The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.
Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by jesparerke, 2021-01-03 08:23:02

Ahmet Telli - Yangın Yılları

Ahmet Telli - Yangın Yılları

ASILDlM TETİCİNE ÖFKENİN

ihanetin çengelıslıklarla
kol gezdiği yurdumda
tutulmuş umudun göleği
yaşamanın zulüm sayfası açılmış
ve ölüm
daha
daha yakın demir atmakta
gittikçe daraltmakta çemberini hain
ve yitirilecek

bir şey kalmamış artık

kuşlan göç etmiş gökyüzü gibi
çaraklaşmış ülkem



Öptüm yaşamanın cehennem yüzünü

öpüşürnle açtı güneşler
kırdı sevdalılar bin yıllann
paslı zincirlerini
gökyüzü sevincin göz yaşlan gibi
dökerken umudun yağmurunu toprağa
açıldı güller
açıldı
gül tutar gibi
mavzer tutan eller
Ölüm korkusunu kurşuna dizip
biledim silahımı sevda türküleriyle
yasını erteye koydum da
yanımda düşenin
öcünü menni yaptım silahıma
ve asıldım tetiğine öfkenin
yaşamaya yeni ırmaklar kattım
yeni dağ çiçekleri
yeni filizler verdi yurdum

52

VURUŞKAN BİR ŞAHANDIR UMUT

Tuzağa düşmüş bir ceylanın
bakışındaki hüzün değildir umut
Kınalı keklik gibi ürkek
bir kuş da değildir
Ne yalvar yakar olmuştur
zulmün pençesinde
ne de düşürmüştür
kırlann ve türkülerin
onurunu yere

53

Baharda bir tarnurcuk
gibi patlayan öfkedir umut
barajını yıkan bir ırmaktır
açılır serpilir
ve büyür kıyısında sevda
Emzirir aşkı
emzirir ve büyütür gül nakışlı sabırlardan
ferhat'ın direncini
bin yıllann sabır taşını çatlatır
açar bin yıllann kapısını
Düşmana dönük
bir mavzer gibidir umut
yaratır tetik ve parmak
en gürbüz çocuğunu tarihin

54

YORGUNSUN ŞİMDİ

As mavzerini duvara şimdi
Namluya mermi sürmeyi unutma ama

Hem ayırma gözünü üstünden
Alabilesin uzamnca
Öyle yorgunsun ki

gözlerinde bir avuç cam kınğı

dizlerinde yüzyıllann
zincirleri var sanki

ss

Ama suskunun ölümüne daima sakın

Bağla bir damarla beynine
kabuk bağlamakta olan yaralarını
Yaralarınla soluk al
Yaralannla yaşa

İstersen bir türkü söyle

şöyle yiğit türkülerinden yurdunun
İstersen seyret
yaşadığın günlerin filmini
Gör bir kez daha haklı olduğunu

O zaman

bak nasıl bitecek yorgunlugun
Göreceksin

56

ZULME DİRENMEKTİR HAYAT

On beşine bastı mı
dudaklannda bir türkü
elinde bayrak

kavga sokaktaki oyuna benzer artık
çocukluğu

benzemez
çocukluğa

Deniz okşayabilir mi

sanşın bir dağın
rüzgarlı saçlannı

uzanarak yelesine hayatın
tutuklayabilir mi zındanlar
onun

vuruşkan sevdasını

Açar da acının rüzganna
hüznün solgun yelkenini
ne zından karanlığı

ne zulüm
ne işkence

indiremez dudaklanndaki gülümsemenin bayrağını

57

VURUŞKAN BİR LEVENTTİR UMUT

V
Ak köpüklerle öpüşüyor
umudun yelkeniisi
Hayann bütün limanıanna
sevgiler uçuruyor martılada
ve çnpınıyor yüreği
bir martı gibi

Birden korsanlar basıyor kırhaçlı
hayın ve insafsız
Hançerliyor şişkin yelkenlerini göğsünün
hançeriliyar ne varsa sevgiden
dostluktan yana

Ve artık ak bir martı
gibi çırpınan yüreği
kinle öfkeyle bileniyor
vuruşkan bir levent kesiliyor umut

Sokulamıyor bardasına
gözü dönmüş korsanlar
dayanıyor tekne
nice fırtınaya
nice boraya

