The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.
Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by goksusabit7, 2020-05-01 11:08:31

deyimler sözlüğü sabit göksu(171420171044)

1. Abayı yakmak: Birini aşırı biçimde sevmek, âşık olmak.
Örnek: Yandaki dairelerine yeni birileri taşınmıştı. Gördüğü o kızı aklından çıkaramıyordu. Korktuğu
başına gelmişti. Abayı yakmıştı.










2. Başını belaya sokmak: Birini kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek.
Örnek: İçeriye nefes nefese girmişti. Kapıyı kapattığı anda annesiyle göz göze geldi. Annesi, “Yine
başını belaya mı soktun?” dedi.













3. Can damarına basmak: Bir işin en önemli yönü üzerinde durmak.
Örnek: Ölen annesiyle ilgili konuşulması katlanamadığı tek konuydu. Arkadaşları da bunu yapıp can
damarına basınca kendini tutamayıp onlarla kavga etti.












4. Çene çalmak: Gevezelik etmek.
Örnek: Liseden arkadaşlarıyla çene çalmak en büyük eğlencesiydi.















5. Dikiş tutturamamak: Bir işte veya bir yerde herhangi bir sebeple fazla kalamamak.
Örnek: Bu 1 ay içindeki 3. istifasıydı. Kendi de anlamıyordu. Nedense hiçbir işte dikiş
tutturamıyordu.

6. Elde avuçta (bir şey) kalmamak: Mal ve parasını harcayıp bitirmiş olmak.
Örnek: Markete girip son 1 buçuk lirasıyla ekmek aldı. Elinde avucunda bir şey kalmamıştı.












7. Fikir yürütmek: Bir konu üzerinde kendi düşüncesini söylemek, tahminlerde bulunmak.
Örnek: Sorunun cevabını öğrencilerine emen söylemezdi. Onların soruyla ilgili fikir yürütmelerini
isterdi.













8. Geri çevirmek: Kabul etmemek, reddetmek.
Örnek: içmesi için uzattığı sigarayı geri çevirdi. Ona da içmemesini tavsiye etti.












9. Har vurup harman savurmak: Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp
tüketmek.
Örnek: Babasından kalan malları har vurup harman savurdu. Şimdi elinde ne beş kuruş para ne de
insanların ona olan saygısı kaldı.














10. Işık tutmak: Düşüncesiyle kılavuzluk etmek, konuyu aydınlatıcı düşünceler söylemek.
Örnek: Atatürk, düşünceleriyle bugün tüm Türk ulusuna ışık tutuyor.

11. İçi geçmek: İstemeden kısa bir süre uyuyakalmak.
Örnek: Herkes salonda heyecanla maçı izlerken annem birden koltuktan yere düştü. Ayağa kalkıp
kolunu ovuştururken, “İçim geçmiş, ben yatmaya gidiyorum.” dedi.












12. Jeton geç düşmek: Konuşulan veya sözü edilen konuyu geç anlamak.
Örnek: Abimin yaptığı şakaya tüm aile aralıksız üç dakika güldü. Ben bu şakayı biraz geç fark edince
abim, “Senin jeton biraz geç düştü galiba.” deyince bir üç dakika da buna güldüler.













13. Kâğıda dökmek: Yazıya geçirmek.
Örnek: Kafasında o kadar çok fikir vardı ki unutmaktan korkuyordu. Eve gider gitmez bu fikirleri
kâğıda döktü.















14. Leb demeden leblebiyi anlamak: Daha sözün başında ne söylemek istediğini anlamak.
Örnek: Onunla konuşanlar laflarının sonlarını getiremezmiş. Leb demeden leblebiyi anladığı için
karşısındakinin sözünü gururla keser devamını kendi getirirmiş.












15. Meteliğe kurşun atmak: Parasız kalmak, hiç parası olmamak.
Örnek: durumumu görmüyor gibi benden para istedi. Ben de meteliğe kurşun atıyorum.

16. Numara yapmak: Bir hareketi yalandan yapmak veya yapar gibi görünmek.
Örnek: Yerde bayılmış gibi yatarken bir anlık gözlerini açtı. Bunu gören öğretmeni numara yaptığını
anladı.











17. Ocağına düşmek: Birine yardım etmesi için yalvarmak.
Örnek: Utana sıkıla içeriye girdi. Ağanın karşısında iki büklüm olmuştu. “Ocağına düştüm ağam
lütfen bana yardım et.” dedi.










18. Ödü patlamak: Çok korkmak.
Örnek: Öğretmenlerine şaka yapmak için bütün sınıf sıralarının altına gizlenmişti. Öğretmen sınıfa
girince hep bir ağızdan bağırdılar. Öğretmenin ödü patladı. Korkudan bütün kağıtları yere düşürdü.












19. Parmağı ağzında kalmak: Çok şaşırmak, hayret etmek.
Örnek: içeriye girdiğinde hiçbir eşya yoktu. Hırsızlar hepsini çalmışlardı. Gördükleri karşısında
parmağı ağzında kalmıştı.

















20. Rahmetli olmak: Ölmek.
Örnek: Babası bir ay önce rahmetli olmuştu. Yokluğuna henüz alışabilmiş değildi.

21. Sıcak yüz göstermek: Yakınlık göstermek.
Örnek: yeni sınıf arkadaşlarıyla arasının bu kadar iyi olmasının nedeni arkadaşlarının onu sıcak yüz
göstererek karşılamasıydı.












22. Şeytanın bacağını kırmak: Uğursuzluğu, şanssızlığı, aksiliği yenmek.
Örnek: Bu sene şampiyon olarak 20 yıllık uğursuzluğu bozdu. Sonunda şeytanın bacağını kırdı.














23. Tabanları yağlamak: Hızlıca koşmak, kaçmak.
Örnek: Kardeşini döven çocukları bulmak için diğer mahalleye gittiğinde onu kötü bir sürpriz
bekliyordu. Tek başına gittiği mahallede onu 7 kişi bekliyordu. Yapabileceği tek şey tabanları
yağlamaktı.





















24. Uykuya dalmak: Uyumaya başlamak.
Örnek: Saat 11 olmadan yatağına geçer ve uykuya dalardı.

25. Üstesinden gelmek: Becermek, üzerine aldığı işi başarmak, yapmak.
Örnek: Öğretmenlerinin verdiği bütün zor ödevlerin üstesinden gelmişti. O bir kahraman
sayılmalıydı.


















26. Vaktini öldürmek: Zamanını gereksiz, boş işlerle geçirmek.
Örnek: Televizyon karşısında saatlerini geçiriyordu. Böyle yaparak bütün vaktini öldürüyordu.



















27. Yakayı ele vermek: Yakalanmak.
Örnek: yaptığı onca soygundan sonra tam 23 yıl sonra yakayı ele verdi.










28. Zembereği boşanmak: Kendini tutamayarak uzun uzun sesli gülmek.
Örnek: Sinir krizi geçiriyordu. Saatlerdir zembereği boşanmış gibi gülüyordu.


















SABİT GÖKSU

171420171044


Click to View FlipBook Version