The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.
Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by PSS INFINITI, 2021-06-09 04:08:56

Turkish Vocabulary for English Speakers

Turkish Vocabulary for English Speakers

table masa [masa]
chair sandalye [sandaʎʲæ]
bed yatak [jatak]
couch, sofa kanape [kanapæ]
armchair koltuk [koltuk]

bookcase kitaplık [kitaplık]
shelf kitap rafı [kitap rafı]
set of shelves etajer [ætaʒær]

wardrobe elbise dolabı [æʎbisæ dolabı]
coat rack duvar askısı [duvar askısı]
coat stand portmanto [portmanto]

dresser komot [komot]
coffee table sehpa [sæhpa]

mirror ayna [ajna]
carpet halı [halı]
rug, small carpet kilim [kilim]

fireplace şömine [ʃominæ]
candle mum [mum]
candlestick mumluk [mumluk]

drapes perdeler [pærdlær]
wallpaper duvar kağıdı [duvar kʲaıdı]
blinds (jalousie) jaluzi [ʒalyzi]

table lamp masa lambası [masa lambası]
wall lamp (sconce) lamba [lamba]
floor lamp ayaklı lamba [ajaklı lamba]

floor lamp ayaklı lamba [ajaklı lamba]
chandelier avize [avizæ]

leg (of chair, table) ayak [ajak]
armrest kol [kol]
back (backrest) arkalık [arkalık]
drawer çekmece [ʧækmæʤæ]

96. Bedding

bedclothes çamaşır [ʧamaʃır]
pillow yastık [jastık]
pillowcase yastık kılıfı [jastık kılıfı]
blanket (comforter) battaniye [battanijæ]
sheet çarşaf [ʧarʃaf]
bedspread örtü [ørty]

97. Kitchen

kitchen mutfak [mutfak]
gas gaz [gaz]
gas cooker gaz sobası [gaz sobası]
electric cooker elektrik ocağı [ælæktrik oʤaı]

electric cooker elektrik ocağı [ælæktrik oʤaı]
oven fırın [fırın]
microwave oven mikrodalga fırın [mikrodalga fırın]

refrigerator buzdolabı [buzdolabı]
freezer derin dondurucu [dærin donduruʤu]
dishwasher bulaşık makinesi [bulaʃık makinæsi]

meat grinder kıyma makinesi [kıjma makinæsi]
juicer meyve sıkacağı [mæjvæ sıkaʤaı]
toaster tost makinesi [tost makinæsi]
mixer mikser [miksær]

coffee maker kahve makinesi [kahvæ makinæsi]
coffee pot cezve [ʤæzvæ]
coffee grinder kahve değirmeni [kahvæ dæirmæni]

kettle çaydanlık [ʧajdanlık]
teapot demlik [dæmlik]
lid kapak [kapak]
tea strainer süzgeci [syzgæʤi]

spoon kaşık [kaʃık]
teaspoon çay kaşığı [ʧaj kaʃı:]
tablespoon yemek kaşığı [jæmæk kaʃı:]
fork çatal [ʧatal]
knife bıçak [bıʧak]

tableware (dishes) mutfak gereçleri [mutfak gæræʧlæri]
plate (dinner ~) tabak [tabak]
saucer fincan tabağı [finʤan tabaı]

shot glass kadeh [kadæ]
glass (~ of water) bardak [bardak]
cup fincan [finʤan]

sugar bowl şekerlik [ʃækærlik]
salt shaker tuzluk [tuzluk]
pepper shaker biberlik [bibærlik]
butter dish tereyağı tabağı [tæræjaı tabaı]

saucepan tencere [tænʤæræ]
frying pan tava [tava]
ladle kepçe [kæpʧæ]
colander süzgeç [syzgæʧ]
tray tepsi [tæpsi]

bottle şişe [ʃiʃæ]
jar (glass) kavanoz [kavanoz]
can teneke [tænækæ]

bottle opener şişe açacağı [ʃiʃæ aʧaʤaı]
can opener konserve açacağı [konsærvæ aʧaʤaı]
corkscrew tirbuşon [tirbyʃon]
filter filtre [fiʎtræ]
to filter (vt) filtre etmek [fiʎtræ ætmæk]

trash çöp [ʧop]
trash can çöp kovası [ʧop kovası]

98. Bathroom

bathroom banyo odası [baɲʲo odası]
water su [su]
tap, faucet musluk [musluk]
hot water sıcak su [sıʤak su]
cold water soğuk su [souk su]

toothpaste diş macunu [diʃ maʤunu]
to brush one's teeth
dişlerini fırçalamak [diʃlærini fırʧalamak]

to shave (vi) tıraş olmak [tıraʃ olmak]
shaving foam tıraş köpüğü [tıraʃ køpyju]
razor jilet [ʒilæt]

to wash (one's hands, yıkamak [jıkamak]
etc.)
[jıkanmak]
to take a bath yıkanmak [duʃ]
[duʃ almak]
shower duş

to take a shower duş almak

bathtub banyo [baɲʲo]
toilet (toilet bowl) klozet [klozæt]
sink (washbasin) küvet [kyvæt]

soap sabun [sabun]
soap dish sabunluk [sabunluk]

sponge sünger [syŋær]
shampoo şampuan [ʃampuan]

shampoo şampuan [ʃampuan]
towel havlu [havlu]
bathrobe bornoz [bornoz]

laundry (process) çamaşır yıkama [ʧamaʃır jıkama]
washing machine çamaşır makinesi [ʧamaʃır makinæsi]
to do the laundry çamaşırları yıkamak [ʧamaʃırları jıkamak]
laundry detergent çamaşır deterjanı [ʧamaʃir dætærʒanı]

