The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.

Bu dergi, İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa Kimya Mühendisliği Kulübü tarafından tasarlanmıştır.

Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by Veibe Maksuti, 2021-01-30 11:36:21

AFFINITE 3. SAYI IUCHE

Bu dergi, İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa Kimya Mühendisliği Kulübü tarafından tasarlanmıştır.

Keywords: Affinite,Chemical Engineering,Chemistry,Science,Engineering,University,University of Istanbul

Sevgili Affinite Okurları,

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Kimya Mühendisliği Kulübü olarak 2021 yılının
gelmesi ile kuruluşumuzun 20. yılını kutlarken e-dergimizin bu sayısında

kulübümüzün değerli kurucularını ve danışman hocalarını, kuruluşumuzdan bu yana
büyük emekler vererek kulübümüzün bu seviyelere gelmesine destek olmuş değerli

başkanlarını ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz. Bu doğrultuda dergimizin bu
sayısında bizleri kırmayarak “B2B” başlığımıza konuk olan değerli hocalarımız Sayın
Prof. Dr. Mehmet Ali Faruk Öksüzömer’e, Doç. Dr. Selim Aşçı’ya, Dr. Öğr. Üyesi Hasan

Özdemir’e ve emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkürlerimizi sunarız.
20. Yıl Özel ocak sayımız bu ay “IUCHE” adıyla kimya mühendisliği temasını ele
alarak değerli mesleğimizi sizlere sunmaktadır. Kimya Mühendisliği “NEDİR?” ile
başlayacak olan serüvenimiz, sayının devamında “GÜNCEL ÇALIŞMALAR” ve aynı
zamanda bu zamana kadar kimya mühendisliği altında gerçekleşen önemli keşifleri

“İDE-A” başlığı ile sizlere aktarırken bu sayımızın “BİRİ-KİM” köşesinde
üniversitemizin yeniden yapılandırma süreçlerinde önemli görevlerle çalışmaya
başlayan bulunduğu görevlerin yanı sıra Kimya Fakültemizin üç dönem dekanlığını

yapan ve emekliliğinden sonra bile 1993 senesine kadar üniversitemize ve
öğrencilerine büyük bir vefa ve özveri ile eğitim veren hayatının dokunduğu her
alanında birçok başarıya sahip olan Prof. Dr. Ali Rıza Berkem Hocamız ile sizleri
buluşturuyoruz. “BİZDEN SİZE” başlığımız altında, kulübümüzde çok büyük emekleri

olan geçmiş dönem yönetim kurulu başkanlarımızdan İhsan Netaşlı, Yasemin
Ağaçbüken, Elif Berk, Onur Tura ve Anıl Sarıboğa konuğumuz oluyor. Kendilerinin
kulübümüzle olan anılarını keyifle okuyacağınıza eminiz. Bu sayıda “PERSPEKTİF”
köşemizde ele aldığımız, okuyucuya tarih ve kimyayı harmanlayarak bir serüven
sunan “Napolyon’un Düğmeleri” sizleri keyifli bir yazıda bekliyor. Uzun ve birbirinden
güzel dönemler geçiren İÜC KMK Ailesi ile birçok etkinliğin anılarını yad etmek için
“BAŞLANGIÇ” köşemize göz gezdirmeyi unutmamalısınız. Her sayımızda sizlere
keyifli sorular birleştirerek oluşturduğumuz “BULMACA” köşemizin bu sayısında
çözdükten sonra sizden birini özel bir hediye bekliyor olacak. Takipte kalmayı sakın
unutmayın. Son olarak dopdolu geçen senelerin ardından bu güzel işleri sizlerin
önünde sergileyebiliyor olmak ve siz değerli okuyucularımız ile buluşturabiliyor
olmanın bizlere verdiği gurur ile bu güzel aileyi sevgi ile kucaklıyor ve bu sayıyı tüm

İÜC KMK Ailesi üyelerine ithaf ediyoruz.
Keyifli Okumalar…

2020-2021 İÜC KMK YÖNETİM VE İDARİ KURULU EKİBİ

İ Ç İ N-2D0.EYKılİ-L E R

NEDİR?

Kimya Mühendisliği
Yazar: Didem TOPUZ

GÜNCEL ÇALIŞMALAR

Yazar: Doğuş ŞENOL

İDE-A

Kronolojik Çalışmalar
Yazar: Burçin DEBRELİOĞLU

PERSPEKTİF

Napolyon’un Düğmeleri
Yazar: Rümeysa ARAS

Yazılarda bulunan QR kodlarını okutarak, kaynakları öğrenebilirsiniz.

BiriKim Prof. Dr. Ali Rıza Berkem
Yazar: Zehra HOŞ

ORİJİN
Tasarım Sayfası

BİLİMDEN HABERLER

Yazar: Berna GÜVE

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
Yazar: Esma SONĞAN

BİZDEN B2B
SİZE Röportaj

BAŞLANGIÇ

BULMACA
Aysu GÜNEY & Efe AYDIN

NEDİR?

Merhaba sevgili Affinite okuyucuları, dergimizin Ocak sayısıyla
karşınızdayız. Kimya Mühendisliği temamız altında bu bölümde

sizlere, kimya mühendisliğinden ve çalışma alanlarından
bahsetmek istedik. Keyifli okumalar dileriz.

Öncelikle “Kimya Bu sayede üretim verimi
mühendisliği nedir?” diye arttırılabildiği gibi bunun yanında
genel bir giriş yapalım. Kimya
mühendisliği; matematik, kimya, yaşam standartlarında da
biyoloji, mikrobiyoloji, gelişmenin daha hızlı bir şekilde
biyokimya, ekonomi ve daha olmasını sağlar. Yani tüm bu farklı
bunlar gibi birçok bilim dallarını
kapsayan bir mühendislik dalıdır. bilim dallarının endüstriyel,
Endüstriyel amaçlar çevresel ve teknolojik alanlarda
doğrultusunda kullanılan ham oluşan veya oluşma olasılığı olan
maddeleri ve kimyasalları daha
işlevsel, daha verimli kılmayı problemlere çözüm getirmek,
amaçlar ve buna göre birtakım kimya mühendisliğinin ilgi
süreçler uygular. Dolayısıyla
çeşitli bilim dallarından bu alanına girer. Ancak şunu da
yönde faydalanıp belirli bir belirtmekte fayda görüyoruz ki
donanım, öngörü, planlama,
araştırma hatta yönetim geçmişte kimya mühendisliği,
kabiliyetine ihtiyaç duyar. maddelerin fiziksel ve kimyasal
değişimlerinin söz konusu olduğu
üretim işlemlerinin uygulaması
ve gelişimi olarak tanımlanırken;

günümüzde daha geniş bir
tanımla karşılaşıyoruz; her türlü
malzemenin kimyasal yapılarının,

enerji içeriklerinin, fiziksel
durumların değişim süreçlerin

geliştirilmesine ve
uygulanmasına odaklanmış çok

yöne sahip mühendislik dalı
şeklindeki tanımdır.

Hızla gelişmeye devam eden teknolojiden elde ettiklerimizle
mühendisliğin ilgi alanının da genişlemiş olmasına şaşırmamak
gerekir. Yaşanan teknik ve bilimsel ilerlemelere bağlı olarak aynı
zamanda kimya bilimindeki değişikliklerle birlikte, mühendisliğin

de odak alanı günden güne genişliyor.

“Peki ama bu kimya mühendisliğinin çalışma alanları nedir?”
konusuna gelecek olursak, ilk olarak şunu belirtmek isterim ki çoğu
kişinin bildiğinin aksine kimya mühendisleri kimyager değillerdir ve
laboratuvar ortamındaki bileşenlerin davranışlarına odaklanmazlar.
Kimya mühendisleri; laboratuvar çalışmalarını, ekonomik açıdan değerli

ürünlere dönüştürme konusunda gerekli prosesleri ve fabrikaları
tasarlamak için ve aynı zamanda deneysel olarak saha verilerini pilot

ölçekli olarak elde etmeyi sağlamak amacıyla kullanırlar.

Bunu yaparken de hem kimya hem de mühendislik birikimlerini
kullanırlar. Kısacası laboratuvar çalışmalarını fabrika boyutuna
taşırlar desek yanlış olmaz. Bir mühendisin çalıştığı fabrikadaki
veya iş yerindeki en önemli görevi; en düşük maliyetle en yüksek
verim alınması için çalışmalar, analizler, hesaplamalar ve birtakım
testler yapmaktır. Bunun için eğitim alır, bunun için işe alınır.

