The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.

Türk Mühendisler Derneği 3 Aylık Yayını, Sayı-7, Ocak 2026

Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by TMD_Türk Mühendisler Derneği Yayınları, 2026-02-01 00:56:20

Mühendis Medya - Türk Mühendisler Derneği Yayını

Türk Mühendisler Derneği 3 Aylık Yayını, Sayı-7, Ocak 2026

Keywords: Mühendislik,Engineering,Azerbaycan,Bakü,Summit,Zirve,Yarışma

Sonuç olarak şehirlerin karbon kaderi, enerji sistemlerinden önce yapıların hangi malzemelerle inşa edildiği aşamada belirlenmektedir. Türkiye Bina Sektörü Karbonsuzlaşma Yol Haritasının da açık biçimde ortaya koyduğu üzere, düşük karbonlu yapılaşmanın anahtarı; malzeme temelli kararların erken tasarım aşamasında, yaşam döngüsü perspektifiyle ve yerel kaynaklar öncelenerek alınmasıdır. Bu yaklaşım, iklim dirençli şehirlerin inşasında bir tercih değil; mühendislik ve planlama disiplinleri için ortak bir sorumluluktur.KAYNAKÇA:[1] Cabeza, L. F., Rincón, L., Vilariño, V., Pérez, G., & Castell, A. (2014). Life cycle assessment (LCA) and life cycle energy analysis (LCEA) of buildings and the building sector: A review. Renewable and Sustainable Energy Reviews, 29, 394–416.https://doi.org/10.1016/j.rser.2013.08.037[2] Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. (2023). Türkiye bina sektörü karbonsuzlaşma yol haritası ve yerel eylem planları.https://www.ituvakif.org.tr/turkiye-bina-sektoru-karbonsuzlasma-yol-haritasi-ve-yerel-eylem-planlari[3] Pomponi, F., & Moncaster, A. (2016). Embodied carbon mitigation and reduction in the built environment – What does the evidence say? Journal of Environmental Management, 181, 687–700.https://doi.org/10.1016/j.jenvman.2016.08.036[4] Röck, M., Ruschi Mendes Saade, M., Balouktsi, M., Nygaard Rasmussen, F., Birgisdóttir, H., Frischknecht, R., … Passer, A. (2020). Embodied GHG emissions of buildings – The hidden challenge for effective climate change mitigation. Applied Energy, 258, 114107.https://doi.org/10.1016/j.apenergy.2019.114107[5] UNEP (United Nations Environment Programme). (2022). 2022 Global Status Report for Buildings and Construction: Towards a zero-emission, efficient and resilient buildings and construction sector. Nairobi.https://www.unep.org/resources/publication/2022-global-status-report-buildings-and-construction[6] Gartner, E., & Sui, T. (2018). Alternative cement clinkers. Cement and Concrete Research, 114, 27–39.https://doi.org/10.1016/j.cemcon -res.2017.02.002[7] Andrew, R. M. (2018). Global CO₂ emissions from cement production. Earth System Science Data, 10(1), 195–217.https://doi.org/10.5194/essd-10-195-2018[8] IEA (International Energy Agency). (2023). Cement. https://www.iea.org/reports/cement[9] Benhelal, E., Zahedi, G., Shamsaei, E., & Bahadori, A. (2013). Global strategies and potentials to curb CO₂ emissions in cement industry. Journal of Cleaner Production, 51, 142–161. https://doi.org/10.1016/j.jclepro.2012.10.04950OCAK 202650SAYI 7


Ahşap, insanlık tarihinde en eski yapı malzemelerinden birisidir. Yerleşik hayat ile birlikte yapı malzemesi olarak daha fazla yaygınlaşmıştır. Ahşap; konstrüksiyon, duvar, döşeme, kapı, pencere, çatı ve mobilya gibi birçok farklı yapı elemanında kullanılmaktadır [1]. Dünya genelinde ahşap yapıları oranı ve yapım teknikleri, coğrafyaya, iklim koşullarına göre değişiklik göstermektedir. Özellikle ormanlık alanlara sahip bölgelerde ahşap yapı malzemesi geleneksel mimaride yaygın olarak kullanılmaktadır [2]. Her bölge, ahşabı kendi mimari gelenekleri ve ihtiyacına göre kullanmış, bu da birbirinden zengin ve çeşitli yapı sistemlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur [3].Sanayi devrimi ile birlikte şehirleşmenin artması kentlerde strüktürel olarak yetersizlikler göstermeye başlamıştır. Strüktürel olarak yetersiz kalan geleneksel ahşap, 21. yy. teknolojisi ile çağdaş ahşap yapı malzemeleri ve sistemleri olarak geliştirilmiştir. (4) Bu malzemeler genellikle tutkal ile birleştirilek elde edilen daha büyük kesit ve kalınlıktaki malzemelerdir (Glt, Clt, Lvl vb).Geleneksel Ahşap Yapı Sistemleri Dünya genelinde, farklı coğrafi bölgelerde gelişen geleneksel ahşap yapım sistemleri, yerel kültürler, iklim koşulları ve malzeme kaynaklarına yakınlığa göre farklılık göstermektedir. Bu sistemlerin yoğun olarak geliştiği bazı önemli bölgeler aşağıdaki gibidir: Ahşap Yapı SistemleriYüksek İnşaat Mühendisi Mehmet Ali ALIBEKIROĞLU51SAYI 7


• Kuzey Avrupa (Norveç, İsveç, Finlandiya, Danimarka) • Asya (Çin, Japonya, Kore)• Kuzey Amerika (Kanada, ABD) • Anadolu (Türkiye)Ahşap çerçeve yapı sistemi, tek boyutlu ahşap elemanların taşıyıcı olduğu, dikmeler arasında kalan boşlukların dolgu malzemesi ile doldurulduğu sistemlerdir. Yüzeyleri bazen çıplak bırakılır, bazen de çeşitli kaplama malzemeleriyle kaplanır. Ahşabın daha ekonomik olarak kullanıldığı sistemlerdir [6].Şekil 1-Geleneksel ahşap çerçeve sistemi [35]Ahşap çerçeve yapılar kendi içerisinde dolgu malzemesine göre; ahşap dolgu, kerpiç dolgu, taş dolgu ve tuğla dolgu olarak sınıflandırılır. Bu yapılara bakıldığında dolgu malzemesinin kullanılmasında, bölgede malzemeye erişimin kolay olduğu görülmektedir [7-8].Anadolu’daki ahşap yapı sistemlerine bakacak olursak;Geleneksel ahşap yığma (çantı) yapı sistemleri; doğal veya işlenmiş ahşapların yatay olarak üst üste konulmasıyla inşa edilen yapılardır. Doğu Karadeniz ile iç kesimlerde, özellikle yaylalarda sıkça görülür. [9]. Karadeniz bölgesinde yer alan bu yapılar teknikleri ve formları açısından Kuzey Avrupa’daki yapılara benzemektedir. Bu yapılar, iklim şartlarına karşı dayanıklılığı ve yerel malzemelerin ustalıkla kullanılmasıyla dikkat çekmektedir [10-11]. Bu sistemde dış ve iç duvarların birlikte örülür. Köşe noktaları, kalas veya kütük gibi malzemelerle açılan boğaz olarak adlandırılan oyuklar kullanılarak 90 derece açıyla üst üste yerleştirilir ve birbirlerini kenetler. Böylece yük, en üstteki ahşaptan aşağıya iletilir [12]. Şekil 2: Geleneksel çantı (yığma) yapı sistemi [11]52OCAK 2026


Ahşap iskeletli (çatma) duvarlı sistem; dikme ve kirişler, yapıya gelen yükleri temele aktarır. Bu sistemde, temelden su basman veya birinci kat seviyesine kadar taş duvarlar örülür ve bu duvarların üzerine ahşap çatkı yerleştirilir. Bu yapı sistemlerinde ana prensip, tüm yükü temel duvarlarına ileten taşıyıcı elemanların düşey olarak kullanılmasıdır. Bu durum yığma sistemlerle kıyaslandığında önemli bir farklılık oluşturmaktadır [13, 14].Şekil 3: Ahşap İskeletli (çatma) Sistem [8]Hımış yapı; ahşap iskeletli veya çatma sistem bu sistemin temel yapı tekniğidir. Hımış yapıda ahşap dikmelerde iskelet oluşturulur, bu iskeletin içi genellikle kerpiç, taş, tuğla gibi yerel malzemelerle doldurulur. Hımış yapı terimi, bu iskelet ve dolgu malzemesiyle oluşturulan geleneksel yapı türünü tanımlar [15]. Şekil 4: Hımış yapı cephe sistemleri detayları [36]Şekil 5: Hımış yapı örneği [36]Göz dolgu duvar tekniğinde; taşıyıcı dikmeler arasına düşey olarak ahşap çubuklar yerleştirilir. Oluşan kare alanların içerisine kırma taş yerleştirilir. İsteğe göre üzeri sıvanabilir[16].Şekil 6: Göz dolgu duvar ve göz dolgu ev [18]53SAYI 7