58

Il/
Artık denizin mavisine
usulca kanat değdiren
ak bir martı degildir umut
Dipten doruğa silahlı
dipten doruğa bir gerilladır
Konar savaşlann ortasına
yüriri üstüne üstüne zulmün

Kimi kez atar voltasını mahpuslarda

zulasında eskimeyen bir türkü vardır

öper aydınlığını
ve sessizce dinler
yüreğinin gümbürtüsünü

Kimi kez öyle çocuk
öyle dev ki
Bir elinde mavzer
öbüründe tutuyor yaşadığı günlerin hesabını
Nöbette gibi uyuyor şimdi
Sığdırabilecek mi
yüz bin korsan gecenin yıldızını
göz çukurlanna

59

HAİN KARANFiLLER

Göğüslerken o günlerin fırtınasım sen
Sararken dört yanını yılan dilli bir yangın
Aldın yerini türkü söyleyerek
gelincik tarlasında ölümün
Gör ki dalgalanıyar hala
hayatın güvertesinde korsan bayraklan
düşüyor sevginin mavi sulanna
kuru kafaların gölgesi
ve zulüm
uzakça bir kıyıya

demir atıyor şimdilik
60

Daha dinmiş değil fırtına
yangın sönmüş değil
sürüyor sinsi sinsi
Bu yapışkan sessizlik
yanıltmasın seni

Kanabilir delikanlı yüreğin
kavganın bu geçici durgunluğuna
sahte sevgiler
sahte gülüşler penceresinden
atılır hain karanfiller
al kokla istersen
istersen tak yüreğine
duymazsan eğer
utancın ekşimiş kokusunu

Bunca acının
bunca zulmün yoğurduğu yürek
dayanmışken korsanıann kırbaçlanna
taşırken geride bıraktığı günlerin izini
düşer mi şimdi cılız sevgilerin kucağına
düşer de
hiçleşir mi

61

YENİDEN BAŞLAMALI KOŞULAR

Çılgın bir koşucunun
boyutsuz hüzünler körleştirdi
derin ırmaklardaki sesini
Geceler gibi dost
geceler gibi düşman
neye baksan sevgiyle şimdi
Kahvermiş ellerinde
en sağlam bildiğin dal
Bu nasıl bozgun
bu nasıl yıkılmak böyle
Çiğnenmiş bir gül gibi eğik
ve solgun şimdi yüreğin

62

Güneşler doğmaya görsün
korkak böcekler gibi kaçıyarsun
kendi gölgenden
Üstelik şeytan kahkahalan patlıyor
uğulduyar kulaklannda fırtınalar
ve yorgun argın dönüyorsun
aynı yollardan
Hani yoktu sözlüğünde yıkılmak
kan kan olmuşsa bile koşu alanı
kan kan olmuşsa bile susuzlu�ndan
oysa şimdi
yaşamına tuzaklar kuruyorsun
kendi ellerinle

63

Tek ölçü yaşamaktır
üstelik hep yeni baştan kurmak gerekir
sisyph'in direncini
yeniden başlamalı koşular iyi bakımlı atlarla
unutma ki tek ölçü yaşamaktır
intihar değil
intihar
ihanetin öbür adıdır

64

BİLEMEZSİN

Dün bir rüzgar eserken
gögsümün harmanında
zamanıdır hasadın diyen sen
bugün gül mü nakışlıyorsun
acılann kararan sayfalanna
Ben ki acılardan direnç
sabırlardan öfke damıtanım
Yeşerir içimde umudun fidanı
çatıatarak kabuğunu zulmün
güneşli bir sabahtır hayat
zından duvarlan arasında bile
Bugün sen
bir harmanı hasatsız bıraktığını sanan
kaçıncı hızır paşa
bir gülün gülüşünü
bir gülün zamanı kollayışını bilmiyorsun
Bilemezsin

