The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.
Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by xajik61845, 2021-04-04 13:18:41

Adam Fawer - Empati

Adam Fawer - Empati

muhteşem bir gündü. Kendini on yıllık bir uykudan uyanır gibi hissetti.
Uyanmak…
Jim gözlerini parlak floresan lambaya dikti.
Neredeyim ben?
Anımsadığı son şey gnostizm toplantısından dönüyor olduğuydu. Tanrı’yı aramakla, olup

çıktığı şeyde anlam bulmaya çalışmakla geçen yıllardan sonra nihayet bir ev, tüm sorularını
yanıtlayan bir felsefe bulmuştu.

O gün arabada tarikatın lideri Sophia ile beraberdiler. Ona gerçeği gösteren Sophia olmuştu.
Ona yeni bir ad vermişti. Ve aynı zamanda...

“Tekrar hoş geldiniz.”
“Ne…” Jim’in sesi fısıltı düzeyinde, boğuk ve hırıltılı çıkmıştı.
“Henüz konuşmayın,” diye yanıtladı erkek hastabakıcı. “İçin şunu.”
İnce bir kâğıt bardağa buzlu su koydu ve Jim’in ağzına uzattı. Soğuk suyun kurumuş diline
verdiği rahatlamanın tadını çıkartan genç adam bir dikişte bitirdi.
“Teşekkürler,” dedi fısıltıyla. Bu kez konuşmak o kadar acı vermemişti. “Ne oldu bana?”
“Bekleyin. Gidip doktoru bulayım.”
Hastabakıcı hızla uzaklaşırken Jim elini dikkatle başına götürdü. Başı sargılar içindeydi. Fazla
acımıyordu, ama uyuşturucunun etkisi geçince canının yanacağını biliyordu.
Çevresine bakınıp büyük beyaz odaya göz gezdirdi. Tavana sesi kısılmış bir televizyon
asılmıştı. Ekranda mavi gökyüzüne yükselen ince, beyaz bir duman görüntüsü vardı.
Sonra uzun bacaklı bir doktor içeriye girdi ve Jim’in bakışları televizyondan kadına döndü.
Doktor dosyasını incelerken endişeyle onu izledi.
“Bir trafik kazası geçirdiniz. Bunun hakkında herhangi bir şey anımsıyor musunuz?”
Jim başını salladı; o ufak hareket bile beyninin zonklamasına yetmişti. Dosyayı yatağın
ayakucundaki yerine koyan doktor ona doğru eğildi. Küçük fenerini her iki gözüne de tuttuktan
sonra geri çekildi.
“Çok şanslısınız,” dedi. “Ön camdan çıkıp, arabanızdan on metre öteye fırlamışsınız.
Kafatasınız çatlak. Emniyet kemerini takmanız gerekirdi.”
“Teşekkürler,” dedi Jim doktorun parlak mor ukalalığından rahatsız olarak.
“Bir şey sorayım... Daha önce kafa travması geçirdiniz mi?”
“Hayır. Neden sordunuz?”
“Ameliyatı yapan ekip kafatasınızın altına yerleştirilmiş metal bir parça çıkarttı. O kadar uzun
bir süredir oradaymış ki, kemiğe kaynamış. Bunun nereden geldiğine dair bir fikriniz var mı?”
“Hayır,” dedi Jim. Kadının zihnini çevreleyen açık sarı dalgalardan inanmadığını
görebiliyordu. Doktor...
Aman Tanrım! Kadının renklerini görebiliyorum.
Nefesi kesilir gibi oldu. Yavaş yavaş sıyrılmaya başladığı sersemlikle ne gördüğünün farkına
varamamıştı. Ve ne hissettiğinin. Aldığı her nefesle zihnine harika renkler doluyordu. O kadar
uzun bir süre olmuştu ki, neredeyse dünyanın canlılığını unutmuştu.
Gözlerini yumdu ve bitkin bir hüzünle dolu halde iç geçirdi.
“İyi misiniz...?” diye söze başlayan doktor birden duralayıp boğazına kadar yükselen hıçkırığı
tuttu.

Jim gözlerini açtı ve onun yanaklarından süzülen yaşları gördü. Yeşil rahatlaması kendininkini
yansıtıyordu. Yavaşça berrak mavi bir neşe göndererek kadının üzüntüsünü geçirdi.

Doktor gözyaşlarını sildi, yüksek sesle burnunu çekti ve derin, arındırıcı bir nefes aldı. “Özür
dilerim. Bana ne olduğunu bilmiyorum.” Kendini toparladı, sonra dikkatini Jim’in bulgularına
çevirdi. “Sizi burada birkaç gün gözlem altında tutmamız gerekiyor, ama tam olarak
iyileşeceğinize eminim. Çok şanslıydınız, Bayan...”