Muskalı dolgu duvar tekniğinde ise taşıyıcı dikmeler, 30-40 cm aralıklarla yerleştirilir. Dikmeler arasındaki boşluklara çapraz elemanlar yardımı ile üçgen biçiminde gözler oluşturulur. Bu üçgen gözler, kırmataş ile doldurularak yapının stabilitesi sağlanır [42]. Son aşamada, cephe isteğe bağlı olarak sıvanır ve kireç karışımı ile boyanır. Muska dolgu tekniğiyle inşa edilen duvarlar, yatay yönden gelen yüklere karşı dayanım gösterir [12]. Şekil 7: Muskalı dolgu duvar tekniği ile inşa edilmiş yapı [37]Bağdadi yapılarda, dikmeler, ara dikmeler ve çapraz elemanlar, yanal olarak çakılan bağdadi çıtalarıyla birbirine bağlanır. Bu çıtalar, duvar yüzeyini kaplayarak hem yalıtıma katkı sağlar hem de dolgu malzemesini sabitler. Bu çıtalar hem iç hem de dış yüzeylerde yapılarak, iki yüzey arasında kalan boşluk yalıtım amacıyla toprak ve çakıl gibi gevşek malzemelerle doldurulur. Yan yüzeyler sıva ile kaplanarak yapı tamamlanır. Doğu Karadeniz bölgesinde yoğun olarak uygulanan bu tekniğe Artvin’de Çakatura denir [17,18]. Şekil 8: Bağdadi yapı örnekleri[38,39]Geleneksel yöntemler genel olarak böyledir. Şimdi çağdaş diyebileceğimiz yani ahşabın daha detaylı işlenerek kullanıldığı ahşap yapı sistemlerine bakalımAhşap Yığma Yapı SistemiYığma sistem, ahşap tomruk olarak veya işlenmiş halde alınmakta, köşelerde tomrukların üst üste geçebilmesi için dişler açılmakta ve yarım geçmeli olarak oturtulmaktadır [12]. Yığma yapılarda düşey yükler, birbirleri üzerine mesnetlenen ahşap kütüklerin uçlarından, en üstten alta doğru aktarılarak, temele kadar ulaşmaktadır. Dolayısıyla da yapı yüksekliğinin artması düşey yüklerin artmasından dolayı uçlarda oluşacak deformasyona karşı, kütüklerin uçları çeşitli mekanik yöntemlerle işlenir ve birleşim yerlerinden bağlantı elemanları ile güçlendirilir [14-19].Şekil 9: Yığma yapı örneği [39]Köşe bağlantıları, uygulama farklılıkları sebebiyle “karaboğaz,” “kurtboğazı” ve “çalmaboğaz” olarak adlandırılmaktadır. Tomruk halinde kullanılan ahşap malzemelerde karaboğaz geçme sistemi tercih edilirken, kurtboğazı geçme yöntemi keresteler için uygulanmaktadır. Çalmaboğaz sistemi ise, ahşap malzemenin yetersiz olduğu veya istenilen boyutun elde edilemediği durumlarda kullanılmaktadır. Bu yöntemde, kabaca düzeltilmiş ahşaplar veya kısa ve düzgün tahtalar tercih edilmektedir [20].54OCAK 2026


Ahşap Çerçeve Yapı SistemiBalon çerçeve (balloon frame) ve platform çerçeve sistemleri, Amerika Birleşik Devletleri’nin kolonileşme aşamasında ortaya çıkan hızlı konut ihtiyacına karşı geliştirilen, klasik ahşap karkas yapı sistemine alternatif bir çözüm olarak öne çıkmışlardır. Burada temel amaç daha az malzeme kullanarak hızlı ve stabil bir yapı inşa edebilmektir [21]. Balon sistemde, ince kesitli (genellikle 5x10 cm) ahşap elemanlar sık aralıklarla yerleştirilir ve köşegenlerle desteklenir. Bu, geleneksel ağır ahşap karkas yapılarında elde edilen stabilitenin, daha hafif ve ince malzemelerle sağlanmasını mümkün kılar. Balon çerçeve sistemde, iki kat yüksekliğinde devam eden dikmeler 40–60 cm aralıklarla bir taban üzerine yerleştirilmektedir. Kat hizasında döşeme kirişlerinin uçları altında kuşaklar bulunmaktadır. Bu kuşaklar dikmelere geçmeli olarak bağlanır. Sistemin rijitliği 5/10 cm’lik köşe dikmeleri kullanılarak ve yüzeyleri panel elemanlarla kaplanarak artırılır [22,23,24].Platform çerçeve (platform frame) yapım sistemi ise her katın kendi platformu üzerinde bağımsız bir çerçeve olarak inşa edilmesiyle oluşturulur ve özellikle hızlı, ekonomik ve kolay montaj gerektiren konut inşaatlarında tercih edilir. İlk olarak bir katın döşeme platformu inşa edilir, ardından dikmeler bu platform üzerine yerleştirilir ve duvarlar dikilir. Bir kat tamamlandıktan sonra, üst platform oluşturulur ve sonraki kat inşa edilir. Platform çerçeve sistemin balon karkastan tek farkı, dikmelerin kat seviyesinde yani döşeme altında sonlanmasıdır. [25]. Şekil 11: Ahşap patform karkas sistemi [40]Şekil 12: Ahşap balon çerçeve sistem (a) Ahşap platform karkas sistemi (b) [41]Şekil 10: Yığma sistem köşe bağlantı türleri [20]55SAYI 7


Ahşap Kolon-Kiriş Yapı SistemiKolon-kiriş yapı sistemi, yapıya etkiyen yüklerin dikey bir şekilde en üstten temele aktarılmasını sağlar. Burada genellikle kalın kesitli ahşap elemanlar kullanılır. İşlenerek çeşitli yapıştırıcılar ile birleştirilmiş ve büyük kesitli (GLT, LVL, PSL) yapı malzemeleri kullanılır. Kalın kesitli ahşap malzemelerin kullanılması, hafif ahşap çerçeve yapı sistemlerine kıyasla daha geniş açıklıkları geçebilmekte, daha yüksek yapı kurulumuna izin vermektedir [27].Şekil 13: Danimarka’de ahşap kolon kiriş yapı sistemi ile yapılmış diyabet merkezi binası [26]Ahşap Panel Yapı SistemiAhşap panel yapı sistemi, genellikle CLT (çapraz lamine ahşap) yapı malzemesinin kullanımı ile oluşmaktadır. Ahşap paneller prefabrike olarak üretilir, birbirileri ile birleşecek paneller basit bağlantı detaylarına sahiptir, dolayısıyla hızlı inşa edilebilir [29]. Ahşap panel yapı sistemleri, yük taşıma kapasitesi ve ses yalıtımı açısından, çok katlı binalar için oldukça uygundur. Paneller yerleştirilecek olan mahallerin gereksinimleri öngörülerek, tesisat şaftları, yalıtımları, kaplamaları yapılarak üretilir [30].Şekil 14: Ahşap panel sistem [46]Ahşap Karma Yapı SistemleriAhşap karma yapı sistemleri, birden fazla ahşap yapı sistemi çeşidinin bir arada kullanılması olarak tanımlanmaktadır. Bu sistemler içerisinde en yaygın olarak kullanılanı ahşap panel, ahşap kolon-kiriş, ahşap çerçeve sistemlerdir. Bu yapı sisteminde genel amaç, farklı ahşap yapı sistemlerinin sağladığı avantajları kullanarak yapı tasarımını sağlamaktır [31].Genel olarak servis çekirdeği ve döşemeler CLT panel ile inşa edilir. Sistem içinde kolonlar-kirişler ana taşıyıcı olarak kullanılmaktadır. Bölme duvarlarda ise daha hafif olan ahşap çerçeve yapı sistemi tercih edilir. Böylelikle daha hafif ve daha sağlam bir yapı üretimine olanak sağlanır [31].56OCAK 2026


Şekil 15: İsveç’te ahşap karma yapı sistemi ile üretilmiş ofis binası [8]Kolon-kiriş bağlantılarında, ahşap elemanların büyüklüklerine göre, metal bağlantı elemanları kullanılır. Kolonların geçtiği aralıklar genişledikçe, rüzgâr ve deprem gibi yatay yüklere karşı daha dayanımlı olmaları amacıyla, kolonlar arasına çapraz elemanlar bağlanır [28].Ahşap Hibrit Yapı Sistemleri Yapı üretiminde açıklık ve yükseklik arttıkça strüktürel gereksinimler de artmaktadır. Bu gereksinimleri karşılamakta, bazen ahşap yapı malzemeleri tek başına yetersiz kalabilir. Bu durumda ahşap yapı sistemleri ile birlikte farklı yapı sistemlerinin kullanılması ile ahşap hibrit yapı sistemleri oluşur. Hibrit sistemler aşağıdaki şekilde farklı yapısal sistemlerle oluşabilmektedir; Ahşap-beton, ahşap-çelik, ahşap-çelik-beton Şekil 16: Ahşap-beton hibrit bina örneği (Osmaniye Orman İşletme Müd.) [34]KAYNAKLARDukarska, D., & Mirski, R. (2023). Wood-based materials in building. Materials, 16(8), 2987. DOI: 10.3390/ma16082987Avlar, E. (2022). Çağdaş Yapı Üretiminde Kullanılan Yapısal Ahşap Ürünler, Mimarlıkta Malzeme, March 2022, 37 rue marietton, 69009, Lyon France, ISBN: 978-2-38236-258-7.Çelik, H.K. & Şakar, G. (2022). Geçmişin ve Geleceğin Yapı Malzemesi Olarak Ahşap: Yapı Mühendisliği Çerçevesinde Bir İnceleme, European Journal of Science and Technology, Special Issue 36, pp. 298-304.S. Akşar , Geleneksel ve Çağdaş Ahşap Yapıların Yaşam Döngüsü Değerlendirmesinin Karşılaştırmalı Analizi, yüksek lisans teziGEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE AHŞAP YAPIM SİSTEMLERİ, Gülten TANDOĞAN KİBAR ve NİLAY AYKAN, AHŞAP MALZEME VE YAPI TASARIMI, Duvar yayınları 2024B. Kartal, “Yapılarda Ahşap Kullanımı Ve Çağdaş Yapı Teknolojisinde Ahşap Kullanımı”, Haliç Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2015.Z. Uzun Aktaş, “Anadolu Coğrafyasında Ahşap Yapım Teknikleri”, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü Yayımlanmamış Ders Notları, İstanbul, 2019. https://www.binderholz.com/en-us/mass-timber-solutions/fyrtornet-malmoe-sweden Çobancaoğlu, T. (2003). Türkiye’de Geleneksel Ahşap Ev Yapı Sistemlerinin İrdelenerek Gruplandırılmasına Yönelik Bir Değerlendirme. Tasarım+ Kuram, 2(3), 27-42.57SAYI 7


