ATIKLARLA MÜCADELEM
Sayın
“Atıklarla Mücadelem”
isimli kitabımı güzel günlerde
okumanız dileğimle...
Zeynep Yazıcı
Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu 1
ATIKLARLA MÜCADELEM
ÖN SÖZ
Bu kitabı Bahçelievler Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu Yazarlık
Atölyesi’nde hazırladım.
Hazırlama sürecinde bana destek olan öğretmenlerime ve ai-
leme teşekkür ederim.
Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu 3
ATIKLARLA MÜCADELEM
Savaş yeni bitmişti. Mutlu olduğum ailem savaş sıralarında or-
manda kaybolmuştu, çok sevdiğim Köpeğim Paşa ile yalnız
ve baş başa kalmıştık. Biz ormanda yaşadığımız için pek şehre
gidemiyorduk.
Aslında bizim krallığımız, içine yemek koyduğu plastikleri geri
dönüştürmesi gerekirken, ormanın içindeki kulübemizin üstüne
döküyor. Savaşın bitiminden sonra, kıtlık zamanına geçiş yap-
tığımız için krallığımızın içine yemek koyduğu plastiklerin içinde
yemek kalmışsa o küflenmiş ve böceklenmiş yemek artıklarını
yemek zorunda kalıyorduk. Koca krallıkta niye bir çöp kutusu
bulamamışlar dersen cevabım şu olacak, orman krallığın ya-
kınlarında. Ormanın yakınında krallık olduğu için ve bilinçsiz
oldukları için çöpleri ormana atıyorlardı.
Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu 5
ATIKLARLA MÜCADELEM
Kralımızın Geveze adında bir papağanı var. Kralımıza gördüğü
olayların hepsini eksiksiz anlatıyor, tabii ki bu durum kralımızın
çok hoşuna gidiyor. Ben ise Paşa ile bu atıkları durdurmanın
bir yolunu her zaman aradım. Kulübemizin yanından geçen
bir çocuk gördüm, onun yalnız olduğunu görünce içeriye
davet ettim. Kısa sürede tanıştık ve arkadaş olduk, ismi
Ömer’di. O da benim gibi bu atıklardan kurtulmak istiyordu.
Ailesi savaşta esir alınmış ve köle yapılmıştı. Pamuk isminde de
bir kedisi vardı.
Ömer’in aklına bir fikir gelmişti. Ömer’in amcasının bir kepçesi
vardı. Atıkları toplayarak sarayın önüne koyacaktık ve yaptık-
ları hatayı anlayacaklardı. Kepçeyle çöpleri toplarken top-
rakta parlayan ışıltı gördük, ona doğru gittik ve bir de ne
görelim? Parlayan o şeyin elmas olduğunu anladık. Ömer, el-
ması alarak havaya doğru uzattı ve konuşmaya başladı.
Ömer: Ayşeee! Burada bir elmas var.
6 Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu
ATIKLARLA MÜCADELEM
Ayşe: Ne kadar da güzel parlıyor. Üzeri toprak olmuş, onu
bence hemen temizleyelim.
Elması silerken elmasın içinde bir plastik tabak ve bir cam ka-
vanoz vardı. Ömer bu iki atığın elleri ve ayakları olduğunu gö-
rünce birden dondu. Plastik tabak birden konuşarak adının
Mete olduğunu, yanındaki arkadaşının ise isminin Tuna oldu-
ğunu söyleyerek kendini tanıttı.
Mete: Merhaba çocuklar tanıştığıma memnun oldum. Doğa-
nın koruyucusu olarak ormana geldim. Sizler isimlerinizi söyle-
meyecek misiniz?
Ayşe: Benim adım Ayşe
Ömer: Benim adım ise Ömer.
Mete: Çocuklar beni bulduğunuza göre bir sebebi olmalı.
Benden orman adına bir şey isteyin Gerçekleştireyim. Ömer
ve ben ne diyeceğimizi biliyorduk. Aynı anda “Bizi bu atıklar-
dan kurtulmanın yolunu söyle.” dedik.
Mete: Bu biraz zor olsa da yapabiliriz.
Aramızda böyle konuşurken Geveze papağanın bizi dinledi-
ğini gördüm.
