ASILDlM TETİCİNE ÖFKENİN
ihanetin çengelıslıklarla
kol gezdiği yurdumda
tutulmuş umudun göleği
yaşamanın zulüm sayfası açılmış
ve ölüm
daha
daha yakın demir atmakta
gittikçe daraltmakta çemberini hain
ve yitirilecek
bir şey kalmamış artık
kuşlan göç etmiş gökyüzü gibi
çaraklaşmış ülkem
sı
Öptüm yaşamanın cehennem yüzünü
öpüşürnle açtı güneşler
kırdı sevdalılar bin yıllann
paslı zincirlerini
gökyüzü sevincin göz yaşlan gibi
dökerken umudun yağmurunu toprağa
açıldı güller
açıldı
gül tutar gibi
mavzer tutan eller
Ölüm korkusunu kurşuna dizip
biledim silahımı sevda türküleriyle
yasını erteye koydum da
yanımda düşenin
öcünü menni yaptım silahıma
ve asıldım tetiğine öfkenin
yaşamaya yeni ırmaklar kattım
yeni dağ çiçekleri
yeni filizler verdi yurdum
52
VURUŞKAN BİR ŞAHANDIR UMUT
Tuzağa düşmüş bir ceylanın
bakışındaki hüzün değildir umut
Kınalı keklik gibi ürkek
bir kuş da değildir
Ne yalvar yakar olmuştur
zulmün pençesinde
ne de düşürmüştür
kırlann ve türkülerin
onurunu yere
53
Baharda bir tarnurcuk
gibi patlayan öfkedir umut
barajını yıkan bir ırmaktır
açılır serpilir
ve büyür kıyısında sevda
Emzirir aşkı
emzirir ve büyütür gül nakışlı sabırlardan
ferhat'ın direncini
bin yıllann sabır taşını çatlatır
açar bin yıllann kapısını
Düşmana dönük
bir mavzer gibidir umut
yaratır tetik ve parmak
en gürbüz çocuğunu tarihin
54
YORGUNSUN ŞİMDİ
As mavzerini duvara şimdi
Namluya mermi sürmeyi unutma ama
Hem ayırma gözünü üstünden
Alabilesin uzamnca
Öyle yorgunsun ki
gözlerinde bir avuç cam kınğı
dizlerinde yüzyıllann
zincirleri var sanki
ss
Ama suskunun ölümüne daima sakın
Bağla bir damarla beynine
kabuk bağlamakta olan yaralarını
Yaralarınla soluk al
Yaralannla yaşa
İstersen bir türkü söyle
şöyle yiğit türkülerinden yurdunun
İstersen seyret
yaşadığın günlerin filmini
Gör bir kez daha haklı olduğunu
O zaman
bak nasıl bitecek yorgunlugun
Göreceksin
56
ZULME DİRENMEKTİR HAYAT
On beşine bastı mı
dudaklannda bir türkü
elinde bayrak
kavga sokaktaki oyuna benzer artık
çocukluğu
benzemez
çocukluğa
Deniz okşayabilir mi
sanşın bir dağın
rüzgarlı saçlannı
uzanarak yelesine hayatın
tutuklayabilir mi zındanlar
onun
vuruşkan sevdasını
Açar da acının rüzganna
hüznün solgun yelkenini
ne zından karanlığı
ne zulüm
ne işkence
indiremez dudaklanndaki gülümsemenin bayrağını
57
VURUŞKAN BİR LEVENTTİR UMUT
V
Ak köpüklerle öpüşüyor
umudun yelkeniisi
Hayann bütün limanıanna
sevgiler uçuruyor martılada
ve çnpınıyor yüreği
bir martı gibi
Birden korsanlar basıyor kırhaçlı
hayın ve insafsız
Hançerliyor şişkin yelkenlerini göğsünün
hançeriliyar ne varsa sevgiden
dostluktan yana
Ve artık ak bir martı
gibi çırpınan yüreği
kinle öfkeyle bileniyor
vuruşkan bir levent kesiliyor umut
Sokulamıyor bardasına
gözü dönmüş korsanlar
dayanıyor tekne
nice fırtınaya
nice boraya
58
Il/
Artık denizin mavisine
usulca kanat değdiren
