The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.

Kimya ile beraber çevremizde olan olayların açıklamalarını bize sunan bir dergi.

Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by minetayaydin, 2021-04-30 08:53:33

Çevre ve Kimya

Kimya ile beraber çevremizde olan olayların açıklamalarını bize sunan bir dergi.

ÇEVRE VE KİMYA

Minet Ayaydın
1

2

1-) Kirlilik

A) HAVA KİRLİLİĞİ VE BU KİRLİLİĞE NEDEN OLAN FAKTÖRLER
- İnsan sağlığına verdiği zarar ve sonuçları....................................................................5
- Tarihi eserlere verdiği zararlar, korozyon etkisi, yıpranma oranları ve korunma
yolları............................................................................................................................6
- Küresel ısınmaya ve bu sebepten dolayı iklim değişikliğine katkı oranları...............11

B) DENİZ KİRLİLİĞİ VE BU KİRLİLİĞE ETKİ EDEN FAKTÖRLER
- Bu faktörlerin Deniz Canlılarına yapmış oldukları olumsuz etkileri 2000 Yılından
günümüze dek bu canlıların olumsuz etkileri oranları ve ağır metal
içerikleri....................................................................................................................12
- İnsan sağlığına olumsuz etkileri ve sebep oldukları hastalıklar. 2000 yılından
günümüze dek bu kirlilikten kaynaklanan hastalık
oranları.....................................................................................................................14
- İstanbul boğazının kirlilikleri ve oranları..................................................................16
- Denizin temizlenmesi için en yapılmalıdır ve doğal çözümler.................................16
- Diğer ülkelerde deniz temizliği için neler yapılmaktadır...........................................17
- Küresel ısınmaya ve bu sebepten dolayı iklim değişikliğine katkı oranları...............17
- Hava kirliliğinin deniz kirliliğine nasıl etki eder ve bu sonucunda ne olur? Bunu
bertaraf etmek için alınan önlemler ve doğal çözümler...........................................17

2-)Bitkiler

A) ANTİOKSİDANLAR
- Antioksidan ne demektir...........................................................................................18
- Özellikleri ve faydalarına göre bu antioksidanların günlük tüketimleri
kıyaslamaları.............................................................................................................19
- Vücutta bazı organlarımızı, bezlerimizi ve sistemlerimizi temizleyen ya da fayda
sağlayan bitkiler.........................................................................................................19
- Sirke, sirke çeşitleri ve evde sirke yapımı.................................................................20
- Bazı hastalıklarda alınmaması gereken yiyecekler....................................................22

B) DEKORASYON VE ÇİÇEK
- Türkiye’deki çiçek üretimi ve ihracatı.......................................................................23
- İlaç sanayi ve bitki.....................................................................................................24
- GDO’lu tohum nedir.................................................................................................25
- Türkiye kaç yıldan beri GDO’lu tohum kullanmaktadır............................................26
- Drone ile tarım..........................................................................................................26

C) PROTEİNLER
- Sağlık açısından Günlük ve haftalık alınması gereken oranlar ve kalori
kıyaslamaları..............................................................................................................27

D) VİTAMİNLER
- Vitamin çeşitleri........................................................................................................27
- Hangi besinlerde hangi vitaminler vardır.................................................................28

3

- İnsan sağlığı açısından hangi vitamin hangi oranda eksikse hangi besinle
desteklenebilir......................................................................................................... 29

- Hangi oranda eksikse dışarıdan ilaç olarak alınmalıdır hangi vitamin vücudumuzun
hangi işlevinde ve hangi organında fonksiyonel olarak kullanılır............................29

- Vitamin eksikliklerinde ve fazlalıklarında hangi hastalıklar görülür........................29
- Demans nedir............................................................................................................33
E) PARFÜM VE DEODRANTLAR
- Deodorantların atmosfere verdiği zararlar....................................................................34
- Kozmetik Ürünler Diş Macunu........................................................................................35
- Evde diş macunu yapımı tarifi..........................................................................................36
F) HAYVAN YEMLERİ
- Hayvanlarda metan gazını oluşturmayan yemler çeşitleri ve içerikleri..........................37
- Yem çeşitlerine göre atmosfere atılan metan gazı oranları...........................................38
G) VÜCUDUMUZ BİR ÇÖZELTİDİR
- Hangi elementlerden oluşmuştur....................................................................................41
- Salgılarımızın, kanımızın ph değeri ne
olmalıdır..........................................................................................................................42
- Bakteri ve virüsten korunmak için vücut ph ‘nın önemi.................................................42
- Periyodik cetvelde en son bulunan element nedir........................................................42
H) CORONA VİRÜS
- Corona Virüs nedir?.......................................................................................................43
- Virüs Vücudumuzda Hangi şartlarda bulunur, virüsün oluşması ve üremesini önlemek
için nasıl beslenmeliyiz..................................................................................................43
- Corona Virüs hangi ph değerlerinde barınamaz...........................................................44
- Korona virüse yakalanmamak için vücut ph değerini asidik mi bazik mi tutmalıyız ph
değeri hangi aralıkta tutulmalıdır..................................................................................44
- Korona virüsten korunmak için hangi çeşit beslenme tercih edilmelidir.......................44
J) UZAYDA TARIM
- Şu anda bu gibi çalışmalar yapılmakta mıdır? Hangi şartlarda hangi bitkiler hangi
enerjiyi kullanarak uzayda üretilmektedir....................................................................45
K) DEPREM
- Deprem öncesinde doğanın verdiği uyarılar..................................................................45
- Hangi gazlar hangi oranda salındığında depremin habercisidir.....................................46
- Deprem öncesi atmosferde ne gibi değişimler olur.......................................................47
- Deniz suyunun ve yer kabuğunun ne gibi ısı farklılığında olması depremin
habercisidir.....................................................................................................................47
- Deprem öncesi deniz suyu çekilmesi veya bulanıklığı....................................................47
L) ESTETİK
- Estetikte Kullanılan Kimyasallar ve Etkileri.....................................................................48
- Son 10 yıldaki pazar payı ve Avrupa ile kıyaslanması.....................................................49
M) KAYNAKÇA........................................................................................................................50

4

1- KİRLİLİK
A- HAVA KİRLİLİĞİ VE BU KİRLİLİĞE NEDEN OLAN FAKTÖRLER:

I. İnsan Sağlığına Verdiği Zarar ve Sonuçları:

Hava kirliliği insan sağlığına olan etkileri (KOAH) ve Kanser. Hava Kirliliğinden de
için vücuda giriş şekli, maruziyet süresi, en çok etkilenenler ise 5 yaş altı çocuklar,
etkenlerin yoğunluğu ve kişinin genel kronik hastalar ve yaşlılar. Bu durumlara
sağlık durumunu en önemli etkilerdir. düşük sosyal statü (evsizler gibi), sağlık
kuruluşuna ulaşamama (ör. afet durumları),
Hava Kirliliği insanlarda başlıca solunum sigara/alkol alışkanlığı, beslenme
sistemi ile dolaşım sistemini bozuklukları gibi etmenler eklenmesi
etkilemektedir. Rusya’da yapılan bir sağlığa etkiler daha şiddetli olmaktadır.
araştırmada toprağa çöken kirleticilerinin
gıda ile sindirim sistemine de girdiğini Taşıtların egzozlarından ve sabit yakma
göstermiştir. Kirleticilerin boyu ile suda tesislerinden çıkan gazların güneş ışığıyla
çözünmelerine oranında sağlığa olumsuz birleşmesi sonucu ortaya çıkan nitrik asit
etkileri vardır. Büyük partiküller (HNO3) solunum yolu enfeksiyonlarına
nazofarenksi geçemezken PM 2.5 altında yatkınlığı artırıyor, akciğerde kalıcı
kalan ajanlar Akciğer dokusuna değişikliklere yol açabiliyor. Havada
geçebilmektedir. Eğer bireyde solunum oluşan, özellikle sülfirik asit ve nitrik oksit
sistemi rahatsızlığı varsa etkenlerin limit
değerli dolaysıyla daha düşük olmakta gibi gazlar havada su, oksijen ve
veya diğer bir değişle sağlık problemleri oksidanlarla birleşmesi halinde yağmura
sağlıklı bir bireye göre daha erken yaşta dönüşüyor. Aslında bir asit yağmuru olan
ortaya çıkabilmektedir. bu yağış; yeşil alanları, toprakta yetişen
besinleri, denizleri ve dolayısıyla tüm
Başlıca sağlık etkileri Astım, Allerji, canlıları etkileyerek ekosistemi bozuyor.
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı

5

II. Tarihi Eserlere Verdiği Zararlar, Korozyon Etkisi, Yıpranma Oranları Ve Korunma Yolları

Asidik karakterlerdeki yağışların tarihi tarihi yapıların yüzeylerinin zarar
eserlere etkisi, yağışın özelliğine, süresine
ve sıcaklığına bağlı olduğu gibi, tarihi görmesine neden olur. Duman partikülleri
eserleri oluşturan yapı malzemesinin de isli bir tabaka oluşturup, suyun da
karakterine de bağlıdır. Özellikle kış etkisiyle tarihi eserlerin bozulmasını
aylarında artan hava kirliliği sonucunda hızlandırır.
oluşan asidik yağmurlar, kültürel mirasın
Sülfürik asit (H2SO4) Etkisi Sülfürik asit,
en önemlilerinden olan tarihi eserleri
zerrecikler halinde müzeye girebilir ya da
olumsuz yönde etkilemekte ve taş, kağıt ve dokumaların içerdiği bazı
bozulmalarını hızlandırmaktadır. Asitli katalizör maddelerin etkisi ve yoğuşma ile
yağış sularıyla oluşan sülfirik asit en fazla
tabi yapı taşları olan kireç taşları(CaCO3), koleksiyon malzemelerinin yüzeyinde
mermerler, traverten ve kalsit bağlayıcılı oluşabilir. Sülfirik asit kuvvetli bir asittir,
kum taşlarını etkiler. Saf kumtaşı ve uçucu olmadığı için birikir. Organik
granitler ise asit yağmurlarından daha az malzemelerden kağıt, pamuk ve keten gibi
selülozik grubun molekül yapılarını bozar,
etkilenir. dokularını zayıflatır. Kağıtlarda sararma ve
kırılganlaşmaya yol açar. Yün ve ipek gibi
CaCO3 + H2SO4  CaSO4
protein temelli malzemede daha az etkili
(Kalsiyumsülfat) + H2CO3 (1)  CaSO4 olsa da tümünde renk solmasına neden
.2H2O (alçı taşı) (2) olur. Parşömen ve deride kırmızı lekeler
oluşturur.
(1)ve (2) reaksiyonlarında oluşan iki sülfat
türünün suda kolaylıkla çözünebilmesi

6

Sülfirik asit inorganik malzemeye de hidrokarbonların birlikte etkileşimleri
önemli ölçüde zarar verir. Özellikle açık sonucunda ortaya çıkar. Ayrıca bazı

havada sergilenen mermer ve kireç elektronik cihazlar, özellikle de
taşlarının sülfürik asit içeren yağmur suları
ile yıkanması ayrışmalara neden olur. elektrostatik hava temizleyicileri ozon
Zamanla taş yüzeylerinde önemli oluşumuna neden olurlar. Bu nedenle
müzelerde kullanılmaları sakıncalıdır.
tahribatlar meydana gelir. H2SO4'ün
kireçli sıva ve boyalarla reaksiyon vermesi Ozon oksijenin en reaktif halidir ve
kuvvetli oksitleyici özelliktedir. Çoğu
ile duvar resimlerinde kopmalar ve renk organik malzemeye saldırarak molekül
solmaları meydana gelir. Metallere karşı bağlarını parçalar. Kauçuk ( [-CH2 -
kuvvetli bozucu etkisi vardır. H2SO4 C(CH3) = CH – CH2-] n ) gibi çift bağ
etkisiyle demir, hatta çelik paslanır, bakır içeren polimerler ozon’a karşı oldukça
alaşımlar (tunç vb.) korozyona uğrar. - dayanıksız moleküllerdir. Bu polimerlerin
O3 ile etkileşmeleri sonucunda, özellikle
Hidrojen sülfür (H2S) Etkisi C=C bağlarının zarar görmesiyle yapıları

(atlas.cc.itu.edu.tr, 2009) Atmosferde bozulur.
bulunan diğer bir kükürtlü bileşik olan
hidrojen sülfür (H2S), gümüş eserlerle Parçacık (partikül) Kirliliğinin Etkisi
(Stern, 2002) Havada bulunan yanmamış
tepkimeye girerek (3) nesne yüzeyinde karbon artıklan olan is tanecikleri, uçucu
kalınlaştıkça koyulaşan bir tabaka
oluşturur. Ag + H2S Ag2S + ½H2 (3) - küller, toz ve kum gibi havada savrulan
metal ve mineral parçacıklan, tuz (rüzgar
Nitrik asit(HNO3) Etkisi Nitrik asit ve dalga yardımıyla denizden gelen su
H2SO4’ e göre daha uçucudur, fakat zerrecikleri ile taşınan tuzlar), vb.
kuvvetli oksitleyici özelliğe sahiptir. parçacıklardan bir kısmı müze binasının
dışında kalırlarken, havada asılı kalabilen
Hem inorganik hem de organik
bir grup da içeriye girerek koleksiyonlara
malzemeyle tepkimeye girerek oksidasyon
fiziksel ve kimyasal olarak zarar verir.
yoluyla bozulmalara neden olur. -Ozon Fiziksel zarar, bu parçacıkların (kum, tuz
gazı (O3) Etkisi (Stern, 2002) Ozon gazı
doğal olarak yüksek atmosferde oluşur. kristalleri, metal tozlan) nesnelerin
Fakat şehir ortamında, ulaşım araçlannm yüzeylerine çarparak aşındırmalarıdır.
yakıt atıklarıyla açığa çıkan azot dioksit Ayrıca is tanecikleri malzeme üzerinde
(NO2), güneşten gelen (dalga boyu 200 kirlilik yaratır, toz bünyesinde nem tutar.
nm.nin altındaki) UV ışınımları, oksijen ve

7

Müze binası içine ziyaretçilerin giysileri ile olmaları nedeniyle eserler üzerinde nem
taşınan kumaş havı, deri, tüy gibi tutucu kütleler oluşturabilirler. Bu tür
organik kirler bozunarak ve yoğuşma ile
koleksiyon malzemesi üzerinde biriken nesneler üzerinde asitliğe
organik maddeler mantar sporları
taşıyabilir, bir yandan da higroskopik kurma eğiliminde olan organik malzemeler
neden olurlar. Müze içinde oluşan diğer bu yolla genleşir ve büzülürler. Nem
kirlilik (boya, sıva parçacıkları vb.) de oranındaki dalgalanmalar organik eserlerin
bunlara eklenir. Kir tabakası içinde zamanla deforme olmalarına neden olur.
Nem oranının düşük oluşu organik
bulunan metalik unsurlar da kükürtlü
bileşiklerin ve nitroksidlerin aside nesnelerde kuruma çatlama,
dönüşmelerinde katalizör olabilirler. - kırılganlaşmaya neden olur. Bunun aksine
Sıcaklığın Etkisi (meteor.gov.tr, 2005) eğer bağıl nem oranı % 65-70'in üzerine
Yüksek sıcaklıkta organik malzemelerle çıkarsa mantar (küf) oluşumu için uygun
ortam sağlanır. Bağıl nemdeki
beslenen böceklerin üremesi için uygun dalgalanmalar nedeniyle oluşan çatlaklar,
ortam oluşur. Eğer yüksek nem ortamı da yüzeye yerleşen spor, kir gibi çeşitli
mevcutsa (% 65'den yüksek bağıl nem) küf
vb. mikroorganizmaların gelişimi için malzemelerin organik eserlerin iç
uygun ortam hazırlanır. Yüksek nem ve kısımlanna nüfuz etmesine neden olur.
sıcaklığın birlikteliği ile genellikle Ayrıca yüksek nem içeriği atmosferde

kimyasal tepkimeler (metal korozyonu, bulunan kirlilik yaratan maddelerle müze
boyaların solması gibi) hızlanır. Sıcaklığın
dalgalandığı durumlarda bağıl nem miktarı nesnelerinin kimyasal tepkimeye
değişeceği için organik eserlerde şekil girmelerine uygun ortam hazırlar.
değiştirme, inorganik eserlerde genleşme Havadaki nem metal, cam ve taş nesnelerin
veya büzülmeler (ısıl genleşme katsayısına soğuk yüzeyleri ile temas ettiğinde
göre) meydana gelir. Çeşitli yoğuşarak suya dönüşür. Yoğuşma ve
malzemelerden meydana gelen bileşik yüksek bağıl nem, tekstil liflerinde
eserler ise, ısı ve nem dalgalanmalarından zayıflamaya, metallerde korozyona sebep
olur ya da var olan korozyonu hızlandırır.
çok fazla etkilenirler. Denetimsiz
koşullarda bu malzemelerin farklı
çalışmaları sonucu zamanla eserde kopma,
çatlama, kırılma, ayrılma vb. bozulmalar
kaçınılmazdır. -Nemin Etkisi

(meteor.gov.tr, 2005) Organik malzemeler
canlı oldukları dönemdeki kadar cansız
halde de su içerme özelliğine sahiptirler.
Müze ortamında nem oranı yüksek
olduğunda havanın taşıdığı su
moleküllerini emme, nem oranı düşük
olduğunda ise bünyelerinde bulunan su

moleküllerini ortama vererek bir denge

8

Korozyon yaşamımızı bir çok açıdan oldukça
etkilemektedir. Metalden yapılmış her şey
korozyondan etkilenir ve bunun akabinde de
önemli ölçüde ekonomik kayıplara neden olur.
Yer altı boruları, depolama tankları, köprüler ve
hava alanları gibi alt yapı sistemlerinde olduğu
gibi, kişisel kullanım araçlarından otomobiller,
beyaz eşya, su ısıtıcıları ve metal aksesuarlı
mobilyalar vb. korozyon yüzünden heba
olmaktadır.

