The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.
Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by ahmet aygün yılmaz, 2021-03-28 11:56:18

BİLİM-SİZ 2. SAYI

BİLİM-SİZ 2. SAYI

BİLİM - SİZ

Dünya genelinde erkeklerde COVID-19 kaynaklı ölüm oranlarının daha yüksek olması, iki cinsiyet arasında gö-
rülen farkın nedeninin araştırılmaya başlanmasına neden oldu. ACE2 reseptörlerinin virüse sağladığı hücreye
giriş izni, erkeklerde testiste ACE2 mRNA ve protein seviyesinin yüksek olmasıyla bir araya getirildiğinde, CO-
VID-19’un kısırlığa sebep olup olmayacağı sorularını akla getirdi. Testis hücrelerinde ACE2 seviyesinin, ovar-
yum hücrelerine göre daha yüksek olması COVID-19 atlatan erkek bireylerde infertilite ihtimalini gözler önüne
serdi. Yirmi ile otuz yaş arası erkek bireylerin testis hücrelerinde ACE2 anlatımının fazla olmasına karşın, altmış
yaş üstü erkeklerde bu anlatımın düştüğünü ele alırsak genç yaşta COVID-19 olan erkekler için riskin daha fazla
olduğu söylenebilir. COVID-19 virüsü inflamatuar yanıtlarla hücrelerde oksidatif strese neden olarak çeşitli
doku ve organlara zarar verme potansiyeline sahip. Hücredeki oksidatif stresin erkek infertilitesiyle ilgisi de
değerlendirildiğinde, COVID-19 erkeklerde uzun dönemde kısırlık oluşturma potansiyeline sahip bir hastalık.

Uzun dönemde bireylerde bırakacağı hasarın anlaşılması adına yapılan çalışmalar devam etse de COVID-19 at-
latmış kişilerde meydana gelen hastalıkların koronavirüs temelli olduğunun ispatlanması için daha çok zamana
ihtiyacımız var. Bizler en iyisi COVID-19 hastalığı tam olarak anlaşılana kadar, kesin bir çözüm getireceğini di-
lediğimiz aşı veya ilaç çalışmalarının tamamlanmasını bekleyerek, Sağlık Bakanlığının üstüne basarak anlattığı
maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymaya devam edip evde kalalım. Ne de olsa hayat eve sığar!

SENA SEDEF ÇEVİKLİ

KAYNAKÇA
Águila-Gordo, Daniel, et al. “Acute Myelitis and SARS-CoV-2 Infection. A New Etiology of Myelitis?” Journal of Clinical Neuroscience, 2020, do-
i:10.1016/j.jocn.2020.07.074.
Akhmerov, Akbarshakh, and Eduardo Marbán. “COVID-19 and the Heart.” Circulation Research, 2020, doi:10.1161/CIRCRESAHA.120.317055.
Iadecola, Costantino, et al. “Effects of COVID-19 on the Nervous System.” Cell, 2020, doi:10.1016/j.cell.2020.08.028.
Ngai, Jenny C., et al. “The Long-Term Impact of Severe Acute Respiratory Syndrome on Pulmonary Function, Exercise Capacity and Health Sta-
tus.” Respirology, 2010, doi:10.1111/j.1440-1843.2010.01720.x.
V’kovski, Philip, et al. “Coronavirus Biology and Replication: Implications for SARS-CoV-2.” Nature Reviews Microbiology, 2020, doi:10.1038/
s41579-020-00468-6.
Wood, Heather. “New Insights into the Neurological Effects of COVID-19.” Nature Reviews Neurology, 2020, doi:10.1038/s41582-020-0386-7.
Zachariadis, Alexandros, et al. “Transverse Myelitis Related to COVID-19 Infection.” Journal of Neurology, 2020, doi:10.1007/s00415-020-09997-9.
Zhao, Kang, et al. “Acute Myelitis after SARS-CoV-2 Infection: A Case Report.” MedRxiv, 2020, doi:10.1101/2020.03.16.20035105.