ak bir martı degildir umut
Dipten doruğa silahlı
dipten doruğa bir gerilladır
Konar savaşlann ortasına
yüriri üstüne üstüne zulmün
Kimi kez atar voltasını mahpuslarda
zulasında eskimeyen bir türkü vardır
öper aydınlığını
ve sessizce dinler
yüreğinin gümbürtüsünü
Kimi kez öyle çocuk
öyle dev ki
Bir elinde mavzer
öbüründe tutuyor yaşadığı günlerin hesabını
Nöbette gibi uyuyor şimdi
Sığdırabilecek mi
yüz bin korsan gecenin yıldızını
göz çukurlanna
59
HAİN KARANFiLLER
Göğüslerken o günlerin fırtınasım sen
Sararken dört yanını yılan dilli bir yangın
Aldın yerini türkü söyleyerek
gelincik tarlasında ölümün
Gör ki dalgalanıyar hala
hayatın güvertesinde korsan bayraklan
düşüyor sevginin mavi sulanna
kuru kafaların gölgesi
ve zulüm
uzakça bir kıyıya
demir atıyor şimdilik
60
Daha dinmiş değil fırtına
yangın sönmüş değil
sürüyor sinsi sinsi
Bu yapışkan sessizlik
yanıltmasın seni
Kanabilir delikanlı yüreğin
kavganın bu geçici durgunluğuna
sahte sevgiler
sahte gülüşler penceresinden
atılır hain karanfiller
al kokla istersen
istersen tak yüreğine
duymazsan eğer
utancın ekşimiş kokusunu
Bunca acının
bunca zulmün yoğurduğu yürek
dayanmışken korsanıann kırbaçlanna
taşırken geride bıraktığı günlerin izini
düşer mi şimdi cılız sevgilerin kucağına
düşer de
hiçleşir mi
61
YENİDEN BAŞLAMALI KOŞULAR
Çılgın bir koşucunun
boyutsuz hüzünler körleştirdi
derin ırmaklardaki sesini
Geceler gibi dost
geceler gibi düşman
neye baksan sevgiyle şimdi
Kahvermiş ellerinde
en sağlam bildiğin dal
Bu nasıl bozgun
bu nasıl yıkılmak böyle
Çiğnenmiş bir gül gibi eğik
ve solgun şimdi yüreğin
62
Güneşler doğmaya görsün
korkak böcekler gibi kaçıyarsun
kendi gölgenden
Üstelik şeytan kahkahalan patlıyor
uğulduyar kulaklannda fırtınalar
ve yorgun argın dönüyorsun
aynı yollardan
Hani yoktu sözlüğünde yıkılmak
kan kan olmuşsa bile koşu alanı
kan kan olmuşsa bile susuzlu�ndan
oysa şimdi
yaşamına tuzaklar kuruyorsun
kendi ellerinle
63
Tek ölçü yaşamaktır
üstelik hep yeni baştan kurmak gerekir
sisyph'in direncini
yeniden başlamalı koşular iyi bakımlı atlarla
unutma ki tek ölçü yaşamaktır
intihar değil
intihar
ihanetin öbür adıdır
64
BİLEMEZSİN
Dün bir rüzgar eserken
gögsümün harmanında
zamanıdır hasadın diyen sen
bugün gül mü nakışlıyorsun
acılann kararan sayfalanna
Ben ki acılardan direnç
sabırlardan öfke damıtanım
Yeşerir içimde umudun fidanı
çatıatarak kabuğunu zulmün
güneşli bir sabahtır hayat
zından duvarlan arasında bile
Bugün sen
bir harmanı hasatsız bıraktığını sanan
kaçıncı hızır paşa
bir gülün gülüşünü
bir gülün zamanı kollayışını bilmiyorsun
Bilemezsin
65
NÖBETİN BİTMEDİ DAHA
Bir avuç kum gibi gözlerinde
geride bırakhğın günlerin hüznü
oysa verdiğin rengi taşıyor
suladığın her çiçek
ve şimdi yeniden filizieniyor bak
yolcuların beklediği şafak
Yine delikanlı olmahsın
bulutlara değmeli başın
ve aşk seni sen yapan şeylerin
en başındadır.
