The words you are searching are inside this book. To get more targeted content, please make full-text search by clicking here.

Horeca sektörü en etkili iletişim araçları

Discover the best professional documents and content resources in AnyFlip Document Base.
Search
Published by Horeca Mailing Gazete, 2026-02-02 02:21:12

Horeca Mailing Gazete Aralık - Ocak

Horeca sektörü en etkili iletişim araçları

Sektörel Haber ve Ticari İletişim Gazetesi www.horecamailing.com Sayı / Issue 24 Aralık-Ocak / December-January 2026Sunset’te Lezzet,Disiplinle Şekilleniyorsayfa 10Marios TsourisExecutive Chef3MICHELIN Rehberi Türkiye, 2026 restoran seçkisini açıkladı ve ülkenin gastronomi haritasında önemli bir genişlemeye imza atıldı. Bu yılki seçki, Kapadokya’dan ilk kez listeye giren restoranlar dahil olmak üzere toplam 54 yeni restoranı içeriyor.ÖDÜL MICHELIN Rehberi Türkiye AçıklandıMutfak Dostları Derneği’nin başarılı kişi ve kuruluşları destekleyerek gastronomi alanındaki çıtayı yükseltmeyi hedefleyen Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri, on iki ana kategori ve iki özel ödül ile sahiplerini buldu.Altın Kaşık Ödülleri Sahiplerini Buldu12ÖDÜLCulinary Forum, gastronomiyi yalnızca mutfakla sınırlamayan; eğitimi, akademiyi ve sektörü aynı zeminde buluşturan güçlü bir platform olarak yoluna devam ediyor. Kurucu ortaklar Murat Aslan, Selcan Karaburun ve Adem Armaniçin Culinary Forum, bir etkinlikten öte; gastronomi dünyasında kalıcı etkileşimler yaratan, yaşayan bir ekosistem.Bu yıl forum, Xchange çatısı altında şekillenen güçlü konu başlıkları, nitelikli oturumlar ve alanında iddialı isimlerle Horeca’ya yaklaşımımız satıştan ibaret değil. Eğitim, ürün adaptasyonu ve uzun vadeli iş birlikleriyle ilerliyoruz. Profesyonel mutfaklarda güven, en az lezzet kadar önemli.Mutfağın Yeni Normali:Bitkisel GıdalarGIDA12Metro Türkiye, değişen müşteri ihtiyaç ve beklentilerini sürekli analiz ederek ürün çeşitliliğini geliştirmeye devam ediyor. İşte bu anlayışla mutfaklara sihirli bir dokunuş katacak yepyeni bir lezzet daha Vegan peynirlerin yanı sıra İthal peynir çeşitleri ile de dikkat çekiyor.\"Profesyonel MutfaklarınTasarım Partneriyiz\"SUNUMBizi rakiplerimizden ayıran en önemli özellik, geleneksel zanaatkârlığı en ileri dijital teknolojiyle harmanlamamızdır.13Horeca'da Hijyen BirÜründen İbaret Değil!HİJYEN15Hayat Kimya ev dışı kanal olarak hedefimiz; kullanım konforunu arttırmak ve işletmelerin sarfiyat miktarlarını düşürerek karlılıklarını yükseltmek. yaptım. Ardından uzun yıllar Ankara, Bodrum ve İstanbul’da farklı markalar ile yatırım ve işletmecilik hayatıma devam ettim. Karaf, Topaz, Niş, Jamie’s Italian ve Frankie Istanbul gibi markaların kuruculuğunu ve yöneticiliğini üstlendim. Şu anda KDM Global Gastronomy & Hospitality Consultancy isimli kurucusu olduğum bir danışmanlık şirketim bulunuyor. Aynı zamanda Doğuş Hospitality & Retail'de Yönetim Kurulu Başkan Danışmanı olarak görev yapıyorum. TGA Gastronomiden Sorumlu Danışma Kurulu Üyesi ve TAMF Gastronomiden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesiyim. devamı sayfa 7Öncelikle TURYİD Başkanlığına uzanan yolculuğunuzu ve sizi bu noktaya taşıyan süreci bizimle paylaşır mısınız? 2011 yılından bu yana Turizm Restoran Yatırımcı Gastronomi İşletmeleri Derneği'nin (TURYİD) Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürütüyorum, 2005-2010 arasında ise TURYİD Başkan Yardımcılığı görevi yaptım. İngiltere’de Otel ve Yiyecek-İçecek İşletmeciliği (University Of Surrey 1988-1991) eğitimi aldım. 30 yılı aşkın süredir aktif olarak sektörün içerisinde yer alıyorum. Bodrum Yalıkavak’ta otel işletmeciliği ve restoran yatırımcılığı ile profesyonel hayata başladım. Aynı yıllarda Bodrum Gümüşlük’te restoran yatırımları ve işletmecilikleri Yeme-İçme Sektöründe İstihdam ve Sürdürülebilirlik Odaklı Yeni Bir Dönem BaşlıyorGastroekonomininKurumsal Temsilcisi: TURYİDKaya Demirer TURYİD Yönetim Kurulu BaşkanıCF “Xchange” Temasıyla4. Kez Antalya’da GerçekleşecekMetro Chef’ten Ekşi Kremagastronomi dünyasının gündemini belirleyen bir sahneye dönüşüyor. Culinary Forum 2026, 17–18 Şubat 2026 tarihlerinde, bu yıl da Antalya Nirvana Cosmopolitan Hotel ev sahipliğinde gastronomi dünyasını bir araya getirmeye hazırlanıyor. Gastronominin bugününü değerlendiren, yarınını ise birlikte şekillendirmeyi hedefleyen forum; bilgi, deneyim ve gelecek vizyonunun ortak zemini olma iddiasını sürdürüyor.www.culinaryforum.orghayat buldu: Metro Chef Ekşi Krema! Rusya'dan Avrupa'ya ve Amerika'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada, smetena, sour cream isimleriyle de bilinen bu özel ürüne artık Metro Türkiye güvencesiyle kolayca ulaşabilirsiniz!%25 süt yağı içeren bu fermente krema, pürüzsüz ve kremsi dokusu sayesinde pek çok tarifte kullanılabiliyor. İster ana yemeklerde, ister başlangıçlarda ya da tatlılarda kullanılsın, yemeklere kıvam veriyor, ferah ve dengeli bir lezzet katıyor. Fırında patates, nachos veya cipsin yanında nefis bir eşlikçi oluyor, kek, cheesecake gibi tatlılarda ise hafif ekşimsi aromasıyla öne çıkıyor. 900 gramlık kapaklı ambalajıyla açıldıktan sonra kolayca saklanabilme özelliğiyle de mutfağınızdaki en büyük yardımcılarınızdan biri olacak Metro Chef Ekşi Krema, tüm Metro mağazalarında sizleri bekliyor. www.metro-tr.com


Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026EditördenKünye2Değerli Okuyucularımız,Horeca Mailing Gazete’nin 24. sayısıyla ve aynı zamanda 5. yaşımızı kutladığımız bu özel sayıyla karşınızdayız. Aralık–Ocak sayımız, yalnızca yeni bir yılı karşılamanın değil; geride kalan beş yılın birikimini, sektörle birlikte kat edilen yolu ve geleceğe dair güçlü beklentileri de içinde barındırıyor.Beş yıl önce yola çıkarken amacımız netti: Horeca sektörünün nabzını tutan, karar vericiler için güvenilir bir referans noktası olmak. Bugün geldiğimiz noktada; otel yöneticilerinden restoran yatırımcılarına, şeflerden tedarik zinciri profesyonellerine kadar geniş bir ekosistemin ortak dilinde buluşan bir yayın olmanın gururunu yaşıyoruz.Bu özel sayımızda da sektöre yön veren isimlerle bir araya geldik. Kapak röportajımızda TÜRYİD Başkanı Kaya Demirer ile, yeme-içme sektörünün mevcut dinamiklerini, sektörün karşı karşıya olduğu yapısal dönüşümü ve önümüzdeki döneme dair beklentileri ele aldık. Şef röportajımızda Sunset Grill & Bar Executive Chef’i Marios Tsouris, global mutfak deneyimini İstanbul’un gastronomi sahnesiyle buluşturan yaklaşımını paylaştı.Fomilk Gıda Genel Müdürü Cem Telvi ile gıda tarafında kalite, süreklilik ve operasyonel güvenin önemini; Makpa Genel Müdürü M. Ali Sözmen ile profesyonel mutfaklarda teknolojinin ve doğru ekipman yatırımlarının işletmelere sağladığı katma değeri konuştuk. Tulu Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kılınç, sofranın estetik ve fonksiyonel tarafına dair dönüşümü aktarırken; Hayat Kimya EDT Global Pazarlama Müdürü Pelin Özbilgin, ev dışı tüketim kanalına yönelik ürün stratejilerini ve global bakış açılarını paylaştı. USLA Akademi Genel Müdürü Çiğdem Alagök ise sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırmanın bugün her zamankinden daha kritik olduğuna dikkat çekti.Aralık–Ocak dönemi, Horeca sektörü için yalnızca bir yıl kapanışı değil; aynı zamanda yeni hedeflerin, yeni yatırımların ve uzun vadeli planların masaya yatırıldığı bir zaman dilimi. Bu sayımızda yer alan röportajlar ve özel içerikler de tam olarak bu geçiş anına ayna tutuyor. Dijitalleşmeden operasyonel verimliliğe, marka yönetiminden insan kaynağına kadar sektörün önümüzdeki dönemde odaklanacağı başlıklar netleşiyor.Horeca Mailing olarak, beş yıldır olduğu gibi bundan sonra da sektörün sesi olmaya, doğru bilgiyi doğru zamanda paylaşmaya ve bu büyük ekosistemi aynı sayfalarda buluşturmaya devam edeceğiz. Bu yolculukta bizlerle birlikte olan tüm okurlarımıza, paydaşlarımıza ve katkı sunan herkese teşekkür ederiz.Yeni yılın; sektörümüze, işletmelerinize ve tüm paydaşlarımıza sağlık, istikrar ve sürdürülebilir başarı getirmesini diliyoruz.Keyifli okumalar.Sedef ÖztürkEditö[email protected]ın Türü:Sektörel Haber Gazetesiİmtiyaz Sahibi:Logos Yayıncılık A.Ş. Sorumlu Müdür:Süleyman [email protected]ör:Sedef Öztü[email protected]ım Uygulama:Erdem Alper [email protected] ve Reklam:İgal [email protected] Yayınlama:[email protected]önetim Yeri:İkitelli OSB Mah. İpkas Sitesi3. Etap C Blok No: 1734490 Başakşehir - İstanbulİletişim:0212 549 00 88www.horecamailing.comBasım ve Dağıtım Koordinasyon:Postkom A.Ş.İkitelli OSB Mah. İpkas Sanayi Sitesi 3. Etap C Blok No: 18 Başakşehir - İstanbul ISSN: 2717-6681Horeca Mailing Gazete ve ekleriLogos Yayıncılık A.Ş. tarafındanyayınlanmıştır. Bu yayında yer alanyazı ve fotoğrafların tüm haklarıkredi sahiplerine veyaLogos Yayıncılık A.Ş.’ye aittir.İzinsiz alıntı yapılamaz.İlanların ve haberlerin sorumluluğusahiplerine aittir.Horeca Mailing Gazete, oteller,restoranlar, kafeler, pastane ve fırınlar, catering firmaları, özel hastane veokullar, toptancı ve marketler gibiHoreca sektörü işletmelerineücretsiz olarak gönderilen bir sektörel haber ve ticari iletişim gazetesidir.Sektörel Haber ve Ticari İletişim GazetesiHorecamailingazete Horeca-mailing-gazeteSayı / Issue 24 - Aralık-Ocak / December-January 20265 Yıldır Aynı Yolda, Aynı Tutkuylawww.horecamailing.com Horecamailingazete Horeca-mailing-gazeteDünyanın önde gelen konaklama grubu Accor, Türkiye’deki uzun vadeli büyüme stratejisi doğrultusunda Türkiye’deki 2025 büyüme performansını ve gelecek hedeflerini açıkladı. Türkiye’de lüksten ekonomiye kadar birçok farklı segmentte 15 şehirde, 15 marka, 82 otel ve 17 bin 158 oda ile hizmet veren Accor, yılın ilk yarısında 6, ikinci yarısında 6 olmak üzere toplam 12 yeni otel imzası ile 2025’i kapattı. 2026 yılı için, yeni imzalanacak proje sayısını 2025'e göre %25’ten fazla artırmayı hedefleyen Accor Türkiye’nin, 2030 hedefi ise otel sayısını 100’e ulaştırmak. Accor Türkiye Premium, Orta Ölçekli & Ekonomi Markaları Operasyon Başkan Yardımcısı Sinan Köseoğlu grubun Türkiye’deki büyüme performansını, gelecek hedeflerini ve sürdürülebilirlik yatırımlarının yanı sıra grubun sosyal fayda yaklaşımı paylaştı. “Yılı 12 yeni otel imzası ile kapattık”Accor’un 110'dan fazla ülkede Accor Türkiye'nin Hedefi 100 Otel5.700’ün üzerinde otelinin bulunduğunun altını çizen Köseoğlu, grubun Türkiye’de şu anda 15 markada toplam 82 oteli ile 15 şehirde toplam 17 bin 158 oda ile oldukça geniş bir alanda hizmet sunduklarını söyledi. Grubun 2030 otel sayısı hedefinin de 100 olduğunu belirten Köseoğlu, Accor’un 2025 yılında Türkiye’de nasıl bir büyüme ivmesi çizdiğini şu sözlerle açıkladı: “2025 yılını 12 yeni otel imzası ile kapattık. 2025 yılında yakaladığımız büyüme ivmesini 2026 yılında da istikrarlı bir şekilde korumak adına fırsatları değerlendireceğiz.2026 yılı için büyümede, yani yeni imzalanacak proje sayısında 2025'e göre %25’in üzerinde artış hedeflerken, Accor deneyimini Türkiye’nin birçok şehrinde yaşatmak adına bulunmadığımız şehirleri de merceğimiz altına alacağız. Bugün 15 şehirdeki varlığımızı çok daha büyütmek adına Türkiye’deki otel ve hizmet ağımızı genişleteceğiz” dedi. group.accor.com


Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026 Horecamailingazete Horeca-mailing-gazete www.horecamailing.com 3MICHELIN Rehberi, Türkiye için2026 Restoran Seçkisini AçıkladıMICHELIN Rehberi Türkiye, 2026 restoran seçkisini açıkladı ve ülkenin gastronomi haritasında önemli bir genişlemeye imza atıldı.MICHELIN Rehberi, Türkiye için 2026 restoran seçkisini açıklamaktan memnuniyet duyuyor. Bu yılki seçki, Kapadokya’dan ilk kez listeye giren restoranlar dahil olmak üzere toplam 54 yeni restoranı içeriyor. Gelenek, misafirperverlik ve teruar konusundaki derin kökleriyle Kapadokya, müfettişler üzerinde güçlü bir izlenim bıraktı. İstanbul, İzmir, Muğla ve artık Kapadokya; Türk gastronomisinin çeşitliliğini ve kimliğini yansıtan 25’ten fazla mutfak tarzıyla zengin bir mozaik sunuyor.Ayrıca, önümüzdeki yıldan itibaren MICHELIN Rehberi’nin ilk kez tüm Türkiye’yi kapsayan bir seçki sunacağı ve ülkenin ilk ulusal seçkisini oluşturacağı duyuruldu. Daha fazla bilgi önümüzdeki günlerde paylaşılacak.MICHELIN Rehberi Uluslararası Direktörü Gwendal Poullennec:“Bu yeni seçki, Türkiye’nin gastronomi kimliğinin gücünü ve olgunluğunu ortaya koyuyor. İstanbul, İzmir, Muğla ve artık Kapadokya’da müfettişlerimiz; geleneğe bağlı kalırken yaratıcılığı cesurca benimseyen, teruar çalışmalarının merkezine yerleştiren ve daha sorumlu pişirme yöntemlerine kendini adayan şefleri belirledi. Ülke genelinde karşılaştığımız çeşitlilik, yetenek ve samimiyet; derinliği ve özgüveni giderek artan bir gastronomi sahnesinin varlığını doğruluyor” dedi.www.guide.michelin.com/tr/tr/selection/turkey/restaurantsHızlı Soğutma ve Geleceğin TeknolojisiOperasyon sırasında kaçınılmaz olan sık kapı açılışları ise içerideki ısı dengesini bozan bir diğer faktördür. Kayıkçı Klima cihazları, \"Rapid PullDown\" (Hızlı Soğutma) yeteneği sayesinde içeri giren sıcak havayı hızla tolere ederek ürünlerin şoklanmadan ideal ısıda kalmasını garanti ediyor. Sektöre sadece cihaz değil, bir vizyon sunduklarını belirten firma, ATP standartlarını bir tercih değil, zorunluluk olarak görüyor. Geleceğin teknolojisi olan doğa dostu E-Serisi sistemler ile karbon emisyonlarını azaltmayı da görev edinen Kayıkçı Klima, \"Sektörü takip etmiyoruz, yön veriyoruz\" mottosuyla Türkiye’nin gıda güvenliği zinciri kalitesinin yükselmesine geniş ürün gamıyla ve servis ağıyla öncülük etmeyi sürdürüyor.www.kayikciklima.comGıda Güvenliği için Lojistikte Kesintisiz Soğuk Zincir RehberiTürkiye genelinde son dönemde artış gösteren gıda kaynaklı sağlık sorunları, gıda güvenliğinin sadece üretim aşamasında değil, üretimden sofraya uzanan lojistik yolculuğunda da ne denli hassas bir dengeye sahip olduğunu acı bir şekilde hatırlattı. Gözler tedarik zincirindeki lojistik süreçlere çevrilirken, sektörün yarım asırlık çınarı Kayıkçı Klima, yaşanan krizin çözümünde teknoloji kadar doğru operasyonun da hayati olduğunu vurguluyor. Kayıkçı KlimaCEO’su Yavuz Kayıkçıoğlu’nun \"Bir zincir, en zayıf halkası kadar güçlüdür\" tespiti, sürecin ciddiyetini özetliyor.Teknoloji Tek Başına Yeterli Değil: İnsan Faktörü ve Kritik HatalarEn ileri teknolojiye sahip soğutuculara sahip olmak, ne yazık ki gıda güvenliğinin garanti altına alındığı anlamına gelmiyor. Soğuk zinciri kıran unsurların büyük çoğunluğu üretim, yükleme ve taşıma süreçlerindeki insan hatalarından kaynaklanıyor. Kayıkçıoğlu, sektörde sıkça yapılan ve zinciri henüz yolculuk başlamadan koparan hataları şöyle sıralıyor: Araç kasasına ön soğutma yapılmadan sıcak yükleme yapılması, hassas ürünlerin transfer koridorlarında bekletilmesi ve -18°C donuk ürünle +4°C taze ürünün aynı alanda (karma) taşınması. Ayrıca hava sirkülasyonunu engelleyen yanlış istifleme ve düzenli kalibrasyonu yapılmayan sensörler, riski görünmez hale getirerek halk sağlığını doğrudan tehdit ediyor.Mola Yerlerinde Kesintisiz Koruma: \"Standby\" ÇözümüLojistik operasyonların en savunmasız anı ise mola süreçleridir. Sektörde yaygın olan \"motor durunca soğutma durur\" algısı, gıda bozulmalarının ana nedenlerinden biridir. Kayıkçı Klima, bu soruna geliştirdiği \"Standby\" (Elektrikli Bekleme) teknolojisiyle yanıt veriyor. İster motordan tahrikli ister %100 elektrikli olsun, firmanın ürettiği üniteler araç park halindeyken 380V/220V elektriğe bağlanarak kesintisiz soğutma sağlıyor. Bu özellik, şoförler mola verdiğinde gıda güvenliğinden ödün verilmesini önlerken, aynı zamanda ciddi oranda yakıt tasarrufu sağlayarak işletme maliyetlerini düşürüyor.Turizmin Küresel BuluşmasıEMITT 2026 IFM'deHMG Özel HaberICA Events, turizm sektörünün en güçlü buluşmalarından biri olan 29. EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarını düzenliyor. 5–7 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek fuar, yeni destinasyonları ve en güncel turizm trendlerini sektör profesyonelleriyle buluşturacak. Uluslararası katılımcı ve ziyaretçi oranının yüksekliği, sunduğu güçlü B2B iş ortamı ve yarattığı ticari hacimle turizm sektörüne yön veren EMITT’in önemine dikkat çeken EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin, şunları söyledi: “EMITT’in 29 yıllık köklü geçmişini bu yıl stratejik bir adımlarla İstanbul Fuar Merkezi’ne taşıyoruz. Amacımız sadece bir mekan değişikliği değil; sektör profesyonellerine çok daha erişilebilir, merkezi ve verimli bir ticaret platformu sunmak. Geçtiğimiz yıl katılımcı başına ortalama 734 bin Euro, toplamda ise 482 milyon Euro’nun üzerinde iş hacmi yaratarak rüştümüzü ispatladık. 2026’da hedefimiz, nicelikten ziyade 'nitelikli bağlantıya' odaklanarak, her katılımcının somut iş anlaşmalarıyla döneceği bir ekosistem yaratmak”.www.emittistanbul.comSofra/Compass Group Türkiye, geleneksel Culinary Cup yarışmasının 11'inci yılında anlam dolu bir etkinliğe imza attı. \"Farkındalık Sofrası\" temasıyla düzenlenen bu yılki yarışma, Türkiye'nin beş farklı bölgesinden gelen yetenekli şeflerin yaratıcılığına ve bilinçli mutfak anlayışına sahne oldu. Gastronometro'da gerçekleşen büyük finalde, Asya, Avrupa, Ankara, Bursa ve İzmir bölge birincileri benzersiz bir mücadeleye imza attı. Yarışmacılar, 90 dakikalık zorlu süreçte başlangıç, ana yemek ve tatlıdan oluşan üç tabaklık menülerini hazırladılar. Influencer ve Yemek Programcısı Münhan Çınar, dünyada en genç Michelin ödülünü almış Şef Ulaş Durmaz, Şef Ferhat Bora, Hodan Kurucusu ve Şefi Çiğdem Seferoğlu, Influencer ve Sunucu Cenk Doğar, Gastronometro Ürün Geliştirme Şefi Gökhan Sehlikoğlu ve Gastronometro Eğitmen Yönetici Şefi Murat Özipek'ten oluşan seçkin jüri, şeflerin yaratıcılığını, teknik becerilerini ve farkındalık odaklı yaklaşımlarını titizlikle değerlendirdi.Bu yılki Culinary Cup, sadece teknik beceri ve lezzet yarışının ötesine geçerek, şeflere bilinçli mutfak anlayışını yansıtma fırsatı sundu. \"Farkındalık Sofrası\" konsepti kapsamında, gıda alerjenlerine duyarlılık, bilinçli malzeme seçimi ve toplumsal sorumluluk yarışmanın merkezinde yer aldı. Yarışmacılar, sadece damak zevkine hitap eden değil, aynı zamanda sağlık ve sürdürülebilirlik açısından sorumlu bir yaklaşım sergileyen menüler hazırlayarak, Sofra/Compass Group Türkiye'nin kurumsal vizyonuna nasıl bir zenginlik kattıklarını gösterdi.Bursa Bölge'den 19 yaşındaki Şef Dorukhan Teker'in büyük zaferiyle sonuçlanan Culinary Cup 2025, genç yeteneklerin Türkiye'nin mutfak sahnesindeki gücünü bir kez daha kanıtladı. Yarışmanın en genç aşçısı olan Teker, \"Keşiş Dağı\", \"Kıtır Kökler Eşliğinde Gurme Et\" ve \"Çöven Bulutunda Armut Tatlısı\"ndan oluşan etkileyici menüsüyle jüriyi büyüledi.www.sofragrup.comCulinary Cup 2025'te Zafer,Dorukhan Teker’in Oldu


4 www.horecamailing.com Horecamailingazete Horeca-mailing-gazete Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026USLA, Türkiye’de gastronomi ve servis eğitimleri denince ilk akla gelen kurumlardan biri. Kurumun kuruluş amacı, bugün geldiği nokta ve eğitim verdiği alanları kısaca anlatabilir misiniz? Sizin USLA ile yolunuz nasıl kesişti?USLA, Türkiye’de gastronomi ve servis eğitimleri denince ilk akla gelen kurumlardan biri. Bugün geldiğimiz noktada USLA; profesyonel aşçılık, pastacılık ve ekmekçilik, çikolata yapımı, servis ve ağırlama, bar miksoloji, barista eğitimleri ile workshop ve atölye programlarını kapsayan 360 derecede güçlü bir eğitim ekosistemi sunuyor. Eğitimlerin tamamı, sektörde aktif olarak çalışan eğitmenler eşliğinde, uygulama odaklı bir anlayışla yürütülüyor.USLA ile yolum da tam olarak bu vizyonla kesişti. Eğitim kalitesini sürekli yukarı taşıyan, uluslararası standartları ve çağın gerekliliklerini merkeze alan bir anlayışla çalışıyoruz. USLA bugün, yalnızca bir eğitim kurumu değil; Türk gastronomisinin gelişimine katkı sağlayan güçlü bir platform.USLA yalnızca mutfak eğitimi değil; servis, pastacılık ve yönetim tarafında da profesyonel eğitim programları sunuyor. Horeca sektörünün bugün en çok ihtiyaç duyduğu yetkinlikler sizce neler ve USLA bu ihtiyaçlara nasıl karşılık veriyor.HORECA sektöründe bugün en çok ihtiyaç duyulan yetkinlikler; uygulamalı servis becerisi, müşteri odaklı iletişim, hijyen & gıda güvenliği bilgisi, barista/barmenlik gibi teknik ustalıklar ve yönetim/organizasyon yetenekleridir. Özellikle farklı müşteri profillerine hitap edebilme, servis kalitesini sürekli yüksek tutabilme ve dijital araçları etkin kullanabilmek de artık kritik hale geliyor. Eğitim kalitesinin artması, hem işletmelerin rekabet gücünü yükseltiyor hem de nitelikli insan kaynağı açığını kapatıyor. USLA bu ihtiyaçlara pratik ağırlıklı, sektör gerçeklerine uygun programlarla yanıt veriyor; mutfak, servis, bar ve pastacılık gibi temel alanlarda profesyonel eğitim sunarak mezunları hem teknik hem de müşteri deneyimi konusunda hazır hale getiriyor. Böylece sektörde aranan yetkinliklere doğrudan karşılık veriyor ve mezunların iş hayatına güçlü bir başlangıç yapmasını sağlıyor. Sunduğunuz MEB sertifikalı eğitimler ile akademi–sektör iş birlikleriniz, öğrencilerin mesleğe daha hazır başlaması açısından çok önemli. USLA’nın oteller, restoranlar ve markalarla yürüttüğü iş birlikleri hangi alanlarda yoğunlaşıyor?USLA’nın oteller, restoranlar ve markalarla yürüttüğü iş birlikleri genellikle eğitim-staj entegrasyonu ve uygulama fırsatları üzerine odaklanıyor. Ayrıca USLA, bazı partner markalarla ekipman, teknoloji ve uygulama alanları konusunda birlikte çalışarak eğitim kalitesini ve sektörel bağlantıları güçlendiriyor. Bu tür iş birlikleri, öğrencilerin gerçek otel/restoran ortamlarında deneyim edinmesini ve profesyonel ağlarını genişletmesini sağlıyor. Günümüzde gençlerin gastronomiye ilgisi artarken, mesleğin zorlukları da daha görünür hâle geldi. USLA’ya başvuran gençlerde nasıl bir motivasyon görüyorsunuz?USLA’da eğitim alan gençlere nasıl bir kariyer fırsatı hazırlanıyor?USLA’ya başvuran gençlerde gastronomiye dair güçlü bir tutku kadar, mesleği bilinçli şekilde öğrenme isteğini de net olarak görüyorum. Artık sadece “şef olmak” değil; bu işin disiplinini, temposunu ve sorumluluğunu gerçekten anlamak istiyorlar. USLA’da eğitim alan gençler, uygulama ağırlıklı programlar, sektörle iç içe staj ve iş birlikleri sayesinde mezun olduklarında mutfak, servis, pastacılık ya da yönetim tarafında mesleğe tam ve hazır başlıyor. Böylece kariyerlerine sağlam, gerçekçi ve sürdürülebilir bir temel atmış oluyorlar.Önümüzdeki döneme baktığınızda USLA’nın eğitim vizyonunda ve projelerinde hangi başlıklar öne çıkıyor? Yeni programlar, uluslararası açılımlar veya sektöre yönelik farklı çalışmalar gündemde mi?Önümüzdeki dönemde USLA’nın eğitim vizyonunda, sektördeki ihtiyaçlara doğrudan yanıt veren uzmanlaşma programları öne çıkıyor. Deniz ürünleri uzmanlaşma eğitimi, sürdürülebilirlik, ürün bilgisi ve ileri pişirme tekniklerini merkeze alan yapısıyla bu vizyonun önemli başlıklarından biri. Bunun yanında Modüler Türk Mutfağı eğitimi, geleneksel mutfağımızı doğru teknikler ve çağdaş yaklaşımlarla aktarmayı hedefliyor. Uluslararası iş birlikleri, yeni uzmanlık modülleri ve sektöre özel projelerle öğrencilerimizi hem yerel hem de global ölçekte güçlü ve sürdürülebilir kariyerlere hazırlamayı amaçlıyoruz.USLA’nın, alanında tanınmış Shunichi Horikoshi ve Yunus Emre Akkor gibi şeflerle yaptığı workshop programları oldukça dikkat çekiyor. Bu tür iş birlikleri ve özel eğitimlerin, öğrencilerin mesleki donanımına ve sektöre daha hazır başlamalarına nasıl bir katkı sağladığını düşünüyorsunuz?Sektör içinden olan iş birlikleri çalışmalarımız, USLA’nın eğitim yaklaşımının en önemli parçalarından biri. Shunichi Horikoshi ve Yunus Emre Akkor gibi kendi alanlarında otorite kabul edilen şeflerle gerçekleştirilen workshop’lar, öğrencilerimizin yalnızca teknik bilgi edinmesini değil, mutfak kültürünü, disiplinini ve mesleğin felsefesini de doğrudan kaynağından öğrenmesini sağlıyor. Bu deneyimler, öğrencilerin farklı mutfak ekollerini tanımasına, detaylara verilen önemi kavramasına ve uluslararası standartlarla çalışmaya erken aşamada adapte olmasına katkı sunuyor. Aynı zamanda gerçek sektör dinamiklerini birebir gözlemleyen öğrenciler, mezun olduklarında mutfağa daha özgüvenli ve hazır bir şekilde adım atıyor.Sosyal medyada ve basında USLA mezunlarının başarı hikâyeleri de sıkça yer alıyor. Mezunlarınızın sektördeki bu görünürlüğü kurum için ne ifade ediyor? Bu başarıların yeni öğrencilere ve işletmelere nasıl bir mesaj verdiğini düşünüyorsunuz?USLA mezunlarının sosyal medyada ve basında yer alan başarı hikâyeleri ise bizim için yalnızca bir gurur kaynağı değil, aynı zamanda eğitim modelimizin sahadaki karşılığının somut bir göstergesi. Mezunlarımızın saygın restoranlarda, otellerde ve girişimlerde üstlendikleri roller, USLA’nın sektöre nitelikli ve donanımlı profesyoneller kazandırdığını ortaya koyuyor. Bu görünürlük, yeni öğrenciler için “doğru okul, doğru yol” mesajını verirken; işletmelere de USLA mezunlarının disiplinli, yaratıcı ve güvenilir ekip arkadaşları olduklarını net bir şekilde anlatıyor. Bizim için mezun başarısı, kurumun başarısıyla birebir örtüşen en güçlü referanslardan.www.usla.com.trBeyaz Fırın’ın beşinci nesil temsilcisi Nathalie Stoyanof Suda, yıllar içinde biriktirdiği tarifleri ve mutfak deneyimlerini bir araya getirdiği yeni kitabı “Nathalie’den Yaşanmış Tarifler” ile okurlarla buluşuyor. Hem aile mutfağında yetişmiş hem de profesyonel eğitim almış olanNathalie Stoyanof Suda, bu kitabı çocukluğundan bugüne taşıdığı tatların, aile yadigârı reçetelerin, profesyonel pastacılık bilgisinin, Beyaz Fırın’ın ve evinin mutfağındaki deneyimlerinin iç içe geçtiği tariflerden oluşan özel bir seçki olarak tanımlıyor.Nathalie’den Yaşanmış Tarifler, adını mutfakta yıllar içinde oluşan gerçek deneyimlerden alıyor. Yazar, kitabı yalnızca bir gastronomi profesyoneli olarak değil; aynı zamanda bir anne ve eş olarak, sofrayı bir ifade biçimi ve bir paylaşım alanı olarak gören kimliği ile de kurgulamış. Ona göre iyi bir yemek yalnızca lezzetiyle değil; anlattığı hikâyeyle, hatırlattıklarıyla ve insanları bir araya getirme gücüyle değer kazanıyor.Her tarif, defalarca denenmiş, ölçülmüş, pişirilmiş; kimi zaman aile sofrasında, kimi zaman profesyonel mutfakta sınanmış “yaşanmış” reçetelerden oluşuyor. Nathalie’den Yaşanmış Tarifler, okuyucusunu yalnızca yeni tatlarla değil; aynı zamanda paylaşmanın, sofrayı büyütmenin ve yemek pişirmenin duyusal hafızasıyla buluşturuyor.Kitap, Beyaz Fırın mağazalarında, Beyaz Fırın web sitesinde ve seçkin kitabevlerinde satışta.“Nathalie’den Yaşanmış Tarifler” Kitabı Okurlarla BuluşuyorEğitimden Mutfağa, Servisten Yönetime: USLA ModeliHMG RöportajÇiğdem Alagök Genel MüdürHMG Kitap Tanıtımınathalie_sudaGerçekten besleniyor muyuz yoksa karnımızı doyurup anlık dopamin salgılatan yiyeceklerle zihnimizi mi oyalıyoruz? Modern hayat, bize sunduğu nimetlerin yanında, hayatlarımızın hızlanmasına, yediklerimize daha az özen göstermemize ve yıllar içinde daha yapay besinler tüketmemize neden oldu. Yapaylaşmanın hızlandığı son yıllarda bu durum kendi anti-tezini de beraberinde getirdi: Sağlıklı ve Sürdürülebilir Beslenme.Hızla büyümeye devam eden bu trend sayesinde doğal ürünlerden üretilmiş çeşitli lezzetler de hayatımıza girmiş oldu. Artık içerisinde onlarca katkı maddesi bulunan yiyeceklerin yerine koyabileceğimiz çok başarılı alternatiflerimiz giderek çoğalıyor. Bu noktada RawShots, coğrafyamızın bize sunduğu besin değeri yüksek ve bolca fayda içeren ürünleri doğal yöntemlerle lezzetlendirerek günlük hayatımıza entegre etmek istiyor.Ürün grupları arasında doğal ezme ve krema çeşitleri, glutensiz yulaf ezmesi ve granolalar, atıştırmalıklar ve kavrulmuş çekirdek kahve çeşitleri bulunuyor. Tüm ürünlerin üretim süreçlerinde, antioksidan özelliklerin ve besin değerlerinin korunması birinci öncelik.RawShots’a göre coğrafi işaretli yemişlerimizin yüksek antioksidan özelliklerinden günlük hayatımızda yeterince faydalanamıyoruz. Bu bazen yanlış depolama ve üretim süreçleri sebebiyle oluşan mantar ve bakterilerden kaynaklanıyor, bazen de o kadar çok kavruluyor ki antioksidanlar kayboluyor. Tüketirken gerçekten beslendiğimiz ürünler üretmek için öncelikle kaliteli malzeme kullanımı, sonra bu kaliteli malzemeleri doğru şekilde ve yüksek oranda kullanmak ve bunu elde ederken gıda güvenliğinden taviz vermemek çok önemli. Minimum %72’lik yemiş oranlarından başlayarak üretilmiş krema çeşitlerinden, %100 ezme gruplarına kadar tüm ürünler, içerik kalitesi sebebiyle yalancı dopamin değil kalıcı damak tadı sunuyor.Sağlıklı yaşam bilinci büyüdükçe, evlerimizde başladığımız özenli beslenme alışkanlıklarımızı dışarda tükettiğimiz yiyeceklerde de arar olduk. Bilinçli tüketiciyi, doğal ve gerçek tatlarla buluşturan işletmelerin sayısı ise sevindirici şekilde giderek artmakta. Kahvaltı ve tatlı tariflerinizde güvenle yer verebileceğiniz krema ve ezme gruplarıyla, müşterilerinizin sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme yolculuğuna eşlik edebilirsiniz.www.rawshotstr.comDopamin Değil Damak Tadı SunuyorHMG Özel Haber


Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026 Horecamailingazete Horeca-mailing-gazete www.horecamailing.com 5Eğitimden Mutfağa, Servisten Yönetime: USLA ModeliDünyanın pek çok ülkesinde sevdiğimiz Türk kahvesi içiliyorKurukahveci Mehmet Efendi, Türk kahvesini 60’tan fazla ülkeye ulaştırıyor. Dünyanın her yerinde bu kültürü doya doya yudumlamanızı sağlıyor. www.mehmetefendi.com


6 www.horecamailing.com Horecamailingazete Horeca-mailing-gazete Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026TAŞFED İstanbul'da BuluştuArgos in Cappadocia, LHW Üyeleri ArasındaHilton, Lifestyle Otel Portföyünü BüyütüyorBulunduğu bölgenin benzersiz dokusunda unutulmaz bir deneyim sunan Argos in Cappadocia, dünyanın en prestijli otel koleksiyonlarından The Leading Hotels of the World (LHW) üyeleri arasına katıldı. Yalnızca karakteri ve kalite standartlarıyla fark yaratan otellerin kabul edildiği bu seçkin toplulukta yerini alan Argos in Cappadocia, bu adımla Türkiye’nin yerel değerlerini küresel lüks segmentinde yeniden tescilledi. Misafirlerine bölgenin ruhunu hissettiren yaşayan bir deneyim sunan otel, uluslararası Hilton (NYSE: HLT), Canopy byHilton markasını bu ay İstanbul ve İzmir’de açılacak iki yeni otelle Türkiye pazarına sunuyor. Bu giriş, yılın başında Tapestry Collection by Hilton markasının Türkiye’deki ilk açılışının ardından geliyor ve Curio Collection by Hilton’un ülkedeki istikrarlı büyümesini destekliyor.Bu lansman, Hilton’un lifestyle kategorisinin küresel ölçekte rekor bir büyüme yakaladığı bir dönemde gerçekleşiyor. Lifestyle oteller bugün turizm dünyasındaki yerini daha da güçlendirdi.Doğuş Yeme-İçme, Turizm ve Perakende Grubu portföyündeki lüks destinasyonların küresel görünürlüğü, D Maris Bay’in ardından Argos in Cappadocia’nın da The Leading Hotels of the World koleksiyonuna katılmasıyla güçlenirken; Argos in Cappadocia’nın bu seçkin toplulukta yer alması, Türkiye’nin kültürel mirasını ve yerel değerlerini küresel lüks sahnesinde temsil eden güçlü bir referans niteliği taşıyor.www.argosincappadocia.comHilton’un geliştirme aşamasındaki portföyünün beşte birini oluşturuyor ve dünya genelinde 400’ün üzerinde lifestyle otel halihazırda hizmet veriyor.Canopy by Hilton, iki tesisin açılışıyla birlikte Hilton’un Türkiye portföyüne katılan en yeni lifestyle markası olacak.www.hilton.com/trTürkiye’de yeme-içme sektörü, yükselen menü fiyatlarının düşündürdüğünün aksine tarihinin en derin ve sessiz kârlılık krizlerinden birini yaşıyor. NarPOS tarafından paylaşılan veriler, sektörde kurulan her 10 işletmeden 4’ünün henüz ilk 6 ayını dolduramadan kepenk indirdiğini gösteriyor. Bu çarpıcı tablonun arkasındaki temel neden ise artan maliyetlerin hızla erittiği kâr marjları. Sektörün kârlılık seviyesi birkaç yıl öncesine kıyasla belirgin biçimde geriledi; birçok işletmede marjlar düşük seviyelere sıkıştı. NarPOS, yeme-içme sektörünü içine düştüğü bu maliyet kıskacından kurtarmak için finans ve teknoloji dünyasını birleştiren bir strateji yürütüyor. Şirket; Halkbank ve Şekerbank gibi köklü kurumların yanı sıra fintek ekosisteminin çevik oyuncularıyla yaptığı işbirlikleriyle esnafın üzerindeki komisyon yükünü azaltarak sürdürülebilir seviyelere getiriyor. NarPOS üye işyerlerine özel uygulanan indirimler ise kârlılığın iyileşmesine katkı sağlıyor. Şirket, 2026’da NarPay adlı yeni çözümünü devreye alarak işletmelerin kârlılığı üzerindeki etkisini artırmayı planlıyor. Bu stratejinin bir diğer kritik ayağını ise restoranların dijital bağımsızlıklarını kazanması oluşturuyor. NarPOS, işletmeleri yüksek komisyonlu pazaryerlerine ve yemek kartlarına mecbur bırakmadan, kendi web siteleri ve mobil uygulamaları üzerinden doğrudan sipariş alabilecekleri teknolojik altyapıyı sunarak, maliyet kıskacının en büyük halkalarından birini devre dışı bırakıyor. NarPOS Kurucu Ortağı ve CEO’su İlyas Akça, “NarPOS sistemiyle aracılık maliyetlerini azaltarak menü fiyatlarını yüzde 10 düşürürken, esnafın kâr marjını ise yüzde 30’a kadar çıkarabiliyoruz. 2026 yılında bu maliyet kıskacını daha da hafifletmek ve esnafa nefes aldırmak için NarPay çözümümüzü hayata geçireceğiz. Sektörün kâr marjını iyileştirmeyi sürdürerek bu tablonun değişmesine katkı sağlayacağız.” dedi.www.narpos.com.trHer 10 İşletmeden 4’ü İlk 6 Ayını Dolduramadan Kepenk İndiriyor Türkiye Aşçılar ve Şefler Federasyonu (TAŞFED) tarafından düzenlenen organizasyon, dünyanın dört bir yanından şefleri, gastronomi profesyonellerini ve sektör temsilcilerini İstanbul’da buluştururken; Türk mutfağının uluslararası gastronomi sahnesindeki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi.ABD’den Fransa’ya, Güney Kore’den İtalya’ya, Azerbaycan’dan Brezilya’ya kadar 30’dan fazla ülkeden katılımcının yer aldığı organizasyonda, Türk ve dünya mutfaklarının en seçkin örnekleri sergilendi; genç şefler ve ustalar 70’in üzerinde kategoride kıyasıya mücadele etti. Uluslararası İstanbul Mutfak Günleri, yalnızca bir yarışma organizasyonu olmanın ötesinde; gastronomi, kültür, turizm ve mesleki gelişimi aynı çatı altında buluşturan çok katmanlı bir platform olarak öne çıktı.Dünya gastronomi sahnesinde mutfağın artık yalnızca lezzetle değil; kültürel kimlik, teknik disiplin, sürdürülebilirlik ve profesyonel standartlar üzerinden değerlendirildiğine dikkat çeken Türkiye Aşçılar ve Şefler Federasyonu (TAŞFED) Başkanı Bayram Özrek, Uluslararası İstanbul Mutfak Günleri’nin bu dönüşümde stratejik bir rol üstlendiğini vurguladı.Özrek değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Türk mutfağı; tarihi, coğrafi çeşitliliği ve kültürel birikimiyle dünyanın en zengin mutfaklarından biri. Ancak bu zenginliğin uluslararası alanda kalıcı ve güçlü bir karşılık bulabilmesi, mutfağımızın doğru standartlarla, tutarlı bir anlatıyla ve profesyonel bir sistemle temsil edilmesine bağlı.\"www.tasfed.net


Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026 Horecamailingazete Horeca-mailing-gazete www.horecamailing.com 7turizm içindeki rolünün daha nitelikli hale gelmesine katkı sağlıyor. Orta ve uzun vadede ise sektörün hem ekonomik hem çevresel açıdan daha dayanıklı, daha dengeli ve daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını hedefliyoruz.Sektörde sıkça konuşulan bir konu var: Son dönemlerde restoran ve servis kısmındaki usta mutfak şefleri ve çırak garsonlar düzeni kırıldı, deneyimli mutfak şef garsonların ise önemli bir kısmı sektörden uzaklaştı veya yer değiştirdi. TURYİD’in Restoran Servis Yönetimi konusunda bu kültürün yeniden güçlendirilmesi için geliştirdiği bir program ya da iş birliği çalışması var mıdır? Yoksa gelecekte düşünülen projeler var ise bilgi verebilir misiniz?TURYİD olarak sektörün sürdürülebilir büyümesinde nitelikli insan kaynağının en kritik alan olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede, farklı girişimlerimiz oluyor. Üniversitelerle, bu alanda öğrenci yetiştiren kurumlarla yakın çalışıyoruz.Üniversitelerin kariyer günlerine katılıyoruz, sektöre dair bilgilerimizi paylaşıyoruz, öğrencilere staj ve iş imkanları yaratmaya çalışıyoruz.Yakın zamanda yaptıklarımıza örnek vermek gerekirse, İstinye Üniversitesi Kariyer Günleri'ne katılarak genç yeteneklerle buluştuk, sektör profesyonellerimiz öğrencilerle deneyimlerini kapaktan devam TURYİD’in Türkiye restoran ve gastronomi sektöründeki konumunu nasıl tanımlarsınız? Dernek üyeleri kimlerden oluşuyor? TURYİDolarak, derneğinizin sektörde yarattığı istihdam hakkında HM Gazete okuyucularına bilgi verebilir misiniz?TURYİD, restoran ve gastronomi sektörünü yalnızca yeme-içme alanı olarak değil; üretimden turizme, istihdamdan kültürel tanıtıma kadar uzanan bütüncül bir gastroekonomi ekosistemi olarak ele alıyor. Bugün derneğimiz bünyesinde 350 markayı ve 3 bini aşkın şubeyi temsil ediyor, sektörün ortak aklını ve sürdürülebilir büyümesini destekleyen bir çatı yapı olarak konumlanıyoruz. Üyelerimiz, Türkiye’nin farklı bölgelerinde ve farklı segmentlerde faaliyet gösteren restoran ve gastronomi işletmelerinden oluşuyor. Yeme-içme sektörü genelinde yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlanırken, TURYİD üyeleri 150 binden fazla çalışanıyla bu büyük istihdam yapısının önemli bir parçasını oluşturuyor. TURYİD üyeleri 6,2 Milyar USD ciro ve %26 pazar payı ile güçlü bir temsil gücüne sahiptir. Dernek olarak sürdürülebilir gastronomi, “mavi ekonomi”, “iyileştirici turizm” gibi başlıkları gündeminize aldınız. Bu projeler neleri hedefliyor ve sektör üzerindeki etkilerinin neler olacağını öngörüyorsunuz?Gastronomiyi yalnızca yeme-içme faaliyeti olarak değil; üretimden turizme, iklim krizinden mavi ekonomiye uzanan geniş bir ekosistemin parçası olarak ele alıyoruz. Bu yaklaşım, sektörde sürdürülebilirlik bilincinin güçlenmesine, yerel üreticiyle bağların kuvvetlenmesine ve gastronominin ile sektör arasında kurulan bir köprü niteliğindedir ve gastronomi ekosisteminin geleceğini güçlendirecektir. TURYİD olarak gıda güvenliği konusunda nasıl adımlar atıyorsunuz? Bu konuda gerçekleştirdiğiniz iş birlikleriniz varsa onlar hakkında da HM Gazete okuyucularımızı bilgilendirebilir misiniz?Son dönemde artan gıda kaynaklı sorunlar ve hijyen ihlalleri, sektörde ciddi bir güven kaybına yol açıyor. TURYİD olarak temel önceliğimiz, sıfır tolerans prensibiyle gıda güvenliği ve hijyen standartlarının uygulanması. Derneğimiz çatısı altındaki tüm işletmeler; yasalara tam uyum, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik kriterleri doğrultusunda düzenli olarak denetleniyor. Bu kapsamda son dönemde çeşitli iş birlikleri ve eğitim programları başlattık. Sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren “Güvenilir Eller” online gıda güvenliği eğitim projesi bunların başında geliyor. Üyelerimizin mutfak ekiplerinin eğitime katılımını teşvik ediyor, başlangıç olarak 2 bin çalışanımızın programı tamamlamasını hedefliyoruz. Orta vadede ise tüm mutfak personelinin bu eğitimi almadan göreve başlamamasını standart hâline getirmeyi planlıyoruz. Gıda güvenliğini yalnızca hijyen ekseninde değil; iklim krizi, tarımsal sürdürülebilirlik ve tedarik zinciri bütünlüğüyle birlikte ele alınması gereken çok katmanlı bir konu olarak görüyoruz. 8 Ekim’de düzenlediğimiz 5. Global GastroEkonomi Zirvesi de bunu doğruladı. Zirvede “Yarın neyi yiyeceğiz değil, neyi yetiştirebileceğiz?” sorusuyla iklim krizinin sofralara etkisini gündeme taşıdık. Türkiye’nin son 25 yılda 2,23°C ısınması, su kıtlığı, üretim kayıpları ve maliyet artışları, gıda güvenliğini tehdit eden yeni bir dönemi işaret ediyor.Bu nedenle üyelerimizi yalnızca mutfak hijyeni konusunda değil; ham madde sürdürülebilirliği, izlenebilirlik ve tedarik zinciri şeffaflığı konularında da uluslararası standartlara uygun çalışmaya teşvik ediyoruz. TURYİD olarak önümüzdeki dönemde odağınıza alacağınız yeni paylaştı ve gastronomi alanındaki kariyer fırsatları hakkında bilgi verdi. Aralık ayında Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi ile Türkiye gastronomi sektörüne nitelikli profesyoneller ve girişimciler kazandırmak, sektörde devamlılığı teşvik edecek sürdürülebilir faaliyetler geliştirmek ve sektörün itibarını güçlendirmek amacıyla imzaladığımız stratejik iş birliği oldu. Akademik kariyer dönemi içinde Yüksek Eğitim Kurumu’ndan (YÖK) onaylı şekilde ders kredisi olarak kabul edilecek bu iş birliği; akademi projeler, öncelikler ve sektöre yönelik hedefler neler olacak?Türkiye’de bugün itibarıyla kredi kartı aracılığıyla, tamamen gönüllülük esasına dayalı bahşiş bırakılmasını mümkün kılan bir sistem bulunmuyor. Tüketicilerin daha açık ve güçlü şekilde bilgilendirilmesi, gönüllülük esasına dayalı bahşişin kredi kartıyla tahsil edilmesine izin verilmesi, yüzdelik gelirlerin çalışanlara dağıtımında kullanılan ve günümüz koşullarına uymayan dağıtım modellerinin gözden geçirilmesi ve bu konuda çalışanların da söz sahibi olduğu ortak kurulların oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz. TURYİD olarak bir süredir en büyük önceliğimiz yeme-içme sektöründe bahşiş ödemelerinin kredi kartıyla yapılabilmesine ilişkin düzenleme talebinin yürürlüğe girmesi, bu anlamda ciddi bir yol kat edildi. Kredi kartı üzerinden gönüllü bahşiş sisteminin bu yıl kısa süre içinde yasal zemine kavuşacağına inanıyoruz.Bahşiş ve servis ücreti çoğu zaman aynı başlık altında tartışılıyor. Oysa sahadaki uygulamalar ve beklentiler farklı. Kredi kartıyla gönüllü bahşiş bırakılmasını mümkün kılan bir sistem hayata geçtiğinde, bu ayrım çok daha net hale gelecektir. Bahşişin kredi kartıyla ödenmesini sağlayacak düzenleme yapılırsa, yüzde 10’luk bahşiş vergisini işletmeler olarak biz üstlenmeye hazırız. Böylece hem çalışanlar açısından belirsizlikler ortadan kalkar hem de kamuoyundaki tartışmalar sağlıklı bir zemine oturur. Gönüllülük esasına dayalı bir sistemin hayata geçmesi halinde, Hazine ve Gelir İdaresi’nin sembolik sayılabilecek yüzde 10’luk bir stopaj kesintisiyle bu süreci desteklemesi, özel sektörün önünü açacaktır. Bu yaklaşım, kamu ve özel sektör dayanışmasının çok güçlü bir örneği olacaktır. 2 milyon hizmet sektörü emekçisinin gelirlerinde gözle görülür bir artış sağlanması mümkün. Ayrıca bu modelin, diğer sektörler için de örnek teşkil edecek bir dayanışma biçimi olmasını umut ediyoruz.www.turyid.orgYeme-İçme Sektöründe İstihdam ve Sürdürülebilirlik Odaklı Yeni Bir Dönem BaşlıyorGastroekonomininKurumsal Temsilcisi: TURYİDKaya Demirer TURYİD Yönetim Kurulu Başkanı


