YARALI GAZEL
Esir olmuş gözlerim, canım canana
Hicranın yetti, gel artık visal bana
Ay yüzün gönlümü fethetti bir anda
Gel ne olur bir kez olsun dön, bak bana
Gamzeni yad ediyorum anla beni
Göz kamaştırıyor güzelliğin cana
Her tarafta sen, çeşm-i mest, zülf-i müşg-sa
Sarhoş oldum kokunla girdin yarama
Selvi boyunla salınarak yürü ki
Kalmasın içimde, kavuşayım sana
KARDELEN ERCAN, 10. sınıf
***
HASRET GAZELİ
Sevdamızın önüne, kader tuzak kuralı,
Dayanırım her şeye, budur sevda kuralı...
Yazdım durdum derdimi, gündüzler kararınca,
Karınca kararınca, her yazdığım manalı...
Aşkı oyuncak sandın, gülüp eğlenirsin,
Çık artık yüreğimden, orası bedbaht duvarı...
Bekledim hep görülsün, çizdiğim o karalar,
Kalem yazarken seni, defter neden karalı...
Saçlarım hasret, sevgiyle okşanışa,
Yüreğim hasret sana, gömleğim kokuna sarılı...
Çok bekledim ama, senin suçun yok,
Sormadım ona buna, geçmiyor günler sayılı...
MERVE TUTAR, 10. sınıf
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 51
HABERSİZ gazel KESİRLİ GAZEL
Gönlüm aşk ile doludur Erişemem sabah doğan güneşe
Ne mecalim ne mülküm var sevgilim Sen benim gönlüme bir doğabilsen
Ne de canım ölmekten korkar Taze sönmüş yaralarım kapandı sende
Ne sağ olmayı dilerim Ah sana bakışımı bir görebilsen
Aşk hastası olalı Kara gözlerini nasıl suçlarım
Dünyada bir hoşça kal gibiyim Bütün yanlışların paydasıyım ben.
Ne koşar evime giderim SONER ATANOĞLU, 10. sınıf
Ne de dost sohbetine katılırım
***
Ben o aşk hayranıyım ki Sen benim çıkmaz sokağımdın.
Aklı ve mantığı yitirdim
Gelmek istiyordum ama çağırmıyorsun.
AYŞE SÜSOY, 10. sınıf
Yolumu da aklımı da kaybettim ben
Ne yarından ne dünyadan var haberim
*
ÖZGEN SEZEN,10. sınıf Ölüme susamış bir dolu aşık var
Hiçbir şey umurlarında değil
***
HABERSİZ gazel Aşıklar güneş yüzlü meleğini bekliyor.
Ama o güneş çoktan gitmiş.
SUDE MELİS CEYLAN
Ey nazlı yar, yandı kalbim tatlı dilinden
Ölüm olacak ise senin elinden
*
Anlamaz aşkımı, beni gören yabancılar Gözlerin ışık saçtı karanlık günlerime
Aşkım mum ışığı, ödün vermez Şimdi o gözlerin seni bıraktığım yerde.
asilliğinden ZÜLBİYE ALTUN
Ey selvi boylu tatlı dilli yar *
Atar kalbim senin için derinden Senin yüzün ay mıdır yoksa güneş mi
İçimi yakan aşk mıdır yoksa keder mi
Aşkın yaktı beni yar gönülden HÜSNE MAZI
Güneş doğuyor ise sebebi güzelliğinden
*
Yıldızlar senin için parlar Konuşmadığın için nazlı sanırdım
Aşkım uğruna, gelse kaçmam ecelden Meğer gitmemi istiyormuşsun geç anladım
SERHAT ORMAN,10. sınıf Hangi gün seni görsem
İçimdeki acı bitti sanırdım.
MERT CAN ESE
52 SAYI 01
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 53
Üzerime, yük olan günahlardan uzakta
Bir bulut olsam, insanlardan uzakta Karnımda kelebekler uçuşuyor
EMİRCAN ÖZVATAN Sanırım aşk beni esir etti
HİLAL GÖKALP
*
Kalpten kalbe yol vardır görünmez, *
İnsanların kıymetı yaşar iken bilinmez. Bu gece yalnızlık fondip ve acılar sek
Ne olur yani Müslüm Gürses açıversek!
Dökülür insanlar ömrü biten toprağa, AHMET BATUHAN BAYGÜL
İnsanların kıymeti mezarda iken bilinmez.
EMRE ŞAHİN
*
Bu sefer peykanı temizledi
* Işık böceğinin ruhu temizlendi
Uzak coğrafyalarda yitik bir mülteciyim EMRECAN DÖNMEZ
Ve sadece kendi coğrafyama hasretim
*
Senin yüreğindi benim memleketim Martıların sesi cıvıldaşırken denizde
Gözlerin ise tutsak kaldığım uzak bir diyar Bir sızı hissederim kalbimde
AYŞE YILDIRIM
Mesut olup yaşasaydık
* Sen, ben, çocuklarımız evimizde
Sihir yaptığını yeni senden işittim ŞEVVAL ZOR
Bende sözünü hep icaz sanırdım.
CANSU DENİZ
*
Dayanamayıp aldım ceketimi çıktım dışarı
* Mazi gözümde canlandı o gün
Yüzünü unutamam her zaman içimdeyken
Aşk ustası olurum o da benim sabrımdır. Seni kurguladım kafamda kuşlar ile
MUHARREM GERÇEK Anılar yine vurdu beni yüreğimden o gün
İbrahim Can YURTTAŞ
*
Senin yüzün ne güzeldir sevgilim
Baktığımda içim huzur dolar sevdiğim. Yollarımız ayrı biliyorum
OZAN AKPINAR Kesişmez bundan sonra.
Sadece yazarım artık,
* Hem sana hem bana.
Seni okyanuslarda buldum da sevdim. PERİHAN ALTIN
Şarabın son yudumundaki acı gibi sevdim. *
GÜLÇİN KOÇOĞLU
Avşar ellerinde aradım durdum seni
Leyla’nın kalemiyle gönlüme kazıdım seni
Aşk gözümü kör etti BURAK ZEYBEK
Boğazımı düğüm etti
54 SAYI 01
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 55
DAMLA İLERİ
9. sınıf
BEKLEMEK
Gideni beklemek ölüm gibi
Hayatı yaşa ölmeyecek gibi
Beklemek boşa zaman kaybı
Yaşa sanki son günün gibi.
Ceren Yaşar
***
HAYAT
Sor bir kendine yaşamın anlamını biliyor musun?
Yoksa hayatın anlamını bilmeden mi yaşıyorsun?
Hayat saniyeler gibi hızla akar,
Söylesene hayat yoksa ellerimden gidiyor musun?
Serhat Orman
***
UNUTULMAYAN
Ben ondan ayrı kalamam
Onsuzken hiçbir oluru olduramam
Gözyaşlarım dinmez, satırları ağlatır
Olanları yok sayamam unutamam
Ayşen Çankaya
***
ÖZGÜRLÜK
Ey özgürlük var mıdır senden yüce bir duygu
İnsanlar seni kazanabilmek için canını ortaya koydu
Acı çektiler öldüler ama özgürlükten vazgeçmediler.
Çünkü özgürlük herkese her şeye rağmen birleştirici bir ruhtu.