KOROZYONDAN KORUNMA YÖNTEMLERİ :
Belli bir ortam içinde bulunan metalik yapının korozyonunu önlemek veya korozyon hızını
azaltmak üzere alınacak önlemleri üç ana grup altında toplanabilir. Korozyondan Korunma

1. Elektrokimyasal yöntemler
a. Katodik koruma
b. Anodik koruma
2. Kimyasal yöntemler
a. İnhibitör kullanılması
b. Söz konusu ortama dayanıklı bir metal veya alaşımın seçilmesi
c. Çevrenin kimyasal bileşiminin değiştirilmesi
3. Koruyucu kaplamalar
a. Organik kaplama (boya) uygulanması
b. İnorganik kaplama yapılması

Anodik koruma, metalleri korozyondan
korumak için uygulanan ilginç bir
elektrokimyasal yöntemdir. Bu yöntemde
metale anodik yönde bir dış akım
uygulanarak metalin pasiflik potansiyeline
gelmesi sağlanır. Anodik koruma esas
olarak bir pasifleştirme işlemi olarak kabul
edilebilir. Bu nedenle yöntem ancak
pasifleşme özelliği olan metallere
uygulanabilir.

9

Katodik koruma, metalleri korozyondan Metalik Kaplama ile Koruma,metalik bir
korumak için kullanılan en etkili yüzeyi korumak amacı ile üzerine kaplanan

yöntemdir. Katodik koruma, metal, ya bu metale göre ortama daha
elektrokimyasal hücreden net bir akım dayanıklı soy bir metaldir; veya bu metali
geçtiğinde anotta oksidasyon reaksiyonu,
katotta buna eşdeğer olacak şekilde korumak için kendisi tercihli olarak
çözünür ve kapladığı metalin çözünmesine
redüksiyon reaksiyonu yürür. Böyle bir
engel olur. Yani daha aktiftir. Birinci tip
sistem içinde katot bölgesinde hiçbir yani soy metal kaplamalarına örnek, bakır
şekilde korozyon olayı meydana gelmez. üzerine altın veya gümüş, çelik üzerine
kalay kurşun veya krom kaplamadır. İkinci
Bu teoriye dayanarak bir metalin
tip, yani aktif kaplama metallerine ise,
yüzeyindeki anodik bölgeler katot haline
dönüştürülerek korozyon olayı kesin çelik üzerine çinko, kadmiyum,
şekilde önlenebilir.
alüminyum kaplama örnek gösterilebilir.
İnhibitör ile Koruma , ortama az miktarda
katıldığında korozyon hızını azaltan Soy malzeme ile kaplama ,soy metaller ile
yapılan kaplamalarda meydana gelen
maddelere korozyon inhibitörü denir. hatalar, devamsızlıklar (çizikler,
Korozyona karşı dayanıklı fakat pahalı gözenekler, kesik–çentik kenarlar) altından
olan bir malzeme kullanmak yerine bazı açığa çıkan alt metal soy metale göre anot
halde ortama inhibitör katılarak daha ucuz olur. Bu bölgelerde büyük katot – küçük
malzemelerin kullanılması yoluna gidilir. anot etkisi ile şiddetli korozyon olayı
İnhibitör kullanımı çukur korozyonuna
karşı en ekonomik çözüm yoludur. görülür. Bu nedenle bu tip kaplamalarda
kaplama hataları çok tehlikeli sonuçlar
Boyalar, metal yüzeyini çevreden yalıtarak doğurur
su ve oksijenin metal yüzeyine ulaşmasını
Aktif metalle kaplama ,aktif kaplama
önleyen genellikle organik malzemelerdir. metallerindeki küçük devamsızlıklar
Boyaların bileşiminde korozyonu önleyici altından açığa çıkan alt metal ise
çeşitli pigmentler kullanılır. Boyalar, korozyona uğramaz. Çünkü aktif metal
uygulama kolaylığı ve düşük maliyetleri kendisi harcanarak bir çeşit katodik

nedeniyle korozyondan korumak üzere koruma ile alt metali korur. Aktif metaller
yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu amaçla
çok sayıda boya cinsleri geliştirilmiştir. ile kaplamada ilginç bir yöntem de, aktif
Bunların kimyasal bileşimleri ve fiziksel
özellikleri birbirinden farklı olmakla metal yüzeylerinin kromat veya fosfat
beraber, hepsinde ortak olan, sağlam ve tabakası ile kaplanmasıdır. Bu durumda
geçirimsiz bir kabuk oluşturarak metalin
çevresi ile temasını önlemektir. aktif metalin çözünmesi büyük ölçüde
azalır.

10

III. Küresel Isınmaya Ve Bu Sebepten Dolayı İklim Değişikliğine Katkı Oranları

Sıcaklık kayıtları 19′uncu yüzyıl dönemleri, miktar ve türlerinin
sonlarında tutulmaya başlandı. Ortalama değişmesiyle artan sıcaklık, daha çok
küresel sıcaklık 20′nci yüzyılda yaklaşık buharlaşmaya ve buna bağlı olarak da daha
0.6 santigrat derece arttı. Sıcaklığın çok bulut oluşmasına yol açacak. Kısaca
artmasıyla buzulların erimesi nedeniyle söylemek gerekirse, dünyanın iklimi daha
sıcak, daha nemli ve bol yağışlı olacak.
deniz seviyeleri de 10-20 santimetre
arasında yükseldi. Küresel ısınmanın Küresel ısınmanın önemli etkilerinden olan
etkisi, hava sıcaklıklarının dünyanın her iklim kuşaklarının kayması sonucu,
yerinde artması biçiminde olmayacak. yağmur kuşağı kuzeye doğru genişleyecek.
Sıcaklığın artış oranı, orta enlemlerde ve Ancak bu genişleme sonunda yağışlar her
ekvatorda, kutuplardakinden daha farklı bölgede artmayıp, belli bölgelerde
olacak. Örneğin ekvatorda, bu artışın, yoğunlaşacak. Güney Avrupa'daki yaz
dünya ortalamasının çok altında olacağı yağmurları azalırken, Amerika, Avrupa ve
tahmin ediliyor. Aslında bu ısınma, dünya Asya'nın 55 Kuzey enleminin
iklim sisteminde köklü değişimlere ve yukarılarında kar yağışı artacak. Daha
aşırılıklara yol açacak. Öyle ki, dünyanın güneyde kar yağışı azalırken, yağmurlarda
bazı bölgelerinde kasırgalar, seller ve bir artış olacak; karın toprakta kalma süresi
taşkınlar gibi hava olaylarının şiddeti ve azalacak. Şiddetli yağmurlar daha sık
sıklığı artarken, bazı bölgelerde de uzun yağacak ve daha çok su bırakacak.
süreli, şiddetli kuraklıklar ve çölleşme Sağanak yağışların artışı, yüzey nemliliğini
olayları etkili olabilecek. Bunun yanında,
sıcaklık artışının kışları, yazlara göre ve bitki örtüsünü etkileyecek. Bunun
birkaç derece fazla olması bekleniyor.
Benzer bir durum, geceyle gündüz arasında sonucunda suyun toprakta süzülmesi
da görülecek. Gece sıcaklarındaki artış, azalacak, seller artacak. Yeni yağış düzeni,
gündüz sıcaklıklarındaki artıştan fazla ekilebilecek alanların kuzeye doğru
genişlemesine yol açacak. Dağlardaki
olacak. Bu durumda karalar, 3 Küresel buzullar ve kar örtüsünün azalmasından
Isınma ve İklim Değişikliği geceleri eskisi dolayı, hidrolojik sistemler ve toprak
kadar soğumaya fırsat bulamayacak. Yağış yapısı çok etkilenecek.

11

B- DENİZ KİRLİLİĞİ VE BU KİRLİLİĞE ETKİ EDEN FAKTÖRLER
I. Bu Faktörlerin Deniz Canlılarına Yapmış Oldukları Olumsuz Etkileri 2000

Yılından Günümüze Dek Bu Canlıların Olumsuz Etkileri Oranları Ve Ağır
Metal İçerikleri

Deniz kirliliği, kimyasal, endüstiyel, Bu şekilde toksinler okyanustaki besin
tarımsal ve zinciri boyunca yukarıya doğru
evsel atıkların denizlere dökülmesi veya konsantrasyonları artarak ilerler. Birçok
karışması ile yeryüzündeki su
birikintilerinde oluşan çevre kirliliği partikül kimyasal olarak oksijen tüketerek
birleştiğinden haliçler anoksik hâle gelir.
türüdür.
Pestisitler deniz
Denizlerin kirlenmesi sonucunda istilacı ekosistemlerine karıştığında çok kısa
türlerin yayılmaktadır. Deniz kirliliğinin sürede deniz besin ağına girer. Besin ağına
kaynaklarının çoğu kara kökenlidir.
Kirlilik sıklıkla, tarımsal yüzeysel akış, girdikten sonra pestisitler mutasyonlara ve
rüzgârın savurduğu atık ve tozlar insanlara olduğu kadar deniz besin ağına
gibi yayılı kirlilik kaynaklıdır. Su da zarar verecek hastalıklara neden olurlar.
kirliliğinin bir çeşidi olan besin maddesi
kirliliği, denizlere aşırı oranda besin Toksik metaller de deniz besin ağlarına
maddesi deşarjı ile oluşan kirliliklerdir. Su girebilir. Bunlar deniz canlılarının
yüzeylerinin ötrofikasyonunun asıl dokularının, biyokimyalarının,
sebebidir ve azot ile fosfor gibi aşırı besin davranışlarının ve üremelerinin
maddelerinin yosun üremesini artırması değişikliğine neden olduğu gibi
sonucunu doğurur. gelişimlerini de durdurabilmektedir. Aynı

Potansiyel olarak toksik kimyasallar küçük zamanda hayvan yemlerinde yüksek
partiküllere bulaştıktan sonra plankton ve oranda balık kaynaklı besin maddesi de
çoğu depolama ya da deniz suyunu kullanıldığından deniz canlılarından gelen
toksinler kara hayvanlarına geçtikten sonra
filtreleme yoluyla beslenen bentosa geçer. et ve süt ürünlerinde ortaya çıkmaktadır.

Yüksek depolama potansiyeline sahip metal atıkları tarafından ortaya
solungaçlar ağır metal birikiminde önemli çıkmaktadır. Dolayısıyla sindirim ile
rol oynamaktadır. Solunum için balıklar
tarafından alınan sudaki çözünmüş oksijen emilimi bir hayli önem arz etmektedir.
solungaçlar aracılığıyla vücuda alınırken, Ağız aracılığıyla alınan ağır metal
solungaçlardaki lameller vasıtasıyla emiliminin gerçekleştiği yer ince
vücuda sularda bulunan ağır metaller de bağırsaklardır. Sindirim yoluyla emilen
girmektedir. Yüzey alanı geniş olan ağır metaller, kan yolu ile vücudun her
solungaç lamelleri ile etkileşime giren ağır yerine dağılarak bir zehirlenme durumu

metal içeren solunum suyu, solungaçlar ve meydana getirir. Bu durum, vücutta emilen
lameller vasıtasıyla sürekli olarak vücuda zehirli maddenin miktarına ve türüne
ağır metal alınmasına neden olmaktadır bağlıdır. Balıkların derileri de sucul
.Ayrıca balıklarda en çok meydana gelen
zehirlenmeler ise ağız yolu ile alınan ağır ortamda zehirli maddelere maruz kalmakta
bu durum deriden emilimini arttırmaktadır

12

Balık dışında, çoğu besinde 0.25 µg/g’dan miktar 2.5 μg/kg canlı ağırlık’tır .
az , balıklarda ise 80 µg/g’dan daha fazla Kurşunun sindirim sisteminden emilimi

arsenik bulunabilir. Dipte beslenenlerde ve fiziksel formuna (metalik, tuz, organik)
kabuklu deniz ürünlerinde bu 100 µg/g’a bağlıdır. Genelde metalik formu
çıkar . Diyetle alınan arsenik miktarı 10- tuzlarından daha az, organik şekli ise
200 µg/ gün’dür. Bu düzey balık ağırlıklı tuzlarından daha iyi emilir. Sindirim
beslenenlerde birkaç bin µg/ gün’e sisteminden kurşunun emilmesi için
çıkabilmektedir . Arsenik, balık ve kabuklu midenin asidik ortamında iyonize olması
gerekir. Bu sebeple yumuşak dokularda
deniz ürünlerinde genellikle, esansiyel gömülmüş kurşun (Örğ kurşun mermi)
olarak toksik olmayan/daha az zararlı olan zayıf emilir. Ancak, yangı veya enzimatik
organik arsenobetain bileşiği şeklinde
birikir . Toprak ve minerallerde doğal etkinlik iyonizasyonu ve emilmeyi
olarak bulunan arsenik, çevre koşullarında kolaylaştırabilir. Kurşun çeşitli dokulara
yıkımlanmaz, sadece form değiştirebilir. dağılır; en yüksek yoğunlukta kemik, diş,
İnorganik arseniğe maruz kalınması karaciğer, akciğer, böbrek, beyin ve
insanlarda deri, idrar kesesi ve akciğer dalakta bulunur. Vücuttaki serbest kurşun
kanserine yakalanma riski doğurur. plasenta ve süte geçer . Kurşuna maruz

Environmental Protection Agency (EPA) kalanlarda zeka seviyesinin (IQ düzeyi)
insanlar için içme sularında bulunabilecek düşük olduğu belirtilmektedir . Çevresel
kirlilik bakımından özellikle avlanmada
arsenik düzeyini 10 ppb olarak kullanılan kurşun saçmalarının “in situ”
belirlemiştir . The Joint FAO/WHO Expert (bölgesel) metal kirliliğinin ana kaynağı
olduğu, her yıl pirinç tarlaları ve lagünlere
Committee on Food Additives (JECFA) (Bir çeşit göl) 4-9 tondan fazla peletin
arsenik için besinlerle alınabilecek geçici yayıldığı, sedimentlerde ise 2.5x106
maksimum tolere edilebilir günlük alım pelet/hektar’dan fazla bulunduğu
miktarını ise 0.002 mg/kg canlı ağırlık bildirilmektedir . 1994-1998 yılları
olarak belirlemiştir . Türkiye’de Koruma arasında Türkiye’de Ege denizinin doğu
ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından kısımlarında toplanan barbunya balığı
uygulanan “Ulusal Kalıntı Kontrol Planı”
çerçevesinde 2006 yılında değerlendirilen örneklerinde (Mullus barbatus) en fazla
88 numuneden (su ürünü) 1 balık kurşun, bunu takiben civa ve kadmiyum
numunesinde, izleme basamağında “karar bulunmuştur . Kurşunun bazı olumsuz
limiti” olan 1000 µg/kg’ın üzerinde arsenik etkileri çok düşük yoğunluklarda bile
bulunmuştur . Özellikle böbrekler üzerinde görüldüğü için, Agency for Toxic

toksik etki yapan kadmiyum kanserojen bir Substances and Disease Registry (ATSDR)
kurşun için “En Küçük Risk Düzeyi”
maddedir; kromozomal hasar, hücre belirlememiştir. EPA da kurşun için bir
referans yoğunluk göstermemiştir. Sadece
solunumu ve oksidatif fosforilasyonu EPA sularda bulunabilecek kurşun
baskılama, dokularda sülfidrilli gruplara düzeyini 15 ppb ile sınırlandırmıştır
bağlanarak tiyol gruplarını tüketme ve
glutasyonu baskılama, lipid
peroksidasyonu artırarak hücrelerin zarar

görmesine neden olma gibi hücresel
düzeyde etkileri vardır. Balıklarda
kadmiyum 1-50 μg/kg’a kadar çıkabilir .
The European Food Safety Authority’s
(EFSA) göre haftalık tolere edilebilen

13

II. İnsan sağlığına olumsuz etkileri ve sebep oldukları hastalıklar. 2000 yılından
günümüze dek bu kirlilikten kaynaklanan hastalık oranları