51

BİLİM - SİZ

S
İ
Z

5522

BİLİM - SİZ

BİR ŞANSI HAK EDEN MEDİTASYON

Pandemi sebebiyle evlere kapandığımız bu süreçte kendimizle biraz olsun baş başa kalma fırsatı bulduk. Bazı-
larımız kitaplara gömülürken, bazılarımız mutfaklarından çıkmayıp yeni tarifler denedi, bir kısmı sosyal med-
yada artan canlı yayınlarla spora başlayıp hareketsiz kalmamayı seçerken, bir takım ise aksine yatakta dizi film
keyfi yaptı. Bunların yanında adını son zamanlarda sıkça duyduğumuz meditasyona yönelenler de vardı. Peki
meditasyon neydi ve gerçekten herkesin inatla ona bir şans vermemiz gerektiğini söyledikleri kadar var mıydı?
Meditasyonun asıl amacı kişinin kendi derin içsel benliği ile bağlantı kurmasıdır ve genel hatlarıyla çok geniş
sayıda, çeşitli teknikleri içerisinde barındırır. Bunlara; yoga ve tai chi, qigong, çeşitli nefes egzersizleri, Mant-
raları içeren derin düşüncelere dalma, konsantrasyon, meditatif hareket egzersizleri ve yönlendirmeli medi-
tasyonları örnek olarak verebiliriz. Meditasyon sürecinde, stresin yok olması, enerjinin artması ve genel ola-
rak insan sağlığının olumlu bir şekilde etkilendiği görülmüştür. Çeşitli bilimsel çalışmalarla da meditasyonu
deneyimlemenin insan sağlığı üzerinde sayısız yararı olduğu da doğrulanmıştır. Bunlara; stres, anksiyete ve
depresyon gibi durumların azalması hatta yok olması, fiziksel ve psikolojik olarak acı ve ağrılardaki azalmanın
yanında hafızanın kuvvetlenmesi ve kişinin günlük hayattaki verimliliğinin artması örnek olarak gösterilir. Ayrı-
ca meditasyon, beynin frontal ve anterior singulat bölgelerinde serebral kan akışını arttırarak, beynin yönetici
dikkat ağındaki verimliliğini arttırır. Meditasyon yapan kişilerle bu yönetici dikkat ağının verimliliği ile ilgili bir
çalışma yapıldığında, bu kişilerin verilen görevlerde yapmayanlara oranla çok daha hızlı oldukları saptanmıştır.
Yaş almayla beraber beynin nöronları içeren gri madde olarak bilinen kısmında bir azalma görülür ve yine me-
ditasyonu deneyimleyen kişilere bakıldığında gri maddenin bu kişilerde azalmanın aksine arttığı görülmüştür.
Meditasyon ve yoga pratiklerinin gen ekspresyonunu olumlu şekilde etkilemesinin yanında kısalması sonucun-
da yaş alma ve çeşitli hastalıklara sebebiyet veren telomeraz aktivitesinin ve uzunluğunun artmasına da sebep
olur. Pratiklerle vücudun melatonin seviyesini arttırmasına katkı sağlayarak daha sağlıklı bir uyku çekmenize
de imkân sağlar [1].
İnsan vücudu üzerinde bunlar ve dahası kadar olumlu etkisi bulunan meditasyon için, üstelik hiçbir yeteneği-
nin de bulunması gerekmiyor. Sadece istemen ve meditasyon pratiklerini düzenli bir şekilde yapman önemli.
Senin için doğru zaman ve mekânda, içerisinde rahat edebileceğin kıyafetlerle, istersen sağlığının el verdiği
derecede dik bir şekilde oturarak veya uzanır pozisyonda, gözlerin açık şekilde bir noktaya sabit veya gözlerin
kapalı bir şekilde pratiğine başlayabilirsin. Belki ilk olarak minimum sürelerde, nefes alış ve verişine odaklana-
rak ya da online platformlarda bulunan yönlendirmeli meditasyonlarla pratiklerini devam ettirebilirsin .