65

NÖBETİN BİTMEDİ DAHA

Bir avuç kum gibi gözlerinde

geride bırakhğın günlerin hüznü
oysa verdiğin rengi taşıyor
suladığın her çiçek

ve şimdi yeniden filizieniyor bak

yolcuların beklediği şafak
Yine delikanlı olmahsın

bulutlara değmeli başın
ve aşk seni sen yapan şeylerin
en başındadır.
hep diri kalmalı yüreğinde

sevgiliye sarılır gibi sanlmalısın hayata
Soluğunu iyi tutmalısın bu kez

hrmanmayı
bir şahan gibi dalmayı düşmana

,

iyi bilmelisin
Unutma ki
nöbetin bitmedi daha

66

ANLAYAMADIM

Bu ne korkusu
bir türlü anlayamıyorum
yüregimin vuruşunu

Çöküyor bir yerde

mevsimin yaşamaya kurduğu
asma köprü
Bırakıp toprağın alnndaki ıslak
beton duvarlar arasında dostlan
ve yerin üstünde ışıklı
camlarda kitaplan
çekip gitmek oradan
zulmün bir başka türlüsü

67

Çiğnenip tükürülmüş haberler
dolaşıyor hüzün sabahlannda
güvercinler konmaz olmuş çat:llara
damarianma ıslak korkular girmiş
iskelet sıntmalar ortasında
kalmışım yapayalnız
Bu nasıl korku bu nasıl
umutsuzluk anlayamadım
Direnme damanın mı kopmuş
Damarlanmda kan mı kalmamış
Kulaklanmdayken hala dostlann çığlıklan
ve üniformalara sıçrarken kanlan
bu içimdeki nasıl şey
anlayamadım

68

BİR KÜÇÜK BURJUVANIN YAŞAMI

Kapının ardmda
şövalye romanlan okur
vurulmaya görsün tokmak
kuşkunun güvercinidir yüreği

Yaşaması yaşamaya benzemez
Kurumuş dal ucunda

yeşermeyi umabilir mi yaprak
cılız bir rüzgar
köşeyi dönmüşken üstelik

Umudu umuda benzemez
Hayatı ortaklaşmak güç
hepsine sahip olmak dururken
küçülüyor elinde balzac'ın derisi
her attığı adımda her lokmasında
sarmış dünyasını bir leş kokusu

Ölümü ölüme benzemez

69



Köy Öğretmeninin Günlüğü



DENiZi ÖZLERKEN

rJ- eskipazar
(ya da masal çağım)

lsınr büyüyü çığlık
yansır masallann gizine
canavar bir ıslık
gibi yalar duvarlan
Şavkır ışıklan denizin
balıkçı cinlerin gizine
sürüngen bir gülüş olur

yalnızlığın yapışkan öpüşü

73

Sonra ilk kaldığı yerden

alır silahını giz, koşar sığa

ve çok koşulu sesleri özsuyun
usul usul devinir damarlanmda

Ağarak iç çekişlerim göğe

tutuşturur bir bir yıldızlan

en çok bekliyorum yunuslan

tutup yumuk ellerimden götürürler
umuduyla uzak denizlere

74

1/ PARASIZ YATILI DiNBAZLIK

II - hasano�lan
(ya da parasız yatıh)

Her yoksul biraz
parasız yatıhhk taşır içinde
küçük şeylerdir mutluluklan
korkarlar büyük denizlerden
Her yoksulda biraz
dinbazlık vardır
bu yüzden korkunç bencildirler
zalim ve korkaktlrlar üstelik
Korkak bir müslümamın ilkin
gizli anlamlar anyorum
kannca dualannda
ve gizli bir defter tutuyorum
ol müridliğimin hikayesidir:

75

2/ BİR MÜRİDİN GİZLİ DEFTERi

a) yargıiadım yargılanarak

Güvercin gibi ak yüreğirole girdim
eşiğinde secde ederek o kapılardan
Onlarsa çoktan gitmişlerdi
Oysa ben
hiç alışkın değilim terkediirneğe
Sonra buldum, belki bin yıl sonra
Tann nikotin kokusu gibi
sinmişti üstlerine
ve kutsal bir tapınınayla boğazlıyorlardı
kadınlann dölyatağında çocuklan

76

Ama ben doğdum, bir bayrak gibi
dalgalandım burçlannda hayatın
onlarsa yargıladılar her şe yimi
kendi doğrulannın adına
erdemini anladım artık günahiann
Yabanıl bir kedi gibi
üstümdeydi hep çıyan gözleri
Düşlerimde tutamadığım dal uçlan
bir hançer gibi sokuldu avuçlanma
günahlıydım, erdemliyim demekti bu

