The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.

Bu dergi İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa, Kimya Mühendisliği Kulübü tarafından tasarlanmıştır.

Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by ves, 2020-12-22 09:20:11

AFFINITE 2. SAYI

Bu dergi İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa, Kimya Mühendisliği Kulübü tarafından tasarlanmıştır.

Keywords: Science,Affinite,Chemical Engineering,Engineering ,Chemical,Chemistry,İstanbul University,Cerrahpaşa

İÜC KMK AİLESİ,
5 Aralık 2020 tarihinde yeni formatı ile
sizlerle buluşturduğumuz DAMGA’20 online
zirvemize göstermiş olduğunuz ilginiz ve
özveriniz için hepinize teşekkür ederiz.

Sevgili Affinite Okuyucuları,
Ben İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Kimya
Mühendisliği Kulübü Yönetim Kurulu Başkan
Yardımcısı aynı zamanda üniversitemiz kimya

mühendisliği bölümü ikinci sınıf öğrencisi
Berfu GÖNÜLTAŞ.

Aralık sayımız ile bir kere daha sizlerle buluşan e-dergimizin bu sayısında; sizlere
maddenin gizeminin, evreninin her yerinde olduğunu hatırlatmak, kimyanın

hücrelerimizden başlayarak evrenin derinliklerindeki kara deliklere kadar uzandığını
göstermek ve yepyeni çalışmalarla sizleri keşfe çıkartmak adına “ASTROKİMYA”

temasını ele alıyoruz. Astrokimyayı uzayın karanlık ama bir o kadar eşsiz görüntüsü
altında yatan biz insanların keşfini bekleyen kimyasal elementleri, kimyasal maddeleri

ve bu maddelerin birbirine etkisini-tahribatını genellikle Güneş Sistemi’nden daha
geniş alanlarda, özellikle gaz bulutlarında inceleyen bilim dalı olarak özetle bu şekilde

tanımlayabiliriz.
İki ana bilim dalı olan “astronomi” ve “kimya” bilimlerinin birleşmesi ile oluşarak

karşımıza çıkan astrokimya bu sayımızda sizlere ilginç bilgiler sunmaya kararlı.
“Astrokimya NEDİR?” ile başlayacak olan serüvenimiz, sayının devamında “GÜNCEL

ÇALIŞMALAR” ve aynı zamanda bu zamana kadar gerçekleşen önemli keşifleri
“İDE-A” başlığı ile sizlere aktarırken bu sayımızın “BİRİ-KİM” köşesinde hayat
hikayesini ve çalışmalarını hayranlıkla okuyacağınıza inandığımız araştırma alanları,
kara delikler, nötron yıldızları ve teorik astrofizik üzerine olan Türk astrofizikçi Feryal
ÖZEL ile sizleri buluşturuyoruz. Bu sayıda ele aldığımız “PERSPEKTİF” köşemizin
konuğu hepimizin yakından tanıdığı bir kitap ile okuyucularını beklerken; pandemi
sebebi ile sağlığımıza normalden fazla dikkat ettiğimiz bu süreçte üç ayrı dopdolu

öneri ile “BAŞLANGIÇ” köşemiz aralık sayımızı selamlıyor.
Malum 2020 başından sonuna kadar türlü felaketlerle bizleri şaşırtan bir yıl olsa da

bu seneyi sevdiklerimizden ayrı, evde mesafeler eşliğinde geçirirken onları ilk
kucaklayacağımız anlarda minik hediyelerle mutlu etmek adına “ORİJİN” içeriğimizde

sizleri ve onları bekleyen sürprizlere göz atmayı ihmal etmeyin. İÜC KMK AİLESİ
olarak bizlerle geçireceğiniz bir sene olmasını dilediğimiz için iki çeşit takvimimizden

size uygun olanı seçip kullanıma açtığınızda bizlerle sosyal medya hesaplarımız
üzerinden paylaşmanızı sabırsızlıkla bekliyor olacağız.

Yeni bir yıla kucak açarken siz değerli okuyucularımıza; yeni yılda sağlığımız başta
olmak üzere başarı, huzur, birbirimizi kırmadan anlayışla yaşayabildiğimiz sevginin

hakimiyet kurduğu bir dünya ve dileklerinizin en içten şekilde gerçekleşmesini
temenni ederek keyifle okuyacağınız bu sayımızla sizleri baş başa bırakıyorum.

Mutlu Yıllar…

Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Berfu GÖNÜLTAŞ

NEDİR?

Uzayın Kimyası: Astrokimya
Zehra HOŞ

GÜNCEL ÇALIŞMALAR

Yıldızın Kimyası Gezegeninin Özelliklerini Gösteriyor

Berna GÜVE

İDE-A

Kronolojik Çalışmalar
Esma SONĞAN

PERSPEKTİF

Marslı – Andy Weir Kitap Yorumu
Doğuş ŞENOL

BirKi im Prof. Dr. Feryal Özel
Didem TOPUZ

*Yazılarda bulunan QR kodlarını okutarak, kaynakları öğrenebilirsiniz.

ORİJİN

(Tasarım Sayfası)

BİLİMDEN HABERLER

Mars’tan Gelen Göktaşı, Ay’da Su ve Hermatit
Betigül ÇAKMAK

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

BİZDEN SİZE B2B
RÖPORTAJ

BAŞLANGIÇ

Listemize Eklemeyi Unutmayalım
Burçin DEBRELİOĞLU

BULMACA

Efe AYDIN & Aysu GÜNEY

NEDİR?

Uzayın Kimyası: Astrokimya

Astrokimya; kökenleri, evrimleri ve
özellikleri ile gök cisimlerini inceleyen
aynı zamanda astronomi ve maddenin

yapısını, özelliklerini, birleşimini ve
etkileşimlerini inceleyen kimyanın
birleşimi olan ayrı bir bilim dalıdır.
Peki birbirinden bu kadar farklı iki

bilim dalı hangi ortak paydada
birleşebilir? Astrokimya; Dünya
dışındaki elementlerin, maddelerin
özelliklerini ve birbirleriyle olan
etkileşimlerini, Güneş Sistemi’nden
de daha geniş alanlarda inceler.
Kısaca, kimyanın dünya dışı element

ve maddellere uygulanması
denilebilir. Güneş Sistemi

boyutundaki kimyasal element
çalışmalarına ‘Kozmo Kimya’ denir.

Astrokimya, uzaydaki maddelerin özelliklerini
incelemek için teleskop kullanır.
Teleskop ile gözlenen özellikler, molekül türlerinin tayin
edilmesini sağlar. Bu işlem kimya laboratuvarlarında
bulunan madde ile ışın arasındaki etkileşimi incelemeye
yarayan spektroskopi kullanılarak yapılır.
Ancak bazı elementler elektromanyetik girişim ve başka
kimyasal sorunlardan ötürü tam olarak ölçülemeyebilir.

Örneğin; hidrojen gazı dipol momente sahip olmadığı için radyo,
teleskoplar tarafından algılanamaz. Karbonmonoksit gazının ise güçlü

elektrik dipol momenti sayesinde radyo dalgaları ile algılanması çok
daha kolaydır. Şimdiye kadar uzayda organik bileşikler, radikaller ve
iyonlar da dahil olmak üzere yüzden fazla molekül tespit edilmiştir.

67P/Churyumov-Gerasimenko adlı kuyruklu yıldızın ardında
bıraktığı kalıntılarından elde edilen bulgular, yaşamın yapı taşı sayılan

amino asitlerin en basit yapılışı olan ' yıldızlararası glisinin ' uzayda
zor koşullar altında var olabildiğini göstermiştir.

Bulunan bu 'yıldızlararası glisin', GÖRSEL
bilim dünyasında yeni
Derinlikte| 67P/ Churyumov-
tartışmalara kapı açmıştır. Gerasimenko – NASA Solar System
Örneğin; Carl Sagan, temel
kimyasallardan amino asitler
oluşturmak için radyasyon
kullanan laboratuvar deneyleri de
dahil olmak üzere, dünya dışı
yaşamın potansiyel varlığı üzerine
yaptığı araştırmalarla tanındı.
Sagan, "Titan: Prebiyolojik
Organik Kimya Laboratuvarı"

adlı bir makale yayınladı.

