51 Alfa Proje Endüstriyel Soğutma Sistemleri İstanbul, Türkiye www.alfaproje.net +90 542 667 89 01 @alfaprojeas [email protected] Palladium Tower 2/41 K:10 Ataşehir/İstanbul Süt ve Süt Ürünleri İşleme Soğuk Hava Deposu Tesisleri Atmosfer Kontrollü Soğuk Hava Deposu Tesisleri Meyve ve Sebze İşleme Soğuk Hava Deposu Tesisleri Muz Sarartma Tesisleri Patates ve Soğan Havalandırma Soğuk Hava Deposu Tesisleri Amonyaklı Soğuk Hava Deposu Tesisleri Lojistik ve Endüstrı̇yel Soğuk Hava Deposu Tesisleri Unlu Mamüller Soğuk Hava Deposu Tesisleri İlaç Saklama Soğuk Hava Deposu Tesisleri Konteyner Tip Taşınabilir Soğuk Hava Tesisleri Uzaktan İzleme ve Kontrol Takı̇p Soğuk Hava Tesisleri Ultrasonik Nemlendirme Soğuk Hava Tesisleri Buz Üretim Tesisleri Her sektöre yönelik endüstriyel soğutma çözümleri. Dünya ' yı soğutuyoruz Endüstriyel soğutma sistemlerinde Türkiye'nin güçlü markası... Yılların getirdiği tecrübe ve bilgi birikimi ile rakiplerinden her zaman bir adım önde olan Alfa Proje Dış Ticaret Anonim Şirketi’nin hedefi, farkının ve sorumluluklarının bilinci ile en güvenilir çözüm ortağı olmaktır. HAKKIMIZDA HİZMETLERİMİZ Deniz Ürünleri İşleme Soğuk Hava Deposu Tesisleri Donmuş Gıda Ürünlerı̇ Depolama ve Özel Soğutma Tesisleri Donmuş Gıda Şoklama Üretim Soğuk Hava Deposu Tesisleri Kanatlı Hayvan Kesı̇mhane Soğuk Hava Deposu Tesisleri Büyükbaş ve Küçükbaş Muhafaza Soğuk Hava Deposu Tesisleri Kırmızı Et - Beyaz Et Kesimhane İşleme Soğuk Hava Deposu Tesisleri BİZE ULAŞIN
52 Dondurulmuş balık ürünleri alırken nelere dikkat edilmeli! Gıdanın uzun süre muhafaza edilmesini ve her mevsim tüketicilere ulaşmasını sağlamak ve de kayıpların önüne geçmek için geliştirilen saklama yöntemlerinden olan dondurulmuş su ürünlerinin önemli bir alternatif gıda olarak karşımıza çıktığını söyleyen Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Fatmagül Öztürk, gerekli koşullar ve kontroller sağlandığında dondurulmuş balıkların daha güvenilir ve sağlıklı olduğunun altını çizdi. Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde su ürünleri daha çok balıkçılık av sezonunda taze olarak tüketilmektedir. Dört mevsim balık tüketmek için en iyi alternatif olarak satışa sunulan dondurulmuş balık ürünleri, ulaşılabilir ve güvenli olmasıyla da dikkat çekmektedir. Balık ve diğer su ürünlerinin taze olduğunda da soğuk zincir araçları ile taşınması ve muhafaza edilmesi gerektiğini söyleyen Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Fatmagül Öztürk, dondurulmuş balık ürünleri alırken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. Öztürk: “Dondurulmuş balık veya herhangi bir ürün alırken mutlaka son kullanma tarihi kontrol edilmelidir. Marketten dondurulmuş ürün alırken ürünlerin uygun ortamda satışa sunulduğuna ve çözünmediğine dikkat etmek gerekiyor. Tüm dondurulmuş gıdalar gibi marketten çıkarken en son almamız lazım ki o süreçte herhangi bir çözülme yaşanmasın. Aynı gün içerisinde tüketmeyeceksek özel taşıma poşetleri ile taşınmalıdır. Dondurduğumuz balığı çözündükten sonra tekrar dondurmamalıyız. Bu kurallara uyulmadığı takdirde gıda zehirlenmeleri yaşanabilir.” dedi. Taze balık ile dondurulmuş balık ürünlerinin besin içeriklerinin birbirine benzer olduğunu söyleyen Öztürk:“bu zamana kadar yapılan birçok araştırma, test edilen çoğu işlenmiş balık ürününün iyi kalitede olduğunu kanıtlamıştır” dedi. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Dondurulmuş olan ürünler besin kalitesi kaybı açısından kıyas ettiğimizde daha güvenilir ve sağlıklıdır. Bu sonuçlar, su ürünlerinde güvenliği sağlamak adına dikkatli izleme çalışmalarının devamlılığını ortaya koyuyor. Balığın beslenmeye olan katkısı düşünüldüğünde yaygın tüketimin sağlanması için dondurulmuş balık saklama yönteminin hayatımıza daha fazla girmesi gerekmektedir. Dondurulmuş ürünlerin her mevsim balık tüketimine sağladığı katkı yüksektir. Balığın her damak lezzetine hitap eder tariflere dönüştürülmesi de tüketiminin artmasına katkı sağlayacaktır. Mevsimsel tüketimin önüne geçmemiz ve soframızda her daim balığa yer vermemiz bu sağlıklı ve kolay sindirilen protein kaynağından uzak kalmamamız çok önemlidir.” Dondurulmuş ürünler ile dört mevsim balık tüketin Donuk gıda Eylül-2023
