ÜÇ YABAN KAZI
Hayvanları koruma gününde öğretmeninin okuduğu bir yazı Semih’in dikkatini
çekti. Sanki dondu kaldı. Sinirlendi. Hatta ağlayacak gibi oldu. Yazıyı öğret-
meninden istedi. Defalarca okudu. Gözlerinden birkaç damla yaş akmasına
engel olamadı. Okuldan eve dönerken de çok üzgündü.
Semih’in babası, avcılığıyla ünlüydü. Zavallı hayvanlar onun kurşunlarından kur-
tulamazdı. Cansız bir şekilde eve getirdiği yaban kazları, tavşanlar, kuşlar Semih’i her
zaman çok üzerdi. Fakat bugün duyduğu şeyler onu fazlasıyla üzmüştü.
Babasına defalarca yalvardığı halde , babası :
- Oğlum ne yapayım. Alışmışım işte. Avlanmadan duramıyorum. Yalnız bak,
ben sadece av zamanı avlanırım. Yasak olduğu zamanlarda asla avlanmıyorum.
Bunu sen de biliyorsun değil mi ? Diye suçunu hafifletmeye çalışır kendini savunurdu.
Semih’in okuldan eve üzgün döndüğü o gün babası üç tane yaban kazı vur-
muştu. Zavallı yaban kazları yerde cansız yatıyorlardı. Biri oldukça zayıftı.
Mevsim değişmeye başladığından çevrede yaban kazları azalmıştı. Son kazlar
da göç ediyorlardı. Bu üç tane kazın neden geride kaldığını Semih bugün öğren-
mişti. Onları görür görmez ağlamaya başladı. Babası, onun her zamanki gibi
hayvanlara acıdığı için ağladığını zannetti. Onu teselli etmeye çalıştı. Semih
ağlamayı bıraktı. Babasına kızgın kızgın bakarak :
- Baba sana bir yazı okuyacağım. Ne diyeceksin bakalım? Hem de şu üç
yaban kazı ile ilgili. Babası merak içinde Semih’e bakakaldı. Semih yazıyı
okumaya başladı:
- Yaban kazları göç zamanı geldiğinde içlerinde yaralı ve hasta olan kazlar
varsa onu geride bırakırlar. Yanına iki tane de koruyucu bırakırlar. Eğer o kaz
iyileşirse birlikte diğer kazlara karışarak göç ederler. Eğer o kaz ölürse diğer iki
kazın görevleri bittiğinden onlar da göç eden başka kazlara karışarak göçe
devam ederler. İlk acıyan ses , Semih’in annesinden geldi:
- Hasan sen ne yaptın? Şu zayıf olan kaz demek o hasta olan kazmış. Şunlar
da onun koruyucusuymuş. Arkadaşları için onlar, senin kurşunlarınla öldüler.
Canlarım benim!
- Vay canına ! İnanın ilk defa böyle bir şey duyuyorum! Bunu bilsem hiç bun-
ları vurur muydum? Yazıklar olsun bana ! İşte size söz veriyorum. Bundan sonra av
yok. Tüfeğimi duvara asacağım ve bundan sonra hiçbir hayvanı vurmayacağım.
1
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1- Semih’in babası kendini nasıl affettirmeye çalıştı?
…………………………………………………………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………………………
2- Semih niçin ağlamaya başladı?
…………………………………………………………………………………………………………………
3- Yaban kazları göç zamanı, yaralı ve hasta olanlar için ne yapıyorlarmış?
…………………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki soruların cevaplarını bulmacaya yerleştirerek şifreyi bulunuz ?
1- Semih’in babası ne ile ünlüymüş? 1
2- Yaban kazları ne zaman göç etmeye başlamışlar?
3- Yaban kazlarından biri nasılmış? 7
4- Semih niçin üzülüyordu?
5- Semih’in babası tüfeğini nereye asacağını söylüyor?
6- Semih yazıyı okuyunca ilk acıyan ses kimden geliyor?
3
4
5 8 2 12 9 6
3
11 6
ŞİFRE 1
2 4 10
1 2 3 4 2 5 62 8 7 5 5
3 2 9 2 10 2
1 2 11 11 7
4 2 8 12 7 8
2
KUŞLAR GİTSİN !
Ormandaki kurt, tilki, sırtlan, leopar kral aslanın huzuruna çıkmışlar:
- Efendim, biz bütün kuşların ormandan gitmesini istiyoruz, demişler. Aslan:
- Neden? Ne oldu ki? Kuşlar bu ormandaki en zararsız hayvanlardır
Ayrıca o güzel şarkılarıyla ormanımıza neşe katıyorlar, demiş.
- İşte! Demiş hayvanlar. Biz de kuşların ötüşlerinden şikayetçiyiz. Güneş
doğarken ötmeye başlıyorlar güneş batıncaya kadar hiç susmadan ötüyorlar.
Bizler avlanırken hem dikkatimizi dağıtıyorlar hem de avlarımız onların yüzün-
den kaçıyor. Böyle giderse hepimiz açlıktan öleceğiz. Ya bu ormandan gitsin-
ler ya da hiç ötmesinler, demişler.
Bu kadar baskı karşısında kral aslan, kuşlarla konuşmuş. Kuşların hepsi de
ötmeden duramayacaklarını söylemişler. Bunun üzerine ormandan gitmelerine
karar verilmiş. Biri dışında kuşlar istemeyerek de olsa ormandan gözyaşları
içinde ayrılmışlar. O tek kuş da yumurtalarından yavrularının çıkmasını bekley-
en bülbülmüş.
Kuşlar gittikten sonra bütün ormanı bir sessizlik kaplamış. Bu sessizlik şika-
yetçi hayvanları önceleri sevindirmiş. Fakat gün geçtikçe sessizlikten sıkılmaya
başlamışlar. Kuşların o neşeli ötüşlerini özlemeye başlamışlar. Kuşların ötüşleri
ile neşelendikleri günler gelmiş akıllarına. Kuşlar olmadan mutlu olamayacak-
larını anlamışlar. Yaptıkları hatayı anlamışlar. Kral aslanın huzuruna tekrar
çıkmışlar:
- Efendim biz, kuşlar gidince mutlu olacağımızı zannettik. Oysa kuşları
olmayan bir ormanda yaşamayacağımızı kısa zamanda anladık. Anladık ki
kuşların ötüşleri ormanımızın neşesiymiş. Bu sessizlik çekilir gibi değil. Efendim
lütfen kuşları tekrar ormanımıza çağıralım, demişler. Bunları duyan bülbül yu-
murtadan çıkan yavrularına yem getirmeyi bile bırakmış:
- Efendim onları bulurum. Ne de olsa ben de bir kuşum. Gittikleri yeri kısa
zamanda öğrenir ve onları çağırdığınızı söylerim, demiş.
Yavrularını ormandakilere emanet edip yollara düşmüş. Kuş olması
sayesinde uzaklara kısa zamanda gitmiş. Ormandan tanıdığı kuşların sesini
duymuş. Hemen ormana girmiş. Kuşlara müjdeli haberi vermiş. Kalbi kırık
kuşlar, bu habere çok sevinmişler. Hep birlikte eski ormanlarına dönmüşler.
Onların dönüşlerini tüm orman halkı sevinçle karşılamış. Kuşlardan özür
dilemişler. Kuşların güzel ötüşleri ile orman yine eski neşesine kavuşmuş. Or-
manın tüm neşesi, kuşların gelişiyle yeniden geri gelmiş.
3
1 DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Hayvanlar kuşların ormandan gitmelerini niçin istiyorlar?
…………………………………………………………………………………………………………
2 Ormandan gitmeleri istenen kuşlara hangi seçenekler sunuluyor?
…………………………………………………………………………………………………………
3 Kuşlar gittikten sonra ormandaki hayvanlar neyi anlamışlar?
…………………………………………………………………………………………………………
4 Bülbül kuşları nasıl bulmuş?
…………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU-YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1 ( ) Ormandaki hayvanlar kuşların ormandan gitmelerini istemişler.
2 ( ) Aslan hayvanların teklifini hemen kabul etmiş
3 ( ) Ormanda sadece bülbül kalmış.
4 ( ) Ormandaki sessizlik hayvanları önce sevindirmiş.
5 ( ) Bülbül, müjdeli haberi vermeye gittiğinde yavruları henüz yumurtadan
çıkmamıştı.
Hikayede geçen kelimeleri eş anlamlarıyla eşleştiriniz.
özlemek neşe hata çağrı kalp halk yaşam
yürek yanlış hasret sevinç Davet hayat millet
Hikayede geçen zıt anlamlı kelimeleri zıt anlamlarıyla eşleştiriniz.
Güzel doğmak neşe kısa dönüş bulmak geri dolu
uzun ileri çirkin kaybetmek üzüntü batmak gidiş boş
4
YAPMAYACAĞIM !
Öğretmen, ‘’Çocuklar, iyi birer insan olarak yetişmek istiyorsak hangi
yanlış davranışları yapmayacağım! ’’diye bir liste hazırlayalım, dedi.
Öğrenciler bu öneriye sevinçle katıldılar. Öğretmen :
- Şimdi, sınıfça ‘’Yapmayacağım!’’ listesini hazırlayalım.Haydi
başlıyoruz. Dedi.
Öğrenciler, akıllarına geleni söylemeye başladılar. Tahtada, aşağıdaki
gibi bir liste çıktı:
a- Terliyken soğuk su içmeyeceğim!
b- Sorumluluklarımı aksatmayacağım!
c- Kesici ve yanıcı, patlayıcı aletlerle, maddelerle oynamayacağım!
d- Dişlerimi düzenli fırçalayacağım!
e- Odamı toplamayı kimseye bırakmayacağım!
f- Hiç kimseye kaba davranmayacağım!
g- Başta kendim de olmak üzere herkesin saygı görme hakkı
olduğunu unutmayacağım!
h- Ailemden izinsiz hiçbir yere gitmeyeceğim!
I- Kötü çocuklarla arkadaşlık etmeyeceğim!
i- Bazı tekliflere asla ‘’Evet!’’ demeyeceğim.
j- Ülkemiz için değerli olan hiçbir şeye saygısızlık yapmayacağım!
k- Annemi ve babamı yanlış davranışlarla üzmeyeceğim!
l- Ev adresimizi, telefon numaramızı yabancılarla paylaşmayacağım!
m- Ders sırasında başka şeylerle ilgilenmeyeceğim!
n- Günlük harçlığımın tamamını harcamayacağım!
Tahtaya yazılanlar üstüne konuşulurken bunların çok, daha çok
uzatılabileceği belirtildi. ‘’Yapmayacağım!’’ denilen yanlış davranışların
yapılmaması sonucu, çocukların hem ülkemiz için hem de aileleri için gurur
duyacakları iyi birer insan olarak yetişebileceği belirtildi. Öğretmen bu
listeye, isteyenlerin evde devam edebileceklerini söyledi. Bakalım yarın bu
listeye neler eklenecek?
5
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
1 Metne göre iyi bir insan olarak yetişmek için nelerin listesi hazırlanıyor?
…………………………………………………………………………………………………………
2 Sağlıkla ilgili, hangi yanlış davranışlar yapılmayacakmış?
…………………………………………………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………………
3 Ülkemiz için hangi davranışlarda bulunulmayacağı belirtiliyor?
…………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri DOĞRU- YANLIŞ şeklinde işaretleyiniz.
1 ( ) Yanlış davranışları yapmamak iyi bir insan olmak için gereklidir.
2 ( ) Sadece kendimin saygı görme hakkı olduğunu unutmayacağım.
3 ( ) Kendimizle ilgili bilgileri herkesle paylaşabilirim.
4 ( ) Listede, tasarrufla ilgili bir madde yoktur.
5 ( ) “ Yapmayacağım! ’ sözü ile yanlış davranışların terkedilmesi anlaşılıyor.
Aşağıdaki test sorularını metne göre cevaplayınız.
1- İlk madde neyle ilgilidir?
A) Sorumlukla B) Sağlıkla C) Arkadaşlıkla
2- Listede hangi konu ile ilgili bir madde yoktur?
A) Ailede iş bölümü B) Saygılı olma C) Beslenme
3- Listede ‘’Yanlış davranışlarla üzmeyeceğim!’’ maddesi kimlerle ilgilidir?
A) Aile B) Arkadaşlar C) Öğretmen
4- Aşağıdaki hangi görsel listede geçmiyor?
A) B) C)
OKUL
5- Listeye göre neye saygısızlık yapılmayacağı belirtiliyor?
A) Bayrağımıza B) Komşumuza C) Arkadaşımıza
www.sahinhocam.com 6 Akgün Akçit
z
zz
z
z
KOVAN BEKÇİLİĞİ BANA UYGUN
Kraliçe arı karşısındaki minik arıya şöyle diyordu:
- Bak küçük arıcık. Seninle birlikte yumurtadan çıkan diğer minik arılar hemen
işe başladılar. Kovanın temizliği, çiçek tozu toplama, petekleri örme, diğer yavru-
ların bakımı, kovan bekçiliği gibi işlerde gönüllü olarak çalışmaya başladılar.
Oysa sen hiçbir iş yapmadan yan gelip yatıyorsun. Bu arada kovandaki arıların
bin bir emekle yaptığı balları yiyorsun. Burada güvendesin de. Buna izin
veremeyiz. Hemen kararını ver. Sen de kovandaki bir işin ucundan mutlaka
tutmalısın. Sorumluluk alman gerekiyor, dedi. Minik arı önce çiçek tozu toplama
işine başladı. Çok yorucu olduğu için kovan temizliği yaptı. Hemen sıkıldı. Petek
örme işi de zahmetliydi kovana su taşıma işini hiç sevmedi. Yavruların bakımı da
sabır gerektiriyordu. Sonunda :
- Ben hiçbir iş yapmak istemiyorum, dedi.
