The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.
Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by tayfunozel, 2019-11-19 08:14:02

VourlaMag Kasım 2019

Yaşam Tarzı Dergisi

kahve içiyorum, insan biriktirmiyorum etrafımda.
Urlanın sokaklarını; arka sokaklarını geziyorum, do-
laşıyorum. Bu civarın hepsini dolaştım benim ufak-
lık köpekle birlikte. Bitkiler, kekikler onlar bunlar...

- Tabi görsel olarak çok besliyordur bu sizi. An-
ladığım kadarıyla Urlada çok sanatçı var böyle
sizin gibi kaybolmak isteyen. Acaba hep birlikte
Urla’ya katkı için bir şeyler yapılabilir mi?

- Belediyenin sosyal programları olabilir, biz onlara
katkı koyabiliriz. Sanat adına bir şey yaparken bir fi-
nans olmalı en azından. Belediye mesala yer sağlar.
Biz ancak eylemimizle, enerjimizle destek verebili-
riz. Bir ara ben çıkıp liseleri dolaşmayı düşündüm.
Resme yeteneği olan çocukları saptayalım diye.
Çocuklara doğru desen öğretecek genç arkadaşlar
buluruz. Belediye de buna biraz destek olur, bu ço-
cuklar da harçlık sahibi olur; ötekiler de hazırlanır;
biz de gider arada onlarla konuşur, tartışırız. Aslın-
da ben emekli olduktan sonra eğitim işlerinden de
uzaklaştım. Burada o kadar mutluyum ki zaman
zaman ağaçlarla falan konuşuyorum. Sarıldığımız
da oluyor.

- Evi kendiniz mi yaptınız bu haliyle mi aldınız?

- Jülideyi tanır mısın sen? Bizim bir mimarımız
vardı Yaşar’ın kampüsünü yaparken. Bir gün kahve
içiyorduk konuşuyorduk, hocam ben yaparım ama
bir konuşalım ne istiyorsunuz, dedi. Dur dedim
öyle olmaz, gel bir gör önce dedim. Geldik. Burası
tarlaydı. Havuz yıkıktı. Oldum olası ferah aydınlık
yüksek yerleri severim. Bu ev bana aitse evin her ye-
rini kullanırım. Sonra oturduk tartışa tartışa bu evi
bulduk. Bu galeriyi yüksek tavanlı özellikle istedim;
kuzey bahçede bağ...Ben burayı bir yaşam alanı
olarak gördüm. Sıcak olsun istedim. Isı pompam
olsun, şöminem olsun bu yaştan sonra onları dert
etmek istemedim. Gelen konuğumu rahatça misafir
edeyim istedim. Üst katı ayırdım. Çocuklar gelince
açıyoruz yatak odalarını.

- Urla’ya neden geldiniz hocam?

- Ben Urla’ya yaşamı yavaşlatmaya geldim. Ayıkla-
yacaksın yaşamı, yavaşlatacaksın. Ne kadar sakin,
ne kadar kendi kendine kalıp istediklerini yapa-
bilirsen o çok hoş işte. Kendimi algılıyorum ben
burada. Kaçmak için bir yer yaptım kendime. Kendi
dünyamı kurdum.

51

VOURLmAag

360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği,
bu kez çivisiz inşa ettiği tekne ile
Çanakkale ve İstanbul boğazlarını
aşmaya çalışacak.

Fenike

Röportaj: Tayfun Özel

52

Dünyanın en eski açık
deniz gemisi Uluburun’u

batıktan elde edilen
bilgilere göre yeniden
yapıp Doğu Akdeniz’de

3 bin mil yolculuk
yapan, MÖ 600’lü
yıllara ait savaş teknesi
Kybele ile İzmir’den
Marsilya’ya giderek
uluslararası tanınırlığını
artıran 360 Derece Tarih
Araştırmaları Derneği,
yeni projeleri Fenike
teknesini tamamlayarak
su testlerini başarıyla

tamamladı.

Fenike teknesi, tarihi kaynaklar
üzerinde yapılan incelemeler
ışığında 14,40 metre boy ve 4,20
metre eninde ve tahtaların “kavela
zıvana” yöntemiyle birbirine
geçirilmesiyle çivi kullanılmadan

inşa edilmiş.
360 derce Tarih Araştırmaları
Dernek Başkanı Osman Erkurt ile
Urla İskele’de bulunan deneysel
arkeoloji merkezinde görüştük.

53

VOURLmAag

54

O-Fenike tekneleri, özellikle budur diyeceğimiz tek- vermek zorundayız. Yani bu meziyet değil, olması
ne yok.Bir çok tekne var fenike teknesine benziyor. gereken bir şey…
Yunanlılar, Fenike teknelerine birkaç isim takmışlar.
Özellikle Hypoi… Hypoi, bir servis teknesi, kargo Osman Bey, Fenike’nin inşası ne kadar sürdü?
gemisi diyemeyeceğim tam anlamıyla her yere gi-
debiliyor, her şeyi hızlı yapabiliyor, özellikle Mısır’la Bunun inşaatı aslında bir senelik bir inşaat ama biz-
Lübnan arasındaki yolda da sedir ağacı taşıyorlar. de, iki, iki buçuk seneyi buldu. Çünkü hiçbir kaynak,
Bu bizim yaptığımız aslında kereste taşıyan bir yük hiçbir sponsor kullanmadık. Kendi kaynaklarımızla
teknesi . yaptık, bize inanan, seven insanlarla. Sponsorları-
mız onlardı... Sponsor diyorum ama sponsor falan
Bu tekne hangi ağaçtan yapıldı? değil biz arkadaşlarımızdı onlar yani. Sponsorluk
daha farklı, alışverişlerine çok dikkat ediyorlar. Bir
Orjinali mutlaka sedirdir. Biz sedir yapmadık, ladin bilim taciri gibi çalışıyor kafaları. Eee haklılar da!
yaptık. Çünkü sedir ağacı bulamıyoruz, pahalı ve
kesimi resmi yoldan yasak, özel sektörün elinde de Bu durumda ne zaman yolculuğa başlayabile-
pek bulunamıyor. Tarihsel veri tabanından sedirden ceksiniz? Bir de yolculuk ne tarafa olacak?
başka ladin ve köknar kullanıldığını da biliyoruz.
Ama sedir en iyisi çünkü sedire kurt girmiyor ve Nisan ya da Mayıs’ta yukarı doğru...
kendi katranıyla kendini koruyabiliyor, çürümüyor
yani... Tartışmasız çok güzel, çok iyi bir ağaç. Bun- Yukarı derken Boğaz’a doğru mu?
dan sonraki projelerde kullanacağız. Ben de isterim
kullanmak, mis gibi kokar. Evet, Çanakkale Boğazı’na oradan İstanbul Boğazı,
İstanbul’dan Varna... Varna’da, bir ya da iki viking
Evet, çok güzel kokar... gemisiyle buluşma...

Devlet Malzeme Ofisi’nin kalemleri vardı eskiden, Çok enteresan ve renkli bir buluşma olacak gali-
kurşun kalem... Kokusu, aynı onun gibiir. (Gülüş- ba...
meler)
Viking tekneleri gelecek, Tuna’dan iniş yapacak-
Bu tekneleri deneye yanıla mı yapıyorsunuz? lar, birkaç tane olduklarını biliyoruz. Bir kaçıyla da
bizim irtibatımız var. Ama eminim o irtibat artacak-
Ana amaç malum, bütün bu bilgileri tekrar tekrar tır. Bizim de teknemiz bitmiş vaziyette çünkü. YBu
sınamak, denemek, boşluklarını bulmak ve o boş- yolculukta iki Boğaz’daki geçiş sistemlerini araştı-
luklarla ilgili yapılan yanlışlıkları düzeltmek, bizim racağız. Ona kısaca değineceğim birazdan. Ondan
en büyük zevkimiz. Deneyerek yaptığımız için, bu sonra Varna’da buluşup Karadeniz’i, Karadeniz
bilgiler çok değerli bilgiler. Haydar Berk, (Bölüm bilgilerini, tarihsel bilgilerini, duygusal bilgilerini or-
Başkanı) öyle demişti bize: “Siz yanlış yapsanız taya koymak ve o konuda bir yazılı çalışma yapmak.
bile, biz doğru demek zorundayız, size hiçbir soru Çünkü Karadeniz çok unutuldu ve terk edildi.
soracak durumumuz yok” dedi. Çünkü hakikaten
deneyen bir tek biz varız. Bu konuda yalnız ol- Peki, eskiden böyle bir yol mu kullanılıyormuş?
mak istemiyorum aslında. Bazen sıkıntılı durumlar
oluyor. İşte ben bunu söylüyorum ama ya değilse... Tabii, mesela Foçalılar, Pers baskısı başlayınca, Fo-
Mesela özellikle navigasyon konusunda sadece çalılar denize çıkıyor ve bunların bir bölümü Sam-
Finike değil Doğu Akdeniz’i de ilgilendiren soruları- sun’a gidiyorlar. Samsun’a gitmişler işte diyorsunuz
mız ve cevapsız kalan sorularımız var, bir sürü.Ciddi ama bu o kadar kolay değil. Yol boyu ikmal yok vs.
hatalar yapılmış zamanında. Şu andaki arkeolojik Samsun hani harita üzerinde basit gibi gözüken bir
yapıların içinde deneysellik çok az yer tutuyor. rota ama öyle değil... Karadeniz!

Siz deneysel arkeoloji mi yapıyorsunuz diye soranlar Karadeniz?
var. Deneysel tıp, deneysel ameliyat olmayacağına
göre;(gülüşme) ameliyat yapıyorsunuz, deneme Karadeniz, her şeyiyle karadır, bu adını çok hak
bu, bu da onun gibi bir şey. Biz de bütün bilgile- eder. Orada öyle zırt pırt geçiş olmaz yani deniz
rimizi ortaya koyuyoruz, ortaya bir şeyler atıyoruz, isteyecek siz yapacaksınız.
söylüyoruz, bunun da deneysel sonuçlarını tabi ki
Doğru söze ne denir...

Biz yapılanı anlamaya çalışıyoruz. Adam yapmış za

55

VOURLmAag manında. Gidip gelmiş, koca bir koloni var orada.
Yani bu yapılanmayı tarif etmek, bilimsel teme-
56 le oturtmak... Dünyada artık uzmanlaşma hakim
yani siz bir arkeoloğum diyemiyorsunuz. Nesiniz
yani diye soruyor; siz de diyeceksiniz ki, ben yapım
teknolojileri ya da heykel ya da antik dönem arkeo-
loğuyum. Artık bu şekilde değerlendiriliyor.

Fenike’yi suya da indirdiniz. Su testlerini yaptı-
nız. Tekneye güveniyor musunuz?

İnsan kendi yapınca daha fazla telaş yapıyor. Bir şey
olur, saç atması gibi, birbirlerine geçme yapılmış
tahtalar bunlar, bu geçmeler atarsa, aradaki pimler
kırılırsa batarız.

O suyu kesemeyiz içerden. Hemen gidip bir karaya
vurdurtmak gerekir, o da varsa o civarda... Mesela
ahşap bir tekne gacır gacır öter, çok büyük sesler
çıkartır. Bu hiç ses çıkarmadığına göre, sürtünme
neredeyse sıfır. İyi yani, ilerde gevşeyecek çünkü.
Romatizma diyoruz biz ona, yedeksiz gıcırtılar yap-
maya. Yani teknenin sağlamlığı konusunda hiçbir
endişemiz kalmadı. Tekneye güvenimiz çok arttı.