53
54 Gülçin SOYTUTAN @hayallerimedokunmak @hayallerimedokunmak Gülçin Soytutan Blog: www.hayallerimedokunmak.com Hayallerime Dokunmak Kutsal topraklara doğru - 3 Kudüs-1 Geçmişe Yolculuk Annemin hayallerine dokunmaya, Kudüs’te devam ediyoruz. Burası İbrahimi dinlere inanan Yahudiler, Hıristiyanlar veMüslümanlar için kutsal şehir. Bu kutsiyeti anlayabilmek için dinler tarihine ve kutsal kitaplara kısacık bir bakış atalım. Yahudiler ve Kudüs Yahudilerin kutsal kitabı Tanah, Kudüs’ü “Tanrının seçtiği şehir” olarak tanımlıyormuş. Tanah ’ın ilk bölümü olan Tevrat’ın mistik yorumunu yapan “Zohar” isimli kitapta dünyanın yaratılışı şöyle anlatılıyormuş: Tanrı, dünyayı yarattıktan sonra, göklerdeki tahtının altından değerli bir taş alıp dünyaya fırlatmış. Bir tarafıyla Tanrıya bağlı olan taş dünyada suların içinden ilerleyerek yeryüzünü oluşturmuş. Bu taşın adı “Even Şetiah” yani “Nirengi Taşı” olup dünyanın merkezinde kalmış. Sonra Tanrı kullarına taşın bulunduğu yere Kudüs şehrini kurmalarını emretmiş. Yahudilere göre Hz. Âdem, Kudüs toprağından yaratılmış. Hz. İbrahim oğlu İshak’ı (bize göre İsmail’i) bu kayanın üzerinde kurban etmek istemiş. Hz. Musa İsrailoğullarını Mısır’dan çıkarmış fakat Kudüs’ü almak Hz. Davut ’a, “Even Şetiah” üzerine kutsal mabedi yapmaksa Hz. Süleyman’a nasip olmuş. (Yahudiler, Hz. Süleyman’ı peygamber olarak kabul etmiyorlarmış!) I.Mabet Yaklaşık MÖ. 950 yıllarında Süleyman Mabedi de denilen I.Mabet (İbranice: Bet ha Mikdaş, Arapça: Beytül Makdis) inşa edilmiş. Yine Yahudilere göre; Hz. Musa’ya Tanrı tarafından verilen kutsal ahit sandığını, Hz. Süleyman mabedin içindeki “Kutsalların Kutsalı” adı verilen odaya koymuş. I. Mabet ancak 500 yy. ayakta kalmış. MÖ. 587 yılında Babil Kralı Nebukadnezar tarafından yıkılmış. Yahudiler, Babil ’e sürülmüş. Kutsal akit sandığı bu tarihten sonra kaybolmuş. Sürgün 70 yıl sürmüş. Pers Kralı Keyhüsrev Babil ’i yıkmış ve Yahudilerin Kudüs’e dönmelerine izin vermiş. II. Mabet ve Hıristiyanlar Yahudi Kral’ı Herod ’a yeniden mabet yapması için de yardım etmiş. (Herod: kral, sultan, emir gibi bir unvan, isim değil) Böylece II. Mabet inşa edilmiş. Hıristiyanlar II. Mabet döneminde Kudüs’e müdahil olmuş. Şöyle ki: Hz. Meryem’in annesi hamileyken, doğacak bebeği Rabb ’in hizmetine adamış. Kız bebek doğunca, Hahamlar onu mabede almak istememiş. Teyzesinin eşi Hz. Zekeriya’da mabette sözü geçen bir hahammış ve 3 yaşında Hz. Meryem’i mabede almış.
55 Eylül-2023 Hayallerime dokunmak Hz. Meryem hem mabedin işlerini görüyor, hem de sürekli ibadet ediyormuş. İslami kaynaklara göre Cebrail ona bir çocuğu olacağını müjdelemiş. Bundan sonra Hz. İsa’nın çocukluğu ve gençliğiyle ilgili kutsal kitaplarda farklı bilgiler var. (Biz Kudüs’le ilgilendiğimiz için Hz. İsa ’nın Kudüs’te geçirdiği hayatının son günlerine bakacağız.) İncil’e göre Hz. İsa 30 yaşlarında, Jordan nehrinde Hz. Yahya tarafından vaftiz edilmiş. Tebliğ faaliyeti vaftizden sonra başlamış. Farklı yerlerde birçok mucize göstermiş. Kudüs yakınlarında 4 gün önce ölmüş Lazarus isimli şahsı diriltince Yahudi Ruhban sınıfı Hz. İsa’nın kendileri için tehlike oluşturduğuna karar vermiş. Onu dönemin Roma Valisi Pilatus ’a “Halkı kandırıyor, Mesih Kral olduğunu iddia ediyor.” gibi yalanlarla şikâyet etmiş. Bunun üzerine Hz. İsa Kudüs’te Gethsemane Bahçesinde yakalanmış, sorgulanmış, Pilatus ne kadar affetmek istese de baskılar sonucu Hz. İsa’nın çarmıha gerilme cezasını onaylamış. Hz. İsa sırtında haçla Golgota Tepesi’ne yürümüş. Orada çarmıha gerilmiş, öğleden sonra 15.00 ’da ruhunu teslim etmiş. Kefenlenip gömülmüş. 40 saat sonra dirilmiş. 