99. Household appliances

TV set televizyon [tælævizʲon]
[tæjp]
tape recorder teyp [vidæo]
[radʲo]
video, VCR video [ʧalar]

radio radyo [proʒæksion
makinæsi]
player (CD, MP3, etc.) çalar [ævʲ sinæma]
[dividi ojnatıʤı]
video projector projeksiyon [amplifikator]
makinesi [ojun konsolu]
home movie theater ev sinema
DVD player DVD oynatıcı [vidæokamæra]
amplifier amplifikatör [fotoraf makinæsi]
video game console oyun konsolu [diʒital fotoraf

video camera video kamera
camera (photo) fotoğraf makinesi
digital camera dijital fotoğraf

vacuum cleaner makinesi makinæsi]
iron (e.g., steam ~)
ironing board elektrik süpürgesi [ælæktrik sypyrgæsi]
ütü [juty]
telephone ütü masası [juty masası]
mobile phone
typewriter telefon [tælæfon]
sewing machine cep telefonu [ʤæp tælæfonu]
daktilo [daktilo]
microphone dikiş makinesi [dikiʃ makinæsi]
headphones
remote control (TV) mikrofon [mikrofon]
kulaklık [kulaklık]
CD, compact disc uzaktan kumanda [uzaktan kumanda]
cassette
vinyl record CD [sidi]
teyp kaseti [tæjp kasæti]
vinil plak [vinil plak]

100. Repairs. Renovation

renovations tamirat [tamirat]
to renovate (vt) tamir etmek [tamir ætmæk]
to repair (vt) onarmak [onarmak]
to put in order düzene sokmak [dyzænæ sokmak]
to redo (do again) yeniden yapmak [jænidæn japmak]

paint boya [boja]

paint boya [boja]
to paint (~ a wall) boyamak [bojamak]
house painter boyacı [bojaʤı]
paintbrush fırça [fırʧa]

whitewash badana [badana]
to whitewash (vt) badanalamak [badanalamak]

wallpaper duvar kağıdı [duvar kʲaıdı]
to wallpaper (vt) duvar kağıdı [duvar kʲaıdı
yapıştırmak japıʃtırmak]
varnish vernik [værnik]
to varnish (vt) vernik sürmek [værnik syrmæk]

101. Plumbing

water su [su]
hot water sıcak su [sıʤak su]
cold water soğuk su [souk su]
tap, faucet musluk [musluk]

drop (of water) damla [damla]
to drip (vi) damlamak [damlamak]
to leak (ab. pipe) sızıntı yapmak [sızıntı japmak]
leak (pipe ~) sızıntı [sızıntı]
puddle su birikintisi [su birikintisi]

pipe boru [boru]

pipe boru [boru]
stop valve valf [vaʎf]
to be clogged up tıkanmak [tıkanmak]

tools aletler [alætlær]
adjustable wrench açma anahtarı [aʧma anahtarı]
to unscrew, untwist sökmek [søkmæk]
(vt)
to screw (tighten) vidalamak [vidalamak]

to unclog (vt) temizlemek [tæmizlæmæk]
plumber tesisatçı [tæsisaʧı]
basement bodrum [bodrum]
sewerage (system) kanalizasyon [kanalizasʲon]

102. Fire. Conflagration

fire (to catch ~) ateş [atæʃ]
flame alev [alæv]
spark kıvılcım [kıvılʤım]
smoke (from fire) duman [duman]
torch (flaming stick) kundak [kundak]
campfire kamp ateşi [kamp atæʃi]

gas, gasoline benzin [bænzin]
kerosene (for aircraft) gaz yağı [gaz jaı]
yanar [janar]

flammable (adj) yanar [janar]
explosive (adj)
NO SMOKING patlayıcı [patlajıʤı]
SİGARA İÇİLMEZ [sigara iʧiʎmæz]

safety emniyet [æmnijæt]
danger tehlike [tæhlikæ]
dangerous (adj) tehlikeli [tæhlikæli]

to catch fire ateş almak [atæʃ almak]
explosion patlama [patlama]
to set fire yangın çıkarmak [jaŋın ʧıkarmak]
incendiary (arsonist) kundakçı [kundakʧı]
arson kundakçılık [kundakʧilık]

to blaze (vi) alevlenmek [alævlænmæk]
to burn (be on fire) yanmak [janmak]
to burn down yakıp kül etmek [jakıp kyʎ æt′mek]

fireman itfaiyeci [itfajæʤi]
fire truck itfaiye arabası [itfajæ arabası]
fire department itfaiye [itfajæ]
fire truck ladder yangın merdiveni [jaŋın mærdivænı]

fire hose hortum [hortum]
fire extinguisher yangın tüpü [jaŋın typy]
helmet baret [baræt]
siren siren [siræn]

to call out bağırmak [baırmak]
to call for help imdat istemek [imdat istæmæk]
rescuer cankurtaran [ʤaŋkurtaran]

to rescue (vt) kurtarmak [kurtarmak]

to arrive (vi) gelmek [gæʎmæk]
to extinguish (vt) söndürmek [søndyrmæk]
water su [su]
sand kum [kum]
[harabælær]
ruins (destruction) harabeler [jıkılmak]
yıkılmak
to collapse (building, [aʃaı dyʃmæk]
etc.) aşağı düşmek [ʧokmæk]
çökmek
to fall down (vi) [kırıntı]
[kyʎ]
to cave in (ceiling, [boulmak]
floor) [øʎmæk]

piece of wreckage kırıntı
ash kül

to suffocate (die) boğulmak
to be killed (perish) ölmek

HUMAN ACTIVITIES

JOB. BUSINESS. PART 1
103. Office. Working in the office

office (of firm) ofis [ofis]
[ofis], [byro]
office (of director, etc.) ofis, büro [ræsæpsijon]
[sækrætær]
front desk resepsiyon
[mydyr]
secretary sekreter [mænæʤær]
[muhasæbæʤi]
director müdür [ælæman], [gørævli]
manager menejer
accountant muhasebeci [mobiʎja]
employee eleman, görevli [masa]
[koltuk]
furniture mobilya [kæson]
desk masa [portmanto]
desk chair koltuk
chest of drawers keson [biʎgisajar]
coat stand portmanto [jazıʤı]
[faks]
computer bilgisayar
printer yazıcı
fax machine faks

fax machine faks [faks]
photocopier fotokopi makinesi [fotokopi makinæsi]

paper kâğıt [kʲaıt]
office supplies kırtasiye [kırtasijæ]
mouse pad fare altlığı [faræ altlı:]
sheet (of paper) kağıt [kʲaıt]
folder, binder dosya [dosja]