“Bay.”
“Pardon?” dedi doktor. Kafası karışmıştı.
“Bay. Bayan değil.”
“Ah, özür dilerim!” Doktor dosyasını yeniden aldı. “Ama burada adınızın...”
“Kısa süre önce cinsiyet değişimi ameliyatı geçirdim. Yeni adıma çıkartılmış kimliğimi ve
sigorta kartımı hâlâ bekliyorum.”
“Özür dilerim,” dedi doktor sıkıntılı bir şekilde. “Ben… Yani tüm bu sargılar ve deri yırtıkları
arasında farkına varmakta…”
“Özür dilemenize gerek yok,” dedi Jim sakin bir ses tonuyla.
“Yeni adınız ne öyleyse?”
Jim cevap vermek için ağzını açtı, ama sonra durdu. ‘Jim’de karar kılmış olsa da, birden
bunun fazlasıyla yavan olduğuna hükmetti. Dünyaya zincirlenmiş bir adamın adıydı. Artık o
ölümlü kıskaçtan kurtulma şansına sahip olan biri için gerçekten yavandı.
Sophia onu hangi adla çağırmıştı?
“Valentinus,” dedi Jim. Yabancı bir lisana aitmiş havası veren adın dilinde bıraktığı histen
hoşlanmıştı.
“Valentinus. Beğendim,” Doktor başını salladı. “Jill’den çok daha ilginç.”
“Size katılıyorum,” dedi Valentinus. Kadının renklerini içine çekti. Peder Sullivan’ın
yalanlarından nihayet kurtulduğuna göre, bir daha asla gücünden çekinmeyecekti. Tek Gerçek
Tanrı o gücü kendisine bir nedenden ötürü bağışlamıştı. Ve bu kez parmaklarının arasından
kayıp gitmesine izin vermeyecekti.
Bakışlarını televizyona çevirince dikkati bir balkona çıkan tanıdık yüzlü, gri saçlı adama
odaklandı. Adamın üzerinde uzun, bol bir beyaz cüppe, omuzlarında ise kenarları altın işlemeli
siyah haçlarla süslü bir palyum 10 vardı. Her iki kolunu da gökyüzüne kaldırınca aşağıdaki
kalabalıktan coşkulu bir sevinç narası koptu.

10 Genelde Papa tarafından giyilen ve episkopal yetkisini gösteren, beyaz yünlü bir atkı (ç.n.)

Ekranın altında beliren beyaz yazıları okuyan Valentinus’un gözleri irileşti. ‘Başpiskopos
Patrick Sullivan 265. Papa seçildi ve XIII. Pius adını aldı.’

Onun bakışlarını takip eden doktor gülümsedi. “Vayy! Gerçekten de bir Amerikalıyı seçtiler,”
dedi hayretle. “Sullivan’ın Uluslararası Öksüzler Vakfı ile ilgili yaptığı çalışmaların takdir
edildiğini görmek güzel bir şey. İyi bir Papa olacak.”

Valentinus örtünün altında yumruklarını sıktı… Ve plan yapmaya başladı.

Yazarın Notu

15 Kasım 2006

10:34 (Yargı Gecesi’ne 1 yıl, 46 gün kala)

Bu kitap her ne kadar bir kurgu olsa da öykünün içine dağıtılmış olan birçok gerçek olgu da
var. Bunların arasında Libet’in özgür iradeyi sorgulayan deneylerini, birleştirme problemini
çevreleyen gizemi, bazı bilim adamlarının BEMB teorisine olan inancını ve tabii ki CIA
tarafından yürütülen deneyleri sayabiliriz.

CIA gerçekten de birçok yabancı bilim adamını PAPERCLIP Projesi kapsamında Amerika
Birleşik Devletleri’ne gizlice soktu. Bunların büyük çoğunluğu Amerika’nın kıtalararası balistik
füze programında çalışan mühendisler olsa da, bir bölümü de sorgulama metotlarımızı geliştirme
görevi verilmiş psikologlardı.

Nazi bilim adamı Kurt Blome ile Yahudi-Amerikan bilim adamı Sidney Gottlieb gerçekten de
bir takım oluşturup, doğruluk serumlarının ve daha birçok ilacın etkilerini Kuzey Koreli savaş
esirlerinin, Amerikan askerlerinin ve San Francisco ile New York şehrindeki sivillerin üzerinde
denedi.

CHATTER, BLUEBIRD, OFTEN ve MK zihin kontrol deneyleri dahil olmak üzere, bahsi
geçen tüm kod adlı operasyonlar aynen anlattığım şekilde gerçekleşti. Kamu kayıtlarına göre,
Ronald Reagan 1982 yılında insanlar üzerine yapılan deneyleri yasakladı. Tüm MK projeleri o
zamandan beri durduruldu.

Ya durduruldu ya da devam ettirilen çalışmalara dair kamuoyuna başka sızıntı olmadı.


Click to View FlipBook Version