Sizin bir kaptanlık deneyiminiz var. Tekneyi siz
kullanacaksınız. Peki, kaptanlık, tekne yapımı,
arkeoloji.. Nasıl oldu bu işler böyle?

Türkiye’de ilk yatı yapan bir kişi var; Harun Irmak.
Harun Irmak’ın annesi İskoçyalı farklı bir insandır.
Tamamen İngiliz terbiyesiyle büyümüş birisi. Hemen
hemen kendi yaşlarında bir yeğeni vardı. Atölyesin-
de özellikle uğraşırdı. Bugün makaralardan tutun
da, daha başka makaralar, daha başka kamalar, bü-
tün bunlar metalden yapılıyor. Biz o atölyede ah-
şaptan yapardık. Ahşap derken, o tahtalar Çanak-
kale Boğazı’nın batıklarından dalgıçlardan istenir…
Bir tik ağacı parçası mesela, kırılmış, onu alırız,
keseriz işte böyle bir atölyede büyüdük. Aslında bir
sanat tarihi atölyesi gibi bir şeydi. Ahşap yeteneği
çok zor bir yetenek değildir yani daha zorları var
bunun. Çabuk öğrenirsiniz, çabuk yaparsınız. Ahşa-
pa çok çok yetenek sığdırmak mümkün. Bunun ha-
ricinde, arkeoloji zaten hep kafamda olan bir şeydi.

Bu işin bilimsel formatı nereye sığar... Arkeolojiye bir tanesi. İstanbul’da yelkenler iniyor. Çok önemli

sığar. Ben arkeoloji okumalıyım diyorsunuz ve gidip çünkü, Bizans’tan başlayan bambaşka bir yapısı var

okuyorsunuz. Sosyal bilimler kolaydır. Üç tane kitap İstanbul’un. Ne buluruz bilmiyorum doğru dürüst.

okuduktan sonra gidip makale yazarsınız, rahattır Anlattığım bu yöntemle teknemizi götüreceğiz. Bu
yani. Sonra ne kaldı geriye. Kaptanlık... Büyük bir güne kadar ufak tefek denemelerimiz oldu, çalışıyor
teknemiz oldu. Büyük ama küçük. O çok etkili oldu. sistem. Yani benzetmek gerekirse aşağıdan sizi çeken
Ayrılamadık tekneden, denziden. Denizin birleşti- bir ip, ve karşıdan da tersini isteyen bir güç var.
riciliği müthiştir. Böylece üç şirket kendi içinde var
oldu, böyle bir sistem oluştu. Kendi kendine. Boğazdaki deniz trafiğini de düşünmüşsünüzdür
heralde?
Bu güzel birlikteliğin meydana getirdiği bu
oluşum sizi yeni bir serüvene götürüyor. Tam da Elbette, deniz trafiği bizi çok düşündürüyor. Düşü-
bu noktada aklıma takılan bir soru var. Fenike’ye nün, günde iki yüz gemi geçiyor. Bunun şehir hatları
güveniyorsunuz ama boğazlardaki akıntılar sizi var, kargosu var, LPG’si var, neyi varsa var... Hiçbir şey
zorlayabilir mi? deniz aracını biçmek istemez ama tehlike var.

Antik çağda Ege ile Karadeniz bağlantısını sağlayan Nasıl aşacaksınız bu sorunu?
Çanakkale ve İstanbul boğazlarındaki akıntı rejim- Bu sorunu aşamayacağız. Ya da şöyle aşacağız;
lerini iyi kullanan teknelerin Karadeniz’e çok rahat Boğazda bir yelkenli yat yarışı var. Bu yarişa yarışma-
bir şekilde gidebildiğini biliyoruz. Ama adamların cı olarak katılıp boğazdan geçiş tarihimizi bu yarışa
nasıl yaptığını anlayamıyoruz. Boğazlardaki bel- denk getireceğiz. Yani boğazı yarış esnasında geçme-

li bölgelerde bugünün yelken teknolojisiyle dahi yi düşünüyoruz. Sonuçta, yarış günleri boğazda trafik
geçilmesi zor olan bölümler var. Mesela Çanakkale durdurulacağı için bu trafikten kurtulmuş olacağız.
Boğazı’ndaki Nara Burnu ve İstanbul’daki Akıntı
Burnu’nu aşamayan çok sayıda tekne var. Çünkü Yaratıcı fikir diye buna denilir heralde. (Gülüşme)
Karadeniz’den 7 millik akıntı geliyor. Ama alttan
da Ege’nin sıcak suları ters yöne akıyor. Boğazdaki Yelken teorisine göre, biliyorsunuz Pupayla yürüyor,
akıntının antik çağda nasıl geçildiğine ilişkin ortaya orsayla yürümüyor, altmışa en fazla... Bu yapılanmayı
atılan ‘akıntı yelkeni’ tezi var. ispat ettiğimiz zaman ki ederi çok rahat. Yani Zaten
büyük ihtimal kopacak tekneler bizden gidecekler. Bir

Denizin 30-40 metre altına indireceğimiz bir yel- hakkımız var. Antik Dönem denizciliğinde slogan gibi
kenle yüzeydeki akıntının tersine hareket etmeyi bir kelime bu. Bir hakkın var, ikinci hakkın yok, ne
deneyeceğiz. Akıntı yelkeni tezi ilk kez bu projeyle yapıyorsan fark etmez. Orada becerdin, becerdin işi.

denenmiş olacak. Bunu kanıtlarsak ve antik çağ Lodos olursa belki de daha kolay bir geçiş olabilir
teknelerinin akıntı yelkenleriyle hareket ettiğini gös- mi?

terebilirsek, önce biz sonra da arkeoloji dünyası çok Lodos olursa işimize yarar ama Lodos aynı etkiyi
mutlu olacak. Tarihsel anlamda bu bilgiler var ama yaratmayabilir. Yani akıntılar, tabi bunun yanı sıra bir
deneysel olarak da bunun görülmesi gerekiyor. Oceanograf’ın bilgilerinden çalışmak söz konusu ola-

Peki, sizin bu rotayı başarıyla tamamlamanız cak. İşte uzmanlaşma o. Yani hem arkeoloji hem su
neyi ispat edecek, ne elde edeceğiz sonunda? altından anlamak gerekiyor. Tabii bunlara da dikkat

Doğu Akdeniz ve Ege kültürlerinin Karadeniz’e edeceğiz. Denemek lazım, yapmak lazım. Deneme-
doğru müthiş bir akıntısı var. Buna kültür rüzgarı den herhangi bir şey tutturamıyorsunuz.

diyelim, daha güzel. Tabi İstanbul ana duraklardan Sizlere çok başarılar diliyoruz. Teşekkür ederiz.

57

VOURLmAag

Urla’nın vazgeçilmezi

Balık Mezatı

Röportaj ve Fotoğraflar: Tayfun Özel

58

Özellikle hafta sonları kendimize daha fazla
zaman ayırdığımız günlerdir. Hafta içinde
çalışma hayatından ya da gündelik koşuştur-
macalardan fırsat bulup yapamadığımız şeyleri yap-
maya çabalarız. Örneğin, çocuklarımıza daha fazla
vakit ayırır, ailece kahvaltıya ya da akşam yemeğine
çıkarız. Eğlencenin peşinde koşarız en azından bir
sinemaya gideriz… Spor yaparız ya da hobi etkin-
liklerine katılırız. Kitap okuruz ya da evimizde hiçbir
şey yapmadan yorgunluk atarak hafta sonu geçire-
biliriz. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ama…

Hafta sonu gelmiş. Akşama ailece veya arkadaşla-
rınızla şöyle mükellef bir balık sofrasının etrafında
toplanmak istediniz. Ne yapacaksınız? Önce sofraya
konulacak balıkları almanız gerekir. Urla’da yaşıyor-
sanız çok seçeneğiniz olabilir ama balık almanın en
eğlenceli ve heyecanlı yolu İskele Mahallesi’ndeki
balık mezatından geçiyor.

Sahil kasabalarında yaşamayanlar için balığın
mezatla satılması değişik ve şaşırtıcı olabilir. Oysa
Urla’nın rutinlerinden, vazgeçilmezlerinden biridir
balık mezatı. Akşam balığından dönen balıkçılar,
balıklarını İs-koop’a teslim ederler. Sabah balıklar
tasnif edilir ve mermer tezgahın üzerine dizilir.
Artık, alıcılarını bekler bu derya kuzuları, kuzu
kuzu… Bu sırada eve balık götürmek isteyen ler ile
birazdan başlayacak açık artırmadaki mücadeleyi
izlemek isteyenler yani seyirciler tezgahın etrafında
sıkı bir halka oluşturmaya başlamıştır bile.

Mezat sabah 11:00’de başlıyor. Bu saatten önce
gelip tezgahın hemen önünde yer kapmak önemli.
Hal böyle olunca bir taşla iki kuş vuralım diyenler
mezat alanının hemen yanıdaki cafe ve çay bahçe-
lerinde sabah kahvaltılarını yaparak keyifli bir güne
başlangıç yapıyorlar. Hele istedikleri balığı alabilmiş-
lerse değmeyin keyiflerine.

Mezat başladığında Tezgahın üzerinde üç görev-
li beliriyor. Bunlardan biri balığı gösteriyor, ikinci
balığı torbalıyor diğeri de tahsilat yapıyor. Balığı
gösteren kişi aslında mezatı da yönetiyor. Balık için
bir fiyat belirliyor ve bunun üzerine açık artırma
başlıyor. “ 50 Lira, 55 Lira… 80Lira, 85 Lira… Yaz
abime.” Mezat uçuşan fiyatlarla tüm hızı ve heye-
canı ile devam ediyor. Yaklaşık 1 saat içinde çeşit
çeşit balıklar sahiplerini buluyor.

İs-koop Urla’da geçimlerini tamamen balıkçılıkla
sağlayan kişiler tarafından kurulmuş bir kooperatif.
Şu anki başkanı doğma büyüme Urlalı olan İbrahim
Temizel. Temizel yaklaşık 40 çeşit balık olduğunu
vurgulayarak şöyle diyor; Bizim buralar balık açısın