BAŞAK KURT

KAYNAKÇA
[1] H. Sharma, “Meditation: Process and effects,” AYU (An Int. Q. J. Res. Ayurveda), vol. 36, no. 3, p. 233, 2015.
[2] Belle Beth Cooper, 2013, What is meditation and how it affects our brains? https://buffer.com/resources/how-meditation-af-
fects-your-brain/

53

BİLİM - SİZ

KESİŞİM: BİLİM VE SANAT

Bilim ve sanatın buluştuğu Kesişim’in bu sayıdaki konuğu İstanbul Aydın Üniversitesi’nden fotoğraf sanatçısı
Prof. Sefa ÇELİKSAP. 2016’da Cenevre’deki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) açtığı Light Gate adlı
kişisel fotoğraf sergisiyle sanat dünyasının dışında bilim dünyasının da dikkatini çekmiş ve ardından 2017’de
CERN Türkiye Lansmanı için tekrar davet almıştır. Fotoğraflarında ışığı istediği gibi yönlendirebilen Çeliksap’a
sadece bir fotoğraf sanatçısı demek yeterli olmayabilir çünkü aynı zamanda giyilebilir sanat ve sinema kostüm
ilişkisi üzerine de eğitimi ve akademik çalışmaları bulunmaktadır.

Foto: Ayşe Simay METİN

Bilim ve sanatı bir bütün olarak ele aldığımızda, bu iki kavramın kesiştiği noktalar ve birbirilerine sağladıkları
katkılar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Her iki düşünce anlayışı yer yüzünde var olduğumuz andan itibaren insanlık tarihini şekillendirmiştir. Konuş-
mayı çözümleyen türümüzün edindikleri tecrübeleri kendi nesline aktarmaya çözümlemesiyle bilgi gelişmiş
ve sonradan gelen bilim insanları ve sanatçılar tarafından da üzerinde çalışılarak bugün inovasyon dediğimiz
bilgiden bilgi üretme yöntemiyle insanlığın faydasına sunulmuştur.
Leonardo da Vinci örneklemesi tam yerinde olacak. Onun yapmış olduğu anatomi çizim çalışmalarına bak-
tığımızda damar sisteminden, iskelet yapısına kadar bir doktor gibi doğayı ve diğer canlı türlerinin anatomik
yapısını incelemiş ve doğru biçimde çizimler yapmıştır. Bu araştırmalar günümüz modern tıbbın gelişmesinin
önünü açan önemli kaynaklardır. Yine sanatçı ve bilim insanlarının birlikte çalışması fotoğraf kamerasının keş-
fine neden olmuştur. Fotoğraf tek bir kişi ya da dönemin keşfi değildir. Fizik insanları ışığı anlamaya çalışırken,
mercek bilimciler görüntü netliğini çözmeye çalışmış, kimyagerler ise ışığa duyarlı film negatifleri ve fotoğraf
kağıtlarının oluşturmak için uğraş vermişlerdir. Bu gelişme durmamış hareketin ötesine geçen sinemayı do-
ğurmuştur. Her iki buluş bugün sağlıktan okyanus derinliklerine, uzayın çok uzak mesafelerinden insan DNA
araştırmalarına kadar yeni bir görme ve aynı zamanda hem bilim insanlarının hem de sanatçıların yeni düşünce
sistemleri ve bakış açılarını geliştirmelerini sağlamıştır. Fotoğrafın ortay çıkışı da Rönesans dönemi sanatçıla-
rının gerçek görüntüyü sabitleme fikrinin vazgeçilmez heyecanındır aslında. Empresyonist dönem ise güneş

54

BİLİM - SİZ BİLİM - SİZ

ışığının değişen anları altında doğanın ve cisimlerin üzerine yansıyan etkisini incelemeye koyulan ressamların
bilim insanı gibi hareket ettikleri bir dönemdir.