40 gün daha yaşamış. Havarilerine tavsiyelerde bulunmuş. Zeytindağı’nda göğe yükselmiş. Kuran’a göreyse Hz. İsa çarmıha gerilmemiş, göğe yükseltilmiş. Yakalanan kişi Allah tarafından Hz. İsa ’ya benzetilmiş. Sonuç olarak Hz. Meryem, Hz. İsa, Hz. Yahya ve havariler II. Mabet döneminde Kudüs’te yaşamış, ibadet etmiş, Hz. İsa buradan göğe yükselmiş. Yani Musevilerden sonra Hıristiyanlar için de hac merkezi. II. Mabet’in Yıkılışı II. Mabet de yaklaşık 500 yy. ayakta kalmış. MS.70 yılında General Titus yönetimindeki Roma ordusu şehri almış, tapınak yıkılmış. Fakat asıl felaket MS.132 yılında başlayan, (Mesih olduğu düşünülen) Bar Kohba ’nın önderliğinde çıkan ayaklanmada yaşanmış. Ayaklanma 3 yıl sürmüş. MS.135 yılında İmparator Hadrianus isyanı bastırıp tapınağı izi kalmayacak şekilde yok etmiş. Binlerce Yahudi katledilmiş, köle olarak satılmış. Kudüs’e girmeleri yasaklanmış. Mabedin yerine Jüpiter Tapınağı yapılmış. Ancak MS.363 yıllarında İmparator Julianus zamanında Yahudilerin Kudüs’e kısmi giriş çıkışlarına izin verilmiş. Müslümanlar MS. 620’de Peygamber efendimiz bir gece (Mekke’de)Kâbe’deyken isra (gece yürüyüşü) ve miraç (göğe yükselme) olayı gerçekleşmiş. Yani Peygamber efendimiz Mekke’den, Mescit-i Aksa ’ya (Uzak Mescit) gelmiş. Orada bulunan Muallâk Kayası’nın üzerinden (Yahudilere göre: Even Şetiah) Allah’ın katına yükselmiş. Müminlere 5 vakit namaz burada farz kılınmış. Müslümanlar, 3 yıl kıble olarak Mescidi Aksa ’ya yönelmiş. 623 yılında Peygamber efendimize gelen emirle kıble Kâbe’ye çevrilmiş. 638’de Hz. Ömer, Kudüs’ü alıncaya kadar Mabedin yeri (Mescit-i Aksa) harabe, çöplük şeklinde kalmış. Hz. Ömer, Peygamber efendimizin tarif ettiği yeri, Muallâk Kayasını bulup buraya mescit yaptırmış. 685’te Emevi Halifesi Abdül Melik bin Mervan, Muallak Kayasının üzerine altın kubbeli Kubbetüs Sahra’yı, oğlu Halife Abdül Melik ise Aksa (Kıble) Camisini inşa ettirmiş. Bu olaylardan sonra da bu topraklarda hiç savaş, kan, kavga, kıyamet bitmemiş. Yani herkes bu kutsal alana sahip çıkmak istemiş. Lafı çok uzattım ama Kudüs anlatılması, anlaşılması çok zor bir şehir. Binlerce yıllık geçmişini bu yolda dökülen kanları, kaybedilen canları, verilen mücadeleyi daha iyi algılayabilmek için detayları size hatırlatmak istedim. Gelecek sayımızda hep birlikte şehri gezmek üzere hoşça kalın. Hayallerinize dokunmanız dileğiyle…
56 İş dünyasında “sil baştan” dönemi yaşanacak Microsoft’un yaptığı kapsamlı bir araştırma, salgının tetiklediği esnek çalışmanın (özellikle de şu anki hali ile evden çalışmanın) çalışanların üçte birinden fazlasının çocukları ile daha fazla birlikte olma fırsatı sağladığı için talep gördüğünü gösteriyor. Aynı araştırmaya katılanların üçte birine yakını da ev hayvanları ile daha fazla zaman geçirmenin salgının olumlu yan etkisi olarak tanımlamış. Murat Yeşildere, konu ile ilgili yaptığı değerlendirmede: “Kendi programına göreceli olarak daha fazla hâkim olmak, özellikle de büyük şehirlerde, trafik gibi verimsizliklerden kaçınabilmek, çalışanların esnek çalışmanın “tadını almasını” sağladı. Ancak daha da önemlisi, çalışanlar ve kabul etselerde etmeseler de işverenler esnek çalışmanın mümkün olduğunu, etkinlik ve verimlilik sağladığını görmüş, deneyimlemiş oldular. Salgının etkisini yitirmesi, sağlık endişelerinin ortadan kalkması da bu gerçeği değiştirmeyecek. Dolayısıyla, bazı işverenler ne kadar hayal ederse, arzularsa arzulasın, salgın öncesi haftada beş gün, 9-6 çalışma rutinine dönebilmek mümkün olamayacak. Z-Kuşağının bu konuda daha da talepkar olacağının altını çizmemiz lazım. Salgın sonrası dönemde, yeni dengenin bulunması sırasında Z-neslinin esnek çalışma merkezli bir modeli güçlü bir şekilde talep edeceğinin altını çizmemiz lazım” dedi. Salgın sonrası dünyayı hayal ederken, yorumlamaya çalışırken, pandemi öncesi varsayımlara dayanmanın öngörü yapmayı imkânsız hale getireceğini vurgulayan Yeşildere: “Dünyanın köklü bir “sil baştan”a ihtiyacı var. Geleceği yorumlayabilmeyi ancak o zaman daha iyi yapabiliriz. Bu bağlamda ofise dönüş sürecini yorumlarken, herkesin masasının başında, odasında olduğu bir dünyayı hayal etmek, tam anlamıyla “hayalcilik” olacak. Birçok kurum daha şimdiden çalışma saatlerini yarıya, hatta üçte bire indirecek planları hayata geçirmeye başladı. Dolayısıyla yeni dengenin oluştuğu noktada yönetici çalışan iletişimi, ilişkileri de eskiye nazaran çok farklı şekillenecek. Liderliğini ve aynı zamanda kapsayıcılığını hibrid modelde de gösterebilen yöneticiler fark yaratacak. Geçtiğimiz dönemde, salgın sırasında inisiyatif alabilme becerisini güçlendirebilen çalışanlar ise, bağımsızlıklarını ilan