The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.

AYŞENUR DURMAZ'IN KALEMİNDEN DÖKÜLEN HARİKA BİR MACERAYA HAZIR MISINIZ ? O ZAMAN SAYFALARIN ARASINDA YOLCULUK BAŞLASIN

Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by YENİBOSNA DOĞU SANAYİ İLKOKULU, 2024-05-29 06:17:38

ZAMAN PORTALI İLE KÜÇÜK ASTRONOTLAR

AYŞENUR DURMAZ'IN KALEMİNDEN DÖKÜLEN HARİKA BİR MACERAYA HAZIR MISINIZ ? O ZAMAN SAYFALARIN ARASINDA YOLCULUK BAŞLASIN

Keywords: AYŞENUR DURMAZ,UZAY,ZAMAN YOLCULUĞU,ZAMAN MAKİNESİ,ASTRONOTLAR,KÜÇÜK ASTRONOTLAR

ÖNSÖZ Bu kitabı yazabileceğime dair bana inan,yol gösteren yazarlık atölyesi öğretmenlerim; İlknur YİĞİT IŞIK, Hasan Hüseyin KILINÇ, Esra COŞKUNER, Çiğdem BAYKAL YALNIZ öğretmenlerime, editörlüğümü yapan Tuğba AKTAÇ ve aileme sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.


ZAMAN PORTALI İLE KÜÇÜK ASTRONOTLAR 1.BÖLÜM: TAKIM OLUŞUYOR Okulda Sevgi, Seniha, Elis, İlhami, İskender ve Hasan adlarında birbiriyle çok iyi anlaşan bir arkadaş grubu vardı. Sevgi olayları çözen akıllı biri, Seniha anormal şeylerle ilgilenen, Elis tabletini hiç yanından ayırmayan, İlhami teknik olarak elektrik konusunda uzman çocuklardı. İskender, ders olarak matematikte uzman seviyesinde iken, Hasan gıcık ve aksi bir çocuk olarak olaylarda adı çıkan ilk kişiydi. Bu altı akıllı öğrencinin ortak amaç ve hayalleri vardı. Bu hayalleri gerçekleştirebilmeleri için çok yol kat etmeleri gerektiğini biliyorlardı. Sevgi: -Arkadaşlar beni bir dinler misiniz? Elis, rica etsem bana tabletini verir misin lütfen? dedi. Elis: -Şey, tamam ama ne yapacaksın? Tabletimin benim için ne kadar önemli olduğunu biliyorsun. Babam onu doğum günüm için özel olarak almıştı. Şu anda canım babam işi gereği yurt dışında. Zaten onu çok özlüyorum, tabletime bir şey olursa onu üzmek istemem. Sevgi: - Tamam bir şey olmayacak, söz veriyorum. Birazdan ne olduğunu göreceksin, diyerek internette "son dakika" haberlerine girdi. Ve sonra: -En iyi olan birkaç astronotu uzay taşıtıyla Nasa’ya göndereceklermiş. Kazananlara ödül vereceklermiş, dedi. Bu cümleyi söylediğinde mutluluğu gözünden anlaşılıyordu. O kadar heyecanlanmıştı ki, eğer bu projeye girmezse çok üzüleceğini anlamıştı arkadaşları. Elis, Sevgi'nin elinden tabletini alırken: -Arkadaşlar benim bir fikrim var ama bunun için yardımınıza ihtiyacım var. 1000'den fazla bilim insanı bir portal açarak zamanla oynamayı planlıyor. Eğer bunu biz yaparsaakk .... Hasan: - Eee... Ne demek istiyorsun yani? Şimdi biz .... Elis: - Evet Hasan, tam da düşündüğün gibi. Şimdi arkadaşlar, hepimizin hayali zaten astronot olmaktı. El ele verirsek bu hayali gerçekleştirebiliriz. Biz de bir portal yaparak zamanı ilerletiriz ve bunun sonucunda büyüyebiliriz. Bu projeyi gerçekleştirebilmek için bize çalışabileceğimiz bir yer lazım. Hasan: -Ama ben büyüyünce bir canavar avcısı olmak istiyorum. Canavarlar hakkında bilgi sahibi olmak, dilediğim her şeyi araştırmak istiyorum. Sizin gibi gerçekleşmeyecek hayaller kurmak yerine, kendi hayallerimin peşinden koşmak istiyorum. O zaman ben kendi çalışmama bakayım.Bay bay arkadaşlar, dedi. Yürürken de kendi kendine konuşarak: -Hatta ilk görevim UFO avcısı olmak bile olabilir, dedi.. Bir süre düşündükten sonra arkadaşlarının yanına gelerek; -Arkadaşlar, şey, portalınız bittiğinde bana haber verin, bu şaheseri ben de görmek istiyorum.