Kimyagerler bir fabrika içindeki prosesi, girdileri çıktılara
dönüştürmeyi ve bunların arasındaki ilişkiyi, deneysel tasarım
(Design of Experiment, DoE) yapmayı, reaktör tasarlamayı, üretim
için optimum parametre hesaplarını öğrenmez ve bununla da
ilgilenmez. Kimyagerler daha çok laboratuvar analizleri, tetkikleri
ve testleri gibi üretimde, Ar-Ge’de ya da laboratuvarda, bir yerde

hata olduğunda bir mühendisten daha detaylı ve daha derin
bilgileri barındıracak şekilde daha yoğun kimya bilgisine sahip
olarak eğitim alırlar. Kimya mühendisleri ise üretimde, Ar-Ge’de ya
da laboratuvarda, bir yerde hata olduğunda bir kimyagerden çok
daha geniş kapsamlı ve bütünsel şekilde tüm proses gidişatını göz
önüne alıp tüm parametreleri irdeleyebilecek şekilde eğitim alırlar.

Temelde ilk yıllarda iki branş da aynı dersleri alır ama içerikleri ve
detay bilgileri kimyagerler için daha derinlemesineyken; kimya
mühendisliğinde daha yüzeysel, ileride alacağı mühendislik
derslerine temel olabilecek konuları ve detayları içerir.

Sonraki yıllarda dersler neredeyse tamamen ayrılarak mesleklerin
asıl çalışma alanlarına yönelik dersler görmeye başlarlar.

Kimya bölümü öğrencileri çok daha uzun süreli çok daha geniş
kapsamlı laboratuvar çalışmaları yaparken kimya mühendisliği
öğrencisi çok daha az sayıda sev sürede, çok daha öz bilgiler ile
laboratuvar dersi alırlar. Kimya bölümü mezunlarının laboratuvar

bilgisinin çok daha fazla olduğunu üniversitemizdeki
laboratuvarların hemen hemen tamamına kimya bölümü

hocalarımızın girmesinden de anlayabiliriz.

Kimya mühendisliği, çalışma alanı bakımından oldukça geniş bir
mühendislik dalıdır. İlaç, tekstil, gıda, otomotiv, petrol, kozmetik,

elektrik, metal, boya, gübre, seramik, polimer... gibi saymaya
başlarsak sonu gelmeyecek bir liste olur çünkü kimya, maddelerin

yapılarını ele alan bir bilim dalıdır ve etrafımızda görüp
görebileceğimiz her şey bir kimyaya sahiptir. Kimya her yerde
olduğundan dolayı, kimya mühendisliğinin de böylesine geniş bir

alanda olması oldukça olağan bir durumdur.

Yazar: Didem Topuz

GÜNCEL ÇALIŞMALAR

Merhabalar sevgili okuyucularımız. Umarım kısıtlanmış
yılbaşınız yeterince eğlenceli geçmiştir. Her ne kadar bütün
dünya virüs ile mücadele ediyor olsa da hala dünyada kayda
değer çalışmalar yapılmaya devam ediliyor. Bu sayımızda
birkaç geleceğe dönük çalışmayı sizlerle paylaşıyor olacağız.

C-CAPTURE PILKINGTON İLE ÇALIŞACAĞINI AÇIKLADI

C-CAPTURE, geçenlerde cam üreticisi Pilkington ile
çalışacaklarını ve teknolojilerini cam üretimi

esnasındaki karbondioksit salınımının önüne geçmek için
kullanacaklarını açıkladı. Birleşik Krallık Hükümeti de

bu birlikteliği fon ayırarak ödüllendirdi. Bilindiği gibi cam
üretimi oldukça yüksek enerji kullanımı gerektiren ve
birçok materyali gerçekten çok yüksek sıcaklıklara

çıkarmaya ihtiyaç duyulan zorlu bir işlem. Bu da fosil yakıt
kullanımının çok fazla olduğu anlamına geliyor. Bunun

önüne toz haline getirilmiş cam yeniden kullanılarak biraz
geçiliyor olsa da yeterli olmadığı ortada.

C-Capture'un konudaki başarısı takdir ediyoruz.

SHELL MAVİ HİDROJEN TEKNOLOJİSİNİ DUYURDU GÜNCEL ÇALIŞMAL AR

Mavi Hidrojen terimi hidrojenin sadece fosil yakıtlardan değil,
ayrıca karbon yakalama ve depolama yöntemleriyle de
üretileceği anlamını taşıyor. Günümüzde en sık kullanılan “Gri
Hidrojen” yani sadece fosil yakıtlardan sağlanan hidrojene
kıyasla çok daha çevreci bir yöntem. Shell ayrıca bu yöntemin
daha hesaplı olduğunu söyleyip bunu matematiksel olarak da
ifade etti. Şirketin bu pazardaki hidrojen maliyetini
%22 azaltmayı öngördükleri belirtildi. Tamamen karbon
yakalama ve yeniden kullanımı ile üretilen “Yeşil Hidrojen” ise
Shell şirketinin aktardığına göre 2030’da bile hala şu anki
maliyetin iki katında olacağını ve 2045’ten önce pazara
girmesinin pek olası gözükmediğini ifade ediyor.

BİRLEŞİK KRALLIK MUTLAK SIFIR DÖNÜŞÜM PROJESİNİ DUYURDU

Birleşik Krallık Hükümeti uzun zamandır beklenen “Net Zero
Transition” ulusal enerji sistemine 2050’den önce ulaşacağının
haberini verdi. Birçok kez ertelendikten sonra yayımlanan “Energy
White Paper”, devletin daha yeşil bir endüstriyel devrim için attığı
10 maddelik bir planı içeriyor. Yani İngiltere fosil yakıtlardan
tamamen uzaklaşmak için ciddi bir yola girmiş gibi gözüküyor. Bu
plan aktarılan bilgiye göre önümüzdeki on yıl içerisinde 220,000
yeşil çalışmayı hedef alıyor. Bunlara karbon yakalama ve depolama
(CSS) ve hidrojen çalışmaları da dahil. Yayımlanan “kağıda” göre bu
endüstriyel devrim çalışması şu an Birleşik Krallık’ın enerji
ihtiyacının çok büyük bir bölümünü karşılayan Kuzey Denizi Petrol
ve Gaz Anlaşması veya genel olarak fosil yakıt kullanımının yarattığı
pazarı da korumak istiyor. Çünkü bu sektörün düşük karbonlu bir
gelecek için elzem bir alan olduğuna inanılıyor. Devlet ayrıca yeni
yaratılacak enerji pazarını da rekabet içinde tutmayı ve bu
sayede halka yansıyacak faturaların cep yakmamasını sağlamayı
planladıklarını da belirtti. Ülkemizde henüz karbon salınımının
önüne geçmek için başlatılan veya duyurulan büyük resmi bir
çalışma yok. Umarız bu ilham verici plan ve hareket karbon salınımı
konusunda çok başarılı olmayan bütün ülkelere örnek teşkil eder.

Yazar: Doğuş Şenol



İDE-A
Kimya Alanındaki Buluşlar

Maddesel değişimleri sistemli bir şekilde
inceleyen ilk kişi Lavoisier’dir. Lavoisier terazi
kullanarak havanın oksijenle azot karışımı
olduğunu bulmuştur. Antoine Lavoisier, oksijen
ve hidrojeni fark etmiş ve isimlendirmiştir.
Fransız bilimcinin titiz deneyleri, daha çok
nicel bilim üzerinde yoğunlaşmıştır.

1799 yılında Joseph Proust “Sabit Oranlar Yasası’nı” bulmuştur.

1804 İngiliz kimyacı John Dalton ise “Katlı Oranlar
Kanunu’nu” oluşturmuştur. John Dalton, atomik
teoriyi geliştirmiştir. Dalton, elementlerin boyut

ve kütle olarak farklılık gösterdiklerini açıklayan
teoriyi sunmuş ve göreceli atomik ağırlıkların ilkel

bir tablosunu çıkarmıştır.

19. yüzyılın başlarında ise Fransız kimyacı Gay-
Lussac, hacimlerle ilgili yasayı oluşturarak Dalton ve

Proust’un görüşlerini doğrulamıştır.

1807’de Alessandro Volta, Volta Pili’ni bulmuştur.

Jochan Becher, yanma olayında ortadan kaybolan
nesneyi; dört öğe kuramında yer alan ateş elementi
olarak tanımlamıştır. Yanma olayında yanan maddenin
ağırlığının azalmasından yola çıkılarak “Filojiston
Kuramı’nı” ortaya koymuştur.