Güngör, İ.H., 1961. Ahşap, Cilt I-II, Çelküt Matbaası, İstanbul. [34] Hersek, C. M. (2022). Similarities in Wooden Architecture Between Anatolia and Scandinavia. Gazi University Journal of Science Part B: Art Humanities Design and Planning, 10(4), 443-455 Başkan, S. (2008). Geleneksel Doğu Karadeniz Evleri. Erdem, (52), 41-90.F. Canan, “Sürdürülebilir Mimarlıkta Ahşap Yapı Malzemesi Kullanımı” Yapı Dergisi, vol. 262, 2003 Y. Odabaşı, Ahşap ve Çelik Yapı Elemanları, Beta Basım Yayın Dağıtım, İstanbul, 1997. Lehtonen, J., Ilgın, H. E., & Karjalainen, M. (2022). Log Construction Practices and Future Outlook: Perspectives of Finnish Experts. Forests, 13(10), 1741. Erman, E. (2000). Bir ahşap yapı kültürünün yok oluşu: Gölyaka. ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dergisi, 20(1–2), 57–76. https://doi.org/10.55533/51066 Şenol, P., & Akan, A. E. (2011). Kırsal yaşam/kırsal konut: bir yaşam biçimi olarak geleneksel kırsal konut üretiminde Kızılcık Köyü Örneği. Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2011(24), 143-160. Başkan, S. (2008). Artvin halk yapı sanatı. Vakıflar Dergisi, 31, 71–140. E. Avlar, “Ahşap Çerçeve Yapıların Strüktürel Tasarımı”, Deprem Bölgelerinde Yapı Üretimi Sempozyumu, pp. 113-130, 2002 Tuna, C. (2008). Orta Karadeniz Bölgesi Sahil Kesiminde Geleneksel Mimari. Arkeoloji ve Sanat Yayınları https://www.thinkwood.com/light-frame-wood-construction. [10.10.2024]. Kolb, J.,(2008). Systems in Timber Engineering Loadbearing Structures and Component Layers. Birkhauser, Almanya Ohanesyan, Serli, D., Ahşap Platform Çerçeve Yapıların Yatay Kuvvetler Karşısındaki Davranışları Ve Alınması Gereken Önlemler. Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 244 s, İstanbul, 2012 Yesügey, S.C. (2014). Doğal ve Endüstriyel Ahşap Malzemeler. Ahşap malzemeli konut teknolojisi (s. 7-87). Yalın Yayıncılık Bostancıoğlu, E., & Birer, E. D. (2004). Ekoloji ve ahşap: Türkiye’de ahşap malzemenin geleceği. Uludağ Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dergisi, 9(2), 39–42. https://www.arkitera.com/haber/diyabet-hastalari-icin-tasarlanan-cagdas-bir-merkez/#goog_rewarded FRPF (Fıre Protectıon Research Foundatıon), “Fire Safety Challenges of Tall Wood Buildings, Final Report”, The Fıre Protectıon Research Foundatıon, ABD, 2013 N. Öztank, “Orta Yükseklikteki (4-8 Kat) Konut Yapılarında Ahşap Teknolojisinin Uygulanabilirliği”, Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi, İzmir, 2004. J. W. Burchell ve F. Sunter, Design and Build in Timber Frame, Longman Scientific & Technical, İngiltere, 1987 T. Andersson ve L. Hammerber, “Consequences of Implementing Timber in Medium High-Rise Office Buildings”, Master’s Programme Structural Engineering and Building Technology Yüksek Lisans Tezi, Chalmer University of Technology, Göteburg, 2015. E. Avlar, “Ahşap Yapılar”, Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü Yayımlanmamış Ders Notları, İstanbul, 2019. X. Zhang, R. Azim, P. Bhat, M. Popovski ve T. Tannert, “Seismic performance of embedded steel beam connection in cross-laminated timber panels for tall-wood hybrid system”, Canadian Journal of Civil Engineering, vol. 44, pp. 611-618, 2017. C. Moore, E3 Berlin Europe’s First Wooden High-Rise, Building’s Guide, Berlin, 2016. M.Ali Alibekiroğlu arşiviAKSOY, D. ve AHUNBAY, Z. (2005, Mart). Geleneksel ahşap iskeletli Türk Konutu’nun Deprem Davranışları. İtü Dergisi, 4(1), 47-58https://www.instagram.com/p/DNsCP47Xq8Z/?img_index=9https://x.com/Seda_Ozenhttps://tr.pinterest.com/pin/683280574705038832/ https://tr.pinterest.com/pin/683280574718600824/ https://sanahsap.com/https://www.diva-portal.org/smash/get/diva2:1254330/FULLTEXT01.pdf F. D. K. Ching, Building Construction Illustrated, Wiley, New York, 201458OCAK 2026


SAR İncelemesiÖzgül soğurma oranı (SAR-Specific Absorption Rate), insan vücuduna çarpan elektromanyetik enerjinin soğurulma miktarını ifade eder. Bu enerjinin dokuda oluşturduğu ısıl etki, sıcaklık artışıyla birlikte elektriksel güç yoğunluğu olarak tanımlanır. SAR birimi W/kg (Watt/kilogram) şeklinde kullanılır.Kablosuz iletişim cihazları, birbirleriyle iletişim halindeyken veriyi elektromanyetik dalgalar aracılığıyla aktarır. Elektromanyetik dalgalar sayesinde ses, görüntü ve veri gibi bilgiler, bilgi sinyalleriyle modüle edilerek iletilir. RF, bilgi sinyaliyle modüle edilmiş taşıyıcı sinyaldir. RF’nin oluşturduğu elektromanyetik alanlar vücuda nüfuz edebilir; frekans arttıkça penetrasyon derinliği azalır ve bunun sonucunda dokularda sıcaklık artışı meydana gelmektedir. SAR değerinin hesaplanmasında, kütle yoğunluğu “ρ”, diferansiyel hacim elemanı “dV”, bulunan küçük kütle artışı “dm” ve tarafından soğurulan çok küçük elektromanyetik enerji “dW” zamana göre türevi alınarak hesaplanmaktadır. Kablosuz iletişim cihazlarının SAR değerleriyle ilgili çalışmalar hem hayvan hem de insan sağlığı açısından risk oluşmamasını sağlamak amacıyla yürütülmüştür. Deneysel sonuçlar, tüm vücudun bir cihaza 15 dakika maruz kalması durumunda dokularda 1 °C sıcaklık artışı için özgül soğurma oranı (SAR) limitinin 4 W/kg olduğunu göstermiştir. Uzuvlar ve baş gibi maruziyet olasılığı daha yüksek bölgeler için aynı 1 °C artışa karşılık gelen SAR limiti 10 W/kg olarak belirlenmiştir. Beşinci Nesil (5G) ile Özgül Soğurma Oranının (SAR) İncelenmesi60OCAK 2026


