The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.

Evrensel Kolej Katalog Dergi

Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by Evrensel Kolej, 2020-05-12 18:42:33

Evrensel Dergi 2015

Evrensel Kolej Katalog Dergi

Keywords: Evrensel Kolej

Felsefemiz

Eğitim kurumlarımızda temel politikamız ve
ilkelerimiz, öncelikle ve önemle Türk Milli
Eğitiminin amaçlarına uygun olarak, Atatürk
ilke ve devrimlerini iyi özümsemiş, demokratik,
laik, vatandaşlık haklarına saygılı, hukukun
üstünlüğüne inanan, yurt ve dünya sorunlarına
duyarlı, özgür düşünceli, barışçı, çevreci,
düşünce ve inançları bilime dayalı olarak oluşan,
kendisiyle ve çevresiyle barışık, kendine güvenen
iyi bir aile bireyi, ulusu ve ailesiyle gurur duyan
ve onlara karşı görev ve sorumluluğunu bilen
ve daima yüceltmeye çalışan, ırk, dil, din,
mezhep, milliyet ve cinsiyet farkı gözetmeksizin
tüm ögrencilerinin ilgi, istidat ve kabiliyetlerini
geliştirerek çagdaş uygarlık için çalışkan, yapıcı,
yaratıcı, üretken, tutumlu, zihnen, bedenen ve
ruhen sağlıklı, seçkin bireyler yetiştirmektir.

Sunus.

Sevim ÖZCAN
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Ana sınıfından lise son sınıfına kadar Evrensellilerin, bir
eğitim ve öğretim yılı boyunca neler yaptığını, neler düşünüp
duyumsadığını, hayallerini, hangi başarılara imza attığını
derleyip duyurmaya devam ediyor. Biliyoruz ki güzellikler
paylaşıldıkça çoğalır. Biz de sizlerle bu güzellikleri çoğaltmak
istiyoruz.

Yaşamını eğitime adamış bir insan olan Okul Kurucumuz,
Öğretmenimiz Sayın Cavit Gürsoy, “Okul Gibi Okul” sloganıyla
yola çıkan okulumuzdaki eğitsel, kültürel, sosyal etkinliklere
her türlü maddi ve manevi desteği sağlamaktadır. Akademik
başarının temelinde kendini ve yaşamı tanıma, kişisel beceri
ve üstünlüklerine güvenme vardır. Evrensel Eğitim Kurumları
eğitimi bir bütün olarak görür, eğitim ve öğretim planlarını
buna göre yapar.

Evrensel öğrencilerinin binbir halini bütün renk ve
hareketleriyle görebilirsiniz. Onların her hareketinde “Okul
Gibi Okul” sözünün sakladığı anlamı gerçekleştirme amacı
vardır. Evrensel bireylerinin yaptığı her işte, konuştuğu her
sözde geleceğe yatırım vardır.

Yazarlarımızı, şairlerimizi, sporcularımızı, müziğe gönül
verenlerimizi, minik becerikli ellerimizi... Daha nice gizlenmiş
hazinelerimizi, öğrencilerimizi sizlerle buluşturuyoruz. Başta
Genel Müdürümüz Semra Büyükağaoğlu olmak üzere
öğretmenlerimizin konuşmaları da yolumuza ışık tutuyor.

Hep güzelliklerde buluşmak ve çoğalmak dileğiyle...

İÇİNDEKİLER 47

27
46
80

Çünkü İnsan Yetiştirmek, Anıtkabir’de Gece Fotoğraf Çekimi
Hayat Boyu Devam Eden Bir Süreçtir Caner Yay ....................................................................... 27
Semra Büyükağaoğlu....................................................... 4 Ege Gezintisinden İzlenimler
Şimdi Atacağım Her Adımdan Daha Bir Eminim Öykü Çiçek Duman, Ezgi İpeksoy................................... 28
Begüm Merve Demirsoy .................................................. 6 Ege Gezisi • Şebnem Sarı ............................................. 29
Biz Olmak • Gülten Kalkanlı............................................ 7 Evrenselliler Tek Ses: Şiddete Hayır!
Yeniden Var Oluşun Hikâyesi Bu Şiddete Kim Dur Diyecek? • Eliz Atlı ...................... 30
Gülseren Tekman ............................................................. 8 İçimizdeki Muhafız • İrem Yıldız ................................... 32
“Ulusal Egemenlik Ulusun Namusudur, Onurudur, Dizi Dünyası • İrem Karakaş ........................................ 33
Şerefidir.” • Sevil Yükselen............................................ 10 Halk Oyunu ve Ben • Mustafa Karayazıcı ..................... 34
Atatürk Gençliği • Ufuk Dirmencioğlu.......................... 12 Kır Kuşu • Heval Gizem İnce ......................................... 35
Bilimsel Projeler Şenliği • Ertan Ocak......................... 13 Evrensel • Buse Görgülü .............................................. 35
Aziz Şehitlerim • Hasan Berker Sarısan ...................... 14 Canım Okulum Evrense’im • İpek Şençimen............... 35
Şehide Mektup • Eyüp Pelit........................................... 15 İlkokula Veda • Cemre Erel .......................................... 36
Kalbimize Gömülenler • Yiğit Köhnetarfun .................. 16 Dilin Gücü • Başak Çelik .............................................. 37
Müzik • Atacan Beyenir ................................................. 17 Açlık Oyunları ................................................................ 38
Öğretmenler • Berke Çalış............................................ 17 Evresel Ailesi Olarak Sporcularımızı Kutluyoruz ....... 40
Armut Piş, Ağzıma Düş • Ekiz İlkyaz Çevik ................. 18 Etkinlikler...................................................................... 42
Sonbahar ve Kış • Ekiz İlkyaz Çevik ............................. 18 26. Dil Şöleni ................................................................. 49
Olmasa Olmazdık • Işıl Kurt ......................................... 19 Geziler ............................................................................ 57
Keşke Dememek İçin • Işıl Kurt ................................... 19 Almanca ........................................................................ 62
Yalnızlığım • İpek Okutan ............................................. 20 İngilizce ......................................................................... 68
“O” • Mehmet Kaan Biçen ............................................ 22 Görsel Sanat Eserleri ................................................... 79
Kanıma ve Bilme Hakkında • Kaan Seyrek ................. 23 Mezuniyet ...................................................................... 80
Kelebek Etkisi • Özge Var............................................. 24
Anıtkabir İlk Kez 24 Saat Ziyarete Açık Kaldı
Caner Yay ....................................................................... 26

Başarı için okul gibi okullar...

Çünkü insan yetiştirmek,
hayat boyu devam eden
bir süreçtir.

Semra BÜYÜKAĞAOĞLU

Evrensel Okulları Genel Müdürü

Sayın Kurucum, si ile itinalı, özverili, sabırlı çabalarınız, emekleriniz için
Değerli Velilerimiz, sizlere teşekkür ediyorum.
Öğretmen Arkadaşlarım,
Sevgili Öğrencilerimiz, Yeryüzünde insan yetiştirmek gibi çok zor ve soylu bir
hizmetin emekçileri olan sizleri saygıyla ve takdirle se-
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. 2014–2015 lamlıyorum.
Öğretim yılı mezuniyet törenimize hoş geldiniz.
ABD’nin 16. Devlet Başkanı Abraham Linkoln oğlunun
Sayın Velilerimiz, öğretmenine yazmış olduğu mektubu da okumak istiyo-
rum.
İnsan hayatında önemli günler ve aşamalar vardır. Do-
ğum, okul hayatına başlamak, okul hayatını tamamla- Bu mektup, çocuklarımızın ülkesini, toplumu, tüm insan-
mak, iş hayatına başlamak, evlenip aile yuvası kurmak ları seven, sorumluluk duyan bireyler olarak yetiştiril-
gibi. Bugün sevgili öğrencilerimiz Ortaöğretim süre- mesini üstlenen öğretmenlere ve ailelere yol gösterici
cini tamamladılar. Çocuklarımızın öğrenim sürecinin niteliktedir.
bir basamağını daha bitirmelerinin heyecanını birlikte
yaşıyoruz. Çocuklarımızın bu önemli gününde aramıza “Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen ona,
katılarak yaşanan heyecanı bizlerle paylaşan herkese kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha değerli olduğunu
teşekkür ediyoruz.. öğret.

Sayın velilerimizi çocuklarımızın eğitimi için yaptıkları Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe
her türlü maddi ve manevi katkıları, özverileri, içtenlik- duymayı.
le takdir ediyor, kutluyoruz Sizleri yüz ağartıcı çocuklar
yetiştirme gayreti içinde olan insanlar olarak görüyor, Kıskançlıklardan uzaklara yönelt onu.
saygıyla selamlıyorum. Kuşkusuz sizlerin çabası devam
edecektir. Çünkü insan yetiştirmek, hayat boyu devam Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.
eden bir süreçtir.
Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını…
Eti ve kemiği de sizin diyerek çocuklarını bize güvene-
rek, yıllardır teslim eden velilerimize, emanetlerini yü- Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret.
zümüzün akıyla teslim etmenin mutluluğunu ve gururu-
nu yaşıyoruz. Fakat ona sessiz zamanlar da tanı.

Sevgili öğretmen arkadaşlarım, Gökyüzündeki kuşların, güneşin altındaki arıların ve yemyeşil
yamaçlardaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebilsin.
Sevgili çocuklarımızın okulumuzdaki öğrenimleri ve ya-
şantıları süresince her şey çocuklarımız içindir düşünce- Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu
öğret ona

Herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi.

Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret.

Tüm insanları dinlemesini öğret ona, fakat tüm söylediklerini
gerçeğin eleğinden geçirmesini, sadece iyi olanları almasını da
öğret.

4 Özel
Eğitim Kurumları

27 yıldır Evrensel Okulları’nda verdiğim mezun öğrencilerime artık sizler de
katıldınız. Mezun olma başarısını gösteren sizleri kutluyor, başarılarınızın
bundan sonra da artarak devam etmesini, ailenize, ulusumuza ve insanlığa
yararlı olmanızı bekliyoruz ve bunun gerçekleşeceğine yürekten inanıyoruz.

Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyata satmasını, fakat hiçbir cilerimizin aileleri, öğretmen ve yöneticilerimizle artık
zamana kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. büyük bir aileyiz. Bu ailenin bireyleri, kurumlarını benim-
Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona. semeli, bu ailenin mensubu olmakla gurur duymalı, gurur
Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip duyulması için herkes elinden geleni yapmalı, bu kurumu
savaşmasını öğret.” yaşamalı ve yaşatmalıdır. Sevgi ve gönül bağları devam
etmelidir. Bu okullar her zaman sizindir. Her gelişinizde
Sevgili Öğrencilerim, sizi bağrına basacaktır.

Bugün sizlerle öğrencilerimiz olarak son beraberliğimiz. Mezun olma başarısını gösteren sizleri kutluyor, başarı-
larınızın bundan sonra da artarak devam etmesini, yine
Kiminizle uzun 12 yıl, kiminizle 7 yıl, kiminizle 4 yıl tatlıyı %100 başarılı olarak üniversitelerin istediğiniz bölümlerine
acıyı, iyiyi kötüyü paylaştık. Biz de sizlerle büyüdük. Bir- girmeyi hak etmenizi, hayatta başarılarınızı görüp duyma-
likte olduğumuz süre içinde sizleri hep sevdik, koruduk; yı, ailenize, ulusumuza ve insanlığa yararlı olmanızı bek-
ama bazen size kızdık, bazen de sizleri kızdırdık. Biliniz ki liyoruz ve bunun gerçekleşeceğine yürekten inanıyoruz.
her şey sizin içindi. Bundan sonra gideceğiniz okullarda
ve hayatta sizi başarılı kılmak için iyi niyetlerle ve olağa- “Ah bir kurtulsak!” dediğiniz okulunuzu daha sonraki yıl-
nüstü gayretlerle çalıştık. Tüm öğretmenler öğrencilerini larda eminim ki özlemle anacaksınız. İyi günlerinizi, kötü
yetiştirmek ve onların başarısıyla gurur duymak isterler. günlerinizi birer anı olarak hayat boyu anımsayacak ve
anlatacaksınız. Hepinizi çocuklarımız biliyor ve çok sevi-
Okullarımızda daima, okul disiplini içinde insan sevgisini yoruz. 27 yıldır Evrensel Okulları’nda verdiğim mezun öğ-
ve insan kardeşliğini, saygıyı, hoşgörüyü, barışı, demok- rencilerime artık sizler de katıldınız. Yine biz kaldık sizler
rasiyi, aile, yurt ve millet sevgisini, özgürlük tutkusunu, gidiyorsunuz.
Atatürkçülüğü, bilimsel düşünebilmeyi, kendine güveni
hâkim kılacak bir okul politikası izledik. Çalışmayı, üret- Yolunuz açık, geleceğiniz gönlünüzce olsun. Hepinizi çok
meyi, emeğe saygıyı, adalet duygusunu öğretmeye, ya- seviyorum.
şatmaya çalıştık. Bu yolda da devam ediyoruz.
Sevgiler ve saygılar sunuyorum.
30 senedir mezun ettiğimiz binlerce öğrencimiz, öğren-
5

Tören Konuşmaları

Şimdi atacağım
her adımdan daha bir eminim...

Begüm Merve DEMİRSOY
FL 11 A

Bu sabah belki de son defa uzun uzun izliyorum bu- değil yepyeni bir başlangıç olacak hepimiz için. Şimdi ilk
ranın gündüzünü. Evrensel bugün kimleri kabul günkü gibi değişik heyecanlarla çıkıyorum bu kapıdan.
edecek diye merakla bekliyorum. Çünkü bu okul Nereye gideceğimi, kimlerle karşılaşacağımı bilmeye-
herkesi sevmez, sevdiğini de bırakmak istemez bir türlü. rek yeni bir hayata başlıyorum artık. Ama bu sefer biraz
daha farklı duygularla çıkacağım bu kapıdan. Benimle
Bitmek bilmeyen o merdivenler bugün keşke hiç, hiç her yere gelecek güzel anılar, ardımda güzel dostluklar
gitmesen diye bakıyor sanki bana. attığım her adım gö- ve öğretmenlerim var artık. Şimdi atacağım her adım-
zümde bir hatırayı canlandırırken bir üst merdivende dan daha bir eminim. Başöğretmenim Atatürk ve diğer
kalan anılarıma kilit vuruyor, benden önce de buradan
geçenlerin anılarıyla her adıma farklı bir anlam yüklüyor. öğretmenlerimin izinde, açtıkları yolda, göster-
Gülüşlerim, mutluluklarım, sessizliklerim... Sanki hepsi dikleri hedefe durmadan yürüyeceğime and
burada ve onları bırakmak, onlardan ayrılmak çok içerim.
zor. Okula geldiğim ilk gün geliyor aklıma, ilk
kez etrafı izlediğim, merakla çevreme baktı- Saygılarımla...
ğım o gün... Evet hatıralar hiç yalnız bırakmı-
yor insanı.

Geçirdiğim dört senem bana dimdik ayakta du-
rabilmenin, yere sağlam basmanın birçok yolunu
öğretti. Kimi zaman kazanmayı, kimi zaman da kaybet-
meyi... Ama en önemlisi düştüğüm yerden nasıl kalkabi-
leceğimi ve yoluma nasıl devam edebileceğimi gösterdi.

Gün oldu sıkıldık, bunaldık; yeter, artık bitsin bu okul di-
yerek sitemler ettik. Zorlu sınav haftaları korkulu rüya-
larımız oldu hep. Kimi zaman da güldük eğlendik. Ama
şimdi biliyorum ki bir gün geriye dönüp baktığımda si-
tem ettiğim o günleri bile çok özleyeceğim.

Bu yılları birlikte yaşadığımız, her şeyimizi paylaştığımız
herkesle artık vedalaşma zamanı geldi. Fakat bu bir veda

6 Özel
Eğitim Kurumları

Tören Konuşmaları

Biz Olmak...