Ayşe: Geveze bizi dinliyor.
Mete: Ben de bunun farkındayım.
Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu 7
ATIKLARLA MÜCADELEM
Bu konuşmalarımızdan sonra, Geveze, elması alarak kaçtı.
Bunun üzerine Mete ve Tuna da gitti.
Ömer: Onları kurtarmak zorundayız. Şu an bizim onlara, onların
da bize ihtiyacı var.
Ayşe: Hemen onları bulmalıyız. Meteleri bulamazsak, kral Dün-
yanın kralı olma isteğinde bulunacak. Bu herkesin sonunu ge-
tirebilir. Atları hazırlayıp peşlerinden gidelim.Anlaştıktan sonra
Geveze’yi takip etmeye başladık. Bir labirente gelmiştik. Ge-
veze labirentte şifreyi girerek içeri girdi. İkimizde şifreyi göre-
medik. Şifreleri tahmin edemeyince labirentten robot çıktı ve
bize şöyle söyledi.
Robot: Şifreyi unuttuysanız bilmeceyi çözerek içeri girebilirsi-
niz.
8 Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu
ATIKLARLA MÜCADELEM
Bilmece şöyledir.“ Hayvanların evi, çimlerin güzelliği, meyve-
lerin tam mevsimi, neresidir burası?”
Ayşe: “Sokaktaki yeşillik alan”
Ömer: Hayır, hayvanların evi diyor. Ne olabilir, ne olabilir?
Ayşe: Orman!
Ömer: Evet! Nasıl düşünemedim?
Robot: Cevabınız doğru, gidebilirsiniz.
Labirente girdik, fakat bir sürü yol vardı. Denedik, denedik yine
denedik. Labirenti aşmıştık. İşin çoğunu koku alma yeteneği
olan Paşa ve Pamuk yapmıştı. Labirenti bitirdiğimizde karşımıza
huzurlu, tertemiz, hayvanlarla dolu bir orman çıkmıştı.
Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu 9
ATIKLARLA MÜCADELEM
Hayvanlar bile koşuyor oyun oynuyor ve eğleniyorlardı. Küçük,
görkemli bir kuğu gördük. Bu görkemli kuğunun ismi Bulut’tu.
Bu kezki maceramızda Bulut bize yardım edecekti.
Bulut: Geveze, benim eski dostumdur. Eskiden bu ormanda
yaşardı, onu çok severdim. Saraylar onun gözünü boyamış ol-
malı ki en iyi dostunu unuttu.
Ömer: Gerçekten üzücü.
Ayşe: Ben gevezenin yerinde olsaydım, dostumu şan ve şöhret
için terk etmezdim.
Bulut: Neyse, hadi tekneye atlayın.
Uzun bir yoldan sonra şırıl şırıl akan derenin yanına geldik.
Bulut: Çocuklar bu derenin arkasında mağara var, oraya git-
meliyiz.
Ayşe: Tamam o zaman, hemen yola koyulalım.
Mağaraya varmıştık. İçeride uzun bir köprü vardı. Bu mağa-
rada salkım salkım üzüm bağları; şeftali, elma, zeytin, incir
ağaçları vardı. Bu güzelliğin karşısında köprü öylesine bakım-
sızdı ki bu güzelliğin yanında sönük kalıyordu.
Bulut: Ayşe rica etsem, şu köprünün yanında bulunan kolu
çeker misin?
Ayşe: Tabi ki açarım.
10 Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu
ATIKLARLA MÜCADELEM
Kolu çektiğimde önümüze altın, elmas ve daha fazlası bulu-
nan bir köprü çıktı.
Ayşe: Ama bu köprü çok güzel ve hizmete sunulmuyor neden
acaba?
Bulut: Önceden bu köprünün daha görkemlisi vardı fakat bu-
raya gelen insanlar köprüdeki değerli taşları alarak kaçtılar.
Bu değerli taşlarda ya bir insan ya da bir anı saklanıyor.
Ömer: Peki bu insanları mücevherlerden neden çıkartmıyor-
sunuz?
Bulut: Güzel bir soru sordun. Bu mücevherlere insanları koyan
kişiler çıkartabilir.
Ayşe: Sözünü keseceğim ama Mete ve Tuna mücevherlerin-
den çıkabiliyorlar.