- Öyleyse kovandan gitmen gerekiyor. Burada her arı çalışmak zorundadır.
Başkalarının sırtından geçinmeye hakkın yok. Dedi, kraliçe arı.
Kovandan kovulan minik arı kırlara doğru uçmaya başladı. Çok mutluydu.
Hiçbir iş yapmak zorunda değildi. ‘’ İşte özgürlük bu !’’ diyordu. Fakat güneş bat-
maya başlayınca biraz korkmaya başladı. Birden yarasaların havada uçuşan
böcekleri avladığın gördü. Kendisi de bir böcekti. Hemen kuytu bir yere
saklandı. Sabaha kadar oradan çıkamadı. Sabah olunca acıktığını fark etti. Biraz
su içti. Fakat açlığı yatışmadı. Birden kovandaki ballar aklına geldi. Ağzı sulandı.
Ayrıca arkadaşı olmadan da kırların tadı yoktu. Akşamı zar zor etti. Yine bir
kuytuya saklandı. Geceyi korku içinde geçirdi. Sabah olunca doğru kovana uçtu.
Kraliçe arıya :
- Yaptıklarımdan çok pişmanım. Kovanın dışında hayatın ne kadar zor olduğunu
öğrendim. Tehlikeler, açlık ve yalnızlık çok zor şeylermiş. Bunlarla tek başıma baş
etmem imkansız. Ne olur beni kovana alın, diye yalvardı.
Kraliçe arı, minik arıya hangi işi yapacağını sordu:
- Kovan bekçiliğini yapmak istiyorum, dedi minik arı. Önce ballarla karnını do-
yurdu. Kovanda güvendeydi artık. Böylece tek başına yaşamayacağını hayatta
kalabilmek için de mutlaka bir iş yapması gerektiğini deneyerek öğrenmiş oldu.
7 Akgün Akçit
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1 Kraliçe arı, minik arıya kovanda yapabileceği işlerden kaç tanesini sayıyor?
…………………………………………………………………………………………………………………
2 Minik arı ilk önce hangi işe başlıyor?
…………………………………………………………………………………………………………………
3 Minik arının hiç sevmediği iş hangisidir?
…………………………………………………………………………………………………………………
4 Kovan dışındaki minik arı, akşam olunca neden bir kuytuya saklandı?
…………………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU - YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1 ( ) Kovan temizliği, çiçek tozu toplama gibi işler kovandaki işlerden bazılarıydı.
2 ( )Petek örme işinin çok sıkıcı olduğunu söyledi.
3 ( )Minik arının ballar aklına geldiğinde kovan dışındaydı.
4 ( )Minik arı üçüncü gün kovana geri döndü
5 ( )Minik arı kovan bekçiliği yapmaya başladı.
Aşağıya metinle ilgili hikaye unsurlarını yazınız.
OLAY HİKAYE ZAMAN
KİŞİLER YER
Mink arının kovanda yaptığı işleri ve bu işlerden vazgeçme nedenlerini
eşleştiriniz.
a Yavruların bakımı Çok yorucu, dedi
b Çiçek tozu toplama Hemen sıkıldı.
c Petek örme Bu işi hiç sevmedi
Bu işin sabır gerektiriyor, dedi
d Kovana su taşıma Çok zahmetli, dedi
e Kovan bekçiliği
8 Akgün Akçit
DÜNYAYI TEMİZLEYELİM
Gelin çocuklar, dünyayı temizleyelim.
Faraş alın, süpürge alın elinize,
Önce görünen kirlerden başlayalım.
Naylonlardan, poşetlerden, petlerden,
Kurtaralım caddeleri, sokakları, parkları.
İşimiz daha bitmedi çocuklar
Deterjanlardan, ilaçlardan, pillerden
Kurtaralım denizleri, gölleri, ırmakları
Havayı, suyu, toprağı,
Zehir soluyup, zehir içmeyelim.
Gelin çocuklar, görünen kirlerden
Daha da kötüsü olan,
Savaşlardan, kavgalardan da
Temizleyelim dünyamızı.
Gelin çocuklar şimdi de
İçimizi temizleyelim.
İçimizdeki kıskançlığı,
Öfkeyi, kini, duyarsızlığı,
Sevgisizliği, vefasızlığı,
Tüm kötülüklerden temizleyelim içimizi
Bir kara deliğe, sonsuza kadar gönderelim.
Dünya ve üzerinde her ne varsa
Temiz, tertemiz kalsın
Hava, su, toprak
Deniz, ırmak, göl ve biz insanlar…
9 Akgün Akçit
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki cümleleri şiire göre DOĞRU – YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1- ( ) Dünyayı temizlemeye önce görünen kirlerden başlanmalıdır.
2- ( ) Şiire göre sokakları, caddeleri kirletenler kağıtlardır.
3- ( ) Havayı, suyu, toprağı zehirleyenler deterjanlar, ilaçlar ve pillerdir.
4- ( ) İnsanın içindeki kötülükler, kavgalar ve savaşlardır.
5- ( ) Tüm kötülükler kara deliğe gönderilmelidir.
1- Şiire göre temizlenmesi gereken yer neresidir ?
2- Önce hangi kirler temizlenmeli ?
3- “ Havayı, suyu ........ ” boşluğa hangi sözcük geliyor ?
4- Görünen kirlerden daha da kötü olan........ kavgalardan da
temizlenmeli dünya
5- Şimdi de ............ temizleyelim.
6- “ Sevgisizliği,..............“
7- Temiz temiz kalsın ......... , su, toprak
7
3 4
6 1
2 Akgün Akçit
5
10
YALAN SİZE YAKIŞMAZ !
Sevgili çocuklar, yarınlarımızı emanet edeceğimiz yarının büyükleri
olan sevimli çocuklar. Bazı kötü davranışlar var ki eğer onlara küçük
yaşlarda alışırsanız, bir daha yakanızı kurtarmanız çok zor olur. Çünkü bu
kötü davranış sizde bir alışkanlık haline gelir.
- İnsanların size olan güveni büyük ölçüde azalır.
- Sizi sevenleri hayal kırıklığına uğratırsınız, utandırırsınız.
- Doğru söylememekle kendinizi kurtardığınızı sanıyorsanız, al-
danırsınız.
- Doğrular ortaya çıkınca duyacağınız utancı hiç bilmiyorsunuz.
- Aldatıcı sözleriniz yüzünden kimse, sizin artık doğru söylediğinize inanmaz.
- Aldatıcı sözleriniz, suçsuz insanları yaralar.
- Adınız çıkar dokuza, inmez sekize. ( Yani sizi hep aynı şeyleri
yapacak biri olarak görürler. )
- Aldatıcı söz, söylemeye alıştıktan sonra, sizde daha da tehlikeli
kötülükler başlar.
- Köylüleri aldatan çoban hikayesinde olduğu gibi, doğru söyleseniz
bile artık kimseyi inandıramazsınız. Koyunlarınızı kurtlar parçalar.
- Hiçbir aldatıcı söz sonsuza kadar saklanamaz. Çünkü doğrular bir
gün ortaya çıkar. Bir atasözümüz ‘’ Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.’’
der.
Evet gördüğünüz gibi aldatıcı söz söyleyen insanların başına yukarıda
yazılanlar gelir. Bu kadarla kalsa iyi. Saygınlığınız azalır. Adeta toplumdan
dışlanırsınız. Değeriniz düşünemeyeceğiniz kadar düşer. Aileniz ve sizi
sevenler de insanlardan ne kadar utanırlar bilemezsiniz. Bütün bunlara
sebep olan da o aldatıcı sözlerinizdir.
Siz siz olun aldatıcı söz söylemeye hiçbir zaman yeltenmeyin. Doğru
dosdoğru olun. Yüzünüz her zaman ak olsun. Yalanla işiniz hiç olmasın.
11 Akgün Akçit
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1- Yalanın sözlük anlamı nedir?
…………………………………………………………………………………………………………
2- Metne göre, doğrular ortaya çıkınca neler olurmuş?
………………………………………………………………………………………………………....
3- Aldatıcı sözü söyleme alışkanlığından sonra neler olurmuş?
………………………………………………………………………………………………………....
4- Metnin sonunda nasıl bir öğüt veriliyor?
…………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU - YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1- ( ) Aldatıcı söz söylerseniz sevenleriniz hayal kırıklığına uğrar.
2- ( ) Yalan alışkanlığının anlamı bile insanı mutlu ediyor.
3- ( ) Doğruyu söylememekle kendinizi kurtaramazsınız.
4- ( ) Adınız inerse sekize, çıkmaz dokuza.
5- ( ) Hiçbir aldatıcı söz sonsuza kadar saklanamaz.
Aşağıdaki cevapları verilmiş cümlelerin sorularını metne göre yazınız.
1-………………………………………………………………………………………………………
Küçük yaşlarda alışılırsa kötü davranışlardan kurtulmak zor olur.
2-……………………………………………………………………………………………………..
Doğru olmayan, aldatıcı söz
3-…………………………………………………………………………………………………….
Aldatıcı sözü söyleyince ilk olarak söylenen insanların size olan güveni
büyük ölçüde azalır.
4-……………………………………………………………………………………………………..
Aldatıcı söz söylemeye başladıktan sonra daha başka kötülükler başlar.
5-……………………………………………………………………………………………………..
Aldatıcı söz söyleyince toplumdan dışlanırız. Saygınlığımız düşer.
www.sahinhocam.com 12 Akgün Akçit
YENİ BİSİKLET YOK!
Sitenin bahçesinde özellikle çocukların bisikletlerini koyabilmeleri için
ayrılan yerden iniltiler geliyordu. Kendileri için yapılan bisiklet koyma
düzenindeki bisikletlerden olan kırmızı bisiklet, merak içinde sordu’’ Ne oldu
beyaz bisiklet? Neden inliyorsun?’’ Sarı bisiklet söze karıştı’’Ne olacak ? İrem
bu zavallıyı o kadar hor kullanıyor ki, hangimiz olsak aynı şekilde inleriz.
Beyaz bisiklet kendisi ve İrem hakkında konuşulanlara kulak kabarttı.
Sonra:
- Haklısınız arkadaşlar. Demek siz de farkındasınız. Sizi kullanan çocuk-
lar sizi nazikçe kullanıyorlar. Fakat İrem beni acımasızca kullanıyor. Yere
atıyor sürüklüyor. Ne oldu İrem’e bilmiyorum. Halbuki geçen yıl böyle
değildi. Konuşulanları dinleyen yeşil bisiklet daha fazla dayanamadı.’’ Ben
biliyorum İrem’e ne olduğunu. Neden böyle yaptığını da biliyorum. Benim
sahibim Eda ile konuşurlarken duydum, kendisine yeni bisiklet alınması için
böyle yapıyormuş.”
Bütün bisikletler İrem’in bu kadar kötü olabileceğine inanmak istemediler.
Fakat gerçek ortadaydı. İrem bilerek bisikletini çok hor kullanıyordu.
Ayrıca bu olanlar bütün bisikletleri üzdü ve korkuttu. Korkmaları doğal.
Çünkü önümüzdeki yıl hepsi de sahiplerine küçük gelecek veya satılacaklar,
ya da eskiciye verilerek eritilip kim bilir nelere dönüşecekler. Derin bir
sessizlik kapladı ortalığı.
O akşam İremlerin evinde bisiklet konusu yine açıldı. İrem:
- Babacığım, bisikletim iyice eskidi. Ben artık yeni bisiklet istiyorum.dedi.
Babası kaşlarını biraz çatarak, bakışlarını İrem’e dikip:
- Haklısın kızım. Sana yeni bir bisiklet almayı düşünüyorduk. Fakat
dün senin, bisikletini yere sertçe attığını gördüm. Şaşırdım. Öyle kötü kul-
lanırsan zamanından önce eskimesi normal. Bak arkadaşlarınınki daha
yepyeni duruyorlar. Sonra anladım ki sen yeni bisiklete bir an önce sahip
olmak için kendince bir yol bulmuşsun. Yani böyle kullanarak bisikletini es-
kitecek ve yeniyi almak zorunda bırakacaktın bizi. Şimdi bundan haberimiz
var artık. Her ne olursa olsun bu yıl sana yeni bisiklet almak yok.
13 Akgün Akçit
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1 İrem bisikletini niçin kötü kullanıyor?
…………………………………………………………………………………………………………
2 İrem‘le Ela’nın konuşmasını hangi bisiklet duymuş?
…………………………………………………………………………………………………………
3 Diğer bisikletler bu konuşmadan niçin korktular?
…………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU – YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1 ( ) Beyaz bisikletle konuşan ilk bisiklet sarı bisikletti.
2 ( ) Bisikletler, İrem’in ne kadar kötü olabileceğini düşünmeye başladılar.
3 ( ) Babası İrem’e yeni bir bisiklet alabileceklerini düşündüklerini söylüyor.
4 ( ) İrem, bisikletini eskitip yeni bisiklete sahip olmayı amaçlamaktadır.
Aşağıdaki test sorularını metne göre cevaplayınız.
1- Hangi bisiklet beyaz bisikletin kötü kullanıldığını söylüyor?
A) B) C)
2- İrem için bisikletini kötü kullanıyor?
A) Bisikletini sevmiyor B) Bisikleti küçük geliyor. C) Bisikletini rengini sevmi-
yor
3- Babası ilk olarak İrem’e ne söylüyor?
A) Aslında almayı düşünüyorduk B) Hayır alamayız C) Bisikletini bilerek
kötü kullanıyorsun
4- Babası İrem’e bisikletiyle ilgili en son neler söylüyor?
A) Bize haksızlık ediyorsun B) Bu yıl yeni bisiklet yok C) Ona haksızlık ediy-
orsun
5- Bu metinden hangi sonuç çıkarılamaz?
A)Amacımıza ulaşmak için plan yapabiliriz. B) Yapılan planlar bazen tutmay-
abilir.
