The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.

Bu dergi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa, Kimya Mühendisliği Kulübü tarafından tasarlanmıştır.

Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by ves, 2021-08-20 15:49:11

AFFINITE Temmuz&Ağustos Sayısı

Bu dergi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa, Kimya Mühendisliği Kulübü tarafından tasarlanmıştır.

AFFINITE

A F F I N I TE
Temmuz – Ağustos 2021

Sevgili Affinite Okuyucuları,

Ben, İstanbul Üniversitesi – Cerrahpaşa Kimya
Mühendisliği Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi Veibe
MAKSUTİ. Kimya Mühendisliği Kulübümüzün
Medya ve İletişim Koordinatörü olarak sizlerle
Affinite E-dergimizin yaz sayısını paylaşacağım.

2020-2021 KMK Ekibi olarak bu dönem sizlere sunduğumuz AFFINITE
dergisinin son sayısı olan Nükleer Kimya ile karşınızdayım. Nükleer Kimya,
nükleer reaksiyonların ve kimyadaki kullanımlarının incelendiği bilim dalıdır.
Kimyanın bu alanı hayatımızı çeşitli yönlerden etkilemektedir. Örneğin
Radyoaktif Elementleri tıpta teşhis ve özellikle kanserde tedavi araçları olarak
kullanıyoruz. Nükleer Kimya NEDİR? bu alanda yapılan GÜNCEL
ÇALIŞMALAR nelerdir, bunları bu sayımızda hep beraber göreceğiz. Bir fikrin
oluşumunu ve gelişimini incelediğimiz İDE-A başlığımızda çeşitli bilim
insanlarının bugüne kadar Nükleer Kimya ile ilgili yürüttüğü çalışmaları
inceleyeceğiz. Bilim tıpkı bir kara delik gibi sonsuzluğu çağrıştırır bana;
keşfedecek çok fazla gizem, bilinmeyen çok fazla gerçek vardır. Ancak bu
gizem ve gerçeklerin yaşamda her zaman güzel bir biçimde açığa çıkmadığını
da görüyoruz. Gökten düşen damlacıkların yağmur değil, asit olduğunu
anladığınız anı düşünün. Chernobyl faciasını ve bu faciada yaşananların
tekrarlanmasını önlemek adına alınan tedbirleri düşünün şimdi de. Bu noktada
tarihi okumaktan çok izlemek kimi zaman daha öğretici olabiliyor. Buna yönelik
olarak PERSPEKTİF başlığımızda sizler için zevk alacağınızı umduğumuz
başarılı bir dizi özeti hazırladık. BİRİ’KİM başlığımıza gelecek olursak; her
sayımızda birbirinden kıymetli bilim insanlarına yer verdiğimiz bu başlıkta, bu
kez Isidor (Israel) Isaac Rabi’den bahsettik. Sadece bilime değil, tasarıma da
yer ve değer veren dergimizin tasarım kolu olan ORİJİN’de aylık takvimimize ve
kulübümüzün minimalist çıkartmalarına ulaşabilirsiniz; bunun için QR kodlarını
okutmanız yeterli. BİLİMDEN HABERLER başlığımızda sizlerle temamızla
bağlantılı olan gündem konularını paylaşıyoruz. Gelelim kimsenin nereden
öğrendiğini bilmediği ama bir şekilde gerçek olduğuna inandığı DOĞRU
BİLİNEN YANLIŞLAR köşemize. Bu köşemizde vakit geçirdikçe, temelsiz
bilgilerini sorgulaması gerektiğini anlıyor insan. Son olarak, BULMACA’ya
geçmeden evvel, BAŞLANGIÇ köşemizde sizler için güzel bir gezi listesi
hazırladığımızın haberini de sizlere vermek isterim! Korkmadan, endişe
duymadan ve tadına vararak gezip tozacağımız günler yakında!
Dokuz sayı boyunca bizleri yalnız bırakmadığınız için teşekkür ederiz!

Hepinize keyifli okumalar dilerim.
MEDYA VE İLETİŞİM KOORDİNATÖRÜ, VEİBE MAKSUTİ

İÇİNDEKİLER

NEDİR Rümeysa Aras

Betigül GÜNCEL
Çakmak ÇALIŞMALAR

İDE-A Esma Sonğan

Burçin PERSPEKTİF
Debrelioğlu

BİRİ‘ Zehra Hoş
KİM

*Yazılarda bulunan QR kodlarını okutarak, kaynakları
öğrenebilirsiniz.