Egemen Tunç
56 SAYI 01
RUBAİ
Gözlerini yumduğun an senin için bitecek hayat
Mezara konulduğun zaman uyuyabilecek misin rahat
Şimdi nefes alıyorsun da
Ölümlü dünyadır bu güzel anılarını çoğalt.
Hüsne Mazı
***
BENİM FELSEFEM
Böğürtlen bekçisi dikenlere sor beni.
Erken uykularla uyan hayra yor beni.
Yeşil yaprağa sarı ben düşerse fena.
Aşktan önce külleri sorar beni.
Emre ŞAHİN
***
GÖNÜL ŞENLİĞİM
Sana yaklaştıkça kayboluyor gibisin
Bir adım daha atsam ya sever ya terk edersin
Gel ey saçının her telini ezbere bildiğim
Sen gelmezsen bu gönül nasıl şenlensin?
Serenay Akdoğan
***
UZAKTAYIM
Her sabah biraz daha fazla sevgiyle uyanırken
Her gün sana biraz daha yaklaşıyorum derken
Yaşlandıktan sonra anladım ki senden çok uzaklarda kalmışım
Şimdi kendime kızıyorum seni böylesine sevmişken
Hakan Şahin
***
AMAÇ
Herkesin içinde bir karanlık var
Kendi benlikleri aramazlar
Amacı olmayan insanlar, farkında olmadan
Amacı olan insanlara araç olurlar.
Ömer Yılmaz
***
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 57
AYDINLIKTA YANAN MUM IŞIĞI
Tanıyamıyorum kendimi, yoksa yalan mı söylüyor aynam?
Aydınlıkta yanan mum ışığı kalbim, meçhul bilmem hangi zamandan..
Hisset yüreğini; Şiir, yazı, ilham al kalbinde kalandan
Zaman akıyor su gibi, bak yaşlanıyorum yalandan.
Enes Durmaz
***
ÇIKMAZ
Sanki bir çıkmazdayım,
Yokuş aşağı bir yoldayım.
Kuşlar cıvıldıyor tepemde,
Ama duymamaktayım.
Karanlık bir odadayım,
Kapalı kapılar ardındayım.
Anahtar yok kimsede,
Kurtulamamaktayım.
Asya Uykay
***
DÜNYA KİRİ
Merhametten maraz doğar derlermiş
Bu gafiller dünya kirine de pis derlermiş
Bir garip görünce o tarafa bakamayanlar
Kendilerine de insan derlermiş.
EDANUR DEMİR
***
AŞKIN BİTİMİ
Geçecek bunlar da sabret
Az kaldı gönül ha gayret
Vurdun daha acısı gitmedi
Bendeki aşkla geçecek sabret
Emrecan Dönmez
YASA DAVET
Zaman unuttu belki seni
Ben unutmadım hâlâ seni
Gelecek misin yasıma?
Bu kez sahiden gittin mi?
Harika Bilgi
58 SAYI 01
OLMAMALI
Fısıltılar bu kadar sesli olmamalı
Gidişler kolay olmamalı
Yalnızlık bu kadar korkunç
Vazgeçişler zor olmamalı
Miray Güney
***
ASIL SEVGİLİ
Dünya için boşa çalışma
Bu dünyada sevgi aşk para
Neye yarar boşa uğraşmam
Asıl sevgili öbür tarafta.
Zeynep Gökçe
***
İÇİMDEKİ SEN
İnsan işte korkar ölümden
Sanır ki ölünce geçeceğinden
Bilmiyorlar ki ben her gün ölüyüm
Haberleri yok tabi içimdeki senden
İrem Sena Keleş
***
MUM GİBİ
Senin de ciğerin yansın
Senin de yüreğin sevdalansın
Başka ellerde mum gibi
Acılar halinde kavrulsun.
Ozan Akpınar
***
bir handa can
Bir parçadan oluşup can bulmuşum cihanda
Nerede akşam orada sabah yatamam ben bir handa,
Beni divane eden bizzat kendi aklımdır.
Böyle derde arasam bulamam bir derman da.
Şevval Zor
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 59
ESER
Sen benim kalbimdeki en özel yer
İçimdeki karanlığa bir fener
Yıldızlardan bile parlak yüzün
Bilmediğim güzelliklere sefer
Her adımda ruhuma açar güneş
Sen kalbimdeki hüzüne rehber
Seni ister tuvaller, fırçalar
Ellerim istemsizce seni çizer
Her çizgide bir deniz
Dalgalar sana benzer
Gördüğüm en güzel gözler
Her şeyinle bir eser
Ceren Yaşar
PARAMPARÇA
Kendi içime oldum kördüğüm,
Seni sevmemek mi çözüm?
Gökyüzünde oysaki
Yıldız olmak mı çözüm?
Gökyüzümdün oysaki,
Bensiz olmak mı çözüm?
Kirpiklerine kadar sevmiştim oysa,
Uzaklaşmak mı çözüm
Ceyda Nur ALPEROĞLU
60 SAYI 01
SEN
Ne şanslı seni seven
Benim gözümden seni gören
Var mı senden güzeli
Herkes kıskanır seni içten
Güzelliğin büyüler herkesi
Herkes olmak ister sen
Şule YALÇIN
SABIRLA SEVGİLİ
Sen uzaklaştıkça o derine iner.
Aşık olan çile çekerek öder.
Azgın dalgalarda mücadele edecek
Aşık olan canı gıptayla izler.
Onun sevgisi var benim kalbimde
Açılmış goncaya sende gönül ver.
Zülbiye ALTUN
SEVGİLİ KASİDESİ
Ey sevgili seni hiç unutmam mı sandın
Yerine bir başkasını koymam mı sandın.
Sana bir kere gönül verdim diye
Kendini bir halt mı sandın.
Yalnız aşkımın güzelliğiyle göz kamaştırırsın
Yoksa kendini doğuştan güzel mi sandın.
Hüsne Mazı
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 61
KASİDE-İ GÖKYÜZÜ
Gökyüzü gibi bakan gözleri vardı.
Her baktığımda içine rehin alırdı
Kocaman kalbinde
Bir çok kişiye yer vardı.
O kadar koşmama rağmen
Bir beni almadı.
Ayşe Süsoy
KASİDE-İ KEMAL
O ki paha biçilmez bir deniz,
Hepiniz ona kulak veriniz.
Ülkeyi kurtaran adam,
Her daim izindeyiz.
Atadan kalma bu toprak,
Kudreti, şöhreti görmekteyiz.
Merve TUTAR
İÇİMDEKİ SEN
Yıldızlar parlar bana uzaktan, adın geçince
Pek görünmez oldular sen gidince
Gülüşün benim patika yolummuş
Anlarsın değerini bitince
Kokun geldi burnuma uzaktan
Ağlaya durdum içimdeki sen ölünce
Dünya önceden çok karanlık çok boş
Gökyüzünü fark etmiştim bir adamı sevince.
Büşra Beydoğan
62 SAYI 01
af ve dua
Canandan geçip canı bulmaya geldik
Biz dost ile Ey yar! Bir olmaya geldik.
Ya Rab, esirgeme bizden affını
Bir cihanda bizler sana kul olmaya geldik.
Ey alemlerin sahibi! Geçtik dünya malından
Biz ki garip kervancılar, cennetinde bir taş olmaya geldik.