Bulut: Evet, üvey anneleri onlara böyle bir büyü yapmış ola-
bilir.
Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu 11
ATIKLARLA MÜCADELEM
Sohbetimiz böylece sona erdi.
Bulut: “Hanginiz karşıya geçiyorsunuz?” dedi.
Ömer: Ayşe sen git, sonuçta köprüyü sen açtın, öncelik senin-
dir.
Ayşe: Tamam teşekkür ederim arkadaşım.
Dikkatlice köprüden geçiyordum. Çünkü köprünün altında yok
olma çöplük vadisi vardı.
Bulut: Ayşe karşıya geçince oradaki şişeyi al ve getir.
Ayşe: Tamam
Hemen iksiri aldım ve Bulut’a verdim, Bulut bir anda Geveze
oldu.
12 Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu
ATIKLARLA MÜCADELEM
Geveze: Ha, ha! Bu orman kralımızındır. Fakat yaptığı büyü yü-
zünden, insanlar bu mağaranın içine giremediler. Benim de
buraya girmem yasaktı, kuğu arkadaşınız sizi girişte arıyor yani
labirentin bitiminde. Sizlere öyle bir büyü döktüm ki siz onu, o
da sizi göremedi. Ayşe size minnettarım farkında olmadan işimi
kolaylaştırdınız. Kralımız buraya beni o iksiri almam için gön-
derdi. O iksir sayesinde dünyayı ele geçirecek.
Ayşe: Ama bu olamaz inanamıyorum. Ömer iksiri bize ver! Bizi
kandırıyorsun, biz onu krala içireceğiz ve bu sayede onu ikna
edeceğiz.
Geveze: Siz ancak kendi dediklerinize inanın ben gidiyorum
kralım beni bekliyor.
Ayşe: Nasıl da kandırdı bizi, nasıl oldu da güvendik?
Geveze uçup giderken arkasından öylece bakakaldık. Biz de
yola koyulduk, gerçekten nasıl olmuştu ? Hala hayretteydik!
Çok yorulmuştuk, yürümekten ayaklarımız şişmişti, kuğu bizi ya-
kınlarda arıyordu.
Ayşe: Kuğu biz buradayız!
Ömer: Aynı anda bağıralım, seni duymadı. Kuğu Kuğu…!
Kuğu: Sizleri gördüm çocuklar geliyorum, orada durun bir
adım daha atarsanız çukura düşersiniz. İnsanlar o çukuru gö-
remez sadece biz hayvanlar görebiliyoruz, geliyorum yanı-
nıza, anlatacağım.
Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu 13
ATIKLARLA MÜCADELEM
Kuğu: Çocuklar sizleri çok aradım nerelerdeydiniz?
Her şeyi kuğuya bir bir anlattık, o da bizim gibi çok şaşırdı.
Ayşe: Kuğu şu bizim göremediğimiz çukur da neyin nesi olu-
yor?
Kuğu: O çukur kralımızın madeni, çukur diye adlandırdığıma
bakmayın. İçerisinde bir hazine var, gözü doymak bilmez kral,
savaş açtığı ülkelerin hazinelerini burada biriktiriyor ve o ülkeyi
çöplük haline getiriyor.
Ayşe: Bu kral çok tehlikeli. Bulut, krala iksiri vermeden ona ula-
şalım, onu içerse artık durdurmamız mümkün olamaz.
Kuğu: O zaman hemen yola çıkalım. Ben size tekneye kadar
eşlik edebilirim. Buradan çıkmam yasak, iş tamamen size ka-
lıyor artık.
Yola koyulduk ve tekneye vardık. Bulutla vedalaşarak krallığa
varmıştık. Sarayın kapısının aralık olduğu bir yerden içeri girdik.
Tabii bu kolay olmamıştı. Fakat artık çok geçti kral o iksiri çok-
tan içmişti. Bundan sonra köle olup çöpler ve atıklar içerisinde
kirli bir dünyada mı yaşayacaktık acaba? Bu sorular beynimi
yoruyor beni çok üzüyordu. Hemen Bulut ‘un yanına gittik.
Ayşe: Bulut artık çok geç. Kral o iksiri içti.