ederek değil, bu kapasitelerini ekip için kullanabildiklerinde daha büyük etki yaratacaklar” diye belirtti. Üst düzey yönetici araştırma şirketi Egon Zehnder 'in kıdemli ortağı, toplumsal cinsiyet eşitliği savunucusu, "Eyvah CEO Doğuruyor" kitabının yazarı Murat Yeşildere, pandemi salgını döneminde başlayan evden çalışma modeli ile kabul edilen ezberlerin değiştiğini söylüyor. Artık salgın öncesi gibi haftada beş gün, 9-6 çalışma rutinine dönebilmenin zor olduğunu vurgulayan Yeşildere, yeni dengenin bulunması sırasında Z- kuşağının esnek çalışma merkezli bir modeli güçlü bir şekilde talep edeceğininbelirtti. İnsan Kaynakları Eylül-2023
57
58 Sürekli olarak değişen teknoloji ve tüketici talepleri, ambalajın satışlar üzerindeki etkisinin önemsiz olduğu inancını ortadan kaldırıyor. 3’te 2 oranında olumsuz sonuçlandığı bilinen yeniden markalama çalışmaları ise yerini 5’li raf etkisi yöntemine bırakıyor. Göz izleme testi sonucunda elde edilen yapay zeka destekli ambalaj performansı ölçme yöntemi, ürünü rakipler arasında öne çıkarmayı amaçlıyor. Yapay zeka destekli yaklaşımla tasarlanan ambalajın zihinlerde kalıcı bir yere sahip olacağını söyleyen Tasarist Yaratıcı Direktörü Musa Çelik, %95 oranında doğru ölçüm sonuçları veren 5’li raf etkisinin adımlarını paylaşıyor. Markalar, hedef kitlelerine uyum sağlama çabası ve teknolojinin her geçen gün gelişmesi nedeniyle ambalaj tasarımında değişime ihtiyaç duyuyor. Uzun yıllar süregelen ambalajın satın alma davranışında herhangi bir etki yaratmadığı inancı, yeniden markalama çalışmalarının 3’te 2’sinde olumsuz sonuçlara neden oldu. Bu sebeple markalar, çok kısa sürede ambalaj tasarımlarını test etmeye yarayan yapay zekâ destekli 5’li raf etkisi metoduna yöneldi. Ürün satışlarından istenilen verimi almak için ambalajın ölçümlenmesi gerektiğini söyleyen Musa Çelik, “Sıkça kullandığımız yapay zekâ teknolojisi, ambalajdaki ögelerin ne kadar görünür olduğunu %95 doğruluk payıyla bize sunuyor. Biz de ürünü raflar arasından öne çıkaracak alanları kolayca tespit edebiliyoruz. 5’li raf etkisi dikkate alınarak tasarlanmış ambalaj, rakipler arasında kolayca kendini belli ediyor.” sözlerini kullanarak 5’li raf etkisinin adımlarınısıralıyor. 1.Güçlü bir Marka Kimliği Oluşturmak: Ürünün kolayca hatırlanmasını sağlayan marka kimliği, ambalajın akılda kalmasını sağlıyor. Markanın başarılı olması için kendine has yönlerini ortaya çıkararak farklı ve güçlü bir görsel kimliğe sahip olması gerekiyor. 2. Sürekli ve Tutarlı Olmak: Rakipler arasında ilk akla gelen ürün olmak için,sürekli ve tutarlı davranmak önem teşkil ediyor. Markaların tüketiciyle doğru iletişim sağlaması, tüketicilerin zihninde ayrıştırıcı bir yere sahip oluyor. 3. Ürünü Doğru Yansıtmak:Ambalajda yer alan kısa mesajlar ve çoklu görseller, ürünü doğru yansıtan unsurlardan biri. Ürün adının markadan daha görünür olması, daha olumlubir algı yaratıyor. 4. İlgi Çekici Olmak:Ürün ne kadar çok dikkat çekiyorsa ve rakiplerinden farklı bir imaja sahipse ürünün satın alınma ihtimali de o kadar artıyor. Yoğunluğu çok olan raflarda bile ürünün ilk anda göze çarpmasına olanak sağlıyor. 5.Tüketici Odaklı Olmak:Tüketicinin ambalajla karşı karşıya geldiğinde ürüne karşı merak duyması gerekiyor. Bu sebeple tüketiciye ambalajda görmek istediğitüm etkiyi, onların ihtiyaçlarına karşılık verecek şekilde yansıtmak gerekiyor. 5’li raf etkisine sahip ambalaj tasarımı ürünü ön plana çıkarıyor Markalar yapay zekâ destekli 5’li raf etkisi metodunu tercih ediyor Ambalaj Eylül-2023
59 BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİ TOBB (TÜRKİYE ODALAR BORSALAR BİRLİĞİ) DENETİMİNDE DÜZENLENMEKTEDİR. 14. ULUSLARARASI EKMEK, PASTA MAKİNELERİ, DONDURMA, ÇİKOLATA VE TEKNOLOJİLERİ FUARI DESTEKLEYEN KURULUŞLAR FUAR ALANI İSTANBUL FUAR MERKEZİ N İ SA N 24-27 2024
