Mihail Bulgakov
rnerdivenle Şarikov'u dinledikleri pencereye tırrnanıyordu.
Büyük kareli gri bir pantolon içindeki poposu bir anlığına
havada göründü Şarikov'un, ardından deliğin içinde kay
boldu.
Suyun gürültüsü arasında bir şeyler bağırdı Şarikov:
"Du . . . hu-hu! "
Tazyikle beraber açıklıktan rnutfağın tavanına birkaç
kere sıçradı su, ardından akışı kesildi.
Fyodor'un sesi işitildi:
"Filip Filipoviç, yapacak bir şey yok, kapıyı açrnarnız
lazım. Varsın aksın içeri. Sonra mutfaktan tahliye ederiz! "
"Açın! " diye bağırdı Filip Filipoviç kızgınlıkla.
Üçlü halının üstünden kalktı. Banyonun içinden kapının
düğmesine basıldı ve su dalgası assaat küçük koridora aktı.
Dalga burada üçe ayrıldı: Doğrudan karşı taraftaki tuvalete,
sağa rnutfağa ve sola girişe. Zina suya hata çıka ilerledi ve
girişe açılan kapıyı kapattı. Fyodor ayak bileklerine kadar
suyun içinde nedense yüzünde bir gülümserneyle çıktı ban
yodan. Muşarnbanın içinde gibi sırılsıklarndı.
"Güçbela kapattun. Tazyik çok şiddetliydi."
"Nerede o?" diye sordu Filip Filipoviç ve lanetler okuya
rak tek ayağını kaldırdı.
"Çıkmaya korkuyor," diye açıkladı Fyodor yüzünde
aptal bir sırıtışla.
Banyodan Şarikov'un ağlamaklı sesi işitildi:
"Dövecek misin yoksa beni, babalık? "
Filip Filipoviç'in buna yanıtı kısa oldu:
"Gerzek! "
Zina ve Darya Petrovna dizlerine kadar kıvırdıkları
etekleri ve çıplak ayaklarıyla; kapıcıyla birlikte Şarikov da
yine çıplak ayaklı, pantolon paçaları kıvrılrnış ve ellerinde
ıslak bezler olduğu halde mutfak zerninini paspaslıyor ve
bezlerde biriken suları kirli kavalara ve lavaboya sıkıyor
lardı. Sahipsiz kalan ocak uğulduyordu. Su kapıdan geçip
88
Köpek Kalbi
yankılı merdivenlere, doğrudan merdiven boşluğuna çıkıyor
ve badruma dökülüyordu.
Bormental ayak uçlarında yükselerek derin su birikintisi
nin içinde girişteki parkenin üstünde dikiliyar ve hafifçe ara
ladığı zincidi kapıdan gelenlere laf anlatmaya çalışıyordu.
"Bugün hasta kabul etmiyoruz, profesör kendini iyi his
setmiyor. Lütfen, kapıdan uzaklaşın, tesisat patladı. "
"Peki kabul ne zaman? " diye ısrar ediyordu kapının
ardındaki ses. "Yalnızca bir dakikalığına görünsem yeter
bana . "
"Müsaade edemem," dedi Bormental ayak uçlarından
topuklara geçerken. "Profesör yatıyor; tesisat da patladı.
Yarın gelin lütfen. Zina'cım! Silmeye bu taraftan devam
edin. Yoksa giriş kapısına akacak. "
"Bezler emmiyor! "
"Şimdi alırız maşrapalarla! " diye yanıtladı bunu Fyodor.
"Hemen şimdi! "
Ziller birbirini takip ediyordu, Bormental'in ayakları
artık tümüyle suyun içindeydi.
"Ameliyat ne zaman? " diye soruyordu ısrarcı bir ses ve
aralıktan girmeye çalışıyordu.
"Tesisat patladı. "
"Olsun, galoşla girerim. . . "
Maviye çalan siluetler beliriyordu sürekli kapının ardında.
"Olmaz, yarın lütfen. "
"Randevuro vardı ama... "
"Yarın. Su borularıyla başımız belada."
Fyodor bir maşrapayla suyu temizlerneye çalışarak dak
torun ayaklarının dibindeki gölün içinde debeleniyordu,
yüzü çizilen Şarikov ise yeni bir yöntem geliştirrnişti. Rulo
haline getirdiği kocaman bir bezle karın üstü suyun içine
yatmış girişten banyoya geri iteliyordu.
"Neden tüm daireye yayıyorsun, iblis? " diye sinirleni
yordu Darya Petrovna, "Lavaboya dök!"
89