Yıldızlararası moleküllerin oluşması ve etkileşimlerinin
incelenmesi, aynı zamanda Dünya’daki yaşamın
kökenini ve Dünya dışı yaşamın varlığını

anlayabilmemiz için de önemli bir etkiye sahiptir.
Yıldızlararası ve gezegenler arası uzayın seyrekliği, kimyada

bazı alışılmadık sonuçlara sebep olabilir. Bazı reaksiyonlar
sahip oldukları simetri sebebiyle Dünya'da doğal şartlarda zor

gerçekleşir. Bu nedenle H3+gibi Dünya’da kararsız halde
bulunan moleküller uzayda bol miktarda bulunabilir.

Ayrıca astrokimya,

yıldızların nesillerini

belirleme işlevini de

üstlenir. Doğal olarak

oluşan her element,

yıldızlardaki nükleer

reaksiyonlar sonucu

oluşur. Birinci nesil yıldız,

yakıt kaynağı olarak

hidrojen kullanılır ve

helyum üretimi yapar.

Nesil ilerledikçe nükleer

reaksiyonlar sonucu daha

ağır elementler oluşur.

Lityum, karbon, nitrojen

ve oksijen; yıldız

füzyonunda oluşan

Çok eskilere dayanmayan bu bilim elementlere örnek
dalı, kurulduğu ilk günden bu yana verilebilir.

hem bizi şaşırtan hem de günümüzde

dahi hala sonucuna ulaşılamayan

tartışmalara yol açan

keşiflere sahip olmuştur.

Yazar: Zehra HOŞ

GÜNCEL ÇALIŞMALAR

Yıldızın Kimyası Gezegeninin Özelliklerini Gösteriyor
Geçtiğimiz sonbaharda Dünya’dan sadece 11 ışık yılı uzaklıkta
keşfedilen Ross 128b gezegeni büyük bir merak uyandırmıştı. Şimdi
ise bu yıldızın kimyasal elementleri ortaya çıkarılmaya çalışılıyor.
Böylece gezegenin Dünya’ya ne kadar benzediği anlaşılabilecek.

GÖRSEL , Ressam gözüyle Ross 128 yıldızı ve gezegeni ( ESO/M. Kornmesser).

Brezilya’daki Observatório Nacional’dan Diogo Souto’nun
liderliğindeki çalışma, Carnegie’den Johanna Teske’nin dahil

olduğu bir ekip tarafından gerçekleştiriliyor.
Geçtiğimiz yıllarda ölçümleri yapmak için bir teknik
geliştiren Souto: “Yakın zamana kadar bu tür yıldızların
ayrıntılı kimyasal yapısını elde etmek zordu” diyor.

Samanyolu’ndaki yıldızların yaklaşık yüzde 70’i Ross 128b gibi GÜNCEL ÇALIŞMALAR
soğuk ve küçük kırmızı cücelerden oluşuyor. Şimdiye kadar
gerçekleşen gezegen tarama verilerinden hareketle bu tür
kırmızı cücelerin çevresinde en az bir gezegen olduğu
düşünülüyor. Üstelik birkaç kırmızı cüce çevresinde gezegen
sistemi olması gökbilimcilerin iştahını arttırıyor. Örneğin
TRAPPIST-1 gibi yedi gezegeni olan sistemler ve Güneş’e en
yakın sistemin küçük üyesi olan Proxima Centauri’nin
gezegeninin olması gibi.

Sloan Sayısallaştırılmış Gökyüzü Taramasının (Sloan Digital
Sky Survey) APOGEE tayfsal aletini kullanan ekip karbon,
oksijen, magnezyum, alüminyum, potasyum, kalsiyum,
titanyum ve demir miktarını ölçmek için yıldızın yakın kırmızı
ötesi ışığını ölçtü.
Teske: “APOGEE’nin Ross 128b’nin en parlak olduğu dönemde
yakın kırmızı ötesi ışığı ölçülebilmesi bu çalışmanın ana
noktasıdır. Bu da Ross 128b’nin Dünya ile benzerliği hakkında
bazı temel sorulara yanıt vermemizi sağladı.” diyor.
Yıldızlar gençken karasal gezegenlerin hammaddesi olan dönen
gaz ve toz diskiyle çevrilidir. Yıldızın kimyası diskin içeriği ve
sonuçta ortaya çıkan gezegenin mineralojisi ve iç yapısı ile ilgili
bilgi verir. Örneğin, bir gezegendeki magnezyum, demir ve
silikon miktarı, çekirdek ve manto katmanlarının kütle
oranlarını belirler.

Ekip, Ross 128b’nin Güneş’e benzer demir seviyelerine sahip
olduğunu belirledi. Silikonun miktarını ölçememelerine rağmen
demir ve magnezyumun oranı gezegenin (Ross 128b) çekirdeğinin
Dünya’nınkine oranla daha büyük olduğunu gösterir. Ross 128b’nin
minimum kütlesi yıldızın elementlerinden bilinmesinden dolayı
ekip, ayrıca gezegenin yarıçapı için bir aralık belirledi; gezegenin
yörüngesi gereği bunu doğrudan ölçmek mümkün değildi.
Bir gezegenin kütlesini ve yarıçapını bilmek nasıl bir yapısı
olduğunu anlamak açısından önemlidir. Bu iki değer yoğunluğu
bulmak için kullanılır. Buna göre gezegenin karasal yapıda olması
gerekiyor. Son olarak da Ross 128b’nin sıcaklığının ölçülmesi ve
gezegen yarıçapının tahmini ile gezegenin aldığı yıldız ışığının ne
kadarını yansıtacağı belirlendi. Sonuç; şu ana kadar bilinen en
ılıman ikinci gezegen komşumuz olduğu.
Souto: “Bir gezegenin kimyasını onun bağlı olduğu yıldızın yaydığı
ışığa bakarak anlamamız oldukça heyecan verici. Ross 128b’nin
jeolojik hareketliliğini bilmesek de yüzeyinde suyun sıvı halde
olduğunu şimdi daha iyi biliyoruz.” diyor. Yine de bu son bulguların
insanı heyecanlandırmamasına olanak yok.

Yazar: Berna GÜVE

İDE-A

Bu köşemizde belirli kaynaklardan elde ettiğim
verilerle yapılan çalışmalardan söz edeceğim.
Olabildiğince güncel çalışmalardan bahsetmeyi
hedeflediğim bu yazının okuyucularımıza ilham

olmasını diliyorum.

Birçok disiplini kapsayan astrokimya genel
olarak çalışmalarını laboratuvar ortamında
yürütüp spektroskopik verileri toplamak
için dünya tabanlı teleskopları, uyduları ve
uzay araçlarını kullanır. Matematiksel
modeller; kimyasal dinamiklere, kinetiklere,
kuantum mekaniğine ve diğer fiziksel
ilkelere dayanan teoriler oluşturur, uygular
ve bilgisayar görselleştirmeleri kullanır.

GÖRSEL - Carl Sagan En temel örnek olarak Carl Sagan,
temel kimyasallardan amino

asitler oluşturmak için radyasyon
kullanan laboratuvar deneyleri de

dahil olmak üzere dünya dışı
yaşamın potansiyel varlığına
ilişkin araştırmasıyla tanınmıştır.

Amorf buz, yıldızlararası uzayda en
yaygın su biçimindedir ve dünyadaki
buzla alakası yoktur. Bu buz için çok
yoğun soğuğa ve düşük basınca ihtiyaç
vardır. Dünyada bu koşullar nadiren

ortaya çıkar fakat Perry Gerakines,
Goddard Kozmik Buz Laboratuvarında

amorf buz oluşturmayı başarmıştır.