ORİJİN

(Tasarım Sayfası)

Berna BİLİMDEN
Güve HABERLER

D O Ğ RU Nihat Hazar
BİLİNEN Samancıoğlu
YANLIŞLAR

Doğuş Şenol B A Ş L A N G I Ç

BULMACA

Aysu Güney & Efe Aydın

NEDİR?

Dergimizin nedir başlığı altında, bu sayıdaki temamız olan nükleer
kimyanın ne olduğunu, ne tür araştırmalar ve sonuçlarının kendisini

meydana getirdiğini inceleyeceğiz. Bunlara ek olarak kısaca
radyoaktiviteden ve nükleer reaksiyonun özelliklerinden de

bahsedeceğiz. İyi okumalar.

Nükleer kimya, atom çekirdeğinin özelliklerini ve değişimlerini
inceleyen kimya alt bilim dallarından biridir. Örneğin radyoaktivite

ve nükleer reaksiyonlar, nükleer kimyanın konularıdır.
1895’te Conrad Roentgen x-ışınlarını keşfetti.

Ardından radyoaktivitenin kaşiflerinden biri olan Fransız fizikçi
Henri Becquerel 1896’da yaptığı bir çalışmada uranyumun

radyasyon yaydığını tesadüfen keşfetti. Daha ileri araştırmalar,
radyasyonun atom çekirdeğinden kaynaklandığını ve parçacıkların
ve elektromanyetik ışınların bir kombinasyonu olduğunu gösterdi.

Becquerel’in bu keşfinden sonra birçok bilim insanı ilgisini
radyoaktiviteye yönlendirdi. 1898 yılında toryum bileşiklerinin de
radyoaktif olduğunu keşfeden Marie Curie “radyoaktivite” terimini
ilk defa kullanan bilim insanıdır. Curie, radyoaktif olan polonyum ve

radyumu da uranyum içeren cevherlerden izole etmiştir.
Ernest Rutherford da en yaygın üç radyasyon türünü araştırıp

adlandırmıştır.

Alfa(α), beta(β) ve gamma(γ) olmak üzere üç çeşit radyasyon vardır.
Bu radyasyonların özellikleri, elektrik alan kullanılarak incelenebilir.

Alfa parçacıkları bir kağıt ile durdurulabilir.
Beta parçacıkları havadan geçer fakat alüminyumdan geçemez.
Birçok maddeden geçen gamma ışınları ise kalın kurşun veya beton

tarafından durdurulabilir.

Nükleer reaksiyonlar, elementlerin kimliklerini değiştirir ve bu onu
diğer kimyasal süreçlerden ayıran önemli bir özelliktir. Ayrıca

kimyasal reaksiyonlar tarafından salınan enerjinin bir milyar kat
fazlası nükleer reaksiyonlar sırasında yayılır. Sıcaklık, basınç ve bir
katalizör varlığındaki değişiklikler, nükleer reaksiyonun verimini ve
hızını etkilemez. Nükleer reaksiyonlar da kimyasal reaksiyonlar gibi
dengelidir. Reaksiyon sırasında toplam yük ve toplam kütle korunur.

Yirminci yüzyılın başlarında, birçok radyoaktif maddenin
keşfedilmesi, radyasyon özelliklerinin araştırılması ve

nicelleştirilmesi, radyasyon ve nükleer bozunma konusunda sağlam
bir anlayış geliştirilmesine katkı sağladı.

Yazan:
Rümeysa ARAS

GÜNCEL ÇALIŞMALAR

KBRN

(Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer) Çalıştayı

Kimyasal silahların savaşlarda kullanılmasının tarihi antik çağlara
kadar uzanmakla birlikte modern anlamda kimyasal silahlar ilk kez

Birinci Dünya Savaşı sırasında Batı Cephesinde kullanılmıştır. İlk
kimyasal saldırı klor gazı kullanılarak yapılmış, devamında fosgen ve
son olarak sülfür mustard taraflarca kullanılmıştır. Yakın geçmişte,

1980-1988 arasında, Irak tarafından hem İran Ordusuna hem de
sivillere karşı sınır ajanları ile sülfür mustard kullanılmıştır. 1994 ve
1995 yıllarında Japonya’da Matsumato ve Tokyo kentlerinde “Yüce

Gerçek” isimli tarikat mensupları tarafından “sarin” kullanılan
kimyasal saldırılar gerçekleştirilmiştir. 21 Ağustos 2013’te