İlahi, Eda imiş asıl günahkar olan
Huzuruna varıp da mağfiret dilenmeye geldik.
Edanur Demir
KIRIK KASİDE
Sevdiğim kadar sevilmedim yine
Kadehler kırıldılar sana bu gece
Sen yoksun inan bir tek sen lazımken
Her gece aklıma düştüğünde
Güvenmek sevmekten daha önemliydi
Sana sarıldım ben bütün kederimle
İrem Sena Keleş
on iki ayın kasidesi
Geldi yine halden anlamanın mübarek günlerini,
Bizler o vakit anlarız açın susuzun halini.
Ne güzel bir aydır, bin aydan hayırlıdır,
Rabbim adalet sahibidir, anlar kimsesizleri
Bir yudum suya muhtaç kaldınız mı şimdi,
Dua edin hepimiz için, göklere açın elleri.
İbrahim Can Yurttaş
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 63
Şu hayat sevince güzel Gel yiyelim et döner
Aşka bulunur mu bedel Dünya aşıktan döner
Hep o çıkıyorsa karşına Sen de olsan yanımda
Bu yola korkusuzca gel. Belki kör talih döner.
Eray Furkan Aslan Tarık Ali Pekmez 10/i
Onun adı Melis Yürek kepçe ben kazan
Gözleri var ya derya deniz Sen olma böyle sazan
Bir gün açılabilsem Kendini iyi pişir
Bidaha her gün action movies. Kalbime gel kazan
Serhat Şencan Gülçin Koçoğlu
Nazar boncuğu gözleri Gökyüzümde sen varsın
Girecek kalbinden içeri Her günüme yarasın
Yanakları kızaracak. Seni seven bu kalbe
Olacak elma şekeri. Gece gündüz zararsın.
Muharrem Gerçek Perihan Altın
Gün doğdu sabah oldu Gün gelir devran döner
Halimiz yaman oldu Aşk gelip kalbe döner
Bir rüyaydı uyandık. Seni gördüğüm zaman
Yalnızlık bizim oldu. Yüreğim pır pır eder.
Zeynep Gökçe Göktan Ömer Bozkurt
Yaprak yaprak sensizlik Bizim köyün muhtarı
Her kitapta sessizlik Koşturuyor atları
Resmin kitap ayracım. Yar bana gelmez isen
Öldürür sevgisizlik. Yakarım bu diyarı
Çisem Nur Tural Emircan Özvatan
Gözlerim akar yaş Hayat senden ibaret
Sevdiğim sever tek taş Sen diyorum hayal et
Gönlüme vurdu tahtı. İstemiyorsan eğer
Yapar artık bana aş. Otur şuraya seyret
Emrecan Dönmez Emre Şahin
64 SAYI 01
Sen beni sever misin Ayrılık sabahımı kararttı
Yüzüme güler misin Tanrı seni yarattı
Yarim dediğim zaman Seni gören sanattır
Gözüme değer misin? Bu durum kalbimi kanattı.
Egemen Filiz Ceren Yaşar
Sevmek yürek ister
Sevene insan derler GELİN KAYNANA ATIŞMASI
Aşkı taşıyamayan kalbe Dışarıda güzel çok
Gereksiz boş kalp derler. Senden çirkini yok
Melike Güneş Makyaj sana az gelir
Sana bir estetik yok.
Sen gittiğinden beri
Kapımda bir samyeli Güzelim senden bile
Sanma ki hiç yitirmem Kaşım ince göz sürme
Kalbindeki bu yeri. Beni çekemiyorsan
Sezer Erdoğan Bu kadar belli etme.
Biri var biri Tarlaya ektim lahana
Gözleri çok iri Tez uyandım sabaha
Ne zaman görsem Benim kadar taş düşsün
Vücudum olur dipdiri Gelin senin kafana
Atahan PAR
Kaynana fena valla
Gökyüzü ışıldardı Dosta düşmana bela
Rüzgar durulurdu Bunun kadar arsızı
Senin her bakışında Ben görmedim dünyada
Yüreğim uçuşurdu. Ayşe Süsoy/Merve Tutar
Mert Can Ese
İnekler ister saman
Çiftçinin işi yaman
Kalbim bir anlık durur
Seni gördüğüm zaman.
Serenay Akdoğan
Suyun akışına kandım
Yarin gözlerine yandım
Kolayca sevmem amma
Selvi boyuna kandım.
Şevval Zor
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 65
SUDENUR TURGUT 10. sınıf
PERİ öykü
ve ATEŞ BUSE DAĞLI
12. sınıf
Çaktırmadan küllerime sızıyor, zincirini bana işliyor. Mızıkçı oluyor,
ittiriyor beni, daha çok dolanıyoruz, kaçamıyoruz. Bizi geri çağırıyor
sokak köpekleri. Yolda kirpiklerimi düşürüyorum.
Benim geldiğim yerde düştüğünüze ağlayamazsınız, yosundan özür dilersiniz.
Kendi yağımla kavrulduğum bir sabahta yürüyorum. Sokak lambaları yağmış kaldırımlar yosunlu, kafamı
eğdiğim için ağlayamam, böceklerimi ezmekten kaçıyorum. Kafamı bir koca dağa çarpıyorum. Yukarıda
sokak köpekleriyle oynayan bir periye ilişiyorum. Tüttüğüm yerden yetişiyorum oyunlarına. Kafamı
böceklerimden kaldırdığımda yolduğu kirpiklerini tasma yaptığını görüyorum. Oyunlarına dalıyorum,
yumruklar çakışıyor ve zinciri uzuyor perinin. Yeraltından uzandığım küllerimle yabani papatyaya
eriyorum. Periye uzatıyorum ve kaçıyor çiçekten. Yeraltı yabanimi silah sanıyor.
Yosunlu sokağıma yağmur bırakarak ocağıma dönüyorum.
Bacası tütmüş bir sabaha uyanıyorum, böceklerimi bulamıyorum. Keman kutuma bakıyorum, saksı altına,
koltuk köşeme… Sokağa iniyorum, yosunları süpürmüşler, lambalar yanmıyor. Kendi ışığımda çarptığım
dağa koşuyorum. Geride ölü bir kelebek buluyorum. Paçalarım çamurlanıyor bu kez eve geri dönemem
bataklığa giriyorum. Sazların arasından çıngırak sesleri duyuyorum, yaklaştıkça şıkırdayan. Sazların
arasında kirpiksiz gözler görüyorum, sokak lambalarının ruhunu çalan. Yumruğunu uzatıyor, oyun başladı.
Harlanıyorum tasması damlıyor üzerime, her yumrukta biraz daha dolanıyor zinciri, her oyun sonunda
yeni bir oyunda buluyoruz yumruklarımızı. Zincir uzadıkça bana sarıldı, çekildikçe eridi üzerime yapıştı.