77

Astım iğrenç bakışlanndan onlan
tapınaklann yağ kokulu kubbelerine
sallanıp durdular belki bin yıl
ölümün çirkin sarkacı gibiydiler
hep yeniden asmak geçiyordu içimden
Onlar yoktular hiç gelmemişierdi
sevginin bereketli tarlasına
yüreğimin kumaşını dokuyorum aruk
aniann yasak tezgahlannda
Tann hiç yoktu sevgi yumaktannda
sevgi kitaplannda sevgi şarkılannda

78

b) bahar hayata doğuruyor beni
Derler ki yaşamak denilen çığlık
çıldırmasıyla yaratıldı tannmn
ve bu yüzden yılaniann
çengel dilindeki ıshk
en güzel marşı insanhğımızın
hiç düşmedi kavruk dudaklanmızdan
Çorak bir toprak gibi çatlayan
aşksız suratıann buyruğudur
ki alınyazısı diye
gelip çivilenmiş
iki kaşımızın ortasına
Hep ağladığımız yer gidilen

79

Önce tapınaklar kurulmuş
Tapınaklar için boğazlanmış
diri diri gömülmüş çocuklar
En sonunda biz gelmişiz ve tannnın
yargı saati diyorlar hangi tapınağa koşsak
Bağışlanmayan günahlar örrnüşüz başımıza
Ölümün tapınak kokulu şiirlerini okuyoruz

çünkü yaşamak en büyük günah

diyor tannsal olan ne varsa

Ve ah!

yaşamanın bir izmarit gibi koktuğunu söylüyor
oysa bahar kadar anlamlı ve güzel, biliyoruz

80

Billur sulannı akınyor bahar
sevginin pınarlanndan
Kana kana içiyorum yanan avuçlanmla
ve serpiyorum ağustoslaşan tenime

Sonra doğrulup bir yontu gibi

esenliyorum güneşi
Tannya değil bahara tapıyorum şimdi

ın

3/BİLİNCİN IŞIKLI SULARI

Sevgilerimde bile tutarsızım
bocalıyorum nurcan'la nimet arasında
çok ateşli mektuplar

çok belalar açıyor başıma

Sevdalandı mı bir kez insan
dersler işkenceleşiyor artık

ardından kaçışlar başlıyor

yalnızlığın dingin sulanna
Ders kaçağlyken yine bir gün
apansız yakalanıyorum musa okay a'
Kızınıyar nedense bu kez
disiplin misiplin lafı da etmiyor
oturuyoruz bir kayısı ağacının altına
akşama dek ilyada'yı okuyaruz
kanatlı sözler doluyar kafama
ven ben paris'i haklı buluyorum
çekilir, diyorum bütün bu belalar
güzel helene uğruna

82

Bu dostluğun ardından kıpırdıyor aynksı düşler
kitaplar bir başka dilden konuşmaya başlıyor
sonra zorluyorum kabuğu şiirlerin
öykülerin ışığında
zorluyorum ve tam delinecekken kabuk
çıkacakken gün ışığına doya doya
sürüluyoruro apansız
bir başka parasız yatıhya

Bir akşam üstü yolcu ediyor beni hasanoğlan'dan
yalnızca bir tek dost: İbrahim kaypakkaya

dilinde nazım'ın hep aym şiiri
belki on kez okuyorkayseri treni gelene dek
düşürüyor bilincin ışıklı sulanna
salkım söğütleri

83

VZAMANTI KlYlLARI

III - pazarören
(ya da ilk sürgün sarıcısı)
Zamantı ırmağının kıyısı
kaçışlanının tek sağınağı
Burda o!wyorum klasikleri
şiirlerimi burda yazıyorum
ve saklıyorum san defterlerde
çerkez kızının mektuplanyla birlikte
Yaslanıp söğüt ağaçlannın gölgesine
erciyes'i seyrediyoruro
Erciyes epey yakın
çok uzak görünüyor kimi kez
Düşler,düşler, düşler...
ah!
çocukça beIki

biliyorum
Diliense bir kez zamantı kıyılan

84

2/PARASIZ YATILI ANILARDAN

O günlerden bir anı da şu:

Tam dalmışım cebir dersindeyken
oliver twist'e
ki birden iki tokat patlıyor ensemde
neye ujlfadığımı şaşırmış sıçnyorum yerimden
Gülrnekten kınlıyor sınıf halime

ve çekip alıyor elimden kitabı hoca

iki tokat daha patıatıyor suratıma ardından
"demek tivist öğreniyorsun ha ! " diyerek

ve paramparça ederek bay dickens'm yoksullannı

85

KAVAK YELLERİ

IV - hayrabolu
(ya da l.!anımın delleııdiğidir)
Gündöndü ve bakla tarlalannd a

sevişmelerin pomakçasını öğreniyorum

o korkunç hazzını duyuyorum

toprağı doyuma kavuşturmamn

ve hala anlatılm az bir cinsel koku

buharlaşıyor göğsümün kıllanndan

amınsadıkça pomak sevgitimi

86

On sekizindeyim ve tip'i övmekten
suçlanıp sürüttiyorum
Okudukça aşık, aşık oldukça
daha çok okumaktayım bu aylar
biraz ayten biraz süeda aylan bunlar
kurutulmuş çiçek mevsimleri yani
Yıllar sonra daha iyi anlaşılıyor
o kaçak sevİşınelerin tadı
Fabrika bac�anndan
yağlı bir duman ağıyar göğe

çızıyor

İlk gençliğimin haritasını

87

1-3 NÖBETİNDEYİM

V - kabakyazı
(ya da l.ıötü çekilmiş fotoğraflar)
Postallanın kırk dört
sivil ayaklanm otuz dokuz numara
Yalmz kötü çekilmiş fotoğraflar
kalmış elimde o günlerden
Bir de 1-3 nöbetierindeki sivas ayazıyla
süeda'nın günlük mektuplan

88

1/EŞKIYALARLA DOSTLUK

VI - kelho�

(ya ı:la şeytana tapanlarla iki yıl)

On üç evlik bir yezidi köyü kelhok
bol eşkıya saklanır, bol kaçakçı
ve bir o kadar da umut
kaçak tütünden kaHavi bir sigara
söyleşinin ilk adımıdır eşkıyayla

Petrol kıvrak bir kadın gibi
devinir kasıklannda raman'ın
okşar kıraç toprağı kadife ellerle
ve bir adım ötede kelhok
katamaz emeğini yezidi olmak suçundan

Ve üstelik kasahaya inerken
tabakalannı bırakmak zorundadırlar köyde
dönüşse gün batımından öncedir
düşmernek için şafi oyununa
kan güdücünün pususuna

Ne ben ilk şiirimi gönderiyorum
biraz korkarak biraz utanarak imece'ye
bir de mektup ekliyorum
şiir aynen şöyle:/

89

2/"BEN KELHOK KÖYÜNDE ÖGRETMEN"

"Ben kelhok köyünde öğretmen

Kopup gelmişim başkent yöresinden

Irmaklar geçmişim dağlar geçmişim

En son istasyonda inmişim trenden

Sonra alıp bavulumu

Keçi yollanna tırmanmışım

Giysilerimin yarısını çakır dikenleri beğenmiş
Pabuçlanmı sevmiş yolumun sivri taşlan
Köye girmişim bir gece yarısı yorgun argın
Ertesi gün alıp bu ilk mektubu yazmışım

Ben kelhok köyünde öğretmen
On dokuzuma yeni basmışım"

90

1/YENİ DEN PARASlZ YATILI

vn - ankara
(ya da yangın yılları)
Yeniden parasız yatılılık başlarken
şiir gurbete düşüyor
O �umun do�dugu gün mitingdeyim
İki de cop yiyoruro polislerden
Satılık siyasilerin ipliği pazarda
ciğerleri beş para etmiyor üstelik
başkentin başı kıçı taçkalaşıyor
ve ben munzur kıyılanna doğru
yola çıkıyorum bir süre

91

2/M U N Z U R

Munzur gözesinde alabalık tutup
rakı içiyoruz karsh kemal'le
devrimci türküler gibi kıvrak
ve yanık öyküler diniiyoruz

köçer delikanlılanndan
Otlu peynir katıyorlar mezemize
bölüşüyoruz kekik kokulu dağlann sevincini
umuttanıyoruz kıvanıyoruz

/Ve bu ara şiir
gurbetten dönmüyorsa da
el ediyor pülümür gecelerinde
Ve pülümür gençleriyle şaraplıyoruz
zenci tepesini

92

3/PÜLÜMÜR ZENCİSİ

Gizemli tamtamlan bırakıp afrika'da
şehvetle giriyor doeanın koynuna
öpüşken dudaklanyla topluyor yıldızlan
sokuyor pülümür gençlerinin rüyalanna
Güneşle nerededir bir büyü çözülmesi mi bu
Akşam öyle uzak öyle yakın ki memeleri
sevişmek gelir insanın usuna aralıksız
delirtir dokundukça uzaklaşması
pülümür zencisinin

93

4/BİR YANGlN K İ..