Arkamdan telaş içinde, Ömer konuşmaya başladı,
Ömer: Bulut ne yapacağız? Ben hayatım boyunca köle olmak
istemiyorum!
14 Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu
ATIKLARLA MÜCADELEM
Kuğu: Bir çaremiz var. Kabullenmeniz zor olabilir ama…
Ömer, Bulut’un sözünü keserek,
Ömer: Çare de ne?
Kuğu: Yer altında yaşayabiliriz.
Kemal ben oraya asla gitmem.
Bir süre sonra mecburen kabul ettik. Fakat ettiğimize pişman
olmuştuk. Yer altı ne kadar da pismiş. Piller, poşetler, kâğıtlar,
peçeteler ve daha fazlası vardı. Demek ki biz insanlar bilme-
den dünyayı ne kadar da pisletiyormuşuz?
Bulut: Siz dinlenin yarın bir çaresini buluruz, siz uyuyun.
Kuğu: Ben gidip yer altının sahibi köstebekten burada biraz
dinlenmek için izin alayım. Siz de gidip hayvanlara kralın iksiri
içtiğini söyleyin.
Ömer: Tamam, hemen gidiyoruz.
Ayşe: Ben doğuya gideyim, sen ise batıya git. Zaten kuzeyde
kimse yok galiba, güneyde ise labirent bulunuyor.
Ömer: O zaman burada buluşuruz.
Hemen hayvanların yanına gittim. Bütün hayvanlara kralın iksiri
içtiğini söyledim. Geri gelirken ormandaki ağacın üzerine yeni
takılmış bir tabelayı fark ettim. Üzerinde şöyle yazıyordu.” Bu
Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu 15
ATIKLARLA MÜCADELEM
orman yakında şehir olacak. Ömer’i buldum ve yanına gittim.
Ayşe: Ömerrr…
Ömer: Her ne diyeceksen biliyorum. Burası yakında şehir ola-
cak.
Ayşe: Evet, artık sorunlara bir çözüm bulmalıyız.
Birden bir ses işittik. Bu ses kuğuya aitti.
Kuğu: Arkadaşlar koşun! Kralın hizmetçileri geliyor.
Ayşe: Hemen geliyoruz.
Kuğunun yanına gittik, yani yer altına. İnsanların attığı çöpler
16 Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu
ATIKLARLA MÜCADELEM
ve atıklar toprağa karışmıştı.
Köstebek: Yer altı dünyama hoş geldiniz çocuklar.
Ayşe: Hoş bulduk köstebek. İşlerimizi yoluna koyana kadar, bizi
yer altı dünyanda misafir eder misin?
Köstebek: İstediğiniz kadar kalabilirsiniz. Siz biraz uyuyup din-
lenin. Ben işleri kuğuyla hallederim.
Ömer: Tamam. Teşekkür ederiz.
Daha sonraki günlerde ormanda evler, dükkânlar dolup taş-
mıştı. İnsanlar ormanı adeta istila edip çöpleri ve atıkları ile
yaşanılmaz bir hale getirmişti.
Ayşe: Ömer, Mete ve arkadaşı için bir çözüm yolu buldum.
Öncelikle elmasın bulunduğu odaya giderek Mete ve arka-
daşını alacağız. Mete kralın yaptığı büyüleri çözebilir.
Ömer: O zaman gün batımında yola koyulalım.
Gün batımında, birlikte yola çıktık. Saraya gizlice girdik ki mu-
hafızlar ve insanlar bizi fark etmesin. Geveze, sarayın camın-
dan dışarıya bakıyordu.
Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu 17
ATIKLARLA MÜCADELEM
Ömer: (sessizce) Planda birini unutmuşsun galiba.
Ayşe: Ne yazık ki, fakat bizim işimize odaklanmamız gerekiyor.
üç dediğimde içeri girelim. Bir, iki, üç koş! Dememle birlikte
kendimizi kapıda bulduk. İçeri girdik, çok fazla oda vardı.
Odalara tek tek bakıp elması aradık, sonunda elması bulduk.
Elmas, kırmızı taşlı bir yastığın üstüne koyulmuş, yastık ise oda-
nın en sonunda bulunun masanın üzerine koyulmuştu.