Peri yanık tavuk kokuyor. Oyun için kaçtığı yerden geri çağırılıyor onunla gidiyorum. Kaçamıyorum
hücrelerime dolanmış. Yakmamaya çalışıyorum, yazı seviyorum, diyor. Çaktırmadan küllerime sızıyor,
zincirini bana işliyor. Mızıkçı oluyor, ittiriyor beni, daha çok dolanıyoruz, kaçamıyoruz. Bizi geri çağırıyor
sokak köpekleri. Yolda kirpiklerimi düşürüyorum, küllerimi ve böceklerimin ateşime dokunup ruhunu
kaybeden cesetlerini. Issız bir sokakta periyi ısıtıyorum. Sokak lambaları ruhunu geri alıyor, ruhumu
kaybedip periden ayrılmama sebep oluyor, kış geliyor.
Peri hücreye kapatılıyor. Soğuk, ateşsiz, yosunlu odada varlığımı unutuyor. Yeni bir oyun keşfetti, benim
geldiğim yerde oynadığımız ruhsuz oyunumuz… Yeryüzünde yosuna düşmek.
68 SAYI 01
öykü GECELER DE
ECE ACAR
12. sınıf BENİM OLACAK
Evimizde artık babam da vardı. Zamanla azaldı bu mutluluk. Benim
babam bu değildi. Olmamalıydı. Herkesle kavga eden, kötü, sinirli bir
adam... Konuşmaya başlayınca kimse yenemez oldu onu.
en diyorum bazen... Ben bu hayatta, bu ufak ömrümle bunları yaşayıp hala ayaktaysam,
Bhiçbir şey yıkamaz artık beni. Ufak yaşta kaç kişi tüm olumsuzlukları tadar ki bu
hayatta? Ben tattım. Elbette çok daha kötü şeyler yaşayanlar vardır. Bense mükemmel giden
çocukluğumda, bir anda olumsuzluklara düşünce, kendimce yaşanabilecek zorlukları tattım.
Hatta yedim yuttum...
Annem ve babam yoktu yanımda. Annem de babam da, babaannemdi. Öyle ya “babaanne’’
hem baba hem anne... Yedi yaşına kadar hep onun kucağındaydım. Yürütmeye kıyamazdı
beni. Etraftan milyonlarca ses yükselirdi. “Onun annesi babası nerede? İndir artık
kucağından. Ver annesinin yanına...’’ Herkese başı dik cevabımızı verir, gelirdik evimize.
Okul yaşım geldiğinde, annem ve babam alıp götürdü beni. Cuma günleri hemen
babaanneme gelirdim. Cuma günleri bayramımdı benim. Bir de ‘’Kara Pazar’’ günleri vardı.
Babaannemden koparıldığım o günler... Ağlayarak geçerdi. Bir hafta boyunca inat yapar,
Pazar günü babaannemin saçıma taktığı tokayı çıkartmaz, kimseye de el sürdürtmezdim.
Nasıl ellettebilirim ki? En son babaannemin parmakları dokunurdu ona ve başkası ellerse,
onun izi siliniverirdi. Annem ve babam her gün kavga ederdi. Ağırdı benim için bu sesler.
Günü gelmişti, ayrıldılar... Benden mutlusu yoktu. Babaanneme dönmüştüm. Evimizde
artık babam da vardı. Zamanla azaldı bu mutluluk. Benim babam bu değildi. Olmamalıydı.
Herkesle kavga eden, kötü, sinirli bir adam... Konuşmaya başlayınca kimse yenemez oldu
onu.
Onu ben yendim. Haksızlıklarını yüzüne ilk ben vurdum. Oysa hiç de istemezdim... Düzeldi
mi? Hayır. Yine de inanıyorum. Ben çok güçlüyüm. O travmadan çıkıp, cıvıl cıvıl hayatıma
dönmeyi ben başardım. Ağır gelir gece ağlamalarım. Sabah olduğunda başım dik çıkarım
evden. Gün sayıyorum. Sekiz ay... Sekiz ay sonra, sadece gündüzler değil, geceler de benim
olacak.
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 69
AKLIMDAN öykü
ZORUM VAR KEREM EROL
11. sınıf
“Kim bilir belki de sadece yanlış yollar vardır. Bununla birlikte, size
uygun yanlış yolu bulmak gerekir yine de.’’
Samuel Beckett
Topladığım erikler senin olsun.
Biriktirdiğim misketler şahidimdir, çok bekledim seni geceleyin.
Elimde avucumda ne varsa sana verecektim. Tasolarım, misketlerim, paltomun cebinde
annemin acıkırım diye koyduğu ekmek arasının kırıntıları ve sol göğüs kafesimde
adlandıramadığım, anlamlandıramadığım bilmediğim bir ağrı işte. Ben hepsini sana
getirdim.
Sonra kapıcı Hüseyin Dayı söyledi, babanın annesi ile taşınmışsınız...
Sen taşınmıştın ama fazla uzaklaşmış olamazdın. Çünkü kokun hala burnumda ve yüzün
hala beynimin görsel kayıt bölümünde.
Çok zaman geçti, adın hala dilimin ucunda...
Dün gece rüyamda atla sana doğru geliyordum, sonra sen kayboluyordun, at şaha kalkıyor
ve ben kafa üstü çakılıyordum. Annem, “Uyan, okula geç kalacaksın.” dedi sonra.
“Büyüyünce ne olacaksın?” derdi herkes.
Mesela ben at olmak istiyordum.
Belki at olsam daha çok severdin beni ama Leonard Cohen de olmak istiyorum.
Bilmiyorum.
70 SAYI 01
öykü
GAMZE ATASOY renkli şehir
12. sınıf
Şimdi gene evdeyim.
Kendim hakkında karar vermekten yoksunum. Sanki bir eşyayım.
Konuşup, fısıldaşıp, istedikleri yere koyuyorlar beni.
ir varmış bir yokmuş, okyanusun birinde bir sürü küçük balık yaşarmış. Bu balıklar
Bköpekbalıklarından korktukları için hep yosunların içinde saklanarak yaşarlarmış.
Küçük balıklar çok mutlu bir şekilde yaşarmış. Yanlarına denizyıldızlarını da almışlar,
beraber çok iyi anlaşıyorlarmış. Okyanustan hergün bir şeyler topluyorlar ve kendilerine
güzel bir ev yapmak için uğraşıyorlarmış.
Günler geçmiş küçük balıklar ve denizyıldızları bu evin yapımını tamamlamışlar, dışını
mercanlarla süslemişler, yosunlardan kocaman bir bahçe yapmışlar. Okyanusta küçük
balıkları ve denizyıldızlarını kıskanan bir sürü balık varmış. Birgün denizanaları okyanusta
yiyecek aramaya çıktıkları sırada bu harika evi görmüşler, dışı pırıl pırıl parlıyormuş.
Denizanaları gözlerini evden alamamışlar onlarda okyanusdaki diğer balıklar gibi bu evi ve
küçük balıkların denizyıldızlarıyla olan dostluğunu çok kıskanmışlar. Onların dostluğunu
ve evini yıkmaya karar vermişler. Denizanaları balıklara zarar vermenin yollarını aramaya
başlamışlar. Akıllarına köpekbalıklarıyla anlaşma yapmak gelmiş. Köpekbalıklarına gidip
evin mercanlarla süslü olduğunu ve bu mercanların çok pahalı olduğunu anlatmışlar.
Köpekbalıkları bu mercanları almak için küçük balıkların evini yıkmaya karar vermiş.
