Burada yaşayan türk, yabancı bir sürü öğrencim Urla'da bir yaz kampı
var. Hepsi muhteşem çocuklar. Pandeminin yapmak istiyoruz.
etkilerini hepbirlikte yok ediyoruz. Çocukların düzenli olarak
gelip dans ettikleri, drama
Açık alanda - ormanda - çocuklara etkinlikler dersleri aldıkları, su ve
yaptığınızı biliyorum. Biraz bahseder misiniz? parkur sporları yaptıkları,
ailelerinden bağımsız
Ben pek boş durmayı sevmediğim için tatil tek başına varolmayı
günlerinde de orman serüvenleri düzenlemeye öğrendikleri bir kamp
başladık. Hem okullarımızdaki öğrenciler hem alanı oluşturacağız.
deİzmir'den katılmak isteyen tüm aileler geliyor.
Ormanda yoga ve fitness yapıyor, doğayı
tanıyor, parkur sporları yapıyor, hayvanlarla
konuşuyor ve ateşte yiyecekler pişiriyoruz.
Burası çok güzel bir yer ve tüm aktivitelere açık.
Yeter ki, birşey yapmak isteyin burada herşey
çok keyifli geçiyor. Son olarak Urla'da bir yaz
kampı yapmak istiyoruz. Hem Türkiye hem de
yurtdışından çocukların düzenli olarak gelip
dans ettikleri, drama dersleri aldıkları, su ve
parkur sporları yaptıkları, ailelerinden bağımsız
tek başına varolmayı öğrendikleri bir kamp alanı
oluşturacağız. Ve bunu Urla'da yaşatacağız. Bu
kamp hem çocuklar için unutulmaz bir fırsat hem
de Urla için yüksek kazanımlı olacak. Çocuklarını
yurt içi ve dışından bu kampa gönderen aileler
kendileri de Urla'da kampa yakın yerlerde
konaklayıp burada tatillerini sürdürecekler
ve turizm açısından da hareketlilik sağlamış
olacağız. Çalışmalarım sürüyor yakın zamanda
güzel haberler gelir.
Meslek hayatınızda nasıl zorluklarla
karşılaşıyorsunuz?
Meslek hayatımda pek zorluk yaşamıyorum
açıkçası. Her mesleğin kendisine göre zorlukları
vardır. Halimden gayet memnunum.
Dansçı olmasaydınız ne olmak isterdiniz?
Öyle bir ihtimalin varlığı üzerine düşünmek
istemiyorum. Yine dansla alakalı bir iş yapardım
ama o kesin.
Biraz da koreograf yanınızdan bahseder
misiniz?
Koreograflık yanım sürekli hayal kurma aşkımdan
çıktı ortaya. Hayal kurmayı ve birşeyleri zihnimde
birleştirip yoktan var etmek çok hoşuma gidiyor
çocukluğumdan beri. Masanın üzerindeki
makarnayı bile çalan müzikle bütünleştirip
ketçap rengi kostüm hayal edip kafamın içinde
neler canlandırıyorum bir bilseniz. Pandemi
51
RÖPORTAJ
Fotoğraf: Taner Öner
52
bu konuda bana yaradı açıkçası. Kapanma
zamanlarında bol bol hayal kurup bir sürü sahne
yazdım. Şimdi hepsi yavaş yavaş canlanıyor.
Bütün projeleriniz önemlidir ama öne çıkan
projeniz dersek...
Kendim için en önemli projem tabii ki de Anadolu
Ateşi. İnsanlara dokunmak ve faydalı olmak
açısından da “romanlarla dans” projesi. Birçok
çocuğa ışık olduğumu düşünüyorum.
Bir idolünüz var mı?
Kendim... En büyük idolüm de rakibim de
kendimim. Beni benden daha çok zorlayan tek
birşey yok. Asla acımıyorum kendime hep daha
iyisi olsun istiyorum.
Bir de eğitimci yanınız var. Çocuklarla dans
atölyeleri yapıyorsunuz. Anlatır mısınız?
Akademilerimize 4 yaştan itibaren öğrenci kabul
ediyoruz. Her yaş grubuna farklı eğitim süresi ve
içeriğimiz var. Mesela 4 yaş grubu haftada 1 gün
1 saat gelip bale ve cimnastik eğitimi alırken 8
yaş grubu haftada iki gün günde ikişer saat hem
dans hem bale hem de cimnastik eğitimleri alıyor.
Ders sürelerini belirlemede bize pedagoglarımız
yardımcı oluyor. Çocuklar bizim için her şeyden
daha önemli. Onları sadece iyi dansçılar
yapmak değil, tam donanımlı güzel ahlaklı
sanatçı adayları olarak yetiştirmeye çalışıyoruz.
Yaşları ilerledikçe aldıkları eğitim içeriği de
artıyor. İsteyen çocuklarımızı konservatuvarlara
hazırlıyor,yetenekli gördüğümüz çocuklarımızı
akademilerimize yönlendiriyor, büyüyen ve
başarılı olan çocuklarımızı ana gruba hazırlıyoruz.
Boş zamanınız oluyor mu? Böyle zamanlarda
ne yapıyorsunuz? Hobileriniz var mı?
Kendime boş zaman yaratıyorum. İşlerimin
hepsi planlı oluyor. Her hafta öncesinden hangi
gün hangi saat nerede olacağımı belirliyorum
ve o programı aksatmıyorum. Haftanın belli
günlerinde de kendime izin verip o günlerde asla
çalışmıyorum. Spora gidiyorum, resim yapıyorum,
deniz kenarına gidip saatlerce oturuyorum,
arkadaşlarımla zaman geçiriyorum, şehir dışına
gidip geliyorum günlük. Boş bulduğum her an
birşey yapıyor oluyorum. Her an çok önemli ve
faydalı geçmeli.
53
RÖPORTAJ
Fotoğraf: Taner Öner
54
Fit kalabilmeyi nasıl başarıyorsunuz?
Fit kalmak düzenli beslenmekle alakalı. Hayatım
boyunca hiç diyet yapmadım ama kendimi bildim
bileli sağlıklı besleniyorum. Fastfood hiç sevmem.