59

VOURLmAag üstü 5-6 kişinin çıktığı ufak tefek tekne dolu, evrak-
sız, kayıtsız kuyutsuz. Sahil Güvenlik hep onlar için
dan zengindir. Her mevsim balık çıkar. Çipura, bar- koşturuyor. Teknesi batanlar oluyor, boğulan olu-
bun başta gelenler. Kefal, mırmır, sardalya, kopez, yor. Bu izinsiz teknelerin çok zararı oluyor. Bunun
tekir, isparoz… Çorbalık balıklar; kırlangıç, iskorpit, dışında sahillerde yazın problemler oluyor, herkes
adabeyi, peygamber balığı… Çeşidimiz bol yani.” evinin önünde denize girmek istiyor. Biz de kıyı ba-
lıkçısı olduğumuz için gece çalışanlar oluyor mesela
Hazır İbrahim Temiztepe Bey’i bulmuşken koopera- gürültü yaparak tekneye vurarak balığı ürkütüyor-
tif ve mezat ile ilgili sıcak bir sohbete giriyoruz. lar. İnsanlar , rahatsız oluyor, şikayetçi oluyor, gece
camları, pencereleri açık.
- Kooperatif ne zaman kuruldu?
- Sahilden uzakta mı avlanmak gerekiyor?
- İs-koop 1988 yılında kuruldu. 10 yıl önce rah-
metli Ali Rıza Mete tarafından kooperatif binası - Plajlarda 200 metre. Biz bunun tartışmasını
yaptırıldı. yaklaşık üç sene önce kaymakamla bayağı çata çat
yaptık. “Plaja atamazsınız ağ” dedi. Ben ” Urla’da
- Neler yapıyor kooperatif? plaj yok” dedim. “Nasıl Yok, her taraf plaj” dedi.”
Yok, işte” dedim. “Herkes evinin önünde denize gi-
- Balıkçılarımız tuttukları balıkların tümünü koope- riyor, plaj yok” dedim. Emniyet Müdürü’nü çağırdı;
ratife getirmek zorundadırlar. Biz bu balıkları açık “Yok mu burada plaj” dedi. Araştırıp geldi ve “yok
artırma usulüyle hergün ihaleye çıkartıyoruz. Açık efendim” dedi. Çünkü plaj denince bir sürü şey
artırmaya halkımız ve esnaf katılıyor. Satılan balık- giriyor işin içine. İki kademe koruma altına alınması
lardan %8 komisyon alıyoruz, kalan gelir müstahsil gerekiyor mantarlarla, gözetme projesi gerekiyor,
makbuzu ile birlikte 2-3 saat içerisinde ortaklarla cankurtaran, ambulans gerekiyor, doktor gerekiyor.
paylaşılıyor. Bunun dışında ortaklara buzunu te- Mesela Kum Plajı deniyor ama adı Kum Plajı. Aslın-
min ediyoruz, mazotu kendileri alıyorlar. Yaklaşık da plajın gerektirdiği şartları taşımıyor ve bu vasfıy-
dört beş senedir balık ağlarını da karşılıyoruz hibe la plaj değil yani.
olarak. Teknelerinin boyasını, macununu alıyoruz,
bakımını yapıyoruz, bunun gibi destekte bulunuyo- - Ama en azından bir çok kişinin de evinin önü…
ruz. Amacımız, biraz önce belirttiğim gibi donmuş
ürüne başladığımız için bir tesis kurmak. İşletme - Evet, Kalabak tarafından Güzelbahçe sahiline
tesisini kurunca, bütün Yarımada’daki kooperatif- doğru herkesin evinin önü ama biz de ağ atmak
lerin ürünlerini alıp işleyip daha geniş bir pazara zorundayız. Bizim kullandığımız ağlar kıyıya atılan
çıkmak niyetindeyiz. Bunu yaklaşık iki seneden beri ağlar. Zaten sonrasında anlaşarak uyarıcı dubalar
dillendiriyoruz. yaptık ağ attığımız yerlere, bu şekilde devam ediyo-
ruz. Kıyı balıkçılığı yapıyoruz ama kaçak balıkçılık-
- Yarımada derken… tan dolayı biz kıyıya indik. Kaymakam da o zaman
sormuştu, ”Neden açığa ağ atmıyorsunuz?” diye.
- Çeşme, Karaburun, Mordoğan, Özbek, Seferi- Kaçak avcılık çok fazla ve bunlar kontrol altına
hisar. Buralarda balıkçıya destek olmak amacıyla alınamıyor. Eskiden dil balığına atardık, karidese
fiyatları bir standartta tutmaya çalışıyoruz. Mesela, atardık otuz- kırk metre derinliğe. Şimdi o işi yapan
Kalamar 80 Lira ise, bunun altına düşmesin, sübye kalmadı. Çünkü ağları atıyoruz, sabahleyin bir gi-
20 Lira ise altına düşmesin gibi, fiyatları belirli bir diyoruz ağlar paramparça ya da yok. Kaçak çalışan
seviyede tutmak istiyoruz, niyetimiz bu. Bu arada troller, şebekeler ağları paramparça yapıyor. Kimse-
Ticaret Bakanlığı bizi 5 Aralık’ta Ankara’da düzen- den de hesap soramıyoruz, bunlar da kontrol altına
lenecek olan, aralarında yabancı firmaların da yer alınamıyor ve otuz- kırk yıldır artarak çoğalıyorlar.
aldığı fuara davet etti. İnşallah yelpazeyi biraz daha Bu yüzden herkes kıyıya kaçtı artık.
genişleteceğiz.
- Adaların hangisi daha verimli balık açısından
- Nerelerde avlanıyorsunuz. Adaların etrafında
mı? - Uzunada… Hem büyük oluşu, askerin daha fazla
oluşu hem de balığın korunacağı yerlerin oluşu
- Bizim yaptığımız kıyı balıkçılığı, sahillerden, ada-
lardan. Bizim burada yasak bölge de çok ama ba- - Yasak bölgeye girebiliyor musunuz, size yasak
zen mecburen giriliyor. Çünkü yasak bölgeler, askeri yok mu?
sahalarda balık daha fazla oluyor.
- Var tabi herkese yasak. Hatta şuramda (bacağının
- Üreme alanları, meralar mı yani? üst kısmını işaret ederek) bir mermi izi var.

- Üreme bölgesinden ziyade gündüzleri biraz daha - Ooo… Nasıl oldu bu?
sakin kaldığı için balık barınıyor. Buradaki adalarda
tekne dolu, amatörlerin çok zararı var balıkçılığa.
Amatör balıkçılık çok arttı, gece gündüz denizin

60

61

VOURLmAag

62

Neden Mezattan Balık
Aldıklarını Sorduk...

- Taze olduğunu biliyor ve güveniyorum.
- Sabah buraya gelip mezata katılmak

benim için bir hafta sonu rutini oldu artık.
- Buradaki heyecanı seviyorum.
- Balık çeşidi çok oluyor.
- Hem sabah kahvaltısı yapıyoruz hem de

alışveriş, pazar da yakında...
- Bedava tiyatro...
- Günlük balık satılıyor. Ayrıca arkadaşlarıma

rastlayabiliyorum.
- Daha ucuza geliyor.
- Hafta sonu etkinliği gibi. Gelemediğim

zaman eksiklik hissediyorum.

63

VOURLmAag

64

- Bir mermi yedim yasak bölgeye girdiğim için. Es-
kiden çok ateş ediliyordu bazen seksen- yüz mermi
atılıyordu, gece bile… Şimdi yaklaşık beş altı sene-
dir yok.
- Neden?
- Bir olay oldu. Ateş edilmesi sebebiyle bir tekne
battı. Ondan sonra pek ateş edilmedi balıkçıya.
Ama ateş edilmeyince de millet neredeyse kıyıya
çıkıp sığırları vuracak.
- Yanlış anlamadım galiba. Sığır mı dediniz?
- Evet. Uzunada’da başıboş sığırlar çok. Bir ara
ihaleye verdiler ama hayvanı vurmadan yakala-
yamazsın, vurunca da nerede öleceği belli değil,
vazgeçtiler.
- Peki, biz balıklara geri dönelim. Buraların en
lezzetli balığı hangisidir sizce?
- Barbun.
- Kaya barbunu mu?
- Evet, Kaya barbunu. Zaten fiyatından da belli
oluyor.
- Nesi iyi olur?
- Barbun tava olur. Tadına doyulmaz. Çipura da
lezzetlidir. Onunda ızgarası olur. Sonra, mavi kuy-
ruklu karides çok değerli ve sanırım tek çıktığı yer
de burası.
- Fiyatı ne kadar?
- Büyük boy kilosu 170-180 Lira civarında, boyu-
na göre değişiyor ama 100 Lira’dan aşağı karides
yok. Aynı karides Kuşadası’nda da çok çıkar ama
lezzet bakımından buradaki güzeldir. Bu fiyatlarına
da yansır oradaki daha ucuzdur. Görüntü var ama
lezzet hiç yok. Barbun da öyle Karadeniz’den Akde-
niz’e doğru indikçe balığın lezzeti kaybolur.
- Son bir soru… Mezatta ilginç durumlarla karşı-
laşıyor musunuz?
- Olmaz mı? Heyecandan karı ve kocanın karşılıklı
aynı balığı arttırmasından tutunda inatlaşıp fiyat
artırarak 4-5 misli daha fazla paraya balık alanlara
kadar… (Gülüşmeler)
- Samimi sohbetiniz için teşekkürler İbrahim
Bey.

65

VOURLmAag

66

Palamut
Çorbası

Malzemeler Yapılışı

1 adet palamut Balığı ayıklayıp, kılçığını çıkarın ve küp şeklinde doğrayın. Tereyağını
2 çorba kaşığı tereyağı bir tencereye alıp eritin ve kıyılmış soğanı pembeleşene kadar ka-
1 adet soğan vurun. Un ilave edip, kokusu çıkana kadar kavurmaya devam edin.
2 çorba kaşığı un Süt ve suyu katıp, bir yandan da karıştırın. Rendelenmiş havuç ve
1 çay bardağı süt kabak katın. Tuz ve karabiber ekledikten sonra pişmeye bırakın. Kay-
6-7 su bardağı su namaya başladıktan 5 dakika sonra balık etini katın. 3-4 dakika daha
1 adet havuç pişirdikten sonra tencereyi ocaktan alın ve kıyılmış dereotu ekleyin.
1 adet kabak Sıcak olarak servis yapın.
Tuz
Karabiber
Üzerine:
Dereotu

67

VOURLmAag

68

Uskumru
Pilaki

Malzemeler Yapılışı

4 Adet Defne Yaprağı Uskumruları iyice yıkayın ve içlerini tuzlayın. Soğanları salata soğanı
- 1 Demet Dere Otu gibi ince ince doğrayın. Sarımsakları pul pul doğrayın. Limonları
- 2 Adet Karanfil dilimleyin. Bunları yassı bir tencerede Ayçiçek yağı, defne yaprakları
- 600 Gr Kuru Soğan ve karanfillerle çevire çevire yumuşayıncaya kadar pişirin. 1 bar-
- 1 Adet Limon dak su ilave edip, harmanlayın. Üstlerine uskumruları tek kat ola-
- 1 Demet Maydanoz cak şekilde dizin, tuz ve bolca karabiber ekleyip, kapağını kapatın.
- 6 Diş Sarımsak Balıklar, yaklaşık 7-8 dakikada pişecektir. Balıkları kenara alıp, kapağı
- 160 Gr Sıvı Yağ kapalı olarak kısık ateşte pişirmeye devam edin. Bu sırada soğanlar
- 1 Demet Taze Nane ve limonlar tamamen pişip, kendi yağında kalsın. Hafif dibi tutarsa
- 200 Gr Taze Soğan daha da iyi. Bunların üstüne parmak parmak kesilmiş taze soğanları,
- 6 Adet Uskumru nane yapraklarını ve ince ince kıyılmış maydanoz ve dereotlarını da
- Kararında Karabiber, Tuz katıp, karıştırın. Üstünü kapatıp 5 dakika pişirin. Sonra altını kapatıp,
ve servis için sızma kapağını açmadan 10 dakika bekletin. Böylelikle taze soğanlar ve
zeytinyağı otlar çamur olmadan yumuşayacaktır. Bu arada, kenara alınmış us-
kumruların derilerini temizleyip, iki parça kılçıksız fileto olacak şekilde
ayıklayın. Servis tabağına soğanlı harcın 2/3’sini koyup, üstüne balık
filetolarını yerleştirin. Biraz karabiber serpip, kalan harcı da üstüne
koyun. İnce kıyılmış maydanoz ve sızma zeytinyağı ile ılık servis edin.