Suriye’nin başkenti Şam’da sabaha karşı gerçekleştirilen ve sarin
kullanılan kimyasal saldırıda yaklaşık 1500 sivil hayatını

kaybetmiştir. Bu olaydan iki yıl sonra Suriye’nin kuzeyinde yer alan
Marea şehrinde devlet dışı aktörler tarafından sülfür mustard
kullanılarak düzenlenen kimyasal saldırıdan yaklaşık 50 sivil
etkilenmiştir. Son olarak 4 Nisan 2017 tarihinde Suriye’nin İdlib

kentinde yine sabaha karşı düzenlenen kimyasal saldırıda yaklaşık
150 kadar sivil hayatını kaybetmiştir.

GÜNCEL ÇALIŞMALAR

Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer harp maddelerinin zararlı
etkilerinden korunmak için icra edilen faaliyetlerin bütünü “KBRN
savunması” olarak adlandırılır. KBRN savunmasının amacı düşmanın
KBRN harp maddelerini kullandığı saldırıları bertaraf edebilecek

seviyede uygun teçhizat, malzeme ve eğitimli insan gücünü
sağlamaktır. KBRN savunmasının bileşenleri ise

“Tespit, Teşhis ve İzleme, İkaz ve Rapor Etme, Fiziksel Korunma ve
Tehlike Yönetimi”dir.

Tıbbi KBRN savunması ise KBRN harp maddelerinden etkilenen
yaralıların fiziksel ve psikolojik kayıplarının en düşük seviyede

tutulmasını hedefleyen, özgün malzeme ve yöntemleri olan,
kapsamlı, çok yönlü, dinamik bir tıbbi uygulamalar bütünüdür.

Tıbbi KBRN savunmasının amacı KBRN kaynaklı kitlesel
yaralanmaların sağlık hizmet desteği üzerindeki olumsuz etkisini en

aza indirgemek, acil durumlarda yapılacak müdahaleye yönelik
hazırlık yapmak ve KBRN olayı sonrasında verilecek sağlık hizmet

desteğini güçlendirmektir.

Yazar: Betigül ÇAKMAK

Okuyucularımıza merhabalar,

İ Dergimizin bu ayki İDE-A köşesinde sizlerle ben

olacağım ve umuyorum ki keyifle okuduğunuz bir

D yazı olur. Nükleer kimya alanındaki günümüze
E kadar gelen kilit gelişmeleri sizlere aktarmaya
- çalıştım. Birçok çalışma bulunmakta ve hepsinin

önemli olduğunu elbette söyleyebiliriz fakat sizleri

A de uzun uzun yazılara boğmak istemeyiz.
Keyifli okumalar dilerim. Bilimle kalın.

Nükleer kimyanın ilk adımı olan radyoaktivitenin keşfiyle
başlayabiliriz. Bu keşif de Henri Becquerel’e aittir.
Becquerel, yaptığı çalışmalar sonucunda malzemenin
kendiliğinden yaydığı radyasyonu fark etmiştir. Bu
malzeme ise uranyumdur ve Becquerel, uranyum
tarafından yayılan radyasyonun X ışınlarıyla belirli

özellikleri paylaştığını ancak X ışınlarından farklı olarak bir
manyetik alan tarafından saptırılabileceğini ve bu nedenle

yüklü parçacıklardan oluşması gerektiğini
göstermiştir. Becquerel, radyoaktivite keşfinden dolayı

1903 Nobel Fizik Ödülü'ne layık görülmüştür.

Temel olarak atomun nötron, elektron ve protondan
oluştuğunu biliyoruz. Nötronun varlığı ise Chadwick
tarafından kanıtlanmıştır. Bu kanıt sadece Nobel
Ödülü’nü getirmemiş aynı zamanda atom
araştırmalarına hız kazandırarak çok çeşitli yeni
radyoizotoplar üretmek için kullanılmış ve nükleer
zincir reaksiyonlarının başlatılmasına izin vermiştir.

Kimya kitaplarından adlarına
aşina olduğumuz Marie ve
Pierre Curie çifti de radyum ve
polonyum keşfinden
sorumludur. Pierre tarafından
geliştirilen piezoelektrik
teknikleri kullanarak uranyum
içeren cevheri inceleyen Marie
cevherden gelen radyasyonun
uranyumdan daha yoğun
geldiğini keşfetmiştir ve bu
bilinmezliğe radyoaktif terimini
kullanan ilk kişi olmuştur.