Gerakines süper ince buz ile amino asitleri kullanarak yaptığı
testlerde üç çeşit su artı amino asit buzu ve sadece amino asit
buzunu kullanıyor. Spektroskopi ile yaptığı incelemelerde buzda
su olması durumunda amino asitlerin daha fazla dayandığını
gözlemliyor. Sıcaklık arttırılarak denendiğinde ise amino asitlerin
daha da fazla dayandığı gözlemleniyor. Gerakines, “Bazı amino

asitlerin, Plüton veya Mars yüzeyine yakın buzda on ila yüz
milyonlarca yıl hayatta kalabileceğini ve dış Güneş sisteminin
kuyruklu yıldızları gibi yerlere en az bir santimetre (yarım inçten

daha az) derinlikte gömüldüğünü bulduk” diyor.

Pierre de Marcellus ve ekip arkadaşları,
IAS MICMOC / SUGARS deneyiyle

laboratuvarda üretilen yıldızlararası buz
analoglarının fotokimyasından çıkan

organik kalıntılarda ilk kez prebiyotik
kimya için önemli olan iki şeker de dahil

olmak üzere on aldehit tespit etmiştir.

Gözlemin büyük önem taşıdığını ve bunun teleskopla sağlandığını
biliyoruz. Astrokimya alanında en önemli gelişimlerden biri ALMA
(Atacama Large Millimeter) teleskobudur. Evrendeki soğuk
nesnelerden gelen soğuk ışınları inceler. Yeni yıldızların doğduğu
yerlerde bulunan yoğun toz ve gaz bölgelerinde yer alan moleküler
bulutlardaki kimyasal ve fiziksel koşulları incelemek için
kullanılabilir. Evrendeki bu bölgeler görünür ışıkta genellikle
karanlık ve örtülüdürler fakat tayfın milimetre ve milimetre altı
bölgelerinde aydınlık bir şekilde parıldarlar.
Bu çalışmalar sonucu evrenin yapıtaşları incelenmiş, merak edilen
kozmik sorular cevaplanmış olacak.

Profesör Matthias Kling ve Dr. Grup, Attosecond Fizik
Laboratuvarı’nda reaksiyon nanoskopi yöntemini
geliştirerek katı arayüzler üzerindeki temel
fizikokimyasal geçişleri incelemeyi mümkün kılmıştır.
Yüksek yoğunluklu lazer ışığının etkisi altında cam
nanopartiküllerin yüzeyinde etanolün su molekülleri
ile reaksiyonunu karakterize etmek için kullanılmıştır.
Boris Bergues, “Nanopartiküllerin yüzeyindeki
moleküllerden hidrojen iyonlarının ayrılıp hızlandığını
gözlemledik. Bunu yapabilme yeteneği, görüntüleme
tekniğimizin yüksek uzaysal çözünürlüğünün temelini
oluşturuyor.” açıklamasını yapmıştır.

Yazar: Esma SONĞAN

PERSPEKTİF Marslı, bir grup astronotun
yerleşik yaşam açısından
Merhaba sevgili okuyucularımız,
sayının en sanatsal kısmına hoş Mars’ı test etmek amacıyla
geldiniz. Bu bölümünde sizlere sevgili kızıl gezegenimize
çok beğenerek okuduğum ve
okuttuğum, hiçbir insandan inmesini konu alıyor. Fakat
olumsuz dönüş almamış bir tam beklendiği üzere her
kitap önerisinde bulunacağım. şeyin plana göre
Aynı isimli kitaptan uyarlanan
bir filmi de bulunan “The ilerlemeyecek olması işten
Martian” veya Türkçe ismi ile bile değil. Başta birbiriyle
“Marslı”; uzay bilim ve
teknolojileri açısından her çok da uyumlu
cümlesinde kafanızı yakacak gözükmeyen sevgili
bilgi bombardımanı olmayan mürettebatımızın yapım
dolayısıyla bir yandan hayal edip ilerledikçe daha çok
bir yandan da keyfinize bakarak birbirine bağlanmasını,
okuyabileceğiniz nadide birbirleri için her şeyi göze
yapımlardan biri. alacak seviyeye gelmelerini
Ayrıca aşırı fantastik veya takip etmek gerçekten
metafizik olmayan yapısı da yine harika bir his. Filmi izleyen
onu göz önünde canlandırması arkadaşlarımın ben
güç olmaktan çıkarıyor. biliyorum nasıl olsa demek
yerine anlatacaklarıma
kulak vermelerini şiddetle

tavsiye ediyorum.

Zira kitap ile film arasında
çok bariz farklar var.

Gerek derinlik açısından gerek ise
konu ve karakter gelişimi bazında

kitap filmden çok daha iyi bir iş
çıkarmış durumda.

Filmi Oscar ödüllerine yetiştirmek
istemelerinin bu konudaki etkisini

de çok kolay anlayabiliyorsunuz.
Biliyorum, her kitap kendi

uyarlama filminden derin olur bir
yerde demek istiyorsunuz ama sizi

temin ederim pişman
olmayacağınız bir deneyim.

Hem “Interstellar”, “Gravity”
veya “Arrival” gibi üst düzey

türevlerinin aksine bilimsel
açıdan çok daha tutarlı, hem

de bunun yanında tabiri
caizse “it’s not rocket science”

yani “bu roket bilimi değil”
adlı İngilizce kelime kalıbını

karşılar nitelikte. Yani
okurken ayrıntılara ve
belgesel derecesinde bilimsel
içeriğe boğulmuyorsunuz.
Aksine yer yer espritüel

yaklaşımları, acınası
durumları okurken yüzünüzü

gülümsetiyor.

Genelde ana karakterin
günlük tutuyor oluşu
perspektifinden olaylara
tanıklık ettiğinizden içerik
gerçekten siz
yaşıyormuşsunuz hissiyatını
da mükemmel şekilde
vermeyi başarmış.

Eğer herkesin filmi izlemiş ama kitabı okumamış olduğunu
varsayarak anlatmam mümkün olsaydı sizlere kitabın harika
olduğunu aktarmak çok daha kolay olabilirdi ama ne yazık ki
“spoiler” vermemek durumundayım. Bu sebeple yazımı
burada noktalıyor ve bana güvenip bu harikulade yapıma bir
şans vermenizi rica ediyorum. Keyifli okumalar.
Bilim, sanat ve en önemlisi güç sizinle olsun.

Yazar: Doğuş ŞENOL

İstanbul’dan Amerika’ya, Amerika’dan Göklere Giden Yol…

Merhaba sevgili Affinite okuyucuları, dergimizin Aralık
sayısında sizlere astrokimya ışığında bilgiler sunmak
istedik. Bu temamız doğrultusunda Biri’Kim içeriği
altında ele alacağımız kişi NASA’da astrofizik çalışmaları
ile yer alıp göğsümüzü kabartan bir Türk, Feryal Özel.
Keyifli okumalar ve sağlıklı günler dileriz.

Doktor anne ve babadan dünyaya gelen Feryal Özel, 1975 yılında
İstanbul’da doğdu. Daha 3. sınıftayken ailesi ona bir bilim
ansiklopedisi hediye etti. Ansiklopediyi okuyunca öğrendikleri
üzerine hayrete düştü. O günden beri öğrenmeyi hep sevdi ve hiç
bırakmadı. Bir röportajında ortaokulun ve lisenin, onun bu günlere
gelmesinde büyük bir temel oluşturduğunu söyleyen Feryal Özel,
ortaokul ve lise eğitimini Üsküdar Amerikan Koleji’nde aldı. Liseden
sonra Columbia Üniversitesi’ni burslu kazandı.
Burada matematik ve fizik üzerine çift anadal yaparak yüksek onur
derecesiyle mezun oldu.

Ertesi yılı ise İsviçre’nin Cenevre kentindeki
CERN’de ve fizik üzerine yüksek lisansını
tamamladığı Danimarka’nın Kopenhag
Kentindeki Niels Bohr Enstitüsü’nde geçirdi.
Yüksek lisansının ardından Amerika’ya
dönerek Harvard Üniversitesi’nin doktora
programına kabul edildi. Ayrıca bu sıralarda
kendisi gibi bir astrofizikçi olan, Yunan asıllı
Dimitros Psaltis ile evlendi.