hep diri kalmalı yüreğinde
sevgiliye sarılır gibi sanlmalısın hayata
Soluğunu iyi tutmalısın bu kez
hrmanmayı
bir şahan gibi dalmayı düşmana
,
iyi bilmelisin
Unutma ki
nöbetin bitmedi daha
66
ANLAYAMADIM
Bu ne korkusu
bir türlü anlayamıyorum
yüregimin vuruşunu
Çöküyor bir yerde
mevsimin yaşamaya kurduğu
asma köprü
Bırakıp toprağın alnndaki ıslak
beton duvarlar arasında dostlan
ve yerin üstünde ışıklı
camlarda kitaplan
çekip gitmek oradan
zulmün bir başka türlüsü
67
Çiğnenip tükürülmüş haberler
dolaşıyor hüzün sabahlannda
güvercinler konmaz olmuş çat:llara
damarianma ıslak korkular girmiş
iskelet sıntmalar ortasında
kalmışım yapayalnız
Bu nasıl korku bu nasıl
umutsuzluk anlayamadım
Direnme damanın mı kopmuş
Damarlanmda kan mı kalmamış
Kulaklanmdayken hala dostlann çığlıklan
ve üniformalara sıçrarken kanlan
bu içimdeki nasıl şey
anlayamadım
68
BİR KÜÇÜK BURJUVANIN YAŞAMI
Kapının ardmda
şövalye romanlan okur
vurulmaya görsün tokmak
kuşkunun güvercinidir yüreği
Yaşaması yaşamaya benzemez
Kurumuş dal ucunda
yeşermeyi umabilir mi yaprak
cılız bir rüzgar
köşeyi dönmüşken üstelik
Umudu umuda benzemez
Hayatı ortaklaşmak güç
hepsine sahip olmak dururken
küçülüyor elinde balzac'ın derisi
her attığı adımda her lokmasında
sarmış dünyasını bir leş kokusu
Ölümü ölüme benzemez
69
Köy Öğretmeninin Günlüğü
DENiZi ÖZLERKEN
rJ- eskipazar
(ya da masal çağım)
lsınr büyüyü çığlık
yansır masallann gizine
canavar bir ıslık
gibi yalar duvarlan
Şavkır ışıklan denizin
balıkçı cinlerin gizine
sürüngen bir gülüş olur
yalnızlığın yapışkan öpüşü
73
Sonra ilk kaldığı yerden
alır silahını giz, koşar sığa
ve çok koşulu sesleri özsuyun
usul usul devinir damarlanmda
Ağarak iç çekişlerim göğe
tutuşturur bir bir yıldızlan
en çok bekliyorum yunuslan
tutup yumuk ellerimden götürürler
umuduyla uzak denizlere
74
1/ PARASIZ YATILI DiNBAZLIK
II - hasano�lan
(ya da parasız yatıh)
Her yoksul biraz
parasız yatıhhk taşır içinde
küçük şeylerdir mutluluklan
korkarlar büyük denizlerden
Her yoksulda biraz
dinbazlık vardır
bu yüzden korkunç bencildirler
zalim ve korkaktlrlar üstelik
Korkak bir müslümamın ilkin
gizli anlamlar anyorum
kannca dualannda
ve gizli bir defter tutuyorum
ol müridliğimin hikayesidir:
75
2/ BİR MÜRİDİN GİZLİ DEFTERi
a) yargıiadım yargılanarak
Güvercin gibi ak yüreğirole girdim
eşiğinde secde ederek o kapılardan
Onlarsa çoktan gitmişlerdi
Oysa ben
hiç alışkın değilim terkediirneğe
Sonra buldum, belki bin yıl sonra
Tann nikotin kokusu gibi
sinmişti üstlerine
ve kutsal bir tapınınayla boğazlıyorlardı
kadınlann dölyatağında çocuklan
76
Ama ben doğdum, bir bayrak gibi
dalgalandım burçlannda hayatın
onlarsa yargıladılar her şe yimi
kendi doğrulannın adına
erdemini anladım artık günahiann
Yabanıl bir kedi gibi
üstümdeydi hep çıyan gözleri
Düşlerimde tutamadığım dal uçlan
bir hançer gibi sokuldu avuçlanma
günahlıydım, erdemliyim demekti bu
77
Astım iğrenç bakışlanndan onlan
tapınaklann yağ kokulu kubbelerine
sallanıp durdular belki bin yıl
ölümün çirkin sarkacı gibiydiler
hep yeniden asmak geçiyordu içimden
Onlar yoktular hiç gelmemişierdi
sevginin bereketli tarlasına
yüreğimin kumaşını dokuyorum aruk
aniann yasak tezgahlannda
Tann hiç yoktu sevgi yumaktannda
sevgi kitaplannda sevgi şarkılannda
78
b) bahar hayata doğuruyor beni
Derler ki yaşamak denilen çığlık
çıldırmasıyla yaratıldı tannmn
ve bu yüzden yılaniann
çengel dilindeki ıshk
en güzel marşı insanhğımızın
hiç düşmedi kavruk dudaklanmızdan
Çorak bir toprak gibi çatlayan
aşksız suratıann buyruğudur
ki alınyazısı diye
gelip çivilenmiş
iki kaşımızın ortasına
Hep ağladığımız yer gidilen
79
Önce tapınaklar kurulmuş
Tapınaklar için boğazlanmış
diri diri gömülmüş çocuklar
En sonunda biz gelmişiz ve tannnın
yargı saati diyorlar hangi tapınağa koşsak
Bağışlanmayan günahlar örrnüşüz başımıza
Ölümün tapınak kokulu şiirlerini okuyoruz
çünkü yaşamak en büyük günah
diyor tannsal olan ne varsa
Ve ah!