Alman kimyager Otto Hahn, element keşifleri (protaktinyum,
baryum) dışında nükleer fisyonu kanıtlamıştır. Okuyucularımıza
kısaca fisyonu hatırlatalım. Fisyon, atomun parçalanarak kütle
numarası daha küçük çekirdeklere dönüşmesidir. Bu çalışma
nükleer teknolojilerinin öncüsü olarak kabul edilmektedir. 1944
Nobel Kimya Ödülüne layık görülmüştür.

Curie çiftinin kızları Irene Curie ve Jean Frédéric Joliot yapay
radyoaktiviteyi keşfetmiştir. Bu çiftin, nötronu yanlış
tanımlamaları ve pozitron keşfini kaçırmaları gibi

başarısızlıklarla mücadele etmeleri onları büyük bir başarıya
götürdü. Bu parçacıkların gözlemlemeleri ve yaptıkları

çalışmalar sonucunda alfa parçacıkların kaynaktan çıktıktan
sonra pozitron emisyonlarının devam etmesi sonucunda fark
etmişlerdir. Aynı zamanda bir elementin başka bir elemente

dönüşümünü de kanıtlamışlardır. Joliot ve Curie çifti bu
çalışmayla 1935 Nobel Kimya Ödülü’nü kazandılar ve daha sonra

İkinci Dünya Savaşı’nda Almanların atom bombası geliştirme
çabalarının engellenmesine yardımcı oldular. Savaştan sonra da
Fransa’nın ilk nükleer reaktörünün inşasına yardımcı oldular.

Yazar: Esma SONĞAN

İDE-A

PERSPEKTİFPERSPEKTİFPER

Mini Dizi Chernobyl P
E
Bu ayki sayımızda sizlere Chernobyl dizisini önereceğim. K
Yazın akşam serinliğinde bir fincan kahve ile keyifle

izleyeceğiniz bu dizi hem öğretici hem de keyif verici bir akşam

Tyaşamanıza neden olacaktır. Gelelim Chernobyl dizisine, bu dizi
İ
BluTV platformunda 1 sezon, 5 bölümden oluşmaktadır. Her

bölüm birbiriyle bağlantılı olarak sürükleyici bir biçimde

Fdevam etmektedir. Filmini izlemek isteyenler de olabilir fakat
Psürükleyicilik açısından bakılırsa filmini izlerken sıkılabilirsiniz

bu yüzden dizisini izlemenizi tavsiye ederim. Filmini ise Netflix

Eplatformu üzerinden ulaşarak izleyebilirsiniz.
R

S

P

E

K

Dizisi, konuları daha ayrıntılı

Tbir biçimde anlattığı için bilgi açısından da zengin olduğunu dile
İgetirmek isterim. Chernobyl, 1986 yılında Ukrayna’da meydana

gelen Çernobil nükleer santralindeki patlamayı ve sonrasında

Fyaşanılan olayları ele almaktadır. Patlamanın ardından olay
yerine ilk müdahale eden itfaiyeciler, gönüllüler ve 4 numaralı

Preaktör altında kritik bir tünel kazan madenci ekiplerinin
Eçabaları da dahil olmak üzere, felaketle ilgili daha az bilinen bazı
hikayeleri bağlayıcı biçimde anlatmaktadır.
R

PEKTİFPERSPEKTİFPERSPEK

Bu trajik kaza sonucunda orda olan insanların hepsi
ölüyor, yardıma gidenlerden birçoğunun hayatı da
yüksek radyasyon sebebiyle birkaç hafta içinde son
buluyor. Radyasyonun ne kadar tehlikeli olduğu
anlatılan bu dizide radyasyonun havada yayılımı
açısından orda yaşayan diğer tüm hayvanlar ve yaşayan
diğer canlılar da katlediliyor. Tarihte yaşanan bu dünya
olayı tüm yaşayan kesimi derinden etkilemektedir.
Zaten izlediğiniz zaman bu dehşet dolu olayın içinde
sanki siz de varmışsınız gibi hissedecek hatta zaman
zaman irkileceğinizi düşünüyorum. Hani derler ya
izlemeden asla geçmeyin dedikleri diziler/filmler vardır
insanların; kesinlikle bu söz Chernobyl dizisi için
söylenecek en doğru cümlelerden biri olacaktır. Ayrıca
71. Primetime Emmy Ödülleri’nde on dokuz dalda aday
gösterilmiştir. En İyi Mini Dizi, Üstün Yönetmenlik ve
Üstün Senaryo ödüllerini kazanmıştır. Dönemin en güzel
şekilde anlatıldığı bu dehşet verici diziyi es geçmeden
bir an önce izleyelim. Keyifli seyirler dilerim…

Yazar: Burçin DEBRELİOĞLU

PERSPEKTİF



Merhaba sevgili Affinite okuyucuları, bu ayki
sayımızda size bahsetmek istediğim bilim insanımız
Isidor (Israel) Isaac Rabi. Keyifli okumalar dilerim.