Doktora programının son senesinde
Arizona, Tucson’a taşındı. 2002 yılında

astrofizik alanındaki doktorasını
tamamlamasının ardından Hubble doktora

sonrası bursunu kazandı.
Feryal Özel, 2003 yılında Albert Einstein

ve John Nash gibi dünyanın en çok
tanınmış bilim insanlarının yer aldığı
“Büyük Fikirler” adlı 20 kişilik listeye
adını yazdırarak büyük ve oldukça gurur
verici bir başarıya imzasını attı diyebiliriz.

Biraz da bu başarıların sahibi olan Feryal Özel’in
çalışmalarından bahsedelim. “Evrenin gizemlerin
keşfetmek bana haz veriyor.” diyen Feryal Özel,
özellikle kara delikler, nötron yıldızları ve
manyetarlar üzerine araştırmalar yaptı. Yüksek
manyetik alanda nötron yıldızlarının ilk kuantum
hesaplarını yaptığı teziyle ilk kez adını duyurdu.
NASA tarafından Hubble Ödülü’ne layık görülerek
kadroya alındı ve böylece Hubble kadrosundaki
ilk Türk unvanına sahip oldu.
Ayrıca geçtiğimiz yıl ilk kez kara deliğin görüntülenmesini sağlayan
200 bilim insanının yer aldığı ekibin içinde tek Türk Bilim İnsanı
olan Feryal Özel, Uzay Teleskopu Projesi’ni oldukça başarılı bir
şekilde yönetti. Hala NASA’nın astrofizik aktivitelerine yön veren
danışma kurulunda görev yapmakta ve bunun yanında Arizona
Üniversitesi’nde astronomi ve fizik dersleri vermektedir.

Feryal Özel’in alanında getirdiği başarıların
arkasının kesilmeyeceğine, bilime olan

katkılarından dolayı bizleri aydınlatıp aynı
zamanda gururlandıracağına son derece

eminiz. Yazımıza son verirken sizinle bizzat
söylediği bir motivasyon mesajını
paylaşmak isteriz:

“Sevdiğiniz şeylerin peşinden gidin ve
onu yapın. Ama sadece sevmekle de

olmuyor. Emek, disiplin, yılmamak en az
yetenek kadar önemli. Önünüze çıkan ilk

engelde pes etmeyin. Başarılı bilim
insanlarının, iş insanlarının,

sanatçıların, toplumları ileriye götüren
politikacıların biyografilerini okuyun.
Hepsinin önlerine ne kadar engel
çıktığını ve yılmadan birer birer o
engelleri aştığını göreceksiniz.”

Yazar: Didem TOPUZ

Mars'tan Dünya'ya Gelen Gök Taşında Azot Tespit Edildi BİLİMDEN HABERLER

Azotu taşıyan organik maddelerin nasıl ortaya çıktığını
söylemek zor, ancak elde edilen sonuçlar doğrultusunda
Mars’ın bir zamanlar Dünya’ya benzer ve yaşama daha
elverişli olduğu, ayrıca kendi azot döngüsüne de sahip
olduğu tahmin ediliyor.

Dünya'ya düşen söz konusu gök taşı, muhtemelen bir gök
taşı etkisiyle Mars’tan yaklaşık 16 milyon yıl önce fırladı ve
o zamandan beri zaman ve mekanın akıl ermez
uzunluğundan günümüze kadar ulaşmayı başardı.
ALH84001 olarak adlandırılan bu gök taşı, 1984 yılında
Antarktika’nın Allan Tepeleri’nde bulundu ve bilim
dünyasında oldukça ünlü oldu. Yapısında yaklaşık 4 milyar
yıl önce Mars’taki bir çeşit tuzlu sıvıdan gelmiş gibi görünen
turuncu renkte karbonat içerikli maddeler bandırıyor. Yeni
tekniklerin ve en son teknolojilerin kullanılmasıyla beraber
araştırmacılar, tespit edilen azot içerikli organik maddelerin
“büyük olasılıkla Mars kökenli” olduğunu düşünüyorlar.

Ay'ın Güneş Alan Yerlerinde de Su Bulundu

Uzun yıllardır uydumuz Ay'ın kuru ve ölü
bir çölden ibaret olduğu düşünülüyordu.
Ama 2009 yılında Ay robotları tarafından
toplanan verinin işlenmesi sonucunda, Ay
toprağının suyla dolu olmasa bile, nemli
olduğu görüldü. Ancak o zaman yapılan
çalışmalarda, Ay toprağının ne kadarının
bildiğimiz sudan (H2O), ne kadarının
hidroksilden (OH) oluştuğunu tespit
edememişlerdi.

Ay'a suyu getiren ana unsurlar, mikro meteorlar olabilir. Bunlar,
Ay yüzeyine her çarptıklarında yüzeye bir miktar su bırakırlar.
Bir diğer ihtimal, Güneş’ten saçılan solar rüzgarların taşıdığı
hidrojenin, Ay yüzeyindeki oksijen barındıran mineralle
tepkimeye girmesi sonucunda hidroksil oluşturmasıdır. Bunlar,
Ay'da su üretimi mekanizmasını izah edebilir.

Ay yüzeyinde suyun tam olarak ne kadar yaygın olduğu ve ne

düzeyde kullanılabileceği, gelecekteki çalışmalarla netleşecektir.

Asırlardır bizi büyüleyen

uydumuz üzerinde suyun

sadece var olmakla kalmayıp bu

kadar yaygın olarak bulunması

sadece Ay görevlerini derinden

etkilemekle kalmamaktadır;

aynı zamanda uzayda yaşam ile

ilgili olasılıkları da

güçlendirmektedir. BİLİMDEN HABERLER

Ay'da Hermatit Bulundu!
Dünya'nın Oksijeni, Ay'ı Paslandırıyor Olabilir mi?

Demir, oksijenle oldukça reaktiftir. Dünya'da
sıklıkla görülen kırmızımsı pası oluştururlar.
Ancak Ay yüzeyinin ve katmanlarının oksijenle

teması yoktur. Bu nedenle Ay yüzeyinde de
bozulmamış demir oldukça yaygındır. Buna ek

olarak, Güneş'ten gelen rüzgarların taşıdığı
Hidrojen atomları, Ay yüzeyini bombalamakta

ve demirin paslanıp Hermatit oluşturmasını
zorlaştırmaktadır. Bu nedenle Ay yüzeyinde

Hermatit bulunduğunun keşfi, oldukça
beklenmeyen bir gelişmedir.

Ekip, Hermatit'in bulunduğu bölgeleri buldu ve
yüksek bölgelerde bulunan suyla ilişkilendirdi ve
Hermatit'in su kütlesinin kenar kısmında, her
zaman Dünya'ya bakan kısmında daha yoğun
olduğunu buldular. Li, şöyle diyor:
“Ay'ın Dünya'ya yakın kısmında yoğunlaşan
Hermatit, olayın Dünya ile ilişik olduğunu
gösteriyor olabilir. Yani Dünya'nın atmosferindeki
oksijen, Hermatit'in oluşumundaki ana oksidant
olabilir. Su ve gezegenler arası toz da büyük roller
oynamış olabilirler.

Yazar: Betigül ÇAKMAK

BİLİMDEN HABERLER

OO RR İİ JJ İİ NN

Sizin için tasarladık!
Üç çeşit hediye kutusu, hediye kartı,
kartpostal ve biri aylık diğeri yıllık

olan iki adet takvim.
Hepsi sizler için tasarlanıp,
kullanımınız için hazır hale getirildi.
Tek yapmanız gereken, QR kodlarını

okutmak.

Mutlu yıllar dileriz..

Hediye kutularını
oluşturmak için
indirmeniz geren PDF’e
aşağıda bulunan kodu
okutarak ulaşabilirsiniz.

Kodu okutunuz

Tam boyut görseller için

Okutunuz

Tasarım: Veibe MAKSUTİ

Tam boyut
için okutunuz

Tasarım: Aysu GÜNEY & Efe AYDIN Tam boyut için
okutunuz

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞ L AR

DEVEKUŞU GİBİ?