Denizanaları da balıkların evleri yıkıldığı zaman küçük balıklar ve denizyıldızlarının
dostluğunun biteceğini düşünüp sevinmişler. Birgün köpekbalıkları denizanaları
ile toplanıp küçük balıkların evine saldırmışlar ve evdeki tüm mercanları alıp
gitmişler. Balıklar ve yıldızlar çok korkmuşlar ellerinden hiçbir şey gelmeden öylece
kalmışlar. Ama denizanalarının isteği olmamış. Bu olay balıklar ve deniz yıldızlarının
dostluğuna zarar vermemiş tekrardan bir ev yapmaya karar vermişler. Kalan eşyalarını
toplayıp denizanalarının ve köpekbalıklarının uzak olduğu bir yere gitmişler.
Burası aynı kendileri gibi küçük balıklar ve denizyıldızlarıyla doluymuş. Onları çok güzel bir
şekilde karşılamışlar. Kendilerine güzel bir yer seçip yeniden bir ev yapmaya başlamışlar. Bu
ev eski evlerinden bile güzel olmuş. Evlerinin dışını yine mercanlarla süslemişler. Hatta diğer
balıkların evlerini süslemeleri için onlara fikir vermişler ve yardım etmişler. Rengarenk ve
pırıl pırıl parlayan evler yapmışlar. Yeni dostluklar kazanmışlar.
Herkese dostluklarının yıkılmayacağını göstermişler. Kendilerine bu evlerden kocaman bir
şehir oluşturmuşlar. Şehirlerin adını da “Renkli Şehir” koymuşlar. Bu renkli şehre kötü niyetli
kimse girememiş. Balıklar ve denizyıldızları korkmadan mutluluk ve huzur içinde yaşamışlar.
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 71
ŞULE ÇALIŞKAN
10. sınıf
HASRET ŞAİRİNE mektup
MEKTUP MERVE TUTAR
10. sınıf
Sevgili Ahmed Arif,
Aslında ben çok fazla şiir kitabı okuyanlardan değilim. Ama sizin kitabınızı okumuş
bulundum. Okudum okumasına da okuduktan sonra hani bir cümle vardır ya “iliklerine
kadar hissetmek” onu tam anlamıyla yaşadım sanki. Aşkı, ayrılığı, hüznü iliklerime kadar
hissettim. O kadar çok etkilendim ki şiirlerden. Hepsinde bir yaşanmışlık sezdim. Daha on
altı yaşındayım. Aşkı, ayrılığı tatmak için erken ama bunları okurken resmen aşkı da ayrılığı
da tattım. İlk defa bir şiir kitabını okurken bu kadar çok etkilendim. Şiirler duyguları en
iyi anlatan araç. O kadar doğru yerde kullanılmış ki duygular, beni benden aldı götürdü.
Söylenecek pek fazla birşey yok aslında. Dediğim gibi çok etkilendim. Ya cidden ben bile o
kadar etkileneceğimi düşünmemiştim. Aslında bir şey söyleyeyim mi ben bu kitabın sırrını
çözemedim. Bu kitapta ne olduğunu bilmediğim halde beni kendine çeken bir şey var. Güzel
ve bir o kadar da haz verici bir şey. Siz de vefat etmişsiniz. Keşke sizi tanıma fırsatım olsaydı.
Çok isterdim gerçekten. Bu kitabın sırrını çözmeyi çok isterdim.
ÖN YARGILARI mektup
KIRDIRAN YAZARA HİLAL GÖKALP
10. sınıf
MEKTUP
Değerli Harper Lee,
Sizin gibi bir yazarın kitabını okumak ve mektup yazmak benim için gurur verici.
“Bülbülü Öldürmek” adlı romanınızı tavsiyeler üzerine okudum ve tam benim gibi ırk
ayrımından nefret eden bir insana göre olduğunu fark ettim.
Aslında bu kitabı ruhu hala çocuk kalanlar ve hayal gücüne inananlar kesinlikle okumalı.
En kısa zamanda kitabınızın filmini de izleyeceğim. Umarım kitabınız kadar güzeldir çünkü
çoğu zaman filmler beni hayal kırıklığına uğratıyor.
1961 yılında Pulitzer Edebiyat Ödülünü aldığınız için sizi tebrik ediyorum.
Kitabınızdan bana yansıyan ‘Kimse göründüğü gibi değildir.’ oldu. Ve aslında bu
ön yargılarımızı kırmak için mükemmel bir şey.
Yazdığınız iki değerli romandan biri olan “Bülbülü Öldürmek” gerçekten insanlara artısı
olan bir kitap.
Dünyaya iyiki sizin gibi yazarlar gelmiş.
Işıklar içinde uyu Harper Lee...
74 SAYI 01
mektup KIRMIZI SAÇLI
ŞEYMA ÜNSOY
12. sınıf KADIN’A MEKTUP
Mahmut Usta’ya ,
Romana ilk başladığımda sizin çok iyi
bir insan olduğunuzu düşünmüştüm
hala da öyle düşünüyorum fakat birkaç
eksiğiniz olduğunun kanısındayım.
Cem’in size ihanet ettiğini
düşünüyorsunuz bu sizin
pencerenizden bakıldığında doğru
olabilir. Cem’in o hareketi yapması
sadece kendisini düşünen bencil bir
insan davranışı gibi gelebilir oysa
Cem gerçekten öyle olsaydı hayatı
boyunca vicdan azabı çekmezdi. Sizi
ne kadar çok sevdiğini biliyor olmanız
lazımdı. Sizi babası yerine koyacak
kadar seviyordu hem de. Sakın Cem’
i koruyorum gibi düşünmeyin sadece
bilmediğiniz bir gerçeği anlatıyorum.
Yoksa sizi ne kadar taktir ettiğimi bilin.
Çünkü hiçbir şeyden yılmayışınız,
karanlıkla hareket edişiniz ve bunu
çevrenizdeki insanlara öğüt vererek
devam ettirmeniz takdir edilemeyecek
bir şey olamayacağından emin
olabilirsiniz.
Cem’den sonra Enver’e de sahip çıkmanız o kazadan sonra hiç değişmediğinizin kanıtıdır.
Halbuki Cem çok değişti, inanın sizi bir gün olsun aklından çıkarmadığı olmamıştır.
Ne kadar pişman olduğunu artık tahmin edebiliyorsunuzdur. Sizden tek ricam onu
affetmeniz. Çünkü affedilmeyecek kadar kötü birisi değil ve bunu hak ediyor. Doğru kararı
vereceğinizden eminim.
Sevgilerle.
Şeyma.
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 75
DAĞ UYKULU mektup
MEKTUP MERT CAN ESE
10. sınıf
Sevgili Fazıl Hüsnü Dağlarca,
Ben fırsat buldukça şiir kitabı okuyan biriyim. Şiirlerle, anlamlı ve güzel sözler okumayı
seviyorum.
Senin kitabını okurken anlayamadığım kelimeler oldu, sanırım bu benim sorunum, kelime
haznemin az olmasından kaynaklanıyor.
Şiirlerde işlediğin duyguları sevdim. İşleyiş biçimin de bir o kadar güzeldi ama şiirlerini o
kadar sevmedim. Arada sevdiğim yerler, mısralar, şiirler oldu ama tahmin ettiğimden daha
azdı. Senden daha iyi şiirler yazmanı beklerdim, en azından bana göre.