Avrupa’nın göbeğinde yer alan ve birçok Türk bilim insanının da orada önemli deneylerin yönetici olduğu
önemli bir bilim merkezi olan CERN araştırmalarında da aynı bilim sanat iş birliği devam etmekte. Sanatçı hayal
eder, bilim insanı keşfeder, ispatlar, teknoloji günlük hayata uygular, tasarımcı ise ergonomi kuralları içinde
insan vücuduna uygun hale getirir.

Sizce fotoğraf bilimsel mi yoksa sanatsal bir keşif midir?

Fotoğraf bir kişi tarafından değil birçok bilim insanının ve sanatçıların farklı yüz yıllarda edindikleri bilgi birikimi
sonucu ortaya çıktı. Ancak görüntünün resimden farklı bir şekilde kayıt edilmesinin hayalini kuran ve gelişmesi
için ummalı çalışan resim sanatçıları sayesinde oldu. Camera obskura kullanımı ressamların bir keşfiydi. Optik,
kimya ve fizik bilim insanları ressamların bu hayali için çaba sarf etti.

Fotoğrafın keşfi resim sanatını özgürleştirdi ve günümüz modern ve çağdaş sanatın temellerini attı. Çünkü
fotoğraftan önce resim belgesel bir görsel niteliğindeydi. Dönemin yaşam, giyim ve yiyecek kültürü hakkında
saray ve soylu hayatını nasıl olduğuna dair kanıt sayılır. Av sahneleri, natürmort resimler, savaş sahneleri gibi
konular yüzyıllara ait görsel bilgiler sunmaktaydı. Burada ressamların yetenekleri, teknik ustalıkları ideal güzel
kavramı çerçevesinde ele alınırdı.

Böylece soylu aileler, parası ve mevkii sahibi olanalar kendi gelecek kuşaklarına akrabaları hakkında bir ip ucu
bırakıyordu. Ancak insan elinden çıkan sanat yapıtları tüm toplumu kapsayamıyordu.

Zaten sanatın içinde hep var olan bilimin yeni iş birliği fotoğrafın bulunmasıyla önemli bir çağ başlattı. Fotoğraf
gerçeği ‘an’ adı verilen zamanın en küçük biriminde, insan gözünden farklı biçimde yakalıyordu. Bu gerçek bir
kanıt, bir belge olmasını sağladı. Bu durum sosyoloji ve psikoloji bilimi açısından da zaman içinde inceleme ko-
nusu oldu. Cebimize kadar girdi ve bireyin kendini var edebilme aracı oldu. Burada yemek yedim, burada tatil
yaptım, gezdim, gördüm gibi kişiliğini kanıtlama yöntemi oldu.

Sanatın işlevi kendi içindedir. Bilimden ve gerçekten uzak kalamaz. Sanatı ve bilimi anlamak bilgi gerektirir.
Eğitim olmazsa her ikisi de kavranamaz ve geleceği şekillendiremeyiz, geri toplumlar arasında kalırız.

Fotoğraf sanat mı denildiğinde o kamerayı kullanan kişinin sanat bilgisi, dünya görüşü ve felsefi düşünce devre-
ye girer. İster somut görüntülerle elde edilmiş bir görsel ya da kendi çalışmalarımda olduğu gibi deneysel-soyut
fark etmez görsel sonuç olsun. Önemli olan sanatçı kişiliğin bir düşünceye plastik bir dil, bir ifade bulmuş olma-
sıdır bu kültürel işlevidir. İnsan içinde yaşadığı çevreyi belli duyumsamalarının fizyolojisiyle ilgili değişimlerinin
beyninde değerlendirmesiyle algılar. Çalışmalarımda çevreyi algılama işlevine ek olarak fotoğraf kamerasının
avantajını katarak ve herhangi bir manipülasyona uğratmadan sonuca varmaya çalışıyorum.