Gülten KALKANLI
K 12 B

Bugün aslında birçok güzel şeye hep birlikte veda mizin sebep olduğu hatalarımıza
ediyoruz. Biliyoruz ki hayalini kurduğumuz hayat- yufka yüreklilikle yaklaşıp, bize her
lara çok az kaldı ve bu hayatlara başlarken yaşan- zaman destek çıktığınız için kendim
mışlıkları, çok güzel anıları geride bırakıyoruz. Kimi za- ve arkadaşlarım adına sizlere tek
man şikayet ettik buraya gelirken. Kimi zaman sabırsız- tek sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
landık, bir an önce okul bitsin istedik. Asıl gerçek şuydu:
Bizi biz yapan birçok duygunun farkına burada vardık. Emekten bahsetmişken, şu an burada konuşmama fırsat
Bizi hayata hazırlayan gerçekleri, düşünceleri burada veren ailemin, hepimizin bir yerlere gelmesi için çabala-
öğrendik. Birbirimize; nefret etmeyi, sevmeyi; kavga yan ailelerimizin de yaptıklarının karşılığı asla ödenemez.
etmeyi, barışmayı; gülmeyi, ağlamayı öğrettik. Ayrı- Sadece yüzümüzdeki bir tebessüm için her şeylerini ede-
lık kelimesinin bizde uyandırdığı acı verici duyguları bir bilecek ailelerimize sonsuz sevgilerimizi sunarken bize sizi
kenara bırakıp aslında bu ayrılığın bir son değil bir baş- gururlandırma şansını tanıdığınız için teşekkür ediyoruz.
langıç olduğunu bilmenizi isterim. Eminim burada sahip
olduğum bütün dostlar, gelecekte her anımda benimle Yıllar sonra gazeteci, avukat, mühendis, öğretmen vb.
olacak. Eminim bütün arkadaşlarım, her şeye rağmen bir meslek sahibi olarak karşılaştığımızda yaşadıkları-
kişililiğinden ödün vermemiş, erdemli, kocaman yürekli mızı kahkahalarla, belki özlemle ve gözyaşları içinde ha-
insanlar olarak buradan ayrılacak. tırlarken zamanın nasıl akıp gittiğini fark edeceğiz. Tek
bir gerçek var, o da yaşadığımız an. Bu nedenle bugün
Bizim bu yorucu birey olma mücadelemizde hep yanı- lise maceramızı bitirirken huzurluyuz. Yaptığımız hiçbir
mızda olan öğretmenlerimize sonsuz minnet duygumu- hatadan pişman olmadan, büyümenin verdiği özgürlük
zu bildirirken onlara karşı “Bizim için bir anne, bir baba, ve olgunlukla, başka hatalar yapmaya ve bunlardan ders
bir arkadaş oldunuz...” gibi basmakalıp sözleri kullan- çıkarmaya, yeni insanlar tanımaya, yeni zorluklara gö-
mak istemiyorum. Bütün samimiyetimle diyorum ki: ğüs germeye doğru yol alıyoruz. Bana dostça sevmeyi,
Öğretmenlerim, sizin de yaşamınızda çeşitli zorluklar, nefret etmeyi; üzülmeyi, pişman olmayı; aşık olmayı,
kendinize göre sıkıntılarınız olabilir; buna rağmen hafta- gülmeyi, dans etmeyi, araba kullanmayı, sinirlenmeyi,
nın istisnasız her günü, günün her dakikası bütün prob- sinirlenmemeyi ve daha pek çok şeyi öğrettiği için arka-
lemlerimize gözü kapalı yardımcı olduğunuz için; bizi, daşlarıma; sabretmeyi, çalışmayı, alın teri dökmeyi; ka-
akademik yönden olsun, her alanda donanımlı ve faydalı zanmayı, kaybetmeyi öğrettikleri için büyüklerime son-
insanlar olarak yetiştirme çabanız için; bizim acemiliği- suz saygı, sevgi ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Hoşça kalın!

7

Tören Konuşmaları
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

Gülseren TEKMAN Çanakkale’de yedi başlı düşman karşısında yalın kılıç dikilmiş-
ti de efsaneler kahramanı gibi kurşun işlememişti ona. Bir avuç
Tarih Öğretmeni bahadırla Çanakkale’yi öyle bir kale yapmış, kapılarına öyle bir
sürgü vurmuştu ki ne bu kapılar açılabilir ne bu kale geçilebilir-
YENiDEN VAR OLUŞUN di ki. İşte Mustafa Kemal, halk dilinde böylesine destanlaşmış
HiKÂYESİ bir kahramandı. Bundandır, yanık yürekli Anadolu, o kara gün-
lerde onu bir vatan gibi bağrına bastı.
Bir asır kadar oluyor. Başımızdakiler başımıza bir iş açtı.
Günün birinde görülmedik bir savaşın içinde bulduk En doğru düşünceler onun başından doğuyor, en güzel duy-
kendimizi. “Dünya Savaşı” dedikleri kanlı bir oyundu bu, gular onun yüreğinde tomurcuklanıyor, vatan ve hürriyet onun
bir devler oyunu! Kim bilir kimin başına bir çorap örülecekti. O burnunda tütüyordu. Onun için bir koca ulus, onda kendini,
zamanlar ne deryalarda yüzen donanmalarımız ne gökyüzünde kalbini, dilini buluyordu. Artık herkes onun açtığı bayrak altın-
uçan uçaklarımız vardı. Başını sonunu tartmadan, vaktini saatini da toplandı; tek bir yürek, tek bir bilek gibi bütün Anadolu bir
hesap kitap etmeden böyle bir kavgaya katılmak akıl alacak Mustafa Kemal oldu, atıldı ileri. Hangi kuvvet karşı koyabilirdi
gibi değildi; ama söz verenler vermişti bir kere! Ak alnımıza bir bu güce!
kara sürdürmemek için Almanlar ve onun safındakilerle kader
birliği yaptık. Biz bir yanda, dünya bir yanda! Tam dört yıl kuş Mustafa Kemal ne yapacağını biliyordu: “Milli sınır”larımız için-
olduk, kanat olduk, bir taş üstünde dinlenmeden, alnımızın de Türk topraklarını paylaşılmaktan kurtarmak ve Türk ulusu-
terini, göğsümüzün kanını kurutamadan akından akına koştuk. nun bu topraklar üstünde hür ve bağımsız olarak yaşamasını
sağlamak. Samsun’a ayak bastığı günden düşman ayaklarını
Kervan geçmez dağlarda karlarda eriyerek ve fırtınalarda sav- bu topraklardan kestiği güne kadar; bu kurtuluş gününden de
rularak, kuş uçmaz çöllerde ateş ve güneşle yanarak adımızı devrimlerle bezenen Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar çekme-
kanımızla yazdık tarihe; ama kader deyin, ne derseniz deyin diği kalmadı.
sonunda yenildik.
Mustafa Kemal’in başındaki dert yalnız düşmanın açtığı dert
Hey, ne kara günlerdi o günler! Başımızdan esmedik yeller mi olsa, milletiyle el ele verip hemen ağızlarının payını verirdi; ama
kaldı! O toz duman içinde topraklarımızı paylaşmaya kalkmaz- bu yola beraberce baş koyduğu bazı arkadaşlarından tutun
lar mı! Bu yüzden ne ocaklar yanıp kül oldu, ne bucaklar ku- da, padişahtan, gölgesinden çekinen hükümetten, dar kafa-
ruyup çöl oldu! Öyleyken, bu yanan ve yıkılan yerlerin feryadı lı idarecilerden, kuş beyinli gericilere kadar her yönden öyle
karşısında saray susuyor, sema susuyor, bir vatan parçalanır- güçlükler çıkarılıyordu ki saymakla, sıralamakla bitmez.
ken dünya susuyordu. İşte o günlerde, o kara günlerde yiğitliği
dillere destan biri vardı: Mustafa Kemal! Mustafa Kemal ümitsizliklerle de çarpışıyor. “Topumuz yok, di-
yenlere ‘alırız’, paramız yok, diyenlere ‘buluruz’. Bulamasak da
düşmanın elinde her gün bir parça can vermektense dövüşe
dövüşe ölürüz; ölümden ötesi yok ya” diyordu.

Bir yandan da yer yer kurulmuş dernekleri, dağ başlarını tutan
çeteleri, bir kurtuluş bayrağı altında toplayarak bir milli birlik,
bir Kuvayı Milliye yaratmak istiyordu, bir yandan da kongre
hazırlıkları...

23 Temmuz’da başlayan Erzurum Kongresi’ne 4 Eylül’de Si-
vas Kongresi takip etti. Her ikisi de Mustafa Kemal’in başkan-
lığında toplanmıştı. Mustafa Kemal kongrelerin bittiği gün bir
türlü yola gelmeyen İstanbul Hükümetiyle de; bütün ilişkilerini
kesip attı. Artık Anadolu kendi başına buyruk olacak, kendi
başını kurtaracaktı.

27 Aralık’ta Mustafa Kemal’in Ankara’ya ayak bastığı gün, ye-
disinden yetmişine bütün Ankara yolara dökülmüştü, al bay-
rakları sallayıp davullar vurarak “Seni görmeye geldik, bu top-
raklar için ölmeye geldik! “ diyorlardı.

16 Mart 1920’de İstanbul’un resmen işgalinden bir süre sonra
23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi Ankara’da açıldı ve hü-
kümet kuruldu. Bu meclisin başı hükümetin de başı demekti.
Meclis başkanlığına Mustafa Kemal şimdi bir heyetin bir ce-
miyetin değil bir milletin başı, bir devlet başkanıdır. İşte halkın
halkla idaresi o gün başlamıştır. Bundandır 23 Nisan’ı her yıl
bayram üstüne bayram yaparak kutluyoruz.

Bu oluş sırasında İstanbul Hükümeti başına hangi taşa vu-
racağını bilemedi. Meclisi dağıtmak ve Türk halkını Mustafa

8 Özel
Eğitim Kurumları

Kemal’den ayırmak için üstlerine halife orduları mı gönderme- külhan da bir, bilene. Çulda bir, çuha da bir giyene halkı yan
di, halife fetvası ve İngiliz parasıyla isyanlar mı çıkarmadı. gelip yatmaya alıştıran miskinler tekkesini kapatacağım.”

Mustafa Kemal üstlerine yürüyen halife ordularını mı durdur- “Memleketin mahkemeleri iki başlıdır. İkisi bir edeceğim. Eği-
sun, yer yer alevlenen ayaklanmaları mı bastırsın? Doğu’da tim, öğretimde çatal görüşlü biri okul bir medrese ikisini de
Ermeni orduları, güneyde Fransız askerleriyle mi Anadolu’yu yok getireceğim.”
yakıp yıkarak ilerleyen Yunan güçleriyle mi uğraşsın?
“Sağdan sola yazılan yazı, Türk yazısı değildir. Yeni sesimize
Mustafa Kemal “Topraklarımızı çiğneyen ayaklar uğursuzdur uygun alfabeyi hazırlayacağım.”
kıracağım, Serv Antlaşması yüz kızartıcıdır yüzlerine vuraca-
ğım. Ölüm fetvaları batıldır yakacağım. Halife kuvvetleri hak- “Fes; ne din alametidir ne millet emaresi. Bu baş belasını bir
sızdır dağıtacağım. Yer yer ayaklanmalar yersizdir yere vura- gün başımızdan çıkarıp atacağım.”
cağım. Baş kaldıran çeteler baş belasıdır, başlarını ezeceğim.
Bu kurtuluş yolunda ölüm var dönüm yok. Orduyu kurup bu “Beşiği sallayan el, dünyaya hükmeder. Peçenin zindanından
vatanı kurtaracağım.” der. bunalan Türk kadınlarını bu zindandan kurtarıp erkeklerle eşit
hak ve hürriyetlere kavuşturacağım.”
Dediğini yapıyor Mustafa Kemal. Fermanları yırtıyor, fetvala-
rı yakıyor, halife kuvvetlerini dağıtıp ayaklanmaları bastırıyor. Yurdumuzun kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu, devrim-
Doğu’da Ermenileri, Güney’de Fransızları, Batı’da Yunanı yeniyor. lerimizin yaratıcısı büyük Atatürk! Emanet ettiğin Cumhuriye-
ti her yıl bayram olarak kutlayarak, anlatarak ve anlattırarak
Büyük devletlerin güvendikleri dağlara kar yağmış, tutundukları unutmayacağız unutturmayacağız.
dallar kırılıp gelmişti. Aman dileyip ateşkes istediler. Ardından
da İstanbul ve Trakya’yı boşaltmayı kabul edecek. Sen rahat uyu!

24 Temmuz 1923’te hakkımız, kuvvetimiz önünde bütün başlar
eğildi. Yapılan antlaşma ile yüzyıllardır ilk defa yabancı devlet-
lerin egemenlik haklarımıza dokunamayacağı hür ve bağımsız
bir devlet olduk. Böylece Lozan askeri zaferimizi tamamlayan
siyasi bir zafer oldu.

Halk babası Atatürk, bir şeyi yapmayı murat etmeye görsün,
halkın gönlünü alarak, gönlünden alarak er geç gerçekleştirirdi
onu. Nitekim 91 yıl önce 29 Ekim 1923’te kararını çok önceden
verdiği yeni Türk devletini kurdu: Türkiye Cumhuriyeti… Laik,
milliyetçi, halkçı, devletçi, devrimci cumhuriyet.

“Egemenlik verilmez alınır. Türk halkı egemenliği eline almıştır.
Artık sırada devrimler vardır.”

“Din haktır, hakikattır; fakat siyasete alettir. Oysaki Allah’la kul
arasına girilmez. Dini dünya işlerinden ayıracağım. Han da bir,

9

Tören Konuşmaları
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

Sevil YÜKSELEN
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Sayın Genel Müdürüm, Saygıdeğer Müdürlerim ve kanları pahasına emanet eden atalarımızın emanetlerini
Meslektaşlarım; daha iyi koruyarak ve geliştirerek, yarınlara taşıyabilmek
için çalışmamız gerekmektedir.
Sevgili Öğrenciler ve Değerli Konuklar;
Büyük önder Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, mille-
23 Nisan 1920, Türk ulusunun iradesini temsil eden Birinci tin geleceğidir. Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve
Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının var olma büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramımız olan 23
savaşı içinde egemenliğini ilân ettiği tarihtir. Nisanları çocuklara armağan etmiştir. Tarihimizin gurur
dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türki-
Cumhuriyetimizin kurucusu, Büyük Önder Mustafa Kemal ye Cumhuriyeti’nin geleceğini emanet edeceğimiz yeni
Atatürk’ün, yarınlarımızın güvencesi çocuklarımıza hedi- Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetişmesi amacıyla
ye ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 23 Nisanlar, önemli birer vesiledir.
bu alanda hem dünyada bir ilki oluşturmakta, hem de
geleceğin cumhuriyet nesillerine, Atamızın verdiği önemi Tarihin akışı içinde, ulusların kaderinde olumlu veya
ifade etmektedir. olumsuz etkili olan binlerce devlet adamı yer almıştır. Bu-
gün bunların pek çoğunun bırakınız eserlerini, isimlerini
23 Nisan gibi milli bayramlarımızın önemli bir anlamı dahi hatırlayamazsınız. Oysa Cumhuriyetimizin kurucusu,
Ulu Önderimiz Atatürk gibi devlet adamı ve halk kahra-
vardır: Bu bayramlar, birlik ve beraberliğimizi pekiştir- manları, bıraktıkları eserler ve bu eserlere sahip çıkan

diğimiz, millet olarak tasada ve kıvançta bir olduğumuz

günlerdir. Bu günde bizlere bu cennet vatanı, canları ve

10 Özel
Eğitim Kurumları

milyonlarla sonsuza kadar yaşayacaklardır. Atatürk gibi hakim olması, barışın ve mutluluğun kurulması ve devam
kahramanları farklı kılan ve tarihe altın harflerle yazdıran etmesidir.
gerçek de budur.
Sözlerimi Ulu Önderimizin bize ışık tutan sözleriyle ile ta-
Bu nedenle Atatürk’ü ve bizlere emanet ettiği büyük mamlamak istiyorum.
eseri sonsuza kadar yaşatma konusundaki kararlılığımızı,
nedenleriyle birlikte çocuklarımıza anlatmalıyız. Anlat- “Ulusal egemenlik ulusun namusudur, onurudur, şerefidir.”
malıyız ki, gelecek kuşaklar uyanık, kararlı ve bilinçli ola-
bilsinler. Tarihi mirasımızı koruma ve kollama konusunda- “Ulusal egemenlik öyle bir ışıktır ki onun karşısında zin-
ki ödevlerini yerine getirebilsinler. cirler erir taç ve tahtlar erir yok olur.”