Ayşe: Ben gidip elması alıp geleyim, sen koridorda nöbet tut.
Ömer: Birileri geliyor! Çabuk ol Ayşe.
Ayşe: Çabuk içeri gir, kapının arkasına sinelim.
Kral ve başyardımcısı fısır fısır konuşuyorlardı. Onlar gittikten
18 Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu
ATIKLARLA MÜCADELEM
sonra hızlıca odadan çıktık. Saraydan çıkmak bir hayli zor ol-
muştu, ama bunu başarmıştık. Sonunda yer altı şehrine var-
mıştık.
Ayşe: Kuğu, kralın yaptığı büyüyü nasıl bozacağız?
Kuğu: Elması aldıysanız Mete ve arkadaşını uyandıralım.
Elmastan Mete ve Tuna’yı çıkarmıştık.
Ömer: Bildiğiniz üzere kral dünyayı ele geçirip yaşanmaz bir
hale getirecek.
Mete: Meraklanmayın çocuklar, akşamüzeri bir iksir hazırlaya-
cağım ve kral hafızasını kaybedecek.
Tuna: Bu çok güzel bir fikir, hafızasını kaybederse yaptığı ve
yapacağı büyüleri de unutur, insanları etkisi altına alamaz,
hatta kendisinin kim olduğunu bile bilemez belki de onu eği-
terek ormanı seven ,doğayı koruyan, hayvanlara zarar ver-
meyen bir insan olarak yetiştirebiliriz.
Ömer: En sevdiği meyve suyuna iksiri katalım.
Akşamüzeri Mete iksiri hazırladı. Daha sonrasında iş yine başa
düşüyordu. Ömer ve ben gece herkes uyuduğunda saraya
gittik. Kralın o gösterişli odasına girdik. Kral ve Geveze horul
horul uyuyordu baş ucundaki meyve suyuna iksiri döktük.
Ömer ile kralın yatağının altına saklandık ve beklemeye ko-
yulduk. Biz de oracıkta uyuya kalmıştık. Sabaha karşı kral
uyanmış ve sarayda yaygara çıkmıştı. Çünkü biz uyurken kral
Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu 19
ATIKLARLA MÜCADELEM
çok susamış ve baş ucundaki meyve suyunu içmişti, kendisi
dahi hiç kimseyi hatırlamıyordu. Biz ise oradan gizlice uzak-
laştık ve yer altına geldik.
Ömer: Kral hafızasını kaybettiği için kurallara göre görevi ba-
basından oğluna geçmişti. Yeni kralın iyi bir insan olduğunu
duydum. Belki ona temiz bir dünya için sorunlarımızı anlatıp
yardım isteyebiliriz. Ömer’in dediğini yaptık ve yeni krala so-
runlarımızı anlattık. Bizim için atıkları toplattı ve çocuklar için
fidan dikme etkinlikleri düzenledi.
Bize gelince, Kral bizim için bir tören düzenledi, bu bizi çok
gururlandırdı, bize madalya taktı. Orada bulunan herkese
temiz bir dünya için yapmış olduğum mücadeleyi ve çabayı
anlattım. Köpeğim Paşa ve Ömer’in kedisi artık cankurtaran
hayvanı olmuştu. Biz ise onları istediğimizde görebiliyorduk.
Şaşıracaksınız ama Geveze, benim kuşum olmuştu. Tabi bu
arada, bir günlük tutmaya başladım. Şu ana kadar yaşadığım
her şeyi günlüğe yazdım; günler, yıllar geçse bile bu günlük
20 Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu
ATIKLARLA MÜCADELEM
birilerinin eline geçecek ve doğa adına yapmış olduğumuz
çabayı örnek alacaklardı. Mete ve Tuna’nın üzerindeki büyü-
nün etkisi kalkmıştı. Mete yeni kralımızın kardeşi olarak önemli
yerlerde görev aldı. Tuna ise hizmetçi olarak hayatını sürdürdü
fakat gururlu idi. Çocuklar sayesinde çöp dünyasına benze-
yen dünya, temiz ve yaşanılır bir dünya olmuştu.
Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu 21
ATIKLARLA MÜCADELEM
22 Yenibosna Doğu Sanayi İlkokulu