catalog katalog [katalog]
[kılavuz]
phone book (directory) kılavuz [bælgælær]
[broʃyr]
documentation belgeler
[bæjaŋamæ]
brochure (e.g., 12 broşür [numunæ]
pages ~)
[æitim toplantısı]
leaflet beyanname [toplantı]
[øjlæ pajdosu]
sample numune
[kopja japmak]
training meeting eğitim toplantısı [ʧoaltmak]
[faks almak]
meeting (of managers) toplantı [faks ʧækmæk]

lunch time öğle paydosu [tælæfonla aramak]
[ʤævap værmæk]
to make a copy kopya yapmak [ba:lamak]
to make copies çoğaltmak
to receive a fax faks almak [ajarlamak]
to send a fax faks çekmek [gøstærmæk]

to call (by phone) telefonla aramak
to answer (vt) cevap vermek
to put through bağlamak

to arrange, to set up ayarlamak
göstermek

to demonstrate (vt) göstermek [gøstærmæk]
to be absent
absence bulunmamak [bulunmamak]
bulunmama [bulunmama]

104. Business processes. Part 1

occupation iş [iʃ]
firm firma [firma]
company şirket [ʃirkæt]
corporation kurum, kuruluş [kurum], [kuruluʃ]
enterprise şirket, girişim [ʃirkæt], [giriʃim]
agency acente, ajans [aʒæntæ], [aʒans]

agreement (contract) anlaşma [anlaʃma]
contract kontrat [kontrat]
deal anlaşma [anlaʃma]
order (to place an ~) sipariş [sipariʃ]
term (of contract) şart [ʃart]

wholesale (adv) toptan [toptan]
wholesale (adj) toptan olarak [toptan olarak]
wholesale (n) toptan satış [toptan satıʃ]
retail (adj) perakende [pærakændæ]
retail (n) perakende satış [pærakændæ satıʃ]

competitor rakip [rakip]

competition rekabet [rækabæt]
to compete (vi) rekabet etmek [rækabæt ætmæk]

partner (associate) ortak [ortak]
partnership ortaklık [ortaklık]

crisis kriz [kriz]
bankruptcy iflâs [ifʎas]
to go bankrupt iflâs etmek [ifʎas ætmæk]
difficulty zorluk [zorluk]
problem problem [problæm]
catastrophe felâket [fæʎakæt]

economy ekonomi [ækonomi]
economic (~ growth) ekonomik
economic recession ekonomik gerileme [ækonomik]

[ækonomik
gærilæmæ]

goal (aim) amaç [amaʧ]
task görev [gøræv]

to trade (vi) ticaret yapmak [tiʤaræt japmak]
network (distribution zinciri [zinʤiri]
~)
inventory (stock) stok [stok]
assortment çeşitlilik [ʧæʃitlilik]

leader (leading lider [lidær]
company)
iri [iri]
large (~ company) tekel [tækæʎ]

monopoly

theory teori [tæori]

theory teori [tæori]
practice pratik [pratik]
experience (in my ~) tecrübe [tæʤrybæ]
trend (tendency) eğilim [æilim]
development gelişme [gæliʃmæ]

105. Business processes. Part 2

benefit, profit kâr [kʲar]
profitable (adj) kârlı [kʲarlı]

delegation (group) delegasyon [dælægasʲon]
salary maaş [ma:ʃ]
to correct (an error) düzeltmek [dyzæʎtmæk]
business trip iş gezisi [iʃ gæzisi]
commission komisyon [komisʲon]

to control (vt) kontrol etmek [kontroʎ ætmæk]
conference konferans [konfærans]
license lisans [lisans]
reliable (~ partner) güvenilir [gyvænilir]

initiative (undertaking) girişim [girʃim]
[norm]
norm (standard) norm [olaj], [durum]
[gøræv]
circumstance olay, durum

duty (of employee) görev

organization şirket [ʃirkæt]
(company)
[organizæ ætmæ]
organization (process) organize etme [organizæ ædiʎmiʃ]
[iptaʎ]
organized (adj) organize edilmiş [iptaʎ ætmæk]
[rapor]
cancellation iptal
[patænt]
to cancel (call off) iptal etmek [patæntini almak]

report (official ~) rapor [pʎanlamak]

patent patent [prim]
patentini almak [profæsʲonæʎ]
to patent (obtain [prosædyr]
patent) planlamak
[gøzdæn gæʧirmæk]
to plan (vt)
[hæsap]
bonus (money) prim [jun], [nam]
professional (adj) profesyonel [risk]
procedure prosedür
[jonætmæk]
to examine (contract, gözden geçirmek [biʎgi]
etc.) [myʎkijæt]
calculation hesap [birlik]
reputation ün, nam
risk risk [hajat sigortası]
[sigorta ættirmæk]
to manage, to run yönetmek [sigorta]
information bilgi
property mülkiyet
union birlik

life insurance hayat sigortası
to insure (vt) sigorta ettirmek
insurance sigorta

auction (~ sale) açık artırma [aʧık artırma]
to notify (inform) bildirmek [biʎdirmæk]
management yönetim [jonætim]
(process)
service (~ industry) hizmet [hizmæt]

forum forum [forum]
to function (vi) işlemek [iʃlæmæk]
stage (phase) aşama [aʃama]
legal (~ services) hukuki [hukuki]
lawyer (legal expert) hukukçu [hukukʧu]