Sevgili öğrenciler, “Özgürlüğünde; eşitliğin de; adaletin de; dayanağı ulusal
egemenliktir.”
Atatürk’ün sizlere olan şu hitabını hiç unutmayın. “Küçük
hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, “Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin
yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yal-
boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli nız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir
olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudi-
şeyler bekliyoruz. yetidir.”

Sevginin, kardeşliğin tohumlarının atıldığı bu güzel Sevginin, kardeşliğin, hoşgörünün ve barışın hâkim oldu-
günden beklentimiz dünya geleceğinde hoşgörünün ğu bir dünyada yaşamak ümidiyle;

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hepinize kutlu olsun.

11

Tören Konuşmaları
19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı

Atatürk Gençliği

Bugün, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’da tutuş- Ufuk DİRMENCİOĞLU
turduğu kurtuluş meş’alesinin, Anadolu’da elden ele, FL 11 B
gönülden gönüle dolaşmasının 96. yıldönümü. O gün,
Samsun’un vatansever insanlarını selamlayan Atatürk’ün Türk ulusunun bir padişahın kulu olmadan yaşaması ge-
taşıdığı duygularla sizleri selamlıyorum. rektiğini savunmuştur. Bunun için en iyi yönetim biçiminin
cumhuriyet olduğunu defalarca belirtmiştir. Gerek Kurtuluş
Ben, günümüzde ulusal bayramlarımızın eskisi gibi coşkuy- Savaşı gerek sonrasında yapılan atılımlar birçok ulusa örnek
la kutlanmadığını düşünüyorum. Ancak biz Evrenselliler olmuştur. Başka hiçbir ülke onun gibi bir lidere sahip olama-
bugün onurlu ve gururluyuz, bir bayram daha kutlamanın mıştır. Dünya tarihine damgasını vurmuş, hâlâ saygınlığını
coşkusu ve heyecanı içindeyiz. Atatürk ilkelerinin aydın- koruyan sayılı liderlerdendir. Günümüzde kimilerinin onu
lattığı yoldan sapmaların olduğu, cumhuriyet kavramının unutturmaya çalışması bu gerçeği asla değiştirmez.
başkalaştırıldığı günümüzde, Atatürk’ün bağımsızlık, ulusal
egemenlik yolunda başlattığı mücadeleyi, onun değerleri- Yakın bir gelecekte ülke yönetiminde söz sahibi olacak ve
ne sahip çıkarak devam ettirecek şekilde bizleri “fikri hür, Türkiye Cumhuriyeti’ni koruyup kollama görevini biz üstle-
vicdanı hür, irfanı hür” olarak yetiştiren öğretmenlerimize neceğiz. Ülkemizi, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün
öncelikle teşekkür etmek istiyorum. ve ulusumuzun ülküsü çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine
bizler taşıyacağız.
Türk ulusunun, tüm onur ve asaletiyle Büyük Önder
Mustafa Kemal Atatürk’ün rehberliğinde tarih sahnesinde Birlik ve bütünlüğümüze yönelik her türlü tehdit veya sal-
şaha kalkışının başlangıcıdır 19 Mayıs. dırı karşısında daha fazla kenetlenerek hiç kimsenin, hangi
amaçla ve ne şekilde olursa olsun, huzur ve güvenliğimizi
Cumhuriyetimizin kuruluşunun ilk adımıdır 19 Mayıs. bozmasına fırsat vermeyeceğiz.

Sevgili arkadaşlarım, Demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti ilkeleriyle var olan
Türkiye Cumhuriyeti, ay yıldızlı bayrağımızın altında sonsu-
Biz, Türke bağımsızlık aşkını veren Kara Fatma’ların, Nene za kadar yaşayacaktır. Biz Atatürk gençliği olarak, her türlü
Hatun’ların; biz, tutsak yaşamaktansa ölümü yeğleyen saldırıya karşı Cumhuriyetin bu temel değerlerini korumaya
Mustafa Kemal’lerin, Antepli Şahin’lerin, Sütçü İmam’ların, kararlıyız. Bu durumun sonsuza kadar devam edeceğinden
Hasan Tahsin’lerin, Seyit Onbaşı’ların; biz, tarihi tarih yapan kimsenin şüphesi olmasın.
Barbaros’ların, Ulubatlı Hasan’ların soyundanız.
Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetin Kurucusu Büyük
“Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir.” diyen Atatürk, Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bu
vatan için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet,
minnet ve saygıyla anıyorum. Bayramımızı kutluyorum.

12 Özel
Eğitim Kurumları

Tören Konuşmaları
Bilimsel Projeler Şenliği

Ertan OCAK min ilerlemesinin önünde büyük bir engeldi. Einstein, yap-
Fizik Bölümü Başkanı tığı çalışmalarla bu görüşü yıkmış ve yapılabilecek bir şey
kalmadığını düşünen bilim insanlarına yönelik “Bilinenler,
Sayın Kurucum, Sayın Genel müdürüm, Sayın bilinmeyenler yanında ihmal edilebilecek kadar azdır.” de-
Konuklar, Sevgili Evrenselli Meslektaşlarım ve Sevgili miştir.
Evrenselli Öğrenciler,
Bugün bilim insanları Einstein’ı doğrulayacak şekilde her
Evrensel Okullarının kuruluş misyonuna ve vizyonuna uy- saniye buluş ve keşiflerle bilime inanılmaz bir hız kazandır-
gun olarak bu yıl 17’ncisini düzenlediğimiz Bilimsel Araştır- mışlardır. Günümüzde bilim, belli bir medeniyetin kontro-
ma ProjeleriYarışmasının ödül törenine hoş geldiniz. lünde olmayıp tüm insanların katkı sağlayabildiği evrensel
bir boyut kazanmıştır. Ne var ki ülkemiz, gelinen bu nokta-
Bizler Evrensel Okulları’nda, eğitim sistemimizin zorlukları- da istenilen katkıyı sağlayamıyor. Bu durum, Türk insanın
na ve sınava dayalı ezberci eğitimin önümüze koyduğu en- suçu değil, yanlış uygulanan eğitim politikalarının sonucu-
gellere karşın öğrencilerimize düşünme, sorma, sorgulama, dur. İşte Evrensel Okulları olarak her yıl geleneksel olarak
hayal etme ve en önemlisi de şüphe etmeyi öğretiyoruz. geçekleştirdiğimiz bu etkinlikle öğrencilerimize düşünme-
Biliyoruz ki bilim insanları atomun yapısını, evrenin oluşu- yi, hayal etmeyi, sorma ve sorgulamayı öğreterek bir gün
munu ve depremler gibi birçok bilimsel olayı, hayal ederek Evrenselli bir öğrencimizin, evrensel bilime büyük bir katkı
ve öğretilen paradigmalara şüphe ile yaklaşarak açıklaya- yapacağını hayal ederek yaşıyoruz.
bilmişlerdir.
Bu etkinlikleri gerçekleştirirken en büyük destek ve yar-
Öğrencilerimiz, 17. sini gerçekleştirdiğimiz bu proje yarış- dımı Sayın Kurucumuz Cavit Gürsoy’dan ve okullarımızın
maları şenliğinde belki bir şey keşfetmiyor, yeni bir buluş Genel Müdürü Sayın Semra Büyükağaoğlu’ndan almakta-
ortaya koymuyor olabilirler. Ancak merak ediyor, soruyor, yız. Başarılı öğrencilerimiz okullarımızda maddi ve mane-
sorguluyor ve hayal ediyorlar. Bugün burada başlattıkları vi olarak desteklenmektedir. Bu uygulama her yıl artarak
bu bilimsel arayış, ileride onları çok daha farklı yerlere ta- devam etmektedir. Bunun sonucu olarak, Evrensel Okul-
şıyacak. Kim bilir belki bir gün Evrenselli bir öğrencimiz, ları’mızda rastlantı olmayan ve artan bir başarı grafiğimiz
evrensel bir bilim adamı olacaktır. Bu, Evrensel Okulları öğ- vardır. Okullarımızda her yıl bir önceki yılın başarısını ge-
retmenlerinin gerçekleşecek bir hayalidir. ride bırakan ortaokul sonu ve üniversite yerleştirme sınav
başarılarımız bizleri mutlu ediyor. Bütün derslerde sağla-
Sayın konuklar, 19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde bilim nan akademik başarılarımız; sosyal, sanatsal alanlarla spor
insanları arasında fizik biliminde yapılabilecek bir şeyin dallarında da sürekli yenilenerek artmaktadır. Bu bağlam-
kalmadığı, sadece daha fazla ayrıntıya inmeye yönelik ça- da diyebilirim ki kendi kendimizle yarışıyoruz, yarışmaya
lışmaların yapılabileceği görüşü egemendi. Bu görüş bili- da devam edeceğiz.

Sözlerimi bitirirken, her yıl olduğu gibi bizlere destek olan
üniversitelerimizin çok değerli akademisyenlerine, okul-
larımız adına teşekkür ediyorum. Biliyoruz ki çok değerli
zamanlarını ayırarak bizim hayallerimize destek oluyorlar.
Bizlere ve gençlere inanıyorlar. Emeklerine ve yüreklerine
sağlık. Üniversitelerimizde, yetkin bilim insanlarımızın ol-
ması da bizlere gelecek adına umut veriyor. Tekrar sayın
akademisyenlerimize çok teşekkür ediyorum. Proje hazır-
layarak bilimsel bir çalışma yapan tüm öğrencilerimize ve
onlara destek olan danışman öğretmenlerimize teşekkür
ediyorum. Yarışmada derece alan tüm başarılı öğrencileri-
mizi, öğretmen arkadaşlarım adına kutluyor, hepinize say-
gılarımı sunuyorum.

13

Şehide Mektup

Az z Şeh tler m...

Hasan Berker SARISAN
FL 11 B

Çanakkale bir milletin mücadele ruhunu ve bağım- kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.’’ sözündeki
sızlığının kendisi için en önemli milli değer olduğu- Türk Gençliğiyiz. Sırtında top mermisi taşıyan, kanlarıy-
nu gösteren bir gerçektir. Bu gerçeği yazansa siz la topraklarımızı sulayan, bedenini siper edip vatanımızı
değerli, kıymetli, ulu, aziz şehitlerimizsiniz. bize armağan eden, geride gözü yaşlı ama bir o kadar-
da gururlu analar babalar ve eşler ile bir çare çocuklar
Sizler bizlere bu vatanı armağan etmek için çıplak ayak- bırakan aziz şehitlerimiz, sizin gibi bir ecdadın evlatları
larla, aç, yorgun, bitkin ve kanının son damlasına kadar olduğumuz için gururluyuz. Sizler dünyaya Türk’lüğün
savaştınız, şehit oldunuz, gazi oldunuz, mücadele ettiniz imzasını atmış, damgasını vurmuş, nam salmış, gücünü,
ve bizlere özgürlüğümüzü, benliğimizi, kimliğimizi miras umudunu, imkansızlıklar içinde varlığını, yoktan var olu-
bıraktınız. İmkansızı başararak cesareti, vatan sevgisini, şunu göstermiş ATALARIMIZ ;
umudu öğrettiniz.
Yerinizde rahat uyuyunuz, gözünüz arkada kalmasın.
Bizler sizin evlatlarınız olarak; siz ecdadımızın bize bı- Çünkü damarlarımızda akan kan sizin kanınız, o kan ki
raktığı , kanlarınızla yıkanan bu kutsal vatan topraklarını ölene kadar vatanı, milleti, ulusu, bağımsızlığı için akma-
bizden sonrakilerine barış ve huzur içinde teslim edebil- ya devam edecek.
mek için sizin açtığınız yolda yürümeye and içeriz.Çün-
kü biz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ‘‘Muhtaç olduğun Saygı ve minnetlerimle.

14 Özel
Eğitim Kurumları

Şehide Mektup...

Eyüp PELİT
FL 11 A

Ey Çanakkale’deYatan Şanlı Aslanlar! rımızın mezarlarını koruyamaz hale geldik. Emanetinizi
korumak için gereken titizliği göstermediğimiz için bizi
Bugün, sizin büyüklüğünüzü daha iyi anlıyoruz. affedin.

Siz bu milletin var olabilmei için en değerli varlığınızı, Tıbbiyenin genç şehit öğrencileri cahilliği yenemediği-
tatlı canınızı gözünüzü kırpmadan feda ettiniz. miz için bizi affedin.

Siz, dünyanın en güçlü orduları birleşip üzerinize geldi- Yüz yıl sonra köylümüze, maden kazası şehidi oğlunun
ğinde bir dakika sonra ölceğinizi bile bile, ölüm hattın- cenazesinde yırtık lastik ayakkabılarıyla yoksulluğun en
dan ileri atılmak için hiç tereddüt etmediniz. acısını yaşattığımız için bizi affedin.

Sizinki nasıl büyük bir imandı ki savaş meydanında, sanki Çocuğunun üzerindeki battaniyeyi çekip, ıslanmasın
cenneti görüp oraya gider gibiydiniz. diye cephanenin üzerine örten soylu Türk kadını! 21.Yüz-
yılda kadınlarımızı, annelerimizi, kız kardeşlerimizi koru-
Fedakârlığın, cesaretin, ahlâkın hepsini beraberinizde mi yamadığımız, erkek terörüne kurban verdiğimiz için bizi
götürdünüz de bugün kendi küçük hesapları için milletin affedin.
yüce çıkarlarını zarara uğratan, kendi kişisel kazancı uğ-
runa devletin malını yabancıya peşkeş çeken, yaşlıyı yok- Aziz şehitlerimiz!
sulu güçsüzü umursamayan, sadece kendisi için yaşayan
bencil insanlar her yeri doldurdu. Sizleri andığımız, kazandığınız zaferlerle gururlandığı-
mız bugün, kara bir tablo çizdiğim için beni affedin.
Başkaları için kendini feda eden, komşusu açken tok ya-
tan bizden değildir, gibi yüksek karakterli insanlar artık Ama umudum var. Umudumu kaybetmiş değilim. Dün-
bizim aramızda yok. Çoklarının yardım için ellerini ata- yanın en güçlü gemilerini dize getiren bir Nusret Mayın
cakları cepleri de artık akreplerle dolu. gemisi varsa, 275 kiloluk mermiyi kucaklayan Seyit On-
başı Ocean zırhlısını denize gömüyorsa, “Size ben savaş-
“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır/Vatan uğ- mayı değil ölmeyi emreden bir Başkumandan ve onun
runda ölen varsa vatandır” sözü unutuldu. Sizin, uğruna emrini seve seve yerine getiren nice adsız kahramanları-
gözünüzü kırpmadan ölüme yürüdüğünüz bu bayrak, mız varsa benim hala umudum var.
bu topraklarda hainler tarafından kaç kere gönderden
indirildi. Çoğunun kılı kıpırdamadı, gıkı çıkmadı. Atala- Siz toprakta değil gönüllerdesiniz. Rahat uyuyunuz.

15

Kalbimize Gömülenler...