19.yüzyılda Marie Curie Radyoaktiviteyi bulmuştur. İDE- A İDE- A İDE- A
Polonyum ve radyumu keşfetmiştir.

19.yüzyılın büyük bilim adamlarından biri olan
Michael Faraday, elektromanyetik indüklemeyi bulmuş,
elektrolizin temel ilkelerini belirlemiş ve klor gazını
sıvılaştırmayı başaran ilk kişi unvanını kazanmıştır.

Robert Boyle, belli bir sıcaklıktaki kapalı
bir sistem içinde mutlak basınç ve bir

miktar gaz arasındaki ters orantılı ilişkiyi
açıklayan Boyle Kanunu’nu geliştirdi.

Humphry Kernevek Davy, sodyum ve potasyumu
keşfetmiş, elektroliz alanında öncü olmuş, birkaç yeni

bor metalleri ve elementleri (sodyum, potasyum,
magnezyum, bor ve baryum) keşfetmiştir.

Mario Molina, kloroflorokarbon (CFC)
gazlarında öncü olmuştur. Frank
Sherwoo Rowland ile CFC üzerine

önemli miktarda araştırma yapmış ve
bu süreçte Antarktika üzerindeki ozon

tabakası deliğini keşfetmiştir.

Jöns Jacob Berzelius, modern kimyasal formül notasyonu
sistemini geliştirmiş ve Latince isimleri, üst takılarıyla
beraber bir veya iki harfe kadar kısaltarak her elementin
atom sayılarını gösteren bir sistem geliştirmiştir.

Dimitri Mendeleyev, periyodik yasayı ve periyodik tabloyu formüle
etmiştir. Tüm bilinen kimyasal elementler atomik ağırlık sırasına
göre dizildiklerinde, periyodik tablodaki element gruplarının her
biri dahilinde ağırlıkları yinelenen örnekleri keşfetmiştir.
Periyodik tabloyu sıralamak için Periyodik Kanun'u bulmuş, bunun
sayesinde o zamana kadar bulunmuş olan bazı elementlerin

özelliklerini düzeltmiş, henüz bulunmamış 8 elementin özelliklerini
de tahmin etmiştir.

Joseph Priestley, oksijeni keşfetmiştir. İngiliz Priestley,
oksijenin de dahil olduğu pek çok "havayı" (gazları) yalıtmış
ya da kendi tabiriyle "deflojistike" etmiştir. Metal oksitlerinin
daha önce Prisetley ve Scheele tarafından keşfedilmiş, oksijen
ile metallerin verdiği bileşikler olduğunu kanıtlamıştır. Kapalı
kaplarda yaptığı deneylerde kimyasal tepkimelerde kütlenin
değişmediğini varsayarak Kütlenin Korunumu Kanunu’nu
ortaya koymuştur. Priestley ve Scheele yaptıkları deneysel
çalışmalarda karbondioksit, oksijen, klor, metan ve hidrojen

gazlarını keşfederek “Filojiston Kuramı’nı” yıkmışlardır.

Yazar: Burçin DEBRELİOĞLU

İDE -A

PERSPEKTİF

Napolyon’un Düğmeleri-

Penny Cameron Le Couteur ve Jay Burreson

Bu sayımızın Perspektif köşesinde ‘Napolyon’un
Düğmeleri’ adlı kitap ile karşınızdayım. Kitap
tarihin seyrini değiştiren farklı molekül ve
bileşiklerin hikayelerini anlatıyor. Peki,
Napolyon’un bu kitapta ne işi var? Ordusunun
üniformalarında kullanılan kalaydan yapılma
düğmelerin, dünya tarihini değiştirmiş moleküller
hakkında yazılan bir kitaba adını vereceği
Napolyon’un aklına gelir miydi hiç? Adının
gelecekte anılacağını tahmin ediyor olsa bile bu
şekilde kendisinden bahsedileceğini düşündüğünü
pek zannetmiyorum.

Yazarlığını Penny Le Couteur ve Jay Burreson’un
beraber üstlendiği kitapta, tarihte önemli kırılmalara
sebep olmuş on yedi molekül ve bileşiğin kimyasal
özelliklerinin yanında, nasıl keşfedildikleri ve bu
keşiflere sebep olan olaylar da anlatılıyor. Kitapta
okuyucuyu aşırı bilimselliğe boğmayan ve onu
sıkmayan bu keşif ve buluşların hikayelerini
okuyoruz. Kitap, okuyucuya tarih ve kimyanın
harmanladığı keyifli bir okuma serüveni sunuyor.
Hayatımızın neredeyse her anında olan malzemelerin
temelini, tarihte bu tür kırılmalara sebep olmuş
keşiflerin oluşturduğunu görüyoruz. Günlük hayatta
kullandığımız basit malzemelerin bile geçirdiği
serüvenler insanda hayret uyandırıyor.

İnsanları her zaman yeniyi
bulmaya teşvik eden bir
motivasyon olmuştur. Ben bu
kitabı okuduğumda çoğu
maddenin tabii olarak gereksinim
sebebiyle bulunduğunu gördüm.
Bazı malzemelerin, keşif veya
buluşlardan önce doğal
hammaddelerden elde edildiğini,
daha sonra da bir noktada bu
kaynakların sayısı azaldığı için
insanların yeni kaynak arayışına
sürüklendiğini fark ettim.
Bitki ve hayvan kaynaklı doğal
hammaddelerin tükenecek
noktaya gelmesinin kaçınılmaz
sonucu olarak bu keşiflerin
meydana geldiği görülüyor.

Kitap yalnızca bu moleküllerin özelliklerini,
hikayelerini anlatmıyor. Aynı zamanda tarih

içinde insanoğlunun bazı şeyler için ne
kadar acımasız davrandığını da gösteriyor.
Tabii kitapta sadece bu acımasızlıkları değil
başarı hikayelerini de okuyor ve kendimize

örnek alabiliyoruz.

Perspektif

PERSPEKTİF

Düşüncesizce tüketen insanlara karşın diğer
alternatifleri araştıran ve doğayı da göz
önüne alabilen çalışkan ve düşünceli

insanlar sayesinde bilim dünyasında büyük
adımlar atıldığını görüyoruz. Türlü

başarısızlıkların nihayetinde bir başarı
olarak ortaya çıktığı durumlarla

karşılaşıyoruz. Her yönden ufkunuzu
açacak bu kitabı kütüphanenizden asla
eksik etmemenizi öneririm. Aldığınız

bilgilerin hayata ve bilime katkılar
sunmasını dilerim. Keyifli okumalar.

Yazar: Rümeysa ARAS

Kulübümüzün 20. yılını kutladığımız bu özel sayıda bahsetmemiz
gereken hepsi birbirinden değerli, birçok bilim insanımız var. Biz ise
bu sayıda belki de bize en yakın olan ismi, ‘Kimya’nın Başöğretmeni’

Prof. Dr. Ali Rıza Berkem’i, tanıtacağız.

Ali Rıza Berkem, 23 Eylül 1908’de İzmir’de dünyaya
gelmiştir. İlköğretime Seferihisar Zükûr Mektebi

İptidaisi’nde başlamış ve öğrenimini burada bitirmiştir.
Ortaokul ve lise eğitimini ise İzmir Erkek Lisesi’nde
birincilikle tamamlamıştır. Ayrıca Mustafa Kemal

Atatürk’ün, İzmir’in işgali sonrası liselere yaptığı bir gezide
Ali Rıza Berkem, Atatürk ile birebir tanışmış ve ona

Lavoisier’in enerjinin korunumu yasasını Fransızca’dan
Türkçe’ye çevirmiştir. Liseyi bitirdikten sonra Ali Rıza
Berkem, Atatürk’ün çağrısıyla Maarif Vekalati tarafından
1928 yılında Avrupa’ya eğitim görmesi için gönderilmiştir.
Fransa’da süren 4 yıllık yüksek öğrenimi sonucunda “Fizik
Bilimleri Öğretim Lisansı” diploması almak ile kalmamış
“Kimya Yüksek Mühendisliği”ni de birincilikle bitirmiştir.
Mezun olduğu yıl “Coulouma Ödülünü” kazanmış ve
üniversitenin bu ödülü verdiği ilk yabancı öğrenci olarak

adını okul tarihine de kazımıştır.