Hamburger ve sokak yemekleri bana çok uzak.
Sebze yemeklerine bayılırım. Balık vazgeçilmezim.
Beyaz ekmek ve makarnayı hiç sevmiyorum.
Mecbur kalmazsam yemem, aramam. Bunun
sebebi çocukluğumdan beri dans ediyor oluşum
ama hep bu bilinçle yaşadığım için yaşam şeklim
oldu. Fit kalmak için extra bir çabam yok yani.
Tek sorun tatlıya aşığım ama haftada bir gün
yiyebiliyorum sadece. Bu beni çok zorluyor, evet.
Şu an bulunmak istediğiniz noktada mısınız?
Yoksa yeni hedeflere doğru bir yolcuk devam
mı ediyor?
Olduğum yerden memnunum ama tabiki her
hedefe ulaşıldığında yeni bir hedef çıkıyor
ortaya. Son hedefim Urla'ya okul açıp ardından
yaz okulu yapmaktı. Okulu açtım, yaz okulu için
çalışmalarım devam ediyor. Onu da yaptıktan
sonra İzmir'e birkaç okul daha açmak istiyorum.
Geçmişe doğru baktığınızda “ ah keşke “
dediğiniz şeyler var mı?
Aslında yurtdışında okumadığım için pişmanım.
Orada kalıp eğitimimi orada devam ettirsem
kendimi çok daha fazla geliştirebilirdim diye
düşünüyorum.
Sizi siz yapan özelliğiniz nedir?
Pozitifliğim. Çok olumlu bakıyorum herşeye. Her
negatiften bir pozitif çıkarmayı başarabiliyorum.
Negatif insanalrdan da hiç hoşlanmam.
Bulundurmam etrafmda. Sürekli şikayet eden
insanlar enerjimi emiyor. Bir çok şeyi hep
enerjimi yüksek tutmaya borçluyum.
Yeni şovlar, projeler var mı?
Yeni projeler her zaman var. İlçe belediyelerine
çocuklar için yeni projeler yazıyorum. Yeni yılda
yavaş yavaş onları hayata geçireceğim.
Son olarak yeni yıl mesajınızı alabilir miyiz?
Beden ve ruh sağlığımızın zedelenmediği bir yıl
diliyorum. Tek isteğim bu...
Teşekkürler Ebru Afaruz.
55
ÇEVRE
Atıkların
Büyülü
Yolculuğu
Dr. Elif Dikmen Diriöz
Peyzaj Mimarı
56
Günümüzde küreselleşme, sanayileşme,
kentleşme ve kentlerde nüfusun artması
sonucu Dünya’da çevre kirliliği, hava
kirliliği, doğal kaynakların tahrip edilmesi gibi
sorunlar yaşıyoruz. Bu sorunlarla mücadele
edebilmek için insanlar çeşitli çözümler
arıyor. Gelecek nesillerin gereksinimlerinin
karşılanabilmesi ve doğal, tarihi, kültürel
kaynakların korunup sürdürülebilirliğinin
sağlanabilmesi için, farklı disiplinler ve
kuruluşlar çeşitli çözüm ve stratejiler geliştiriyor.
Günümüzde farklı disiplinler ve kuruluşlar,
“sürdürülebilirlik”, “sürdürülebilir gelişme”,
“sürdürülebilir yaşam” kavramlarını tanımlayıp bu
kavramların önemini vurgulamakta. 20. yüzyılın
sonlarına doğru “sürdürülebilirlik” kavramı, dünya
gündeminde önem kazanırken, çevre sorunları
ile mücadele eden insanoğlu, bu sorunlarla
mücadele edebilmek için, “sürdürülebilirlik”
temeline dayalı olan “sürdürülebilir kent”
anlayışının gelişmesine neden olmuştur.
Sürdürülebilir kent anlayışının amacı, doğal,
tarihi ve kültürel kaynakları korumak ve
kentlerin doğa üzerinde oluşturduğu olumsuz
etkileri azaltmaktır. Sürdürülebilir gelişmenin
önemli unsurlarından biri de, insanların yaşam
kalitesinin arttırılmasıdır. “Sürdürülebilir yaşam”,
insanların özel konutlarında, sokaklarında
ve yaşadıkları çevrede, yaşamlarını nasıl
sürdürebileceğini ele alan bir yaklaşımdır.
Sürdürülebilir yaşam anlayışının amacı, insanların
yaşam kalitesinin çevreye duyarlı bir biçimde
artmasıdır. Ekonomik, sosyal ve çevresel
açıdan sürdürülebilir toplumların oluşabilmesi
için, doğal, tarihi kaynaklarımızı korumalı ve
kaynaklarımızı etkin bir biçimde kullanmalıyız.
Sürdürülebilir gelişmenin sağlanıp, sürdürülebilir
kentlerin oluşturulabilmesi için, kentte yaşayan
insanların çevre bilincinin artması ve insanların
çevreye duyarlı olan yaklaşımları benimsemesi
gerekmektedir. Doğal, tarihi ve kültürel
kaynakların korunmasında, insanların çevre
bilincinin yüksek olması ve çevreye duyarlı olan
davranış biçimleri geliştirmesi vazgeçilmez bir
unsurdur. Avrupa’da yeşil başkent ödülü almış ve
çevre kalitesi yüksek olan kentler incelendiğinde,
bu kentlerde yaşayan insanların çevre bilincinin
yüksek olduğu, çevreye duyarlı olan yaklaşımları
benimsediği ve insanların çevre koruma ile ilgili
etkinliklere etkin bir biçimde katıldıkları
57
ÇEVRE
58
görülmektedir. Çevre sorunları ile mücadele
edilebilmesi için, insanların çevre sorunlarına
karşı farkındalığının artması gerekmektedir.
İnsanların çevre bilinci ve çevre sorunlarına
karşı farkındalığının artmasının en etkin yolu
da, çevre ile ilgili eğitimlerin verilmesidir. Çevre
eğitimlerinin temel amacı, çevreyi koruyabilmek
için insanları çevre hakkında bilgilendirmektir.