69

VOURLmAag

70

Safran ve Semizotu ile

Rulo Mercan
Balığı

Malzemeler Yapılışı

2 adet fileto edilmiş Fileto edilmiş mercanların üzerine tuz ve karabiber serpip tatlandırın.
mercan balığı Ardından balıkları, dörde bölünmüş hindiba ile rulo haline getirip fırın
1 adet dörde bölünmüş tepsisine dizin. Orta ısılı fırında pişirin. Orta büyüklükteki bir tavada
hindiba tereyağını eritip, içine küçük doğranmış sarımsak ve kapari çiçeğini
1 çorba kaşığı tereyağı ilave edin. Daha sonra toz safran, ince kıyılmış semizotu, limon suyu,
2 diş sarımsak tuz ve karabiber ekleyip tekrar soteleyin. Servis tabağına semizotlu
1 tatlı kaşığı kapari çiçeği karışımı koyun. Üzerine balıkları yerleştirip, kiraz domateslerle birlikte
Yarım çay kaşığı safran servis yapın.
1/4 bağ semizotu
1 tatlı kaşığı limon suyu
Tuz,
karabiber
4 adet kiraz domates

71

VOURLmAag

72

Fırında Tahin
Helvası

Malzemeler Yapılışı

250 gr sade helva Fırın ısıtılır. Helva iyice ezilir.
Helvayı ıslatacak kadar
süt (Yaklaşık 1-1,5 Biraz süt ve limon suyu da ilave edilir. Helva çok hafif akışkan ol-
çay bardağı, çok koyu malıdır.
olmayacak hafif akışkan
olacak şekilde) İyice karıştırdıktan sonra küçük kaplara yada güveç kaplarına
1-2 damla limon suyu bölüştürülür.

200 derecede üstü kızarana kadar pişirilir. Fırından fırına pişirme
süresinde değişiklikler olabileceği için helvanızı kürdan ile kontrol edi-
niz içi çok katı olmamalı hafif akışkan olacak kıvamda olmalıdır.

İsteğe bağlı olarak helvanızın içerisine portakal kabuğu rendesi, limon
kabuğu rendesi ilave edebilirsiniz.

73

VOURLmAag Lâ TAHZEN:

74 Üzülme

Aytuğ İzat,
Özdeşifa Kurucu Üstadı

Son bir haftadır, derginin Kasım ayı sayısında
hangi konuyu işleyeceğime bir türlü karar
veremiyordum. Üstelik bilgisayar cehaletim de
elimi ayağımı bağlamıştı. Ana bilgisayarımı, son-
radan basit olduğunu öğrendiğim bir sorundan
dolayı kullanamıyor, üzülüyordum.

Nihayet bu sabah, çalışma arkadaşım Elmas öğ-
retmenin de tavsiyeleriyle, kararımı verdim: aile
ilişkilerinin sağlık ve esenliğimize yaptığı olumlu ve
olumsuz etkileri işleyecek, Joker filmine de atıfta
bulunacaktım. Gerisi kolaydı, bilgisayarın başına
oturup bir çırpıda yazacak, bir gün bekleyip son
düzeltmeleri de yaptıktan sonra editörümüz Tayfun
beye gönderecektim.

Gün beklenmeyen ziyaretçilerin akınıyla dolu geçti
ve ben bilgisayarımın başına akşamüstü olunca
geçebildim. Konu başlığını seçerken aklıma Mevla-
na’nın Lâ Tahzen (üzülme) diye başlayan beyitleri
geldi. Anında, hiç tereddüt etmeden ve sorgulama-
dan, yukarıdaki başlığı atıp, şiirin aslını bilgisayar
dosyalarımda ararken telefonum çaldı… Ve çok
ilginç bir şey oldu; Lâ Tahzen yani Üzülme konu
başlığını seçmeme, konu değiştirmeme kimin vesile
olduğunu, hayretler içinde kalarak, öğrendim. Gün
boyu diğer konuları işlememin nasıl engellendiğini
de böylece anlamış oldum.

Muğla’da yaşayan kuzenim Serap arıyordu. Anne-
si, yani teyzem, doksanına merdiven dayadıktan
sonra sağlığı çok bozuk olduğu için onun yanında
kalıyordu. Yatalaktı son aylarında.. Çeşitli çileler
çekmesine rağmen asla şikayetçi olmayan, gönlü
ekonomik gücünün çok fevkinde (üstünde) cömert,

var olanı güler yüzle ve fakir zengin ayırımı yapma- üzülme bilincine dönüştüğünü bilmiyoruz. Çünkü
dan herkesle paylaşan, sevgisi ummanlara sığma- bilinci açıklayabilecek bilimsel ve gözlenebilir bir
yan teyzem Fikriye Kayma (Aksoy) vefat etmiş, onu veri tabanına sahip değiliz. Laboratuvarlarda üretip,
bildiriyordu. Beynim, tıpkı zaman tünelinde ileri inceleyemeyiz. Bilinmezlik faktörü bu konuda da
geri hareket eder gibi, önce Lâ Tahzene, peşinden etken olduğunu güçlü bir şekilde gösterir.
de, son olduğunu bilmediğim konuşmamıza kaydı,
“..halime bin şükür” demişti, her zamanki sevecen Biz bildiğimizi farz ettiklerimizle yola devam edelim.
sesiyle “..dünyaya kazık çakacak halim yok. Nasip
olana şükürler olsun, rabbim sizleri bağışlasın!” Üzülme, doğal ve insani bir tepkidir. Başkalarının
acılarını, insan, hayvan, bitki, doğa ayırd etmeden
Başka sevdiklerimi, annemi, babamı, ağabey ve hissetmek, onlarla empati kurmakla ilgilidir. Bizle-
yakınlarımı bilinmez alemlere yolcu ettiğimde söyle- rin daha duyarlı, daha anlayışlı, daha paylaşımcı ve
diği cümlelere aktı beynim: “Aslâ üzülme, Rabbimi- çözüm odaklı olmamızı sağlar. Üzülmeyen insan,
zin kuralları böyle. Şükürler olsun ki gidenlerle çok sosyalleşmenin anlam ve önemini kavrayamayan,
güzel günler paylaşma şansımız oldu!” türünden bencil ve duygusuz kimselerdir. Sorun, üzülmenin
cümleleri yankılandı beynimde. Vee, konu değiştir- haddi aşacak bir şekilde abartılmasında yatar.
meme vesile olanın teyzem olduğunu fark edince
ürperdim. Üzülme, bencillik ifadesi de olabilir. Çocukçadır;
ağlamalara, tepinmelere, hırçınlaşmalara yol açabi-
Beynimizin sadece bizim irademize tâbi olmadığına lir. En cazip seçeneklerin illa bizim olmasını isteyip
bir kez daha şahit oluyordum… de gerçekleşmeyince üzülürüz.
O son nefesini verirken, esas yazmak istediğim
konudan vazgeçmemi sağlamış olmalıydı.. ölüm Üzülmenin sağlık etkileri vardır: İnsanların sağlıklı
haberini almadan attığım konu başlığının onun ve huzurlu olmasını sağlayan enerji düzeninin 10
son nefesine denk gelmesini izah edebilecek bilim- üzeri 200 olduğunu varsaydığımızda, ki en fazla on
sel bir açıklama yok çünkü! Kuantum fiziği böyle üzeri 1000 düzeyine çıkabilir, üzülme/elem/keder
bir etkileşimin mümkün olabileceğini gösterir, ama duygusunun enerji düzeyi 10 üzeri 75 civarındadır.
açıklamaya yetmez. Teyzemin ruhu son yolculuğu- Yani üzülürken enerjimiz düşer, kısa sürede dü-
na çıkarken Mevlana’nın ruhuyla karşılaşıp bu ko- zeltmezsek, başta akciğer ve kalın bağırsaklarımız
nuyu işlememin daha doğru olacağına birlikte karar olmak üzere sağlık sorunlarına kapı açar. Hiç bek-
vermiş olmalı. Sonrası bu kararı etkileyen olaylar lenmeyen bir kayıp yaşadığımızda, nefes almakta
zincirini başlatmak, bilinmez güçler için hiç de zor zorlanırız..bunun altında üzülmenin akciğerlere
olmamıştı anlaşılan. Ya da kendi ruhum teyzemin verdiği hasar söz konusudur.
son anlarını hissederek bilincimi bu konuya kay-
dırmış olabilir.. Eğer vakit bulup da gündüz yazımı Üzülme, kendisinden daha yüksek ama genel an-
yazmaya başlasaydım, konu farklı olacaktı.. lamda hala düşük enerjili, korku, öfke ve bencillik
Ruhları şad olsun! gibi duyguları tetikleyip, tüm bağışıklık sistemini alt
üst edebilir. Dikkatli ve bilinçli olmak gerekir.
Bir kez daha tekrarlayalım: Evrenin nice sırları önü-
müzde keşfedilmeyi bekliyor, bilincin aşacağı daha Üzülme, ben-merkezciliğin bir ifadesi olabilir:
çook merhaleler var! yaşam düzenindeki kabul ve beklentilerimize ters
düşen olaylara verdiğimiz duygusal bir tepkidir aynı
Onun imanlı, engin ve sevecen yüreğini aksettire- zamanda. Bu niye benim başıma geldi? (abart-
cek bir tarzda yazarak, konunun hakkını vermeye ma, çünkü her an evrenin bir yerinde herhangi bir
çalışayım. canlının başına kötü diye nitelenen bir olay gelir.
Bir hayvana tecavüz edilir, bir başkası tekmelenir,
Üzülme, henüz kökeni açıklanamayan bilincin özel bir çocuğun onuruyla oynanır, bir eş kaza geçirir…
bir açılımı, olumsuz ve düşük enerjili bir duygu ilh.. Bu gibi olaylar çevremizde vuku bulmadığı için
halidir. İnsan, hayvan ve bitkilerde gözlenebilir. farkına varmadığımız veya farkında olsak bile umu-
Hangi enerjilerin, ne türden kimyasal işlemlerle rumuzda değillerdi!)

75

VOURLmAag

76

Üzülme, herhangi bir sorunu işaret edebilir ancak
çözmeye yardım etmez. Düşük enerji, beynimizin
çözüme odaklanma gücünü düşürür. Bu bakımdan,
üzülmelerden bir an önce kurtulmalıyız. Nitekim
dinimizde, bir ölünün ardından yas tutmak en fazla
üç gün olarak belirlenmiş, sonrasında ise yas haram
sayılmıştır.

Üzülme, bizi geçmişe mahkum eder. Özgürleşmek,
içinde yaşanılan ana odaklanmakla mümkündür.
(Mevlana bu uyarısını asırlar önce yapmıştı.. bugü-
nün Tolle gibi yerli ve yabancı ünlü yazarları onun
adına atıfta bulunmadan, sanki ilk defa kendileri
bulmuş gibi Şimdinin gücünü anlatıyorlar!)

Teyzeme ve Mevlana’ya rahmet dileyerek sözümü-
zü bitirip, bu konuda öncelik sahibinin sözlerine
odaklanalım:

Mevlana türbesinin girişinde şu beyitler yer alır:

Lâ TAHZEN (ÜZÜLME)
Çünkü hüzün, düşmanı sevindirir, dostunu üzer,
haset edenin diline düşürür.
Lâ TAHZEN (ÜZÜLME)
Çünkü hüzün, kaybolanı geri getirmez, öleni dirilt-
mez, kaderi değiştirmez, hiçbir fayda getirmez.
Lâ TAHZEN (ÜZÜLME)
Çünkü hüzün sinirleri yıpratır, kalbini yorar, gecele-
rini mahveder.
Lâ TAHZEN (ÜZÜLME)
Eğer günah işlediysen tövbe et, istiğfarda bulun,
yanlış yaptıysan düzelt, O’nun rahmeti sonsuz,
kapısı hep açıktır.
Lâ TAHZEN (ÜZÜLME)
Şunu unutma: yaşadığın günün sınırları içinde
yaşamazsan sıkıntı ve kaygıların artacak demektir.
Biraz daha açarsak; Sabaha çıktıktan sonra artık
akşamı bekleme, akşama kavuşunca da sabahı bek-
leme... Ne maziye takıl kal, ne de gelecek kaygısı
içinde ol. Yani anı yaşa.
Lâ TAHZEN (ÜZÜLME)
Her zorlukla birlikte kolaylık vardır. Yani kolaylık
zorluğun içinde saklıdır. Bir başka ifade ile; Kolaylık,
zorluk zannettiğimiz şeyin taa kendisidir!
Lâ TAHZEN (ÜZÜLME)...
Evet, Lâ Tahzen..teyzeni hasta yatağında ziyarete
gidemediğin için üzülme Aytuğ Efendi!