60 En sevilen atıştırmalıklar arasında yer alan kuruyemiş, film ve dizi keyfinin, çay sohbetlerinin en keyifli eşlikçisi olarak öne çıkıyor. Bağımsız araştırma şirketlerinin Türkiye’de satış yapılan noktalardan elde ettiği verilere göre, Türkiye’de en çok tüketilen paketli kuruyemiş ay çekirdeği olurken, onu bir başka eğlenceli kuruyemiş olan yer fıstığı takip ediyor. Türkiye genelinde, en popüler kuruyemiş ay çekirdeği olarak açıklandı. Toplam kuruyemiş tüketiminin yüzde 50’sini oluşturan ay çekirdeğini, yer fıstığı takip etti. Bölgesel tüketim alışkanlıklarına bakıldığında ise, paketli kuruyemiş tüketiminin en yüksek olduğu bölge, Marmara Bölgesi olarak belirlendi. “Ürün tüketim oranı bölgelere göre değişiklik gösteriyor” Ay çekirdeğinin sektörün yüzde 50’sini oluşturduğunu belirten Peyman Genel Müdürü Ali Burak Aygül, “Kuruyemiş, geniş ürün yelpazesi ile Türkiye’de en çok tüketilen atıştırmalıkların başında geliyor. Türkiye'de bu ürünler arasında ise en çok ay çekirdeği tüketiliyor. Daha sonra onu sırasıyla yer fıstığı ve antep fıstığı takip ediyor. Ancak, tüketicilerimizin beğenisine ve tercihlerine bağlı olarak, bu oranlar bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyor. Özellikle paketli kuruyemiş tüketiminin Marmara Bölgesi'nde en yüksek olduğunu gözlemliyoruz. Ayrıca batı bölgelerinde antep fıstığı ciroda ikinci olurken, doğu bölgelerinde ise yer fıstığı tüketimiantep fıstığının önüne geçiyor’’ dedi. “Özellikle etnik pazarlara yoğun bir ay çekirdeği ihracatımız var” Türkiye'nin yüksek kalitede ay çekirdeği üretimindeki liderliğinin, ihracatta da önemli bir paya sahip olduğunu söyleyen Aygül, şöyle konuştu: "Dünya genelinde ay çekirdeği tüketimine dair artan talepten büyük bir mutluluk ve gurur duyuyoruz. Özellikle etnik pazarlarda ay çekirdeğinin üstünlüğü söz konusu. Arnavutluk gibi pazar lideri olduğumuz bölgelerde, ihracatımızın yarısına yakınını ay çekirdeği oluşturuyor. Peyman olarak her zaman tüketicilerimizin ihtiyaçlarını ve tercihlerini yakından takip etmeye ve sunduğumuz ürünlerle onların keyifli anlarını taçlandırmaya devam edeceğiz. Tüketici ihtiyaçlarına göre sürekli olarak geliştirdiğimiz geniş ürün yelpazemiz ile birlikte gelecek dönemlerde de kuruyemiş sektörüne ve tüketicilerin hayatına dokunmayı ve değer katmayı sürdüreceğiz.” Türkiye’de en çok tüketilen kuruyemiş ay çekirdeği Sodexo Avantaj ve Ödüllendirme, çalışan bağlılığını artırmak ve yetenek gelişimini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği projelerle uluslararası prestijli ödül komiteleriStevie’den Bronz, Brandon Hall’dan ise Gümüş ve Bronz olmak üzere 3 ödül kazandı. Şirketlere sunduğu yenilikçi projeleriönce Sodexo bünyesinde uygulayarak çalışan bağlılığını ve motivasyonunu artırmayı hedeflediklerini belirten Sodexo Avantaj ve Ödüllendirme İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Feride Düzduran Gündüz; “Sodexo olarak, müşterilerimize, çalışan deneyimini iyileştirecek ve çalışan bağlılığını güçlendirecek ürün ve hizmetler sunuyor ve her gün milyonlarca insanın hayatına dokunuyoruz. Bu noktada, önce kendi çalışma arkadaşlarımızın deneyimini mükemmelleştirerek işe başlamamız gerektiğine inanıyoruz. “Değişim Sensin” diyerek, çalışan deneyiminin geleceğini, çalışma arkadaşlarımızla birlikte tanımladığımız bu yolculukta, farklılıklarımızdan ilham aldığımız ve birbirimizi geliştirdiğimiz kapsayıcı bir ortam yaratmayı oldukça önemsiyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın deneyimini değerli kılmak ve organizasyonumuzda çalışanlarımızın işe katılımını ve bağlılığını artırmak için çeşitli uygulamalar ve özgün yaklaşımlar kullanıyoruz.Bu amaçla ortaya koyduğumuz projelerin sektördeki önemli organizasyonlar tarafından ödüllendirilmesi bizim için gurur verici” dedi. Sodexo, İnsan Kaynakları alanındaki çalışmalarıyla Uluslararası 3 Ödüle layık görüldü Kısa...Kısa...Kısa Eylül-2023
61 Uluslararası TTaavvuukkççuulluukk KKoonnggrreessii 22002244 08-11 Mayıs 2024, Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi/Bursa SÜRDÜRÜLEBİLİR KANATLI ETİ VE YUMURTA ÜRETİMİ İÇİN STRATEJİK YAKLAŞIMLAR wwwwww..wwppssaattuurrkkiiyyeeccoonnggrreessss..oorrgg ORGANİZASYON SEKRETERYASI 0850 724 17 80 [email protected] Kongre Bilim Kurulu Sekreteryası Doç. Dr. Arda Sözcü BUÜ Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü E-Mail: [email protected] Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Şeremet Tuğalay ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü E-Mail: [email protected]