Seniha tekrar sordu: -Hasan sen hala canavar avcısı olmak istiyor musun? Hasan: -Evet diye cevap verdi. Seniha: - Canavar diye bir şey yoktur, canavarlar sadece efsanedir. Galiba bu konuyla ilgili çok fazla korku filmi izliyorsun. Sana birkaç öneri sunmak istiyorum. Mesela bazı hayvanların belgeselini çekebilirsin, dedi. Hasan: - Madem canavar diye bir şey yok, o zaman ben de sizinle birlikte portala girip ,tabii portal çalışırsa, Nasa’da UFO olup olmadığını size kanıtlamak istiyorum. Bunun için ben de sizinle varım, dedi. İlhami: - Bizim evin arkasında ahşaptan bir depo var. Ben onu bazı çalışmalarımda kullanıyorum. Orayı kullanabiliriz, dedi. Elis: -Harikaa! O zaman kimler benimle? diye sordu. Hepsi Elis'le beraberlerdi. Okuldan sonra depoya gelip portal çalışmalarına başlayacaklardı. 2. BÖLÜM: PORTAL Bir sonraki dersleri matematikti. Okulun bitmesine 30 dakika kalmıştı. Nihayet zil çaldı ve herkes dağıldı. Bizim altı kafadar da masalarını toplamış, çıkmışlardı. İlhami: - Arkadaşlar biz her şeyden önce bir plan yapalım. Ben bunun için görev dağılımlarını yaptım, dedi. *Hasan, bana malzemeleri verecek. *Seniha, malzemelerin sağlamlığını kontrol edecek. *Elis, bana tabletinden komut verecek. *İskender, asistanım olarak portalı yapmama yardım edecek. *Sevgi, her konuda bana yardımcı olacak. *Ben İlhami, portalı yapacağım. İlhami görev dağılımlarını anlatırken depoya gelmişlerdi bile. İlhami: -Herkes görevlerinin başına, dedi. Ve sırasıyla Hasan malzemeleri hazırladı, Seniha kontrol etti, Elis tabletinden girmesi gereken siteye girdi, İskender portal için dosyaları son bir kez gözden geçirdi. Sevgi son kontrolleri yaptı. İlhami başından beri hazırdı. Elis'in komutuyla beraber ilk parça yerine aldı. Deponun dışından sesler geliyordu. “Ahh ! Off! Bu ne böyle yaaa...”


Hasan ara ara garip sesler çıkarıp İlhami'nin dikkatini dağıtıyordu. Elis: -Ne yaptın İlhami oraya değil ! Parçayı yanlış yere koydun, diyerek İlhami'ye yol gösterdi. İlhami Hasan'a sinirlenerek: -Hasan şunu yapmayı bırak! Kes şunu! Dedi. En sonunda Hasan dayanamayıp: -Bu böyle ilerleyemez. Ben çok yorgunum ve açım. Ayrıca aletlerin çoğu canımı yakıyor. Buna bir son vermek lazım. İlhami sinirli bir şekilde: -En başından bu kararı almıştık Hasan ve görevleri de dağıtmıştık. Biz de yoruluyoruz, böyle yan gelip yatmıyoruz. Çıkıp gitmek istiyorsan gidebilirsin. Bu grupta zorlama yok, dedi. Hasan kapıya çarpıp çıktı. Bütün arkadaşlar zaten yorgundu ve Hasan'ın böyle davranması onları çok üzmüştü. En çok da İlhami üzülmüştü. Aradan bir iki gün geçmişti ve Hasan çalışma yerine hiç gelmemişti. Onun gelmemesi İlhami’yi daha da sinirlendiriyordu. İlhami: - Biz burada çalışıp çabalarken beyefendi bir de trip atıyor, diye söyleniyordu. Sevgi, Seniha , Elis ve İskender bu durumun ilerlememesi için aralarında toplantı yaptılar. Sevgi ve Seniha Hasan ile, Elis ve İskender de İlhami ile konuşup ikisini barıştıracaklardı. Her şey planladıkları gibi gitti. İkisini bir araya getirip bu projenin önemini, tek bir kişinin eksik olması durumunda projenin ilerlemeyeceğini, her şeyin yarım kalacağını anlattılar. İskender: -Hasan, bu küslüğe bir son vermek lazım,dedi. Sevgi: - Hadiii ! Barışın . İlhami, haklıyken haksız duruma düşeceksin,dedi. İlhami - Tamam haklısınız, biraz kötü davranış olabilirim. Ama biraz, dedi. En sonunda ikisi de kucaklaşıp bu küslüğü sona erdirdiler. Kaldıkları yerden çalışmalarına devam ettiler. Birkaç günlük çalışmanın ardından portal tamamlanmıştı. Herkes olabildiğince yorulmuştu ama çok da mutlulardı. İlhami: - Arkadaşlar sonunda portalı tamamladık. Çalıştırmak için heyecanla sizi bekliyorum. Hazır mısınız? Diyerek etrafına bakındı. Herkesin heyecandan kalbi duracak gibiydi. Evet herkes hazırdı. Başlayabilirdi. Derin bir nefes alarak geri sayımla birlikte 3, 2, 1,0 diyerek düğmeye bastı. - Aaaaaa!!! 3. BÖLÜM: YOLCULUK BAŞLIYOR Gözlerini açtıklarında uzay merkezindeydiler. Hasan: -Neredeyiz biz? Ayy! Ben açım. Sabah sabah niye burada uyuyoruz ki? Seniha, Hasan'ın sesi ile kendine gelerek: - Uyumuyoruz Hasan. Daha yeni ışınlandık. Hadi amaaa. Sen hatırlamıyor musun? Saksıyı çalıştır saksıyı!