Apansız parlıyor dört yandan
cehennem gibi bir yangın
Bir yanda nurhak, bir yanda
kızıldere tutuşuyor, derken
sanyor bütün yapıyı
Bir psikopat eline bir balyoz geçirip
savuruyor bütün gücüyle
kanlı manşetler tükürüyor gazeteler
Uzun bir hikayesi var bu yangının
şiiri başta, oyunu var romanı var
çok yazıldı çoğu kaldı
derler ki türkiye on yılını
bu kanlı iki üç yılda yaşadı
Ve ben bütü n dostlanmı,
bütün anılanını
bu yangı.nla sınadım
bilineimi sınadığım kadar

94

5/DEVLE ŞEN AHTAPOT

Sanyar sayısız kollanyla köyü kenti
Yokluyor okullan sokaklan fabrikalan
Kuş uçurtmuyor artık göğün özgür denizinde
Sütlenen koyun petekleşen çiçek
akıyor s ayısız kollardan iri gövdeye
Delikanlı yüreklerdeki sevgi patlayışları
kendisine sıkılan birer mermidir anlıyor bunu
ve uzatıyor en ince en sinsi kolunu
düşürüyor pususuna tek tek
Her köşebaşında delikanlı cesetler birikiyor
Bir iki beş gencin sevda gibi akışkan kanı
doyurmuyor artık bu kudurmuş canavan
fabrikalar dolusu işçinin kanını istiyor
yöneliyor alanlan dolduran kitlelere
türkiye'de, şili'de ve dünyanın dört bir yanında
iştahası yerinde devleşen ahtapotun

95

1/KÖY ÖGRETMENİNİN GÜNLÜGÜ

VIII - do�anyurt
(ya da geceleyin çcılwl sesleri)
Dillendiremem de
yaşanın ancak
bütün boyutlanyla hüznü
(hüzün değil can -
istersen sen koy adım
hüzünden, acıdan, aynlıktan
zuh.imden öte bir şey)

96

Yaşanın yüz yıllık
(değil,
belki bin yıllık)
yalnızlığını

uzak bir köyün
bulanık sulanndan başlayıp
fırtınalı ve çakal ulumalanyla
bitmezlenen gecelerine dek
Kınlır bir şeyler aralıksız
Paramparça olan

yalnız
(ben değilim)
Kınhr en sonunda kol saatimin zembereği
zaman durur
üzünçle kıvranır yüregim
Direnmeye bile zaman yoktur

(bırakılmamıştır)
yürüyen bu feodal akşamlarda

97

2/KAHVEDE

Hep öyküler dinledim
buruk, acımsı, kekremsi
Dinlerken yaşadım diyemem
öldüm
Ama ölmemiş
o bin öykünün serüvencisi
Sunuyor kendini
canlı bir bildiri gibi
kaçarak tırpanından
ölümün
oturmuş karşımdaki sandalyede
demli çaylar istiyor garsondan

98

Bol içki bir o kadar küfür ve boşvermişlik
bütün hayata

Ucuza kapatılmış

hatta bed avaya gelmişken hayat

dinler mi girdisini çıktısını

o bin serüvenden sonra
Çok öyküler dinledim
cigara dumanıyla yüklü
duvarlan taş baskısı resimlerle
süslü köy kahvelerinde
buruk, acımsı, kekremsi
Dinlerken yaşadım diyemem
öldüm

99

3/GECELEYİN KIRDA

Kuytu bir köşesindeyim arınanın
ve yorgun bedenimin altında
çıtırdıyor kuru yapraklar
Üstte kristal bir gök

ve yıldızlar
azancasına

Yalnızım

Sıkıntının yalnızlığı değil bu

Düşlerle el ele
yaşamayı dillendiren
ve yudum yudum özüroleten
bir sevgi yalnızlığı

Dinlendiriyor yüreğimi
k afa mı
bedenimi
serin okşayışlanyla doğa
Dinliyerum en güzel türküsünü

kurdun kuşun

Uçmak için
kanat araınıyorum

100


Click to View FlipBook Version