Isaac Rabi, 1898’de o zamanlar Avusturya-Macaristan
toprakları olan Rymanow’da Yahudi bir ailede
doğmuştur. Bebekken ailesi ile birlikte Amerika
Birleşik Devletleri’ne göç eden Rabi, okula başlama
yaşı gelince New York’ta eğitimine başlamak için bir
okula kaydoldu. Yalnız kaydolurken annesinin adını
Izzy olarak söylemesi üzerine okul müdürü de bu ismi
Isidor isminin kısaltılmış hali sandı.
Böylece ismi Israel Isaac Rabi’yken Isidor Isaac Rabi
olarak kayıtlara geçti.

Rabi,
çocukluğundan
bilime büyük ilgi
duyuyordu.
Bu karşı konulamaz
bilim merakı onu
bilim temalı
kitaplar okumaya
teşvik etti.

Her başarı serüveni merakla başlar ama
onun başarısını fitilleyen asıl olay, her ne
kadar küçük de olsa ilk başarısıdır. ,
Orta okuldayken de mikrofon dizaynı
üzerine ilk bilimsel bildirisini ‘Modern
Elektrik' isimli teknik dergide yayımladı.
Liseyi bitirdikten sonra Cornell
Üniversitesinde Elektrik Elektronik
Mühendisliği Bölümüne başladı, daha sonra
bölüm değiştirerek eğitimine Kimya
Bölümünden devam etti. Lisans eğitimini de
burada tamamladı. 1921’de Cornell
Üniversitesinde lisansüstü eğitimine başladı
ama eğitimini Colombia Üniversitesinde
tamamladı. 1927’de kristallerin manyetik
özellikleri üzerine çalışarak doktorasını
yaptı. Avrupa’da iki yıl geçiren Rabi, bu
sırada Bohr, Pauli, Stern ve Heisenberg ile
farklı zamanlarda çalışmalar yaptı.

İlk çalışmaları, kristallerin manyetik özellikleri
üzerineydi. 1930’da atom çekirdeğinin manyetik
özelliklerini incelemeye başladı ve bu özellikleri
ölçmek için bir araç olarak Stern’in moleküler ışın
yöntemini büyük bir hassasiyetle geliştirdi. Bu aletin
çalışma prensibi, bir manyetik alanda atomik
sistemlerin Larmor presesyonu ile aynı frekanstaki
sıradan elektromanyetik salınımların üretimine
dayanıyordu. Rezonans ilkesini ustaca uygulayarak,
atomların ve moleküllerin tekil dönme durumlarını
saptamayı ve ölçmeyi; çekirdeklerin mekanik ve
manyetik momentlerini belirledi.
1940’da Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde radar
ve atom bombası geliştirilmesi üzerine Radyasyon
Laboratuvarında yardımcı direktör olarak çalışmak
için Colombia Üniversitesinden izin aldı. Daha sonra
atom enerjisinin barışçıl kullanımlarını araştıran bir
kuruluş olan Long Island’daki Brookhaven Ulusal
Atom Araştırmaları Laboratuvarıyla da ilgilendi.

Rabi, bilim dünyasında çığır açmış olan çeşitli makale ve
çalışmalara imza atmıştır. Ancak tanınmasını sağlayan en büyük
çalışması manyetik rezonans görüntülemede kullanılan nükleer
manyetik rezonansı keşfetmesi olmuştur. Hayatı boyunca yaptığı
tüm çalışmalar çok değerli olsa da bu çalışma ona 1944 Nobel
Fizik Ödülü’nü getiren çalışma olarak tarihe geçmiştir.

Son zamanlarında kanser hastalığı ile mücadele eden Rabi, kendi
keşfi sayesinde geliştirilen makinede muayene edilirken
şaşkınlığını şu şekilde ifade etti: “Kendimi makinanın içinde
gördüm. Çalışmamın bu noktaya geleceğini hiç tahmin
etmemiştim.” 1988’de hastalığı yenemeyerek hayata veda etti.