C)Plan yapmak çok yanlıştır
14 Akgün Akçit
TÜRKİYE’M GÜZEL ÜLKEM !
Yeryüzünde aşağı yukarı iki yüzden fazla ülke vardır. Belki de en güzel
ülkelerden biridir benim ülkem. Tarihi, doğası özellikle de insanları bakımından
belki de eşi, benzeri yok gibidir, Türkiye’min.
Ülkemiz toprakları üzerinde bizden önce ne kadar devlet kurulmuş biliyor
musunuz? Araştırın. Topraklarımız üzerinde bu kadar çok devlet kurulduğuna
şaşıracaksınız. Bu kadar çok devlet kurulunca da her birinden sayısız tarihi eser
kalmış. İşte bu tarihi eserlerin çokluğu ülkemizi adeta bir açık hava müzesine
çevirmiş. Bu nedenle dünyanın her yerinden her yıl, sayısız turist, bu tarihi
eserleri görmek için ülkemizi ziyaret ederler.
Doğasına gelince. Üç yanımız denizlerle çevrili. Dört mevsimi bütün güzel-
likleriyle yaşarız. Kıyılarımızı yemyeşil zümrüt gibi ormanlarımız süsler.
Denizlerimiz ve güneşimizden yararlanmak isteyen on binlerce turist kıyı
şehirlerimizi doldururlar yaz boyunca. Öyle ki bazı kıyı şehirlerimizde kendi
halkımızdan çok, turistleri görürüz, yaz mevsiminde. Sadece deniz ve güneş
değildir tabii ki. Peri bacalarımız, mağaralarımız da ayrıca görülmeye değer
doğa harikalarımızdır.
Tarihi kadar, doğası kadar, hatta onlardan daha da muhteşem olan
insanımız var. Her zaman güler yüzlüdür. Türk halkı ülkesine de evine gelen her
misafiri de güler yüzle karşılar, en iyi şekilde ağırlar ve güler yüzle de uğurlar.
Bunun adı misafirperverliktir. Ayrıca yardımseverdir. Komşusuna yabancıya
darda kalana hemen yardım elini uzatır. Paylaşmayı sever. Komşusu aç iken tok
uyumayı sevmez. Yüce gönüllüdür. Toprakları üzerinde dünyaya kardeşliği
öğütleyen Mevlanalar, Yunus Emreler, Nasreddin Hocalar yetişmiştir.
İşte benim ülkem bu kadar güzeldir. Sanki cennettir. Dalgalanan şanlı
bayrağımız bağımsızlığımızın sembolüdür. Çocukların güzel sesleriyle söylenen
İstiklal Marşı’mız, benim ülkeme olan bağlılığımı, sevgimi her gün tazeliyor adeta..
Bu cennet yurdun bize bir emanet olduğunu da hiç unutmuyorum. Bu kutsal
emaneti, bizden sonrakilere, aldığımızdan daha da güzel, yaşanılır ve
değerleriyle yücelmiş olarak bırakmanın da görevim olduğunu biliyorum.
Yaşasın Türkiye’m. Benim güzel memleketim.
15 Akgün Akçit
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki 5N 1K sorularını metne göre cevaplayınız.
1- Türkiye neyi ile eşi benzeri yok gibidir?
…………………………………………………………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………………………
2- Topraklarımız üzerinde niçin sayısız tarihi eser çoktur?
…………………………………………………………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………………………
3- Zümrüt gibi ormanlar, nereleri süslüyor?
…………………………………………………………………………………………………………………
4- Turistler ne zaman kıyılarımızı doldururlar?
…………………………………………………………………………………………………………………
5- Türk halkı misafirlerini nasıl ağırlar?
…………………………………………………………………………………………………………..........
6- Topraklarımız üzerinde dünyaca tanınmış kimler yetişmiştir?
…………………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU – YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1- ( ) Dünya’da yaklaşık iki yüz elliden fazla ülke vardır.
2- ( ) Tarihi eserler ülkemizi adeta açık hava müzesine çevirmiştir.
3- ( ) Yurdumuzun her yanı zümrüt gibi ormanlarla kaplıdır.
4- ( ) Misafirlerini iyi ağırlamaya misafirperverlik denir.
5- ( ) Bu cennet yurt, bizden öncekilere aldığımızdan daha da güzel olarak
verilmelidir.
Aşağıdaki cümleleri Neden – Sonuç ifadeleri ile tamamlayınız.
bu yüzden - dolayı - yüzünden - çünkü - dolayı
a- Ülkemizde, sayısız tarihi eser olduğundan ………………… ülkemiz açık hava
müzesi gibidir.
b- Tarihi, doğası, insanlarını özelliği ……….............………….. sanki cennet gibidir
benim ülkem.
c- Turistler kıyı şehirlerimize çok gelirler.....……….................………… güneşimiz ve
denizlerimiz harikadır.
d- İstiklal Marşı’mız ve bayrağımızı sevdiğimden……….....…………………. ülkeme
bağlılığım daha da artıyor.
16 Akgün Akçit
SAYGI GÖRMEYİ HAK EDİYORLAR
Yaz tatilinde dedemin çiftliğine gittik. Küçük kardeşim Burak ve ben burayı
çok severdik. Dedem ve anneannem bizi her zaman coşkuyla karşılarlar. Daha
ayağımızın tozuyla ayranları içirirlerdi.
Dedemin çiftlikten çok, asıl gurur duyduğu dillere destan elma bahçesiydi.
Çünkü bu bahçe, dedemin yıllarını vererek küçücük bahçeden dev bir bahçeye
dönüştürmesinin hikayesini hatırlatır, her zaman. Bu günler, elmaların toplanma
zamanı. Her yerde hummalı bir çalışma var. Elmalar zedelenmeden toplanıyor.
Önce kasalara kağıtlar yerleştiriliyor, sonra da elmalar kasalara konuyordu. Bu
kadar çalışan insanı görmek hoşuma gidiyordu. Üstelik bu insanlar dedem için
çalışıyorlardı. Gurur verici bir şeydi. Ayrıca anneannem de çiçeklerini özenerek
diktiği, en çok da ‘’ Sizin için diktim.’’ dediği sebzelerini ve bostanını bize
gösteriyordu. Sanki dedem de anneannem de evlerine gelen misafir çocuklarına
oyuncaklarını gösterip övünen çocuklara benziyorlardı.
Ertesi gün bahçeyi gezmeye başladık. İşçiler çoktan işe başlamışlardı bile.
Dedem yeniden gururla anlatmaya başladı. ‘’ Önceleri küçük bir bahçeydi . Bu
kadar büyüyeceğini hayal bile edemezdim. Beş altı ağaç vardı. Sonra yavaş
yavaş ağaç sayısını çoğalttım. Etraftaki bahçeleri satın aldım. Çok ama çok
çalıştım. Çalışmayınca bir şey olmuyor biliyorsunuz. Şimdi bahçede üç yüze yakın
ağaç var. Kocaman bir bahçe oldu o minik bahçe.’’
Hem dedemi dinliyor hem de bahçenin içine doğru ilerliyoruz. Bir ara
kardeşim yere düşmüş elmaları ‘’ Al sana ! Al sana ! ‘’ diyerek ayağıyla ezmeye
başladı. Dedem birden kendinden beklenmeyecek bir şekilde, hepimizin şaşkın
bakışları arasında kardeşimi hızla kucağına aldı. Şaşırmıştık. Neden böyle
yapmıştı? Bizim meraklandığımızı anlamıştı. Böyle davranmasının nedenini
açıklamaya başladı:
- Beni iyi dinleyin, dedi. Bu ufaklık belki anlamaz fakat siz anlarsınız. Onun
elmaları ezdiğini görünce dayanamadım. Çünkü ben elmalara saygı duyarım.
Neden derseniz? Bu elma bahçesi bizim yıllarca geçimimizi sağladı. Onların
parasıyla karnımız doydu. Üç çocuğumun, hepsi de bu elmaların parasıyla
büyüdüler, okudular. Bakın çevrenize, bahçede çalışan bu kadar insanın evlerine
ekmek götürmelerini de bu elmalar sağladı. Bu yüzden saygı görmeyi hak edi-
yorlar.
17 Akgün Akçit
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki üç soruyu metne göre cevaplayınız.
1- Dedeleri ve anneanne onları nasıl karşılamış?
…………………………………………………………………………………………………………………
2- Elmalar kasalara nasıl yerleştiriliyormuş?
…………………………………………………………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………………………
3- Dedenin gönlü neye razı olmamış?
…………………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre ‘’ Doğru - Yanlış ‘’diye işaretleyiniz.
1- ( ) Daha ayağımızın tozuyla soğuk su içirdiler.
2- ( ) Anneannenin en büyük iddiası çiftlikteki yiyeceklerin organik oluşuydu.
3- ( ) Dede ve anneanne bahçeleriyle övünen insanlara benziyorlardı.
Yanda görselleri verilen meyvelerin adlarını bulunuz. Kalan harfleri sırayla
yazarak şifrenin ne olduğunu bulunuz.
Ç E L MA A E R İ K L
Ş E F T AL İ I Ş KA
Y I S I A N A R MU T
K İ R AZHCE Vİ Z
E R MA N D A L İ N A
Z MU Z A A Y V A MM
I S I R ANAR NK A
Z Çİ L E K AP OR T
AKAL NV İ Ş NE I
İ NC İ R I R K İ V İ
ŞİFRE
www.sahinhocam.com 18 Akgün Akçit
OKULUMU ÇOK ÖZLEDİM
Okulumu çok özledim. Sınıfımı, sıramı, arkadaşlarımı, öğretmenimi
derslerimi özledim. Yeni bilgiler öğrenmeyi en çok da parmak kaldırmayı
özledim. ‘’ Neden bu kadar çok özledin?’’ diye sorarsanız. Yaz tatili çok
uzun. Günler de çok uzun. Tatilin ilk günleri çok eğlenceliydi. Evlerde
parklarda, bahçelerde arkadaşlarımızla eğlenceli oyunlarımız oluyordu.
Çok keyifli, çok mutluyduk. Fakat sonra herkes tatil için bir yerlere gitmeye
başlayınca bütün neşemiz kaçmaya başladı. Bir bakıyorsunuz Ali yok.
Nereye gitti ? Dedesinin yanına. Kaç günlüğüne gitti? On beş, yirmi
günlüğüne belki de bir aylığına. En iyi arkadaşınız gidiverince oyunlardan
da zevk almamaya başlıyorsunuz.
Sonra kalanlardan üçü, beşi de gidiverince artık keyif diye bir şey kal-
mıyordu. Bu sefer eve giriyorsunuz. Anneniz hemen ‘’ Ne zaman bitecek bu
tatil ödevleri?’’ diye tepenize dikiliyor, ‘’ Yaparım.’’ demekle kurtulamıyor-
sunuz. Sonra televizyon izlemek isteseniz evdeki kardeşinizden kumandayı
almak için adeta savaş yapmanız gerekiyor. Kavganıza anneniz geliyor.
Kapatıyor televizyonu. ‘’ Hadi bakalım biraz da ödev yap.’’ diyor. Bir ara
kardeşinizle güreşe başlıyorsunuz. Hemen alt komşudan, üst komşudan
şikayetler geliyor. Anneniz elinize ödevleri tutuşturuyor. Aslında haksız da
sayılmaz. Ödev bu, sorumluluklarımızdan bir tanesi. Ödeve başlıyorsunuz.
Günler işte böyle bazen keyifli bazen de çokça da sıkıntılı bir şekilde geçi-
yor. Bir yere tatile gitseniz bile yedi, sekiz gün, on gün sonra eve geri
dönüyorsunuz. Artık sıkıntı artıyor ve içinizden ‘’ Şu okul bir başlasa da her
gün okula gitsek! Dersler, teneffüsler, oyunlar derken zamanın nasıl
geçtiğini bilmesek. Zaten çoğumuzun en sevdiğimiz arkadaşlarımızdan
bazıları da okuldadır. Sınıfımızdan biridir. Bütün yaz görmediğimiz için onu
çok özlemişizdir. Ona ve diğer arkadaşlarımıza kavuşmak ne güzeldir. İşte
bunları düşünür ve okulumuzu özleriz.
İlk günün heyecanıyla okul bahçesini dolduruyoruz. Arkadaşlarımıza ka-
vuşuyoruz. Zil çalıyor. Çılgınlar gibi sıra oluyoruz. Her yıl olduğu gibi okula
yeni başlayan birinci sınıflarda ağlayanlara, annesinin, babasının bacağına
yapışanlara gülümseyerek bakıyoruz. Sonra sınıflara giriyoruz ve ders
başlıyor. İlk teneffüse de çılgınlar gibi çıkıyoruz. Aylar sürecek okul
günlerimiz böylece başlıyor. Sevinç içindeyiz hepimiz. Yaşasın okulumuz.
19
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1-Çocuk, en çok neyi özlemiş?
…………………………………………………………………………………………………………
2-Evde anneniz niçin başınıza dikiliyor?
…………………………………………………………………………………………………………
3-Çocuklar ilk gün hangi duyguyla okul bahçesini dolduruyorlar?
…………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU - YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1- ( ) Tatilin ilk günleri çok eğlenceliydi.
2-( ) En iyi arkadaşınız gidince oyunlardan zevk almaya başlıyorsunuz.
3-( ) Bir ara kardeşinizle derse başlıyorsunuz.
4-( ) Bazılarımızın en sevdiği arkadaşları okuldadır.
5-( ) Haftalarca sürecek okul günlerimiz böylece başlıyor.
Aşağıdaki okulun bölümlerinde neler yapabileceğimizi yazınız.
Okul kütüphanesi
....................................................................................................................................
Spor salonu
....................................................................................................................................
Okul bahçesi
....................................................................................................................................
Okul kantini
....................................................................................................................................