Kurşun çeşitli dokulara dağılır; en yüksek yoğunlukta kemik, diş, karaciğer, akciğer, böbrek,
beyin ve dalakta bulunur. Vücuttaki serbest kurşun plasenta ve süte geçer . Kurşuna maruz
kalanlarda zeka seviyesinin (IQ düzeyi) düşük olduğu belirtilmektedir . Çevresel kirlilik
bakımından özellikle avlanmada kullanılan kurşun saçmalarının “in situ” (bölgesel) metal
kirliliğinin ana kaynağı olduğu, her yıl pirinç tarlaları ve lagünlere (Bir çeşit göl) 4-9 tondan
fazla peletin yayıldığı, sedimentlerde ise 2.5x106 pelet/hektar’dan fazla bulunduğu
bildirilmektedir . 1994-1998 yılları arasında Türkiye’de Ege denizinin doğu kısımlarında
toplanan barbunya balığı örneklerinde (Mullus barbatus) en fazla kurşun, bunu takiben civa ve
kadmiyum bulunmuştur . Kurşunun bazı olumsuz etkileri çok düşük yoğunluklarda bile
görüldüğü için, Agency for Toxic Substances and Disease Registry (ATSDR) kurşun için “En
Küçük Risk Düzeyi” belirlememiştir. EPA da kurşun için bir referans yoğunluk
göstermemiştir. Sadece EPA sularda bulunabilecek kurşun düzeyini 15 ppb ile
sınırlandırmıştır

Kıyısal suların kontaminasyonu insan sağlığı üzerinde iki temel yolla risk yaratabilmektedir; -
Deniz ürünlerinin mikrobiyal kontaminasyonunun neden olduğu hastalıklar: Kıyısal sularda
ve kabuklu su ürünlerinde ortaya çıkan fekal orjinli viral gruplar; Norovirüsler,
Entereovirüsler, Adenovirüsler, Hepatit A virüsler ve Rotavirüslerdir. V. parahaemolyticus,
V. cholerae ve V. vulnificus’u içine alan vibrios, kabuklu su ürünleri ve deniz suyunda
kirletici olarak değil, normal mikrofloranın da bir bölümü olarak bulunmaktadır. Bu
organizmaların bolluğu, kıyısal koy-körfez sularındaki kanalizasyon kontaminasyonu veya
enfekte olmuş bireylerden patojen girişi vb. faaliyetler sonucu organik yüklemenin artması ile
ilintilidir. Deniz ürünlerinin kimyasal kontaminasyonunun neden olduğu hastalıklar: Bu
gruptaki kirleticiler üç temel başlık altında toplanabilir;

14

a- PCB’ler, pestisitler ve klorlu ve selenyum kirletici olarak ön
plana çıkan metaller olup,
hidrokarbonlar: Bu tip kirleticilerin balıklardaki civaya ilişkin bazı
ortamda kalıcı olmaları ve besin genel bilgiler aşağıda sunulmuştur:
zinciri halkaları boyunca birikimine
bağlı toksik etkileri yıllardır Genel halk sağlığı standartları için
tartışılagelmektedir. Gerek pek çok
denizel organizmanın yemdeki deniz ürünlerinde izin verilebilir
düşük düzeyde pestisite uzun-süreli metilmerküri 0.1 µg kg-1 vücut ağırlığı
maruz kalmasının etkileri gerekse düzeyindedir, Normal insan kanının
düşük düzeyde pestisit içeren civa düzeyi 5.0 µg L-1 ’nin altındadır,
Minimata olayında 200 µg L-1 ’nin
besinleri tüketen insanlar üzerinde tespit edilen civa değerlerinin
üzerindeki olası uzun-süreli etkileri altında açık bir şekilde toksisite
tam olarak anlaşılamamıştır. Bazı belirtisi görülmemiştir (200 µg L-1 ,

kirleticiler hemen metabolize edilip 0.3 µg gün-1 metilmerküri içeren sabit
atılırken, sindirim oranının diete sahip, 70 kg ağırlığındaki ergin
bireyin ulaşabileceği bir değerdir).
detoksifikasyon ve ekstraksiyon
hızını aştığı durumlarda dokularda c- Kansere neden olan maddeler

birikim ve depolanma söz konusu (karsinojenler): Bu tip maddelerle
olur. Yağda çözünür kirleticilerin kontamine olmuş ürünlerin uzun-
bazıları-özellikle klorlu
hidrokarbonlar- sürekli düşük süreli tüketim etkileri henüz
bilinmemektedir. Yaklaşık 40
dozlarda yem tüketen hayvansal
organizmalarda olduğu gibi kimyasal veya grubun (arsenik ve
insanlarda da birikime uğrar. diğer bazı metaller, PCB’ler, DDT
Özellikle PCB’lerin endokrinel
hasarlara neden olduğu-östrojen türevleri, benzo[a]pyrene (BaP) ve
veya testesteron gibihormonların diğer PAH’lar, dioxin ve toxaphene
aktivitesini önlediği, seksüel
olgunlaşma esnasında gonadal gibi) insanlar için karsinojenik
büyüme ve gelişimi engellediği olduğu düşünülmektedir. Ancak
bildirilmiştir.
PCB gibi yüksek düzeyde kirletici
b- Kirletici olarak metaller: Civa,
kadmiyum, arsenik, kurşun, kalay içeren deniz ürünleri tüketimi ve
kanser arasında doğrudan bir ilişki
net olarak ortaya konmamıştır

(Sindermann 2006).

15

III. İstanbul boğazının kirlilikleri ve oranları

Yapılan araştırmalarda, deniz suyunda Buradaki büyükşehirlerin hepsi Marmara
tespit edilen en yüksek petrol miktarları,
yakın denizlerden, Karadeniz’de Denizi'ni etkiliyor. Marmara Denizi'ni çok
Sivastapol’da 540 µg/L, Hazar Denizi’nde uzun zamanda çok kötü kullanmışız.
230 µg/L Marmara Denizi’nde 148 µg/L, Fabrikalar atıklarını denize vermişler, evsel
İstanbul Boğazı’nda 1100 µg/L, Çanakkale atıklar, gemi trafiğini de katmak lazım.
Boğazı’nda 592 µg/L olarak rapor Yıllarca kirletmişiz ve bu etki maalesef
edilmiştir. Uluslararası literatürde petrol
kirliliğine ait sınır 13 µg/L Deniz hala devam ediyor. Bu etkiyi bir anda
sedimentinde ise sınır 10 µg/L ‘dir. Başta bertaraf etmek çok mümkün değil. Hala
atıklarımızı kısmen de olsa denize atmaya
Marmara Denizi olmak üzere birçok
denizimizde plankton aşırı çoğalması devam ediyoruz. Marmara Denizi su
(plankton patlamaları) görülür. kalitesi bakımından çok iyi değil. Özellikle
İzmit Körfezi'ne doğru, özellikle
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Değirmendere'den itibaren su kalitesi
Dekanı Meriç Albay, "Marmara Denizi göreceli olarak geçmiş yıllara oranla daha
etrafında 23-24 milyon insanın yaşadığı düzeldi ama hala kötü. Büyük başarılar
olması için zaman geçmesi lazım ve arıtma
çok büyük bir havza. Türkiye nüfusunun tesislerinin çok iyi etkin çalışması lazım"
neredeyse yüzde 30'u bu havzada yaşıyor.
dedi.

IV. Denizin temizlenmesi için en yapılmalıdır ve doğal çözümler

Plastik poşetleri bez çantalar gibi daha üretiminde ve ambalajlanmasında
sürdürülebilir, daha az zararlı alternatifleri kullanılan plastik miktarını en aza
ile değiştirilebilir. Üretilen atıkların geri indirebiliriz. Bu, ürünlerin yaşam döngüsü
dönüşüm oranlarını arttırılabilir. Mümkün boyunca çevreye bıraktıkları plastik
olduğu ölçüde, minimum miktarda miktarında son derece önemli azalmalara
sebep olacaktır. Üretim zincirinde
ambalajlanan ürünleri hammadde olarak kullanılan plastik
hedeflenmelidir.Mümkün olduğunca az parçacıklarının çevreye sıçramadığından
kaynak kullanın ve mümkün olduğunca emin olunabilir. Üretim hattında hiçbir
fazla ürün ve malzemeyi geri dönüştürüp kayıp olmadığının sağlanması ve etkili bir
tekrar kullanılabilir. Böylece, mümkün atık su arıtma tesisinin oluşturulması, sıfır
olduğunca az atık üretmiş olunur. Plastik parçacık kaybı için atılması gereken ilk
atıkları yönetmek oldukça pahalı olabilir, adımlardır. Önünde sonunda deniz
bu sebeple, kaynakları verimli süreçleri ve ortamına yayılacaklarından, ürünler de
uygulamaları benimsemek, finans ve iş plastik pelet kullanmaktan kaçınılmalı.
anlayışı bakımından anlamlıdır. Peletler yerine diğer tehlikeli olmayan
Şişelenmiş su satışını durdurulabilir ve doğal aşındırıcı malzemeler (örneğin,
onun yerine filtrelenmiş musluk suyu pirinç, kayısı çekirdeği, fındıkkabukları,
sunmaya başlanabilir. Odalardaki küçük bambu vb.) ile değiştirilebilir.
şampuan ve sabun şişelerini doldurulabilir
olanlarla ile değiştirilebilir. Ürünlerin

16

V. Diğer ülkelerde deniz temizliği için neler yapılmaktadır

Dünya, temiz denizler için harekete geçti. Dünya, temiz denizler için harekete geçti.
“Uluslararası Kıyı Temizliği (International “Uluslararası Kıyı Temizliği (International
Coastal Cleanup – ICC) Kampanyası” Coastal Cleanup – ICC) Kampanyası”
kapsamında Türkiye dâhil 100’den fazla kapsamında Türkiye dâhil 100’den fazla
ülkede yüzbinlerce gönüllü eşzamanlı ülkede yüzbinlerce gönüllü eşzamanlı
olarak deniz kıyılarına akın etti. Her yıl olarak deniz kıyılarına akın etti. Her yıl
eylül ayının üçüncü cumartesi günü eylül ayının üçüncü cumartesi günü
yapılan etkinlik, Türkiye’de 2002 yılından yapılan etkinlik, Türkiye’de 2002 yılından
bu yana DenizTemiz Derneği/ TURMEPA bu yana DenizTemiz Derneği/ TURMEPA
koordinatörlüğünde yürütülüyor. Bu yıl da koordinatörlüğünde yürütülüyor. Bu yıl da
Uluslararası Kıyı Temizliği Kampanyası Uluslararası Kıyı Temizliği Kampanyası
çerçevesinde üç denizimizin kıyılarını çerçevesinde üç denizimizin kıyılarını
temizlemek için kolları sıvayan temizlemek için kolları sıvayan
TURMEPA, etkinlik ile deniz kirliliğine TURMEPA, etkinlik ile deniz kirliliğine
dikkat çekmeyi ve deniz temizliğinin dikkat çekmeyi ve deniz temizliğinin
önemi konusunda bilinç kazandırmayı önemi konusunda bilinç kazandırmayı
amaçlıyor. amaçlıyor.

VI. Küresel ısınmaya ve bu sebepten dolayı iklim değişikliğine katkı oranları
VII. Hava kirliliğinin deniz kirliliğine nasıl etki eder ve bu sonucunda ne olur?

Deniz kirliliği, denizin içerisinde yaşayan canlıları etkiler. Denizin içerisinde yaşayan aynı
zamanda oksijen kaynağımız olan Planktonlara da zarar gelmiş olur. Oksijen azalması ve
zarar gelmesi demek bizim için küresel ısınmanın artması demektir. Bu yüzden hem hava
kirliliği hem de deniz kirliliği havamızı kirlettiğinden en büyük oranlar da zararlar verirler.

17

2. BİTKİLER
A- ANTİOKSİDANLAR
I. Antioksidan ne demektir?
Antioksidan terimi, diğer molekülleri oksidasyon adı verilen kimyasal bir süreçten koruyan
çok çeşitli molekülleri (kimyasal bağlarla birbirine bağlanan atomları) kapsar. Oksidasyon,
birçok vücut işleminden sorumlu olan DNA ve proteinler de dahil olmak üzere
hücrelerimizdeki hayati moleküllere zarar verebilir. Hücrelerin düzgün çalışması için DNA
gibi moleküller gereklidir. Bu moleküllerde çok fazla hasar varsa, hücre arızalanabilir veya
ölebilir. Antioksidanlar bu yüzden önemlidir. Antioksidanlar bu hasarı önleyebilir veya
azaltabilir. Vücutta kontrolsüz oksidasyon tipik olarak serbest radikaller olarak bilinen yüksek
derecede reaktif moleküllerden kaynaklanır.

II. Özellikleri ve faydalarına göre bu antioksidanların günlük tüketimleri kıyaslamaları
Vücudu hastalıklardan koruyan ve vücut dengesini stabil halde tutan antioksidanların pek çok
faydası vardır. Antioksidanlar;Kalp ve damar sağlığının korunmasını sağlar. C vitamini gibi
bazı antioksidanların yeterli alınması vücutta inme olması ihtimalini %50'ye düşürür.Kanseri
önler. Vücuttaki serbest radikaller kanser nedeni olabilirler. Antioksidanlar serbest
moleküllere etki ederek kanserin önüne geçer.Görme yetisini güçlendirir. Antioksidanların
yeterli tüketimi yaşa bağlı gelişen göz hastalıkların oluşmasını geciktirir. C vitamini ve E
vitamini gibi antioksidanlar katarakt gelişimini engeller. A vitamini körlüğün önüne
geçer.Bağışıklık sistemini güçlendirir. Yeterli meyve ve sebze tüketimi bağışıklık sisteminin
güçlenmesini sağlar. Özellikle A, C ve E vitaminleri bağışıklık sistemine çok iyi
gelir.Yaşlanmayı geciktirir. Serbest radikaller yaşlanma etkilerinin oluşmasına neden olurlar.
Antioksidanlar bu radikalleri etkisiz hale getirerek yaşlanma belirtilerinin yavaşlamasını
sağlarlar.Bilişsel sağlığı güçlendirir. Hafızaya iyi gelir ve bunama riskini azaltır.Karaciğer
sağlığına iyi gelir. Antioksidanların karaciğer fonksiyonlarını normale çevirme özelliği
vardır.Böbreklere iyi gelir.Vücut geliştirmede etkilidir.İdrar yolu enfeksiyonlarını
önler.Sigara kullananlara faydalıdır.Saç sağlığını artırır. Saçı güçlendirir.Sivilce tedavisinde
etkilidir. C vitamini aknelerle savaşırken E vitamini hücre yenilenmesine katkı sağlar.Sperm
kalitesini ve doğurganlık oranını artırıcı etkisi vardır.

18

III. Vücutta bazı organlarımızı, bezlerimizi ve sistemlerimizi temizleyen ya da fayda
sağlayan bitkiler

Armut:Armut böbreklerin düzenli ve Kireçlenmeyi azaltıyor.Gözü katarakttan
sağlıklı çalışmasını yardımcı olur.İdrarı koruyor. Sürekli bilgisayar karşısında
hastalıklarında etkilidir.Kalp-damar olanların göz sağlığı için çok faydalı.
sağlığı, alçak kan basıncı ve fiziksel Üzüm çekirdeği antioksidan etkinliğiyle
beyin hücrelerinin yaşlanmasını
performansa iyi gelen vitaminleri yavaşlatarak alzheimer gibi hastalıkların
barındırır.Böbrekte birikmiş kum ve görülme sıklığını azaltıyor Diyabetli ve
taşlarının vücuttan atılmasına yardımcı varisli kişilere de tedavi sürecinde fayda
sağlıyor.Üzüm çekirdeği yağında bulunan
olur.Yüksek tansiyonu hastalar için
vazgeçilmez bir meyve olmalıdır.Tansiyon polifenoller cildi kuvvetlendiriyor ve
düzenleyici etkisi vardır.Armut kanı
temizler bütün salgı bezlerinin normal besliyor.
çalışmasını sağlar.Kansızlığı giderir,
kabızlığı önler. Sinirleri yatıştırır.Vücuda Şeftali: İyi bir karbonhidrat kaynağı olan
direnç kazandırır.Beyinsel yorgunluğu şeftalinin, sindirim kolaylığı
giderir.Sulu bir meyve olduğu için sağlamasından, ter ile atılan potasyumun
vücudun su miktarı arttırır ve susuzluğun karşılanmasına yardımcı olmasına kadar
önler.Tükürük ifrazatını artırır. Ferahlık birçok faydası bulunmaktadır.
veren bir meyve olduğu için hamilelerin Ağız kokusunu alır.Kanı zehirlerden
kusmalarını azaltır.Armut hazımsızlığı temizler.Gut hastalığına karşı etkili bir
ilaçtır.Çiçekleri kabızlığı giderir.Bağırsak
giderir.Mafsal kireçlenmesi, nikris ve solucanlarını düşürür.Bağırsakları
yumuşak tutmak gibi bir etkiye sahiptir.
eklemde meydana gelen romatizmada
faydalıdır.Şeker hastaları da Bol miktarda idrar söktürür.Böbreklerin
düzenli çalışmasına yardımcı olur ve
yiyebilir.Yemeklerden önce yenilmesi böbrek taşlarını eritir.Sindirim sistemini
daha faydalı olduğu için ve etkili olduğu rahatlatır.Şeftali ağız ve midede salgıyı
için önerilir.Armut sıkılıp suyu da arttırarak hazma yardım eder. Yemek
içilebilir.Armut kompostosu da yapılıp üzerine yenilen şeftali hazmın çabuk ve
kolay olmasını sağlar.İdrar yollarını
tüketilebilir.Özellikle midesi dirençsiz olan temizler.Basur memelerinden doğan
insanların komposta yapması daha şikayetleri giderir.Safra kesesi ve böbrekler
için faydalıdır.Susuzluğu giderir ve serinlik
uygundur. hissi verir.Vücudun hastalıklara karşı
Üzüm: Lif açısından zengin olan üzüm direncini arttırır.Ateşi düşürür.Sinirleri
karaciğeri, böbreği ve bağırsağı çalıştırarak yatıştırır ve uykusuzluğa iyi gelir.Kansere
vücuttan zehirli maddelerin atılmasını karşı koruyucudur. Kalp krizi riskini
sağlıyor.Sindirim ve bağırsak hareketlerini azaltır.Cildi nemlendirir ve canlandırır.A

düzenler.Yüksek tansiyonu önler. Kalp vitamini öncüsü olan beta-karotenden
atışını düzenler.Kansızlığı giderir.Kandaki zengin olması nedeni ile antioksidan
kolesterol düzeyini düşürüyor ve kalp özellik gösterir.Gribe karşı vücudun
hastalıkları riskini azaltıyor.Bebeklerin savunma mekanizmasını güçlendirir. Bir
gelişimi için çok faydalıdır.Siyah üzüm, şeftali günlük C vitamini ihtiyacının %50
kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre sini karşılar.Gece körlüğünü önleyici
yenileyicidir.Kabuğunda bulunan özelliğine sahiptir.

flavonoid ve resveratrol damar
hastalıklarını önlemesinde büyük rol
oynuyor. Üzümde kemik sağlığı açısından

önemli olan bor elementini içerir.