62 Sağlığımız Geceleri uykuya dalmakta güçlük çektiğim yetmiyormuş gibi, sık sık da uyanıyorum… İyi uyumuş olsam bile sabahları sanki gözümü hiç kırpmamış gibi yorgun kalkıyorum… Öyle halsizim ki kolumu bile kıpırdatacak halim yok… Kas ve kemiklerimde oluşan ağrı dinmek bilmiyor… Siz de bu sorunlardan yakınıyorsanız, nedeni, genç ve orta yaşlı kadınların hastalığı olarak düşünülse de aslında her yaş grubu ile erkeklerde de sıkça görülen ‘fibromiyalji’ hastalığı olabilir! Günümüzün önemli sağlık sorunlarından biri olan ‘fibromiyalji’ ülkemizde nüfusun yaklaşık yüzde 9’unu etkileyecek kadar yaygın görülen romatizmal bir hastalık. Öyle ki her yıl yaklaşık 100 bin kişinin fibromiyalji tanısı aldığı ve bu rakamın her yıl artacağı belirtiliyor. Vücutta oluşan yaygın ağrıya yorgunluk, uyku bozuklukları, baş ağrısı, duygu durum değişiklikleri ile bağırsak sorunlarının eşlik etmesi, yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebiliyor. Üstelik semptomların göreceli olması, pek çok hastalığı taklit etmesi ve tanıyı kesinleştirecek testlerin bulunmaması nedeniyle hastalığın teşhis edilmesi uzun yılları bulabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şule Arslan, fibromiyalji için henüz kesin bir çözüm olmasa da çeşitli tedavi yöntemleriyle semptomların kontrol altına alınabildiğini belirterek, “Fibromiyaljide görülen yakınmalar kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle tedavi hastanın ihtiyaçlarına göre düzenleniyor. Kişiye özel uygulanan tedavilerin yanı sıra yaşam alışkanlıklarında yapılacak olan düzenlemeler ise tedavide kilit rol üstleniyor.” diyor. Fibromiyalji tedavisinin 5 önemli anahtarı! • Semptomları şiddetlendirebildiği için fiziksel ve ruhsal stresten uzak durmaya çalışın. • Hareketsizlik, kilo alımına ve fibromiyalji belirtilerinin artmasına yol açabiliyor. • İdeal kilonuzda kalmaya özen gösterin. • Düzenli olarak egzersiz yapmayı alışkanlık edinin. Ancak çoğu fibromiyalji hastası kendisini egzersiz yapamayacak kadar yorgun hissettiğini veya egzersiz yapınca ağrılarının arttığını ifade ediyor. • Uyku hijyenine dikkat etmeniz semptomların alevlenme riskini azaltıyor. Nedeni henüz bilinmese de… Fibromiyaljinin oluşum nedeni henüz bilinmese de beyinde ağrı işleme mekanizmalarındaki bozukluktan (santral duyarlılık) kaynaklandığı kabul ediliyor. Hastalığa yol açan faktörler tam olarak aydınlatılmamış olsa da, yapılan çalışmalar, santral duyarlılığın oluşmasında genetik, uyku bozuklukları, nörohormonal bozukluklar, enfeksiyon, mükemmelliyetçi kişilik ve ağır fiziksel ya da duygusal travma geçirmek gibi faktörlerin etkili olduğunu gösteriyor. Bölgesel ağrı zamanla yaygınlaşıyor Ağrı, halsizlik, uyku bozuklukları, bilişsel bozukluklar ve duygu durum değişiklikleri, fibromiyaljide en sık görülen yakınmaları oluşturuyor. Uyku bozukluğundan baş ağrılarına… Fibromiyaljinin sık görülen belirtilerinden biri ‘uyku bozuklukları’ oluyor. Uykunun rahatlatıcı olmaması, gece boyunca sık uyanma, uykuya dalma güçlüğü ve sabah yorgun uyanma, hastalarda yaygın görülen belirtilerden. Ayrıca gerilim veya migren tipi baş ağrılarına da sık rastlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Şule Arslan, “Alerjik semptomlar, göz kuruluğu, çarpıntı, nefes darlığı, ağrılı adet dönemleri, premenstürel sendrom, irritabl bağırsak sendromu, cinsel işlev bozukluğu, kilo dalgalanmaları, gece terlemeleri, yutma zorluğu, huzursuz bacak sendromu, çene eklem ağrısı ve kronik yorgunluk sendromu da en çok dile getirilen sorunlar arasında yer alıyor” diye konuşuyor. Tedavi kişiye özel düzenleniyor Günümüzde fibromiyaljinin kesin tedavisi olmasa da semptomlar kontrol altına alınabiliyor. Prof. Dr. Şule Arslan, “Tedavide hedef, ilaç ve ilaç dışı yöntemlerle hastaların semptomlarını hafifleterek yaşam kalitesini artırmaktır” diyerek, şöyle devam ediyor: “Fibromiyalji hastalarında tedavi programının bir parçası olarak, hastanın klinik durumu ve koşullarına uygun şekilde farkındalık teknikleri, fizik tedavi modaliteleri, akupunktur ile hidroterapi/balneoterapi programları öneriliyor. Ayrıca stresle baş etme yöntemleri, uyku hijyeni ve doğru beslenme de tedavide büyük önem taşıyor” Prof. Dr. Şule Arslan, düzenli yapılan egzersizlerin de tedavinin önemli ayaklarından birini oluşturduğuna işaret ederek, “Yapılan çalışmalarda aerobik egzersizler, güçlendirme egzersizleri ve fleksibilite egzersizlerinin fibromiyalji hastalarında faydalı etkileri gösterildi. Yürüyüş, bisiklet, yüzme, su içi egzersizler, Tai-chi ve yoga, önerdiğimiz diğer etkili egzersizler oluyor.” diyor. Fibromiyalji ataklarına karşı 5 etkili önlem √ Bu öneriler yaşam kalitesini yükseltiyor... √Kronik ağrılar kontrol altına alınabiliyor... √ Sabahları yorgun kalkıyorsanız… Eylül-2023