8 www.horecamailing.com Horecamailingazete Horeca-mailing-gazete Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026Mutfak, Ekipmandan Fazlasıdır!Makpa, 1984’ten bu yana endüstriyel mutfak sektöründe faaliyetine devam ediyor. Bu köklü geçmişi kısaca bizimle paylaşabilir misiniz? Sizin bu sektörle tanışmanız nasıl oldu?Makine mühendisliği eğitimi almış biri olarak meslek hayatıma teknik disiplin ve proje odaklı bir bakış açısıyla başladım. Kariyerim boyunca yalnızca kendi uzmanlık alanımla sınırlı kalmayıp, gelişen koşullara ve ülkemizin ihtiyaçlarına göre kendimi sürekli yenilemeyi ve farklı sektörlerde derinleşmeyi ilke edindim. Turgut Özal döneminde hayata geçirilen turizm teşvikleriyle birlikte Türkiye’de turizm yatırımlarının hız kazanması, beni bu alana yöneltti. Her ne kadar makine mühendisi olsam da turizm ve özellikle mutfak sektörü gibi özel uzmanlık gerektiren bir alanda başarılı olabilmek için kendimi bu konuda geliştirmem gerektiğini öngördüm. Bu doğrultuda FCSI (Food Service Consultants Society International)’a üye oldum; toplantı, seminer ve eğitimlere aktif olarak katıldım. Aldığım bu eğitimler, özellikle mutfak projelendirmesi alanında bana çok önemli katkılar sağladı. Bu birikimle birlikte mutfak sektörüne ciddi anlamda adım attık ve profesyonel hizmet vermeye başladık. Bugün projelendirme, danışmanlık ve uygulama alanlarında faaliyet gösteriyor; sektörün en iyi markalarıyla iş birlikleri kurarak hizmet kalitemizi sürekli daha üst seviyelere taşıyoruz. Sektörel gelişime katkı sunmayı her zaman önemsedim. Bu kapsamda Türkiye’de TÜSİD’in kuruluşuna öncülük ettim. Yurt dışında ise Avrupa Yiyecek Ekipmanları Distribütörleri Derneği (EFEDA) Yönetim Kurulu bünyesinde dört yıl başkanlık yaparak hem ülkemizi temsil etme hem de uluslararası sektörde deneyim kazanma fırsatı buldum. Birçok kuruluş ve kurumdan aldığım ödüllerin yanı sıra, benim için özel bir anlam taşıyan başarılardan biri de NAFEM (North American Association of Food Equipment Manufacturers)’den aldığım fahri doktoradır. Benim iş felsefem her zaman nettir: Eğer bir işi yapıyorsanız, onu en doğru şekilde ve en iyisini hedefleyerek yapmalısınız. Türkiye’de mutfak sektörünün gelişimi de turizm teşviklerinin başlamasıyla birlikte, hem yerli yatırımcıların hem de yabancı işletmecilerin artan talepleri doğrultusunda ciddi ve profesyonel bir boyuta ulaştı. Bu noktada, doğru yatırımlara hizmet verebilmek için yalnızca teknik bilgiye sahip olmanın yeterli olmadığını; aynı zamanda belirli bir kültüre, vizyona ve bakış açısına sahip olunması gerektiğine inanıyorum. Ben de bu anlayışla, kendi iş felsefemi merkeze alarak hareket ettim. Farklı düşünmek, yaratıcı olmak ve her zaman doğru olanı yapmak temel prensibim oldu. Elbette tüm bunların sağlam bir altyapıya dayanması gerekiyordu. Gerek mühendislik hizmetleri gerekse teknik ve işletme ihtiyaçlarını karşılayacak doğru projelerin üretilmesi bu sürecin en önemli parçasıydı. Yurt dışında aldığım eğitimler ve gerçekleştirdiğim sektör ziyaretleri; hangi ekipmanların nerede ve ne zaman kullanılmasının daha doğru olacağını tespit etmemde büyük rol oynadı. Hangi pişirme ünitelerinin hangi mutfaklarda daha verimli olacağı, soğutma sistemlerinin nerelerde uygun olup olmadığı gibi tüm detayları titizlikle ele aldık. Ekipman ve malzeme seçimlerini her zaman doğru ihtiyaç analizine göre yaptık. Bu özveri ve titizlikle ilk günden bugüne aynı anlayışla çalışmalarımıza devam ediyoruz.Makpa sadece mutfak ekipmanı satışı değil; proje, montaj, bakım ve satış sonrası servis gibi geniş kapsamlı çözümler sunuyor. Bu çok yönlü hizmet anlayışınızı ve “anahtar teslim proje” servisinizi HM Gazete okuyucularıyla paylaşabilir misiniz?Makpa'yı kurarken çıkış noktam çok netti: Profesyonel mutfakları yanlızca ekipmanlardan değil, işletmenin başarısını doğrudan etkileyen stratejik yapılar olarak ele almak. Bugün hala tüm kararlarımızı bu bakış açısıyla alıyoruz. Makpa' nın hikayesi, sektörde yıllar içinde edindiğimiz saha tecrübesiyle şekillenen ve mutfağı yanlızca ekipmanlardan oluşan bir alan değil, işletmenin kalbi olarak görmek. Bu bakış açısı, bugün Makpa'nın tüm proje ve hizmet anlayışının temelini oluşturuyor. Biz Makpaolarak hiç bir zaman sadece satış odaklı bir anlayış benimsemedik. Projelere en başından dahil olmayı, yatırımcıyı dinlemeyi ve ihtiyacı doğru analiz etmeyi öncelik haline getirdik. Teknik projelendirme, ekipman seçimi, üretim, montaj ve devreye alma süreçlerinin tamamını kendi ekibimizle ve kendi sorumluluğumuzda yürütüyoruz. Liderlik benim için, süreci uzaktan izlemek değil; her aşamada sorumluluk almak demek. ''Anahtar teslim proje'' yaklaşımımız da bu anlayışın doğal bir sonucu. Bizim için anahtar teslim, işin sadece zamanında bitmesi değil; mutfağın ilk günden itibaren verimli, güvenli ve sürdürülebilir şekilde çalışmasıdır. Proje teslim edildikten sonra da müşterilerimizle bağımız kopmaz. Satış sonrası servis, bakım ve teknik destek hizmetlerimizle mutfağın arkasında durmaya devam ederiz. Bugün geriye dönüp baktığımızda; otellerden restoran zincirlerine, endüstriyel tesislerden butik projelere kadar birçok başarılı mutfağın arkasında Makpa imzasını görmek bizim için en büyük gurur kaynağı. Her projede edindiğimiz deneyimi bir sonraki işe taşıyor, her yeni mutfağı da kendi hikayemizin bir parçası olarak görüyoruz. Makpa Food Design Atelier projesiyle sektöre yeni bir deneyim alanı kazandırdınız. Bu tarz konseptlerin endüstriyel mutfak sektörüne ne gibi yenilikler getirdiğini düşünüyorsunuz? Showroom yerine “showkitchen” konsepti oluşturmak markanıza nasıl yansıdı?Bir işletmenin başarılı olabilmesi yatırımlarının doğru yapılmasıyla başlıyor. Örneğin yeni bir restaurant açılacakken muhakkak fizibilitesi ve iş programı yapılmış olmalıdır. Bunlar pozitif değer gördüğü taktirde proje safhasına geçilir. Burada yine konusunu iyi bilen mutfak proje danışmanı ile çalışmasında büyük fayda vardır. Her şeyin en başında Food Design Atelier fikrini hayata geçirmeyi düşündüğüm ve sektöre yeni bir deneyim kazandırmayı hedeflediğim dönemde aynı zamanda nasıl bir liderlik anlayışıyla hareket ettiğimi de ortaya koydum. Bunu biraz açacak olursam; Önüme çok sayıda proje geliyor, sadece toplam rakamına göre karar veriliyor, bir zaman sonra başarısız oluyor ya da kıt kanaat devam ediyor. Ben hiçbir zaman kararlarımı yanlızca toplam rakamlar üzerinden vermedim. Kısa vadede cazip görünen ama uzun vadede sürdürülebilir olmayan, zamanla başarısızlığa ya da zoraki şekilde devam etmeye mahkum işlerin içinde yer almayı doğru bulmadım ve bulmuyorum. Bu duruşu yanlızca kendi adıma değil, birlikte yol aldığım iş ortaklarıma da benimsetmeye çalışıyorum. Show kitchen fikri birazda bu bakış açısıyla doğdu. Burada amaç, işleri masa başında varsayımlar üzerinden değil; uygulamalarla ölçerek, test ederek ve deneyimleyerek değerlendirmek. Herkesin kendi içinde bu süreci sorgulamasına, istişare etmesine ve gireceği yolu netleştirmesine imkan tanıma. Çünkü doğru liderlik, hızlı karar vermekten çok, doğru karar için doğru zemini oluşturabilmektir. Benim için bir işi sadece yapmak için yapmak yeterli değil, o işin arkasında durabilmek, onu hissederek yapmak ve uzun vadeli değer üreteceğine inanmak gerekir. Bu yaklaşımın verimliliği ve başarıyı tamamen farklı bir seviyeye taşıdığına inanıyorum. Food Design Atelier ve showkitchen konsepti, bu liderlik anlayışının sektöre yansımış somut bir ifadesidir. Özetle ürünlerimizi sadece sergilemek değil onları gerçekten yaşatmak isteğim fikriyle şeflerin gelip deneyimleyebileceği, üretime dahil olabileceği bir alan kurmak istedik ve yaptık. Show kitchen bir nevi açık mutfak konseptidir. Bu mutfakta operasyon ve görsellik çok önemlidir. Proje chefin istediği özelliklerle hazırlanır. Biz show kitchen konseptinde İtalian Marrone ile çalışıyoruz. Firmayla chefe özel tamamen isteği doğrultusunda özel üretimler yaptık. Hatta üniteleri istenilen renklerde yaptırdık. Kısaca mutfaklara renk getirmiş olduk. Sonuç olarak ise Makpa, ziyaretçilerle daha doğal ve güçlü bir bağ kurdu. Bu da markamızı daha ulaşılabilir, daha ilham veren bir noktaya taşıdı. Mutfak sektöründe yine ilklere imzamızı atıp deneyim odaklı yeni bir bakış kazandırdık. Bu sayede ürünlerimiz yanlızca sergilenmedi aynı zamanda test edilebilme olanağını iş ortaklarına sağlamış oldu. Makpa'nın yanlızca ürün sunan değil deneyim ve çözüm üreten bir marka olduğunu güçlü şekilde yansıttı farkımızı bir kez daha gösterdi. Makpaolarak başarımızın sırrı; teknik bilgiyle sahadaki gerçek deneyimi, profesyonellikle samimi iş ilişkilerini bir arada yürütebilmemizde yatıyor. Yanlızca takip eden değil, yön veren; teknik bilgiyle saha deneyimini birleştiren; güvenirliği ve kaliteyi standart haline getiren bir marka olmak. Biz büyürken, birlikte çalıştığımız işletmelerin de bizimle birlikte büyümesini önemsiyoruz. Kıssadan hisse Makpa olarak liderliğimizi, yanlızca büyüklüğümüzle değil; işimize duyduğumuz sorumluluk, müşterilerimize karşı şeffaf duruşumuz ve her projede daha iyisini hedefleyen vizyonumuzla tanımlıyoruz. www.makpa.com.trM.Ali SözmenGenel MüdürHMGRöportaj Serisi - 1HMG Röportaj Serisi - 12014 yılından bugüne Horeca sektörüne özel çözümleriyle öne çıkan, gastronomi profesyonellerine kaliteli ve estetik sunum ekipmanları sunanBonna, sosyal sorumluluk alanındaki katkılarına bir yenisini daha ekledi. Eğitimin önemine inanan ve eğitime katkı sağlayan projelerde yer almayı kendisine görev edinen bir vizyonla yola çıkan Bonna, “Yarına da Kalsın” isimli sosyal sorumluluk çatı projesi kapsamında “Bonna Geleceğin Şeflerinin Yanında” projesini hayata geçirdi. Okullara ekipman desteği sağlayarak geleceğin şeflerinin yetişmesine katkı sunmayı hedefleyen bu projenin ilk ayağı, zengin mutfağıyla dikkat çeken medeniyetler şehri Hatay’da gerçekleşti. 9 Ocak’ta Bonna ekibi ve şefler, Şehit Serkan Talan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Konferans Salonu’nda Hataylı öğrenciler ve öğretmenlerle bir araya geldi.Ekipman desteğinin yanı sıra öğrenciler ve öğretmenlerle de bir araya gelen Bonna, onlarla sohbet ederek geleceğin şeflerini bizzat dinledi.Bonna Pazarlama Müdürü Esra Atagün Karaduman, Bonna’nın sürdürülebilirlikle ilgili çalışmalarını anlattı. Koleksiyonlarıyla da sürdürülebilir bir dünyaya destek olmaya çalışan ve bu kapsamda “Yarına da Kalsın” sürdürülebilirlik mottosuyla hareket eden Bonna, yüzde 87 geri dönüştürülmüş malzemeden ürettiği koleksiyonu Cras ile bugüne kadar 120 bin parça üretimi sıfır atıkla yaptı. Marka, Vitrified ürünleriyle de sürdürülebilirliğe katkı sağlamayı sürdürüyor. Dayanıklı, sürdürülebilir ve el yapımı hissi veren Vitrified ürünleri, fırınlarda sadece bir kez pişirilerek standart porselenlere göre daha az enerji tüketiyor ve Bonna’nın düşük karbon ayak izi hedefini, çevre dostu bir kategori olarak destekliyor. www.bonna.com.trBonna, Geleceğin Şeflerinin Yanında!


Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026 Horecamailingazete Horeca-mailing-gazete www.horecamailing.com 9Kärcher’in inovasyon gücünü sahaya yansıtan KIRA B 50, kompakt yapısı ve yüksek manevra kabiliyetiyle dar ve geniş alanlarda etkili sonuçlar sunan otonom temizlik robotu olarak endüstriyel temizlik standartlarını çok daha ileri bir seviyeye çıkarıyor. KIRA B 50, güçlü 160 Ah Li-ion bataryası, akıllı yazılımı ve LIDAR tarayıcılar ile desteklenen IEC 63327 güvenlik sertifikalı algılama sistemi sayesinde çevresini sürekli analiz ederek, engel ve düşmelere karşı güvenli temizlik deneyimi sunuyor.İnovasyon odaklı mühendislik yaklaşımıyla geliştirilen KIRA B 50, havalimanları, lojistik depolar, hastaneler, bakım evleri, üniversiteler, müzeler, spor salonları ve kamu binaları gibi yüksek hijyen ve verimlilik gerektiren profesyonel alanlarda kullanıma uygunluğuyla kullanıcılardan tam not alan KIRA B 50, rulo fırça + yan fırça teknolojisiyle tüm alanlarda kapsamlı temizlik sağlıyor. Geniş haznesi, otomatik su/deterjan dozajı ve dolum fonksiyonu, dokunmatik ekran ve sezgisel kullanıcı ara yüzü ve otonom çalışma kabiliyetini destekleyen teknolojileriyle KIRA B 50, profesyonel temizlikte toza şans tanımıyor.Neomezura, 40 yılı aşkın tekstil deneyimine sahip uzman bir ekibin birikimiyle; restoran, otel, gıda & içecek ve profesyonel mutfaklara yönelik fonksiyonel, estetik ve uzun ömürlü tekstil ürünleri tasarlamak ve üretmek amacıyla kurulmuştur.Markanın koleksiyonunda; şef ceketleri, gömlekler, önlükler, pantolonlar ve tamamlayıcı profesyonel giyim ürünleri yer almaktadır. Tüm tasarımlar, hareket özgürlüğünü önceliklendiren kalıplar ve nefes alabilen, hafif kumaşlar kullanılarak geliştirilir. Bu yaklaşım, yoğun tempolu çalışma ortamlarında gün boyu KIRA CV 50 ile kesintisiz ve güvenli temizlik Kärcher’in temizlik teknolojilerindeki öncü vizyonunun bir ürünü olan KIRA CV 50, dar alanların yanı sıra geniş alanlarda da yüksek performans sağlayarak profesyonel temizlikte mobilite ve verimlilik dengesini mükemmel biçimde sağlıyor. Değiştirilebilir çift bataryası ile kesintisiz çalışma imkânı sunan KIRA CV 50, toz torbasız geniş haznesiyle yüksek verim sağlıyor. LIDAR tarayıcılarla desteklenen sensör teknolojisi sayesinde alanı analiz ederek haritalama yapan cihaz, cihaz üzerinden erişim sağlanan kullanım fonksiyonu, LED durum göstergeleri, farklı kullanıcı profilleri ve çevrimdışı haritalama desteğiyle güvenli bir deneyim sunuyor. Gelişmiş mühendislik, yazılım altyapısı ve inovatif teknolojilerin bir araya geldiği KIRA CV 50, güvenlik sertifikalı yapısıyla ofisler, okullar, oteller, kamusal alanlar, havaalanları ve yoğun insan trafiğine sahip tüm ticari işletmelerin temizliğinde ideal çözüm ortağı olarak konumlanıyor.www.kaercher.com/tr/konfor sağlamayı hedefler.Neomezura, profesyonel duruşundan ödün vermeyen tasarım anlayışını; zamansız çizgiler, sade formlar ve işlevsel detaylar etrafında şekillendirir. Konfor ve estetik, her üründe dengeli ve ölçülü bir biçimde bir araya gelir.Aylık 10.000 adede kadar üretim kapasitesine sahip güçlü üretim altyapısı, büyük ölçekli projelerde kalite ve sürekliliği güvence altına alır. Bu yapı, markayı kurumsal ve ticari iş birliklerinde güvenilir bir çözüm ortağı konumuna taşır.Perakende satışın yanı sıra kurumsal projeler kapsamında işletmelere, marka kimliğini tamamlayan özel tasarım servis üniforması çözümleri sunulmaktadır. Mekânın mimarisi, konsepti ve kullanım dinamikleri doğrultusunda geliştirilen bu tasarımlar; logo, renk ve detaylarla titizlikle kişiselleştirilebilir.Yurt içi ve yurt dışı gönderim ağıyla Neomezura, uluslararası ölçekte profesyonel tekstil çözümleri sunmaya devam etmektedir.www.neomezura.comKärcher'dan Horeca Sektörüne Özel KIRA SerisiServis Sektörü İçin Tekstil ÇözümleriTokenFlex Yemek Kartı üye iş yerleri arasına katılın, anlaşmalı tedarikçilerdenyapacağınız toptan alımlarda ayrıcalıklardan faydalanın.tokenflex.com.tr | 0 (850) 755 64 64TEDARİKÇİLERİMİZVE DAHA FAZLASIÜrün tedariğinizi mobil uygulama üzerinden dijital, hızlı ve kolay yapın.TokenFlex alacaklarınızı vade sonunu beklemeden değerlendirin.Üye iş yeri olmak içinQR kodu okutun.HMG Özel Haber Türkiye’nin en çok tercih edilen sandviçi Mr. NO’nun üç yeni sandviçi, sandviç severlerle buluştu. Özenle bir araya getirilen malzemeler, farklı soslar ve yumuşacık ekmeğiyle her çeşidi, her lokmada eşsiz bir lezzet sunuyor. Yeni BBQ Tavuklu Kore, Tavuklu Sezar ve Club sandvici, kahvaltıda, öğle yemeğinde günün her saatinde lezzeti pratik şekilde yanınıza taşıyor. BBQ Tavuklu Kore Sandviç’te Kore soslu BBQ tavuk ile kimchi (özel soslu fermente lahana turşusu) bir araya geliyor. Tavuklu Sezar Sandviç, klasik Sezar keyfini, gerçek parmesanlı özel sosla bir adım öteye götürüyor. Club Sandviçise yumurta ve hindi füme ile zenginleştirilmiş yüksek protein içeriği, kızarmış tavuk, çırpılmış yumurta ve hardal sos birleşimiyle sağlıklı ve lezzetli öğün arayanlar için ideal bir seçenek.Dünyanın lezzet trendlerini ekmek arasına taşıyan sandviç geleneği, öğle yemeğinden özel davetlere kadar herkesin kalbini kazanıyor. Farklı damak tadı beklentilerine yanıt veren çeşitler geliştirmeyi sürdüren Mr. NO, ofiste, okulda, yolda veya tatilde kolayca tüketilebilen, pratik, lezzetli ve doyurucu sandviçler hazırlıyor.www.misterno.com.tr3 Efsane Yeni Lezzet


10 www.horecamailing.com Horecamailingazete Horeca-mailing-gazete Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026Mutfakla ilişkiniz nerede ve nasıl başladı? Şeflik mesleğine yönelmenize ilham veren kişiler kimlerdi? Mutfakla olan ilişkim, 15 yaşında Yunanistan’da, Michelin yıldızlı bir restoranda başladı. Benim için tamamen bilinmeyen bir dünyaydı; ancak disiplin ve profesyonel mutfağın gerçek gereklilikleriyle tanıştığım bu ortamla daha ilk günden duygusal bir bağ kurdum. O andan itibaren mutfağın yalnızca yaratıcılıktan ibaret olmadığını; sorumluluk, vizyon ve hedefler gerektiren bir meslek olduğunu anladım.Beni yönlendiren ve şekillendiren şef-mentorlar; tutarlılık, ürüne saygı ve profesyonel etik konularında bana çok şey kattı. Bugün hâlâ mutfağa ve ekibime bakış açım, bu erken dönemde edindiğim değerler üzerine kuruludur.Fine dining geleneğinin İstanbul’daki en seçkin temsilcilerinden biri olan Sunset Grill & Bar mutfağına dâhil olma sürecinizi dinleyebilir miyiz? Sunset Grill & Bar’a katılma sürecim; deneyim, adaptasyon ve restoranın yüksek standartlarıyla tam uyum temelinde gelişti.İstanbul benim için her zaman çok özel bir şehirdi; uzun yıllar boyunca private cooking etkinlikleri için sık sık ziyaret ettiğim, kendimi bağlı hissettiğim bir yerdi. Aynı zamanda Sunset’in sahibi Barış Tansever’i de önceden tanıyordum. Bu bağlamda gelen kalıcı çalışma teklifi, benim için doğal bir adım oldu.Sunset, net bir kimliğe ve yüksek beklentilere sahip bir restoran. Burada tutarlılık ve profesyonellik bir tercih değil, zorunluluktur. Bu yaklaşım, Sunset’in İstanbul fine dining sahnesinde neden hâlâ bir referans noktası olduğunu açıkça ortaya koyuyor.Sunset’te sushi’den Akdeniz/Türk lezzetlerine, hatta fine dining tatlara kadar geniş bir mutfak yelpazesi sunuluyor. Menü oluştururken çeşitlilik ve tutarlılık arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Menü, farklılıkların tek bir mutfak felsefesi altında bir arada var olabileceği şekilde tasarlanır. Net bir konsept belirleyerek mutfağın karakterini tanımlar ve her yeni fikri bu çerçeve doğrultusunda geliştiririz.Farklı mutfaklar ve teknikler olsa bile, her tabak ortak bir estetik ve lezzet bütünlüğüne hizmet etmelidir. Signature tabaklar ve mevsimsel öneriler gibi temel kategoriler menünün omurgasını oluşturur. Yeni eklenen her seçenek, bu kimliği tamamlamalı; asla dağıtmamalıdır.Türkiye’de çalışmak size nasıl bir perspektif kazandırdı? Yerel lezzetler, teknikler veya ürünler arasında özellikle ilham aldığınız, menülerinize yansıttığınız unsurlar var mı?Türkiye’de çalışmak, gastronomik bakış açımı önemli ölçüde genişletti. Ülke, olağanüstü ürün çeşitliliğine ve çok derin bir mutfak kültürüne sahip.Benim için önemli olan; ürünün öz kimliğini bozmadan, çağdaş tekniklerle doğal lezzetini öne çıkarmak. Her zaman çıkış noktamız, ürüne ve köklerine duyulan saygıdır.2023 Michelin Servis ödüllü Sunset Grill & Bar’da yemeklerin lezzeti kadar sunum ve servis de oldukça önemli. HMG okuyucuları için restoranınızdaki titiz sunum ve meşakkatli servis sürecini anlatabilir misiniz?Sunset Grill & Bar’da misafir deneyimi, tat, sunum ve servisin kusursuz bir uyum içinde çalıştığı bütünsel bir yapıdır. Bir tabak mutfakta değil, masada tamamlanır.Sunum; hassasiyet ve tutarlılık üzerine kuruludur. Plating’den sıcaklığa, servis zamanlamasından son dokunuşa kadar her detay belirlenmiş standartlara bağlıdır. Kaliteyi riske atan hiçbir doğaçlamaya yer yoktur.Servis ekibi ise yüksek eğitim seviyesi, algı gücü ve ritim gerektiren bir yapıyla çalışır. Salon ekibi menüyü, teknikleri ve mutfağın felsefesini derinlemesine bilir; böylece deneyimi doğru zamanda, doğru tonla ve incelikle destekler.Michelin Service Award 2023, bu yaklaşımın bir sonucudur: ekip çalışmasına, sürekli eğitime ve misafire duyulan mutlak saygıya dayanan titiz bir sürecin takdiri. Amacımız yalnızca iyi yemek sunmak değil, güvenilir ve eksiksiz bir üst düzey gastronomi deneyimi yaşatmaktır.Dünya mutfakları arasında sizi en çok besleyen, ilham aldığınız mutfaklar hangileridir? Bu mutfaklardan öne çıkan favori ürünleriniz veya teknikleriniz var mı? Bu kişisel lezzet hafızanız Sunset mutfağına nasıl ve ne ölçüde yansıyor?Beni en çok etkileyen mutfaklar Japon mutfağı, Akdeniz mutfağı (Yunan ve İtalyan) ve ikinci planda, teknik bir temel olarak Fransız mutfağıdır.Japon mutfağı beni saflığı, denge felsefesi ve ham maddeye duyulan mutlak saygısıyla cezbediyor. Miso, kombu, dashi gibi malzemeler ile hafif curing, tataki ve kesimdeki yüksek hassasiyet gibi teknikler beni derinden etkiliyor; bunu bir taklitten ziyade bir zihniyet olarak görüyorum.Sunset mutfağında bu etkiler hiçbir zaman göze sokulmaz. Mutfağın bir milliyeti “bağırmasını” değil, olgunluk, temizlik ve denge yansıtmasını istiyorum. Teknikler çoğu zaman uluslararasıdır, ancak tabağın ruhu Akdenizlidir.Menü ve uygulama düzeyinde, bu etkiler mutfağın genel felsefesinin yaklaşık %60–70’ine yansır: tabakların kurgulanma biçiminde, detaylarda, hassasiyette ve tutarlılıkta. Geri kalan kısmı ise bilinçli olarak serbest bırakıyorum; böylece mutfak gelişebiliyor, ekibi dinleyebiliyor ve zamana ile mekâna uyum sağlayabiliyor.Sunset Grill & Bar’ın Gault & Millau rehberinde yer alması sizin için ne ifade ediyor? Bu başarıyı sürdürülebilir kılmak için mutfakta nelere odaklanıyorsunuz?Gault & Millau rehberinde yer almak, Sunset Grill & Bar olarak bizim için yıllara dayanan istikrarımızın ve doğru yönde ilerlediğimizin güçlü bir teyididir. Bunu tek seferlik bir ödül olarak değil; kaliteye, disipline ve net bir gastronomik kimliğe dayanan bir felsefenin tanınması olarak görüyoruz.Prestijinin ötesinde, bu başarı beraberinde büyük bir sorumluluk da getiriyor. Bizi sürekli tetikte tutuyor ve mutfakta asla otomatik pilotta çalışmamıza izin vermiyor. Mutfakta temel odağımız sürekliliktir: lezzette, uygulamada, zamanlamada ve sunumda, her gün ve ödünsüz. Tekniğe, doğru mise en place’a ve ham maddeye duyulan mutlak saygıya ciddi şekilde yatırım yapıyoruz; böylece her malzeme tabakta bilinçli ve anlamlı bir yer buluyor.Bu seviyenin korunmasında ekip kilit rol oynuyor. Eğitim, iletişim ve ortak standartlar uzun vadeli sürdürülebilirlik için vazgeçilmezdir. Amacımız, disiplin ile yaratıcılığın bir arada var olduğu bir mutfak kültürü oluşturmak ve genç aşçıların yalnızca nasıl yapılacağını değil, aynı zamanda neden o şekilde yapıldığını da anlamalarını sağlamaktır.Son olarak, gelişime derinden inanıyoruz. Bizi bu noktaya taşıyan kimliğimize saygı duyarken, menümüzü sürekli yeniliyor, mevsimsellikle çalışıyor ve trendlerin peşinden koşmadan kendimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Bizim için Gault & Millau rehberindeki yerimizi korumak; dürüstlük, odaklanma ve her gün mükemmelliğe bağlı kalmak anlamına geliyor.www.sunsetgrillbar.comSunset’te Lezzet, Disiplinle ŞekilleniyorHMG RöportajMarios TsourisExecutive ChefsunsetgrillbarBir anne ve kızının mutfakta başlayan fermantasyon teknikleri, bugün insan sağlığını, toprağı ve doğayı merkezine alan sürdürülebilir gastronomiye yenilikçi bir soluk getiriyor. Doğal fermantasyon teknikleriyle fermente içecekler ve fonksiyonel gıdalar üreten Fermente Bahçem; yerel hammaddeleri yüksek besin değerini koruyan üretim süreçleriyle buluşturarak mutfaklara saf, temiz ve karakterli bir lezzet anlayışı sunuyor. Döngüsel üretim modeli ile fermantasyon yan ürünlerini değerli bileşenlere dönüştüren marka, Türkiye’de doğal fermantasyon alanında yenilikçi bir üretim modeli olarak dikkat çekiyor ve profesyonel mutfaklarda artan bir ilgi görüyor.Katkısız ve probiyotik zenginliğe sahip fermente ürün segmentindeki sirke çeşitlerini üretiyor. Pestisit analizlerinden geçirilmiş hammaddelerle hazırlanan bu ürünler; mutfakta temiz içerik, aroma derinliği, asidite dengesi ve yapı arayanlar için güvenilir bir lezzet kaynağı sunuyor. Uzun fermantasyon sürelerinden geçen kestane balı, elma, ayva, bal, biberiye, alıç, balzamik ve detoks karışımlarından oluşan doğal fermente sirke serisi; marinasyon, glaze, emülsiyon, sos bazları ve pastacılıkta aroma dengeleme gibi geniş bir kullanım yelpazesi sağlıyor. Sirke serisinin yanı sıra markanın fermente içecekleri ve fonksiyonel ürün portföyü, şeflerin mutfakta yeni tat katmanları oluşturmasına imkan tanıyor.Uçtan uca besin katma değeri sunan sürdürülebilir marka; fermantasyon yan ürünlerini (meyve çekirdekleri, meyve posaları, fermantasyon kültürleri) atık olmaktan çıkarıp yüksek değerli hammaddelere dönüştüren Türkiye’deki ilk üretim modeliyle dikkat çekiyor. www.fermentebahcem.comGastronomiye Doğal Fermente DokunuşHMG Özel HaberStarbucks, Türkiye’deki ilk Signing Store konseptinin açılışını 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde gerçekleştirdi. Starbucks, İşitme Engelliler Eğitim Faaliyetleri Derneği (İEEF) danışmanlığında İstanbul Göztepe Loft mağazası daha erişilebilir ve kapsayıcı bir konseptle “Community Store Starbucks Elden Ele” mağazasına dönüştürdü. Proje, işitme engelli ve sağır topluluğuna yepyeni bir buluşma noktası sunuyor. Starbucks Elden Ele, işitme engelli bireylerin hem çalışabildiği hem de topluluk olarak bir araya gelebildiği bir alan olarak tasarlandı. Mağazada düzenlenecek eğitimler, atölyeler ve sosyal etkinliklerle, herkes için daha erişilebilir bir Starbucks deneyimi hedefleniyor. Türkiye’de işitme engelli ve sağır topluluğuna özel olarak tasarlanan ilk Starbucks mağazası olan Community Store Starbucks Elden Ele, herkesi işaret diliyle kahve deneyimini paylaşmaya davet ediyor.www.starbucks.com.trİşaret Dili Konseptli Mağaza


Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026 Horecamailingazete Horeca-mailing-gazete www.horecamailing.com 11Sunset’te Lezzet, Disiplinle Şekilleniyorİsmini defne yaprağının taze ve güçlü varlığından alan Franua; en kaliteli hurmaları, badem ve gerçek Belçika çikolatası ile bir araya getirerek “atıştırmalık” kavramına hem lüks hem de keyifli bir yorum katıyor. Doğal içerik anlayışıyla geliştirilen ürünler, günün her anında keyifle tüketilebilecek gurme bir alternatif sunuyor.Franua, farklı damak zevklerine hitap eden dört ana üründen oluşuyor. Bitİstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ece Şener, gastronomi sektöründe 2025 yılını değerlendirerek 2026’ya dair beklentileri paylaştı. Şener’e göre 2025, gastronomi sektöDünya çam balı üretiminin yaklaşık yüzde 92’si, ülkemizin Ege kıyılarındaki Kızılçam ormanlarında, ağırlıklı olarak Anadolu arı ırkının Muğla ekotipi bal arıları tarafından üretilmektedir. Kızılçam ağaçlarında yaşayan ve ağacın özütüyle beslenen Çam Pamuklu Koşnili (Basra) adlı canlının salgıladığı özsular, arılar tarafından toplanarak çam balına Burçak Şener’in Cumhuriyet Kitapları’ndan çıkan Tam Kıvamında adlı kitabı, gastronomiyi teknik bir sözlük olmaktan çıkarıp hafızaya, duyulara ve gündelik hayata temas eden bir anlatıya dönüştürüyor. Bir kokunun bellekte bıraktığı izden, bir tatla canlanan anılara; bir pişirme tekniğinin kültürler ter Belçika Çikolatalı Franua, yoğun ve güçlü kakao aromasını sevenlere hitap ederken; Sütlü Belçika Çikolatalı Franua, klasik ve dengeli bir çikolata deneyimi arayanlar için öne çıkıyor. Daha hafif ve yumuşak içimli bir alternatif sunan Beyaz Belçika Çikolatalı Franua, ferah bir tat tercih edenlere seslenirken; Franua Mix Paket, bitter, sütlü ve beyaz çikolata çeşitlerini bir arada denemek isteyenler için ideal bir seçenek sunuyor.Franua, rafine şeker ve yapay aromalardan uzak duran tüketiciler için doğallığın lüksle buluştuğu özel bir lezzet deneyimi sunuyor. Üretim sürecinde yalnızca doğal meyve şekerine sahip, özenle seçilmiş hurmalar kullanılıyor; ürünler ilave şeker, katkı maddesi veya yapay aroma içermiyor.www.franua.comrü için durağan gibi görünse de yeme içme alışkanlıklarının, iş modellerinin ve tüketim biçimlerinin sorgulandığı bir “yeniden düşünme ve yön bulma yılı” oldu. 2026 yılında bu sorgulamanın somut uygulamalara dönüşeceğini belirten Şener, gastronomi sektörünün iç dengelerinin yeniden şekillenmeye başladığı bir döneme girildiğini belirtti.2025 yılında Michelin yıldızlı restoran sayısındaki artışın Türkiye gastronomisinin uluslararası görünürlüğünü güçlendirdiğini vurgulayan Şener, “Michelin yıldızlı restoran sayımızdaki artış, Türkiye gastronomisinin görünürlüğüne yeniden büyük bir katkı sağladı. Yerellik vurgusu ve yerel ürünlerin yaratıcı tabaklarda yeni formlar ve tatlarıyla karşımıza çıkması gastronomi sektöründe bizi çok daha yaratıcı yılların beklediğini ortaya koyuyor” dedi. dönüştürülür. Bu benzersiz üretim süreci, çam balına kendine özgü lezzetini ve yüksek değerini kazandırıyor.2021 yılında Ege kıyılarında yaşanan yangınlar nedeniyle çam balı rekoltesinde önemli düşüşler yaşanmıştı. Zira yangınlarda sadece çam ormanları değil, çam balı üretiminde kritik öneme sahip Çam Pamuklu Koşnili arasında yaptığı uzun yolculuktan, ev mutfağında yeniden kurulan sofralara uzanan bu kitap, okurunu mutfakla samimi bir sohbete davet ediyor.Tam Kıvamında, gastronomiyi yalnızca profesyonellerin kullandığı kapalı bir dil olmaktan çıkararak herkesin kendi mutfak deneyimiyle ilişki kurabileceği sıcak ve anlaşılır bir anlatı sunuyor. Bu çok katmanlı anlatıya, Türkiye gastronomi sahnesinin önemli şefleri de özgün tarifleriyle eşlik ediyor. Murat Bozok, Şafak Erten, Kemal Can Yurttaş, Bahtiyar Büyükduman, Yıldız Öz Samaha ve Yağız İzgül’ün kitaba özel reçeteleri, Tam Kıvamında’yı yalnızca okunan değil, aynı zamanda pişirilen ve deneyimlenen bir kitap haline getiriyor.Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin 2025’te sektörde görünür hale gelmeye başladığını belirten Şener, “2026’da bu dönüşümün kalıcı hale gelmesi bekleniyor. Menü planlamasından stok yönetimine kadar pek çok süreç artık veri temelli kararlarla şekilleniyor. Başarılı restoranlar, teknolojiyi vitrininde sergileyenler değil; onu arka planda akıllıca kullananlar olacak. 2025 gastronomi sektörü için bir duraklama yılı değil; yeniden düşünme ve yön bulma yılı oldu. 2026 ise bu sorgulamaların somut kararlara, net trendlere ve daha bilinçli tercihlere dönüştüğü bir dönem olacak.” diye konuştu. www.bilgi.edu.tradındaki bu canlı türü de büyük zarar görmüştü. Ancak, doğa kendini yeniledi, çam ormanları kendini onarmaya başlarken, Çam Pamuklu Koşnili (Basra) de gücünü toparladı, çoğaldı ve eski verimliliğine ulaştı. Türk Çam Balı, artık değerini uluslararası arenada da göstermeye hazır. Bu yıl çam balı üreticilerinin yüzlerinin güldüğünü belirten Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, “Şimdi sıra Türk Çam Balının dünyada hak ettiği değeri bulması için el birliği ile çalışmaya geldi. Göreceksiniz, yakın zamanda Türk Çam Balı, uluslararası arenada en çok aranan ballardan biri olacak” dedi. www.balparmak.com.tr ‘Yapay Zekayı Kullananlar Başarılı Olacak’ Gurme Atıştırmalık: FranuaTürk Çam Balı Dünyaya Açılıyor Mutfakla Açılan Bir SohbetHMG Kitap Tanıtımıburcaksenerr


12 www.horecamailing.com Horecamailingazete Horeca-mailing-gazete Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026veya çevresel hassasiyet nedeniyle tercih ediliyor. Fomilk olarak bu trendleri nasıl takip ediyorsunuz ve ürün stratejinizi nasıl şekillendiriyorsunuz?Bitkisel bazlı gıdayı yalnızca geçici bir trend olarak görmüyoruz. Tarihsel olarak baktığınızda, dünyanın pek çok coğrafyasında bitkisel sütler zaten vardı; bugün değişen şey bu ürünlerin ölçeklenmesi, erişilebilir hale gelmesi ve daha geniş kitleler tarafından benimsenmesi. Bu dönüşümü hem tüketici davranışları hem de profesyonel kullanım alanları üzerinden yakından takip ediyoruz.Ürün stratejimizi üç temel üzerine kuruyoruz: saf ve anlaşılır içerik, profesyonel mutfaklarda ve günlük kullanımda güven veren fonksiyonel performans ve uzun vadeli çevresel etki. Bugün yalnızca vegan ya da vejetaryen tüketiciler değil, daha bilinçli beslenmek isteyen geniş bir kitle bitkisel ürünlere yöneliyor. Biz de ürünlerimizi, etiket okumaya gerek kalmadan güvenilebilecek ve mutfakta sorun çıkarmayacak şekilde geliştiriyoruz.Bu yaklaşımı yalnızca ürün tarafında değil, iletişim ve erişim stratejimizde de sürdürüyoruz. Dijitalleşmeye daha fazla odaklanarak çevrimiçi satış kanallarımızı büyütüyor, ürünlerimizi daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefliyoruz. Bitkisel beslenme ve sağlıklı yaşam alanında öncü isimlerle kurduğumuz iş birlikleriyle hem farkındalık yaratıyor hem de kullanıcıların ürünlerimizi doğrudan deneyimlemelerini sağlıyoruz. Türkiye’deki büyümemizi sürdürürken, ihracat tarafında da adımlar atarak sağlıklı yaşam, hayvan sevgisi ve çevre bilincini global ölçekte yaymayı amaçlıyoruz.Fomilk, yerel hammaddeler ve sürdürülebilir üretim yaklaşımıyla uluslararası trendleri takip ediyor. Sürdürülebilirlik, hammadde kaynaklarınız ve üretim/ambalaj süreçleriniz açısından markanız için nasıl bir öncelik taşıyor?Sürdürülebilirlik bizim için bir iletişim başlığı değil, bir denge meselesi. Coğrafi şartlar, çiftçinin bilgi seviyesi, devlet destekleri ve ekonomik gerçekler; gıda üretiminde alınan her kararı doğrudan etkiliyor. Bu yüzden sürdürülebilirliği ideal bir hedef olarak değil, gerçekçi ve ölçülebilir bir yaklaşım olarak ele alıyoruz.Yerel girdilerle üretim yapmayı önemsiyoruz; ancak bunun kalıcı ve sağlıklı olabilmesi için tarım tarafında da doğru adımların atılması gerektiğinin farkındayız. Bu nedenle bazı hammaddelerde neden yabancı kaynaklara yöneldiğimizi şeffaf biçimde anlatıyor, uzun vadede yerli üretimin güçlenmesi için gereken koşulları yakından takip ediyoruz. Üretimde atık oluşmaması, girdi–çıktı dengesinin korunması ve karbon ayak izinin azaltılması ise Fomilk’in gelecek planlarının merkezinde yer alıyor.Global ölçekte baktığımızda, tüketicilerin artık yalnızca sağlıklı değil; aynı zamanda çevre dostu ürünleri tercih ettiğini net biçimde görüyoruz. Bu değişim, bitkisel bazlı ürünlere olan ilgiyi ciddi şekilde artırırken; etik değerler, çevresel duyarlılık ve yeni tat arayışı markalar için de yeni sorumluluklar ve fırsatlar yaratıyor. Fomilk olarak bu dönüşümü izleyen değil, yönlendiren bir marka olmayı hedefliyor; sürdürülebilirliği büyüme stratejimizin merkezine koyuyoruz.2026 yılı içerisinde Fomilk’te ne gibi yeni ürünler ya da iş birlikleri göreceğiz? 2026’da Fomilk tarafında daha odaklı ve derinleşmiş ürünler göreceksiniz. Bitkisel bazlı içeceklerin yanı sıra, mutfak kullanımını genişleten yeni formatlar ve profesyonel çözümler üzerinde çalışıyoruz.Ayrıca farklı kültürlerden ilham alan, şefler ve Horeca profesyonelleriyle birlikte geliştirilen iş birlikleri de gündemde. Amacımız yalnızca ürün sayısını artırmak değil; bitkisel gıdanın Türkiye’deki konumunu dönüştürmek ve sektörde inovasyon ve kalite denince akla gelen ilk marka olmak.shop.fomilk.comFomilk’in kuruluş hikâyesini ve Horeca segmentine nasıl odaklandığınızı paylaşabilir misiniz? Ayrıca, sizin bu şirketteki rolünüzü de öğrenebilir miyiz?Fomilk’in hikâyesi tek bir ürün fikrinden değil, bir meraktan doğdu. Bitkisel gıdaların farklı kültürlerde binlerce yıldır nasıl tüketildiğini araştırırken şunu fark ettim: Bu ürünler yeni değil, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre yeniden yorumlanıyor. Bu süreçte hammaddenin değerini, doğru işlemenin ve israf etmemenin ne kadar kritik olduğunu merkeze alan bir bakış açısı geliştirdik. Bu birikimi; eğitimler, araştırmalar ve sürekli denemelerle besledik ve 2018 yılında Fomilk’i hayata geçirdik.Kuruluş motivasyonumuz; doğaya ve hayvanlara saygılı, temiz içerikli ve bitkisel bazlı ürünlerle hem artan talebe gerçek bir karşılık vermek hem de gıda sistemine pozitif bir katkı sunmaktı. Fındık, fıstık ve badem gibi geleneksel lezzetleri; modern beslenme alışkanlıklarıyla, sürdürülebilirlik ve lezzet odağında buluşturduk. Sağlığı ve gezegenin geleceğini birlikte düşünmeden gıda üretmenin mümkün olmadığına inanıyoruz; Fomilk’in temel değerleri de bu bakış açısıyla şekillendi.Horeca’ya odaklanmamız ise tamamen bilinçli bir tercih. Profesyonel mutfaklar, ürünün gerçek sınav alanı. Bir ürün baristada köpürmüyorsa, şefin reçetesinde çalışmıyorsa ya da standardını koruyamıyorsa raf başarısının bir anlamı yok. Benim rolüm de tam olarak burada başlıyor: Fomilk’in araştırmacı ruhunu, ürün performansını ve uzun vadeli vizyonunu şekillendirmek; bitkisel ürünlerin profesyonel mutfaklarda güvenle kullanılabileceğini kanıtlamak.Fomilk portföyünde Hindistan cevizi, yulaf, soya ve fındık gibi farklı bazlarda bitkisel süt alternatifleri bulunuyor; hatta vegan peynir benzeri ürünler de geliştirmişsiniz. HM Gazete okuyucuları için ürün gamınızdan detaylı olarak bahsedebilir misiniz?Fomilk ürün gamı “çeşit olsun” diye genişlemiş bir portföy değil. Her bazın hem kültürel bir geçmişi hem de fonksiyonel bir nedeni var.Yemiş bazlı içeceklerde en önem verdiğimiz prensip, hammaddenin tamamının ürüne dönüşmesi. Yani posa ya da atık oluşmuyor; bademin, fındığın ya da hindistan cevizinin tamamı ürünün bir parçası oluyor. Bu yaklaşım hem lezzet hem de sürdürülebilirlik açısından markamızın temel farklarından biri.Yulaf ve soya gibi bazlar ise tarihsel olarak farklı coğrafyalarda temel besin kaynakları. Biz bu kadim bilgiyi, bugünün profesyonel mutfak ve bar ihtiyaçlarıyla birleştiriyoruz. Vegan peynir benzeri ürünlerimizde de aynı yaklaşımı benimsiyoruz; yapay aroma ya da kısa yol çözümleri yerine, saf hammaddelerle doğru tekstür ve performansı hedefliyoruz. Aynı felsefe doğrultusunda geliştirdiğimiz sürülebilir bitkisel ürünlerimiz ve %100 yemiş ezmelerimizde de katkı maddesi ya da dolgu kullanmadan, yalnızca saf içerikle üretim yapıyoruz.Bu bakış açısının en güncel örnekleri ise kısa süre önce portföyümüze eklediğimiz yenilikçi içeceklerimiz. Brazilian Lemonade, Strawberry Dream ve Piña Colada; tamamı Türkiye’de ilk kez bu formatta geliştirilen ve sunulan ürünler. Brazilian Lemonade lime ve hindistan cevizi sütünü bir araya getirirken; Strawberry Dream çilek ve badem sütü kombinasyonuyla meyve bazlı ve bitkisel sütlü bir deneyim sunuyor, Piña Colada ise ananas ve hindistan ceviziyle tropikal tatları bitkisel bir zeminde buluşturuyor.Bu ürünlerle yalnızca yeni tatlar sunmuyor, bitkisel içecek kategorisinde sınırları genişletiyoruz. Fomilkolarak sürdürülebilirliği bir iletişim dili değil, üretim yaklaşımı olarak ele alıyor; inovasyonu da tek seferlik bir adım değil, sürekli devam eden bir süreç olarak görüyoruz. Daha yenilikçi ve farklı kullanım alanlarına hitap eden ürünler için çalışmalarımız aktif olarak devam ediyor.Ev dışı tüketim ve profesyonel mutfaklarda bitkisel bazlı içecek ve ürün kullanımı giderek artıyor. Horeca profesyonelleriyle çalışırken Fomilk’in bu alanda sunduğu avantajlar nelerdir?Horeca tarafında bitkisel ürünlerin yükselişi ideolojik değil, pratik. Tüketici talebi artıyor ama asıl belirleyici olan şey ürünün mutfakta nasıl davrandığı.Fomilk olarak avantajımız şu: Ürünleri masa başında değil, tezgâh başında geliştiriyoruz. Baristalarla köpük yapısını, şeflerle sıcak–soğuk stabilitesini test ediyoruz. Ürün; menüyü zorlamıyor, reçeteyi değiştirmiyor, operasyonu yavaşlatmıyor.Ayrıca Horeca’ya yaklaşımımız satıştan ibaret değil. Eğitim, ürün adaptasyonu ve uzun vadeli iş birlikleriyle ilerliyoruz. Çünkü profesyonel mutfaklarda güven, en az lezzet kadar önemli.Bitkisel bazlı ürünler, hem vegan/vejetaryen tüketiciler hem de süt intoleransı, sağlıklı yaşam Mutfağın Yeni Normali: Bitkisel GıdalarHMG RöportajCem Telvi Genel MüdürDünyanın İlk Şişelenmiş Soğuk Türk Kahvesi nelinde 800 ürün arasından seçilen yalnızca 18 inovatif içecekten biri oldu.Her şişe, Türkiye’nin farklı bölgelerinden ilham alan tatlarla bir kültürel yolculuk sunuyor:• Bold İstanbul (Geleneksel): Klasik kavruk lezzet• Silky Mardin (Dibek): Fıstık, badem, kakao ve tarçın notaları• Pistachio Zeugma - Memengiç• Minty Cappadocia - Kakule• Piney Aegean - Damla sakızlı\"Biz kahveyle kültür ihraç ediyoruz”Turkish Coffee LadyGlobal'in Kurucu Başkanı White'ın vizyonu, Gastro-Diplomasiyi ekonomik bir güce çeviriyor. Peru'nun kinoa başarısı gibi, Türk kahvesi de fonksiyonel bir \"süper gıda\" olarak parlayabilir: Ritüeliyle dolu, besleyici ve kültürel. Vakıf, otellerden restoranlara (Horeca) Türk kahvesi makinelerini yayarak pazarı genişletiyor. Bu yaklaşım, turizmi canlandırırken nitelikli ziyaretçileri çekiyor. White, içtenlikle ekliyor: \"Kahve sohbetleri insanları yakınlaştırıyor. Bu milli mirası inovasyonla gelecek nesillere aktarmak, en derin mutluluğum.\"ABD'den sonra küreselde de bayilik vermeye de başlayan Turkish Coffee Lady, \"She Brews Business (Kadınlar işini demliyor)\" eğitim programı ile kadın girişimcileri güçlendirirken, kahve dünyasında ülkemizin sesini yükseltiyor. www.turkishcoffeelady.com.trTurkish Coffee Lady, dünyanın ilk şişelenmiş soğuk Türk kahvesi RTD (Ready-to-Drink) ürününü global pazara sunuyor. Geleneksel Türk kahvesi pişirme tekniklerine sadık kalan, yapay zeka ile entegre bu fonksiyonel içecekler, ünlü mikro sanat ustası Hasan Kale’nin imzasını taşıyan özel şişe tasarımlarıyla sunuluyor. Ayrıca, bu yenilikçi ürün InvestBev yatırım platformu tarafından dünya geHMG Özel Habergastronomi alanındaki çıtayı yükseltmeyi hedefleyen Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri, on iki ana kategori ve iki özel ödül ile sahiplerini buldu.www.mutfakdostlari.org.trAltın Kaşık Ödülleri DağıtıldıMutfak Dostları Derneği, FourSeasons Hotel Istanbul at Sultanahmet ev sahipliğinde 7. Altın Kaşık Gastronomi Ödülleri Töreni’ni 14 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirdi. Mutfak Dostları Derneği’nin 2018 yılında kuruluş hedefleri doğrultusunda başlattığı ve yeme-içme alanını tüm bileşenleriyle kapsayan, başarılı kişi ve kuruluşları destekleyerek


Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026 Horecamailingazete Horeca-mailing-gazete www.horecamailing.com 13ruhunu, dokusunu ve hikâyesini simgeliyor. Örneğin \"İstanbul\" serisi, bu şehrin kadim kültürünü ve karmaşık zarafetini temsil ederken; \"Helsinki\" serimiz Kuzey’in o yalın, minimalist ve duru çizgisini sofralara taşıyor.Pazarlama stratejimizde bu isimler üzerinden kullanıcıyla duygusal bir bağ kurmayı hedefliyoruz. Bir otel veya restoran kendi konseptine uygun bir \"şehir ruhunu\" sofrasında yaşatabilsin istiyoruz. Ayrıca bu adlandırmalar, Tulu Porselen’in global vizyonunun da bir yansımasıdır. Biz Kütahya’dan yola çıkıyoruz ama İstanbul’dan Helsinki’ye, Nil’den Orta Asya’ya kadar her coğrafyaya hitap eden bir tasarım diline sahibiz. Bu sayede dünya genelindeki kullanıcılarımıza, markamızın sadece bir üretici değil, aynı zamanda küresel trendleri belirleyen bir tasarım evi olduğu mesajını veriyoruz.2026’ya yaklaşırken hem şirket özelinde hem de sektör açısından nasıl bir yıl olacağını öngörüyorsunuz?2026 yılı, bizim için \"küresel büyümenin ve teknolojik liderliğin pekişeceği\" bir yıl olacak. Tulu Porselenolarak bugün üretimimizin yüzde 90’ından fazlasını yerli hammadde ve kaynaklarla gerçekleştiriyoruz. Bu durum bize hem maliyet hem de Tulu Porselen’in kuruluş hikâyesi, sektördeki konumu ve bugün geldiği noktayı nasıl tanımlarsınız? Ayrıca şirket yönetimine kadar uzanan profesyonel yolculuğunuzdan da bahsedebilir misiniz?Tulu Porselen’in temelleri, toprağın ateşle olan binlerce yıllık dansına duyduğumuz tutkuyla atıldı. Markamızın adı olan “Tulu”, güneşin doğuşu anlamına gelir. Bizim için bu isim sadece bir kelime değil; her sabah yeniden doğan bir enerjiyi, aydınlığı ve üretimdeki sürekliliğimizi temsil eden bir felsefedir. 1995 yılından bu yana çini ve seramik sektöründe edindiğimiz derin tecrübeyi, porselenin zarafetiyle birleştirerek bugün Kütahya’nın ve Türkiye’nin gurur kaynaklarından biri haline geldik.Kendi profesyonel yolculuğuma gelecek olursak; ben bu sektörün mutfağında, yani bizzat üretimin kalbinde yetişmiş biriyim. Fabrika sahasındaki tozu solumadan, bir porselenin hamurundaki emeği hissetmeden bu denli büyük bir yapıyı yönetmenin mümkün olmadığına inanıyorum. 2020 yılında kurduğumuz modern porselen tesislerimizle bu yolculuğu yeni bir boyuta taşıdık. Bugün 50 bin metrekarelik kapalı alanımızda, yaklaşık 850 kişilik dev bir kadroyla ayda 5 milyon adet ürün üretiyoruz. Geldiğimiz noktada sadece ürün değil, Türkiye için katma değer üreten, sektöründe dijital dönüşümü tamamlamış global bir oyuncu konumundayız.Tulu Porselen, Horeca sektörü için özel koleksiyonlarıyla öne çıkan bir marka. Bu alanda ürünlerinizi ayrıştıran tasarım ve kalite anlayışınızı anlatabilir misiniz?Horeca sektörü, hata kabul etmeyen, dayanıklılığın ve estetiğin aynı anda zirvede olması gereken bir alan. Biz Tulu Porselen olarak, profesyonel mutfakların sadece birer çözüm ortağı değil, aynı zamanda onların vizyoner tasarım partneriyiz. Bizi rakiplerimizden ayıran en önemli özellik, geleneksel zanaatkârlığı en ileri dijital teknolojiyle harmanlamamızdır.Üretim süreçlerimizde kullandığımız dijital baskı teknolojileri ve özel kristal sırlar sayesinde, porselen yüzeyinde doğanın tüm renklerini ve dokularını kusursuzca işleyebiliyoruz. Çeşitli fuarlarda sergilediğimiz gibi, Horeca grubumuza eklediğimiz yeni modellerde gerçek altın file uygulamaları ve sezonun trend moda renklerini kullandık. Ancak asıl devrim niteliğindeki yeniliğimiz, ürünlerimize kazandırdığımız \"antibakteriyel\" özelliktir. ISO 22196 standartlarına göre sertifikalandırdığımız bu teknoloji ile porselen yüzeylerde 7/24 kalıcı antimikrobiyal aktivite sağlıyoruz. Bu, özellikle hijyenin kritik olduğu Horeca sektöründe bizi rakipsiz kılan bir kalite unsurudur. Şeflerimiz hazırladıkları sanat eserlerini sunarken, biz de onlara hem estetik hem de sağlık açısından en güvenli zemini sunuyoruz.Porselen üretiminde dayanıklılık, estetik ve fonksiyonelliğin aynı anda sağlanması büyük önem taşıyor. Tulu Porselen’in Ar-Ge süreçlerinde profesyonel şeflerden veya sektör uzmanlarından yardım alıyor musunuz?Ar-Ge ve inovasyon, Tulu Porselen’in DNA’sında yer alıyor. Bir ürünün sadece güzel görünmesi bizim için yeterli değil; o ürünün profesyonel bir mutfağın ağır şartlarına, binlerce kez yıkanmaya ve hızlı servis temposuna dayanması gerekiyor. Bu dengeyi kurmak için sürekli bir \"açık inovasyon\" modeliyle çalışıyoruz.Ürün geliştirme aşamalarımızda profesyonel şeflerle sıkı bir dirsek teması içerisindeyiz. Bir tabağın kenar açısının şefin sos dökme tekniğine etkisi veya tabağın ağırlığının servis personelinin ergonomisine katkısı gibi detayları bizzat sahadan gelen geri bildirimlerle şekillendiriyoruz. Ar-Ge merkezimizdeki mühendislerimiz, şeflerin hayallerindeki sunumları teknik olarak mümkün kılmak için gece gündüz çalışıyor. Örneğin, son geliştirdiğimiz \"darbeye dayanıklı kenar\" teknolojisi ve çizilmelere karşı dirençli sır yapımız, tamamen profesyonel kullanıcıların ihtiyaçlarından doğmuştur. Biz şeflerimize boş bir tuval sunuyoruz; o tuvalin ne kadar dayanıklı ve işlevsel olacağı bizim, üzerine yapılacak sanat ise onların uzmanlık alanıdır.Koleksiyonlarınızda “İstanbul”, “Helsinki”, “Nil” gibi şehir ve yer isimlerini görüyoruz. Bu adlandırmalarla tasarım ve pazarlama açısından ne tür mesajlar vermek istiyorsunuz?Porselen, aslında kültürel bir taşıyıcıdır. İsimlendirmelerimizde kullandığımız şehirler, o koleksiyonun Mutfağın Yeni Normali: Bitkisel Gıdalar “Profesyonel Mutfakların Vizyoner Tasarım Partneriyiz”HMG RöportajAli KılınçYönetim Kurulu Başkanı sürdürülebilirlik açısından büyük bir rekabet avantajı sağlıyor.2026’da Avrupa, Orta Asya, Afrika ve Orta Doğu pazarlarındaki payımızı daha da artırarak Türk porselenini dünyanın dört bir yanındaki sofraların vazgeçilmezi yapmayı hedefliyoruz.Sektörel bazda ise çevre dostu üretim ve sürdürülebilirlik artık bir seçenek değil, zorunluluk haline gelecek. Biz bu konuda hazırlıklıyız; tesislerimizde enerji verimliliği ve geri dönüşüm üzerine büyük yatırımlar yaptık. Türkiye, porselen üretiminde dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline geldi ve biz bu bayrağı en ön sırada taşımaya kararlıyız. Tulu Porselen olarak, \"Dünya için üretirken Türkiye için çalışma\" misyonumuzla, ekonomimize katma değer yaratmaya, ihracat hedeflerimizi büyütmeye ve her sabah güneşin doğuşuyla birlikte yeni hayalleri porselene işlemeye devam edeceğiz. Ülkemizin üretim gücüne ve insanımızın emeğine güveniyoruz; 2026 bizim için başarıların katlanarak artacağı bir yıl olacaktır. www.tuluporselen.com.trAltın Kaşık Ödülleri Dağıtıldı


14 www.horecamailing.com Horecamailingazete Horeca-mailing-gazete Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026Gault&Millau 2026 RehberiÖdülleri Sahiplerini BulduDivan Grubu Restoranlarına Ödül Tepe Kurumsal, Hizmetlerini Tek Marka Altında Topladıİzmir’in Ödüllü İtalyanı: ScappiGault&Millau Türkiye 2026 Rehberi Ödülleri, 8 Aralık 2025 Pazartesi akşamı Çırağan Palace Kempinski’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Sözen Group’un Türkiye’ye kazandırdığı organizasyon kapsamında Türk mutfağının önde gelen restoranları, şefleri, gastronomi profesyonelleri ödüllendirildi.Bağımsız değerlendirme süreci sonucunda seçilen restoranlar; ürün kalitesi, teknik yeterlilik, yaratıcılık ve sürdürülebilirlik kriterleri doğrultusunda listeye girdi. Türkiye’nin farklı şehirlerinden çok sayıda işletmenin ödül alması, ülke gastronomisinin çeşitliliğini ortaya Divan Grubu Restoranları, gastronomi alanındaki başarılarını ve saygın konumunu ulusal ve uluslararası ödüllerle bir kez daha sağlamlaştırdı. Maromi, Lokanta by Divan ve Telezzüz, geçtiğimiz haftalarda üst üste gerçekleşen ve dünyanın en prestijli gastronomi ödülleri arasınTürkiye’de 30 yılı aşkın süredir, Kurumsal Hizmetler pazarına öncülük eden Tepe Kurumsal, yeni yapısını, hizmet modelini ve gelecek hedeflerini düzenlediği bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. Tepe Kurumsal Yönetim Kurulu Başkaİzmir gastronomi sahnesinin öne çıkan adreslerinden Scappi, adını Rönesans döneminde tarihteki ilk yemek kitaplarından birini kaleme alan ünlü İtalyan şef Bartolomeo Scappi’den alıyor. Swissôtel Büyük Efes, İzmir’in 9. katında, kendine ait terasında Kordon’un eşsiz manzarasına karşı konumlanan restoran; geleneksel İtalyan mutfağını köklü mirasından ilham alarak sunuyor.koydu. Törende dağıtılan özel ödüller ve toque dereceleri, yılın öne çıkan performanslarını görünür kılarken; Türk mutfağının uluslararası alandaki yükselişinin de somut bir göstergesi oldu. Ayrıca Gault&Millau Türkiye Gastronomi Rehberi Ödülleri’nde bu yıl, hospitality sektörü de değerlendirmeye dâhil edildi ve \"HÔTEL Sélectionné” listesiyle rehber genişletildi.www.gault-millau.com.trda gösterilen rehberlerin 2026 seçkilerinde yer alarak mükemmeliyetini kanıtladı.Maromi ve Lokanta by Divan,Michelin’in 2026 “Tavsiye Edilenler” listesinde yer alırken, Telezzüz de geçtiğimiz sene aldığı “Yeşil Yıldız”a bu sene bir kez daha layık görüldü. Gault & Millau Ödülleri’nde ise Telezzüz ve Lokanta by Divan, “Chef’s Table” kategorisinde “2 Şapka” ya,Maromi ise “International Cuisine” kategorisinde “1 Şapka”ya değer bulundu. Divan Grubu ayrıca “En İyi Banket” ödülü kazandı. www.divan.com.trnı Levent Güler ve Tepe Kurumsal İcra Kurulu Başkanı Murat Altıkardeşler’in sözcülüğünde gerçekleştirilen toplantıda teknolojinin ve dijitalleşmenin baş döndüren hızına uyum sağlayabilen, yeni teknolojileri kullanan bütünleşmiş bir modelin Scappi mutfağında her gün taze ve mevsimsel ürünlerle hazırlanan tabaklar, yerli ve ithal şaraplardan oluşan zengin kavı ve restoranın imza kokteylleriyle tamamlanıyor. Lezzet, manzara ve ambiyansın dengeli birlikteliği, Scappi’yi klasik bir akşam yemeğinin ötesine taşıyor.Restoranın mutfak yaklaşımı; mevsimsellik, ürün kalitesi ve sürdürülebilirlik kurumlara sağladığı verimliliğin altı çizildi. Tepe Kurumsal, dijitalleşme ve entegre hizmet mimarisi üzerine kurduğu yeni yapıyı yalnızca Türkiye ile sınırlı görmüyor. Şirket 2026’da hizmet modelini bölgesel bir marka haline getirme hedefiyle yurt dışı açılım planlarını da devreye alıyor. Avrupa başta olmak üzere farklı coğrafyalarda uygulanabilir bir operasyon mimarisi oluşturmayı amaçlayan Tepe Kurumsal, teknoloji odaklı hizmet yaklaşımını global ölçekte konumlandırmayı hedefliyor.www.tepekurumsal.com.trodaklı bir anlayışla şekilleniyor. Scappiekibi, köklü İtalyan gastronomi geleneğini sürdürerek, zamansız ve rafine bir mutfak dili ortaya koyuyor. Ulusal ve uluslararası gastronomi rehberleri tarafından da yakından takip edilen Scappi; Michelin Guide 2025 ve 2026 Tavsiye Listesi’nde yer alırken, Gault & Millau Türkiye Rehberi’nin 2024, 2025 ve 2026 edisyonlarında seçkin restoranlar arasında gösteriliyor. Tripadvisor Traveler’s Choice Awards kapsamında dünyanın en iyi %10 restoranı arasında yer alan restoran, World Luxury Restaurant Awards 2024’te En İyi İtalyan Mutfağı, En İyi Lüks Çatı Restoranı ve En İyi Lüks Otel Restoranı kategorilerinde ödüller kazandı. Ayrıca Haute Grandeur Global Awards tarafından Türkiye’nin En İyi Manzaralı Çatı Restoranı seçildi ve 2025–2026 İncili Gastronomi Rehberi’nde yer aldı.Scappi, İzmir’de İtalyan mutfağını; manzara, atmosfer ve ekip yaklaşımıyla bütünleşen bir deneyim olarak sunan, ödüllü adreslerden biri olmaya devam ediyor.www.ristorantescappi.com