106. Production. Works

plant imalathane [imalata:næ]
[fabrika]
factory fabrika [atøʎʲæ]
[japımævi]
workshop atölye
[sanai]
works, production site yapımevi [sanai]
[aır sanai]
industry sanayi [hafif sanai]
industrial (adj) sanayi
heavy industry ağır sanayi [jurynlær]
light industry hafif sanayi [jurætmæk]

products ürünler
to produce (vt) üretmek

raw materials ham madde [ham maddæ]

foreman ekip başı [ækip baʃı]
workers team ekip [ækip]
worker işçi [iʃʧi]

working day iş günü [iʃ gyny]
pause ara [ara]
meeting toplantı [toplantı]
to discuss (vt) görüşmek [gøryʃmæk]

plan plan [pʎan]
to fulfill the plan planı [planı
gerçekleştirmek gærʧæklæʃtirmæk]
rate of output istihsal normu [istihsaʎ normu]
quality kalite [kalitæ]
checking (control) kontrol [kontroʎ]
quality control kalite kontrolü [kalitæ kontroly]

work safety iş güvenliği [iʃ gyvænli:]
discipline disiplin [disiplin]
violation (of safety bozma [bozma]
rules, etc.)
to violate (rules) ihlal etmek [ihlal ætmæk]

strike grev [græv]
striker grevci [grævʤi]
to be on strike grev yapmak [græv japmak]
labor union sendika [sændika]

to invent (machine, icat etmek [iʤat ætmæk]
etc.)

etc.) icat [iʤat]
invention araştırma [araʃtırma]
research iyileştirmek [ijılæʃtirmæk]
to improve (make
better) teknoloji [tæknoloʒi]
technology teknik resim [tæknik ræsim]
technical drawing
[juk]
load, cargo yük [juklæiʤi]
loader (person) yükleyici [juklæmæk]
to load (vehicle, etc.) yüklemek [juklæmæ]
loading (process) yükleme [boʃaltmak]
to unload (vi, vt) boşaltmak [boʃaltma]
unloading boşaltma
[ulaʃtırma]
transportation ulaştırma [ulaʃtırma ʃirkæti]
ulaştırma şirketi
transportation [taʃimak]
company taşımak
[juk vagonu]
to transport (vt) [sarnıʧ]
[kamʲon]
freight car yük vagonu
cistern sarnıç [tæzgʲah]
truck kamyon [mækanizma]

machine tool tezgâh [artıklar]
mechanism mekanizma [ambalaʒlama]
[ambaʒlamak]
industrial waste artıklar
packing (process) ambalajlama
to pack (vt) ambalajlamak

107. Contract. Agreement

contract kontrat [kontrat]
agreement sözleşme [søzlæʃmæ]
addendum ek, ilave [æk], [ilavæ]

to sign a contract sözleşme imzalamak [søzlæʃmæ
imzalamak]
signature
to sign (vt) imza [imza]
stamp (seal)
imzalamak [imzalamak]

mühür [myhyr]

subject of contract sözleşme madde [søzlæʃmæ maddæ]
clause madde [maddæ]
parties (in contract) taraflar [taraflar]
legal address resmi adres [ræsmi adræs]

to break the contract sözleşmeyi ihlal [søzlæʃmæi ihlal
etmek ætmæk]
commitment yükümlülük [jukymlylyk]
responsibility sorumluluk [sorumluluk]
force majeure fors majör [fors maʒør]
dispute tartışma [tartıʃma]
penalties cezalar [ʤæzalar]

108. Import and Export

import ithalat [ithalat]
importer ithalatçı [ithalaʧı]
to import (vt) ithal etmek [ithaʎ ætmæk]
import (e.g., ~ goods) ithal [ithaʎ]

exporter ihracatçı [ihraʤaʧı]
to export (vi, vt) ihraç etmek [ihraʧ ætmæk]

goods mal [mal]
consignment, lot parti [parti]

weight ağırlık [aırlık]
volume hacim [haʤim]
cubic meter metre küp [mætræ kyp]

manufacturer üretici [jurætiʤi]
ulaştırma şirketi [ulaʃtırma ʃirkæti]
transportation
company konteyner [kontæjnær]

container [sınır]
[gymryk]
border sınır [gymryk værgisi]
customs gümrük [gymrykʧu]
customs duty gümrük vergisi [kaʧakʧılık]
customs officer gümrükçü [kaʧak mal]
smuggling kaçakçılık
contraband (goods) kaçak mal

109. Finances

stock (share) hisse senedi [hissæ sænædi]
bond (certificate) tahvil [tahviʎ]
bill of exchange senet [sænæt]

stock exchange borsa [borsa]
stock price hisse senedi kuru [hissæ sænædi kuru]

to go down ucuzlamak [uʤuzlamak]
to go up pahalanmak [pahalanmak]

shareholding pay [paj]
controlling interest çoğunluk hissesi [ʧounluk hissæsi]

investment yatırım [jatırım]
to invest (vt) yatırım yapmak [jatırım japmak]
percent yüzde [juzdæ]
interest (on faiz [faiz]
investment)
[kʲar]
profit kâr [kʲarlı]
profitable (adj) kârlı [værgi]
tax vergi
[døviz]
currency (foreign ~) döviz [milli]
[kambijo]
national (adj) milli
[muhasæbæʤi]
exchange (currency ~) kambiyo

accountant muhasebeci

accounting muhasebe [muhasæbæ]

bankruptcy batkı, iflâs [batkı], [iflas]
collapse, crash batma [batma]
ruin iflâs [ifʎas]
to be ruined iflâs etmek [ifʎas ætmæk]
inflation enflasyon [ænflasʲon]
devaluation devalüasyon [dævalyasʲon]

capital sermaye [særmajæ]
income gelir [gælir]
turnover muamele [muamælæ]
resources kaynaklar [kajnaklar]
monetary resources finansal kaynaklar [finansal kajnaklar]
to reduce (expenses) azaltmak [azaltmak]

110. Marketing

marketing pazarlama [pazarlama]
market piyasa [pijasa]
market segment pazar dilimi [pazar dilimi]
product ürün [juryn]
goods mal [mal]

trademark ticari marka [tiʤari marka]
logotype logo, işaret [logo], [iʃaræt]
logo logo [logo]

logo logo [logo]

demand talep [talæp]
supply teklif [tæklif]
need ihtiyaç [ihtijaʧ]
consumer tüketici [tykætiʤi]

analysis analiz [analiz]
to analyze (vt) analiz etmek [analiz ætmæk]
positioning konumlandırma [konumlandırma]
to position (vt) konumlandırmak [konumlandırmak]

price fiyat [fijat]
pricing policy fiyat politikası [fijat politikası]
formation of price fiyat tespiti [fijat tæspiti]