Çevre eğitimlerinin, insanların çevreye karşı
duyarlı olmalarını sağlamak ve insanların çevre
ile ilgili düzenlenecek etkinliklere katılımlarını
sağlamaktır. Bu kapsamda, doğal, kültürel, tarihi
kaynakların korunabilmesi ve sürdürülebilirliğinin
sağlanabilmesi için insanlara, “sürdürülebilirlik”,
“sürdürülebilir yaşam” eğitimleri verilmelidir.
Sürdürülebilir yaşam ile ilgili eğitimler, insanlara
çocukluk döneminde verilmeye başlanmalıdır.
Avrupa’da neler yapılıyor?
Avrupa yeşil kent ödülü kazanan kentler
incelendiğinde, bu kentlerde yaşayan
insanların, çevre ile ilgili etkinliklere gönüllü
olarak katıldıkları, kentte yaşayan insanların
ve çocukların çevre bilincinin artması için
çeşitli etkinlikler, atölyeler ve festivaller
düzenlendiği, kentte yaşayan insanların
atıklarını ayrıştırdıkları ve ayrıştırılan atıkların
geri dönüşümünün yapıldığını görmekteyiz.
Geri dönüşüm, kullanılmayan atık malzemelerin
çeşitli yöntemlerle yeniden kullanılabilir hale
getirilmesidir. Geri dönüşüm, atık maddelerin
oluşturduğu çevresel sorunlara karşı çözüm
bulmaktadır. İnsan ve doğa arasında denge
sağlayan geri dönüşüm, sürdürülebilir yaşama
da katkı sağlamakta. O halde kentte yaşayan
insanlara, çocuklara okullarda atıkların
ayrıştırılması ve geri dönüşüm ile ilgili eğitimler
vermeliyiz. Avrupa yeşil kentleri, atıkların
ayrıştırılması ve geri dönüştürülmesi için çeşitli
stratejiler geliştirirken, Avrupa yeşil başkent
ödülü kazanan Hamburg’da, organik atıklar ayrı
ayrı toplanıp hayvan yemi ve kompost olarak
değerlendiriliyor. 2009 yılından beri Hamburg’da
atıkların ayrıştırılmasının teşvik edilmesi için
çeşitli çalışmalar yürütülmekte. Atıkların
ayrıştırılması konusunda önem verilen önemli
unsurlardan biri de, yerel halkın eğitilmesidir.
Bu kapsamda Hamburg’daki okullarda
çocuklara çevre ve katı atıklar ile ilgili eğitimler
verilmektedir. Ayrıca her yıl kentte,
59
ÇEVRE
60
“Hamburg Cleans Up” etkinliği ile yerel halk, sivil yaratmak, insanları atıkları ayrıştırmaya
toplum örgütleriyle birlikte katı atıkları toplayıp, teşvik etmek, çevrenin korunması için atık
çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Hamburg’da malzemelerin yeniden değerlendirilmesini
atık yönetimin etkin bir biçimde yönetilmesi sağlamaktır. Atık malzemelerden oluşturulan
sayesinde, yaklaşık olarak yılda karbon sanatsal çalışmalar ve bahçelerin birçok
miktarı 1 milyon ton azalmıştır. Bu başarının büyüleyici örneği bulunmaktadır. Urla’da da,
sağlanmasında yerel halka verilen eğitimlerin sanat atölyelerinde atık malzemelerden çeşitli
büyük etkisi olmuştur. sanatsal objeler, saksılar yapılıp, daha sonra bu
objeler oluşturulacak bahçelerde kullanılabilinir.
Diğer yeşil başkent Essen’da, atıkların yeniden Atık malzemelerinden oluşacak bahçelerin
değerlendirilebilmesi için tamir noktaları oluşturulmasına gönüllü olan insanlar ve
oluşturulmuştur. Gönüllü olan kişiler, zarar çocuklar katılabilir. Bu etkinliğe katılan insanlar,
görmüş eşyaları tamir edip yeniden kullanıma atık malzemelerin yeniden değerlendirilerek
hazırlamaktadır. Essen’da çocuklara okullarda nasıl büyülü bir bahçeye dönüşebileceğini
kompost ile ilgili eğitimler de verilmektedir. Yeşil görebilecektir. Bu sayede sürdürülebilir yaşamın
başkent Lizbon’da, otel, restoran, marketlerden vazgeçilmez unsuru olan atıkların ayrıştırılması
toplanan organik atıklar, Organik Islah ve Geri çocuklar ve Urla’da yaşayan insanlar için de
Kazanım Tesisi’ne gönerilip, biyogaz ve kompost teşvik edici olacaktır. Bu etkinlik için gerekli
elde edilmektedir. Lizbon’da “Re Food for Good” olan, atık malzemelerin toplanıp çeşitli sanat
hareketi ise, organik atıkların değerlendirilmesi atölyelerine, okullara teslim edilmesi, sanat
için yapılmış bir uygulamadır. 2010 yılında sivil atölyelerinde, okullarda atık malzemelerden
girişim olarak başlatılan hareket, zamanla ülkenin çeşitli sanatsal objeler, saksılar, çitlerin yapılması.
tamamına yayılmıştır. Bu hareketin amacı, gıda Gönüllü insanların, okul ve velilerin işbirliği ile,
israfını önleyip, organik atık miktarını azaltmaktır. oluşturulan malzemelerin büyüleyici bir bahçeye
Bu hareket kapsamında, kentteki oteller, dönüşmesi mümkündür. Bu projenin amacı,
restoranlar, işyerleri, fazla olan gıdaları toplayıp, insanlarda ve çocuklarda sürdürülebilir yaşam,
gereksinimi olan insanlara dağıtmaktadır. atıkların ayrıştırılması ve geri dönüşümünün
yapılması hakkında farkındalık oluşturmak,
Urla’da neler yapılabilir? sanatsal etkinlikler ve atölyeler ile insanları
geri dönüşüme teşvik etmek ve toplanılan tüm
Urla’da evsel atık maddeleri toplanıp çeşitli sanat malzemeler ve sanatsal çalışmalar ile büyüleyici
atölyelerine de teslim edilebilir. Toplanan cam, bahçeler oluşturmak… Ne dersiniz, bu ve buna
kağıt, plastik gibi atık malzemeler, Urla’da yaşayan benzer projeler Urla’da da yapılamaz mı?