Yiğit KÖHNETARFUN
FL 11 C

Adı Davut, baba adı Mehmet; adı Ali, baba adı İs- böyledir, daha nice yüz yıllar da böyle olacaktır. Bir hilal
mail; adı Mustafa, baba adı Halil ve daha binler- uğruna batan binlerce güneşim, bir karış toprak verme-
ceniz… mek için kurşunların önüne geçen şehidim! Hepiniz birer
kahramansınız. Sizler toprakta değil yüreklerdesiniz.
Sizler Türk evladının vatanı uğruna neler yapabileceğini Sonsuza kadar...
gösterdiniz.
Yazdığınız destanın 100. yılında da
“Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak” istiklal SİZİ UNUTMADIK,
uğruna 9 yaşındaki Saka’nın yattığı yerdir. Kim kaldırabi- UNUTMAYACAĞIZ,
lir 215 okkalık top mermisini? Seyit Onbaşı…
UNUTTURMAYACAĞIZ!
Gazi Halil Helvacı anlatıyor:

- Bir gün düşmana Arıburnu’ndaki mevziden ateş ediyo-
ruz. Tetiği çekiyorum, tüfek patlamıyor. Yanımdaki ar-
kadaşa “Tüfek bozuldu” dedim. Arkadaş yüzüme acı acı
baktı: “Senin tüfekte bir şey yok, tetiği çeken parmağın
kopmuş be adam.” deyince acısını o an duydum.

Senin hakkını nasıl öderiz Halil Helvacı?

Biraz sonra şehit olacağını bildiğin halde düşmanla kor-
kusuzca çarpıştın. Eve gönderdiğin mektupta su bile ka-
tılmamış yeni sağılmış süt içtiğini yazdın. Halbuki gün-
lerce su ve kuru ekmekten başka bir şey geçmedi boğa-
zından …

Sizin hakkınızı nasıl öderiz azizi şehitlerimiz!

Sizler Çanakkale’de benzerine rastlanmamış kahraman-
lıklar gösterdiniz. Çanakkale, sizler sayesinde tarihin akı-
şını değiştiren, Türk askerinin tüm dünyaya cesaret ve
vatanseverliğini gösteren bir destandır. 100 yıldan beri

16 Özel
Eğitim Kurumları

Müzik
Atacan BEYENİR
Müzik, seslerin belli bir ritme ve melodiye bağ- 8B
lı olarak gelmesidir. İnsanlar müzikle ilk olarak
bebekliğinde ninniler ile tanışır. olurken bazen de bir şarkı ile yerimizde duramaz ve dans
etmeye başlarız. Müzik dinleyeni ve yapanı rahatlatır,
canlandırır. Müzik dinlemek dışında bir enstrümanla uğ-

Müzik bazı insanlar için sadece melodilerden oluşmuş raşmak insana kendi başına şeyler yapabileceğini ve bir

olsa da bazıları için hiç de böyle değildir. Müzik insanın şeyler yaratabileceğini gösterir.
ruhunu dinlendiren çok önemli bir araçtır. İnsan, ruh
haline göre bir parça belirler ve bu parça ile duygularını Her ne şekilde olursa olsun insanlar müzik sayesinde
çok daha rahat bir şekilde yaşama imkânı bulur. Bazen duygularını içinde yaşamayı ve dışa vurabilmeyi başarır.

bir müzik parçası gözlerimizden yaşlar akmasına sebep Bu yüzden müziksiz bir dünya eksik kalmış demektir.

Berke ÇALIŞ Ögretmenler

B 8D yetiştirilmesine bağlıdır. Bütün ulusların başlıca ortak
ilgisizlikten çorak, çatlayan topraklara dönen dileği daha mutlu, aydınlık bir geleceğe ulaşmaktır.
nesilleri başyapıt durumuna getirenler... Tüke- Ulusların bu büyük amaca ulaşmak için bulabildikleri
ninceye keder yanan bir mum gibi etrafını ay- tek yol eğitimdir.
dınlatanlar... Kültürü oluşturarak zekâyı, düşünceleri,
duyguyu işleyenler... Toplumun gerçek mimarları... Ulu önderimiz Atatürk öğretmenlere çok güvendiği
Cahillikten bilime, karanlıktan aydınlığa köprü olan- için biz gençleri öğretmenlere emanet etmiştir. Onla-
lar... Öğretmenlerimiz... ra: “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.”
Neye baksak, nereye baksak insan mimarları öğret- demiştir. Eğitim alanındaki Kurtuluş Savaşı daha bit-
menleri görürüz. Sen, insanı kendisine tanıtan; iyili- memiştir. Bu savaş Atatürk’ün çizgisindeki eğitin an-
ği, güzelliği öğreten; sevgi ve saygıyı aşılayan; bilimi layışıyla kazanılabilir.
kafalara işleyen isimsiz kahramansın. Sen karanlığı
aydınlatan ışık, geceyi gündüze çeviren güneşsin. Ça- Biz gerçek anlamda öğretmenlerimizin sonsuzluğa
resizliğe çare, gönül yarasına merhemsin. Bütün ulu- ulaşan birer eseriyiz. Bizim azimle çalışmamızı sağla-
sun bağrından doğan bağımsızlık ateşidir öğretmen. yan, kendimizi çağdaş bilgilerle yetiştirip uygarlık bay-
Türk milletindeki birlik ve beraberlik senin ruhundan rağını onurla dalgalandırmamız için her türlü özveriyi
fışkırdı öğretmenim. Bu toplum gerçek anlamda se- gösteren bütün öğretmenlerimize en içten, en sıcak
ninle millet oldu, devlet kurdu, Türk ismini seninle teşekkürlerimizi sunarız. Teşekkürler öğretmenim!
dünyaya duyurdu.
Hayatımın en önemli yıllarında sizden yol öğrenmek
için karşınızdayım. Ben bir beyaz kâğıt gibiyim. Sizin
bana yazdıklarınız bir ömür boyu bana yol göstere-
cek. Beni yetiştirirseniz elimden tutup bana yol gös-
terirseniz aileme, ülkeme ve tüm insanlığa faydalı bir
insan olabilirim.
Bütün öğretmenler isterler ki öğrencileri çok iyi yetiş-
sin. Bir binanın temeli sağlam atılırsa o bina yüzyıllara
meydan okur. Ulusların geleceği, genç kuşakların iyi

17

Armut Piş

Ağzıma Düş

Ekin İlkyaz ÇEVİK Sonbahar ve
KIS
H6 A
ayatımız boyunca çeşitli zorlukların üstesinden Ekin İlkyaz ÇEVİK
gelmemiz, savaşmamız gerekir. Asıl olay ken-
dimizi bulmak değil, kendimizi yeniden yarat- O6 A
maktır. Kendimizi yaratmak için tam donanımlı birey- n iki ay, elli iki hafta, üç yüz altmış beş gün, dört
ler olmamız gerekir. mevsim... Bir yıl... Değişen günler, değişen hava,
duyguları da beraberinde değiştiriyor.
Donanımlı bireyler olmak için işleri kendi emeğimizle
yapmalı, zorlanmalı ve bir şey uğruna ter dökmenin Sabahları kasvetli hava ve kara bulutlar ya da camdan
hissettirdiklerini tatmalıyız. Başkalarına ve başkaları- içeri dolan kuş sesi ve güneş ışığı günümüze yol verir. Gü-
nın varlığına bel bağlamamalıyız. Bileğimizin hakkıyla zel bir havada insan kendini daha mutlu hisseder. Siyah
elde ettiklerimizin verdiği mutluluk ve özgüveni hisset- gökyüzü yüzümüzü asar. Bu yüzden bazılarımız kasım
meliyiz. Fakat biz insanlar, çalışmadan çabalamadan yağmurları altında ıslanan sarı yaprakların görüntüsünü,
en iyi makama gelmeyi, pişmiş armudun ağzımıza düş- ocakta yeni yıl için süslenen beyaz ağaçları, çocukların
mesini bekleriz. Rahatımız bozulmadan, parmağımızı kardan adamlarına havuç bulmak için koşuşturmasını
oynatmadan para kazanmanın yollarını düşünürüz. Ek- sevmiyor. Oysa ben sabahların sert rüzgârlarını, kışın
meği başkasının yapmasını, üzerine yağ sürüp yemeyi yeri kaplayan beyaz örtüsünü, doğanın biraz şekerleme
severiz. yapmasını seviyorum. Soğuktan kızaran burunları se-
vimli buluyorum. Karda melekler yapmak için bahçeye
Oysa şundan para, bundan yemek, ötekinden giyecek, koşarken atkımı unutmayı, annemin arkamdan seslen-
ekmek elden su gölden ne kadar yaşanır ki? Kimse, ai- mesini sonra onunla kartopu savaşı yapmayı seviyorum.
lemiz dahil hiç kimse, başımız sıkıştığında her zaman, Ağır ağır yağan karı izlemeyi, battaniyenin altında kıvrı-
her an yanımızda olamaz. Kendi ayaklarımızın üzerin- lıp uyuyakalmayı seviyorum.
de durmayı, kendi savaşımızda en ön safta ter dökmeyi
bilmeliyiz. Beyazın ve sarının beni rahatlatmasına izin veriyorum.
Çoğu insan gibi okula ara vermemizi sağlayan yazı baş tacı
etmiyor; kışı, sonbaharı doya doya yaşıyorum.

18 Özel
Eğitim Kurumları

Olmasa Olmazdık...

Işıl KURT Sonunda başardık. Evet Türklerin zaferiydi bu. Ne ka-
6C zandık, neye ulaştık? Medeniyete ulaştık, cehaletten
kurtulduk. Saygıyı, sevgiyi esas aldık. Sizce de tüm bun-
Mustafa Kemal... Mustafa Kemal Atatürk...Ül- ları Ata’mıza borçlu değil miyiz? Mustafa Kemal ve silah
kemizi yaşanabilir hale getiren, şu an yaşıyor arkadaşları olmasaydı şu an biz de olmayabilirdik. Şu an
olmamızı sağlayan kişi... Büyük önderimiz ki varlık sebebimizi kime borçlu olduğumuzu bir al bay-
Mustafa Kemal Atatürk ilim ve fen yolunda, barış ve ev- rağımızın kırmızısına bir de bir çift mavi göze bakarak
rensellik için tüm engelleri aşarak çalışmış, ölmeyi bile anlayabiliriz. O olmasa biz olmazdık.
göze almış; Türk ulusunu, da bu yolda yürümesi için bil-
gilendirmiş, cehaletten kurtarmıştır. Mustafa Kemal ha-
yatını ve Türk ulusunun geleceğini akılcılık, evrensellik,
insan sevgisi ve barış ilkeleri üzerine kurmuş bir liderdir.

Atatürk Türk ulusunu çağdaş bir seviyeye getirmek için
her alanda pek çok yenilik yapmıştır. Bunları başarmak
için de çalıştı, hiçbir zaman yılmadı, inandı, inandırdı. Ka-
rarlıydı. İşin ucunda ya zafer vardı ya da ölüm. Başka yolu
yoktu. Atatürk’ün gözlerine bakan bunu çok iyi anlaya-
biliyordu. Atatürk durmadan üretiyor; çözümler, planlar,
yollar buluyordu. Çünkü biliyorduTürklerin damarlarında
en asil kan akıyordu. Türkler ülkelerinin, özgürlüklerinin
ve istikballerinin yanında canlarını hiçe sayıyorlardı. Çok
zeki, fedakâr ve inanılmaz bir şekilde çılgındı.

KE Ş K E D EM E M E K

Işıl KURT İÇİN

H6 C yoruz hayata. Harekete geçmenin tam zamanı. Şu kuyu-
iç düşündünüz mü yaşadığınız yıllar boyunca öğ- nun tepesine doğru tırmanmaya başlamalıyız artık. Tepeye
rendiğiniz bilgilerin gerçek olmadığını, benden iyisi tırmanıp dünyaya farklı açılardan baktığımızda neden ön-
olamaz dediğimiz konularda hiçbir bilgiye sahip ol- ceden yükseklere çıkmak için çalışmadım diye kendinize

madığınızı? Belki de sizin kesinlikle böyle dediğiniz bilgiler

sadece bir oyundan ibarettir. Belki de en inanmanız gere- kızacaksınız. Asla durmak yok. Bilginin sonu yoksa ve öğ-

kenler hiç inanmamanız gerekenlerdir. Neden hep belkiler renilecek çok şey varsa bizim de azim ve isteğimizin sonu

var cümlelerimde? Neden insanlık gelişmiş olduğunu düşü- gelmemeli. Hâlâ hiç geç değil. Eğer harekete geçmezsek

nüyor? Neden kesinlikle diyemiyorum, devamlı sorular so- biz kaybedeceğiz. Sadece biz, başka hiç kimse değil. Hare-

ruyorum? Neden elimde gerçek bilgiler yok? Evet insanlar kete geçmeliyiz engelleri yıkmak için, harekete geçmeliyiz

şu dünyanın en gelişmiş canlıları. Kendisiyle yarışamayan başarmak için, harekete geçmeliyiz öğrenmek, bilgi sahibi

ve başka bir şey başarmak istemeyen bir tür nasıl gelişmiş olmak ve yenilmemek için ve en önemlisi yolun sonunda

olabilir? Kendimizle yarışamıyoruz ve böylece yenik düşü- keşke dememek için.

19

İpek OKUTAN
FL 11 B

Yüreğimdeki kıvılcım bir ateş gibi fışkırıyor; be- bırakıp güneşin kavurucu sıcaklığı altında bezmiş teni-
denimde patlamaya hazır bir yanardağ gibi min altında biriktiriyorum yalnızlıklarımı. Unutuyorum
bekliyorum yok oluşumu. Ruhumun tellerini ko- parlayan gözlerin arkasındaki çaresizliğim beni itiyor bir
parıyorum, göğsümden, ince saz gibi çığlık çığlığa ses- kenara.Yalnızları oynuyorum hayatımın en kötü oyunun-
leniyorum umutsuzluğa. Gözlerimden yaşlar yüzümü da. Yeniliyorum sanki mat olmuşum kendi umutlarıma.
yırtarcasına akııyor. Yine bekliyorum ölümün kapımı ça- Yeniliyorum, kuruyorum kendi toprağımda. Yeşermeyi
lacak saatini, yüreğimdeki çarpıntı her saniye beynimde unuttum kendi bedenimde. Ölüyorum her geçen saniye
yankılanıyor.Yine bekliyorum gözlerim kapalı. içerisinde. Kalbim daha yavaş atmaya başlıyor zaman
geçtikçe. Son satırlarımın arkasına küçük bir hoşça kal
Koşuyorum, hiç durmadan. Bırakıyorum kendimi. Gök- sığdırıyorum. Hoşça kalın. Ey yeşermeyi unutmuş umut-
yüzünden derinlere indikçe suyun bedenime yaptığı larım.
basınç kulaklarımdan kanların fışkırmasına neden olu-
yor sanki. Çırpınıyorum. Gözlerimin önünden iki satırlık Sımsıkı bir elin varlığını hissediyorum arkamda, karanlık-
hayatım geçiyor. Bırakıyorum kendimi azgın sulara. Su, ta ve aydınlıkta. Unutuyorum gözyaşlarımı, kederlerimi
bedenimi derinlere itiyor. Her seferinde ağzımdan çıkan ve üzüntülerimi. Her acım buhar oluyor senin yanında.
su kabarcıkları, şu dünyaya bıraktığım son nefesimdi. Gölgende yeşeriyorum bana her baktığında. Kuruyorum
Gözlerim kapanıyor. Vücudum ağırlaşıyor. bazen dökülüyor ve kırılıyorsa dallarım bir hayat kaynağı
kadar bana yakınsın. Ne zaman alevleri görsem arkam-
Umutlarımız, hayal kırıklıklarımız, düşlerimiz hayat için da, sağımda, solumda. Su oluyorsun bana. Bazen bir çöl
kimi zaman. Paylaşmak için birilerini ararız, ama hayat kadar ıssızsın ama seni ne zaman bulsam yanımda hep
var olanı, var olmayanı aratır biz yalnızlara. Körelmiş düş- bir tarafın yarım. Bazı gecelerde umudun yerini gölge-
lerimizin arkasına sığınmış yalnızlar çölünde arkamızda