Bu limitlerin aşılmaması halinde cihazların sağlık açısından tehdit oluşturmayacağı kabul edilir. SAR limitleri belirlenirken Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE) ile Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Korunma Komisyonu (ICNIRP) tarafından yayımlanan rehberler esas alınır; bu rehberler SAR limitleri hakkında ayrıntılı bilgi vermektedir. Dünyada iki farklı SAR limiti değeri kullanılmaktadır. Kafa bölgesi bölgesel SAR olarak değerlendirilmekte, buna ilişkin ICNIRP (International Commission on Non-Ionizing Radiation Protection) 2 W/kg’ı, FCC (Federal Communication Commision) ise 1,6 W/kg’ı SAR limit değeri olarak belirlediği görülmektedir.Ülkemizde SAR testler hali hazırda yapılmakta olup Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda Piyasa Gözetim Laboratuvarı tarafından yürütülmektedir.Şekil 2: PGM SAR Laboratuvarı5G İncelemesiKablosuz iletişim teknolojileri, radyo dalgaları aracılığıyla veri iletimini sağlar. Daha yüksek kapasite, daha hızlı bağlantı ve maliyet etkinliği hedefleri doğrultusunda 4G (LTE), 5G, Wi‑Fi ve Bluetooth gibi teknolojiler geliştirilmiş olup; bu teknolojiler mobil telefonlar, kablosuz kulaklıklar, akıllı saatler ve IoT cihazları gibi çeşitli aygıtlarda kullanılmaktadır.5G ile birlikte yüksek veri hızı, düşük gecikme süresi, daha fazla veri kapasitesi, enerji verimliliği ve yazılım tabanlı şebeke mantığı sayesinde önceki nesil haberleşme teknolojilerine göre daha düşük maliyet oluşturmaktadır (BTK, 2018).Dünya’da 5G abonelikleri hızla artmaya devam ediyor ve 2025 sonunda 2,9 milyara ulaşarak tüm mobil aboneliklerin üçte birini oluşturması bekleniyor. Aboneler 5G’ye geçtikçe 4G abonelikleri azalıyor. 2025’in ilk çeyreğinde 4G abonelikleri 55 milyon düşerek toplamda 4,9 milyara indi. Aynı dönemde 3G abonelikleri 19 milyon, 2G abonelikleri ise 30 milyon azaldı. 2G ve 3G ağlarının kullanımdan kaldırılması dünya genelinde sürüyor. Önümüzdeki yıllarda 3G ağlarının, 2G’den daha hızlı şekilde kapatılması bekleniyor. Ancak bu geçişin zaman çizelgesi ülkelere ve servis sağlayıcılara göre değişiyor. 2024 sonunda, dünya çapında 5G abonelikleri 2,3 milyara ulaşarak yaklaşık %27’lik bir penetrasyon oranına erişti. En yüksek 5G penetrasyonu %71 ile Kuzey Amerika’da görülürken, Kuzeydoğu Asya %52, Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkeleri %45 ve Batı Avrupa %41 oranıyla onu izledi. 5G’nin, piyasaya sürülmesinden dokuz yıl sonra, 2027’de abonelik açısından baskın mobil erişim teknolojisi olarak 4G’yi geçmesi öngörülüyor. Bugün 340’tan fazla servis sağlayıcı ticari 5G hizmeti sunuyor ve yaklaşık 70’i 5G bağımsız (SA) teknolojisini kullanmaya başladı veya hizmete sunuldu.61SAYI 7


3GPP tarafından 5G teknolojisinde şebekeler ve cihazlar için ilk dağıtım seçeneği 5G NR (New Radio) bağımsız olmayan (Non‑Standalone, NSA) biçiminde yayımlandı. NSA ile çalışan cihazlar veri iletimi için 4G altyapısını kullanır; çağrı oluşturma ve kontrol işlevleri de mevcut 4G altyapısı üzerinden yürütülür. 5G NR’da SAR testleri, 6 GHz’e kadar olan frekansları kapsayacak şekilde sistem kontrollü ve sistem doğrulaması amacıyla 3,9–4,9 GHz aralığında ek frekans bantlarını içerir. Bu aralıkta 3,9 GHz, 4,2 GHz, 4,6 GHz ve 4,9 GHz bantlarında dipol antenler bulunur; bu antenlerin neden olduğu SAR değerleri hem sayısal hem de deneysel olarak bağımsız şekilde doğrulanması gerekmektedir.SAR ile 5G İncelemesiMobil telefonların 5G (NR) teknolojisinde SAR ölçümünü etkileyen çeşitli faktörler vardır. Bunlar şunlardır:Maksimum iletim gücü: 3GPP standardı, telefonun 4G (LTE) ve 5G (NR) için aynı maksimum iletim gücü seviyelerine sahip olabileceğini belirtir.Duplexleme türü (uplink/downlink): Frekans ayırmalı duplexleme (FDD) ve zaman ayırmalı duplexleme (TDD) farklı iletim davranışları oluşturur. FDD, 4G ve 5G’nin bazı bantlarında (ör. 3,5 GHz, 26 GHz) kullanılabilir; TDD’de ise telefon iletim ve alım zamanlarını dönüşümlü olarak gerçekleştirir.Şekil 2: Teknolojiye göre mobil abonelikler (milyar)Türkiye’de 5G faaliyetleri kapsamında 16 Ağustos 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan karar ile 700 MHz ve 3.5 GHz bandında toplam 400 MHz frekans bandını, işletmecilerimizin kullanımına açılmıştır. 700 MHz ve 3.5 GHz frekans bandında toplam 11 ayrı frekans paketi de ihaleye sunuldu. 1 Nisan 2026 itibarıyla ülke genelinde 5G hizmeti başlayacaktır. Şekil 3. 5G NR ile NSA ve SA yapısı62OCAK 2026


Aynı anda birden fazla frekansın kullanımı: Telefon, bir frekans bandında sürekli iletim yaparken başka bir bandda da iletim gerçekleştirebilir.NSA modu ve çoklu anten kullanımı: 5G NR, NonStandalone (NSA) modunda 4G LTE ile eşzamanlı çalışabilir; cihazda birden fazla anten aynı anda kullanılabilir. 5G anteni ile 4G anteni farklı konumlarda ve birkaç santimetre ayrılmış olabilir.Düşük frekanslarda çalışan bir 5G (NR) telefonun SAR değeri ile aynı banttaki bir 4G (LTE) telefon arasında önemli bir fark olmadığı gözlemlenmiştir. Farklı bantlar daha sonra 4G ve 5G’de aynı anda iletim yapabilir; bu durum SAR açısından 4G’deki ‘taşıyıcı toplama’ moduna benzer ve hız artırmak için iki farklı frekans bandının eşzamanlı etkinleştirilmesine izin verir. 5G NR (3,5 GHz) ile düşük bantlı 4G teknolojilerinin birleşik SAR değerleri, piyasa gözetiminin bir parçası olarak 5G özellikli tüm telefonlarda kontrol edilmektedir. 4G (LTE) anteni sürekli iletim (FDD), 5G (NR) anteni ise aralıklı iletim (TDD) yaptığından maksimum SAR değeri genellikle 4G (LTE) anteni tarafından belirlenir. Ancak her iki anten birlikte etkinse, 5G (NR) modunda maksimum SAR değeri artabilir. Telefonun 3,5 GHz bandında TDD modunda iletim süresi %20’den az olduğunda bu artış genellikle küçüktür.Şekil 4, laboratuvar ortamında 3,5 GHz bandında gerçekleştirilen birleşik 4G (LTE) / 5G (NR) anten SAR ölçümüne bir örnek göstermektedir. Kırmızı kare ölçüm alanını, yeşil dikdörtgen ise 10 g doku için maksimum SAR değerini temsil eder. Bu örnekte 4G ve 5G antenleri ayrı konumlandırılmış ve terminal genişliğinin yarısından fazla mesafe ile ayrılmıştır.SAR test prosedürü, 4G ve 5G antenlerinin birlikte bulunduğu varsayımına göre tasarlanmıştır; eğer ölçülen artış düzenleyici sınır değeri aşarsa, uyumsuzluğu doğrulamak için antenlerin gerçek konumunu dikkate alan daha hassas bir hacimsel tarama ölçümü yapılmaktadır.Bu prosedür, 4G (LTE) ve 5G (NR) antenlerinin birlikte bulunduğu varsayımını yapar ve tek bir işaretlemeyle ölçüm yapılmasını mümkün kılar. Bu artışın düzenleyici sınır değeri aşması durumunda, uyumsuzluğu doğrulamak için antenlerin gerçek konumunu dikkate alan daha hassas bir hacimsel tarama ölçümü gerçekleştirilebilir. SONUÇ5G NR (3,5 GHz) ile düşük bantlı 4G teknolojilerinin birleşik SAR değerleri, piyasa gözetimi kapsamında teknik değerlendirmesi tüm 5G özellikli telefonlarda standart olarak kontrol edilmekte olup; NSA modunda 4G ve 5G antenlerinin eşzamanlı çalışması durumunda, 4G anteninin sürekli iletim yapması ve 5G anteninin TDD modunda %20’den daha az iletim süresine sahip olması nedeniyle maksimum SAR değeri genellikle 4G anteni tarafından belirlenmektedir. Ancak her iki anten de aktif olduğunda ve düzenleyici sınır değeri aşıldığında, antenlerin gerçek konumunu dikkate alan hacimsel tarama ölçümleriyle uyumsuzluk doğrulanmakta; bu test prosedürü, 4G ve 5G antenlerinin birlikte bulunduğu varsayımıyla tek işaretlemeyle ölçüme olanak tanımakta ve böylece cihazların SAR açısından mevzuata uygunluğu değerlendirilmektedir.63SAYI 7