Bilimin işlevi ise toplumu sağlıklı nesiller yetiştirerek geleceğe taşımasıdır. Formel yapı ve kolektif çalışma ge-
rektirir. Fotoğraf bilimin içinde yer almak zorundadır. Hücre fotoğraflarından tutun tanı koymaya kadar önemli
bir yere sahip. İnsan gözünün göremediği küçüklüklere ancak fotoğraflama yöntemiyle ulaşıp kanıtlayabiliriz.

Fotoğraf ve sinemada ışığın anlamı sizce nedir?

Organik yani canlılara ait göz ile, insan tarafından üretilmiş mekanik göz yani fotoğraf kamerası ile görme
(kaydetmek) eylemi için ışık şart. Işık sayesinde görme yoluyla elde ettiğimiz tüm yaşamsal bilgileri ediniriz.
Organik göz elde ettiği verileri beyne aktarır ve beyin kusurları düzelterek çevre ile iletişim kurmamızı sağlar.
Fotoğraf kamerası gerçeği kayıt eder.

Aslında insanlığın yaşam kaynağıdır ışık. Sanat, bilim ve tüm dinsel inanışların temelini de oluşturur. Bu yüzden
aydınlanma (bilgi) çağı ya da tanrıya ulaşma betimlemelerinde bu tür benzeri ifadeler kullanılır. Bilim insanları
gibi sanatçılar da ışığı anlamaya çalışır. Ressamlar, mimarlar, heykel yontucuları ve tasarımcılar ışığın devinimi
ve onun cisimler üzerinde bıraktığı plastik devinimini inceleyip, yapıtlarında kullanırlar. Bilim insanları ise ışığın

55

BİLİM - SİZ

kaynağını, dalga boyu ya da molekül-foton parçacıklarını anlamak için uğraşırlar. Belki de ışığı çözdüğümüzde
hücre yapısından uzayın derinliklerine tüm sırları anlamaya başlayacağız.
Fotoğraf ve onun bir türevi olan sinema sanatı da teknoloji ve bilimin çözümlemelerinden faydalanarak insanın
duygularına ulaşmaya çalışır. Burada teknik üstünlüğü (ekipman kullanım becerisini) yakalama kısmı, tecrübesi
önemli; ancak düşünce aktarımında, estetik kaygı, sanat felsefesi işin içine girince amatörlük ve profesyonel
ayrımı başlıyor. Karmaşık ve zor bir yoldur. Sabır ve bilgi gerektirir.
Kendi fotoğraf çalışmalarımın temelinde de doğal olarak ışık ve kaynakları ana merkezde. Sanat için bir tarz
oluşturmak gerekir farklılığınızı tanımlamak için. Diğer fotoğraf sanatçılarına göre ayrı bir yol tutmam gerekliy-
di ve yaklaşık otuz yıl önce bu kararı aldım. Aslında korkuyordum ve risk yüksekti. Fakat aynı işleri tekrar etmek
istemedim. Benden kimse bir belgesel, doğa ya da reklam alanında boy göstermemi veya bir Robert Capa, Ara
Güler, Man Ray gibi ustalar olmamı beklemelerini istemedim. Kendi yolumu bulmak zorundaydım. Onlar ve
diğer büyük ustalar ışığın cisim ve mekân üzerinde bıraktığı etkinin ve ilişkisinin üzerinde yoğunlaştılar ve çok
mükemmel eserler verdiler ve bu alanda da yeni nesil sanatçılarda gelmeye devam ediyor.
Tam ters bir yol izleyerek yapmış olduğum hataları denetledim. Sonrasında kendi uzay evrenimi yaratarak,
uzaydan, galaksilerden gelen ışığı düşündüm ve kendi görmek istediklerimin peşinden giderek ışığın kendisini
konu aldım ve bir bilim insanı heyecanıyla peşine düştüm. Bu anlamda on yedi yıl süren zorlu çalışmalarım Av-
rupa Nükleer Araştırmalar Merkezi kısa adı CERN olan ve orada deneye yapan bilim insanları tarafından karşılık
buldu. 2016 ve 2017 yıllarında “Light Gate” - “Işık Geçidi” başlığı altında iki ayrı kişisel fotoğraf sergisi açtım ve
böylece bilimsel bir ortamda fotoğraf sergisi açan ilk Türk sanatçısı oldum.