insanların sanatsal çalışmalar yapıp sergilemesi
için kullanılabilir. Atık malzemelerden yapılan
sanatsal çalışmaların oluşturduğu sergiler,
atıkların ayrıştırılması ve geri dönüşümünün
yapılması konusunda, insanlarda farkındalığın
artmasına da katkı sağlayabilir. Ayrıca, çocukların
çevre bilincinin ve atıkların ayrıştırılması hakkında
farkındalığının artması için, atık malzemelerin
kullanılmasıyla oluşturulan sanat ve oyuncak
yapım atölyeleri de, düzenlenebilecek etkinlikler
arasındadır. Urla’da atıkların toplanmasıyla
uygulanabilecek diğer çevreye duyarlı olan
uygulama da, atık malzemelerin kullanıldığı
geri dönüşüm bahçelerinin oluşturulmasıdır.
Dünya’da çeşitli ülkelerde, atık malzemelerin
çeşitli park ve bahçelerde değerlendirildiği
görülmektedir. Bu bahçelerin amacı, insanlarda
atıkların ayrıştırılması ve atıkların geri
dönüşümünün yapılması hakkında farkındalık
61
GASTROMOMİ
Meze Kültürü
Gülhan Kara
Gastronomi Yazarı ve Danışman Şef
62
Sadece Akdeniz’e kıyısı olan ülkelere özgü bir
yemek kültürü olan mezeler, sıcak, soğuk ve
ılık olarak sunulan genellikle başlangıç veya
atıştırmalık olarak sofralarda yerini alır.
Ülkemiz, Akdeniz ülkeleri arasında en zengin Meze, atıştırmalık küçük
çeşitliliğe sahip. Ortadoğu, Kuzey Afrika’dan yiyecekler anlamına
Yunanistan, İtalya ve İspanya’dan ticaret yolları ve geliyor. Özellikle alkollü
göçlerle yemek kültürü de Anadolu topraklarına içkilere eşlik etmek üzere
taşınmış. hazırlanan mezelerin en
önemli özelliği tazeliği ve
İstanbul mutfağına baktığımızda Rum, Ermeni, doyumluk değil tadımlık
Sefarad, Türk ve Arap kültüründen gelen tüm miktarlarda olması
meze çeşitlerini görebiliyoruz. Güneydoğu
mutfağında Gaziantep, Hatay, Adana daha çok
Ortadoğu; yani Lübnan ve Suriye mezelerini
görüyoruz. Ege bölgesi ise hem adalardan gelen
ot ve deniz ürünleri hem de iç Ege’den gelen
kültürle harmanlanmış.
Zeytin, zeytinyağ, sarımsak, limon, sirke, tahin,
yoğurt; baklagiller, otlar, sebzeler, balık ve tüm
deniz ürünleri; etler ve sakatatların kullanıldığı
mezeler soğuk, ılık ve sıcak olarak servis edilir.
Akdeniz’e kıyısı olan İspanya, Fransa, İtalya,
Yunanistan, Türkiye, Suriye, Lübnan ve tüm
Kuzey Afrika Ülkeleri’nde var olan meze kültürü
elbette dünyaya da yayılmış. Ancak bu kültürü
doğuran Akdenizli olmak, güneş, deniz, zeytinyağı
ve taze otlarla harmanlanan bir coğrafya…
Meze, atıştırmalık küçük yiyecekler anlamına
geliyor. Özellikle alkollü içkilere eşlik etmek üzere
hazırlanan mezelerin en önemli özelliği tazeliği
ve doyumluk değil tadımlık miktarlarda olması.
Coğrafi özellikler ve yerel tatlar, insanların sosyal
yaşam tarzları meze kültürünü de etkiliyor.
Bundan en güzel nasibini alan da bizim ülkemiz
olmuş aslında. Özellikle İstanbul ve İzmir… Neden
mi? En renkli kültürlerin yaşandığı ve aktarıldığı,
tarihin en eski 2 liman kentleri olması.
İstanbul’da o eski Ermeni, Rum, Arnavut mezeleri
kalmadı şimdilerde ve yerini ağırlıklı olarak Arap
kültüründen gelen Humus, Kısır, Acılı Ezme,
Mercimek köftesi, Falafel gibi çeşitlere bıraktı.
Halen Çerkez Tavuğu, Midye dolma, Fava,
Arnavut Ciğeri, Girit Ezmesi gibi çeşitlerin devam
ediyor olması sevindirici elbette.
İzmir de otlardan yana çok şanslı ve Ege’den
gelen deniz ürünleri, enginar, zeytin ve
zeytinyağı. Sefarad mutfağının izleriyle
harmanlanan zengin bir meze kültürü var.
63
GASTRONOMİ
64
Meze yaşatılması gereken önemli bir yemek
kültürü. Deniz börülcesi, Tarator, Midye Dolma,
Ahtapot Izgara, Lakerda, söğüş karides, ızgara ya
da tava kalamar gibi deniz ürünleri ağırlıklı olan
mezeler “Balık sofrası”nda;
Kebap keyfi yapmak üzere bir kebapçıya
oturduğunuzda ise Acılı Ezme, Humus, Köz
patlıcan, Şakşuka, Muhammara, Sarımsaklı köfte,
Mercimek köftesi, Tahinli maydanoz cacığı, çiğ
köfte gibi çeşitler masada yerini alır. Köftecide ise
en klasik meze ya da eşlikçi piyazdır.
Eski usul bir meze sofrası düşünürsek; yani
ne kebapçı ne balıkçıda değil, eski bir İstanbul
meyhanesindesiniz; bir çilingir sofrasında… O
zaman lakerda, topik, fava, beyaz peynir, beyaz
leblebi, midye dolma, Arnavut ciğeri ya da
yaprak ciğer, ızgara köfte, paçanga ya da peynirli
sigara böreği, mücver, kalamar-ahtapot ızgara
gibi soğuktan sıcağa çeşitler olur.