‘’Uçul’da’’ adlı şiiri hiç sevmedim. Belki de anlamadığımdan ya da anlayamadığımdan ama
o şiiri sevmedim. Daha anlaşılır yazmalıydın ya da sözcükleri yanlış kullanmışsın. İçinde
tarif edemediğim eksik bir şeyler var. Ayrıntılara önem vermelisin seni farklı ve özel kılan
ayrıntılarındır.
Ben yazar değilim tabi, bu işleri benden daha iyi bilirsin. Yine de o şiir hakkında bu
düşüncelere sahibim.
Kendini geliştirmek için biraz daha çalışmalısın. Kelimeleri daha dikkatli ve birbirine
uyumlu seçmeyi öğrenmelisin.
Daha iyi şiirlerle, kitaplarla gelmen dileğiyle umarım kendini geliştirirsin.
CAN YÜCEL’E DİLARA ÜLKÜSEVEN
mektup
CANDAN BİR MEKTUP 12. sınıf
Sayın Can Yücel,
Belki ölmüş olabilirsiniz ama ben yine de bu mektubunu görmüş geçirmiş ve dolu dolu bir
insana yazmak istedim. Bazen her insan kendisini boşlukta hisseder. Kimi resim yaparak,
kimi müzik dinler, kimisi de kitap okuyarak kendini doldurmak ister. Ben senin yazdığın
kitapları, şiirleri okuyarak çıkıyorum o boşluktan. Bana cesaret veriyor. İnsanın şiirleri
yaşanmışlık kokar mı? Seninki kokuyor işte. Buram buram özlem, sevgi, yalnızlık ve umut
kokuyor..
Buram buram özlem, sevgi, yalnızlık ve umut kokuyor.
Her insanın sevdiği şarkı, türkü ve şiirinin bir sahibi vardır. Benim sevdiğim şiirde sahibi de
sensin. Siz bu ülkenin her çağa hitap eden şairisiniz.
Sevgiler.
76 SAYI 01
mektup BEYAZ GEMİ’YE
SÜMEYYE SUNA
12. sınıf MEKTUPLAR
Sevgili Mümin Dede,
Senin nasıl biri olduğunu biliyorum.
Sen çok iyi bir insansın. Kalbin o kadar
temiz, o kadar saf ki umarım o güzel
kalbin hep aynı kalır. Sen insanlara
değer veren onları önemseyen melek
gibi bir adamsın. Yaşadığın olaylar
çok zor ama sen her zaman pozitif
düşüncelerinle onların altından
kalkıyorsun. Öncelikle sana o kadar
zorluğa, o kadar imkansızlağa rağmen
torununa bıkmadan usanmadan
baktığın ve onu okutmaya çalıştığın
için teşekkür ederim. Elinden gelen
her şeyi yaptın. Boynuzlu Maral
Ana’yı yaşatmak için çok uğraştın,
ona saygıda kusur etmedin. Onun
ölümüyle kendini suçlama. Çünkü
benim bildiğim Mümin Dede asla
öyle birşey yapmazdı, yapmadı
da. Umarım bu zor olayı atlatır,
biraz da kendini düşünürsün.
Bundan sonraki hayatının mutlu,
huzurlu ve rahat geçmesi dileğiyle.
Sevgili Çocuk,
Seni tanıdığım kadarıyla hayal dünyası geniş olan bir çocuksun. Yaşadıkların kolay değil.
Annesiz ve babasız olmak herkesin kaldırabileceği bir durum değil. Ama sen buna
çocuk yaşında katlandın. Birçok hayal kurdun. Ama o kurduğun hayaller seni ölüme
götürdü. Senin ölmeni asla istemezdim. Çünkü Mümin Dede’nin tek dayanağı sendin.
Hep senin için çabalamıştı. Hep o beyaz gemiyi hayal ettin ve onun içindeki babanın
olduğunu düşündün ama adı üstünde hayaldi. Boynuzlu Maral Ana’nın ölümünü deden
kaldıramadı, bu yaşında sen nasıl kaldıracaksın ki? Ama sen çok güçlü bir çocuksun. Keşke
hayallerinin peşinden bu şekilde gitmeseydin. Keşke balık olacağını düşünmeseydin.
Ama düşündün. Gittiğin yerde iyi uykular miniğim. Umarım orada ailene kavuşursun.
Sevgilerimle.
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 77
İÇİMDE mektup
BAŞLAYAN ÇAĞLA DOĞAN
11. sınıf
İHTİMALLER
Sevdiğim,
Yağmur yağıyor Ömür Bey. Gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız
toprağına. Ve ben sonsuz bir düzlükte küçücük bir, silik nokta gibi eriyip gidiyorum.
Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar katından? Duyar mısın beni bu büyük
uzaklıktan? Yalnızlığını katar mısın yalnızlığıma? Sahi açtırır mıydın güneşini
hayatımda? Yalnızım, yapayalnız. Yalnızlığım çoğalıyor içimde dışa vuruyor varlığını.
Bir sokak başında durmuş bekliyorum. Sonu çıkmaz ama yolculuğunu şimdiden
sevdim. İzliyorum yolu, ihtimalleri düşünüyorum. Sana sorduğum soruları önce
kendi içimde cevaplamaya çalışıyorum. Bütün ihtimalleri de düşünüyorum üstelik.
İçimde bir yerde yaşama hevesim büyük, sen de biliyorsun. Ama öyle bir sokaktayım
ki ihtimaller yokuşa çıkıyor. Hepsi boş ama öylesine ağır ki, çok doluymuşçasına. Bu
sokakta dahi yalnızım. Ne dolu kaldırımlar ne insan yok. Ne önemi var ki? Şimdi
etrafım dolu olsa da, tek bir kimse olmasa da yalnız hissediyorum biliyor musun?
Bir seni biliyorum gerçi. Seninle başlıyor ihtimaller içimde. Bak ihtimallerin yokuşa
çıktığı sokakta bile senden bahsedince çicekler açtı içimde. Ama yalnızım. İçinde
bulunduğum, içimde bulunan bütün tenhalar sensin gözümde. Okuyor musun acaba
geldin mi bu satıra kadar mesela? Bana dokunan bütün bunlar yüzünü güldürsün
Ömür Bey. Sevildiğini bil mesela, mutlu ol. Belki sevdiğinden değil ama birisinden
duymak bunları... Belki Güzeldir.
Seni düşleyerek süslediğim yolda yürüyeceğim şimdi uzaktan da ne güzellikler
katıyorsun dünyaya!
78 SAYI 01
mektup GİDİYORUM
İREM İMREN
11. sınıf DUYUYOR MUSUN?
“Yağmur yağıyor Ömür bey Gökten değil, yüreğimin
boşluğunda ömrümün ıssız toprağına. Ve ben sonsuz bir
düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gidiyorum.
Seslenseler kim duyar sesimi yalnızlıklar katından? Kim
dokunabilir gözyaşlarıma? “
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel kelimerin ise kifayetsiz
olduğunu bu derde düşmeden önce. Bir yer var biliyorum,
epeyce yaklaşmışım anlatamıyorum. Anlatamıyorum
‘’Ömür Bey. O yer benim kurtuluşum, herşeyden arınmış
en saf halim. Anlatamıyorum. Ben bir yelkenliyim Ömür
Bey çok denizler çok fırtınalar aştım. Hepsinden sağ salim
çıktım. Size geldim Ömür bey sizde dinlenmeye. Ne olur şu
muazzam köprücük kemiğinizin boşluk kısmına sokulayım.