Yazar: Zehra HOŞ

ORİJİN

Takvimi indirmek için lütfen
kodu okutunuz!

OKUTUNUZ!

OKUTUNUZ!

Sticker çeşitleri için
kodu okutunuz!

BİLİMDEN HABERLER

Günümüzde, verimli ve çevreye en az zararı verebilecek enerji
üretimi artık insanlık için çok önemli bir olgu haline geldi.

Enerji üretiminde daha verimli araçların tasarlanması ve üretilmesi
için de günden güne bilimsel çalışmalar devam etmekte.

Ben de siz değerli Affinite okuyucularına nükleer kimya başlığı altında
birkaç bilim haberinden bahsedeceğim.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali

Mersin ilinin Gülnar ilçesinde bulunan Akkuyu mevkiinde inşa edilecek olan
nükleer enerji santralidir. İnşaatı bittiğinde Türkiye'nin ilk nükleer enerji
santrali olacaktır. Akkuyu sahası, imzalanan ikili devletlerarası anlaşma
sonucunda Rus kamu şirketi Atomstroyexport'a (ROSATOM'a bağlı
Atomenergoprom'un alt şirketi) bedelsiz olarak teslim edilmiştir.

Rus kamu şirketi buraya kendi bulacağı finansal kaynaklarla nükleer santral
inşa edecektir. 1. ve 2. ünitelerde üretilecek elektriğin yüzde 70’i ile ünite 3.

ve 4. ünitelerde üretilen elektriğin yüzde 30’unu her ünitenin devreye
girmesinin ardından 15 yıl süresince Türkiye Cumhuriyeti tarafından 12.35
ABD senti/kWh tarifesiyle satın alınacaktır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

Fatih Dönmez, santralin 2023'te hizmete gireceğini söylemiştir.
Her biri 1200 MWe'lık dört üniteden oluşup toplam üretim kapasitesi 4800

MWe olacaktır. Akkuyu'nun tam olarak faaliyete geçmesinden 8 yıl sonra
Türkiye'deki enerji tüketiminin %5,5’ini; alım garantisi süresinin

dolduğunda %4'ünü, tahmini ekonomik yaşamının sonu olan 2082'de ise
%1,8'ini karşılayacağı tahmin edilmektedir.

Chernobyl Faciası

26 Nisan 1986 tarihinde Sovyetler
Birliği'ne bağlı Ukrayna Sovyet Sosyalist
Cumhuriyeti'nin Pripyat şehri
yakınlarındaki Çernobil Nükleer
Santrali'nin 4 numaralı reaktöründe
gerçekleşen nükleer kazadır.

Kaza, Uluslararası Nükleer Olay Ölçeği'ne göre bugüne kadar meydana
gelmiş en büyük nükleer kazalardan biridir. Çernobil felaketi, Uluslararası
Nükleer Olay Ölçeğinde en yüksek sınıflandırma oranı olan 7 ile
ölçeklendirilmiştir. Bu sınıfta ölçeklendirilen yalnızca iki nükleer felaket
bulunmaktadır. Bunlardan birisi Çernobil felaketi, diğeri ise 2011 yılında
meydana gelen Fukuşima I Nükleer Santrali kazalarıdır.

Felaket maliyeti ve kayıpları
açısından tarihin en kötü iki nükleer
felaketinden birisidir. Kaza sonrası
600.000'den fazla işçi nükleer
faciaya müdahalede bulunmuş ve
birçoğu radyasyona maruz kalmıştır.
Tahmini olarak yapılan masraf ise
18 milyar ruble olmuştur.

Meydana gelen kaza esnasında ölen kişilerin sayısı 4.000-93.000 kişi
civarında olmuş olaydan sonra santrali tecrite almak için kullanılan
600.000 kadar kişi maruz kaldığı radyasyon neticesinde kansere
yakalanmış veya ölmüştür, fakat bu sayı SSCB hükûmeti tarafından üstü
kapatılarak yalnızca 31 kişi olarak kayıtlara geçmiştir. Ayrıca çok büyük
bir alana yayılan radyasyon neticesine uzun vadede sonuçlarının daha
ağır olduğu değerlendirilmektedir.