“Devekuşu gibi kafanı kuma gömme” kalıplaşmış ibaresi ile
tanıdığımız devekuşları bilinenin aksine korktukları zaman
kafalarını kuma gömmezler.
Karşılaştıkları tehlikeleri saatte 64 km hızla iki ayağı üstünde
en hızlı koşan canlı unvanı ile aşabilen devekuşları aynı
zamanda bir aslanı kuvvetli kaslarıyla tek tekme ile öldürebilir.
Devekuşları yumurtlama evreleri sırasında kumda büyük delikler
oluşturarak yumurtalarını içerisine bırakırlar. Yumurtalarının
sağlıkla büyümesi için gün içinde gagaları ile nazikçe
yumurtalarının yönlerini değiştiren devekuşları, büyük cüsseleri
yüzünden açtıkları derin çukurlara kafalarını gömüyormuş gibi bir
izlenim yaratırlar. Aynı zamanda otçul olan deve kuşları
beslenmeleri sırasında da sıklıkla bizlere bu görüntüyü sunuyorlar.

Yazar: Berfu GÖNÜLTAŞ

MANUEL OTOMOBİLLER, BENZİN ANLAMINDA OTOMATİK
VİTESLİ OTOMOBİLLERE GÖRE DAHA EKONOMİKTİR

Otomatik vitesli araçların ilk çıktığı dönemde, bu durum geçerliliğini
az da olsa sürdürse bile artık durum pek de böyle değil.

Artık, otomatik vitesli araçlarda, motor ile şanzıman arasına
yerleştirilen ve tork konvertörü adı verilen sistem sayesinde; bu
araçlarda oluşan güç kaybı ve buna bağlı olarak baş gösteren fazla

tüketim etkisi ortadan kaldırılmış oldu.
Tork konvertörü hız ve güç kayıplarını aza indirmek, yüksek hızlarda

motordan gelen gücü daha verimli kullanmak ve motorun yükünü
azaltmak gibi birçok görevi üstlenerek otomatik vitesin yakıt
tüketimindeki kötü ününü azaltmayı başarmış durumdadır.

Yazar: Nihat Hazar SAMANCIOĞLU

GÖKTAŞLARI DÜŞTÜKLERİ YERİ YAKARLAR?

Filmlerde ormanlara, sulara düşen alev topları neydi?
Birçoğumuz izlediğimiz birçok filmde bu görüntüyle
karşılaşmıştır. Filmlerde karşılaştığımız bu görüntü bir
göktaşına aittir. Peki göktaşlarının Dünya’ya bu kadar yüksek
sıcaklıkta düşebilmesi mümkün müdür?
Göktaşı atmosfere doğru dış kabuğunu eritebilecek kadar
yüksek bir hızla giriş yapar. Eriyen dış kabuk sürtünme etkisiyle
göktaşından uzaklaşır. Bu sürtünme aynı zamanda göktaşının
düşüş hızının azalmasına neden olur. Bu durum atmosfere
girdikten sonra soğuması için göktaşına zaman kazandırır. Bu
nedenle göktaşının Dünyaya düştüğü anda filmlerde gösterildiği
gibi ateş topu görünümünde olması mümkün
değildir. Maksimum ılık formda Dünyaya düşebilir.

Yazar: Didem LEFKUR

ÖRÜMCEKLER ARACHNİDS‘TİR

Örümcekler, "arachnids" adı verilen bir grup hayvana aittir.
Akrepler, akarlar ve keneler de (arachnid) ailesinin bir parçasıdır.
Arachnidler, iki vücut bölümü olan, sekiz bacağı olan, kanatları
veya antenleri olmayan ve çiğneme yeteneği olmayan canlılardır.
Pek çok insan örümceklerin böcek olduğunu düşünür ancak
böceklerin altı bacağı ve üç ana vücut parçası olduğu için
yanılmaktadırlar. Böceklerin çoğunun kanatları vardır.
Arachnidler, böcekleri ve kabukluları da (ıstakoz, yengeçler,
karides ve midyeler) içeren "eklem bacaklılar" adı verilen daha da
büyük bir hayvan grubuna aittir. Bu, hayvanlar alemindeki en
kalabalık grup! Tüm hayvanların yaklaşık %80'i bu gruptandır…
bunun anlamı bir milyondan fazla farklı tür olabilir demektir.
30.000'den fazla farklı örümcek türü vardır.

Yazar: Veibe MAKSUTİ

GÜNEŞ SARI RENKTEDİR
Güneş’i gün içinde sarı, turuncu ve kırmızı renklerde
görebiliriz. Fakat Güneş’in asıl rengi beyazdır.
Güneş’in farklı renklerde görünmesinin sebebi beyaz
ışığın atmosfere girdiğinde kırılması ve Güneş’in açısına
göre farklı dalga boylarındaki renklerin görülmesidir.

UZAYDA ÖZEL KIYAFETLER GİYMEZSENİZ PATLARSINIZ
Hollywood filmleri bize gösterdi ki uzayda başlığını çıkaran

astronotlar şişer ve korkunç bir şekilde patlar.
Bu gerçek değildir. Uzayda eğer özel bir giysi giymezseniz düşük
basınç kalp, beyin ve diğer iç organlarınıza iyi gelmeyecektir fakat

ölüm, filmlerdeki gibi patlayarak gerçekleşmez.

GÜNEŞ BİR ALEV TOPUDUR
Eski çağlardaki insanlar Güneş’in parlamasına bir anlam katmak için
onun bir alev topu olduğunu düşünmüşlerdir. Fakat Güneş’te
kimyasal değil nükleer reaksiyonlar gerçekleşmektedir. Dolayısı ile
gördüğümüz ışık bir alev ile değil, milyarlarca ton atomun nükleer
reaksiyon gerçekleştirmesi ile oluşur.

Yazar: Alperen Berkay ORAL

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

BİZDEN SİZE

DAMGA’20

Güz dönemimizin en büyük etkinliği olan DAMGA’
etkinliğimizi başarıyla gerçekleştirmemizin gururu
içerisindeyiz. Ekip olarak Haziran 2020 tarihinden beri süre
gelen zamanda DAMGA’ etkinliğimizin planlamalarını ve
çalışmalarını sürdürdük. İç Organizasyon ve Kurumsal İletişim
Departmanlarımızın yoğun araştırma ve çalışmaları ile değerli
konuşmacılarımızı sizlerle buluşturduk. Bununla birlikte
Hazar Samancıoğlu, Berfu Gönültaş, Betül Çetin ve Şevval
Ergül’ün başarılı moderatörlüğü ile keyifli ve öğretici bir
sohbet deneyimledik. Teknik ekip olarak Yönetim Kurulu ve
İdari Kurulumuz arka planda çok iyi görev dağılımında

bulunup iletişim kurarak online bir
etkinlik olması nedeniyle oluşabilecek sorunları ve

aksaklıkları önlemeye özen gösterdik.

Oturumlarımızın ilkinde Anadolu Grubu’ndan, Anadolu Efes
markasının Kalite Güvence Müdürü Handan Balıoğlu ile kimya ve
gıda mühendisliğinin Anadolu Efes’teki yeri hakkında konuştuk.

Bununla birlikte Anadolu Efes’in çalışma
alanlarını ve olanaklarını öğrendik.

Türk ilaç sektörünün köklü markası Gensenta’nın
Fabrika Direktörü, aynı zamanda Amgen Türkiye
Yönetim Kurulu Üyesi ve 20 yıllık ilaç sektörü deneyimine sahip
İrem Yenice ile 2. Oturumumuzu gerçekleştirdik. Covid-19 salgın
dönemi sebebi ile önemini daha çok farkına vardığımız ilaç sektörü
hakkında bilgiler alıp sorularımıza cevap edindik.