KAYNAKÇA: ANFR, 2021, https://www.anfr.fr/liste-actualites/actualite/das-des-telephones-5g-que-retenir-des-premiers-controles-realises-par-lanfr.CENELEC, 2017b, Product Standard To Demonstrate The Compliance Of Wireless Communication Devices With The Basic Restrictions And Exposure Limit Values Related To Human Exposure To Electromagnetic Fields İn The Frequency Range From 30 MHz To 6 Ghz: Hand-Held And Body Mounted Devices İn Close Proximity To The Human BodyERICSSON, 2025, Ericsson Mobility Report, Ericsson Mobility Report June 2025.GÜLERSOY, Y.E., 2009, Piyasa Gözetimi ve Denetimi Kapsamında Mobil Telefonlarda Özgül Soğurma Oranı Deneylerinin İncelenmesi ve Türkiye İçin Öneriler, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Uzmanlık Tezi, Ankara.HUAWEI, 2022, 5G Service Scenario and Standard Evolution, Ankara.ICNIRP, 2020, Guıdelınes For Lımıtıng Exposure To Electromagnetıc Fıelds (100 Khz To 300 Ghz).KÖSE, S., 2022, Piyasa Gözetimi ve Denetimi Kapsamında Yürütülmekte Olan Özgül Soğurma Oranı Deneylerinin ve Laboratuvar Altyapısı: Gelişen Teknolojiler Kapsamında Değerlendirilmesi, Diğer Ülke Uygulamaları ve Kurumumuz için Düzenleyici Öneriler, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Uzmanlık Tezi, Ankara.Şekil 4. 5G’de 3,5 GHz ve 4G’de 1,75 GHz Bantları Birleştirilmiş SAR Ölçümü Örneği ve Her Görüntüde Yalnızca En Yüksek SAR Ölçümleri64OCAK 2026


MÜHENDISLIK DÜNYASINDAN HABERLERHasan Onur TEMEL / Yüksek Çevre MühendisiDünya Tarihinde İlk Kez Hibrit Yörünge Motoru Uzayda AteşlendiFergani Uzay tarafından tamamen milli imkânlarla geliştirilen Türkiye’nin ilk yörünge transfer aracı FGN-TUG-S01, uzaydaki en kritik manevrasını başarıyla tamamladı. Milli YTA, hibrit motorunu uzayda ateşleyerek yörünge değişikliği gerçekleştirdi ve dünyada bir ilke imza attı.Baykar Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar tarafından kurulan Fergani Uzay Teknolojileri, tamamen öz kaynaklarla ve milli imkânlarla geliştirdiği ilk Yörünge Transfer Aracı (YTA) olan FGN-TUG-S01 ile uzay havacılık tarihine geçti. 28 Kasım 2025’te ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssü’nden SpaceX Falcon 9 Transporter-15 göreviyle uzaya fırlatılan Milli YTA, yörüngedeki hazırlık süreçlerinin ardından tarihi ateşleme operasyonunu başarıyla gerçekleştirdi.65SAYI 7


DÜNYADA BİR İLK: HİBRİT MOTOR OPERASYONU BAŞARILIFGN-TUG-S01, 6 Aralık 2025 sabahı Türkiye saati ile (TSİ) 07:46’da ana hibrit itki sistemini devreye aldı. 35 saniye süren ateşleme operasyonu kusursuz bir şekilde icra edildi. Milli YTA, gerçekleştirdiği bu manevra ile 530 km irtifadaki dairesel yörüngesinden ayrılarak, 720 km zirve irtifasına sahip bir eliptik yörüngeye geçişi sağladı. Bu operasyon Türkiye’nin uzayda kendi geliştirdiği hibrit motor teknolojisiyle gerçekleştirdiği ilk uzay ateşleme operasyonu olmasının yanı sıra dünya genelinde hibrit roket motorunun ilk yörüngesel ateşlemesi olarak tarihe geçti. Katı ve sıvı yakıtlı motorlara kıyasla daha emniyetli, basit ve maliyet etkin bir yapıya sahip olan hibrit roketlerin, geleceğin uzay operasyonlarında kritik bir rol üstlenmesi öngörülüyor.İLK UYDU TESLİMATI GERÇEKLEŞTİ Yörünge transfer manevrasının başarıyla tamamlanmasının ardından görevin ikinci kritik aşaması olan küp uydu bırakma operasyonuna geçildi. TSİ 11:35’te başlatılan süreç sonunda, saat 11:45’te Fergani küp uydusu FRG-10D1, Yörünge Transfer Aracı’ndan başarıyla ayrılarak hedef yörüngesindeki yerini aldı.YÖRÜNGELER ARASI LOJİSTİKTE MİLLİ İMZA Bu başarı Fergani Uzay’ın gelecekteki farklı irtifalarda görev yapacak takım uydu misyonları için kritik bir kilometre taşı niteliği taşıyor. FGN-TUG-S01, uçuş bilgisayarı, aviyonik sistemleri, güç dağıtım birimleri ve termal kontrol altyapısı dâhil olmak üzere tamamen Fergani Uzay mühendisleri tarafından yerli tasarım ve üretim olarak geliştirildi. Türkiye yörüngede hibrit motor denemesi gerçekleştiren ilk ülke olma başarısını göstererek uzay teknolojilerinde yeni bir dönemin kapılarını araladı.HEDEF: ULUĞ BEY KÜRESEL KONUMLAMA SİSTEMİ Başarıyla tamamlanan bu görev Fergani Uzay’ın inşa etmeyi hedeflediği ‘Uluğ Bey Küresel Konumlama Sistemi’ için de kritik bir altyapı oluşturuyor. Fergani Uzay, bu teknoloji sayesinde gelecekteki uydu takımlarını farklı yörüngelere kendi araçlarıyla yerleştirebilecek. Önümüzdeki 5 yıl içinde 100’den fazla uyduyu uzaya göndermeyi hedefleyen Fergani Uzay, Türkiye ile birlikte dost ve kardeş ülkelere bağımsız konumlandırma ve uzay lojistiği kabiliyeti kazandırmayı hedefliyor. Ayrıca geliştirme çalışmaları devam eden fırlatma sistemleriyle yakın gelecekte dünyadan uzaya bağımsız erişim kabiliyeti kazanılması amaçlanıyor.KAYNAK:https://baykartech.com/tr/haberler/dunya-tarihinde-ilk-kez-hibrit-yorunge-motoru-uzayda-ateslendi/66OCAK 2026


Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar KIZILELMA, dünya havacılık muharebe tarihinde bir ilke daha imza attı. Sinop açıklarında gerçekleştirilen tarihi testte milli insansız savaş uçağı, ASELSAN imzalı MURAD AESA radarının işaretlediği hedefi TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen GÖKDOĞAN füzesiyle tam isabetle vurdu. Bu başarıyla birlikte Bayraktar KIZILELMA, havacılık tarihinde görüş ötesi hava-hava füzesi kullanarak jet motorlu bir hava hedefini vuran ilk insansız savaş uçağı oldu.Baykar’ın tamamen öz kaynaklarıyla milli ve özgün olarak geliştirdiği Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA, gök vatan savunmasında oyunun kurallarını değiştirecek en kritik eşiklerden birini daha aştı. Sinop Atış Alanı’nda gerçekleştirilen test, insansız bir savaş uçağının jet motorlu bir hedefi hava-hava füzesiyle vurduğu ilk başarılı test olarak tarihe geçti.HAVA MUHAREBESİNDE DÜNYADA İLK VE TEKDünya genelindeki insansız savaş uçağı projelerinin büyük çoğunluğu, ağırlıklı olarak hava-yer görevleri için tasarlanıyor. Henüz dünyada hiçbir insansız platform hava-hava atış kabiliyetine ulaşamamışken, Bayraktar KIZILELMA bu atışla hava-hava muharebesi yeteneğini kanıtlayan dünyadaki ilk ve tek platform olarak havacılık tarihinde yeni bir çağ başlattı.KIZILELMA VE F-16’LARDAN KOL UÇUŞUTarihi test için Merzifon 5. Ana Jet Üssü’nden havalanan 5 adet F-16 savaş uçağı, Sinop semalarında Bayraktar KIZILELMA ile buluştu. F-16’lar ile gökyüzünde 5’li kol uçuşu gerçekleştiren Bayraktar KIZILELMA, insanlı-insansız müşterek harekât yaparak geleceğin hava muharebe konseptini sergiledi. Bu sırada bir Bayraktar AKINCI TİHA da uçuşa eşlik edeKızılelmadan Bir İlk Daha!67SAYI 7


rek tarihi anları havadan görüntüledi. Ayrıca Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Muharip Hava Kuvveti Komutanı Orgeneral Rafet Dalkıran, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol ve Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Merzifon’dan kalkan F-16 savaş uçaklarının kokpitinde yer alarak tarihi atışa havadan nezaret etti. TÜBİTAK SAGE Enstitü Müdürü Kemal Topalömer ve ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci testi takip eden heyette yer aldı.MURAD İLE GÖRDÜ, GÖKDOĞAN İLE VURDUSenaryo gereği fırlatılan yüksek hızlı jet motorlu hedef uçağı, Bayraktar KIZILELMA üzerinde bulunan ve ASELSAN tarafından geliştirilen MURAD AESA radarı ile tespit edilerek takibe alındı. Hedefin radar tarafından hassas bir şekilde işaretlenmesinin ardından KIZILELMA, kanat altında taşıdığı TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen GÖKDOĞAN Görüş Ötesi Hava-Hava Füzesi’ni ateşledi. Fırlatılan milli füze, jet motorlu hedef uçağı tam isabetle vurdu.T.C. MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINDAN ÖVGÜMİLLİ UÇAK, MİLLİ FÜZE, MİLLİ RADARBu testle birlikte milli insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA’nın havadan havaya taarruz yeteneği de doğrulandı. Türk havacılık tarihinde ilk kez milli bir uçaktan, milli hava-hava füzesi, milli bir 68OCAK 2026