Meze deyince liste uzar gider: Aklınıza gelen her
türlü zeytinyağlı yemek, sarma, dolma; et veya
sebze köfteleri, sote edilmiş sıcak veya soğuk
tüm deniz ürünleri; ızgara edilmiş, közlenmiş
sebzeler, haşlanmış ya da kavrulmuş otlar;
mücverler; minik börekler; ezmeler, püreler;
ekmek üstü sürülebilir cevizli, peynirli, biberli
karışımlar; pastırma, sucuk, lakerda, ançuez, çiroz
gibi tuzlanarak kurutulmuş veya turşu yöntemi
ile hazırlanmış çiğ et ve balıklar; haydari, cacık,
borani, “yoğurtlama” denilen sarımsaklı yoğurtla
hazırlanmış karışımlar; bulgurlu, nohutlu, tahinli
salata türlerinin hepsi mezedir.
Mezelerin en önemli ortak özelliği sarımsak
ve zeytinyağıdır. Neredeyse sarımsaksız ya da
zeytinyağı kullanılmamış bir meze yok gibidir.
Ayrıca limon, sirkeler ve ekşiler de lezzete destek
verirler. Baharat olarak bölgeye göre acı dışında
genellikle taze, kokulu otlar tercih edilir. Dereotu,
fesleğen, maydanoz, taze nane, taze kişniş,
reyhan gibi. Bulgurlu, tahinli, nohut kullanılan
humus veya piyaz tarzı mezelerde ise kimyon ve
sumak da karşımıza çıkıyor.
Lezzetli bir mezenin birinci şartı tazelik. Mevsimin
en tazeleriyle, hoş kokulu ve tadını, aromasını
kaybetmemiş özgün, doğal malzemeden yapılmış
olması. Hem malzeme taze olmalı hem meze
taze taze hazırlanıp sunulmalı.
65
YEMEK TARİFİ
66
S, ef Gülhan Kara’dan
Fava
Malzemeler Yapılışı
4 - 6 kişilik; * İç baklaları bir tencereye koyup üzerine bolca su ilave edin ve
1 gece bekletin. Soğanları soyup kıyın. Zeytinyağını bir tavada
2 su bardağı kuru iç ısıtıp soğanları kavurun. Baklaları süzüp soğana ilave edin. Üzerini
bakla 1 parmak geçecek kadar su, şeker ve limon suyunu ekleyip
Yarım su bardağı karıştırın. Orta ateşte baklalar yumuşayana kadar arada bir
zeytinyağı karıştırarak pişirin.
2 adet kuru soğan
1 tatlı kaşığı tozşeker * Dereotunu kıyıp yarısını baklaya ilave edin. Yarım çay bardağı
Yarım demet dereotu sızma zeytinyağı ekleyip tencereyi ocaktan alın. Biraz soğuyunca
1 limonun suyu karışımı el blendırı ile ezerek püre haline getirin. Tamamen
Tuz soğuduktan sonra taze dereotu yaprakları, soğan ve limon
Üzeri için: Kırmızı dilimleri ile süsleyerek servis yapabilirsiniz.
soğan, dereotu, sızma
zeytinyağı * Favayı dilimleyerek servis yapmak için borcamı ıslatın. Pişirdiğiniz
ve blendırdan geçirdiğiniz malzemeyi bekletmeden kaba boşaltıp
üzerini düzleyin. Buzdolabında en az 6 saat kadar bekletin. Düz
bir servis tabağına ters çevirip çıkarın ve dilimleyerek servis
yapın. Favayı buzdolabında üzeri kapalı olmak şartıyla 2 gün
saklayabilirsiniz.
67
YEMEK TARİFİ
68
S, ef Gülhan Kara’dan
Barbunya Pilaki
Malzemeler Yapılışı
4 - 6 kişilik; * Barbunya fasulyesini akşamdan ıslatın. Süzüp haşlayın.
500 gr barbunya fasulyesi
2 adet kuru soğan * Soğanları doğrayın. Sarımsakları kıyın. Domates, havuç ve
4-5 diş sarımsak patatesi soyup küçük küpler halinde doğrayın.
2-3 adet domates
1 adet havuç * Bir tencerede zeytinyağını ısıtıp soğan, sarımsak ve havuçları
1 adet patates ilave edin. Tuz ve tozşeker ekleyip sebzeler pembeleşinceye kadar
1 kahve fincanı zeytinyağı soteleyin.
4 su bardağı sıcak su
1 yemek kaşığı domates * Domatesleri ve salçayı ekleyip karıştırın, suyunu biraz çekinceye
salçası kadar pişirin.
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı tozşeker * Haşladığınız barbunyayı süzüp tencereye ekleyin. Üzerini
1 tutam maydanoz geçecek şekilde sıcak su ilave edin. Karıştırıp kapağını kapatın.
Ocağı kısıp ağır ateşte pişirin.
* Tencereyi ocaktan alıp üzerine ince kıyılmış maydanozu
serpiştirin ve kapağını kapatıp soğumaya bırakın. Ilık servis yapın.
69
YEMEK TARİFİ
70
S, ef Gülhan Kara’dan
Marine Levrek
Malzemeler Yapılışı
4 - 6 kişilik; • Limonların suyunu sıkıp genişçe ve derince bir kaba alın. Soğanı
2 adet levrek fileto ince piyaz doğrayıp limon suyuna ekleyin. Tuz zeytinyağ, karabiber
2 adet limon ve dereotu ilave edip karıştırın.
3-4 kaşık soğuk sıkım
zeytinyağı • Levrek filetoları marinasyona yatırın ve üzerini streç film ile
1 çay kaşığı tuz kaplayıp 2-3 saat kadar bekletin.
1 adet kuru soğan
Bir tutam dereotu • Filetoyu dilediğiniz boyda parçalara bölerek servis tabağına alın.
Karabiber Limon dilimleri ile süsleyerek servis yapın.
71
YEMEK TARİFİ
72
S, ef Gülhan Kara’dan
Deniz Börülcesi
Malzemeler Yapılışı
4 - 6 kişilik; • Deniz börülcelerini yıkayın ve içinde kaynar su bulunan
2-3 demet deniz börülcesi tencereye atıp 5 dk haşlayın. Kaynar sudan alıp bir başka kapta
1 limonun suyu bulunan soğuk suya çıkarın ve 15-20 dk bekletin.