1932’de Türkiye’ye dönen Berkem, 1967-1975 yılları Kimya
mezun olduğu lisede fizik Fakültesi’nin üç dönem
öğretmenliği yapmaya başlamıştır.
Buradaki görevi bir yıl sürmüş, boyunca dekanlığını yapmış,
sonrasında ise Milli Eğitim Bakanı 1957-1978 yılları arasında
Dr. Reşit Galip’in çağrısıyla 1933 devamlı olarak İ.Ü.
Üniversite Reformuna dahil Senatosu’nda Fen
olmuştur. Kendisinin “En yüksek Fakültesi’nin temsilci
kültür ocağı.” diye bahsettiği üyeliğinde yer almıştır.
İstanbul Üniversitesi’nde Fiziki 1963-1987 yılları arasında
Kimya Profesör Yardımcısı olarak Galatasaray Mühendislik
göreve başlamıştır. 1 yıl sonra ise Yüksekokulu’nda öğretim
Fizikokimya Kürsüsü’nün başına üyesi olmuştur. Daha sonra
getirilmiştir. 1953 yılında yine aynı bu okul Yıldız Teknik
kürsüde profesör unvanını Üniversitesi Kimya
almıştır. 1955 yılında Oregon Mühendisliği Fakültesi’ne
Üniversitesi’nde misafir profesör dönüştürülmüş ve Berkem
olmuş, 1956’da, Oak Ridge burada da öğretim üyeliği
Nükleer Araştırma Enstitüsü’nde yapmıştır. 1987-1993
radyoizotoplar üzerine çalışmalar yıllarında ise İstanbul
gerçekleştirmiştir. 1962-1964 Üniversitesi Mühendislik
yılları arasında İstanbul Fakültesi’nde sözleşmeli
Üniversitesi Fen Fakültesi öğretim üyesi olarak yer
dekanlığını devralmış daha sonra almıştır.
1964’te kurulan Kimya Yüksek
Okulu’nun müdürlüğünü
yapmıştır.

Berkem ayrıca Üniversiteler Arası Kurul Üyeliği, Yüksek Öğretim
ve Kredi Yurtlar Kurumu Yönetim Kurulu Başkanlığı, TÜBİTAK

Danışma Kurulu ve Bilim Adamı Yetiştirme Grubu üyeliği,
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu üyeliği ve Gençlik Komitesi

Başkanlığı görevlerini de üstlenmiştir. Bir hayata bu kadar
unvanı ve başarıyı sığdırmış olan Berkem, üniversitelerin
kurumsallaştırılmaları için de çok büyük bir çaba sarf etmiştir.
Öğrencilerine karşı her zaman samimi olan ve onların en iyi
şekilde yetişmelerini kendine görev bilmiş olan Berkem,
öğrencilerin beslenme ve spor sorunlarını da çözmek için
Üniversite Yemek Kurulu’nu ve İstanbul Üniversitesi Spor

Birliği’ni kurmuş ve kurullara başkanlık etmiştir.

1970 yılında Türkiye Kimya Derneği’nde başkanlık görevini
üstlenmiş ve bu görevi 36 yıl boyunca devam ettirmiştir. Fransız

Sınai Kimya Cemiyeti tarafından “şeref üyesi” olarak kabul
görmüştür. Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği’nin kurulması ise

yine Berkem’in katkılarıyla gerçekleşmiştir. 1986 yılında ise
Türkiye Kimya Vakfı’nı kurmuştur.

20 Kasım 1992 tarihinde ‘Ali Rıza Hoca’ 60 yıl süren hocalık
görevini İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde onuruna

düzenlenen bir tören ile sonlandırmıştır. Kurul tarihinde ilk defa
kendisine bir şeref plaketi verilmesiyle veda ederken bile ilke
imza atmıştır. Şeyh-ül Kimyageran, Şeref Doktoru, Üniversite
Doktoru ise kendisine layık görülmüş unvanlardan birkaçıdır.

Kimya’nın başöğretmeni Ali Rıza BERKEM, 22 Mayıs 2007’de
hayata veda etmiştir.
Ruhu şad olsun.

Yazar: Zehra HOŞ

ORİ J İ N

BİLİMDEN HABERLER

Sevgili Affinite okuyucuları, dergimizin bilimden
haberler başlığı altında, sizlere teknolojik malzeme
üreten bakterilerden bahsetmek istiyoruz.

Günümüzde üzerine yoğun araştırmalar yapılan alanlardan biri,
iki boyutlu malzemelerdir. Atomların çok ince bir katman içinde
birbirine bağlandığı bu malzemelerin ilk örneği ve bugüne
kadar üzerine en çok çalışma yapılanı, karbon atomlarından
oluşan grafendir. Görece yakın zamanlarda bilimsel çalışmalara
konu olmaya başlayan bir diğer iki boyutlu malzemeyse
molibden disülfür (MoS2)’dür.

Grafen ve MoS2 bazı bakımlardan birbirlerine benzer. Her ikisi
de güçlü ve esnek malzemelerdir. Aralarındaki önemli
farklardan biri grafenin iletken, MoS2’nin yarı iletken
olmasıdır. Diğer yandan MoS2, grafene kıyasla kimyasal açıdan
çok yönlü bir malzemedir. Örneğin yüzeyine ufak tefek
müdahaleler yapılarak mikroorganizmaları yakalamak için
yararlanılacak bir malzemeye dönüştürülebilir.
Bugün MoS2 üzerine yapılan araştırmalarda karşılaşılan
zorluklardan biri, malzemenin sentezi için kullanılan yöntemlerin
aşırı yüksek basınç ve aşırı yüksek sıcaklıklar gerektirmesidir.
Rensselaer Politeknik Enstitüsünde çalışan bir grup araştırmacı,
bu soruna çare olabilecek bir yöntem geliştirdi. James Rees, Yuri
Gorbi ve Shayla Sawyer, Biointerphase’de yayınladıkları bir
makalede Shewanella oneidensis türü bakterilere, MoS2
nanoparçacıkları ürettirmeyi başardıklarını açıkladılar.

Bazı bakterilerin oksijensiz ortamda
da solunum yapabildiği yüz yıldan
uzun bir süredir bilinir. Shewanella

oneidensis de bu tür bakterilerin bir
örneğidir. Bu bakteriler solunum

yaparken eğer ortamda oksijen varsa
oksijen atomlarına elektron aktarır.
Ortamda oksijen olmadığında ise

elektronlar çeşitli metal bileşiklerine
aktarılır ve bu bileşikler

nanoparçacıklar hâlinde çökelir.
Araştırmacılar, deneme yanılma süreçleri sonucunda, molibden
trioksit (MoO3) ve sodyum tiyosülfat (Na2S2O3.H2O) bulunan
ortamda büyütülen bakterilerin oksijensiz solunum sırasında 50-
300 nanometre çapında MoS2 parçacıkları ürettiğini keşfetmişler.

MoS2 üretmek için kullanılabilecek yeni yöntemde aşırı yüksek
basınç ya da aşırı yüksek sıcaklıklara ihtiyaç duyulmaması önemli

bir avantaj. Bu yöntemle ilgili önemli bir sorun ise ortaya çıkan
nanoparçacıklarda ki atom dizilimlerinin elektronik cihazlarda
kullanılmaya yetecek kadar düzenli olmamasıdır. Araştırmacılar
bir sonraki hedeflerinin bu sorunu aşmak olduğunu söylüyorlar.

Atomlardan Raylar, Moleküllerden Vagonlar

Bir grup araştırmacı yaptığı çalışmalar sonucunda bir molekülün
atom ölçeğindeki hareketlerini kontrol etmeyi başardı.

Günlük hayatta kullandığımız makinelerin atom ölçeğinde
benzerlerini yapmak için bir grup bilim insanı uzun süredir çalışmalar
yürütüyor. Özellikle 2016 yılındaki Nobel Kimya Ödülü’nün moleküler
makinelerin ilk örneklerini geliştiren araştırmacılara verilmesinden

sonra bu alanda yapılan çalışmalar hız kazanmaya başladı.

Bugüne kadar gerçeğe dönüştürülmüş moleküler makineler arasında
motor, asansör ve kaslara benzer biçimde çalışan esnek yapılar var.
Günümüzde moleküler makineler üzerine yapılan araştırmaların

yoğunlaştığı bir konuysa bu basit makineleri yararlı amaçlar için
kullanılabilecek daha karmaşık sistemlerin bir parçası hâline
getirebilmek oldu.