Hasan: - Haa! Pardon, şimdi hatırladım. Aklım bir anlığına karıştı da. O sırada geri kalanların poz ışığına maruz kalan gözleri düzeldiğinde Elis ve Sevgi, Seniha'ya hak verdiler. İskender ile aynı anda gözlerini açan İlhami: - Hasan, portalı çalıştırmadan önce sen zaten bir bütün sandviç yememiş miydin? Diye merakla sordu. Hasan utanarak: - Yedim yemesine de, heyecandan yine de insan acıkıyor. Bunun üzerine herkes kahkahaya boğuldu. Hasan sinirlenmiş, ama tanımadıkları yabancı ve iri yarı bir adamın gelişiyle arkadaşlarına olan dargınlığını unutmuştu. Kekeleyerek: - A-a-ar-arka-daş-laar.... Diyebildi sadece korkudan. Diğerleri Hasan'ın gösterdiği yere baktı. Karşıdan iri yarı ve yabancı birinin onlara doğru yaklaştıklarını gördüler. Adam: -Hadi çabuk olun! Siz burada ne yapıyorsunuz? Hemen gidip aksesuar bölümünde özel giysilerinizi giyip "Umut 4" taşıtına binin, dedi. Hasan: -Biz daha yeni geldik. Hazır işimiz yokken biraz kestirelim dedik. İskender ve İlhami onu dürterek: -Yok abi, hiç öyle şey olur mu? Dediler büyük bir gerginlikle. Hasan: - Ben ne yaptım ki ? Diyerek homurdandı. Grup, yaşadığı şoku atlatıp adamı takip etmeye başladı. Adam derin bir nefes alarak: -Benim adım Kerim. 37 yaşındayım,dedi. İskender: - Aileniz, adınızı neden Kerim koydu? Diye sordu. Kerim : -Neden sordun, yoksa ismimi beğenmedin mi? Diyerek üzüldü. İskender: -Hayır, beğenmez olur muyum? Bizim okul ödevi olarak bir anket hazırlamamız gerekiyor. Onun için sormuştum, dedi.. Kerim: - Anladım anlamasına da, "okul ödevi" derken? Koskoca adamlar olduk, diyerek şakalaştı. Elis hemen konuya girdi: -Kerim Amca yanlış anladın. İskender okulunu çok özledi de... Yani ondan öyle demiştir, dedi. Kerim: - Aaa ! Lütfen. Bana Kerim diyebilirsiniz, dedi ve konuşmasına devam ederek:


-Kurtuluş Savaşı'nın kahramanlarından olan Kerim'i biliyorsunuz değil mi? Bir süre aralarında sessizlik oldu. Kimseden ses çıkmayınca Elis: -Arkadaşlar, bir dakika. Tabletimden belki bir şeyler araştırabilirim. Ahaa ! Kerim, senin dediğin kahraman attan düşen mi? Diye sordu. Kerim mutlulukla: - Ta kendisi! Dedi. Ve sonra: -Annem, Kerim’in başarılarına hayrandı. Benim de Kerim gibi aydın bir insan olmam için adımı Kerim koydu. İşte benim hikayem de böyle... Peki sizin isimleriniz ne? Diye sordu merakla. Herkes kendini tanıttı. Ben Sevgi. Ben Elis. Ben Seniha. Ben Hasan... Bizim altı kafadar Kerim'i takip etmeye devam etti. Kerim'i takip ederken Sevgi: -İlhami, portalı yaparken neden poz ışını kullandın ki ? Diyerek sinirlendi. İlhami sevginin sinirini yatıştırmak için: -Heyecanımıza biraz daha heyecan katmak istemiştim, diyerek özür diledi. Bu sırada uzay merkezinin "aksesuar" bölümüne gelmişlerdi. Kerim: -İşte, buradaki aksesuar bölümünde giysilerinizi giyin, sizi burada bekliyorum, dedi. Herkes Kerim'in dediğini yapıp aksesuar odasına girdi. Elis ve Sevgi gözlerine inanamadı. Erkekler ve kızlar için ayrı ayrı kabinler vardı. Herkes kendi kabinine girdi. İçeride kıyafetler, kasklar ve en önemlisi tüpler vardı. Herkes kendi giysilerini giydi. Kabinden çıktıklarında Kerim: -Çok yakışıklı ve güzel olmuşsunuz diyerek bu altı kafadara moral verdi. Hasan: -İşte şimdi tam bir ekip olduk, diye sırıtıyordu. İlhami: -Allah Allah! Sen bana sabır ver ya Rabb'im! Kerim: -Ama Hasan doğru dedi. Karışma bence İlhami. -Doğru mu dedi? - Evet. Ama gerçekten haklı. Tam bir ekip olduk. Sevgi, İlhami'nin kulağına eğilerek: - Kerim'in gelmesinden pek hoşlanmadın değil mi? İlhami: -Evet. Şey! Ama daha Kerim'i tanımaya vaktimiz olmadı. Sonra ekip olarak hayal kırıklığına uğramak istemiyorum Sevgi. Sevgi: - Seni anlayabiliyorum İlhami. Ama Kerim'in gözlerinden belli. Sen ona güvenebilirsin. Bizim ekibimizden korkma. Ekibimiz çok cesaretli ve soğukkanlıdır, deyip İlhami'nin yanından ayrıldı. Kerim, onları gişeye benzer bir bölüme götürerek;


- Burası gişe. Burada size hangi taşıtlara bineceğinizi gösterip, kağıtlar dağıtacaklar. Hasan: - Bu ne bu! Sinema mı izleyeceğiz Kerim? Sinema izleyeceksek eğer baştan söyleyeyim, bizim işimiz var. Uzaya gidip Ufo'ları keşfedeceğiz. Ohohoo! İskender: - UFO mu ? Kaç kere söyledik? UFO diye bir şey yoktur. Hasan: - Vardır. Ve bunu size kanıtlayacağıma söz verdim. Kerim: -Neyse. Hayır Hasan, sinema izlemeyeceğiz. Kağıt verecekler size. Hangi kağıt çıkarsa o taşıta bineceksiniz. Tabii ilk önce kayıt olmalısınız ve birkaç form doldurmalısınız. Baksanıza teknolojiye, artık çok ilerledi. Sadece bu merkezde bu yöntem kullanılıyor, dedi. Elis: _ Demek o yüzden portal bizi bu merkeze ışınladı. Hak ettiğimiz en iyi sonuçları alalım diye! Diyerek mırıldandı. En fazla 20 dakika sonra sıra bizim kafadarlara geldi. Görevliler isimlerini sordular. Teker teker cevapladı onlar da: -Hasan, Elis, İlhami, Sevgi.... Sonrasında onları bir odaya götürüp sırasıyla oturttular. Önlerinde kağıtlar vardı. Bilgi formlarında şunlar yazıyordu: Uzay Merkezi Bilgi Formu *Adınız *Soyadınız *Yaşınız *Gitmek istediğiniz arkadaşlarınız *Gitmek istediğiniz uzay taşıtı *Merkezimizden memnunluk mimikleri Soruların evaplarını kodlamak için ayrıca bir kağıt vardı. Bu kağıtları doldurdular. Tabii büyüdükleri için yaşlarını hesaplayamıyorlardı. Hemen telefonlara sarıldılar. İskender: -Kaç yaş alıyorlar? Eğer farklı yaşlar işaretlersek bizi grup olarak almazlar. Seniha: - Haklısın İskender. Bizi grup olarak almayabilirler. Arkadaşlar siz de yazın, dedi. İskender kendi kendine mırıldanarak:


-Bunu bunlardan çıkarırsaak ! Şunu da şundaan... İşte! Buldum. 20, tamı tamına 20 yaşında olmalıyız. Bir dakika.. Telefonları kapatalım. Görevliler geziniyor. Eğer onlara da yakalanırsak biz ayvayı yedik! Hasan: -Niye ayvayı yemeyelim ki? Ben ayvayı çok severim. Elis: -Bu bir deyim Hasan, dedi ve telefonlarını kapattılar. Herkes formlarını doldurdu. Kerim onlara gişeyi işaret ederek: -1 saat içerisinde burada olmalısınız. Verdiğiniz formlar burada depolanıp nereye gideceğiniz, daha doğrusu hangi taşıta bineceğiniz yazılacak. Hasan: -Geleceğin yıldızına bakın yıldızına, mum gibi yanıyor. İlhami: - Kerim, burada yapılacak bir şeyler var mı? Kerim: - Sıkıldın mı? İlhami: - Evet, biraz sıkıldım. Elimizden biraz iş gelsin, dedi. Hasan'ın yüzü solmuştu. Elis: -Ne oldu Hasan, yıldızının ışığı mı söndü? Hasan: - Ne ilgisi var canım ! Uzaya gidecek olmamız beni biraz duygulandırdı da! Diye cevap verdi. Elis: - Hee, sen diyorsun ki ben ağladım. Erkek adam ağlar mı hiç? Tüm erkekler birden: -Ağlar. Erkeklerin de canı var. Onlar da insan! Diyerek Elis'i tersledi. Sevgi: -Kalbini kırmak istemiyorum Elis, ama erkekler de ağlar. Kadınlar yılda yirmi kez ağlarken, erkekler yılda üç kez ağlar, dedi. Elis üzülmüştü. Sadece şaka yapmıştı aslında. Erkeklerin de ağladığını biliyordu. Ama yaptığı şakaların karşılığında böyle bir tepki alması onu gerçekten çok üzmüştü. Kerim olanları fark etmişti. Elis'in üzüntüsünü gidermek için: - Bakın bir saat geçmiş bile. Hadi gişeye gidelim, dedi. Birlikte gişeye gittiler. Görevliler onları bekliyordu. Yine sıraya girdiler. Bu sefer biraz daha erken gelmiş olmalılardı, çünkü 4. sıradaydılar. 3, 2, 1... Sıra onlara geldi. Boyunlarına kendilerini tanıtan kartlar astılar.


Kerim: - Yollarımız burada ayrılıyor arkadaşlar. Ben 33 yaşındayım, sizler ise 20. Görüşmek üzere, dedi. Ekip, Kerim ile vedalaştı.İlhami: -Bizim için yaptığın onca iyilikten sonra seni asla ama asla unutmayacağız, dedi. Kerim: - Bir gün elbet unutursunuz, dedi. Hasan: - Kerim amca... Ay ! Aman! Kerim haklı. U_nu_ta_ca_ğız. İlhami: - Niye moral bozuyorsun? Unutacağız ben de biliyorum, Kerim’i sevdiğimi ortaya koyuyorum işte. Birbirini seven her insan gibi. Sevgi: - Yavaş yavaş alışıyorsun galiba. Kerim iyi biri. İlhami: -Evet, ama daha yeni yeni arkadaş olurken onu kaybetmek... Sevgi: -Ağır geliyor değil mi? İlhami: - Hem baksana! Portalı çalıştırıp büyüdüğümüzde ilk o bize yardım etti, yanımızda oldu. Kerim olmasa biz burada olamayacaktık. Sevgi: - Aa! İlhami alındım ama. Benim sana hiç katkım olmadı mı? İlhami: - Katkııınn... Katkın oldu olmasına da, erkeğin dilinden erkek anlar. Sevgi: - Doğru söze ne denir ? İlhami: - Biz hangi taşıta bineceğiz ? Kerim: -Ben 9 yıldır buradayım. Şimdi buradaki taşıta binin, 5 gün sonra otomatik olarak haber verecekler. Siz de geri geleceksiniz. İlhami:


- Tamam, merak etme, aklın bizde kalmasın. Görüşürüz. Kerim: -Görüşürüz, dedi. 4. BÖLÜM: UZAYA YOLCULUK BAŞLIYOR UMUT 4'e binip kemerlerini taktılar. İçeride su, gıda, ilaçlar ve yedek tüpler vardı. Tabii acil durum çantasını da unutmayalım! Uzay merkezinin görevlisi anons etti: - Geri sayıma son 3, 2, 1, kalkış hazır, tamam! İçeriden kızların bağırış çağırış sesleri geliyordu. İlhami: - Ay kızlar ne abarttınız! Kızların çok abartmasından da hiç hoşlanmıyorum. İskender: - Sen onu bunu bırak da Hasan'la ilgilen. Çocuk korkudan bayıldı. İlhami: -Ayy Hasan, kızlar bitti sen başladın! Sevgi kendine geldiğinde olan bitenden habersizdi. İlhami'ye: -Ne oluyor burada? Diye sordu.. Sonrasında Hasan'ı baygın gördü. Sevgi okulun ilk yardım kulübündeydi. İlk yardım çantasını görünce Hasan'a ilk müdahaleyi yaptı. Hasan gözlerini açtığında uzaya varmak üzereydiler. Otomatik kontrol başlamıştı. -Ay'a iniş, son 3 2 1 kapak açılıyor! Seniha: - Ah Hasan ah! Tüm her şeyi kaçırdın. Bir de korkudan bayıldın! Elis: - Sanki sen hiçbir şeyi kaçırmadın. Seniha: - Aman canım! Eğleniyoruz burada. İskender: - Aman kızlar aman! Ses kontrolü mü yapıyorsunuz? Maazallah bir sorun çıkartırsınız. Kızlar şaşkın, Hasan utanmış ve İskender gülüyordu, aralarını İlhami bozdu. İlhami: - İskender sen taşıtı kilitle, Hasan sen kapıyı aç, Elis sen bana pusulayı getir, ben de ipi bağlayacağım.


Seniha: - Of İlhami. Ben sıkılayım diye mi bana iş vermiyorsun? İlhami: - Tamam tamam, sen taşıta göz kulak ol. Seniha: - Bana bunlarla gel İlhami. İlhami: - Bir koli çikolata ile mi? Diyerek güldü.Sonra herkes işinin başına döndü. En fazla 20 dakika sonra herkesin işi bitmişti. İlhami hariç... Çünkü en ağır görevi o üstlenmişti. Taşıtın kapısı açıktı. İlhami aldığı iplerin ucunu taşıtın içine, boşta kalan diğer ucunu da astronot kıyafetlerinin bel kısmında olan çengele bağladı. Bağlamasının nedeni, uzaya ayak bastığında kaybolmamasıydı. Herkesi sıraya dizdi. İlk önce kendi astronot kıyafetini bağladı. Seniha hariç herkes merakından İlhami'nin başına toplandı. Seniha kapının önüne geldi. Kıyafeti daha bağlanmadan büyük bir çığlık attı ve sonrasında taşıttan aşağı atladı. Yer çekimi olmadığı için havadaydı. Ama bir sorun vardı, kıyafetlerine ip geçirilmediği için kaybolabilirdi. Seniha'nın çığlığı ile herkes irkildi. İlhami : - Hayııır! Seniha duurr! Diye bağırdı ama Seniha'nın umurunda olmadı. İlhami Seniha'nın kendisini duymadığını sanarak: - İskender gruba iyi bak, sizler de Seniha gibi bir delilik yapmayın, dedi ve taşıttan aşağı atlayıp Seniha'yı kurtardı. Önceden taşıta bağladığı iplerden birinin ucunu Seniha'nın kıyafetinin çengeline taktıktan sonra, ipi tutarak kendini ve Seniha’yı taşıta doğru çekti. Seniha hayallerinin engellenmesine sinirlenmişti ama neden İlhami'nin onu kurtardığını öğrendiğinde sus pus olmuştu. Seniha: - Hatamı anladım İlhami. Hepiniz benim için perişan oldunuz, çok özür dilerim. İlhami: - Bir koli çikolatayı iptal ederim, ona göre. Ha ha ha ! Tamam Seniha, seni affediyorum ama bir daha olmasın, dedi. Daha sonra İlhami herkesi tekrar sıraya dizdi. Herkesi bağladıktan sonra, yavaş adımlarla dışarı çıktılar. En önde İlhami vardı. İlhami iki avucunu açıp: - Elis, pusula lütfen, İskender yedek ipler lütfen... İlhami pusula ile yönünü bulmaya çalışıyordu. Hasan İlhami'nin elinden pusulayı almaya çalıştı. İlhami vermiyordu. Hasan inatlaşıp durdu. Sonrasında Hasan'ın aklına bir sinsilik geldi ve: -Off , neyse ben böyle şeylerle ilgilenmiyorum, dedi. İlhami işine geri döndü. İlhami dışında herkes manzaranın keyfini çıkarıyordu. Hasan ilhami'nin arkasına geldi ve: - Bööhhh! Diye bağırdı. İlhami korkudan pusulayı fırlattı. Hasan tam pusulayı yakalayacaktı ki İlhami'nin üstüne düştü! İlhami hemen kalktı ve: "İskender avucunu açıp beni fırlat". Dedi. Yorulmuştu ama tek umutları boşluktaki pusulaydı. Hemen koştu ve tek hamlede zıpladı. Pusula gittikçe uzaklaşıyordu, bu yüzden almak imkansızdı. İlhami tam yakalayacakken yeniden düştü. Oturup düşünmeye başladı. Hasan: -Ah İlhami, sen de ne saf çıktın.