yaşamanın bir izmarit gibi koktuğunu söylüyor
oysa bahar kadar anlamlı ve güzel, biliyoruz
80
Billur sulannı akınyor bahar
sevginin pınarlanndan
Kana kana içiyorum yanan avuçlanmla
ve serpiyorum ağustoslaşan tenime
Sonra doğrulup bir yontu gibi
esenliyorum güneşi
Tannya değil bahara tapıyorum şimdi
ın
3/BİLİNCİN IŞIKLI SULARI
Sevgilerimde bile tutarsızım
bocalıyorum nurcan'la nimet arasında
çok ateşli mektuplar
çok belalar açıyor başıma
Sevdalandı mı bir kez insan
dersler işkenceleşiyor artık
ardından kaçışlar başlıyor
yalnızlığın dingin sulanna
Ders kaçağlyken yine bir gün
apansız yakalanıyorum musa okay a'
Kızınıyar nedense bu kez
disiplin misiplin lafı da etmiyor
oturuyoruz bir kayısı ağacının altına
akşama dek ilyada'yı okuyaruz
kanatlı sözler doluyar kafama
ven ben paris'i haklı buluyorum
çekilir, diyorum bütün bu belalar
güzel helene uğruna
82
Bu dostluğun ardından kıpırdıyor aynksı düşler
kitaplar bir başka dilden konuşmaya başlıyor
sonra zorluyorum kabuğu şiirlerin
öykülerin ışığında
zorluyorum ve tam delinecekken kabuk
çıkacakken gün ışığına doya doya
sürüluyoruro apansız
bir başka parasız yatıhya
Bir akşam üstü yolcu ediyor beni hasanoğlan'dan
yalnızca bir tek dost: İbrahim kaypakkaya
dilinde nazım'ın hep aym şiiri
belki on kez okuyorkayseri treni gelene dek
düşürüyor bilincin ışıklı sulanna
salkım söğütleri
83
VZAMANTI KlYlLARI
III - pazarören
(ya da ilk sürgün sarıcısı)
Zamantı ırmağının kıyısı
kaçışlanının tek sağınağı
Burda o!wyorum klasikleri
şiirlerimi burda yazıyorum
ve saklıyorum san defterlerde
çerkez kızının mektuplanyla birlikte
Yaslanıp söğüt ağaçlannın gölgesine
erciyes'i seyrediyoruro
Erciyes epey yakın
çok uzak görünüyor kimi kez
Düşler,düşler, düşler...
ah!