20
BAL ARILARI - AYILAR – EŞEK ARILARI
Ormandaki bal arıları büyük bir ağacın kovuğuna yuva yapmışlardı. Orada
huzur içinde yaşıyorlardı. Fakat bir gün huzurlarını kaçıran bir olay yaşadılar.
Bir boz ayı ve iki yavrusu onların ağacının altına geldi. Anne ayı tecrübesi
ile bu ağaçta kovan olduğunu. Tam arı yuvasının ağzına gelmişti ki tehlikeyi
fark eden arılar bütün güçleriyle ayıya saldırdılar. Onun kılsız olan yüzüne
sayısız iğneler batırdılar. Canı çok acıyan ayı kendini ağaçtan aşağı zor attı.
Yavrularını da alarak ağaçtan olabildiğince uzaklaşmaya başladı. Çünkü
arılar hala ona saldırıyorlar ve iğnelerini batırmaya devam ediyorlardı.
Ayıların saldırısından kurtulmuşlardı. Fakat kraliçe arı, ayıların tekrar ge-
leceğini çok iyi biliyordu. Bu savunma sırasında zaten pek çok arı hayatını kay-
betmişti. Yeni bir savunmada daha fazla arı ölmesine razı olamazdı. Kraliçe
arı, çok zekiydi. Kovan bekçisi olan minik arı Vızvız’ı eşek arılarına gönderdi.
Eşek arılarının lideri merakla geldi. Kraliçe arı, kendilerini ayıdan korumaları
karşılığı olarak onlara her gün bir miktar bal verebileceklerini söyledi. Eşek
arıları bu teklife dünden razılardı. Çünkü bu yuvadaki bal onların da dikkatini
çekiyordu. Anlaşma sağlandı.
Gerçekten de bir kaç gün sonra anne ayı ve iki yavrusu ağacın altında
belirdi. Kovan bekçisi minik arı Vızvız, hemen eşek arılarına haberi verdi.
Haberi alan eşek arıları anne ayıya ve yavrularına öyle bir saldırı yaptılar ki
ayı ve yavrularının canları öncekinden çok ,çok daha fazla acıdı. Çünkü eşek
arıları iri iğneleri ile ayıların hem yüzünü delik deşik ettiler. Hem de kılları
arasına girerek oradan vücuduna da iğnelerini batırmaya başladılar. Bu
saldırı karşısından canları inanılmaz şekilde yanan ayılar, feryatlar içinde kaç-
maya başladılar.
Ayıların saldırısından kurtulan arı kovanında büyük bir sevinç vardı. Artık
ayıların bir daha gelmeyeceklerinden emindiler. Bu hizmetlerine karşılık eşek
arılarına her gün bir miktar bal verme işi de başlamış oldu. Fakat kraliçe
arının içi içini kemiriyordu. Çünkü kraliçe arı önlerindeki asıl büyük tehlikeyi
seziyordu. Kraliçe arı yuvalarını kurtarmak için bir başka deyişle denize
düşmüş ve yılana sarılmıştı. Çünkü eşek arılarının huyunu biliyordu. Onlar da
balı çok severlerdi. İnanıyordu ki, eşek arıları bir gün tüm yuvalarını ele
geçirmek isteyeceklerdi.
21
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki 5N 1K sorularını metne göre cevaplayınız.
1 Ağaçtaki arıların huzurunu kaçıran nedir?
…………………………………………………………………………………………………………………
2 Arılar ayıyı nasıl kaçırdılar?
…………………………………………………………………………………………………………………
…3……K…ra…liç…e…a…rı…n…içi…n …eş…ek…a…r…ıla…rı…il…e …an…la…ş…ma……ya…p…tı …?………………………………………
4 Ayılar ikinci defa ne zaman geldiler?
…………………………………………………………………………………………………………………
5 Arılar yuvalarını nereye yapmışlardı?
…………………………………………………………………………………………………………………
B K A R I N CAUH
Yandaki bulmacadaki gizlenmiş A R I A Y İ NE K V
hayvan adlarını bulup boyayınız. A K O Y U N NK UŞ
Kalan harfleri sırayla yazarak öğüt L A K E D İ KAZR
niteliğindeki şifremizi çözünüz.
I K Ö P E K NHE P
T A V U K S EŞEK
İ Y Ö K Ü Z AT AR
B A Y K U Ş ARL I
Ö R D E K H OR OZ
I K E Ç İ K AZR
Metinde geçen anlamı olan ve olmayan sözcükleri aşağıya yazınız.
huzur
fakat
kovan
ile
teklif
ve
her
pek
miktar
gibi
en
daha
feryat
sevinç
Anlamı olanlar
:………………………………………………………………………………………………………………
Anlamı olmayanlar
:……………………………………………………………………………………………………………
22
BAL ARILARI - EŞEK ARILARI - KUŞLAR
Yuvalarını, hayatlarını ve ballarını aklı sayesinde kurtaran kraliçe arı son
zamanlarda düşünceliydi. Diğer arılar bunun farkında değillerdi. Düşman kim,
dost kim henüz bilmiyorlardı. Fakat güngörmüş, tecrübeli kraliçe arı eşek
arılarının niyetlerini az çok sezebiliyordu. Her gün bir miktar bala razı gibi
görünseler de onların daha çok hatta balın tamamını almak isteyeceklerini bili-
yordu. Sonunda kraliçe arının korktuğu başına gelmeye başladı. Eşek arıları
daha çok bal istemeye başladılar. Zavallı bal arıları da balı bir miktar daha
artırdılar. Kraliçe arı acil olarak bir plan yapmalıydı. Çünkü büyük tehlike
artık kapıyı çalmıştı. Gereğini yerine getirmesi gerekiyordu. Bunun için ilk
adımı attı. Minik arı Vızvız’ı haberci olarak kuşlara gönderdi. Kuşlar bir grup
halinde geldiler. Kraliçe arı başlarındaki büyük tehlikeyi onlara anlattı. Eğer
kendilerine yardım etmezlerse yok olacaklarını söyledi. Kuşların bu yardımları-
na karşılık sadece bal verebileceklerini, kuşların da bal yemediklerini fakat
başka verebilecek bir şeyleri olmadığını söyledi. Son umutlarının da onlar old-
uğunu söyledi. Kuşların lideri :
- Elbette size yardım edeceğiz. Çünkü siz çiçekten çiçeğe, ağaçtan ağaca
uçup tozlaşmayı sağlıyorsunuz. O sayede ağaçlarda meyveler oluşuyor.
Ağaçlar büyüyor. Eğer siz olmasanız bizler de mahvoluruz. Korkmayın . Bize
güvenin. Hem her yardımın bir karşılığı olacak diye bir şey yok. Hemen bir
plan yapıldı.
Ertesi gün kraliçe arı, Minik arı Vızvız’ı tekrar eşek arılarının yuvasına gön-
derdi. Kraliçemiz sizinle ‘’Bal anlaşması ‘’yapmak istiyor. İsterseniz hepiniz de
gelebilirsiniz der. Minik arı Vızvız. Eşek arıları da kendi aralarında
bugünlerde bal arılarına ölümcül bir saldırı yapıp tüm bala el koymayı
konuşuyorlarmış. Haberi alınca fazla beklemeye gerek yok diye hepsi birden
saldırıya geçerler. Minik arı Vızvız onlardan önce kovana ancak varabilir.
Eşek arıları kovana saldırdıkları anda etraftaki ağaçlarda gizlenmiş olan
yüzlerce çeşit kuş bunlara saldırır. Eşek arıları kuşların gagaları arasında can
vermeye başlarlar. Kısa bir zaman sonra havada bir tek eşek arısı bile kalmaz.
Kovan yine kurtulmuştur. Hem bu sefer, en büyük ve en tehlikeli düşmanları
da yok olmuştur. Bunlar aklını kullanan Kraliçe arı sayesinde olmuştur. Halkını
yok olmaktan kurtarmıştır. Arılar, kuşlara teşekkür ederler. O olaydan sonra
ormandaki bu yardımlaşma örnek olsun diye her yerde anlatılıp durmuş.
23
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1 Kraliçe arı son zamanlarda niçin çok düşünceliydi?
……………………………………………………………………………………………………………
……………………………………………………………………………………………………………
2 Kraliçe arı eşek arılarından kurtulmak için nasıl bir yol izliyor?
……………………………………………………………………………………………………………
3 Eşek arıları kendi aralarında nasıl bir plan kuruyorlarmış?
……………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU - YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1 ( ) Kraliçe arı yuvalarını, hayatlarını aklı sayesinde kurtarmayı başarmıştı.
2 ( ) Eşek arıları, verilen balın bir miktar azaltılmasını istediler.
3 ( ) Arıların başında büyük bir tehlike vardı.
4 ( ) Kuşlar, arıların çiçekten çiçeğe, ağaçtan ağaca uçarak
eğlendiklerini söylediler.
5 ( ) Kraliçe arının ayılar için de mutlaka bir planı vardı.
Aşağıdaki hangi cümlelerdeki anlatımlar kraliçe arının düşünceleri ve
yaptıklarıyla ilgilidir?
1 ( ) Eşek arıları daha çok bal istemeye başladılar.
2 ( ) Başlarında büyük bir dert vardı.
3 ( ) Eğer sizler olmasanız bizler de mahvoluruz.
4 ( ) Ölümcül bir saldırı yapıp kovana el koymayı konuşuyorlarmış.
5 ( ) Diğer arılar dost kim, düşman kim henüz bilmiyorlar.
Aşağıdaki cümlelerde farklı düşünceye yönlendiren kelimeler kullanınız.
1- Dost kim düşman kim bilmiyorlar..........................................………. kraliçe arı
güngörmüş tecrübeliydi.
2- Kuşlar, arılar sayesinde meyve yiyebildiklerini ………..................………………..
yardım edeceklerini söylediler.
3- Ayılar, kovana yeniden gelebilirler.................................…......... eşek arıları yok olmuştu.
www.sahinhocam.com 24
TIPKI SİZİN GİBİ
Parktaki çocuklar neşe içinde, oyuncaklara biniyorlar, sallanıyorlar, atlıyorlar
ve durmadan sevinç çığlıkları atıyorlardı. Sevinçleri, mutlulukları görülmeye
değerdi. Onları parka getiren büyükleri de en az onlar kadar mutlu yüzlerle,
gülümseyişlerle onları izliyorlardı.
Parka, babasıyla Can da gelmişti. Parkın kenarında tekerlekli sandalyede
oturan bir kız çocuğunu gördü. Kendi yaşlarındaydı. Daha birkaç gün önce ‘’ En-
gelliler Haftası ‘’ nedeniyle okulda epey bir etkinlik yapılmıştı. Öğretmenleri ‘’ En-
gelliler durumlarını kabul etmişlerdir. Biz, onlara acımak yerine yardım etmeliyiz.’’
demiş ve son olarak da ‘’ Unutmayın, hepimiz bugün sağlıklıyız fakat bir gün
başımıza neler gelecek bilemeyiz. En önemlisi de hepimiz birer engelli adayıyız.’’
demişti. Bu nedenle Can bu konuda oldukça duyarlı hale gelmişti. Oyun oyna-
mayı bıraktı. Yavaş adımlarla ona yaklaştı. Kızın yanında yaşlıca bir kadın
duruyordu. ‘’ Anneannesidir .’’ diye düşündü.
- Merhaba! Dedi. Benim adım Can .
Kız önce şaşırdı sonra da gülen bir yüzle:
- Merhaba! Ben de Elif dedi.
- Sen de bizimle oynar mısın? diye sordu, Can.
Elif. bu sefer hayret dolu bir şekilde sordu:
- Nasıl yani? Dedi. Sizinle nasıl oynayabilirim ki?
Can hemen babasının yanına gitti. Onunla konuştu. Babasıyla birlikte Elif ’ in
yanına geldiler. Babası, anneanneden izin aldı. Tekerlekli sandalyeyi parkın içine
doğru sürdü. Önce tahterevallinin yanına geldiler. Elif ’i kucağına aldı. Onu
oturttu. Can da karşı tarafa oturdu. Can’ın babası, Elif ’i kaydırağa bindirdi,
sonra salıncağın önüne geldiler. Parktaki diğer çocuklar da Elif için hemen salın-
caktan inip ona sıralarını verdiler. Elif sallandıkça mutluluktan adeta uçuyordu.
Neşesi, mutluluğu görülmeye değerdi. Elif ’in neşesi, kenarda oturan büyükleri de
duygulandırmıştı. Bazılarının gözlerinde yaşlar bile belirmişti. Elif, kollarını açıyor:
- Bak anneanne uçuyorum, uçuyorum, diye sevinç çığlıkları atıyordu. Annean-
nesi hem gülümsüyor hem de gözlerindeki akmak üzere olan gözyaşlarını, Elif
fark etmesin diye akıtmamak için büyük çaba harcıyordu. Çünkü onu hiç bu
kadar neşeli görmemişti. Gitmeleri gerekiyormuş. Anneanne ve Elif, Can’a ve
babasına defalarca teşekkür ettiler. Elif mutluluk içinde, neşeli bir sesle:
- Hayatımın belki de en güzel günlerinden birini geçirdim, tıpkı sizin gibiydim ben
de. Bana unutulmaz bir gün yaşattınız. Amca size de çok teşekkür ederim.
2153 Akgün Akçit
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1 Can parkın kenarında kimi gördü?
…2…C…a…n…h…an…g…i …ko…nu…d…a…d…uy…a…rlı…h…al…e …g…elm…i…şti…? …………………………………………
…………………………………………………………………………………………………………
3 Öğretmen özellikle neyi belirtmişti?
…………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU - YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1 ( ) Tekerlekli sandalyedeki Elif, Can’ı gördü.
2 ( ) Can, Elif ’e oyun oynamayı teklif etti.
3 ( ) Parktaki bazı çocuklar, sıralarını Elif ’e vermediler.
4 ( ) Anneanne, Elif ’in gözyaşlarını görmesini istemiyordu.