19

IV. Sirke, sirke çeşitleri ve evde sirke yapımı
Sirke, yemeklerde, salatalarda tatlandırıcı olarak veya salamura gibi koruyucu olarak
kullanılan su, asetik asit ve doğal aromalar içeren kötü kokulu ekşi meyve suyudur. Bu meyve
çoğu kez yoğun asitli meyvelerden üzüm veya elma vb. olmaktadır.Bir diğer şekilde
anlatılacak olursa 'sirke', şarabın, düşük alkollü içkilerin veya şekerli
ve nişastalı çözeltilerin mayalanmasıyla meydana gelen, asetik asit içeren sulu
çözeltidir.Bilimsel incelemeciler Lavoisier, Chaptal, Persoon, Liebig, Pasteur'dür. Sirkeleşme,
sirke bakterisi (mycoderma aceti) denen bir mikroorganizmanın yaptığı bir mayalanmadır.
Sirke bakterisi alkollü çözeltilerde gelişir ve alkolü yükseltgeyerek asetik asit ve suya
dönüştürür.Eldesi genelde şöyledir:
CH3CH2OH + O2 → CH3COOH + H2O
Önce etanol oksitlenerek asetaldehite dönüşür:
CH3CH2OH + ½O2 → CH3COH + H2O
Aldehit-dehidrojenaz sayesinde su ile oksitlenerek Asetaldehit triol olur:
CH3COH + ½O2 + H2O → CH3C(OH)3
Oksitlemenin ikinci basamağında da sirke asiti olur:
CH3C(OH)3 + ½O2 → CH3COOH + H2O
Sirke çeşitleri;Üzüm sirkesi, Nar sirkesi,Elma sirkesi, Beyaz sirke, Balsamik sirkesidir.Sirke
üretimi için üç temel şart vardır:

20

Havanın sirkeleştirilecek sıvı ile teması,20- Alman veya Schützenbach metodunda
30 derece arası sabit sıcaklık,ortamda düşey meşe tekneler veya jeneratörler
sirke bakterilerinin bulunması. kullanılır. Teknelerin içi önceden
yıkanmış, silindircik haline getirilmiş,
Beyaz veya kırmızı şarap sirkeleştirilir kurutulmuş kayınağacı yongalarıyla

ancak alkol derecelerinin 8-9 derece doldurulur. Alttan giren hava
arasında olması gerekir. Bu dereceye havalandırmayı sağlar, üst tarafta yongalar
ulaşmamış şarap katma yoluyla bu arasından geçerken sirkeleşecek olan şarap
veya alkollü çözeltinin akıtıldığı bir fıskiye
dereceye yükseltilir.
sistemi bulunur. Yongalar önceden sirke
Sirke üretimi fıçılarda yavaş sirkeleşmeyle bakterileriyle zenginleştirilmiş sirkeyle
yahut düşey kazanlarda çabuk serpme yoluyla ıslatılır. Yukarıdan gelen
oksitlenmeyle yapılır. Orleans metodunda şarap alt kısma geçerken sirkeleşir.
220-230 litrelik fıçılar kullanılır. Yatayına
birbiri üzerine yerleştirilirler. Ön çeperin Bir başka usulde, güçlü bir havalandırma
üst tarafında iki delik bulunur. Çapı 6– ortamında, daldırma kültür metoduyla sirke

7 cm olan, göz denilen bu deliklerden biri üretilirken tahta veya paslanmaz çelik
şarabı doldurmaya ve sirkeyi boşaltmaya fıçılar kullanılır. Fıçıların içinde önceki
yarar. İkincisi hava deliğidir, tapa denir. üretimden elde edilen sirkenin bir kısmı
Fıçılarda, sirkeleştirme için içinde bolca bırakılır, üzerine yeterince şarap yahut
alkol çözeltisi katılır ve ortama güçlü bir
sirke bakterisi bulunan 8 derecelik hava akımı gönderilir, sirkeleşme çok
150 litre sirke hazırlanır, buna her 8 günde
bir 10 l şarap katılır, sıvı seviyesi gözün çabuk olur.
5 cm altına çıkana kadar devam edilir. 15
gün sonra sirkeleşme tamamlanır, fıçıdan Elde edilen sirkeler meşe fıçılarda
10 l sirke çekilir ve 10 l şarap konur. dinlendirilir, kokusu geliştirilir, süzülür.

21

V. Bazı hastalıklarda alınmaması gereken yiyecekler

Astım, bronşit ve diğer akciğer faydalı olacaktır. Ayrıca yağlı yiyecekler
hastalıklarının tedavisinde teofilin ve azaltılmalıdır.
albuterol içeren bronşiyal spazmolitikler
kullanılır. Bu ilaçlar sinir sistemini Obezite, şekerli diyabet, kalp ve damar
tetiklediği için kafeinle birlikte hastalıklarının tedavisinde kötü kolesterol
kullanılmamalıdır. Kafein özellikle seviyesini düşüren ilaçlar kullanıldığından
teofilinin toksisitesini arttırır. Bununla greyfurt yenilmemelidir. Genel olarak
birlikte bu ilaçları alırken biyoyararlanımı yağlı yiyecekler, karbohidrat içeren
arttırmamak için yağlı yiyecekleri besinler fazla şekerli yiyecekler
alınmamalıdır.
azaltmak gerekir.
Kan pıhtılaşması sorununda sarımsak,
Kalp yetmezliğinde digoksin içeren anti- zeytinyağı, zerdeçal,üzüm gibi yiyecekler
aritmik ilaçlar kullanırsa meyan kökünden alınmamalıdır ve alınan ilaçın etkisinin
uzak durmalıdır. İkisi bir araya geldiğinde azalmaması için K vitamini içeren
kalp atışlarında problemler ortaya çıkabilir yiyecekler çok fazla yenilmemelidir.

ve hatta kalbiniz durabilir. Meyan kökü Bakteriyel enfeksiyonu olan kişiler
pastalarda, şekerlemelerde ve birada (antibiyotik kullanan kişiler) kalsiyum
almamalıdır.
bulunur.

Kepek gibi diyetteyken tüketilen lifler de
ilacın etkisini azaltabilir. Bu yüzden

yemekten 2 saat önce veya sonra tüketmek

B- DEKORASYON VE ÇİÇEK
I. Türkiye’deki çiçek üretimi ve ihracatı

Özel günlerde duyguları ifade etmek ve ülkeler. Türkiye ise üretim alanı
sıralamasında dünyada 26. Sırada yer
kentsel alanlarda bahçe düzenlemelerinde alıyor. Dünyada yaklaşık 550 bin hektar
dekorasyonun sağlanması gibi ihtiyaçları alanda kesme çiçek üretimi yapılıyor ve bu
karşılayan kesme çiçekçilik ülkemizde de değer toplam süs bitkileri üretim alanının
hızla gelişen ihracat odaklı bir yatırım yüzde 39’unu oluşturuyor. Dünyada kesme
fırsatı haline dönüştü. Türkiye’de kesme
çiçek ihracatı 20 yıl önce başladı ve yıllar çiçek üretimi, tüketimi ve ticaretine
içinde düzenli bir gelişim gösterdi. bakıldığında gül ve kasımpatı ilk sıralarda
Dünyada ise şu an için 50’den fazla ülkede yer alıyor. Lale ve zambak gibi soğanlı
kesme çiçek üretimi yapılıyor. 20. yüzyıl bitkilerin de kesme çiçek sektöründe yoğun
başlarında dünyada önem kazanmaya olarak yer aldığını söylemek mümkün.
başlayan kesme çiçek üretimi, ABD, 2014 yılı kesme çiçek ihracat ve ithalat
Japonya, İtalya, Hollanda gibi geleneksel değerlerine bakıldığında Hollanda ilk
üretim yerlerinin yanında zamanla Latin sırada yer alırken, Türkiye 21. sırada yer
Amerika ve Afrika’da da önem kazanmaya alıyor. Türkiye’nin bu değeri rakam olarak
başladı. Sırasıyla Hindistan, Çin, Brezilya 32 milyon 18 bin dolara karşılık geliyor.
kesme çiçek üretim alanı en fazla olan

22

2016 yılı TÜİK rakamlarına göre kesme bitki materyali ithaline getirilen
çiçek üretiminin süs bitkileri içindeki oranı kolaylıklar, kesme çiçek üretim alanı ve
yaklaşık yüzde 69. 2016 yılında 593 bin miktarında önemli artışların olmasını
beraberinde getiriyor. Türkiye’nin süs
261 adet ile karanfil, 128 bin 64 adetle bitkiciliği konusunda uygun iklim ve
coğrafi koşullara sahip olması, pazar
gerbera, 89 bin 415 adetle gül en çok ülkelerine yakın olması gibi sebeplerle
üretilen ilk üç sıradaki kesme çiçek avantajlı konumda olduğunu söylemek
türlerini oluşturuyor. Toplam kesme çiçek mümkün. Süs bitkileri sektörünün dış
üretim miktarımız 1 milyon 37 bin 996, ticaret hacmi her yıl artarak büyüyor.
toplam süs bitkisi üretim miktarımız ise 1 Sektörün 2016 yılı dış ticaret hacmi
yaklaşık olarak 140 milyon dolar. 2023
milyon 513 bin 713. 55 ilde süs bitki yılında süs bitkileri sektörünün de içinde
üretimi yapılan ülkemizde, üretimin en bulunduğu tohumculuk sektörünün hedefi
fazla yapıldığı iller sırasıyla İzmir, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının
uyguladığı üretim ve destekleme
Sakarya, Yalova, Antalya, Bursa ve politikaları ile 500 milyon dolar olarak
İstanbul’dur. Marmara ve Ege planlanıyor.
Bölgesi’ndeki üretimler yoğunluklu olarak
iç pazara yönelik yapılırken, Antalya ve
çevresinde çoğu seralarda yetişen süs

bitkileri genel olarak ihracata yönelik
üretiliyor. Yıllar içerisinde ihracata yönelik
üretimin dolaylı yollarla teşvik edilmesi,

II. İlaç sanayi ve bitki

İstanbul'da 255 bin metrekarelik arazide, Bezmialem Üniversitesi ve Silivri
Türkiye'nin ilaç sanayisinde kullanılmak Belediyesi Tarımsal Üretim ve Araştırma
ve tıbbi ham madde ya da ürün olarak yurt Merkezi (TÜRAM) iş birliğinde yürütülen
dışına ihraç edilmek üzere onlarca çeşit proje kapsamında, Türkiye'de ilk kez ilaç
bitki yetiştiriliyor. sanayisi için bitki yetiştiriliyor. TÜRAM'ın
255 bin metrekarelik arazisine ekilen tıbbi
Türkiye florası tıbbi ve aromatik
bitkiler bakımından büyük önem taşıyor. ve aromatik bitkilerin özleri ilaç
Avrupa Kıtası'nda yaklaşık 11 bin, üretiminde kullanılacak. Üniversitede
yaklaşık 30 hekimin koordinasyonunda
Türkiye'de ise 12 bin bitki taksonu işlenen bitki özleri, ilaç üretiminin yanı
sıra gıda ve kozmetik sektöründe de
bulunuyor. Avrupa'daki endemik bitki değerlendirilecek. Çalışmalar sonucunda,
sayısı 2 bin 600 iken, Türkiye'de belli Türkiye'nin doğal zenginlikleri oranında iç
bölgede yetişen bitki sayısının 3 bin 500 ve dış pazarlarda hak ettiği konuma
olduğu belirtiliyor. Ayrıca, Türkiye'de ulaşması, tıbbi ve aromatik bitki ve
görülen üç bitkiden biri yalnızca birçok ürünlerini ithal eden değil ihraç eden ülke
konumuna erişmesi hedefleniyor.
kültür bitkisinin gen merkezi olan Anadolu
coğrafyasında yetişiyor. Bu kapsamda,
ülkenin bitki potansiyelini tıbbi ve
ekonomik kazanıma dönüştürmek için
akademik ve merkezi çalışmalara başlandı.

23

III. GDO’lu tohum nedir

Genetiği Değiştirilmiş Organizma maalesef tekrar doğal haline dönüştürmek
anlamına gelen GDO, biyoteknolojik mümkün değildir. Kendi meyvelerinin
yöntemler kullanılarak laboratuvar
ortamında üretilmiş, tamamen yapay tohumu bile tekrar ürün veremez. Örnek
tohum çeşididir. Mevsim koşullarından vermek gerekirse, GDO, üretim yapılan
etkilenmeyen, böceklere ve çeşitli toprağa bir kez bulaştığında, bir hastalık
hayvanlara karşı dayanıklı olan GDO’lu gibi havaya, su kaynaklarına vb. yayılır ve
içindeki kimyasallar hepsini birer zararlı
ürünlerin raf ömrü oldukça uzundur. maddeye dönüştürür. Maalesef tamamen
İçindeki kimyasallar nedeniyle kolay kolay sağlığa zararlı bu tohum çeşidi, ürün
bozulmazlar. Ekildiği toprağın uzun miktarını arttırmak için çok sık tüketilen
vadede verimsizleşmesine sebep olurlar. sebze-meyve, buğday, mısır gibi gıdalarda
GDO’lu üretimin yapıldığı bir alanı kullanılmaktadır.

24

IV. Türkiye kaç yıldan beri GDO’lu tohum kullanmaktadır
Türkiye GDO kullanımına 1950’li yıllardan itibaren başlamıştır.

V. Drone ile tarım
2015 yılında Federal Havacılık İdaresi tarafından, Yamaha RMAX deniz suyunu boşaltmak
amacıyla gübre ve zehir ilaçlarını depolayan ilk araç olarak onaylandı. Bu gibi dronlar, traktör
pülvarizatörlerine göre çok daha hassas püskürtme yeteneğine sahiptirler. Bu teknoloji işçilik
ve ilaç maliyetlerini, kullanılacak ilacın miktarını düşürmeyi amaçlar, nitekim de öyledir.

25

C- PROTEİNLER
I. Sağlık açısından Günlük ve haftalık alınması gereken oranlar ve kalori kıyaslamaları

Sağlıklı biçimde kilo verebilmek için, gün içinde alınan besinlerin kaç kalori olduğu oldukça
mühimdir. Kişinin her gün alması lazım gelen ortalama bir kalori miktarı vardır. Bu miktarın
altında ya da çok üzerinde kalori alınması kişi açısından sağlıksız durumlar oluşturur. Bireyin
günlük alması gereken kalori hesabı yapılırken, kilosu, cinsiyeti, yaşı gibi durumlar göz
önünde bulundurularak, bu değer belirlenmektedir. Ortalama olarak belirtilecek olursa,
günlük olarak alınması gereken kalori miktarı, 19-30 yaş arası kadınlarda 2000 kalori iken,
aynı yaş aralığındaki erkeklerde bu değer, 2400 kalori olarak belirtilmektedir.

D- VİTAMİNLER
I. Vitamin çeşitleri

A vitamini B12 vitamini
B1 vitamini C vitamini
B2 vitamini D vitamini
B3 vitamini E vitamini
B5 vitamini K vitamini
B6 vitamini Folik Asit
B7 vitamini

26

II. Hangi besinlerde hangi vitaminler vardır

A Vitamini İçeren Besinler Bitkisel Ürünler
Hayvansal Ürünler Greyfurt
Süt Portakal
Peynir Havuç
Yumurta Balkabağı
Tereyağı Portakal
Karaciğer Ispanak
Balık vb. Brokoli vb.

B1 Vitamini İçeren Besinler Yağlı Tohumlar Hayvansal Ürünler
Tahıllar Fındık Karaciğer

Arpa Ceviz Böbrek vb. organlar
Fıstık vb.
Yulaf Et
Süt
Bulgur
Yumurta vb.
Kinoa
Mısır vb.