Moleküler makinelerin potansiyel kullanım alanlarından biri de
ilaçları vücudun belirli bölgelerine taşımak olabilir. Bu amaca
ulaşmak için aşılması gereken en büyük zorluklardan biri ise
moleküler makinelerden oluşan sistemlerin atom ölçeğindeki
hareketlerinin nasıl kontrol edileceğidir. Dr. Donata Civita ve
arkadaşları yakın zamanlarda bu zorluğun aşılması açısından çok
önemli bir başarıya imza attı. Araştırmacılar, Science Dergisinde
yayınladıkları makalelerinde, bir molekülün bir yüzey üzerindeki
hareketlerini kontrol etmeyi başardıklarını açıkladılar. Molekül,
tıpkı bir trenin raylar üzerinde hareket etmesine benzer bir
biçimde, 150 nanometre uzunluğundaki düz bir hat üzerinde arzu

edildiği gibi ileri-geri hareket ettirilebiliyor.

Araştırmacılar, yaptıkları deneylerde
dibromoterflüoren (DBTF) moleküllerini ve
gümüş yüzeyleri kullanmışlar. Hem kullanılan
molekülün hem de kullanılan yüzeylerin yapısının
elde edilen sonuçlar açısından çok önemli olduğu
belirtiliyor. Başka bir deyişle aynı yöntemlerin
başka moleküller ya da başka yüzeyler üzerinde
kullanılması benzer sonuçları vermeyebilir.

Araştırmacılar, molekülün hareketlerini kontrol
etmek için taramalı elektron mikroskoplarından
(STM) yararlanıyor.
Önce, mikroskopların uçları kullanılarak
molekülün yönelimi belirli bir rota üzerinde
hareket etmeye uygun hâle getiriliyor. Daha sonra
elektrik alanları yardımıyla moleküle itme-çekme
kuvvetleri uygulanarak düz bir hat üzerinde ileri-
geri hareket etmesi sağlanıyor. Bu yöntem ile
molekülün hareketi o kadar hassas bir biçimde
kontrol edilebiliyor ki molekül 150 nanometrelik
hareketin sonunda, belirlenen rotadan en fazla 0,1
nanometre sapıyor.

En can alıcı kısımlarından biri, geliştirilen moleküler makineyi
gelecekte dokulara ilaç dağıtımı yapan daha karmaşık bir
makinede “yük vagonu” gibi kullanmak mümkün olabilir.

Ancak bu amaca ulaşmak için hâlâ aşılması gereken pek çok
zorluk var. Örneğin vagonlara ilaçların nasıl yükleneceği,
dokuların içinde bu vagonların nasıl boşaltılacağı gibi.
Ayrıca vagonların hareketlerini kontrol edecek moleküler
makinelere de ihtiyaç var.

Yazar:BERNA GÜVE

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

ISPANAKTAKİ DEMİR ORANI 35 MG’DIR

Küçüklüğümüzde Temel Reis izlediğimizde
gördük ki ıspanak yediğimizde içinde

bulunan demir oranından dolayı çok güçlü
olabiliriz. Bu bir efsane olup yüzleri
güldüren bir yazım yanlışı sonucu

olmuştur. 100 gramında 3.5 mg demir
bulunan ıspanak, hata sonucu 35 miligram

olarak kayda geçmiştir. Bu efsaneye sebep
olan kimyacımız Erich von Wolf’tur.

AVUSTRALYA’NIN BAŞKENTİ
SYDNEY’DİR

Sydney, Avustralya denilince akla
gelen ilk şehir ve bu şehir
ülkenin merkezinde olmasına
rağmen ülkenin başkenti
değildir. Yine de ekonomik
anlamda ülkeye katkısı göz ardı
edilemez. Gece hayatı bitmeyen
bu şehri renkli dünyasıyla
hatırlayıp Avustralya
başkentinin Canberra olduğunu
unutmamak gerekir.

EDİSON, TESLA’DAN AMPUL İCADINI ÇALMIŞTIR

Arasında büyük elektrik savaşı
olan bu mucitlerimizin birçok
icadı olmuştur fakat icat çalma
durumu yerine Edison’un
pazarlama şakası üzerine yolları
ayrılmıştır. Edison ampulü, Tesla
ise kablosuz ampulü icat etmiştir.
Edison’un adını daha çok
duyurma sebebi ise girişimci
zekasıdır.

MACENTA RENGİ VAR MIDIR?

Macenta rengine karşılık gelen dalga boyu
olmadığından bu renk teknik olarak yoktur.
Gözdeki uzun ve kısa konilerin kırmızı ve
maviyi aynı anda uyardığında görünür.
Normalde yeşil görünmesi beklenirken
yeşil renk uyarıcı halde olmadığından yeşil
görünmez ve bu durumda göz panikler.
Bunun sonucunda macenta rengi beyin
tarafından uydurulmuş olur.

EN ÇOK SAAT DİLİMİ KULLANAN ÜLKE RUSYA’DIR DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Yüz ölçümü yüzünden en çok saat dilimine sahip olan ülkenin
Rusya olabileceği düşünülebilir fakat bu ülke, deniz aşırı birçok
toprağa sahip olmasından Fransa’dır. Fransa’da 12 farklı saat
dilimi bulunmaktadır. Rusya’nın ise 9 zaman dilimi vardır.

İNCİ KÜPELİ PORTRE YAVUZ SULTAN SELİM’İN PORTRESİDİR

Yavuz Sultan Selim’in kendisinin de bir kul
olduğunu kendisine hatırlatmak amacıyla
küpe taktığı rivayet edilir fakat bu küpe halka
şeklindedir. Gösterişten hoşlanmadığından
kölelerin kullandığı halka küpeyi kullanır.
Peki, portredeki kişi kimdir? Hz. Hüseyin’in
şehadet kanını temsil eden kırmızı börk ve
12 imamı temsil eden 12 dilimli sarıktan
dolayı Şah İsmail olduğu tahmin
edilmektedir.

Yazar: Esma SONĞAN

BİZDEN SİZE

"Kulübümüzde hayatım için zor ve keyifli bir dönem
geçirdim. Kulüp faaliyetlerinin insan hayatındaki
önemini zaman geçince daha çok fark ediyoruz.
Bir mühendisin olmazsa olmazı proaktif düşünmeyi
kulüpte daha çok geliştiriyoruz. 20. yılında daha büyük
bir aileyiz.
2016-2017 Yönetim Kurulu Başkanı
İHSAN NETAŞLI”

Merhaba Canım KMK Ailesi,
Üniversite hayatının en keyifli ve unutulmaz günlerini kulüpte geçirmiş biri
olarak, burada sizlerle tekrardan buluşuyor olmak benim için çok mutluluk

verici. Bu nedenle başta Affinite Ekibi olmak üzere emeği geçen herkese
başarılı bir işe daha imza attıkları için teşekkürler. Birkaç yıl önce ekip olarak

hem sosyalleşmek hem de kariyer yolculuğumuza katkı sağlamak amacıyla
çıktığımız bu yolda, geriye birbirinden güzel anlar ve anılar bıraktık.

En önemlisi de zamanında emek verip, gurur duyarak gerçekleştirdiğimiz
güzel işlerin, sizler tarafından devam ettirildiğini ve daha da iyilerinin
yapıldığını görüyoruz.

Bu duygunun paha biçilemez olduğunu yıllar
sonra yeni dönemleri takip ederken daha iyi
anlayacağınıza eminim. Kulüpte yer aldığınız süre
boyunca edindiğiniz tecrübeler, bir ekibe gönüllü
olarak dahil olup emek vererek yarattığınız
çalışmalar iş hayatına atıldığınızda sizi güçlü kılan
değerleriniz haline geliyor. Dilerim kulüpte
geçirdiğiniz zamanların sonuna kadar tadını
çıkarıp, gülümseyerek hatırladığınız bir sürü
deneyiminiz olur.

Sevgilerimle,
2017-2018 Yönetim Kurulu Başkanı

YASEMİN AĞAÇBÜKEN

Merhabalar Canım İÜC KMK Ailem!
Yıllar sonra sizlerle bu satırlarda buluşuyor
olmak benim için fazlasıyla heyecan verici
oldu. Yıllar önce dergi çıkartma hayali ile
çıktığımız bu yolda çeşitli engellere takılmış
ancak bu yoldan vazgeçmemiştik.
Emeklerimizin meyve verdiğini görmek benim
için fazlasıyla anlamlı. İlk olarak sizlerle
buluşmamıza aracılık eden tüm Affinite
ekibine teşekkür ederim.