5 ( ) Elif ’i sırasıyla tahterevalliye, kaydırağa ve salıncağa bindirdiler.
Aşağıdaki Soruları metne göre cevaplayınız.
1- Metne göre ‘’ Engeliler Haftası ”ne zaman yapılmıştı?
A) Birkaç gün önce B) Birkaç hafta önce C) Birkaç ay önce
2- Can niçin Elif ’e yardım etme isteği duydu?
A) Ona acıdığı için B) Engelliler haftası olduğu için
C) Bu konuda duyarlı hale geldiği için
3- Can’ın babası Elif ’i önce hangi oyuncağa bindirdi?
A) B) C)
4- Elif ’in neşesi kimi duygulandırmıştı?
A) Can’ın babasını B) Kenarda oturan büyükleri C) Elif ’in anneannesini
5- Elif ’in anneannesi neye çaba harcıyordu?
A) Elif ’in düşmemesi için B) Elif ’in mutlu olması için
C) Gözyaşlarını görmemesi için
26
VAZGEÇMEK YOK!
Köyde, bir anacığı ile yaşayan garip bir Keloğlan varmış. Padişahın, üç kızını
da üç yıl arayla evlendireceğini duymuş. Hemen şehre gitmiş.
Meğerse büyük kızla evlenecek gencin iyi ok atan, iyi ata binen, iyi kılıç kullanan
biri olması gerekiyormuş. Keloğlan, denemeye bile gerek görmeden köyüne
dönmüş. Fakat Keloğlan kararlıymış. Yakında büyük bir at çiftliği varmış. Keloğlan
sahibi ile konuşmuş. Karın tokluğuna bir yıl çalışmayı kabul etmiş. Buranın sahibi,
padişahın eski bir askeriymiş. Yıl boyunca Keloğlan’a bildiği ne varsa öğretmiş.
Keloğlan tam bir yiğit olmuş.
Ortanca kız için şehre gittiğinde ortanca kızla evlenecek gencin yiğitliği önemli
olmasa da iyi şiir okuyan, iyi masal anlatan, iyi bilmeceler, maniler bilen birisi olması
gerekiyormuş. Keloğlan yine şansını denememiş bile. Çiftliğe dönmüş. Yaşlı asker
Keloğlan’ın üzüntüsüne dayanamamış. Ona demiş ki:
-Bak Keloğlan seni çok sevdim. Al şu parayı sana bir yıl rahat rahat yeter. Köy
köy gez, ne kadar fıkra, bilmece, mani varsa öğren ayrıca şiir ustalarından da şiirler
öğren. Var git yoluna, demiş. Keloğlan, ustasından da bu desteği alınca vurmuş ken-
dini yollara. Sıcaktan yanmış, soğuktan donmuş, aç kalmış, açıkta kalmış fakat yolun-
dan dönmeyi düşünmemiş bile. Beklenen gün gelmiş. Meydan gençlerle doluymuş.
Keloğlan bir ara ümitsizliğe kapılmış. Neredeyse dönecekmiş. Sonra da ‘’ Bir kere
denemekten ne çıkar!’’ diye düşünmüş. Küçük kızın evleneceği genç büyük ablasının
istediği gibi bir yiğit ortanca ablasının istediği gibi bir dil ustası olmalıymış. Keloğlan
birden sevinmiş. Çünkü bu özelliklerin ikisine birden sahipmiş. İki yıllık emeğinin
karşılığını alacağından artık çok eminmiş. Bu arada gençlerden pek çoğu istenen
özelliklere sahip olmadıkları için çekip gitmişler. Geriye sadece bir elin parmakları
kadar genç kalmış. Kalan gençler tüm hünerlerini padişahın ve halkın önünde ser-
giliyorlarmış. En son keloğlanla bir genç kalmış.
Yiğitlikte ikisi de yenişememiş. Fakat sıra dil ustalığına gelince Keloğlan öyle güzel
şiirler okumuş ki dinleyenler kendilerinden geçmişler. Bilmecelere, fıkralara sıra
gelince padişahın da, kızın da, gülmekten karınlarına ağrılar girmiş. Sonunda hem
padişah hem de küçük kız gülmekten zar zor konuşur bir halde: Tamam, yeter
Keloğlan yeter, bizi gülmekten öldüreceksin. Tamam sen kazandın. demişler.
27
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
…1 …K…el…oğ…la…n…n…as…ıl …bi…r …ha…b…er…d…uy…m…u…ş?………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………………………
2……B…üy…ük…k…ız…n…a…sıl…b…iri…yl…e …ev…le…nm…e…k…is…tiy…or…m…uş…?…………………………………………………
………………………….............................................................................................................
3……O…rt…an…c…a …kı…zın…ş…a…rtl…ar…ı …ne…ym…i…ş?……………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………………………
4……K…üç…ük…k…ız…la…e…vl…en…m…e…k …ist…ey…en……Ke…lo…ğ…la…n,…ni…çi…n …bi…r a…r…a …dö…n…m…ey…i …dü…şü…n…m…üş…? ………
…………………………………………………………………………………………………………………
5……K…el…oğ…la…n…a…m…ac…ın…a…u…la…şm…a…yı…n…a…sıl…b…aş…a…rm…ış…? ………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri DOĞRU -YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1- ( )Padişah üç kızını da hemen evlendirecekmiş
2- ( )Keloğlan büyük kız için denemeye bile gerek görmeden köyüne dönmüş.
3- ( )Yaşlı asker Keloğlan’a at binmeyi, ok atmayı, dövüşmeyi öğretmiş.
4- ( )Küçük kız, ablalarının şart koştuğu özelliklerin ikisini birden evlenmek için
şart koşmuş.
5- ( )Keloğlan, amacına ulaşmak için fedakarlıklara katlanmış
Aşağıdaki karışık harflerden anlamlı kelimeler yazarak bulmacaya yerleştiriniz.
1 23456
a, r, f, y, t, e k, l, s a, n, k k, i, t i, ş, h
i, k e, k, n, e a, u ı, y e, s e, r
7 8 9 10 11 12
ü, k, y y, u o, r, d n, i, e i, y, e, k y, k, ü
ü, b n, o k, u r, h a, h e, s, k
1
12 4 6
7 2
5
8
9 10
11 3
28
KURAKLIKTAN KURTULMAK
Afrika’nın kavurucu sıcaklığı neredeyse pek çok gölü ve akarsuyu kurut-
muştu. İçinde su olan bazı akarsu ve göller de kurumak üzereydi. İşte kurumak
üzere olan bir akarsu üzerindeki kuytu bir yerdeki su birikintisinde yirmiye
yakın timsah sıkışıp kalmıştı. Bir an önce çözüm bulmazlarsa hepsi de ölecekti.
Şu an herkesten, aklına gelen çözüm önerileri bekliyorlardı. Fakat hiçbirinde
umut yoktu. Çünkü çözüm yok gibiydi. Ölümü bekliyorlardı. Birden içlerinden
biri :
- Kuşlardan yardım isteyelim, dedi. Hepsi de şaşkınlık içinde sesin geldiği
yere baktılar.
- Neden kuşlardan? Ne yardımları olacak ki ? Dedi bütün timsahlar.
- Kuşlardan rica ederiz. Gökyüzünde yükseklere çıkıp bizim gidebileceğimiz
kadar uzaklara gidip baksınlar suyu olan göl veya ırmak var mı. Bize bildirsin-
ler. Biz de geceleri yolculuk ederek oraya gidebiliriz, dedi.
Bu parlak fikir timsahların aklına yatmış‘’ Tamam’’ demişler. İlk olarak
üstlerinde uçan akbabalardan yardım isterler. Akbaba gülerek :
- Size niçin yardım edeceğiz ki. Biz zaten leş yiyiciyiz. Sizin ölmenizi bekler
sonra da haftalarca etlerinizle besleniriz, diye cevap verirler.
Kartaldan, kargadan, kuzgundan yardım isteyen timsahlar, onlardan da aynı
cevabı alınca, yeniden umutsuzluğa düşerler. Fakat küçük bir arı kuşu ile doku-
macı kuşu onlara yardım edeceğini söylemiş. Hemen araştırmaya başlamışlar.
Yükseklere çıkıp, biraz da uzaklara gitmişler. Suyu olan bir göl görmüşler.
Yakalanmadan gelip, timsahlara haber vermişler.
Bu arada en yaşlı timsah olan Koca Diş :
- Gitmenize gerek yok. Birkaç güne kadar yağmur mevsimi başlayacak.
Sabırlı olursak yağmurlarla derelerin dolduğunu göreceksiniz, der. Fakat çoğu
genç olan tecrübesiz timsahlar:
- Ölmek üzereyiz. O yağmurlar ne zaman gelir, bilinmez diyerek, dokumacı
kuşun gösterdiği tarafa hemen o akşam yolculuğa başlarlar. İlk akşam çok hızlı
giderler. Gündüz ağaç diplerine sığınırlar. İkinci akşam o göle varmışlar. Fakat
onları burada bir sürpriz bekliyormuş. Burada hem timsah çokmuş hem de
onları buradaki timsahlar kabul etmezler. Göle girmelerine engel olurlar.
Yorgun ve çaresiz olan timsahlar gölün kıyısında bekleşirken birden gökyüzü
kararır. Ardından da bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlar.
Yağmurlarla serinleyen timsahlar Koca Diş’i dinlemediklerine pişman olurlar.
Yeniden yollara düşüp kendi göllerine doğru yolculuğa başlarlar.
29
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1- Göller ve akarsular niçin kurumuştu?
…………………………………………………………………………………………………………………
2- Timsahlar neden umutsuzdular?
…………………………………………………………………………………………………………………
3- Kurtuluş için ortaya nasıl bir fikir atıldı?
………………………………………………………………………………………………………………...
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU - YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1- ( ) Afrika’da kavurucu bir sıcaklık vardı.
2- ( ) Timsahlardan biri ‘’Arı kuşundan yardım isteyelim.’’ dedi.
3- ( ) Arı kuşunu kartal yakalayıp yedi.
4- ( ) Timsahların gidiş yolculuğu iki gün sürdü.
Aşağıdaki test sorularını metne göre cevaplayınız
1- Susuz kalan akarsuda kaç tane timsah sıkışıp kalmıştı?
A) On B) on beş C) yirmi
2- Timsahlar ilk olarak kimlerden yardım istediler?
A) Kartallardan B) Akbabalardan C) Kargalardan
3- Metne göre, aşağıdaki hangi kuş yardım eden kuşlardan değildir?
A) Atmaca B) Dokumacı kuş C) Arı kuşu
4- Koca Diş, genç timsahlara ne dedi?
A) Yakında her yer kuruyacak B) Yağmurların yağmasına birkaç ay var
C) Yağmurlar birkaç güne kadar yağacak dedi.
5- Genç timsahlar niçin geri döndüler?
A) Yağmurlar yağdığı için B) Timsahlar onları kabul etmedikleri için
C) O gölde de su olmadığı için
www.sahinhocam.com 30
ODUNCU VE ÇOCUKLARI
Ormandaki kulübesinde yaşayan oduncunun bir kız, bir erkek iki çocuğu
varmış. Bir gün oduncunun karısı ölmüş. Aradan zaman geçtikten sonra
oduncu evlenmiş. Fakat evlendiği kadın ve oğlu son derece kötü kalpli
acımasız insanlarmış. İki kardeşten bir an önce kurtulmanın planlarını yapıyor-
larmış. Oduncu kestiği odunları satmak için kasabaya gitmiş. Dönüşü de birkaç
gün sürermiş. Bunu fırsat bilen kötü kalpli kadın, iki kardeşe:
-Böyle tembel tembel yatmak yok. Alın şu iki sepeti, bunları böğürtlenlerle
doldurmadan sakın gelmeyin, demiş. Böğürtlenlerin olduğu yer kulübeye old-
ukça uzakmış. Üvey annelerinin niyetinden habersiz zavallı çocuklar böğürtle-
nlerin olduğu yere gitmeye başlamışlar. Kötü kalpli kadın hemen oğlunu
çağırmış ve :
-Çabuk şu ipi al. Peşlerinden git. Onları böğürtlenlerin orda yakala ve ağaca
bağla. Şu eti de ağaca bıçağınla sapla. Etin kokusuna kurt, kuş hemen gelir
ve onları parçalar biz de onlardan kurtuluruz. demiş. Kadının kurduğu plan
işlemiş. Oğlan, iki küçük çocuğu yakalayıp ağaca bağlamış. Aynı ağaca da eti
bıçağıyla saplamış Çocukların yalvarmalarına, ağlayışlarına kulaklarını tıkayıp
hızla oradan uzaklaşmış. Daha o gider gitmez bir kartal hızla gelip eti almış,
yemiş. Kötü kalpli kadının hain planı kadının dediği gibi olacağa benziyormuş.
Fakat her plan başarılı olacak diye bir şart yok. Hele bu planın içinde iki
suçsuz, masum küçük varken. Öyle de olmuş. Olanları sessizce seyreden
baykuş, kartala her şeyi anlatmış.
-Hey, kartal kardeş eti yedin. Fakat çocuklara sakın bir şey yapma. Onları
korumalısın. Ben de sana yardım ederim demiş. Az sonra kurtlar çakallar
gelmiş. Fakat kartal ve baykuş onları çocuklara yaklaştırmamış. Onlara da
olanlar anlatılmış. Kadın ve oğlu çocukların bağlı olduğu yere bir an önce
gidip bakmayı düşünerek evden çıkmışlar. İşte o anda saklanan hayvanlar
ortaya çıkıp bu ikisini kovalamaya başlamışlar. Korkularından ev yerine
ırmağa doğru kaçmaya başlamışlar. Irmağın kıyısına gelince de kaçacak yer
kalmayınca son çare ırmağa atlamışlar. Yüzme bilmediklerinden ırmağın azgın
sularına kapılıp, boğulup gitmişler. Böylece kazdıkları kuyuya kendileri düşmüş.