B2 Vitamini İçeren Besinler Hayvansal Ürünler Tahıllar, Baklagiller ve Yağlı Tohumlar
Bitkisel Ürünler Yulaf
Ispanak Süt ve ürünleri Pirinç
Lahana Mısır
Brokoli Yumurta vb. Arpa
Narenciye meyveler vb. Balık Kuru Fasulye, nohut
Karaciğer Mercimek
Kaju, badem, ceviz vb.
Et

B3 Vitamini İçeren Besinler Hayvansal Ürünler Tahıllar ve Yağlı Tohumlar
Kuru Baklagiller Kırmızı Et
Nohut Bulgur
Mercimek Tavuk
Fasulye Balık Yulaf
Bakla vb. Karaciğer vb. Darı

Badem
Ayçiçeği Tohumu

Ceviz vb.

B6 Vitamini İçeren Besinler Hayvansal Ürünler Bitkisel Ürünler
Kuru Baklagiller ve Tahıllar Karaciğer Sarımsak
Nohut Pırasa
Barbunya Yürek
Soya Fasulyesi Kara Lahana
Bakla Dalak
Bulgur Brokoli
Kepek Unu Böbrek vb.
Yulaf vb. Turp
Maydanoz, roka vb yeşillikler

27

B12 Hangi Yiyeceklerde Bulunur? Deniz Mahsulleri
Kümes Hayvanları Tüm balık çeşitleri

Tavuk Istakoz
Hindi
Midye
Ördek
Havyar vb.
Kaz vb.

C Vitamini İçeren Besinler Yeşil Yapraklı Sebzeler
Turuncu ve Kırmızı Renkteki Sebze - Meyveler Rezene
Pancar
Portakal Ispanak
Marul
Mandalina Brokoli vb.

Domates
Vişne
Kızılcık vb.

E Vitamini İçeren Besinler Yeşillikler
Meyveler, Meyve Yağları, ve Yağlı Tohumlar Turp
Zeytin ve zeytin yağı Roka
Avokado ve avokado yağı Maydanoz
Ceviz ve ceviz yağı Marul
Fındık ve fındık yağı Tere vb.
Ayçiçek yağı vb.

K Vitamini İçeren Besinler Yeşil Yapraklı Sebzeler
Karnabahar
Deniz Ürünleri Tere otu
Balık Çeşitleri Maydanoz
İstiridye Ispanak
Brokoli vb.
Istakoz

Karides

Yengeç vb.

III. İnsan sağlığı açısından hangi vitamin hangi oranda eksikse hangi besinle desteklenebilir
IV. Hangi oranda eksikse dışarıdan ilaç olarak alınmalıdır hangi vitamin vücudumuzun
hangi işlevinde ve hangi organında fonksiyonel olarak kullanılır
V. Vitamin eksikliklerinde ve fazlalıklarında hangi hastalıklar görülür

A vitamini
Üreme, görme ve bağışıklık sistemlerine destek olur. Kalp, böbrek ve akciğer gibi
organların sağlıklı çalışmasına katkıda bulunur. Aynı zamanda dişlerin ve kemiklerin
sağlıklı kalmasını sağlarken mukozayı ve cildi korur.

B1 vitamini
Karbonhidratların enerjiye çevrilmesinde görev alır.

B2 vitamini
Riboflavin olarak da adlandırılan bu vitamin vücutta iki önemli koenzimin yapısına
katılır. Bu koenzimler enerji üretiminde, hücresel fonksiyon, büyüme, gelişme ve B3
vitamininin metabolizmasında görev alır.

28

B3 vitamini
Diğer adı niasindir. Cildi ve sinirleri korurken kolesterolü düşürür. Karbonhidrat,
protein ve yağların enerjiye dönüştürülmesini sağlar. Büyüme ve hormonların sentezi
için gerekli bir vitamindir. Vücuttaki tüm dokular niasini metabolik olarak aktif ana
formuna çevirebilir. Bu aktif form vücutta 400’den fazla enzimin çalışmasına yardımcı
olur.
B5 vitamini

Pantotenik asit olarak bilinir. Yağ asidi sentezi ve yıkımında ve diğer birçok yapım ve
yıkım tepkimesinde rol alır.

B6 vitamini
Protein metabolizması başta olmak üzere 100’den fazla enzimatik reaksiyonda görev
alır. Bilişsel gelişimde, karbonhidrat ve yağların metabolizmasında rol oynar.
Hemoglobin oluşumu ve bağışıklık yanıtını destekler.

B7 vitamini
Biotin, vücutta yağ asidi, glukoz ve aminoasit metabolizmasında görevli 5 enzimin
çalışmasına destek olur. Saç ve tırnak üzerinde etkilidir.

B12 vitamini
Genel metabolizmanın çalışmasında çok önemli bir vitamindir. Beyin, sinir sistemi ve
kan hücrelerinin sağlıklı olması için gereklidir. Sinir sistemini korurken kırmızı kan
hücrelerinin oluşmasına katkıda bulunur.

C vitamini
Sağlıklı diş ve diş etlerini destekleyen bir antioksidan olan bu vitamin vücudun demiri
emmesine ve sağlıklı dokuyu korumasına yardımcı olur. Yaraların iyileşmesi ve
bağışıklık sisteminin sağlıklı şekilde çalışması için de önemli bir vitamindir.

D vitamini
Güneş ışığı yardımıyla da sentezlenen bu vitamin kalsiyumun bağırsaklardan
emilmesine, kalsiyum ve fosfor düzeylerinin korunmasına yardımcı olur.

E vitamini
Yağların yıkımıyla ortaya çıkabilecek zararlı maddelerden hücreleri koruyarak
antioksidan etki gösterir.

K vitamini
Bu vitaminin en önemli özelliği kanı pıhtılaştırmasıdır. Bunun yanında kemik
sağlığını destekler.

29

A VİTAMİNİ:

Yetersizlik Belirtileri:

• Gece korluğu, göz kuruması, deri kuruluğu, infeksiyonlara duyarlılıkta artış, iştah kaybı
• Büyüme ve üreme yavaşlar.
• Epitel dokulardan oluşan diş minesi gelişmez.
• Cilt kurur, pul pul olur.
• Salgı bezleri,dil, yutak, solunum sistemi.
• Gözde kuruma ve lezyonlar görülür,
• Sindirim, solunum, boşaltım ve üreme sistemleri organlarının mukozaları zayıflar ve
direnci azalır. Bu durumda buralara hastalık yapıcı etmenler kolayca yerleşebilir.
• Kemik ve dişlerde bozulmalar ortaya çıkabilir

Kseroftalm (Gece Körlüğü)
Bitot Lekeleri: Göz akında çeşitli şekillerde ve büyüklükte görülen beyaz lekelerdir. Gece
körlüğü derecesine göre lekelerin büyüklüğü farklılık gösterir.
Göz kuruluğu ve göz akı yumuşaması: A vitamini eksikliğinde gözyaşı bezlerinin yapısı
bozulur ve yeterli gözyaşı oluşmaz. Gözyaşının oluşmadığı durumda ise göz yeterince
temizlenemeyeceği için bakteriler göze yerleşir.Kornea, göz kapakları, göz akı, göz kapağı
zarları kurur, yapışkanlık, şişme ve kabuklanma meydana gelir. Zamanında tedavi edilmezse
kornea yumuşayarak kalınlaşır. İleri durumlarda kornea yaralanarak körlükle sonuçlanabilir.
Folüküler Hiperkeratozi: A vitami eksikliğinde deride kuruma, kalınlaşma, kabuklanma,
deri renginde koyulaşma, kıl dönmesi gb. durumlar görülür.

B1 VİTAMİNİ- TİAMİN:

Yetersizlik Belirtileri :
• Yorgunluk hissi,
• kaslarda zayıflık,
• baş ağrısı,
• iştahsızlık görülür.
• sindirim sistemi yakınmaları;
• hazımsızlık,
• şişkinlik,
• şiddetli konstipasyondur.
• Cilt hastalıkları
• Fazla alkol alanlarda ise merkezi sinir sistemi tutulur.

Beriberi Hastalığı: İleri derecede B1 vitamini eksikliği sonucu ortaya çıkan sinir ve cilt
hastalığıdır. Bu hastalıkta kalpte, bacaklarda ve vücudun başka yerlerinde ödem, kalp damar
bozukluğu, el ve ayaklarda sancı, karıncalanma, eklemlerde şişme ve ruhsal dengesizlikler
görülür.
Eğer ödem görülüyor ve akut oluşuyorsa yaş beriberi hastalığı, ödemsiz kronik olarak gelişme
gözlemleniyorsa kuru beriberi hastalığı denir. Zamanında tiamin verilmezse ölümle
sonuçlanabilir.

B2 VİTAMİNİ- RİBOFLAVİN:

30

Yetersizlik Belirtileri:
• Kansızlık,
• Ağız kenarı yaraları, burun ve burun kenarı yaraları
• Sinir hastalığı
• Cilt hastalıkları
• Dudaklarda keylozis, angular stomatit (ağız içi yaralar),
• Dil yüzeyinde düzleşme,
• Göz damarlarında genişleme, yanma, görme bozukluğu,
• Sinir sistemi bozuklukları,
• Anemi
• Ağız kenarında ve dudaklarda yarılma ve catlaklar, deri bozuklukları, ışığa aşırı duyarlılık,
kırmızı-mor dil

B3 VİTAMİNİ-NİASİN:

Yetersizlik Belirtileri:

• Deride yaralar, Dilde kabarma,

• Bulantı ve kusma,

• Uykusuzluk,
• Baş ağrısı,
• Baş dönmesi,
• Depresyon,
• Hatırlama güçlüğüdür.
• Vücutta yanma duygusu,
• Sindirim bozuklukları

Pellegra Hastalığı: Eksikliğinde “pallegra” denilen cilt ve sinir hastalığı görülür. Ayrıca
sindirim bozuklukları oluşur. Bu hastalık deri, sindirim sistemi ve merkezi sinir sistemi
şikayetleri ile karakterizedir. Sert ve kaba deri anlamına gelir. Bu hastalıklarda ellerin
üzerinde, boyunda, yüzde, ayak ve dizlerde yanık şeklinde yaralar oluşur. Bu yaralar önce
sullanır , daha sonra kuruyarak kabuklaşır ve sert bir görünüm alır. Pellegra belirtileri bazen
diğer B vitamin grubu eksikliklerinde de görülür

Hartnup Hastalığı: Vitamin eksikliği sonucu görülen diğer bir hastalık ise Triptofanın
niasine dönüşmesinde bozulmasıyla oluşan Hartnup hastalığı dır. Bu hastalıkta ışık
hassasiyeti, dermatit ve psikiyatrik değişiklikler görülür.

B5 VİTAMİNİ:

Yetersizlik Belirtileri:

• İnsanın temel enerji sisteminde katalizör etki yaptığında eksikliği ağır bulgular verir,
• Yorgunluk,
• Kas ağrıları ve güçsüzlüğü,
• Kalpte çarpıntı,
• Terleme bozukluğu,
• midede ağrı kusma,
• ishal,

31

• beslenme bozukluğu,
• kas erimesi sıklıkla
• uykusuzluk, stres, sinirlilik.

B6 VİTAMİNİ:

Yetersizlik Belirtileri:
• Anemi, konvulsiyon, ağız kenarlarında çatlaklar, dermatit, bulantı, kafa karışıklığı
(konvuzyon)
• Deri lezyonları,
• Göz, burun ve ağız etrafında seboreik değişiklikler,
• Dilde kızarıklık ve şişme
• Eksiklik devam ederse merkezi sinir sisteminde konvülziyon atakları ortaya çıkar.
• Anemi

B9 VİTAMİNİ:

Yetersizlik Belirtileri:
• Anemi, güçsüzlük, yorgunluk, huzursuzluk, solunum güçlüğü, büyük ve şişmiş dil, kalp
damar hastalığı
• Kansızlık,
• Halsizlik,
• Kas ağrıları
• Deride yaralar,
• Deri renginin değişmesi,
• Sindirim kanalı epitelyum dokusunda bozulmalar ortaya çıkar.
Yetersizliğine daha çok hamile ve çocuklarda rastlanır.

Megalolastik Anemi: B9 Vitamini eksikliğinde megaloblastik anemi denilen bir kansızlık
türü ortaya çıkar. Bu anemide alyuvar ve akyuvar sayısı fazladır.

B12 VİTAMİNİ:

Yetersizlik Belirtileri:
• Anemi, yorgunluk, sinir sistemi bozuklukları, ağrılı dil, sinir sisteminde bozukluk
• Dilde kızarıklık ve şişlik,
• Preiferik nöropati gibi sinirsel değişikliklerdir.
• Kansızlık,
• Dengesizlik gözlenir.
• Yorgunluk,
• Baş ağrısı,
• Bacaklarda ağrı ve duyu azalması
Pernisyöz Anemi: B12 vitamin eksikliği sonucu görülen hastalık olan pernisyöz anemi,
vücudun kendi dokularına zarar vermesi ile oluşmaktadır.

C VİTAMİNİ:

Yetersizlik Belirtileri:

• Büyümede duraklama, enfeksiyonlara karşı direncin azalması,
• Diş etlerinin şişmesi ve kanaması daha da ilerisinde diş kaybı,

32

• Ateş görülür..
• Halsizlik,
• Çabuk yorulma,
• İştahsızlık,
• Hastalıklara karşı dirençsizlik,
• Yaraların iyileşmesinde gecikmeler
• Vücudun bazı bölgelerinde özellikle kıl diplerinde kanamalar,
• Kansızlık

Skorbüt Hastalığı: Eksikliğinde “skorbüt” denilen diş eti hastalığı ciltte bozulma, yaralarda
geç kapanma, enfeksiyonlarda ağırlaşma görülebilir.

D VİTAMİNİ:

Yetersizlik Belirtileri:
• Raşitizm,
• osteomalasi (kemik
• yumuşaması),
• osteoporoz (kemik kaybı
• ve kırıklar)

E VİTAMİNİ:

Yetersizlik Belirtileri:
• Anemi (kırmızı kan hücrelerinde parcalanma), gucsuzluk, norolojik sorunlar, kas
krampları
• Hemolitik anemi,
• Nörolojik değişiklikler.
• Bazı hayvan türlerinde, kas yorgunluğu ve kas zayıflamasına rastlanmıştır.
Yine bazı hayvanlarda E vitamini yetersizliğinde karaciğer, kalp ve beyinde çeşitli
bozuklukların ortaya çıktığı görülmüştür.

K VİTAMİNİ:

Yetersizlik Belirtileri:
• Kanama
• Pıhtılaşma süresinin uzamasına bağlı oluşan peteşi, purpura tarzı kanamalar ve morluklar
Hemofili: Yetersizliğinde kanın pıhtılaşması zorlaşır ve pıhtılaşma süresi uzar.Böylece daha
fazla kanama görülür. Bu duruma hemofili adı verilir.

VI. Demans nedir

Demans; hafızayı, düşünmeyi ve sosyal becerileri etkileyen bir grup semptomu tanımlar.
Demans tek bir hastalık değildir. Aksine birçok türü vardır. En sık gözlenen türü olan
Alzheimer demansı bütün demansların yaklaşık %60 ila %80’inden sorumludur. Bir inme
sonucunda oluşan vasküler demans ise en sık gözlenen ikinci demans türüdür.

Kelime anlamı olarak demans, Latince mens yani zihin kelimesinden türetilmiştir. Demans ise
zihnin yitirilmesi anlamına gelmektedir. Bununla beraber demanslar, özellikle Alzheimer
demansı bir anda oluşmaz, belirtiler yavaş yavaş ortaya çıkar ve ilerleyicidir. Bazı demanslar

33

ise vücuttaki bir maddenin eksikliğine ya da bir maddenin ya da ilacın yan etkisine bağlı
olarak ortaya çıkar. Bu tip demanslar genellikle ilerleyici olmaz ve geri dönüşü vardır.

E- PARFÜM VE DEODRANTLAR
I. Deodorantların atmosfere verdiği zararlar

Deodorantların içeriğinde bulunan CFC içindeki klor, ozon tabakasını çözüyor.
gazı parçalanmıyor ve karşısına çıkan diğer
moleküller ile birleşmeden atmosferde Ancak kendisi hiçbir molekülden
etkilenmediği için yok olmuyor. Ozona
yükselebiliyor. Bozulmadan ozon yeterince zarar verdikten birkaç yıl sonra
tabakasına kadar çıkabildiği için, burada yağmur suyuyla yere iniyor. Bu süre içinde
ozon moleküllerini parçalıyor.
tek bir klor atomu 100.000 ozon
Güneşten gelen morötesi ışığı (UV)
süzerek oksijen atomlarına ayrıştıran ozon molekülünü çözebiliyor. Klorun ozon
tabakası, yerden 25 kilometre yükseklikte moleküllerini çözme hızıyla kıyaslanınca,
doğal olarak oluşan bir yapı. CFC ozon tabakasının kendini aynı oranda
molekülleri, yaklaşık 100 yıllık yenilemesi mümkün değil. Böylece
güneşten gelen zararlı UV ışınları, ozon
ömürleriyle bu tabakaya kadar yükseliyor tabakasında açılan delikten geçerek
ve orada birikiyorlar. Bu sırada CFC’nin
dünyaya iniyorlar.