radar tarafından güdümlenerek hava hedefine karşı ateşlendi. Böylece hava-hava görev zincirinin tüm halkaları tamamen milli imkânlarla icra edilmiş oldu. “GÖRÜLMEDEN GÖREN, VURULMADAN VURAN”Tarihi atış testi geleceğin hava muharebe konseptlerinin de nasıl şekilleneceğini gösterdi. Bayraktar TB2 SİHA’ların hava-yer görevlerinde yarattığı oyun değiştirici etki, Bayraktar KIZILELMA ile artık hava-hava görevlerine taşınacak. Mevcut savaş uçaklarına kıyasla çok daha düşük radar izine (RKA) sahip olan Bayraktar KIZILELMA, üzerindeki gelişmiş sensörlerle düşman uçaklarını onlar kendisini fark etmeden çok uzak mesafeden tespit edebiliyor. “Görülmeden gören, vurulmadan vuran” bu yeni konsept sayesinde Bayraktar KIZILELMA, hava muharebelerinde üstünlük sağlayacak bir platform olacak.KRİTİK SİSTEMLER VE MÜHİMMAT ENTEGRASYONLARIBayraktar KIZILELMA sahip olduğu kritik görev sistemleriyle de öne çıkıyor. Platforma şimdiye kadar ASELSAN tarafından geliştirilen MURAD AESA Radarı ve Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN gibi dünyada sayılı ülkenin üretebildiği ileri teknoloji sistemlerin entegrasyonu başarıyla gerçekleştirildi. Mühimmat çeşitliliği konusunda da geniş bir yelpazeye sahip olan milli insansız savaş uçağı, yerli olarak üretilen tüm mühimmatları kullanabilecek. Daha önce gerçekleştirilen testlerde TOLUN ve TEBER-82 mühimmatlarıyla hedefleri tam isabetle vuran Bayraktar KIZILELMA, GÖKDOĞAN atışıyla birlikte hava-yer görevlerinin yanı sıra hava-hava görevlerindeki yetkinliğini de kanıtladı.İHRACAT ŞAMPİYONUBaşlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin %83’ünü ihracattan elde etti. 2023’te 1.8 milyar dolarlık ihracat yapan Baykar, ülkemizdeki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı. Dünya insansız hava aracı ihracat pazarının en büyük firması olan Baykar, 2024 yılında da küresel ölçekteki başarısını sürdürdü ve gelirlerinin yüzde 90’ını ihracattan elde ederek 1.8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.DÜNYANIN EN BÜYÜK İHA ŞİRKETİ BAYKAR2023 ve 2024 yıllarında Türkiye’deki tüm sektörlerde en çok ihracat yapan ilk 10 firma arasına girerek İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. 2023’te sektör ihracatının üçte birini tek başına yapan Baykar, 2024 yılında da savunma ve havacılık sektörü toplam ihracatının dörtte birini tek başına gerçekleştirerek Türkiye’yi küresel SİHA ihracat pazarında lider konuma taşıdı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 36 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 16 ülke ile olmak üzere toplam 37 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladıKAYNAK:https://baykartech.com/tr69SAYI 7


Bilim tarihine adını yazdıran pek çok isim, iyi imkânlarla, köklü kurumlarla ve güçlü ağlarla yola çıktı. Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz ise bu kalıbın dışında kalan, Anadolu’nun yoksul bir köyünden çıkarak modern fiziğin en tartışmalı alanlarından birinde söz söyleyen ender bilim insanlarından biri oldu. Onun hikâyesi yalnızca akademik bir başarı öyküsü değil; yoksulluğa ve imkânsızlık algısına karşı verilen uzun bir mücadelenin de kaydıdır.Yoksullukla Başlayan Bir HayatHüseyin Yılmaz, 1924 yılında Denizli’nin Acıpayam ilçesine bağlı Yumrutaş köyünde dünyaya geldi. Annesi Rukiye Hanım’ı henüz dört yaşındayken, babası Abdurrahman Hoca’yı ise on bir yaşında kaybetti. Küçük yaşta yetim kalan Yılmaz’ın çocukluğu, kırsal hayatın ağır sorumlulukları ve yoksullukla geçti.Köyde bulunan üç sınıflı ilkokulda kısa süreli bir eğitim alabildi. Babasının vefatının ardından ailesinin geçimine katkı sağlamak zorunda kaldı ve çobanlık yapmaya başladı. Eğitim, onun için erken yaşta yarım kalan bir hayaldi; ancak bu hayal hiçbir zaman sönmedi. Okula gidemese de öğrenmeye olan merakı her geçen gün büyüdü. Mekanik aletlere, kamyonlara, motorlara ve özellikle uçak pervanelerine duyduğu ilgi, zihninde sürekli yeni sorular doğuruyordu.Hayatı Değiştiren Karşılaşma1936 yılı, Hüseyin Yılmaz’ın hayatında bir dönüm noktası oldu. Acıpayam’da piknik yapan öğretmenlerle tesadüfen karşılaştı. Henüz okuma yazma bilmiyordu. Öğretmenlerin kendisine uzattığı gazeteyi, okuyamadığı için utançla geri çevirdi. Bu küçük an, öğretmenlerin dikkatini çekti. Kısa sohbet sırasında Yılmaz’ın zekâsı, merakı ve öğrenme isteği fark edildi.Öğretmenlerin girişimiyle Hüseyin Yılmaz’ın yeniden eğitim almasının önü açıldı. Bir öğretmenin rehberliğinde Denizli’ye götürüldü. Yolculuk sırasında tanıştığı hayırsever iş insanı Ali Rıza Kaşıkçı, bu hikâyeden derinden etkilendi. Çocuğu olmayan Kaşıkçı ailesi, Hüseyin Yılmaz’a sahip çıktı ve eğitim masraflarını üstlendi.Bu destek, Yılmaz’ın hayatındaki ilk büyük kırılmaydı. Köyden çıkıp yeniden okul sıralarına döndü. İlkokulun son sınıflarını Denizli’de tamamladı. Ardından Ulusal Parasız Yatılı Sınavı’nı kazanarak İzmir Buca Ortaokulu’na girdi. Ortaokul ve lise yıllarında ailesinin yanına her yaz döndü, ancak eğitimden hiç kopmadı.Erken Yaşta Bilime Açılan KapıDenizli Lisesi’nde okurken, yaşıtlarının çok ötesinde bir okuma alışkanlığına sahipti. Üniversite seviyesindeki kitapları Anadolu’dan Evrensel Bilime Uzanan Bir Yol: Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz70OCAK 2026


büyük bir iştahla okuyordu. Elektrik, fizik ve matematik onun için soyut dersler değil; dünyayı anlamanın araçlarıydı. Liseden mezun olduğu yıl, Ali Rıza Kaşıkçı’ya ait fabrikanın yanan elektrik tesisatını baştan sona kurabilecek teknik bilgiye sahipti.Üniversite sınavlarında hem İstanbul Teknik Üniversitesi’ni hem de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandı. Tercihini mühendislikten yana kullandı ve İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’ne girdi. Burada Maxwell teorileri üzerine yaptığı bir çalışma, hocalarının dikkatini çekti ve bitirme tezi olarak kabul edildi. Burada çalışmalar gerçekleştirirken bazı soruları karşısında öğretmenleri zaman zaman cevap veremezler. Aklındaki soruları Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) görev yapan Prof. Morse’a mektupla iletirler. Morse’un yanıtı ise şöyle idi:“Hüseyin’in ulaştığı sonuca 5 yıl önce başka bir araştırma grubu ulaşmıştı, ancak Hüseyin’in bunu tek başına gerçekleştirmesi gerçekten muazzam. Hüseyin’in tüm masraflarını karşılayacağız, MIT’ye gelsin.”1950 yılında lisans, 1951 yılında ise yüksek lisans derecesini bölüm birincisi olarak tamamladı. Hocaları, Yılmaz’ın tezlerini Avrupa ve Amerika’daki üniversitelere gönderdi. Kısa sürede Fransa ve ABD’den da burs teklifleri geldi. İngilizcesi sınırlı olmasına rağmen, akademik kariyerini maaşlı bir pozisyonda sürdürebileceği için Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nü (MIT) tercih etti.MIT Yılları ve Doktora Süreci1952 yılında ABD’ye giden Hüseyin Yılmaz, MIT’de teorik fizik alanında doktora çalışmalarına başladı. Prof. Philip Morse ile çalıştı. İngilizce bilmemesi, ilk başta ciddi bir engeldi. Ancak matematik, ortak dildi. Anlatılanlara göre, tez konusunu tam anlayamadığı bir anda hocasına “Write on the blackboard” diyerek konunun tahtaya yazılmasını istemişti. Yazılan birkaç denklem, onun için her şeyi açıklamaya yetmişti.Normal şartlarda yıllar süren doktora sürecini 3 ay gibi kısa bir sürede tamamladı. Bu durum, akademik çevrelerde şaşkınlık ve temkinle karşılandı. Prosedür gereği birkaç sene daha beklemesi istendi. Yılmaz, bu sürede derslerini tamamladı ve 1954 yılında MIT’den teorik fizik doktorasını aldı.Einstein’a Alternatif Bir TeoriDoktora sonrası akademik kariyerini Stevens Institute of Technology, Princeton Üniversitesi ve Institute for Advanced Study gibi dünyanın en prestijli kurumlarında sürdürdü. 1958 yılına gelindiğinde, Albert Einstein’ın Genel Görelilik Teorisi’nin özellikle zayıf alanlara ilişkin yorumlarında bazı eksikler tespit etti.Bu tespitler, bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Yılmaz, geliştirdiği yaklaşımı kendi adıyla anılan “Yılmaz Kütleçekim Kuramı” ile ortaya koydu. Teori; kütleçekimi, olay ufkunu ve evrenin genişlemesini farklı bir çerçevede ele alıyordu. Einstein’ın kuramına alternatif sunması, fizik camiasını ikiye böldü. Kimileri teoriyi sert biçimde eleştirirken, kimileri de ciddi bir entelektüel cesaret örneği olarak değerlendirdi.1959 yılında, Genel Görelilik Teorisi üzerine yaptığı çalışmalar ve “maser” teknolojisini kullanarak geliştirdiği deneysel yaklaşımlar nedeniyle Kütleçekim Araştırmaları Vakfı Ödülü’ne layık görüldü.71SAYI 7