77

VOURLmAag

Ben (nevüs) Alımı

Op. Dr. Özgür Erdem
Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

78

Ben (Nevüs) Nedir? vücudunda çok sayıda ben görülebilir. Bu benlerin
bazıları doğuştan vardırlar, bazıları ise güneşe
İki çeşit ben bulunmaktadır: Doğumsal ve edinilmiş. maruz kalınması sonucunda oluşurlar. Benler;
Çoğunlukla benler doğumda mevcut olmayıp kahverengi, siyah ya da nadiren koyu mavi renkte
sonradan ortaya çıkar. Yirmi yaşından itibaren olabilirler. Her koyu renk değişikliği ya da kabarıklık
çoğu insanda 20-30 adet vücudunun her yanına ben değildir. Doğuştan gelen benlerde daha fazla
dağılmış ben mevcuttur. Bu benler zamanla risk olmakla birlikte benlerin bazıları kanser riski
görsel hale gelirler ve genellikle büyüklükleri 0,5 taşıyabilir. Bu nedenle, tehlikeli benlerin takibi son
mm den büyük olmaz. Sadece her yüz bebekten derece önemlidir.
biri doğumsal nevüsle doğmaktadır. Bu benlerin
büyüklükleri değişmektedir: 0,6 santimetreden Benlerin Çıkartılması
küçük olabildiği gibi neredeyse tüm vücudu
kaplayanı da vardır ki bunlara “dev konjenital Halk arasında benlere “bıçak değdiği” zaman
nevüs” adı verilir. Benler büyüklük, şekil, yüzey kötüye dönüşebilecekleri hakkında yanlış bir
dokusu ve tüylülük bakımından çok çeşitlilik inanış vardır. Oysa tam tersi tehlike taşıyan
göstermektedir. Rengi açık tabadan simsiyaha dek benlerin cerrahi olarak çıkarılmaması durumunda
değişmektedir. Çoğu kahverenginin tonlarındadır. yaşamı tehdit eden “Malign Melanom” isimli bir
Bazıları ince tüylü iken çoğunda uzun, kalın, koyu deri kanserine dönüşüm riskleri vardır. Malign
renkli, kaba görünümlü veya kıvırcık tüy bulunur. Melanom, tüm dünyada hızla artmakta olan
Bu tüyü kesmek veya tıraş etmek gelişimini kötü seyirli bir kanser tipidir. Bu nedenle, tehlikeli
artırmaz. benlerin tespiti ve çıkarılması kişinin hayatını
kurtarabilir. Halk arasında başka bir inanışta ben
Takip cerrahi olarak alındıktan sonra kanserin arttığı
inanışı ki çok yanlış bir durumdur. Oysaki her gün
Benler melanosit ismi verilen ve deriye renk veren yüzbinlerce ben Plastik Cerrahlar
hücrelerin oluşturduğu deri değişiklikleridir. İnsan

79

VOURLmAag

tarafından çıkarılmakta ve o insanlar kansere duymazlar.
yakalanmamaktadır. Malign Melanom gelişimi riski
genel popülasyonda %1,5’dur; Yani 70 kişiden Lazerle Ben Aldırma Tedavisi:
birinde yaşamı boyunca gelişme ihtimali vardır.
Bu oran atmosferimizdeki ozon tabakasındaki Erbium YAG ve Karbondioksit Lazerler ile
incelme ve zararlı UV ışınlarına yükselen oranda gerçekleşmektedir. Yüzde ya da vücutta oluşmuş
karşılaşma nedeniyle her gün artmaktadır. Benleri olan zararsız epidermal ve dermal nevuslar sadece
olan insanlarda günün birinde benlerin kansere kişiyi estetik açıdan rahatsız eden benler tek
dönüşme oranı ise %2 ye çıkar, yani 50 kişiden seansta kesi ve dikiş olmadan anında yok edilmekte
birinde deri tümörü gelişebilir. Ben alındıktan olup kişi sosyal yaşantısına devam edebilmektedir.
sonra patolojik tetkik yapılmadı ise, patolojik Uygulama lokal aneztezi ile yapılmakta olup ağrı
tetkik ile Malign Melanom teşhisi konmasına hissedilmemektedir. Benlerin alındığı alan 4-6 gün
rağmen ileri tetkik, tedavi ve takipleri yapılmadı ise, arasında normal hal almaktadır. Oluşan pembelik
çıkarıldığında (Malign Melanom’un ileri evrelerinde 1-2 ay içerisinde normal cilt renginize uyum
teşhis konuldu ise) uzak organ metastazları zaten sağlayacaktır.
gerçekleştiği için hastalar kaybedilir.
Cerrahi Ben Aldırma Tedavisi:
Mevcut cilt lezyonlarının çıkartılması işleminin
bu konuda tecrübesi olan ve estetik uygulamalar Çok derin köklü olan nevüsler cerrahi olarak
nedeniyle izlerin en az kalmasını sağlayacak olan çıkartılmalıdır Bu işlemde lokal anestezi
Plastik Cerrahlar tarafından yapılması gerekir. altında uygulanır. Oluşan defekt sıklıkla primer
kapatılmakla beraber bazı olgularda doku kaydırma
Ben Alımı (Nevüs Eksizyonu) denilen flep cerrahisi veya deri yaması (deri grefti)
ile kapatılmaktadır. Çıkarılan materyal mutlaka
Cerrahi ve lazerle çıkarma olarak iki yöntem patolojik tahlile gönderilmeli sonuca göre tedavi
bulunmaktadır. Her iki işlemde lokal anestezi belirlenmelidir.
altında uygulanır. Bu nedenle hastalar ağrı

80

81

VOURLmAag

82

Cildi Nemlendirmek

Feraye Benderli

Y Make Up Artist kış aylarında da korunmak gerekiyor. Çünkü UV
az aylarını geride bıraktığımız ve havaların ışınları sadece yazın değil kış mevsiminde de
soğumaya başladığı şu günlerde özellikle etkilidir. Bu da cildimizin çabuk yaşlanmasına
mevsim geçişlerinde cildimizin gerekli
dengesini kurmak adına yapılması gereken birkaç neden olur.

ufak noktaya değinmek istiyorum. Benim bu mevsim geçişlerinde önerebileceğim,

Mevsim geçişlerinde rüzgar, ısı ve nem cildi hassas ciltlerin de uygulayabileceği yoğun

olumsuz bir şekilde etkiler. Yaz mevsiminde güneşin nemlendirici özelliğine sahip, özellikle de düzenli
kullanıldığında yazdan kalma güneş lekelerine
etkisiyle gözeneklerimiz açılır ve sebun üretimi
azalır. Fakat yaz aylarının sonuna doğru cildin çok zamanla olumlu etki gösterecek nemlendirici maske
fazla maruz kaldığı güneşin ultraviole ışınlarından uygulamasını herkese tavsiye ediyorum .

dolayı cilt nemini yitirir ve yağ oranı düşer. Bu Yulaf Ezmeli, Yoğurtlu, Ballı Cilt Maskesi
sebepten dolayı dış etkenlerden cildimiz daha kolay

etkilenir. 1 Yemek kaşığı yoğurt

Kış aylarında cilt gözenekleri tekrar sıkışır 1 yemek kaşığı bal
ve sebun yağı salgısı artar. Rüzgar ve soğuk
cildin çatlamasına ve kurumasına neden olur. 1 yemek kaşığı yulaf ezmesi
Bu yüzden kış aylarında cilt neme daha çok
ihtiyaç duymaktadır. Bundan dolayı daha Öncelikle yulafı blender ile toz haline getirin.
yoğun nemlendirme özelliğine sahip ürünler Üzerine bal ve yoğurt ekleyerek macun kıvamına
kullanılmalıdır. Bunun dışında özel serumlar, yağ gelene kadar karıştırın. Sonrasında buzdolabında
ve özel cilt vitaminleri nemlendiriciye destek olarak 10 dakika kadar bekletin. Hazırladığımız maskemizi
kullanılması gereken ürünlerdendir. Cildi sadece temiz bir cilde 20 dakika bekletmek üzere
dış etkenlerden korumak yetmeyeceği için bol su uyguluyoruz. Süre bitiminde ılık su ile yumuşak
tüketimi, uyku düzeni ve alınan gıdalara da dikkat haraketlerle yüzümüzdeki maskeyi arındırıyoruz.
edilmesi gerekmektedir. Ayrıca sadece yaz aylarında Yulaf ezmesi peeling etkisi yaratacağı için cildimizin
maruz kaldığımızı düşündüğümüz UV ışınlarından gözenekleri de açılacaktır.

Güzellik dolu günler sizinle olsun.

83

VOURLmAag

Deve Tabanı

84

Deve tabanı iri yeşil yaprakları ile evinizi bir meydana gelir. Köklenen çelikler saksılara şaşırtma
botanik bahçesine çevirebilir. Peki bu iri yapılır. Daldırma ile üretimde, ocak ayında sürgün-
yapraklı güzel çiçek nasıl yetiştirilir? lerden biri köklendirme yastığına yatırılır. Üzeri torf
ile örtülür. Ortam sıcaklığı 21-27ºC’lerde tutulur.
Araceae familyasındandır. Amerika’nın tropik böl- Bu şekilde her boğumdan kökler meydana gelir.
gelerinde doğal olarak yetişir. 30 kadar türü bu- Köklenme olduktan sonra boğumlar kesilerek yeni
lunur. Herdem yeşil, tırmanıcı bitkilerdir. Normal bir köklü bitkiler elde edilir. Ayrıca hava daldırma yön-
saksı içinde yetiştirilebilir. Bitki geliştikçe boylanıp temi de kullanılabilir.
yükselir. Tepe kısmı kesilirse yanlara doğru büyüme-
si teşvik edilmiş olur. Aynı zamanda kesilen tepe Toprak: Eşit oranlarda bahçe toprağı, yanmış ahır
kısmı çelik olarak kullanılabilir. gübresi, yaprak kompostu, ve dişli dere kumu
karışımı kullanılır.
Deve Tabanı Bitkisinin Bakımı
Püf Noktaları
Üretimi tepe çeliği, gövde çeliği ve daldırma ile
olur. Tepe çeliği ile üretimde, tepe çelikleri haziran • Yarı gölge ya da gölge ortam ister.
ayında birer olgun yaprak bulunacak şekilde kesilir.
Hacim olarak eşit miktardaki kum ve torf karışımı • Kışın en uygun sıcaklık 18ºC dolayındadır.
içinde köklendirilir. Ortam sıcaklığı 21-27 ºC’lerde
tutulur. Bu şartlarda 3-4 hafta içinde köklenme • Nisan – eylül ayları arası 2 haftada bir kez 2 g/I
sağlanır. Gövde çeliği ile üretimde çelikler, bütün kompoze gübre verilir.
bir yıl boyunca alınabilir. Ancak mart-nisan ayların-
da alınırsa daha iyi sonuç verir. • Önemli hastalığı kök çürüklüğü; zararlıları ise
sümüklü böcekler, kabuklu ve unlu bitlerdir.
Alınan çelikler köklendirme yastıklarında kum
veya perlitte köklendirilir. Ortam sıcaklığı 21-27 ºC Deve tabanı iç mekan bitkileri arasında en güzel
olmalıdır. Bu şartlarda 3-4 hafta içinde köklenme büyüyenlerden biridir. Bu özelliklere dikkat ederek
yemyeşil bir devetabanı ile evinizi yeşillendirebilir-
siniz