Bir maymun da ağaçtaki bıçakla, ipleri kesip çocukları kurtarmış. Kasabadan
dönen oduncuya çocukları her şeyi anlatmış. Oduncu da bir daha çocukları
büyümeden evlenmemeye karar vermiş.
31
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
,Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1 Üvey anne ve oğlunun niyetleri neymiş?
……………………………………………………………………………………………………………
2 Kadın, oğluna niçin eti ağca saplamasını söylüyor?
……………………………………………………………………………………………………………
3 Çocuklara hangi hayvanlar yardım ediyorlar?
……………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU – YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1 ( ) Oduncu, karısı ölür ölmez evlenmiş.
2 ( ) Oğlan, çocukları bağladığı ağaca eti de saplamış.
3 ( ) Olayı gören ve yardım edilmesini sağlayan baykuştur.
4 ( ) Kadın ve oğlu, çocukların öldüğünü sanmışlar.
5 ( ) Kadın ve oğlu, göle düşüp boğulmuşlar.
Aşağıdaki test sorularını metne göre cevaplayınız.
1- Metne göre hangi cümle yanlıştır?
A) Oduncunun iki çocuğu varmış B) Çakal hemen bir av bulmuş
C) İpleri maymun kesmiş
2- Aşağıdakilerden hangisi kadının oğluna söylediklerinden değildir?
A) Eti ağaca sapla B) Onları yakala ve ağaca bağla
C) Sepeti böğürtlenlerle doldur.
3- Hikayede hangi hayvanın adı geçmiyor?
A) B) C)
4- Kadın ve oğlu niçin evden çıkmışlar?
A) Planlarının tuttuğunu zannetmişler B) Hayvanlardan korktuklarından
C) Oduncuyu karşılamak için
5) Oduncu neye karar vermiş?
A) Bir daha evlenmemeye B) Çocukları büyümeden evlenmemeye
C) Hemen evlenmeye
32
YARDIMCI SEÇİMİ
Aslan kral kendine yardımcı seçecekmiş. Ormandaki bütün hayvanlar
toplantı yerine gelmiş. Her hayvan kral aslanın yardımcısı olmaya can atıyor-
muş. Kendilerini övmeye, aslana beğendirmeye başlamışlar. Önce kurt
konuşmuş:
- Efendim ben çok cesurum. Hem ailem de kalabalıktır. Sizi koruyabiliriz
demiş.
- Efendim, diye çita konuşmaya başlamış. Ben çok hızlıyım. Yıldırım gibi gelir
size yardım ederim. Önemli haberlerinizi göz açıp kapayıncaya kadar iletirim,
demiş.
- Efendim benim gibi güçlü biri varken bunlar da ne oluyor, demiş fil, hortu-
munu sallayarak.
- Sayın kralımız, size kötülük gelmesini engelleyebilecek tek kişi benim. O
kadar sessiz olurum ve o kadar gizlenebilirim ki düşmanlarınız size asla yak-
laşamazlar. Ayrıca bütün canlılar benim zehrimden korkarlar, demiş yılan.
- Efendim, diye atılmış goril. Bakın bana nasıl da güçlüyüm. Sonra maymun
akrabalarım sayesinde sizi bütün tehlikelerden ben korurum. Çitadan daha
hızlıyızdır. Ağaçtan ağaca o kadar hızlı gideriz ki bizi gözlerinizle takip bile
edemezsiniz, demiş.
Tilki hemen öne atılmış ve konuşmaya başlamış:
- Efendim, ben küçük bir hayvanım fakat küçük oluşum çok da önemli
değildir. Güç konusuna gelince yardımcınız sizi tek başına koruyamaz ki! Tek
başına hiçbirinin gücü sizi korumaya yetmez. Goril çok güçlü fakat goril sizin
için tehlikelidir. Akrabaları ile birlik olursa sizin krallığınıza son verebilir. Yılan
sizi sokabilir. Fil de sinirlendiğinde sizi bile ezebilir. Güven olmaz ona. Çitayı
sadece hızı için seçmeniz hiç olmaz. O çok korkaktır. Kurt ‘’Cesurum’’ diye
övünüyor. Daha onun tek başına bir av yakaladığını hiç görmedim. Efendim
oysa siz hem hızlı, hem cesursunuz. Hem güçlü hem sessiz, hem avlanırken
gizlenebilen yani bu becerilerin hepsine birden sahipsiniz. Size benim gibi
akıllı bir yardımcı lazım. Bakın bana, benden size hiçbir zarar gelmez. Sizin
yardımcınız ben olmalıyım, der. Aslan tilkinin söylediklerini düşünür:
-Galiba haklısın. En doğru sözleri sen söyledin. Sonra benim için söylediklerin
de çok hoşuma gitti doğrusu. Bütün bunlardan dolayı seni yardımcım seçiyo-
rum, der.
33
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1- Ormandaki hayvanlar niçin toplanmışlar?
……………………………………………………………………………………………………………
2- Gücüyle ve akrabalarıyla övünen hangi hayvandır?
……………………………………………………………………………………………………………
3- Tilki, niçin kendini yardımcı seçilmeye layık olduğunu söylüyor?
……………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU – YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1- ( )Yardımcı seçilen hayvan, ormanda aslandan sonra en havalı hayvan olacak.
2- ( )Fil ve kurt güçleriyle övünüyorlar.
3- ( )Yılan sessiz ve zehirli olduğunu söylemiş.
4- ( )Tilki gorilin krallığı ele geçirebileceğini söylemiş.
5- ( )Tilkinin söylediği bazı sözler aslanın hoşuna gitmemiş.
Aşağıdaki olayları metindeki oluş sırasına göre numaralandırınız.
( ) Çita önemli haberleri çok çabuk iletirim, der.
( ) Her hayvan aslanın yardımcısı olmaya can atıyormuş.
( ) Tilki, aslana, ‘’Efendim siz hem güçlü, hem cesursunuz.’’ der.
( ) Aslan Kral ‘’ Benim için söylediklerin hoşuma gitti.’’ der tilkiye.
( ) Aslanın kükremesiyle bütün hayvanlar adeta taş kesilmişler.
Aşağıdaki cümleleri metne göre tamamlayınız.
1- Bütün hayvanlar kendilerini ………………...… aslan ……………… çalışıyorlarmış.
2- Efendim size …………………….......…. gelmesini engelleyecek tek kişi benim.
3- Goril çok ………………………… fakat goril sizin için …………………………......
4- Zaten sizde olan bu.............................için bunlardan birini seçmeniz ………... olur.
5- Size benim gibi ………………….....……… bir yardımcı lazım.
34
EN İYİSİ BİZİM YUVAMIZ
Yavru karıncalardan biri kraliçe karıncaya giderek yer altında yaşamak iste-
mediğini söylemiş. Kraliçe karınca bunu saygıyla karşıladığını söylemiş. Ve demiş ki:
-Yuvada yaşamak istemediğin belli oluyor. O zaman yuvadan çık istediğin kadar
gez ve nerede yaşamak istediğine öyle karar ver, demiş.
Yavru karınca yuvadan çıkmış. Örümceğe rast gelmiş. Onun ağ örüşüne hayran
kalmış. Sonra da ağa takılan bir sineği yemesine dayanamayıp ‘’Bu acımasızlık!’’
demiş. Ona yuvasının nerede olduğunu sormuş, örümcek de ‘’Bu ağ‘’ deyince karınca
şaşırmış. Tek başına korkup korkmadığını sormuş. Örümcek de ‘’Hayır!’’diye cevap
vermiş. Sonra da hayvan dışkıları içinde bir böcek görür. Onun da yuvasının yerin
altında olduğunu ve tek başına yaşadığını öğrenir.
Daha sonra bir uğur böceği görür. Rengi ve siyah noktaları çok hoşuna gider.
Fakat onun da yalnız yaşadığını ve belli bir yuvası olmadığını öğrenir.
Yavru karınca en sonunda da bir kelebeğe rastlar. ‘’Gördüğüm en güzel hayvan.’’
diye düşünür. Bir an onun gibi uçmak gelir içinden. Düşüncelerini kelebeğe söyler.
Kelebek:
-Biz göz alıcı güzellikte olabiliriz. Fakat bize hiç de imrenme. Çünkü bizler birkaç
gün ya da birkaç hafta ancak yaşayabiliriz. Ömrümüz çok kısadır. Yuvamız da
yoktur.
Yavru karınca rastladığı hiçbir hayvanını yaşamını beğenmez. Özellikle yalnız
yaşamalarına inanamaz. Hiç de hoşuna gitmeyen gerçekleri görünce doğruca yu-
vasının yolunu tutar.
Kraliçe karıncaya, biraz sitem dolu bir sesle:
-Diğer böceklerin nasıl yaşadıklarını bildiğiniz halde neden beni boş yere gönder-
diniz? Söyleyebilirdiniz.
-Eğer seni göndermeden anlatmaya kalksaydım. Bunların doğru mu yanlış mı
olduğu sürekli senin kafanı meşgul edecekti. Şimdi kendi gözlerinle gördün.
Gördüklerine göre de kararını verdin. Bu daha iyi olmadı mı, demiş kraliçe karınca.
Doğruyu söylemem gerekirse gördüklerim karşısında da en iyi yuvanın bizim yu-
vamız olduğu sonucuna vardım. Burada hep birlikte yaşamanın çok güzel
olduğuna karar verdim.demiş yavru karınca.
35
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1 Kraliçe karınca yer altında yaşamak istemeyen yavru karıncaya ne yapmasını
söyler?
…………………………………………………………………………………………………………………
…………………………………………………………………………………………………………………
…2…Y…av…ru…k…a…rın…c…a …ör…üm…c…e…ği…n …ya…p…tığ…ı …ne…ye……da…y…an…a…ma…z…?……………………………………
………………………….............................................................................................................
…3…H…an…g…i h…a…yv…a…n …‘’B…iz…e …hi…ç …im…re…n…me…‘’…d…iyo…r…? …N…ed…e…n?…………………………………………
…………………………………………………………………………………………………………………
Yavru karınca ,neden kraliçe karıncaya neden sitem dolu bir sesle konuşuyor?
4 Çünkü, kraliçe karıncanın bu hayvanları tanıdığı halde ……………………….. boş
yere gönderdiği için …………………….. dolu bir sesle soruyor.
5 Yavru karınca kraliçe karıncaya neden teşekkür ediyor?
Yavru karınca diğer hayvanların nasıl ………………………. görmesini sağladığı
…………………………………………………………………………………………………………………
………………………….............................................................................................................
Aşağıdaki cümleleri DOĞRU -YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1- ( )Kraliçe karınca, yavru karıncanın yer altında yaşamak istememesini saygıyla
karşılar.
2- ( )Yavru karınca ilk önce dışkılar içinde bir böcek görür.
3- ( )Yavru karınca özellikle böceklerin yalnız yaşadıklarına inanamaz.
4- ( )Yavru karıncanın gördükleri hiç de hoşuna gitmez.gelmiştir der.
5- ( )Kraliçe karınca, yavru karıncaya ‘’Sana anlatmam daha doğru olurdu.’’ der.
Aşağıdaki olayları metne göre oluş sırasına göre numaralandırınız.
Örümceğe tek başına korkup korkmadığını sorar.
Yavru karınca rastladığı hiç bir hayvanın hayatını beğenmez.
Gördüklerine göre kararını verdin, der kraliçe karınca.
Yuvamız yoktur. Ömrümüz de çok kısadır.
Göndermeden anlatsaydım, bunlar senin kafanı meşgul edecekti.
Aşağıdaki görselleri görsellerin adlarını alfabetik sıraya koyunuz.
……………………………………………………………….. ……………………………………………………………….. ……………………………………………………………….. ………………………………………………………………..
www.sahinhocam.com 36
KİM DAHA ÖNEMLİ?
Ormandaki bütün hayvanlar toplanmışlar. Toplantıda ‘’Ormanda kim daha
önemli ? ’’ konusu tartışılacakmış. Kral aslan :
-Evet, her hayvan grubu, orman ve bizler için ne kadar önemli olduğunu an-
latsın. Anlatsınlar da, kimler önemli ona göre karar verelim, demiş. Önce kuşlar
söz almış:
-Bizler ormandaki zararlı böcekleri yeriz. Böylece meyvelerin, otların, çiçeklerin
kurtlanmasını, çürümesini önleriz, büyümesini sağlarız. Biz böyle yapmasak
sizler aç kalırsınız, demişler. Kurt:
-Biz de üzülerek söyleyelim. Ormandaki ot yiyen hayvanları avlayarak yaşarız.
Aslında istesek ormanda bir tane bile bizden başka hayvan bırakmayız, hepinizi
yeriz. Kurdun bu sözlerine çakal, sırtlan, leopar ve çita da katılırlar. Tilki de:
-Eğer bütün kurnazlığımı, aklımı, tam kullanırsam ormanda kandırmayacağım
hayvan yoktur, der. Sonra da hemen ekler.
-Tabii ki de kral aslan hazretlerimizin dışında. Kurt kardeş, az önce hepinizi yeriz,
dediniz. Lütfen ‘’Kral aslan hazretlerimiz dışında’’ demeniz gerekirdi demiş.
Kurt hemen
-Özür dilerim efendim. Tabii ki de sizin dışınızdaki hayvanları demek istemiştim,
der.
Sonra sıra yılana gelir:
-Ben, ormanı farelerden, kertenkelelerden temizlerim. Bunu yapmazsam ormanı
fareler kaplar. Ayrıca zehrimle hepinizi zehirler öldürürüm. Şimdilik buna gerek
duymuyorum. der. Sincap da :
-Ben, çeşit çeşit ağaçların tohumlarını toplarken bazılarını toprağa gömerim.