63 C A T E R I N G g u i d e ABONELİĞİ SİZE NELER KAZANDIRACAK 1 - Toplu Yemek sektörü için 2200 adet REÇETEYE ÜCRETSİZ sahip olacaksınız.( EXCEL TABLOSU olarak) 2 - ÇÖZBİM YEMEKÇİ MRP /ERP Programını %15 EXTRA indirimli alacaksınız 3 - İstemeniz halinde Dergi de 4 x 8 cm ebadında ilanınız / iletişim bilgileriniz bir yıl süre ile ÜCRETSİZ yayınlanacak. YILLIK ABONE ÜCRETİ 500 TL DAĞITIM ÜCRETİ DAHİL Abonelik tutarını aşağıdaki hesaba yatırdıktan sonra dekontu [email protected] adresine gönderiniz Denizbank AR-DA Yyın&Pazarlama - Dursun ARIK İBAN: TR96 0013 4000 0064 0009 6000 01 ABONE FORMU Adı Soyadı:......................................................................Görevi:....................................................... Firma Adı:......................................................................................................................................... Adres:................................................................................................................................................ Semt/İlçe:...................................................... ................ Şehir:......................................................... Tel:........................................Faks:................................. .GSM:........................................................ e-mail: ............................................................................web:.......................................................... Vergi Dairesi:..................................................... .............Vergi No:...............................................................
64 KÜÇÜK İLANLAR KÜLSAN THERMOSET NE KADAR DAYANIKLIDIR? Makul kullanım şartlarında % 95 kırılmaya dayanıklıdır. Örneğin, bir garsonun taşıdığı tepsiden tabakları düşürdüğünü var sayalım. Böyle bir durumda THERMOSET tabakların kırılma ihtimali çok düşüktür. Ancak, sert bir şekilde beton zemine atılırsa kırılabilir ya da yüksekten dik kenarı üzerine düşerse bazen kırık görülebilir. Ziba Yemek Üretim Tesisi 0212 503 46 59 [email protected] www.zibacatering.com C: 100 M: 98 Y :31 K: 22 C: 27 M: 41 Y :100 K: 4 [email protected] 0212 613 91 13 www.resport.com.tr Defterdar Mah. Otakçılar Cad. No:80 Eyüp Sultan - İstanbul www.pinarkaya.com.tr [email protected] 0222 236 82 62 Özeller Yemek Fabrikası Adresi: Palmiye Sitesi Altı C Blok No:59 /C Nusaybin - Mardin Faaliyet alanı: Yemek Fabrikası - Catering Tel: 0542 415 50 56 e-mail: [email protected] www.ozelleryemekfabrikasi.com www.kulsan.com.tr Kaçmaz Yemek Hizmetleri Sinan Kaçmaz 05333686998 Merkez Mah. Halit Paşa Cad. No:3 Yusufeli - Artvin [email protected] Öğün Ekmek Unlu Mamul. Gıda Yemekçilik San. ve Tic. Ltd. Şti. OSB 2. Etap 24. Cad. No:24 Döşemealtı Antalya Faaliyet alanı: Yemek Fabrikası-Catering Tel: 444 00 94 Faks: 0242 258 18 37 www.ogunyemek.com
65 Resmi Hava Yolu Stratejik Partner www.istanbulturizmfuarı.com.tr @istanbulturizmfuarı ELLİ ÜLKENİN EN İYİ ACENTE VE TUR OPERATÖRLERİ B2B TOPLANTILAR İLE KATILIMCILARLA BULUŞACAK! 15.000 Profesyonel ziyaretçi B2B Platform ile hosted buyer dışında profesyonel ziyaretçiler ile toplantılar Dünyaca ünlü konuşmacılar ile gerçekleştirilecek ‘‘Turizm Zirvesi’’ Otel-Acente kontratları Erken rezervasyon kampanya duyuruları Swissotel The Bosphorus Otel’de yapay zeka şovları ile İTF Gala Party