Hiç sesim çıkmaz, söz. Biraz dinleneyim. Bir Zeki Müren
çalsın hafiften ‘’Elbet bir gün buluşacağız.’’ desin. Buluşur
muyuz sahiden? Zeki Müren yalan söylemiş olamaz. O her
şarkısında içimde bir yerlere dokunur. Beni derinden etkiler,
bir yerlere sakladığım ve yüzleşemediğim tüm duyguları
ortaya çıkartır. Savunmasız kalırım, engel olamam. Sonra
hepsi ortaya dökülünce toplayamam tekrar. İşte bu yüzden
de hep dağınık kaldım ben Ömür Bey. Biraz dağınık, biraz
kırgın, biraz vazgeçmiş, biraz biraz umutsuz. Bu kadar
birazların içinde çokça da bitkinim.
Ben gidiyorum Ömür Bey, çünkü bazen gitmen
gerekir. Yarın iş yoktur, mehtap vardır. Canın deniz
çeker gidersin. Bazen dinlenmek için gidersin bazense
dinlemek için. O oradadır gidersin, o yoktur gidersin.
Bazen sırf geri dönebilmek için gidersin. Ben geri
dönebilmek için gidiyorum Ömür Bey. Arkama bakıyorum
oradaki herkese anama, babama, beni yakıp kül eden
yarime. Hepsinin yüzünde o mesut ifade. Gidişim iyi
oluyor bence. Ben bu dünyaya fazla geldim Ömür bey,
sevdiremedim, doğru düzgün de sevemedim. Kırdım
bir o kadar da kırıldım. Ama ne onlara ne yaşananlara,
en çok kendime kırgınım. Şimdi bir anka kuşuyum
bir yerde, kül oldum yeniden doğmak için gidiyorum.
Hoça kalın Ömür Bey.
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 79
gaye boralıoğlu’nun mektup
içimdeki mektubu MERVE TUTAR
10. sınıf
Sayın Gaye Boralıoğlu,
İç ses, insanın içindekileri kendisiyle paylaşırken kullandığı sesidir. Özel konular olur
konuşulanlar genelde. Başkalarıyla paylaşmak istemediğiniz. Bazen bilinçaltının yansımasıdır
iç ses. Dışarıdan uzak kendinize yakın olduğunuz zamanlarda. Keyif vericidir.
Bir iç sesinizin olması, konuşacak birisinin olması demektir. Bir de bazen kontrolden çıkar
bu iç ses. Saçmalamaya başlar. Belki gerçekleşmesi zor, sonu pişmanlık getiren hayaller
kurdurtur. İşte Zeliş’inki de bu hesap. Aslında hepimizin alışık olduğu tipik ergen bir genç
Zeliş. Ailesinin onu bir türlü anlayamadığı, cimri oldukları, pimpirikli olmaları ve kolejin
modasına ayak uyduramaması Zeliş için tam bir işkencedir. Ve bu onu iç sesiyle baş başa
kalmaya itmektedir. Günümüz gençlerinin çoğunda olan bu problemi siz Gaye Hocam,
gayet iyi bir şekilde açıklamış, buna netlik getirmişsiniz.
Köprü kitapları oluştururken amacınızın çocuklar olması, önceliğiniz gençler olması çok zor
ve güzel bir çalışma. Sonuçta gençleri anlamalısınız, olaylara bizim gözümüzden bakmalı,
gerektiği yerde hayal gücünüzü zorlamalısınız. Bu oldukça zor bir iş. Her yazar bunu yapamaz.
Siz o çoğu yazarın yapamadığını yapmışsınız, başarmışsınız. Siz sadece bakmakla yetinmeyip
görmüşsünüz de. Sözüm meclisten dışarı, af buyurun ama her eline kalemi alan kendini yazar
zannediyor. Ben yazmayı çok seviyorum. Önceden sadece şiir yazardım. Sonra nasıl olduysa
deneme yazmaya da başladım. Kitap okumayı çok seviyorum ama önüme gelen her kitabı
okuyamam. Ben daha çok genç psikolojisi ve beden dili üzerine kitaplar okuyorum. Ne yalan
söyleyeyim ben okuyup beğendiğim her kitabın yazarı hakkında araştırma yapıyorum. Sizin
kitabınızı da okuduktan sonra bayağı hoşnut oldum. Hemen hakkınızda bir araştırma yaptım.
Hakkınızda sadece felsefe okuduğunuzu ve masterınızı “Sistematik Felsefe ve Mantık” üzerine
yaptığınızı biliyorum. Her neyse lafı çok da eveleyip gevelemek istemiyorum. Kitabınız
hakkında yorum yapmak istiyorum. Araştırmalarıma göre bu kitabınız bayağı ilgi görmüş.
Bu kadar ilgi görmesi muhteşem bir şeydir. Kitabınızı okuduktan sonra ne kadar saçma
düşüncelerden kurtulduğumu anlamış bulundum. Aslında sizin kitabınız bir değerlendirme,
gözden geçirme teşvik edici bir kitap bu yüzden sizi canı gönülden tebrik eder, başarılarınız
devamını diler, saygılarımı sunarım.
80 SAYI 01
BESTE YELİZ ŞAHİNTAŞ 10. sınıf
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 81
DÜŞE KALKA BİR günlük
GÜNDEN KALANLAR ASLI KONT
11. sınıf
Neyse eve geldim, tabiki evde kimse yok. Yatağım sabah bıraktığım
gibi, kahvaltı sofrası da öyle. Söylene söylene onları toparladım.
Bitmeyen kitabım olan Mai ve Siyah’ın bir bölümünü baştan okudum.
Merhaba Günlüğüm,
Bu sabah yine aynı şeyi yaptım. Tabiki de alarmımın ilk çalışında uyanamadım, sanki ikinci
çalışında uyanıyormuşum gibi bir cümle oldu bu. Tamam, doğruyu söylüyorum yine annem
uyandırdı.
Kahvaltı faslında evet yine sütümü içmedim ve annemin evden çıkana kadar söylenmesine
sebep oldum. Babam desem, bu hafta matematik öğretmenimi babamdan daha fazla gördüm.
Ben eve geldiğimde o işe gitmiş oluyor, gece de o gelene kadar ben uyumuş oluyorum. Ve
gelelim okula, okul kısmında biraz gergindim. Bir kıza sinir oldum. Emir vererek konuşan
insanlara oldum olası sinir olmuşumdur zaten, öyle insanlara tahammül derecem sıfır.
Fazlasıyla hassasım bu konuda...
Neyse ders teneffüs derken okul da bitti. Gelelim otobüs faciamıza, otobüste düştüm. Bildiğin
o tıklım tıklım otobüste düştüm. Aslında düşüş şeklim baya bir komikti. Arkamdan teyzeler
bağırıyor kız düşüyor diye bir kaç liseli gülüşüyor, ben de kimseye çaktırmadan nasıl kalksam
diye düşünüyorum. Neyse eve geldim, tabiki evde kimse yok. Yatağım sabah bıraktığım
gibi, kahvaltı sofrası da öyle. Söylene söylene onları toparladım. Bitmeyen kitabım olan
Mai ve Siyah’ın bir bölümünü baştan okudum. Biraz zorlansam da kitabı çözmeye başladım
en azından buna kesinlikle sevinmeliyim. Sonrası zaten yemek, ev, yatağım arasında gel
gitlerimle devam etti.