Üniversiteye başlarken hepimizin asıl amacı bir meslek edinmek ve
kendimizi iş hayatına hazırlamak oluyor. Hele ki mühendislik
fakültesinde okuyan çoğu öğrenci maalesef yalnızca okulu
bitirebilmenin çabası içerisinde. Ancak okul hayatım boyunca
öğrendiğim en değerli şey burada yalnızca bir meslek
kazanmadığımız oldu. Üniversite hepimize bir hayat görüşü ve yeni
bir ufuk kazandırıyor. Okurken kendimizi tanıyor ve hayata karşı
duruşumuzu geliştiriyoruz. Kendimizde bulunan iyi veya gelişime açık
yönleri tespit ederken de öğrenci kulüpleri bizlere fazlasıyla aracılık
ediyor. Daha hazırlık öğrencisiyken tanıştığım KMK sayesinde; okula
başladığım zamanki ben ile şu anki Elif'i birbirinden çok farklı
olduğunu görebilmekteyim. Üniversiteye gelirken farklı hayallerim
tamamen farklı hedeflerim vardı. Ancak mezun olurken "İyi ki
buradaymışım, iyi ki KMK ile tanışmışım!" dedim. Benim için sayısız
tecrübe ve iyi-kötü çok değerli anılar ile mezun oldum. Bir kulüp
amaaan diyip geçmeyin, tam o noktada hayatınız farklı bir yola
girebilir, benden söylemesi . Gelişim hayatımız boyunca devam
ediyor, ona yön verebilmek bizim elimizde. Önemli olan yola çıkmak.
Yolda kalın, sevgiyle kalın...
Sizleri çok seviyorum
2018-2019 Yönetim Kurulu Başkanı
ELİF BERK"

“Sözlerime canımız kulübümüzün, siz değerli
Affinite okuyucularına selamlarımı ileterek

başlamak istiyorum. Yıllar önce çömez bir üye
olarak katılıp, en sonunda da yönetim kurulu

başkanlığı onuruna eriştiğim biricik
kulübümün yönetim kurulu, şu an bu yazıyı
bana yazma gururunu yaşattıkları için tarifsiz

bir sevinç içerisindeyim.

Girdiğim ilk günden, koltuğu devrettiğimiz ana kadar bir kez
bile bana pişmanlık yaşatmamış, içerisinde bulunduğum her

an için iyi ki olarak bahsedeceğim KMK'da, geçirdiğim süre
boyunca, hayatıma sayısız katkıda bulunacak birçok deneyim

elde etme şansım oldu. Ekip arkadaşlarımla birlikte kimi
zaman gerginlik üst safhaya çıksa bile, dayanışmanın ve takım

çalışmasının imkansızı imkanlı kılabileceğine defalarca
tanıklık ettik. Tam olarak bu sebeple de en zorlu durumlarda

bile birbirimize inancımızı hiçbir zaman kaybetmemiş
olmamızın haklı gururunu da hala daha paylaşmaktayım. Bana

arkadaşlıkların ve anıların en güzellerini katmış KMK'ya bir
kez de sizin okuyuculuğunuzda teşekkür etmek, yerimizi

bıraktığımız eski ekip arkadaşlarıma da sevgilerimi ve başarı
dileklerimi iletmek isterim. Umarım hepimiz için muhteşem

bir yıl olur! :)
2019-2020 Yönetim Kurulu Eş Başkanı

ONUR TURA"

Merhabalar Affinite Okuyucuları ve KMK Ailesi;
Öncelikle zamanınızı ayırıp bu yazıyı okuyan siz
değerleri okuyuculara ve bana bu fırsatı tanıyan
Affinite dergisi ekibine canı gönülden teşekkür etmek
isterim. Benim KMK ailesi ile geçmişim 2016-2020
yılları aralıklarında kulübe adeta kök salmışçasına
kulübümüzün Yönetim Kurulunda kademeli olarak
görev almam ile gerçekleşti.

İlk toplantısına katıldığımda amacım hazırlıkta boş olan vaktimi
değerlendirmek, bölüme dair bilgi edinmek ve yeni arkadaşlar edinmek için
olmuştu. O dönemde bulunan başkanımız İhsan Netaşlı ve başkan
yardımcımız Büşra Şengöz sağ olsun beni yönetim kuruluna alarak KMK
ailesine ilelebet sürecek olan bağlılığımın temellerini atmış oldu. Bu bağlılık
ve içinde bulunma isteğim; her sene yeni tanıştığım insanlarla, edindiğim
görevlerle ve kulüp içerisindeki başarılarımızın artmasıyla sürekliliğini
korumaya devam etti. Sevgili kulübüm sayesinde iş hayatına başlamadan
önce kulüp içerisinde edindiğimiz başarıları somut olarak (bir oda dolusu
sponsorluk ürünü gibi ) görünce yaptığınız çalışmaların küçük büyük fark
etmeksizin ne kadar güzel bir şey olduğu hissini yaşayabilme şansını elde
ettim. Tüm bu süreçte ne olursa olsun karşımıza çıkan tüm sorunlara karşı
iyi bir ekibin yanınızda bulunuyor olması aranızda anlaşmazlık çıksa bile
sonunda tatlıya bağlanması kadar güzel bir şeyin olmadığını yine kulübümüz
sayesinde deneyimleyerek öğrendim. Ben kulüp içerisinde öğrendiğim,
bildiğim her şeyi, yaşayarak deneyimledim ve bunu paylaştım. Bunu da
sevdiğim için uzun süre kulüpte kaldım. Siz de tüm bu süreçleri kesinlikle
kulüp içerisinde bir uğraş edinip nasıl bir şey olduğunu katılarak
anlayabilirsiniz. Yazımı en son siz okuyucularımızın huzurunda, görev
aldığım süreçte yer alan başkanlarıma (Yasemin AĞAÇBÜKEN, Elif BERK) ve
ekiplerine, yeni dönemde bu zorlu koşullarda başkanlık görevini
sürdürmekte olan Hazar SAMANCIOĞLU ve ekibine, en çok da biricik
arkadaşım ve Eş Başkanım Onur TURA ve bizimle yer alan ekip
arkadaşlarıma emekleri ve anlayışları için çok teşekkür ederim.
Umarım her daim geçireceğiniz vakitleriniz sağlıklı ve mutlu olur.
Kulübümüzün daha nice 20 yıllarına!
2019-2020 Yönetim Kurulu Eş Başkanı
ANIL SARIBOĞA"

b2b Doç. Dr. Selim Aşçı

Son zamanlarda Avcılar Kampüsü girişinden
(eski araç girişinden) Atatürk heykeline doğru
baktığımda, heybetli ağaçların arasından göle

uzanan manzara beni çok etkiler oldu.

Bu durumu arkadaşlarımla “öğrenciliğimizde kıymetini mi
bilemedik? Bu kadar güzel olduğunu fark etmemiştim.” diye
paylaşırım. Bu durumun sonradan nedenini anladım. Bizim Kimya
Mühendisliği bölümünü kazanıp kampüse ilk girdiğimiz yılların
üzerinden yirmi seneden fazla zaman geçmişti. Bu süreçte genç ve
daha cılız ağaçlar geniş gölgeli heybetli ulu ağaçlara dönüşmüştü.
Kimya Mühendisliği Kulübü’nün kuruluşunun 20. yıl dönümü
anısına yapılan organizasyondan bahsedilince çok etkilendim. İlk
duyduğum andan itibaren aklıma fakülte önündeki ağaçlar geldi.
2001 yılında iki üç arkadaşla diktiğimiz ince bir fidandı Kimya
Mühendisliği Kulübü. Şimdi bakıyorum ne çok organizasyon ve
emek ile beslenmiş 20 yıllık koca bir çınar olmuş. İlk kuruluş
aşamasında yanımda olan arkadaşlardan bugüne kadar emeği
olan herkesi canı gönülden tebrik ediyorum. Bugün ve ileride bu
satırlara gözü takılacak genç meslektaşlarıma naçizane tavsiyem
şu örneği hayatta düstur olarak görebilmek, karşılığını çabuk
alacağımız kolay hedefler yerine yıllar boyu emek verdiğimiz nazlı
fidanlar dikip, sabır göstermek ve karşılığında bunları paha

biçilmez eşsiz bir ormana dönüştürmek olacaktır.
Kulüp ve mezuniyet sonrası farklı organizasyonlarla hep bir
arada ve birlik olan bir bölüm olmamız temennisiyle, hepinizi

en içten dileklerimle selamlıyorum.

Yavuz Selim AŞÇI

Kimya Mühendisliği Kulübü
Kurucu Başkanı

B2B

Prof. Dr. Mehmet Ali Faruk Öksüzömer

Merhabalar Faruk Hocam, öncelikle dergimizin 20.yıl sayısında bizlerin söyleşi
davetini kırmayarak sorularımıza yanıt verdiğiniz için çok mutluyuz. Dilerseniz
ilk sorumuzla başlayalım. Sayın Prof. Dr. Mehmet Ali Faruk ÖKSÜZÖMER kimdir,
sizleri tanımayan, üniversitemizi yeni kazanacak arkadaşlarımız ve dergimizi
takip eden sevgili okurlarımız için biraz yakından tanımamız mümkün müdür?