Yılmaz’ın tezi birçok çalışmaya ilham verdi. Yukarıda o çalışmalardan biri bulunuyor.Teknolojiye Açılan Yeni Bir Yol: Siri, Google Now, Cortana’nın atası Sesle Komutun MucidiHüseyin Yılmaz yalnızca teorik fizikçi değildi. Bilimin günlük hayata dokunması gerektiğine inanıyordu. 1960’lı yılların başında Arthur D. Little firmasında üst düzey araştırmacı ve danışman olarak çalışmaya başladı. Burada bilgisayarlarla insan arasındaki etkileşimi yeniden tanımlamaya yönelik projeler yürüttü.Sesle komut verilen bilgisayar sistemleri üzerine yaptığı çalışmalar, bugün Siri ve benzeri sesli asistan teknolojilerinin öncüsü kabul ediliyor. Hüseyin Yılmaz, sesle kumanda edilen bilgisayarların ilk tasarımcıları arasında yer aldı. Bu çalışmaları, NASA ve çeşitli Amerikan devlet kurumlarının ilgisini çekti.Algı, Renk ve FelsefeYılmaz’ın araştırma alanları zamanla genişledi. Renk algısı, konuşma algılama ve algı teknolojileri üzerine teoriler geliştirdi. 1960’lı yıllarda Hollanda’daki Algı Araştırmaları Enstitüsü’nde çalıştı. 1969 yılında kurduğu Perception Technology Corporation, NASA ile ortak projelere imza attı.1970’li yıllarda bilim felsefesine yöneldi. Bilimin sınırları, bilginin doğası ve teorilerin anlamı üzerine yazılar kaleme aldı. 1990’lı yıllarda ise Tufts Üniversitesi Elektro-Optik Araştırma Merkezi ve Japonya’daki Hamamatsu Fotonik firmasında çalışmalar yürüttü. ABD ve Avrupa’nın yanı sıra Japonya’da da saygın bir bilim insanı olarak kabul gördü.Özel Hayatı ve MirasıHüseyin Yılmaz, 1965 yılında Karen Yılmaz ile evlendi. Üç çocuk sahibi oldu. Hayatı boyunca Türkiye ile bağını koparmadı; Anadolu’dan çıkan bir çocuğun evrensel bilime katkı sunabileceğinin canlı örneği oldu.27 Ocak 2013 tarihinde ABD’nin Massachusetts eyaletindeki Cambridge kentinde hayatını kaybetti. Ardında, yalnızca akademik makaleler ve teoriler değil; imkânsızlıklar içinde filizlenen bir umut hikâyesi bıraktı.Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz’ın yaşamı, bilimin yalnızca laboratuvarlarda değil, azimde ve merakta da yeşerdiğini gösteren güçlü bir tanıklıktır. Onun hikâyesi, hâlâ yola çıkmayı bekleyen binlerce genç için sessiz ama derin bir çağrı olmaya devam ediyor.KAYNAKLAR: [1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Hüseyin_Yılmaz_(fizikçi)[2] https://onedio.com/haber/50-yil-once-denizli-de-cobanlik-yaparken-kesfedilip-einstein-a-rakip-olan-siri-nin-mucidi-huseyin-yilmaz-864846[3] https://www.trthaber.com/haber/turkiye/acipayam-ufkundan-olay-ufkuna-bir-dahinin-hayati-741397.html[4] https://www.biyografiler.com/kimdir/huseyin-yilmaz-(fizikci)72OCAK 2026


Excel’de sayılarla matematiksel işlemler yapılabildiği gibi metinlerle de kesme, birleştirme, biçimlendirme, parça alma, metin arama gibi birçok metin işleme formülü kullanımımıza sunulmuştur. İsterseniz metin bölme, metin birleştirme, metin bulma gibi en çok kullanılan formülleri işleyelim.Excel’de kullandığımız birçok veri, sistemlerden, programlardan ve ölçüm cihazlarından csv, txt ve xml dosya formatlarına çevrilerek Excel’e aktarılır ve işlenebilir hale getirilir. Alınan verilerde sayısal hatalar, format bozuklukları gibi sık rastlanan hataların başında da metin verilerinde görülen hatalı metin aktarmaları, bazı metinlerin birleşik ya da tam tersi parçalı aktarılması gibi bazı problemlerle karşılaşılmaktadır. Ad, soyadı, meslek, il, ilçe gibi metin verilerinin yanında tarih ve adres gibi metin ve sayı içeren veriler de olabilmektedir. İşte bu gibi durumlarda en çok kullanılan belli başlı bazı formüller ara başlıklar halinde örneklerle anlatılmıştır.Metin Bul formülüMetin Bul kısaca MBUL() formülü ile metin ya da sayı içeren herhangi bir hücre verisinde aradığımız metin parçasının ya da sayının kaçıncı karakter olduğunu bulmaya yarar. Örneğin aşağıdaki metin örneğinde ad ve soyadı arasındaki boşluk karakterini yani çift tırnak içerisinde tek karakter space ifadesinin yani “ ” yerini =MBUL(“ ”;A2) formülü ile Yaşar Aydoğdu ve =MBUL(“ ”;A3) formülü ile de Mustafa Çalışkan isimlerinde sırasıyla 6 ve 8 olarak verecektir. Çünkü Yaşar ismi 5 harflidir ve hemen sonrasında gelen boşluk karakteri 6. harf iken, Mustafa ismi 7 harflidir ve dolayısıyla boşluk karakteri 8. harftir. Görselde Yaşar Aydoğdu ismi için formül sonucu görülürken, Mustafa Çalışkan ismi için yazdığımız formül görülmektedir.Teknik Eğitim SayfasıMerhaba, bu yazımızda Excel’de çok fazla veriyi işleyebilmemize, karmaşık işlemler ve tablolar oluşturmamıza olanak sağlayan formüller konusunu işlemeye devam ediyoruz. Geçen sayımızda formüllerin kullanımı ve basit formüller konularını işlemiştik. Bu yazımızda da tablolardan ve verilerden metin, sayı ve tarih işlemleri yapmaya, veri çekmeye, verileri işlemeye, değerleri biçimlendirmeye olanak sağlayan belli başlı formülleri işlemeye devam ediyoruz.Bu yazımızdaki çalışma tablomuza www.tmdweb.org/cms-uploads/EgitimDosyalari/VeriTurleriVeMetinFormulleri.xlsx linkinden indirerek çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.Excel’de Metin Formülleri İle ÇalışmakYaşar AYDOĞDUYüksek İnşaat Mühendisi73SAYI 7


Soldan ve Sağdan formülleriSoldan yani SOLDAN() ve SAĞDAN() formülü bir metin parçasında soldan ya da sağdan başlamak üzere kaç harf alınacağını ifade eder. Örneğin tablodaki Yaşar Aydoğdu isminde =SOLDAN(A2;4) formülü ile elde edeceğimiz sonuç Yaşa olacaktır çünkü Yaşar Aydoğdu ifadesinde soldan 4. karaktere kadar olan ifade Yaşa ifadesidir. Burada formül içerisinde formül yazarak daha işlevsel bir yeni formül yazabiliriz. Mesela, =SOLDAN(A2;MBUL(“ “;A2)) yazdığımızda sonuç Yaşar ifadesi olacaktır çünkü, A2 hücresinde bulunan Yaşar Aydoğdu değerinde Soldan boşluk karakterinin yeri kadar kestiğinizde yani metinde soldan 5 karakter kestiğinizde =SOLDAN(A2;5) formülü yazmış gibi oluyoruz. Ancak burada 5 ifadesini elle yazmak yerine formül marifetiyle Boşluk ifadesinin yerini bularak soldan boşluk ifadesine kadar olan metni yani Yaşar ismini kesmiş oluyoruz. Aynı şekilde Mustafa Çalışkan ismi için de aynı formülü sadece referans hücreyi yani A2 hücresini A3 ile değiştirerek yani =SOLDAN(A3;MBUL(“ “;A3)) formülü ile Mustafa ismini kesip çıkartmış oluyoruz.74OCAK 2026