66 Nihat ÖZTÜRK Y Ö R E S E L Bu fotoğrafı Halk Bankası’nın para çekme makinelerinin ekranında da görebilirsiniz. Tarihle ilgili müşterilerde, bu fotoğrafın nereden çekildiği gibi bir merakın uyanmasını çok doğal karşılıyoruz. Bu fotoğraf Giresun ili Alucra ilçesine bağlı Çakrak köyünde çekilmiş. Çakrak köyünün bulunduğu Yağlıdere vadisini yıllar önce gezmiş, aynı fotoğrafı çekmiştik. Bu yıl o yoldan tekrar geçerek yaşanan gelişmeleri gözlemlemek istedik. Çok önemli bir gelişme heyecanlandırdı bizleri. O da, Çakrak Kiliselerinin restore ediliyor olmasıydı. Karadeniz bölgesi, özellikle Doğu Karadeniz bölgesi tarih, kültür ve doğal özellikleri bakımından el değmemiş zenginliklerle doludur. Espiye- Yağlıdere- Alucra vadisi de bu alanlardan birisidir. Yağlıdere üzerinde bulunan tarihi kemer köprüler ve kilise kalıntıları tarih ve kültürel anlamda çok önemli değerlerdir. Kurtbeli Geçidi ve çevresinde oluşturulan obalarda yaylacılık yapılırken doğal güzelliği gerçekten muhteşem denilecek kadar hayranlık uyandırmaktadır. Coğrafi özellik olarak sahilden başlayan fındık bahçeleri bir süre sonra yerini kızılağaca bırakırken yükseklik arttıkça bitki örtüsü çam ağacına dönmekte ve zirveye yaklaştıkça çamlar da bitip yemyeşil bir çimenle gözleriniz doğanın harika renkleriyle bayram etmektedir. İnsana ben böyle bir yeşillik görmedim dedirtmektedir. Buna bir de yaylaların soğuk suyunu eklediniz mi o anlar ömrünüzün en mutlu anları olarak geçecektir hafızanıza. Bu vadide Karadeniz’in sahile yakın kesimlerinde göremeyeceğiniz tarihi kilise kalıntılarına da rastlarsınız. Bunların en bilineni Çakrak köyündeki iki kilisedir. Bu yapıların 19. yüzyılda inşa edildiği biliniyor. Günümüze kadar zar zor gelen yapılar define arayıcılarının hedefi olmuş yıllarca. Duvarları sökülmüş, üst kubbeleri çökmüş, tabanları insan boyunda bitki-lerce işgal edilmiştir. Bazılarının kemerleri yıkılmış bazı kemerler ise doğal yıkıma direnmektedir. Yöre insanları için belli ki bir anlam ifade etme-mektedir. Çakrak köyü sahile 70 Km uzaklıkta, Dereli- Yağlıdere- Alucra ilçelerinden gelen yolların kesim noktasındadır. Vadi boyu uzayıp giden yolun adı da tarihte Şahyolu’dur. Geçmişten günümüze çok önemli bir güzergâhtır. İnanç turizmi ve yayla-doğa turizmi açısından Giresun ve ülkemiz için önemli bir alandır Şahyolu güzergâhı. Ancak bu önemin henüz keşfedilmediğini görüyoruz Yağlıdere deresini takip ederek yaptığımız yolculukta. Espiye’den Alucra’ya ulaşan karayolu yüzey olarak asfalt bir yol olmakla birlikte dar, rampası fazla ve keskin virajlarla ilerlenebilen bir yol olarak hizmet veriyor. Yer yer genişletme çalışması yapılsa da yeterli değildir. Kiliseleri inanç, kemer köprüleri tarih ve yaylaları da doğa turizmi açısından öne çıkarabilseydik bu yolun yapılması da sağlanmış olacaktı. Çakrak Kiliselerinden birisi, fotoğrafta görünen yapı restore ediliyor. Üzerindeki mavi branda da o çalışmalardan kalmış. Restore edilen kilisenin adı Kimisis Teodoku Kilisesi. 2021 yılında başlamış çalışmalar. 1 milyon 580 bin TL ödenek ayrılmış. Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bir proje yapmış onarım için. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı DOKA ve Giresun Valiliği’nin de desteklediği onarın işi biraz yavaş seyretse de girişimi önemsiyoruz. Bu kapsamda; kilisenin zenimi, sütunlar ve sütun başlıkları, kaideler ve freksler aslına uygun bir şekilde restore edilecek. Bunu iyi bir gelişme olarak kaydediyoruz. Bu güzergâha biraz daha geniş bir açıyla bakarsanız bu yol sizi Şebinkarahisar’da bulunan Meryemana Manastırına götürecektir. Geçmişte restore edilen, kayaya oyularak yapılan manastır Trabzon Sümela Manastırı’ndan sonra özellik olarak ikinci sırada değerlendirilmektedir. Şebinkarahisar Meryemana Manastırı bir başka yazının konusu olacaktır. Restorasyonlar yavaş ilerlese de bir yerden başlanmış olmasını önemli buluyoruz. Yıkılmamak için günümüze kadar her türlü olumsuz etkenlere direnen dini ve tarihi yapıları sahiplenmede geç kalmış olsak ta bir eksikliğimizi fark ederek gidermeye çalışmak bir atılımdır. Tarihe ve dini yapılara sahip çıkmak geçmişe olan bir borcumuz olmalı. Onlar yapıları yapmışlar biz de koruyalım bari. Karadeniz’e yolu düşenlere bu vadiyi görmelerini öneriyoruz. Bir de Alucra’da coğrafi işaret almış oğlak kebabı yemeyi! Çakrak Kiliseleri Eylül-2023
67
68