111. Advertising

advertising reklam [ræklam]
to advertise (vt) reklam yapmak [ræklam japmak]
budget bütçe [byʧæ]

ad, advertisement reklam [ræklam]
TV advertising televizyon reklamı [tælævizʲon ræklamı]
radio advertising radyo reklamı [radʲo ræklamı]
outdoor advertising dış reklam [dıʃ ræklam]

mass media kitle iletişim [kitlæ ilætiʃim]

mass media kitle iletişim [kitlæ ilætiʃim]
süreli yayın [syræli jajın]
periodical (n) imaj [imaʒ]

image (public
appearance)

slogan reklâm sloganı [ræklam sloganı]
motto (maxim) slogan, parola [slogan], [paroʎa]

campaign kampanya [kampaɲja]
advertising campaign reklam kampanyası [ræklam kampaɲjası]
target group hedef kitle [hædæf kitlæ]

business card kartvizit [kartvizit]
leaflet beyanname [bæjaŋamæ]
brochure (e.g., 12 broşür [broʃyr]
pages ~)
pamphlet kitapçık [kitapʧik]
newsletter bülten [byltæn]

store sign levha [lævha]
poster poster, afiş [postær], [afiʃ]
billboard reklam panosu [ræklam panosu]

112. Banking

bank banka [baŋka]
[baŋka ʃubæsı]
branch (of bank, etc.) banka şubesi

bank clerk, consultant danışman [danıʃman]
manager (director) yönetici [jonætiʤi]

banking account hesap [hæsap]
account number hesap numarası [hæsap numarası]
checking account çek hesabı [ʧæk hæsabı]
savings account mevduat hesabı [mævduat hæsabı]

to open an account hesap açmak [hæsap aʧmak]
to close the account hesap kapatmak [hæsap kapatmak]
to deposit into the para yatırmak [para jatırmak]
account
to withdraw (vt) hesaptan çekmek [hæsaptan ʧækmæk]

deposit mevduat [mævduat]
to make a deposit depozito vermek [dæpozito værmæk]
wire transfer havale [havalæ]
to wire, to transfer havale etmek [havalæ ætmæk]

sum toplam [toplam]
How much? Kaç? [kaʧ]

signature imza [imza]
to sign (vt) imzalamak [imzalamak]

credit card kredi kartı [krædi kartı]
code kod [kod]
credit card number kredi kartı numarası [krædi kartı numarası]
ATM bankamatik [baŋkamatik]

check çek [ʧæk]
to write a check çek yazmak [ʧæk jazmak]

checkbook çek defteri [ʧæk dæftæri]

loan (bank ~) kredi [krædi]
to apply for a loan krediye başvurmak [krædijæ baʃvurmak]
to get a loan kredi almak [krædi almak]
to give a loan kredi vermek [krædi værmæk]
guarantee garanti [garanti]

113. Telephone. Phone conversation

telephone telefon [tælæfon]
mobile phone cep telefonu [ʤæp tælæfonu]
answering machine telesekreter [tælæsækrætær]

to call (telephone) telefonla aramak [tælæfonla aramak]
phone call arama, görüşme [arama], [gøryʃmæ]

to dial a number numarayı aramak [numarajı aramak]
Hello! Alo! [alø]
to ask (vt) sormak [sormak]
to answer (vi, vt) cevap vermek [ʤævap værmæk]

to hear (vt) duymak [dujmak]
well (adv) iyi [ijı]
not well (adv) kötü [køty]
noises (interference) parazit [parazit]

receiver telefon ahizesi [tælæfon ahizæsi]
açmak telefonu [aʧmak tælæfonu]
to pick up (~ the
phone) telefonu kapatmak [tælæfonu kapatmak]

to hang up (~ the [mæʃguʎ]
phone) [ʧalmak]
[tælæfon ræhbæri]
busy (adj) meşgul
to ring (ab. phone) çalmak [ʃæhiriʧi]
telephone book telefon rehberi [ʃæhiriʧi gøryʃmæ]
[ʃæhirlerarası]
local (adj) şehiriçi [ʃæhirlerarası
local call gøryʃmæ]
long distance (~ call) şehiriçi görüşme [uluslar arası]
long-distance call [uluslararası gøryʃmæ]
şehirlerarası
international (adj)
international call şehirlerarası
görüşme

uluslararası

uluslararası
görüşme

114. Mobile telephone

mobile phone cep telefonu [ʤæp tælæfonu]
display ekran [ækran]
button düğme [dyjmæ]
SIM card SIM kartı [simkartı]

battery pil [piʎ]
to be dead (battery) bitmek [bitmæk]

charger şarj cihazı [ʃarʒ ʤihazı]

menu menü [mæny]
settings ayarlar [ajarlar]
tune (melody) melodi [mælodi]
to select (vt) seçmek [sæʧmæk]

calculator hesaplamalar [hæsaplamanar]
voice mail telesekreter [tælæsækrætær]
alarm clock çalar saat [ʧalar sa:t]
contacts rehber [ræhbær]

SMS (text message) SMS mesajı [æsæmæs mæsaʒi]
[abonæ]
subscriber abone

115. Stationery

ballpoint pen tükenmez kalem [tykænmæz kalæm]
fountain pen dolma kalem [dolma kalæm]

pencil kurşun kalem [kurʃun kalæm]
highlighter fosforlu kalem [fosforlu kalæm]
felt-tip pen keçeli kalem [kæʧæli kalæm]

notepad not defteri [not dæftæri]
agenda (diary) ajanda [aʒanda]

ruler cetvel [ʤætvæʎ]

ruler cetvel [ʤætvæʎ]
calculator hesap makinesi [hæsap makinæsi]
eraser silgi [siʎgi]
thumbtack raptiye [raptijæ]
paper clip ataş [ataʃ]

glue yapıştırıcı [japıʃtırıʤı]
stapler zımba [zımba]
hole punch delgeç [dæʎgæʧ]
pencil sharpener kalemtıraş [kalæm tıraʃ]