20 Özel
Eğitim Kurumları

lerin aldığı o geceler düşlüyorum bedenimi bedeninin gözyaşıdökecek kimse, istemiyorum hiçbir çiçek çelenk
yanında. Her anımda seni düşünüyor ve özlüyorsam sen istemiyorum arkamdan yazılanşiirler sözler haberler
benim canımın yarısısın. Varlığında hayat buluyor ve duymak istemiyorum artık. bırakın beni bırakın bu kah-
yeşeriyorum. Ama yokluğun... Bir fırtına kadar şiddetle pe dünyadan bırakın da gideyim uzaklara artık yapmak
vuruyor yüreğime. Vücudumdaki kan beynime sıçrıyor, istediğim tek şey arkamda her şeyi bırakıp yürümek aşk
nefesim ağırlaşıyor, vücudum titriyor, ölüyorum yoklu- mı gönlümde kurumuş bir buz tanesi kadar keskin olan
ğunda. ‘’ Seni izliyorlar, seni görüyorlar’’ diyorlar. bu duygu ruhumu esir almış derecesine yüreğimi titre-
tiyor. nefesimi kesiyor. ama alışmam gerekiyor. istesem
Teselli için uydurulmuş bir Yalan! Eğer izleseydin o sıca- de geri dönemem. ölüm bir ağ gibi bedenimi sarmışken
cık gülüşünü görürdüm annem. Yokluğunu hayal etmek nasıl da kurtulup gelebilirim ki? aslında bir su kadar muh-
bile o kadar zorken tek bir pişmanlığım var. O da sana taç olduğum bir şey varsa o da senin gözlerine yeniden
seni sevdiğimi söyleyemememdi. Utandım, sen hep ya- bakabilmek... ama gücüm yok.ana yeniden bakmaya ve
nımdasın diye avuttum kendimi. Çocuk aklı ya. Beni ne seni yeniden sevmeye inan gücüm yok.sensiz geçen di-
kadar duymasan da görmesen de SENİ SEVİYORUM!. ğer günlerimi nasıl planlayabilirim ki senin kokunu alma-
Senden bunu esirgediğim için beni affet annem. İste- dan dudaklarına dokunmadan seni içimde hissedemez-
miyorum hiçbir şeyi, malı, mülkü. Bundan sonra hayatın sem bir dal gibi kırılırsam. istemiyorum artık istemiyo-
hep gölgesinde yaşarken tek düşlediğim sensin. Kısacası rum. kördüğüm olmuşçasına her seferinde bir kat daha
sen her şeye değer ve bedelsin. Hatıralarımı yaşatıyorum eklenirken bedenime umutlarımın gölgesinde yeşeren
beynimde. Çocukluğumu düşlüyorum her gece. Hele ki sen bir sözcük kadar yakın olsanda notalardaki duygu
gece olduğunda bir karanlık çöküyor üstüme. Odanın kadar uzaksın bana yalnızlığıma...
önünden geçtiğimde seni görüyorum.
Ruhuma dokunuyor sözlerin yüreğimi incitiyor. bir kalbur
Hatta bazı geceleri hiç uyumadan senin geleceğini dü- gibi nefes alışımıkesiyor.mutsuzluğum alev alıyor sözle-
şünmüştüm annem. 10 yıl 50 yıl geçse de hala seni yaşa- rinle fırtınalar kopuyor yüreğimdekendimi notaların ara-
tıyorum yüreğimde. Kanadı kırık bir kuş gibi çırpınmaya
çalışıyorum hala bu ıssız ve sensiz toprakta. Bir çocuğun sındaki savaşta buluyorum. özlem ise kar tane-
gözündeki pırıltı kadar muhtacım sana. Ama her leri gibi içime yağıyor. kalbim her yağışta daha
gün sana bir adım kadar yaklaştığımı hissediyo- daha fazla üşüyor. ama senin için çarpıyor yine
rum. Beni yaşatan ve avutan bu kuruntular yüreği- bekliyorum seni geçmiş her ne kadar kara bulut-
me çöküyor. Kalbimi sıkıştırıyor. Hoşçakal annem, lar gibi çökse de üstüme güneşin açacağı saatler
yalnız gölgelerin arkasına sığınmış düşlerim. gibi bekliyorum seni gözlerine bakacağım an için
tutuşuyor kalbim ellerini ellerime değeceğin anı
ölüm... bir yalnızlık kadar zor bir ömür kadar kısa bekliyorum yıllar içinde ne kadar da çökse yüre-
olan sözcüklere bile sığdıramadığımız sözleri ya- ğin istemesen de beni sen gülümse daima.
rım bırakan ölüm. İstemiyorum ardımdan bana

21

Mehmet Kaan BİÇEN
K 11 B

Birine güvenmek istersiniz, her şeyinizi anlatmak... Arada sırada sessizce bir köşede oturup ağlarsınız. Ağ-
Bu dediğim herhangi biri olabilir. Belki bir sevgili lamak insanları rahatlatır bir nevi. Sadece o an, siz ve
ya da bir dost. Ama en önemlisi sizi, sizden daha yalnızlığınız vardır. Yaşadıklarınızı ağlayarak atmak is-

çok anlayabilecek bir kişi. tersiniz ama dedim ya atamazsınız. Sadece birkaç sa-

Bir zaman sonra, karşınıza o kişi çıkar. Nedeni olmadan atliğine rahatlarsınız. Ardından yeniden yeniden... Hiç
bitmeyecekmiş gibi bu döngü böyle devam eder.
kendinizden çok güvenirsiniz. Anlatırsınız acılarınızı, ha-

yal kırıklıklarınızı, hayattan beklentilerinizi. Her şey gü- Hatta bazıları kendilerine zarar verir. Bazen bir cam par-

zeldir hayatınızda. Hep o olsun istersiniz. İyi çası bazen de masum görünen ama bir o kadar

gününüzde de kötü gününüzde de, sade- Mutsuzluğunuzun da masum olmayan ağrı kesiciler. Ölüm de
ce o olsun. Sonra aradan biraz zaman nedenini soran olursa çare değildir.

geçer. Bir bahane bulur ya da hiçbir da günlük sorunları Bütün bunlar olurken, kendinizi de-
şey demeksizin hayatınızdan çıkıp neden gösterirsiniz. Herkesi ğiştirmek istersiniz. Bazısı müzik-
gider. Boşluğa düşersiniz. Kapa- le tutunur hayata veya bir parça

nırsınız içinize. Kimse ne hisset- inandırırsınız. Bir tek siz ve kâğıt ve kalemle. Hatta bazen

tiğinizi anlayamaz. Tanrı inanmaz anlattıklarınıza. o, ailelerinizin karşı çıktığı sanal

Mutsuzluğunuzun nedenini so- İçinizdeki acıyı dökmek hayata kaptırırsınız kendinizi.
ran olursa da günlük sorunları istersiniz. O acıdan kurtulmak. İnternette tanıdığınız o insanlar,
normal hayatınızda karşılaştığı-
neden gösterirsiniz. Herkesi inan- Ciğerlerinizi yırtarcasına nız, o ciğeri beş para etmez sahte
dırırsınız. Bir tek siz ve Tanrı inan- bağırıp ağlayarak söküp kişiliklerden daha sıcak, daha ger-
maz anlattıklarınıza. İçinizdeki acıyı
atmak. çekçidirler.
dökmek istersiniz. O acıdan kurtulmak.
Kısa bir süre sonra hayatınıza tekrar birisi
Ciğerlerinizi yırtarcasına bağırıp ağlayarak sö-
girer. Sözler verir, bırakmam der. ‘’Anlıyorum seni,
küp atmak.

“O”

22 Özel
Eğitim Kurumları

ben de yaşadım aynılarını. Her zaman yanındayım.’’ Ama günlük hayatınıza da devam edersiniz. Sahte yüzler ta-
o da yanınızda olur mu? Olmaz. İnsanlara güveniniz kal- kınırsınız. Umurunuzda olduğu halde umurunuzda olma-
maz. Yeni insanlar girer hayatınıza. Ama hiçbirine değer dığını göstermeye çalışırsınız. Sanki hiçbir şey canınızı
veremezsiniz. Güvenemezsiniz hiçbirine, sevemezsiniz acıtmamış gibi gülümsersiniz.
kimseyi. Sadece kuru birkaç sözcükle geçiştirirsiniz.
Bu böyle devam edebildiği kadar eder ama sonunda iç-
Kendinizi ve karşınızdakini kandırırsınız sadece. O kadar ten içe kendiniz olmak istersiniz. Sahte yüzlerinizi bir
bağlanmışsınızdır ki hiçbir şey unutturamaz geçmişteki- kenara bırakıp kendiniz olmak fakat mecbursunuzdur.
leri sizlere. Bi’ ümit beklersiniz geri gelecekler diye; ama Herkes gözünüzün içine bakar iyi olduğunuzu görmek
gelmezler. Aylar geçer, hatta yıllar. Karşınıza çıkar bir için. Kıramazsınız, ailenizi kıramazsınız.
gün, tanımaz bile sizi. Umurunda olmaz sizin ne halde
olduğunuz. Siz o insanlar için çoğu insanın kalbini kır- Mutlu olsunlar istersiniz. Kendi mutluluğunuzu hiçe sa-
mışsınızdır fakat onlar yanınızda olma zahmetine bile yarsınız onların mutluluğu için. Mutlu olmak zorundası-
girmez. Özlersiniz; çok özlersiniz. Bütün bunlar olurken nızdır. Buna mecbursunuz, mecburuz.

Kaan SEYREK
K 11 B

Tanıma ve Bilme Hakkında
Yeni tanıdığımız bir kişiye karşı davranışlarımız
genellikle benzer niteliktedir. Oldukça dikkatli ve bi olmayız. İnsanlar bilmedikleri konularda fikir sahibi
nazik konuşuruz. Onu tanımaya, o kişi ile samimi olmaya çok meyilli ve bu bize hep yanlış şeyler yaptırı-
olmaya çalışırız. Eğer onu “tanırsak” nasıl davranmamız yor. Birçok şeyi yanlış yorumlayabiliyoruz. Ne kadar çok
gerektiğini, onunla nasıl bir bağ kurabileceğimizi anlarız. bilgi öğrenirsek ve yeni bilgiyi elde etmek için ne kadar
Peki bu niye böyledir? Çünkü tanımaya çalıştığımız bir sorgularsak yapacağımız hata o kadar azalır. Bilgi biriki-
insanı kendi içgüdümüzün ön yargıları haricinde “bilmi- mi önümüze muazzam bir perspektif getirir. Devasa bir
yoruz”, kişiyi tanımıyoruz ve eğer tanımazsak onu anla- okyanusta minicik bir ada olan zihnimiz bilginin ihtirası
yamayız! Bu bilme durumu hayatın her alanında geçerli olan bilim ile keşfedilir. Bilgisiz insan işte bu dinamizm-
değil midir? den, perspektiften yoksun kalır, adasına hapsolur.

Bilmeden, bilgi sahibi olmadan hiçbir şeyi anlayamaz- Tanımak... Anlamak... İşte konunun özü bu!
sınız! Tanımak, yorumlamak ve anlamak için bilgi sahi-
Günümüz insanının, üstelik ülke yönetiminde söz sahibi
olanların, olacakların buna ne çok ihtiyacı var!

23

Kelebek Etkisi

24 Özel
Eğitim Kurumları

Özge VAR Derler ki bir kelebeğin kanat
FL 9 B çırpışı gibi küçük bir şey; tüm
dünyanın yarısını dolaşacak bir
İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliği zekasıdır. İnsan
gördüklerini, çevresinde yaşanan olayları yorumlar, tayfuna neden olabilir.
bunlardan ders çıkarır. Geçmişten bugüne bilim adam-
ları çevrelerinde gördükleri eksikleri tamamlamak, insa- İnsan meraklı olduğu kadar unutkandır da. Sevgilinin
nın hayatını kolaylaştırmak için çalışmalar yaparlar. Bu saatlerce beklemesinin nedeni sevgilisinin buluşmayı
çalışmaları sonucu ortaya çıkan ürüne buluş denir. Tarih unutmuş olması olabilir. Ya da bir müdürün toplantıya
öncesi devirlerden itibaren insan çevresindeki element- geç kalmasının nedeni… Kafamızda o kadar çok düşünce
leri kullanarak buluşlar yapmış, kendini geliştirmiştir. vardır ki biz farkında olmadan yenilere yer açmak için ba-
Teknolojinin bu denli ilerlediği günlerde bile insanlar zılarını sileriz. Unutkanlık günlük hayatta çok fazla strese
daha iyi ve daha gelişmişini yapmaya çalışmaktadırlar. yol açar. Akıllı telefonlar sayesinde unutkanlığımız artık
büyük bir problem değil. Çünkü cebimizde geç kaldığı-
Bugüne kadar yapılmış onca buluş arasında bazıları daha mız zaman sevgilimizi arayabileceğimiz ya da uygula-
ön plana çıkmıştır. Bana göre son iki yüz yılın en önem- malar sayesinde not aldığımız için asla geç kalmamamızı
li buluşu cep telefonlarıdır. İnsanlar topluluklar halinde sağlayan bir buluş var. Herkes bir şeyleri unutur. Sadece
yaşarlar. Ve bir toplumun uyumlu yaşaması için iletişim insanların küçük hatırlatmalara ihtiyacı vardır. Bunu da
şarttır. Cep telefonlarının asıl görevi insanlara iletişim bizim için telefonlarımız sağlar.
kolaylığı sağlamaktır. Cep telefonları bana göre insanın
özelliklerinden iki tanesi baz alınarak oluşturulmuştur: Hayat tek, kocaman bir zorluk değildir; küçük zorların
merak ve unutkanlık. birleşmesinden meydana gelir. Buluşlar hayatımızdaki
o küçük zorlukları azaltmak içindir. Artık her an bizimle
Her ne kadar fazla farkında olmasak da merak her an olan stres ve yorgunluk bizi düşündüğümüzden daha çok
hayatımızdadır. Mesela çocuğu evine vaktinde gelme- yıpratır. Cep telefonları günlük hayatımızdaki engelleri,
yen annenin merakı, buluşma yerinde belki de saatlerce zorlukları biraz da olsa aşmamızı sağlar. Küçücük bir stre-
beklemesine rağmen beklediği kişi gelmeyen sevgilinin sin bile ortadan kalkması insanı büyük ölçüde rahatlatır.
merakı… Bu düşünceler şu an hayatımıza çok uzak ve
bize komik geliyor. Çünkü artık cep telefonları sayesinde Derler ki bir kelebeğin kanat çırpışı gibi küçük bir şey;
istediğimiz kişiye istediğimiz an ulaşabiliyoruz. Günlük tüm dünyanın yarısını dolaşacak bir tayfuna neden ola-
hayatın yeteri kadar stresi varken bir de zamanla yerini bilir. O müdür toplantıya vaktinde yetişseydi belki şimdi
endişeye bırakan merak hayatı biraz daha zorlaştırır. Cep milyarder olabilirdi. Ya da o sevgili unutmasaydı buluş-
telefonları bu endişenin yok olmasını sağlar. mayı belki de şimdi mutlu bir evliliği vardı. Cep telefon-
ları bu küçük şansları yakalamamızı, o küçük stresleri
Gelişen teknoloji ile artık cebimizde birini aramaya yara- yaşamamamızı sağlar. Bu nedenle bana göre biz cebi-
yan bir alet değil, dünyanın tüm kütüphanelerini, albüm- mizde dünyanın en büyük buluşlarından birini taşıyoruz.
lerini, haberlerini taşıyoruz. Merak çok kapsamlı bir duy- Bir annenin rahat yüreğini, bir sevgilinin belki de geçici
gudur. Bu nedenle telefonlarımız da artık her şeyi içinde heveslerini, bir milyarderin ajandasını, bir tayfuna neden
barındırıyor. Merak ettiğimiz bir bilgiyi bulmak için bir olan küçük kelebeğin kanat çırpışını taşıyoruz.
kütüphaneye gidip ansiklopedileri karıştırmamıza gerek
yok. Ya da dinlemek istediğimiz bir müziği anında dinle- 25
yebiliyoruz. Gün ortasında bir anda bastıran yağmurla
sırılsıklam kalmıyoruz. Çünkü artık telefonlarımız saye-
sinde günlük hayatımıza hep bir sıfır önde başlıyoruz