Note Cosmetics’de Genel Müdür olarak görev yapan BİZDEN SİZE
Türkiye’nin en başarılı 50 Kadın CEO’sundan birisi olan
Beril KOPARAL ile 3. Oturumumuzu gerçekleştirdik.
Beril Hanım ile Note Cosmetics firmasını ve kozmetik sektörünü
tanıdık. Note Cosmetics’ deki staj imkanlarını konuştuk.
Beril Hanım’ın başarılı kariyer süreci hakkında bilgi edinerek kendi
kariyer yolumuzu çizmemizde bir rol model edindik.

Havacılık sektörünün öncü firmalarından olan Turkish Technic
firması Proje Müdürü Caner Eminoğulları ile etkinliğimizin 4.

oturumunda sizlerle birlikteydik.
Caner Bey İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği

bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Sabancı
Üniversitesi İşletme Yönetimi dalında Master eğitimini

tamamlamıştır. Caner Bey’in bilgi ve deneyimlerinin ışığında
kimya mühendisliğinin ve diğer bütün mühendislik dallarının

havacılık sektöründeki yerini ve önemini keşfettik.

Huawei Türkiye Ar-Ge Merkezi İnsan Kaynakları İş Ortağı
Mehmet Söylemez ile son oturumumuzu tamamladık.
Mehmet Bey Shanghai Normal Üniversitesi Çin Dili ve
Edebiyatı bölümünde lisans eğitimini aldıktan sonra Hong
Kong Babtist Üniversitesi Siyaset ve Uluslararası İlişkiler
üzerine doktorasını tamamlamıştır. Kendisi ile yaptığımız
keyifli sohbette 5G ve bulut hizmetlerine de değindik.

Davetimizi kırmayıp etkinliğimize konuk olan bizlere kattıkları
değerli bilgiler için tüm saygıdeğer konuşmacılarımıza, etkinliğimize
sponsor olan British Time Ailesi’ne, Deercase Ailesi’ne, Toptalent
Ailesi’ne ve Note Cosmetics Ailesi’ne değerli katkılarından dolayı

teşekkürlerimizi sunarız. Online etkinliğimizi başarılı bir şekilde
gerçekleştirmemizin en büyük parçası olan değerli katılımcılarımıza

teşekkürümüzü bir borç biliriz.

Kimya Mühendisliği Kulübü

Bi’ Kahve? : SHELL

İngiliz-Hollanda ortaklığında, akaryakıt sektörünün en önemli
şirketlerinde biri olan SHELL ailesiyle Bi’ Kahve? etkinliğimizin ilk

bölümüyle karşınızdaydık. Etkinliğimizin ilk konuğu olan
İlayda Çaylı ile çok güzel ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

İlayda Hanım’ın kariyerinden biraz bahsedecek olursak kendisi
Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler mezunudur. Fransızca,

İngilizce, İspanyolca ve İtalyanca olmak üzere 4 dil bilmektedir.
SHELL Ailesi’nde 2 yıla yakın bir zamandır Yetenek Kazanım ve İş

Veren Marka Danışmanlığı görevindedir.
Kahvemizi yudumladığımız bu eğlenceli sohbetimizde akaryakıt
sektörünün önde gelen markalarından birinde çalışmanın nasıl
zorlukları olduğunu, sektörde kimyanın ve kimya mühendisliğinin

yeri ve önemi hakkında bilgiler edindik. Aynı zamanda
gerçekleştirdiğimiz soru-cevap bölümünde SHELL ailesinin biz
üniversite öğrencilerine sağladıkları fırsatları ve programları

öğrendiğimiz keyifli bir sohbet geçirdik.
Bizleri kırmayıp Bi’ Kahve? etkinliğimize yapmış oldukları değerli
katılımdan dolayı SHELL ailesine ve Sn. İlayda Çaylı’ ya ve siz değerli

katılımcılarımıza teşekkürlerimizi sunarız.

Yazarlar: Halil Can UĞRAŞKAN & Didem LEFKUR

B2B

Prof. Dr. Memduh Sami Taner

Merhabalar bizlerin söyleşi davetini kırmayarak sorularımıza yanıt
verdiğiniz için çok mutluyuz. Dilerseniz ilk sorumuzla başlayalım.
Prof. Dr. Memduh Sami Taner kimdir, sizleri tanımayan
arkadaşlarımız ve dergimizi takip edecek sevgili okurlarımız için
sizleri biraz yakından tanımamız mümkün müdür?

Prof.Dr. Memduh Sami TANER : 1984 yılında Yalova Lisesinden mezun
olarak Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya bölümünde üniversite lisans
eğitimini tamamladı, 1989 yılında Kimyager unvanı ile mezun oldu. Aynı
yıl Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Nükleer Teknoloji
Anabilim Dalında Master, daha sonra aynı Enstitünün Nükleer
Uygulamalar Bölümünde Radyofarmasötikler (Radyoaktif ilaçlar)
üzerine Doktora yaptı. Tez çalışmaları için İngiltere, ICRF-Londra
Kraliyet Kanser araştırma merkezinde bulundu, bu sırada İngiliz Eğitim
sistemini inceleme fırsatı bularak Bilim Eğitimi ile de ilgilendi.
Ege Üniversitesi Nükleer Tıp Ana Bilim Dalında, Bilim Uzmanı olarak
asistan eğitim programları ve Radyofarmasi çalışmaları yaptı. 2007
yılında Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim
Dalına kurucu öğretim üyesi olarak geçti. Halen bu fakültede görev
yapmaktadır. Fizikokimya, Radyofarmasi, Fen/Astronomi/Astrokimya ve
Kimya Eğitimi konularına odaklanmıştır. Bilim Toplum ve 4006
Programı Tübitak Antalya İl Temsilcisidir.

Antalya Kimya Olimpiyatlarını başlatarak TÜBİTAK Bilim
Olimpiyatlarından sonra hayata geçirilmiş Türkiye’deki tek Kimya
Olimpiyatı’nın yürütme kurulu başkanıdır. Ayrıca Dünya’da kısmen yeni,
Türkiye’de çok yeni bir bilim dalı olan Astrokimya ile ilgilenmektedir.
Astrokimya Eğitim Derneği Yönetim Kurulu başkanıdır.

Evren ve uzayın sonsuzluğu her zaman çocukların hayallerini süsler.
Sizin çocukluk hayallerinizde böyle bir meslek var mıydı, çalışma alanı
olarak Astrokimya bilim dalını seçmenize etmenler nelerdi?

Eğer çocukluğunuz pastoral güzelliği olan bir yerde geçtiyse ve benim
yaşımdaysanız ışık kirliliği olmayan geceleriniz çok olmuştur. İşte böyle
gecelerde bahçedeki çardakta aile sohbet halindeyken uykunuz gelir, başınızı
annenizin dizine koyar, gözlerinizi gökyüzüne çevirir uyumadan önce müthiş
zengin gök kubbeye bakarsınız. Bu sırada evreni kendinizce tarif edemeseniz
bile sonsuz büyüklüğünü, gizemini fark edersiniz. Yukarıdan geçen bir uçak,
ışık kaynağı vesaire de yoktur ki referans alıp kıyaslayabilesiniz. İşte o
sonsuzluğa bakarken makro kozmos ile ilgili kurduğum hayaller beni
astronomiye, yani gökbilime yaklaştırmış olabilir. Ama lisans döneminde
aynı öğrenci evini paylaştığım astronom arkadaşım (2018’de aramızdan
ayrılan Yrd.Doç.Dr. Ahmet Devlen Hoca, ruhu şad olsun) bana bu alana ilgi
duyma konusunda motivasyon kaynağı olmuştur. Ayrıca Nükleer kimyacı,
yani Radyokimyager kimliğim bana atomik boyuttaki maddeyi, atom altı
parçacıkların dinamiğini inceleme, öğrenme fırsatı oluştururken; farkında
olmadan mikro kozmostan makro kozmosa ilgi duymaya başladım.
Moleküler spektroskopi alanını yoğun olarak kullanınca da bir molekülün
maddesel ortamda veya yıldızlar arası boşluktaki (ünlü) davranışının
temelde aynı olduğunu (dönme/titreşim/öteleme) gösterince astrokimyanın
aslında benim önümde duran devasa bir evren parçası olduğunu fark ettim.