116. Various kinds of documents

account (report) rapor [rapor]
agreement sözleşme [søzlæʃmæ]
application form başvuru formu [baʃvuru formu]
authentic (adj) gerçek, hakiki [gærʧæk], [hakiki]
badge (identity tag) yaka kartı [jaka kartı]
business card kartvizit [kartvizit]

certificate (~ of sertifika [særtifika]
quality)
[ʧæk]
check (e.g., draw a ~) çek [hæsap]
[anajasa]
check (in restaurant) hesap
[anlaʃma]
constitution anayasa

contract anlaşma

copy kopya [kopja]
[nysha]
copy (of contract, etc.) nüsha
[gymryk bæjaŋamæsi]
customs declaration gümrük
beyannamesi [bæʎgæ]
document belge [syryʤy bæʎgæsi]
driver's license sürücü belgesi [æk], [iʎavæ]
addendum ek, ilave [aŋkæt]
form anket
[kimlik kartı]
identity card, ID kimlik kartı [sorgu], [soru]
inquiry (request) sorgu, soru [davætijæ]
invitation card davetiye [fatura]
invoice fatura
[kanun]
law kanun [mæktup]
letter (mail) mektup [antætli kʲaıt]
letterhead antetli kağıt [listæ]
list (of names, etc.) liste [æʎ jazısı]
manuscript el yazısı [byltæn]
newsletter bülten [tæzkæræ]
note (short message) tezkere
[giriʃ kartı]
pass (for worker, giriş kartı
visitor) [pasaport]
passport pasaport [izin kʲaıdı]
permit izin kağıdı [øzæt]
résumé özet [borʧ sænædi]
debt note, IOU borç senedi [makbuz]
receipt (for purchase) makbuz

sales slip, receipt fiş [fiʃ]
report rapor [rapor]

to show (ID, etc.) göstermek [gøstærmæk]
to sign (vt) imzalamak [imzalamak]
signature imza [imza]
stamp (seal) mühür [myhyr]
text metin [mætin]
ticket (for entry) bilet [bilæt]

to cross out çizmek [ʧizmæk]
to fill out (~ a form) doldurmak [doldurmak]

waybill irsaliye [irsalijæ]
will (testament) vasiyetname [vasijætnamæ]

117. Kinds of business

accounting services muhasebe hizmetleri [muhasæbæ
hizmætlæri]
advertising
advertising agency reklam [ræklam]
air-conditioners
airline reklam acentesi [ræklam aʤæntæsi]

alcoholic drinks klimalar [klimalar]
antiquities
hava yolları şirketi [hava jolları ʃirkæti]

alkollü içecekler [alkolly iʧæʤæklær]
antika [antika]

art gallery sanat galerisi [sanat galærisi]
audit services
muhasebe denetim [muhasæbæ
servisi dænætim særvisi]

banks bankacılık [baŋkaʤılık]
bar bar [bar]
beauty parlor güzellik salonu [gyzællik salonu]
bookstore kitabevi [kitabævi]
brewery bira fabrikası [bira fabrikası]
business center iş merkezi [iʃ mærkæzi]
business school ticaret okulu [tiʤaræt okulu]

casino kazino [kazino]
construction yapı, inşaat [japı], [inʃa:t]
consulting danışmanlık [danıʃmanlık]

dental clinic dişçilik [diʃʧiklik]
design dizayn [dizajn]
drugstore, pharmacy eczane [æʤzanæ]
dry cleaners kuru temizleme [kuru tæmizlæmæ]
employment agency iş bulma bürosu [iʃ bulma byrosu]

financial services mali hizmetler [mali hizmætlær]
food products gıda ürünleri [gıda jurynlæri]
funeral home cenaze evi [ʤænazæ ævi]
furniture (e.g., house mobilya [mobiʎja]
~)
garment elbise [æʎbisæ]
hotel otel [otæʎ]

ice-cream dondurma [dondurma]

ice-cream dondurma [dondurma]
industry sanayi [sanai]
insurance sigorta [sigorta]
Internet internet [intærnæt]
investment yatırım [jatırım]

jeweler mücevherci [myʤævhærʒi]
jewelry mücevherat [myʤævhærat]
laundry (shop) çamaşırhane [ʧamaʃırhanæ]
legal advisor hukuk müşaviri [hukuk myʃaviri]
light industry hafif sanayi [hafif sanai]

magazine dergi [dærgi]
mail-order selling postayla satış [postajla satıʃ]
medicine tıp [tıp]
movie theater sinema [sinæma]
museum müze [myzæ]

news agency haber ajansı [habær aʒansı]
newspaper gazete [gazætæ]
nightclub gece kulübü [gæʤæ kulyby]

oil (petroleum) petrol [pætrol]
parcels service kurye acentesi [kurʲæ aʤæntæsi]
pharmaceuticals eczacılık [æʤzaʤılık]
printing (industry) basımcılık [basımʤılık]
publishing house yayınevi [jajınævi]

radio (~ station) radyo [radʲo]
real estate emlak [æmlak]
restaurant restoran [ræstoran]

security agency güvenlik şirketi [gyvænlik ʃirkæti]
sports spor [spor]
stock exchange borsa [borsa]
store mağaza, dükkan [ma:za], [dykkan]
supermarket süpermarket [sypærmarkæt]
swimming pool havuz [havuz]

tailors atölye [atøʎʲæ]
television televizyon [tælævizʲon]
theater tiyatro [tijatro]
trade satış, ticaret [satıʃ], [tiʤaræt]
transportation taşımacılık [taʃımaʤılık]
travel turizm [turizm]

veterinarian veteriner [vætærinær]
warehouse depo [dæpo]
waste collection atık toplama [atık toplama]