Yazar: Berna GÜVE

DOĞRU
BİLİNEN
YANLIŞLAR

Dişlerinizi fırçalarken diş etleriniz
kanıyorsa, en iyisi dokunmamaktır

Diş eti kanaması genellikle; diş fırçasının kıllarının
diş aralarına düzgün olarak ulaşamadığında, dişler
arasında bakteri ve plak biriktiği zamanlarda
görülür. Bakteri oluşumları ise diş eti
iltihaplanmalarına yol açar. Kanama da bu sürecin
bir aşamasıdır. Ancak, diş ipi kullanımını alışkanlık
haline getirirseniz; iltihaplanmanın ve dolayısıyla
kanamanın önüne geçebilirsiniz.

Dişler ne kadar çok sert fırçalanırsa, o
kadar iyi temizlenir

Dişlerin çok sert ve aşındırıcı bir şekilde
fırçalanması; dişlerin iç kısımlarını aşınmadan

ve çürümeden koruyan diş minesini
aşındırabilir ve dişlerinize zarar verebilir.

Yüksek yağlı yiyecekler sağlıksızdır

Bu köhne ve yanlış teori yavaş yavaş sona eriyor olsa da, birçok
insan hâlâ yüksek yağlı yiyeceklerden korkuyor ve yağ alımını
kesmenin genel sağlıklarına fayda sağlayacağı umuduyla düşük
yağlı diyetler uyguluyor. Diyet yağı optimal sağlık için gereklidir.
Ayrıca, düşük yağlı diyetler, metabolik sendrom dahil olmak üzere
daha büyük sağlık sorunları riskiyle ilişkilendirilmiştir ve kalp
hastalığı için bilinen risk faktörleri olan insülin direnci ve
trigliserit düzeylerinde artışa neden olabilir. Dahası, yağ oranı
yüksek diyetlerin, kilo vermeyi teşvik etme konusunda düşük yağlı
diyetlerden daha etkili olduğu hatta daha da etkili olduğu
kanıtlanmıştır. Tabi ki, ister çok düşük yağlı ister çok yüksek yağlı
bir diyet olsun, her iki yöndeki aşırılıklar, özellikle diyet kalitesi
düşük olduğunda sağlığınıza zarar verebilir.

Kilo verme söz konusu olduğunda önemli olan tek DOĞRU BİLİNEN YANLI ŞLAR
şey "alınan kalori ve harcanan kalori"dir

Kilo kaybı söz konusu olduğunda aldığınızdan daha
fazla enerji yakarak kalori açığı oluşturmak en önemli
faktör olsa da, önemli olan tek şey bu değildir. Yalnızca
kalori alımına güvenmek, çok düşük kalorili bir diyette
olsa bile birinin kilo vermesini engelleyebilecek çok
sayıda değişkeni hesaba katmaz. Örneğin, hormonal
dengesizlikler, hipotiroidizm gibi sağlık koşulları,
metabolik adaptasyonlar, belirli ilaçların kullanımı ve
genetik faktörler, sıkı bir diyette olsalar bile bazı
insanlar için kilo vermeyi zorlaştırabilecek faktörlerden
sadece birkaçıdır. Bu kavram aynı zamanda kilo kaybı
için sürdürülebilirliğin ve diyet kalitesinin önemini
vurgulamamaktadır. “Alınan kalori, verilen kalori”
yöntemini izleyenler, tipik olarak gıdaların besin
değerlerine değil, yalnızca kalori değerlerine
odaklanırlar. Bu, genel sağlık için en iyisi olmayan,
yüksek kalorili gözüken avokado ve yumurta gibi
besleyici yoğun gıdalar yerine düşük kalorili, pirinç
kekleri ve yumurta akı gibi besin açısından zayıf
yiyecekleri seçmeye yol açabilir.

Yazar: Nihat Hazar Samancıoğlu

Tekrar merhaba sevgili okuyucularımız. Bildiğiniz üzere B
salgının ülkemiz üzerindeki ağır etkileri yavaş yavaş A

kalkıyor. Kısıtlamaların da kalkmasıyla birlikte doyasıya
gezmenin vakti geldi de geçiyor bile.