4-5 kaşık zeytinyağı • Börülceleri kılçıklarından sıyırarak ayıklayıp meze tabağına alın.
2 diş arımsak • Limon suyu, zeytinyağ, ezilmiş sarımsağı çırparak sosunu
hazırlayın. Börülcelerin üzerine gezdirip servis yapın.
73
YEMEK TARİFİ
74
S, ef Gülhan Kara’dan
Tahinli
Nohut Piyazı
Malzemeler Yapılışı
2 su bardağı haşlanmış * Tahin, limonsuyu ve zeytinyağını karıştırın. Soğanı piyaz
nohut doğrayın, maydanozu kıyın.
1 çay bardağı tahin * Nohutları derin bir kaba alıp tüm malzemeyi ekleyip karıştırın.
1 limonun suyu * Servis tabağına alıp üzerine sumak serperek servis yapın.
1 kuru soğan
1 tutam maydanoz
3-4 yemek kaşığı zeytinyağı
Tuz, sumak
75
76
Biz Doğal Sofra Urla Gönüllüleri, yerli Malı Diyoruz,
Yerli Malı Yiyoruz. Peki Ya Siz?
Balık Çorbası
İkramı
Doğal Sofra Urla Gönüllülerinin en temel amacı; kapış kapış gitse de onlar kadar lezzetli ama
Urla ya ait yeme içme geleneklerini araştırmak, kılçıkları fazla olduğu için tercih edilmeyen türler
bu gelenekleri sürdürmek ve gelecek nesillere, de ‘taş’da yer alıyor.
bu zenginliği aktarabilmek… Yediden yetmişe, kadınlı erkekli Doğal Sofra Urla
insanın tarım ve gıda ile olan organik bağı Gönüllüleri, yıllardır Yerli Malı Haftasında balık
kopmuş durumda... Yiyecek ve içecek kaynakları, çorbası yaparak kıyı balıkçılarımızın emeklerine,
dünya nüfusunu beslemeye yetmiyor. Buna denizlerimizin zenginliğine, temiz kalmaları
çözüm olarak sunulan endüstriyel, intansif tarım gerekliliğine, mevsiminde, yöresel ve çeşitli
yöntemleri ve politikaları, insan ve çevre sağlığına kaynaklardan beslenmenin önemine dikkat
ciddi zararları olan pestisitler, antibiyotikler, çekiyorlar.
toprağı tuzlandıran ve bereketsizleştiren suni Urla İskele Su Ürünleri Kooperatifi katkılarıyla
gübre, vitamin ve mineraller açısından besleyici İskorpit, Kırlangıç, Adabeyi (Lipsos) gibi balıklar,
değeri düşük gıdaları da beraberinde getirdi. Yerli Malı Haftasından önce toplanıyor,
Urla’da, tarım ve gıda ile aramızdaki bağ, şimdilik temizletiliyor. Doğal Sofra Urla gönüllüleri de
büyük metropollerde yaşayanlara göre çok kolektif bir ritüel ile bu balıkları haşlayıp balık
daha sıkı... Urla’da hala çiftliklerde yetişmemiş suyu elde ettikten sonra tek tek, ince ince,
deniz ürünlerine ulaşabiliyoruz. Bunu hem tüm kılçıklarından arındırıyorlar. Domates ve
denizlerimizin hala kirlenmemiş olmasına hem pirinçle geleneksel çorbayı hazırlıyorlar. Ayrıca
de kıyı balıkçılarımızın emeklerine borçluyuz. gönüllülerin evlerinde pişirip getirdikleri ekşi
Urla İskele’de, her gün saat 11:00 de mezat maya ekmek katığıyla bu zengin çorba, soğuk bir
yapılıyor. Tarihsel olarak ne zaman başladığını Aralık gününde büyük bir ilgi ve katılımla halka
tam olarak bilemediğimiz, ‘kanto’ veya ‘taş’ ikram ediliyor. Böylece bu ikram, Doğal Sofra Urla
kelimeleri ile ifade edilen bu açık arttırma, gönüllülerinin yerli kıyı balıkçılarına, bu lezzeti
yüzyıllardır aralıksız sürüyor. En revaçta olan öğreten büyüklere, çevreye ve denizlerimize
Levrek, Çipura, Kaya Barbun gibi yıldız türler şükranlarını ilettikleri bir şölene dönüşüyor.
77
YEMEK TARİFİ
DOĞAL SOFRA URLADAN...
78
Dogal Sofra Urla Gonüllüleri
Balık Çorbası
Malzemeler Yapılışı
Adabeyi(lipsos) ve kırlangıç Balıklar yıkanır, defneyaprağı ve tane karabiber ile kaynatılır. Suyu
balığı süzülür. Kılçıklar ayıklanır. Soğan küçük küçük doğranıp zeytinyağı ve
Soğan tereyağı karışımında kavrulur. Domatesler ilave edilip bir süre daha
Domates (taze veya konserve) pişirilir. Üzerine balık suyu eklenir. Kaynayınca pirinç, pirinçler pişince
Tereyağı ve zeytinyağı de ayıklanmış balıklar ilave edilir. Tuz ve kıyılmış maydonoz eklenip
Pirinç ateş kapatılır. Çorba biraz dinlendirildikten sonra ikram edilir.
Maydonoz Şifa olsun.
Defne yaprağı
Tuz, tane karabiber
Düzenleyen: Zeynep Omay
79
YEMEK TARİFİ
80
Çok geç olmadan
Harekete geç!
81
MODA
ZARA
Yeni Yıla
Işıldayarak Girin
Beste Bragg
Moda Tasarımcısı
82
Bir yıl daha geride kalırken, geçen yıldan BEYMEN CLUB
farklı olan, bu yıl başında kapalı alanlarda
beraber olmamıza ve eğlenmemize 83
izin olması! Pandemi süresince gidilecek bir
partinin olmaması gerçegini göz onünde
bulundurduğumuzda, bu yıl daha göz alıcı ve
ışıltılı tarzları tercih edilmesi hiç de yadırganacak
bir durum olmaz bence. Hem de bu, genel olarak
sizin her zamanki tarzınız olmasa bile.