Röportaj: AYŞE SİMAY METİN

Foto: Sefa ÇELİKSAP,
“Işık Yağmuru” (2020)

Foto: Sefa ÇELİKSAP
“Uzay Gemisi” (2020)

56

BİLİM - SİZ

İZLEMEYEN KALMASIN
DİZİLER

DOCTOR WHO (2005-Günümüz)
Bu bilim kurgu dizisi, 1963’ten beri asla efsaneliğini kaybetmemiş bir baş yapıttır.
Öldüğü zaman rejenerasyon geçirebilen ve farklı yüze sahip olabilen Doctor adın-
da dizinin ana karakteriyle maceradan maceraya atlarken bulacaksınız kendinizi.
Klasik seri ve modern seri olarak ayrılan bu seride size önerdiğimiz 2005’te 9.
Doctor ile başlayan modern seridir. Polis kulübesi gibi kamufle olabilen zaman
makinesi Tardis ve Doctor’la birlikte, Tesla ve Edison’la tanışıyorsunuz, kara de-
likten kurtulmaya çalışıyorsunuz, yeni gezegen keşfediyorsunuz, Ünlü sanatçılarla
çay içiyorsunuz. Zaman makinenizin olduğunu düşünün, görülecek gidilecek çok
yer zaman var, değil mi?
11.22.63 (2016)
Ben uzun soluklu dizi izleyemem diyenlerdenseniz bu mini dizi
tam size göre. Sadece bir sezondan oluşuyor. Yine zaman ma-
kineniz var fakat bu zaman makinesiyle sadece tek bir zamana
gidebiliyorsunuz ve orada ne kadar vakit geçirirseniz geçirin
kendi zamanınızda iki dakika geçmiş oluyor. Baş rolümüz olan
Jake Epping, John F. Kennedy suikastını önlemeye çalışıyor ve
böylece olaylar başlıyor. Unutmadan olayların içine aşk da giri-
yor. Bu tutku dolu macerayı çok seveceksiniz.

CORONOVIRUS EXPLAINED (2020)
Dünyamız koronavirüs nedeniyle epey bir değişim yaşıyor.
Günümüzün güncelliğini taşıyan bu mini dizi koronavirüs
salgınını, bu salgınla mücadele çabalarını ve ruh sağlığını
etkileyen yönlerini inceliyor. Üç bölümden oluşan ve or-
talama bölüm süresi 23 dk olan bu mini diziyi mutlaka iz-
lemelisiniz.

TEŞHİS (2019)
Bu belgesel-serisi, nadir hastalıkların teşhisinin konulması ve
tedavisinin bulunması sürecinde yaşananları ele alıyor. Dizinin
her bir bölümünde ele alınan vakalar, sosyal medya ve tıbbi
uzmanlığı gücü ile çözülmeye çalışılıyor. Dizide, uzun zaman
boyunca hastalıklarının teşhis edilmesini bekleyen hastalar ve
teşhislerinin ardından hayatlarının nasıl olumlu yönde ilerledi-
ği anlatılıyor.

57

BİLİM - SİZ

FİLMLER

STARGATE(1994)
Bu önerimiz tarih, arkeoloji ve bilimkurgu severler için. Filmde bir geçit var ve
bu geçit aralandığında milyonlarca yıl uzaklığa, galaksilere ve gezegenlere ula-
şabiliyorsunuz. Bir grup insan bu geçitin kaynağını bulmaya çalışınca ise olaylar
başlıyor.