Ş

L

A

Bugün size önereceğim ilk yer nispeten yeni açılmış bir

müze olacak. Zira pandemi ve devlet politikaları, N
sinemaya olan talebin çok azalmasına sebep oldu ve bu

arzuyu yeniden canlandırmak gerektiğini düşünüyorum. G

Bu bağlamda İstanbul’da kesinlikle ziyaret edilmesi

gereken yerlerden biri geçtiğimiz şubat ayında erişime

açılmış olan İstanbul Sinema Müzesi. Türk sinemasından I
birçok değeri hatırlayabileceğiniz müzenin dijital

arşivinde ise tamı tamına 8 bin 406 film ve 31 bin 106

oyuncu, yönetmen, senarist ve yapımcı yer alıyor. Ç
Müze aynı zamanda görsel açıdan da

oldukça tatmin edici. Müzede her yerde,

Türk sinema tarihinden önemli

oyuncuların ve karakterlerin

muhteşem yapılmış heykellerini görmek

mümkün. An itibariyle tam biletin 30,

indirimli biletin ise 15 Türk lirası olduğu

müzeye İstiklal Caddesi’nde ulaşabilirsiniz.

Sinemadan devam etmekte fayda olduğuna
inanıyorum. Bu yüzden tekrar bir tarihi
yapıdan ve Türk sineması için önemli bir
değerden bahsetmek istiyorum.

B

A

Ş

L

A

Hepimiz Hababam Sınıfı’nı izlemiş, o efsanevi sınıftaki

N absürt eğlenceli olaylara ailemiz ile birlikte kahkahalar

atmışızdır değil mi? Peki nerede bu sınıf? Tabii ki Adile

Sultan Kasrı’nın içinde! Sultan Abdülaziz tarafından çok

G sevdiği kız kardeşi için inşa ettirilen Adile Sultan Kasrı, şu
an Altunizade Üsküdar'da yer alıyor. Müze olarak da

I gezebileceğiniz heybetli yapının içerisinde ise ayrı olarak
Hababam Sınıfı da bulunuyor. Eğer siz de benim gibi Türk

sinemasının bu önemli değerini tekrar anmaktan keyif

Ç alacağınıza inanıyorsanız, tarihi kasra bir uğrayıp Adile

Naşit ve Kemal Sunal’ın ruhlarına selam verebilirsiniz.



B

A

Ş

Bugün sinemanın hayatımızda olması gereken yerine L
iyice dokunmak adına bununla alakalı bir mekan daha A
N
önermek istiyorum. Nispeten daha doğal bir yapı G
olması adına da önereceğim yer “Salako” filminin I
Ç
çekildiği önemli yerlerden biri olan İnceğiz
Mağaraları’dır. Çatalca’nın Kuzeybatı’sında yer alan bu
kısmen doğal güzellikler; aslında insan eliyle oyulmuş

olan Bizans Manastır Mağaraları ve Kaya Kiliseleri
1950’lili yıllarda keşfedildi. Bu nadide yapılar ile ilgili

söylenecek çok fazla söz yok. Çatalca’ya yolunuz
düşerse uğramanızı tavsiye ederim. Bugün Türk
sinemasıyla ilgili görülmesi gerektiğine inandığım üç
güzelliği size anlatmaya çalıştım. Umarım sinema

aşkınıza biraz olsun dokunabilmişimdir.
Her zamanki gibi sanat ve bilimle kalın.

Yazar: Doğuş ŞENOL

BULMACA

Tasarım: Efe AYDIN & Aysu GÜNEY

AFFINITE
TEMMUZ- AĞUSTOS

2021
9. SAYI

Ekip Bilgileri

Dergi Yönetim Ekibi

İÇERİK-YAZIM DÜZENLEME EKİBİ

İçerik Yazım Düzenleme Direktörü: Nihat Hazar SAMANCIOĞLU
İçerik Yazım Düzenleme Direktörü: Berfu GÖNÜLTAŞ

İçerik Yazım Düzenleme: Betigül ÇAKMAK, Esma SONĞAN,
Burçin DEBRELİOĞLU, Zehra HOŞ,
Berna GÜVE, Doğuş ŞENOL

İÇERİK-İMLA KONTROL EKİBİ

İçerik-İmla Kontrol Direktörü: Dila ŞEN
İçerik-İmla Kontrol Direktörü: Didem LEFKUR

İçerik-İmla Kontrol: Didem TOPUZ, Pelin TUNÇYÜZ.

Anıl SARIBOĞA, Rümeysa ARAS

TASARIM EKİBİ

Tasarım Ekibi Direktörü: Veibe MAKSUTİ
Tasarım Ekibi Direktörü: Alperen Berkay ORAL

Tasarım Ekibi: Efe AYDIN & Aysu GÜNEY


Click to View FlipBook Version