Hayat ı n Boşluğu Öğretisi ü1eri ne
Bu sımrlı varoluş alanıdır; ve onun karşıtı , ne d ışarı
dan herhangi b i r sald ı rıya açık ne de yardıma-tedarike
ih tiyaç d uyan sımrsız bir varo l uş olacaktır ve sonsuz bir
sükunet ve d i ngi nlik içinde aEl cüaa01(J)ç ov (aei hosau
tos on), OU1E ytyvoµEVOV, OU1E mtoA.A.uµEVOV [ oute gigno
menon, oute apollymenon) d eğişimden, zamandan, bö
l ü n ü p çoğal madan ve farkl ılaşmadan uzak b i r alan, ki
Platon felsefesi nin n i rengi n o ktasını biçimlend iren b u
n u n menfi b i lgisidir. Yaşama i radesi n i n yadsınması nın
yol unu açtığı böyle bir varoluş d u rum u olmalı.
Hayatı mızın tabloları kaba mozaiklerle yapılan resim
l ere benzer, ki yakından bakı l d ığında h içbir etkisi yok
tur, güzellikleri n i n anlaşılabilmesi için belli bir bakış
mesafesi gereklidir. Dolayısıyla arzu ettiğimiz bir şeyi
ele geçirm ek için o n u n değersiz v e doyurucu o l maktan
uzak olduğunun a nlaşıl ması gerekir; her zaman d aha iyi
şeylerin beklentisiyle yaşıyorsak eğer, aynı zamanda ço
ğu kez geçmişte kalan şeyler için pişmanlık ve özlem de
d uyarız. Diğer taraftan içinde bulunduğumuz anı sadece
gelip geçici, ömürsüz bir şey o larak görür ve ona sade
ce hedefimize ulaştıracak bir araç nazarıyla bakarız. Do
l ayısıyla çoğu insan , h ayatı n ı n sonuna geli p de geriye
d ö n ü p baktığı nda bütün ömrü boyun ca ad interim yaşa
d ığı nı görecek ve d i kkat etmeksizin ya d a tadı n ı çı kar
maksızın bakıp geçtiği bir şeyin hayatın ta kendisi oldu
ğ u n u - b i r başka söyleyişle, yaşamayı b e kled iği (ya d a
beklentisi içinde yaşadığı) şeyin bizzat kendisi olduğunu