Kışın onların çoğunu çıkarır, yerim. Toprakta kalanlar filizlenir. Sonra da fidan ve
ağaç olurlar. Yani ormandaki ağaçlar benim sayemde büyüyor ve çoğalıyorlar
diyebilirim.
Akbabalar, kuzgunlar, çakal ve sırtlanlar ise şöyle derler :
-Bizler leş yiyiciyiz. Eğer bizler olmasak ormanda ölen hayvanların leşleri gün-
lerce, haftalarca ormanda kalır. Orman kokar, mikroplar etrafa yayılır. Hepiniz
ölürsünüz.
Ormandaki hayvanların pek çoğu orman için ne kadar önemli olduklarını
söylemişler. Bazıları güçlü olduklarını öne çıkararak gözdağı bile vermişler.
Konuşmaları dinleyen aslan kral, son noktayı koymak gerektiğini anlamış :
-Konuşulanları dinledim. Anlaşıldı ki her birimiz ayrı özelliklere sahibiz. En
kötümüz bile orman için çok önemli bir görev yapıyor. Bu durumda bu ormanda
kimsenin kimseye üstünlüğü yok.
37
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1 Ormandaki toplantının konusu neymiş ?
..............................................................................................................................................
2 Kurt niçin “üzülerek söylüyorum” diyor?
………………………………………………………………………………………………………………...
3 Aslan, konuşulanları dinledikten sonra neyin değişmeyeceğini söylemiş?
………………………………………………………………………………………………………………..
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU - YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1 ( ) Kuşlar, meyvelerin kurtlanmasını önlediklerini söylemişler.
2 ( ) Kurdun sözlerine bütün hayvanlar katılmış.
3 ( ) Sincap toprağa gömdüğüm tohumlar filizlenir, fidan olur, ağaç olur demiş.
4 ( ) Bazı hayvanlar güçsüz olduklarını söyleyerek gözdağı vermişler.
5 ( ) Aslan kral en kötümüz bile orman için önemlidir, demiş.
Aşağıdaki test sorularını metne göre cevaplayınız.
1- İlk önce söz alan hayvanlar hangileridir?
A) Leş yiyiciler B) Kuşlar C) Sincap
2- Kuşların yedikleri zararlılar hangisidir?
A) Çiçekler B) Kurtlar C) Böcekler
3- Kurdun sözlerine hangi hayvan katılmıyor?
A) Tilki B) Çakal C) Sırtlan
4- Sincabın sözlerine göre tohumların büyümesi hangi sırayla oluyor?
A) Fidan- filiz- ağaç B) Filiz- ağaç- fidan C) Filiz- fidan- ağaç
5- Leş yiyiciler, kendileri olmazsa ormanda neler olacağını söylüyorlar?
A) Meyvelerin böcekleneceğini B) Yılanın herkesi zehirleyeceğini
C) Mikropların çoğalacağını
Aşağıdaki cümleleri metnin olay sırasına göre numaralandırınız.
1- ( ) Kurdun bu sözlerine çakal, sırtlan da katılır.
2- ( ) Eğer biz olmazsak ölen hayvanların leşleri günlerce, haftalarca kalır.
3- ( ) Kral aslan, ‘’ Bakın içinizde en güçlünüz benim. Ben bile bununla
övünmüyorum.” demiş.
4- ( ) Sincap ormandaki ağaçlar benim sayemde büyüyor, çoğalıyor, diyor.
5- ( ) Kuşlar, biz ormandaki zararlı böcekleri yeriz, demişler.
38
OYUN KAVGASI
Öğretmen sınıfa girdiğinde tüm erkek öğrencileri öfkeden deliye dönmüş halde
gördü. Hepsi birbirine bağırıyordu. Adeta burunlarından soluyorlardı. Herkes
yerine oturdu. Sesler kesildi. Herkes öğretmene bakıyordu. Acaba öğretmen
nasıl bir tepki verecekti.
- Çocuklar, ortada büyük bir anlaşmazlık olduğu belli. Nedir bu önemli konu?
Gerçekten bilmek istiyorum. Gördüklerimin beni çok şaşırttığını ve üzdüğünü de
söylemeden edemeyeceğim.
Sınıftaki on üç erkeğin on ikisi olayın içindeydi. Sadece futbolu sevmeyen
Barış hariç.
- Çocuklar ben şimdi karşıdaki boş odaya geçiyorum. Kimse, kimseyle konuş-
mayacak. Hepinizi ayrı ayrı dinlemek istiyorum. Şimdi hepiniz bir masal kitabı
çıkarın ya da bu olayı baştan sona kadar yazmaya çalışın. Gürültü istemiyorum.
Öğretmen erkek öğrencileri sırayla çağırdı. Hepsini dinledi. Yalnız konuştuğu
her öğrenciyi sınıfa değil, bahçeye gönderdi. Ara sıra da pencereden bahçeye
bakıyordu. Acaba çocuklar nasıl davranıyorlardı? Her şeyi not aldı. Sonraki ders
başladı. Sınıfta, öncekinin aksine derin bir sessizlik vardı. Öğretmen sınıfa girdi.
Öğrenciler üzerinde bakışlarını gezdirdi. Sonra elindeki notlara şöyle bir göz attı.
Okumaya başladı:
- Öncelikle, önceki derse girdiğimde gördüğüm manzaranın beni çok
üzdüğünü söylemeliyim. Biz sizlerin kardeş gibi olması için uğraşırken siz düşman
gibi davranıyorsunuz. Böyle düşman gibi olmanızın nedenine gelince Alperen
sen, Bora’yı oyuna almamışsın, Taner top senin eline değmiş, sen ‘’ Değmedi!’’ diye
diretmişsin. Tolga sen de sert oynuyormuşsun. Eray sen ‘’Gol değil!’’ diye
Çağlar’ın üstüne yürümüşsün. Atakan sen diğer takım gol yiyince abartarak
gülmüşsün. Demir sen de yenilen takım oyuncuları sınıfa girinceye kadar onlarla
alay etmişsin.
- Evet, gördüğünüz gibi öfkenizin, kavganızın nedeni oyunun keyif almak için
oynandığını, oyunun dostça eğlenmek olduğunu bilmemek, saygılı ve hoşgörülü
olmamak, bencillik yapmak, yenmeyi büyük üstünlük olarak görmek, yenilenlerle
alay etmek, belki de en önemlisi oyun içindeyken birbirinizi arkadaş gibi değil
de düşman gibi görmek. Bunun sonucu olarak da o çirkin manzara ortaya
çıkıyor. Halbuki her gün ve her teneffüs birbirinize muhtaçsınız. Yine birbirinizle
oynamak zorundasınız. Sizi bahçeye gönderdiğimde önceleri soğuk
duruyordunuz. Sonra yavaş yavaş bir araya geldiniz. Biraz sonra da
konuşmaya ve gülüşmeye bile başladınız. Yani sizler birbiriniz olmadan
olamazsınız. Sizlere öğüdüm şu olacaktır. Öfkenizi kontrol etmelisiniz. Hoşgörülü
olmalısınız. Böyle oynarsanız her oyun dostça başlar ve dostça biter.
39 Akgün Akçit
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1- Öğretmen sınıfa girdiğinde erkek öğrenciler ne haldeydi?
…………………………………………………………………………………………………………………
2- Alperen ne yapmış?
…………………………………………………………………………………………………………………
3- Abartarak gülen hangi öğrencidir?
…………………………………………………………………………………………………………………
4- Öğretmen göre kavganın, öfkenin nedenlerinden iki tanesini yazınız.
…………………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU – YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1- ( ) Öğrenciler adeta burunlarından soluyorlardı.
2- ( ) Olayın içinde olmayan sadece Barış‘tır.
3- ( ) Taner ‘’ Gol değil! ‘’ diye Çağlar’ın üstüne yürümüş.
4- ( ) Öğrenciler, oyun içinde birbirlerine düşman gibi değil de dost gibi
davranıyorlar.
5- ( ) Öğrenciler birbiri olmadan da olamazlarmış.
Aşağıdaki cümlelerdeki boşlukları metne göre tamamlayınız.
1- Acaba öğretmen nasıl …………........………………… verecekti.
2- Öğretmen konuştuğu her öğrenciyi ……….…..........… değil ………………….............
gönderiyordu.
3- Sizin …………………… gibi olmanız için uğraşırken siz ………………………. gibi
davranıyorsunuz.
4- Böyle oynarsanız her oyun ………………….... başlar ve ……….………. biter.
5- Öfkenizin nedeni oyunun ………............………………. olduğunu bilmemek
Aşağıdaki olay sırasını metne göre sıraya koyunuz.
( ) Öğretmen her şeyi not aldı.
( ) Sınıftaki on üç erkeğin on ikisi olayın içindeydi.
( ) Öfkenizi kontrol etmelisiniz.
( ) Eray, sen ‘’Gol değil! ‘’ diyerek Çağlar’ın üstüne yürümüşsün.
( ) Öğretmen elindeki notlara bakıp konuşmaya başladı.
40 Akgün Akçit
SON OYUNCAK
Derya sekiz, dokuz yaşlarındaydı. Odası bu yıllar içinde doğum günlerinde
ve başka zamanlarda alınan oyuncaklarla, bebeklerle doluydu.
Anne Demet Hanım, artık bebek ya da oyuncak almayı tamamen bırak-
mıştı. Derya‘ya ‘’ Kızım artık büyüdün, sana bundan sonra oyuncak yerine
giysiler, kitaplar almamız daha uygun olur.’’ diye açıklamıştı.
Derya önceleri biraz üzüldü. Çünkü yeni oyuncak alınmasına çok
alışkındı. Aslında oyuncakları ile eskisinden daha az oynuyordu. Çünkü okul
dersler ve arkadaşlarla oyunlar derken, bunlarla oynamaya ya az zamanı
kalıyor ya da hiç kalmıyordu. Yine de evde olduğu zamanlar
oyuncaklarıyla hoşça vakit geçirmeye devam ediyordu. Bu arada pek çok
oyuncağı ve bebeği ile de çok az oynadığını fark etti. Şimdi bunlar sanki
ona yeniymiş gibi geliyordu.
Günlerden bir gün, bir mağazada bugüne kadar görmediği kadar çok
güzel bir bebek gördü. Annesine baktı hemen. Annesi bu bakışı anlamıştı.
Hemen ‘’ Hayır ! ’’ dedi. Fakat Derya’nın aklından çıkmadı bu bebek. Bir gün
annesine :
-Anneciğim söz veriyorum! O bebeği alalım. Bir daha asla sizden bir şey
istemeyeceğim. Annesi beklemediği kadar sakin bir şekilde :
-Tamam! Fakat bir şartla o bebeği alacağım. Son aldığımız beş bebeği
başkalarına vermeyi kabul edersen o bebeği alacağım, dedi.
Derya, önce annesi şaka yapıyor sandı. Fakat annesinin şaka yapar gibi
bir hali yoktu. Yüzünde kararlı bir ifade vardı. Derya bir şey söylemeden
odasına çıktı. Kararsızlık içindeydi. Ne kadar bebeği varsa halının üstüne
indirdi. Etrafına halka yaptı. Ortalarına oturdu. Hepsine bakmaya başladı.
O an sanki bebekleri yalvarmaya başladılar:
-Ne olur Derya bizi verme! Verme ne olursun! Biz burada çok mutluyuz.
Bizi birbirimizden ayırma! der gibiydiler. Derya da zaten kararını vermişti.
-Korkmayın! Korkmayın! Sizi kimseye vermeyeceğim, dedi. Hepsini
yatağının üstüne taşıdı. Onlara sarıldı. Tatlı bir uykuya daldı.
41 Akgün Akçit
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1 Derya’ya ne zamanlar oyuncaklar alınırmış?
…………………………………………………………………………………………………………
2 Derya neye çok alışkındı?
…………………………………………………………………………………………………………
3 Derya niçin oyuncaklarıyla eskisinden daha az oyun oynuyordu?
…………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU - YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1 ( ) Derya’ya sadece doğum günlerinde oyuncaklar alınıyordu.
2 ( ) Derya evde olduğu zamanlar sadece ders çalışıyordu.
3 ( ) Gördüğü oyuncak bebek aklından çıkmış gitmişti.
Aşağıdaki cümleleri verilen kelimelerle tamamlayınız.
Küçük - giysiler - asla – son - üstüne
1- Sana bunda sonra oyuncak yerine ……………………… kitaplar almalıyız.
2- Ne kadar bebeği varsa halının …………………………. indirdi.
3- ………………… aldığımız beş bebeği başkalarına vermeyi kabul edersen.
4- Bir daha …………………….. sizden bir şey istemeyeceğim.
Aşağıdaki soruları hikayeye göre cevaplayınız.
1- Annesi, Derya’ya hangi nedenle bebek almayı bırakacağını söylüyor?
A) Çok oyuncağı olduğu için
B) Oyuna zamanı olmadığından
C) Büyüdüğü için
2- Derya neyi fark etti?
A) Çok oyuncağı olduğunu
B) Bazılarıyla çok az oynadığını
C) Mağazadaki yeni bebeği
3- Derya en son neye karar veriyor?
A) Bir daha bebek istemeyeceğine
B) Bebekleri dağıtacağına
C) Bebekleri kimseye vermeyeceğine
www.sahinhocam.com 42 Akgün Akçit
UÇURTMA
Dedem, babama her yıl uçurtma yaparmış. Birlikte şehrin dışındaki Rüzgarlı
Tepe’de uçururlarmış. Dedemi ben tanımadım. Fakat babam, dedemin ona
yaptığı gibi bana da her yıl uçurtma yapar. Bu yıl iki uçurtma yapıyoruz.
“Neden iki uçurtma ? ’’diye sorduğum da babam ‘’Seninle yarışacağız.’’ dedi.
O an deli gibi sevindim. Yaşasın! Babam da çocuk oluyordu. Zaten her zaman
öyleydi. Onu çok seviyorum.