Günün sözü:
Şimdiye kadar
Leyla olduk,
Mecnun olmaya
zerre niyeti
olmayanlara, artık
sıra Piraye olmakta
hani aşkından
ölmüş de dönmemiş
Nazım’a...
Günün şarkısı:
Can Gox-
Neredesin sen,
Haydar
82 SAYI 01
günlük öğretmenler odası
GÖKMEN ÇETİN
11. sınıf günlükleri
Çocuğum, savaşta ve notta her şey mübahtır. Buyur gel anlat derdini,
değil mi ama yok illa yanındakini de sokacak içeri.
Yine Ali geldi bugün. Hem not istiyor hem içeri giremiyor. Çocuğum, savaşta ve notta her
şey mübahtır. Buyur gel anlat derdini değil mi ama yok illa yanındakini de sokacak içeri.
Valla Selin Hoca’yı tanımasam buna acır da biraz fazla not verir diyeceğim ama nasıl soğuk
bir kadındır, sorma!
Ali geldi dedim ya bugün, hah işte dönüyorum olaya. Bir baktım karşıdan Selin hoca
geliyor arkasında kuyruğu Ali. Ah Ali vah Ali! Yazık bu çocuğa. Neyse işte “Hocam ya
valla kalıcam.’’ diye yakınırken sen dön çocuğa lap diye “bırakacağım seni” de. Çocuk buz
kesildi öyle denir mi hoca hanım yani. Alıştıra alıştıra lütfen. Sonra Ali Küçük Emrah ‘tan
hallice döndü arkasını gitti. Selin Hoca içeri girdi. Ya kimsede sormuyor bana kim girsin
kim çıksın diye. İstemiyorum abicim bu kadını. İşte sonra soğuk rüzgarlar esti bir an. Ayşe
hoca geldi. Onlar hiç anlaşamazlar. Selin hoca demez mi “Öğretmenler odasının havası
bozuldu.’’ diye bozuldu tabi. Sen varsın daha ne olsun. Biri Realmadrid ise diğeri Barcelona
anlayacağın. Ayşe Hoca Ali’yi çok sever. İlk defa ılımlı yaklaştı Selin Hocaya. İkna çabaları
falan. Başaramadı tabi. Bir telefon çaldı, Selin Hoca’nın telefonu. Açtı kızıydı büyük
ihtimalle kalamazsın sonuçta karnın ağrıyordu. “İyi geçmedi sınavın, konuş hocanla.” dedi.
“Zaten konuştum olmaz.” dedi. “Ben gelip konuşurum hemen.” deyip telefonu kapattı.
Gitti konuştu Ayşe Hoca’yla biraz empatiyle her şey daha güzel Selin Hocam. Çocuk
hastaymış, sizin kızınızın özelliği ne değil mi ama. Neyse işte aklı başına geldi de yaptı bir
iyilik. Sen şimdi ne bu, sıradan şey diyeceksin de deme. Duygulandım be. Sevindim Ali’ye.
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 83
BİR SOLUCANIN günlük
GÜNLÜĞÜ İLAYDA BUYURAL
11. sınıf
16 Aralık 2016, Çarşamba
Sevgili günlük,
Bugün az kalsın canımdan oluyordum. Büyük gagalı canavarlara öğle yemeği olmak
üzereydim. Toprağın üstüne çıktım ve yemek arıyordum. Çocuklarıma yemek götürecektim.
Aniden koca gagalı bir kuş geldi ve beni tam gagasına alacaktı ki toprağın altına girdim.
Biz kocam, çocuklarım ve kaynanamlarla beraber yaşıyoruz. İki gün önce evimize girip
kaynatamı balık tutmak için oltanın ucuna taktılar. En acılı günümüzdü kaynanam hâlâ
ağlıyordu yemeden içmeden kesildi. Kocam deseniz diğer solucanlarla beraber gezip tozuyor
bizi hiç umursamıyordu, çocuklar da okuldan eve gelince hemen odalarına kapanıp ödev
yapıyorlar. Bazı akşamlar yemeğe bile inmiyorlardı. Neyse ki evlat özlemi çekmiyordum.
Ne kadar görmesem de, okulda görüyorum onları annem ve babam beni okutup öğretmen
yapmışlardı daha sonra onları kaybettim, bir gün birkaç adam gelip evimizi açmıştı ve
annemi babamı almıştı, kurutup bir kutuya koymuşlar kutunun üstünde fotoğrafları var.
Özledikçe bakıyorum. Neyse kocam gelmeden sofrayı kurayım. Güle güle sevgili günlüğüm,
yarın görüşürüz.
BİR AYAKKABININ MERVE KESKİN
günlük
GÜNLÜĞÜ 11. sınıf
Sevgili günlük,
Bugün yine her zaman ki rafımda yer alıyordum. Ta ki müşteri gelip beni alana kadar. Geldi
tam da istediği ayakkabının ben olduğunu söyledi. Artık dükkandaki son zamanlarımdı.
Aslında değişik yerleri göreceğim için bir yandan da mutluydum. Dükkanda çalışan bayan
aldı beni bulunduğum yerden. Bağcıklarımı çözdü ve müşteriye uzattı. Ayakları leş gibi
kokuyordu. Keşke uzatmaz olsaydı. Neyse işte beni çok beğendi. Kasada ödemesini yaptı.
Poşetin içinde sallana sallana eve gittik. Artık yeni yerim burasıydı. Eve gittikten sonra
beni özenle yeni rafıma yerleştirdi. Yerimde çok mutluydum ki yarım saat sonra kokuşmuş
ayaklarını yine içime yerleştirdi, bağcıklarımı bağladı. Sonunda evden çıkmıştık, yeni yerler
görecektim. Bu sefer de kokuşmuş ayakları yetmemiş gibi sarsık sarsık yürüyordu. Ayağını
burkmasıyla bende sürekli yamuldum. Biraz ileride de bir çamur yığını vardı. Tam kendi
kendime inşallah çamura batmayız derken cumburlop çamura daldık. Bütün güzelliğim ve
çekiciliğim artık gitmişti. Neydi benim günahım bilmiyorum ki! Dükkanda rafımda oldukça
rahat ve huzurluydum. Çamurlu çamurlu eve gittik. Ayağını çıkardı sonunda rahat bir nefes
alabildim. Ayaklarını çıkardığı gibi beni çamaşır makinesine attı. Temizleneceğim diye
sevinirken makina çalışmaya başladı. İlk başta gürültüden korktum. Gürültü yetmiyormuş
gibi bir de hızlı hızlı dönmeye başladı. Bugünkü işkencelerim bunlardı. Bakalım yarın nasıl
olacak? Yarın görüşmek üzere..
84 SAYI 01
BESTE EROĞLUER
9. sınıf
ÇORLU MİMAR SİNAN ANADOLU LİSESİ MAYIS 2017 85
FEYZA KAPKAÇ
9. sınıf