Astrokimya Eğitim Derneği nedir, nasıl kurulmuştur çalışmaları
nelerdir kısaca bahsedebilir misiniz?

Oldukça yeni, çok genç bir derneğiz 2017 Mart ayında kurduk, henüz çok az
üyemiz var. Astrokimyanın nitelikli ve ülkemizde de çalışılabilir bir bilim
alanı olduğunu topluma anlatmak istiyoruz. Üniversitelerimizde çalışma
yapmayı hedefleyen genç insan kaynağını kritik bir kütleye ulaştırmak
gerektiğini, alana dair kuramsal altyapının kimya eğitimi alan gençlere
kolayca öğretilebileceğini söylüyoruz. Astrokimyaya dair temel bilgi
birikiminin gençlerde ve mezunlarda zaten yeterince var olduğunu,
astrokimya araştırmaları için gereken deneysel altyapının hazırlığı
konusunda daha fazla gecikilmemesini topluma ve akademiye anlatabilmeyi
hedefledik. Pandemi dolayısı ile 2019 yılını maalesef yüz yüze toplantı,
kongre vb. etkinlikler yapamadan geçirdik.

...
Bazı dernek rutinlerini içişleri ve sağlık bakanlıkları tarafından yayınlanan
genelgeler dolayısı ile gerçekleştiremiyoruz. Ancak online toplantılarla ve
dernek iletişim grubu için oluşturduğumuz e-iletişim imkanları ile
üyelerimiz ve yönetim kurulumuzla temas halindeyiz.

Astrokimya bilim alanının ülkemizdeki etkinliğini ve bilimsel
çalışmalarını bizimle paylaşmanız mümkün müdür?

Maalesef bu alanda öne çıkan çalışmalar çok az. Astronom kökenli bazı
araştırmacıların yaptıkları çalışmalar var. Göktaşı, gezegen ve yıldızlara dair
element bolluk çalışmaları yapan akademisyen ve uzmanlar var ancak bu
tam olarak astrokimya ile örtüşmeyebiliyor. Ege Üniversitesi astronomi
bölümünde Prof. Dr. Zeynel Tunca danışmanlığında 2011 yılında Burcu
Günay tarafından hazırlanan “Astrokimya: Yıldızlar Arası Ortamın Kimyası”
başlıklı bir yüksek lisans çalışması var. Ancak ülkemizde çok tanınan ve
sevilen 2 astronom çalışmaları itibariyle astrokimyacı sayılırlar. En azından
belli konferanslarda kendilerini bu şekilde tanımlamışlardır. Tahmin edin
kim bunlar? dersem şüphesiz kulüp üyeleriniz hemen bileceklerdir. Dr. Umut
Yıldız (NASA) ve Oxford Üniversitesi doktoralı Dr. Öğr. Üyesi Selçuk Topal
(Van YY. Üniversitesi). Dünyamıza ve ülkemize düşen meteoritlerle ilgilenen
bir başka araştırmacı Fizikçi Doç. Dr. Ozan Ünsalan ile İstanbul
Üniversitesi’nden Astronom Doç.Dr. Hasan Esenoğlu Hoca da göktaşları ile
ilgilenen bilim insanlarıdır. Kimya kökenli olup astrokimya sevdalısı olan
sanırım tek kişi benim. Gençlerden astrokimyaya yönelen ve yurtdışında
doktora yapmakta olan isimler de var. Eğer bu yazı dizisi devam ederse bu
kişileri de sizlere tanıtırım.

Dernek çalışmalarında Türkiye’de tüzüğünde ilk defa ışık kirliliği
kavramını belirtmiş olan derneğinizce ışık kirliliği etkileri nelerdir, bu
konuda önlemler almak adına neler yapmalıyız?

Işık Kirliliği (IK) ülkemizde iyi bilinmeyen bir çevre kirliliğidir. Işık
kirliliğinin insanlar ve toplumlar üzerinde fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik
anlamda olumsuz etkileri konusunda çok yoğun bilimsel bilgiler artık
mevcut. Dünya’daki gelişmiş ülkeler artık gece saatlerinde karanlık değil.
Yapay aydınlatma yakın zamana kadar (ülkemizde hala) bir uygarlık
göstergesi sayılıyorken algılar ve tanımlamalar değişti-değişiyor artık.

Gelişmiş ülkelerde “karanlık gökyüzü parkları” var ve insanlar gece
karanlığında gökyüzünü seyretmek ve dinlenmek için bu parklara (araçlarını
bıraktıktan sonra belki kilometrelerce yürüyerek) gidiyorlar.
Ülkemizde de büyük kentler dahil Eskişehir, Bursa ve Antalya artık çok fazla
ışık kirliliğine maruz kalıyor . Pandemiye rağmen çok değişen bir şey
olmuyor sanırım. Yollarda otomobillerden kaynaklı ışık kirliliği azalsa da
konutlar ve niteliksiz sokak aydınlatmaları, yaban hayatı, bitki, hayvan ve
insan sağlığı ile astronomi gözlemleri ve genel olarak doğal denge açısından
sıkıntılı bir durum yaratıyor. Size tavsiyem mavi led ışıklarından uzak durun.
Cep telefonları, tablet ve elektronik cihaz ekranlarından yayılan ışıklarla

uyku saatlerinizi heba etmeyin. (Bu satırları yazarken saat 03.39  )

b2b

Astronomi alanına ilgisi olan, kimya ve Kimya Mühendisliği lisans
eğitimi alan arkadaşlarımıza önerileriniz nelerdir, kendilerini nasıl
geliştirebilirler?

Öncelikle gençlerin yaşamsal giderlerini karşılayacak bir gelire sahip olmak
üzere konvansiyonel kimya sanayi/üretim, girişimcilik, iş güvenliği, kalite
kontrol, laboratuvar, hammadde lojistik, ticaret alternatiflerini denemelerini
öneririm. Bilim yapmaya gençleri davet etmek isterdim ancak onların şu zor
dönemlerde mali sıkıntılarla yıllar geçirmesine neden olmak vicdanen beni
yaralar. Eğer bir hobi ve okuma, bilgilenme alanı olarak astrokimyayı
zihinlerinizde hep sıcak tutmak istiyorsanız ve maddi açıdan bazı garantiler
sağladıktan sonra bilim yapmak isterseniz derneğimiz tarafından gelecek bir
iki yıl içinde kurulması tasarlanan bazı araştırma birimlerinde –isterseniz-
kariyer yapmaya gelebilirsiniz. Antalya yaşamak ve bilim yapmak için
elverişli bir kenttir. Henüz yurtdışı ve TÜBİTAK desteği ile bazı laboratuvar
altyapı oluşumlarını sağlamak üzere finansal destek arayışlarındayız bu da
öyle görünüyor ki en az bir iki yıl zaman alacak.

Son olarak bizlere, keşiflere
açık okuyucularımıza
önereceğiniz alanınıza
yönelik ve aynı zamanda
başucu olarak nitelediğiniz
kitaplarınız nelerdir,
paylaşabilir misiniz?

Bilim Felsefesine ilgi duyanlar için; Tim Lewens: Bilimin Anlamı Işık
Kirliliğini merak edenler için ki iyi bir başlangıçtır, hem de Türkçe bir
kitap; Z.B.Aslan Işığın Kirli Yüzü : Işık Kirliliği Adeta astronomiye giriş
gibi bir kitap önerebilirm; Carl Sagan: Kozmos bunu başucu kitabı
olarak dikkate alabilirsiniz. Aslında Carl Sagan’ın tüm kitapları sizleri
uygun bir konforda astronomi ve astrokimyaya davet edecektir. Patrick
Moore: Gezegenler Kılavuzu da gökbilim konularına başlangıç için
iyidir. Biraz da eğlenceli bir şey isterseniz; Adrian Berry: Bilimin arka
yüzü bu kitapları kitaplığımdan bakıp hemen yazdım, internetten
makale okumak isterseniz; Moleküler Bulutlardan bahseden her
döküman size astrokimya, Zeki Aslan hocanın rastlayacağınız her
makalesi ise sizleri Işık Kirliliği konusuna götürecektir.