İlhami: - Şuna bak şuna! Hem suçlu hem güçlü! Beni korkutan sendin. Sevgi: - İlhami bence taşıta binip arayalım. Belki bir yolunu buluruz. İlhami: -Bence de... Gidip taşıta bindiler. İlhami kendini çok gergin hissediyordu. - Yok hayır ben süremeyeceğim. İskender sen devam eder misin? Dedi . Baş koltuğa İskender oturunca İlhami biraz ferahlamıştı. Hasan: -Burada bir şey var. Parıldıyor. Yeşil yeşil parıldıyor! Seniha: - Yeniden hayal görmeyesin? Hasan: - Hayır bundan eminim. Fosfor gibi parlıyor. Ya dediğim gibi olmasın! Bir UFO ise! İskender Hasan'ın dediği yere indi. Gerçekten orada bir şey vardı.... 5. BÖLÜM: UZAYLILAR İLE ARKADAŞLIK İskender indi ve taşıtı kilitledi. Dışarı çıktı. Yalnızdı, korkuyordu. İskender iyi biriydi. Arkadaşlarını yerinden etmek istemiyordu. Ama gitmek zorundaydı. Kendini hemen toparladı. Ve ilerlemeye başladı. Her şey yolundaydı ama yürüdükçe bazı fısıltılar duyduğunu fark etti. En sonunda dayanamayıp bir çığlık attı. Herkes olayın şokunda, İskender'e bir şey oldu sandılar. Hasan: - Bakın işte! Ufolar onu görüp kaçırmış olmalı! Bence biz gitmeyelim. Sevgi: - Ayy ! Abartma istersen Hasan. Haydi gidelim, dedi. O sırada bir gölge belirdi. İskender kan ter içinde kalmış, taşıta doğru koşuyordu. Taşıtın yanına kadar geldi. İlhami: -İskender bu ne böyle, ne bu halin? İskender: - Arkadaşlar ben de sizi arıyordum. Ben dolaşırken fısıltılar duyuyorum. Çok korktum. Gelin birlikte Hasan'ın dediği UFO muymuş neymiş, onu arayalım. Yürümeye başladılar. İlerledikçe fısıltıları onlar da duyuyorlardı. Tam o sırada önlerinde küçük bir uzaylı gördüler. Uzaylı bebekti! Bebek uzaylı:


-Ben Mia. Ufooo ,ufooo.... voovvy! Dedi. Kızlar bağırmaya başladı. -Uzaylııı! Uzaylııı! Gerçekmiiiiş ! Hasan gururlanmıştı. Kızların bağırışlarını duyan anne uzaylı da gelmişti. -Ahh! Mia. Seni kaybettim diye çok korktum. Kızımı bulduğunuz için çok teşekkür ederim insani varlıklar. Hasan: - Ne insanı varlığı! Biz insanız insan! Anne uzaylı: - Merhaba ben Lila. Ah! Bir dakika, Milk, Mia'yı bulmuşlar hadi gel! Sonrasında Milk de geldi.Milk Mia'nın babası, Lila ise annesiymiş. Daha sonra Kia ile yani Mia'nın ablasıyla da tanıştılar. Telefonla oynuyormuş kendisi. Elis: -İnternete nasıl bağlandınız? Lila: -Uzay frekansları ile tabii ki. Elis: -Ahhh, nasıl aklıma gelmedi. Uzay frekanslarııı! Lila: -Kızımı siz buldunuz. Çok teşekkür ederiz. Dileyin benden ne dilerseniz,dedi. Kia da arkadan annesini onaylıyordu. -Hı hı, tabii ki de.. İlhami: -Biz yön bulma aracımız olan pusulayı kaybettik. Bize yolu gösterir misiniz? Dedi. Hasan acıkmıştı. Cebinde taşıdığı fındıkları hatırlayıp onları yemeye başladı. Mia: - Fındıt . Canı çeçti benim. Lila: -Bir şartım var. Hasan fındıklarından birazını Mia’ya verirse size yolu gösteririm. İlhami: -Hadi Hasan, dünyaya geri dönmemiz lazım. Hem dünyada bir sürü var. Fındıklarından biraz feragat etmelisin. Hasan: - Tamaaam, dedi ve birkaç fındık verdi. Lila hiçbir şey demeden Elis'in eline bir harita verdi.


Elis: -Çok teşekkür ederim Lila. Lila: -Rica ederim, dedi ve hep birlikte ışınlanıp kayboldular. Hasan: - Hiç şaşırmadım çünkü filmlerde uzaylılar hep ışınlanır. İlhami: - Hadi gidelim. Bir an önce dünyaya geri dönmek istiyorum. Lila'nin yaptığı bu iyiliği asla unutmayacağım. Elis: - Ben de asla unutmayacağım. Hadi gidelim. Uzay taşıtından uzaklaşmışlardı. Hasan: -Sona kalan çürük yumurta! dedi ve koşmaya başladı. Taşıta gelene kadar yorulmuştu. Kimse Hasan'ı takmıyordu. Yani Hasan kendi kendine koşuyordu. Taşıtın oraya geldiğinde: - İyi nefes alamıyorum. Ne oluyor bana? Dedi. İskender tüpünün göstergesine baktı. Tüpün havası bitmişti. Sevgi: - İskender sen Hasan'ın içeriye götür. İlhami biz de yavaş yavaş gidelim. Ben yedek tüp getireceğim. İlhami baş koltuğa oturdu. Herkesin hazır olmasını bekliyordu. İskender Hasan'ı yerine oturttu, ellerini de yelpaze gibi açıp hava vermeye çalışıyordu. İlhami: -Bunu yapmana gerek yok İskender. Uzayda hava olmaz. İskender: - Doğru söylüyorsun ama başka ne yapabilirim? Hasan öksürmeye başlamıştı. Sevgi: - Ben geldim. Elis, uzay frekansından internete bağlan ve bana tüpü nasıl takacağımızı göster. Elis: - Tamam internete bağlandım. Eskisini kökten söküp, yeni olan tüpün kablolarla bağlantısını sağlaman yeterli olacaktır, dedi. Sevgi 5 dakika sonra tüpü tamamen yerine oturtmuştu. İlhami: - Yeni bir kural koyuyorum, koşmak yok arkadaşlar. Fazla nefes aldığımızda tüp daha çabuk bitiyor. Hadi herkes koltuklarına otursun ve kemerlerini taksın. Eve gidiyooruuuzzzz!!! Elis o kadar sevinmişti ki tabletinden müzik açmaya çalıştı. Herkes birden : -Hayır Elis, bu kadar macera yeter! Dedi.