Size çarpıcı stiller, bulabildiğim en feminen ve
trend stillerle geldim bu ay. Kendi tarzımı değil,
yeni yıl arefesinde giyilip göz kamaştıracak,
modern tarzları getirmek istedim, ilham olması
icin.. Işıltılı veya seksi yeni yıl elbiseleri sizin
tarzınız değilse, doğru ayakkabılar, çantalar ve
aksesuarlarla basit bir LBD (Little Black Dress) de
kolayca partiye uygun bir hale getirilebilir.
Bütçeyi zorlamayacak en iyi yılbaşı elbiseleri
Çoğu zaman parti elbiseleri, sadece bir kez
giymek isteyeceğiniz veya bir yılda sınırlı
sayıda giyme şansınızın olacağı kendi stilinizi
ifade parçalarıdır. Piyasada bir çok markanin
değişik kalitelerde ürettiği (bir partide başka
birinin üzerinde görme şansının da oldukça
yüksek olduğu) tasarımlara bir göz atalim.
Uygun aksesuar ve ayakkabı ile, en ucuza
alınabilecek bir kıyafeti bile pahalıymış gibi
göstermek mümkündür, hem de çok fazla çaba
harcamadan. Kıyafet ne kadar gösterişli ve göz
alıcı ise, aksesuarlar ve makyaj da o kadar sade
ve orantılı olmalıdır.
Küçük siyah bir elbiseden kalın bir süveterli şirin
bir yılbaşı gecesi kıyafetine, altın veya gümüş
yılbaşı gecesi gömleklerinden gündelik yılbaşı
kıyafeti fikirlerine, sade gece kıyafetlerinden
çarpıcı kabarık kollulara, özel günler için parti
kıyafeti tasarımlarına kadar, her tarz ve her
durum için muhteşem kıyafeti bulabilirsiniz.
Üste oturmayan elbiselerin görünümünü
beğendiyseniz ancak kalıptan emin değilseniz,
takacağınız bir kemer güzel bir silüet oluşturur.
Kolsuz bir stili seviyorsanız, üzerinize alacağınız
bir şal veya suni kürk katmanlamanın göz alıcı bir
yoludur.
Hepinize, bütün dileklerinizin gerçekleşeceği,
sağlikli ve huzurlu bir yeni yil diliyorum.
MODA
ZARA
84
BEYMEN CLUB
85
MODA
H&M
86
H&M
87
MODA
KOTON
88
KOTON
89
MODA
KOTON
90
ROMAN
91
DEKORASYON
92
Minimalist Ev
Dekorasyonu
Oldukça karmaşık olan hayatınıza , ev karışıklığını
dahil etmek istemiyorsanız çareyi minimalist ev
dekorasyonu yaparak bulabilirsiniz. Kendi özel
alanınızda, evinizde minimalist bir yol izlemek,
oluşturduğu ferahlık nedeniyle size huzur verir.
Peki nedir bu minimalistlik?
Minimalist yaşam; en basit tanımıyla az ,sadece
gerekli eşyalarla bir düzen kurmadır. Basit,
sade ve ferahlık üzerine kurulan minimalistlik,
ev dekorasyonunda da sıkça tercih edilir. Az
eşya ile ev dekorasyonu sağlanır. Minimalist
bir dekorasyon tercih edenler, gereksiz tüm
eşyalardan kurtulur, sadece ihtiyacı olan eşyalarla
bir bütünlük içinde yaşarlar.
93
DEKORASYON
94
Minimalist bir dekorasyon isteyenler ilk olarak
evlerindeki gereksiz eşyalardan kurtulmalıdır. İşe
yaramayan ve kullanılmayan eşyaları ihtiyacı olan
kişilere vermeli, isterse ikinci el uygulamalardan
satmalıdır. Evin temel ihtiyaçlarına göre uzun seneler
kullanabilecek eşyalar tercih edilmeli ve bu eşyaların
kaliteli olanlarından seçmelidir. Bunun nedeni ise
eşyaların uzun sene zarar görneden kullanılması,
gerekli eşyalara bir kez para harcanmasıdır. Evin büyük
bölümünü kaplayan minimal salon dekorasyonu,
minimalist düzene geçmek isteyenler için iyi bir
başlangıç adımıdır. Evin içerisinde daha küçük bir odayı
minimal dzenle dekore etmek isteyenler de , günün
büyük yorğunluğunu attıkları yatak odasını tercih
edebilirler.
Minimalist oda dekorasyonu için en önemli
maddelerden biri de kullanılacak eşyaların belirli bir
tonda seçilmesidir. Örneğin salonda gri duvarlar, yeşil
koltuklar, siyah halılar kullanmak bir minimalistin
tercih etmeyeceği türdendir. Bunun nedeni ise göz toran
renklerin bir arada kullanılmasıdır. Kişide ferahlık hissi
uyandıran bir renk seçilip, bu rengin iki farklı tonu ile
ev düzenlenebilir. Böylece tüm ev bir bütün içerisinde,
oldukça sade ve ferah görünür.
Evin belirli bir alanında minimalistlik tercih edilmek
istenirse, bu salon veya oturma odası olabilir. Kişinin
en çok zaman geçirdiği, tüm misafirlerini ağırladığı
bu yerler minimalist dekorasyonla ferah bir hale
getirilebilir.
95
DEKORASYON
Minimal Salon Dekorasyonu
Önerisi
Minimalist bir dekorasyon isteyenler ilk olarak evlerindeki gereksiz eşyalardan
kurtulmalıdır. İşe yaramayan ve kullanılmayan eşyaları ihtiyacı olan kişilere
vermeli, isterse ikinci el uygulamalardan satmalıdır. Evin temel ihtiyaçlarına
göre uzun seneler kullanabilecek eşyalar tercih edilmeli ve bu eşyaların kaliteli
olanlarından seçmelidir. Bunun nedeni ise eşyaların uzun sene zarar görneden
kullanılması, gerekli eşyalara bir kez para harcanmasıdır. Evin büyük bölümünü
kaplayan minimal salon dekorasyonu, minimalist düzene geçmek isteyenler için
iyi bir başlangıç adımıdır. Evin içerisinde daha küçük bir odayı minimal dzenle
dekore etmek isteyenler de , günün büyük yorğunluğunu attıkları yatak odasını
tercih edebilirler.