JOB. BUSINESS. PART 2
118. Show. Exhibition

exhibition, show fuar [fuar]
trade show ticari gösteri [tiʤari gøstæri]

participation katılım [katılım]
to participate (vi) katılmak [katılmak]
participant (exhibitor) katılımcı [katılımʤı]

director müdür [mydyr]
organizer's office müdürlük [mydyrlyk]
organizer düzenleyici [dyzænlæjıʤi]
to organize (vt) düzenlemek [dyzænlæmæk]

participation form katılım formu [katılım formu]
to fill out (vt) doldurmak [doldurmak]
details detaylar [dætajlar]
information bilgi [biʎgi]

price fiyat [fijat]
including dahil [dahiʎ]
to include (vt) dahil etmek [dahiʎ ætmæk]
ödemek [ødæmæk]

to pay (vi, vt) ödemek [ødæmæk]
registration fee kayıt ücreti
[kajıt juʤræti]
entrance giriş
pavilion, hall pavyon [giriʃ]
to register (vt) kaydetmek [pavʲon]
badge (identity tag) yaka kartı [kajdætmæk]
[jaka kartı]
booth, stand fuar standı
to reserve, to book rezerve etmek [fuar standı]
[ræzærvæ ætmæk]
display case vitrin
spotlight spot [vitrin]
design dizayn [spot]
to place (put, set) yerleştirmek [dizajn]
[jærlæʃtirmæk]
distributor distribütör
supplier üstenci [distribytør]
[justænʤi]
country ülke
foreign (adj) yabancı [juʎkæ]
product ürün [jabanʤı]
[juryn]
association cemiyet
conference hall konferans salonu [ʤæmijæt]
congress kongre [konfærans salonu]
contest (competition) yarışma [koŋræ]
[jarıʃma]
visitor ziyaretçi
to visit (attend) ziyaret etmek [zijaræʧi]
customer müşteri [zijaræt ætmæk]
[myʃtæri]

119. Mass Media

newspaper gazete [gazætæ]
magazine dergi [dærgi]
press (printed media) basın [basin]
radio radyo [radʲo]
radio station radyo istasyonu [radjo istasjonu]
television televizyon [tælævizʲon]

presenter, host sunucu [sunuʤu]
newscaster spiker [spikær]
commentator yorumcu [jorumʤu]

journalist gazeteci [gazætæʤi]
correspondent muhabir [muhabir]
(reporter)
press photographer foto muhabiri [foto muhabirli:]
reporter muhabir [muhabir]

editor editör [æditør]
editor-in-chief baş editör [baʃ æditør]

to subscribe (to …) abone olmak [abonæ olmak]
subscription abonelik [abonælik]
subscriber abone [abonæ]
to read (vi, vt) okumak [okumak]
reader okur [okur]

circulation (of tiraj [tiraʒ]
newspaper)

newspaper) aylık [ajlık]
monthly (adj) haftalık [haftalık]
weekly (adj) numara [numara]
issue (edition) son [son]
new (~ issue)
başlık [baʃlık]
headline kısa makale [kısa makalæ]
short article köşe yazısı [køʃæ jazısı]
column (regular
article) makale [makalæ]
article sayfa [sajfa]
page
röportaj [røportaʒ]
reportage, report olay [olaj]
event (happening) sansasyon [sansasʲon]
sensation (news) skandal [skandal]
scandal rezil, utanılacak [ræziʎ], [utanılaʤak]
scandalous (adj) büyük [byjuk]
great (~ scandal)
yayın [jajın]
program mülakat [myʎakat]
interview canlı yayın [ʤanlı jajın]
live broadcast kanal [kanal]
channel

120. Agriculture

agriculture tarım [tarım]
peasant (masc.) köylü [køjly]
peasant (fem.) köylü kadın [køjly kadın]
farmer çiftçi [ʧifʧi]

tractor traktör [traktør]
combine, harvester biçerdöver [biʧærdøvær]

plow saban [saban]
to plow (vi, vt) sürmek [syrmæk]
plowland sürülmüş tarla [syrylmyʃ tarla]
furrow (in field) saban izi [saban izi]

to sow (vi, vt) ekmek [ækmæk]
seeder ekme makinesi [ækmæ makinæsi]
sowing (process) ekme [ækmæ]

scythe tırpan [tırpan]
to mow, to scythe tırpanlamak [tırpanlamak]

spade (tool) kürek [kyræk]
to dig (to till) kazmak [kazmak]

hoe çapa [ʧapa]
to hoe, to weed çapalamak [ʧapalamak]
weed (plant) yabani ot [jabani ot]

watering can bahçe kovası [bahʧæ kovası]
to water (plants) sulamak [sulamak]
watering (act) sulama [sulama]

pitchfork dirgen [dirgæn]

pitchfork dirgen [dirgæn]
rake tırmık [tırmık]

fertilizer gübre [gybræ]
to fertilize (vt) gübrelemek [gybrælæmæk]
manure (fertilizer) gübre [gybræ]

field tarla [tarla]
[ʧajırlık]
meadow çayırlık [sæbzæ bahʧæsi]
[mæjvæ bahʧæsi]
vegetable garden sebze bahçesi
[otlamak]
orchard (e.g., apple ~) meyve bahçesi [ʧoban]
[otlak]
to pasture (vt) otlamak
herdsman çoban [hajvanʤılık]
pastureland otlak [kojun jætiʃtirmæ]

cattle breeding hayvancılık [plantasʲon]
sheep farming koyun yetiştirme [tahta]
[særa]
plantation plantasyon
row (garden bed ~s) tahta [kuraklık]
hothouse sera [kurak]

drought (lack of rain) kuraklık [tahıllar]
[toplamak]
dry (~ summer) kurak
[dæirmænʤi]
cereal crops tahıllar [dæirmæn]
to harvest, to gather toplamak [øjutmæk]
[un]
miller (person) değirmenci
mill (e.g., gristmill) değirmen
to grind (grain) öğütmek
flour un

flour un [un]
straw saman [saman]

121. Building. Building process

construction site inşaat alanı [inʃa:t alanı]
to build (vt) inşa etmek [inʃa ætmæk]
construction worker inşaat işçisi [inʃa:t iʃʧisı]

project proje [proʒæ]
architect mimar [mimar]
worker işçi [iʃʧi]

foundation (of temel [tæmæʎ]
building)
roof çatı [ʧatı]
foundation pile kazık [kazık]
wall duvar [duvar]

reinforcing bars beton demiri [bæton dæmiri]
scaffolding yapı iskelesi [japı iskælæsi]

concrete beton [bæton]
granite granit [granit]
stone taş [taʃ]
brick tuğla [tu:la]

sand kum [kum]

cement çimento [ʧimænto]
plaster (for walls) sıva [sıva]
to plaster (vt) sıvalamak [sıvalamak]
paint boya [boja]
to paint (~ a wall) boyamak [bojamak]
barrel varil [varil]

crane vinç [vinʧ]
to lift (vt) kaldırmak [kaldırmak]
to lower (vt) indirmek [indirmæk]

bulldozer buldozer [buʎdozær]
excavator ekskavatör [ækskavatør]
scoop, bucket kepçe [kæpʧæ]
to dig (excavate) kazmak [kazmak]
hard hat baret, kask [baræt], [kask]