PASSENGERS (2016)
Bu kez filmimizin konusu uzay yolculuğu. Bu uzay yolculuğu çok uzun
sürdüğü için insanlar uyutularak yolculuk ettiriliyor. Fakat başrolümüz
yanlışlıkla erken uyanıyor ve böylece olaylara tanıklık ediyoruz.

UYANIŞLAR (1990)
Oliver Sacks’ın kendi hayatını kaleme aldığı aynı isimli romandan sinemaya uyar-
lanan bir gerçek hayat öyküsünü izliyoruz bu filmde. Yeni çalışmaya başladığı
hastanede daha önce hiç rastlamadığı hasta grubuyla karşılaşan ömrünü bilime
adayan bir doktorun keşfettiği bir ilaç sayesinde değişen hayatlar anlatılıyor. Üç
kategoride Oscar ödülüne aday gösterilen Robert De Niro ve Robin Williams’ın
yer aldığı bu filmi henüz izlemediyseniz şiddetle tavsiye ediyoruz.

BRAIN ON FIRE (2016)
Gerçek bir öyküden uyarlanan film, aniden akli dengesini yitir-
meye başlayan Susannah Cahalan’ın yaşadıklarını anlatıyor. Su-
sannah Cahalan, başarılı bir kariyere sahip bir gazetecidir. Fakat
bir gün sebebini hiç kimsenin bilemediği nöbetler geçirmeye
ve korkunç olaylar yaşamaya başlar. Genç kadın defalarca dok-
tora gider fakat pek çok yanlış tedavi uygulanır. Böyle bir şey
neden olur veya bu durumla nasıl başa çıkılır merak ediyorsa-
nız bu filmin izlemenizi tavsiye ediyoruz.

58

BİLİM - SİZ

KİTAPLAR

GEN BENCİLDİR / RICHARD DAWKINS
Bu kitap 1976 yılında ilk kez yayımlandığında, genin gözünden hayata bakışı sade
bir yazı diliyle sunuşu, seçilimin doğasıyla ilgili düşünce dizileri ile birleşerek ev-
rimi anlayışımızla ilgili geniş kapsamlı imalarda bulunuşuyla biyologlar ve halk
arasında büyük bir heyecana sebep olmuştu. “Gen Bencildir” birçok bilim yazı-
tının başyapıtı olarak görülmekte ve bu sayede günümüzde bile güncelliğini ko-
rumaktadır.

GENETİK 101/ BETH SKWARECKI
“101” kitap serisini mutlaka duymuşsunuzdur(mitoloji 101, sanat 101, ekonomi
101…). Bu kitaplarda ilgili konu herkesin okuyabileceği şekilde kaleme alınmıştır.
Bizim önerdiğimiz Genetik 101’de ise DNA’nın yapısı ve işleyişinden gen aktarımı-
na, genetik bilimindeki son yeniliklerin ütopik bir dünyanın kapılarını aralamışız
izlenimini yaratan deneylere kadar milyonlarca yıllık evrim yolculuğumuzun en
ilginç kısımları özetleniyor. Bu kapsamlı ve eğlenceli kitapta genetik bilimiyle ilgili
merak ettiğiniz pek çok soruya cevap bulacaksınız.

SOL AYAĞIM/ CHRISTY BROWN
Brown, yirmi üç çocuklu ailenin çocuğundan biridir, beyin felci geçirerek dün-
yaya gelmiş ve sadece sol ayağını kullanabilmektedir. Kendi hayat öyküsünü
anlatan, bu kitabın yazarı, Christy Brown hayatında yaşadığı zorlukları anlatı-
yor. Kitap aynı zamanda filme de uyarlanmıştır.