II. Kozmetik Ürünler Diş Macunu
34

Kozmetik, bir kimseyi daha çekici hâle vücut yağ ve kremleri gibi pek çok ürün,
getirmek ya da görünüm sorunlarını kozmetik sınıfına girmektedir. Dünya
gidermek için kullanılan ürünleri, çapında L'Oréal, Maybelline, IsaDora, Kie
uygulanan bakım ve tedavileri kapsayan
bir kavram. Kozmetiğin bir alt alanı hl's, Wella, Faberlic, Oriflame, Procter &

olan makyaj; ruj, maskara ve fondöten gibi Gamble, Unilever, Shiseido ve Estée
yüzü ve çevresini güzelleştirmek veya
farklı bir görünüm vermek için uygulanan Lauder Companies gibi büyük kozmetik
kozmetik ürünleri ve işlemleri kapsar. şirketleri vardır.Kozmetik ürün ve işlemler
Makyaj malzemeleri haricinde saç boyası, iki şekilde sınıflandırılır:

saç spreyi, saç jölesi, parfüm, banyo tuzu, 1. Uygulanış yerlerine göre,
2. Temel etki alanlarına göre.

Kozmetik ham maddeler üçe ayrılır; • Polioksialkileneter yağ asidi esteri
• Polioksialkilen yağ asidi esteri ve
Ana Maddeler:
yağ alkollerinden
• Bitkisel yağlar ve yağlı maddeler polioksialkileneter
• Hayvansal yağlar ve yağlı maddeler • Fosforik asit esterleri
• Mineral yağlar ve yağlı maddeler • Nemlendiriciler
• Vakslar ve esterler • Antioksidanlar
• Yağ asitleri • Çözücü sağlayıcılar
• Yağ alkolleri • Koku maddeleri
• Poli glikol eter • Boyalar ve pigmentler
• Diğer alkoller • Etken Maddeler
• Su • Eterik yağ ve bitki ekstreleri
• Pudralar • Pigment leke gidericiler

Yardımcı Maddeler: İtici ve kovucu maddeler:

• Emülgatörler ve stabilizatörler • Silikonlar
• Yüksek moleküllü yağ asitlerinin • Güneşe karşı koruyucular
• Doymamış yağ asitleri
alkali tuzları • Vitamin
• Yüksek moleküllü yağ asitlerinin

amonyum tuzları
• Yağ alkolü sülfürik asit esteri

Diş macunu, içerisinde bol miktarda flor ve kalsiyum içeren bir diş temizleme ürünüdür.
Macunumsu bir kıvamda ve değişik aromalarda olabilir ancak genellikle mentollü yani nane
aromalıdır. Kökeni misvak bitkisinin diş temizleyici özelliğine dayanır.

III. Evde diş macunu yapımı tarifi
35

Hindistan cevizi yağı: Hindistan cevizinde 1 1/2 çay kaşığı zencefil tozu
bol miktarda bulunan laurik asit,
antibakteriyel, antifungal ve antiviral 1/2 çay kaşığı tarçın
aktivite gösterir. Bu nedenle başta ağız
olmak üzere sindirim kanalı florasının 1/2 çay kaşığı E vitamini yağı
temizlenmesi ve düzenlenmesinde etkilidir.
Ayrıca ağız kokusunu önler, dişleri 4 yemek kaşığı distile veya filtrelenmiş su
beyazlatır.
HAZIRLANIŞI:
Ezilmiş kakao: İster inanın ister
inanmayın, ideal diş macunu çikolatalı diş 1. Küçük bir tencerede Hindistan cevizi
macunu olacaktır. Çünkü kakao yağını, eriyene kadar yaklaşık 1-2 dakika
çekirdeğindeki bileşikler florürden daha iyi düşük ateşte ısıtın.
remineralizasyonu teşvik eder.
2. Bir mutfak robotuna bentonit kili,
Bentonit kili: Mineraller bakımından kabartma tozu, ksilitol, FOS, probiyotik,
zengin, çok aşındırıcı olmayan doğal bir kakao, zencefil ve tarçın ekleyerek; yüksek
parlatıcıdır. Aynı zamanda alkalidir, bu hızlı ayarda, tüm tozlar eşit bir şekilde
yüzden ağızdaki asitliği azaltmaya karışana kadar 10-15 saniye karıştırın.
yardımcı olur.
3. Tozların yerleşmesini sağlamak için
Ksilitol: ağızdaki boşluğa neden olan açmadan önce birkaç dakika bekleyin.
bakterileri azaltma kabiliyeti vardır. Ardından bir çorba kaşığı Hindistan cevizi
Tatlandırıcı olduğu için fazla eklemeyin. yağını dökün. Tekrar 10-15 saniye
karıştırın, karışım ufalanacaktır. Tahta bir
Kabartma tozu: Yediğimiz besinler kaşığın küçük ucunu alın (bir çubuk veya
sayesinde dişlerimiz ve ağzımız sürekli asit küçük bir spatula da işe yarar) ve tüm
altındadır. Bu asitlerin nötralize edilmesi tozun yağla birleştiğinden emin olun.
ve dişleri çürümekten korumak için uygun
pH’ı ağızda tutmak için esastır. Kabartma 4. E vitamini ve kalan Hindistan cevizi
tozu pH 9 ila 11 (alkali) değerine sahiptir, yağı ekleyin ve 10-15 saniye daha
bu nedenle asitleri nötralize etmeye karıştırın. Bu noktada, karışım akıcı
yardımcı olur. olacak. Yine tüm tozun dahil edildiğinden
emin olmak için tahta kaşık ucunu
MALZEMELER: karıştırıcının kenarı boyunca gezdirin.
Pürüzsüz ve kremsi bir doku oluşturmak
4 yemek kaşığı soğuk preslenmiş organik için gerekirse tekrar karıştırın.
Hindistan cevizi yağı
5. Karıştırıcı çalışırken suyu yavaşça
4 yemek kaşığı bentonit kili ekleyin ve en az 30 saniye iyice karışana
kadar karıştırın.
1/2 çay kaşığı kabartma tozu
6. Toksik olmayan, yeniden doldurulabilir
2 yemek kaşığı ksilitol sıkma tüpüne aktarın.

2 kapsül FOS probiyotikler Hazırlık Süresi: 5 dakika
(Fruktooligosakkaritler)
Pişirme zamanı: 10 dakika
2 kapsül spor tabanlı probiyotik
Porsiyon: 4 kişilik bir aile için 5-7 gün
1/2 çay kaşığı kakao tozu (günde iki kez kullanılır)

F. HAYVAN YEMLERİ

36

I. Hayvanlarda metan gazını oluşturmayan yemler çeşitleri ve içerikleri

Metan Emisyonunun Azaltılmasında Kullanılan Besleme Stratejisi

A. Rasyona bağlı besleme stratejileri madde) buğday ağırlıklı rasyonlar ile

1) Rasyondaki Karbonhidrat Kaynağı: beslenen hayvanlara (13.1 g/ kg tüketilen
Rasyonun içerdiği karbonhidrat kaynağı, kuru madde) kıyasla daha düşük metan
emisyonu ile sonuçlanmıştır (P<0.05).
fermantasyon sonucu üretilen UYA Çalışmanın sonuçlarına göre, mısırın
oranlarını modifiye ederek üretilen metan rumende daha yavaş yıkımlanmasının yanı
miktarını da etkilemektedir. Örneğin, şeker sıra rumen pH sıda metan emisyonu
ve nişasta içeriği yüksek yemler ile
üzerinde etkilidir. Çünkü rumen pH
beslenen hayvanlarda, fermentasyon sının 6 nın altına düşmesi, metanojenik
sonucu oluşan toplam UYA içerisinde bakteriler için toksik etki yaratmaktadır .
Bu ve buna benzer çalışmaların
propiyonik asit konsantrasyonu yüksek sonuçlarına göre rasyondaki nişasta
iken, yapısal karbonhidratlarca zengin kaba kaynağı metan üretimini etkilemektedir.
Yapısal olmayan karbonhidratlardan bir
yemlerin fermantasyonu sonucu asetik asit diğeri olan şekerler ise ruminal metan
oranı yüksek olmaktadır. Bu nedenle üretimini arttırmaktadır. Bu durumun
nedeni, şekerlerin fermantasyonu sonucu
konsantre yemlerce zengin beslenen propiyonattan çok bütiratın oluşması ve
hayvanlarda metan emisyonu azalmaktadır aynı asetat gibi ortama, metan üretimind
. Benchaar ve arkrasyonda yapısal kullanılabilecek hidrojen sağlamasıdır.
karbonhidratlar yerine, yapısal olmayan Yapılan çalışmalara göre sükrozun
karbonhidratların kullanımı sonucunda
rumende sindirilmesi sonucu, glikoz ve
metan emisyonunun %17 düzeyinde fruktoza kıyasla daha fazla metan
azaltılabileceğini bildirmişlerdir.
Rasyonda kullanılan dane yemin oranı üretilmektedir. Bu nedenle melas düzeyi
kadar çeşidi de önem arz etmektedir.
Angus düveleri üzerinde yapılan bir yüksek rasyonlarda metan üretimi
çalışmada mısır veya arpa ağırlıklı artmaktadır . Rasyonda bulunan kaba yem
rasyonların metan emisyonu üzerine olan kaynağı da metan emisyonu üzerine
etkileri araştırılmıştır . Bu çalışmada,
kuru madde esasına göre %90 düzeyinde etkilidir. Baklagil kaba yemleri ile
konsantre yem içeren (%80 mısır veya
buğday) mısır ağırlıklı beslenen beslenen hayvanlarda metan üretimi,
buğdaygil kaba yemleri ile beslenen
hayvanlarda (9.2 g/ kg tüketilen kuru hayvanlara kıyasla daha düşüktür.

37

Çünkü, baklagil kaba yemlerinde yapısal hızının artmasına bağlı olarak yapısal
karbonhidrat miktarının daha düşük karbonhidrat sindiriminin azalması
olması ve rumen geçiş hızının artması
sonucu metan üretimini %20-40
nedeniyle daha fazla propiyonat düzeyinde azaltmaktadır. Hindrichsn ve
üretiminin gerçekleşmesidir . Aynı ark yaptıkları çalışmada, lignin oranı
yüksek bazı yem hammaddelerinin de
zamanda kuru kaba yemler ile beslenen metan emisyonunu baskıladığını, bu
hayvanlara kıyasla, silaj ile beslenen
hayvanlarda metan üretimi azalmaktadır. durumun lignini rumende
Bunun sebebi ise kuru otlara kıyasla, sindirilememesinden dolayı asetik asit
silajın rumende fermantasyonu sırasında formasyonunun az olması ile
daha az asetik asitin oluşmasıdır . Hassanat açıklamışlardır. Bunula beraber
ve ark. mısır silajı ve yonca silajı ile araştırmacılar, metan üretimini en çok
beslenen süt sığırlarında rasyonda mısır baskılayan karbonhidrat formunun asit
silajı miktarının artması ile metan deterjan lignin ADL) olduğunu çünkü
üretiminin düşüştüğünü bildirmişlerdir . rasyonda ADL miktarı arttıkça organik
Bunlara ek olarak, kaba yemlerin işlenmesi madde sindirilebilirliğinin azalmasıyla
(parçalama, öğütme, peletleme, beraber metan üretiminin de azaldığını
kimyasallar ile muamele gibi) rumen geçiş bildirmişlerdir.

II. Yem çeşitlerine göre atmosfere atılan metan gazı oranları

Karbondioksit (CO2) Emisyonu ihtiyacı toplam emisyonun %10’unu
oluşturmaktadır. Ortaya çıkan CO2
Atmosferde yüksek düzeyde bulunan ve emisyonunun en önemli kaynağının
üzerinde önemle durulması gereken diğer hayvansal üretim olduğu ve toplam
bir sera gazı CO2 dir. Atmosferdeki CO2 emisyonun %9’una eşdeğer olduğu ifade
düzeyinin son 250 yıl içinde artış edilmektedir (Clarke, 2001). Ortaya çıkan
göstermesi, orman alanlarındaki hızlı emisyonun kaynağı doğrudan hayvanın
azalmalar ve fosil yakıtların yoğun olarak kendisi olmayıp, yem üretimi, gübre
kullanılmasından kaynaklanmaktadır. işleme, ürünlerin işlenmesi ve
Diğer taraftan organik maddelerin taşınmasında kullanılan enerji ile ortaya
çürümesi, hayvan ve insanların solunumu çıkan CO2 de önemli bir pay
gibi doğal olaylar ile de atmosfere oluşturmaktadır (Anonim, 2012). Diazot
salınmaktadır. CO2 emisyonunda
beslenme zincirinde kullanılan enerji oksit (N2O) Emisyonu Dünyada üretilen

38

mısırın yaklaşık %50’si ve soyanın %80’i uygulanan gübre önemli N2O kaynağıdır
hayvansal üretimde kullanılmaktadır. Mısır
(Janzen ve ark., 1998). Küresel olarak N2O
üretimi önemli miktarda azotlu gübre sonucu ortaya çıkan emisyonun %70’i
kullanılmasını gerektirmektedir (HSUS,
2008). Bu zorunluğa karşılık azot toprak, hayvansal ve bitkisel üretimden, bunun da
su ve havayı önemli düzeyde %65’i hayvansal üretimden
kirletmektedir. Diğer taraftan büyük kaynaklanmaktadır (Görgülü ve ark.,
kapasiteli çiftliklerdeki gübre depolarında
oluşan sızıntılar su kaynaklarının 2009). Diazot oksit emisyonunu azaltmak
kirlenmesine neden olabilmektedir. Ayrıca için gübreyle atılan azot miktarının
işletmelerin gübre depolarından önemli düşürülmesinde hayvan sayısını azaltıp,
miktarlarda diazot oksit gazı salınımı verimliliği artırmak, toprağa verilen azot
gerçekleşmektedir. Merada otlatma sonucu miktarını azaltmak ve rasyondaki azot
miktarının düşürülmesi gibi hususlar öne
biriken idrar ve gübre veya meraya çıkmaktadır.

Manda üretim faaliyeti sonucu ortaya çıkan gerçekleşirken, sığırlarda bu oran %45
sera gazı emisyonu toplam emisyonun civarındadır. Ortaya çıkan bu fark,
%9’unu oluşturmaktadır. Bu değer süt yemlerin sindirilebilirliğinden kaynaklanır.
Yem bitkilerindeki üretiminde kullanılan
üretiminde 390 milyon ton, et üretiminde
180 milyon ton diğer mal ve hizmetlerle gübreleme ise süt üretiminde %17 ve et

birlikte toplamda 618 milyon ton CO2 üretiminde % 21 olarak ikinci en büyük
eşdeğerdir.Enterik fermantasyon ve yem emisyon kaynağıdır.

bitkileri fertilizasyonu; Manda gübresi ve

süt üretiminde meydana gelen enterik
fermantasyon % 60’ın üzerinde

39

Koyun ve Keçi Küçükbaş hayvanlardan sonucu meydana gelmektedir. Ortaya çıkan
elde edilen sera gazı emisyonu toplam bu değerin % 35'ten fazlası yem
üretiminden kaynaklanır. Küçükbaş
emisyonun % 6.5' unu meydana hayvanlarda gübre emisyonlarının diğer
hayvanlara göre daha düşük olmasında
getirmektedir. Koyun ve keçiden elde gübrenin genelde merada bırakılması
edilen yaklaşık 299 milyon ton et, 130 etkilidir. Lif üretimi ve emisyon arasındaki
milyon ton süt, diğer mal ve hizmetlerle ilişki; Doğal kaynaklı lif üretimi
noktasında öne çıkan ve yüksek ekonomik
birlikte toplam 475 milyon ton CO2 fayda sağlayan bölgelerde, elde edilen bu
eşdeğer emisyon ortaya çıkmaktadır . ürünlerin önemli bir kısmının emisyon
salınımları temelinde süt ve et üretiminden
Genellikle keçilerin süt veriminin kaynaklı emisyonlarının payını azaltıcı
koyunlara göre daha yüksek olması yönde fayda sağlamaktadır. Küresel olarak,

nedeniyle süt üretiminde koyuna göre daha dünyada elyaf üretimi sonucunda 45
düşük emisyon yoğunluğuna sahiptirler. Et milyon ton CO2, üretimi olduğu ifade
üretimindeki emisyon yoğunluğu
noktasında ise koyun ve keçi arasında edilmektedir.
büyük fark bulunmamaktadır. Enterik

fermantasyon ve yem bitkileri

fertilizasyonu; Koyun ve keçiden elde
edilen et ve süt kaynaklı emisyonun
%55'inden fazlası enterik fermantasyon

40

G. VÜCUDUMUZ BİR ÇÖZELTİDİR
I. Hangi elementlerden oluşmuştur
İnsan vücudu çok sayıda elementten oluşuyor. Ancak vücut kütlemizin yüzde 99'a yakınını 6
element oluşturuyor.
Oksijen %65
Karbon %18
Hidrojen %10
Nitrojen %3
Kalsiyum %1,4
Fosfor %1,1
Geri kalan yüzde 1'5 kısmı ise Potasyum, Sülfür, Sodyum, Klor, Magnezyum ve eser
miktarda Bor, Krom, Kobalt, Bakır, Flor, İyot, Demir, Manganez, Molibden,
Selenyum, Silikon, Kalay, Vanadyum ve Çinkodan oluşur.
Bu elementler vücudumuzu oluşturan 37 trilyon kadar hücrenin yanı sıra hücre dışı yapılarda
da bulunur.
Ortalama bir erkek vücudunun yüzde 60'ı sudur. Bu 42 litreye tekabül eder. Bunun 23 litresi
hücrelerin içinde, 19 litresi ise hücre dışında yer alır. Hücre dışı suyun 8,4 litresini dokular
arası sıvı, 3,2 litresini ise kan plazma sıvısı oluşturur.