Öncelikle İÜC KMK’nın 20.yılı kapsamında derginizde bana yer
ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Keşke bütün kulüp üyesi
arkadaşlarla bir araya gelip bu söyleyişiyi yapabilseydik. Fakat
devam eden pandemi süreci nedeni ile bunu gerçekleştiremedik.
Kimya Mühendisliği Bölümü Proses ve Reaktör Tasarımı Anabilim
Dalı öğretim üyesiyim. Ayrıca yine aynı anabilim dalı Başkanlık
görevini de 2020 yılı haziran ayından beri devam etmekteyim.
Anabilim dalımız çalışma konuları kataliz ve katalitik süreçler, yanma
ve yakıt teknolojisi, polimer teknolojisi, enerji, kimyasal reaksiyon
mühendisliği genel başlıklarından oluşmaktadır.
Uzmanlık alanı olarak kataliz ve katalitik süreçler, yakıt hücreleri
alanında çalışmalarımı sürdürmekteyim. Ayrıca İstanbul Kalkınma
Ajansı’nın 2015 yılı Yenilikçi İstanbul Mali destek programı
kapsamında ‘İstanbul Üniversitesi Ön kuluçka Merkezi’ projesinde
görev aldım ve İnventist ismi ile kurulan bu ön kuluçka merkezinin
girişimcilerinin iş fikri başvuruları ile özel bir programın parçası
olarak; eğitim ve mentorluk sürecine, yatırımcılar ile buluşma
olanağına, ulusal veya uluslararası girişimcilik programlarına
başvurma fırsatına sahip olmasını proje ekibi olarak sağladık. Bunun
yanı sıra 2015-2018 yılları arasında TÜBİTAK-TEYDEB-METATEG
komite üyeliği görevini yaptım. Görevim kapsamında sanayi
kuruluşlarının kendi aralarında, üniversitelerle ve araştırma
kurumlarıyla ulusal/uluslararası işbirliği ve teknoloji transfer
mekanizmaları oluşturmalarına katkıda bulunmaya çalıştım.

İÜC KMK’nın 20.yılı kutladığımız bu sayımızda bizlere biraz kulüp
danışmanlığımızı yaptığınız dönemlerindeki etkinliklerinden
bahsedebilir misiniz?

Kimya Mühendisliği Kulübü’nün gelmiş olduğu noktayı görünce gurur
duyduğumu belirtmek isterim. Özellikle pandemi sürecinde sosyal medyayı
etkin olarak kullanan bir ekibin görevde olması Kimya Mühendisliği Kulübü
için büyük bir farkındalık oluşturmaktadır. Kulübün danışman öğretim üyesi
olarak görev yapmaya başladığımda kulübümüzün etkinlikleri çok sınırlıydı.
2006 yılında kulüp danışmanlığına başladım ve ilk kulüp başkanlığı için bir
öğrenci başvurmuştu. Bu durum beni gerçekten üzmüştü. Ama seçilen kulüp

başkanları ve tüm ekip arkadaşları her dönem planlı ve ilgi gören işler
çıkardılar. Özellikle teknik gezilere çok önem verdim Kimya Mühendisliği

öğrencilerinin farklı çalışma alanları ile ilgili fabrika gezileri yaptık.
Petkim, Sandoz, Aksa Akrilik, Organik Kimya, Şişecam, Abdi İbrahim İlaç,
Korozo,Betek Boya v.b. hatırlayabildiğim farklı alanlarda firmalara teknik
geziler yapıldı. Bu geziler sayesinde kurulan ilişkiler ile öğrencilere staj
imkanları sağlandı. Ayrıca Kimya Mühendisliği günleri kapsamında bizden
mezun olup sektöründe başarılı olan arkadaşlara ve fabrika gezilerinde

kurulan ilişkiler sayesinde ilgili kurumların üst düzey yöneticilerin
bölümümüzde seminerler vermesi sağlanmıştır.

Bunun yanı sıra hem görsel hem de sosyal medyada etkin olan bazı kişilerin
de seminer vermesine de çalışılmıştır.

Kulübümüze danışmanlık yaptığınız dönemde kulübümüzle ilgili
unutamadığınız anınız nedir, kısaca bizlere anlatır mısınız?

Seneyi tam olarak hatırlayamıyorum ama Kimya Mühendisliği Seminer
günleri kapsamında üst düzey firmalardan yöneticilerin seminerleri

yapılacak. Öyle ki firmalar üretim, insan kaynakları, kalite kontrol müdürleri
ve mezun çalışanları olarak tam kadro gelmişler. Programın yapılacağı gün
odamın kapısında kulüp başkanı ve yönetim kurulu beni bekliyor. Hocam her

şey tamam fakat öğrencilerin seminer saatlerinde laboratuvarları var.
Konferans salonu boş kaldı. İş başa düşünce laboratuvarda ki tüm yüksek

lisans ve doktora öğrencilerini, asistan arkadaşları da zorunlu seminer
izleyicisi yaparak konferans salonunun doldurulmasını sağladık. Daha sonra

bu sorunu çözmek için ilgili dersi veren öğretim üyesi ile konuşarak
seminere giren öğrencilere katılım sertifikası verildi ve girmediği dersten de

yoklaması eksik tutulmadı. Böylesi ufak görünüp son dakika kocaman
olabilen sorunlar da oluyordu.

Son olarak sizlere şunu sormak istiyoruz. Üniversitemiz kimya
mühendisliği bölümümüzün ve kulübümüzün sizler için önemi ve
diğer üniversitelerden farklı kılan yanları nelerdir?

Kimya Mühendisliği bölümleri ülkemiz açısından büyük önem
taşımaktadır. Özellikle son yıllarda enerji, petrokimya, malzeme,
biyoteknoloji ve bağlantılı teknolojik alanlarda kimya
mühendislerinin bulunma potansiyeli giderek artmaktadır.
Dolayısıyla kendi bölüm mezunlarımızın kalitesini artırmak
zorundayız. Bu bağlamda Kimya Mühendisliği Kulübü bölümün
tanınırlığının artması için oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bölüm
olarak kulübümüze sunulan desteğin artırılması gerekmektedir.
Çünkü yapılan organizasyonlar, teknik geziler için sponsor ve bütçe
bulmak bu işin en zor kısımlarındandır. Şimdiye kadar kulüp
başkanı ve yönetim kurulu üyeleri bu durumu başarı ile
çözmüşlerdir. Ayrıca Kimya Mühendisliği Kulübü diğer mühendislik
kulüplerinden farklı olarak tek başına organizasyon yapabilen ve bu
organizasyonların sürekliliğini de sağlamış durumdadır. Malum
pandemi sürecinde kulüp çalışmalarını sosyal medyadan takip
ediyorum. Çok başarılı işler çıkarmaktasınız. Burada tüm kimya
mühendisliği öğrencilerinin ve hala etkin bir şekilde
faydalanılamayan mezunlarımızın da yapılan sosyal medya
etkinliklere katılımının artırılması gerektiğini de hatırlatmak
isterim.

Kulübümüzün 20.yılı kutlu
olsun. Nice 20 yıllara hep
birlikte olalım. Bu kapsamda
bana da yer verdiğiniz için çok

teşekkür ederim.

b2b

b2b
Dr. Öğr. Üyesi Hasan Özdemir

Merhabalar Hasan Hocam, öncelikle dergimizin 20.yıl sayısında bizlerin
söyleşi davetini kırmayarak sorularımıza yanıt verdiğiniz için çok mutluyuz.
Dilerseniz ilk sorumuzla başlayalım.
Sayın Dr. Öğr. Üyesi Hasan ÖZDEMİR kimdir, sizleri tanımayan, üniversitemizi
yeni kazanacak arkadaşlarımız ve dergimizi takip eden sevgili okurlarımız
için biraz yakından tanımamız mümkün müdür?

1985 yılında Tekirdağ’da doğdum. 2003 yılında Tekirdağ Anadolu
Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Kimya Mühendisliği
Bölümü’nü kazandım. 2007 yılında Bölüm Birincisi olarak mezun
oldum ve hemen ardından Tübitak Bursiyerliği kazanarak, Proses ve
Reaktör Tasarımı A.B.D.’de yüksek lisansa başladım. 2015 yılında
yine aynı Anabilim Dalı’nda doktoramı tamamladım. 2012 yılında
Araştırma Görevlisi olarak görev yapmaya başladım ve Şubat
2020’den beri Dr. Öğretim Üyesi olarak görevimi sürdürmekteyim.