85

Bir Numunenin Dansı

Bu yazıdaki tüm karakterler ve hikayeleri, gerçek kişi ve olaylardan esinlenilmiş kurgulardan ibarettir.
VOURLmAag

Ajda Pekkan

86

- BÖLÜM 6 -

Kaldığı yerden* devam

Deniz kokusuna harmanlanmış aşk kokusu vardı Esat kubbeli yatak odasında, dirseklerinin üzerine
o gün. Ana kucağı kokusu, atadan gelen güvenin kaykılmış, irileşmiş önünü daha da belirginleştiren
kokusu, rakı kokusu, parfüm, losyon kokusu, tekne- rahat bir pozisyonda yatakta oturuyordu.
nin ahşap kokusu… Pikaptan mehtaba şakıyan Zeki
Müren’in, İsmet Nedim’in, Nesrin Sipahi’nin sesi -Ben de seni uyandırmak…Muz getir…Mişştim.!
vardı. Neşeli kadehlerin, tatlı tatlı tekneyi okşayan
suyun sesi… Sarı, iri bir akkor ampul, renkli ışık şe- Yatak odası kapısından bir iki adım içeriye girmişti
ritleri altındaki uzun bir masada, aslında hepi topu ki ilk göz temasları ve Esat’ın hormonal elektriğiyle
bir avuç insanının ait hissettiren sesleri, gülüşleri, kimyasında, kafeinli enerji halinden, yumuşacık..,
o güzel bakışları vardı. Denizde ilk nikahını kıyan daha da yumuşamaya meyilli bir hale geçiş oldu.
Belediye Başkanı’nın karaya dönene kadar ekstra- Kısa bir süre konuşmadan müziğin ve gün ışığının
dan çakırkeyif olup, eşiyle, tüm şarkılara eşlik edişi, içinde, dinlenmiş parlak gözleriyle birbirlerine baktı-
herkesi mest edişi vardı. Sıradışı Nebioğlu kanepele- lar. O anda aylardır özlemini çektiği bir kıpırdanma
rinin tadı, kekiklenmiş yağında pul pul biberlenmiş hissetti Zuhal de. Bakışlarına yerleşen heves ile,
kırma zeytinlerin, Fikri Baba’nın Ziya Bey ile üşen- yatakta doğrulan kocasına, farkına bile varmadan
meden teknenin kıçında mangal yakıp pişirdikleri soyduğu muzu uzattı. Sağ eliyle muzu alıp yatağın
pirzolaların tadı vardı. Tahin helvaların, son yolluk- kenarına bırakan Esat diğer eliyle karısını kendine
ların, kahvelerin, likörlerin, tütünün tadı… Özbek doğru çekti. Bakir bir çiftin romansıyla dakikalarca
sırtlarına, ahşap panjurlu evlerine varınca yaptıkları öpüşüp koklaştılar. Aceleye getirmeden yavaş yavaş
banyonun, Nohutalan’lı Deli Ayşe’ye gerdek için birbirlerini soydular. Zuhal çırılçıplak kaldığı anda
bin bir ricayla yaptırılan kavun şarabının serin, çevik bir hareketle yataktan çıkıp plağın diğer yüzü-
orgazmik tadı, Zuhal’in tadı, saçlarının, boynunun, nü çevirdi, müzik başlamadan sesi de iyice yükseltti.
bacaklarının, dudaklarının tadı vardı. O an benli- Hoparlörlerden odaya yayılan kasa ve bozuk para
ğinde hepsinden yoğun hissettiği, “TAM” olmaktan sesleri eşliğinde hızlıca açık pencereyi kapayıp, tül
dolayı sığındığı, bu son film şeridinin iyileştirici ve perdeyi üzerine çekti. Esat’ın kaldırdığı örtünün
harekete geçiren enerjisiyle, zihninde kontrolsüzce altına girmeden yatağın kenarında sırıtan soyulmuş
gezinmeye başlayan son üç yılın anları, detayla- muzu alıp risk bölgesinden uzağa bıraktı. Devam
rı, anıları dağılmışlardı. Tekrar gelen güzel hisle, eden seslerin ritmiyle kedi gibi dört ayak, dizlerinin
girdiği pozda (halasana*) sıkıştığını fark etti. İçinde üzerinde, genç bir kadının heyecanı ve ilk haftala-
kalan nefesi iyice boşalttı. Yeni nefesiyle bacaklarını rında coşkuyla darmadağın ettikleri geleneksel cin-
tekrar yukarıya alıp ayaklarını bir kez daha havaya selliğin ötesinde, aklına geldikçe yine, tekrar tekrar
dikti. Kısaca mum yapıp tüm omurgasını yavaş ya- tahrik olmak istediği edepsiz, ateşli bir sevişmenin
vaş, tane tane hissederek yatağa indirdi. Ayaklarını özlemiyle erkeğinin sıcağına sokuldu. Money’in
yere bastı. Dark Side Of The Moon albümü, daha efektlerden sonra gelen bas introsu, blues “riff”leri
ilk yüzü bitmeden milyonlarca insan gibi Esat’ı da ve Gilmour’ın yalın sesi, sözlerin anlamı bir kenara
büyülemişti. Elini, Time’dan sonraki The Great Gig konulduğunda müzikal olarak, beklentisi yüksek
In The Sky’ın kadın sesi Clare Torry’nin sıcak voka- bir sabah seksi için oldukça motive ediciydi. Uzun
line eşlik edercesine göğsünden penisinin üzerine süredir nadasa bıraktıkları sinir uçlarını yeniden
götürmüştü ki pencereden süzülen müziğin sesini uyaran öpücük, okşa-n-ma ve kavrayışların yoğun
duyan Zuhal kapıyı çalmadan neşeyle odaya girdi. hazzı, Pink Floyd müziğinde daha önce hiç duyul-
mamış saksafonun sesi ve Dick Parry’nin davul, bas,
-Aşşk--kııımm? gitar üçgeninde dans ettirdiği tertemiz solosuyla,
şarkı yarısına gelmeden, dakikalar içinde “kızıl”
-Ka--dıı--nımm! alarm seviyesine ulaşmıştı. Esat sakinlemek için Zu-
hal’i saçlarından kavrayıp üzerine, kucağına
-Nere-desin bakayim? Neler yapıyorsun?

87

VOURLmAag

88

doğru çekti. Bir süre iç içe oturup yeni bir “sprint”e konser veya gazino kulislerinde, film galalarında
kadar sakin, huzurlu bir şehvet ile birbirlerini tekrar ya da kamera arkası almak için gittikleri setlerde
dudaklarına, kokularına ve aşka doyurdular. Acaba görmüştü. Bu yılın başında aldığı Pentax’ıyla bitir-
Roger’ın bu şarkıyı yazarken cinsellikle ilgili en diği 36 pozluk yarım düzine film henüz cebindeydi
ancak stres altında veya mesaileri sırasında, iki ara
ufak bir düşüncesi var mıydı? Ya da Freudyen bakış bir derede verdikleri pozlara göre, kişisel arşivine
açısıyla; müzik ve kelimeler yoluyla aslında sadece, değerli, samimi ve nadir fotoğrafları soktuğunun
medeniyet dayatmalarıyla oluşmuş, içinde bolca farkındaydı. Görmek için bir an önce yıkaması la-
da cinsel kaynaklı algı, davranış ve arızalar barın- zımdı. Ziya Bey’in eşi Elizabeth kokteyl hazırlıklarıyla
dıran gerçekliği, bugünün dünyasını, gözlemleri, bizzat ilgilendiği için havuz başındaki masada otu-
hayalleri, yanılsamaları ve fantezileriyle harmanla- ran en yorgun kişiydi. “Müsadenizle ben de kendi-
dığı entellektüel bir girişimde mi bulunmuştu? Ne mi ılık bir duşa atıp uzanacağım” diyerek masadan
olursa olsun cinsellik sanatın içine sanatçının ger- izin istedi. Ziya Bey de “Kalkmayın sakın ben hemen
çekliğinden girer, onun imzasını veya özgün dilini geri döneceğim” diyerek karısına eşlik etmek ve
oluşturmasında ki en etkili faktörlerden biri olurdu. artık teslim etmek için zamanının geldiğine kanaat
Nitekim Gilmour’da nevi şahsına münhasır tonla- getirdiği gizemli emanetleri Urla’nın yeni nesline
rıyla, Mason ve Wright’ın Dick’in saksafon pasajına devredecek olmanın heyecanıyla masadan ayrıldı.
bağladığı köprüden soloyu devralmış, bastığı nota- Bu emanetler hem babası tarafından hem de Ziya
larla simya ve hormon kazanını gitarıyla karıştıran Bey tarafından o ana kadar Esat’tan saklanmış-
bir büyücü gibi şarkıyı, odayı ve anı, karşı konulma- tı. Zira gençlik, acelecilik, açgözlülük, ahlaksızlık,
sı güç bir haz girdabının içine çekmişti. Zuhal gerek vicdan ve erdem yoksunluğu, ilimsizlik, dar görüş-
Esat’ın dokunsal becerisi, gerek üst üste binen gitar lülük, kibir ve ego Emanetçi*nin en büyük düşman-
kayıtlarının iç gıdıklayan “sound”unda, sakin ve larıydı. Neyse ki üç yıl boyunca gözlemlediği, türlü
meleksi iniltilerinden beklenmeyecek şekilde, kont- türlü sınadığı ve objektif olarak tanıdığı Esat Kemal,
rol edemediği ani, güçlü bir rahatlama yaşadı. Ka- aynı dedesi ve babası gibi, sıradışı, hayalci ve ay-
sılmaları yumuşarken önce buğulu dudaklarını son- kırı fikirlere, düşüncelere sahip olmasına rağmen
ra da hafiflemiş bedenini kocasının üstüne bıraktı. temel gereklilikleri fazlasıyla barındırıyordu veya
Kısa süreli bir ekstazi hali yaşarken, Esat’ın elleri, geliştirmişti. Sadece yaşı konusunda eksiği vardı,
seğirmeye devam eden kalçalarını, belini, yanlarını, zira 40 yaş hem Hüseyin Bey’in kendi yaşamından
kıvrımlarını, parmaklarının tersiyle okşamaya devam ölçüp biçip kanaat getirdiği, hem de Ziya Bey ile de
ediyordu. Zuhal ürperen bedenini yatağa bırakırken tartışıp, aynı şekilde ondan da kendi yaşamına dair
kocasını da tekrar üzerine çekti. yorumlamasını istediği ve kesinlikle kabul gördüğü
bir seviyeydi. Özellikle bir erkeğin, hayatla, kendiyle
Sağlıklı, hafif, aşk dolu başlayan gün, Ajda’yla Çoş- ilgili meraklarını büyük ölçüde
kun’un sürpriz kokteyline davetli renkli simaların
eğlenceli sohbetleri, üst üste patlayan espriler, bol 89
şampanya ve enfes yemeklerle devam etti. Keyfe
gelen sanatçı dostların patlattığı şarkılar, türküler ve
özellikle Çoşkun’un fırsat buldukça Ajda’ya yaptı-
ğı serenatlarıyla eğlence gün batımına dek sürdü.
Cumartesi gecesi olduğu için sahne saati yaklaşan
sanatçıların çoğu, akşam bulutlarını kızartan efsa-
nevi gün batımını izleyemeden fuara döndüler. Gü-
neşe ısrarla Urla’da veda eden Çoşkun’la Ajda’yı da
şoförleri az bir rötarla da olsa sağ salim Lunapark
Gazinosu’ndaki programına yetiştirdi. Esat uzun
süreden sonra ilk kez bu kadar portre ve yakın plan
fotoğraf çekmişti, zira bu kadar ilginç ve arşivlen-
mesi gereken simayı bir arada en son 70 yılında
Hey Dergisi’nin yayına hazırlık aşamasında gittikleri