çocukça beIki
biliyorum
Diliense bir kez zamantı kıyılan
84
2/PARASIZ YATILI ANILARDAN
O günlerden bir anı da şu:
Tam dalmışım cebir dersindeyken
oliver twist'e
ki birden iki tokat patlıyor ensemde
neye ujlfadığımı şaşırmış sıçnyorum yerimden
Gülrnekten kınlıyor sınıf halime
ve çekip alıyor elimden kitabı hoca
iki tokat daha patıatıyor suratıma ardından
"demek tivist öğreniyorsun ha ! " diyerek
ve paramparça ederek bay dickens'm yoksullannı
85
KAVAK YELLERİ
IV - hayrabolu
(ya da l.!anımın delleııdiğidir)
Gündöndü ve bakla tarlalannd a
sevişmelerin pomakçasını öğreniyorum
o korkunç hazzını duyuyorum
toprağı doyuma kavuşturmamn
ve hala anlatılm az bir cinsel koku
buharlaşıyor göğsümün kıllanndan
amınsadıkça pomak sevgitimi
86
On sekizindeyim ve tip'i övmekten
suçlanıp sürüttiyorum
Okudukça aşık, aşık oldukça
daha çok okumaktayım bu aylar
biraz ayten biraz süeda aylan bunlar
kurutulmuş çiçek mevsimleri yani
Yıllar sonra daha iyi anlaşılıyor
o kaçak sevİşınelerin tadı
Fabrika bac�anndan
yağlı bir duman ağıyar göğe
çızıyor
İlk gençliğimin haritasını
87
1-3 NÖBETİNDEYİM
V - kabakyazı
(ya da l.ıötü çekilmiş fotoğraflar)
Postallanın kırk dört
sivil ayaklanm otuz dokuz numara
Yalmz kötü çekilmiş fotoğraflar
kalmış elimde o günlerden
Bir de 1-3 nöbetierindeki sivas ayazıyla
süeda'nın günlük mektuplan
88
1/EŞKIYALARLA DOSTLUK
VI - kelho�
(ya ı:la şeytana tapanlarla iki yıl)
On üç evlik bir yezidi köyü kelhok
bol eşkıya saklanır, bol kaçakçı
ve bir o kadar da umut
kaçak tütünden kaHavi bir sigara
söyleşinin ilk adımıdır eşkıyayla
Petrol kıvrak bir kadın gibi
devinir kasıklannda raman'ın
okşar kıraç toprağı kadife ellerle
ve bir adım ötede kelhok
katamaz emeğini yezidi olmak suçundan
Ve üstelik kasahaya inerken
tabakalannı bırakmak zorundadırlar köyde
dönüşse gün batımından öncedir
düşmernek için şafi oyununa
kan güdücünün pususuna
Ne ben ilk şiirimi gönderiyorum
biraz korkarak biraz utanarak imece'ye
bir de mektup ekliyorum
şiir aynen şöyle:/
89
2/"BEN KELHOK KÖYÜNDE ÖGRETMEN"
"Ben kelhok köyünde öğretmen
Kopup gelmişim başkent yöresinden
Irmaklar geçmişim dağlar geçmişim
En son istasyonda inmişim trenden
Sonra alıp bavulumu
Keçi yollanna tırmanmışım
Giysilerimin yarısını çakır dikenleri beğenmiş
Pabuçlanmı sevmiş yolumun sivri taşlan
Köye girmişim bir gece yarısı yorgun argın
Ertesi gün alıp bu ilk mektubu yazmışım
Ben kelhok köyünde öğretmen
On dokuzuma yeni basmışım"
90
1/YENİ DEN PARASlZ YATILI
vn - ankara
(ya da yangın yılları)
Yeniden parasız yatılılık başlarken
şiir gurbete düşüyor
O �umun do�dugu gün mitingdeyim
İki de cop yiyoruro polislerden
Satılık siyasilerin ipliği pazarda
ciğerleri beş para etmiyor üstelik
başkentin başı kıçı taçkalaşıyor
ve ben munzur kıyılanna doğru
yola çıkıyorum bir süre
91
2/M U N Z U R
Munzur gözesinde alabalık tutup
rakı içiyoruz karsh kemal'le
devrimci türküler gibi kıvrak
ve yanık öyküler diniiyoruz
köçer delikanlılanndan
Otlu peynir katıyorlar mezemize
bölüşüyoruz kekik kokulu dağlann sevincini
umuttanıyoruz kıvanıyoruz
/Ve bu ara şiir
gurbetten dönmüyorsa da
el ediyor pülümür gecelerinde
Ve pülümür gençleriyle şaraplıyoruz
zenci tepesini
92
3/PÜLÜMÜR ZENCİSİ
Gizemli tamtamlan bırakıp afrika'da
şehvetle giriyor doeanın koynuna
öpüşken dudaklanyla topluyor yıldızlan
sokuyor pülümür gençlerinin rüyalanna
Güneşle nerededir bir büyü çözülmesi mi bu
Akşam öyle uzak öyle yakın ki memeleri
sevişmek gelir insanın usuna aralıksız
delirtir dokundukça uzaklaşması
pülümür zencisinin
93
4/BİR YANGlN K İ..