41

II. Salgılarımızın, kanımızın ph değeri ne olmalıdır

Kanımızın pH seviyesi 7.4 ve hücresel sıvı bir madde suda çözünmüyorsa, pH
seviyesi ise yaklaşık pH 7.2 dir. Bu seviyesini de etkilemez. Örneğin;
gerçeğe göre, hücrelerimiz sürekli olarak kolesterol, yağ asidi, böbrek taşları v.b katı
asidik atık üretmekte ve vücut sıvılarımız asit türleridir. Asit kanı
koyulaştırır/pıhtılaştırır! İşte bu problem
da hayatta kalabilmemiz için vücudun pH asidik atık birikiminden
seviyesini korumaya çalışmaktadırlar. kaynaklanmaktadır. Bu asidik atık
Vücudumuz asidik atıklardan kurtulmak yapılanması kan damarlarımızı tıkar ve kan
için oldukça ağır bir çalışma yapar. Asidik dolaşımını durdurur. İyi bir kan akışı
atıklar ter ve idrar ile çıkartılır. Her ikisi de olmaksızın organlarımız fonksiyonlarını
düşük pH seviyesine sahiptirler. Asidik cilt olması gerektiği gibi yerine getiremezler

yüzeyi kendisi ile temas eden birçok ve iyi beslenemedikleri için yetersiz
mikrop ve virüsü öldürür. Yanısıra soluk kalmaya başlarlar. Kanser hücreleri
verdiğimizde, karbon dioksit salınır, asidik
atıkların sebep olduğu karbonik asitten asidiktirler, bu kanserin alkali bir ortamda
kurtuluruz. Vücudumuz asidik atıklardan gelişemeyeceği anlamına gelmektedir.
kurtulmak için bunca çaba harcarken diğer Besinlerin oksidasyonu nedeniyle oluşan

yandan bizler sürekli olarak vücudumuza fosforik asit veya sülfirik asit vücudun
atabileceğinden daha fazla atık yüklemeye üstesinden gelebilmesi açısından çok güçlü
devam ederiz. Buradaki sır, bazı katılaşmış
asitleri sıvı aside dönüştürmektir. (Sıvı asitlerdir. Vücut bu durumu kemiklerden
vücut tarafından kolayca atılabilir.) Eğer
kalsiyum alarak dengeler.

III. Bakteri ve virüsten korunmak için vücut ph ‘nın önemi

Bakterilerin ve virüslerin gelmesi ile vücudumuzda ve iç dengemizde olan değişiklikleri
korumaya çalışır. Vücudumuza giren ve dengemizi bozan her şey ph’ımız ile sabitlenmeye
çalışılır. Bu yüzden ph’ımız önemlidir, çünkü vücudu dengelemeye çalışır.

IV. Periyodik cetvelde en son bulunan element nedir

The International Union of Pure and ekip isimleri de IUPAC'a önermişti ve
Applied Chemistry (IUPAC) tarafından, en
son keşfedilen elementler olan 113, 115, onay beklemekteydi.Japonya, Wako'daki
117 ve 118'in bundan sonra sırasıyla RIKEN'den araştırmacılar Nh sembolü ile
113 numaralı elemente nihonyum adını
nihonyum, moskovyum, tenesin ve vermek istedi. Nihon, Japonların Japonya
için kullandığı orijinal isimdir.Moskovyum
oganezon (ingilizce orijinalleri
sırasıyla nihonium, moscovium, tennessine (Mc) ve tenesin (Ts), veya resmi isimleri
ile sırasıyla element 115 ve 117- isimleri
ve oganesson) olarak
isimlendirilieceği duyuruldu.Periyodik ise Rusya, Dubna'daki Joint Institute for
cetvelin yedinci satırını dolduran bu dört
element bu yıl Ocak ayı içinde Japon, Rus Nuclear Research ve Amerika'daki
ve Amerikalı bir araştırma ekibinin
keşfinin akabinde resmen tanınmıştı. Aynı Vanderbilt University bünyesindeki Oak

Ridge National Laboratory ve Lawrence

Livermore National Laboratory (LLNL)

42

tarafından Moskova ve Tennessee alınabilirdir ve bu şekilde
şehirlerine atıfta bulunularak önerildi.Son sınırlandırılmıştır.Yeni isimler beş aylık bir

olarak oganezon (Og) ismi Dubna ve kamu incelmesine ve geri bildirimlere
LLNL araştırma ekipleri tarafından, 1999
yılında element 114'ün keşfinde yer alan sunulacak ve böylelikle potansiyel
itirazların neler olabileceği görülmüş
Rus fizikçi Yuri Oganessian'a atfen olacak ve 2016'nın sonunda da periyodik
önerildi. Element 114 ve 116 sırasıyla
tablodaki yerini alacak. Tabi tüm olurken,
flerovyum ve livermoryum 2011'de 8. satırın ilk üyelerini keşfetmek üzere
periyodik cetvele en son katılan araştırmalara devam ediliyor. Önümüzdeki
elementlerdi.IUPAC kurallarına göre süreç bu avın sonucunun neler
olabileceğini gösterecektir.
element isimleri, mitolojik karakterlerden,

minerallerden, yer isimlerinden, element

özelliklerinden veya bilimcilerden

H. CORONA VİRÜS
I. Corona Virüs nedir?

İlk olarak Çin’in Wuhan bölgesinde, 2019 yılı Aralık ayının başında görülüp, bu bölgedeki
yetkililer tarafından tanımlandığı için gayri resmi Wuhan koronavirüsü adıyla da bilinen yeni
koronavirüs solunum yolu enfeksiyonuna neden olan ve insandan insana geçebilen bulaşıcı bir
virüstür.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından virüsün resmi adı SARS-CoV-2 (Şiddetli Akut
Solunum Sendromu-Koronavirus-2) olarak belirlenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü virüsün neden
olduğu hastalığı tanımlamak için COVID-19 terimini kullanmaktadır.

30 Ocak 2020'de CoViD-19, Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel bir sağlık acil durumu
ilan edilmiştir. 11 Mart 2020 tarihinde ise virüs pandemi, yani küresel salgın hastalık olarak
ilan edilmiştir.

II. Virüs Vücudumuzda Hangi şartlarda bulunur, virüsün oluşması ve üremesini
önlemek için nasıl beslenmeliyiz

Koronavirüsler hayvanlar ve insanlar arasında bulaşma riski taşıyan, yani zoonik virüslerdir.
Geçmişte MERS adıyla bilinen Orta Doğu Solunum Sendromu’nun develerden, SARS adıyla
bilinen Şiddetli Akut Solunum Sendromu’nun da misk kedilerinden insana geçtiği
düşünülmektedir. Koronavirüs enfeksiyonlarının yayılmasını önlemek için standart öneriler
arasında düzenli olarak alkollü el dezenfektanları veya su-sabunla el yıkanması ve temizliği,
öksürme ve hapşırma sırasında ağız ve burnun mendil veya dirsek içi ile kapatılması, bu
semptomları gösteren kişilerle yakınlaşmaktan kaçınılması yer alır. Kullanılan mendilin
derhal çöpe atılması gereklidir. Koronavirüs vakalarının görüldüğü yerlerde canlı hayvan
pazarlarından uzak durulması tavsiye edilir.

43

III. Corona Virüs hangi ph değerlerinde barınamaz
IV. Korona virüse yakalanmamak için vücut ph değerini asidik mi bazik mi tutmalıyız ph

değeri hangi aralıkta tutulmalıdır

Korona virüsünde diğer birçok virüs gibi pH 59 aralığında aktif yani canlı kalabildiği dolayısı
ile de midenin pH nın 13 olduğu düşünüldüğünde, canlı kalması ve enfeksiyona yol açması
söz konusu değildir. Bununla birlikte Korona virüs vücudumuzda akciğerler dışında başka
organlara da yerleşebilmesi şimdilik kesinlikle mümkün değildir. Bu yüzden vücudumuzun
pH’ını 13 de ve asidik tutmalıyız.

V. Korona virüsten korunmak için hangi çeşit beslenme tercih edilmelidir

Vücudunuzu belirli yiyeceklerle beslemek Turunçgiller: Turunçgillerde bulunan C
bağışıklık sisteminizi güçlü tutmanıza vitamini bağışıklık sistemini geliştirmeye
yardımcı olabilir. Enfeksiyonlarla yardımcı olur ve enfeksiyonlarla savaşan
mücadele için gerekli olan besin öğeleri A, beyaz kan hücrelerinin yapımını artırır. En
yaygın turunçgiller; greyfurt, portakal,
C, D ve E vitamini, selenyum ve çinko limon, mandalina ve misket limonudur.
mineralleridir.Ara öğünlerinizde tercih
edebileceğiniz; selenyum, E Brokoli: A, C ve E vitamini kaynağıdır.
vitamini, çinko kaynağı olan ceviz, badem,
fındık gibi yağlı tohumlara günlük Sarımsak: Taze, çiğ sarımsak
antibakteriyel ve antiviral özelliklere
rutininizde yer vermeyi ihmal etmeyin.C sahiptir.
vitamini kaynaklarından limon, portakal,
greyfurt, mandalina, kivi bağışıklık Zencefil: Boğaz ağrısını ve diğer
enflamatuar hastalıkları azaltmaya
sistemimize destek besinlerden.Mevsim yardımcı olur.

sebze ve meyvelerini tercih edin. Vücut Zerdeçal: Anti-eflamatuar ve hastalık
sisteminin çalışma ritmi ve mevsiminde önleyicidir. Zerdeçalda doğal olarak
yetişen gıdaların birbirine özgü olduğunu bulunan kurkumin kan şekerini
unutmayın.Bağırsak florası bağışıklık dengelemeye yardımcıdır.
sistem için çok önemlidir. Bağırsak
mikrofloranızı beslemek için yüksek diyet Yeşil çay: Enfeksiyonla savaşmaya
lifi içeriğine sahip gıdaları daha çeşitli yardımcı olan polifenol adı verilen
şekilde tüketmeniz önemlidir. Daha fazla antioksidan kaynağıdır.

bitkisel kaynak içeren sebzeler, meyveler, Ay çekirdeği: Fosfor, magnezyum, B-6 ve
kuruyemişler, tam tahıllı yiyecekler, kuru E vitamini içerir. Ayrıca triptofan
kaynağıdır. Triptofan vücut tarafından
baklagiller gibi yiyeceklerin tüketimi doğal bir ruh hali dengeleyicisi kabul
bağırsak florası açısından daha iyidir. edilen serotonine dönüştürülür. Bu sayede,
Bağırsak florası lif, bakliyat ve fermente ay çekirdeği kaygı ve stresle başa
yiyecekleri sever. Kefir, yoğurt, turşu, çıkmanıza yardımcı olabilir
kombucha fermente yiyecekler arasında
yer almaktadır.
Aşağıda bağışıklık sisteminizi
güçlendirecek 7 besin şu şekilde
sıralanabilir:

.

44

J. UZAYDA TARIM
I. Şu anda bu gibi çalışmalar yapılmakta mıdır? Hangi şartlarda hangi bitkiler hangi

enerjiyi kullanarak uzayda üretilmektedir

Yetiştirilecek bitkilere ve uzay koşullarına durdurulabilmektedir. Uzayda, su
bağlı olarak Uluslararası Uzay
İstasyonunda (ISS) uzaya gönderilen kültürlerinde bitkilerin kökü
mekiklerde topraksız tarım uygulamaları yetiştirilemeyeceğinden ışık yardımı ile
yürütülmektedir. Topraksız tarım kökler havada tutulmaktadır. Bitkilerin
uygulamalarında bitkilerin ihtiyacı olan köklerinin ne tarafa uzayacağı uzay
mekiğinin hareket doğrultusuna ve ışık

besinler sıvılaştırılmış gübreler ile kaynağının yönüne bağlıdır. Bitkilerin

sağlanmaktadır. Bu uygulamalarda bitki ihtiyacı olan besinler ise astronotların
kökleri su kültürlerinde yetiştirilebildiği idrarları ile karşılanmaktadır.
gibi sadece ışık yardımı ile havada da

K. DEPREM

I. Deprem öncesinde doğanın verdiği uyarılar

Canlılar beyincik kısımlarıyla depremden uzaklaşır. Yapılan bir araştırmaya göre
önce çıkan küçük titreşimler ve köpeklerde uluma başlar, felaket geliyor,
elektromanyetik dalgaları duyarlar. Baş dayanışma içinde olalım çağrısıdır bu.
küçüldükçe depreme olan duyarlılıkları da Kediler ev dışına saklanır, yavrularını taşır.
artar. Dişilerin beyincikleri erkeklere göre Güvenli bir yere kaçışır. Kırlangıçlar
daha büyük olduğu için, insanda da yönsüz şekilde yuvalarından çıkar ve
kaçışır. Leylekler lakalak diye bağrışarak
böyledir, depremi daha iyi hissederler. tüm canlıları yaklaşan felakete karşı
İnsanda eklemlerde, diz ve dirseklerde uyarmaya çalışırlar.Yılanlar 2-3 gün
ağrılar olur; göz ağırlaşır, göze bastırma önceden ortaya çıkar. Köstebek, kirpi, fare
hissi uyanır, şakaklar migren gibi gibi yeraltı hayvanları yer yüzüne çıkar.
ağrır. Kadınlarda göğüs, kalça, baldırlarda Yengeçler kıyıya kaçar. Akrepler dolar.
hassasiyet oluşur, gebelerde çocuk
tekmelemeye başlar, insan, kedi köpeklerde Fareler, sincaplar elektrik direklerine
erken doğum görülür.Dokunmabana çiçeği çıkmak ister.Deprem olacağı hafta
depremden yarım saat önce kendiliğinden denizlerin derinliklerinde yaşayan kırmızı
kapanır. Kavak ağaçlarının yaprakları balıklar yüzeye yaklaşırlar, bu nedenle de
yarım saat önceden sanki rüzgar esiyormuş çok sayıda yakalanırlar. En çok hissedenler
gibi kıpraşmaya başlar. Tüm doğa uyarır, balıklar, özellikle de yılan balıklarıdır.
haykırır.Depremden 1 saat önce tavuklar Denizde ortadan kaybolurlar ve saklanırlar.
çığrışır; kuşlar deprem bölgesinden kaçar. Suların kimyası değişir. Canlılarda deprem
Kümes hayvanlarında sanki tilki, çakal, öncesi çiftleşme duyguları artar.Deprem
gelincik girmiş gibi çığrışma başlar, olacağı yıl ağaçların gögüsleri ve dalları
kümesten kaçmak isterler. Kuşlar öbekler kızarır. Çok fazla çiçek açar, bol meyve
halinde bağrışarak deprem olacak bölgeden
verir.