122. Science. Research. Scientists

science bilim [bilim]
scientific (adj) bilimsel, ilmi [bilimsæʎ], [iʎmi]
scientist bilim adamı [bilim adamı]
theory teori [tæori]

axiom aksiyom [aksijom]
analysis analiz [analiz]

to analyze (vt) analiz etmek [analiz ætmæk]
argument (strong ~) kanıt [kanıt]
substance (matter) madde [maddæ]

hypothesis hipotez [hipotæz]
dilemma ikilem [ikilæm]
dissertation tez [tæz]
dogma dogma [dogma]

doctrine doktrin [doktrin]
research araştırma [araʃtırma]
to do research araştırmak [araʃtırmak]
testing deneme [dænæmæ]
laboratory laboratuvar [laboratuvar]

method metot [mætot]
molecule molekül [molækyʎ]
monitoring gözleme [gøzlæmæ]
discovery (act, event) buluş [buluʃ]

postulate varsayım [varsajım]
principle prensip [prænsip]
forecast tahmin [tahmin]
prognosticate (vt) tahmin etmek [tahmin ætmæk]

synthesis sentez [sæntæz]
trend (tendency) eğilim [æilim]
theorem teorem [tæoræm]

teachings ilke, öğreti [iʎkæ], [øæræti]
fact gerçek [gærʧæk]

expedition bilimsel gezisi [bilimzæl gæzisi]
experiment deney [dænæj]

academician akademisyen [akadæmisʲæn]
[bakalorja]
bachelor (e.g., ~ of bakalorya
Arts) [doktor]
[doʧænt]
doctor (PhD) doktor [mastær]
[profæsør]
Associate Professor doçent

Master (e.g., ~ of Arts) master

professor profesör

PROFESSIONS AND OCCUPATIONS
123. Job search. Dismissal

job iş [iʃ]
personnel personel [pærsonæʎ]

career kariyer [karʲær]
prospects istikbal [istikbaʎ]
skills (mastery) ustalık [ustalık]

selection (screening) seçme [sæʧmæ]
employment agency iş bulma bürosu [iʃ bulma byrosu]
résumé özet [øzæt]
interview (for job) mülakat [myʎakat]
vacancy, opening açık yer [aʧık jær]

salary, pay maaş [ma:ʃ]
fixed salary sabit maaş [sabit ma:ʃ]
pay, compensation ödeme [ødæmæ]

position (job) görev, iş [gøræv], [iʃ]
duty (of employee) görev [gøræv]
range of duties görev listesi [gøræv listæsi]
busy (I'm ~) meşgul [mæʃguʎ]

busy (I'm ~) meşgul [mæʃguʎ]

to fire (dismiss) işten çıkarmak [iʃtæn ʧıkarmak]
dismissal işten çıkarma [iʃtæn ʧıkarma]

unemployment işsizlik [iʃsizlik]
unemployed (n) işsiz [iʃsiz]
retirement emekli maaşı [æmækli ma:ʃı]
to retire (from job) emekli olmak [æmækli olmak]

124. Business people

director müdür [mydyr]
manager (director) yönetici [jonætiʤi]
boss yönetmen [jonætmæn]

superior şef [ʃæf]
superiors şefler [ʃæflær]
president başkan [baʃkan]
chairman başkan [baʃkan]

deputy (substitute) yardımcı [jardımʤı]
assistant asistan [asistan]
secretary sekreter [sækrætær]
personal assistant özel sekreter [øzæl sækrætær]

businessman iş adamı [iʃ adamı]
entrepreneur girişimci [giriʃimʤi]

founder kurucu [kuruʤu]
to found (vt) kurmak [kurmak]

incorporator müessis [myæssis]
partner ortak [ortak]
stockholder hissedar [hissædar]

millionaire milyoner [miʎʲonær]
billionaire milyarder [miʎjardær]
owner, proprietor sahip [sahip]
landowner toprak sahibi [toprak sahibi]

client müşteri [myʃtæri]
regular client devamlı müşteri [dævamlı myʃtæri]
buyer (customer) alıcı, müşteri [alıʤı], [myʃtæri]
visitor ziyaretçi [zijaræʧi]

professional (n) profesyonel [profæsʲonæʎ]
expert eksper [ækspær]
specialist uzman [uzman]

banker bankacı [baŋkaʤı]
broker borsa simsarı [borsa sımsarı]

cashier, teller kasiyer [kasijær]
accountant muhasebeci [muhasæbæʤi]
security guard güvenlik görevlisi [gyvænlik gørævlisı]

investor yatırımcı [jatırımʤı]
debtor borçlu [borʧlu]
creditor alacaklı [alaʤaklı]
borrower ödünç alan [ødynʧ alan]

borrower ödünç alan [ødynʧ alan]

importer ithalatçı [ithalaʧı]
exporter ihracatçı [ihraʤaʧı]

manufacturer üretici [jurætiʤi]
distributor distribütör [distribytør]
middleman aracı [araʤı]

consultant danışman [danıʃman]
sales representative temsilci [tæmsiʎʤi]
agent acente, ajan [aʤæntæ], [aʒan]
insurance agent sigorta acentesi [sigorta aʤæntæsi]

125. Service professions

cook aşçı [aʃʧı]
chef (kitchen chef) aşçıbaşı [aʃʧıbaʃı]
baker fırıncı [fırınʤı]

bartender barmen [barmæn]
waiter garson [garson]
waitress kadın garson [kadın garson]

lawyer, attorney avukat [avukat]
lawyer (legal expert) hukukçu [hukukʧu]
notary noter [notær]


Click to View FlipBook Version