VOURLmAag

giderdiği, yönünü tayin ettiği, gençliğinde çıktığı rica etti biliyorsun, Ziya Baba’nın karaciğeri sin-
kutsal yolculuğunun hasadını yaptığı yaşa tekabül yal vermiş, dieti var, aman yangına körük tutma
ediyordu 40 yaş. Ancak Ziya Bey kendi gibi Esat’ın sakın. Bugün dünyalar içildi yine, bence ondan
da yurtdışında aldığı eğitim ve kazandığı vizyon ile kalktı anne de.” Esat Zuhal’in arkasından bakıp
en az 5, babasının erken kaybıyla belki 10, anne- aslında ne kadar şanslı bir “it” olduğunu düşünür-
sinin terminaline dek yaşadıklarıyla da onlarca yıl ken, Ziya Bey’in bir elinde, ağır olduğu omzunun
erken gelen bir bilinç olgunluğuna ulaştığını görü- yere çekmesinden belli olan büyük bir çanta, diğer
yordu. Ayfer Hanım’ın intiharı ve ölümü hastalıkla- elinde daha yüksekte tuttuğu bir Chivas şişesiyle
rının aksine, Esat’ı ve parayla asla geri dönüp satın merdivenlerden inmeye başladığını farketti. Yardım
alamayacağı gençliğini özgür kılarak, daha da hızlı etmek için hemen yerinden fırladı.
yaşlanmasını engellemişti. Okuduğu kitaplar, sey-
rettiği filmler, tanıdığı sanatçılar ve kendi yolundaki Çantanın ağırlığı, narin bacaklarıyla 100 kilonun
deneyimleriyle de, karşılıklı oturduklarında Ziya Bey üzerindeki Afyon Mermeri’ni taşıyan ferforje masa-
Esat’ı çoğu zaman kendinden bile bilgili, akranı biri yı sıkı titretmişti. Oldukça kalın, gri renkli, sağlam
olarak değerlendiriyordu. Dolayısıyla bir Görevli*- plastikten yapılmıştı. Yüksek, dar bir dikdörtgen
nin sahip olması gereken en önemli özelliklerden; kutuya benziyordu. Formu, yumuşak sigara paket-
“gözlemcilik”, “objektif değerlendirme”, “erdem” lerinin ezilmesin diye içine konulduğu, teneke kutu-
ve “insiyatif kullanma becerisi”, Ziya Bey gibi, eşinin ları gibiydi. Yine onlarınkine benzer bir üst kapağı,
de, çocukluklarından beri öne çıkan özelliklerinden kapağın üzerinde de plastiğin sanki üzerine dökü-
sadece birkaç tanesiydi. lerek kavradığı, metal bir taşıma sapı vardı. Propor-
siyon olarak biraz daha tombul ve biraz daha kısa
Yalnız kalmalarını fırsat bilen Zuhal, öğlen yatakta sayılırdı. Oldukça büyük, tıknaz, ağır, fütüristik bir
planladıkları Pink Floyd ve Led Zeppelin konserli, çanta… Kapakla gövdeyi birbirine bağlayan men-
bol müze gezmeli, dünya lezzetleri keşfetmeli, teşeler içeriden perçinlenmiş, sadece ön yüzünde
maceraya açık, bolca romantik, İngiltere tatili konu- mühimmat sandıklarının üst üste binen kilit men-
sunda Esat’ı yokladı. “Ekim’den itibaren Londra’da teşeleri gibi, içlerinden geçen serçe parmağı kalın-
havalar iyice soğuk oluyordur değil mi bir tanem?” lığında çelik bir silindirin sıkıştırıp sabitlediği kilit
“Yok bebeğim. Aslına bakarsan İngiltere’nin en gü- mekanizması ve sapı dikkat çekiyordu. Oturduktan
zel mevsimi Ekim Kasım, sonbahar bence… Sanki sonra Esat dikkat kesilmiş gözlerle önce Ziya Bey’i
efsane sonbahar yapraklarının biraz daha ağaçlarda süzdü, sonra çantaya dönerek, onun ne olduğunu
kalması için yağmur ve rüzgar ortalıkta pek dolaş- sordu. “Gelecekten bir hediye olduğunu düşünü-
mazlar. Ama Kasım dedin mi soğuktan kork! Yani yoruz…” diye cevapladı Ziya Bey, “Ya da bulunma-
bana hep öyle denk geldi.” “E Kasım’a kalmayalım ması için saklanılan bir “ŞEY”, bir bilgi, bir sır… Ne
o zaman!” “Tamam canım, hafta içi hemen senin biliyorsam anlatacağım evladım… Öncelikle bilmeni
pasaport işlemlerini halledip vizeye başvuralım. istiyorum ki bu bir süre senin sahip çıkacağın bir
Bence biletimizi Ekim ayının ilk hafta sonuna alabi- emanet artık… Çözmek için sabırlı olman gereken
liriz. Seni tanıştırmak istediğim o kadar çok arkada- bir bilmece... Belki daha iyisini de yapabilirsin… Biz
şım, götürmek istediğim o kadar çok yer var ki… sadece babanla aldığımız bir karar doğrultusunda
Bekle bizi Londra, bekle bizi Cambridge, bekle bizi onu ve içindekileri anlamlandırabilmek, anlaya-
Manchester, bu sefer karımla geliyorum…” “Ha bilmek için koruduk.” “Babam mı?” “Evet baban,
hahaha… yuppiii ! Şimdiden heyecanlandım bile. hatta deden Halil Paşa!” Paketinden bir sigara çekip
Ama ne yalan söyleyeyim, en çok uçağa bineceğim yaktı, kapağını açtığı viski şişesiyle Esat’ın önündeki
için heyecanlıyım.” Hayat devam ediyordu işte, ve bardağa uzanırken “Anlatacaklarım 1912 yılında
bu yolculuk yeni yaşamları için aldıkları ilk bağımsız başlıyor Esat…” diyerek konuşmaya devam etti.
kararlarıydı. Zuhal Esat’ın boynuna sokulup kula- Esat nazik bir şekilde eliyle müdahale ederek, ince
ğına yakın bir yere, tadına bakar gibi, edepsiz ıslak bir çizginin kafi olacağını ima etti. Ziya Bey kendi-
bir mühür koydu. “Aşkım biliyor musun hala dizle- sine de, aklından geçen kadar fazla koymadı. “Bu
rim, bacaklarım titriyor..! Ben de gidip yatağımızı çantayı, daha doğrusu içine gizlendiği beyaz pira-
ısıtayım. Sen de çok geç kalma… Bir de Elizabeth, midi rahmetli Halil Amca henüz baban kundakta

90

İlhan İrem

91

VOURLmAag

92

iken, İskele höyüklerine yakın bir harabede bulmuş, fakat çantanın var-
lığını iki gün sonra tamamen şans eseri olarak öğrenmiş. Sebebi de şu;
baban mutlaka anlatmıştır. O yıllarda Urla’nın birçok yerinde bulunan
antik kalıntılar Avrupalı seyyahlarla giden bilgiler ile keşfedilince, turist
veya tüccar olarak gelen işbirlikçilerle parça parça, İskele’ye yanaşan
büyük yük kalyonlarına yüklenerek ülke dışına kaçırılmıştı. O yüzden
deden ve birkaç arkadaşı kendilerine iş edinip belirli aralıklara bu hara-
belere gider ya da keşfederler, bir nevi envanter çıkarır aynı zamanda
da şüphelerini çeken yerlerde kazı yapıp talancılardan önce mezar
odalarını, lahitleri varsa beraberinde gömülmüş hediyeleri bulurlarmış.
Tabii o zamanlar şimdiki kadar değer yüklenmeyen bu tarihi eserleri
ödül karşılığı İstanbul Çinili Köşk’teki Müze-i Hümayun’un müdürü
Halil Ethem Bey tarafından gönderilen memurlara kazı yerinde tanzim
edilen belgelerle teslim ederlermiş. Alanda keşif de yapan memurlar
gerek görürlerse İstanbul’dan ekip talep eder ve kazıyı genişletirlermiş.
Neyse… Deden bir gün yine, birçok işaretten kerteriz aldığı şüpheli bir
alanı tek başına kazarken kazma çok sert bir taşa denk gelmiş. Eliyle
biriken toprağı temizleyince toprağın altındaki piramidin tepesini fark
etmiş. Akşama kadar kazmaya devam edip tabanına kadar ulaşmış
ve çevresini açmış. Babanın anlattığına göre süt beyazı parlakça bir
taştan, ama mermer değil, sanki jiletle kesilmiş gibi düz kenarlı, nasıl
diyeyim, yaklaşık bir kuyruklu piyano büyüklüğünde yekpare bir parçay-
mış bu. Akşam karanlığı çökünce atla falan çekip çıkarmaya çalışmamış
bile. Daha sonra kalabalık gelip bakılır diye eve dönmüş. Kimseye bir
şey anlatmamış. Fakat ertesi gün kendini yataktan çıkamayacak kadar
güçsüz hissedince ikindiye kadar döşeğinde dinlenmiş, sadece arka-
daşlarına durumu haber vermek için akşam saatlerinde kahveye kadar
gidip ertesi sabah için organizasyonu yapmış. Recep’ten kağnı araba-
sını, Halil’den urganları, Ali’den de ikinci öküzle, kas gücü için engelli
kuzeni Enver’i getirmesini istemiş. O gece deden o kadar çok garip
rüya görüp uyanmış ki, tabi bunlar genellikle piramitle ilgili, gün ışığını
ve arkadaşlarıyla buluşmayı beklemeden, alacakaranlıkta atına atladığı
gibi elinde cam pencereli teneke mum feneriyle piramidi bulduğu yere
gitmiş. Tepeye ulaştığında aşağıdaki alanda, bir grup insanı, kiminin
ellerinde fenerleri, piramidin çevresinde, iki öküzün çektiği bir kağnıya
bağladıkları halatlarla, piramidi toprağın üzerine çekmeye çalışırlarken
görmüş…”*

Kaldığı yerden devam edecek…*

Emin Araç / Urla [email protected]

