için eğitim programlarını
hazırlar. Meslekî eğitim okullarının programları ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı ile birlikte hazırlanır (Das Potugiesische Parlament, 1986). Eğitim
Bakanlığını bölgesel düzeyde beş yönetim bölgesindeki eğitim müdürlükleri
temsil eder. Eğitim müdürlükleri, bakanlık adına bölgelerdeki okullar arasında
eşgüdümü sağlama, danışmanlık yapma, personel, bütçe, öğretim araç-gereç
sorunlarını çözme, okullarda çocuklara yönelik sosyal etkinlikleri planlama ve
uygulanmasını sağlama, yükseköğretim dairesi ile işbirliği yaparak
48
yükseköğretime giriş koşullarını düzenleme ve bunların uygulanmasını sağlama
görevlerini üstlenir. Eğitim Bakanlığı'nın merkez örgütünde üç ulusal enstitü
vardır. Bu enstitülerden biri yurtdışında Portekiz dilinin ve kültürünün
yaygınlaştırılmasından, diğeri eğitim sisteminin, eğitim programlarının ve
değerlendirme süreçlerinin geliştirilmesinden, sonuncusu ise okullardaki beden
eğitimi ve spor derslerinin geliştirilmesinden sorumludur (Eurydice-Portuqal,
2003).
Portekiz'de Eğitim Temel Yasası ile merkeziyetçi yapının azaltılarak eğitim
yönetimine bölgesel ve yerel yönetimlerin daha etkin katılımlarının sağlanması
da karara bağlanmıştır. Buna bağlı olarak 1993 yılında bölgesel ve yerel
birimlerin güçlendirilmesine yönelik yeniden yapılanma çalışması başlatılmıştır
(Eurydice-Portuqal, 2003).
Portekiz Eğitim Sistemi Basamakları
Portekiz'de eğitim basamaklarında şu okul türleri yer alır (Das Potugiesische
Parlament, 1986):
• Okul öncesi eğitim alanında 3-6 yaş arası çocukların isteğe bağlı olarak
gittikleri anaokulları,
• Zorunlu eğitim kapsamında 6-15 yaş arası çocukların ilköğretim basamağında
devam ettikleri dokuz yıllık temel eğitim okulları,
• Zorunlu eğitim dışında 15-18 yaş arası öğrencilerin genel veya meslekî eğitim
gördükleri ve yükseköğretime veya mesleğe ya da her ikisine birden
hazırlandıkları genel eğitim ve meslekî eğitim amaçlı üç yıllık orta öğretim
okulları,
• Orta öğretimi bitiren öğrencilerin orta öğretim başarı ortalaması, seçme
sınavı, yeterlik sınavı gibi çeşitli seçme yöntemleriyle alındıkları üniversiteler ve
yüksekokullar.
49
Zorunlu eğitimin temel amacı, tüm çocuklara temel bir genel eğitim vermek,
kuramsal ve uygulamalı bilimler ile okul ve günlük yaşam arasında bağ
kurmaktır (Eurydice-Portuqal, 2003). İlköğretim birbirini izleyen dört, iki ve üç
yıllık üç devreden oluşur (Das Potugiesische Parlament, 1986). İlk dört yılda,
çocukların sözlü anlatım becerileri ile sanatsal, oyunsal, devinimsel ve müzik
becerilerinin geliştirilmesi, temel okuma, yazma ve sayısal becerilerin
kazandırılması ile doğal ve toplumsal çevre bilincinin verilmesi amaçlanır.
Okullar bu amaçları gerçekleştirmeye yönelik zorunlu derslerin dışında
öğrencilerin ve çevrenin durumuna göre bazı özel derslere de programda yer
verebilir. Bu devrede öğrenciler sınıf düzeninde ders görür ve dersler bir
öğretmen tarafından yürütülür (Eurydice-Portuqal, 2003). İki yıllık ikinci
devrede, “dil ve toplumsal bilimler, matematik ve fen bilimleri, müzik ve teknik
alanı, beden eğitimi, kişilik eğitimi ve sosyal öğrenme” gibi beş temel alan
belirlenmiştir. Ayrıca, okulların öğrencilerin ilgi ve isteklerine göre belirledikleri
bir de “serbest öğrenme alanı” vardır. Öğrenciler bu alanlardan birinde
öğrenim görürler (Das Potugiesische Palament, 1986). Üçüncü devrede ise,
dersler alan öğretmenleri tarafından okutulur ve ikinci devredeki genel
ölçütlere göre öğrenim görülür. İlköğretimin ilk kademesinde değerlendirme
sınıf öğretmeni tarafından yapılır. İkinci ve üçüncü devrede ise okul müdürü
tarafından o sınıfa derse giren öğretmenlerden seçilen sınıf öğretmenin,
sınıfında kapsamlı ve uyumlu bir değerlendirme ve ilgili öğrenme alanındaki
öğretmenler tarafından verilen bilgilerin yoklanmasını kapsar. Değerlendirme
sonuçları her öğretim döneminin sonunda okul kurulunda görüşülür ve gerekli
kararlar alınır. Üçüncü devrenin sonunda yapılan değerlendirmeye göre
öğrencilere ilköğretim diploması verilir. İlköğretim basamağını bitiren
öğrencilerin orta öğretim basamağında devam edebilecekleri 4 eğitim programı
vardır (Eurydice-Portuqal, 2003):
• Orta Öğretim Okullarındaki Eğitim Programları: Bu okulların işlevi,
öğrencileri hem üst öğretim okullarına hem de iş yaşamına hazırlamaktır. Bu
doğrultuda bu okullarda öğrencileri öncelikle yükseköğretime hazırlamayı
amaçlayan bir genel eğitim programı bir de meslek yaşamına hazırlayan
50