Burada kısaca özetlediğim formül adımlarını “Formüller” ana menüsü altında, “Formülü Değerlendir” menüsüyle yazdığımız her formülü aşamaları ve değişken parametrelerini görerek kontrol edebiliriz. Uzunluk formülüUzunluk yani UZUNLUK() formülü ile bir metnin toplam kaç harften oluştuğunu bulabiliriz. Örneğin Yaşar Aydoğdu ismi yani A2 hücresi için =UZUNLUK(A2) formülü ile 13 sayısını, Mustafa Çalışkan ismi içinse =UZUNLUK(A3) formülü ile 16 sayısını elde ederiz. Yani her iki isim için de Adı ve Soyadı uzunluğunu bulmuş oluruz. Bu ise yine formüller içerisinde kullanılarak soyadlarını kesip çıkartmamıza yarmaktadır. Bunun için de =SAĞDAN(A2;UZUNLUK(A2)-MBUL(“ “;A2)) ifadesi ile Aydoğdu soyadını alırken aynı formülü Mustafa Çalışkan ismi için =SAĞDAN(A3;UZUNLUK(A3)-MBUL(“ “;A3)) formülüyle uyguladığımızda Çalışkan soyadını ilgili hücreye yani D3 hücresine yazdırmış oluyoruz. Formülün çalışma aşamalarını şu şekilde özetleyebiliriz ki; =SAĞDAN(A2;UZUNLUK(A2)-MBUL(“ “;A2)) formülümüz öncelikle parantez içleri hesaplanarak =SAĞDAN(A2;13-6) yani =SAĞDAN(A2;7) formülünü değişken parametreli yazmış oluyoruz, böylece sağdan 7 karakter yani Aydoğdu soyadı yazdırılmış oluyor. 75SAYI 7


Yazdığımız formüllerde aşağıdaki görseldeki gibi seçip en alt sağda bulunan nokta ile işaretli köşeye aşağı çekerek ya da çift tıklayarak aşağıdaki hücreler ve ifadeler için de kaydedip çalıştırabiliriz.İlgili formülleri aşağıda A4 ve A5 hücrelerinde yazılı Ali Gündoğan ve Beyza Karabulut isimleri için de çalıştırmış ve işletmiş oluruz. Bu 4 dolu A sütunu hücrelerinde de istediğimiz isimleri yazsak da, aşağıya yazdığımız ve formülü çoğalttığımız yeni Ad ve Soyadları için de artık bu formüller hatasız bir şekilde çalışacaklardır. Aşağıdaki görselde Ali Gündoğan ve Beyza Karabulut isimleri için Adı ve Soyadı değerlerinin yazdırıldığını görebilirsiniz. D5 hücresindeki formülü işaretli alanda incelediğimizde formüldeki başvuru olan kopyalanan D3 hücresindeki formülün A3 olan değerinin A5’e yani, referans satır numarası olan değerin 3’ten 5’e döndüğünü görmekteyiz.Excel’de Hücre Biçimleri ve Veri TürleriExcel kullanıcılarının en zorlandığı alanlardan biri de tarih, sayı ve metin veri türlerinin bir arada kullanılması veya çakıştırılmasında karşılaşılan veri türü karmaşıklıklarının çıkarttığı zorluklardır. Bu sebeple gelin sizlerle bu işin temel altlığını ve altında yatan mantığı anlayalım. Şöyle ki, Excel tablolarımızda hücrede tutulan verinin türünü çok iyi yakalar ve genel şablonlarla sınıflandırır. Örneğin hücrede sayı var ve formatı genel sayı formatlarına uygunsa kolaylıkla sayıya çevirir, hakeza metin ve tarih veri türlerinde de aynı genel kaide geçerlidir. Örnek verecek olursak, hücrede 1071 sayısı metin türünde de saklanmış olursa olsun, basit işlem ve yöntemlerle Excel kullanıcı ayarlarına uygun şekilde hücre veri türünü kolayca sayıya çevirebilir ve matematiksel işlemlerde kullanılır hale getirebiliriz.Burada karışıklık, başka programlardan, web sayfalarından vb gelen veri türlerinde karşılaşılıyor. Bilgisayar bölgesel ayarları da işin içine girdiğinde nokta (.) işareti, virgülle (,) karışabiliyor ya da adres tarifinde kullanılan bazı yer ve noktalama işaretleri başka formatlara çevrilebiliyor. Peki bu engelleri ya da karmaşıklıkları nasıl aşacağız. Öncelikle aşağıda diyagramda verdiğim veri türleri ve en çok kullanılan genel ifadelerin olduğu tabloyu beraber inceleyelim.Sayı türü hücre ifadelerinde sayılarımızı, Tam Sayı, Ondalıklı (Kesirli) Sayı, Büyük Sayı, Bilimsel Sayı, Para Birimi, Yüzdelik İfadeler ve Telefon Numaraları gibi genel kabul ve gösterimler şeklinde görüntüleyip, matematiksel işlemlerimizde kullanabiliyoruz.76OCAK 2026


Metin türü hücre ifadelerimizde ise, Ad ve Soyadı, Tanımlama, Açıklama, Adres, Telefon Numarası ve Düz Yazı şeklinde görüntüleyip, tablo ifadelerini ve sütunları formatlayıp; kesme, ayırma, birleştirme vb. metin işlemleri ile işleyebiliyoruz.Tarih Formülleri ile ÇalışmakExcel’de Tarih ve Saat ifadelerimizde ise tarih ve saatleri istediğimiz formatta ve gösterimde kullanıp, yine metin ve sayısal işlemlere tabi tutabiliyor, toplayıp, çıkartıp, birleştirip ayırabiliyoruz. Burada değinmek istediğim çok önemli 2 husus var. Excel hücredeki ifademiz sayı, tarih veya metin olsun, istediğimiz formatta ve gösterimde görüntülememize olanak sağlamaktadır.Tarih ve saat değerimiz esasında bir sayı ifadesine karşılık gelmektedir. Excel’de 1 Ocak 1900 tarihi 1 sayısına eşit olarak kabul edilmiştir ve her 1 gün ilavesi ile bu sayı tam sayı şeklinde artmaktadır. Sadece gösterim şekli değişerek tarih ve saat olarak gösterilebilmektedir. Örneğin, yukarıdaki veri türleri tablomuzda ondalıklı sayı olarak yazdığım ifade yani, 8.703,8542 sayısının tarihsel karşılığı 29 Ekim 1923 20:30 yani Cumhuriyetin İlanının sayısal karşılığıdır. Kesirden sonraki sayı ise saate karşılık gelmektedir. Tabloda 8.703,8542 sayısı 1 Ocak 1900 tarihinden itibaren 8.702 gün sonrasına yani 29 Ekim 1923’e tekabül ederken, 0,8542 ondalıklı ifadesi ise 1 günü 24 saat baz alarak 24x0,8542=20,5 saate yani saat 20 olurken, 1 saatte 60 dakika olduğundan 0,5x60=30 dakika şeklinde otomatik olarak yani 20:30 şeklinde görüntülenebilmektedir. Özetle; yukarıda tabloda Tarih ve Saat bölmesinde en altta gösterilen 29 Ekim 1923 20:30 ifadesi ile Ondalıklı Sayı örneğinde gördüğümüz 8.702,8542 ifadesi birbirine eşit ifadeler olup, ikisi de sayı türündedir sadece gösterimleri farklıdır.Excel’deki bu kabul ile tarih ve saat işlemleri basit matematiksel işlemlerle kolayca toplanıp çıkartılabilmekte; yaş, kullanım süresi, puantaj, hakkediş, vade, faiz hesapları gibi hesaplamalar kolayca yapılabilmektedir. İlgili tablomuzda yine telefon numarası istersek sayı, istersek de metin olarak saklanabilmektedir. Bu işlem için 2 yolu vardır; 1. Yol: Sayı olarak sakladığımız B8 hücresinde sayı olarak yazılı olan telefon numaramızı yani 3122324422 sayımızı =METNEÇEVİR(B8;”+90 ### ### ## ##”) formülü ile kolaylıkla metne çevirebiliriz. Böylece ilgili gösterimimiz E6 hücresinde +90 (312) 232 44 22 şeklinde görüntülenmektedir.2. Yol: Sayı olarak kaydedilmiş telefon numarasının kaydedildiği hücrede fare ile sağ tıklayıp “Hücreleri Biçimlendir” 77SAYI 7


menüsünü seçip burada açılan “Hücreleri Biçimlendir” ekranında İsteğe Uyarlanmış kategorisinin altında yukarıdaki formülde de kullandığımız çift tırnak içerisinde yazılı biçimlendirme ifadesini bu sefer çift tırnak olmadan yazarak +90 ### ### ## ## ifadesiyle elde edebiliriz. Zaten ilgili ifadeyi yazdığımızda Örnek penceresinde ön izlemesini de görebiliyoruz.Burada belirtmek istediğim önemli bir husus var; 1. Yol olarak anlattığım formülleri kullanarak hücre ifadesini formatlama hücre türünü değiştirerek metne çevirirken; 2. Yol olarak anlattığım yöntemle hücre türü değişmemiş sadece hücrenin görünümü değişmiş hücre türü sayı olarak kalmıştır ve halen matematiksel işlemlerde kullanılabilir haldedir.Bir sonraki sayımızda formüllerle çalışmalarımıza devam ederek, düşey ara, başvuru ve arama formüllerini işleyerek Excel’de Formüllerle Çalışmak konusunu tamamlamış olacağız. Tekrar görüşmek üzere, hoşça kalın…78OCAK 2026


Click to View FlipBook Version