45

II. Hangi gazlar hangi oranda salındığında depremin habercisidir

Radon, Radium elementinin radyoaktif fay çalışmalarında, jeotermal ve yeraltı
bölünmesi sonucu ortaya çıkan bir gazdır. suyu çalışmalarında, deprem ve volkanik
Radyoaktif ışıma (radiactive decay) doğal aktivite belirleme çalışmalarında
ve kendiliğinden oluşan bir olaydır. Bu olay uygulanmaktadır. Ayrıca insan sağlığı
açısından da kullanıldığı alanlar vardır.
bir elementin atomik partiküllerini Günümüzde radon gazı ölçümleri,

kaybetmesi (proton, nötron, veya elektron) depremlerin önceden berirlenmesi
sonucu parçalanmasıyla oluşur. Katı radium çalışmalarında en etkili ve en önemli
bölündüğünde iki proton ve iki nötron
kaybeder ve radon gazını oluşturur. Bu iki metodlardan biri olarak kabul edilmektedir.
Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve
proton ve nötron alfa partikülü olarak Japonya bu metoda gerekli önemi vermişler
adlandırılırlar ve radyoaktiftirler. Radon ve büyük miktarda kaynak ayırmışlardır. Bu
gazı da radyoaktiftir çünkü kendisi de alfa doğrultuda birçok radon ölçüm ağları
partikülü kaybederek ışıma yapar ve oluşturmuşlardır. Örneğin Amerika Birleşik
polonyum elementini oluşturur. Bir Devletleri’nin depremlerin önceden
elementin bölünme hızı yarı ömür belirlenmesi amacı ile sadece Parkfield,
kavramıyla belirlenir. Örneğin uranyumun California bölgesinde 100’den fazla radon
yarı ömrü 4.4 milyar yıldır. Radonun yarı ölçüm istasyonları mevcuttur. Depremleri
ömrü ise 3.8 gündür. Radon bölündüğünde önceden belirleme amaçlı ilk radon ölçüm
ortaya polonyum, bizmut ve kurşun çıkar. çalışmaları selüloz nitrat filmi kullanılarak
Polonyum da radyoaktiftir ve akciğer yapılmıştır ( KODAK, LR 115 FILM,

kanserinin sebebidir. Radyoaktivite genelde TYPE 2 ). Bu yöntem film 70 cm.
uzunluğunda ve 6 cm. çapında bir plastik
pikoküri (pCi) cinsinden ölçülür. Bir pCi iki
boru içine diklemesine bir kuyuya
radyoaktif atomun dakikadaki bölünme yerleştirilmesiyle uygulanır. Film iki hafta
miktarına eşittir. Evdeki havanın radonu, kadar yeraltında kaldıktan sonra dışarıya
havanın radonu, toprak radonu ve yeraltı çıkarılıp belirli bir birim alan içersindeki (
genellikle 3 cm2 ) partikül sayısı belirlenir.
suyu radonu seviyeleri birbirlerinden çok Çok zahmetli olan bu yöntemle yapılan
farklıdır. Havanın radonu 0.1 pCi/L ile 30
pCi/L, evdeki havanın radonu 1 pCi/L den radon ölçümleri, toprakta radon ölçümü
3000 pCi/L’e kadar değişir. Topraktaki
radonun miktarı ise 20 pCi/L’den 100000 yapabilen 3 adet ALPHAMETER 611
pCi/L’e kadar değişir. Yeraltı suyunda alımıyla son bulmuştur. ALPHAMETER
çözünmüş radonun miktarı ise 100 611 dijital kayıt yapabilme özelliğine
pCi/L’den 3 milyon pCi/L ‘a kadar değişim sahiptir. Bu sebeple veri değerlendirmek
gösterir. Radon gaz olduğu için çok daha kolaydır. İznik – Mekece fayı
uranyumdan ve radiumdan daha hızlı boyunca, bu üç aygıt Göllüce, Çerkeşli ve

hareket eder. Radonun hareket kabiliyeti Mekece olmak üzere üç istasyona
kayaçlardaki boşluklardaki su miktarı, yerleştirilmiştir. Bu istasyonlar 1993
sonundan beri veri toplamaktadırlar. Bir
porozite, ve geçirgenlik parametreleri Alphameter 611 unitesi 51 mm. çapında,
tarafından kontrol edilir. Radon geçirgen 350 mm. uzunluğunda olup paslanmaz
kayaçlarda çok daha hızlı yayılır. Örneğin çelikten imal edilmiştir ve 1.2 kg.
kumda veya gravelde kilde yayıldığından ağırlığındadır. Çok hassas bir aygıt olan
daha hızlı yayılır. Dünyada radon ölçümleri Alphameter 611, ışığa, neme ve yağışa karşı
bilimsel amaçlı olarak radon jeokimyası, çok duyarlıdır. Sürekli kayıt yapabilen
çevre mühendisliği çalışmalarında,
uranyum aramalarında, yapısal jeoloji ve

46

Alphameter 611’lerin verileri en geç 40 gün
içerisinde alınmalıdır. Aksi taktirde veri
kaybedilir.

III. Deprem öncesi atmosferde ne gibi değişimler olur
Depremler, büyük depremler öncesinde atmosferdeki değişiklikler gibi çok hikayesi anlatılır.
Dünyada bunun üzerine bilimsel çalışmalar var. Yayınlanmış eserler de var. Zaman zaman
bazı büyük depremler öncesi, tamamında değil ama bazı büyükler depremler öncesinde
iyonosfer tabakasında bazı değişimler meydana gelebiliyor. Bunlar da uydular vasıtasıyla
GPS dediğimiz konumlama amacıyla üretilmiş uydu sisteminin elektro manyetik sistemleri
üzerinden ileri hesaplamalar yardımıyla bu değişimler oluyorsa bunları yakalama şansı
mümkün oluyor.

IV. Deniz suyunun ve yer kabuğunun ne gibi ısı farklılığında olması depremin
habercisidir

V. Deprem öncesi deniz suyu çekilmesi veya bulanıklığı

Deniz suyunun ısınması ya da yer kabuğundaki ısı farklılığı depremin yaklaştığının
habercisidir. Çünkü yer kabuğundaki aşırı ısı bir volkanın patlayacak olduğunu ifade ediyor
olabilir ve dolaylı yoldan depreme işaret verir. Suların ise aşırı ısıdan dolayı çekilmesi ya da
kırılan yer kabuğunun içine doğru girmesinden çekilmesi depremin habercisidir. Ancak eğer
belirli zamanlarda belirli aralıklarla deniz çekilmesi yaşanıyorsa bu depremden dolayı
değildir. Gelgitler sebebinden de olabilir. Aynı zamanda bu su çekilmesi olayı tsunami
işaretçisi de olabilir. Sular deprem öncesi geri çekildiğinde deprem olduktan sonra tsunami
olarak geri dönebilir.

47

J. ESTETİK
I. Estetikte Kullanılan Kimyasallar ve Etkileri

Kimyasal peeling asit bazlı kimyasal derin bir şekilde uygulanmasını sağlarlar.
maddelerle cildin soyulması işlemidir. En önemli avantajları yazın da
kullanılabilmeleri ve tedavi sonrası bakım
Kimyasal peelingde uygulanacak olan asit gerektirmedikleri için günlük hayatı
çeşidi, uygulama derinliği ve seans
aralıkları doktorunuzun uygulayacağı etkilememeleridir. PRP:
tedaviye göre değişkenlik gösterebilir. Bu tedavide amaç yaşlı ve hasar görmüş
Sayıları çok olmakla birlikte en sık deri ve deri altı dokuları uyarmak ve
kullanılan kimyasal peeling ajanları
yenilemektir. Saç dökülmesi, cilt
glikolik asit, alfa hidroksi asitler (AHA), gençleştirme, yara ve akne izlerinin
tedavisinde kişinin kendi kanı santrifüj
triklosetik asit (TCA), salisilik asit, jesner
solüsyonu ve kombinasyonlarıdır. Cildin edilerek yine kendisine uygulanan bu
soyulması ile alttan gelen yeni cildin daha
parlak, genç ve canlı görünmesi tedavide uygulama yaparken dermaroller
hedeflenmektedir. Soyulma sonrası yeni ya da dermapen de kullanılabilir. PRP’nin
cildinizin daha yumuşak, pürüzsüz ve en önemli avantajı tedavide kişinin kendi
kanından elde edilen trombositler
homojen bir renk dengesi olur.Kimyasal kullanıldığı için herhangi bir alerji riskinin
olmamasıdır. PRP tedavisi 2 hafta
peeling, akne tedavisinde, cilt lekelerinin aralıklarla 3-4 seans
giderilmesinde ve cilt tonu eşitlenmesinde,
akne scarlarının azaltılmasında ve ince uygulanabilir. Mezoterapi:
kırışıklıkların giderilmesinde sıkça
Mezoterapi; aminoasitlerin, enzimlerin,
uygulanan bir yöntemdir. Botulunium minerallerin, vitaminlerin ve ilaçların tek
Toksin (BTX) Uygulamaları: başlarına ya da kombine edilmesi şeklinde
Deri kırışıklarının botulunium toksini
(BTX) ile yapılan enjeksiyon tedavisidir. uygulanan mikroenjeksiyon yöntemidir.
BTX tedavisi, uygulandığı kasları geçici
olarak gevşeterek etki eden bir tedavi Mezoterapi; lekeler, yara izleri, anti-aging,
şeklidir. Tedavi yapıldıktan 2-3 gün sonra saç tedavisi, cilt yenileme, çeşitli deri
kırışıklığa neden olan kaslar gevşemeye hastalıklarının tedavilerinde
başlar. 1-2 haftada içerisinde kırışıklıkların uygulanır.Tedavide kullanılan azami
düzelmeye başlaması gözlenir ve bu etki
yaklaşık 3-6 ay sürmektedir. Bu süre orandaki ilaçlar, mikroenjeksiyon yöntemi
kişiden kişiye değişiklik ile problemli cilt bölgesine uygulanır.
Tedavi süresi hastanın cilt yapısına ve cilt
göstermektedir. Dermaroller/Dermapen problemine göre değişmekle birlikte,
Uygulamaları:
genellikle 2 ya da 3 seanstan sonra olumlu
Dermaterapi, deride kontrollü bir hasar
oluşturarak derinin bütünlüğünde büyük etkiler gözlemlenmektedir.
Saç Mezoterapisi uygulaması, deri
rol oynayan kollajenin yeniden
yapılanmasını sağlayarak deri yaşlanmasını içerisinde yer alan ölü saç köklerinin tekrar
tedavi eder. Deri çatlakları, akne skarları, uyarılmasına yardımcı olmaktadır. Saç
leke tedavisi ve yanık skarlarının derisinde eksik olan yapılar küçük

tedavisinde dermapen veya dermaroller dozlarla, direkt olarak saç köküne
kullanılabilir. Ayrıca bu cihazlar tek başına uygulanır. Bu sayede saç dökülmelerinin
kullanımları dışında kimyasal peeling ve büyük oranda önüne geçerek saçların daha
canlı ve sağlıklı olması hedeflenir. Yan
PRP tedavilerinde maddenin deriye daha etkileri yok denebilecek kadar azdır. Uzun
süreli bir yan etkisi bulunmamaktadır.

48

II. Son 10 yıldaki pazar payı ve Avrupa ile kıyaslanması

Bakımlı ve genç görünmek, zamanında Türkiye’deki estetik ekonomisinin
önlem alarak yaşlanmayı geciktirmek büyüklüğü konusunda net bir veri olmasa
günümüzde kadın erkek herkesi peşinden da sektör temsilcileri pazarın yaklaşık 2
koşturan bir trend haline geldi. Bu trend milyar dolar üzerinde bir büyüklüğe sahip
büyük bir estetik pazarı yarattı.Öyle ki olduğu yönünde tahminde
Türkiye, 2 milyar doları aşan estetik pazarı bulunuyor.Uluslararası Estetik Plastik
hacmiyle dünyanın ilk 10 ülkesi arasına Cerrahlar Birliği’nin (ISAPS) verilerine
girmiş durumda.Son yıllarda sektör yıllık göre, 2011-2016 yılları arasında
Türkiye’de estetik operasyonları yüzde
ortalama yüzde 10 büyüyor. Artan talep 200’e yakın büyüme gösterdi. 2011 yılında
medikal estetik merkezi ve hastane sayısını 266 bin 146 olan estetik operasyon sayısı
da arttırırken, bu kurumlar yurtdışına da geçen yıl 789 bin 564’e ulaştı.Son
yatırım yapıyor.Son yıllarda güzel, fit ya
da yakışıklı olmak herkesin hedefi. dönemde estetik operasyon trendleri üç ana
başlık altında toplanıyor: Doğallık, sağlık-
Hepimiz estetik ve güzel görünmek güzellik ve çabuk iyileşme. Artık eskiden
istiyoruz. Akıllı telefonların olduğu gibi abartılı değişiklikler
yaygınlaşmasıyla birlikte çekilen selfiler yapılmıyor. ‘İyi estetik, anlaşılmayan
yani öz çekimler çoğumuzun kendimize estetiktir’ anlayışı giderek hakim oluyor.
tüm açılardan daha eleştirel bir gözle
bakmasını da beraberinde getirdi.Fotoğraf Bu da dolgu, toksin gibi cerrahi olmayan
filtreleme uygulamaları daha iyi bir operasyonların artmasına neden
görüntü yaratılmasına yardımcı olsa da oluyor.Zaten, her ne kadar güzelleşmek
maalesef kalıcı çözüm olamıyor! Bu geçici için cerrahi tedavilere başvuranlar olsa da
son beş yılda asıl büyüme bu alanda
efektlerden tatmin olmayanlar ise daha yaşanıyor. Öyle ki Türkiye, dünyada
kalıcı bir çözüm için estetik cerrahiden cerrahi olmayan operasyonlarda 2016’da
faydalanmak istiyor.Bazı kişiler beşinci sıraya oturmuş durumda. Cerrahi
yüzlerindeki çizgilere ve kırışıklıklara
takılırken bazıları da gıdılarının fazla olmayan operasyonlar üç ana kategoriye
olmasına, gözaltı torbalarına ya da ayrılıyor.Bunlar, enjekte edilebilir ürünler,
kelliklerine takılıp kalabiliyor. Bu noktaya enerji tabanlı cihazlar ve kozmetik olarak
gelmiş kişiler estetik doktorlarının ya da sıralanıyor. Enjekte edilebilir ürünler
medikal estetik merkezlerinin kapısını arasında ise dolgu, toksin gibi maddeler
çalıyor.Son yıllarda medikal estetik büyük pazar payına sahipler. Bunları,
merkezlerinin markalaşmasının ve hızla lazerler, radyo frekansı ve yoğun darbeli
şube-leşiyor olmasının altındaki neden de ışık (IPL) gibi enerji tabanlı cihazlar takip
bu. Hatta sadece estetik alanında ediyor.ISAPS verilerine göre, Türkiye’de
ihtisaslaşan hastane grupları var ve yeni 2016’da en çok uygulanan estetik
açılacaklar da mevcut.Üstelik bu grupların
büyüme planları sadece Türkiye ile de operasyon toksin oldu. Toksini dolgu
sınırlı değil. Yurtdışında açtıkları ofislerin
yanı sıra hastane ve klinik yatırımları da (hyaluronic acid) ve epilasyon izliyor.
gündemlerinde bulunuyor.Estetik pazarının
Türkiye’de son beş yılda hızlı bir büyüme Cerrahi estetik operasyonlarda ise ilk üçte
trendine girdiğini söyleyen uzmanlar, bu burun estetiği, meme büyütme ve yağ
aldırma operasyonları var.
büyümenin önümüzdeki dönemde artarak
süreceğini öngörüyor. Şu anda

49

KAYNAKÇA

1- https://hsgm.saglik.gov.tr
2- https://www.anadolusaglik.org
3- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/746796
4- http://web.hitit.edu.tr/dosyalar/duyurular/abdurrahmanasan@hititedutr231220166Q

3C5L6O.pdf
5- https://samsun.tarimorman.gov.tr/Belgeler/Yayinlar/Kitaplarimiz/kuresel_isinma_ve_i

klim_degisikligi.pdf
6- http://web.hitit.edu.tr/dosyalar/duyurular/abdurrahmanasan@hititedutr231220166b

3m5w6y.pdf
7- https://tr.wikipedia.org/wiki/Deniz_kirlili%C4%9Fi
8- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1174840
9- www.vethekimder.org.tr/dergi
10- https://www.marlisco.eu/tl_files/marlisco/mixed-

images/Pictures%20best%20practice%20case%20studies/GUIDE_FINAL_TR%20(1).pdf
11- https://www.supplementler.com/bilgi-bankasi/antioksidan-nedir-hangi-besinlerde-

bulunur
12- https://gida.ibb.istanbul/hal-mudurlugu/meyve-ve-sebzenin-faydalari.html
13- https://tr.wikipedia.org/wiki/Sirke
14- https://www.kuehne.com.tr/sirke-cesitleri-ve-sagliga-faydalari
15- http://www.turktarim.gov.tr/Haber/18/sevgiyi-en-zarif-yolla-anlatan-cicek-ihracatta-

da-yuz-gulduruyor
16- https://www.eskitadinda.com/yerli-hibrit-ve-gdo-lu-tohum-nedir-130-

c#:~:text=Geneti%C4%9Fi%20De%C4%9Fi%C5%9Ftirilmi%C5%9F%20Organizma%20an
lam%C4%B1na%20gelen,%C3%BCretilmi%C5%9F%2C%20tamamen%20yapay%20tohu
m%20%C3%A7e%C5%9Fididir.&text=GDO'lu%20%C3%BCretimin%20yap%C4%B1ld%C
4%B1%C4%9F%C4%B1%20bir,tohumu%20bile%20tekrar%20%C3%BCr%C3%BCn%20v
eremez.
17- http://apelasyon.com/Yazi/799-tarimda-ilaclama-artik-drone-ile-yapilacak
18- http://apelasyon.com/Yazi/799-tarimda-ilaclama-artik-drone-ile-yapilacak
19- https://www.fanatik.com.tr/1-kilo-kac-kalori-yapar-haftada-1-kilo-vermek-icin-gunluk-
kac-kalori-yakilmalidir-2139347
20- https://www.gidabilgi.com/Kategori/Detay/vitamin-eksikliginden-kaynakli-hastaliklar-
e6649d
21- https://www.medicalpark.com.tr/demans/hg-2111#1
22- https://popsci.com.tr/deodorantlar-ozon-tabakasina-nasil-zarar-veriyor/
23- https://www.researchgate.net/publication/258119474_Ruminantlarda_Metan_Emisy
onunu_Azaltmak_icin_Kullanilan_Besleme_Yontemleri
24- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/481789
25- https://www.haberler.com/vucudumuz-hangi-elementlerden-olusuyor-11079363-
haberi/#:~:text=%C4%B0nsan%20v%C3%BCcudu%20%C3%A7ok%20say%C4%B1da%2
0elementten,a%20yak%C4%B1n%C4%B1n%C4%B1%206%20element%20olu%C5%9Ft

50


Click to View FlipBook Version