Hayat Kimya, küresel ölçekte güçlü bir hijyen markası; siz ise bu yapının ev dışı tüketim tarafında önemli bir görevi üstleniyorsunuz. Hem Hayat Kimya’nın Horeca tarafını hem de şirket içerisindeki görevinizi kısaca anlatabilir misiniz?Hızlı tüketim ürünleri sektöründe faaliyet gösteren şirketimiz Hayat Kimya, 1987 yılında kuruldu. Bugün, dünya çapında 8 ülkede 27 üretim tesisi ile globalleşme yolunda hızla ilerleyen Hayat Kimya, 100 ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla 2024 verilerine göre “Türkiye'nin En Büyük İhracatçıları” sıralamasında 50’nci sırada yer alıyor. Türkiye'de gerçekleştirdiğimiz üretim performansıyla “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” sıralamasında ise 39’uncu sırada yer alıyoruz.Dünyanın 4’üncü büyük bebek bezi üreticisi, Orta Doğu, Doğu Avrupa ve Afrika’nın en büyük temizlik kağıtları üreticisi olarak hızlı tüketim sektörünün önemli bir oyuncusu olan Hayat, hijyen, ev bakım, temizlik kâğıtları, kişisel sağlık ve evcil hayvan bakım kategorilerinde Molfix, Bebem, Good Care, Molped, Joly, Bingo, Gleen, Test, Has, Papia, Familia, Teno, Focus, Nelex, Goodcare, Evony ve Sholk gibi 16 güçlü markasıyla tüm dünyada milyonlarca eve \"HAYAT\" götürüyor.Türkiye’nin yanı sıra Mısır, İran, Cezayir, Rusya, Nijerya, Pakistan ve Vietnam olmak üzere toplam 8 ülkedeki 27 üretim tesisimiz; Fas, Bulgaristan ve Kenya, Malezya ve Tayland’daki satış dağıtım şirketlerimizle, faaliyet gösterdiğimiz her coğrafyada istihdam yaratıyor, tüketicilere değer katıyoruz.Ben yaklaşık 3,5 yıldır Hayat Strateji ve Pazarlama Başkanlığına bağlı olarak Global Ev dışı Kanal Pazarlama Müdürü olarak görev yapıyor ekibimle birlikte şirketimizin gücünü ve vizyonunu ev dışı tüketimde de en iyi şekilde sahaya yansıtmak için çalışıyorum. Focus Profesyonel markasıyla hangi ürün gruplarıyla kimleri hedefliyorsunuz? Temizlik kağıtları kategorisine 2006 yılında adım atan Hayat, bugün Türkiye’de pazar lideri olup, sadece temizlik kağıtları kategorisinde 60’tan fazla ülkeye ihracat yapmaktadır. Bunun yanı sıra şirketimiz, Türkiye, Orta Doğu, Balkanlar ve Doğu Avrupa’nın en büyük temizlik kağıdı üreticisi konumundadır.Hayat Kimya, 2007’den beri Focusmarkası ile yurtiçi ve yurtdışındaki otel, restoran, catering, kurum, okul, hastane, AVM vb ev dışı tüketim noktalarına kâğıt ve kimyasal ürünleri ile profesyonel hijyen ürünleri ve çözümleri sunarken Türkiye’nin yine lider markalarından Bingo deterjan ve yine Türkiye’nin önemli hijyen markalarından olan Evony markalı yetişkin bakım, maske ve dezenfektanları ile de müşterilerinin hijyen ihtiyacını karşılıyor.Türkiye, Rusya ve Mısır’da üretilen Focus markalı ürünlerimiz ile her yıl daha fazla ülkede ev dışı kanal noktalarına ulaşarak büyümeye devam ediyoruz.Focus olarak, her zaman müşteri memnuniyetini önceliyoruz. Kanalın ve sektörün ihtiyaçlarını analiz ederek şirketimizin sahip olduğu değerlerle inovatif, ekonomik ve kaliteli çözümler sunuyoruz. Saha satış ve AR-GE ekibimizle müşterilerimizin ihtiyaçlarını doğru şekilde anlamaya odaklanıyor, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda pazara en hızlı şekilde ulaşılabilir ürünler sunarak bütüncül bir deneyim yaratmayı amaçlıyoruz. Bunun yanı sıra ürünlerimizle beraber kullanılacak yardımcı destek çözümlerimizle de müşterilerimizin her an yanında oluyoruz. Horeca sektöründe hijyen standartlarının sıkılaşmasıyla birlikte beklentiler de yükseliyor. Focus Profesyonel ürünleri, hijyen, kalite ve operasyonel verimlilik açısından işletmelere nasıl bir kolaylık sağlıyor? Özellikle yoğun kullanım alanlarına yönelik geliştirdiğiniz özel ürünleri HM Gazete okuyucularına kısaca özetleyebilir misiniz?Hayat Kimya olarak yaptığımız işleri girişimcilik, cesaret, aidiyet, açık fikirlilik, dürüstlük ve insana ve doğaya saygı değerleri çerçevesinde şekillendiriyoruz. Nesiller boyu fayda sağlama vizyonumuzun öncelikleri arasında ekonomik performans, ürün kalitesi ve inovasyon bulunuyor. Focus temizlik kağıdı ürünlerimiz yüzde yüz saf selülozdan üretiliyor ve kimyasal beyazlatıcı kullanılmıyor. ISSA üyesi bir şirket olarak kalite standartlarımızı sertifikalarla belgeliyoruz. Kullandığımız selüloz harmanını, özel micro gofraj sistemimizi ve özel üretim teknolojimizi güçlü ve geniş ürün gamımızla tamamlayarak, pazar koşullarına uygun fiyat stratejimiz, etkin ve geniş dağıtım ağımız ile rakiplerimizden farklılaşıyoruz. Ayrıca ev dışı kullanım alanlarındaki özel dispenser ürünlerimiz ile müşterilerimize, sarfiyatı azaltan, hijyen sağlayan profesyonel çözümler sunuyoruz. Örnek verecek olursam FocusExtra Joker 3’ü bir arada ürünümüz orta ve küçük ölçekli müşteriler için geliştirildi. Bu ürünle hijyen fonksiyon ile buluşuyor. Focus Extra Joker hem tuvalet kağıdı, hem mendil hem de peçete olarak kullanılabiliyor. Alt tarafı kapalı, özel olarak tasarlanan ambalajı sayesinde toz, kir ve nemden etkilenmiyor, hijyenik bir ürün olarak karşımıza çıkıyor. Talebe ya da ihtiyaca göre dispenserli ve/veya dispensersiz kullanılabiliyor. Dispenser ile kullanımda tek adımda el değmeden hijyenik bir şekilde dolum yapılabiliyor. Her seferinde tek yaprak kullanılıyor ve geleneksel peçetelere göre kullanımda %20'ye varan tasarruf sağlanıyor. Üretim tarafında ise, sektörün beklediği inovasyonlara yönelik ürünlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. Geliştirdiğimiz ürünleri de aldığımız sertifikalar ve kalite belgeleriyle tescillendiriyoruz. Çalışmalarımıza örnek verecek olursam, otellerin önemli bir sorunu olan, tuvalet kağıtlarından kaynaklı tıkanmaları çözmek amacıyla geliştirdiğimiz Focus tuvalet kağıtları, tuvalet tıkamaz sertifikasına ve alerji yapmadığına dair hipoalerjenik sertifikaya sahip. Ayrıca, gıda ile temasa “uygunluk” belgesi sayesinde, otel mutfakları ve catering alanlarına özel olarak da hijyenik bir çözüm sağlamakta.Hayat Kimya ev dışı kanal olarak hedefimiz; kullanım konforunu arttırmak, işletmelerin sarfiyat miktarlarını düşürerek karlılıklarını yükseltmek. Hijyenik çözümlerimizle sektöre yenilikler getiriyor, ürün çeşitliliğimiz ile sektörde kalite kriterlerini yükseltmeye devam ediyoruz. Hayat Kimya olarak tüketiciyle duygusal bağ kurmanın önemini sık sık belirtiyorsunuz. Bu kapsamda kurduğunuz Hayat Neurolab’i ve sunduğu faydaları HM Gazete okuyucuları için anlatabilir misiniz?Tüketicilerin beklentilerini anlamak, doğru analiz etmek, onlarla duygusal bağ kurmak hiç olmadığı kadar önemli hale geldi. Biz de tüketicilerimizi daha iyi gözlemlemek ve onlara en iyisini sunmak amacıyla geçtiğimiz yıl pazar araştırma departmanımız bünyesinde Hayat Neurolab’i kurduk. Laboratuvarımızda “Elektroensefalografi” (beyin dalgası ölçümü), “Eye Tracking” (göz takibi), “GSR” (deri iletkenliği) ve “Facial Coding” (yüz kodlama) gibi ileri teknolojileri kullanarak reklam mesajlarımızı, ürünlerimizi, ambalajlarımızı ve yeniliklerimizi tüketicilerin bakış açısıyla test ediyoruz. Ayrıca dış faktörlerden etkilenmeden, yeniliklerimiz ve iletişimlerimizle ilgili doğrudan yorumlarını da alabiliyoruz.Neurolab sayesinde reklam filmlerimizi yayına girmeden önce gelen geri bildirimlerle revize edebiliyoruz. Faaliyete geçtiği günden bugüne kadar laboratuvarımızda 500’ün üzerinde tüketiciyle 30’a yakın proje yürüttük ve pek çok reklam filmi, senaryo, ambalaj ve koku analizi çalışması gerçekleştirdik. Özellikle ürün tanıma, marka bilinirliği, beğenilirlik, reklam tanıları, mesaj iletimi ve reklamın anlaşılması konularında pozitif anlamda standartların üzerinde sonuçlar elde ettik. Ev dışı tüketim stratejilerimizde de Neurolab’den en iyi şekilde faydalanmaya devam ediyoruz. www.hayat.comHoreca'da Hijyen Bir Üründen İbaret Değil!Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026 Horecamailingazete Horeca-mailing-gazete www.horecamailing.com 15Pelin Özbilgin EDK Global Pazarlama MüdürüHMG Röportajyaşamın hızına uyum sağlıyor.Yeni GUSTO Serisi’nde baharatlarla harmanlanmış ve ustalıkla pişirilmiş piliç eti, dünya mutfaklarından ilham alan enfes soslarla birlikte tek pakette buluşuyor. Keskinoğlu’nun bu yeni ürün serisi hem sağlık hem kolaylık hem de yüksek lezzet standardı arayan tüketiciler için ideal bir temel gıda alternatifi sunuyor.Fuarda gerçekleştirdiği tadım etkinliğiyle geniş ürün gamını İstanbul’daki yerel market zincirlerinin beğenisine sunan Keskinoğlu, ürün ve hizmetleriyle İstanbul PERDER’e üye zincir market temsilcilerinden ve sektör profesyonellerinden tam not aldı. Standında, yerel marketlerin üst düzey yöneticilerinden oluşan ziyaretçilerini ağırlarken, B2B görüşmelerle yeni iş birliklerinin kapısını açtı.www.keskinoglu.com.trKeskinoğlu'dan Yeni GUSTO Serisiİstanbul PERDER’ e üye zincir market temsilcileriyle üretici, tedarikçi ve distribütör firmaları bir araya getirerek iletişim ve iş birliği fırsatları sunan “İstanbul Yerel Marketler Buluşması ve Fuarı” YERELİST, 10-11 Aralık 2025 tarihleri arasında WOW Kongre Merkezi’nde, 9. kez düzenlendi. “Birlikte Yerel’iz” mottosuyla sektör sinerjisini güçlendiren Yerelist 2025’te Keskinoğlu, kaliteli, güvenilir ve sürdürülebilir üretim yaklaşımını yansıtan ürün ve hizmetlerini sektör paydaşlarıyla buluşturdu.Keskinoğlu, Aralık ayında tüketiciyle buluşan GUSTO Serisi’nin lansmanını da yaparak fuarın en çok ilgi gören markalarından biri hâline geldi.Yeni GUSTO Serisi, dünya mutfağının en özel soslarıyla hazırlanmış Ballı Barbekü Soslu Piliç, Kremalı Pesto Soslu Piliç ve Sweet Chili Soslu Piliç ürünleriyle tüketicilere 3 dakikada gurme lezzeti sunuyor. Sağlıklı ve pratik olmasının yanından oldukça lezzetli bir temel gıda alternatifi olarak geliştirilen GUSTO Serisi, karıştır–ısıt–ye kolaylığıyla modern Edenred Türkiye’ye ÖdülB2B Excellence Awards, 3 Aralık günü Zorlu PSM’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Kurumsal yemek kartı kategorisinde B2B süreçlerinde sunduğu kusursuz deneyim, yenilikçi yaklaşım ve paydaş güveniyle öne çıkan Edenred Türkiye, bu yıl da sektörünün birincisi oldu. Beşinci kez üst üste “Türkiye’nin En İtibarlı İş Ortağı”seçilen marka, iş dünyasında güvenin, tutarlılığın ve sürdürülebilir başarının simgelerinden biri haline geldi.Edenred Türkiye CMO'su Zeynep Ege Dura, \"Üst üste beşinci kez 'Türkiye'nin En İtibarlı İş Ortağı' seçilmek, müşterilerimize verdiğimiz hizmette mükemmelliği yakalama çabalarımızın sonuç verdiğinin büyük bir teyididir. Ticket Restaurant markası ile yemek kartı sisteminin yaratıcısı ve öncüsü olarak, 35 bini aşkın kurumsal müşterimize ve Türkiye'nin dört bir yanında 70 binin üzerinde üye restoran, kafe, büfe ve markette; ayrıca binlerce akaryakıt noktasında ve onlarca markanın binlerce mağazasında kapsamlı bir ekosistem sunmaktan onur duyuyoruz. Bu ödül, yalnızca bugünkü çabalarımızın değerini kanıtlamakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğe dair umut ve güven aşılıyor. Hizmet kalitemizi artırmak, dijital çözümlerimizi yeniden tasarlamak ve iş ortaklarımızın beklentilerini aşmak için geliştirdiğimiz her teknoloji; şirketlerin operasyonlarını basitleştirirken, aynı zamanda onların verimliliklerine doğrudan katkı sağlıyor. \" diye konuştu.www.edenred.com.tr


16 www.horecamailing.com Horecamailingazete Horeca-mailing-gazete Horeca Mailing Gazete / Aralık-Ocak 2026Beypazarı, artan yerli marka tercihi ve yerel üretime yönelen tüketici eğilimlerine Sarı Co’âlâ ile yanıt veriyor. Beypazarı Maden Suyu, geleneksel Kış ayları geldiğinde kafe ve restoranlarda misafirlerin aradığı en maden suyu üretimindeki köklü başarısını gazlı içecek kategorisine taşıyarak içecek sektöründe inovatif adımlar atmayı sürdürüyor.Beypazarı, portföyünü Sarı Co’âlâile genişletiyor. Portakalın ferahlatıcı notalarıyla zenginleştirilen ürün; genç tüketicilerden daha dengeli alternatifler arayanlara kadar geniş bir kitleye hitap ediyor. Doğal maden suyu ve %100 pancar şekeri içeriğiyle özgün bir lezzet deneyimi sunan Sarı Co’âlâ, yapılan tadım testleri ve tüketici geri bildirimlerinde yüksek memnuniyet oranlarına ulaştı.www.beypazarimadensuyu.com.trönemli unsur “konforlu sıcaklık” oluyor. Müşteriler, tercih ettikleri mekânlarda keyifli vakit geçirmek isterken, işletmeciler hem ideal konfor şartlarını sağlamayı hem de enerji maliyetlerini kontrol altında tutmayı hedefliyor.Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, kafe ve restoran ısıtmasında doğru çözümün, konfor ve enerji verimliliği açısından önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Kafe ve restoranlarda her proje, farklı bir bakış açısı gerektiriyor. Mekânın mimarisi dikkatle analiz edilmeden verimli ve konforlu bir ısıtma sistemi oluşturmak mümkün olmuyor. Küresel teknoloji trendlerinin belirlendiği en önemli platformlardan biri olan CES’te Thud e-Robotics, ilk somut ürünü X Barista’yı uluslararası ziyaretçilere tanıttı. X Barista; latte art gibi ustalık gerektiren hareketleri insansı biçimde gerçekleştirebilen, tamamen otonom çalışan bir robotik kahve noktası olarak geliştirildi.Kafe ve Restoranlarda Yüzde 40 TasarrufKaraca; dünyada bir ilk olan Hatır Perfetto’nun Türk kahvesi ve İtalyan espresso kültürünü aynı makinede buluşturan özelliğini reklam filmi ile tüketicinin beğenisine sundu. Hatır Perfetto’nun reklam filminde yer alan efsanevi teknik direktör Fatih Terim, güçlü duruşu ve ilham veren kişiliğiyle marka mesajını pekiştirerek ürünün “iki dünyanın buluşması” temasını etkileyici bir şekilde anlattı. Terim’in hem Türk hem de İtalyan versiyonlarının yer aldığı film, Türk kahvesinin geleneksel ruhu ileespresso kültürünün modern enerjisini eğlenceli bir rekabet üzerinden izleyiciye anlatıyor.Filmde, Terim’in iki ülke arasında kurduğu köprüyü güçlü bir mizahla anlatırken, onun karizmatik duruşu ve tartışılmaz liderlik enerjisi sayesinde iki kahve kültürü arasındaki tatlı rekabet etkileyici bir sahneye dönüşüyor.Kahvenin iki ayrı dünyasını tek bir makinede bir araya getiren HatırPerfetto, Fatih Terim’in kapanıştaki samimi ve gülümseten cümlesiyle kusursuz şekilde özetleniyor: “Ne tarafa geçsem kazanmak istiyorum.” Terim’in enerjisi, hem Türk kahvesinin kadim geleneğini hem de espressonun modern dinamizmini tek bir potada buluşturan Hatır Perfetto’nun vizyonunu güçlü bir şekilde anlatıyor.www.karaca.comX Barista Görücüye ÇıktıBeypazarı'ndan Sarı Co’âlâThud e-Robotics CEO’su Önder Akyazıcı, CES katılımına ilişkin olarak şunları söyledi:“CES, teknoloji dünyasının en önemli buluşma noktalarından biri. X Barista’yı bu ölçekte bir fuarda sergilemek, geliştirdiğimiz teknolojinin küresel karşılığını görmek açısından büyük önem taşıyor. İnsan ustalığını robotik sistemlerle ölçekleyerek hizmet sektöründe yeni bir dönüşüm hedefliyoruz.”Yapay zekâ tabanlı robotik çözümler geliştiren Thud e-Robotics, robotları insanın yerine geçen makineler değil, insan becerisini çoğaltan teknolojiler olarak konumlandırıyor. CES 2026 katılımı, şirketin yanı sıra Türkiye’nin robotik ve yapay zekâ ekosisteminin uluslararası görünürlüğüne katkı sağlamayı amaçlıyor.www.thuderobotics.com/trHatır Perfetto’nun Yeni Yüzü Fatih TerimÇukurova Isı olarak, Silversun Hot Air SH serisi sıcak hava üreteçleri ile kafe ve restoranların kapalı alanlarındaki ısıtma ihtiyacına etkili bir çözüm sunuyoruz. Tavana, duvara veya raf üzerine kolaylıkla monte edilebilen Silversun Hot Air SH serisi, mekânın her noktasında eşit sıcaklık hissi oluşturarak maksimum konfor sağlıyor.Böylece misafirler konforlu bir ortamda vakit geçirirken, işletmeciler de enerji maliyetlerini yüzde 40’a varan oranlarda düşürebiliyor.\"www.cukurovaisi.com/tr/


Click to View FlipBook Version