Ertesi gün hafta sonuydu. Arabaya eşyaları koyduk. Rüzgarlı Tepe’ye git-
tik.Piknik eşyalarını ve uçurtmaları tepeye taşıdık. Hemen uçurtmaları çıkarıp
uçurtmaya başladık. Gerçekten de uçurtma uçurmak çok zevkliydi. Birbirimizi
geçtiğimizi iddia ediyorduk. Babam beni kızdırıyordu. Uçurtmalar o kadar
uzaklaşmışlardı ki minicik görünüyorlardı. Fakat çok da ağırlaşmışlardı. Birden
uçurtmamın ipi elimden kaydı. Uçurtmam sağa sola yalpalayarak indi, indi, çok
aşağılarda ağaçlıkların arasında gözden kayboldu. Ağlamak üzereydim.
Babam ‘’Üzülme, al benimkini uçur.’’ dedi.Üzülmüştüm. Çünkü babamla
yarışımız yarım kalmıştı. Bir süre isteksizce babamın uçurtmasını uçurdum.
Sonra birden aşağıdaki ağaçlıkları arasından benim uçurtmam yükselmeye
başladı. Heyecanla bağırdım’’ Bakın bakın, benim uçurtmam! Onu bulmuşlar!
Babam gayet memnun bir şekilde:
-Hımmm! Ne güzel demek onu bir çocuk bulmuş. Kim bilir ne kadar mutludur,
dedi. Oysa ben babamla aynı düşüncede değildim. Uçurtmamı istiyordum.
Keyifli başlayan gün benim için biraz üzüntülü devam ediyordu. Saatler sonra
dönüş başladı. Uçurtmam hala havadaydı. Birden babamın arabayı
ağaçlıkların oraya doğru sürdüğünü görünce çok sevindim. Babam uçurtmamı
alacaktı demek. Ağaçlık bölgeye gelince arabadan indik. Uçurtmanın olduğu
yere geldik. İki çocuk sevinç içinde uçurtmayı uçuruyorlardı. Ben hemen
-O uçurtma benim, dedim. Çocuklar korkarak uçurtmayı yere indirdiler. Bana
uzattılar.
Babam ‘’ Doruk bırak alma uçurtmayı dedi, bana. ‘’ Şaşırarak ona baktım.
Sonra babam arabaya doğru gitti. Bagajı açtı. İçinden kendi uçurtmasını
çıkardı. Çocuklardan birine uzatarak:
-Al çocuğum, bu uçurtma da senin olsun dedi. Çocuklar inanamadılar. Bense
hiç inanamıyordum. Sonra arabaya doğru giderken babam bunun paylaşmak
olduğunu, o çocukların bizim sayemizde nasıl da mutlu olduklarını söyledi..
Belki dedi, onlara uçurtma yapan bir babaları yoktur. Babam doğru söylüyor-
du.
43
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları hikayeye göre cevaplayınız.
1 Doruk’un babası neden iki uçurtma yapıyormuş?
……………………………………………………………………………………………………………
2 Doruk niçin üzülmüştü?
……………………………………………………………………………………………………………
3 Araba, ağaçlıklara doğru gidince Doruk niçin seviniyor?
……………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU-YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1 ( ) Dedesi Doruk’a her yıl uçurtma yaparmış.
2 ( ) Uçurtma yarışı yapmak için iki uçurtma yapmışlar.
3 ( ) Uçurtması elinden kayan Doruk, buna çok sinirlenmişti.
4 ( ) Çocuklar korkarak uçurtmayı yere indirdiler ve Doruk’a uzattılar.
Aşağıda verilmiş cevaplara uygun soruları metne göre yazınız.
1-…………………………………………………………………………………………………………
‘’ Rüzgarlı Tepe ‘‘de uçurtma uçururlarmış.
2-…………………………………………………………………………………………………………
Hafta sonu uçurtma uçurmaya gidiyorlar.
3-…………………………………………………………………………………………………………
Uçurtmalar gökyüzünde minicik görünüyorlardı.
4-…………………………………………………………………………………………………………
Saatler sonra dönüş aşladı.
5-…………………………………………………………………………………………………………
‘’ Doruk bırak alma uçurtmayı ” dedi.
6-…………………………………………………………………………………………………………
Doruk, o gün paylaşmayı ve iyilik etmeyi öğrenmişti.
44
DUYURUDAN, FİLME
Sınıf öğretmeni ‘’ Çocuklar bir masal, hikaye, film yazma çalışması yapalım mı?
Ne dersiniz ?.’’ diye sordu. ‘’Bu çalışma serbest olacak. Bu bir ödev değil.
Gönüllü çalışma.’’dedi. Sınıfta, her konuda olduğu gibi alaycı, çalışmayı
sevmeyen, gününü boş geçirenler, üretmek nedir bilmeyenler hemen ‘’Aman!’’
deyiverdiler. Fakat altı, yedi öğrenci ‘’ Öğretmenim ben yazarım! diye atıldılar.
Tabii ki diğerleri onlarla alay etmekte gecikmediler:
- Oooo! Bizim yazarlara bakın da hele!
- Yazın da, sinemalarda gişe rekorları kırsın! Hah hah ha ha! Öğretmen bu
alayların, takılmaların fazla uzamasına izin vermedi. Gönüllü öğrencileri cesaret-
lendirici konuşmalar yaptı. Birkaç öğrenci daha, çalışma yapacaklarını söyledi.
Ertesi gün, ‘’ Engelliler, iyilik, arkadaşlık, hayvanlar …’’ gibi konuların içinden oy
birliğiyle ‘’ Arkadaşlık ‘’ konusunu seçtiler. Hemen o gün ve birkaç gün hikayenin
giriş bölümünü yazdılar. Herkes farklı yazıyordu. Bazen teneffüslerde bazen de
öğretmenden yardım alarak giriş bölümünü tamamladılar. Artık gelişme bölümü
çalışmalarını yapıyorlardı. Heyecanları her gün daha da çok artıyordu. Bu çalış-
mayı artık herkesten saklıyorlardı. Ser veriyorlar, sır vermiyorlardı. Gelişme
bölümü için bir cumartesi günü Dilaylar’ın evinde toplandılar. Burada uzun
konuşmalar ve değerlendirmeler sonucu gelişme bölümü on yedi sayfa olarak
belirlendi. Gelişme bölümünü Çetin’in babası bilgisayarda yazacaktı. Bitirdiler.
Sonuç bölümü için yazdıklarını hafta içi okulda okuyor ve birbirlerininkiyle
karşılaştırıyorlardı. Sonuç bölümü ve tüm hikayenin tamamı için de bu sefer Ne-
hirler’in evinde toplandılar.
Sonunda ortaya yirmi dört sayfalık bir eser çıktı. Hikayeye uygun resimleri de
Mert, Okan, ve Burakcan yaptı. Bir fotokopicide ciltlendi. Öğretmen şaşırdı kaldı.
Bu kadar güzel bir çalışma beklemiyordu. Onlarla gurur duyduğunu söyledi.
Alay edenler ise çok şaşkındılar. ‘’ Demek başarmışlardı ha! ’’ Söyleyecek söz
yoktu’’ Sınıf öğretmenleri, kitabı okul müdürüne gösterdi. Okul müdürü öğrencileri
ve öğretmeni kutladı. Çok beğendiğini söyledi. İl Milli Eğitim Müdürlüğüne
götürdü. Orada incelendi. Çok beğenildi. Bastırılarak il genelindeki bütün
okullara dağıtılmasına karar verildi. Çünkü örnek olması isteniyordu. İş o kadar
büyüdü ki bir gün okula il özel televizyon ekibi bile geldi. Çekim yaptı.’’ Başarı
Öyküsü ‘’ diye yayın yapıldı. Küçük bir adımla başlamıştı. Sonuçta ortaya büyük
bir başarı öyküsü çıkmıştı.
45
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1- Öğretmen öğrencilere nasıl bir çalışmadan bahsediyor?
…………………………………………………………………………………………………………………
2- Kimler bu gönüllü öğrencilerle alay ediyor?
…………………………………………………………………………………………………………………
3- Giriş bölümünü nasıl tamamladılar?
…………………………………………………………………………………………………………………
4- Tüm ildeki okullara dağıtılmasına nerede karar verildi?
…………………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki cümleleri metne göre DOĞRU- YANLIŞ olarak işaretleyiniz.
1- ( ) Hikaye yazma çalışması zorunlu bir çalışmaydı.
2- ( ) “ Birlikten kuvvet doğar. ’’ diyerek birlikte çalışma yapmaya karar
verdiler.
3- ( ) Nehirler’in evinden sonuç bölümünü yazmak için toplandılar.
4- ( ) İl televizyon ekibi ‘’ Başarı Öyküsü ‘’ diye yayın yaptı.
5- ( ) Hikayeye uygun resimleri Mert, Okan ve Burakcan’ın babaları yaptı.
Aşağıdaki paragrafları, metinlerin giriş - gelişme - sonuç bölümleri olarak
eşleştiriniz.
Kral bu genci, çok sevdi. Gelişme Bölümü
Kızının onunla evlenmesine
izin verdi. Kırk gün kırk gece
süren eğlenceler yapıldı.
Yaşlı kadın, eski bir kulübede Sonuç Bölümü
yalnız başına yaşıyordu. Giriş Bölümü
Konu komşunun yardımlarıyla
yaşayabiliyordu.
Tekneden sarkan Berke
birden denize düştü. Göz
açıp kapayıncaya kadar sulara
gömülmeye başladı.
46
BABAM YERDEN GÖĞE KADAR HAKLI !
Akşam karanlığı çökmüştü. Tam yemeğe oturacaktık ki annem:
- Eyvaaahhh! Evde hiç ekmek yok, demesin mi? Eskiden olsa, komşudan her
şey istenebilirmiş. Fakat şimdi komşuluk mu kaldı? Bakın ekmek bile isteyemiyoruz
komşudan.
Babam biraz sinirlice :
- Ben bakkala kadar gider bakarım. Aslında bu saate kadar ekmek falan
kalmaz ya !Her neyse bir bakmak lazım.. Diyerek evden çıktı. Uzun bir zaman
sonra geldi Biz de tam meraklanmaya başlamıştık. Niye bu kadar geç kaldığına
gelince, geç kalma nedenini gelin kendisinden dinleyelim isterseniz.
‘’ Tam bakkala giriyorum. Bir adam elinde ekmek dolu bir poşetle bakkaldan
çıkıyor. ‘’ İyi, ekmek var demek ki dedim.’’ Bakkala ekmek sorunca ‘’ Abi az önce
önünden çıkan abi altı ekmeğin hepsini aldı .’’ demesin mi ? Birden sinirlendim.
Adam tam arabasına biniyor. Hemen yetiştim, poşete yapıştım.’’ Beyefendi siz
niçin başka insanları da düşünmüyorsunuz dedim. Adam öyle şaşırdı ki! ‘’ Kim?
Ne ? diyebildi sadece. ‘’ Evet ‘’ dedim. Ekmeğin hepsini almak bencilliktir. Hiç
olmazsa bir, ikisini bırakmanız gerekirdi.’’ dedim. ‘’ Hemen o ekmeklerden birini
istiyorum, dedim. Adam beni eliyle itti. Arabasına oturdu. Fakat ben arabanın
önüne geçtim. ‘’Bana bir ekmek vermeden bir yere gidemezsiniz.’’ dedim. Adam
camı açıp ‘’ Ya arkadaş deli misin, bela mısın, şaka mısın, çekil önümden dedi
öfkeyle.
Arabayı çalıştırdı. Ben bu sefer kaputun üstüne yattım.’’ Salmam; Bana bir
ekmek vermeden bir yere gidemezsiniz.’’ diyordum. Adam kornaya basıyor.
Bağırıyordu. Baktı olacak gibi değil bir ekmeği camdan uzattı. Ekmeği aldım
hemen. Elimde bir lira vardı. Uzattım. ‘’Almam senin paranı. Paran da pulun da
senin olsun.’’ dedi. Fakat ben kararlıydım. Açık camdan içeri parayı fırlattım. Para
adamın burnuna ‘’ Takk ! ‘’ diye çarpmasın mı? Galiba canı çok acıdı. Camdan
başını çıkarıp ‘’ Deliii ‘’ diye bağırıp gaza basıp gitti.’’ Babam, bu son sözünden
sonra bastı kahkahayı. Bir taraftan da ‘’ Deliii !’’ diye bağırıyordu.
Hepimiz babamla birlikte kahkahalarla gülmeye başladık. Oradaki mücadeleyi
gözümüzün önüne getiriyorduk. Gerçekten görülmeye değer şeyler yaşanmıştı.
Ekmeği elime alınca birden ‘’Deliii’’ diye bağırmak geldi içimden. Yeniden
gülüştük. Yemeği zor bitirdik. Aslında babam yerden göğe kadar haklıydı. O ek-
meklerin hepsini almak biraz bencillikti
47
DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLERİ
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1- Eskiden komşudan neler istenebilirmiş?
…………………………………………………………………………………………………………………
2- Baba, poşete yapıştığında ilk olarak ne söylüyor?
…………………………………………………………………………………………………………………
3- Metne göre adamın yaptığı neden bencilliktir?
…………………………………………………………………………………………………………………
Aşağıdaki sarmal bulmacaya, verilen kelimelerin eş anlamlılarını bulup yazınız.
Numaralı harflerle şifreyi çözerek etik bir davranışı öğreniniz.
7 27 69
49
8
5 4
61 8
1 52 3 10 3
1 2 3 4 5 6 5 7 5 8 9 10 7 10 8 - 9 9 5 7
Metinde geçen kelimeleri zıt anlamlılarıyla eşleştiriniz.
eski karanlık uzun geç dolu az önce deli şaka zor kötü
boş kolay yeni sonra ciddi kısa aydınlık akıllı erken iyi çok
www.sahinhocam.com 48