Minimalist oda dekorasyonu için en önemli maddelerden biri de kullanılacak
eşyaların belirli bir tonda seçilmesidir. Örneğin salonda gri duvarlar, yeşil
koltuklar, siyah halılar kullanmak bir minimalistin tercih etmeyeceği türdendir.
Bunun nedeni ise göz toran renklerin bir arada kullanılmasıdır. Kişide ferahlık
hissi uyandıran bir renk seçilip, bu rengin iki farklı tonu ile ev düzenlenebilir.
Böylece tüm ev bir bütün içerisinde, oldukça sade ve ferah görünür.
Evin belirli bir alanında minimalistlik tercih edilmek istenirse, bu salon veya
oturma odası olabilir. Kişinin en çok zaman geçirdiği, tüm misafirlerini ağırladığı
bu yerler minimalist dekorasyonla ferah bir hale getirilebilir.
96
Minimalist Yatak Odası
Dekorasyon Önerisi
Hayatın karmaşıklığına büyük ölçüde tanık olduğumuz yatak odası, yoğun iş
temposundan sonra herkesin sığınmak istediği yerdir. Durum böyle olunca,
bu odayı karmaşık bir şekilde dekore etmek kişinin gözünü yorar, fazla gelir.
Sakin, huzurlu ve ferah bir yatak odası için minimalist dekorasyondan yardım
alabilirsiniz.
Minimalist bir yatak odası dekorasyonu için, odanın açık renklerden oluşması
gerekir. Minimal görünümü en iyi yansıtacak seçim yataktır. Temiz, düzenli,
hiçbir şeyin ayak altında olmadığı bir yatak görüntüsü minimal düzen için
idealdir. Yatakta kullanılacak beyaz çarşaflar da minimal görünümü destekler.
İnce tül perdeler ve doğru aydınlatma ile hem şık hem sade bir görünüm
sağlanır. Yılın favori geometrik desenlerinden de yardım alarak, keskin hatlı
bir oda dekore edebiliriz. Özellikle dekorasyon ürünlerinde bu desenlerden
yararlanırsak hem odaya farklı bir hava katarız, hem de minimalist düzenden
yararlanmış oluruz.
97
GEZİ
*Modern alfabenin ilk belirtileri…
*Balkanlar’ın göbeğinde eski Yugoslavya
Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti…
*Vinca Leydisi…
*Tarih öncesi Avrupa uygarlığının
başladığı topraklar…
*Tuna ve Sava Nehrinin kavuştuğu ve bir
olup aktığı güzel coğrafya…
Sırbistan Köyleri ve
Belgrad
Yazı ve Fotoğraflar
Resmiye Dinlenmez
Ebruli Turizm
98
26-30 Ekim tarihleri arasında, Pandemi Dağlar meşe, çam
sürecinin ilk yurt dışı seyahatini Sırbistan’a türü ağaçlarla kaplı.
yaptık. Vize uygulaması olmaması, uçuş Sonbaharda sarı kırmızı
sayısı ve saatlerinin uygun olmasının yanı sıra yeşil ve kahverenginin
ülkede fiyatların makul olduğu bilgisi tercih olağanüstü renkleriyle
sebebi oldu. Bizde detaylı bir Belgrad ve Sırp muhteşem görüntüler
köyleri gezisi yapalım diye düşündük. sunuyor.
Sırbistan, 7,5 milyon civarında nüfusuyla en
kalabalık Balkan ülkesi konumunda. Nüfusun
büyük bölümünü Sırpların oluşturduğu ülkede,
Müslüman nüfus daha ziyade Sırbistan’ın
güneydoğusunda, Sancak ve Preşevo
bölgelerinde yaşıyor. 77 bin 474 kilometrekarelik
yüzölçümüne sahip Sırbistan’ın resmi dili Sırpça.
En kalabalık Balkan ülkesi olmasına bakmayın
yüzölçümüne göre Belgrad dışındaki nüfus
yoğunluğu oldukça düşük. Bildiğimiz anlamda
köy yerleşimleri çok az kalmış. Turistik köyler
oluşturulmuş ve turizmin hizmetine açılmış….
Sırbistan, kuzeyde Macaristan, batıda Hırvatistan,
Bosna Hersek ve Karadağ, güneyde Makedonya
ve Kosova, doğuda Romanya ve Bulgaristan ile
komşu. Denize kıyısı olmayan Sırbistan’da karasal
iklim hakim ve bol yağış alıyor. Dağlar meşe, çam
türü ağaçlarla kaplı. Sonbaharda sarı kırmızı
yeşil ve kahverenginin olağanüstü renkleriyle
muhteşem görüntüler sunuyor.
Bu görüntüler hepimize çok iyi geldi ve hiç
yorgunluk hissetmediğimiz gezilerden birini
yaptık. Avrupa’lı atmosferine rağmen bizden de
esintiler taşıyan bu ülke pek çok siyasi karışıklığa
rağmen sakin ve huzurlu görünüyor.
Gelişmekte olan ülkeler arasında bulunan
Sırbistan’da kişi başına düşen milli gelir yaklaşık
6 bin 500 dolar. İşsizlik oranının yüzde 14
seviyesinde olduğu ülkenin dış ticaret hacminin
35 milyar dolar düzeyinde olduğu yazıyor
kaynaklarda.
Sırpça, çoğu Balkan ülkeleri ile ortak olan pek çok
harf ve kelime barındırıyor. Sırpların önemli bir
çoğunluğu Sırpça yanında Boşnakça’yı öğreniyor
ve konuşuyor. Balkan ülkeleri halklarının
önemli bir kısmi tüm Balkan dillerini anlayıp
konuşabiliyorlar demek daha doğru olur.
Gelişmekte olan ülkeler arasında bulunan
Sırbistan’da kişi başına düşen milli gelir yaklaşık
99
GEZİ
100