93

VOURLmAag

94

Kediler ve Çocuklar

Ş.Tuğrul Kunt
Uzm. Veteriner Hekim

Sık sık karşılaştığımız sorulardan biri olan “aynı ev öncelikle bir hekime başvurarak kendisi için Toxop-
içerisinde bebek ya da çocuk ile birlikte bir kedinin lasma testi yaptırmalı, ardından gideceği veteriner
yaşayıp yaşayamayacağı” konusuna ışık tutmaya hekimde de kedisi için Toxoplasma testi yapılmasını
çalışalım. talep etmelidir. Hatta planlı bir şekilde çocuk sahibi
olmayı düşünen çiftler gebelik öncesi bu teste tabi
Evinde kedi besleyen bir çok hasta sahibimiz, bir tutulur ve yapılan laboratuvar analizi sonucunda
bebek beklediğini öğrendiği andan itibaren, çevre- Toxoplasma gondii etkenine rastanılması halinde
sinin de etkisiyle bazı endişelere kapılmaya başlıyor. gebelik öncesi, tedavi edilirse bu sorunsuz bir ge-
Bu endişelerin başında ise evdeki kediden kaynak- belik için atılmış etkin bir adım olacaktır. Eğer anne
lanabilecek olan Toxoplasma hastalığı ve bu hasta- adayımızda daha önceden edindiği Toxoplasma
lığın sebep olabileceği düşük riski geliyor. Öncelikle etkeni saptanmaz ve kedimizde de bu hastalık etke-
belirtmek isterim ki evcil kedilerde Toxoplasma nine rastlanmaz ise yeni bebek bekleyen çiftler, bazı
hastalığına rastlanması oranı oldukça düşüktür. kurallara uymak kaydıyla evlerinde kedilerine güven-
Fakat yine de riski sıfıra indirmek adına anne adayı, le bakmaya devam edebilirler. Öncelikle, kedinizi

95

VOURLmAag

96

kaliteli kuru mama ile beslediğinizden emin olma- hoşlanmasına, uysal ve sosyal bir ırk olmasına özen
lısınız. Çiğ gıdalar hastalık riskini artıracaktır. Ayrıca göstermeniz iyi olacaktır. Ayrıca çocuğunuzun bazı
kedinizin dışkısı ile direkt olarak temas etmenizi özellikleri de uygun kediyi seçerken size yol göstere-
de önermiyorum. Eğer bebek bekleyen hamile bir bilir. Mesela eviniz gürültülü ve çocuklarınız gürültü
bayansanız, kedinizin kum kabını temizleme işini yapmaya eğilimliyse, İran kedileri gibi sessiz ve sakin
eşinize devredebilir ya da her temizleme esnasında ortamları seven kedileri beslemenizi önermem.
mutlaka kürek ve eldiven kullanmayı alışkanlık ha-
line getirebilirsiniz. Alacağınız bu küçük önlemler, Eğer çocuğunuz çok küçük değilse, kedi seçerken
çok sevdiğiniz kedinizden ayrılmanıza gerek kalma- onu da beraberinizde götürmeniz faydalı olabilir.
dan güvenli bir gebelik dönemi geçirmeniz için size Böylece seçeceğiniz yavrunun çocuğunuza vereceği
olanak sağlayacaktır. tepkiyi onu henüz eve almadan görebilirsiniz. Çocu-
ğunuza sevecen bir şekilde yaklaşan ve ona yakınlık
Evde beslenen kediler için olmazsa olmazlarımızın gösteren bir kedi yavrusu, evin içerisinde de uyumlu
başında, düzenli takip edilen aşı ve paraziter uygu- bir ilişkileri olacağı konusunda iyi bir işaret olabilir.
lamalar gelmektedir. Veteriner hekiminiz tarafından Dokunulduğunda ya da sertçe tutulduğunda ısırıp
size önerilen aralıklarla uygulanan aşı ve paraziter tırmalamayan kediler evin içerisinde beslemek için
ilaçlar kedinizi, sizi ve çocuklarınızı bir çok hastalık- daha uygun olabilirler.
tan korumak adına çok önemlidir.
Diğer yandan doğumdan sonra meydana gele- Genel ırk özelliklerine göre küçük çocukları olan
bilecek kazalar da anne ve baba adaylarını en- ailelerin evlerinde beslemek üzere edinecekleri ırklar
dişelendirdiği için bazen kedi sahipleri kedilerini ile ilgili bazı tavsiyelerde bulunmak gerekirse bazı
uzaklaştırma yoluna gitmektedirler. Unutmayın temel ırklar ve davranış biçimlerinden bahsedebi-
bebek odasının kapısının kapalı tutulması evinizin liriz. Aşağıda bahsedeceğimiz kediler ve özellikleri
bir diğer çocuğu olan kedinizden ayrılmaktan çok size uygun kedi ırkının seçiminde yardımcı olabilir.
daha kolay olabilir. Ayrıca kedi ya da kedilerinizin Fakat bu sokaktan alacağınız herhangi bir yavru ke-
tırnaklarının düzenli aralıklarla kesilmesi ya da kesti- dinin de çocuğunuzla iletişim kurabileceği gerçeğini
rilmesi de işinizi kolaylaştırıp içinizi ferah tutmanıza değiştirmez.
yardımcı olacaktır.
Abyssinian: Dost canlısı, oyuncu ve sosyal bir ırktır.
Kediler ve çocuklar iyi bir eşleşme oluştururlar. Bir Burmese: Çocuklara karşı çok kibardır. Arkadaş
çok çocuk psikoloğu erken yaşta hayvan sevgisini canlısıdır.
öğrenen kişilerin ileriki hayatlarında da daha sağ- Birman: Uysal ve uyumludur.
lıklı bir psikolojik yapıya sahip oldukları konusunda Ragdoll: Taranmaya çok ihtiyaç duymaz, çocuklarla
hamfikirdirler. Ayrıca küçüklüğünde bir kedi ile iyi arası iyidir.
bir bağ kuran çocuklar ileriki dönemlerde de bütün İran: Uysal ve sakin bir kedidir. Sessiz ortamları se-
canlılara karşı daha fazla sevgi beslerler. ver, günlük taranma ihtiyacı vardır.
Manx: Çok kısa kuyrukludur. Böylece kuyruğundan
Eğer ailenize yeni bir bebek bekliyorsanız ya da tutulup çekildiğinde tırmalama riski ortadan kalkar.
mevcut aile üyelerinize bir de kedi eklemek isti- Uysal ve dost canlısıdır.
yorsanız, çocuklarla barışık kedi ırklarını beslemeyi
tercih etmenizi öneririm. Yeni bir kedi alacak çocuk- Çocuğunuzu bir kedi ile büyütmek ona ömür boyu
lu aileler için önerilebilecek bazı karakter özellikleri sevmeyi ve diğer canlılara saygı duymayı öğretir. Ay-
büyük önem taşırlar. Evinize alacağınız kedinin rıca sorumluluk duygusunun çocuğunuza aşılanma-
ırkını seçerken bu ırkın fazla ve ani sese karşı tole- sı konusunda da büyük katkıları vardır. Bol mırıltılı
ranslı olmasına, ele alınarak sevilip okşanmaktan günler dileğiyle.

97

VOURLmAag

Yapay Zeka Araştırması

Müzik İnsanı Nasıl
Mutlu Ediyor

Yapay zekâ, bazı şarkıların neden bizi bu kadar iyi
hissettirdiğini ortaya çıkarmada yardımcı olabilir.
Araştırmacılar, yapay zekâ ile insanları mutlu eden
veya üzen şarkıların neden böyle etkilere sahip

olduğunu araştırıyor.

98

Hepimiz, müziğin güçlü etkilerinin olduğunu biliy- popüler şarkılardan kaçınmak istediler. Bilim insan-
oruz. Film müziği olmayan bir film, aynı duygusal ları, duyguları iki gruba indirdikten sonra üzücü
yolculuğa neden olmaz veya müzik dinlenmeden kategorisine Ólafur Arnalds’ın Fyrsta şarkısıyla
yapılan bir antrenman, insana daha çok yorucu Michael Kamen’in Discovery of the Camp şarkılarını
gelebilir fakat bu reaksiyonları ölçmenin bir yolu var eklediler. Mutlu kategorisinde ise Lullatone’un Race
mı? Varsa bu insanların yararına kullanılamaz mı? Against the Sunset şarkısı yer aldı.
Yeni bir araştırmada Güney Kaliforniya Üniversite- Sonuçlardan elde edilen verilerle, kişiye özel
si’ndeki araştırmacılar, ritim ve uyum gibi şeylerin müzik üretmek mümkün olabilir
farklı türlerde beyin aktivitesini, fizyolojik reaksi- Araştırmaya katılan ve daha önce üç parçayı da
yonları ve duyguları nasıl tetiklediğini belirlediler dinlemeyen katılımcıların şarkıları ilk kez dinledikten
ve makine öğrenmesinin insanların yeni bir müzik sonra oluşan değişimleri fiziksel olarak incelendi.
parçasına nasıl tepki vereceğini tahmin etmek Araştırmacılar, daha sonra verileri her şarkı için 74
için bu ilişkileri nasıl kullanabileceğini araştırdılar. özelliği ile birlikte (perdesi, ritmi, uyumu, dina-
Bilgisayar bilimi ve sanatın kesişme noktalarında mikleri ve tınısı gibi) çeşitli makine öğrenme algo-
geçen hafta düzenlenen bir konferansta sunulan ritmalarına kodladı ve hangi özelliklerin en güçlü
sonuçlar, terapiden sinemaya kadar çeşitli amaçlar yanıt belirleyicileri olduğunu inceledi. Örneğin bir
için hedeflenen müzikal deneyimleri nasıl geliştire- şarkının parlaklığının (orta ve yüksek frekanslarının
bileceğimizi gösteriyor. seviyesi) ve ritminin gücünün, dinleyicinin kalp
Araştırmada kullanılan müzikler, Spotify gibi atış hızını ve beyin aktivitesini nasıl etkileyeceği
platformlardan seçildi araştırıldı.
Araştırma; filmler, televizyon reklamları ve müzik Araştırma hâlâ ilk aşamalarında ve daha güçlü
gibi farklı medya araçlarının insanların bedenlerini makine öğrenme modellerinin zihinsel ve fiziksel
ve beyinlerini nasıl etkilediğini anlamak için oldukça tepkilerinizi tahmin edebilmeleri çok uzun zaman
önemli. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde bir pro- alacak ancak araştırmacılar, bu modellerin nasıl
fesör ve baş araştırmacı olan Shrikanth Narayanan, uygulanabileceği konusunda heyecan duyuyorlar.
“Medyanın çeşitli duygularınızı nasıl etkileyebi- Bu sonuçlara göre belirli bireyler için müzik tasarla-
leceğini anladıktan sonra insan deneyimlerini mak, son derece uyarıcı film müzikleri oluşturmak
desteklemek veya geliştirmek için verimli bir şekilde veya zihinsel sağlık sorunları olan hastaların beyni-
kullanmaya çalışabiliriz” diyor. nin belirli bölümlerini harekete geçirmek mümkün
Araştırmacılar önce mutlu ya da üzücü olarak hâle gelebilir.
etiketlenen ve az bilinin şarkılar için Spotify gibi
müzik yayın platformlarını aradılar. Araştırmacılar, Kaynak : https://www.technologyreview.com/s/614666/ai-machine-
kafa karıştırıcı değişkenleri en aza indirmek için learning-music-feel-good/
https://www.webtekno.com/sarkilar-neden-mutlu-eder-yapay-ze-
ka-arastirmasi-h78999.html

99

VOURLmAag

500 Beygirlik Gücüyle

Hummer H1
Geri Dönüyor!

90’lı yıllarda özellikle ilk olarak askeriyede
kullanılan Hummer H1, yeni bir projeyle geri
dönüyor. AM General ve General Motors’un

gerçekleştirdiği proje, H1’in motorundaki
yeniliklerle ve gövde modifikasyonlarıyla

efsaneyi yeniden doğuruyor.

100


Click to View FlipBook Version