ANITKABİR

İLK KEZ 24 SAAT ZİYARETE AÇIK KALDI

Fotoğraf ve Yazı: Caner YAY • K 11 B

Çanakkale Savaşları’nın 100.yıldönümünde vatan 57. Alay, 25 Nisan 1915 sabahı Çanakkale Savaşı’nın baş-
için canlarını feda eden 57. Alay, Anıtkabir’de tarih- langıcı kabul edilen Anzak Çıkarmasını durdurmak ama-
te görülmemiş bir törenle anıldı. 24 Nisan tarihinde cıyla harekete geçer. Bigalı köyünden yola çıkan alayın

Anıtkabir ilk kez 24 saat boyunca ziyarete açık kaldı. başında Yarbay Mustafa Kemal vardır. İşte, savaş sonun-
da cephede tamamının vatan için canını feda eden kah-
Ben bu tarihte böyle bir etkinlik olacağını daha önceden ramanlar, Anıtkabir’de görkemli bir törenle anıldı. Gece
öğrenmiştim, böyle bir fırsatı kaçırmak istemedim. Saat yapılan anma töreninde havaya binlerce barış feneri bı-
20.00’de Anıtkabir’deydim, gördüğüm kalabalık karşısın- rakıldı. Anıtkabir’deki askerler de o geceye özel olarak

da hem şaşırdım hem de çok heyecanlandım; çünkü ak- Çanakkale’de Türk askerinin giydiği üniformalarla nöbet

şam saatleri olmasına rağmen Anıtkabir oldukça kalaba- tuttu. İnsanlar bu özel anların her karesini fotoğraflamak
lıktı. İnsanlarla konuştuğumda onlarda bu kadar kalaba- istediler. Gelen herkes sanki ortak duygu ve düşüncede
lık olacağını beklemediklerini söylediler. Gelenler sadece birleşmişti: Gurur, saygı, minnet… Anıtkabir sınırları içe-
Ankara’dan değildi, diğer çevre illerden de binlerce kişi risindeki üç ekranda “Çanakkale
sadece bu gece için Anıtkabir’e gelmişti. ve Anafartalar Kahramanı Albay
Mustafa Kemal” temalı filmler

gösterildi. Anıtkabir Komutanlığı

da daha önce hiç yayınlanmamış

Çanakkale Belgeselleri yayınlandı.

Saatler gece yarısını geçtiğinde
kimsenin oradan ayrılmak iste-
mediği her hallerinden belli olu-
yordu. Hiçbir zorlama olmadan
yüzlerce insanı oraya getiren o
kutsal duygular umarım sonsuza
dek devam eder.

ANITKABİR’DE

GECE

FOTOĞRAF ÇEKİMİ

Fotoğraf ve Yazı: Caner YAY • K 11 B

Anadolu Fotoğraf Derneği ile Anıtkabir Komutan- fından ilk kez ziyaret saatleri dışında toplu fotoğraf çe-
lığı işbirliğinde “Bir ışık da sen yak Anıtkabir’de” kimine izin verildiği etkinlikte, itfaiye ekipleri tarafından
sloganıyla Anıtkabir, 500’e yakın fotoğrafçı tara- yerler ıslatılarak fotoğrafçıların farklı açılardan yansıma
fından gece çekimiyle görüntülendi. görüntüleri alması sağlandı.

18 Nisan’da dernek üyesi 500 fotoğrafçıyla, Anıtkabir’in Ben iki yıldır fotoğraf sanatıyla ilgiliyim, elime böyle fır-
ziyaretçilere kapatılmasının ardından tören alanında bir satlar geçtikçe makinemi alıp profesyonel fotoğrafçılar
araya geldik. Önce Anıtkabir Komutanlığı yetkililerinden arasına karışıyorum. Anıtkabir’de böyle bir olanak sağ-
Anıtkabir ile ilgili bilgi alıp video sunumu izledik. Böyle lanması aslında büyük bir şans ve yenilik; çünkü önceleri
bir fotoğraf çekimi geçen sene de yapıldı fakat sadece Anıtkabir’e tripod ve monopod sokmak yasakken artık
70 fotoğrafçı katılmıştı, bu sene biz bu sayı yaklaşık 8’e bu yardımcı malzemelerle çok rahat fotoğraf çekebiliyo-
katlandı. ruz. Ayrıca eskiden içeri girerken fotoğrafçıların makine-
lerinin yanında bir adet objektif sokmasına izin verilirken
Tören alanında toplanan fotoğrafçılarla merdivenlerde biz o gün istediğimiz bütün objektiflerimizi yanımıza ala-
hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra, saygı nöbetçilerini bildik.
ve Anıtkabir’i fotoğrafladık. Anıtkabir Komutanlığı tara-
27

EGE GEZİNTİSİNDEN İZLENİMLER

Öykü Çiçek DUMAN, Ezgi İPEKSOY
K 11 B

Selçuk, Meryem Ana Manastırı’nda mum yakıp dilek diledik. Orada sessiz
olmamız ve resim çekmememiz gerekiyordu. Buna özen gösterdik. Yabancı
turistler fazlaydı. Burası onlar için çok kutsalmış. Yollar çok virajlıydı.

hdky•eöıaşPrtçıhüaçatomkülkdoruüekgknuüokeyznaoelglarleidgrr’diuökyeoroaükknrni.ucüKdSayaaukoknymrluıdrkaaukhğM.üaaNkatreüsağırnçaztoırtonaeklsnmhöıerkudmdayoerolkisaçrtydviikıauhrç.ekdomaık,-

ryub•enurKdl.uuuDnşğaoaunğdbaaMesçlılioilDloki illPugeayükrozYkre.alç.roıÖmkzasedanaklesinı’knbodi-ra

• Şirince Köyü, İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı turistik bir yer. •dyAülokeltr.dgıKnueukç.Omuicmriuad’dgdöaeavrmSçseeaekmhytieraladnpetÖaılrğtbdırinırekagt.zmibeyi pnüarimürl-ıi-z-
İnsanları bize çok içten davrandılar. Kendilerine özgü karı- •fgrısDnaiırzhdeillaaımnktnilezvaçlsetiöi,ırncksPeıeeyaldidtmziıeli.mnuhDkiveşikbertarişonilelerdeytnTeuçrklyloaiuevkkkergüdarüçteyeüzanyekçüllledtarraüir.işdyklaüaanşrpolybıcaliurapaştszmıuckuıy.kuşS.rutİaaçhçrinaaoe-tk-
şımlarla şarap üretiyorlarmış. Çarşı pazarda satılan her şey
oraya özgüydü. Hiçbir yiyeceğin ve içeceğin markası yoktu.
Satılan her şeyin tadına baktırdılar.Ayrıca damla sakızı re-
çeli de çok ünlüymüş. Her yerde zeytin ağaçları vardı.

28 Özel
Eğitim Kurumları

mm• iEişnf.deÇesoİAkynogtnöiyrkkaeK’nmeınnliytoid,ni.Kiklai sşiekhYruinndaenndböirniye--

Oms•saumdİşze.amcnKeliıru’yblSeairanaaikintteizKşü,azureİlezermtislneii’drrneddDkaeiehkpOai rssseaommanaitrnasşlıiıkrmaatlsdudıiğnıyrrdeıalamskııdaşdvu. ear-r •sdeyAbecreneblnalaaikeykoçlsaiealketsdrtişaazıiky’ğadsgaatimaenğllaardıaertödenkyağınkdallçd.ealhoOaıkakbytn.bıeogpuOemlenbrtblseioinnoziğzbeelgiüygyvöosüaeelrlrepzdarüdrdrtüeyaıiikğ.okkd.ı.rnÇödkMınouuseakkmorn.rckrTazaeuaarnnkvrlyaeışbenbnaidzınibnriiıkiybrogteiealürranndzsndeiüs.blarolHpiitğnrerairiadnvzamiş-i-na--

EGE GEZİSİ

Şebnem SARI
8E

Hepimiz çok heyecanlıyız. Otobüslere doluşmuşuz; bir radaki dükkanları bir güzel yağmalayıp Alaçatı’ya hareket
yandan yola çıkmayı beklerken, bir yandan da kafamızı ediyor ve buranın meşhur kumrusunu yiyoruz. Sonra Ala-
“Gezi nasıl geçecek acaba?” gibi sorular kurcalıyor. Niha- çatı pazarında alışverişe çıkıyoruz ve çok da eğleniyoruz;
yet yola çıkıyoruz. Zaten gezi için sevinçli ve heyecanlıyız; Alaçatı’nın keyfini çıkarıyoruz anlayacağınız. Ondan sonra
arkadaşlarımızla birlikte olduğumuz için ayrı bir coşku do- Çeşme’nin rüzgârlı havasında damla sakızlı dondurmasın-
luyor içimize ve araçta kahkahalarımız yankılanıyor. Uzun dan tadıp İzmir’i turluyoruz. Ve en son biz Ankaralıların hiç-
bir yolculuktan sonra sabah saatlerinde Denizli’ye varıyor, bir zaman yapamayacağı bir şeyi gerçekleştiriyoruz: Vapur-
kahvaltımızı yaptıktan sonra Kaklık Mağarası ve şu meşhur la Karşıyaka’ya geçerken denizin güzelliğine kaptırıyoruz
Pamukkale’ye gidiyoruz. Sizi bilemeyeceğim ama traver- kendimizi. Karşıyaka’da akşam yemeğimizi yedikten sonra
tenlerin suyu ergenlik sivilcelerine iyi geliyor dediler, ben Ankara’ya doğru yola çıkıyoruz. Hepimiz yine otobüsleri-
resmen bütün suyu yüzüme boşalttım. Umarım geçektir, o mizin koltuklarında arkaya yaslanırken ufuğa gözlerimizi
kadar umutlandım yani. Neyse, ben size geziden bah-
setmeye devam edeyim. Sonra, Pamukkale etrafında dikmişiz, Ankara’nın gözükmesi umuduyla. Ve hepimizin
kurulmuş olan Hierapolis antik şehrinin harabelerini farklı deneyimler kazandığı, keyifli ve bilgi-
geziyoruz. Öğle yemeğinden sonra da Kuşadası’na lendirici Ege gezisinin ardından
gidiyor, günün devamını oradaki otelimizde din- güzel bir anılar kaldı geriye.
lenerek geçiriyoruz. Ertesi gün sabah saatlerinde
yola çıkıyor ve Ege’nin güzelliklerini keşfetmeye
devam ediyoruz: Apollon Tapınağı, Meryem Ana
Manastırı, Efes Harabeleri, Altınkum kumsa-
lı… Üçüncü gün ise çok yoğun ama bir o kadar
da güzel. Sabah çok erken yola çıkıp Davutlar
Milli Parkı’nda vakit geçirdikten sonra ünlü
Şirince Köyü’ne gidiyoruz. Tabiri caizse, bu-

Evrenselliler Tek Ses: Şiddete Hayır!

Bu Şiddete Kim Dur Diyecek?

Eliz ATLI

K 11 C

Kim bilebilirdi 14 Şubat’ta günün Biz kadınlar, erkeğimiz ken diken etti: “Özgecan’ımız yanıyor,
aydınlanamayacağını? ve çocuklarımız için katlettiler gencecik yavruyu!”

Kim bilebilirdi 20’li yaşlarda bir koskocaman bir dünya Evet, kadına şiddetin yeni kurbanı Öz-
fidanın caniler tarafından hayattan ko- yaratırız. Ama erkeklerin gecan Aslan oldu. Özgecan Aslan 20
parılacağını? yaşında Çağ Üniveristesi Psikoloji bö-
çoğu bunun değerini lümü öğrencisi. Bir akşam okuldan eve
Bu soruların cevabını hiç kimse ama hiç anlayamaz. Verdiklerimizin gitmek için bindiği minibüste şoför ta-
kimse bilemezdi. Sevgililer günüydü
rafından cinsel istismara uğramış, bi-
güya. Sevgililer günlerdir, aylardır ve karşılığında onlardan

hatta yıllardır beklediler bu günü. Ama istediğimiz bir parça lekleri kesilerek işkence edilmiş ve bu
biz bu özel güne uygun davranamadık. sevgi. Ama ödülümüz bize olayın izlerini tamamen yok etmek için
benzin dökülüp yakılmış.
O gün güneş ve ay bize küstü. Canlı uygulanan şiddettir.
renklerini bir kenara bırakıp siyahlara Biz kadınlar, erkeğimiz ve çocukları-

büründü. Ellerinde bir mendil dünyaya bakıp haykırır- mız için koskocaman bir dünya yaratırız. Ama erkeklerin

casına ağlıyordu. Dünya bu ani duygu patlamasının ne- çoğu bunun değerini anlayamaz. Verdiklerimizin karşılı-

reden çıktığını anlamaya çalışıyordu ama anlayamadı. ğında onlardan istediğimiz bir parça sevgi. Ama ödülü-

Güneşe neden ağladığını sordu. Aldığı yanıt tüylerini di- müz bize uygulanan şiddettir. Kız çocukları olan aileler

30 Özel
Eğitim Kurumları

“aman yavrum bilmediğin tanımadığın Kadınlar Milli Mücadele sığınmış ve devlet sadece 11.000 kadı-
kimseyle konuşma, açıktan gelen içe- yıllarında çok büyük roller na koruma vermiş. Ya geri kalan 17.000
cekleri geri gönder, çok kısa ve açık giy- üstlenmiştir. Ulu Önderimiz kadın? Onların bir kısmı sakat kaldı, iş
siler giyme!’’ diye öğütler verir. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk’ün göremez raporu alıp baba evine sığındı
evlatları onlar için çok değerli varlıklar. ya da hunharca katledildi.

Canı yanar diye dokunmaya kıyamaz- dediği gibi: Biz bu olayları bir gün veya bilemedin
lar. Şiddet bir yana dursun ‘’seviyorum’’ ‘’Kahraman Türk Kadını ! iki gün konuşup rafa kaldırıyoruz. Bu
diye öpmeye bile kıyamaz. Çocukları- Sen yerlerde sürünmeye olaya birisi ne zaman dur diyecek, bü-
nın eğitimleri için ellerinden geleni ya- değil omuzlar üzerinde tün kadınlar öldürüldükten sonra mı?
parlar. Kendinden kısar çocuğuna verir, Kadına duyulan bu nefretin sebebi ne?
yemez yedirir, içmez içirir, fazla mesai

yapar ama yine de yetinmez bu yaptık- yükselmeye layıksın.’’ Biz bir kadından dünyaya geliyoruz,
larıyla. ismimizi bir kadından alıyoruz, hayatı-

Ama bir gün yabancının biri kızı ailesinden koparır, ona mızı bir kadın sürdürüyor, o kadın bizim gizli bir kahra-
tecavüz eder; tırnaklarında DNA örneği kalmasın diye manımız. Hasta olduğumuzda sabaha kadar başımızda
bekleyen bu kadına neden şiddet gösteriyoruz veya da
bileklerini keser ve üzerine benzin döküp yakar.