6. BÖLÜM: EVE DÖNÜŞ Bir saat sonra uzay merkezine sarsıntılı bir iniş yaptılar. Kızlar heyecanla kapıyı açtılar. Bir de ne görsünler! Tüm basın röportaj için onları bekliyordu. Spiker: - İşte geliyorlar, geldikleri yerlerde de gurur bırakıyorlar. Ödülü verelim lütfen, dedi. Sevgi en önde olduğu için Sevgi'nin eline kupa tutuşturdular. Sonra erkekler de geldi. Herkesin boynuna bir madalya astılar. Her yerden sorular yağıyordu: -Neden astronot olmak istiyordunuz? -Yaşınız kaç? - Burcunuz ne? -Uzaydayken en çok nelere dikkat ediyordunuz? -Uzaydayken en sevmediğiniz şey ne oldu? Bunlar gibi daha birçok soru soruyorlardı. Tüm soruları cevaplamak ve hayranlarına imza dağıtmak bir buçuk saatlerini aldı. Çok zaman kaybettikleri ve sıkıldıkları için bir an önce kimseyi görünmeden uzay merkezine giriş yaptılar. Kerim'in odasına girdiler. İçeride bir sürü kupalar, görkemli madalyalar göz kamaştırıyordu. Kerim onları gördüğünde çok sevindi ve: -Bu sizin ilk başarınız, şu an burada olmamanız gerekiyor. Altı kafadar: -Biz de zaten bunun için buradayız. Herkes başımıza üşüşünce bir tuhaf olduk. Kerim : - Sizi anlayabiliyorum, ilk başarımda ben de böyle hissetmiştim. İlhami: -Bizim sana bir şey açıklamamız gerekiyor ama bu bizim aramızda sonsuza kadar bir sır olarak kalmalı. Sonra her şeyi açık açık anlattı. - Biz aslında 10 yaşındayız. Buraya dünyadan kendi portalımızı hazırlayarak ışınlandık. Bizim en büyük hayalimiz buydu ve bunu da gerçekleştirmiş olduk. Buradaki görevimiz bittiği için tekrar dünyaya ışınlanmamız gerekiyor. Kerim onları şaşkınlıkla dinliyordu ve İlhami anlatmaya devam ediyordu: - Bizim ışınlanıp geri dönmemiz için senin yardımına ihtiyacımız var. Portalı tersine çevirmemiz için lütfen bize yardımcı olur musun? Kerim:


-Tabii ki olurum, geleceğin bilim insanları burada dururken ben onlara yardım etmeden duramam. Bunun için harekete geçtiler. Öncelikle portalın motorunu, sonra dış kalıbını en son ise kablolarını ayarladılar. Portalı yapmak üç günlerini almıştı. Bu süre zarfında Kerim'in evinde konaklıyorlardı. Kerim’i daha yakından tanımışlardı ve ondan ayrılmak epey zor olacaktı. Sonunda portal tamamlandı. Herkes Kerim ile birlikte portalın iyi olup olmadığını test ediyordu. Biraz yorulmuşlardı. İlhami'nin adına bir kurnazlık geldi. Arkadaşlarını koltuğa oturtup onlara kurabiye ikram edip oyaladı. Onlar kurabiyenin keyfini çıkarırken, İlhami de çalışıyormuş gibi yapıp poz ışığını portala ekledi. Amacı olaya biraz heyecan katıp, Sevgi’yi sinirlendirip, onunla eğlenmekti. İşini bitirdikten sonra arkadaşlarının yanına döndü. Bu onların Kerim ile geçirdikleri son dakikalardı. Güzel anılar bırakmak adına, bulundukları zamanın çok kıymetli olduğunu biliyorlardı. İskender: -Hadi artık vedalaşma vakti geldi, bir an önce toparlansak iyi olur, dedi. Herkes Kerim'le tek tek vedalaştı. Sıra İlhami'ye geldiğinde ise el sıkışmak yerine sarıldılar. Çünkü Kerim'in gruptaki en iyi arkadaşı İlhami’ydi. Bu altı kafadar toplandı ve Kerim'in artık çekilmesini istedi. Kerim gururlu ama içi buruk bir şekilde düğmeye bastı. Portal ışınlanırken Kerim: - Sizi asla unutmayacağım! Diye haykırdı. Sonunda dünyaya ışınlanıp gözlerini İlhami'nin atölyesinde açtılar. Poz ışığı herkesin gözünü çok acıtmıştı. Sevgi: - İlhamiiiii!! Diye bağırdı. Çok sinirlenmişti İlhami onun karşısında gülerek eğleniyordu. Bir süre sonra birbirlerine baktıklarında küçülüp eski hallerine geldiklerini fark ettiler. Hasan’ın da oburluk düşüncesiyle aklına ilk Mia'ya verdiği fındıklar gelmişti. Bunu telafi etmek için hemen markete koştu. Arkadaşları Hasan'ın bu hareketine pek anlam veremediler. Hasan elindeki poşetle döndüğünde: _ Mia'ya verdiğim fındıkların yenisini aldım, dedi. Fındıkları Hasan dağıtıyordu. Sonra İlhami'nin babası: _ Nerede kaldınız çocuklar, kaç saat oldu? Hala içeridesiniz. İlhami: -Bir proje üzerine çalışıyorduk babacığım, dedi. İlhami'nin babası çıktı. İlhami bir an hüzünlendi. -Arkadaşlar biz aslında çok tehlikeli bir işe kalkıştık. Bu maceranın sonunda, uzayda portal yapamasaydık o zaman hiç dünyaya gelemeyecek ve ailemizi bir daha göremeyecektik. Büyüyüp bu mesleği edinene kadar asla böyle bir hata yapmayalım, diye birbirlerine söz verdiler. Onlara yardımlarından dolayı Kerim'e ne kadar minnet duysalar azdı. Elis şaşkın bir şekilde: -Nasıl yani? Biz gidip geleli altı gün oldu, nasıl bugünde birkaç saat olabiliyor? Sevgi: -Tabii ki de gün, ay ve yılın değişiminden dolayı. Elis: -Şimdi anladım. Bugün yaşadığımız her şeyi günlüğüme not edeceğim, dedi. İlhami donakalmıştı.Sevgi: -İlhami iyi misin? Sanki bir şey hatırlamış gibisin.