Hepinize başarılar dilerim.

-Şehrin İçindeki Orman-
(Kocaeli-Ormanya)

Ormanya, Kocaeli ve Kartepe arasında kalan Uzuntarla Mahallesi’nde
yer almaktadır. Ormanya’ya giriş yaptığınız anda kendinizi keşif
yapmaya çıkmış gibi hissedeceksiniz. Bunun sebebi ise şu: Tahtadan
yapılma yönlerle karşılaşacaksınız ve siz nereye gitmek isterseniz, bu
geziye nerden başlamak isterseniz özgürce seçeceksiniz. Baştan
söyleyelim uzun yürüyüşlü bir serüvene başlayacaksınız. Ormanya’da
nelerle mi karşılaşacaksınız? Başlıyorum anlatmaya. Hobbit evlerini
göreceksiniz. Dilediğiniz gibi inceleyip fotoğraf çekebileceğiniz bu yer
Gamonya filminde kullanılmıştır. Devamında uzun yürüyüşünüze
ağaçlardan dökülen yapraklar ve muazzam renk ortaklığı eşlik edecek.
Küçük küçük gölleri göreceksiniz. Bu göllerden birisi kazlar için özel
ayrılmış kaz evlerini ve dışarıda özgürce dolaşan kazları görme
fırsatınız olacak. Ayrıca dikkat etmeniz gereken bir şey var. Bazı minik
hayvanlarla da karşılaşabilirsiniz. Bunun sebebi Ormanya’ya kendi
doğal güzelliğini bozmadan hayvanat bahçesi bölümleri yapılmış
olması. Yürüdüğünüz yolda tavşan yuvalarını, daldan dala atlayan
sincapları, atları, kuzuları ve birçok doğal ortama ait hayvanları
görebilirsiniz. Birçok yürüyüş parkurunu da içinde barındırıyor,
dilerseniz tempolu yürüyüşlerinizi bile burada yapabilirsiniz.
Yorulduğunuzda da oturabileceğiniz tahtadan yapılma çardak veya
banklar olacaktır. Ormanya’da kamp yapan, karavanları ile orada
zaman geçiren insanları da görmeniz mümkün. Kısacası siz de doğayı
seviyorsanız, doğanın içindeki bu güzellikleri görmeyi ve şehirden
uzakta negatif enerjilerin son bulduğu toprağa dokunmayı isterseniz
kesinlikle listenize eklemelisiniz.

Şimdiden iyi yolculuklar…

BAŞLANGIÇ

KOCAELİ ORMANYA
BAŞLANGIÇ

-Evimize Gelen Tiyatro-
IKSV- BEN “SEVGİLİ MİLENA”
(Kafka ve Milena Mektuplaşmaları)

İstanbul Kültür Sanat Vakfı pandemi öncesi yüz yüze olarak
düzenlediği tiyatrolarını artık dijital olarak bizlerle
buluşturuyor. Kültür ve sanattan yoksun kalmayacağımız
güzel bir platform oluşturmuşlar. Biletlerinizi online olarak
satın alabilirsiniz. Bazı etkinliklere ise ücretsiz olarak da
katılım sağlayabilirsiniz. Bu platformun en güzel yanı ise her
türlü elektronik cihazdan izlenebilir olması ve tüm
tiyatroların “Canlı” olarak yayınlanmasıdır. Ben de size hem
bunu duyurmak hem de izlememiz gereken bir tiyatroyu
tanıtmak için karşınızdayım. Hepimizin kitap olarak bildiği
Dünya Edebiyatı’ndan Franz Kafka’nın Milena’ya
Mektuplar’ından çevrilerek yönetilmiş olan tiyatronun adı
BEN “SEVGİLİ MİLENA” (Kafka ve Milena
Mektuplaşmaları)’dır. Konusu ise Milena’ya ulaşmayan
mektupların eksik parçalarının var olduğu düşünülerek bu
mektuplaşmaların yeniden kurgulanmasıdır. Bu oyun aşkı,
özlemi, sevgiyi kurgusal yöntemle bizler ile buluşturuyor.
1920’lerin Avrupası’nda tutkulu aşkı göstermek istemişlerdir.
Öğrenci olduğumuz için online olan eğitim hayatımız ne kadar
evde kalmamıza sebep olsa da İKSV bizlere öğrenci bilet
fiyatlarını sunmayı ihmal etmeyerek sanattan yararlanmamızı
sağlıyor. Evimize gelen Dünya Edebiyatı’nın tiyatro ile
buluşmasını izlemek için listemize ekleyelim.

Şimdiden iyi seyirler…

BAŞLANGIÇ

-Müzenin İçindeki Eğitim-
(Rahmi Koç Müzesi – Astronomi Atölyesi)

Rahmi Koç Müzesi için bir müzeden fazlası da diyebiliriz
çünkü Rahmi Koç Müzesi, müze içinde eğitim vererek
bizlere ayrı farkındalıklar kazandırıyor. Rahmi Koç
Müzesinin kendi bünyesinde barındırdığı ‘Astronomi
Atölyesi’ vardır. Astronomi eğitimi, Türk Astronomi

Derneği’nde görev alan uzman akademisyenlerin desteği
ile oluşturulmuştur.

Bu atölye teknolojik görselleri ve eserleriyle dünyadan
evrene yolculuk yapmayı sağlıyor. İlk olarak bu eğitime
astronominin ne olduğunu anlayarak başlıyoruz, anlamını
öğreniyoruz. Tabii ki bu eğitimler özenle seçilmiş uzman
kişiler tarafından gerçekleştiriliyor. Eğitimin devamında
evrenin yapısını, oluşumunu ve büyüklüğünü anlatıyorlar.

Ayrıca atölyede bulunan sihirli küre sayesinde Güneş
sistemini, yıldızları, gezegenleri 3 boyutlu şekilde

görmemizi sağlıyorlar. Uzayı ve daha birçok konuyu
öğreneceğimiz bu atölye her yaş grubuna hitap ediyor ve

yaş gruplarına göre eğitimler veriyor. Bilimi severek
öğreneceğimiz bir alan oluşturdukları aşikar. Rahmi Koç
Müzesi’nden bu eğitim için daha ayrıntılı bilgi almak adına

küçük bir form doldurmanız yeterli olacaktır. Hem
eğlenmek hem öğrenmek hem de güzel bir vakit geçirmek

istiyorsanız hemen listemize ekleyelim.

Şimdiden iyi eğlenceler…

B A Ş L A N G I Ç Yazar: Burçin DEBRELİOĞLU

BULMACA

Tasarım: Efe AYDIN & Aysu GÜNEY

AFFINITE
ARALIK 2020

2. SAYI

Ekip Bilgileri

Dergi Yönetim Ekibi

İÇERİK-YAZIM DÜZENLEME EKİBİ
İçerik Yazım Düzenleme Direktörü: Nihat Hazar SAMANCIOĞLU

İçerik Yazım Düzenleme Direktörü: Berfu GÖNÜLTAŞ
İçerik Yazım Düzenleme : Betigül ÇAKMAK, Esma SONĞAN,
Burçin DEBRELİOĞLU, Zehra HOŞ, Berna GÜVE, Doğuş ŞENOL

İÇERİK-İMLA KONTROL EKİBİ
İçerik-İmla Kontrol Direktörü: Dila ŞEN
İçerik-İmla Kontrol Direktörü: Didem LEFKUR
İçerik-İmla Kontrol : Didem TOPUZ, Pelin TUNÇYÜZ.

Anıl SARIBOĞA, Rümeysa ARAS

TASARIM EKİBİ
Tasarım Ekibi Direktörü: Veibe MAKSUTİ
Tasarım Ekibi Direktörü: Alperen Berkay ORAL
Tasarım Ekibi : Efe AYDIN & Aysu GÜNEY


Click to View FlipBook Version