Sen bir insanı öldürmekle onu hayatından değil, hayal- tecavüz ederek toplumdan dışlanmasına neden oluyo-
lerinden, umutlarından ve geleceğinden de koparmış ruz? “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.’’
olursun. diye sıkça kullandığımız bir söz var. Türk toplumu olarak
bu sözün gerekliliğini neden yerine getirmiyoruz? Çünkü
Özgecan hayalleri ve umutları olan gencecik bir kızdı. nedenini bizler de bilemiyoruz.
En büyük hayali Türkiye’nin en iyi psikologlarından birisi
olmaktı. Katili ise bir baltaya sap olamamış eğitimsizin Medeni kanunumuza göre kadın ve erkek her alanda
teki. Bu insan (insan demeye bin şahit isteyen yaratık) eşittir. Ama bu teoride olup pratikte uygulanmayan bir

Özgecan’ımızı hayallerinden ve umutlarından koparan o kanunumuz. Çünkü kadın ve erkek her alanda eşit değil-

iğrenç katliamı gerçekleştirdi. dir. Kadının asıl görevi evde oturmak, çocuk doğurmak,

Mersin 14 Şubat’ta canlılığını bir kenara bırakıp siyahla- yemek pişirmek,çocuğa bakmak,tecavüze uğramak ve
ra büründü. Matemi vardı, evladı koparılmıştı kalbinin şiddet görmektir. Doğu’da her gün bir veya birkaç kadın
derinliklerinden. Baro katile avukat atamayacağını söy- töre cinayetlerine kurban gidiyor. Neden?

ledi ve Mersin başta olmak üzere tüm Türkiye’de pro- Çünkü görevlerini yapmadığı için. Çünkü bu modern
testolar başladı. İnternetten okuduğum bir habere göre hapishaneden kurtulmak istediği için. Bu konuda sena-
Türkiye’de 28.000 kadın şiddet görüyorum diye devlete ristlere, TV yapımcılarına ve avukatlarımıza büyük işler

düştüğünü düşünüyorum. Çeşitli propagandalar, kamu

spotları, konferanslar ve sinevizyonlar düzenlenirse top-

lumun büyük bir kısmının bilinçleneceğinden eminim.

Bu konularda eğitime ihtiyacımız var. Kalıplaşmış düşün-

celeri kırmak için.

Şunu asla unutmayın:

Kadınlar Milli Mücadele yıllarında çok büyük roller üst-
lenmiştir. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün de-
diği gibi:

‘’Kahraman Türk Kadını ! Sen yerlerde sürünmeye değil
omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın.’’

31

İrem YILDIZ
K9A

İÇİMİZDEKİ MUHAFIZ

Bence şiddet doğadan insanlara kalmış bir lir. Bunu önleyebilmenin imkânı yoktur, tabi insan
özelliktir. İnsan ne kadar sosyal bir varlık kendini kontrol edemediği sürece. Kendini savun-
olsa da doğanın bir parçasıdır ve doğa evcil- mayanlara zarar vermemesi gerektiği öğretilerek
leştirilemez. büyüyen bir insan, en öfkeli anlarında bile içindeki
şiddet eğilimini engelleyecek güce sahip olur.
Her insan, içinde şiddete eğilim bulundurur; çün-
kü insan doğanın bir parçasıdır, duyguları olan bir Sürekli yetiştirme tarzından bahsettik; bir şiddet
canlıdır. Etrafımızda gerçekleşen olaylar, yaşam durumunda bütün suç ailede midir? Tabi ki hayır.
standartlarımız ve yaşadıklarımız birçok şey, özel- Bir anne aslan ve yavrularını düşünün. Anne aslan
likle de yetiştirilme tarzımız içimizdeki öfkeyi za- bir av nasıl yakalanır, yavrularına öğretmiş olabilir;
man zaman tetikler. Bir çocuk düşünelim: Erkeğin ancak hatalarla dolu başarısız bir av gerçekleştiren
her zaman daha güçlü olduğunu ve erkeklerin her yavrunun suçu annenin değildir. Yavru öğreneme-
türlü hakka sahip olduğunu düşünen ve ailesinde- miş, belki de annesini ciddiye almamıştır. Herkes
ki kadınlara şiddeti gören bir çocuk. Bu çocuğun beraberinde öğretici bir muhafız taşır ve insanların
ilerde şiddet uygulamamasını bekleyemeyiz, öyle da öğretici muhafızları vicdanlarıdır.
değil mi? Aslında buradaki suçun çok büyük bir
kısmı ailesine aittir. Aileler çocukları üzerinde gü- Vicdanının sesine sahip çıkan bir insan, çevresine
neş görevini üstlenirler, çocuklar ise onların ışığıyla zarar vermeyi istemez ve kendini kontrol etmesini
aydınlanan ay misalidirler. Gördüklerini yansıtırlar. bilir. İşte bu yüzden içimizdeki vahşi yan, bize bah-
şedilmiş bir hediye olan vicdanımızla eğitilebilir
Şiddet sadece kadına yönelik de değildir, herkese yalnızca.
ve her şeye karşı olabilir, her an ve her yerde olabi-

32 Özel
Eğitim Kurumları

Dizi Dünyası

İrem KARAKAŞ
8E

Televizyonda her hafta aynı gün bir parçası yayınla- ları artıyor. Komik, eğlenceli, dramsız dizi yok değil an-
nan çok uzun bir film, dizi. cak sayısı oldukça az.

Dizi aslında biz Türklerin en çok sevdiği alışkan- Diziler hayatımızı önemli ölçüde etkiliyor. Ödevi olan
lıktır. Bunu genelde şu sözle ifade ederiz: “Hayatımız öğrenciler ödevini yapmak yerine iki veya üç saat süren
aslında bir dizi.” Doğru. Türkler, televizyonun Türkiye’de diziyi izlemeyi tercih ediyor.Böylece hayatının en önemli
yaygınlaşmaya başladığı ilk andan beri dizi izler. Çünkü ögesini televizyon haline getiriyorlar.
hayatın o mutlu tadını, eğlencesini dizilerde bulmaya ça-
lışır. Hatta yanına çekirdeğini, içeceğini de alarak diziye En önemli kayıplarımızdan biri de milli değerlerimizi
kendisini o kadar kaptırır ki kendisini kaptırdığı dizinin kaybediyor oluşumuzdur. Ülkemizdeki yerli sinema ya-
gerçekliğinden zor koparır.Yavaş yavaş insanlar toplum- bancı sinemadan daha çok talep görmesine rağmen yerli
dan uzaklaşarak hayatı gerçekten dizi olur. Bir ihtiyaçtan film ve dizilerimizde çok fazla yabancı özentiliği görül-
doğan dizi alışkanlığı, bir türlü kendisini bırakmanıza izin mektedir.
vermez. Arkadaşlarınız veya çevrenizdeki kişilerle konu-
şacak konu bulamazsanız yardımınıza koşar. İşte sırf bu Başka ülkelerdeki dizi sektörünü incelemek istersek
yüzden dizi bağımlısı olmak kaçınılmazdır. Kore ile başlayabiliriz. Kore dizi sektörü daha çok gençle-
rin ilgisini çekmektedir. Kore dizileri reklamlarla birlikte
Ancak zaman ilerledikçe dizilerimizdeki o eski tat kalmı- en fazla bir saat sürmektedir. Kısacası Kore dizileri bütün
yor. Şu anda hangi diziye bakarsan bir dram, ölüm, sa- dünyadaki dizi sektöründe kendi tarzıyla, orijinalliğiyle
vaş, aşk konularının işlendiğini görüyoruz.Birçok dizinin damgasını vurmuştur. Her sektörde olması gerektiği gibi
içinde de umutsuzluk var.Bu da insanlarımızın umutsuz dizi sektörünün de millilikten uzaklaşmaması ve kendine
olmasına sebep oluyor. Git gide cinayetler, şiddet unsur- has bir güzellikle şekillenmesi gerekir.

33

FL 11. Sınıf öğrencisi Mustafa KARAYAZICI, bu yıl Antalya’da düzenlenen
TRT 37. Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği’ndeTRT Çocuk ve Gençlik Halk Oyunları

Topluluğu’nun bir üyesi olarak ülkemizi başarıyla temsil etti.

Halk Oyunu

ve Ben

Mustafa KARAYAZICI
FL 11 C

Size, halk oyunlarıyla nasıl tanıştığımı ve bu uğraşı- baycan, Finlandiya, Bulgaristan’da başarıyla temsil ettik.
nın bana yararlarını anlatacağım. 2006 yaz ayla- Yurt içinde ise 7 yıl boyunca Antalya, İzmir, Gaziantep,
rında yapılan iki aşamalı sınav sonunda TRT Çocuk Bursa’da grup olarak çok önem verdiğimiz Uluslararası
ve Gençlik Halk Oyunları Topluluğu’na kabul edildim, o 23 Nisan Çocuk Şenlikleri’ne katıldık. Denizli, Kastamo-
tarihten bu yana toplulukta oynamaya devam ediyo- nu, İstanbul, Kırşehir’de düzenlenen festivallerde de
rum. Kurucu hocamız Cahit Başalan başkanlığında bizi gösterilerimizi başarıyla sunduk.
koreografi, oyun anlamında hazırlayan Melih Şenol, En-
gin Akgün ve ayrılma durumunda kalan birçok hocamız- Böyle uğraşılar sayesinde insan gerçekten yaşadığını
la yurtiçinde ve yurtdışında sayısız festivalde ülkemizi hissediyor, stresten uzaklaşıyor, sosyalleşiyor. Herkesin
başarıyla temsil ettik ve bundan sonra da temsil etme bir spor veya bir sanat etkinliği ile uğraşmasını öneririm.
amacındayız. Özellikle de folklor...

Topluluğa katılmamda annemin etkisi büyüktür. Benden
çok daha istekliydi. Beni ileride birçok yönde geliştire-
bilecek bu topluluğa katılmamı sağladı ki ne kadar haklı
olduğunu şimdi çok iyi anlıyorum. Öncelikle grupta kuru-
lan arkadaşlıklar sayesinde daha sosyal, dışa dönük bir
birey oldum ve açıkçası burada kurulan arkadaşlıkların
da hiçbir zaman unutulmayacağını düşünüyorum.

Bu topluluğun 5.Nesil’i olarak bizlere kültürümüzün
öğretilmesi yanında Atatürk’ün izinde çağdaş bireyler
olmamız sağlandı. Grubumla ülkemizi yurt dışında Azer-

34 Özel
Eğitim Kurumları

KIR KUŞU

Heval Gizem İNCE
FL 11 B

On dördünde çoktan sözü kesilmiş, Alamazmış beni kucağına, Ey benim annem, canım, sevgilim,
Bir inek, iki koyun edermiş Hasret kalmış aynı odada, Ey aşkına yar olduğum, gecem gündüzüm,
On beşinde gelin gitmiş, Bebek sevilmezmiş meydanda, Kanım senden, canım senden,
On altısında analığa ermiş Gizli gizli okşarmış beni annem. sen hayata bedel,
Benim annem her şeye değer.
Daha kendi bakamaz saçlarına
beni vermişler bir de kollarına, Otuzunda çoktan çökmüş bedeni,
Kendi çocuk, ben çocuk, Sırtı doğrulmaz, acıyla kıvranır kalbi
On yedisinde yaşamı tatmış annem. Aşk dolu, köze dönmüş bahtsız gönlü,
Bir bakmış, garip hayatı yarılamış annem.

Bir köy evinde, ahırı da dibinde, Gel geç hayatta, annem bir gezgin,
Sağılacak inek, pişecek çörek, Varsa şansı, olmaz töre kurbanı,
Karnında bebe, sırtında sopa, Yaşlanır, alır kucağına torunlarını,
Bir eli hamurda, bir eli çamurda. İstediği gibi kuralsız sever annem.

EVRENSEL CANIM OKULUM
EVRENSEL’İM
Buse GÖRGÜLÜ
4C İpek ŞENÇİMEN
4C
Evimizdir Evrensel,
Hem güvenli hem sıcak. Canım okulum Evrensel’im
Her zaman ayrıcalıktır Sende buldum sevgiyi,
Evrenselli olmak. Sende buldum saygıyı,
Güzel okulum Evrensel’im.
Rengimiz turuncu siyah
Hem asil hem canlı Senin çatın altında
Her zaman ayrıcalıktır, Gelmez akla kötü duygular,
Evrenselli olmak. Orada korkmadan
Öğrenciler sevginle yaşar.
Sel gibiyiz coşarız,
Başarılara koşarız, Küçücüktük büyüdük,
Her zaman ayrıcalıktır Senin sevgi dolu kollarında.
Evrenselli olmak. Neşe, bilgi yuvası,
Güzel okulum Evrensel’im

35

Ilkokula Veda Sen
Özge ÖZDEN
Cemre EREL Matematik Öğretmeni
4A Ege kıyısında bir öğle vakti,
Bakıyorum denize
Okulum hoşça kal! Ama o da ne?
Gözüm arkada gidiyorum. Gözlerim sana dokunuyor,
Emin ol. Kusursuz haline.
2015
Seninle tanıştığımız günü hatırla
Karın ağrısı tutmuştu. Huzur
Heyecandan duramıyordum yerimde. Öyle bir gel ki, hiç gitme,
Liman farzet yüreğimi
Okulum hoşça kal! Mavinin sonsuzluğunda.
Gözüm arkada gidiyorum. Esen hafif bir rüzgâr
Emin ol. Zamanın ötesinde bir yerde…
2015
Tek tek girmiştik sınıfa,
Yanımızda oturanı tanımıyorduk. Yasanmıslık
Ağlama ve çığlıklar,
Sanki şenlik yeriydi. Bilirim öğrenciliğin,
Emek verip çalışmanın ne olduğunu.
Sonra dost oldu herkes, Nice yıllar sonra mezun,
ABC ile başlayıp Gün gelip meslek sahibi olunacağını,
Fen ile bitiverdi ders. Ümitlerin yeşerip gerçek olacağını,
Bilirim…
Okulum hoşça kal! 2012
Gözüm arkada gidiyorum.
Emin ol.

Ağladı öğretmenim son ders
Ağladı annem babam,
Ağladım ben,
Ağladı herkes.

Okulum hoşça kal!
Gözüm arkada gidiyorum.
Emin ol,
Emin ol benden.
Senin gözün arkada kalmasın.

36 Özel
Eğitim Kurumları

Başak ÇELİK
K 11 B

“DİLİN GÜCÜ”

Son zamanlarda dilimize nasıl yaban- ki ilişkiyi anlatılıyor. On bir deneme var kitapta.
cılaştığımızı fark ettiniz mi? Özellikle Okuru düşündüren, düşünmeye zorlayan bir
de biz gençler... Asırlardır var olan ve kitap. Yazar yorum yapıyor; ancak okurun ken-
milli bir birikimin ve kültürün ürünü Türkçe- disine katılacağı yorumlardan kaçınmış. Okurun
mizin o güzel sözcüklerinin unutulduğunu kendi yorumunu kendisinin yapmasını istiyor.
görüyoruz. Dilimizi gittikçe yoksullaştırdığı- Bence okunması gereken bir kitap. İnsanımız
mız bu günlerde aslında onun ne kadar güçlü artık bir şeylerin farkına varmalı ve bilinçlenme-
olduğunu kavramımızı sağlayan bir deneme li. İnsan ne kadar çok bilirse bilsin hala öğren-
kitabı Dilin Gücü. Nermi UYGUR bu kitabın- mediği yığınla şey vardır. Bu kitap bana çok şey
da dilden, ana dilden, sözden, çeviriden, dil kattı, umarım size de katar.
arıtıcılarından, dil felsefesinden söz ediyor.
Yazarın Türkçesine baktığımızda dilimizin ne İnsanı insan yapan onu diğerlerinde farklı kılan
kadar zengin olduğunun hayranlıkla farkına varıyoruz. dilidir. Seçtiği kelimeler onu yüceltir veya alçaltır. İşte dilin
gücü burada devreye girer. Konuşmamak elimizde değil.
Yıllarını dile, felsefeye adamış Nermi UYGUR. Felsefe me- Bu onun yaradılışına aykırı. İçimizde bir şeyler bizi sürekli
zunu olduğundan her denemenin mutlaka felsefeyle bir konuşmaya iter. Dil insan olmanın en büyük buluşu olmuş-
bağlantısı var. Dilin Gücü’nde dilin aslında ne kadar güçlü tur. İnsan olmanın gereği dildir. İnsanlığın başlangıcı dildir
olduğunu, çevirilerin dile kattıklarını, insan ve dil arasında- ve hep öyle olacaktır.