Apansız parlıyor dört yandan
cehennem gibi bir yangın
Bir yanda nurhak, bir yanda
kızıldere tutuşuyor, derken
sanyor bütün yapıyı
Bir psikopat eline bir balyoz geçirip
savuruyor bütün gücüyle
kanlı manşetler tükürüyor gazeteler
Uzun bir hikayesi var bu yangının
şiiri başta, oyunu var romanı var
çok yazıldı çoğu kaldı
derler ki türkiye on yılını
bu kanlı iki üç yılda yaşadı
Ve ben bütü n dostlanmı,
bütün anılanını
bu yangı.nla sınadım
bilineimi sınadığım kadar
94
5/DEVLE ŞEN AHTAPOT
Sanyar sayısız kollanyla köyü kenti
Yokluyor okullan sokaklan fabrikalan
Kuş uçurtmuyor artık göğün özgür denizinde
Sütlenen koyun petekleşen çiçek
akıyor s ayısız kollardan iri gövdeye
Delikanlı yüreklerdeki sevgi patlayışları
kendisine sıkılan birer mermidir anlıyor bunu
ve uzatıyor en ince en sinsi kolunu
düşürüyor pususuna tek tek
Her köşebaşında delikanlı cesetler birikiyor
Bir iki beş gencin sevda gibi akışkan kanı
doyurmuyor artık bu kudurmuş canavan
fabrikalar dolusu işçinin kanını istiyor
yöneliyor alanlan dolduran kitlelere
türkiye'de, şili'de ve dünyanın dört bir yanında
iştahası yerinde devleşen ahtapotun
95
1/KÖY ÖGRETMENİNİN GÜNLÜGÜ
VIII - do�anyurt
(ya da geceleyin çcılwl sesleri)
Dillendiremem de
yaşanın ancak
bütün boyutlanyla hüznü
(hüzün değil can -
istersen sen koy adım
hüzünden, acıdan, aynlıktan
zuh.imden öte bir şey)
96
Yaşanın yüz yıllık
(değil,
belki bin yıllık)
yalnızlığını
uzak bir köyün
bulanık sulanndan başlayıp
fırtınalı ve çakal ulumalanyla
bitmezlenen gecelerine dek
Kınlır bir şeyler aralıksız
Paramparça olan
yalnız
(ben değilim)
Kınhr en sonunda kol saatimin zembereği
zaman durur
üzünçle kıvranır yüregim
Direnmeye bile zaman yoktur
(bırakılmamıştır)
yürüyen bu feodal akşamlarda
97
2/KAHVEDE
Hep öyküler dinledim
buruk, acımsı, kekremsi
Dinlerken yaşadım diyemem
öldüm
Ama ölmemiş
o bin öykünün serüvencisi
Sunuyor kendini
canlı bir bildiri gibi
kaçarak tırpanından
ölümün
oturmuş karşımdaki sandalyede
demli çaylar istiyor garsondan
98
Bol içki bir o kadar küfür ve boşvermişlik
bütün hayata
Ucuza kapatılmış
hatta bed avaya gelmişken hayat
dinler mi girdisini çıktısını
o bin serüvenden sonra
Çok öyküler dinledim
cigara dumanıyla yüklü
duvarlan taş baskısı resimlerle
süslü köy kahvelerinde
buruk, acımsı, kekremsi
Dinlerken yaşadım diyemem
öldüm
99
3/GECELEYİN KIRDA
Kuytu bir köşesindeyim arınanın
ve yorgun bedenimin altında
çıtırdıyor kuru yapraklar
Üstte kristal bir gök
ve yıldızlar
azancasına
Yalnızım
Sıkıntının yalnızlığı değil bu
Düşlerle el ele
yaşamayı dillendiren
ve yudum yudum özüroleten
bir sevgi yalnızlığı
Dinlendiriyor yüreğimi
k afa mı
bedenimi
serin okşayışlanyla doğa
Dinliyerum en güzel türküsünü
kurdun kuşun
Uçmak için
kanat araınıyorum
100