İlhami: -Kerim bana, buraya gelmeden önce bir not bırakmıştı. Notta ne yazdığını bilmiyorum, çünkü bana Dünya'ya geldiğimde okumamı istedi. Seniha: -Ne duruyorsun? Okusana notu, dedi. İlhami notu eline aldı. Notta şunlar yazıyordu: Sevgili altı kafadar, Umarım büyüyüp hayallerinizi gerçekleştirdiğinizde bir daha karşılaşırız. En önemlisi de umarım hayallerinizi gerçekleştirirsiniz. Sizi hiç unutmayacağım. Sizin de beni unutmayacağınızı düşünüyorum. Sevgilerimle KERİM AKILLI İlhami çok duygulanmıştı. Hatta gözlerinden iki damla yaş aktı. Seniha: -İlhami sen ağlıyor musun? İlhami gözyaşlarını sildi. Hiçbir şey olmamış gibi davrandı. İskender: -Haydi artık, çok yorulduk. Eve gidip uyuyalım, dedi. Herkes evlerine dağıldı. Bu maceranın sonunda herkes yorgun, pişman ama bir o kadar da gururlu ve mutlu bir şekilde uyudular. Yeni güne uyandıklarında ise herkes kaldığı yerden hayatına devam etti. 7. BÖLÜM: YILLAR YILLAR SONRA Yıllar yıllar sonunda büyümüş, yirmi beş yaşında delikanlı ve hanımefendi olmuşlardı. Hayallerindeki yoldan sapmamış, azimle çalışarak astronot olmuşlardı. Herkes kendi işinde uzman olmuş, başarılarından dolayı merkezde herkes tarafından tanınır olmuşlardı. İşleri nedeniyle aynı merkezde olmalarına rağmen birbirlerine fazla zaman ayıramıyorlardı. Herkes birbirlerini ne kadar özlediklerinin farkındaydı. Elis artık dayanamayıp: - Arkadaşlar yoğun ve yorgun olduğumuzu biliyoruz, birbirimize hiç vakit ayıramıyoruz. Bu gün restoranta gidip biraz sohbet edip, küçüklüğümüz yâd edelim mi ? Hem bize de değişiklik olur. Herkes Elis'i onaylıyordu. Hasan kaşlarını çatarak: -Neden pastane değil de restorant? Diye çıkıştı. İlhami: -Ayy Hasan! 7'sinde neyse 70'inde de odur derler ya, sende de değişen hiçbir şey olmadı. Bazı konularda hala aksisin. Herkes o anda kahkahalar atarak İlhami'yi onayladı. Nihayet akşam olmuştu, herkes restoranda buluştu. Bizim altı kafadar siparişlerini vermişlerdi. İlhami masaya bir kase de fındık istedi. Fındıkları görünce Hasan’ın aklına ilk Mia gelmişti.


-Keşke şu an imkanım olsa da bu fındıkları Mia'ya götürebilsem, dedi. İlhami: - Benim amacım da eski günleri hatırlamaktı. Hasan: - Heyy gidi günler hey! Düşünüyorum da, o zaman yaptığımız işler çok tehlikeliymiş. Bu işin bölümünü okudukça yaptığımız işlerin ne kadar tehlikeli olduğunu daha iyi anlıyorum. İskender: -Hadi küçükken yaşadığımız en güzel anlarımızı birbirimize söyleyelim, dedi. Sevgi’nin en güzel anısı poz ışınları, Elis'in uzay frekanslarıyla tabletine bağlanması, Hasan'ın fındıkları Mia ile paylaşması, Seniha'nın iplerini bağlamadan uzay boşluğuna atlamasıydı. İskender'inki ise uzaylıları görmesiydi. İlhami'ninki Kerim'i unutamamasıydı. Seniha: -Küçüklüğümüz gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. Hepimizin aklında ne kadar güzel anılar kalmış. Elis: - Arkadaşlar iki senedir uzaya sadece görev icabı çıktığımızdan dolayı, bu yaşadıklarımızı tekrar edememiştik. Bir dahaki uzaya çıkışımız bu anılarımızı tekrar yaşamak için olacaktır, dedi. Bizim altı kafadar el ele verip, "Eveetttt" diye bağırıp mutlulukla birbirlerine sarıldılar...


17 KASIM 2014 tarihinde İstanbul Bahçelievler'de doğdu. 2019 yılında Anaokulu'na, 2020 yılında Yenibosna Doğu Sanayi İlköğretim Okulu'nda 1. sınıfa başladı. 4/A sınıfında öğrencisi Ayşenur; Okulunu, arkadaşlarını ve Şahika öğretmenini çok seviyor. Yüzmeyi, voleybol oynamayı, resim yapmayı, dans etmeyi ve etkinlik yapmayı çok sever. Okulunda açılan 'Çocuk Yazarlar' yaratıcı yazarlık konulu etkinlik kapsamında ilk kitabı olan Zaman Portalı İle Küçük Astronotlar'ı yazdı.


Click to View FlipBook Version