37

Kitaplar, okuyucusunun aynasıdır. Hepimizin elimi- Kahramanım ve idolüm haline gelen Katniss Everdeen
ze aldığımız kitabın kapağını açıp, sayfaları tek tek yakın gelecekte, Kuzey Amerika’nın yıkıntılarından inşa
çevirirken kişiliğimizle bağlantı kurarız. Kendimizi edilen, tabiri caizse küllerinden yeniden doğan Panem’in
fakir halkına aittir. Panem halkı, hikâyenin asıl zamanın-
tanırız. dan yetmiş dört yıl önce, iktidardaki acımasız insanlar
tarafından 13 ayrı mıntıkaya ayrılmıştır. Bu mıntıkalar,
Benim kendimi bulduğum, zevklerimi ve renklerimi fark kendi yaşadıkları yer dışında sadece başkent Capitol’de
ettiğim kitap, usta yazar Suzanne Collins’in kaleminden ne olup bittiğinden haberdirler. Halk yokluk içinde kıv-
sayfalara dökülen, benim de dâhil olduğum koca bir hay- ranırken, Capitol insanları daha fazlasını yiyebilmek için
ran kitlesine sahip Açlık Oyunları. Ölüm ve yaşam ara- kendilerini kusturan bir sıvı icat etmişlerdir.
sındaki ince çizgide ustaca yürümeyi anlatan bu kitap,
erkek kahramanların hüküm sürdüğü günümüzde bir ba- Bu haksızlığa daha fazla dayanmayan 13. Mıntıka halkı
yan savaşçı ve kahramana yer vererek farklılığını ortaya ayaklanır ve isyan başlatır. Otoritelerinin sarsılmasını
koyuyor ve rakipleri arasından sıyrılıyor. pek hoş karşılamayan Capitol, 13. Mıntıka ve halkını yok

38 Özel
Eğitim Kurumları

eder. Aynı ‘hatanın’ tekrarlanmaması, acının ve korku- Katniss, Alevler İçindeki Kız olarak anılmaya başlar. Aynı
nun taze kalması için yeni nesle bir ceza, yeni nesle ‘Açlık gecede Peeta, tüm Panem’e Katniss’e âşık olduğunu
Oyunları’nı verir. itiraf eder. İki genç, kurallar gereği Oyunları birlikte ve
sağ bitiremeyecekleri için 12.Mıntıka haraçları ‘Talihsiz
Açlık Oyunları, mıntıkalardan kurayla seçilen, ‘haraç’ ola- Aşıklar’a dönüşürler. Bu sadece televizyon için bir yalan-
rak adlandırılan yirmi dört çocuğun oynadığı bir oyun- dan ibaretken, Katniss Oyunlar sırasından yapılan kural
dur. Haraçlar, rakipleri tarafından öldürülme korkusu ile değişikliğinden sonra Peeta’nın hislerinin gerçek ve beş
her yıl özel olarak hazırlanan arenalara kapatılırlar. Ölüm yaşından beri var olduğunu öğrenir. Yeni kurala göre iki
çeşitleri bununla sınırlı değildir. Capitol halkından seçilen haraç aynı mıntıkadan olmaları şartıyla galip olabilecek-
oyun kurucuların arenaya saldığı mutasyona uğratılmış tir. Geriye sadece Talihsiz Aşıklar kaldığında, değişen ku-
hayvanlar, olağan dışı hava durumları, açlık, aşırı soğuk, ral askıya alınır. Fakat ikisi de birbirleri olmadan bir ha-
aşırı sıcak, açıkta kalmak gibi durumlar da bıçak kadar yat düşünemez. İki genç verdikleri söz üzerine ‘birlikte’
etkilidir. Her mıntıka bir kız ve bir erkek evladını amacın ölüme yürümeye hazırlanırken, son bir duyuruyla ikisi de
hayatta kalmak olduğu bu oyunlara göndermek zoruna- galip sayılır ve yaşamalarına izin verilir. Eve döndüklerin-
dır. On iki ila on sekiz yaş arasındaki bu çocuklar, fiziksel de her şeyi unutabileceklerini ve kurtulacaklarını sanan
ve zihinsel üstünlük tanımaksızın birbirleriyle savaşmak Katniss, hayatının en büyük yanılgısını yaşıyordur.
zorundadırlar.
Üç kitaplık bir serinin başlangıcı olan Açlık Oyunları’nı
Katniss Everdeen, on iki yaşında babasını ve annesinin okuduktan sonra hızınızı alamayıp devam edeceksiniz.
ilgisini kaybetmiş, yokluğun ve acının en acı yaşamış, İkinci kitap olan ‘Ateşi Yakalamak’ sizi iyice heyecanlan-
12.Mıntıka’da küçük kız kardeşi Prim ve annesiyle ya- dıracak. Serinin finali ‘Alaycı Kuş’ sizi buruk bir gülüm-
şayan bir kızdır. Annesi onlara sırt çevirdiğinde, ailesini seme ve gözlerinizde yaşlarla ortada bırakacak. Sevgi-
ayakta tutmak için yasa dışı yollarla avlanmaya başla- yi, korkuyu, saf nefreti, dostluğu, cesareti, fedakârlığı,
mıştır. Kız kardeşine düzgün bir hayat yaşatmaya çalı-
şan Katniss, ona iyice bağlanır. Bu yüzden daha sadece umut etmeyi tanıyacaksı-
on iki yaşındaki Prim’in adı, haraçların seçildiği ‘Toplama nız. Kitaba eklenen ve ki-
Günü’nde okununca onun tabı terk eden karakterler
yerine gönüllü olur ve sizi kendilerine bağlaya-
gözünü kırpmadan onun cak. Onlarla gülüp, onlar-
yerine ölüm görevini üst- la ağlayacaksınız. Serinin
lenir. 12.Mıntıka’nın erkek gösterime girmiş ve gire-
haracı, Katniss’in hayatını cek filmlerini tekrar tekrar
yanık bir ekmekle kurta- izleyeceksiniz. En önem-
ran fırıncının oğlu Peeta lisi Alevler İçindeki Kız’ın
Mellark olarak belirlenir. ateşi sizi kavuracak ve asla
pişman olmayacaksınız.
Oyunlar’dan bir gece önce
verilen röportajlara, alev 39
alan bir elbiseyle katılan



Balkan Gençler Yüzme Şampiyonasında Derece Aldı

Okullar Arası Yarı Final elde ettikleri derecelerle okulumuza madalyalar
Satranç Turnuvası kazandırdılar.

MEB’in düzenlediği Okular Arası Yarı Final Satranç Buse Topçu, 100 m. kelebekte yine 1. oldu, altın madalya
Turnuvası Yıldızlar Kategorisinde okulumuz 8/E sınıfı aldı.
öğrencisi Efe Ergani Karabük’te yapılan turnuvada
sekizinci olarak Türkiye finaline katılmaya hak kazandı. Lise Erkek Takımımız

Özel Evrensel Kolej Basketbol Takımı Çankaya İkincisi 4×50 karışık bayrak yarışında 1. Olanlar:
Hasan Alp Caferoğlu, Burak Balibeyoğlu, Batuhan
Çankaya Milli Eğitim Müdürlüğünün düzenlediği Okullar Ertuğrul, İbrahim Can Arslan (Altın Madalya)
Arası Basketbol Turnuvasını 2. olarak tamamlayan
Evrensel Kolej Basketbol Takımı, düzenlenen törende 6×50 bayrak yarışında 3. Olanlar:
kupa ve madalyalarını aldı. Hasan Alp Caferoğlu, Burak Balibeyoğlu,
Batuhan Ertuğrul, İbrahim Can Arslan,
Modern Pentatlon Türkiye Kupası Mehmet Alp Taş, Buğra Aşcı (Bronz Madalya)
200 m. karışık stilde Burak Balibeyoğlu 2. (Gümüş
Modern Pentatlon Federasyonu Modern Pentatlon Madalya)
Türkiye Kupası ve Milli Takım aday kadro değerlendirme Ahmet Batuhan Ertuğrul ise 5. 100 m. kelebekte
müsabakalarında, Evrensel Kolej 9. sınıf öğrencisi Hasan Alp Caferoğlu 3. (Bronz Madalya)
Mehmet Alp Taş, Yıldız B’de (15-16 yaş grubu) en iyi 50 m. kurbağalamada Burak Balibeyoğlu 3. (Bronz
dereceyi yaparak Türkiye şampiyonu oldu. Madalya)
50 m. kelebek yarışında Hasan Alp Caferoğlu 3. (Bronz
Modern Pentatlon beş branştan oluşmaktadır: Yüzme, Madalya)
eskrim, koşu, atış, binicilik. Ancak Yıldız B, bu branşlardan
sadece yüzme, koşu, atış yapmaktadır. Federasyon Balkan Gençler Yüzme Şampiyonasında Derece Aldı
imkânları sağlanırsa, Teknik Kurul Kararı ile Milli Takıma
seçilen Mehmet Alp Taş, 25-26 Temmuz 2015’te Romanyada’da gerçekleştirilen Balkan Gençler Yüzme
Portekiz’de yapılacak Avrupa Yıldızlar Modern Pentatlon Şampiyonasında ülkemiz adına yarışan okulumuz 10. sınıf
Şampiyonasında Türk Milli Takımını temsil edecek. öğrencisi Buse Topçu 800 m. serbestte ikinci oldu.

Liseler Arası Yüzme Grup Yarışları Türkiye Olimpiyata Hazırlık Merkezleri
Arası Yüzme Yarışları
Ankara Liseler Arası Gençler Yüzme
Yarışlarında yüzücülerimiz geçen yıl Evrensel Kolej 10 A öğrencisi Burak
olduğu gibi bu yıl da başkentimizi Balıbeyoğlu’nun yüzmedeki başarısı:
temsil ettiler. Ankara 2. olarak
Türkiye Şampiyonasına katılmaya 50 m. kurbağalama 1’nci, 100 m.
hak kazanan yüzücülerimiz, Sakarya kurbağalama 1’nci, 200 m. kurbağalama
ve Osmaniye’de yapılan yarışlarda 1’nci, 200 m. ferdi karışık 1’inci, 400 m. ferdi
karışık 1’inci, 4×100 m. karışık bayrak 1’inci.

41

Etkinlikler

Özel Evrensel ailesi olarak 2014-2015 eğitim-öğretim yılına başlamanın heyecanı ve coşkusunu,
okulumuz konferans salonunda yaptığımız törene katılan velilerimiz ve ziyaretimize gelen

mezunlarımızla paylaştık. Geçen öğretim yılında okulumuzu dereceyle bitiren öğrencilerimiz de
duygularını bizimle paylaştı.

HEP CUMHURİYET, SONSUZA KADAR ATATÜRK CUMHURİYETİ!

Evrensel Okulları
Cumhuriyetimizin 91. yılını

büyük bir gurur, coşku
ve heyecanla kutladı.
Tüm Evrensel Okulları
öğrencilerinin görev aldığı
“Cumhuriyeti Biz Böyle
Kurduk” adlı çalışma
sahnelendi.Törenimiz Kolej ve
Fen Lisesi öğrencilerimizden

oluşan Cumhuriyet
Korosundan marşların
ve Onuncu Yıl Marşı’nın
tek ses, tek yürek olarak
söylenmesiyle sona erdi.

42 Özel
Eğitim Kurumları

Ey Büyük Atam!

Sonsuzluğa gidişinin
76. yılında, Evrensel gençliği

olarak bağımsızlığımızı ve
Cumhuriyetimizi sonsuza

dek koruyacağımıza,
senin ilkelerinden

ayrılmayacağımıza, çağdaş
uygarlık yolunda tüm

engelleri aşacağımıza namus
ve şeref sözü veririz.

ÖĞRETMENLER GÜNÜ COŞKUSU

Özel Evrensel Okulları idarecileri, öğretmenleri, öğrenci ve velileriyle birlikte
Öğretmenler Günü’nü coşkuyla kutladı.

27 ARALIK ATATÜRK KOŞUSU

Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları
27 Aralık 1919’da Ankara’ya geldiler.
Halk onları bağrına basmak için so-
kaklara dökülmüş, seğmenler oyun-
lar oynamıştı. Evrenselliler de bu
tarih bilinciyle Atatürk’ün Ankara’ya
gelişinin 95. yılını coşkulu bir tören-
le kutladı, ardından yapılan Atatürk
Koşusuyla da bu coşkuyu taçlandırdı.

43

Etkinlikler

Çanakkale Destanının 100.yılında okulumuz konferans salonunda
yaptığımız tören büyük bir beğeniyle izlendi.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve kendini bu yurda adamış şe-
hitlerimiz anısına saygı duruşu ile İstiklâl Marşı’mızın okunmasından
sonra kürsüye gelen Tarih Öğretmenimiz Gülseren TEKMAN, konuş-
masında gençlere seslendi.
Şehitlerimize olan borcumuzu çok çalışarak, sahip olduğumuz mes-
leğimizi çok iyi yaparak ödeyebileceğimizi vurguladı. Öğrencilerimiz
dramalarla bizi savaş günlerine götürürken solo ve koro türkülerle de
izleyenlere duygulu anlar yaşattılar.

EGEMENLİĞİMİZİN 95.YILINI COŞKUYLA KUTLADIK

Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önderimiz
Mustafa Kemal Atatürk’ün yarınlarımızın güven-
cesi çocuklarımıza armağan ettiği 23 Nisan Ulusal
Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir coş-
kuyla kutladık. Okulumuz Türkçe Öğretmeni Sevil
YÜKSELEN’in günün anlam ve önemi ile ilgili ko-
nuşmasından sonra 5. ve 6. sınıf öğrencilerimizin
oluşturduğu söz korosu “Senin Evladın Olmak” adlı
çalışmalarını sundular.

44 Özel
Eğitim Kurumları

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA VE GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI

Evrensel Okulları olarak 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve
Gençlik ve Spor Bayramı’nı okulumuz konferans salo-
nunda şiirler, marşlar, halk oyunları ile jimnastik gösteri-
lerinin yer aldığı coşkulu ve görkemli bir törenle kutladık.

45

Etkinlikler

5/A sınıfı öğrencimiz
Doğa İpek Sayın,

Çankaya İlçe Milli Eğitim
Müdürlüğü tarafından

yapılan 5. Sınıflar Arası Batı
Müziği Çalgılarıyla Eser

Seslendirme Yarışması’nda
keman dalında 1. oldu.

Miniklerin Okuma Bayramı

Birinci sınıf öğrencilerimiz rengârenk
giysiler içinde, birbirinden güzel etkinliklerle

sahnedeydiler.

46 Özel
Eğitim Kurumları

Etkinlikler

Dans Yarışmamızda Büyük Heyecan

“Kendi Kareografini KendinYarat” adlı dans
yarışmamızın 5’incisinde yine
coşku ve heyecan vardı.

Lisede Tiyatro Şenliği

18. Liseler Arası Tiyatro Şenliğine “Karanlıkta Komedi” adlı oyunla katıldık. Liseli öğrencilerimizin
başarılıyla sergilediği oyun, ışıkların sönmesiyle birlikte ortalıkta el yordamıyla dolanan karakterlerin

arasında geçenleri anlatan modern bir komedi türüdür.

47

Etkinlikler

Ortaokulda Tiyatro Şenliği

Çocukların, gençlerin birbirleriyle ve yetişkinlerle çatışmalarının vurgulandığı “Ah Şu Gençler” adlı oyunda
öğrencilerimiz, yeteneklerini sergilediler.

“Kırık Kalpler Sokağı”nda Şiir Dinletisi

Aşk, ayrılık, özlem temalı şiir ve şarkılardan oluşan “Kırık Kalpler Sokağı” adlı dinleti, bir süre önce
aramızdan ayrılan sanatçı Kayahan’ın anısına sunuldu.

48 Özel
Eğitim Kurumları


Click to View FlipBook Version