AKILALMAZ BEYİN / HELEN THOMSON
Ödüllü bilim yazarı Helen Thomson, nörobilim alanındaki son bulgular ile
dokuz farklı kişinin hayatındaki akılalmaz gizemi keşfetmemiz için bize ka-
pılarını aralıyor. Okuyanlar tarafından epey olumlu yorum almış bu kitaba
mutlaka bakmalısınız.

59

BİLİM - SİZ

ETKİNLİKLER

MOBİGEN BÖLÜM ETKİNLİKLERİ

60

BİLİM - SİZ
61

BİLİM - SİZ

MOBİGEN’DEN ÖĞRENCİ KULÜBÜ ETKİNLİKLERİ

62

BİLİM - SİZ

Farkındalık oluşturmak amacıyla
hazırladığımız instagram gönderilerine
ulaşmak için;
Instagram @ikumbgkulubu
İnstagram adresimize karekod ile
ulaşmak için;
Bilim-SİZ dergisinin ilk sayısına karekod
ile ulaşmak için;

63

BİLİM - SİZ

ARKADAŞLARIMIZIN BAŞARILARI

Yıldızlı Projeler’20 Yarışması Birincisi Çisem Arslantürk
İstanbul Kültür Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü öğrencisi Çisem Arslantürk, Yıldızlı
Projeler’20 Yarışması Öğrenci Kategorisinde “İdrar Analizi Yapan Bebek Bezi” projesiyle 1. olmuştur.
Başarılarının devamını diliyor MOBİGEN ailesi olarak en içten dileklerimizle tebrik ediyoruz!

Çözümde Farkındalık Biyotasarım Yarışmasında Kuluçka Desteği Almaya Hak Kazanan Hasibe Si-
may Karabunar
Acıbadem Üniversitesi Mühendislik Kulübü’nün düzenlemiş olduğu, Çözümde Farkındalık Biyotasa-
rım yarışmasında, İstanbul Kültür Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik 1. sınıf öğrencisi Hasi-
be Simay Karabunar, İstanbul Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik hazırlık sınıfı öğrencisi Elif
Özlem Bağcı, Acıbadem Üniversitesi hazırlık sınıfı Eczacılık öğrencisi Ayşe İrbeç, Kafkas Üniversitesi
4. sınıf Biyoloji öğrencisi Aymaral Usmonava ve University College London 2. sınıf Biyomedikal Mü-
hendisliği öğrencisi Sera Bostan’ın Habitisma projesiyle katıldığı grup SMA hastalığına çözüm üret-
mek amacıyla yarışmaya katılan 10 grup arasında oluşturdukları aplikasyon ve tekerlekli sandalye ile
Acıbadem Üniversitesi Kuluçka Merkezi’nden kuluçka desteği almıştır. Başarılarının devamını diliyor
MOBİGEN ailesi olarak en içten dileklerimizle tebrik ediyoruz!
64

BİLİM - SİZ

Rare Disease Challenge 2020 Yarışması Şampiyonu 5-GEN Takımı
RaDiChal yarışması şampiyonu, İstanbul Kültür Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü 4.
Sınıf öğrencilerinden Ayşe Simay Metin, Ebrar Karakaya, Enes Bal, Gamze Yelgen ve Sibel Pınar Oda-
baş’ın oluşturduğu 5-GEN takımı olmuştur. SMA hastalığı için tasarladıkları “Prime editing ile c.840
C>T transisyonunun düzeltilmesi ve c.859 G>C dönüşümünün sağlanmasıyla SMN2 gen etkinliğinin
ve SMN protein anlatımının arttırılması” adlı genetik tedavi projesini laboratuvarda gerçekleştirme
hakkı kazanmışlardır. Başarılarının devamını diliyor MOBİGEN ailesi olarak en içten dileklerimizle
tebrik ediyoruz!

65

BİLİM - SİZ
66

BİLİM - SİZ


Click to View FlipBook Version