İÜC KMK’nın 20.yılı kutladığımız bu sayımızda bizlere biraz kulüp
danışmanlığımızı yaptığınız dönemlerindeki etkinliklerinden bahsedebilir
misiniz?

Halen danışmanlığınızı yapıyorum, resmen üzerime yapıştı☺. Şaka
bir yana, kulübümüz yaklaşık 5 seneden beri her geçen yıl üzerine
daha da koyarak ilerliyor. Benim danışmanlığa başladığım
zamanlarda teknik geziler ve yıl sonu etkinliğimiz mevcut iken artık
bazı özel gün etkinleri, sosyal sorumluluk projeleri, eğitimler
düzenleniyor ve online dergimiz de var daha ne olsun? ☺ Özellikle
sizleri bu pandemi dönemindeki başarılarınızdan ve
çalışmalarınızdan dolayı kutluyorum.
Beni hiç yormadığınız için ayrıca teşekkür ediyorum☺.

Sizlerin döneminden itibaren kulübümüzün gerek kulüp yönetimindeki
arkadaşlarımıza gerekse üyelerimize sağlamış olduğu katkılar nelerdir,

çalışmaları nasıl yorumlarsınız?

Benim dönemimde seçilen Başkanlarımız mutlaka Yönetim Kurulları
oluşturmuş ve farklı birimler oluşturarak görev dağılımı

sağlamışlardır. Böylece kulüpteki arkadaşlarımız hangi işleri daha iyi
yapabileceklerini düşünüyorlarsa o işlere yoğunlaşmışlardır. Ancak
şu da bir gerçek ki tüm kulüp yönetimindeki arkadaşlarımız ihtiyaç
olan her konuda birbirlerine yardıma koşmuşlardır. Bu bağlamda

tüm kulüp yönetiminde bulunan arkadaşlar organizasyon, idare,
yardımlaşma ve sosyalleşme konusunda çok ciddi deneyimler

kazanmışlardır. Kulübümüzde sadece yönetimde bulunan arkadaşlar
değil üyeler de aktif görevler alabildiğinden hem kulüp işleyişini
öğrenme hem de benzer deneyimleri yaşayabilme şansı
yakalamaktadırlar. Kulübün işleyişinde hem yönetimin hem de
üyelerimizin fikirlerine oldukça önem verilmektedir.
Her geçen sene kulübümüz canla başla çalışarak, üzerine daha da
koyarak gelişmektedir. Şu andaki çalışmaları ben de sizin gibi

heyecanla takip ediyorum ve dergimizin ilk defa hayata geçirilmesi
ile ilgili çalışmalarınızdan dolayı sizleri canı yürekten kutluyorum.

Bu ivme ile daha da iyi yerlere geleceğimizden hiç şüphem yok.

Kulübümüze danışmanlık yaptığınız dönemde kulübümüzle ilgili
unutamadığınız anınız nedir, kısaca bizlere anlatır mısınız?

Yasemin (Ağaçbüken) arkadaşımızın Başkanlığı döneminde, Kocaeli-
GEBZE civarında bulunan bir otomobil üretim tesisine teknik geziye

gitmiştik. Arkadaşlara yapmayın etmeyin çok işim var dememe
rağmen ☺ 10:00 gibi kampüsten geziye çıktık. Çok güzel bir gezi
olmuştu ancak eve dönüşüm malum İstanbul trafiği sebebiyle saat

00:00’ ı bulmuştu, hiç unutamam☺, Sağ ol Yasemin☺.
Bir de Elif (Berk) arkadaşımızın Başkanlığı döneminde KMZ’19

etkinliği için 3Y1T(3 Yabancı bir Türk) isimli Youtuberları
getirmek istedikleri zamanki tepkimi ve etkinlik esnasındaki

izdihamı hiç unutamam☺.

Son olarak sizlere şunu sormak istiyoruz. Üniversitemiz kimya mühendisliği
bölümümüzün ve kulübümüzün sizler için önemi ve diğer üniversitelerden
farklı kılan yanları nelerdir?

Mezunu olmam sebebiyle benim için yeri bambaşka, 13 senedir
içinde olunca aidiyet yüksek oluyor haliyle☺. Çok iyi Hocalardan
dersler aldık, sayelerinde kuvvetli bir bilimsel altyapımız oluştu.
Bizler de bölümümüzü geliştirmek için elimizden geleni yapıyoruz.
Bölümümüzün altyapısı pek çok benzer bölüme kıyasla iyidir ve
özellikle yeni yapılan binalar tamamlandıktan sonra daha iyi bir
altyapı ile harika bir bölüme kavuşacağımızı düşünüyorum.
Bölümümüzün diğer üniversite bölümlerinden en önemli farkı
kuvvetli kimya altyapısı sağlamasıdır. Zira iyi kimya bilmeden iyi
bir kimya mühendisi olunabileceğini düşünmüyorum. Ayrıca iyi
bir mühendis olmak için gerekli olan özelliğin iyi bir eğitimden
ziyade kişinin kendisini iyi yetiştirmesi olduğunu düşünüyorum.

Kulübümüze gelince 5 seneden beri danışmanlığını yapıyorum,
sanki hep ben danışmanmışım gibi hissediyorum☺.

Sizlerin de sayesinde çok daha iyi yerlere geleceğini biliyorum, sizler
de her zaman bu kulübe sahip çıkın diyorum. Bölümümüzün

tanıtımı ve öğrencilerimizin hem bilgi sahibi hem de firmalarla
iletişim aracı olması sebebiyle bölümümüzde oldukça önemli bir

yere sahip olduğunu düşünüyorum.

20. Yılımız kutlu olsun,
nice 20. senelere inşallah.

b2b

TURKCHEM FUARI10/11/2018 BAŞL

40. VODAFONE
İSTANBUL
MARATONU
11/10/2018

ÇORBADA SANDOZ İLAÇ
TUZUN OLSUN TEKNİK GEZİSİ

19/11/2018 13/04/2017

FÜZYON 11/10/2018
GÜNLERİ
40. VODAFONE
02/10/2018 İSTANBUL
MARATONU
WORLD CLEAN UP DAY
SABUN WORKSHOP
15/09/2018
05/12/2018

ANGIÇ 3M Gezisi 30/11/2019

FÜZYON TÜMKAF
GÜNLERİ
14/10/2019
13/10/2019
CESSMU X.KMG

06/12/2019

PARFÜM WORKSHOP FÜZYON GÜNLERİ
12/02/2020 KARİYER MÜHENDİSLİĞİ
16/10/2020 02/10/2019

ETKİLİ SUNUM
TEKNİKLERİ
EĞİTİMİ
19/02/2020

EATON TEKNİK GEZİSİ 26/04/2019

FÜZYON GÜNLERİ AĞAÇ BAYRAMI ETKİNLİĞİ 11/11/2019
03/10/2019

BULMACA

20. Yıl Özel

1

5
4

2

Katı sıvı veya gaz halindeki bir
maddenin, katı sıvı veya gaz
halindeki başka bir ortam
içerisinde homojen olarak
dağılmasına denir.

12 C3 4 5

AFFINITE
OCAK 2021

3. SAYI

Ekip Bilgileri
Dergi Yönetim Ekibi

İÇERİK-YAZIM DÜZENLEME EKİBİ

İçerik Yazım Düzenleme Direktörü: Nihat Hazar SAMANCIOĞLU
İçerik Yazım Düzenleme Direktörü: Berfu GÖNÜLTAŞ

İçerik Yazım Düzenleme : Betigül ÇAKMAK, Esma SONĞAN, Burçin
DEBRELİOĞLU, Zehra HOŞ, Berna GÜVE, Doğuş ŞENOL

İÇERİK-İMLA KONTROL EKİBİ

İçerik-İmla Kontrol Direktörü: Dila ŞEN
İçerik-İmla Kontrol Direktörü: Didem LEFKUR
İçerik-İmla Kontrol : Didem TOPUZ, Pelin TUNÇYÜZ. Anıl SARIBOĞA,

Rümeysa ARAS

TASARIM EKİBİ

Tasarım Ekibi Direktörü: Veibe MAKSUTİ
Tasarım Ekibi Direktörü: Alperen Berkay ORAL

Tasarım Ekibi : Efe AYDIN & Aysu GÜNEY


Click to View FlipBook Version
Previous Book
Terror_Norwood
Next Book
Final_Frontier_Fritschle